Geçmişten Günümüze Yol Vergisi

Ana Sayfa » Genel Muhasebe » Geçmişten Günümüze Yol Vergisi
Paylaş
Tarih : 22 Ekim 2013 - 11:49

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE  YOL VERGİSİ

2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Yol Harcamalarına Katılma Paylarının belirlendiği 86. madde 12.11.2012 tarih ve 6360 sayılı kanunla yeniden düzenlenmiş ve aşağıdaki şekli almıştır;

Yol harcamalarına katılma payı:
Madde 86 – (Değişik birinci cümle: 12/11/2012-6360/28 md.) Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir.
a) Yeni yol açılması;

b) Mevcut yolların yüzde 40 nispetinde veya daha fazla genişletilmesi;

c) Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların, kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi;

d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi,

Yolların kaldırımlar da dâhil olmak üzere (15) metreden fazla genişliklerine düşen giderler, belediyelere ait olup harç payına konu teşkil etmez.

 

İki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller için asıl cepheyi teşkil eden yoldan düşen pay tam, diğer yollara ait pay ise yarım olarak hesaplanır.”
Daha önceki hali ile belediyelerin yaptıkları bu yol harcamalarına ilişkin katkı paylarının kanunda belirtilen usul ve esaslar dahilinde vatandaşlar tarafından ödenmesi zorunlu iken(….alınır ibaresi alınabilir olarak değişti), yapılan düzenleme ile bu paylara ilişkin hükümler belediye meclis kararına bağlanarak daha esnek bir hale getirildi.

Yine 6360 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin 27. fıkrasına göre; “Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş harcamalara katılma payları belediye meclisi kararıyla alınmayabilir hükmü getirilerek adeta “Geçmişi Sil” denilmiş ve önceki dönemlere ilişkin doğabilecek tarhiyatların ortadan kaldırılması için gerekli yasal zemin hazırlanmıştır.

Fakat Anayasa Mahkemesi 12.09.2013 tarih ve 2013/9 sayılı karar ile 6360 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin 27. fıkrasını anayasaya aykırı bulup reddetmiştir.

Bundan sonra ne mi olur?

 

Hiçbir şey olmaz…
İster adına “Kaldırım Payı” deyin isterse “Yol Vergisi”… Bu ve buna benzer katkı paylarının tarhı, önceki dönemlerde olduğu gibi -siyasi kaygılardan/çıkarlardan dolayı- mümkün değildi ve bundan böyle de mümkün olmayacağı ortadadır.

Peki uygulanmayacaksa bu yasalar niye var?

Aslında yoldan vergi alınması mevzusu bugün tartışılan bir konu değil. Bu tartışmanın geçmişi Cumhuriyet tarihinden bile eskidir.

Yol vergisi, ilk olarak 21 Şubat 1921 tarih ve 102 sayılı Tarik Bedeli Nakdisi Hakkında Kanun ile uygulanmaya konuldu. 10 maddeden oluşan bu kanun para esasına dayanıyor ve 18-60 yaş arasındaki erkekleri kapsıyordu.

Kurtuluş mücadelesinin en çetin geçtiği dönemlerdi bu dönemler. Onun için bu kanun pek de uygulama alanı bulamadı. Fakat sonraki yıllarda bazı değişikliklerle beraber daha etkin uygulanmaya başlandı.

Verginin mahiyeti kadar toplanması da büyük tartışmalar yarattı.

Yol vergisinin nakdi kısmı muhtar ve ihtiyar meclisleri veya il özel idaresi tahsildarları tarafından toplanıyordu. Vergi toplama işini yapan muhtar ve ihtiyar meclislerine eğer tahakkuk eden verginin yüzde ellisini tahsil ederse tahsilâtın yüzde ikisi, yetmiş beşini tahsil ederse yüzde üçü, yetmiş beşten yukarısı için de yüzde beşi ikramiye olarak verilecektir.
Yani “ne kadar ekmek o kadar köfte”…

Daha fazla “köfte” kapmak için neler yaptılar neler?

Yükümlülükten kaçanlar valiliğin izniyle jandarma nezareti altında istihdam edileceklerdi.

Bu nedenle vergi zamanı gelip de jandarma ile köylere giden tahsildarlar ve vergi toplamada görevli muhtarlar kırsal kesimde adeta bir korku imparatorluğu kurdular.

Tarihçi ve siyaset adamı Mahmut Goloğlu “Demokrasiye Geçiş” isimli eserinde o dönemi şöyle anlatır; “Yol parasını vermeyen köylüye gaz yağı dağıtımı yapılmıyordu. Yol parasını veremeyen köylüler habire çocuk yapıyorlardı. Çünkü 5 çocuklu ailelerden yol parası alınmıyordu. Üç çocuklu bir kadın yol parasını veremediği için, elleri kelepçeli götürülmüştü. Tahsildarlar, okur-yazar olmayanlara verdikleri makbuzlara eski tarihler atıp devamlı olarak yol parası istiyorlardı. Bir kadının tek horozunu da vergi borcuna karşılık haczetmişlerdi. Jandarmanın baskısı da dayanılamayacak dereceye varmıştı.”

Yine 29 Ocak 1931 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Vergi Yüzünden Bir İntihar” başlığı altındaki haberde şu ifadelere yer verilmiştir: “Mustafa Kemalpaşa kazasına tabi (Çatılıbüyük) nahiyesinden bir köylü, yol parası almaya gelen memurun önünde belindeki bıçağı göğsüne saplayarak bu parayı verememekten mütevellit bir yeisle intihar etmiştir.”

Ne feci bir hadise

Yol vergisini nakdi olarak ödeyemeyenlere ise bedenen çalışarak yükümlülüğünü yerine getirme kolaylığı(!) sağlandı. Böylelikle bir senelik bedeni mükellefiyet ortalama kuvvete sahip bir amelenin on günde yapabileceği iş miktarına eş değer kabul edildi.

Bir yıllık mükellefiyet = 10 günlük çalışma…

Bedenen yol vergisini ödeyen amelelere (belgenin üstünde mükellefler amele olarak isimlendiriyor) üstünde adı, sanı ve işini bitirdiğini gösteren  “Bedeni Yol Borcu Ödeme Belgesi” düzenlenip verilirdi. Ve böylelikle o yıl vergi ödevini yerine getirmiş olurdu.
Bedeni Yol Borcu Ödeme Belgesi
Yol vergisi zulmü, aynı zamanda dönemin en önemli siyasi propaganda malzemelerinin başında geliyordu. Sonraki yıllarda Gümrük ve Tekel Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı da yapacak olan Rıfkı Salim Burçak;“Tek partili diktatoryal bir iradenin jandarma vasıtası ile köylü üzerindeki baskısı tarif edilemez bir hürriyetsizlik ve dehşet derecesine çıkmıştı. Atatürk’ün, memleketin efendisi olarak gösterdiği köylü, jandarma ve tahsildardan, yol ve tarım ürünleri vergilerinden sızlanıyor, feryat ediyordu. Memleketin efendisi, altı liralık yol vergisini veremediği için kendisini günlerce yollarda veya madenlerde çalıştıran, yetiştirdiği ürünü vergi adı altında keyfi ölçülerle elinden alan bir terör rejimine artık kendi devleti gözüyle bakamaz olmuştu…” sözleri ile yol vergisi üzerinden iktidara çok sert bir mesaj yolluyordu.

Yol vergisi, fakirden ve zenginden, yolu kullanan ve kullanmayandan aynı oranda alınması sebebiyle adil değildi. Otuz yıldan fazla varlığını sürdüren ve toplumda derin izler bırakan bu çağdışı uygulama nihayet 25 Şubat 1952 yılında kabul edilen bir kanunla kaldırıldı.

 

Tarihin derinliklerinden kurtulup günümüze dönersek; devlet, vergi yükünü yani ekonomik yükümlülüğü toplum üzerine yüklerken vergide adalet ilkesinden sapmamalı, kişileri veya toplumun farklı gruplarını kayırmamalı, siyasi beklentilerden ve her türlü çıkar çatışmalarından uzak durmalı yani sosyal devlet bilinciyle hareket etmelidir. Bu her şeyden önce devletin topluma karşı anayasal bir görevidir.
Öyle yol vergisiymiş, bekârlık vergisiymiş, hava-civa vergisiymiş…

Geçin bunları!

Böylesi mantık dışı uygulamalar kısa vadede gelir kaynağı olarak görülse de millet ile devlet arasında kapanması mümkün olmayan mesafeler açar. Bugün vergi bilinci olgunlaşmamış bir toplum olmamızın altında geçmişte yaşanmış ve hala günümüze kadar devam eden bu katı anlayış yatmaktadır.

              Mustafa OLUR
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Bir önceki yazımız olan 2014 Asgari Ücret Net, Asgari Ücret 2014, Asgari Ücret 2014 Ne Kadar başlıklı makalemizde 2014 asgari ücret, 2014 asgari ücret ne kadar ve 2014 yılı asgari ücret tutarları hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo