İhbar tazminatının vergilendirilmesi – 10 Ekim 2012

Ana Sayfa » Basından Haberler » İhbar tazminatının vergilendirilmesi – 10 Ekim 2012
Paylaş
Tarih : 10 Ekim 2012 - 12:46

İbrahim Işıklı

İş sözleşmesinin işçi veya işveren tarafından haklı bir neden (derhal fesih) olmaksızın feshedilebilmesi için, işverenin işçiye işyerindeki kıdemine göre, ya belli bir süre önceden bildirimde bulunması ya da bu süreye ait ücretin diğer tarafa peşin olarak ödemesi gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 17’nci maddesinde düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinde, kanun koyucu değişik bildirim süreleri öngörmüştür.
İş Kanunu işçinin çalışmış olduğu sürelere göre, akdin sona ermesine kadar geçecek süreleri göstermiş bulunmaktadır. Bu süreler işçinin kıdemine göre artan bir şekilde tespit edilmiştir. Buna göre, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17’nci maddesinde belirtildiği üzere, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirim üzerine;

– İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta,
– İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta,
– İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta,
– İşi üç yıldan fazla sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak sekiz hafta,

geçmesi üzerine iş sözleşmesi feshedilmiş olur. Belirtilen bu süreler asgari olup taraflar arasında yapılacak sözleşmeler ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilecektir. Taraflar arasında belirlenen süreler Kanunda öngörülen sürelerin altındaysa bu sürelerin yerine kanundaki asgari süreleri uygulanır.
İşveren tarafından işten çıkarılmak istenen işçiye, işten çıkarılacağı (işçinin kıdemine göre değişen sürelere uyularak) önceden bildirilecektir. Amaç, önceden işten çıkarılacağını işçiye bildirmek suretiyle, onun mağdur duruma düşmesini önlemektir.
Ancak, işveren isterse bildirim sürelerine ilişkin ücret tutarını peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini derhal feshedebilecektir. Bu şekilde, yani gerek bildirim sürelerinin sonunda akdin feshedilmiş sayılması, gerekse bildirim sürelerine ilişkin ücretin peşin verilmesi nedeniyle akdin derhal feshedilmesi hallerinde, işverence işçiye yapılan ödemelerin ücret niteliğinde olduğu ve gelir vergisi kapsamına girdiği konusunda şüphe yoktur.

İşveren bildirim sürelerine uymamak suretiyle fesih bildiriminde bulunması halinde, “önellere ilişkin ücret tutarında” tazminat ödemek zorunda kalacaktır.
Yapılacak ödeme önellere ilişkin ücret tutarına göre belirlenen ancak tazminat olarak nitelendirilen bir ödemedir. Bu ödemenin önellere uyulması durumunda yapılacak ödemelerden bir farkı yoktur. Zira;

– Belirsiz süreli iş sözleşmelerinde, kanun koyucunun ihbar süreleri öngörmesinin gerek işveren bakımından gerekse de işçi bakımından belli bir amacı ve mantığı vardır. İşçi açısından yapılan düzenlemenin amacı, işçinin bir anda işsiz kalmasını önlemek ya da belirli bir süre daha (yada belirli bir miktarda) gelir elde etmesini temin ederek ona nispi bir koruma sağlamaktır. Elde edilen gelir ihbar sürelerine endekslenerek belirlenmiştir. Ancak bu önellere uyulması durumunda elde edilen gelir ücret olarak adlandırılmış; önellere uyulmaması durumunda ise, tazminat olarak nitelendirilmiştir. Farklı nitelendirme (daha doğru bir terimle adlandırma) kanun koyucu tarafından getirilen ihbar sürelerine ilişkin düzenlemenin ihlaline ilişkin bir belirleme yapmaktan öteye gitmemekte ve yapılan ödemeyi farklı olarak nitelendirmeye imkan vermemektedir.
– İhbar sürelerine uyulmak suretiyle iş sözleşmesinin feshi halinde yapılan ödemeyle, işverenin bildirimsiz fesih hakkını kullanması sebebiyle yaptığı ödemenin farklı nitelendirmelere tabi tutulması ve bu şekilde vergilendirmede farklılık yaratılması vergide adalet ve eşitlik prensipleriyle bağdaşmamaktadır.
– İhbar tazminatı adı altında yapılan ödeme, işçinin ihbarsız işten çıkarılma sebebiyle önellere ilişkin olarak mahrum kaldığı ücretin karşılığı olduğundan gelir vergisine tabi tutulması gerekir.

Yukarıda yapılan açıklamalara göre, ihbar tazminatı adı altında işçiye yapılan ödemelerden işverence sorumlu sıfatıyla Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesine göre stopaj yapılması gerekmektedir.

Bir önceki yazımız olan İç kaynaklardan sermaye artırımı nasıl yapılacaktır? - 10 Ekim 2012 başlıklı makalemizde Ekrem Öncü, İç kaynaklardan sermaye artırımı nasıl yapılacaktır ve sermaye artırımı yapılabilmesi için YMM veya SMMM raporu gerekiyor mu hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo