TMS 16: Varlıkların Elde Edilmelerinde Göze Çarpan Farklılıklar

Ana Sayfa » Güncel Haberler » TMS 16: Varlıkların Elde Edilmelerinde Göze Çarpan Farklılıklar
Paylaş
Tarih : 23 Şubat 2014 - 19:29

TMS 16: MADDİ DURAN VARLIKLAR STANDARDININ VUK  İLE KARŞILAŞTIRILMASI VE TMS/TFRS’LERE UYGUN MALİ TABLOLARA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ – 2

Prof. Dr. Hasan Kaval
Gazi Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
İşletme Bölümü Öğretim Üyesi, YMM

3. VARLIKLARIN ELDE EDİLMELERİNDE GÖZE ÇARPAN FARKLILIKLAR

Standart bu varlıkların değerlemesini  ilk iktisap tarihinde (yani aktife girişlerinde) ve daha sonraki muhasebe dönemlerinde (muhasebeleştirilme sonrası ölçüm) değerleme şeklinde bir  ayırıma tabi tutmaktadır.  Bizde buna paralel bir şekilde farklılıkları belirleyebiliriz.

İlk aktife alınma veya maliyet bedelinin belirlenmesinde anahtar veya belirleyici soru “aktife alınırken hangi maliyet unsurları edinim veya üretim maliyetine verilecek, hangi maliyet unsurları bunun dışında kalacaktır ? “ şeklindedir.  Takas işlemi sonucunda elde edilen maddi duran varlıklar hariç; yaklaşım “… Bir maddi duran varlık kaleminin maliyeti, muhasebeleştirme tarihindeki  peşin değeri tutarıdır. Eğer ödeme normal kredi vadelerinin ötesine erteleniyorsa, peşin fiyat eşdeğeri ile toplam ödeme arasındaki fark, IAS 23’te izin verilen alternatif yöntem  çerçevesinde defter değerinde taşınmadığı sürece, kredi dönemi boyunca faiz olarak finansal tablolara yansıtılır.” (TMS 16.23)  şeklindedir.  Bu belirlemeden çıkarabileceğimiz farklılıklar aşağıdaki gibidir.

 

1 – VUK Md 270’e göre “Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile emlak alım ve özel tüketim vergilerini  maliyet bedeline ithal edilmesinde  veya genel giderler arasında gösterilmesinde mükellefler serbesttir” şeklindeki ihtiyariliği standart düzenlememiştir.  Bu nedenle özellikle otomobil, gayrimenkul alımlarında oldukça yüksek tutarlara varan bu tür giderlerin (alım komisyonları, alım vergileri, özel tüketim vergileri, noter harçları gibi) standarda göre maliyete verilmesi gerekmektedir.

 

2 – Yine VUK Md 313’ göre,  küçük demirbaş olarak muhasebe literatüründe yer alan ve değeri  800.- TL ‘nın altında , faydalı ömürleri bir yıldan fazla olan varlıkların aktifleştirilmesi ihtiyari iken, standart bu konuda herhangi bir düzenleme getirmemiştir. Eğer sağlayacağı fayda izleyen bir veya daha fazla dönemde görülecek ise bunun aktifleştirilmesi gerekmektedir.

 

3 – Yine eğer bir duran varlık alım fiyatı bir vade farkı taşıyor ise, vade farkı maliyete verilmeyecek finansman gideri olarak muhasebeleştirilecektir.  VUK’na göre bu tür vade farklarının maliyete verilmesi gerekmektedir.  Daha doğrusu Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan 163, 238  ve 334  sayılı VUK Genel Tebliğlerine göre işleme tabi tutulmaktadır. Bu tebliğlere göre; mükellefler,  ister bir yatırımın parçası olarak, isterse ayrıca iktisap edilmiş varlık olsunlar bu varlıklar için katlanılan finansman giderlerinin (faiz ve kur farkı) aktife alındıkları dönemin sonuna kadar varlığın maliyetine verilmesini zorunludur.  Aktife alındıktan sonraki dönemlerde doğanların ise aktife alınıp alınmamasına veya dönemin giderlerine kaydedilmesine ilişkin olarak işletmelere seçimlik hak vermektedir. Oysa standart böyle bir belirleme yapmamakta ve varlığın peşin alım satım fiyatı ile aktife alınacağını belirlemektedir.  Bu nedenle öncelikle bir satın alma işleminde, beraberinde,   bir finansman hizmetinin de olup olmadığı araştırılacak, eğer varsa finansman hizmet maliyetinin tutarı maliyet bedelinden çıkarılacak ve net peşin değerinden aktife alınacaktır.

Burada özellikle vurgulama yapmamız gereken, her bir vade işlemi nedeniyle finansman gideri ayrıştırması yapmamamız gerektiğidir.  Çünkü standardın yukarıda yer alan hükmüne göre; ödemelerin normal ödeme koşullarının dışına taştığı durumlarda vade farkı hesaplanması gerekmektedir.  Aksi halde gerekmemektedir.  Örneğin; eğer bir makine grubu sipariş veriliyor  ve beş ay gibi bir üretim ve montaj süresi gerektiriyor ise,  ödemelerin mutlaka montajın son günü yapılacak peşin değere eşitliği aranmaması gerekir. Eğer siparişin başında belirli bir ödeme, ara dönemlerde ödeme, montajı izleyen günlerde bakiyeyi ödeme gibi bir ödeme takvimi varsa, burada net şimdiki değer hesabı yapılmasına gerek kalmamaktadır. Veya yine bedelin önemli bir kısmı peşin verilmiş ve kalanı kısa bir sürede veya bazı eksikliklerin de tamamlanmasını müteakip ödenmiş ise yine burada vade farkının hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.  Yine bazı peşin ödemeli akreditiflerde olduğu gibi ödemenin yapılması ile aktife alınması arasında bir zaman aralığı doğuyor ise, peşin değer hesabı yapılmasına gerek kalmamaktadır.

Eğer varlığın iktisabında bir vade veya finansman işlemi doğuyor ise, vadeli işlemin peşin değere indirgenmesinde kullanılacak faiz oranını standart belirlememektedir. Böyle bir durumda IAS 23 Borçlanma Maliyetleri standardında çözüm aranması gerekir[2].

 

4 – Eğer maddi duran varlık bir bina veya bir makine-tesis-cihaz grubu ise ve bunun kullanılabilir duruma gelmesi  zorunlu olarak uzun bir süreyi gerektiriyor ise, bu varlık nitelikli (özellikli)  varlık olarak nitelendirilmekte ve bu amaçla katlanılan vade farklarının aktife alınıncaya kadar olan kısmının maliyet bedeline intikal ettirilmesi (aktifleştirilmesi) gerekmektedir.   VUK’ya göre de aynı kural geçerlidir. Ancak burada da bazı farklar doğmaktadır. Şöyle ki,

  • VUK’ya dayanarak çıkarılan tebliğlerde ilgili maddi duran varlığın aktife alındığı yılın sonuna kadar doğan finansman maliyetlerinin aktifin maliyetine verilmesini öngörürken, standart bunun  işletme tarafından amaçlandığı gibi kullanılabilir duruma geldiği ana kadar finansman maliyetlerine yüklenmesini öngörmektedir.
  • Diğer taraftan, eğer imal veya inşa döneminde işin gereği olarak zorunlu değil de, finansman, talep yetersizliği gibi nedenler ile özellikli varlığın üretimine ara verilmiş ise standarda göre bu dönemde doğan finansman giderleri maliyete verilmez.  Dönem giderleri arasında muhasebeleştirilir.  Oysa VUK’ nda  böyle bir ayırım bulunmamaktadır.  Böyle olunca bir yatırıma finansman sıkıntısı nedeniyle ara verildiğinde dahi, daha önce alınan kredilerin faiz giderleri maliyete verilmekte, yatırımın fiilen ilerlemiş gibi işlem yapılmakta, hatta bu aşamada teşviklerden yararlanılabilmektedir.[3]

 

5 – VUK’na göre topluca alınan varlıklar topluca kaydedilip, bu toplu tutar üzerinden amortismana tabi tutuluyor olmasına rağmen, standarda göre eğer bunların amortisman süreleri farklı ise toplu alımı ayrıştırmak gerekmektedir.  Eğer toplu alım içinde özellikle farklı ömre sahip olan ve tutarları da önemli olan varlıklar varsa bunları ayrıştırmak durumundadır. Örneğin bir bina, arsası ile birlikte alınıyor ise, arsa amortismana tabi olmayacağı için bunların değerlerini birbirinden ayrıştırması gerekebilir. Yine örneğin bir kamyon  damperi ile birlikte alınıyor ise yine bunların ayrıştırılması gerekir. Ancak böyle bir kamyonda tekerlekler daha kısa ömre sahip olsalar dahi ayrıştırmak gerekmeyebilir.  Çünkü tekerleklerin tutarı toplama göre oldukça düşük kalacaktır (TMS 16.43, 16.44).

 

6 – Önemli bir farklılık da  iktisap edilen duran varlıklarla ilgili olarak, iktisap anında,  ek yükümlülüklere girilmiş olması durumunda doğar. Örneğin bir varlık grubu, bir bina, bir tesis satın alınırken mevcut halinde çevre koruma ile problemi olabilir veya belirli bir zaman sonra bu gayrimenkul üzerinde harcamaların yapılması garantisi veya zimni kabulden doğan yükümlülük ile satın alınmış olabilir. Bir binaya belirli bir zaman içinde arıtma tesisi kurulması, veya kapalı maden işletmesinin   üzerindeki bitki dokusunun yeniden kazandırılması, bir tesise ilerideki bir tarihe kadar zehirli atıkların temizlenmesi için filtre baca yaptırılması gibi. Bu gibi durumlarda başlangıçta bir yükümlülük altına girilmektedir. Bu yükümlülüğü karşılamak üzere IAS 37 Karşılıklar, Koşullu Varlıklar, Koşullu Borçlar standardına göre karşılık ayrılması, beklenen tutarın net şimdiki değerinin maliyete eklenmesi gerekir (IAS 16.18).  Her yıl karşılığın net şimdiki değeri artacağı için aradaki fark finansman gideri olarak kayda alınacaktır.

 

Örnek:

Bir işletme özelleştirme kapsamında bir fabrikayı satın almış bulunmaktadır. Ancak satın alma teknik şartnamesine göre en geç  3 yıl içinde fabrika bacasının filtrelerinin yenilenmesi de bulunmaktadır.  Satın alma bedeli tanımlanabilir varlıklara dağıtılmış ve bu tesislere 15.000.000.- TL değer atfedilmiştir. Ancak mevcut bacanın en geç üç yıl içinde yenilenmesi gerekmektedir. Üçüncü yılın sonlarında yapılması planlanan bacanın ise 1.500.000.- TL ye çıkması beklenmektedir. Bu durumda bacaya yapılacak masrafın net şimdiki değeri bulunacak, bu tutarda karşılık ayrılırken, aynı tutar tesislerin maliyetine ilave edilecektir. Firmanın sahip olduğu kredibilite derecesinde yıllık %10 faiz oranı üzerinden finansman sağlanabilmektedir.  Bu durumda yapılacak harcamanın net şimdiki değeri aşağıdaki gibi hesaplanır.

1.500.000.-

Net Şimdiki Değer = —————– = 1.126.372.- TL

(1+0,10)3

—————————    /     ————————–

MAKİNA, TESİS VE CİHAZLAR                                1.126.372.-

BORÇ KARŞILIKLARI                                1.126.372.-

—————————     /     ————————–

Bu kayıttan sonra cihazların amortismana tabi değeri artık  15.000.000.- TL değil, 16.126.372.- TL ‘dır. Örneğin % 10’dan bir yıllık amortisman 1.612.637.- olacaktır.

İzleyen yıl sonunda borcun ödenmesine 2 yıl kalmıştır. Dolayısıyla net şimdiki değeride yükselerek 1.239.669.- TL ye yükselmiştir[4]. Aradaki 112.697,-TL da finansman gideri olarak kaydedilecektir.

————————    /  ——————————-

FİNANSMAN GİDERLERİ                                         112.697.-

BORÇ KARŞILIKLARI                                   12.697.-

————————   /   ——————————-

Yukarıdaki belirlenen hususlara açıklık getirmek üzere çok sıklıkla karşılaştığımız bir örnek aşağıda yer almaktadır.

Örnek:

Bir işletme 1.9.2012 tarihinde makam otomobili olarak bir binek otomobili satın almak istemiştir. Otomobilin plaka ve ruhsat masrafları hariç faturası aşağıdaki gibidir.

 

Otomobil Bedeli                                60.000.-

Özel Tüketim Vergisi                         78.000.-

Katma Değer Vergisi                         24.840.-

————-

162.840.-

Ancak firma bu bedelin tamamını peşin ödememiştir.  62.840.- TL sını peşin ödemiş, kalan 100.000.- TL için kredi kullanmıştır. Kullanılan kredi  BSMV ve KKDF dahil aylık % 1 faizlidir. Ancak firma satıcının lehdar olduğu her biri 8.884,87 TL olan 12 adet sıra senet düzenlemiştir.  Bu  bankanın düzenlediği 100.000.- TL tutarındaki kredinin  106.618,44 TL tutarındaki itfa tablosu ile uyumludur[5].  Firma yasal kayıtlarında Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisini dönem giderlerinde değerlemeyi  tercih etmiş, dolayısıyla maliyete vermemiştir.  Dönem sonunda ise % 20 amortisman oranı uygulamıştır.

 

Burada VUK ile TMS 16 arasındaki farklılık ödenen Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, ve faizlerin tabi tutulacağı işlemden kaynaklanmaktadır. TMS 16 ya göre vergilerin maliyete intikal ettirilmesi, faizin ise hiç maliyete alınmaması gerekmektedir.   Ayrıca amortisman giderlerinde de doğal olarak fark doğacaktır. Bunlar topluca aşağıdaki düzeltme tablosunda gösterilmektedir.

 

Hesaplar

Mizandaki Değeri

İlaveler

İndirimler

TFRS Değeri

Taşıtlar

63.523

102.8401

3.5232

162.840

Birikmiş Amortismanlar

4.235

6.6213

10.856

Genel Yönetim Giderleri

  4.235

6.6213

10.856

Diğer Gider ve Zararlar

102.840.-

102.8401

Borç Senetleri

79.963,83

79.963,83

Borç Sen.Reeskontu (Ertelenmiş Finansman Giderleri)

3.094,70

3.093,70

Finansman Giderleri

3.5232

3.523

 

1)      Maliyete verilmeyen vergilerin maliyete verilmesi,

2)      Maliyete verilen faiz giderlerinin iptali ve finansman giderlerine alınması,

3)      TMS 16 ya uygun maliyet bedeli ile defter değeri arasındaki farkın amortisman giderine etkisinin kayda alınması

 


[2] Standardın   maddesi her ne kadar TMS 23’e gönderme yapıyor olsada, bu standartta böyle bir alımda uygulanacak faiz oranının nasıl belirlendiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bedel olarak borçlanılan tutar TMS 39 kapsamında bir finansal borç olduğuna göre, borcun nasıl ölçüleceğinin çözümünü bu standartta aramak gerekir.  TMS 39’ un  43 ncü maddesine göre,  bir finansal borç ilk muhasebeleştirme aşamasında gerçeğe uygun değeri ile ölçülür. Daha sonraki dönemlerde ise “……..her türlü finansal borcunu etkin faiz oranı ile itfa edilmiş maliyeti ile ölçüleceğine”  amirdir.  O halde böyle durumlarda eğer bu varlık peşin alınmış olsa idi, hangi fiyatla alınırdı sorusu cevaplanacak ve bu tutarla vadeli fiyat arasındaki farktan etkin faiz oranı hesaplanacaktır. Peşin değer aktife giriş değeri veya maliyet bedeli olacaktır. Aradaki fark vade farkı kabul edilecek ve her muhasebe döneminde  bu etkin faiz oranı ile borçların değeri yeniden ölçülecektir.  Her bir ölçümde borcun net şimdiki değerindeki artış finansman gideri olacaktır.

[3] Teşvikli yatırımlarda yatırım indirimi söz konusu iken, bu durumla karşılaşılabilmekte, bu dönemde doğan faiz ve kur farkları maliyete verilerek, yapılan bir harcama olarak yatırım indirimine konu edilebilmekte idi.

[4]  Net Şimdiki Değer = 1.500.000 / (1+0,10)=1.239.669

[5] Kredinin ilk dört ayına ilişkin faiz tutarları şu şekildedir.  İlk aydan başlamak üzere 1.000.- TL, 921,15 TL, 841,51 TL, 761,08 TL

 

Bir Önceki Makale : TMS 16: MADDİ DURAN VARLIKLAR STANDARDININ VUK  İLE KARŞILAŞTIRILMASI VE TMS/TFRS’LERE UYGUN MALİ TABLOLARA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Bir Sonraki Makale : VARLIKLARIN KULLANILMASI SIRASINDA VE DAHA SONRA YAPILAN HARCAMALARIN RAPORLANMASINDA FARKLILIKLAR

Bir önceki yazımız olan TMS 16: Maddi Duran Varlıklar Standardının VUK ile Karşılaştırılması ve TMS/TFRS'lere Uygun Mali Tablolara Dönüştürülmesi başlıklı makalemizde hasan kaval, maddi duran varlıklar standardının vuk ile karşılaştırılması ve Mali tablolara dönüştürülme hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo