Harçtan kaçarken vergiye tutulabilirsiniz – 7 Mayıs 2012

Ana Sayfa » Basından Haberler » Harçtan kaçarken vergiye tutulabilirsiniz – 7 Mayıs 2012
Paylaş
Tarih : 07 Mayıs 2012 - 9:47

Metin Taş & Sezgin Özcan

Gayrimenkul alım-satımı günlük yaşamda sıklıkla karşılaşılan bir olay. Değişik nedenlere bağlı olarak ev, işyeri, arsa ve benzeri gayrimenkuller alınıp satılıyor. Bu noktada, okurlarımızın dikkatini çekmek istediğimiz bazı ince noktalar var. Eğer konu yeterince bilinmiyorsa gayrimenkul alıp satanların ileride ciddi vergi sürprizi ile karşılaşması mümkün…
ALIŞ BEDELİ DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR
Gayrimenkullerde mülkiyet tapu siciline tescil ile kazanılıyor. Tapu siciline yapılan tesciller için tapu harcı alınıyor. Gayrimenkul satışlarının tapuya tescilinde satış bedeli üzerinden toplam binde 33 harç alınıyor. Kanuna göre bu harcın yarısı olan binde 16,5’ini alıcının, diğer yarısını da satıcının ödemesi gerekiyor.
Gayrimenkul alışlarında en çok karşılaşılan durum, daha az tapu harcı ödemek amacıyla alış bedelinin düşük gösterilmesi. Yasaya göre tapu harcı alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı alındığından, bedelin düşük gösterilmesi her iki tarafın da çıkarına gibi gözüküyor.
Tapuda bildirilecek değer konusunda tek kısıt, emlak vergisi değeri. Yani tapu harcı, emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen satış değeri üzerinden hesaplanıyor. Bunun sonucu olarak, genellikle gerçek değerin çok altında bir satış değeri bildiriliyor ve tapu harcı da bu bedel üzerinden hesaplanıyor.
ALINAN GAYRİMENKUL  SATILIRSA
Tapuda düşük bedel gösterilerek satın alınan gayrimenkul, değişik nedenlerle satılırsa tapu harcından kurtulmak için yapılan düşük beyan sorun yaratabiliyor. Olay şu şekilde gelişiyor: Alıcı, satışın gerçek bedel üzerinden yapılmasında ısrar ediyor. Satıcı, müşteriyi kaçırmamak için kabul ediyor. Bu noktadan sonra, satıcının gayrimenkulü alırken tapuya yapmış olduğu düşük beyan başına dert açabiliyor.
DEĞER ARTIŞ KAZANCI
Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. maddesine göre; gayrimenkullerin alındığı tarihten itibaren 5 yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazanç değer artış kazancı kabul ediliyor. Değer artış kazancı hesaplanırken, alış bedeli satışın yapıldığı ay hariç ÜFE endeksindeki artışa göre artırılıyor. Bu şekilde bulunan değer, satış bedeli ile kıyaslanıyor. Bulunan farkın 2012 yılında 8 bin 800 TL’yi aşması halinde,  aşan kısım gelir vergisine tabi tutuluyor.
Tapu harcından kaçınmak için alış bedeli düşük gösterilen gayrimenkulün satılması halinde ortaya çıkarabilecek sorunların anlaşılabilmesi için konuyu bir örnekle açıklayalım. 2008 yılında 250 bin TL’ye alınan ancak alış bedeli 150 bin TL gösterilen bir gayrimenkulün 2012 yılında 420 bin TL’ye satıldığını varsayalım. (Okurlarımızın kafasını karıştırmamak için endekslemeyi dikkate almayacağız)
Gayrimenkulü alan kişi alış bedelini 250 bin TL yerine 150 TL göstererek kendisine isabet eden tapu harcından 1.650 TL ‘tasarruf’ etmiştir. Söz konusu gayrimenkul 420 bin TL’ye satıldığında gerçekte bu satış dolayısıyla elde edilen kazanç 170 bin TL’dir. Ancak alış bedeli düşük gösterildiğinden satış kazancı sanal olarak 270 bin TL’ye çıkmaktadır.
Gerçek değerden alım yapıldığında ortaya çıkan kazançtan 8 bin 800 TL’lik istisna düşüldüğünde geriye kalan 161 bin 200 TL ve bunun üzerinden hesaplanan gelir vergisi ise 49 bin 530 TL’dir.
Örnekte olduğu gibi düşük bedelle alım yapıldığında ise ortaya çıkan 270 bin TL kazançtan istisna düşüldüğünde kalan 261 bin 200 TL üzerinden 84 bin 530 TL gelir vergisi hesaplanacaktır. Yani, 1.650 TL’lik tapu harcı ödememek için fazladan 35.000 TL gelir vergisi ödenecektir.

Kıdem tazminatına haciz koyabilirler mi?
Nişanlım 23.03.2011 tarihinde işe başladı. Temmuz ayında evleniyoruz. 15 Temmuz’da 15 günlük senelik izne çıkıp 30 Temmuz’da işi bırakacak. Ne kadar kıdem tazminatı alır? Nişanlımın daha önce açmış olduğu şirketten dolayı SGK’dan maaşının 3/1’ne haciz koydular. Bu haciz kıdem tazminatını etkiler mi veya kıdem tazminatına da haciz koyabilirler mi? S. Akkaya
Nişanlınız 23.03.2011-23.03.2012 dönemi için 30 günlük ücreti tutarında, 23-03.2012-30.07.2012 dönemi içinde oranlama yoluyla hesaplanacak tutarda (toplam 40 günlük ücreti tutarında) kıdem tazminatı alır. Yasalarda kıdem tazminatının haczedilemeyeceğine ilişkin bir hüküm yok. Bu nedenle kıdem tazminatına haciz koyulabilir.

Hizmet tespit davası açabilirsiniz

Babam 1987-1988 yılları arasında bir nakliye şirketinde çalışmış ama işveren sadece üç ay SSK primi yatırmış. Elimizde oranın kayıt defteri mevcut. Babam 08.09.1992 tarihinde öldü. 560 gün askerlik, 245 gün SSK primi mevcut.  Anneme aylık bağlatmak istiyoruz. Biz bunları mahkemeye versek yatırmadıkları 9 ayı öderler mi veya bunun başka yolu var mı? İ. Coşkun
Babanızın SGK’ya bildirilmeyen prim günleri için hizmet tespit davası açabilirsiniz. Dava dilekçenizde işverenle birlikte Sosyal Güvenlik Kurumunu da davalı olarak göstermeyi unutmayın. Elinizdeki kayıtlar davanın lehinize sonuçlanmasını sağlayabilir. Mahkemenin lehinize sonuçlanması halinde SGK kararın gereği olarak prim günlerini dikkate alır ve annenize aylık bağlar.

AKLINIZDA BULUNSUN

Vergi müfettişi arama yapabilir mi?
Vergİlendİrmeye esas olan, bilgi ve belgelerin doğrudan yükümlüden istenmesi ve yükümlünün de istenenleri rızası ile idareye vermesidir. Ancak, yükümlü bilgi ve belgeleri gizliyor, idareye veya yetkililere vermiyorsa bilgi ve belgelerin rızaya dayanan olağan yolla edinilmesi mümkün olmaz. O zaman yapılacak şey, yükümlünün rızası aranmaksızın idarenin kendiliğinden harekete geçerek gizli bilgi ve belgeleri ele geçirmektir.
Arama, haklarında ihbar bulunan veya yapılan vergi incelemeleri sırasında vergi kaçırdıkları yolunda kuvvetli belirti bulunan yükümlüler veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer kişilerin işyerlerinde, evlerinde ya da üzerlerinde arama yapılması şeklinde gerçekleştirilir. Arama yapılabilmesi için;
– Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların buna lüzum göstermesi ve gerekçeli bir yazı ile arama kararı vermeye yetkili sulh yargıcından bunu istemesi,
– Sulh yargıcının istenilen yerlerde arama yapılmasına karar vermesi şarttır.

GÜNÜN SÖZÜ

‘Başkasının izinde yürüyen iz bırakamaz.’ J. Brannon

Bir önceki yazımız olan Hangi sigortalılar doğum borçlanması yapabilir? - 7 Mayıs 2012 başlıklı makalemizde Beyin, Bolu ve doğum borçlanması hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo