6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanununda Suçlar, Cezalar

Ana Sayfa » Türk Ticaret Kanunu
Paylaş
Tarih : 12 Eylül 2012 - 12:32

01.Temmuz.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ticaret Kanunu ile işadamına pek çok yükümlülük getirildi. Bu yükümlülüklere uymayanların da adli para cezası ile cezalandırılması öngörüldü. Adli para cezası tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde ödenmezse, aynı gün sayısında hapis cezasına dönüşüyor.

Bu yönüyle yasa daha uygulanmaya başlamadan iş adamlarında, endişe ve huzursuzluğa yol açtı. Bu konuda verdiğim tüm eğitimlerde katılımcıların kanun ile ilgili en büyük endişeleri ve sordukları ilk soru yasanın ceza öngören hükümleri. Ben de, bu haftaki yazımızda yeni Ticaret Kanunumuzda ceza gerektiren halleri sizler için ayrıntılı inceleyerek aktarıyorum.

1. Şirket Ortaklarının Şirketten Borç Para Alması Yasaklanmıştır.

Kanunun 562’nci maddesinde; 358 inci ve 395 inci madde hükümlerine aykırı olarak şirkete borçlananlar, “Üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar” hükmü yer almaktadır. Yeni TTK’da, “Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı” başlıklı 358’inci maddesinde; İştirak taahhüdünden doğan borç hariç, pay sahipleri şirkete borçlanamaz denmektedir.
Yine Kanunun “Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı” başlıklı 395’inci maddesinde;
Yönetim Kurulu Üyesi, onun 393’üncü maddede sayılan yakınları (yönetim kurulu üyesi, alt ve üst soyu, eşi, üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları) kendisinin ve söz konusu yakınlarının ortağı oldukları şahıs şirketleri ve en az yüzde yirmisine katıldıkları sermaye şirketleri, şirkete nakit veya ayni borçlanamayacaklar. Bu kişiler için şirketin kefalet, garanti ve teminat veremeyecek, sorumluluk yüklenemeyecek, bunların borçlarını devralamayacaklar. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklılarının bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilecek ve bu yasağa aykırı davranan Anonim Şirket Yönetim Kurulu üyeleri ve diğer ilgililer de üç yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılacaklardır.

Bununla birlikte yasa koyucu, şirkete borçlanma yasağına uygulanacak ceza konusunda Anonim Şirket pay sahiplerine ve Limited Şirket ortaklarına, borçlarını ödeme konusunda bir süre tanımıştır. Anılan düzenlemeye göre, YTTK’nın 358. maddesine aykırı şekilde, şirkete borçlu olan pay sahipleri ve Limited Şirket ortakları, borçlarını, 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren üç yıl içinde, yani 1 Temmuz 2015 tarihine kadar, nakdî ödeme yaparak tamamen tasfiye etmek zorundadırlar. 1 Temmuz 2015 tarihine kadar borçlarını tasfiye etmedikleri takdirde, haklarında 562. maddenin 5. fıkrasında öngörülen üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılacaktır.
Bu konuda son bir uyarı yeni Ticaret Kanuna göre şirket ortakları, yasanın uygulamaya başladığı tarihten sonra şirketteki alacakları konusunda da sıkıntı yaşayabilirler çünkü yasaya göre şirket diğer tüm borçlarını ödemeden ortaklara olan borcunu ödeyemez. 

2. Ticari Defterlerin Açılış Ve Kapanış Tasdiklerini Yaptıramayanlar,

Kanun 64’üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre; her Tacir, Ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini notere yaptırması zorunlu olup, bu zorunluluğa uymayanların iki yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılmaları gerektiği kanun 562. maddesinde yer almaktadır.

3. Gerçeği Yansıtmayan Envanter çıkaranlar,

Kanun 66’üncü maddesi; Her Tacir yıl sonunda ticari işletmesinin envanterini çıkarması ve çıkardığı envanterin gerçeği yansıtması gerektiğini belirtilmiştir. Bu madde hükümlerine aykırı davranan yani gerçeği yansıtmayan Envanter çıkaranlara iki yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılmaları kanun 562. maddesinde öngörülmüştür.

4. Saklaması Zorunlu Belgelerini İbraz Etmeyenler

Kanun 86’ıncı maddesine göre; saklanması zorunlu olan belgeleri sadece dijital ortamda ibraz edebilen kimse, giderleri kendisine ait olmak üzere o belgelerin okunabilmesi için gerekli olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmalı; icap ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere bastırarak ve yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını sunabilmelidir.” Bu yükümlülüğe uygun olarak saklanması zorunlu belgelerini ibraz etmeyenler iki yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılmaları 562. maddesinde yer almaktadır.

5. Defter Tutma Yükümlülüğüne Uymayanlar

Defter tutma yükümlülüğü kanunun 64 maddesinde düzenlenmiş olup bu maddeye göre her tacir, ticari defterlerini Türkiye Muhasebe standartlarına uygun olarak tutmak ve İşletmenin ticari işlemlerini ve mal varlığını gerçekçi bir şekilde ticari defterlere yansıtmak zorundadır. Ayrıca tacir, defterlerini üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutmalıdır. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen tacirler iki yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılmaları kanunda öngörülmüştür.

6. Belgelerin Kopyasını Saklamayanlar

Kanun 64’üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre; her Tacir, işletmesi ile ilgili olarak gönderilmiş olan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikro fiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekilde bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklaması gerekiyor. Bu belgelerin yetkili mercilerce istenmesi durumunda ibraz etmeyen tacirlerin, iki yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılması gerektiği kanun 562. maddesinde yer almaktadır.

7. Usulüne uygun olarak defterlerini tutmayanlar

Kanun 65’üncü maddesine göre; her Tacir Ticari defterlerini ve gerekli diğer kayıtları

 

  • Türkçe tutması,
  • kısaltma, rakam, harf ve sembol kullanıldığı takdirde bunların anlamları açıkça belirtmesi,
  • defterlerin yazımları ve diğer gerekli kayıtların, eksiksiz, doğru zamanında ve düzenli olarak tutması,
  • yazılı kayıtlarda yanlışlık varsa tek çizgi ile çizmesi,
  • dijital kayıtla ilgili değiştirmelerde, kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yapmaması,
  • defterler elektronik defter ortamında tutacaksa tutulan defterlerin Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olması,
  • ayrıca defterlerin ve gerekli diğer kayıtların elektronik ortamda tutması durumunda, bilgilerin saklanma süresinde bunlara ulaşılmasının ve bu süre içinde bunların her zaman kolaylıkla okunmasının temin etmesi

gerekmektedir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranan tacirler iki yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılmaları kanun 562. maddesinde yer almaktadır

 

8. Türkiye Muhasebe Standartlarına Aykırı Hareket Edenler

Kanun 64 ila 88’inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler gerek ticari defterlerini tutarken, gerçek münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak ve bunları uygulamak zorundadırlar. Bu kurala uymayan tacirler TTK’nun 562/2’inci maddesine göre; yüz günden üç yüz güne kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalacaklardır.

        8.1 Yeni Türk Ticaret Kanununa Göre Denetleme Yetkisine Sahip Denetin Elemanlarına Defter Ve Belge Sunmamak
Yeni Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler TTK’nun 562/4’üncü maddesine göre, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

       8.2 Yeni TTK’nin 524’üncü maddesindeki ilanı yaptırmayanlar
Anonim şirketler ve toplulukların finansal tablolarını düzenlemekle yükümlü yönetim kurulları bilanço gününden itibaren altı ay içinde, finansal tablolarını, Yönetim Kurulunun yıllık faaliyet raporunu, kar dağıtımına ilişkin genel kurul kararını, denetçinin 403’üncü madde uyarınca verdiği görüşü ve genel kurulun buna ilişkin kararını, Türkiye Sicili Gazetesinde ilan ettirmeyen ve şirketin internet sitesine koymayan yönetim kurulları ”TTK’nun 562/6 maddesine göre; iki yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.

9. Ticaret Unvanının Kanun’a Aykırı Kullanılması

Şirketlerin ticaret unvanı kullanma zorunluluğu, unvanın tescili, şekli, unvanla birlikte kullanılacak ekler, şubelerin unvan kullanması ile unvanların korunmasına ilişkin usul ve esaslar YTTK’nın 39 ila 51. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun’da yer alan ticaret unvanına ilişkin madde hükümlerini (md. 39-46) ihlal edenler ile Kanun’a aykırı olarak ticaret unvanını devredenlerle devralan ve kullanan kimseler, YTTK’nın 51/II. maddesinin, aynı Kanun’un 38/I. maddesine yaptığı atıf kapsamında üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacaktır

10. Belge Ve Beyanların Kanun’a Aykırı Olması

YTTK’nın 549. maddesinde, sermayenin korunması ilkesinin bir uygulaması olarak, anonim şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmamasını, gerçeğin saklanmamasını ve diğer kanunlara aykırılıklar içermemesini öngörmüştür. Bu hususlara aykırılık nedeniyle doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı halinde bunlara katılanlar sorumlu olacaktır.

Bunun yanında YTTK’nın 562/VIII. maddesinde, yukarıda açıklanan düzenlemeye aykırı hareket edenlerin (şirket yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler, işlem denetçisi, noterler gibi) bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı belirtilmiştir.

11. Sermaye Şirketlerinin İnternet sitesi açmaması

TTK’nun “İnternet Sitesi” başlıklı 1524’üncü maddesine göre; sermaye şirketlerinin; internet sitesi açma zorunluluğu veya mevcut olan internet sitelerinde yayınlanması zorunlu olan bilgileri 01 Temmuz 2013 tarihinde itibaren yayınlamaları gerekmektedir. Bu tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesi kurma zorunluluğunu yerine getirmeyenlere. TTK’nun 562/12’inci maddesine göre; 6 aya kadar hapis ve 300 güne kadar adli para cezası, bilgiler usulüne uygun şekilde koyulmadığı durumlarda da 3 aya kadar hapis ve 100 güne kadar adli para cezasına çarptırılacak

12. Yeni yasadaki diğer bazı cezalar

1.  Ticaret siciline tescili zorunlu olup da kanuni süresi içinde tescili istenmemiş hususlar sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişiler 200 TL den 4.000 TL ye kadar idari para cezası

2. Dürüstlük kurallarına aykırı reklam, satış yöntemleri ve hukuka aykırı davranışlarda bulunmak; İki yıla kadar hapis veya adli para cezası

3.  Başkasının mallarını kötülemek, ; İki yıla kadar hapis veya adli para cezası

4.  Kendini işletmesi, malları, fiyatları ve stokları hakkında gerçek dışı ve yanıltıcı açıklamalarda bulunarak rekabette avantaj sağlamak, İki yıla kadar hapis veya adli para cezası

5.  Başkasının malları ile karıştırılmasına yol açacak ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak, ; İki yıla kadar hapis veya adli para cezası

6.  Üçüncü kişilerin rakibinin işçilerini, vekillerini veya diğer yardımcılarını işverenlerinin üretim ve iş sırlarını açıklamaya veya ele geçirmeye yöneltmek. ; İki yıla kadar hapis veya adli para cezası

7.  Taksitli satış veya kredili satışlarda sözleşme yapan veya kredi almış olan kişiyi bu sözleşmeden caymaya veya feshetmeye yöneltmek. İki yıla kadar hapis veya adli para cezası

8.  Kendisine emanet edinilen teklif, hesap, plan gibi iş ürünlerinden yetkisiz yararlanılması, İki yıla kadar hapis veya adli para cezası

9.  Üretim ve iş sırlarının gizlice ve izinsiz olarak ele geçirilmesi veya hukuka aykırı olarak öğrenilen bilgilerin ve iş sırlarının değerlendirilmesi veya başkalarına bildirilmesi, İki yıla kadar hapis veya adli para cezası

10. Yönetim Kurulu her yıl bağlılık raporu hazırlamak zorundadır. Hazırlanan bu raporu özenli, gerçeği aynen ve dürüstçe yansıtan hesap ilkelerine göre düzenlemeyenler altı aya kadar hapis ve yüz günden üç yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Yasada cezalar genellikle gün olarak belirlenmiştir. Örneğin “200 güne kadar adli para cezası” gibi. Bunun paraya çevrilmesi ile ilgili düzenleme Türk Ceza Yasasının 61. maddesinde belirtilmektedir. Hâkim, kişinin ekonomik ve sosyal durumu ile diğer faktörleri de dikkate alarak bir günlük ceza tutarının 20,00 TL’ den az 100,00 TL’ den fazla olmamak üzere belirleyecektir.

Örneğin 200 gün adli para cezası gerektiren bir suç nedeni ile hâkim günlük 20,00 TL belirlenmesi durumunda 20,00 x 200 = 4.000,00 TL ceza olacak demektir.
100,00 TL olarak belirlenmesi durumunda ise 200 x 100,00 = 20.000,00 TL olacaktır. Bu durumda 200 günlük adli para cezasının tutarı 4.000,00 TL ile 20.000,00 TL arasında değişecektir.

Ticari hayatı rahatlatacak pek çok yenilik içeren Türk Ticaret Kanunu gerçekten Türkiye’ye yeni bir miladı yaşatıyor Hem ticari hayat anlamında hem de muhasebeci mali müşavirlik anlamında gerçek anlamda bir miladı yaşatıyor. Görünen o ki bu zamana kadar olan ticari bilgilerimizi bir anlamda bırakmamız gerekiyor.

Yasadaki ceza hükümlerini içeren bazı maddeler uygulamada önemli sıkıntılar yaratacak gibi görünüyor. Türk Ticaret Kanunu’nun güncel gereklilikler doğrultusunda yenilenmesinin ticari hayatın işleyişi açısından önem taşıyor. Uygulamada sorun yaratacak ceza maddelerinin yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Gerekli düzenleme yapılmazsa, para ve hapis cezaları nedeniyle kimse şirket sahibi olmayı istemeyecek. Bu da kayıt dışı ile mücadeleyi ciddi anlamda gündemi yapan ülkemizde kayıt dışılığın artmasına sebep olacak önemli bir unsur olacaktır.

Ticari defterlerin uygun tutulmaması, cezaî yönden bu Kanuna ve ilgili diğer kanun hükümlerine göre sonuçlar doğuracaktır.

6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’na göre;(YTTK) ticari defterlerin, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarını yansıtır şekilde hazırlanan Türkiye Muhasebe Standartlarına (YTTK Md. 88), bu standartlarda hüküm bulunmayan hallerde doğrudan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’na göre tutulması tanımlanmıştır.

Yeni Türk Ticaret Kanunu gerekçesinde, muhasebenin Vergi Usul Kanununa ve vergi mevzuatına göre tutulamayacağı, muhasebenin vergi için de tutulmayacağı, vergi verilerinin ve sonuçlarının bu suretle tutulan muhasebeye dayandırılacağı önemle belirtilmiştir.

Temel defterler dışında hangi defterlerin tutulması gerektiği YTTK’da belirtilmemiştir.6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’nda(ETTK) olduğu gibi, “işletmenin niteliğinin ve öneminin gerektirdiği” ölçüsü ile defterlerin belirlenmesi uygun değildir. Bunu Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu belirleyecektir. Ticari defterlerin uygun tutulmaması, cezaî yönden bu Kanuna ve ilgili diğer kanun hükümlerine göre sonuçlar doğuracaktır

Ticari Defter tutma yükümlülüğü

Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle malvarlığı durumunu, Türkiye Muhasebe Standartlarına ve YTTK 88 inci madde hükümleri başta olmak üzere bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.(YTTK Md.64/1)

Ticari defterler, açılış ve kapanışlarında noter tarafından onaylanır. Kapanış onayları, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yapılır. Şirketlerin kuruluşunda defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir. Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır.

Türkiye Muhasebe Standartlarına göre elektronik ortamda veya dosyalama suretiyle tutulan defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağı Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca bir tebliğle belirlenir.(YTTK Md.64/3)

Bu düzenleme deftere resmiyet verilmesi yani onay gereğini belirtmekte ve bunun usulünü göstermektedir. Bu madde ile defterlerin tümü açılış ve kapanış onayına tâbi tutulmuştur. Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir.(YTTK Md.64/4)

Yevmiye, defteri kebir ve envanter defteri dışında tutulacak defterler Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından bir tebliğ ile belirlenecektir.(YTTK Md.64/5)

Ticari Defterlerin tutulması

Defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulur. Kısaltmalar, rakamlar, harfler ve semboller kullanıldığı takdirde bunların anlamları açıkça belirtilmelidir.(YTTK Md.65/1)
Defterlere yazımlar ve diğer gerekli kayıtlar, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılır.(YTTK Md.65/2)

Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.(YTTK Md.65/3)

Çizimler, saklayıcı, örtücü ve karartıcı değil düzeltici ve gerçeği yansıtıcı olmalıdır. Bu sebeple, eski kayıt, karalanmamalı, kapatılmamalı, her hangi bir madde veya araçla silinmemeli, görülecek, okunacak, ne olduğu bilinecek tarzda sadece temiz bir biçimde çizilmelidir.

Defterlerin ve gerekli diğer kayıtların elektronik ortamda tutulması durumunda, bilgilerin saklanma süresince bunlara ulaşılmasının ve bu süre içinde bunların her zaman kolaylıkla okunmasının temin edilmiş olması şarttır. (YTTK Md.65/4)

Defter tutanlara, kayıtları, olguları ve işlemleri içeren ve aynı zamanda da kanıtlayan belgelerin saklanmasında ikili seçenek sunmaktadır. Birincisi fizikî dosyalama, ikincisi ise veri taşıyıcılarının kullanılmasıdır. “Veri taşıyıcıları” terimi, inter alia, mikrofişleri, CD’leri, magnetleri ve elektronik ortamı ifade eder. Hüküm teknik gelişmeleri dikkate almakta, elektronik ortam uygulamalarına olanak sağlamaktadır.

Envanter

Her tacir, ticari işletmesinin açılışında, taşınmazlarını, alacaklarını, borçlarını, nakit parasının tutarını ve diğer varlıklarını eksiksiz ve doğru bir şekilde gösteren ve varlıkları ile borçlarının değerlerini teker teker belirten bir envanter çıkarır.(YTTK Md.66/1)

Tacir açılıştan sonra her faaliyet döneminin sonunda da böyle bir envanter düzenler. Faaliyet dönemi veya başka bir kanuni terimle hesap yılı on iki ayı geçemez. Envanter, düzenli bir işletme faaliyetinin akışına uygun düşen süre içinde çıkarılır. (YYTK Md.66/2)

Bu düzenleme; her faaliyet yılının sonunda çıkarılacak envanteri hükme bağlamakta ve faaliyet (hesap) dönemini on iki ay ile sınırlamaktadır. envanterin çıkarılması süresi kesin bir şekilde belirtmeksizin emredici bir kurala bağlamıştır: Envanter bilânçodan önce çıkarılmış olmalıdır. Çünkü, bilanço envantere dayanacaktır.

Maddi duran malvarlığına dâhil varlıklarla, ham ve yardımcı maddeler ve işletme malzemeleri düzenli olarak ikame ediliyor ve toplam değerleri işletme için ikinci derecede önem taşıyorsa, değişmeyen miktar ve değerle envantere alınırlar; şu şartla ki, bunların mevcutları miktar, değer ve bileşim olarak sadece küçük değişikliklere uğramış olsunlar. Ancak, kural olarak üç yılda bir fiziksel sayım yapılması zorunludur. (YTTK Md.66/3)

Belgelerin saklanması, saklama süresi

Yeni TTK tüm defter ve belgelerin saklama süresi on yıl olarak belirlemiştir. Her işletmenin saklaması gereken belgeleri ise şöyle tanımlamıştır:

 

  1. Her tacir;
    1. Ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilançolarını, ara bilançolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini,
    2. Alınan ticari mektupları,
    3. Gönderilen ticari mektupların suretlerini,
    4. 64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür.
  2. Ticari mektuplar, bir ticari işe ilişkin tüm yazışmalardır.
  3. Açılış ve ara bilançoları, finansal tablolar ve belgeleri, Türkiye Muhasebe Standartlarına da uygun olmak kaydıyla, görüntü veya veri taşıyıcılarda saklanabilirler; şu şartla ki;
    1. Okunur hâle getirildiklerinde, alınmış bulunan ticari mektuplar ve defter dayanaklarıyla görsel ve diğer belgelerle içerik olarak örtüşsünler;
    2. Saklama süresi boyunca kayıtlara her an ulaşılabilsin ve uygun bir süre içinde kayıtlar okunabilir hale getirilebiliyor olsun.
  4. Kayıtlar 65 inci maddenin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca elektronik ortama alınıyor ise, bilgiler; bilgisayar yerine basılı olarak da saklanabilir. Bu tür yazdırılmış bilgiler birinci cümleye göre de saklanabilir.
  5. Birinci fıkranın (a) ilâ (d) bentlerinde öngörülen belgeler on yıl saklanır.
  6. Saklama süresi, ticari defterlere son kaydın yapıldığı, envanterin çıkarıldığı, ara bilançonun düzenlendiği, yılsonu finansal tablolarının hazırlandığı ve konsolide finansal tabloların hazırlandığı, ticari yazışmaların yapıldığı veya muhasebe belgelerinin oluştuğu takvim yılının bitişiyle başlar.
  7. Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.
  8. Gerçek kişi olan tacirin ölümü hâlinde mirasçıları ve ticareti terk etmesi hâlinde kendisi defter ve kâğıtları birinci fıkra gereğince saklamakla yükümlüdür. Mirasın resmî tasfiyesi hâlinde veya tüzel kişi sona ermişse defter ve kâğıtlar birinci fıkra gereğince on yıl süreyle sulh mahkemesi tarafından saklanır. (YTTK Md.82)

 

Hukuki uyuşmazlıklarda ibraz

Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir.(YTTK Md.83/1)
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(YTTK Md.83/2)

Uyuşmazlıklarda suret alınması

Bir hukuki uyuşmazlıkta ticari defterler ibraz edilmişse, defterlerin uyuşmazlıkla ilgili kısımları tarafların katılımı ile incelenir. Gerekli görülürse, defterlerin ilgili yapraklarından suret alınır. Defterlerin geri kalan içerikleri, onların Türkiye Muhasebe Standartlarına uygunluklarının denetimi için gerekliyse mahkemeye açıklanır.(YTTK Md.84)

Defterlerin tümüyle incelenmesi

Mal varlığı hukukuna ilişkin olan, özellikle de mirasa, mal ortaklığına ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda, mahkeme, ticari defterlerin teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar verebilir.(YTTK Md.85)

Görüntü ve veri taşıyıcılara aktarılmış belgelerin ibrazı

Saklanması zorunlu olan belgeleri, sadece görüntü veya başkaca bir veri taşıyıcısı aracılığıyla ibraz edebilen kimse, giderleri kendisine ait olmak üzere, o belgelerin okunabilmesi için gerekli olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmakla yükümlüdür; icap ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere bastırmalı ve yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını sunabilmelidir.(YTTK Md.86)

KAYNAK : Kobitek.com – Nevzat ERDAĞ

Ticarette yol haritası – 28 Mayıs 2012

Ana Sayfa » Türk Ticaret Kanunu
Paylaş
Tarih : 28 Mayıs 2012 - 9:10

İsmail Kökbulut

İş dünyasını yakından ilgilendiren Yeni Türk Ticaret Kanunu uygulama tarihi yaklaşıyor.
Yapılan açıklamalara göre bazı maddelerin değişikliği gündemde ancak erteleme yok. Uygulama süresinin kanunun yayım tarihinden itibaren yaklaşık 1,5 yıl sonra başlıyor olması bir bakıma iyi oldu. Kanun geniş çevrelerce tartışıldı ve aksayacak yönler baştan ortaya çıktı. Yani ilk defa kervan yolda düzelmedi.

Gündemde erteleme yok. Değişiklik yapılacak maddeler aşağı yukarı belli. Geçen haftaki yazımızda bu konulara değinmiştik. Bu nedenle şirketlerin yeni Türk Ticaret Kanunu ile ilgili bir yol haritası yapması gerekir.

Yol haritasını belirlerken Yeni Ticaret Kanunu’nda yer alan yürürlük tarihlerinin dikkate alınması gerek. Ticaret Kanunu’nun bir kısmı 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek. Ancak birçok şirketi ilgilendiren, ana sözleşme değişikliği, web sitesi kurulması, Türk Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları’na geçiş, bağımsız denetim gibi hükümler daha sonraki tarihlerde yürürlüğe girecek.

Şirket yönetimine ilişkin düzenlemeler

Bu hususlara ilişkin yürürlük tarihi 1 Temmuz 2012. Genel hükümlerden başlıcaları şöyle:

– Yönetim kurulu ve üst yönetim kadrolarının hukuki ve cezai olarak kusurları oranında sorumlu tutulmaları için kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanması,

– Genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının elektronik ortamda yapılması,

– Kayıtlı sermaye sistemine geçmek isteyenlerin hazırlıklarını yapması,

– Ortakların şirkete karşı kişisel borçlanma yasağının başlaması, (Mevcut borçların kapatılmasının son günü ise 30.06.2015’tir.) Bu madde yapılacak değişiklikle muhtemelen biraz daha uygulanabilir hale gelecek.
– Tek ortaklı şirkete dönüşmenin başlaması,

– Yönetim kurulu ve genel kurula ilişkin değişikliklerin yapılması.

Esas sözleşme değişikliği

Şirketlerin esas sözleşmelerdeki genel hükümlerin bu kanuna göre revizyon ve/veya tamamlanması için son gün13 Ağustos 2012.

Yönetim kuruluna ilişkin yapılacak düzenlemelerin 30 Eylül 2012 tarihine kadar tamamlanması gerekir.

– Yönetim kurulu üyeleri arasında tüzel kişi temsilcisi bulunan şirketlerde, bu üyelerin istifası ve yerine -tüzel kişi veya başkası olarak- yeni atamaların yapılması için son gün.

– Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 01.07.2012’de görevde bulunan yönetim kurulu üyeleri (limitet şirket müdür veya müdürleri) sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam edebilir.

Yönetim kurulu üyelerinin en az dörtte birinin yükseköğrenim görmüş olması zorunlu. Tek üyeli yönetim kurulunda bu zorunluluk aranmaz. Bu maddede değişikliğe gidilecek ve bu şart kaldırılacak.

Muhasebe uygulamaları

– Şirketlerin defterlerini Türkiye Muhasebe Standartları’na (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Sistemi’ne (TFRS) uygun tutması ve finansal raporlamanın başlama tarihi 1 Ocak 2013. Bu konuda Kamu Gözetim Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu tebliğ ve düzenlemelerinin yakından takip edilmesi gerekir.

Bağımsız denetçi

– Bağımsız denetçilerce denetlenme zorunluluğu olan şirketlerde, denetçi atanmasının son günü 1 Mart 2013. Bağımsız denetim serbest muhasebeci mali müşavir, yeminli mali müşavir veya bu kişilerin kuracakları bağımsız denetim şirketleri tarafından yapılacak.

Nama yazılı hisse senetleri

– Nama yazılı hisselerin devri ile ilgili esas sözleşmelerdeki hükümlerin yeni kanunla uyumlu hale getirilmesinin son günü 30 Haziran 2013.

İnternet sitesi

– Yeni kanuna uygun internet sitesinin (web sayfası) açılmasının son günü 1 Temmuz 2013.

Sermaye artırımları

– Sermaye tutarlarının, yeni asgari sermaye tutarlarına (A.Ş’lerde 100 bin TL, Ltd’lerde 10 bin TL) yükseltilmesinin son günü 13 Şubat 2014.
– İmtiyazlı hisselerde mevcut imtiyazların yeni kanunla uyumlu hale getirilmesinin son günü.

Ortakların şirketlerine olan borçlarını ödemeleri

– Ortakların şirkete olan borçlarını -nakdi olmak kaydıyla- kapatmaları için son gün 30 Haziran 2015.

Görüldüğü gibi her ne kadar kanunun genel yürürlük tarihi 1 Temmuz 2012 olsa da birçok düzenlemenin takvimi daha sonraki tarihlere bırakılmış. Şirketlerin yol haritasını yaparken bu takvimi dikkate almalarında fayda var.

Kaynak: http://ekonomi.bugun.com.tr/ticarette-yol-haritasi-193758-makalesi.aspx

2013 Yılında Muhasebe Defterleri

Ana Sayfa » Türk Ticaret Kanunu
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 23:33

Ticari Defterler TMS’ye Uygun Tutulacak

Bu yazımda yeni Türk Ticaret Kanunu’nun ticari defterler konusundaki maddelerini yorumlamak istiyorum.

Bazı maddeleri hariç genel olarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda defter tutma yükümlülüğü 64.madde ile düzenlenmiş bulunmakta.

Bu maddeye göre her tacir, ticari defterleri tutmak ve tuttuğu bu defterlerde, ticari işlemleriyle mal varlığı durumunu Türkiye Muhasebe Standartları (TMS)’ na  göre ortaya koymak zorunda.

Burada şunu unutmamak gerekiyor, 64.maddeye göre tutulacak defterler sadece (muhasebe defterleri )  yevmiye, defteri kebir ve envanter defteri değil.

Ticari defterlerin içinde pay defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi muhasebe dışındaki defterler de bulunmakta.

Ayrıca 64.maddenin 5.fıkrasında da belirtildiği üzere Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu yevmiye, defteri kebir ve envanter defteri dışında tutulacak defterleri bir tebliğ ile belirleyebilir.

64.maddenin 2.fıkrasına baktığımızda, defter tutma yükümlülüğü sadece yukarıda bahsedilen defterlerle sınırlı olmadığı anlaşılıyor.

İşletmeyle ilgili gönderilmiş olan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer bir şekilde kopyası, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklanmak zorunda.

Burada bir şey dikkat çekiyor, 64.maddenin 2. fıkrasında her türlü belgenin aslının saklanması gerektiğine dair açık bir ifade yok.

Söz konusu fıkrada “……her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını…” yazmakta.

Yani belgenin aslı yerine fotokopisini de yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamanın yeterli olacağı anlaşılıyor.

Defterlerin Açılış ve Kapanış Tasdikleri

Yeni 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 64.maddenin 3.fıkrasında defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri düzenlenmekte.

3.fıkradan şunlar anlaşılıyor ;

a) Ticari defterlerin açılış ve kapanışı noterler tarafından onaylanır.

b) Kapanış onayları, izleyen dönemin altıncı ayı sonuna kadar yapılır.

c) Şirketlerin kuruluşunda defterlerin açılışı noter ya da ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir.

d) Defterlerin açılış onayı noter tarafından yapılması halinde, noter ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorunda.

e) Türkiye Muhasebe Standartları’na göre elektronik ortamda veya dosyalama suretiyle tutulan defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca bir tebliğ ile belirlenir.

Mevcut duruma göre önemli farklılıklar ;

a)      Tüm ticari defterler açılış ve kapanış onayına tabi olacak.

b)      Kapanış onayları noterler tarafından izleyen faaliyet döneminin altıncı ayı sonuna kadar yapılabilecek.

Eski 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre yevmiye (Ocak ayı sonuna kadar) ve envanter defteri (yeni yılın Mart ayı sonuna kadar) kapanış tasdikleri yapılması gerekiyor.

Yeni TTK 64.madde 4.fıkrada, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı müzakere defterini de ticari defter olarak gösterilmekte. Dolayısıyla bu defterlerde açılış ve kapanış tasdikine tabi olacaklar.

Vergi mevzuatı yönünden ise, Vergi Usul Kanunu (VUK)’na göre onaylanacak defterler ve tasdik zamanları farklılık göstermekte.

VUK 220.maddesine göre tasdik ettirilecek defterler şunlar ;

  1. Yevmiye ve envanter defterleri,
  2. İşletme defteri,
  3. Çiftçi işletme defteri,
  4. İmalat ve istihsal vergisi defterleri,
  5. Nakliyat vergisi defteri,
  6. Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri,
  7. Serbest meslek kazanç defteri.

VUK 220.maddesinde dikkat edileceği gibi birinci sınıf tacirlerin tuttuğu defteri kebir bulunmamaktadır.

Yine VUK’na göre defterlerin tasdik zamanları, öteden beri işe devam edenler, özel hesap dönemine tabi olanlar, yeni işe başlayanlar, sınıf değiştirenler veya yeni bir mükellefiyete girenler, vergi muafiyeti kalkanlar, mevcut defterlerini gelecek yıl da kullanacaklar açısından farklılık göstermekte.

Vergi Usul Kanunu 221 ve 222.maddelerinde defterlerin tasdik zamanları verilmektedir.

Yeni TTK’nda Defterlerin Tutulma Kuralları

Ticari defterlerin tutulmasında uyulacak şekle ilişkin kurallar 65.maddede verilmekte.

Bu kuralları şöyle sıralamak istiyorum ;

1)      Ticari defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulmak zorunda. Defter ve kayıtlarda kısaltmaların, rakamların, harflerin ve sembollerin kullanılması halinde anlamları açıkça belirtilmek zorunda.

2)      Defterlere yapılan yazımların ve diğer gerekli kayıtların zamanında, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli yapılması gerekmekte.

3)      Bir yazımın ve kaydın önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.

Şunu anlamak mümkün herhalde,  bir eski kayıt karalanmamalı, kapatılmamalı, herhangi bir şekilde silinmemeli, görülecek ve okunacak şekilde olmalı. Eski kayıt ne yazılmış olduğu görülecek şekilde temiz bir şekilde çizilmelidir.

Burada Vergi Usul Kanunu 217.maddesinden bahsetmek istiyorum.

VUK 217.maddeye göre yevmiye defteri haricindeki defter ve kayıtların yanlış yazılması halinde yanlış rakam ve yazı okunacak şekilde çizilerek, üst veya yan tarafına veyahut ilgili bulunduğu hesaba doğrusu yazılarak düzeltilebilir.

Yevmiye defterinde yapılacak hatalar ise ancak muhasebe kaidelerine göre düzeltilebilir.

4)      Ticari defterler ve gerekli diğer kayıtlar, olgu ve işlemleri saptayan belgelerin dosyalanması şeklinde ya da veri taşıyıcıları aracılığıyla tutulabilir.

Ancak muhasebenin bu tutuluş biçimi ile uygulanan yöntemlerin Türkiye Muhasebe Standartları’na uygun olması gerekmekte.

Ayrıca, defter ve kayıtların elektronik ortamda tutulması halinde, bilgilerin saklanma süresi boyunca ulaşılması ve kolaylıkla okunmasının temin edilmesi şarttır.

Evet, muhasebeci olarak yeni Türk Ticaret Kanunu’nu çok iyi okumamız, şimdiki duruma göre farklılıkları ve yenilikleri iyice hazmetmemiz gerekiyor.

Türkiye Muhasebe Standartları uygulamasına ve diğer yeniliklere hazırlanmak açısından önümüzdeki aylar ve 2012 yılı, muhasebe yönetim ve çalışanları için kaybedilmemesi gereken zaman dilimi olacak.

Zaman çabuk geçiyor, yazının başında da bahsettiğim gibi bazı maddeleri hariç kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek.

Kanun sadece muhasebecileri değil, şirket sahiplerini, yönetim kurullarını da yakından ilgilendiriyor.

Yeni TTK ve Finansal Tablolar

Ana Sayfa » Türk Ticaret Kanunu
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 23:32

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yıl  sonu finansal tablolar ve açılış bilançoları hakkındaki bazı maddeleri inceleyeceğiz.

Yıl sonunda çıkarılacak finansal tablolar ve açılış bilançosu 68 ila 81.maddelerle düzenlenmekte.

Tacirin finansal tablolarını düzenleme zorunluluğu 68. maddede belirtilmektedir.

Bu maddeye göre her tacir, ticari faaliyetinin başında ve faaliyet döneminin sonunda finansal tabloyu (yani sırasıyla açılış bilançosu ile yıllık bilanço) çıkarmak zorunda.

Bilanço ve Gelir Tablosu

Bilanço ve gelir tablosu yıl sonu finansal tablolarını oluşturmakta.

Ayrıca yeni 6102 sayılı TTK’nun 514.maddesi ile Türkiye Muhasebe Standartlarının bu konudaki hükümlerine uyulması gerekiyor.

514.maddeye göre anonim şirket yönetim kurulu, geçmiş hesap dönemine ait olan ve Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen finansal tabloları ve eklerini, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap dönemi ilk 3 ayı içinde hazırlayarak genel kurula sunar.

69.maddeye baktığımızda finansal tablolarının düzenlemeye ilişkin kurallarını görüyoruz.

Yıl sonu finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına uyularak düzenlenmek zorunda.

Finansal tablolar açık ve anlaşılır olmalı.

Düzenli bir işletme faaliyetinin gerekli kıldığı sürede çıkarılmalı.

70. madde finansal tabloların çıkarılacağı dil ve para birimi konusunda.

70. maddeye göre yıl sonu finansal tabloları, diğer kanunlarda yer alan istisnalar saklı olmak üzere Türkçe ve Türk Lirası ile düzenlenmek zorunda.

Tacir, yıl sonu finansal tablolarını tarih atarak imzalayacak (yeni 6102 sayılı TTK madde 71).

Karşılıklar ve Düzenleyici Hesaplar

Yine karşılıkların ayrılması (gerçekleşmesi şüpheli yükümlülük ve askıdaki işlemlerden doğabilecek muhtemel kayıplar) konusunda, Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen kurallara uyulacağı 75. maddede ifade buluyor.

Dönem ayırıcı hesaplar uygulamasında da 76. Madde, Türkiye Muhasebe Standartlarının uygulanacağını belirtiyor.

Dönem ayırıcı hesaplar, bilanço gününden sonraki belirli bir sürede gider haline gelecek harcamalar ile gelir unsuru oluşturacak tahsilatlar.

Burada dönem ayırıcı hesapları şöyle tarif edebiliriz ; gelecek döneme ait olup ancak içinde bulunan dönemde peşin ödenen giderler ile ileriki dönemlerde ait olup fakat içinde bulunulan dönemde tahsil edilmiş gelirler dönem ayırıcı hesapları oluşturmakta.

Değerleme İlkeleri

Finansal tablolarda yer alan varlıklar ve borçların değerlemesinde ilkeler, Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen ilkeler de dikkate alınarak uygulanacak.

Değerleme ilkeleri 78.maddede sayılmakta.

Bunlar ;

1.            Önceki dönemin kapanış bilançosundaki değerler ile faaliyet döneminin açılış bilançosu değerleri ayni olmalı.

2.            Değerlemede işletme faaliyetinin sürekliliğinden hareket edilir, fiili veya hukuki duruma aykırı olmadıkça.

3.            Varlıklar ve borçlar, teker teker bilanço kapanış gününde değerlendirilir.

4.            Bilanço gününe kadar doğmuş bulunan bütün muhtemel riskler ve zararlar, yıl sonu finansal tabloların düzenlenme tarihine kadar öğrenilmesi halinde dikkate alınır.

Kazançlar, bilanço günü itibariyle gerçekleşmeleri durumunda hesaba katılır.

Değerlemeye ilişkin farkların (olumlu ve olumsuz), dönem sonuçlarıyla ilişkilendirilmesi hususunda Türkiye Muhasebe Standartlarındaki esaslara uyulur.

Açılış bilançosu ve yıl sonu finansal tablolarını düzenleme yükümlülüğünü, düzenlemeye ilişkin kuralları, karşılıkları ve düzenleyici hesapları ve değerleme ilkelerini özet olarak yeni 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu açısından incelemiş olduk.

Muhasebe uygulayıcıları için çok önemli olan yeni Türk Ticaret Kanunu bilindiği gibi genel olarak 01.Temmuz 2012 tarihinde, TMS/TFRS’ye uygun raporlama açısından ise 01.Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecek.

Yürürlük tarihlerini göz önüne aldığımızda, muhasebecilerin TMS/TFRS uygulamasını öğrenmeleri açısından yeterli zamanlarının olduğunu ve bu zamanın konuyla ilgili eğitim süreci olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Muhasebe Kayıtları

Ana Sayfa » Türk Ticaret Kanunu
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 23:28

Yeni Türk Ticaret Kanunu 65. maddesi  “Defterlerin Tutulması” başlıklı.

Bu maddenin 2. fıkrası defterlere yapılacak kayıtlar ile ilgili.

Yani muhasebe defterlerine kaydedilecek muhasebe kayıtları .

65. madde 2. fıkra şöyle ;

“Defterlere yazımlar ve diğer gerekli kayıtlar, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılır.”

Eksiksiz ve zamanında muhasebe kaydı üzerinde durmak istiyorum.

– Eksiksiz ve zamanında bir muhasebe kaydında hangi kriterler geçerli ? 

– Muhasebeci olarak eksiksiz muhasebe kaydından ne anlamalıyız ?

– Hangi tarihte yapılmış muhasebe kaydı zamanında yapılmış sayılacak ?

Eksiksiz Muhasebe Kaydı

Bir muhasebe kaydında, tarih, hesaplar, tutarlar ve açıklamalar bulunmakta.

Bana göre kaydın tarihini, hesapları ve tutarı unutmak, yazmamak mümkün değil, olsa olsa hatalı yazılabilir.

Hatalı kaydın da Vergi Usul Kanunu  “Yanlış Kayıtların Düzeltilmesi” başlıklı 217.maddesine gereğince, muhasebe kaidelerine uygun olarak düzeltilme imkânı var.

Geriye muhasebe kaydının açıklaması kalıyor.

Şimdi kayıtın açıklamasını eksiksiz yazmanın çerçevesi ne olacak ?

Açıklamanın eksik yazılmasından ne anlaşılacak? Ya da kaydın açıklama kısmı için 65/2. maddede aranan defterlere yazımların eksiksiz yazılması şartı söz konusu olacak mı ?

Zamanında Muhasebe Kaydı

Zamanında kayıttan, kaydın istendiği zamanda ya da sonraya bırakılmadan vaktinde, makul bir süre içinde yapılmasını anlıyoruz.

Muhasebe kayıtlarının yapılma zamanı Vergi Usul Kanunu’nda “Kayıt Zamanı” başlıklı 219. Maddede açıklanmakta.

Bu maddeye göre ;

–          Muhasebe kaydı on günden fazla geciktirilemez,

–          Muhasebe kayıtları, devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili imza ve parafını taşıyan vesikalarla yapılması halinde, işlemlerin bunlara işlenmesi defterlere işlenmesi hükmünde.

Ancak bu kayıtlar, işlemlerin 45 günden daha geç defterlere intikal ettirilmesine izin vermez. Yani 45 gün içinde muhasebe kayıtları yapılmalı.

Peki, yeni 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 65.madde 2.fıkrasındaki kayıtların zamanında yapılmasından ne anlayacağız ?

Zamanında, kaç günü tarif ediyor ?

“Zamanında”dan hemen ya da derhal anlamını mı çıkarmalıyız ? Yoksa makul bir süreyi mi, makul süre ise, kaç gün olabilir ?

Suç ve Ceza

6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu 562. maddesinde “suçlar ve cezalar” ifadesini bulmakta.

562. maddenin 1/d fıkrasına göre 65. maddeye uygun olarak defterlerini tutmayanlar ikiyüz (200) günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılacak.

Tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz (30) içinde ödenmezse adli para cezası hapis cezasına dönüşecek.

Biz “muhasebeci”lerin, yeni Türk Ticaret Kanunu’nu mesleğimizle ilgili olarak çok iyi öğrenmemiz gerekiyor

Yeni Türk Ticaret Kanunu’ na göre UFRS’ye geçiş

Ana Sayfa » Türk Ticaret Kanunu
Paylaş
Tarih : 30 Ocak 2012 - 8:11

UFRS’ye geçişte atılması gereken adımlar; Etkili dönüşümün planlanması – dönüşümün olası maliyetinin hesaplanması, hangi hususlarda dönüşümün daha uzun zaman alacağı ve bu doğrultuda önceliklerin belirlenmesi, etkili ve verimli dönüşümün neleri içermesi gerektiğinin planlanması ve aynı zamanda diğer dönüşümlerden ders çıkarılması gerekmektedir.

  • Diğer departmanlara/bölümlere, sistemlere etkilerin öngörülmesi– iç kontrol, teknolojik alt yapı, vergi, hazine fonksiyonları, yasal sözleşmeler, personel faydaları, insan kaynakları ve iletişim gibi unsurlara olası etkilerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
  • Olası vergi avantajlarını değerlendirme – potansiyel vergi avantajlarının araştırılması gerekmektedir.
  • Diğer projelere etkilerin öngörülmesi – UFRS’nin halihazırda devam eden diğer dönüşüm projelerine olası etkilerinin belirlenmesi gerekmektedir.
  • Kaynak ihtiyaçlarını belirleme– Kaynak planlaması yapılması ve eğitimlerin öngörülmesi gerekmektedir.
  • Stratejik kararların gözden geçirilmesi – 2013 yılı itibariyle UFRS’ye göre hazırlanacak olan yeni mali tabloların stratejik kararlara ve planlamaya (kar dağıtımı, yatırım kararları, bütçe, EBİTDA gibi) etkisinin öngörülmesi gerekmektedir.
  • Rekabet koşullarının değerlendirilmesi – erken harekete geçmekle sağlanacak rekabet avantajlarının değerlendirilmesi (dönüşümün maliyetini zamana yayma vb) gerekmektedir.
  • UFRS’deki güncel değişiklikleri takip etme – Mevzuata ilişkin oluşan değişiklikleri takip edilmeli ve kuruma yansıyacak olası etkileri tahlil edilmelidir.

Türk Şirketleri UFRS Dönüşümü ile ilgili neler yapıyor?

Bilgi ve tecrübelerimize göre birçok Türk Şirketi aşağıdaki adımları atıyor:

Etkili dönüşümün planlanması – dönüşümün olası maliyetinin hesaplanması, hangi hususlarda dönüşümün daha uzun zaman alacağı ve bu doğrultuda önceliklerin belirlenmesi,etkili ve verimli dönüşümün neleri içermesi gerektiğinin planlanması ve aynı zamanda diğer dönüşümlerden ders çıkarılması

Diğer departmanlara/bölümlere, sistemlere etkilerin öngörülmesi– iç kontrol, teknolojik alt yapı, vergi, hazine fonksiyonları, yasal sözleşmeler,personel faydaları, insan kaynakları ve iletişim gibi unsurlara olası etkilerin değerlendirilmesi

Olası vergi avantajlarını değerlendirme – potansiyel vergi avantajlarının araştırılması

Diğer projelere etkilerin öngörülmesi – UFRS’nin halihazırda devam eden diğer dönüşüm projelerine olası etkilerinin belirlenmesi

Kaynak ihtiyaçlarını belirleme– Kaynak planlaması yapılması ve eğitimlerin öngörülmesi

Stratejik kararların gözden geçirilmesi – 2013 yılı itibariyle UFRS’ye göre hazırlanacak olan yeni mali tabloların stratejik kararlara ve planlamaya (kar dağıtımı, yatırım kararları, bütçe, EBİTDA gibi) etkisinin öngörülmesi

Rekabet koşullarının değerlendirilmesi – erken harekete geçmekle sağlanacak rekabet avantajlarının değerlendirilmesi (dönüşümün maliyetini zamana yayma vb)

UFRS’deki güncel değişiklikleri takip etme – Mevzuata ilişkin oluşan değişiklikleri takip etme ve kuruma yansıyacak olası etkileri tahlil etme

UFRS ile elde edilecek önemli kazanımlar ve zorluklar neler?

  • Yeni mevzuat: UFRS’nin öğrenilmesi ve şirket bünyesinde uygulayabilecek insan kaynağı sağlanması
  • Yönetim raporlaması: bütçe, üst yönetim raporlamaları gibi unsurların yeniden tasarlanması
  • Vergi: halihazırdaki vergi yapısının UFRS’ye göre revize edilmesi ve stratejilerin gözden geçirilmesi
  • Sözleşmeler: Sözleşme muhasebesinin gözden geçirilmesi
  • Maliyet: Sistem ve süreçleri de kapsamında barındıran bir dönüşümün maliyetli olması.
  • İç kontrol: İç kontrollerin gözden geçirilmesi
  • Koordinasyon: Bölümler/departmanlar arası koordinasyonun sağlanması ve bu hususla ilgili planlamanın yapılması

UFRS’ ye geçiş ile ilgili sorulması gereken sorular

Aşağıdaki sorular, UFRS’ye geçiş ile ilgili sorumluluklarınızı yerine getirme bakımından, yöneticiler ve denetçiler olarak kendinize sorabileceğiniz sorulardır.

  1. UFRS’nin muhasebe ve finansal raporlama etkilerini saptadığımızdan ve hedef aldığımızdan emin olmak için neler yapıyoruz?
  2. UFRS dönüşüm ekibine gerektiği gibi dahil edilmiş, diğer departmanlardan – bilgi teknolojileri, bütçe, vergi, insan kaynakları vb. – gelen uygun kişiler var mı?
  3. Kurumsal yatırımcıların, analistlerin ve finansal bilgilerimizi takip eden diğer önemli okuyucuların UFRS’ye geçişe nasıl tepki vereceklerini düşünüyoruz? Bu geçişin sorunsuz olmasını sağlamak için neler yapıyoruz?
  4. Gelir vergisi hesaplamasındaki hesaplama farklılıklarını bir kenara bırakırsak, vergiye tabi gelirin hesaplanmasında UFRS ile bağlantılı değişiklikler olmasını bekliyor muyuz?
  5. UFRS’nin yönetici maaş hesaplamalarında kullandığımız performans ölçütleri üzerindeki etkisini saptadık mı? Henüz saptamadıysak, bunu ne zaman yapacağız?
  6. UFRS eğitim planımız nedir?
  7. UFRS dönüşümü programımız, normal bütçe programımızla ne kadar bağlantılı? Bu prosedürlerin nasıl değiştirilmesi gerekebilir?
  8. Bilgi teknolojileri personelimizle ne kadar yakın bir çalışma yürütüyoruz? Mevcut zaman çizelgemizde sorunlara yol açabilecek, sistemle bağlantılı herhangi bir kısıtlama var mı? Sistemler ya da kontroller açısından bakıldığında, dönüşümün özellikle hangi noktaları zorlayıcı olacak gibi görünmektedir?
  9. Genel olarak, UFRS dönüşümü uygulaması bize şirketimiz hakkında neler söylüyor?

Ticaret Kanunu’nda Değişiklik Talepleri

Ana Sayfa » Türk Ticaret Kanunu
Paylaş
Tarih : 30 Ocak 2012 - 7:53

1 Temmuz 2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek olan yeni Ticaret Kanunu hükümleri okunup değerlendirildikçe üzerindeki tartışmalar da artıyor.

Özellikle işadamları yeni TTK ile getirilen düzenlemeleri desteklemekle birlikte bazı düzenlemelerden duydukları rahatsızlıkları da dile getirmeye başladılar. Kanunun yayımlanma tarihi ile uygulama tarihi arasındaki farklılığın bir nedeni de bu. Bu süre yeni kanuna geçiş için iyi değerlendirilmeli. İş dünyasından ve muhataplarından gelen tepki ve endişelere mutlaka kulak verilmeli.

TOBB Başkanı; Yeni TTK’da 50 madde değişmeli

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu iş dünyasında sıkıntıya neden olacak elli kadar maddenin değişmesi gerektiğini ifade ediyor. Peki bu değişiklik talepleri neden daha önce değil de şimdi gündeme geliyor. Zira yeni kanun, yaklaşık 10 yıl süren bir çaba sonucunda yazıldı. Yazım sürecinde değişiklik talepleri değerlendirilebilir ve gerekirse değişiklikler yapılabilirdi. Fakat yeni kanun 1535 maddeden oluşan bir kanun ve doğal olarak ticaret hayatını düzenleyen bu denli kapsamlı bir Kanunun getirdiği düzenlemeleri kavrayıp anında önlem almak pek kolay değil. Konu değişik zamanlarda dile geldi. Okuyucularımız bilir kanuna ilişkin endişelerimiz aralık ayında gazetemizde yayımlanan dört günlük yazı dizisi ile gündeme geldi.
Diğer taraftan bilim adamları, köşe yazarları ve diğer takipçiler yeni düzenlemelerin getireceği sonuçları ve sıkıntıları dile getirmeye başladılar. O zaman iş dünyasından tepkiler gelmeye başladı. Uygulamaya süresinin yakınlığı da doğal olarak bu tepkilerin artmasına neden oldu.

İş dünyası hangi maddelerin değişmesini istiyor

Şeffaflık getirilirken mahremiyetin ortadan kaldırılması, ekonomik suçların müeyyidesinin nihai aşamada hapis cezası ile sonuçlanabilmesi, şirketten borçlanma yasağının sınırlarının çizilmesindeki eksiklik ve abartılar ilk aşamada akla gelen düzeltilmesi gereken noktalar olarak gözüküyor. Şirket ortaklarının ve akrabalarının alışveriş yapsalar bile borçlanamamaları. Şirket bağımsız denetçilerin sorumluluğu ve aşırı yetkilendirilmiş olması. Şirkete ait her türlü evrakta bulunması gereken bilgilerin fazlalığı. Buna benzer birçok madde iş dünyasında değişiklik beklentisini artırdı.

Erteleme olabilir mi?

İş dünyasının itiraz ettiği maddeler çoğaldıkça erteleme beklentisi de artıyor. Kaldı ki kanunun uygulanması için 3 tüzük, 9 yönetmelik, 9 tebliğden oluşan ikincil mevzuatın yayımlanması gerekir. Ancak bugüne kadar çıkan bir şey yok. Bu durum iş dünyasında erteme olacak mı sorusunu gündeme getiriyor.
Netice itibariyle bu kanun ticaret hayatının aktörlerini, yani işadamlarını birinci derecede etkileyecek. Bu nedenle iş dünyasının beklentilerine cevap verecek bazı değişikliklerin yapılmasında fayda var.

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/182715-yeni-ticaret-kanunu-nda-degisiklik-talepleri-makalesi.aspx

TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

Ana Sayfa » Türk Ticaret Kanunu
Paylaş
Tarih : 03 Ağustos 2011 - 20:37

14 Şubat 2011 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 27846

 

TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA

ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

 

Kanun No. 6103

Kabul Tarihi: 14/1/2011

 

BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler

A) Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, yeni Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin yürürlüğe konulmasına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

B) Eski hukukun ve Türk Ticaret Kanununun uygulanacağı hâller

MADDE 2 – (1) Bu Kanunda aksi öngörülmemiş veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse:

a) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır.

b) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş hukukî fiiller, bağlayıcılıkları ve hukukî sonuçları itibarıyla, bu tarihten sonra dahi, gerçekleştikleri tarihte yürürlükte bulunan kanuna tâbidir.

c) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.

(2) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda, mahkeme herhangi bir sebeple 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununu uygulamışsa, kararında bunu ve gerekçesini açıkça belirtir.

(3) Bu Kanunda kullanılan “eski hukuk” terimi, 6762 sayılı Kanunu ve bu Kanun ile ilgili diğer mevzuatı ifade eder.

C) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önceki olaylara uygulanması

I – Kanunla düzenlenen ilişkiler

MADDE 3 – (1) Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.

II – Beklenen haklar

MADDE 4 – (1) Eski hukuk yürürlükte iken gerçekleşmiş olup da Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.

D) Kazanılmış haklar

MADDE 5 – (1) Bu Kanunda kazanılmış haklar korunur.

E) Zamanaşımı süreleri ve hak düşürücü süreler

MADDE 6 – (1) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir.

(2) Zamanaşımı ile hak düşürücü sürelere ilişkin diğer hususlar, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türk Ticaret Kanununa tâbidir.

F) Yollamalar

MADDE 7 – (1) Bu Kanunun ve Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesiyle, 6762 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan veya değiştirilen maddelerine diğer mevzuat tarafından yapılmış bulunan yollamalar, Türk Ticaret Kanununda o maddeleri karşılayan hükümler varsa onlara yapılmış sayılır. Aksi hâlde, hâkim22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1 inci maddesini uygular. Birinci cümle hükmü, esas sözleşmeler dahil, her çeşit sözleşme, taahhütname, beyan ve benzeri metinlerdeki eski hukuka yapılmış olan yollamalar için de geçerlidir.

 

İKİNCİ KISIM

Özel Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Başlangıç

 

A) Deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davaları

MADDE 8 – (1) 6762 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kurulmuş bulunan denizcilik ihtisas mahkemesinin görmekte olduğu davalar, Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren bir ay içinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından, Türk Ticaret Kanunu ile diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevli kılınacak asliye ticaret mahkemesine devredilir.

(2) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan deniz ticaretine ve deniz sigortasına ilişkin hukuk davalarını görmekte olan mahkemeler, yargı çevreleri içinde ve görev alanlarına giren sonuçlanmamış davaları ve işleri devredemezler.

B) Bileşik faiz

MADDE 9 – (1) 6762 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, faizin ana parayaeklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesini öngörmüş bulunan ve her iki tarafı da tacir olmayan cari hesap sözleşmeleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde değiştirilir ve faize faiz yürütülmesine ilişkin hükümler ile bu sonucu doğuran düzenlemeler sözleşmeden çıkarılır; aksi hâlde anılan sürenin sonunda söz konusu hükümler yazılmamış sayılır.

(2) Bileşik faize ilişkin düzenleme sözleşmeden çıkarılıncaya kadar, çıkarılmamışsa birinci fıkrada belirtilen üç aylık sürede işlemiş bulunan bileşik faiz borçludan istenebilir.

(3) Yalnız bu maddede öngörülmüş bulunan değişikliklerin yapılması damga resmi doğurmaz.

İKİNCİ BÖLÜM

Ticari İşletme

A) Ticari işletme

MADDE 10 – (1) Türk Ticaret Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemeler uygulanır.

B) Ticaret unvanı

MADDE 11 – (1) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren anılan Kanunun ticaret unvanına ilişkin hükümleri uygulanır.

C) Merkezleri Türkiye içinde ve dışında bulunan ticarî işletmelerin Türkiye şubelerinin tescili ve Türkiye’deki bir şirketin merkezinin yurt dışına taşınması

MADDE 12 – (1) Merkezleri Türkiye dışında bulunan bir ticarî işletmenin veya ticaret şirketinin şubesinin Türkiye’de tescil edilebilmesi için, merkez işletmenin bulunduğu kaynak ülke hukukunun, işletmeler ile ticaret şirketlerinin türlerine göre şubelerinin tescilinde aradığı şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Ayrıca, kaynak ülkede tescil için ibrazı gerekli tüm belgeler ile şirketin sözleşmesinin, anonim şirketlerde esas sözleşmenin onaylı suretleri, Türkiye’de tescili yapacak ticaret sicili müdürlüğüne verilir. Bundan başka, şube unvanı, adresi, şubeye ayrılmış sermaye tutarı, şubeyi mahkemeler dahil, özel kuruluşlar ve kamu kuruluşları nezdinde tam yetkili olarak temsil edecek kişi veya kişilerin adları, merkez işletmenin türü, işletme konusu, sermayesinin türü ve tutarı, sicil numarası, internet sitesi, tâbi olduğu hukuk, Avrupa Birliği üyesi olup olmadığı bilgileri ilgili ticaret sicili müdürlüğüne bir beyanname ile bildirilir ve gerekli belgeler eklenir. Tescil edilecek hususlarla şubenin tesciline ilişkin ayrıntılı düzenleme Ticaret Sicili Tüzüğünde yapılır.

(2) Bir Türk şirketi, tasfiye edilmeksizin ve hedef ülkede yeniden kurulmaksızın yabancı bir ülkeye taşınabilir. Bunun için;

a) Türk hukukunun aradığı şartların yerine getirilmiş olduğu,

b) Şirketin taşındığı ülke hukukuna göre, o ülkede faaliyetine devam edebileceği,

c) Şirketin, konumunda meydana gelecek değişiklikten alacaklıların, ilân yoluyla haberdar edildikleri, alacaklarını bildirmeye davet olundukları ve alacakların ödendiği veya teminat altına alındığı,

ispat edilmelidir.

(3) Merkezini yurt dışına taşıyan şirketin unvanı, alacaklıların tümü tam olarak tatmin edilmeden ticaret sicilinden silinemez. Merkezin taşınmasına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler Ticaret Sicili Tüzüğünde yapılır.

(4) Ticaret Sicili Tüzüğü ile yapılacak düzenlemeler, Türk Ticaret Kanununun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde gerçekleştirilir.

D) Ticari defterlerle ispat

MADDE 13 – (1) Türk Ticaret Kanununun yürürlük tarihinden önce açılan ve görülmekte olan davalarda, 6762 sayılı Kanunun 82 ilâ 86 ncı maddeleri uygulanır. Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra olsa bile, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 158 inci maddesinde öngörülen ek süre içinde açılacak davalara da bu hüküm uygulanır.

E) Acenteye ilişkin rekabet yasağı anlaşması

MADDE 14 – (1) Türk Ticaret Kanununun 123 üncü maddesi, anılan Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılmış olup da devam etmekte olan acentelik sözleşmelerine de uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Ticaret Şirketlerine İlişkin Genel Hükümler

A) Ticaret şirketlerinin hak ehliyeti

MADDE 15 – (1) Şirket sözleşmelerinde veya esas sözleşmelerinde 6762 sayılı Kanunun 137 ncimaddesine uygun olarak, şirketin hak ehliyetinin şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmesinde yazılı işletme konusu ile sınırlı olduğunu belirten hükümler bulunması hâlinde, bu hükümler Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yazılmamış sayılır.

B) Sermaye koyma

MADDE 16 – (1) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce bazı taşınmazlar bir şirkete sermaye olarak konulmuş, ancak bunların tapu sicilinde tescillerinin şirket adına yapılmamış olması hâlinde, şirket alacaklıları, ortakları veya pay sahipleri tescil isteminde bulunabilecekleri gibi, tescilin, ticaret sicili müdürlerince yaptırılması talimatını Sanayi ve Ticaret Bakanlığı da verebilir. Tescil harcı ile diğer harç ve masraflar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde şirketten alınır.

C) Birleşme, bölünme, tür değiştirme ve şirketler topluluğu

I – Tebliğler ve düzeltmeler

MADDE 17 – (1) Birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi yapı değişiklikleriyle ilgili olarak tapu ve gemi sicili ile fikrî mülkiyete ilişkin sicillerde ve benzeri sicil ve kayıt belgelerinde yapılması gerekli işlemlerin usul ve esasları ile başvuruda bulunacak kişiler ve ibrazı gerekli belgeler, Türk Ticaret Kanununun yayımı tarihini izleyen altı ay içinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Türk Patent Enstitüsünün görüşü alınarak, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir tebliğle düzenlenir.

(2) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmeyle ilgili şeffaflığı ve hakların kullanılmasını sağlayıcı uygulama hükümleri Ticaret Sicili Tüzüğüyle düzenlenir.

II – Hâkimiyetin kötüye kullanılması

MADDE 18 – (1) Bir bağlı şirketin, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte, anılan Kanunun 202nci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren kaybı veya kayıpları varsa bunlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde denkleştirilir veya ilgili şirkete kaybı veya kayıpları denkleştirecek istem hakları tanınır. Aksi hâlde, Türk Ticaret Kanununun 202 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen dava hakları söz konusu sürenin bitmesiyle hemen kullanılabilir.

(2) Türk Ticaret Kanununun 196 ncı maddesindeki pay ve oy oranlarının hesaplanması ile aynı Kanunun 198 inci maddesindeki bildirim, tescil ve ilân yükümlülüklerine ilişkin usul ve esaslar Ticaret Sicili Tüzüğüyle düzenlenir.

III – Bağlı şirketin hâkim şirketin paylarına sahip olması

MADDE 19 – (1) Türk Ticaret Kanununun 201 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülmüş bulunan oy haklarının kullanılmasına ilişkin sınırlamaya dair hüküm, anılan Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra yürürlüğe girer. Diğer haklarla ilgili sınırlamalar Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte uygulanmaya başlar.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Anonim Şirket ve Limited Şirketler

A) Genel hükümler, kuruluş ve temel ilkeler

I – Asgarî sermaye

MADDE 20 – (1) Anonim ve limited şirketler, Türk Ticaret Kanununun yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde sermayelerini, anılan Kanunun 332 ve 580 inci maddelerinde öngörülen tutarlara yükseltirler; aksi hâlde mezkûr sürenin sonunda infisah etmiş sayılırlar.

(2) Sermayenin Türk Ticaret Kanununda öngörülen tutara yükseltilmesi için yapılacak genel kurullarda toplantı nisabı aranmaz, kararlar toplantıda mevcut oyların çoğunluğu ile alınır ve şartları bulunsa bile 6762 sayılı Kanunun 389 uncu ve Türk Ticaret Kanununun 454 üncü maddeleri uygulanmaz. Bu fıkra hükümleri, bu Kanunun 26 ve 28 inci maddeleri uyarınca yapılacak esas sözleşme değişiklikleri için toplanacak genel kurullara da uygulanır.

(3) Halka açık olmayan anonim şirketlerin kayıtlı sermaye sistemini kabul etmelerine, daha sonra bu sisteme geçmelerine, sermayelerini artırmalarına, kayıtlı sermaye tavanını yükseltmelerine, sistemden çıkmalarına ve çıkarılmalarına, yönetim kurulunun imtiyazlı ve primli paylar ihracına, rüçhan haklarını kanun çerçevesinde sınırlamasına ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanacak tebliğle; tescil ve ilâna dair hususlar ise Ticaret Sicili Tüzüğüyle düzenlenir.

(4) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı birinci fıkrada yazılı süreyi birer yıl olarak en çok iki defa uzatabilir.

II – Kuruluş

MADDE 21 – (1) Türk Ticaret Kanununun anonim ve limited şirketlerin kuruluşuna ilişkin hükümleri, anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hemen uygulanır. Ancak, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte, kuruluş hâlinde bulunan anonim şirketlerde esas sözleşme, limited şirketlerde şirket sözleşmesi yapılmış ve kurucuların imzaları noter tarafından onaylanmışsa, bu onay tarihinden itibaren bir ay içinde şirketin tescili için ticaret siciline başvurulduğu takdirde, kuruluşa 6762 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.

III – Esas sözleşme

MADDE 22 – (1) Anonim şirketler esas sözleşmelerini ve limited şirketler şirket sözleşmelerini, yayımı tarihinden itibaren onsekiz ay içinde Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hâle getirirler. Bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması hâlinde, esas sözleşmedeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

(2) Esas sözleşme ve limited şirket sözleşmesini birinci fıkra uyarınca uyumlu hâle getirmek için yapılacak genel kurullara bu Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.

(3) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu maddede öngörülen süreyi ancak bir yıla kadar uzatabilir.

IV – Tek pay sahipli anonim şirketler ile tek ortaklı limited şirketler

MADDE 23 – (1) Herhangi bir sebeple bir anonim şirketin tek pay sahibi ve bir limited şirketin tek ortağı olan gerçek veya tüzel kişi, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren onbeş gün içinde, bu sıfatını, adını, adresini, vatandaşlığını, anonim şirketlerde yönetim kuruluna, limited şirketlerde müdüre veya müdürlere noter aracılığıyla bildirir. Bildirimin muhatapları, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde, Türk Ticaret Kanununun 338 ve 574 üncü maddelerinde öngörülen hususları tescil ve ilân ettirirler; aksi hâlde anılan maddelerde öngörülen hukukî sonuçlar doğar.

V – Pay sahiplerinin ve limited şirket ortaklarının şirkete borçlanma yasağı

MADDE 24 – (1) Türk Ticaret Kanununun 358 inci maddesine aykırı şekilde, anonim veya limited şirkete borçlu olan pay sahipleri ve ortaklar, borçlarını, anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde, nakdî ödeme yaparak tamamen tasfiye etmek zorundadır. Borcun kısmen veya tamamen başkası tarafından üstlenilmesi, borç için kambiyo senedi verilmesi, ödeme planı yapılması veya benzeri yollara başvurulması bu madde anlamında tasfiye sayılmaz.

(2) Birinci fıkrada belirtilen süre içinde tasfiye gerçekleşmemişse, Türk Ticaret Kanununun 562 ncimaddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanır.

(3) Tasfiye süresinin geçmesinden sonra, şirketin alacaklıları, alacakları için, şirkete borçlu olan pay sahibini veya limited şirket ortağını takip edebilir.

VI – Yönetim kurulu

MADDE 25 – (1) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan anonim şirket yönetim kurulları ile limited şirket müdürleri, görevden alınmaları veya yönetim kurulu üyeliğinin başka bir sebeple boşalması hâli hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam ederler. Ancak, tüzel kişinin temsilcisi olarak üye seçilmiş bulunan gerçek kişinin, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde istifa etmesi, onun yerine tüzel kişinin ya da başkasının seçilmesi gerekir. Tüm ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idare ve şirketi temsil ettiği limited şirketlerde de aynı üç aylık süre içinde Türk Ticaret Kanununun 623 üncü maddesi hükmünün gereği yerine getirilir. Anonim şirketlerde Türk Ticaret Kanununun 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca seçim yapılan durumlarda, anılan Kanunun 359 uncu maddesindeki şartları taşıyan yönetim kurulu üyelerinin seçilmeleri şarttır. Görevdeki yönetim kurulunun görevinin sona ermesinden sonra seçilecek üyelerin, anılan 359 uncu maddedeki şartları taşımaları zorunludur. Üyelerin görev süreleri farklı tarihlerde sona eriyorsa, öğrenime ilişkin şart, şirkete en uygun gelen üyelerin görevleri sona erdiğinde yerine getirilir.

(2) Yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık borcuna ilişkin hüküm, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan davalarda uygulanmaz. Bu davalarda özen ve bağlılık borcu 6762 sayılı Kanuna göre değerlendirilir.

VII – Esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisapları

MADDE 26 – (1) Bir anonim şirketin esas sözleşmesinde veya bir limited şirketin şirket sözleşmesinde genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına, madde numarası belirtilerek veya belirtilmeksizin 6762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüşse, bu şirketler Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde anonim şirketlerde esas sözleşmelerini ve limited şirketlerde şirket sözleşmesini değiştirerek, anılan Kanuna uygun düzenleme yaparlar. Aksi hâlde, bu sürenin geçmesiyle Türk Ticaret Kanununun genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına ilişkin hükümleri uygulanır. Sadece bu altı ay içinde yapılan genel kurullarda 6762 sayılı Kanunun genel kurulların toplantı ve karar nisapları hakkındaki hükümleri uygulanır.

(2) Herhangi bir sözleşmede, taahhütnamede, temliknamede veya diğer bir belgede 6762 sayılı Kanunun 388 inci maddesine madde numarası verilerek veya bu maddenin içeriğine yapılan yollamalar, Türk Ticaret Kanununun 421 inci maddesine yapılmış sayılır.

(3) Bir esas sözleşmede esas sözleşme değişikliklerine ilişkin olarak 6762 sayılı Kanunun 388 inci maddesindekinden daha ağır nisaplar öngörülmüş olup da bunlar Türk Ticaret Kanununun 421 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen nisaplardan ağırsa, bunların uygulanmasına devam olunabilir. Ağırlaştırılmış nisaplara dair esas sözleşmedeki veya herhangi bir sözleşme veya hukukî metindeki özel düzenleme Türk Ticaret Kanununun 421 inci maddesine göre daha hafifse 421 inci madde uygulanır.

(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uyarlanarak limited şirketlere de uygulanır.

VIII – Özel denetçi

MADDE 27 – (1) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce atanmış bulunan özel denetçi, anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte henüz raporunu vermemişse, görevini Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yerine getirir. Ancak, bu hâlde özel denetçi isterse, tazminat ödemeksizin veya herhangi bir yaptırıma uğramaksızın, görevinden ayrılabilir.

IX – Oy hakkı ve oyda imtiyazlı paylar ile nama yazılı payların devredilmelerinin sınırlanması

MADDE 28 – (1) Türk Ticaret Kanununun 434 ve 435 inci maddeleri, anılan Kanunun yayımı tarihinden itibaren onsekiz ay sonra yürürlüğe girer.

(2) 6762 sayılı eski Kanun zamanında ve Türk Ticaret Kanununun kabul edilmesinden en az bir yıl önce esas sözleşme hükmü ile bazı pay gruplarına tanınmış olan yönetim kurulu üyeliği için aday gösterme hakkı, Türk Ticaret Kanununun 360 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki sınırı aşsa bile müktesep hak sayılır.

(3) Türk Ticaret Kanununun 479 uncu maddesinin birinci fıkrasına aykırı esas sözleşmeler, anılan Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde, anılan fıkra hükmüne uygun hâle getirilir.

(4) Türk Ticaret Kanununun 479 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen sınırı aşan sayıda oyda imtiyaz öngören esas sözleşme hükümleri, Türk Ticaret Kanununun yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde, anılan fıkraya uyarlanır veya mahkemeden anılan fıkrada öngörülen karar alınır.

(5) Türk Ticaret Kanununun 479 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, anılan Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra uygulanır.

(6) Bu maddenin birinci ve üçüncü fıkralarında yapılması şart koşulan sürede gerekli esas sözleşme değişikliklerinin ve uyarlamaların gerçekleştirilmemesi hâlinde, oyda imtiyazı düzenleyen esas sözleşme hükümleri, birinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen sürenin dolduğu tarihte kendiliğinden geçersiz hâle gelir ve esas sözleşmede öngörülen oya ilişkin imtiyazların tümü kanunen sona erer.

(7) Nama yazılı payların devrini, red sebeplerini göstererek veya göstermeyerek sınırlandırmış bulunan anonim şirketler, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde, esas sözleşmelerini değiştirerek, Türk Ticaret Kanununun 492 ilâ 498 inci maddelerine uyarlamak zorundadır; aksi hâlde, bu sürenin dolmasıyla tüm sınırlamalar geçersiz hâle gelir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Taşıma İşleri

A) Taşıma sözleşmesi

MADDE 29 – (1) 6762 sayılı Kanun yürürlükte iken yapılmış olan taşıma sözleşmeleri, taşıma senedine ilişkin hükümler dahil, anılan Kanuna tâbidir. Ancak, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşen, taşıma hukukuna özgü, zıya, hasar ve gecikmeden dolayı, sorumluluk hâlleri ile taşıyıcının sorumluluk sınırları hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.

ALTINCI BÖLÜM

Deniz Ticareti

A) Türk Bayrağını çekme hakkının ve değişikliklerin tescili

MADDE 30 – (1) Gemilere Türk Bayrağı çekme hakkı, yürürlüğe girmesinden itibaren Türk Ticaret Kanununa tâbi olur. Türk Bayrağı çekme hakkını elde etmiş olan tescili zorunlu gemilerin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde Türk Gemi Siciline tescil ettirilmesi gerekir.

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, daha önce gemi siciline tescil edilmiş olan hususlarda meydana gelecek bütün değişiklikler, gecikmeksizin sicil müdürlüğüne bildirilir.

B) Gemi vasfını kazanan araçların tescili

MADDE 31 – (1) Türk Ticaret Kanunuyla gemi olma vasfını kazanan suda yüzme özelliği bulunan araçların malikleri, tescili zorunlu gemilerini, anılan Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren iki ay içinde aynı Kanunun 955 inci maddesi uyarınca yetkili Gemi Sicil Müdürlüğüne tescil ettirmekle yükümlüdürler.

C) Gemi mülkiyetinin devren iktisabı

MADDE 32 – (1) Bir gemi veya gemi payının temlikinde, gemi üzerindeki mülkiyeti 6762 sayılı Kanuna göre sadece sözleşmeyle iktisap etmiş olan kimseler, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir ay içinde kendilerini gemi veya gemi payı maliki olarak gemi siciline tescil ettirmekle yükümlüdürler.

D) İpoteğin terkinini talep hakkı

MADDE 33 – (1) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte bir gemi üzerinde ipotek hakkına sahip olan alacaklı, kendinden önce gelen veya aynı derecede bulunan diğer bir gemi ipoteğinin düşmesi hâlinde bunun terkinini istemek hakkını haizdir.

E) Şahsî ve aynî teminatların hapis hakkına dönüşmesi

MADDE 34 – (1) Navlun sözleşmelerinde alacaklarının temini için 6762 sayılı Kanunda taşıyana tanınmış olan bütün teminatlar, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte ifa edilmeye başlanmış olan sözleşmelerden doğan alacaklar için, alacaklısı lehine hapis hakkına dönüşür.

F) Müşterek avarya

MADDE 35 – (1) Türk Ticaret Kanununun müşterek avarya ile ilgili hükümleri ancak geminin anılan Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra başladığı yolculuktan doğan olaylara uygulanır. Daha önce başlamış olan yolculuklar, 6762 sayılı Kanuna tâbi olmaya devam eder.

G) Gemi alacaklısı hakkının devamı

MADDE 36 – (1) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 6762 sayılı Kanun hükümlerine göre doğmuş olup da Türk Ticaret Kanunu uyarınca gemi alacaklısı hakkı bahşetmeyen alacaklar, 6762 sayılı Kanuna tâbi olmaya devam eder.

H) 1976 ve 1992 tarihli Sözleşmeler

MADDE 37 – (1) Türk Ticaret Kanununun 1328 ilâ 1349 uncu maddeleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır. Şu kadar ki, 4/6/1980 tarihli ve 17007 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 19/11/1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında Milletlerarası Sözleşmenin Türkiye bakımından yürürlüğe girdiği 1/7/1998 tarihinden başlayarak, 24/7/2001 tarihli ve 24472 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 1992 Petrol Kirliliğinden Doğan Zararın Hukuki Sorumluluğu ile İlgili Uluslararası Sözleşmenin ve 18/7/2001 tarihli ve 24466 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 1992 Petrol Kirliliği Zararının Tazmini İçin Bir Uluslararası Fonun Kurulması ile İlgili Uluslararası Sözleşmenin Türkiye bakımından yürürlüğe girdiği 17/8/2002 tarihinden başlayarak uygulanması bundan müstesnadır.

I) Cebrî icra

MADDE 38 – (1) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce bir geminin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibi kesinleşmiş olur veya yapı hâlindeki bir gemiye kesin haciz konulmuş bulunursa, paraya çevirmede Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önceki hükümler uygulanır.

YEDİNCİ BÖLÜM

Sigorta Hukuku

A) Sigorta sözleşmesi

MADDE 39 – (1) 6762 sayılı Kanun yürürlükte iken yapılmış ve hüküm ifade etmeye başlamış sigorta sözleşmelerine, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl süreyle 6762 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Ancak, bu bir yıllık süre içinde sigorta ettireni, sigortalıyı ve lehdarı koruyan hükümler bakımından, 1517 nci maddesi müstesna, Türk Ticaret Kanunu hükümleri geçerli olur.

(2) Birinci fıkranın birinci cümlesindeki bir yıllık süre içinde sona eren 6762 sayılı Kanuna tâbi sigorta sözleşmelerinin uzatılması ya da yenilenmesi hâlinde Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.

B) Koruyucu hükümler

MADDE 40 – (1) 6762 sayılı Kanun yürürlükte iken yapılmış olup da Türk Ticaret Kanununun 1452, 1486, 1488 ve 1520 nci maddelerine aykırı bulunan sigorta sözleşmeleri de bu Kanunun 39 uncu maddesi hükmüne tâbidir.

 

ÜÇÜNCÜ KISIM

Diğer Kanunların Değiştirilen ve Yürürlükten Kaldırılan Hükümleri ve Son Hükümler

 

Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler

MADDE 41 – (1) 30 Teşrinisani 1330 tarihli Ecnebi Anonim ve Sermayesi Eshama Münkasim Şirketlerle Ecnebi Sigorta Şirketleri Hakkında Kanunu Muvakkat yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun;

a) 23 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 23 – Bu Kanunun uygulanmasında;

1. “İpotek” tabiri ipotekleri, ipotekli borç senetlerini, irat senetlerini, eski hukuk hükümlerine göre tesis edilmiş taşınmaz rehinlerini, taşınmaz mükellefiyetlerini, bazı taşınmazlar üzerindeki hususî imtiyazları ve taşınmaz eklenti üzerine rehin muamelelerini,

2. “Taşınır rehni” tabiri, teslime bağlı rehinleri, Türk Medenî Kanununun 940 ıncı maddesinde öngörülen rehinleri, ticarî işletme rehnini, hapis hakkını, alacak ve sair haklar üzerindeki rehinleri,

3. Sadece “Rehin” tabiri, “ipotek” ve “taşınır rehni” tabirlerine giren bütün taşınır ve taşınmaz rehinlerini,

ihtiva eder.

Açıkça öngörülen istisnalar dışında, bayrağına ve bir sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler hakkında bu Kanunun taşınırlara ilişkin hükümleri uygulanır. Bu Kanun uyarınca gemi siciline verilecek şerhler, Türk Ticaret Kanununun 977 nci maddesi hükmüne tâbidir.”

b) 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 26 – Bir taşınmazın tahliye ve teslimine dair olan ilam, icra dairesine verilince icra müdürü 24 üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde hükmolunan şeyin teslimini emreder.

Borçlu taşınmazı işgal etmekte iken bu emri tutmazsa, ilamın hükmü zorla icra olunur.

Alacaklıya teslim olunan taşınmaza haklı bir sebep olmaksızın tekrar giren borçlu ayrıca hükme hacet kalmadan zorla çıkarılır.

Taşınmazın içinde bulunup da ilamda dahil olmayan eşya çıkarılarak borçluya teslim ve hazır değilse vekiline veya ailesi halkından veyahut müstahdemlerinden reşit bir kimseye tevdi olunur. Bunlardan da kimse bulunmazsa mezkûr eşya masrafı ileride borçluya ödetilmek üzere peşin olarak alacaklıdan alınıp emin bir yerde veya alacaklının yedinde hıfzettirilir ve icra dairesince hemen yapılacak tebligat üzerine borçlu eşyanın bulunduğu mahalde ise beş ve değil ise otuz gün içinde eşyayı almaktan veya masrafı ödemekten imtina eder yahut lüzum görülürse icra müdürü icra mahkemesinin kararıyla bunları satıp tutarından masrafı ifa eder. Fazla kalırsa borçlunun adına, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikte nitelikleri belirlenen bankalardan birine yatırılır.”

c) 28 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Taşınmaz davalarında hükümlerin tapu sicil dairesine tebliği:

MADDE 28 – Taşınmaz davalarında davacının lehine hüküm verildiği takdirde mahkeme davacının talebine hacet kalmaksızın hükmün tefhimi ile beraber hulasasını tapu sicili dairesine bildirir. İlgili daire bu ciheti hükmolunan taşınmazın kaydına şerh verir. Bu şerh, Türk Medeni Kanununun 1010 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmüne tâbidir.

Taşınmaz davası üzerine verilen karar ileride davacının aleyhine kesinleşirse mahkeme, derhal bu hükmün hulasasını da tapu sicili dairesine bildirir.”

ç) 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 

“MADDE 29 – Hükmün tapu sicili dairesine bildirilmesinden sonraki tebeddüllerin icra muamelelerine tesiri olmaz. Hükümde gösterilen şey kimin elinde ise ondan alınıp alacaklıya teslim olunur.

Şu kadar ki, o yerde bulunan üçüncü şahıs bu malı borçludan teslim almış olmayıp onu doğrudan doğruya işgal etmekte bulunduğunu bildiren bir tapu sicili kaydı gösterirse mahkemeye müracaatla dava açması için kendisine yedi gün mühlet verilir. Bu müddet içinde dava açılırsa icra geri bırakılır.”

d) 31 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İrtifak haklarına mütedair ilamlar:

MADDE 31 – Bir irtifak hakkının kaldırılmasına yahut böyle bir hakkın tahmiline mütedair ilam icra dairesine verilince icra müdürü 24 üncü maddede yazılı şekilde yedi günlük bir icra emri gönderir. Borçlu muhalefet ederse ilamın hükmü zorla icra olunur.”

e) 31 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Gemilere ve bunlarla ilgili aynî haklara ilişkin ilamların icrası:

MADDE 31/a – Bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemilere ve bunlarla ilgili aynî haklara ilişkin kararlar, kesinleşmedikçe icra edilemez.

Sicile kayıtlı Türk gemilerine ve bunlarla ilgili aynî haklara ilişkin davalarda davacının lehine hüküm verilirse, mahkeme, davacının istemine gerek kalmaksızın, hükmün tefhimi ile birlikte özetini gemi sicili müdürlüğüne bildirir. Hüküm, gemi siciline şerh edilir. Davada verilen karar ileride davacının aleyhine kesinleşirse, mahkeme, bu hükmün özetini de gemi sicili müdürlüğüne derhal bildirir. Sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün yabancı bayraklı gemiler bakımından mahkeme, bu fıkrada  öngörülenbildirimleri, geminin bayrağını taşıdığı devletin en yakın konsolosluğuna yapar. Hükmün gemi siciline şerh edilmesinden sonra geminin zilyetliğini elde eden kişi aleyhine yeni bir ilâm alınmasına gerek olmadan, üçüncü fıkraya göre işlem yapılır.

Bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bir geminin tahliye ve teslimine ilişkin ilâm, icra dairesine verilince icra müdürü, bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde o geminin teslimini emreder. İcra emrinde; alacaklı ve borçlunun ve varsa temsilcilerinin adları ve soyadları ile yerleşim yerleri, hükmü veren mahkemenin ismi ile tahliye ve teslimine hükmolunan geminin kimliği, ilâmın tarih ve numarası ve icra mahkemesinden veya istinaf ya da temyiz yahut iadei muhakeme yoluyla görülmekte olduğu mahkemeden icranın geri bırakılması hakkında bir karar getirilmedikçe cebrî icraya devam olunacağı yazılır.

Borçlu, gemiye zilyet olduğu hâlde bu emri yerine getirmezse, ilâmın hükmü zorla tenfiz olunur. Borçlu geminin zilyedi değilse, alacaklı aşağıda yazılı seçimlik haklardan birini kullanabilir:

1. Alacaklı, geminin ilâmda yazılı değerinin alınmasını isteyebilir. Borçlu bu değeri ödemezse ayrıca icra emri tebliğine gerek kalmaksızın, söz konusu değer kendisinden haciz yoluyla tahsil olunur. Geminin değeri, ilâmda yazılı olmadığı ve taraflar bu değer üzerinde anlaşamadıkları takdirde, icra müdürü tarafından seçilecek bilirkişi heyetine tespit ettirilir. Bilirkişi heyeti geminin kıymet takdiri sırasındaki değerini esas alır.

2. Alacaklı, gemiye zilyet olan üçüncü kişiye karşı borçlunun sahip olduğu hakları kullanabilir. Şu kadar ki, üçüncü kişi, davadan sonra ve hükümden önce gemi siciline tescil edilmiş bir sözleşmeye dayanarak gemiye zilyet ise (1) numaralı bent hükmü uygulanır.

Alacaklıya teslim olunan gemiye haklı bir sebep olmaksızın tekrar giren borçlu veya üçüncü kişi, ayrıca hükme gerek kalmadan zorla çıkarılır.

Gemide bulunup da ilâma dahil olmayan eşya, çıkarılarak borçluya teslim ve bu kişi hazır değilse vekiline tevdi olunur. Bunlardan hiçbiri bulunmazsa mezkûr eşya, masrafı ileride borçluya ödetilmek üzere peşin olarak alacaklıdan alınıp emin bir yerde veya alacaklının yedinde hıfzettirilir ve icra dairesince hemen yapılacak tebligat üzerine borçlu eşyanın bulunduğu mahalde ise beş, değil ise otuz gün içinde eşyayı almaktan veya masrafı ödemekten kaçınırsa yahut gerek görülürse, icra müdürü, icra mahkemesinin kararıyla bunları satıp tutarından masrafı öder; fazlası kalırsa borçlunun adına, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikte nitelikleri belirlenen bankalardan birine yatırır.

Sicile kayıtlı Türk gemileri üzerinde ipotek veya intifa hakkının kurulmasına veya kaldırılmasına ilişkin ilâm, icra dairesine verilince, icra müdürü, üçüncü fıkrada yazılı şekilde yedi günlük bir icra emri gönderir. Borçlu emri yerine getirmezse, ilâmın hükmü zorla icra olunur.

Gemiye ilişkin bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ve önceki fıkra hükümlerine girmeyen ilâmların icrası hakkında 30 uncu madde uygulanır.”

f) 91 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “tapuya ve mahcuz gemi ise kayıtlı bulunduğu daireye” ibaresi “tapu siciline” olarak; ikinci fıkrasında yer alan “yukarda adı geçen dairelere” ibaresi “tapu siciline” olarak değiştirilmiştir.

g) 97 nci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “Kiralanan yer veya sicile kayıtlı gemilerdeki” ibaresi “Kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki” olarak değiştirilmiştir.

ğ) 136 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Taşınmazların satışına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması:

MADDE 136 – Taşınmaz malların satışına ilişkin hükümler, bayrağı dikkate alınmaksızın gemi siciline kayıtlı bütün gemiler hakkında da uygulanır. Bu hükümlerde geçen “tapu sicili” terimi gemi sicilini, “ipotek” terimi gemi ipoteklerini ve “irtifak hakkı” terimi sicile kayıtlı gemiler üzerindeki intifa hakkını ifade eder.”

h) 144 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Paranın paylaştırılmasına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması:

MADDE 144/a – Paranın paylaştırılmasına ilişkin hükümler, gemilerin satışı hâlinde de uygulanır. Şu kadar ki, 140 ıncı madde uyarınca yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın, bütün gemiler hakkında Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine tâbidir.

Türk gemi siciline kayıtlı olan gemiyi paraya çeviren icra dairesi, sicile kayıtlı ipotek ve intifa haklarına ait kayıtların terkin veya nakillerini yaptırır; yabancı sicile kayıtlı gemilerde, bu işlemin yapılması için geminin bayrağını taşıdığı devletin en yakın konsolosluğuna bildirimde bulunur.”

ı) 153 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması:

MADDE 153/a  – Taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bir gemi üzerindeki hapis hakkı ile gemi alacağının verdiği rehin hakkının paraya çevrilmesinde de uygulanır.

İpoteğin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, gemi ipoteğinin paraya çevrilmesine de uygulanır. Bu hükümlerde geçen “taşınmaz” terimi Türkiye’de veya yurt dışında sicile kayıtlı olan gemileri; “tapu sicili” terimi gemi sicilini ve “ipotek” terimi gemi ipoteklerini anlatır. Gemi ipoteklerinin paraya çevrilmesinde, geminin ihtiyaten haczedildiği veya geminin sicile kayıtlı olduğu yer icra dairesi yetkilidir.

Taşınır rehninin ve ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin müşterek hükümler, gemiler üzerindeki rehin haklarının paraya çevrilmesine de uygulanır; şu kadar ki, bu Kanunun:

1. 150/e maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süre, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için üç aydır.

2. 150/h maddesinin yerine Türk Ticaret Kanununun 1377 nci maddesi uygulanır.

3. 151 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir.

4. 153 üncü maddesinin yerine Türk Ticaret Kanununun 1052 ve 1053 üncü maddeleri uygulanır.”

i) 179/a maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 179/a – Mahkeme, iflâsın ertelenmesi isteminde bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim kurulu kararlarını onaylanması için derhal bir kayyım atar; ayrıca şirketin ve kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemleri alır.

Kayyımın atanmasına ilişkin karar, kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları ve iflâsın ertelenmesine ilişkin talep 166 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usul ile mahkeme tarafından ilân ve ticaret siciline tescil ettirilir. Mahkeme bu arada erteleme talebini karara bağlar.

İflâs ertelenmişse kayyım her üç ayda bir şirketin projeye uygun olarak iyileştirme gösterip göstermediğini mahkemeye rapor eder, mahkeme bu rapor üzerine veya gerek gördüğünde alacağı bilirkişi raporuna göre, erteleme istemini değerlendirir ve iyileştirmenin mümkün olamayacağı kanaatine varırsa erteleme kararını kaldırır.”

j) 206 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Gemilerin paraya çevrilmesi hâlinde yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir.”

k) 288 inci maddesinin birinci fıkrasının dördüncü cümlesi madde metninden çıkarılmıştır.

l) 24 üncü maddesinin yedinci fıkrası, 27 nci maddesinin ikinci fıkrası, 92 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 144 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 257 nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

(3) 29/6/1956 tarihli ve 6763 sayılı Türk Ticaret Kanununun Mer’iyet ve Tatbik Şekli Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. 

Tüzük ve yönetmelikler

MADDE 42 – (1) Türk Ticaret Kanunu veya bu Kanun uyarınca hazırlanacak tüzük ve yönetmelikler, Türk Ticaret Kanununun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde yayımlanır.

(2) Birinci fıkrada öngörülen tüzük ve yönetmelikler yayımlanıncaya kadar, 6762 ve 6763 sayılı kanunlara ya da Türk Ticaret Kanunu ile yürürlükten kaldırılan diğer kanunlardaki hükümlere dayanılarak yürürlüğe konulmuş bulunan tüzük ve yönetmeliklerin Türk Ticaret Kanununa ve bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır, aykırı hükümleri ise usulüne uygun şekilde değiştirilip uygulanabilir.

(3) Birinci fıkrada öngörülen süreden daha kısa bir süre içinde ihtiyaç duyulan düzenlemeler, ikinci fıkrada öngörülen tüzük ve yönetmeliklerde değişiklik yapılarak yürürlüğe konulabilir.

Yürürlük

MADDE 43 – (1) Bu Kanun 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

             MADDE 44 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

13/2/2011

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanununda Suçlar, Cezalar
6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanununda Suçlar, Cezalar

01.Temmuz.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ticaret Kanunu ile işadamına pek çok yükümlülük getirildi. Bu yükümlülüklere

Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

29 Haziran 2012 CUMA Resmî Gazete Sayı : 28338 BİREYSEL EMEKLİLİK TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu

29 Haziran 2012 CUMA Resmî Gazete Sayı : 28338 KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU KANUNU Kanun No. 6328 Kabul Tarihi: 14/6/2012 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç MADDE



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI