YÖNETİCİLERİN PRİM VE DİĞER BORÇLARDAN SORUMLULUKLARI

Ana Sayfa » Güncel Haberler » YÖNETİCİLERİN PRİM VE DİĞER BORÇLARDAN SORUMLULUKLARI
Paylaş
Tarih : 25 Şubat 2013 - 10:38

1-Genel Değerlendirme

      3203 sayılı kanunla, mülga 506 Sayılı Kanunun 80.maddesine  eklenen son  fıkrada; sosyal sigorta primlerini haklı nedenleri olmaksızın,süresi içersinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip,sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kurum’a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu” oldukları belirtilmiştir.

01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı kanunun 88.maddesinde ise;”Kurumun sigorta  primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri,tüzel kişiliği haiz diğer iş verenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı  işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu” oldukları belirtilmiştir.

Gerek mülga 506,gerekse 5510 sayılı Kanunlardaki bu düzenlemeye göre,Kamu kurum ve kuruluşları yönünden;

-Tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri,

Tüzel kişiliği haiz diğer işverenler yönünden ise;

-Şirket yönetim kurulu üyeleri,

      -Üst düzey yöneticileri veya yetkilileri,

      -Kanuni temsilcileri,     

İşverenlerin borçlarından Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır.

01.10.2008 tarihi itibariyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlüğe girerek, her ne kadar 506 sayılı Kanun yürürlükten kalmış ise de, anılan Kanuna göre tahakkuk eden prim borçları için 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’nun şirket yöneticilerine başvurma hakkı bulunduğundan,halen 506 sayılı Kanun’a göre Kurum alacaklarının takibi yapılabilmektedir.

506 Sayılı Kanunun 80.maddede yer alan düzenleme ile 5510 sayılı Kanunun 88.maddesinde yer alan düzenleme farklılık arz etmektedir.

 

2-506 sayılı Kanunun 80.maddesi ile 5510 Sayılı Kanunun 88.maddesi arasındaki farklılıklar

      Mülga 506 sayılı Kanunun 80.maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 88.maddeleri arasında;

-Alacağın niteliği,

-Sorumlu tutulan kişilerin niteliği,

Hususlarında farklı düzenlemeler yer almıştır.

2.1-Alacağın niteliği yönünden farklılıklar

 

      506 sayılı Kanunun 80.maddesinde açıkça” sosyal sigorta primlerini haklı nedenleri olmaksızın” kavramı yer almakta iken, 5510 sayılı Kanunun 80.maddesinde bu husus;” sigorta  primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın”  şeklinde düzenlenmiştir.

506/80.maddesinde,Sosyal Güvenlik Kurumu, şirketlerin üst düzey yöneticilerine yalnızca sigorta primi alacakları için  başvurabilirken, 5510/88 madde ile sigorta primlerine diğer alacaklar kavramı da eklenerek, Kurum’un şirket yöneticilerine başvuracağı alacak türü genişletilmiştir.

Böylelikle 506 Sayılı Kanuna göre sigorta primi dışında, eğitime katkı payı,damga vergisi,özel işlem vergisi ve idari para cezaları gibi alacaklar yönünden Kurum,şirket yöneticilerine başvuramazken, 5510/88.madde ile tüm bu alacaklar yönünden şirket yöneticilerine başvurabilme imkanı getirilmiştir.

     

       2.2-Sorumlu tutulan kişilerin niteliği yönünden farklılıklar

 

      506/80.maddede prim borçlarından sorumlu tutulacak kişiler için; “tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri” belirtilmişken,5510/88 ile;” şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilciler” kavramı getirilmiştir.Burada getirilen yenilik, üst düzey yönetici veya yetkiliye ilaveten kanuni temsilcilerin de sorumluluğuna gidilmiş olmasıdır.

Yeni düzenleme ile getirilen “kanuni temsilci” kavramı ne anlama gelmektedir?

Temsilci,başkasının nam ve hesabına hareket ederek,irade beyanı ile, temsil ettiği kişiyi,hak sahibi veya borçlu kılabilen kişidir.Temsilcinin temsil yetkisi,bir kanun hükmüne ya da temsil edilenin istek ve iradesine dayanır.Kanuna dayanan temsil yetkisine,kanunu temsil,bu yetkiye sahip olan kişiye de kanuni temsilci denir.

5510 sayılı Kanunun 88.maddesi ile Kurumun tüm alacakları yönünden sorumlu tutulan Kanuni temsilci, esasen hem 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun mükerrer 35.maddesindeki düzenleme çerçevesinde her türlü kamu alacağı için sorumlu olan, hem de 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10.maddesinde vergi alacağı yönünden sorumlu olan kişidir.5510/88 madde ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun her türlü alacağından da kanuni temsilci sorumlu tutulmaktadır.

Kanuni temsilcilik kavramı ile ilgili olarak ise, TTK’nun  İdare ve Temsil Başlıklı 540.maddesinde “aksi kararlaştırılmadıkça,ortaklar,hep birlikte,müdür sıfatıyla limited şirketin işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar,şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile limited şirketin idare ve temsilinin ortaklardan birine veya birkaçına bırakılabileceği, 541.maddesinde ise şirket mukavelesi veya umumi heyet kararıyla şirketin idare ve temsilinin,ortak olmayan kimselere de bırakılabileceği,hükmü yer almaktadır.Bu düzenlemeye göre,limited şirket ortaklarının tamamı,yahut müdür sıfatıyla atanan ortak yahut ortak olmayan kişiler limited şirketin kanuni temsilcisi durumundadırlar.5510 Sayılı Kanunun 88.maddesine göre de Kurum alacağında sorumludurlar.

Anonim Şirketin kanuni temsilcisi  yönetim kuruludur. Yönetim kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisi, esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu

üyesi olmaları şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu müdürlere devredilebilir.

Limited şirketin ortakları  şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve 6183

sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. 5510 sayılı Kanunun 88.maddesinin 16.bendinde; “Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Kanunun 51,102 ve 106.maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır.” Hükmü yer almaktadır.Bu hüküm gereğince  limited şirket ortaklarının,sermaye hisseleri çerçevesinde Kurum’a sorumlulukları bulunmaktadır.

Buna göre; kamu alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde tüzel kişiliğin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden önce, şirket esas sözleşmesinin tetkik olunması, temsil salâhiyetinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya bir kaç üyeye veya şirkette pay sahibi olmayan müdürlere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.

Yapılacak tespit sonucunda; şirketi temsil salâhiyetinin murahhas üye veya üyeler ile şirkette pay sahibi olmayan müdürlere bırakıldığının anlaşılması halinde kamu alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmaması gerekir.

Şirket esas sözleşmesinde bu şekilde bir görevlendirmeye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaması halinde,  yönetimde bulunan tüm üyelerin müşterek ve müteselsil sorumlulukları dikkate alınarak haklarında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun Mükerrer 35.maddesi uyarınca işlem yapılması gerekir.

 

      3-Sorumlu tutulacak kişilerle ilgili ortak hususlar

 

Gerek 506/80, gerekse 5510/88 maddeleri incelendiğinde,kamu kurum ve kuruluşları ile özel işletmelerde, sorumluluğuna gidilebilecek kişilerin

 

Tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri,

      -Üst düzey yöneticileri,

      -Veya Yetkilileri,

       Olduğu anlaşılmaktadır.5510 Sayılı Kanunla getirilen kanuni temsilci kavramı bir önceki bölümde izah edilmişti.

Şimdi bu kavramların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Kamu görevlileri yönünden, sorumlu tutulacak kişiler, sigorta primini tahakkuk ve tediye ile görevli olan kişilerdir.Bu kişiler Kamu kurumlarının örgütlenme biçimine göre değişmektedir.Hatta kamu kurumlarında tahakkuk yetkisi ile ödeme yetkisi farklı farklı olabilmektedir.Tahakkuk birimleri sigortalının bizzat istihdam edildiği birimler olabilirken, ödeme birimleri, tahakkuk biriminin bağlı olduğu saymanlık,muhasebe müdürlüğü gibi birimler olabilmektedir.

506 ve 5510 Sayılı Kanun ile yapılan düzenleme;sigorta primlerinin ve Kurumun diğer alacaklarının süresinde ödenmesi ile ilgili işveren ve işveren vekili için öngördüğü sorumluluğu yeterli görmeyerek,işveren ve işveren vekilinin yanında ve onlarla birlikte bazı kişileri de müştereken ve müteselsilen sorumlu tutma yoluna gitmiştir.Kanun, üst düzey yönetici veya yetkili  olarak isimlendirdiği bu kişileri, alacaklarının tahsilini güvence altına almak amacıyla sorumlu tutmuştur.

Doktrinde üst düzey yönetici kavramı; tüzel kişiyi üst düzeyde

yöneten,tüzel kişinin yönetiminde son sözü söyleyen kimseyi anlatır.(1)

Üst düzey yönetici veya yetkili olan kimsenin,işveren tüzel kişinin yetkili karar organları tarafından,sosyal sigorta primi ödeme kararını almak ve

sosyal sigorta primlerini ödemek için gerekli yetkilerle donatılması gerekir.

 

     Gerek 506 sayılı kanunun 80. gerekse 5510 Sayılı Kanunun 88.maddesinin,üst düzey yönetici kavramı ile Sosyal sigorta primlerinin ödenmesinden sorumlu olan kimseyi amaçlayıp amaçlamadığı,üzerinde durulması gereken bir konudur.88.madde de bu yönde bir açıklık bulunmadığından ve anılan maddenin getiriliş amacı göz önüne alındığında,bu şekilde genişletici bir yoruma gidilmemelidir.

      Yasal düzenlemede üst düzey yönetici kavramı yanında üst düzey yetkili kavramına da yer verilmiştir.Üst düzey yetkili kavramı,tüzel kişinin üst düzey yöneticilik sıfatını taşımayan,ancak,tüzel kişiler tarafından kendisine bazı yetkiler verilen kişileri ifade etmektedir.Bunlar,belirli ve sınırlı yetkilerle donatılan ve yetkileri arasında sosyal sigorta primi ödeme yükümlülüğü de bulunan kişilerdir.(2)

5510 Sayılı Kanun kapsamında anonim şirket üst düzey yöneticisi sayılmak için yönetim kurulu üyesi olmak yeterli değildir.Aynı şekilde,anonim şirket kurucu üyeliği de üst düzey yöneticilik için yeterli değildir.Limited şirketlerde de şirketin idare ve temsilinin ortaklardan birine verilmesi halinde idare ve temsil yetkisi olmayan diğer ortakların üst düzey yönetici olduğundan söz edilememektedir.Elbette bu ortakların hisseleri oranında kamu borçlarından sorumlu olacakları tartışmasızdır.

Anonim şirketlerde üst düzey yöneticilikten söz edebilmek için yönetim kurulu üyeliği yanında şu şartların da bulunması zorunludur:

-Yönetim kurulu üyesinin,sosyal sigorta primlerinin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması gerekir.Mali işlerle hiçbir ilgisi olmayan,şirketin  mali işlerini yürütme konusunda görev ve yetkisi bulunmayan yönetim kurulu üyesinin anonim şirket ile birlikte müteselsil sorumluğu 506 sayılı yasanın 80.maddesinin(5510 sayılı yasanın 88.maddesinin) çok geniş yorumlanmasını ifade eder.(3)

-Yönetim kurulu üyesinin imza yetkisi yoksa,sadece yönetim kurulu toplantılarına katılıp,anonim şirketin üst düzeydeki yönetimine fiilen iştirak etmiyorsa,şirketin ödenmeyen sosyal sigorta primi borçlarından,şirket ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulamaz(4)

Konuya ilişkin Yargıtay’ın verdiği bazı kararlar şöyledir:

-21.Hukuk Dairesinin,21.11.2002 tarihli E:2002/9012,K:2002/9985 sayılı kararı;506 sayılı yasanın 80/12. Ve TTK’nun 317.madde hükümlerini birlikte değerlendirerek,anonim şirket yönetim kurulu üyesinin,sosyal sigorta primlerinden anonim şirket ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulabilmesi için,yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin  yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür,finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerektiğine,bunların dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan,karar organında yer almayan kişilerin,işverenle müşterek sorumluluğunun düşünülemeyeceğine ilişkindir.

-21.HD’nin 12.07.2005 günlü E:2005/1658,K:2005/7367 Sayılı kararı;borçlu anonim şirkette ikinci derecede imzaya yetkili yönetim kurulu üyesi ve muhasip üyeyi 506 sayılı yasanın 80/12.maddesine dayanılarak ödeme emri gönderilebilmesi için,görevde olduğu dönemde,imza yetkisinin kapsamını,sınırlarını gösteren sirkülerle dayanağı ticaret sicili gazetelerinin

asılları ya da onaylı örneklerinin ticaret sicil memurluğundan celp edilmesi ve sonucuna göre hareket edilmesi gerektiğini vurgulayarak ticaret sicili gazetesinin içeriğini esas almıştır.

 

3.1-Haklı sebep kavramı

 

Gerek 506 sayılı Kanunun 80.maddesinde,gerekse 5510 sayılı kanunun 88.maddesinde yer alan düzenlemede, tahakkuk ve tediyenin haklı bir neden olmaksızın süresinde yapılmaması halinde sorumluluk öngörülmüştür.Buna göre haklı bir sebebin varlığı halinde ilgililerin sorumluluğuna gidilemeyecektir.

Uygulamada,üst düzey yöneticileri sorumluluktan kurtaracak haklı neden olarak;

-Sosyal Sigorta Primlerinin tahakkuk ve tediyesi sırasında görevde bulunmamaları,

-Şirket tarafından primlerin ödenmesi,

-Prim borcunu karşılayacak miktarda şirket malvarlığının haczedilmesi,(cebri icra ile satışı mümkün olan)

-Prim borçlarının af yasası kapsamında kalması,

Hususları sayılabilir.

Arif AYTÜRK

Emekli SGK Başmüfettişi

 

(1)Resul ASLANKÖYLÜ,Sosyal Sigortalar Kanunu Yorumu,Ankara,2003, Sahife 814.

(2) Resul ASLANKÖYLÜ,a.g.e.,815;Kadir ARICI ,Üst Düzey Yönetici,117-118

(3) A.Can TUNCAY,Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri,(İstanbul 2002) S.164

(4)Resul ASLANKÖYLÜ, a.g.e., 814

 

(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem başlatılacaktır.)

Bir önceki yazımız olan Avukatın kaderi komşunun elinde - 25 Şubat 2013 başlıklı makalemizde 25 ŞUBAT 2013’E KADAR ERTELEME, 6111 sayılı yasa ile tanınan “iki yıllık süre” ve Avukatın kaderi komşunun elinde hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo