SAYIM SONUÇLARINA GÖRE DEĞERLEME İŞLEMLERİ

Ana Sayfa » Genel Muhasebe » SAYIM SONUÇLARINA GÖRE DEĞERLEME İŞLEMLERİ
Paylaş
Tarih : 07 Şubat 2012 - 0:46

1. Değerlemenin Tanımı: Envanter işlemlerinin ikinci aşaması olan değerleme, varlıkların vergi matrahının hesaplanmasında kullanılan takdir ve tespit şekli olarak tanımlanır. Değerleme, sayılan varlıkların hangi fiyattan veya tutardan envanter defterine yazılacağını tespit etme işlemidir.

Değerlemede esas, varlıkların vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlarda sahip oldukları kıymetleridir. Envanter sonrası düzenlenen bilançolar kıymetlerin genel bir özetini gösterir. Değerleme ile bilançonun dönem sonunda sahip olunan değerleri fiili olarak gösterir hale getirilmesi sağlanır. Değerleme işlemine kanunların bakış açısında bir takım farklılıklar bulunmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu’nda Değerleme:
– Ticari bilançolar düzenlenirken; şahıs işletmeleri ile şahıs şirketlerinde değerleme ölçülerinin seçimi serbesttir.
– Sermaye şirketlerinde ortakların sorumlulukları koydukları sermaye ile sınırlı olduğundan, değerleme ölçülerinin seçimine sınırlama getirilmiş, düşük olan değer esas alınmıştır. Örneğin stoklar en çok maliyet değeri ile değerlenebilmektedir. (Değerlemede yüksek olan değerin esas alınması durumunda ticari kar yüksek gözükür. Bu durum sermayenin kar payı şeklinde dağıtılmasına neden olur ve alacaklı olan üçüncü kişileri riske atar. Sadece sermaye şirketleri için getirilmiş olan bu sınırlama üçüncü kişileri korumaya yönelik bir tedbirdir.) Muhasebe ilkeleri genellikle Türk Ticaret Kanunu’nun bu konudaki hükümlerine ters düşmez.

Vergi Usul Kanunu’nda Değerleme:
– Ticari kazanç(Vergi Matrahı) teşebbüsün dönem başı ve dönem sonu öz sermayeleri arasındaki olumlu farktır. Öz sermaye, varlık ve borçların değerlemesiyle belirlenir.
– VUK, envanterin hazırlanmasının en önemli nedeninin ödenecek vergi matrahını belirlemek olduğundan varlıkların özelliklerine göre birçok değerleme ölçüsüne yer verilmiştir. Değerleme, iktisadi kıymetin tür ve niteliğine göre aşağıdaki ölçülerden biri ile yapılır. Bu öğrenme faaliyetinde VUK ’ta yer alan hükümler üzerinde duracağız.

2. Değerleme Ölçüleri:

– Maliyet Bedeli: Bir mal veya hizmetin işletmeye getirilip satışa sunulana kadarki süreç içinde yapılan ödemelerin tamamına maliyet bedeli denir. Maliyetbedeli; Üretim maliyeti ve Satın alma maliyeti olarak gruplandırılabililir.

-Borsa Rayici: Menkul kıymetler borsasına, kambiyo borsasına veya ticaret borsalarına kayıtlı olan menkul kıymetler borsa rayicine göre değerlenirler. Değerleme gününün sonunda menkul kıymetin borsadaki fiyatı kaçtan kapanmış ise o fiyat değerlemede kullanılır. Son gün fiyatlarda tutarsızlık varsa menkul kıymetlerin değerlemesinde son 30 günlük ortalama fiyat esas alınır. Türkiye’de yabancı para borsası olmadığından, Maliye Bakanlığı’nın yayınladığı kurlar kullanılır.

– Tasarruf Değeri: Değerleme gününde bir kıymetin sahibi için ifade ettiği gerçek değeridir. Senetli alacak ve borçlar bu değerleme esasına göre değerlendirilir.

– Mukayyet Değer (Kayıtlı Değer): Bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında görülen değeridir. Diğer bir ifade ile iktisadi kıymetin deftere işlendiği değer olduğu gibi kullanılır.

– İtibari Değer (Nominal Değer): Her türlü senetlerle hisse senedi ve tahvillerin üzerinde yazılı olan değeridir. Genellikle kasa mevcudu (TL), çıkarılmış tahviller ve kıymetli evrak sayılan senetlerde kullanılır.

– Rayiç Bedel ve Vergi Değeri:
 Rayiç bedel, bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım ve satım değeridir. Vergi değeri, bina ve arazinin rayiç bedelidir. Bu değerleme ölçüsü emlak vergisinin hesaplanmasında uygulanmaktadır. İşletmeye kayıtlı bina ve arazilerin, maliyet bedeli ile değerleneceğini daha önce belirtmiştik Muhasebede rayiç bedel sadece maliyet bedeli bilinmeyen bina ve araziler için kullanılır.

– Emsal Bedeli ve Emsal Ücreti: Gerçek bedeli belli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran alacağı değerdir. Değer kaybeden iktisadi kıymetlerin değerlemesinde kullanılmaktadır.
Emsal bedeli değerleme ölçüsünün uygulanmasında aşağıdaki sıra esas alınır:
– Birinci sıra (Ortalama fiyat esası): Değerlemeye konu mal ile aynı cins ve nevideki maldan değerlemenin yapılacağı ay veya bir evvelki ayda satışı yapılmışsa, emsal bedeli, bu satışların ortalama fiyatı ile mükellefçe hesaplanır. Bu esasın uygulanabilmesi için emsal malın aylık satış miktarının, emsal bedeli belirlenecek olan malın miktarının % 25’inden az olmaması gerekir.
– İkinci sıra (Maliyet bedeli esası): Emsal bedeli belli edilecek malın maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, mükellef, bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için % 10 ilave ederek emsal bedelini hesaplar.
– Üçüncü Sıra (Takdir esası): Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonlarınca takdir yoluyla belli edilir.

3. Kasadaki Nakit Mevcudunun Değerlemesi: Kasadaki nakdin değerlemesi ikiye ayrılır:
– Türk parasının değerlemesi,
– Yabancı paraların değerlemesi.

3.1. Türk Parasında Değerleme:
 Kasadaki para üzerinde yazılı değeri (nominal değer) ile değerlenir. Fiili Sayım Sonucunun Tutarı, Kasa Hesabının Borç Kalanı olmalıdır.

Kasa hesabının fiili sayım sonucu ile aynı olması muhasebe kayıtları ile sağlanır. Değerlemede amaç varsa aradaki farklığın hesaplanması ve giderilmesidir. Kasa hesabında görünen nakit, fiili kasada yoksa bu duruma kasa sayım noksanı, hesapta görünen nakitten fiili kasadaki nakit fazla ise kasa sayım fazlası adını alır. Kasadaki farklılığın nedeni araştırılarak bulunmalıdır. Sebebi bulunamayan farklılıklar ilgili hesaplara aktarılır.

Kasa Fazlasının Nedenleri:
– Tahsil edilen nakitler yanlışlıkla fazla alınmış olabilir
– Senetsiz alacaklardan biri ödenmiş ancak belgesi işlenmemiş olabilir
– Hatalı sayım yapılmış olabilir

Kasa Noksanının Nedenleri:
– Faturalar fazla veya hatalı ödenmiş olabilir
– Ödemeler defterlere işlenmemiş olabilir
– Malzeme alış faturası gelmemiş olabilir

3.2. Yabancı Paralarda Değerleme: Yabancı para cinsinden yapılan ticari işlemler o günkü alış kuru üzerinden değerlendikten sonra defterlere işlenirler; ancak işlemin karşılığı olan yabancı para kasada tutulabilir.

VUK ‘a göre 31 Aralık günü kasadaki yabancı para miktarları sayıldıktan sonra TC merkez bankasının ilan etmiş olduğu son işlem günü olan 30 Aralıktaki kapanış kurlarından efektif alış kuru üzerinden değerleme yapılır.

4. Banka Hesaplarının Değerlemesi: İşletmeler genellikle nakitlerini işletme kasasında tutmak yerine bankalarda tutarlar. Bankalardaki hesaplar 102 Bankalar Hesabında izlenir. İşletmeler envanter günü bankalardan hesap özeti alarak hesaplarında ne kadar para olduğunu öğrenmeli, bankanın kayıtları ile kendi kayıtları arasında farklılık varsa bunları muhasebe kurallarına göre düzeltmelidirler. Bankadaki mevduat yabancı paralı ise hesap kalanının son işlem günü efektif alış kuru üzerinden değerlenmelidir.

5. Menkul Kıymetlerin Değerlemesi: İşletmeler fazla nakitlerini değerlendirmek için kıymetli evrak özelliği taşıyan hisse senedi ve tahvil gibi belgeleri satın alırlar. Defterlere alış değerinden kaydedilen belgelerin envanter günü gözden geçirilerek o günün değerine getirilmesi gerekir.
SPK, VUK ve TTK ‘ya göre değerleme esasları aşağıdaki gibidir.
– Şirketin kendisinin çıkardığı menkul kıymetler belgenin üzerindeki yazılı değerinden,
– Borsadan alınan menkul kıymetler ise İMKB’nin son işlem günü kapanıştaki alış fiyatından,
– Hazine bonosu ve devlet tahvilleri T.C. MB.’nin 31.12. günü açıkladığı göstergelerden,
– Yatırım fonları, katılma belgeleri ve kâr-zarar ortaklığı belgeleri ise alış bedellerinden, değerleme işlemine tabi tutulur.

6. Senetli Borç ve Alacakların Değerlemesi: Tahsil edilebilme açısından senetli ve senetsiz tüm alacaklar Normal alacaklar, Şüpheli alacaklar ve Değersiz alacaklar şeklinde ayrıma tabi tutulabilir. İşletmeler alacak senetlerini TTK’ya göre itibari(nominal) değerleri üzerinden, VUK’a göre ise mukayyet (kayıtlı) veya tasarruf (peşin) değer ölçülerinden biri ile değerleyebilirler. Ancak; MUGT (Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği) hükümleri uyarınca senetli alacaklarını ve borçlarını sayıp belirledikten sonra dönemin son günü itibarı ile tasarruf değerini hesaplamak zorundadırlar.

İşletme senetli alacaklarını kayıtlı değerle değerlemeyi benimsemişse, portföydeki ve aynı zamanda envanter listelerindeki senetli alacaklar toplamı ile 121 Alacak Senetleri Hesabı karşılaştırılır, toplamları tutuyorsa yapılacak herhangi bir envanter muhasebe kaydı olmayacaktır. Alacak hakkını bu gün tahsil etmeye kalkan şirket ne kadar alır? Borcunu bu gün ödemek istese ne kadar öder? Sorularına cevap aranmalıdır. İşte senetli alacak veya borcun bu günkü peşin değerini bulmak için hesaplanan faize reeskont (İkinci indirim) adı verilir. Bir başka ifadeyle; Senedin Tasarruf (Peşin) Değeri = Senedin Nominal (mukayyet) Değeri – Reeskont Faizi Tasarruf değeri ölçüsü uygulandığında alacak senetlerinin değerleme günü ile vade tarihi arasındaki gün sayısı esas alınarak reeskont (iç iskonto) tutarları her bir senet için tek tek hesaplanır.

Borç ve alacakların reeskonta tabi tutulma şartları şunlardır:
1. Borç veya alacak bir senede bağlı olmalı, (Banka, banker ve sigorta şirketleri hariç)
2. Senedin bir vadesi olmalı,
3. Senedin vadesinin 31 Aralık itibariyle gelmemiş olması,
4. Senedin defterlerde kayıtlı olması,
5. Alacak senedinin karşılığında gelir elde edilmeli,
6. Borç senedinin karşılığında gider yapılması gerekir.

Reeskont işleminin (İkinci indirim) yapılmasında aşağıdaki yol izlenir:
1. ORAN : Senedin üzerinde belli bir faiz oranı varsa bu oran, yoksa
31.12.20xx tarihi itibariyle TC Merkez Bankası’nın ilan ettiği kısa vadeli borçlanma faiz oranı kullanılır.
2. KALAN VADE: Senedin vadesine bakılarak tahsiline; 31 Aralıktan sonra kaç gün kaldığı hesaplanır.
3. MEBLAĞ : Senedin kayıtlı değeri envanter listesinden alınır.
4. UYGULAMA : Her senet için ayrı ayrı hesaplanır.
5. FORMÜL : Her senet için aşağıdaki formül kullanılarak hesaplama yapılır.

Reeskont Faizi (İç İskonto) = (A x n x t) / (36.000 + n x t)

Tasarruf Değer (Peşin Değer) = (36.000 x A) / (36.000 + n x t)

A : Senedin nominal değeri (Ana para)
n : Reeskont faizi oranı (Yıllık)
t : Senedin değerleme tarihi ile vade tarihi arasındaki süre

7. Şüpheli Ticari Alacakların Değerlemesi: Ticari alacak vadesinin geçmesi halinde borçluya protesto çekilir. Bu alacak bu aşamadan sonra 127 Diğer Ticari Alacaklar hesabına aktarılarak izlenmeye devam edilir. Protestoya rağmen ödenmeyen ticari alacağın, dava açmaya değecek kadar büyük olması halinde dava açılır. Alacak küçük bir alacak ise yani dava açmaya değmeyecek gibi ise borçlu ikinci kez protesto edilir. Bu aşamadan itibaren alacağın tahsili şüpheli hale geldiğinden 127 Diğer Ticari Alacaklar Hesabından 128 Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktarılır. Süreç devam ederken dönem sonunda senedin tahsilinin henüz gerçekleşmemiş olması halinde senedin tutarı kadar karşılık ayırmak sureti ile gider yazılabilir.

8. Stokların Değerlemesi: Stoklar; işletmenin satmak, kullanmak ve üretmek üzere edindiği malzeme, ticari mal, yarı mamul, yan ürün, artık ve hurda gibi bir yıldan az bir sürede nakde çevrilebilen varlıklardan oluşur.

8.1. Ticari Malların Değerlemesi: Stoklardaki mallar V.U.K. ‘a göre maliyet fiyatları ile değerlenir. Sayım sonucu bulunan miktarların karşısına maliyet fiyatı yazılır. Ticari malın miktarı ve maliyet fiyatı çarpılarak tutarı bulunur. Yapılan envanter sonucunda tüm ticari malların tutarları toplanarak dönem sonu mal mevcudu belirlenir.

Stoktaki ticari mal veya diğer ürünlerin her birine ayrı stok kartı açılarak ve seçilen bir değerleme yöntemi ile sürekli biçimde izlenebileceği gibi hesap dönemi sonunda yapılan sayım sonucu bulunan miktarlar üzerinden de değerleme yapılabilir. Stok değerleme yöntemleri Gerçek Maliyet Yöntemi, Ortalama Maliyet Yöntemi (Basit-Ağırlıklı-Hareketli) ve İtibari Maliyet Yöntemi (FIFO- LIFO) ve diğer stok değerleme yöntemleri olarak ayrılmaktadır.

01.01.2004 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ve kamuoyunda enflasyon muhasebesi kanunu olarak anılan 5024 Sayılı Kanunla, V.U.K. ‘un emtia değerlemesine ilişkin 274. maddesi değiştirilmiş, maddenin yeni halinde LİFO yöntemine yer verilmemiştir. Böylece enflasyon muhasebesinin hayata geçmesi ile yukarıda saydığımız yöntemlerden LIFO (Son Giren İlk Çıkar) yöntemine yasak getirilmiştir. İşletmeler diğer saydığımız yöntemlerden dilediklerini seçmekte serbesttirler. Bu yöntemlerden en çok kullanılanı FIFO yöntemidir.

8.2. Üretilen Ürünlerin Değerlemesi: Mamul üreten işletmeler ürettikleri ürünler için malzeme, işçilik ve çeşitli giderlere katlanırlar. Yapılan harcamalar üretimi tamamlanan ürünlere bölünerek birim maliyet hesaplanır. İşletme, hancamaların dağıtımında çeşitli yöntemler izleyebilir. Bu aşamada önemli olan işletmenin kendi giderleri ile üretim giderlerini biribirinden ayırt etmesidir. Ürün için yapılan giderlerin tespit edilerek belli ölçülere göre dağıtılması önemlidir. Hesaplanan birim maliyet ile üretilen ürünler stoklara alınır.

8.3. Değeri Düşen Malların Değerlemesi: Çeşitli nedenlerle depoda bekleyen mal zarar görmüş veya fiyatı düşmüş olabilir. Yine beklenmeyen sel, deprem gibi olağanüstü durumlar nedeniyle kayıplar meydana gelmiş olabilir. VUK’nun 274. maddesi malların piyasa değerinde % 10 ve daha fazla bir düşme meydana geldiğinde emsal bedeli ile değerlenebileceği açıklamıştır. Emsal bedeli ortalama satış fiyatı veya takdir esasına göre tesbit edilir. Kıymeti düşen malların emsal bedelinin tesbitinde ortalama satış fiyatı esasının uygulanabilmesi için işletmenin değerlemesini yapacağı maldan en az % 25 oranında satış miktarını gerçekleştirmiş olması gerekmektedir.

Normal ölçüdeki kayıplar fire olarak kabul edilip, envanterde doğrudan doğruya yer almazlar ve böylece satılan malın maliyetini etkilemiş olurlar. İşletmede meydana gelen tabii afetler neticesinde değeri düşen malların emsal bedeli ile değerlenerek uğranılan zararın gider kaydedilebilmesi için öncelikle meydana gelen olayın kanıtları ortadan kalkmadan mahkeme, ittaiye ve benzeri ilgili makamlara olayın tespit ettirilmesi gerekir. Tespit belgesi ile barebar, olayın olduğu hesap dönemi içinde, bağlı bulunulan vergi dairesine müracaat edilerek, kıymeti düşen mallar için emsal bedelinin takdiri istenir. Takdir komisyonu tarafından emsal bedelinin tesbitinden sonra maliyet bedeli ile emsal bedeli arasındaki değer kaybı kadar karşılık gideri yazılarak sonuç hesaplarına aktarılabilir.

Çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde kıymeti düşen malların değer kayıplarının gidere kaydedilebilmesi için takdir komisyonunun takdir kararı yeterlidir. Bu gibi olayları ayrıca resmi makamlara tespit ettirmek gerekmez. Emsal bedelinin mükellef tarafından takdir edilemez.

9. Envanter Defteri: Dönem sonlarında çıkarılan envanterlerin (sayım sonuçlarının) ve bilançonun yazıldığı defterdir. Envanter defteri ciltli ve sayfaları birbirini takip eden çift sıra numaralı olup, tutulması zorunlu defterlerdendir. Bilanço esasına göre defter tutan tacirler bu defteri tutmak zorundadırlar. İsteyen II. sınıf tacirler de isterlerse envanter defteri kullanabilirler.
Envanter defterine yazılması gereken hususlar şunlardır:
– Mükellefler işe başlama tarihinde, işletmede bulunan mevcutları, alacakları ve borçları bu deftere kaydederler.
– İşletme defteri tutan tacirler bu defteri kullanmazlar. Envanter listesini işletme defterinde artakalan sayfalarına veya dosya kâğıtlarına yazarlar. Listenin toplamını dönem başlarında işletme defterinin ilk satırına, dönem sonunda ise işletme defterin en son satırına yazarlar.
– Şüphesiz işe ilk başlayan işletmeler açılış envanterleri yaparlar ve buna göre de açılış bilânçosu hazırlarlar.

Bir önceki yazımız olan Bebeklerin Sigortası Otomatik Yapılacak başlıklı makalemizde aktivasyon sistemi, Babalar ve bağ-kur hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Cari Hesap Nedir ve Nasıl Takip Edilir?
Cari Hesap Nedir ve Nasıl Takip Edilir?

Cari Hesap Nedir ve Nasıl Takip Edilir? Şirket kurmak veya sahibi olmak birbirinden farklı türde hesaplar hakkında bilgi sahibi olmayı da gerektirir.

Fatura Düzenlemek Zorunlu mudur?
Fatura Düzenlemek Zorunlu mudur?

Fatura Düzenlemek Zorunlu mudur? Şirket kurmaya karar verdiniz ve tüm hazırlıklarınızı yaptınız. Artık kendi işinizi yapacak, müşterilerinize

Kur Farkları‏
Kur Farkları‏

23 Ocak 2014 tarihli ve 28891 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 434 Sıra No.lu VUK.  Genel Tebliği’nde; borsada rayici olmayan yabancı

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo