Tahsil edilemeyen alacaklar vergiden düşülebilir – 6 Kasım 2012

Ana Sayfa » Basından Haberler » Tahsil edilemeyen alacaklar vergiden düşülebilir – 6 Kasım 2012
Paylaş
Tarih : 06 Kasım 2012 - 9:57

Ahmet Yavuz

Bazen ticari ilişkilerde işler planlandığı gibi yürümez. Sipariş verilen mal gönderilir, parası tahsil edilemez.
Gelen mal talep yetersizliğinden satılamaz veya bedeli ödenen mallar satıcı firma tarafından gönderilmez. Bu gibi durumlarda tabii olarak firmalar zarara uğramış olur. Bu zararların vergi kanunları tarafından kabul edilmesi ve vergi matrahından düşülebilmesi için gerçekleşmiş olmaları yeterli değildir. Vergi kanunlarının öngördüğü diğer şartların da izlenmesi ve gerçekleşmesi gerekir. Mesela yurtdışından yabancı uyruklu bir firmaya mal siparişi verilmesi ve ön ödeme olarak para gönderilmesine rağmen sipariş verilen ürünlerin söz konusu firma tarafından gönderilmemesi halinde ödenen tutarlar gider olarak yazılabilecek midir?

Kurumlar Vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır. Safi kurum kazancının tespitinde de, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır. Aynı kanun ticari kazancı, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar olarak tanımlamıştır. Yukarıda da bahsettiğim üzere ticari faaliyetlerde bazen zarar etmek de muhtemeldir ve kanun bu durumu öngörmüştür. Bu yüzden işle ilgili olmak şartı ile mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek gider olarak kabul edilmiştir. Ancak her tahsil edilemeyen alacak veya her yersiz ödeme doğrudan gider yazılamaz. Öncelikle kanunun aradığı hususların yerine getirilmiş olması şartıyla bu zararlar şüpheli alacak statüsünde takip edilir. Şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kâr zarar hesabına intikal ettirilir.

Buna göre, bir alacağın şüpheli hale gelmesi ve karşılık ayrılabilmesi için alacağın ticari kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olması gerekir. İkili ilişkilerden kaynaklanan alacaklar için karşılık ayrılamaz. Ayrıca bu alacaklar için dava açılmış olması veya icra safhasına geçilmiş olması gerekir. Dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar için karşılık ayrılabilmesi için bu alacağın yazı ile bir defadan fazla istenilmesine veya protesto edilmiş olmasına rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olması gerekir. Protestonun noter vasıtasıyla yapılması, alacak talep yazısının da herkesin kabul edebileceği bir tarzda yazılması gerekir. Tabii ki protesto veya yazının muhatabına ulaşmış olması gerekir. Dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacakların yazı ile istenmesi durumunda, yazının sadece bu husus için olarak düzenlenip farklı günlerde muhatabına bir defadan fazla ulaşmış olması, yazının borçlunun kendisine veya hukuken teslim alabilecek şahıslara tebliğ edilmiş olması, yazının kime ve hangi tarihte tebliğ edildiğini tevsik eden evrakın zamanaşımı süresince muhafaza edilmesi gerekir. Bu yazılar özel kargo şirketi vasıtasıyla gönderilebilir.

İthalatta yaşanan tahsilat sorunu
Dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacakların tespiti açısından dava edilecek alacak için avukatlık ücreti, yargı harcı, notere yapılacak ödemeler ile posta giderleri toplamı dikkate alınıp tahmini bir dava maliyeti bulunur ve bu tutar alacakla kıyaslanır. Tahmini dava maliyeti alacaktan daha fazla ise mahkemeye başvurulmadan protesto veya yazı ile bir defadan fazla istenerek tahsil edilemeyen alacak için karşılık ayrılabilir. Bu şartlardan herhangi birisi eksikse şüpheli alacak kaydı yapılamaz. Alacağın yurtiçinden veya yurtdışından olması bir önem taşımadığından yurtdışından olan alacaklar için de bu madde hükümleri geçerlidir. Yurtdışından olan alacakların şüpheli hale geldiğinin ispatlanabilmesi için ticari iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya icra takibinde bulunulması gerekir. Yurtdışından olan alacakların dönem sonunda değerlemesi nedeniyle oluşacak kur farkları da asıl alacağın akıbetine tabi olduğundan asıl alacak şüpheli hale geldikten sonra bu alacağa bağlı olarak oluşan kur farkları için de şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkündür.

İflas eden firmalardan alacaklar ve aciz vesikası
Bazı alacakların muhatapları genel olarak ödeme zorluğuna düşmüş olabilir. Usulüne göre aciz vesikası çıkarılan bu kişilerden alacaklı olanlar, bu alacakları için karşılık ayıramaz. Çünkü aciz vesikası, alacağını tamamen alamamış olan alacaklıya, ödenmeyen alacak miktarı için verilen bir belgedir. Bu belgenin verilmesi ile alacaklının alacağı son bulmaz, hatta alacaklının durumu kısmen kuvvetlendirilmiş olur. Örneğin alacağın zamanaşımı süresi, belgenin düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl olur ve artık borçlu borcunun olmadığını iddia edemez. Başka bir deyişle aciz belgesi İcra İflas Kanunu anlamında borç ikrarını içeren bir belge olup, alacağın değersiz olduğuna ilişkin bir vesika değildir. Bu nedenle bir alacağın aciz belgesine bağlanmış olması, alacağın gelecekte tahsil edilme imkânını ortadan kaldırmaz.

Buna mukabil iflası istenen borçlularda durum farklıdır. İflas halinde, alacaklının borçluyu dava etmesi veya icra yoluyla takip edebilmesi yasal olarak mümkün değildir. İcra ve İflas Kanunu, bu takip yollarını kapatarak sadece iflas masasına kayıt olma hakkını verdiğinden, cebri icra ve külli tasfiye yolu olan iflas halinde bütün alacaklılar eşit şekilde işlem görür ve bu nedenle ferdi icra takiplerine izin verilmez. İflas bir icra yolu olup alacaklı yönünden normal icradaki gibi amaç alacağa kavuşmak olduğundan iflas masasına kaydı yaptırılan alacaklar icra safhasına intikal edilmiş sayılır. Mükellefler borçlu müşterilerinin iflas etmesi halinde, şüpheli alacak karşılığı ayırabilirler. Ancak karşılık alacağın masaya kaydının yapıldığı, diğer bir ifadeyle icra safhasına intikal ettiği hesap döneminde ayrılmalıdır. İflas halinde de ayrılan şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kâr-zarar hesabına intikal ettirilir. Hakkında iflas ertelemesi kararı bulunan firmalar için de kanunen icra takibi yapılamadığından, bu alacaklar için dava ve icra süreci başlamasa da karşılık ayrılabilir.

Bir önceki yazımız olan Emlak vergisinde ikinci taksit dönemi! - 6 Kasım 2012 başlıklı makalemizde Emlak Vergisi, Emlak vergisinde ikinci taksit ve Emlak vergisinde ikinci taksit dönemi hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo