Hangi kar dağıtılacaktır? Vuk’a göre oluşan mı, TTK’ya göre oluşan mı? – 11 Şubat 2013

Ana Sayfa » Basından Haberler » Hangi kar dağıtılacaktır? Vuk’a göre oluşan mı, TTK’ya göre oluşan mı? – 11 Şubat 2013
Paylaş
Tarih : 11 Şubat 2013 - 10:22

Ekrem Öncü

Değerli okurlarımız gelen sorulardan anladığım hangi karın dağıtılacağı konusunda kafalarda soru işareti bulunmaktadır. Nitekim bu sorunun akıllara gelmesi aslında oldukça normaldir. Bilindiği gibi, 6335 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler Yeni TTK’yı yörüngesinden oynattı. 6335 sayılı Yasa ile yapılan değişikliklerden önemli bir konu bugünkü yazımızda ele alınacaktır.

6102 sayılı Yeni TTK’nın defter tutma yükümlülüğüne ilişkin 64’üncü maddesinin birinci fıkrası 6335 sayılı Kanunla değişikliğe uğramadan önce; “Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle malvarlığı durumunu, Türkiye Muhasebe Standartlarına ve 88’inci madde hükümleri başta olmak üzere bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır…” şeklinde idi.

Bu düzenleme 6335 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi ile değiştirilerek; “Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır…” şeklinde düzenlendi.

Dolayısıyla bu değişiklikle “… Türkiye Muhasebe Standartlarına ve 88’inci madde hükümleri başta olmak üzere…” ibaresi kanun metninden çıkarılmış oldu. 6335 sayılı Kanunun 8’inci madde gerekçesinde bunun nedeni, “Ticari defterlerin, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre tutulması yükümlülüğünün kaldırılması nedeniyle maddenin birinci fıkrasında yer alan “Türkiye Muhasebe Standartlarına ve 88’inci madde hükümleri başta olmak üzere” ibaresi yürürlükten kaldırılmış…” şeklide açıklanmıştır. Bu gerekçe oldukça açık bir şekilde ticari defterlerin TMS uyarınca tutulmayacağını ortaya koymaktadır.

64’üncü maddenin 5’inci fıkrası da, “Yevmiye, defteri kebir ve envanter defteri dışında tutulacak defterler Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından bir tebliğ ile belirlenir.” şeklinde iken değişiklik sonrası; “Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175’inci ve mükerrer 257’nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez.” şeklinde hükme bağlanmıştır.

64’üncü maddedeki bu düzenlemeye paralel olarak 88’inci maddede de değişikliğe gidilmiştir.

6102 sayılı Kanun’ un 88’inci maddesi de 6335 sayılı Kanunla değişikliğe uğramadan önce; “64 ilâ 88 inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler gerek ticari defterlerini tutarken, gerek münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak ve bunları uygulamak zorundadırlar. 514 ilâ 528 inci maddeler ile Kanunun ilgili diğer hükümleri saklıdır.” şeklinde düzenlenmişti.

Bu madde 6335 sayılı Kanun’ un 9’uncu maddesiyle, “64 ilâ 88 inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara uymak ve bunları uygulamak zorundadır. 514 ilâ 528 inci maddeler ile bu Kanunun ilgili diğer hükümleri saklıdır.” şeklinde değişikliğe uğradı.

Burada yapılan değişiklikle, “gerek ticari defterlerini tutarken” ibaresi kanun metninden çıkartılarak Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun defter tutma üzerindeki düzenleme yetkisi kaldırılmış ve yalnızca münferit ve konsolide finansal tablolar üzerinde düzenleme yetkisi kalmıştır.

Kamu Gözetimi Kurumu 15.11.2012 tarihli durusunda; “Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulama kapsamına ilişkin olarak Kurulumuzun 14/11/2012 tarihli toplantısında, Türk Ticaret Kanunu’nun 88’inci ve Geçici 1’inci maddeleri ile 660 sayılı KHK’nın 9’uncu ve Geçici 1’inci maddeleri uyarınca 1/1/2013 tarihi ve sonrasında başlayan hesap dönemlerine ilişkin münferit ve konsolide finansal tabloların hazırlanmasında;

660 sayılı KHK’da belirtilen kamu yararını ilgilendiren kuruluşların, 6102 sayılı Kanunun 397’nci maddesi çerçevesinde Bakanlar Kurulu kararıyla bağımsız denetime tabi olacakların ve aynı Kanunun 1534’üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan şirketlerin münferit ve konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulamasına,

Yukarıdaki kapsama dâhil olmayanlar için Kurumca bir belirleme yapılıncaya kadar yürürlükteki mevzuatın uygulanmasının devamına, karar verilmiştir.” şeklinde açıklamaya yer verilmiştir.

Ancak, TTK’ya tabi gerçek ve tüzel kişilerin tamamı için mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar ve değerleme yükümlülüklerinin zorunlu tutulması halinde 6335 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler anlamını yitirecektir. Vurgulamak gerekir ki, 64/5’inci fıkranın giriş cümlesi uyarınca, TTK’ya tabi gerçek ve tüzel kişilerin, VUK’un defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile 175 ve mükerrer 257’nci maddesinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. 64/5’inci fıkranın ikinci cümlesi ise, VUK’a ilişkin bu zorunluluğa vurgu yapmaktadır. Yani TTK uyarınca mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar ve değerleme yükümlülüklerinin, VUK’taki zorunlulukları ortadan kaldırmadığını düzenlemektedir.

Finansal tabloların nasıl düzenleneceğini vurguladıktan sonra asıl tartışma konusuna gelebiliriz.

Kar dağıtımında VUK’a göre oluşturulan “bilanço karı” mı, yoksa TTK uyarınca oluşturulan “bilanço karı” mı dikkate alınacaktır?

Hemen vurgulayalım ki, aslında eski uygulama devam etmektedir. Eski uygulamada da bu husus yeterince açık ve net değildi. Ancak şirketler VUK’a göre oluşturulan finansal tablolarındaki “ticari bilanço karını” dikkate almakta ve TTK uyarınca ayrılması gereken yedekler ayrıldıktan sonra kar dağıtımı yapmakta idi. Kar dağıtımının ayrıntısı bu yazının konusuna girmemektedir. Bu yazı ile tartışılmak istenen hangi ticari bilanço karının esas alınacağıdır.

Bilindiği üzere VUK’un değerleme hükümleri ile TTK’nın değerleme hükümleri farklılıklar gösterdiği için oluşacak bilanço karı da farklı olacaktır. Örneğin, VUK uyarınca oluşturulacak finansal tablolarda ticari bilanço karı çıkabilecek iken TTK’nın değerleme hükümleri dikkate alınarak oluşturulacak finansal tablolarda kar oluşmayabilecektir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca 09.08.2012 tarihli Kar Payı Avansı Tebliği’nde kar payı, kar payı avansı kavramları tanımlanmıştır. Buna göre, Tebliğde geçen;

Kâr payı, net dönem kârı veya serbest yedek akçeler üzerinden ortaklara ve kâra katılan diğer kimselere genel kurulca dağıtılmasına karar verilen tutarı,

Kâr payı avansı, kâr payından mahsup edilmek üzere ara dönem finansal tablolara göre oluşan kârlar üzerinden bu Tebliğ hükümlerine göre hesaplanan tutarı, ifade etmektedir.

Yine Yeni TTK’nın 509’uncu maddesinde kar payından bahsedilirken, “kar payı ancak net dönem karından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir” denilmiştir.

Görüleceği üzere, kar payından bahsedilirken “net dönem karı” kavramı kullanılmıştır. Ancak, “net dönem karı”ndan kastın ne olduğu açıklığa kavuşturulmamıştır. Fakat, aynı Tebliğin Geçici 1’inci maddesinde; “2012 yılına ilişkin hesap döneminde kâr payı avansı dağıtacak şirketler, avans tutarının hesaplanmasında 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre düzenlenen bilançoları esas alır…” denilmektedir.

Tebliğin Geçici 1’inci maddesine göre, 2012 yılına ilişkin kar payı avansı dağıtacak şirketler avans tutarını hesaplarken 6762 sayılı Eski TTK’ya göre oluşacak bilançoları dikkate alacaklardır.

Bundan anlamamız gereken ne olacaktır? TTK’ya göre oluşacak bilanço karı mı dikkate alınacaktır, yoksa VUK’a göre oluşacak bilanço karı mı dikkate alınacaktır?

İlk bakışta konu gayet açık, tabiki TTK uyarınca oluşacak bilanço karı denilebilir. Buradan hareketle de Yeni TTK’ya göre oluşacak bilanço karları dikkate alınacaktır gibi düşünülebilir. Ancak durum aslında göründüğünden biraz farklı. Çünkü, 64’üncü maddenin 5’inci fıkrası 6335 sayılı yasa ile değişiklik sonrası; “Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175’inci ve mükerrer 257’nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez.” şeklinde hükme bağlanmıştır.

Dolayısıyla, Yeni TTK’nın 64/5 fıkrası ile VUK’a atıfta bulunulmuştur. Bu halde, VUK’a göre oluşacak “bilanço karı” dikkate alınacaktır. Yine eski düzenleme de olduğu gibi TTK uyarınca ayrılacak yedekler de dikkate alınacaktır.

Sonuç olarak, 6762 sayılı Eski TTK’da da aslında net olmayan durum devam etmektedir. Yeni TTK ile bu durum açıklığa kavuşturulmuş olmalı idi. Aslında, 6335 sayılı Yasa ile 64 ve 88’inci maddelerde değişikliğe gidilmemiş olsa idi, yani muhasebe standartlara göre tutulacak olsa ve tablolar da aynı şekilde çıkarılacak olsa idi, TTK uyarınca oluşturulan bilanço karı dağıtılabilir denilebilirdi. Fakat, 6335 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrası bunun mümkün olmadığı ortadadır. TTK uyarınca oluşturulan bilanço karı ile VUK uyarınca oluşturulan bilanço karı birbirinden farklı olacaktır. Hangi karın dağıtılacağı kanaatimce Yeni TTK’da net bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekirdi. Şirketler bakımından bu derece hayati öneme sahip bir konunun açık bir şekilde ortaya konulmamış olması ciddi bir eksikliktir.

Bir önceki yazımız olan YENİ BORÇLAR KANUNUNDAN - Serkan SARITAŞ başlıklı makalemizde Borçlar Kanunu, borçlar kanunundan karşımıza çıkan bölümler ve Yeni Borçlar Kanunu hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo