Vergi Usul Kanunu (VUK)’nda Gözden Kaçan Ayrıntı

Ana Sayfa » Güncel Haberler » Vergi Usul Kanunu (VUK)’nda Gözden Kaçan Ayrıntı
Paylaş
Tarih : 30 Ekim 2012 - 10:29

Maliye Bakanlığı, kayıtdışı ekonomi ile mücadele konusunda sürekli arayış içinde.

Konuyla ilgili olarak fikir üretiminin desteklenmesi amacıyla bir yarışma da düzenlenmiş durumda. Ödülü günümüz koşullarında son derece cazip olan yarışma herkese açık. Hazır aklımıza gelmişken biz de bu çabalara omuz verelim ve bir ayrıntıya bir kez daha dikkat çekelim istedik. Bilindiği gibi, vergi yasalarına aykırı davranışlara karşı çeşitli yaptırımlar uygulanabiliyor. Bu bağlamda, Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi mükelleflerin korkulu rüyası. Bu madde ‘Kaçakçılık Suçları ve Cezaları’ başlığını taşıyor. Maddede belirtilen fiilleri işleyenler, kaybına sebep oldukları vergiyi faiziyle birlikte ödüyorlar. Ayrıca kayba uğrayan verginin 3 katı ‘vergi ziyaı cezası’ ödemek zorundalar. Bunun dışında, yapılacak yargılama sonunda işlenen fiile göre değişmek üzere hapis cezasına mahkum olmaları söz konusu…
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından, diğer kanunlarda yer alan cezalarla ilgili bir uyum sorunu ortaya çıkmıştı. Bu sorunu gidermek için 5728 sayılı Kanunla pek çok kanun Ceza Kanunu ile uyumlu hale getirildi. Bu amaçla Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde de değişiklik yapıldı. Yapılan değişiklik 8 Şubat 2008 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu değişiklik sırasında öyle bir konu atlandı ki, akıllara zarar.

ANLAŞMA OLMADAN FATURA BASIMI
359. maddenin (c) fıkrasında şu hüküm yer alıyor: ‘Bu kanun hükümlerine göre ancak Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basanlar veya bilerek kullananlar iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ Yani, anlaşma olmaksızın belge basanlar için oldukça ciddi bir yaptırım söz konusu. Ancak maddenin eski şekli ile yeni şekli arasında küçük bir fark var. Maddede düzenleme yapılırken maddenin eski şeklinde yer alan ‘ile sahte olarak basanlar’ ibaresi yeni şeklinde unutulmuş.

UNUTKANLIĞIN SONUCU
Bu unutkanlık sonucu anlaşmalı matbaaların sahte belge basması kaçakçılık suçu kapsamı dışında kalmış. Yani, anlaşması olmayanların sahte belge basması kaçakçılık suçu kapsamında yer alırken, anlaşmalı matbaanın sahte belge basımı kaçakçılık suçunu oluşturmuyor. ‘Canım ne var bunda, sonuçta olay sahtecilik olayı. Ceza Kanunu’nda mutlaka bir yaptırımı vardır’ diye düşünebilirsiniz. Haklısınız, biz de öyle düşündük ve araştırdık. Ceza Kanunu’nda düzenlenen evrakta sahtecilik suçları, evrakların basılmasını değil, ‘düzenlenmesini’ kapsamına alıyor. Yani, evrakın boş olarak matbaalarda basılmasının bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün değil. Anlaşmalı matbaada bastırılan fatura ve benzeri belgeler ‘kıymetli evrak’ niteliğinde değil. Bu nedenle ‘kıymetli evrakta sahtecilik’ suçunu da oluşturmuyor. Fatura ve benzeri belgenin üzerinde yer alan özel işaret Kanun’da kıymetli damga olarak belirtilmemiş. Bakanlık bunun ‘amblem’ olduğunu söylüyor. Bu durumda ‘kıymetli damgada sahtecilik’ suçu da oluşmuyor. Anlayacağınız, anlaşmalı matbaanın sahte belge basması fiiline 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre de ceza verilmesi mümkün değil. Böylesine ciddi bir ayrıntının gözden kaçmış olması önemli bir eksiklik. Bu önemli eksikliğe bir kez daha dikkate çekmekte yarar görüyoruz. Umarız, bu eksiklik artık fark edilir ve düzeltilir.

AKLINIZDA BULUNSUN – Hatalı evrak tebligatının sonuçları
Vergilemeyle ilgili olan ve hüküm ifade eden hususların hukuki sonuç doğurabilmesi için mükellef veya sorumlulara yazı ile bildirilmesi, yani tebliğ edilmesi gerekiyor. Tebliğ usulüne uygun yapılsa bile bazı hallerde hüküm ifade etmez. Vergi Usul Kanunu’nun 108. maddesine göre; tebliğ edilen belgeler esası etkilemeyen şekil hatalarından dolayı hukuki değerlerini kaybetmiyor. Ancak vergi ihbarı ile ilgili evraklarda; mükellefin adının, verginin türü veya miktarının, vergi mahkemesinde dava açma süresinin hiç yazılmamış olması veya bu belgelerin görevli bir makam tarafından düzenlenmemiş olması evrakı hükümsüz kılıyor.

47 yaşınızı doldurduğunuzda emekliliğe hak kazanırsınız
21.12.1965 doğumluyum, SSK girişim 4.7.1983. Yani SSK girişim 18’ime 5 ay kala başladı ve tabloda kritik yerdeyim. Prim günüm 5162 gün. SSK girişine bakarsam emeklilik yaşım 47 ve 21.12.2012. Ama 18 yaşımın dolduğu tarihe bakarsam emeklilik yaşım 48 ve 1.12.2013 tarihinde doluyor. Çevremdeki muhasebeciler 18’ine girdiğin tarih önemlidir ve 48 yaşında emekli olabilirsin diyorlar. Net cevabı sizde bulacağımdan eminim. K. Yıldız 1 Nisan 1981 tarihinden sonra sigortalı olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul ediliyor. Ancak 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanların kademeli emeklilik şartlarını düzenleyen 506 sayılı SSK’nın geçici 81. maddesinde bu yönde bir hüküm bulunmadığından, sigortalı ilk defa 18 yaşından önce sigortalı olsa da emeklilik şartları ilk defa sigortalı olduğu tarihe göre belirleniyor. Emeklilik şartları ilk defa sigortalı olunan tarihe göre belirlendikten sonra bu şartlardan biri olan 25 yıllık sigortalılık süresinin hesabında 18 yaşını doldurdukları tarih esas alınıyor. Buna göre emeklilik şartlarınız ilk defa sigortalı olduğunuz tarihe göre belirlenir. 25 yıllık sigortalılık süreniz ise 18 yaşınızı doldurduğunuz tarihe göre. İlk defa sigortalı olduğunuz tarihe göre emeklilik yaş şartınız 47 olup, 47 yaşınızı doldurduğunuzda emekliliğe hak kazanırsınız.

Kaynak: http://www.aksam.com.tr/vukta-gozden-kacan-ayrintiya-dikkat-8175y.html

Bir önceki yazımız olan Öğrencilere GSS yasayla değiştiriliyor--Böbrek nakillilere 1 yıl daha malüllük maaşı - 23 Ekim 2012 başlıklı makalemizde Ali Tezel, böbrek nakillere malülük maaşı ve Böbrek nakillilere 1 yıl daha malüllük maaşı hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo