Yılın İlk Enflasyon Raporu

Ana Sayfa » Basından Haberler » Yılın İlk Enflasyon Raporu
Paylaş
Tarih : 31 Ocak 2012 - 14:38

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı enflasyon raporunu açıkladı

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, ”2011 yılına ilişkin açıklanan veriler ekonomideki dengelenme sürecinin arzu ettiğimiz şekilde gerçekleşmeye başladığını gösteriyor” dedi.

Başçı, yılın ilk Enflasyon Raporunun tanıtıldığı basın toplantısında, ekim ayı sonunda bugüne kadar Euro bölgesinde kamu borçlarının sürdürülebilirliğine dair endişelerin alınan politika tedbirlerine rağmen küresel iktisadi görünümü olumsuz etkilemeye devam ettiğini söyledi.

Başta Euro bölgesi ekonomilerinde olmak üzere küresel ölçekte büyüme tahminlerinin aşağı yönlü güncellendiğinin anımsatan Başçı, bu doğrultuda gelişmiş ülkelerde para politikalarının normalleşme sürecinin uzun bir süre için öteleneceğine dair algılamaların güçlendiğini görüldüğünü anlattı.

2012 yılının başı itibariyle risk iştahında göreli bir iyileşme görülse de Euro bölgesine ilişkin sorunların çözümüne yönelik belirsizlerin sürdüğünü yineleyen Başçı, bu durumun artan bulaşıcılık riski ile birlikte küresel finans piyasalarındaki kırılganlığın devam etmesine neden olurken aynı zamanda esnek bir para politikası çerçevesine sahip olmanın önemini de ortaya koyduğunu söyledi.

Başçı, Merkez Bankası olarak geçen yılın ilk yarısında artan makro finansal riskler karşısında ekonomide kademeli olarak daha sağlıklı bir büyüme kompozisyonuna doğru yönlendirmeyi amaçladıklarının altını çizerek, şunları kaydetti:

”Bu çerçevede bir yandan kredileri makul oranlarda büyümesi için diğer kurumların katkısıyla birlikte gerekli tedbirleri alırken diğer taraftan döviz kurunun iktisadi temellerden her iki yönde de aşırı ölçüde sapmasına karşı politikalar uyguladık. 2011 yılına ilişkin açıklanan veriler ekonomideki dengelenme sürecinin arzu ettiğimiz şekilde gerçekleşmeye başladığını gösteriyor. Geçtiğimiz yılın ikinci yarısında net ihracatın büyümeye katkısı belirgin şekilde artarken cari işlemler dengesinde kayda değer bir iyileşme gördük. Makro finansal risklerin dengelenmesi konusunda arzu ettiğimiz sonuçları almakla birlikte yılın son çeyreğinde enflasyonda belirgin bir artış gözlendiği için para politikası duruşumuzu gözden geçirdik.”

Ekim ayından itibaren para politikasında önemli bir sıkılaştırmaya gittiklerini anımsatan Başçı, bu çerçevede faiz koridorunun yukarı doğru genişletildiğini söyledi.

Başçı, ”Para Politikası Kurulu olarak enflasyon görünümünün orta vadeli hedeflerle uyumlu olması için para politikasındaki sıkı duruşun bir müddet daha devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Başçı, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin sürmesi dolayısıyla para politikasında esnekliğin korunmasının uygun olacağı kanaatinde olduklarını ifade etti.

EURO BÖLGESİ’NDEKİ BELİRSİZLİK
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, yılbaşı itibarıyla risk iştahında göreli bir iyileşme görülse de Euro Bölgesi’ne ilişkin sorunların çözümüne yönelik belirsizliklerin sürdüğünü belirterek, ”Bu durum, artan bulaşıcılık riski ile birlikte küresel finans piyasalarındaki kırılganlığın devam etmesine neden olurken, aynı zamanda esnek bir para politikası çerçevesine sahip olmanın önemini de ortaya koyuyor” dedi.

Başçı, yılın ilk Enflasyon Raporunun tanıtıldığı basın toplantısında, bir önceki Enflasyon Raporu’nun yayımlandığı ekim sonundan bugüne Euro Bölgesi’nde kamu borçlarının sürdürülebilirliğine dair endişeler, alınan politika tedbirlerine rağmen küresel iktisadi görünümü olumsuz etkilemeye devam ettiğini anlattı.

Başta Euro Bölgesi ekonomilerinde olmak üzere küresel ölçekte büyüme tahminlerinin aşağı yönlü güncellendiğini, bu doğrultuda, gelişmiş ülkelerde para politikalarının normalleşme sürecinin uzun bir süre için öteleneceğine dair algılamaların güçlendiğini belirten Başçı, ”2012 yılının başı itibarıyla risk iştahında göreli bir iyileşme görülse de, Euro Bölgesi’ne ilişkin sorunların çözümüne yönelik belirsizlikler sürüyor. Bu durum, artan bulaşıcılık riski ile birlikte küresel finans piyasalarındaki kırılganlığın devam etmesine neden olurken, aynı zamanda esnek bir para politikası çerçevesine sahip olmanın önemini de ortaya koyuyor” diye konuştu

Başçı, Merkez Bankası olarak 2011 yılının ilk yarısında artan makro finansal riskler karşısında ekonomiyi kademeli olarak daha sağlıklı bir büyüme kompozisyonuna doğru yönlendirmeyi amaçladıklarını ve bu çerçevede, bir yandan kredilerin makul oranlarda büyümesi için diğer kurumların katkısıyla birlikte gerekli tedbirleri alırken, diğer yandan döviz kurunun iktisadi temellerden her iki yönde de aşırı ölçüde sapmasına karşı politikalar uyguladıklarını belirtti.

2011 yılına ilişkin açıklanan verilerin ekonomideki dengelenme sürecinin arzu edilen şekilde gerçekleşmeye başladığını gösterdiğine işaret eden Başçı, geçtiğimiz yılın ikinci yarısında net ihracatın büyümeye katkısı belirgin şekilde artarken, cari işlemler dengesinde kayda değer bir iyileşme görüldüğünü anlattı.

Makro finansal risklerin dengelenmesi konusunda arzu ettikleri sonuçları almakla birlikte, yılın son çeyreğinde enflasyonda belirgin bir artış gözlendiği için para politikası duruşunu gözden geçirdiklerini dile getiren Erdem Başçı, şöyle devam etti:

”Ağustos ayından itibaren küresel risk iştahındaki bozulmanın devam etmesi Türk lirasının aşırı değer kaybetmesine yol açarak enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya başladı. Buna ilaveten, Ekim ayında fiyatı yönetilen/yönlendirilen ürünlerdeki yüksek oranlı fiyat ayarlamaları ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki gelişmeler de kısa vadede enflasyonda öngörülenin üzerinde bir artışa neden oldu. Bu durumun beklentileri bozmasına izin vermemek için Ekim ayından itibaren para politikasında önemli bir sıkılaştırmaya gittik. Bu çerçevede, faiz koridorunu yukarı doğru genişlettik ve bir hafta vadeli repo ihalesi ile yapılan Türk lirası fonlama miktarını ayarlayarak ortalama fonlama maliyetini belirgin şekilde yükselttik.

Para Politikası Kurulu olarak enflasyon görünümünün orta vadeli hedeflerle uyumlu olması için para politikasındaki sıkı duruşun bir müddet daha devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin sürmesi nedeniyle de para politikasında esnekliğin korunmasının uygun olacağı kanaatindeyiz.”

Uygulanan politikaların etkisiyle son dönemde getiri eğrisinin aşağı yönlü bir eğim aldığını, bu durumun para politikası duruşunun sıkı olduğunu gösterdiğini aktaran Başçı, ayrıca, Ekim ayından bu yana kredi faizlerinde de kayda değer bir artış gözlendiğini, böylelikle, kredi artış oranının da daha makul seviyelere doğru gerilediğini söyledi.

Türk lirasındaki değer kaybının sürmesinin de kısa vadeli tahminlerin sapmasına yol açan bir diğer gelişme olduğunu bildiren Başçı, yılın son çeyreğinde temel enflasyon göstergelerinin döviz kuru gelişmelerinin gecikmeli etkilerine bağlı olarak artış eğilimini koruduğunu, bu artışın esas olarak temel mal fiyatlarından kaynaklandığını kaydetti.

İHRACATTA ARTIŞ
Erdem Başçı, 2011 yılının ikinci yarısında iktisadi faaliyetin, sınırlı bir miktar yavaşlamakla birlikte, gücünü koruduğunu, GSYİH verilerinin, 2011 yılının üçüncü çeyreğinde yurt içi nihai talebin Ekim Enflasyon Raporu’nda ortaya konulan görünüme kıyasla daha güçlü olduğunu gösterdiğini bildirdi.

Dolayısıyla, bu döneme ilişkin çıktı açığı tahminlerini yukarı yönlü güncellediklerini belirten Erdem Başçı, şöyle devam etti:

”Büyümenin kompozisyonundaki dengelenme ise beklediğimiz şekilde daha belirgin hale geldi. Küresel ekonomideki zayıf seyre rağmen ihracatın artmaya devam ettiğini, ithalattaki gerileme eğiliminin ise sürdüğünü görüyoruz. Bu doğrultuda, uzun bir aradan sonra ilk defa net dış talep yıllık bazda büyümeye pozitif katkı yapmış oldu.

2011 yılının son çeyreğine ilişkin göstergeler yurt içi nihai talebin yatay seyrini koruduğunu ve ekonomideki dengelenmenin öngördüğümüz şekilde sürdüğünü gösteriyor. Önümüzdeki dönemde parasal sıkılaştırmanın da etkisiyle yurt içi nihai talep büyümesinin sınırlı kalmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Nitekim yakın döneme ilişkin kredi ve sipariş verileri bu görünümü destekliyor. Bu çerçevede, enflasyon tahminlerimizi oluştururken yılın ilk aylarında yurt içi talebin yavaşlamaya devam ettiği bir görünümü esas aldık.

Konuşmamın başında da belirttiğim gibi, Ekim Enflasyon Raporu’nu yayımladığımız tarihten bu yana küresel büyüme tahminleri özellikle Euro Bölgesi kaynaklı olarak belirgin şekilde aşağı yönlü güncellendi. Bunun bir yansıması olarak, Türkiye için ihracat ağırlıklı küresel büyüme endeksine ilişkin projeksiyonlar da dış talebimizde bir önceki döneme kıyasla daha düşük bir büyüme görünümü ortaya koyuyor. Dolayısıyla, tahminlerimizi oluştururken dış talebin bir önceki döneme kıyasla daha zayıf seyrettiği bir çerçeveyi esas aldık.”

Merkez Bankası Başkanı Başçı, çıktı açığı tahminlerini, üçüncü çeyrekte iktisadi faaliyetin beklenenden daha güçlü gerçekleşmesi nedeniyle, 2011 yılının ikinci yarısı için yukarı yönlü güncellediklerini, bununla birlikte, küresel büyüme görünümündeki bozulma nedeniyle, orta vadede toplam talep koşullarının enflasyondaki düşüşe verdiği desteğin bir önceki rapor dönemine kıyasla daha belirgin olacağı bir görünümü esas aldıklarını vurguladı.

Emtia ve petrol fiyatlarına ilişkin varsayımları ise sınırlı oranda yukarı yönlü güncellediklerini, bir önceki Rapor’da 100 ABD doları olan petrol fiyatları varsayımının, son dönemdeki gelişmeler ve vadeli fiyatları göz önüne alarak 2012 yılı için 110 ABD dolarına, 2013 yılı için ise 105 ABD dolarına çıkarıldığını belirten Başçı, aynı doğrultuda, ithalat fiyatlarına dair varsayımları da sınırlı ölçüde yükselttiklerini belirterek, ”Ayrıca, gıda fiyatlarının yıllık artış oranına dair varsayımımızı tahmin ufku boyunca yüzde 7,5 olarak koruduk” dedi.

ENFLASYON 2012’DE YÜZDE 6.5
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, ”Enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2012 yılı sonunda orta noktası yüzde 6,5 olmak üzere yüzde 5,1 ile yüzde 7,9 aralığında, 2013 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5,1 olmak üzere yüzde 3,3 ile yüzde 6,9 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz” dedi.

Başçı, yılın ilk Enflasyon Raporunun tanıtıldığı basın toplantısında, tahminleri oluştururken para politikasındaki sıkı duruşun bir müddet daha devam edeceğini; bu doğrultuda kredilerin yıllık büyüme eğiliminin yüzde 15 civarında seyredeceğini, Türk lirasının ise ılımlı bir değerlenme eğilimi sergileyeceğini varsaydıklarını anlattı.

Enflasyon 2011 yılı sonunda yüzde 10,45 seviyesine ulaşarak hedefin belirgin olarak üzerinde gerçekleştiğini, Merkez Bankası Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca, enflasyonun hedeften belirgin olarak sapması durumunda sapmanın nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirilmesi ve kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirten Başçı, ”Bugün Hükümete göndereceğimiz açık mektubu saat 12.00’de internet sayfamızda yayımlamak suretiyle kamuoyu ile paylaşacağımızı da burada duyurmakta fayda görüyorum” dedi.

Şimdi tahminlerimize temel oluşturan makroekonomik görünüme ve varsayımlarımıza değineceğim. Öncelikle yakın dönem enflasyon gelişmelerini özetleyip, Ekim ayında paylaştığımız kısa vadeli tahminlerimizi 2011 yılının dördüncü çeyreğindeki gerçekleşmeler ile kıyaslamak istiyorum.

”Bu çerçevede, enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2012 yılı sonunda orta noktası yüzde 6,5 olmak üzere yüzde 5,1 ile yüzde 7,9 aralığında, 2013 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5,1 olmak üzere yüzde 3,3 ile yüzde 6,9 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Orta vadede enflasyonun yüzde 5 hedefi düzeyinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz” diyen Başçı, sonuç olarak, talep ve maliyet unsurlarına ilişkin olarak son üç ay içinde kaydedilen gelişmelerin bir önceki Rapor’a kıyasla önemli bir değişime işaret etmediğinin ifade edilebileceğini belirtti.

YUKARI YÖNLÜ GÜNCELLEME
Erdem Başçı, şöyle devam etti:

”Buna karşın, başlangıç noktasının -yani yeni tahminlerimizin hemen öncesinde gerçekleşmiş olan enflasyon oranının- önceki Rapor’a kıyasla daha yüksek bir seviyede oluşması nedeniyle 2012 yıl sonu enflasyon tahminimizi yukarı yönlü güncellemiş bulunuyoruz.

Rapor’da da ayrıntılı şekilde anlatıldığı gibi, 2011 yılında döviz kuru ve emtia fiyatlarındaki birikimli artışlar, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki hızlı yükseliş ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki gelişmeler sonucunda enflasyon yüksek seviyelere çıkmış bulunuyor. Enflasyonun yılın ilk çeyreğinde bu seviyeleri koruyacağını, ikinci çeyrekten itibaren ise kademeli bir düşüş eğilimi sergileyeceğini tahmin ediyoruz. Ekim ayından bu yana uyguladığımız sıkı para politikası, beklentileri kontrol altına alarak fiyatlama davranışlarının bozulmasını engellemektedir. Dolayısıyla, geçici fiyat hareketlerinin yıllık enflasyon üzerindeki birikimli etkileri 2012 yılında kademeli olarak ortadan kalktıkça enflasyonun aşağı yönlü bir seyir izlemesini bekliyoruz. Bu çerçevede, enflasyondaki düşüşün özellikle yılın son çeyreğinde belirginleşeceğini tahmin ediyoruz.

Enflasyon görünümüne dair risklere geçmeden önce bir konuya özellikle değinmek istiyorum. Dikkat ederseniz 2012 yılsonu için yüzde 5 hedefimizin üzerinde bir tahmin verdim. Çünkü enflasyonu hemen 2012 yılının sonunda hedefe getirmenin oldukça maliyetli olabileceğini düşünüyoruz. Mevcut durumda yüzde 10,45 olan enflasyonu 12 ay içinde yüzde 5 düzeyine düşürmek iktisadi faaliyette arzu edilmeyen dalgalanmalara yol açabilecektir. Bu nedenle hedefe ulaşma sürecinin yaklaşık bir buçuk yıllık bir zaman dilimine yayılmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla, enflasyonun yüzde 5’lik hedefe 2013 yılının ortalarında ulaşacağı bir çerçeveyi esas aldık. Öte yandan, önümüzdeki dönemde risk iştahının belirgin şekilde iyileşmesi ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının tekrar hızlanarak Türk lirasındaki değerlenmenin baz senaryodaki varsayımımıza kıyasla daha güçlü olması durumunda, hedefe 2012 yılının sonunda ulaşılması mümkün olabilecektir.

Bu noktada, açıklanacak her türlü yeni veri ve haberin para politikası duruşunu değiştirmemize neden olabileceğini tekrar vurgulamak isterim. Dolayısıyla, tahminlerimizi oluştururken para politikasının görünümüne ilişkin ifade etmiş olduğum varsayımlar tarafımızca verilmiş bir taahhüt olarak algılanmamalıdır.”

Enflasyon görünümüne dair riskleri nasıl değerlendirdiklerine de değinen Erdem Başçı, kısa vadede enflasyonun yüksek seyrini sürdürecek olması nedeniyle oluşabilecek ikincil etkilerin yarattığı riske dikkati çekti.

Erdem Başçı, 2011 yılının son üç ayında tüketici fiyatlarının birikimli artış oranının yüzde 5,66 olduğunu, bu artışın 2012 yılının son çeyreğine kadar yıllık enflasyon hesabının içinde kalacağını, bu nedenle önümüzdeki dönemde enflasyonun ana eğilimi hedefle uyumlu seviyelere gerileyecek olsa dahi, 12 aylık birikimli fiyat artışları ile ölçülen enflasyon yılın son çeyreğine kadar hedefin belirgin olarak üzerinde seyredebileceğini ifade etti.

”Ekim ayından itibaren gerçekleştirdiğimiz parasal sıkılaştırma ikincil etkilerin ortaya çıkma olasılığını azaltmış olsa da, önümüzdeki dönemde enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarını dikkatle takip ederek orta vadeli enflasyon görünümünün hedefle uyumlu olması için gereken tedbirleri alacağımızı tekrar vurgulamakta fayda görüyorum” diyen Başçı, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin devam etmesinin para politikasında esnek bir yaklaşıma sahip olmanın önemini ortaya koyduğunu vurguladı.

Raporda sunulan orta vadeli görünümün Avro Bölgesi’ndeki sorunların kademeli bir şekilde çözüleceği ve küresel ekonomide ek bir kötüleşme olmayacağı varsayımına dayandığını belirten Başçı, bununla birlikte, Avro Bölgesi’ndeki sorunların çözümünün beklenenden uzun ve sancılı olma olasılığı hem küresel büyüme hem de risk iştahına dair aşağı yönlü risk oluşturduğunu bildirdi.

OLUMLU ALGILAMA

Öte yandan, çözüme yönelik atılan adımların beklenenden daha hızlı ve kararlı bir şekilde sonuçlandırılması halinde ise küresel ekonomiye dair öngörülenden daha olumlu bir algılama ortaya çıkabileceğini belirten Erdem Başçı, böyle bir durumun, gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının uyguladığı miktarsal genişleme politikasının da etkisiyle risk iştahını güçlendirerek gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarını tekrar hızlandırabileceğini kaydetti.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, konuşmasını şöyle tamamladı:

”Sonuç olarak, Avro Bölgesi’ne ilişkin süregelen sorunlar ve buna yönelik tedbirlerin etkililiğine ilişkin belirsizlikler, önümüzdeki dönemde küresel piyasalardaki oynaklığın süreceğine işaret ediyor. Bu görünümün, birden fazla aracın kullanıldığı esnek para politikası yaklaşımını gerekli kıldığı kanaatindeyiz. Önümüzdeki dönemde küresel ekonomideki gelişmeleri yakından izleyerek üzerimize düşen tedbirleri gecikmeksizin almaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade etmekte fayda görüyorum.

Enflasyon görünümüne dair bir diğer risk unsuru petrol fiyatlarına ilişkin belirsizliklerdir. Her ne kadar küresel iktisadi görünümün zayıf seyri emtia fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluştursa da, son dönemde petrol arzına dair sorunların belirginleşmesinin, enerji fiyatlarının görünümüne ilişkin yukarı yönlü bir risk unsuru olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Böyle bir riskin gerçekleşmesi halinde, geçici fiyat hareketlerine tepki vermeyeceğimizi, ancak beklentilerin bozulmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğimizi tekrar vurgulamak istiyorum.

Para politikası stratejimizi oluştururken maliye politikasına ilişkin gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz. Rapor’da baz senaryoda yer alan enflasyon tahminlerimiz Orta Vadeli Program’da belirlenen çerçeveyi esas alıyor, dolayısıyla mali disiplinin devamını öngörüyor. Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşumuzu güncellememiz söz konusu olabilecektir.

Önümüzdeki dönemde para politikasını oluştururken, fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesine odaklanmaya ve finansal istikrarı gözetmeye devam edeceğiz. Bu süreçte Bankamız ve diğer kurumlarca alınan finansal istikrara yönelik önlemlerin enflasyon görünümü üzerindeki etkisini de dikkatle değerlendireceğiz. Orta vadede mali disiplini kalıcı hale getirecek ve tasarruf açığını azaltacak yapısal reformların güçlendirilmesinin, ülkemizin kredi riskindeki göreli iyileşmeye katkıda bulunarak fiyat istikrarını ve finansal istikrarı destekleyeceğini düşünüyoruz. Bu yönde alınacak mesafe aynı zamanda para politikasının hareket alanını genişletecek ve uzun vadeli kamu borçlanma faizlerinin düşük düzeylerde kalıcı olmasını sağlayarak toplumsal refahı destekleyecektir. Bu çerçevede, Orta Vadeli Program’ın gerektirdiği yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda atılacak adımların büyük önem taşıdığını hatırlatarak konuşmama son veriyor ve katılımınız için hepinize teşekkürlerimi sunuyorum.”

MERKEZ’DEN BABACAN’A AÇIK MEKTUP!

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kendi internet sitesinde Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a açık mektup yayınladı.

Merkez Bankası, enflasyonun 2011 yılı sonunda hedefin belirgin olarak üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle hükümete açık mektup gönderdi. Mektupta, söz konusu gelişmede, Türk Lirasındaki değer kaybının yanı sıra emtia fiyatları, tütün ve işlenmemiş gıda fiyatları gibi para politikasının dışında kalan unsurların etkili olduğu bildirildi.

Mektupta, önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak hedefe doğru ilerlemesinin beklendiği kaydedildi.

İşte açık mektup;

Ali BABACAN
Başbakan Yardımcısı
ANKARA

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (Merkez Bankası) Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca, enflasyonun hedeften belirgin olarak sapması durumunda Merkez Bankası’nın sapmanın nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirmesi ve kamuoyuna açıklaması gerekmektedir. 21 Aralık 2010 tarihinde yayımlanan “2011 Yılında Para ve Kur Politikası” başlıklı temel politika metninde belirtildiği gibi, 2011 yılı için enflasyon hedefi Hükümetle beraber yüzde 5,5 olarak belirlenmiştir. Yine aynı metinde, yılsonunda enflasyonun hedeften belirgin olarak (her iki yönde de 2 puandan daha fazla) sapması halinde Hükümete bir açık mektup yazılacağı ifade edilmiştir. 2011 yılsonunda enflasyon yüzde 10,45 düzeyine ulaşarak hedefin belirgin olarak üzerinde gerçekleşmiştir. Bu metin, enflasyonun hedeften sapmasının nedenleri ile hedefe ulaşmak için alınan ve alınması gereken önlemleri açıklamaktadır. 2011 Yılında Enflasyonu Belirleyen Unsurlar 2011 yılında enflasyonun hedefin üzerinde gerçekleşmesine neden olan temel gelişmeler yıl genelinde ithalat fiyatlarında ve döviz kurunda gözlenen yüksek artışlardır. 2010 yılının son çeyreğinden 2011 yılının Aralık ayına kadar Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarının artışı yüzde 40’ı aşmıştır. Tek başına bu gelişmenin yıllık enflasyon üzerindeki etkisinin yaklaşık 5 puana ulaştığı tahmin edilmektedir. İthalat fiyatları ve döviz kuru gelişmelerinin yanı sıra enflasyonun hedefin üzerine çıkmasında etkili olan bir diğer unsur Ekim ayındaki tütün ürünleri vergi düzenlemesi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan fiyat artışları olmuştur. Tütün fiyatları 2011 yılında yüzde 18,6 ile enflasyon hedefinin oldukça üzerinde artmıştır. Söz konusu artışın yıllık enflasyona katkısı 1,1 puan olmuştur. Son aylarda enflasyonda gözlenen hızlı artışın nedenlerinden biri de işlenmemiş gıda fiyatlarındaki aşırı oynaklığa bağlı olarak yaşanan yüksek oranlı artışlardır. Yıl genelinde yüzde 15 civarında artan işlenmemiş gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi 2 puana yaklaşmıştır. Sonuç olarak, ithalat fiyatları, döviz kurları, işlenmemiş gıda ve tütün ürünü
iyatlarındaki gelişmeler, 2011 yılı sonunda enflasyonun hedefin üzerinde kalmasında belirleyici olmuştur. Anılan unsurlar içinde Merkez Bankası politikalarından etkilenebilen tek kalem döviz kurlarıdır. Bu nedenle, 2010 yılının sonlarından itibaren gözlenen döviz kuru hareketlerinin uygulanan politikalar kapsamında değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Sermaye Akımları, Para Politikası ve Finansal İstikrar
Küresel kriz sonrası gelişmiş ülkelerin uyguladığı olağanüstü gevşek para politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan bol ve ucuz likidite 2010 yılından itibaren gelişmekte olan ülkelere yönelik kısa vadeli sermaye akımlarını artırmıştır. Sağlam finansal sektörü ve güçlü büyüme potansiyeli ile ülkemiz de bu girişlerden önemli bir pay almıştır. Artan sermaye girişleri sonucu Türk lirasında gözlenendeğerlenme ve hızlı kredi büyümesi cari dengede belirgin bir bozulmaya yol açmıştır. Aşırı değerlenen Türk lirası ve hızlı kredi genişlemesinin orta vadede makroekonomik dengelerin sürdürülebilirliğini tehdit edeceğini öngören Merkez Bankası politika stratejisinde önemli değişiklikler yaparak finansal istikrara verdiği ağırlığı artırmıştır. Bu dönemde enflasyonun hedefin altında seyretmesi ve düşüş eğiliminde olması Merkez Bankası’nın finansal istikrara odaklanabilmesine olanak tanımıştır. Bu çerçevede 2010 yılının sonlarından itibaren Merkez Bankası birden fazla politika aracını aynı anda kullanmaya başlamış ve uyguladığı politikalarla (i) kredi genişlemesini daha makul oranlara indirmeyi (ii) gelişmiş ülkelerin uyguladığı olağanüstü gevşek para politikaları sonucu Türk lirası üzerinde oluşan iktisadi temellerden kopuk değerlenme baskısını sınırlamayı amaçlamıştır. Merkez Bankası’nın her iki alanda da amacına büyük ölçüde ulaştığı görülmektedir (Grafik 1). Bu noktada, Ağustos ayından itibaren küresel risk iştahının bozulmasıyla
birlikte, döviz kurundaki değer kaybının öngörülen boyutları aşarak enflasyonun beklenenden hızlı artmasına katkıda bulunduğu belirtilmelidir.

Özetle, 2010 yılının son çeyreğinden 2011 yılı Ağustos ayına kadar Türk lirasında gözlenen kademeli değer kaybının önemli bir bölümü, makro finansal riskleri azaltmak amacıyla tasarlanan politikaların doğal bir sonucudur. Alınan bu tedbirler, 2011 Ağustos ayından itibaren Euro Bölgesi’nde gözlenen çalkantıların ekonomimiz üzerindeki etkilerinin sınırlanmasına önemli katkıda bulunmuştur. Zira bu döneme aşırı değerli Türk lirası ve hızlı büyüyen bir kredi artışı ile girilmiş olunsaydı, risk iştahındaki ani bozulmanın bilançolara vereceği tahribat sonucu ekonomide sert bir daralma yaşanabilecekti. Merkez Bankası’nın makro finansal riskleri azaltmak için uyguladığı politikalar Bankanın temel amacı olan orta ve uzun vadeli fiyat istikrarı ile uyumlu olmalıdır.

Dolayısıyla, geçici fiyat hareketlerinin genel fiyatlama davranışlarını bozmasına izin verilemez. Bu nedenle Merkez Bankası, ekonominin sağlıklı bir dengelenme sürecine girdiğini de dikkate alarak, 2011 yılının son çeyreğinden itibaren yeniden fiyat istikrarına odaklanmıştır.

Hedefe Ulaşmak İçin Alınan Önlemler
Merkez Bankası, enflasyondaki yükselişin fiyatlama davranışlarını bozmasını engellemek amacıyla 2011 yılı Ekim ayından bu yana para politikasında önemli bir sıkılaştırmaya gitmiştir. Bu kapsamda, faiz koridoru yukarı doğru genişletilmiş ve piyasaya yapılan fonlamanın maliyeti belirgin şekilde artırılmıştır. Ayrıca, küresel belirsizliklere bağlı olarak sermaye akımlarında yaşanan ani değişimlerin yol açtığı olumsuz etkileri azaltmak amacıyla esnek bir likidite yönetim stratejisi tasarlanarak uygulamaya koyulmuştur.

Alınan bu tedbirlerle kredi büyümesi makul oranlara çekilmiş ve enflasyon beklentileri kontrol altına alınmıştır. Bu çerçevede, ithalat fiyatları, döviz kuru, işlenmemiş gıda ve tütün fiyatlarından kaynaklanan hareketlerin birikimli etkileri ortadan kalktıkça önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak hedefe doğru ilerlemesi beklenmektedir (Grafik 2). Baz etkileri nedeniyle enflasyondaki düşüşün kısa vadede daha sınırlı olacağı, 2012 yılının son çeyreğinde belirginleşeceği belirtilmelidir.

Para politikasının mevcut durumda yüzde 10,45 olan enflasyonu 2012 yılı sonunda yüzde 5 düzeyine düşürecek şekilde uygulanması iktisadi faaliyette arzuedilmeyen dalgalanmalara yol açacağından hedefe ulaşma sürecinin yaklaşık birbuçuk yıllık bir zaman dilimine yayılması öngörülmektedir. Diğer bir ifadeyle,enflasyonun yüzde 5’lik hedefe 2013 yılının ortalarında ulaşacağı bir çerçeve esasalınmaktadır (Grafik 2). Öte yandan, önümüzdeki dönemde risk iştahının belirginşekilde artması ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının tekrarhızlanarak Türk lirasındaki değerlenmenin baz senaryodaki varsayımlara kıyasladaha güçlü olması durumunda, 2012 yılının sonunda hedefe ulaşılması mümkünolabilecektir.

Riskler
Kısa vadede enflasyonun yüksek seyrini sürdürecek olması fiyatlama davranışı konusunda risk oluşturmaktadır. 2011 yılının son üç ayında tüketici fiyatlarının birikimli artış oranı yüzde 5,66 olmuştur. Söz konusu artış 2012 yılının son çeyreğine kadar yıllık enflasyon hesabının içinde kalacaktır. Bu nedenle önümüzdeki dönemde enflasyonun ana eğilimi hedefle uyumlu seviyelere gerileyecek olsa dahi, 12 aylık
birikimli fiyat artışları ile ölçülen enflasyonun yılın son aylarına kadar hedefin belirgin olarak üzerinde seyretmesi yüksek bir olasılıktır. Merkez Bankası’nın Ekim ayından itibaren gerçekleştirdiği parasal sıkılaştırma mevcut durumda beklentileri kontrol altına almış olsa da, önümüzdeki dönemde fiyatlama davranışları dikkatle takip edilecek ve orta vadeli enflasyon görünümünün hedefle uyumlu olması için gereken önlemler alınacaktır.

Euro Bölgesi’ne ilişkin süregelen sorunlar ve buna yönelik tedbirlerin etkililiğine ilişkin belirsizlikler, önümüzdeki dönemde küresel piyasalardaki oynaklığın süreceğine işaret etmektedir. Bu görünüm, birden fazla aracın kullanıldığı esnek para politikası yaklaşımını gerekli kılmaktadır. Merkez Bankası, küresel ekonomideki gelişmeleri yakından izleyerek üzerine düşen tedbirleri gecikmeksizin almaya devam edecektir.

Önümüzdeki döneme dair bir diğer risk unsuru petrol fiyatlarına ilişkin belirsizliklerdir. Her ne kadar küresel iktisadi görünümün zayıf seyri emtia fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluştursa da son dönemde petrol arzına dair sorunların belirginleşmesi, enerji fiyatlarının görünümüne ilişkin yukarı yönlü bir risk unsuru oluşturmaktadır. Böyle bir riskin gerçekleşmesi halinde Merkez Bankası, geçici fiyat hareketlerinden kaynaklanan etkilere tepki vermeyecek, ancak beklentilerin bozulmasına müsaade etmeyecektir. İşlenmemiş gıda fiyatlarındaki aşırı oynaklık enflasyonda öngörülemeyen sert hareketlere sebep olmaktadır. Bu durum, zaman zaman beklenti yönetimini zorlaştırmakta ve finansal piyasalarda arzu edilmeyen dalgalanmalara yol açabilmektedir. Orta vadede fiyat istikrarının tesisi açısından işlenmemiş gıda ürünleri fiyatlarında oynaklığı azaltmaya yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda atılacak adımlar büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, özellikle taze meyve ve sebze sektöründe; piyasa yapısının güçlendirilmesi, üretimin iklim koşullarına bağımlılığının azaltılması, bilgi alt yapısı ve teşvik sisteminin geliştirilmesi yönündeki düzenlemelerin önemli olduğu düşünülmektedir.

Önümüzdeki dönemde para politikası fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesine odaklanmaya ve finansal istikrarı gözetmeye devam edecektir. Merkez Bankası, elindeki araçları etkin bir şekilde kullanarak sermaye akımlarındaki oynaklığın olumsuz etkilerini sınırlamak için üzerine düşeni yapacaktır. Bununla birlikte, dünyanın içinden geçtiği bu zorlu dönemde para, maliye ve finansal sektör politikalarının eşgüdüm içinde olmaya devam etmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanmalıdır. Orta ve uzun vadede ise tasarruf açığını azaltacak yapısal reformların güçlendirilmesi ekonomimizin dayanıklılığını artırarak sürdürülebilir büyümeyi destekleyecektir.

Sonuç
Enflasyon 2011 yılı sonunda hedefin belirgin olarak üzerinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmede Türk lirasındaki değer kaybının yanı sıra emtia fiyatları, tütün ve işlenmemiş gıda fiyatları gibi para politikasının kontrolü dışında kalan unsurlar etkili olmuştur. Merkez Bankası enflasyondaki yükselişe güçlü bir parasal sıkılaştırma ile karşılık vermiş ve beklentileri kontrol altına almıştır. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak hedefe doğru ilerlemesi beklenmektedir. Merkez Bankası enflasyon görünümüne ilişkin gelişmeleri yakından takip ederek fiyat istikrarı yolunda elde edilen kazanımların kalıcı olması için gereken tedbirleri almaya devam edecektir. Enflasyon ve para politikasına dair gelişmeler ile orta vadeli tahminlerimizi daha kapsamlı olarak ele alan ve bugün internet sayfamızda yayımlanan Enflasyon Raporu ilişikte bilginize sunulmaktadır.

Saygılarımızla,

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

İdare Merkezi
Erdem Başçı Mehmet Yörükoğlu
Başkan Başkan Yardımcısı

Kaynak: http://ekonomi.haberturk.com/finans-borsa/haber/711309-yilin-ilk-enflasyon-raporu

Bir önceki yazımız olan Kira Gelirinin Beyan Edilmesi (2012 Yılı) başlıklı makalemizde 2012 kira beyanı tarihleri, 2012 kira geliri ödeme tarihleri ve Adres hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo