Vergi Davaları İçin Önemli Bir Güvence: Yürütmenin Durdurulması

Ana Sayfa » Güncel Haberler » Vergi Davaları İçin Önemli Bir Güvence: Yürütmenin Durdurulması
Paylaş
Tarih : 14 Ağustos 2014 - 8:27

VERGİ DAVALARI İÇİN ÖNEMLİ BİR GÜVENCE: YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

 

Yürütmenin durdurulması mükellefler için yargı aşamasında maddi emniyet sağlayan çok önemli bir kurumdur. Vergi yargısında yürütmenin durdurulması konusunda meslektaşlarımız sık sık hataya düşmektedirler. Bu sebeple yürütmenin durdurulması vergi davaları için üzerinde durulması ve tartışılması gereken bir konudur. Vergi yargısında yürütmenin durdurulmasını ikiye ayırmak gerekir. Bunlardan birincisi ilk derece vergi yargılamalarında yürütmenin durdurulması; ikincisi ise itiraz ve temyiz aşamalarında yürütmenin durdurulmasıdır.

 

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun(İYUK) 27.maddesine göre ilk derece yargılama yapan vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülüklerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemini durdurur. Örneğin; vergi idaresi tarafından 2010, 2011 dönemlerine ait re’sen tarh edilmiş KDV, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezaları ve gecikme faizlerini içeren ihbarname gönderildiği taktirde işlemlere karşı ihbarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde açılacak dava ile birlikte söz konusu tarhiyat, ceza ve faizlerin tahsil işlemi durur. Diğer bir deyişle işlemin yürütülmesi kendiliğinden durur. Bu nedenle davalar için hazırlanacak dilekçelerin yürütmenin durdurulması istemini içermemesi gerekir.

İlk derece vergi yargılamalarında davaların açılmasıyla işlemlerin yürütülmesinin kendiliğinden durmadığı bir takım hususlar vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:

1. İhtirazi kayıtla verilen beyannamelere dayanılarak yapılan tarh işlemlerinin,

2. Tahsilat işlemlerinin,

3. Vergi hatalarının düzeltilmeleri ile ilgili yapılan şikayet üzerine Maliye Bakanlığı’nca gerçekleştirilen işlemlerin,

4. Uzlaşma komisyonu kararlarının,

5. Takdir komisyonu kararlarının,

yürütülmesi dava açılmakla kendiliğinden durmaz. Ayrıca, İYUK uyarınca işlemden kaldırılan dosyaların yeniden işleme konulması halinde yeniden yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması gerekmektedir. Yukarıda sayılan hususlarda, işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde mahkeme, davalı idarenin savunmasını aldıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. Yürütmenin durdurulması karaları teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Çok sık karşımıza çıkan şu örnek ile konuyu açıklayabiliriz: Vergi idaresi tarafından gönderilmiş re’sen tarhiyatlı 2011 ve 2012 dönemine ilişkin Kurumlar Vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizini içeren vergi/ceza ihbarnamesine karşı hareketsiz kalınmış ve 30. günün bitiminde tahakkuk işlemi gerçekleşmiştir. Bu aşamadan sonra gönderilecek ödeme emrine karşı açılacak dava ile birlikte söz konusu tarh, ceza ve faiz işlemlerinin yürütülmesi kendiliğinden durmaz. Hazırlanacak dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması isteminin ayrıca yer alması gerekir. Aynı durum 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre gerçekleştirilen haciz işlemleri için de geçerlidir.

Yürütmenin durdurulmasının bir diğer aşaması itiraz ve temyizlerde yürütmenin durdurulması talebidir. İYUK’un 52.maddesine göre temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. İlk derece vergi yargısından ret kararı çıkması durumunda, bu karara karşı temyiz veya itiraz yoluna gidilmesi işlemin yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay Dava Dairesi Kurulu veya itirazı incelemeye yetkili Bölge İdare Mahkemesince karar verilebilir. Görüldüğü üzere burada yürütmenin durdurulmasına konu olan vergi idaresi tarafında gerçekleştirilen işlem değil ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karardır. Bu durum geçmişte birçok tartışmayı beraberinde getirmiş ve hiçbir fayda sağlamamıştır. Daha sonra aynı maddede yapılan değişiklik ile sorun giderilmiştir. Buna göre, davanın reddine ilişkin kararların temyizi halinde dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararının verilebilmesi için telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Kararın bozulması kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.

Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara; Danıştay Dava Dairelerince verilmişse, Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarına, Bölge İdare Mahkemesi karşı en yakın bölge idare mahkemesine, vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafında verilen kararlara karşı Bölge İdare Mahkemesine, çalışmaya ara verme süresi içinde ise vergi mahkemesi tarafından verilen kararlara en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hakimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler dosyanın kendisine gelişinden itibaren 7 gün içinde karar vermek durumundadır. Bu hüküm uygulamada pek mümkün görünmemektedir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Temyiz ve itiraz aşamasında verilen yürütmenin durdurulması karalarına itiraz 52.maddede düzenlenmemiştir. Ancak bu aşamada üst yargı yerinin ikinci kez yapılan yürütmenin durdurulması istemi veya vermiş olduğu yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması yolunda başvuru kabul ederek karar verdiği şeklinde uygulamalara şahit olan yazarlar da bulunmaktadır.

Bir önceki yazımız olan Limited Şirketlerin Genel Kurulları başlıklı makalemizde Genel kurul, limited şirket ve limited şirketler hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo