Yargıya Evet, Önyargıya Hayır!

Ana Sayfa » Basından Haberler » Yargıya Evet, Önyargıya Hayır!
Paylaş
Tarih : 07 Mart 2013 - 9:40

25 Şubat tarihinde Meclis’e yeni bir torba yasa tasarısı sevk edildi. Torba bu sefer biraz küçük ama yine önemli düzenlemeleri içeriyor. Tasarı ile Gümrük Kanunu başta olmak üzere, pek çok kanunda değişiklik öngörülüyor.

Tasarının 1. maddesi, Vergi Usul Kanunu ile ilgili. Konu, münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği vergi inceleme raporu ile tespit edilip mükellefiyeti terkin edilenlerin, yeniden mükellefiyet tesis ettirme talebini düzenliyor. Amaç, bu konumdakilerin vergi dairesine işe başlama bildiriminde bulunmaları halinde, benzer şekilde telafisi güç zarar vermelerine engel olmak ve kamu yararını korumak.
Bu kapsamda, Vergi Usul Kanunu’na “teminat uygulaması” eklenmesi planlanıyor. Bu kişiler yeniden mükellef olabilmek veya çeşitli firmalara ortak olabilmek için 50 bin lira ile 1 milyon lira arasında teminat göstermek zorunda kalacak.
Sadece sahte belge düzenlemek amacıyla faaliyette bulunan mükelleflerin, kanuna aykırı bu fiilleri tespit edildikten sonra başka mükellefiyetler yoluyla ya da başka firmalar üzerinden benzer faaliyetleri hepimiz tarafından biliniyor. Bu açıdan yapılmak istenen düzenlemenin son derece doğru ve yerinde olduğuna şüphe yok.

Ancak konunun meslek mensupları yani Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ile Yeminli Mali Müşavirler ile ilgili kısmı dikkat çekici ve aynı maddenin 5. fıkrasında açıklanıyor.
Buna göre, anılan gerekçelerle mükellefiyetleri vergi dairesi tarafından terkin edilen mükelleflerin, bu kanuna aykırı fiillerine iştirak ettiği vergi inceleme raporu ile tespit edilen meslek mensuplarının, 3 yıl süre ile mesleki faaliyetten alıkonulacağı belirtiliyor.
Buna da diyecek sözümüz yok. Eğer bir meslek mensubu sahte belge düzenleme fiiline iştirak ediyorsa meslekten değil 3 yıl, gerekirse süresiz men edilsin…
Ancak Türkiye bir hukuk devletiyse hukuk devleti ilkesi de kesinlikle unutulmamalı. Bu ilkelerden biri, İdare’nin her türlü eylem ve işlemlerinin yargıya taşınabilir olmasıdır.

Çünkü bir mükellefe “sahteci”, mükellefin birlikte çalıştığı meslek mensubuna da “sahteciliğe iştirak”suçlaması yapabilmek ve bu kapsamda bu kişileri cezalandırmak için vergi inceleme raporu yeterli değildir. Gereklidir ama yeterli değildir. Bu raporların kesinleşmesi zorunludur.
Üstelik “kod uygulaması” ve vergi inceleme işleminin yapısı göz önünde bulundurulduğunda, sadece, kesinleşmemiş bir vergi inceleme raporu ile mükelleflerin ve meslek mensuplarının cezalandırılması mümkün değildir. Geçmişte bir mükellefin, adresinde bulunmadığı gerekçesiyle, geçmişe yönelik tüm alış ve satışlarının sahte olduğu yönünde iddialar içeren vergi inceleme raporlarına şahit olduk. Ayrıntılı inceleme ve araştırma yapılmadan sadece “kod uygulamasında” yer alan verilerle bazı mükelleflerin“sahteci” ilan edildiğini gördük. Bu tür raporlara dayanılarak yapılan işlemlerin ise büyük bir oranda yargı organları tarafından iptal edildiği ise belleğimizde.

Vergi incelemesi ile yapılan işlem sadece bir iddiadan ibarettir. Bu iddianın doğru olmadığı gerekçesiyle yargı yoluna başvurulması her zaman mümkündür. Bu nedenle, yargı kararı ile kesinleşmedikçe meslek mensuplarının “sahteciliğe iştirak” suçlaması ile karşı karşıya bırakılmaları hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil eder.
Özetle, hayatın her alanında yargıya evet, ancak önyargıya hayır!

Mahkeme kararıyla emekli olunur mu?

Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatına göre, 4/a, yani SSK kapsamındaki sigortalıların yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için; “yaş şartı”, “sigortalılık süresi” ve “prim gün sayısı”nın hepsini tamamlamış olması gerekir.
Bunların içinde özellikle “yaş şartı” çok dikkat çekiyor. Çünkü bize gelen sorulardan anlıyoruz ki, mahkeme kararıyla yaşını büyütüp daha erken emekli olma düşüncesinde geniş bir kitle var.

Yasa bu konuyu detaylı anlatıyor. 5510 sayılı Kanunda, sonradan yapılacak yaş düzeltmeleriyle erken emekli maaşı almak için yaşı büyültme girişimlerini önlemek amacıyla düzenlemeler mevcut.

Buna göre, uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin yaş ile ilgili düzeltmelerin uygulanmasında sigortalının ilk defa uzun vadeli sigorta kollarına tabi olduğu tarihte, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri dikkate alınıyor. Sigortalının ilk defa uzun vadeli sigorta kollarına tabi olduğu tarihten sonra yaptığı yaş düzeltmeleri dikkate alınmıyor. Yani, ilk defa 1990 yılında sigortalı olan bir kişi 1965 olan doğum tarihini, 1991 yılında mahkeme kararıyla 1960 olarak düzelttirip yaşını büyüttüğü takdirde SGK açısından emeklilik hesabında ilk sigortalı olduğu tarihteki (1990 yılı) 1965 doğum tarihi esas alınıyor.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=402828&kn=63&ka=4&kb=5&kc=63

Bir önceki yazımız olan Yıllık gelir vergisi beyanı ve faiz gelirleri - 7 Mart 2013 başlıklı makalemizde devlet tahvili, faiz gelirleri ve Gelir Vergisi Kanunu hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo