Vergi Karşısında Mükelleflerin Tutum ve Davranışlarını Etkileyen İçsel Faktörler Nelerdir?

Ana Sayfa » Genel Muhasebe » Vergi Karşısında Mükelleflerin Tutum ve Davranışlarını Etkileyen İçsel Faktörler Nelerdir?
Paylaş
Tarih : 12 Eylül 2013 - 11:48

VERGİ KARŞISINDA MÜKELLEFLERİN TUTUM VE DAVRANIŞLARINI

ETKİLEYEN İÇSEL FAKTÖRLER NELERDİR?

Selçuk Gülten

I. GİRİŞ

Vergi mükelleflerinin vergi karşısında takındıkları tutum ve davranışlar maliye biliminde her zaman araştırılan konulardan birisi olmuştur. Jean Baptiste Colbert (1613-1683) yılları arasında yaşamış ve Fransa’da Kral XIV Lois’in Maliye bakanlığını yaparak “Maliye kazı bağırtmadan tüylerini yolma sanatıdır” demiştir. Kazın bağırması, gagalaması, kaçması gibi tepkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Vergi psikolojisi mükelleflerin vergiye karşı bireysel tepki, tutum ve davranışlarını incelerken, mali sosyoloji mükelleflerin birlikte toplumsal tepki, tutum ve davranışlarını inceler. Vergi mükelleflerinin ister bireysel olsun ister toplulaştırılmış hareketleri, tepki ve tutumları pek çok faktörün etkisi altındadır. Bu faktörlerin bazıları içsel faktörler şeklinde tanımlanırken bazıları ise dışsal faktörler olarak görülür. İçsel faktörler, vergi ödeme gücü, aile yapısı, vergi ahlakı, eğitim durumu, yönetimi benimseme durumu, genel olarak diğer mükellefler hakkındaki görüşleri, kamu hizmetlerine olan ihtiyaç, vergi yargısına güven, muhasebe meslek mensuplarının yönlendirmeleri,  meslek ve diğer şahsi özellikleri olarak sıralanabilir. Dışsal faktörler ise vergi idaresinin tutumu, vergi mevzuatı, vergi adaleti, ekonomik konjonktür, siyasal konjonktür gibi yükümlünün değiştirmesinin elinde olmadığı unsurlardan oluşmaktadır. Bu makale çalışmasının temelini “mükelleflerin vergiye karşı gösterdikleri tutum ve davranışları etkileyen içsel faktörler nelerdir” sorusuna cevap aramak oluşturmaktadır.

Vergi yükümlülerinin salınan vergiye karşı takındıkları tutum ve davranışlar; toplumsal, ekonomik, sosyal ve siyasal yapısının da etkisiyle; vergiyi benimseme ve buna karşı uyum gösterme, vergiden sakınma, vergi kaçırma veya vergiyi reddetme veya vergi vermeye yönelik direniş gerçekleştirme şeklinde ortaya çıkabilir(Çataloluk, 2008:214).  Vergi mükelleflerini bu tip davranışa iten faktörlerin neler olduğunu anlamak, her ne kadar verginin alınmasında cebrilik unsuru olsa da mükelleflerin tepkilerini azaltmaya yardımcı olacaktır. Vergilendirmenin psikolojik bir boyutunun bulunduğu ve insanların bu psikolojik boyut içerisinde hareket ettikleri bilinmektedir. Bazen psikolojik boyut o kadar önemli bir hale gelebilmektedir ki ekonomik olarak vergi ödeme gücüne sahip bir birey bile vergi ödemekten imtina edebilmektedir.

Vergi mükellefleri toplumsal hayatın gerektirdiği kamusal mal ve hizmetlerin üretimi, ülkede düzen ve asayişin sağlanması gibi nedenlerle vergi öderler. Vergi ödeme bazı mükellefler için vicdani bir sorumluluk kabul edilir ve devlete, içinde yaşanılan topluma karşılık verilmesi zorunlu en temel borç olarak görülebilmektedir. Diğer bir taraftan, bazı bireyler ise vergiyi devlet tarafından zorla alınan bir yük, bir ceza gibi görmektedirler. Bu durumda kişilerin vergi ödeme isteği azalmakta ve kayıt dışı ekonominin boyutu artmaktadır (Sağbaş, 2003:171).

Vergi sisteminin sağlıklı işleyebilmesi, bu ödevlerin öncelikle gönüllü olarak yerine getirilmesine bağlıdır. Bu nedenle yükümlüler bu ödevleri yerine getirirken onları isteksiz davranmaya yöneltecek nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir. Çünkü vergi kayıp ve kaçaklarının en önemli nedenlerinden biri, yükümlülerin vergi ödeme konusundaki isteksiz davranışlarıdır. Vergilendirme konusunda yükümlülerin gönüllü uyumu sağlanamazsa, alınacak yasal ve idari tedbirlerle  amaçlanan başarıya ulaşılamayacaktır. Bu nedenle, yükümlü psikolojisini olumsuz yönde etkileyerek vergi ödeme bakımından isteksiz davranmaya yöneltecek nedenlerin tespit edilerek ortadan kaldırılması gerekir(Yeniçeri,2004:1). Bu nedenleri iki grupta inceleyecek olursak;

II. İçsel Faktörler

Yükümlünün kendi şahsi bünyesinden, içinde bulunduğu toplumun yapısından kaynaklanan ve genel olarak mükellefin değiştirebilmesinin mümkün olduğu faktörlerden oluşmaktadır. Bazı kaynaklarda bu faktörler kişisel faktörler olarak da adlandırılmaktadır. İçsel veya kişisel faktörler olarak nitelendirilebilecek olan faktörleri sırasıyla inceleyecek olursak;

a) Vergi Ödeme Gücü

Mükellefin vergi ödemeye yetecek kadar geliri varsa ve ödenen vergi gelirinde ciddi bir azalmaya yol açmayacaksa vergi ödemesini sorun çıkarmadan gerçekleştirecekleri kabul edilir. Ancak mükellefin geliri vergilendirildiğinde, kendisine kalan gelir çok ciddi oranda azalıyorsa ve hatta zorunlu geçim ihtiyaçlarını sağlamasını engelleyecek seviyenin de altına iniyorsa mükelleflerin vergi ödememek için pek çok yasal veya yasadışı yola başvurmaları olasıdır. Vergi ödeme gücü arttıkça, mükellefin vergiye olan direncinin azalması gerekir. Bentham, Mill ve Ricardo mükelleflerin koşullarının farklılığı nedeniyle, farklı vergi ödeme kapasitesine sahip olduklarından vergi konusunun bir bölümünün korunması ve bunun için de vergi dışı bırakılması gerektiğini savunmuşlardır.

b) Aile Yapısı

Yükümlünün vergiye karşı tutumunu etkileyen faktörler arasında aile yapısı önemli bir yer tutar. İnsanları doğuştan sahip oldukları aile ile sonradan evlenme yoluyla kurdukları aile yapısı vergilendirmede çok önemlidir. Doğuştan sahip olunan aile de anne ve babanın vergi karşısında takındıkları tavır ve davranışlar çocukta bir ilk izlenim vergi algısını oluşturmaktadır. Bu algının daha sonra değişmesi mümkün olmakla beraber değişim oldukça yavaş ve güç olacaktır. Anne ve babası vergi kaçıran bir bireyin ileride vergi kaçırması ihtimali oldukça yüksektir. Daha sonra kazanılan ailenin vergi algılanmasındaki yeri ise ailede kişi başına düşen gelir veya gider ile çok yakından ilişkilidir. Eğer vergi ödenmesi sonucunda ailede kişi başına düşen gelir ciddi oranda azalıyorsa kişini vergiye karşı direncinin yüksek olacağı tabidir. Ayrıca burada sadece gelir değil giderde önemlidir. Örneğin aile fertlerinden birinin eğitimi veya sağlığı için ciddi oranda bir gelire ihtiyaç varsa kişi elindeki parayı vergiye yöneltmek yerine bu ihtiyacın giderilmesine yöneltmeyi tercih edecektir.

c)Vergi Ahlakı

Vergi ahlakı, bireylerin vergiye uyumunu anlatan ve yaradılışından beri insanda var olan içsel bir motivasyon olarak düşünülmektedir. Vergi ahlakı kişilerin vergilerini ödemeye iten içsel bir etken olarak düşünülebilir. Vergi ahlakı vergilerini ödemek için bireylerin razılığı ya da ahlaki yükümlülüğüdür. Ya da ödemelerinin topluma bağış olduğu inancıdır. Vergi ahlakı ayrıca ahlaki pişmanlığı ya da vergilerdeki dolandırıcılığı kapsayan suçluluğu da içerir. Eğer bir vergi mükellefinin pişmanlığı ya da suçluluk duygusu güçlü ise, kadın ve erkek vergileri ödemeye daha fazla istekli olacaktır (Torgler, 2005:525). Vergi ahlakı içinde bulunulan toplumun vergi algılaması ile de yakından ilgilidir. Bir toplumda vergi ödemeyenlerin toplum içinde ayıplanması, diğer bireyler tarafından kınanması ve belli ölçüde toplumdan dışlanması gibi yaptırımların fazla olması durumunda vergi ahlakının daha yüksek olduğu görülmektedir. Buna karşılık herkes vergi kaçırıyor, ödenen vergiler yolsuzluğa gidiyor, nasıl olsa sürekli af çıkıyor gibi düşüncelerin yaygın olduğu toplumlarda vergi ahlakı da düşük olmaktadır.

d)Eğitim Durumu

Vergi bilincinin eğitimle artığı pek çok ampirik ve deneysel araştırmaların sonucu olarak tespit edilmiştir. Burada eğitimle kastedilen vergi veya ekonomi ağırlıklı bir eğitim değildir. Aksine dini eğitim alanların vergiye dair meselelerde daha çok çekindiklerini gösterir araştırmalarda vardır. Eğitimli insanın sorumluluklarının bilincinde olacağı, risk almaktan kaçınacağı genel bir gözlemdir. Etkenlerden bir diğeri olan eğitim, vergi mükelleflerinin vergi kanunları hakkındaki bilgisi ile ilişkilidir. Torgler’a göre, daha iyi eğitimli mükellefler vergi kanunları ve mali bağlantılar konusunda daha bilgilidirler böylece vergi uyum dereceleri daha yüksektir (Lewis, 1982:12). Bu mükellefler devletin israfları ve sağladığı faydalar konusunda daha bilinçlidirler. Vogel’in (Vogel, 1974: 499-513) araştırma bulguları; daha az eğitimli mükelleflerin vergiye daha az uyumlu olduklarını, vergi düzenlemeleri hakkında daha az bilgiye sahip olduklarını ve daha sık yardıma ihtiyaç duyduklarını göstermektedir.

e)Devlete Bağlılık

Devlete bağlılığın fazla olduğu, insanların o devletin vatandaşı olmaktan gurur duyduğu, devletin sosyal uygulamalarının yüksek olduğu durumlarda vergiye tepkinin az olduğu görülmektedir. Devlete bağımlılığın diğer bir açıklaması, milliyetçilik anlayışı içinde ele alınabilir. Ancak, gerçek milliyetçilik anlayışının ve sağlam bir toplum yaratma çabalarının gelir dağılımındaki adalet ve devlet hizmetlerinden yararlanmadaki eşitliğe dayanması gerekir (Şenyüz, 1984:48). Vatandaşlık görevleri hakkında bilgi sahibi olan bireylerin vergiye uyum sağlama konusunda daha yüksek bir bilinçle hareket ettikleri gözlemlenmektedir.

Yükümlülerin devlet hakkındaki sahip oldukları olumlu-olumsuz tüm düşünceler, onların devlete olan yükümlülüklerini yerine getirdikleri davranışlarında da doğaldır ki etkili olmaktadır(Çiçek, 2006:60). Yükümlülerin, kamu otoritesini her durumda ve her zaman yanında görebileceğine inanması, alacağı kararlarla kendileri açısından güven tesis etmesi, vergi ödemelerine de sıcak bakmalarına, diğer bir deyişle vergiye karsı aşırı bir tepkiye başvurmamalarına olanak sağlar. Ödeyecekleri vergiyi devlete bağlılık anlayışı içerisinde değerlendirirler. Oysa, devleti kabul etmeyen ve devlete güvenmeyen bir yükümlünün vergisini tam olarak ve istekli bir şekilde ödemesi beklenemez (Tanzi &Parthasarathi, 1993:818).

f)Siyasal İktidarı Benimseme Durumu

Siyasal iktidarların alacağı kararların belli bir kısmı vergilendirme ile doğrudan ilişkilidir. Vergi oranlarının arttırılması gibi düzenlemelerde genelde parlamentolara başvurulmamakta, siyasal iktidar doğrudan karar alabilmektedir. Bu tip durumlarda mükellefin oy verdiği parti iktidarda ise vergiye karşı olan direncin azalacağı görülmektedir. Bunun nedeni bireyin kendisini siyasal iktidarın veya partinin bir parçası olarak görmesidir. Seçmenlerin parti liderlerine olan sempatilerine ve parti imajına bağlı olarak oy verdikleri görülmektedir.

Yükümlülerin destekledikleri hükümetin politikalarına yanlış da olsa “doğrudur”, ya da tam tersine oy vermedikleri bir hükümetin vergi politikalarına doğruda olsa “yanlıştır” diyebildikleri görülmektedir. Yükümlülerin siyasi iktidara duydukları güven vergi kaçakçılığı açısından önemli sonuçlar doğurabilmektedir. Bu davranış Kelley Eğilimi olarak açıklanmaktadır. Buna göre, siyasi eğilimimize uygun bir iktidar yönetimde ise, bu siyasi eğilim ile vergi adaletinin mutlaka birlikte sağlanacağına inanırız (Ünsal, 1987:36).

g)Yükümlünün Diğer Yükümlüler Hakkındaki Görüşleri

Sürü psikolojisi olarak da adlandırılan bir davranış tipi olan kendisi ile aynı durumda olan kişilerle birlikte veya aynı yönde hareket etme eğilimi vergilendirme içinde geçerlidir. Yükümlü bu durumda  kendi ödeyeceği  vergi ile yine kendisi gibi aynı şartlarda olan diğer mükelleflerin ödeyeceği vergiyi mukayese ederek, kendisinin haksızlığa uğrayıp uğramadığına dair subjektif bir düşünce oluşturacaktır.

Yükümlüler vergiye karsı davranışlarını belirlerken, diğer yükümlülerin davranışlarını dikkate almalarının yanında toplumun değer yargılarını da dikkate alırlar. Eğer içinde yaşadıkları toplumda, vergiye karsı bir olumsuz tavır mevcutsa, eksik vergi ödeme veya hiç ödememe alışkanlığı fazla ise bu durum dürüst yükümlüleri de olumsuz etkileyerek olumsuz tavır takınmalarına neden olmaktadır. Bu tavır ilk başta vergi ödeme şevkinin kırılması şeklinde olmaktadır (Gerçek ve Yüce, 1998:24). Yükümlü zamanında vergisini verdiği halde, diğerinin ödemediği ve daha sonra da afedilen vergiler karşısında kendilerini aldatılmış hissedeceklerdir. Bu durum ise yükümlülerin tepkilerinin artmasına neden olacaktır (Demircan, 2003:105-106).

h)Kamu Hizmetlerinin Gerekliliğine Olan İnanışlar

Kamu hizmetleri şeklinde kendisine bir diğer deyişle “yol, su, elektrik” olarak kendisine döneceğini inandığı durumlarda mükelleflerin vergi ödemeye direnç göstermedikleri görülür. Yani mükellefler birebir karşılığı olmasa da kamu hizmeti olarak topluma döneceğine inandıkları vergi ödemelerini yapmaktan imtina etmemektedirler. Aksine vergilerin har vurulup harman savurulduğuna, yolsuzluklara, batak bankalara, bürokratların lüks harcamalarına gittiğini düşündükleri durumlarda vergi ödemekten kaçınmaktadırlar.

Ödenen vergileriyle partizanlık yapıldığına, kamu hizmetlerinin belirli bölgelere ve yandaşlarının zengin edildiğine inanan bir mükellefin vergi ödemeyi istemeyeceği aşikardır. Bu tip durumlarda mükelleflere kamu hizmetlerinin etkin bir şekilde tanıtılması, şeffaf, hesap verilebilir bir sistemin kurulması yerinde olacaktır.

ı) Yükümlünün Mesleği

Yükümlülerin meslekleri de vergi ödeme istekleri üzerinde etkili olmaktadır. Doktor, avukat, savcı gibi iyi eğitimli kimselerin vergiye karşı dirençlerinin daha az olduğu görülürken, daha az eğitim gerektiren mesleklerde vergi kaçırma oranının yüksek olduğu görülmektedir. Riski fazla olan meslekle iştigal edenlerin, daha riski ve sabit geliri olan meslekleri icra edenlere göre daha fazla vergi kaçırdıkları da bilinmektedir. Gelir elde edilirken mesleklerin içerisinde bulundukları koşulların farklılığı da vergiye karsı davranışları etkilemektedir. Yani, farklı mesleklerdeki kişiler aynı geliri elde etseler bile, gelirin elde edildiği koşulların farklı olması nedeniyle katlanılan zahmetler de farklı olmaktadır. Fazla zahmetle aynı geliri elde eden yükümlü, diğer yükümlülere oranla kendisini daha fazla sübjektif vergi yükü altında hissedecektir. Kırsal kesimde vergiye karsı direncin fazla olusunun temelinde bu yatmaktadır(Korkmaz, 1982:42).

III. SONUÇ

Vergi mükelleflerini vergi ödemeye iten içsel faktörlerin kısaca anlatıldığı bu çalışmamızda vergi mükelleflerinin psikolojisinin vergiye uyumu arttırdığını görmekteyiz. Vergi mükelleflerini vergi ödemeye iten içsel faktörler eğitim düzeyi, devlete olan bağlılık, vergi ahlakı gibi faktörler mükelleflerin vergiye karşı olan ruh hallerini etkilemektedir. Vergilemenin bir psikolojik sınırı olduğu da maliye biliminde kabul edilen bir gerçektir. Kişileri vergi ödemeye sevk eden nedenlerin anlaşılarak buna uygun propaganda, reklam ve tanıtımların yapılması vergi idaresinin tahsilat başarısını da arttıracaktır.

Vergi mükelleflerini vergi ödemeye iten içsel faktörlerin subjektif olduğu kabul edilse bile, bu durum değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Bir mükellef için çabuk değişen bir içsel faktörün bir diğer mükellef için daha zor değişeceği iyi anlaşılmalıdır. Vergi yükümlülerinin vergiye olan tepkilerini azaltmak veya vergiye gönüllü uyumu arttırmak isteyen bir vergi idaresinin bu faktörleri dikkate almadan başarıya ulaşması mümkün olmayacaktır.

 

KAYNAKLAR

ÇATALOLUK, Cuma (2008); “Vergi Karşısında Mükelleflerin Tutum ve Davranışları”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:20, Sayfa:213-228

ÇİÇEK, Halit (2006); “Psikolojik ve Sosyal Yönden Yükümlülerin Vergiye Karşı Tutum ve Tepkileri”, İstanbul Üniversitesi, Yayınlanmamış Doktora Tezi

DEMİRCAN, Esra Siverekli,(2003); “Vergilendirmenin Ekonomik Büyüme Ve Kalkınmaya Etkisi”, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı:21, Temmuz-Aralık.

GERÇEK, Adnan ve Mehmet YÜCE (1998); “Türk Vergi Sisteminin Değerlendirilmesi”, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yayınları, Bursa

KORKMAZ, Esfender (1982); “Vergi Yapısı ve Gelişimi”, 2. baskı, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Yayın, No:489, İstanbul

LEWIS, A. (1982); “The Psychology of Taxation”, Martin Robertson, Oxford

SAĞBAŞ, İsa (2003); “Kamu Tercihi Teorisi ve Türkiye’de Yerel Vergilerin Algılanması”, Amme İdaresi Dergisi, Sayı: 36, Sayfa:169-178

ŞENYÜZ, Doğan (1984); Etkin Bir Vergileme İçin Yükümlü Psikolojisi, Uludağ Üniversitesi SBE Basılmamış Doktora Tezi.

TANZI, Vito and Shome PARTHASARATHI (1993); “Primer on Tax Evasion”, IMF Staff Papers, Vol:40, No:4  (December 1993), p.807–828.

TORGLER, Benno (2005); “Tax Morale and Direct Democracy”, European Journal of Political Economy, Vol:21(2), 525-531

ÜNSAL, Samil (1987); “Vergi Kaçakçılığında Sosyal Etkenler, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,

VOGEL, J. (1974), “Taxation and Public Opinion in Sweden: An İnterpretation of Recent Survey Data”, National Tax Journal, 27.

YENİÇERİ, Harun (2004); “Beyan Esasına Dayanan Vergilerde Vergi Kayıp ve Kaçaklarının Psikolojik Nedenlerinin Tespitine Yönelik Bir Araştırma”, E-yaklaşım, Haziran, 2004, Sayı:11

Bir önceki yazımız olan Tarımsal ürün alım bedelleri üzerinden yapılacak SGK prim kesintisi - 12 Eylül 2013 başlıklı makalemizde Genel sağlık sigortası, prim borçları ve Sosyal Sigortalar hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo