Uzlaşmalarda “Nihai Teklif” yanlışı – 17 Ocak 2013

Ana Sayfa » Basından Haberler » Uzlaşmalarda “Nihai Teklif” yanlışı – 17 Ocak 2013
Paylaş
Tarih : 17 Ocak 2013 - 10:21

Akif Akarca

Önceki hafta yayımlanan makalemizde; pek çok mükellefin “sahte belge kullanıldığı” gerekçesiyle vergi tarhiyatına muhatap tutulduğu vergi incelemelerine değinilmiş ve bu konuda yaşanan olumsuzluklar açıklanarak, incelemelerde Vergi Usul Kanunu’nun 134’üncü maddesinde belirtilen “incelemeden maksat” ilkelerine uyumun sağlanmasının önemi vurgulanmıştı. Bugünkü yazımızda; incelemeler sonrası talep edilen tarhiyat öncesi ya da tarhiyat sonrası uzlaşmalarda karşılaşılan bir başka olumsuz uygulamaya değinmek istiyoruz.

Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu’nun “Uzlaşmanın konusu, Kapsamı, Komisyonlar ve Şekli” başlığı altında yer alan Ek:1’inci maddesinde; mükellef tarafından, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarının (359’uncu maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza hariç) tahakkuk edecek miktarları konusunda vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da 369’uncu maddede yazılı yanılmadan kaynaklandığının veya bu kanunun 116, 117 ve 118’inci maddelerinde yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunduğunun veya yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumunda, idarenin anılan bölümde yer alan hükümler çerçevesinde mükellefler ile uzlaşabileceği ifade edilmiştir.

Anılan hükümde belirtildiği gibi; uzlaşma talebi vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılır. Uzlaşmanın vaki olmaması (komisyon teklifinin mükellefçe kabul edilmediği durumda) veya temin edilememesi (mükellef veya vekilinin uzlaşma komisyonunun davetine icabet etmemesi, komisyona geldiği halde uzlaşma tutanağını imzalamaması veya tutanağı ihtirazi kayıtla imzalamak istemesi halinde uzlaşma temin edilememiş sayılır) halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz. Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa “idarenin nihai teklifi” yazılır. Mükellef dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse bu takdirde uzlaşma sağlanmış sayılır. Bu husus, kanun hükmünün verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan 03/02/1999 tarihli Uzlaşma Yönetmeliği’nde de “Uzlaşmanın vaki olmaması halinde (komisyon teklifinin mükellefçe kabul edilmediği durumda); komisyon nihai teklifini tutanağa geçirir. Mükellef, dava açma süresinin son günü akşamına kadar komisyonun nihai teklifini kabul ettiğini bir dilekçe ile vergi dairesine bildirdiği takdirde bu tarih itibariyle uzlaşma vaki olmuş sayılır ve buna göre işlem tesis edilir.” şeklinde ifade edilmiştir.

Yukarıda açıklanan hükümler tarhiyat sonrası uzlaşmaya ilişkin olup, tarhiyat öncesi uzlaşma için de benzer düzenlemeler söz konusudur. Vergi Usul Kanunu’nun Ek: 11’inci maddesinde hüküm altına alındığı üzere; Maliye Bakanlığı, vergi incelemesine dayanılarak tarh edilecek vergilerle kesilecek cezalarda (359’uncu maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilecek vergi ve kesilecek ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilecek ceza hariç) tarhiyat öncesi uzlaşma yapılmasına izin verebilme yetkisine sahiptir. Anılan madde hükmünün verdiği yetkiye istinaden çıkartılan 31.10.2001 tarihli Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği’nde de; “uzlaşma talep edildiği halde görüşmeler sonucunda uzlaşılamayan matrah farklarına ilişkin uzlaşma komisyonunun teklif ettiği miktarlar tutanaklarda yer alır. Bu şekilde düzenlenen uzlaşma tutanağı ile vergi inceleme raporunun vergi dairesine intikali üzerine, vergi dairesince yapılacak tarhiyatın dava açma süresinin son gününün mesai saati bitimine kadar komisyonun teklif ettiği miktarı kabul ettiğini belirten bir dilekçe ile vergi dairesine başvuran mükellefle, başvuru tarihi itibarıyla uzlaşma vaki olmuş sayılır ve buna göre işlem tesis edilir.” açıklamaları yer almıştır.

Yukarıda yer verilen yasa hükümleri ve yönetmeliklerde uzlaşmanın vaki olmadığı (görüşmeler sonucunda uzlaşmaya varılamadığı) durumlarda, “idarenin (uzlaşma komisyonunun) uzlaşma görüşmeleri esnasında teklif ettiği son miktarların(nihai teklifinin) uzlaşma tutanaklarında yer alması gerektiği açıkça belirtilmesine rağmen, bu düzenlemelere Mali İdare’ce veya Denetim Kurulu’nda oluşturulan uzlaşma komisyonlarınca uyulmamakta ve tarhedilen vergi ve ceza tutarlarında sanki hiç indirim teklif edilmemiş gibi, bu tutarlar bire bir yer almaktadır. Bu aşamada yapılan itirazlara da kulak asılmamakta ve uzlaşma görüşmeleri “uzlaşmama” görüşmelerine dönüştürülmektedir. Maalesef bu uygulama bütün Türkiye sathında aynı şekilde sürdürülmektedir. Böylelikle, mükellefe yasa maddesiyle tanınmış olan haklar (mükellefin nihai teklifi daha sonraki günlerde kabul etme hakkı) elinden alınmaktadır.

Bu davranışın gerekçesi sorgulandığında, şifahi olarak ifade edilen şey; uzlaşma
tutanaklarında nihai tekliflerin yer alması halinde bunun, mükelleflerce açılan davalardaki savunmalarda lehlerine kullanılmaya çalışılmasıdır. Bu davranışın yasal düzenlemelere uydurulması için de; uzlaşma görüşmelerinde verilen tekliflerin pazarlık olduğu, uzlaşılamayacaksa nihai teklif olarak indim yapılmamış vergi ve ceza tutarlarının belirtildiği ve bu durumun yasal düzenlemelere uygun olduğu ifade edilmektedir. İfade edilen gerekçeler ne olursa olsun, yapılan bu uygulama gerek yasal düzenlemeye gerek yasa hükmüne dayanarak bizzat Mali İdare tarafından hazırlanıp çıkartılan yönetmeliklerdeki düzenlemelere gerekse akla ve mantığa uygun değildir. Üstelik böyle bir uygulama mükellefler nezdindeki mali idare ve denetim kurulu imajını da olumsuz yönde zedelemekte ve “mali idare kendi kurallarına uymuyorsa bizden kurallara uymamızı nasıl bekler?” sorusunun zihinlerde sorulmasına neden olmaktadır.

Kanımızca, bu uygulamanın bir an önce gözden geçirilip yasa hükmünde ve yönetmeliklerde belirtilen şekle dönülmesi önemlidir. Bu yapılmayacaksa da yasalarda ve yönetmeliklerde yer alan bu düzenlemelerin çıkartılması yoluna gidilmelidir.

Bir önceki yazımız olan Son Prim Yapılandırma Yasasından Kimler Yararlanacak? - 17 Ocak 2013 başlıklı makalemizde 6385 Sayılı Kanun, Destek priminin yansıması ve Şevket Tezel hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo