Zenginden fazla vergi alınması meselesi – 3 Ekim 2012

Ana Sayfa » Basından Haberler » Zenginden fazla vergi alınması meselesi – 3 Ekim 2012
Paylaş
Tarih : 03 Ekim 2012 - 12:28

Osman Arıoğlu

Zenginden fazla vergi alınması kulağa hoş gelen bir söylem.

Bu haliyle kimsenin de karşı çıkma veya itiraz etme şansı olmayan bir ifade. Üstelik Anayasa’nın 73’üncü maddesi; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır” demektedir.

Dünyadaki ekonomik kriz sonrasında zaman zaman ülke liderlerinden; zenginden fazla vergi alınması gerektiğine yönelik söylemler duyduk.

· ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton gittiği ülkelerde kendisinden adil bir vergi sistemi için talepte bulunulduğunu belirterek, zenginlerin ülkelerinin kalkınmasında daha çok rol almaları gerektiğini belirtti.
· İngiltere’de Başbakan Yardımcısı Nick Clegg bir süre için dahi olsa ülkede zenginlerden daha yüksek vergi alınabileceğini ifade etti. Gerçi Nick Clegg’in bu konuşmasının hemen ardından Maliye Bakanı George Osborne “istihdam yaratarak ekonomiye büyük katkıda bulunan kesimleri ürkütmemek gerektiği”ni söyleme gereği duydu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongresi öncesi katıldığı bir televizyon programındaki bir soru üzerine “Zenginlere yüksek vergi neden olmasın” şeklinde bir açıklamada bulundu. Bunun üzerine basında zenginlere ek vergi veya gelir vergisi tarifesi üst diliminin tekrar %45’e çıkarılacağı yönünde haberler ve yorumlar yazılmaya başlanıldı.

GV üst oranı uzunca bir süre %50’nin üzerindeydi

Aslında bizim gelir vergisi sisteminde üst oran bir ara %55 idi. 1998 sonrasında ise yapılan gelir vergisi değişiklikleri sırasında üst oran %45’e çekilmişti. Ancak verginin %10 oranında bir de fon alınıyordu bununla beraber oran %49,5’e geliyordu. Daha eski yıllara gidersek Türkiye’de gelir vergisi üst oranının %75 olduğu dönemlerin dahi olduğunu belirtmeliyiz.

Türkiye’de 2005 yılında yeni Kurumlar Vergisi Kanunu ile beraber kurumlar vergisi oranı %30’dan %20’ye, gelir vergisi üst oranı da %45’ten %35’e indirilmişti.

Vergi oranlarının yüksek olduğu dönemlerde de en çok konuşulan konu vergi kayıp ve kaçağının yüksekliği idi. 2003 sonrası dönemde gelir idaresi önce VEDOP 2 sonra da VEDOP 3 ihaleleriyle teknolojinin imkanlarını daha çok kullanmaya başladı. Ve oluşturulan veri ambarı sistemi ile vergi kayıp ve kaçağını daha kolay kavrayacak bir yapıya kavuşuldu.

Şu an sistemde Ba-Bs formlarıyla alınan bilgilerle aylık bazda çapraz kontrol imkanı bulunmakta, bilgiler bankacılık ve bankalar arası kart merkezinden gelen bilgilerle çek edilebilmektedir. Kısaca, bir şekilde bankacılık sistemine giren bir işlemin izi sürülebilir hale geldi.

Bütün bunlar yapılırken ve vergi oranlarında indirime gidilirken temel gerekçe kayıt dışılığın azaltılması ve vergi sisteminin vergi kaçırma ihtiyacı olmadan içinde yaşanılır bir sistem haline getirilmesiydi. Bugün bu gerekçelerin hiçbiri ortadan kalkmış değil. Sistemde temettü vergilemesi ve artan oranlı tarife nedeniyle üst gelir dilimine girenlerden daha yüksek oranda vergi alınması sağlanmaya çalışılıyor. Bir yandan da yatırım ortamının iyileştirilmesi, yatırım ve istihdam kapasitesinin artırılmasına gayret ediliyor. Nitekim bu alanda birçok teşvik uygulaması da yürürlüğe konuldu.

Dolaylı vergi sisteminde de lüks sayılan tüketim mallarından daha yüksek oranda özel tüketim vergisi alınması ve sosyal amaçlı harcamalarda da KDV oranının indirilmesi uygulaması gibi yöntemlerle düşük gelirli kesimler üzerindeki vergi yükü azaltılmaya çalışıldı.

Yeni aflar kaçınılmaz olmasın

Ülke kalkınmasında en önemli unsur hukuk güvenliğidir. Bunun vergisel anlamdaki adı ise vergi sisteminde belirlilik ve geleceğe güvenle bakabilmek, sürprizlere mümkün olduğunca yer vermemektir. Yoksa bir defalık olanlar dışında, yüksek vergi oranı uygulamak vergi adaletini tesis etmek veya zenginden daha çok vergi almak için tek başına yeterli değildir. Aksi takdirde gidilen yer, vergi adaletini daha da zedeleyen vergi aflarına yenilerinin eklenmesi olur.

Bir önceki yazımız olan Limited şirket sözleşmesi - 2 Ekim 2012 başlıklı makalemizde Engin Malay, Limited şirket sözleşmesi ve limited şirketlerin açılması hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo