Gümrük Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Gümrük İşlemleri) (Seri No: 105)

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 06 Haziran 2013 - 9:07

6 Haziran 2013 PERŞEMBE
Resmî Gazete
Sayı : 28669

TEBLİĞ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

GÜMRÜK GENEL TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

(GÜMRÜK İŞLEMLERİ)

(SERİ NO: 105)

MADDE 1 – 18/8/2012 tarihli ve 28388 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 95 Seri No.lu Gümrük Genel Tebliği (Gümrük İşlemleri)’nin 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 3 – (1) Türk Gümrük Tarife Cetvelinin;

a) 3102.30 Amonyum nitrat (sulu çözelti halinde olsun olmasın) (yalnız narkoz gazı imaline mahsus saf amonyum nitrat hariç),

b) 3102.40 Amonyum nitratın kalsiyum karbonatla veya bitki besin maddesi olmayan diğer inorganik maddelerle karışımları,

c) 3102.50 Sodyum nitrat,

ç) 3102.60 Kalsiyum nitrat ve amonyum nitratın çift tuzları ve karışımları,

tarife alt pozisyonu kapsamındaki eşyaların serbest dolaşıma giriş işlemleri aşağıda belirtilen gümrük müdürlüklerinden yapılır.

 

 

Sıra No

Yetkili Gümrük Müdürlüğü

1

Antalya Gümrük Müdürlüğü

2

Bandırma Gümrük Müdürlüğü

3

Gemlik Gümrük Müdürlüğü

4

Kapıkule Gar Gümrük Müdürlüğü

5

Tekirdağ Gümrük Müdürlüğü

6

İskenderun Gümrük Müdürlüğü

7

Ambarlı Gümrük Müdürlüğü

8

Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü

9

Aliağa Gümrük Müdürlüğü

10

Dikili Gümrük Müdürlüğü

11

İzmir Gümrük Müdürlüğü

12

Derince Gümrük Müdürlüğü

13

Mersin Gümrük Müdürlüğü

14

Samsun Gümrük Müdürlüğü

15

Ünye Gümrük Müdürlüğü

16

Ankara Gümrük Müdürlüğü

17

Mardin Gümrük Müdürlüğü

18

Yumurtalık Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.”

Gümrük Genel Tebliği (Gümrük Kontrolü Altında İşleme) (Seri No: 3)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Gümrük Kontrolü Altında İşleme) (Seri No: 4)

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 06 Haziran 2013 - 8:58

6 Haziran 2013 PERŞEMBE
Resmî Gazete
Sayı : 28669

TEBLİĞ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

GÜMRÜK GENEL TEBLİĞİ (GÜMRÜK KONTROLÜ ALTINDA İŞLEME)

(SERİ NO: 3)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

(GÜMRÜK KONTROLÜ ALTINDA İŞLEME)

(SERİ NO: 4)

MADDE 1 – 5/12/2009 tarihli ve 27423 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Gümrük Kontrolü Altında İşleme) (Seri No: 3)’nin 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 1 – (1) Serbest dolaşıma girmemiş eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesinde, ithalat vergilerine veya ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, niteliğini veya durumunu değiştiren işlemlere tabi tutulmaları ve bu işlemlerden elde edilen ürünlerin ithalat vergileri üzerinden serbest dolaşıma girmelerine ilişkin işlemler; gümrük kontrolü altında işleme rejimi çerçevesinde 4458 sayılı Gümrük Kanununun 123 ila 127 nci maddeleri ve 7/10/2009 tarihli ve 27369 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin 308 ila 327 nci ve 370 ila 375 inci maddeleri uyarınca bu Tebliğ kapsamında gerçekleştirilir.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki altıncı fıkra eklenmiştir.

“(1) Gümrük kontrolü altında işleme rejimi izin başvurusu Gümrük Yönetmeliğinin 55 no.lu ekinde yer alan form ile bu Tebliğin ekinde yer alan işleme faaliyetinin yapılacağı yerdeki yetkili gümrük müdürlüğüne, yetkili gümrük müdürlüğünün bulunmaması halinde işleme faaliyetinin yapılacağı yere en yakın yetkili gümrük müdürlüklerine yapılır.”

“(6) Gümrük kontrolü altında işleme rejimi beyannamesi izin veren gümrük müdürlüğünce tescil edilir.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin 3 üncü maddesinin üçüncü ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Gümrük Yönetmeliğinin 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen mücbir sebep ve beklenmeyen hallerin gümrük kontrolü altında işleme izin belgesinin geçerlilik süresi içerisinde meydana gelmesi halinde, iznin süresi uzatılabilir.”

“(6) Mücbir sebep ve beklenmeyen haller nedeniyle izin kapsamında ithal edilen eşyanın, yerine konulamayacak şekilde telef veya kaybının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından alınacak belgelerle ispat edilmesi durumunda, gümrük kontrolü altında işleme rejimi kapsamında verilen izin, bu eşyanın işlenerek serbest dolaşıma sokulması aranmaksızın kapatılır.”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) Rejimin kullanılmasına ilişkin şartlar verilen izinde belirtilir. İzin hak sahibi, iznin verilmesinden sonra ortaya çıkan ve iznin devamını, içeriğini veya gümrük gözetimini etkileyebilecek her türlü gelişmeyi izni veren gümrük müdürlüğüne bildirmek zorundadır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 5 – (1) Bu Tebliğin 3 üncü maddesinin altıncı fıkrası saklı kalmak kaydıyla, rejimin ibrasında Gümrük Yönetmeliğinin 374 ve 375 inci maddelerinde belirtilen şartların yerine getirilip getirilmediğine yönelik olarak yetkilendirilmiş gümrük müşavirince düzenlenen tespit raporu Gümrük Yönetmeliğinin 325 inci maddesi gereğince izin belgesinde öngörülen süre içerisinde veya en geç bu sürenin sona erdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde gümrük müdürlüğüne sunulur.

(2) İşlem görmüş ürünlerin serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulmasına ilişkin beyanname yetkili başka bir gümrük müdürlüğüne de verilebilir.”

MADDE 6 – Aynı Tebliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki (c) bendi eklenmiştir.

“b) İkincil işlem görmüş ürünler için bu Tebliğin 6 ncı maddesinde belirtilen işlemin yapıldığının,

c) Bu Tebliğin 3 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca izin verilen eşyanın telef veya kaybının, tespiti halinde teminat iade edilir.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 9 – (1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (Gümrükler Genel Müdürlüğü) bu Tebliğin uygulanması sırasında ortaya çıkan özel ve zorunlu durumları inceleyip sonuçlandırmaya yetkilidir.”

MADDE 8 – Aynı Tebliğin 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 12 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.”

MADDE 9 – Aynı Tebliğin Eki “Gümrük Kontrolü Altında İşleme İzinleri Vermeye Yetkili Gümrük Müdürlükleri Listesi”nde yer alan “Gebze Petrokimya Ürünleri İhtisas Gümrük Müdürlüğü” ibaresi “Körfez Petrokimya Gümrük Müdürlüğü” olarak değiştirilmiş ve aynı listeye aşağıdaki gümrük müdürlükleri eklenmiştir.

“33- Dilovası Gümrük Müdürlüğü

34- Biga Gümrük Müdürlüğü”

MADDE 10 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 11 – Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 05 Haziran 2013 - 8:14

5 Haziran 2013 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 28668

YÖNETMELİK

Maliye Bakanlığından:

VERGİ DENETİM KURULU YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK

MADDE 1 – 31/10/2011 tarihli ve 28101 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğine aşağıdaki geçici 5 inci madde eklenmiştir.

“Giriş sınavı

GEÇİCİ MADDE 5 – (1) Başkanlık, 11 inci madde kapsamında ÖSYM tarafından yapılacak ilk sınavdan önce, aşağıdaki esaslar çerçevesinde giriş sınavı yapabilir.

a) Sınava katılabilmek için, en az dört yıllık lisans eğitimi veren Siyasal Bilgiler, Hukuk, İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinden veya Endüstri Mühendisliği ile İşletme Mühendisliği Bölümlerinden ya da bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurt içi ve yurt dışındaki öğretim kurumlarından birini bitirmiş olmak şarttır. Sınava girmek isteyenler Başkanlığa, şekli Bakanlıkça belirlenen esaslar çerçevesinde Başkanlıkça hazırlanan Sınav Başvuru Formu ile müracaat ederler. Elektronik ortam veya postadaki gecikmelerden dolayı zamanında ulaşmayan başvurular işleme konulmaz.

b) Vergi müfettiş yardımcılığı giriş sınav soruları aşağıda belirtilen konulardan oluşur.

1) Maliye (Maliye teorisi ve maliye politikası, vergi teorisi ve Türk vergi sistemi, Kamu maliyesi).

2) İktisat (Mikro ve makro iktisat, İktisadi düşünceler tarihi, para teorisi ve politikası, Türkiye ekonomisi, uluslararası iktisat ve iktisadi kuruluşlar).

3) Hukuk (Anayasa hukuku, idare hukukunun genel esasları ve idari yargı, ceza hukuku ve ceza muhakemeleri usulünün genel esasları, medeni hukuk (Aile hukuku ve miras hukuku hariç), borçlar hukuku, ticaret hukuku (Deniz ticareti ve sigorta hukuku hariç)).

4) Muhasebe (Genel muhasebe, Şirketler muhasebesi, Maliyet muhasebesi, Mali tablolar analizi).

c) Yazılı sınav, 100 tam puan üzerinden değerlendirilir ve en yüksek puandan başlamak üzere sıralanarak Sınav Kurulunca imzalanan bir tutanağa bağlanır. (b) bendinde yer alan konuları içeren yazılı sınavdan başarılı sayılmak için alınan notun 65’ten aşağı olmaması gerekir.

ç) Yazılı sınav sonucunda başarılı olan adaylardan, en yüksek puan alan adaydan başlamak üzere, atama yapılacak kadro sayısının iki katına kadar aday sözlü sınava çağrılır. Son sıradaki adayla eşit puan alan adaylar da sözlü sınava çağrılır. Yazılı sınavdan en az 65 puan almış olmak, sözlü sınava çağrılmayan diğer adaylar için müktesep hak teşkil etmez. Sözlü sınava girmeye hak kazanan adaylara, sözlü sınavın yerine ve tarihine ilişkin listeler, uygun yerlere asılmak ve Başkanlık internet sitesinde yayımlanmak suretiyle duyurulur.

(2) Bu madde kapsamında yapılacak sınavda, birinci fıkrada yer almayan hususlar hakkında, bu Yönetmeliğin ilgili hükümleri uygulanır.”

MADDE 2 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Yönetmelik hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin

Tarihi

Sayısı

31/10/2011

28101

Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin

Tarihi

Sayısı

27/3/2013

28600

Tahsilât İşlemleri Gümrük Genel Tebliği (Seri No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 01 Haziran 2013 - 8:30

1 Haziran 2013 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28664

TEBLİĞ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

TAHSİLÂT İŞLEMLERİ GÜMRÜK GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 1)’NDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

MADDE 1 – 22/4/2011 tarihli ve 27913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tahsilât İşlemlerine İlişkin Gümrük Genel Tebliği (Seri No: 1)’nin 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Gümrük vergileri alacağına bağlı idari para cezalarının zamanaşımı, bu idari para cezalarına ilişkin gümrük vergilerinin zamanaşımına tabidir.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gümrük vergileri ve para cezalarının tebliği, kayda geçirilmesi, kesinleşmesi ve izlenmesi

MADDE 6 – (1) Düzenlenen gümrük vergileri ve para cezalarına ilişkin kararlar;

a) Tarih sırasına göre numara verilerek elektronik ortamda kayda alınır.

b) Ek Tahakkuk ve Ceza Kararları Takip Programına tebliğ tarihi, adına karar düzenlenen kişi veya tüzel kişilerin adı, unvanı, vergi kimlik numarası, TC kimlik numarası ile yabancı şahıs veya firmaların adı ve unvanı, pasaport numarası, taşıt plakası, cezaların türleri itibariyle kaynağı da belirtilmek suretiyle kaydedilir ve ödeme, itiraz, kesinleşme, uzlaşma statüleri izlenerek durumları bu programdan takip edilir.

c) Konusu ve yükümlüsünün aynı olması, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık bulunması şartıyla; birden fazla işleme veya beyannameye ilişkin gümrük vergileri ve para cezalarına tek tahakkuk ve ceza kararı düzenlenebilir. Kararların yasal dayanağı olan işlem veya beyanname bilgileri karara ek yapılmaz, kararın içinde belirtilir.

(2) 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilen kararlar;

a) Kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren 4458 sayılı Kanunun 242 nci maddesinde belirtilen 15 günlük idari itiraz süresinin bitiminde,

b) 4458 sayılı Kanunun 242 nci maddesi uyarınca idari itirazda bulunulması halinde itirazın reddine ilişkin kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren bu karara karşı idari yargıya başvurma için 2577 sayılı Kanunda belirtilen süre içerisinde,

c) İdari yargıya başvurulması halinde; yargı kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren söz konusu yargı kararına bir üst mahkeme nezdinde başvuru yapılması için gerekli olan 30 günlük sürenin bittiği tarihte,

ç) İdari yargı kararına karşı bir üst mahkeme nezdinde başvuru yapılmışsa başvuru üzerine verilen kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren kararın düzeltilmesi talebinde bulunulması için gerekli olan 15 günlük sürenin bitiminde,

d) Süresi içinde idari yargı kararının düzeltilmesi talebinde bulunulması halinde idare lehine verilen kararın tebliğ edildiği tarihte,

kesinleşir.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin 10 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 4 – Aynı Tebliğin 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “başmüdürlükleri” ibaresi “bölge müdürlükleri” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 5 – Aynı Tebliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Gümrükler Kontrol Genel Müdürü” ibaresi “Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürü” olarak, (ç) bendinde yer alan “Gümrük Müsteşarı” ibaresi “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı” olarak ve (d) bendinde yer alan “Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan” ibaresi “Gümrük ve Ticaret Bakanı” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 6 – Aynı Tebliğin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) İhbar, şikâyet veya bariz bir şüphe olması durumunda Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğünce Tecil ve Taksitlendirme Talep Formu veya Çok Zor Durum Halinin Tespitine İlişkin Raporda yer alan bilgilerin doğru olup olmadığı yönünde gerekli inceleme yapılır. Yapılacak olan inceleme sonucunda oranların hesaplanmasına esas olan bilgilerin doğru olmadığının anlaşılması halinde tecil ve taksitlendirme işlemi iptal edilir. Yanıltıcı rapor düzenlediğinin tespit edilmesi halinde, ilgili yetkilendirilmiş gümrük müşaviri hakkında Gümrük Kanununun geçici 6 ncı maddesi hükümleri uygulanmakla beraber düzenleyeceği başkaca raporlara da itibar edilmez.”

“(5) Kamu kurum ve kuruluşlarının çok zor durum hali tespitleri Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğünce yapılır.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Müsteşarlığa” ibaresi “Bakanlığa”, “Başmüdürlüğe veya Başmüdürlük” ibaresi “Bölge Müdürlüğüne veya Bölge Müdürlüğü” olarak, aynı maddenin altıncı fıkrasında yer alan “Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü veya Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü” ibaresi “Bölge Müdürlüğü veya Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü” olarak, aynı maddenin dokuzuncu fıkrasında yer alan “Müsteşarlığa (Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğüne)” ibaresi “Bakanlığa (Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğüne)” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 8 – Aynı Tebliğin 24 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğüne” ibaresi “Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğüne” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 9 – Aynı Tebliğin 25 inci maddesinde yer alan “Müsteşarlığımıza” ibaresi “Bakanlığımıza” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 10 – Aynı Tebliğin 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “gümrük ve muhafaza başmüdürlüğü veya Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü” ibaresi “Bölge Müdürlüğü veya Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 11 – Aynı Tebliğin 35 inci maddesinde yer alan “Müsteşarlığımıza” ibareleri “Bakanlığımıza” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 12 – Aynı Tebliğin 39 uncu maddesinde yer alan “Müsteşarlık (Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü)” ibaresi “Bakanlık (Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü)” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 13 – Aynı Tebliğin 41 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 41 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.”

MADDE 14 – Aynı Tebliğe ekli Ek 2, Ek 4 ve Ek 8’de yer alan “Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı” ibareleri “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 15 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 16 – Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No: 355)

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 31 Mayıs 2013 - 8:33

31 Mayıs 2013 CUMA
Resmî Gazete
Sayı : 28663

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığından:

MİLLİ EMLAK GENEL TEBLİĞİ

(SIRA NO: 355)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Genel Tebliğin amacı, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun hükümlerine göre Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Genel Tebliğ, 6292 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin işlemleri kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Genel Tebliğ, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 12 nci maddesi ile 14 üncü maddesinin altıncı fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Genel Tebliğde geçen;

a) Bakanlık: Maliye Bakanlığını (Milli Emlak Genel Müdürlüğü),

b) Hak sahibi: Hazineye ait tarım arazilerinin; 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kiralayan ve kira sözleşmesi halen devam eden kiracıları veya bu arazileri aynı süreyle tarımsal amaçla kullanan ve kullanımlarının halen devam ettiği İdarece belirlenen kullanıcıları ya da paydaşlarından; 6292 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 26/4/2012 tarihinden itibaren iki yıl içerisinde bu arazileri bedeli karşılığında doğrudan satın almak için İdareye başvuran ve İdarece tespit ve tebliğ edilen satış bedelini itiraz etmeksizin kabul edenleri,

c) İdare: İllerde defterdarlıkları, ilçelerde malmüdürlüklerini,

ç) Kanun: 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu,

d) Rayiç bedel: Taşınmazın, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu veya 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre tespit ve takdir edilen bedelini,

e) Satış bedeli: Rayiç bedelin yüzde ellisini,

f) Satış işlemleri: Peşin satışlarda bedelin tahsilinden ferağ dâhil diğer işlemlere, taksitli satışlarda ise sözleşmenin düzenlenmesine kadar olan süreci,

g) Tarım arazisi: Toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup, hâlihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazileri,

ğ) Tarımsal amaçlı yapı: Toprak koruma ve sulamaya yönelik altyapı tesisleri, entegre nitelikte olmayan hayvancılık ve su ürünleri üretim ve muhafaza tesisleri ile zorunlu olarak tesis edilmesi gerekli olan müştemilatı, mandıra, ağıl, kümes, üreticinin bitkisel üretime bağlı olarak elde ettiği ürünü için ihtiyaç duyacağı yeterli boyut ve hacimde depolar, un değirmeni, tarım alet ve makinelerinin muhafazasında kullanılan sundurma ve çiftlik atölyeleri, seralar, tarımsal işletmede üretilen ürünün özelliği itibarıyla hasattan sonra iki saat içinde işlenmediği takdirde ürünün kalite ve besin değeri kaybolması söz konusu ise bu ürünlerin işlenmesi için kurulan tesisler ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen entegre nitelikte olmayan diğer tesisleri,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Hak Sahipliği, Başvuru Süresi ve Satış İşlemleri

Hak sahibi olabilme koşulları ve başvuru süresi

MADDE 5 – (1) Hazineye ait tarım arazilerinin doğrudan satın alınmasında hak sahibi olunabilmesi için;

a) Bu taşınmazların kiracılarının 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri taşınmazı kiralamış olmaları ve halen kira sözleşmesinin devam ediyor olması, kullanıcılarının ise bu taşınmazları 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçlı kullanıyor olmaları ve kullanımlarının halen devam ettiğinin İdarece belirlenmiş olması ya da bu taşınmazların kullanım ve süre şartlarına tabi olunmaksızın paydaşı olunması,

b) Kanunun yürürlüğe girdiği 26/4/2012 tarihinden itibaren iki yıl içerisinde bu taşınmazları Kanun hükümlerine göre doğrudan satın almak için İdareye başvurulmuş olması,

c) İdarece tespit ve tebliğ edilen satış bedelinin itiraz edilmeksizin kabul edilmesi,

gerekir.

(2) Paylı taşınmazların paydaşları dışında kiracı veya başka bir kişi tarafından kullanılması halinde, öncelik paydaşlara tanınır. Paydaşlar tarafından satın alınmaması halinde taşınmaz varsa sırasıyla hak sahibi kiracıya veya kullanıcısına satılabilir.

(3) Taşınmazların kullanım sürelerinin tespitinde; kiracı veya kullanıcı hak sahiplerinin taşınmazı kesintisiz olarak kiraladığı veya kullandığı sürelerin toplamı dikkate alınır. Hak sahibi olmayan önceki kullanıcıların kullanım süreleri dikkate alınmaz. Nadasa bırakılan arazilerde nadas süresi, kullanım süresine dâhil olacak şekilde dikkate alınır.

Örnek-1: Yozgat İlinde bulunan ve belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan 1461 parsel numaralı taşınmazın (E) adlı kişi tarafından 15/5/2008-10/2/2010 tarihleri arasında kullanıldığı ve bu kullanımına ilişkin ecrimisil tahsil edildiği, daha sonra 10/2/2010 tarihinden itibaren 5 yıllık kira sözleşmesi yapıldığı, kira sözleşmesinin devam ettiği ve adı geçen kişinin süresi içerisinde bu taşınmazı doğrudan satın alma talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre, (E)’nin kullanımında geçen süre ile kira sözleşmesinde geçen süreler birlikte değerlendirilerek, adı geçenin başvurusu kabul edilir.

Örnek-2: Amasya İlinde bulunan ve belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan 5 parsel numaralı taşınmaz (C) adlı kişi tarafından 2007-2009 yılları arasında kullanılmıştır. 31/12/2011 tarihi itibarıyla bu taşınmazın kullanıcısı olan (D) tarafından 12/2/2013 tarihinde taşınmazı doğrudan satın alma talebinde bulunulmuştur. (D)’nin 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıllık kullanım süresi bulunmadığından başvurusu reddedilir.

Paydaşlara satış

MADDE 6 – (1) Tarım arazilerindeki Hazine payı; kullanım ve süre şartlarına bakılmaksızın, diğer paydaşına, birden fazla paydaşın olması halinde payları oranında diğer paydaşlara veya lehine muvafakatname verilmesi halinde ilgili paydaşa doğrudan satılabilir.

(2) Paylı taşınmazların paydaşları dışında kiracı veya başka kişiler tarafından kullanılması ve paydaşların da Hazine payını satın almak istemediğine dair noter onaylı muvafakatname vermeleri halinde, Hazine payı sırasıyla muvafakatname alan kiracısına veya kullanıcısına satılabilir.

Kiracılara satış

MADDE 7 – (1) Hazineye ait tarım arazileri, 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kiralayan ve kira sözleşmesi halen devam eden kiracılarına doğrudan satılabilir. Ancak satış işleminde; kira süresinin üç yıldan az olması halinde varsa kullanımında geçen süre ile kira sözleşmesinde geçen süreler birlikte değerlendirilir.

(2) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 67 nci maddesine uygun olarak mirasçıların kira sözleşmesini devralmaları halinde mirasçılar da doğrudan satış hakkından yararlanabilir.

Kullanıcılara satış

MADDE 8 – (1) Hazineye ait tarım arazileri, 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kullanan ve kullanımlarının halen devam ettiği İdarece belirlenen kullanıcılarına doğrudan satılabilir. Ancak satış işleminde; kullanım süresinin üç yıldan az olması halinde varsa kiralamada geçen süre ile kullanımda geçen süreler birlikte değerlendirilir.

(2) İdarece taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önceki tarımsal amaçlı kullanımının tespitinin bu tarihten sonra yapılması da mümkündür. Taşınmazların 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kullanıldığının belirlenmesi işlemi; milli emlak veya muhakemat birimlerinin kayıtlarında bulunan ve birbirini doğrulayan bilgi veya belgeler (tespit tutanağı, ecrimisil ihbarnamesi, ecrimisil tahsilat makbuzları, mahkeme kayıtları, kamu kurum ve kuruluşlarının yazıları, muhtar ve bilirkişilerin yazılı beyanları, kadastro veya tapulama kayıtları, varsa hava fotoğrafları, tapu kütüğünde yer alan şerh, belirtmeler vb.) dikkate alınarak yapılır.

Örnek-1: Karaman İlinde bulunan ve belediye mücavir alan sınırları dışında kalan 105 ada 77 parsel numaralı 12.200 m2 yüzölçümlü taşınmazın 29/5/2009 tarihinden itibaren (A) tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir. (A) halen kullanıcısı olduğu bu taşınmaza yönelik olarak 30/5/2013 tarihinde İdareye doğrudan satın alma başvurusunda bulunmuştur. Buna göre; Kanunda 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri kullanım şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle (A)’nın doğrudan satın alma talebi reddedilir.

Tapuda lehine şerh ve belirtme bulunanlara satış

MADDE 9 – (1) Hazineye ait tarım arazilerinden mülga 28/6/1966 tarihli ve 766 sayılı Tapulama Kanununun 37 nci maddesi gereğince tapu kütüklerine şerh veya belirtme konulan ve 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46 ncı maddesine göre ilgililerince talep ve dava edilmemiş olanlar ile davaları devam edenlerden davasından vazgeçilenler; şerh veya belirtme lehtarları veya bunların kanuni mirasçılarından Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde fiili kullanım şartı aranmaksızın başvuranlara doğrudan satılabilir. Süresi içerisinde satın alınma talebinde bulunulmayan taşınmazların tapu kütüklerindeki şerhler ve belirtmeler, İdarenin talebi üzerine tapu idarelerince terkin edilir ve bu taşınmazlar genel hükümlere göre değerlendirilir.

(2) Taşınmazın hak sahipleri tarafından başvuru süresi içerisinde satın alınmak üzere talep edilmemesi veya talep edilip de üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemeleri nedeniyle satılamaması halinde İdarece, taşınmazların tapu kütüklerindeki şerh ve belirtmelerin terkin edilmesi tapu idarelerinden istenilir.

Satış yetkisi ve işlemlerin tamamlanma süresi

MADDE 10 – (1) Hazineye ait tarım arazilerinin doğrudan satışına defterdarlıklar ve malmüdürlükleri yetkilidir.

(2) Satış işlemleri, hak sahiplerinin başvuru tarihinden itibaren en geç bir yıl içerisinde sonuçlandırılır. Taşınmazların özel kanunlar kapsamında kalıp kalmadığı konusunda iki ay içerisinde görüş vermemeleri halinde olumlu görüş verdikleri kabul edilerek işlemlerin buna göre tamamlanacağı hususu da belirtilerek, ilgili kurum ve kuruluşlardan nihai görüşlerinin verilmesi istenilir.

Başvuruda istenecek belgeler

MADDE 11 – (1) Başvuru sahiplerinden;

a) Satın alma talebini içeren örneği bu Genel Tebliğin ekinde (EK-1) yer alan dilekçe,

b) T.C. kimlik numarası beyanı,

c) Varsa ecrimisil ihbarnamesi veya ödendiğine ilişkin belge örneği,

ç) Tüzel kişiler için, ayrıca taşınmaz tasarrufuna yetkili olduğunu ve temsilcisini gösterir yetki belgesi ile imza sirküleri,

d) Paylı taşınmazlarda paydaş, kiracı veya kullanıcılarının, varsa Hazine payını satın almak istemeyen paydaşlardan alacakları noter onaylı muvafakatname,

istenir.

Tebligat

MADDE 12 – (1) Süresi içinde yapılan başvurular değerlendirilerek hak sahipliği tespit edilenlerin adreslerine İdarece satış işlemlerinin tamamlanma süresi de dikkate alınarak bu Genel Tebliğin ekinde (EK-2) yer alan yazıyla;

a) Taşınmazın satış bedelini, peşin veya taksitle ödenmesi halinde tahsil edilecek bedeli, ödeme koşullarını ve ödeme süresini,

b) Satış bedelinin itiraz edilmesinin hak sahipliğini ve doğrudan satın alma hakkını düşüreceğini,

c) Satış bedelinin yatırılacağı yeri,

ç) İstenilen belgeleri (tapuda ferağ işlemleri için üç adet vesikalık fotoğraf, tüzel kişiler için ayrıca taşınmaz tasarrufuna yetkili olduğunu ve temsilcisini gösterir yetki belgesi ile imza sirküleri),

gösteren tebligat yapılır.

Satış bedeli ve tahsili, ecrimisil ve kira bedellerinin mahsubu

MADDE 13 – (1) Hazineye ait tarım arazilerinden tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılanlar ile bu arazilerin üzerinde tarımsal amaçlı yapılar ve sürekli ikamet edilen konutların bulunduğu kısımların satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisi üzerinden belirlenir. Bu nitelikteki taşınmazların üzerinde bulunan konut amaçlı yapıların kısmen işyeri olarak kullanılması halinde de bu kapsamda değerlendirme yapılır. Bu şekilde satılan taşınmazın sonradan farklı amaçla kullanılması halinde, taşınmazın satış tarihi itibariyle rayiç bedelinin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanacak bedel esas alınarak aradaki fark kanuni faiziyle birlikte, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi uyarınca ve 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince ecrimisilin tarh, tahakkuk ve tahsiline ilişkin usullere göre son kayıt malikinden tahsil edilir.

(2) Satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilir. Peşin ödemelerde satış bedeline yüzde yirmi oranında indirim uygulanır ve bu bedel İdarece yapılacak tebligat tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ödenir. Taksitli satışlarda; satış bedeline yüzde on indirim yapılmasından yararlanmak istenilmesi halinde, bu şekilde belirlenen tutarın en az yarısı, en az yarısının peşin ödenmek istenilmemesi halinde ise, satış bedelinin yüzde onu yapılacak tebligat tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ödenir. Kalanı ise, en fazla altı yılda on iki eşit taksitle faizsiz olarak ödenir. Taksit dönemleri, hak sahiplerinin talebi dikkate alınarak belirlenir ve bu Genel Tebliğin ekinde (EK-3) yer alan taksitli satış sözleşmesi düzenlenir.

(3) Taksitli satışlarda; tahsil edilen bedeller düşüldükten sonra kalan miktarı karşılayacak tutarda kesin ve süresi son taksit tarihini altı ay geçecek şekilde banka teminat mektubu verilmesi veya satışı yapılan taşınmazın üzerinde 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümleri uyarınca Hazine lehine kanuni ipotek tesis edilmesi halinde, taşınmaz, tapuda hak sahibi adına devredilir.

(4) İdarece; hak sahibinin satın aldığı taşınmaza ilişkin bilgiler ile T.C. kimlik numarası, nüfus bilgileri, fotoğrafı ve imzasını içerecek şekilde düzenlenen bu Genel Tebliğin ekinde (EK-4) yer alan “Doğrudan Satış Hak Sahipliği Belgesi” düzenlenir ve bu Genel Tebliğ ekinde (EK-5/A) yer alan yazıyla tapu idaresine bildirilir. Devir ve kanuni ipotek tapu siciline resen tescil edilir.

(5) İpotek tesis edilerek devredilen taşınmazlar için bu Genel Tebliğin ekinde (EK-4) yer alan “Doğrudan Satış Hak Sahipliği Belgesi”, kalan taksit tutarını da gösterecek şekilde düzenlenir. Bu taşınmazların üçüncü kişilere satılması halinde borcun kalan tutarından alıcıların sorumlu olacağına yönelik tapu kütüğünde gerekli belirtmenin konulması bu Genel Tebliğ ekinde (EK-5/B) yer alan yazıyla tapu idaresine bildirilir.

(6) Bedelin yetkili kredi kuruluşlarından kredi temin edilerek ödenmek istenilmesi halinde, hak sahibi tarafından ilgili kredi kuruluşu ile yapılan kredi sözleşmesi veya kredi açıldığına dair kredi kuruluşunun resmî yazısı verilir ve kredi kuruluşu tarafından bedel ilgili muhasebe biriminde açılacak emanet hesabına aktarılır. İdarece, bu Genel Tebliğin ekinde (EK-4) yer alan “Doğrudan Satış Hak Sahipliği Belgesi” düzenlenerek tapu müdürlüklerine kredi kuruluşu lehine ipotek tesis edilmesi ve alıcı adına tescil işleminin yapılması hususunda bu Genel Tebliğin ekinde (EK-5/C) yer alan yazıyla bildirilir. Ferağ ve ipotek tesisi işlemi yapıldıktan sonra emanet hesabında tutulan bedel bütçe hesabına aktarılır.

(7) Mülkiyet devredilmeden yapılan taksitli satışlarda, iki taksidin ödenmemesi halinde on beş gün içinde hak sahibine yapılacak tebligatta; iki taksidin süresi içinde ödenmediği ve bu taksit bedellerinin sözleşme süresinin sonuna kadar ödenebileceği ancak izleyen taksitlerden herhangi birinin ödenmemesi durumunda sözleşmenin feshedileceği bildirilir. İdare, bu durumların tespitini müteakip en geç on beş gün içinde tahsil edilen tutarı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde başvuru üzerine aynen ve faizsiz olarak ilgilisine iade eder.

(8) Peşin satışlarda satış bedelinin tamamını, taksitli satışlarda ise peşinatı süresi içinde ödemeyenler ile hak sahibi adına mülkiyet devredilmeden yapılan taksitli satışlarda yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmeyenlerin doğrudan satın alma hakları düşer. Vadesinde ödenmeyen taksit tutarlarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranda gecikme zammı uygulanır.

(9) Doğrudan satışa konu edilecek taşınmazlardan başvuru tarihi itibarıyla son beş yıl için tahsil edilen ecrimisil ve kira bedelleri satış bedelinden mahsup edilir. Satış bedelinden fazla olan ecrimisil ve kira bedelleri iade edilmez. Bu bedeller gecikme zammıyla tahsil edilmişse gecikme zammı miktarı mahsuplaşmada dikkate alınmaz.

Örnek-1: Tahsil edilen ecrimisil bedelleri dönemler itibarıyla aşağıdaki gibidir:

Ecrimisil Dönemi              Ecrimisil Bedeli              Tahsilat Tarihi

2006                                   1.000.-TL                         2008

2007                                   1.100.-TL                         2009

2008                                   1.500.-TL                         2010

2009                                   2.000.-TL                         2010

2010                                   2.300.-TL                         2011

2011                                   2.500.-TL                         2011

2012                                   3.000.-TL                         Tahsil edilememiştir.

Taşınmazın 31/12/2012 tarihinde kullanıcısı tarafından satışı talep edilmiştir.

İdarece aşağıdaki şekilde işlem yapılır:

Kanunda yer alan hükümlere göre, başvuru tarihi itibarıyla son beş yıl için tahsil edilen ecrimisilin satış bedelinden mahsup edilmesi gerekmektedir.

Buna göre, 2006 ve 2007 dönemlerine ilişkin ecrimisil (tahsilat tarihi son beş yıl içinde olmasına rağmen) satış bedelinden mahsup edilmez.

2008, 2009, 2010 ve 2011 dönemleri için tahsil edilen toplam 8.300.-TL ecrimisil (başvuru tarihi itibarıyla son beş yıl için tahsil edilen) satış bedelinden mahsup edilir.

Kanuna göre tahakkuk ettirilen ancak tahsil edilmeyen ecrimisil terkin edileceğinden; 2012 yılı için tahsil edilmeyen 3.000.-TL ise terkin edilir.

(10) Mülga 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 5 inci, 6 ncı ve 7 nci maddelerine göre süresi içerisinde İdareye başvuruda bulunanlardan halen hak sahipliği şartlarını taşıyanlar Kanunun 12 nci maddesine göre hak sahibi sayılır ve Kanunda yer alan satış bedeli ve ödeme koşullarından taşınmazın varsa imar planında tarımsal kullanım dışındaki amaçlara ayrılmaması ve fiilen tarımsal amaçlı olarak kullanılıyor olması şartıyla aynen yararlanır. Kanunun 12 nci maddesinin yedinci fıkrasında başvuru tarihi itibarıyla son beş yıl için tahsil edilen ecrimisil ve kira bedellerinin satış bedelinden mahsup edileceği belirtildiğinden; bu kapsamda kalan hak sahiplerinin daha önce yaptıkları başvurular Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yapılmış kabul edilir.

Örnek-2: Tahsil edilen ecrimisil dönemler itibarıyla aşağıdaki gibidir:

Örnek-2: Tahsil edilen ecrimisil dönemler itibarıyla aşağıdaki gibidir:

Ecrimisil Dönemi               Ecrimisil (TL)          Tahsilat Tarihi

2008                                     2.500                      2010

2009                                     3.000                      2010

2010                                     3.500                      2011

2011                                     4.000                      2011

2012                                     1.000                      Tahsil edilmemiştir.

Taşınmazın 4070 sayılı Kanun uyarınca (H) tarafından 19/4/2006 tarihinde satışı için başvuruda bulunulduğu, İdarece yapılan tespitte halen taşınmazın kullanıcısı olduğu anlaşılmıştır. (H)’nin yaptığı başvurunun Kanunun yürürlüğe girdiği 26/4/2012 tarihinde yapılmış olduğu kabul edilerek, 2008-2011 dönemine ait 13.000.-TL ecrimisil mahsup edilir, 2012 yılına ait 1.000.-TL ecrimisil ise terkin edilir.

Örnek-3: Edirne İli belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan 1396 ada 25 parsel numaralı 40.000 m2 yüzölçümlü rayiç bedeli 100.000.-TL olan taşınmaza (B) tarafından süresi içinde bedele itiraz edilmeksizin satın alma talebinde bulunulmuştur. İdarece yapılan inceleme sonucunda taşınmazın (B) tarafından 2005 yılından beri kullanıldığı anlaşılmıştır. (B)’den ayrıca, 2008-2009 yılları arasında 1.000.-TL kira bedeli, 2009-2012 yılları arasında 3.000.-TL ecrimisil bedeli tahsil edilmiştir.

 

Buna göre;

1 Taşınmazın satış bedeli rayiç bedelin yüzde ellisidir. = 100.000.-TL x % 50 = 50.000.-TL

 

a) Satış bedelinin peşin ödenmesi durumunda

1 Taşınmazın satış bedeline % 20 indirim uygulanır. = 50.000.-TL – (50.000.-TL x % 20)=40.000-TL
2 Bir önceki aşamada bulunan bedel üzerinden son beş yıl için tahsil edilen ecrimisil bedeli ve kira bedeli mahsup edilir ve kalan bedel peşin olarak tahsil edilir. = 40.000.-TL – 3.000.-TL = 37.000.-TL

 (Ecrimisil bedeli mahsubu)

 

= 37.000.-TL – 1.000.-TL = 36.000.-TL

 (Kira bedelinin mahsubu)

 

= 36.000.-TL (Tahsil edilecek bedel)

 

b) Satış bedelinin en az yarısının peşin ödenmesi durumunda

1 Taşınmazın satış bedeline % 10 indirim uygulanır. =50.000.-TL – (50.000.-TL x % 10) =45.000-TL
2 Bir önceki aşamada bulunan bedel üzerinden son beş yıl için tahsil edilen ecrimisil bedeli ve kira bedeli mahsup edilir ve kalan bedel peşin olarak tahsil edilir. = 45.000.-TL – 3.000.-TL = 42.000.-TL

  (Ecrimisil bedeli mahsubu)

 

= 42.000.-TL – 1.000.-TL = 41.000.-TL

  (Kira bedelinin mahsubu)

3 İkinci aşamada bulunan bedelin en az yarısının peşin olarak tahsil edilmesi gerektiğinden, ikiye bölme işlemi yapılarak ödenmesi gereken en az peşinat bedeli ile peşinattan geriye kalan taksitlendirilecek bedel bulunur. = 41.000.-TL / 2 = 20.500.-TL

 

= 20.500.-TL (Peşinat bedeli)

= 20.500.-TL (Taksitlendirilecek bedel)

4 Taksitlendirilecek bedel kanuni taksit sayısına bölünür ve taksitler hesaplanmış olur. 20.500.-TL / 12 = 1.708,33.-TL

 

c) Taksitli satışlarda

1 Taşınmazın satış bedeli üzerinden son beş yıl için tahsil edilen ecrimisil bedeli ve kira bedeli mahsup edilir ve kalan bedel peşin olarak tahsil edilir. = 50.000.-TL – 3.000.-TL = 47.000.-TL

  (Ecrimisil bedeli mahsubu)

 

= 47.000.-TL – 1.000.-TL = 46.000.-TL

  (Kira bedelinin mahsubu)

2 Bir önceki aşamada bulunan bedel üzerinden % 10 peşinat bedeli ve taksitlendirilecek bedel hesaplanır. = 46.000.-TL x % 10 = 4.600.-TL

  (Peşinat bedeli)

= 46.000.-TL – 4.600.-TL = 41.400.-TL

  (Taksitlendirilecek bedel)

3 İkinci aşamada elde edilen taksitlendirilecek bedel kanuni taksit sayısına bölünür ve taksit bedelleri hesaplanmış olur. = 41.400.-TL / 12 = 3.450.-TL

 

Satışa konu edilebilecek ve satış kapsamı dışında tutulacak Hazineye ait tarım arazileri

MADDE 14 – (1) Hazineye ait tarım arazilerinden,

a) Kamu hizmetine tahsis edilmeyen veya fiilen bu amaçla kullanılmayanlar,

b) Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte geçerli olan belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunanlar,

c) Belediye ve mücavir alan sınırları dışında olan ve kamu kurum ve kuruluşlarının hazırladıkları planlar gereğince tarımsal kullanıma imkân veren alanlarda bulunanlar,

ç) Deniz kıyı kenar çizgisine beş bin metre mesafenin dışında bulunanlar,

d) Tabii ve suni göllerin kıyı kenar çizgisine beş yüz metre mesafenin dışında bulunanlar,

e) İçme suyu amaçlı barajların mutlak ve kısa mesafeli koruma alanları dışında kalanlar,

f) Satış tarihi itibarıyla arazi toplulaştırılması yapılmayacaklar,

g) Özel kanunlar kapsamında kalmayanlar,

ğ) Kadastrosu yapılanlar,

satışa konu edilebilir.

(2) Hazineye ait tarım arazilerinden Hatay İli sınırları içerisinde bulunanlar ile Çanakkale İlinin Bozcaada ve Gökçeada İlçeleri sınırları içerisinde bulunanlar satışa konu edilmez ve satış kapsamı dışında tutulur. Ayrıca, Bakanlıkça satılamayacağı tespit edilen ve valiliklere (defterdarlık) bildirilen il, ilçe ve köylerde bulunan Hazineye ait diğer tarım arazileri de satışa konu edilmez ve satış kapsamı dışında tutulur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Diğer işlemler

MADDE 15 – (1) Taşınmazların rayiç bedellerinin belirlenmesi aşamasında bu Genel Tebliğ ekinde (EK-6) yer alan form mahallinde düzenlenerek, bu çalışmalar sonucunda elde edilen verilere göre yapılacak kıymet takdirinde dikkate alınır. Birbirine yakın ve emsal olabilecek taşınmazlarda tutarsız rayiç bedellerin belirlenmesini engellemeye yönelik olarak il, ilçe ve köy geçişlerinde kıymet takdirlerinin birbirleriyle tutarlılığı sağlanır.

(2) Hak sahiplerine satılacak Hazineye ait tarım arazilerinden tek parselde birden fazla hak sahibinin olması ve bu hak sahiplerine satılacak arazinin ifrazı hâlinde yüzölçümünün 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen bölünemez büyüklüğün altına düşmesi hâlinde; bu araziler, bölünemez büyüklüğün altına düşmemek kaydıyla, diğer hak sahiplerinin yazılı olarak muvafakat vermesi durumunda talep eden hak sahiplerine satılabilir. Yüzölçümü bölünemez büyüklüğün üzerinde ve birden fazla kullanıcısı olan taşınmazlarda, bölünemez büyüklüğün altına düşecek şekilde ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın paylı olarak satılabilir. Ancak, taşınmazın bir kısmının 14 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında kalmaması yani satılabilecek taşınmazlardan olmaması durumunda bu taşınmazlar, anılan fıkra kapsamında kalan taşınmazlarla paylı olarak satış işlemine konu edilemez. 5403 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde; çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak istekleri olan bitkilerin yetiştiği yerler ile seraların bulunduğu alanlarda, yörenin arazi özellikleri daha küçük parsellerin oluşmasını gerekli kıldığı takdirde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının uygun görüşü ile daha küçük parseller oluşturulabileceği yönünde hüküm bulunduğundan; bu nitelikteki taşınmazların ifrazlarının gerekmesi durumunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüklerinin görüşleri doğrultusunda işlem tesis edilir.

Örnek-1: Kastamonu İlinde belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan tarımsal niteliğe sahip ve tamamı mutlak tarım arazisi sınıfında olan 1864 parsel numaralı 21.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın 10.000 m2’lik kısmının (A) tarafından kullanıldığı, 7.000 m2’lik kısmının (B) tarafından kiralandığı, 4.000 m2’lik kısmının ise (C) tarafından kullanıldığı ve bu kişilerin doğrudan satış hakkından yararlanabilecekleri belirlenmiştir. Hak sahipleri taşınmazın müstakil parseller halinde doğrudan satışını 25/2/2013 tarihinde talep etmiştir.

Buna göre, 5403 sayılı Kanun uyarınca; satışı istenilen tarım arazisinin mutlak tarım arazisi sınıfında olması ve bu araziler için öngörülen bölünemez büyüklüğün 2 hektar (20.000 m2) olması nedeniyle; (A), (B) ve (C) adlı kişilerin satışını talep ettikleri kısımların bölünemez büyüklüğün altında olduğundan ve bu taşınmazın ifraz edilerek her birine ayrı ayrı satışı yapılamayacağından; kullandıkları miktarlar dikkate alınarak paylı olarak veya (A)’ya bölünemez büyüklüğün altına düşmemek kaydıyla (B) ve (C)’den noterde düzenlenecek muvafakat alması şartıyla doğrudan satılabilir. Taşınmaz aynı koşullarla (B) veya (C)’ye de doğrudan satılabilir.

(3) Kanunda yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesi durumunda, taşınmazların üzerinde bulunan yapılar hakkında 4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrasında yer alan “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten (19/7/2003 tarihinden) sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesislerin başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal edeceğine” ilişkin hüküm uygulanmaz.

(4) Mülga 4070 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında tapu kütüklerine konulan “Bu Kanuna göre satılan tarım arazileri 10 yıl süreyle tarım dışı amaçlarla kullanılamaz” şeklindeki belirtmeler aynen korunur ve bu belirtmelerin kaldırılmasına yönelik talepler reddedilir. Bu süreninin sonunda tarım dışı amaçla kullanıma konu taşınmazın tapu kütüğündeki belirtmelerin kaldırılması işlemleri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüklerinden uygun görüş alınmak suretiyle ilgili defterdarlıklar tarafından sonuçlandırılır.

(5) Hazineye ait tarım arazilerinden henüz kadastrosu yapılmayan yerler kadastrosu yapıldıktan, tescil harici olanlar ise tapuda Hazine adına tescil edildikten sonra Kanunun 12 nci maddesi ve bu Genel Tebliğ hükümlerine göre değerlendirilir. Kadastrosu yapılmamış olan yerler; 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu ya da bu Kanundan önceki mevzuat gereğince hiç çalışma yapılmamış olan köy ya da mahalle çalışma alanı içindeki yerler ile kadastro çalışmaları halen devam eden, tespit ve tahdit işlemleri tamamlanmadığı için askı ilanları yapılmamış olan yerler olarak kabul edilir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu çerçevesinde tespit ve tahdit işlemleri tamamlanarak askı ilanına çıkmış olan yerler, Kanunun başvuru süresi içinde askı ilanına çıkma işleminin yapılmış olması şartıyla, Kanun kapsamında değerlendirilir. Askı ilanı süresinin başvuru süresinden sonra bitmiş olması, Kanunun uygulanmasına engel teşkil etmez, ancak uygulama askı ilanının kesinleşmesinden sonra yapılır. Kadastro gören yerlerden iken tescil harici bırakılan yerler ile Hazine veya şahıslar tarafından kadastro tespitine yapılan itiraz ve açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar da Kanunun 12 nci maddesi ile bu Genel Tebliğ kapsamında değerlendirilir.

(6) Tarım arazisi niteliğinde olması ve fiilen tarımsal amaçla kullanılması koşuluyla tapudaki vasıflarına bakılmaksızın Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile imar ve ihya edilerek tarım arazisi niteliği kazandırılan ve fiilen tarımsal amaçla kullanılan taşlık, kayalık, çalılık gibi tescil harici Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler Kanunun 12 nci maddesi ile bu Genel Tebliğ kapsamında değerlendirilir.

(7) Hazineye ait tarım arazilerinin satışında, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle geçerli olan belediye ve mücavir alan sınırları esas alınacağından; bu araziler daha sonra belediye ve mücavir alan sınırları içine alınmış olsa dahi yapılan başvurular değerlendirilerek satış işlemleri sonuçlandırılır.

Denizli İli, Beyağaç ve Kale İlçelerindeki taşınmazlara ilişkin işlemler

MADDE 16 – (1) Denizli İli, Beyağaç ve Kale İlçeleri sınırları içerisinde bulunan ve 3 Mart 1340 (1924) tarihli ve 431 sayılı Hilâfetin İlgasına ve Hanedanı Osmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun hükümleri gereğince millete (Hazineye) intikal eden taşınmazlardan olmamasına ve 16/2/1995 tarihli ve 4071 sayılı 3 Mart 1340 (1924) tarihli ve 431 sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun kapsamına girmemesine rağmen, yapılan kadastro çalışmalarında 431 sayılı Kanuna göre Hazineye intikal eden taşınmazlardan olduğu zannedilerek sehven 4071 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (b) bendi gereğince, 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen zilyetlik şartlarını taşıdıkları gerekçesiyle zilyet olarak isimleri kadastro tutanağında belirtilerek Hazine adına tespit ve tescil edilen ve tapu kütüklerine zilyetlik veya 4071 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (b) bendi kapsamında olduğu yönünde şerhler veya belirtmeler konulan taşınmazların tapu kütüklerindeki şerhler veya belirtmeler tapu idaresince resen terkin edilir.

(2) Bu taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan şerhlerin veya belirtmelerin terkini amacıyla Hazinece açılan davalardan vazgeçilir, dava açılması gerekenler hakkında dava açılmaz.

(3) Birinci fıkrada belirtilen taşınmazların tapu kütüklerinde lehine şerh veya belirtme konulmuş olan kişiler veya kanuni mirasçılarının Kanunun yürürlüğe girdiği 26/4/2012 tarihinden itibaren iki yıl içerisinde İdareye başvurmaları halinde, bu taşınmazların kendilerine doğrudan satışı yapılabilir.

(4) Satın alma talebi üzerine, taşınmazların tapu kütükleri incelenerek, birinci fıkra kapsamında kalıp kalmadıkları gerektiğinde ilgili tapu müdürlüğünden sorularak belirlenir.

(5) Süresi içerisinde başvuruda bulunmadığı, birinci fıkra kapsamında kalmadığı ve/veya bu Genel Tebliğde belirtilen şartları taşımadığı tespit edilenlerin talepleri reddedilir.

(6) Yapılacak inceleme sonucunda satışında herhangi bir sakınca bulunmadığı tespit edilen taşınmazlar, emlak vergi değeri üzerinden ve bu Genel Tebliğde belirtilen ödeme ve taksit koşullarıyla kendilerine doğrudan satılır.

(7) Bu taşınmazlar hakkında yukarıdaki fıkralarda belirtildiği şekilde işlem yapılması hâlinde, bu taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan şerhlerin veya belirtmelerin terkini amacıyla Hazine tarafından kişiler aleyhine açılan davalarda mahkemelerce verilecek kararlarda yargılama giderlerinin tarafların üzerlerine bırakılmasına karar verilmesi, Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden, bu hususlar titizlikle takip edilir. Verilmiş olan kararlardan henüz infaz edilmeyenlerle Hazine lehine hüküm altına alınan bu alacaklar tahsil edilmez.

Yürürlükten kaldırılan hükümler

MADDE 17 – (1) 29/8/2007 tarihli ve 26628 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliğinin (Sıra No: 313) “XI. Satış Usulleri” bölümünün “C) Özel Kanun Hükümlerine Göre Satış” başlıklı alt bölümünün “4070 Sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Hükümlerine Göre Satış” başlıklı birinci bölümü ile “XV. Son Hükümler” başlıklı bölümünün birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan “4070” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 18 – (1) Bu Genel Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 19 – (1) Bu Genel Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Ekleri için tıklayınız.

Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ Taslağı (Seri No:1)

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 31 Mayıs 2013 - 8:30

Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında

Genel Tebliğ Taslağı

(Seri No: 1)

 

1. Kapsam

15/4/2013 tarihi itibarıyla gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan ve yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların bildirim veya beyana konu edilmesine ve bazı yurt dışı kazançların gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmesine ilişkin Gelir Vergisi Kanununun geçici 85 inci maddesinde yer alan düzenlemeye yönelik usul ve esaslara bu Tebliğde yer verilmektedir.

2. Tanımlar

2.1. Banka ve aracı kurumlar

Geçici 85 inci maddede geçen banka kavramı, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankaları; aracı kurumlar ise, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre faaliyette bulunan kurumları ifade etmektedir.

2.2. Gerçek veya tüzel kişilerce 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında sahip olunan varlıkların ispatında kullanılacak kanaat verici belgeler

Maddenin son fıkrasında, kanaat verici belge tabirinin, devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri; banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar, posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerini, Vergi Usul Kanununun ikinci kitabının üçüncü kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeleri ifade ettiği belirtilmiştir.

2.2.1. Devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller

Madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklara ilişkin olarak, devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller; tapu kayıtları, diğer siciller ve yasal yükümlülükler nedeniyle verilen beyannameleri ifade etmektedir.

Örneğin, bulunduğu ülkenin tapu siciline veya tapu sicili niteliğindeki diğer sicillere 15/4/2013 tarihi itibarıyla gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı taşınmazların, başka herhangi bir işleme gerek olmaksızın bu tarih itibarıyla gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunduğu kabul edilecektir.

2.2.2. Diğer kanaat verici belgeler

Maddede geçen kanaat verici belge tabirinden ayrıca;

– Bankalar ile bankerlerin yaptıkları işlemlerle ilgili kayıtlar ve düzenledikleri belgeler,

– Aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, sigorta şirketleri ve benzeri mali kurumların kayıtları ve düzenledikleri belgeler,

– Posta idaresi nezdindeki çek hesabı ve düzenlenen diğer belgeler,

– Noter gibi kurum ve kuruluşların düzenledikleri senetler ve sözleşmeler ile diğer kayıt ve belgeler,

– Defter tutan mükelleflerin kayıtları ile bu kayıtlarda yer alan ve Vergi Usul Kanununun ikinci kitabının üçüncü kısmında belirtilen belgeler ile muadili belgeler,

– Şirketlerin ortaklık ve kooperatiflerin üyelik kayıtları

anlaşılacaktır.

Yukarıda sayılan belgeler ile ilgili olarak ayrıca tasdik zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bu belgelerin dışında, bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeler de kanaat verici belge olarak kabul edilecektir.

Dolayısıyla, yukarıda belirtilen kayıt ve belgelerle gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan varlıklar arasında illiyet bağının kurulması ve 15/4/2013 tarihi itibarıyla,

– Taşınmazların yurt dışındaki varlığının,

– Diğer varlıkların ise yurt dışında bulunduğunun

ispatı zorunludur.

Diğer taraftan, gerçek veya tüzel kişilerce madde kapsamında beyan edilen varlıklara ilişkin kanaat verici belgelerin gerektiğinde vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmek üzere zamanaşımı süresince saklanması gerekmektedir.

2.3. Taşınmazlar

Taşınmazlar; arazi, kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler ve tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklardır.

3. Uygulama Esasları

3.1. Yurt dışında sahip olunan varlıklara ilişkin bildirim, beyan ve verginin ödenmesi

3.1.1. Yurt dışında sahip olunan varlıklara ilişkin bildirim veya beyan

Gerçek veya tüzel kişilerce 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında sahip olunan ve kapsama giren varlıklar, maddenin yürürlüğe girdiği 29/5/2013 tarihinden itibaren 31/7/2013 tarihi akşamına kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelleriyle;

– Ek-1’de yer alan form ile bankalara bildirilebilecek veya

– Ek-2’de yer alan beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilebileceği gibi bu varlıklara ilişkin beyanname, 340 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda da verilebilecektir.

Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, Ek-2’de yer alan beyannamelerini de 340 ve 346 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Ek-3’de yer alan formla aracı kurumlara da bildirilmesi mümkündür.

Gerçek veya tüzel kişilerin, yurt dışında sahip oldukları bu türden varlıklarını Tebliğ ekinde yer alan formlar ile banka veya aracı kurumlara bildirmeleri halinde, bu bildirimlere ilave olarak vergi dairelerine de beyanda bulunulmayacaktır.

3.1.2. Bildirim veya beyan süresi içinde bildirim veya beyanlara ilişkin yapılacak düzeltme talepleri

Gerçek ve tüzel kişilerinin maddenin yürürlüğe girdiği 29/5/2013 tarihinden 31/7/2013 tarihine kadar bildirim veya beyanda bulunmaları mümkün olup, tek bir bildirim veya beyan verilmesi esastır. Ancak, maddenin uygulamasında bildirim veya beyanın yapıldığı her ay farklı bir vergilendirme dönemi olarak kabul edildiğinden birden fazla bildirim veya beyanda bulunulması mümkündür.

Bir bildirim veya beyanda bulunulduktan sonra aynı ay içerisinde, yapılan hataların düzeltilmesi amacıyla ya da bildirime veya beyana konu edilen varlıkları azaltıcı ya da artırıcı yeni bir bildirim veya beyanda bulunulmak istenilmesi halinde, ilk bildirim veya beyanın düzeltilmesi gerekmektedir. Banka ve aracı kurumlara yapılan bildirimlerde, düzeltmenin ilgili banka ve aracı kurum tarafından yapılması gereklidir.

Bildirim veya beyanda bulunulduktan sonraki aylarda, yapılan hataların düzeltilmesi amacıyla ya da bildirime veya beyana konu edilen varlıkları azaltıcı bir bildirim veya beyanda bulunulmak istenilmesi halinde de önceki bildirim veya beyanın düzeltilmesi gerekmektedir. Bu durumda, banka ve aracı kurumlarca Ek-4’te yer alan beyanname ile vergi dairesine bildirilen varlıklara ilişkin düzeltme talebinin banka ve aracı kurum aracılığıyla yapılması esastır.

Bildirim veya beyanda bulunulduktan sonraki aylarda, bildirime veya beyana konu edilen varlıkları artırıcı bir bildirim veya beyanda bulunulmak istenilmesi halinde ise önceki bildirim veya beyanın düzeltilmesi söz konusu olmayacak, ilave olarak bildirilmek veya beyan edilmek istenilen varlıklar için yeni bir bildirim veya beyan yapılacaktır.

Düzeltme kapsamı dışında verilen tüm bildirim veya beyannameler yeni bir bildirim veya beyan olarak kabul edilecek ve önceki bildirim veya beyanla ilişkilendirilmeyecektir.

Örneğin; Mayıs ayında 100.000 TL karşılığı döviz beyanında bulunan bir gerçek kişinin, aynı ay içerisinde beyan ettiği tutarı 50.000 TL’ye düşürmek ya da 150.000 TL’ye çıkarmak istemesi halinde ilk beyanına ilişkin düzeltme beyannamesi vermesi gerekecektir. Bankaya veya aracı kuruma bildirimde bulunulmuş olması halinde ise banka veya aracı kuruma verilen ilk bildirimin düzeltileceği tabiidir.

Mayıs ayında 100.000 TL karşılığı döviz beyanında bulunan bir gerçek kişinin, Haziran veya Temmuz ayı içerisinde, beyan ettiği tutarı 50.000 TL’ye düşürmek istemesi halinde, Mayıs ayındaki beyanına ilişkin düzeltme beyannamesi vermesi gerekecektir. Banka ve aracı kurumlarca Ek-4’te yer alan beyanname ile vergi dairesine bildirilen varlıklara ilişkin düzeltme talebi ise banka veya aracı kurumlar aracılığıyla yapılacaktır.

Mayıs ayında 100.000 TL karşılığı döviz beyanında bulunan bir gerçek kişinin, Haziran veya Temmuz ayı içerisinde, beyan ettiği tutarı 150.000 TL’ye çıkarmak istemesi halinde ise, Haziran veya Temmuz ayına ilişkin 50.000 TL’lik yeni bir bildirim veya beyanname vermesi gerekecektir. Yeni verilen bildirim veya beyannameler önceki bildirim veya beyanname ile ilişkilendirilmeyeceğinden, sadece ilave olarak beyan edilecek tutarın bildirilmesine veya beyan edilmesine dikkat edilecektir.

Bildirim veya beyan süresi sona erdikten sonra bildirim veya beyanlara ilişkin yapılan düzeltme talepleri ise maddenin on ikinci fıkrası hükmü gereğince dikkate alınmayacaktır. Bu çerçevede, 31/7/2013 tarihine kadar yapılan bildirim veya beyanların bu tarihten sonra düzeltilmesi mümkün olmayacaktır.

3.1.3. Yurt dışında sahip olunan varlıkların bildirimi üzerine banka veya aracı kurumlarca yapılacak işlemler

Gerçek veya tüzel kişiler yurt dışında sahip oldukları varlıkları, iki nüsha olarak hazırlayacakları Ek-1’de yer alan form ile bankalara bildirebileceklerdir. Formun bir nüshası, ilgili banka tarafından varsa bildirim nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra düzenlenen banka dekontlarıyla birlikte ilgilisine geri verilecektir.

Ayrıca bankalar, bildirim tarihini takip eden ayın sonuna kadar Türkiye’ye getirilen veya bu sürede Türkiye’de bulunan bankalardaki bir hesaba transfer edilen para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını ilgili müşterileri adına açacakları hesaplara kaydedeceklerdir.

Gerçek veya tüzel kişilerce yurt dışında sahip olunan menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarıyla ilgili bildirim, Ek-3’te yer alan formdan iki nüsha olarak hazırlanarak aracı kurumlara da yapılabilecektir. Formun bir nüshası, ilgili aracı kurum yetkilisi tarafından açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra düzenlenen işlem sonuç formları ile birlikte ilgili kişiye geri verilecektir. Bildirilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları bu kurumlarda açılacak hesaplara kaydedilecek ve müşterilerin portföylerine dahil edilecektir.

Gerçek veya tüzel kişilerce yapılacak bu bildirimlerin yetkili kılınmış vekilleri veya kanuni temsilcileri tarafından da yapılabilmesi mümkündür. Bildirimin gerçek veya tüzel kişinin vekili ya da kanuni temsilcisi tarafından yapılması halinde, bankalar veya aracı kurumlarca söz konusu vekil veya kanuni temsilcinin yetkili olup olmadığı hususunun kontrol edileceği tabiidir.

Madde kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin olarak banka veya aracı kurumlar tarafından herhangi bir belge istenmeyecektir.

3.1.4. Yurt dışında sahip olunan varlıklara ilişkin verginin ödenmesi

15/4/2013 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan varlıklar, Türk Lirası cinsinden rayiç bedelleriyle Ek-2’de yer alan beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilebilecektir. Vergi dairelerine beyan edilen varlıklara ilişkin olarak herhangi bir belge istenmeyecektir. Beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince % 2 oranında tarh edilen vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

Türkiye’de ikametgâhı bulunmayanlarla ilgili olarak söz konusu beyannamelerin alınması hususunda Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü ve İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü yetkili kılınmıştır. Türkiye’de ikametgâhı bulunmayanların yurt dışında bulunan varlıklarına ilişkin olarak bu vergi dairelerine beyanda bulunmaları ve tahakkuk eden vergileri ödemeleri mümkündür.

Banka veya aracı kurumların, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak varlıkların bildirim değerleri üzerinden % 2 oranında hesapladıkları vergiye ilişkin beyannameyi, Ek-4’te yer alan beyanname ile aylık olarak vergi sorumlusu sıfatıyla bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar kurumlar vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine, 340 ve 346 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermeleri gerekmektedir. Tahakkuk eden vergiler ise aynı sürede ödenecektir.

3.2. Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri adına görünen varlıkların durumu

Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları ya da şirket veya şirketin ortakları adına madde kapsamına giren varlıkları, 15/4/2013 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden tasarruf etmeye yetkili olanların, bu tarih itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının, Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi halinde, bu varlıklara ilişkin olarak şirketin madde hükümlerinden yararlanabilmesi mümkündür.

Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde yukarıda belirtilenler dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıkların madde hükümleri çerçevesinde şirket adına bildirim veya beyana konu edilebilmesi ve maddenin beşinci fıkrası hükmünden yararlanılabilmesi için bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle inceleme veya takdir komisyonu kararına istinaden yapılacak tarhiyatlar esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ait olduğunun izah edilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalar gerçek kişilerin yurt dışında başkaları adına görünen varlıkları için de geçerlidir.

3.3. Varlıkların bildirim ve beyan değeri

Yurt dışında bulunan varlıkların, vergi dairelerine beyan edilmesi ile banka veya aracı kurumlara bildirilmesinde ya da yasal defterlere kaydedilmesinde, bu varlıkların rayiç bedelinin Türk Lirası karşılığı esas alınacaktır.

Rayiç bedel, söz konusu varlıkların sahiplerince bildirim veya beyan tarihi itibarıyla belirlenen alım-satım bedeli olup bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir.

Döviz ve döviz cinsinden varlıklarda, T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınarak Türk Lirası karşılığı bildirim ve beyana konu edilecektir.

3.4. Bildirilen veya beyan edilen varlıkların yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi

Bildirilen veya beyan edilen varlıklar, Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce, banka veya aracı kurumlara bildirildiği ya da vergi dairelerine beyan edildiği tarih itibarıyla belirlenen Türk Lirası karşılığı rayiç bedelleriyle, bildirim ve beyan tarihini takip eden ay sonuna kadar yasal defterlere kaydedilecektir.

Yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların şirket adına beyan edilmesi durumunda ilgili şirket; gerçek kişiler adına beyan edilmesi halinde ise bu gerçek kişilerin kendileri, maddenin sağladığı avantajlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirim veya beyana konu edilen varlıkların anılan şirketin yasal kayıtlarına intikal ettirilmesi zorunludur.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, madde uyarınca yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap sermayenin cüz’ü addolunacak ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Fon hesabında tutulan bu tutarlar, işletmenin tasfiye edilmesi halinde vergilendirilmeyeceği gibi Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri uyarınca gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmeyecektir.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir.

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince yukarıda yapılan açıklamalara göre yasal defterlere kaydedilen bu varlıklar, dönem kazancının tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.

3.5. Gider ve amortisman uygulaması

Tebliğin, “3.1.4.” bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde ödenen vergilerin, hiçbir suretle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması ya da başka bir vergiden mahsup edilmesi mümkün değildir.

Bildirilerek veya beyan edilerek yasal defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar hakkında Vergi Usul Kanununda yer alan amortismanlara ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

Kayıtlara alınan bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

4. Yurt Dışında Sahip Olunan Varlıkların Türkiye’ye Getirilmesi

Beyan edilen veya bildirilen varlıkların;

– 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun,

– Gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunduğunun

tevsik edilmesi kaydıyla taşınmazlar dışındaki varlıkların, beyan veya bildirim tarihini takip eden ay sonuna kadar Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir.

Maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra, bildirim veya beyandan önce Türkiye’ye getirilen ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılan bir hesaba transfer edilen varlıklara ilişkin olarak maddede öngörülen sürede bildirim veya beyanda bulunulması ve diğer şartların da yerine getirilmesi kaydıyla madde hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu şekilde, bildirim veya beyandan önce yurt dışından Türkiye’ye getirilen varlıkların daha sonraki bir tarihte beyan edilmesi sırasında, Tebliğin “3.3” bölümünde açıklandığı üzere varlıkların bildirim veya beyan tarihindeki değerleri esas alınacaktır.

Bu koşulların gerçekleşmemesi halinde, maddenin beşinci fıkrası hükmünden yararlanılması mümkün değildir.

Bu nedenle, söz konusu varlıkların 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun, bu varlıklara yurt dışında sahip olunduğunun ve ilgili (kambiyo, gümrük, yabancı sermaye gibi) mevzuat çerçevesinde Türkiye’ye getirildiğinin kanaat verici belgelerle ispat yükümlülüğü mükelleflere ait olacaktır.

Bu tarih itibarıyla madde kapsamına giren varlıkların, bu tarihten 31/7/2013 tarihine kadar yine kapsama giren başka tür varlıklara dönüşmesi halinde, en son varlığın bildirim veya beyana konu edilerek Türkiye’ye transfer edilmesi mümkündür.

5. Bildirim ve Beyanın Vergi İncelemesi Karşısındaki Durumu

5.1. İnceleme ve tarhiyat yapılmayacak haller

Maddenin beşinci fıkrası uyarınca, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacaktır.

5.2. Bildirim ve beyan dışındaki nedenlerle yapılacak incelemelere ilişkin tarhiyatlar ve mahsup

Bildirim veya beyan dışındaki herhangi bir nedenle, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 1/1/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararı uyarınca gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarından, madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarların, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, inceleme esnasında vergi incelemesine yetkili olanlar, bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin olarak maddede öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini ayrıca kontrol etmek suretiyle bildirilen veya beyan edilen tutarları mahsup ederek vergi inceleme raporlarını tanzim edeceklerdir. Takdir komisyonları ise madde kapsamında beyan edilen tutarları dikkate almadan kararlarını tanzim edecekler ancak, bu kararlar uyarınca vergi daireleri tarafından tarhiyatın yapılması aşamasında mahsup şartlarının varlığı kontrol edilerek gerekli işlemler tesis edilecektir.

1/1/2013 tarihinden önceki dönemlerle ilgili olarak maddenin yürürlük tarihi olan 29/5/2013 tarihinden önce başlayan vergi incelemeleri veya takdire sevk işlemleri ile 1/1/2013 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin yapılacak vergi incelemeleri veya takdir işlemleri nedeniyle yapılacak tarhiyatlar açısından maddenin beşinci fıkrasında öngörülen mahsup hükmünün uygulanması mümkün değildir.

Vergi incelemeleri ile ilgili olarak mükellefler nezdinde; vergi incelemesine başlanıldığı hususunun bir tutanağa bağlanması, vergi incelemesi yapılmak üzere mükellefin yazı ile davet edilmesi, kanuni defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması, matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi ya da kanuni defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması durumunda, vergi incelemesine başlanıldığı kabul edilecektir.

Takdir komisyonu kararları uyarınca yapılacak tarhiyatlarda ise takdire sevk tarihi esas alınmak suretiyle mahsup imkanından yararlanılıp yararlanılamayacağı tayin edilecektir. Ancak, maddenin yayımı tarihinden önce başlayan vergi incelemelerinin neticelendirilmeyip, incelemeye alınan dönemler için mükelleflerin takdir komisyonuna sevk edilmesi halinde incelemeye başlama tarihi esas alınacaktır.

Öte yandan, mahsup uygulamasında Tebliğin “5.4.2” bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde verginin ödenme şartı dikkate alınacaktır.

5.3. Mahsup uygulamaları

Aşağıdaki bölümlerde mahsup uygulamalarına ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, vergi incelemelerine bağlı tarhiyatlar hakkında yapılan açıklamalar takdir komisyonu kararları uyarınca yapılan tarhiyatlar için de geçerli olacaktır.

5.3.1. Bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak incelemelerde aynı fiilden kaynaklanan tarhiyatlar ve mahsup

Diğer nedenlerle yapılacak vergi incelemelerinde aynı fiilden kaynaklanan matrah farkı bulunması halinde, madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar bu matrah farkından mahsup edileceğinden, mahsup tutarı kadar gelir, kurumlar veya katma değer vergisi tarhiyatı önerilemeyecektir.

Diğer taraftan, geçici vergiler yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere alınmakta olup mahsup dönemi geçtikten sonra önerilen geçici vergi tarhiyatlarında geçici verginin aslı aranmamakta, ceza ve faizleri aranmaktadır. Dolayısıyla, yıllık gelir veya kurumlar vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarından bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilmesi halinde, bu vergilere yönelik olarak önerilen geçici vergi matrah farkından da mükerrer indirime yol açmayacak şekilde mahsup yapılacağından, anılan matrah farklarına yönelik olarak ayrıca geçici vergi hesaplanması söz konusu olmayacaktır.

Örnek 1: (A) A.Ş. yurt dışında 15/4/2013 tarihi itibariyle sahip olduğu 500.000 TL karşılığı dövizi madde kapsamında 1/6/2013 tarihinde (Y) Bankasına bildirerek, söz konusu tutarı açılan mevduat hesabına yatırmış ve ilgili Banka tarafından bildirilen değerler üzerinden %2 oranında vergi ödenmiştir. Anılan kurum hakkında bildirim dışındaki nedenlerle 2012 yılına ilişkin olarak 15/7/2013 tarihinde başlayan vergi incelemesi sonucu 1.000.000 TL’lik belgesiz mal satışı nedeniyle 800.000 TL kurumlar vergisi ve geçici vergi ile 1.000.000 TL katma değer vergisine konu matrah farkı bulunmuştur.

Bu durumda, inceleme esnasında öncelikle bulunan matrah farklarından madde kapsamında bildirilerek yurda getirilen 500.000 TL mahsup edilecek ve kalan tutar olan 300.000 TL üzerinden kurumlar vergisi ve geçici vergi ile 500.000 TL üzerinden katma değer vergisi tarhiyatı önerilecektir.

5.3.2. Bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak incelemelerde ayrı fiillerden kaynaklanan tarhiyatlar ve mahsup

Diğer nedenlerle yapılacak vergi incelemelerinde ayrı fiillerden kaynaklanan matrah farklarının bulunması halinde ise, madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar gelir, kurumlar veya katma değer vergisi yönünden bulunan her bir matrah farkından ayrı ayrı mahsup edilecektir. Bu mahsup esnasında, bildirilen veya beyan edilen tutarların bulunan matrah farkları toplamından küçük olması halinde, bu tutarın vergi türüne isabet eden matrah farkı ile oranlanması suretiyle mahsup işlemi gerçekleştirilecektir.

Örnek 2: (K) Ltd. Şti. yurtdışında sahip olduğu 400.000 TL değerindeki taşınmazını 30/5/2013 tarihinde beyan ederek beyan tarihini takip eden ayın sonuna kadar yasal defter kayıtlarına intikal ettirmiş ve fon hesabına alarak söz konusu tutarı da sermayesine ilave etmiştir. Anılan kurum ile ilgili olarak bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle 2010 yılına ilişkin olarak 1/6/2013 tarihinde başlanılan inceleme sonucu şirketin satışlarının bir kısmını düşük bedelli fatura düzenlemek suretiyle kayıt dışı bıraktığı tespit edilmiş, kayıt dışı bırakılan hasılat nedeniyle 300.000 TL kurumlar vergisi ve katma değer vergisi matrah farkı bulunmuştur. Ayrıca, şirketin verdiği borçla ilgili tahsil ettiği faiz geliri üzerinden hesaplanan katma değer vergisi tutarlarını da kayıtlarına intikal ettirmediği için 200.000 TL katma değer vergisi matrah farkı bulunmuştur.

Bu durumda, inceleme sonucunda bulunan kurumlar vergisi ve katma değer vergisi matrah farklarından, madde kapsamında beyan edilen 400.000 TL orantılı bir şekilde mahsup edilecektir. Dolayısıyla, 400.000 TL’nin {[300.000/(300.000+200.000)]x400.000=} 240.000 TL’si kayıt dışı bırakılan hasılat nedeniyle bulunan (aynı fiilden kaynaklanan) kurumlar vergisi ve katma değer vergisi matrah farkından; {[200.000/(300.000+200.000)]x400.000=} 160.000 TL’si ise diğer nedenle bulunan (ayrı fiilden kaynaklanan) katma değer vergisi matrah farkından mahsup edilecektir. Bunun sonucunda, 60.000 TL matrah farkı üzerinden kurumlar ve katma değer vergisi, 40.000 TL matrah farkı üzerinden de katma değer vergisi tarhiyatı önerilecektir.

Öte yandan, madde kapsamında beyana konu edilen tutarın 700.000 TL olması halinde, inceleme esnasında bulunan matrah farklarından madde kapsamında bildirilen 700.000 TL’nin (300.000+200.000=) 500.000 TL’si doğrudan mahsup edilecektir. Dolayısıyla, matrah farkı oluşmadığından herhangi bir tarhiyat önerilmeyecektir. Beyan edilen tutardan arta kalan 200.000 TL ise daha sonra yapılabilecek vergi incelemelerinde bulunacak matrah farklarından mahsup edilebilecektir.

5.3.3. Bildirim ve beyan dışındaki nedenlerle yapılacak incelemelerde birden fazla döneme ilişkin önerilecek tarhiyatlar ve mahsup uygulaması

Diğer nedenlerle birden fazla vergilendirme dönemini kapsayacak şekilde yapılacak vergi incelemelerinde her bir vergilendirme dönemi için matrah farkı bulunması ve inceleme raporlarının farklı tarihlerde tanzim edilmesi halinde, rapor tarihine göre sırasıyla mahsup işlemi gerçekleştirilecektir.

İnceleme raporlarının aynı tarihte tanzim edilmesi halinde ise bildirilen veya beyan edilen tutarların bulunan matrah farkları toplamından küçük olması durumunda, mahsup işlemi, bildirilen veya beyan edilen tutarların her bir vergilendirme dönemine isabet eden matrah farkı ile oranlanması suretiyle gerçekleştirilecektir.

5.3.4. Gelir, kurumlar veya katma değer vergisi tevkifatı matrah farkları

Bildirilen veya beyan edilen tutarlar; gelir, kurumlar ve katma değer vergisi tevkifatı yapmak ve ödemekle sorumlu olanlar adına, diğer nedenlerle yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan gelir, kurumlar veya katma değer vergisi tevkifatı matrah farklarından da mahsup edilecektir.

5.3.5. Bildirim veya beyana konu edilen varlıkların gelir unsurları ile ilgisi ve mükellefiyet tesisi

Varlıklarını bildirim veya beyana konu eden ve defter tutma yükümlülüğü bulunmayan gelir vergisi mükellefleri ile ilgili olarak, diğer nedenlerle inceleme yapılması durumunda bulunan matrah farklarının hangi gelir unsuru ile ilgili olduğunun önemi olmaksızın, beyan edilen tutarlar bulunan matrah farklarından mahsup edilecektir.

5.3.6. Vergi farkları ve diğer vergiler

Bildirim veya beyan dışındaki herhangi bir nedenle, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 1/1/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak vergi incelemesi yapılması halinde, gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarının yanı sıra indirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin matrahtan, bildirilen veya beyan edilen tutarlar mahsup edilebilecektir.

İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedel olarak dikkate alınarak mahsup uygulaması yapılacaktır.

Örneğin, bir faturadaki 10.000 TL’lik bir bedel üzerinden %8 oranında hesaplanan 800 TL katma değer vergisi indiriminin reddedilmesi durumunda, katma değer vergisi indirimi reddinden dolayı mahsuba konu olacak katma değer vergisi matrahı 10.000 TL olacaktır.

İndirimi reddedilen katma değer vergisinin hangi orana karşılık geldiğinin bilinememesi ya da bedelin tespit edilememesi halinde ise mahsup uygulamasında dikkate alınacak matrah tutarı %18 KDV oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanacaktır.

Örnekte, indirimi reddedilen 800 TL katma değer vergisinin hangi orandan kaynaklandığının belirlenememesi durumunda, mahsup imkanından yararlanabilecek matrah farkı (800/0,18=) 4.444,44 TL olarak hesaplanacaktır.

5.3.7. Diğer vergi ve cezalar ile haksız iadeden kaynaklanan tarhiyatların durumu

Haksız iadeden kaynaklanan tarhiyatlar ile gelir, kurumlar ve katma değer vergisi dışındaki diğer vergilere yönelik yapılacak inceleme ve tarhiyatlar, mahsup uygulaması kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezaları da mahsup uygulaması kapsamında değildir.

5.4. Maddenin beşinci fıkrası hükmünden yararlanılabilmesi için öngörülen şartlar

5.4.1. Varlıklara ilişkin şartlar

Yurt dışında sahip olduğu varlıkları banka veya aracı kurumlara bildiren veya vergi dairelerine beyan eden gerçek veya tüzel kişilerce, söz konusu varlıkların 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun ve sahibi olunduğunun kanaat verici vesikalarla tevsik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, yurt dışında bulunduğuna ve sahip olunduğu tevsik edilen varlıkların, bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi takip eden ay sonuna kadar Türkiye’ye getirilmesi veya bu sürede Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla;

– Banka veya aracı kurumlara bildirildiği veya vergi dairelerine beyan edildiği halde, 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğuna ve sahibi olunduğuna ilişkin kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen varlıklar nedeniyle,

– Yurt dışında bulunduğu ve sahip olunduğu bildirilen veya beyan edilen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, bildirim veya beyan tarihini takip eden ayın sonuna kadar Türkiye’ye getirilmemesi veya bu sürede Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi nedeniyle

maddenin beşinci fıkrası hükmünden yararlanılamayacaktır.

5.4.2. Bildirim veya beyandan kaynaklanan vergilerin vadesinde ödenmesi şartı

Mahsup imkanından yararlanılabilmesi için, bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi şarttır.

Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi veya maddede yer alan diğer şartların yerine getirilememesi nedeniyle mahsup imkanından yararlanılmaması durumu, vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmemektedir. Ayrıca, bildirim veya beyanlar nedeniyle tahsil edilen vergiler ret ve iade edilmeyecektir.

6. Madde Kapsamındaki Taleplerin Yerine Getirilme Zorunluluğu

İlgili kurum ve kuruluşlar, gerçek veya tüzel kişilerin madde uyarınca yapılacak işlemlere ilişkin taleplerini yerine getirmek zorundadırlar. Ancak, banka veya aracı kurumlara bildirimi yapılan varlıklara ilişkin bildirim değeri üzerinden %2 oranında hesaplanan tutarın ödenmemesi durumunda, banka veya aracı kurumların söz konusu bildirimi alma zorunluluğu yoktur.

7. Yurt Dışından Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna Uygulaması

Maddenin on ve on birinci fıkraları ile yurt dışından elde edilen bazı kazançlar, gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

7.1. İstisna uygulamasından yararlanacak olanlar

İstisna uygulamasından Türkiye’de tam mükellef olarak vergilendirilen gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri (serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükellefler dahil), bu kazançlarını Türkiye’ye transfer etmeleri şartıyla yararlanabileceklerdir.

7.2. İstisna kapsamında bulunan yurt dışı kazançları

İstisna kapsamına;

– Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin yurt dışında satışından doğan kazançlar,

– Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde edilen iştirak kazançları,

– Yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen ticari kazançlar

girmektedir.

31/10/2013 (bu tarih dahil) tarihine kadar elde edilen bu kazançlar ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan ve 31/12/2013 (bu tarih dahil) tarihine kadar elde edilen kazançlar da istisna kapsamındadır.

7.3. İstisna uygulamasının şartları

Madde kapsamına giren ve yurt dışından elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamasından yararlanılabilmesi için; yurt dışı iştirak kazancı, yurt dışı iştirak hissesi satış kazancı, yurt dışı şube kazancı ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazancın 31/12/2013 tarihine kadar, Türkiye’ye transfer edilmiş olması gerekmektedir.

Bu kazançların ilgili mevzuat çerçevesinde Türkiye’ye getirildiği, mükelleflerce kanaat verici belgelerle ispat edilecektir.

7.4. İstisna uygulamasına konu yurt dışı kazançların beyanı

Maddenin yürürlüğe girdiği 29/5/2013 tarihinden itibaren 31/10/2013 tarihine kadar elde edilen ve 31/12/2013 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilen yurt dışı iştirak kazançları, yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ile yurt dışı şube kazançları, 2013 yılına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dahil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek suretiyle vergiden istisna edilebilecektir.

Yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen şube kazançlarının, maddenin yürürlüğe girdiği 29/5/2013 tarihinden itibaren 31/10/2013 tarihine kadar elde edilen kısmı tespit edilecek ve bu kazanç, 2013 yılında geçici vergi dönemleri itibarıyla geçici vergi beyanına konu edilmiş olsa dahi, 31/12/2013 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmek şartıyla, 2013 yılına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dahil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek suretiyle istisnaya konu edilecektir.

Aynı şekilde kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 31/12/2013 tarihine kadar gerçekleşen tasfiyelerinden doğan ve 31/12/2013 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilen kazançları da 2013 yılına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dahil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek suretiyle istisnaya konu edilecektir.

Maddenin yürürlük tarihi olan 29/5/2013 tarihinden önce elde edildiği halde kayıtlara intikal ettirilmeyen ve beyan dışı bırakılan iştirak kazançları, iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, yurt dışı şube kazançları ile bu tarihten önce elde edilen yurt dışı tasfiye kazançları ile ilgili olarak bu istisna hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, söz konusu kazançların maddenin birinci fıkrasında belirtilen hükümden yararlanarak Türkiye’ye getirilme imkanı bulunmaktadır.

Tebliğ olunur.

 

Ek-1 Bankalara Yapılacak Bildirime İlişkin Form
Ek-2 Vergi Dairelerine Verilecek Beyanname
Ek-3 Aracı Kurumlara Yapılacak Bildirime İlişkin Form
Ek-4 Banka ve Aracı Kurumlarca Sorumlu Sıfatıyla Verilecek Beyanname

Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 31 Mayıs 2013 - 8:30

31 Mayıs 2013 CUMA
Resmî Gazete
Sayı : 28663

YÖNETMELİK

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

SERMAYE ŞİRKETLERİNİN AÇACAKLARI İNTERNET

SİTELERİNE DAİR YÖNETMELİK

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1524 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca internet sitesi açılmasına ve bu sitenin belirli bir bölümünün şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülenmesine ve bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 6102 sayılı Kanunun 397 nci maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen denetime tabi sermaye şirketleri tarafından açılacak internet sitelerinde ilan edilecek ve erişime açık tutulacak asgari içeriğe, denetime tabi sermaye şirketleri ile Merkezi Veri Tabanı Hizmet Sağlayıcıların yapacakları işlemlere ve bu işlemlerden kaynaklanan yükümlülüklere ilişkin usul ve esasları kapsamaktadır.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 6102 sayılı Kanunun 210 ve 1524 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını,

b) Bilgi toplumu hizmeti: Fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin, bedelli veya bedelsiz olarak elektronik ortamda yerine getirilen çevrim içi hizmetleri,

c) ÇİSDuP (Online Certificate Status Protocol-OCSP) : Çevrimiçi Sertifika Durum Protokolü Sunucusunu,

ç) Güvenli elektronik imza: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 4 üncü maddesinde tanımlanan elektronik imzayı,

d) ISO/IEC (International Organisation for Standardisation/International Electrotechnical Commitee): Uluslararası Standardizasyon Teşkilatı/Uluslararası Elektroteknik Komitesini,

e) İnternet sitesi: Kanunun 1524 üncü maddesinde belirtilen asgari içeriğe sahip elektronik platformu,

f) Kanun: 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu,

g) Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK): 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 81 inci maddesi uyarınca kurulmuş olan Merkezi Kayıt Kuruluşunu,

ğ) Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS): Ticaret sicili işlemlerinin elektronik ortamda yürütüldüğü, ticaret sicili kayıtları ile tescil ve ilan edilmesi gereken içeriklerin düzenli olarak depolandığı ve elektronik ortamda sunulduğu Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde oluşturulan ve işletilen merkezi ortak veri tabanını da içeren bilgi sistemini,

h) Merkezi Veri Tabanı Hizmet Sağlayıcı (MTHS): Kanunun 1524 üncü maddesi ve bu Yönetmelik uyarınca şirketlerin kendi internet sitelerinin özgülenmiş kısmında erişime açılması gereken içeriği güvenli ortamda tutma, şirketin erişimine hazır bulundurma ve arşivleme dahil olmak üzere Bakanlıkça belirlenmiş diğer faaliyetleri yürüten özel hukuk tüzel kişisini,

ı) MERSİS numarası: MERSİS tarafından verilen ve özel algoritma ile üretilmiş tekil numarayı,

i) Sicil gazetesi: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesini,

j) SİL: Sertifika İptal Listesini,

k) Şirket: Kanunun 397 nci maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca belirlenen denetime tabi sermaye şirketlerini,

l) Şirket sözleşmesi: Anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde esas sözleşmeyi, limited şirketlerde ise şirket sözleşmesini,

m) Yönlendirilmiş mesaj: İnternet sitesinin Kanunun 1524 üncü maddesinin amaçlarına özgülenmiş kısmında yayımlanan ve ilgili tüm taraflara yönlendirildiği karine olarak kabul edilen her türlü içeriği,

n) Zaman damgası: 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde tanımlanan kaydı,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

İnternet Sitesi Açma ve Destek Hizmeti Alma

İnternet sitesi açma ve tescil zorunluluğu ile destek hizmeti temini

MADDE 5 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kurulan şirketlerin kuruluşlarının ticaret siciline tescil edildiği tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesi açmaları ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülemeleri gerekir.

(2) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kapsama dahil olan sermaye şirketlerinin, kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesi açmaları ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülemeleri gerekir.

(3) Şirketler, internet sitesine ilişkin yükümlülüklerini doğrudan kendileri yerine getirebilecekleri gibi MTHS’lerden destek hizmeti almak suretiyle de yerine getirebilirler.

(4) Kanun uyarınca oluşturulan internet sitesi, şirketlerin MERSİS numarası altında tescil edilir.

İnternet sitesinde yayımlanan içerik

MADDE 6 – (1) İnternet sitesinin açılması ile birlikte aşağıdaki içerikler internet sitesinde sürekli olarak yayımlanır.

a) Şirketin MERSİS numarası, ticaret unvanı, merkezi, taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı ile anonim şirketlerde yönetim kurulu başkan ve üyelerinin, limited şirketlerde müdürlerin, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticilerin ad ve soyadları.

b) Bir tüzel kişinin; anonim şirketlerde yönetim kuruluna üye olarak limited şirketlerde müdür olarak seçilmesi durumunda; tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına tüzel kişi tarafından belirlenen gerçek kişinin de tescil ve ilan olunduğuna ilişkin açıklama, seçilen tüzel kişinin MERSİS numarası, ticaret unvanı, merkezi ve tüzel kişi ile birlikte tescil edilen gerçek kişinin adı ve soyadı.

c) Seçilen denetçinin adı ve soyadı/unvanı, yerleşim yeri/merkezi, varsa tescil edilmiş şubesi.

(2) Birinci fıkra uyarınca yayımlanan içeriklerde değişiklik olması halinde bu içeriklerin yeni hali, değişikliğin meydana geldiği tarihte internet sitesinde yayımlanır.

(3) Şirketçe internet sitesinde en az altı aylık süre için yayımlanması gereken hususlar aşağıda belirtilmiştir.

a) Kanunun 149 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre, birleşme sözleşmesi, birleşme raporu, son üç yılın finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporları, gereğinde ara bilançoları ortakların incelemesine sunulmak üzere genel kurul kararından önceki otuz gün içinde internet sitesine konur.

b) Bu fıkranın (a) bendinde sayılan belgelerde inceleme yapma hakkının belirtildiği, bu belgelerin nereye tevdi edildiklerine ve nerelerde incelemeye hazır tutulduklarına ilişkin ilan, belgelerin tevdi tarihinden itibaren en az üç iş günü öncesinde internet sitesine konur.

c) Birleşmeye katılan şirketlerin, alacaklılarına, alacaklarının teminat altına alınması için talepte bulunabileceklerine dair sicil gazetesinde yedişer gün arayla üç defa yapılan ilan, birinci ilanın sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

ç) Bölünmeye katılan şirketlerden her biri tarafından, Kanunun 171 inci maddesi uyarınca bölünme sözleşmesi veya planı, bölünme raporu, son üç yılın finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporları ve varsa ara bilançoları üzerinde inceleme yapma hakkına işaret eden ve bu belgelerin nereye tevdi edildiklerine ve nerelerde incelemeye hazır tutulduklarına dair ilan, bölünme kararının alındığı tarihten iki ay önce internet sitesine konur.

d) Bölünmeye katılan şirketler tarafından alacaklıların alacaklarını bildirmeye ve teminat verilmesi için talepte bulunmaya çağrılmasına ilişkin sicil gazetesinde yedişer gün arayla üç defa yapılan ilan, birinci ilanın sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

e) Şirkete fesih davası açılmış ise davanın açıldığı hususu, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

f) Şirkete açılan fesih davasına ilişkin kesinleşmiş olan mahkeme kararı, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

g) Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin ilan en geç sicil gazetesinde yayımlandığı tarihte internet sitesine konur.

ğ) Anonim şirket genel kurulunda, finansal tabloların ve buna bağlı konuların müzakeresinin bir ay sonraya ertelenmesi halinde, bu duruma ilişkin pay sahiplerine yapılan ilan, erteleme kararı tarihinden itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

h) Şirketin genel kurul toplantı tutanağı ile imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplantı tutanağı genel kurul tarihinden itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

ı) Kanunun 428 inci maddesi uyarınca organın temsilcisi, bağımsız temsilcisi ve kurumsal temsilciliğe ilişkin ilanlar, ilanın yayımlandığı gün internet sitesine konur.

i) Genel kurul kararına karşı iptal veya butlan davasının açıldığı hususu ve duruşma günü, şirket sözleşmesine uygun olarak yapılan ilan tarihinden itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

j) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı, tescil tarihinden itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

k) Şirket sözleşmesinin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararı, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

l) Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunun sermayenin artırılmasına ilişkin kararı, çıkarılmış sermayeyi gösteren esas sözleşme maddesinin yeni şekli, yeni payların itibarî değerleri, cinsleri, sayıları, imtiyazlı olup olmadıkları, imtiyazlı paylara ve rüçhan haklarına ilişkin sınırlamalar ve kullanılma şartları ile bunların süresi, prime dair kayıtlar ve bunun uygulanması hakkındaki kurallar şirket sözleşmesine uygun olarak yapılan ilan tarihinden itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

m) Yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esaslarının belirlenmesine ilişkin yönetim kurulunun kararı, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

n) Esas sermayenin azaltılması durumunda, sermaye azaltılmasına gidilmesinin sebepleri ile azaltmanın amacı ve azaltmanın ne şekilde yapılacağına ilişkin ayrıntılı açıklamalar, bu açıklamaların da yer aldığı genel kurul toplantısına ilişkin çağrı ilanının sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

o) Genel kurulun esas sermayenin azaltılmasına ilişkin kararı üzerine alacaklılara sicil gazetesinde yedişer gün arayla üç defa yapılan ilan, birinci ilanın yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

ö) Mütemerrit pay sahibine temerrüde konu olan pay tutarını bir ay içinde ödemesi, aksi halde, ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı ve sözleşme cezasının isteneceğine ilişkin yapılan davet ve ihtar mesajı, bu davet ve ihtarın sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur. Nama yazılı pay senedi sahiplerine, davet ve ihtarın ilan yerine iadeli taahhütlü mektupla yapılması halinde, bu davet ve ihtar iadeli taahhütlü mektubun gönderildiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

p) Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

r) Alacaklı oldukları, şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılamayan ya da yerleşim yerleri bilinmeyen diğer alacaklılara yönelik şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilmelerine ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılmalarına ilişkin sicil gazetesinde birer hafta arayla üç defa yapılan ilan, birinci ilanın yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

s) Şirketler topluluğuna dahil bir teşebbüs tarafından payların, Kanunun 198 inci maddesinde belirtilen oranlarda kazanılması veya elden çıkarılmasına ilişkin açıklama, gerçekleşme tarihinden itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

ş) Kanunun 966 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca malik ve diğer hak sahiplerinin kimler olduğunun veya yerleşim yerlerinin belli olmadığı hallerde, geminin gemi sicilinden silinmesine ve belirlenen süreye ilişkin olarak sicil gazetesinde yapılan ilan, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesinde de ilan edilir.

t) Şirketler topluluğuna dahil olan teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticilerinin, kendileri, eşleri, velayetleri altındaki çocukları ve bunların, sermayelerinin en az yüzde yirmisine sahip bulundukları ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki payları ile ilgili olarak yapacakları açıklama, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

u) Şirketler arasında yapılan hakimiyet sözleşmesi sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

ü) Şirketteki pay sahibi/ortak sayısının bire düşmesi ya da şirketin tek pay sahipli/ortaklı olarak kurulması halinde, şirketin tek pay sahipli/ortaklı olduğu hususu ve tek pay sahibi/ortağın adı, soyadı, yerleşim yeri ve vatandaşlığına dair bilgiler sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

v) Şirket sözleşmesi ve değişiklikler kuruluşun ya da değişikliğin sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

y) Şirketin tescilinden itibaren iki yıl içinde bir işletme veya aynın, sermayenin onda birini aşan bir bedel karşılığında devralınmasına veya kiralanmasına ilişkin sözleşme sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

z) Yönetim kurulunun veya müdürler kurulunun temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararı, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

aa) Anonim şirketlerde genel kurulun çalışma usul ve esaslarını içeren iç yönerge ilan tarihini izleyen beş gün içinde internet sitesine konur.

bb) Yönetim kurulunun rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini, yeni payların primli ve primsiz çıkarılmasının sebeplerini, primin nasıl hesaplandığını gösteren raporu sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

cc) Sermayenin azaltılmasının sebepleri ile azaltmanın amacı ve azaltmanın ne şekilde yapılacağını gösterir yönetim/müdürler kurulunca hazırlanmış ve genel kurul tarafından onaylanmış sermayenin azaltılmasına ilişkin rapor, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

çç) Yönetim/müdürler kurulunun pay bedellerinin ödenmesine ilişkin çağrı ilanı yapıldığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

dd) Yönetim kurulunun mütemerrit pay sahibinin senedini iptal etmesine ilişkin kararı sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

ee) Yönetim kurulu veya müdürler kurulu ile genel kurul toplantılarının elektronik ortamda yapılması veya bu toplantılara elektronik ortamda katılım sağlanması hallerinde, elektronik ortam araçlarının etkin katılmaya elverişliliğinin ispatlandığı teknik rapor, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde internet sitesine konur.

(4) İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine özgülenmiş kısmında yayımlanan içeriğin başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Yönlendirilmiş mesaj zaman damgası ile oluşturulur ve aynı yöntemle değiştirilir.

(5) Kanun ve diğer kanunlar uyarınca yapılması gereken ilanlar, ilgili mevzuatta öngörüldüğü şekilde internet sitesinde yayımlanır.

Merkezi Veri Tabanı Hizmet Sağlayıcısı

MADDE 7 – (1) MTHS’lerin faaliyetleri bu konuda Bakanlıkça verilmiş faaliyet iznine bağlıdır.

(2) Payları, Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca MKK tarafından kayden izlenen şirketler için MTHS faaliyeti MKK tarafından yerine getirilir.

(3) MTHS sıfatıyla şirketler adına erişime açık bulundurulan bilgi ve belgeler 12 nci maddeye uygun olarak elektronik ortamda arşivlenir.

MTHS’nin yükümlülükleri

MADDE 8 – (1) MTHS;

a) 11 inci maddede öngörülen teknik hususlar ve güvenlik kriterlerine uymakla,

b) Güvenli elektronik imzayı destekleyecek alt yapıyı sağlamakla,

c) Şirketlerin taleplerine göre internet sitesini barındırma veya veri tabanını muhafaza etme fonksiyonlarını yerine getirmekle,

ç) Yürütmekte olduğu faaliyete engel bir durum çıkması halinde bunu yedi gün içinde Bakanlığa bildirmekle,

d) Bakanlıkça talep edilmesi halinde, MERSİS ve diğer ilgili veri tabanları ile entegrasyonunu gerçekleştirmekle,

yükümlüdür.

Rapor

MADDE 9 – (1) MTHS, Bakanlığa her yıl Mart ayı sonuna kadar bir önceki yıla ilişkin verdiği hizmetlere ve hizmet verdiği şirketlerin bilgilerine dair bir rapor verir.

(2) Bakanlık tarafından münhasıran MTHS faaliyetine ilişkin istenecek diğer bilgi ve belgelerin de verilmesi gerekir.

Şirketlerin yükümlülükleri

MADDE 10 – (1) Şirketler, Kanunun 1524 üncü maddesi ve bu Yönetmelik hükümleri uyarınca internet sitesinin özgülenmiş kısmında bulunması öngörülen içeriği Bakanlık tarafından bir format belirlenmiş ise o formatta, belirlenmemişse elektronik ortamda MTHS’ye bildirir.

(2) Şirketler tarafından internet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümünün şirkete ait internet sitesi üzerinden veya MTHS’ler üzerinden arama motorları tarafından kolay bulunabilmesi için, ana sayfada “bilgi toplumu hizmetleri şirket unvanı” şeklinde bir ibareye yer verilir.

(3) Sahip oldukları internet sitesi üzerinde bu bilgileri sağlayan şirketler, internet sitesinde yer alan içeriğin sitede yayımlanması, değiştirilmesi ve yenilenmesi gibi işlemlerde güvenli elektronik imza ve zaman damgası kullanırlar.

(4) Sahip oldukları internet sitesi üzerinde bu bilgileri sağlayan şirketler, ilgili bilgilere erişim için internet sitesi içinde “http://firmaalanadi/bilgitoplumuhizmetleri” adresinden yönlenmeyi sağlarlar. Şirketin farklı markalar ve pazarlama amaçları ile birden fazla alan adı sahibi olması durumunda her bir alan adı için bu ilke uygulanır.

(5) Şirketler, sahip oldukları internet sitelerinde erişime açık bulundurdukları bilgi ve belgeleri 12 nci maddeye uygun olarak elektronik ortamda arşivlerler.

(6) Şirketlerin sahip oldukları internet siteleri, 11 inci maddede öngörülen teknik hususlar ve güvenlik kriterlerine uygun olarak işletilir.

Teknik hususlar ve güvenlik kriterleri

MADDE 11 – (1) Şirketlerin ve MTHS’lerin, bu Yönetmelik uyarınca yürütmekle yükümlü oldukları faaliyetler nedeniyle asgari yedekleme ve felaketten kurtarma planlarına, yetkisiz erişimlere ve saldırılara karşı gerekli ağ ve sistem güvenliğine sahip olmaları gerekir.

(2) Şirketler ve MTHS’ler, Kanunun ve bu Yönetmeliğin internet sitesinde bulunmasını öngördüğü asgari içeriğin üçüncü kişilere karşı erişilebilirliğini, bütünlüğünü, güvenliğini, değiştirilmezliğini ve inkar edilmezliğini sağlarlar.

(3) Şirketler ve MTHS’ler, verdikleri hizmetlere ilişkin sunucuları barındıran veri merkezlerini ve sistemlerini Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kurup işletebilecekleri gibi bulut bilişim teknolojisi de dahil olmak üzere güncel teknolojileri kullanarak yurt dışında da kurup işletebilirler veya hizmet satın alabilirler.

(4) Şirketler ve MTHS’ler, işleyiş ve güvenlik kriterlerine ilişkin olarak;

a) ISO/IEC 27001 standardına uyarlar.

b) Engelli bireylerin erişilebilirliği sağlamak için ise ISO/IEC 40500:2012 (W3C Web Content Accessibility Guidelines (WCAG) 2.0) standardına uyduklarını taahhüt ederler.

(5) Elektronik imzalı belgelerin uzun ömürlü olabilmesi için güvenli elektronik imzaların, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından 2/7/2012 tarihli ve 2012/DK-15/299 sayılı Kurul Kararı ile yayımlanan Elektronik İmza Kullanım Profilleri Rehberinde yer alan Arşiv Elektronik İmza Uzun Dönemli ve SİL Kontrollü Güvenli Elektronik İmza Politikaları (Profil P3)’na veya Uzun Dönemli ve ÇİSDuP Kontrollü Güvenli Elektronik İmza Politikaları (Profil P4)’na uygun olarak üretilmesi ve bu imzaların saklanması gereken süre içinde belirli zaman aralıklarında arşiv formatında güncellenmesi gereklidir.

Elektronik arşivleme

MADDE 12 – (1) İnternet sitesinde yayımlanan içerik, ilgili mevzuatta daha uzun bir süre öngörülmedikçe internet sitesindeki yayımının son bulduğu tarihten itibaren beş yıl süre ile elektronik olarak arşivlenir.

(2) İçeriğin MERSİS ve/veya diğer veri tabanlarına bir MTHS aracılığıyla aktarılması Bakanlık tarafından zorunlu kılınmışsa bu içerik Bakanlık tarafından belirlenen format ve standartlara uygun olarak ilgili veri tabanına aktarılabilir.

(3) İnternet sitesinde yer alacak içeriğin arşivlenmesinde güvenli elektronik imza ve zaman damgası kullanılır.

Ücretlerin tespiti

MADDE 13 – (1) Bakanlık gerekli gördüğü hallerde, MTHS’ler tarafından şirketlere verilen hizmetler karşılığında talep edilecek ücretleri veya bunların üst sınırlarını belirlemeye yetkilidir.

Teknik rapor

MADDE 14 – (1) Şirketler ve MTHS’ler internet sitelerinin özgülenmiş kısımlarının bu Yönetmelik ve Kanunun 1524 üncü madde hükümlerine uygunluğunu, ikinci fıkrada belirtilen kurumlara tespit ettirmek ve söz konusu kurumlar tarafından düzenlenen teknik raporu Bakanlığa vermekle yükümlüdür. MTHS hizmeti verecek sermaye şirketleri ayrıca kendi bilgilerini özgüledikleri internet sitelerinin uygunluğunu da bu raporda tespit ettirir.

(2) Teknik rapor, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu veya bu alanda denetim yapmaya yetkilendirilmiş bağımsız denetim şirketlerinden alınabilir. Bu rapor, iki yılda bir yenilenir ve birinci fıkrada öngörülen işlemler tekrarlanır.

(3) Teknik raporda, şirketlerin ve MTHS’lerin 8, 10 ve 11 inci maddelerde belirtilen hususlara uygunluğu tespit edilir.

Bakanlık izni

MADDE 15 – (1) Özel hukuk tüzel kişileri, MTHS olma talebini içeren dilekçeyi 14 üncü madde uyarınca aldığı teknik raporla birlikte Bakanlığa ibraz etmek suretiyle izin talebinde bulunurlar. Ancak MTHS hizmeti vermek için izin başvurusunda bulunan sermaye şirketlerinin, Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kendi bilgilerini özgüleyecekleri internet sitesine sahip olmaları gerekir.

(2) Bakanlık, izin taleplerini bir ay içinde sonuçlandırır. İzin şartlarını eksiksiz olarak yerine getiren MTHS’ye Bakanlıkça faaliyet izni verilir.

(3) Bakanlık, inceleme sonucunda izin şartlarından bir veya birkaçının eksikliğini veya yerine getirilmediğini tespit ederse bu eksikliklerin giderilmesi için talep sahibine, bir ayı geçmemek üzere süre verebilir. Eksikliklerin bu süre içinde giderilmesi halinde ikinci fıkra uyarınca faaliyet izni verilir.

MTHS’lerin faaliyetlerinin sona ermesi

MADDE 16 – (1) MTHS’lerin faaliyetinin devamı sırasında; 11 inci maddede yer alan faaliyet şartlarından birinin veya birkaçının kaybedildiğinin yenilenen teknik raporda tespit edilmesi halinde, Bakanlık tarafından MTHS’ye bu eksikliğin giderilmesi için üç aya kadar süre verilir. Gerekli hallerde MTHS’ye bir ayı aşmamak üzere ek süre verilebilir. Verilen süreler içinde MTHS’nin faaliyeti sadece sözleşme yaptığı şirketlere hizmet vermekle sınırlı olmak üzere devam eder. Ancak MTHS, hizmet verdiği şirketlere teknik raporla tespit edilen eksiklikleri kayıtlı elektronik posta yoluyla derhal bildirmekle yükümlüdür. Verilen süreler içinde eksikliğin giderilmemesi halinde MTHS’nin faaliyetine Bakanlık tarafından son verilir.

(2) MTHS, kendi isteğiyle faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce durumu; Bakanlığa yazılı olarak bildirir, faaliyetine son verme kararını internet sitesinde yayımlar ve hizmet verdiği şirketlere bu durumu kayıtlı elektronik posta ile bildirir.

(3) Birinci fıkraya göre MTHS’nin teknik raporla tespit edilen eksikliklerini veya ikinci fıkraya göre kendi isteğiyle faaliyetine son vereceğini kayıtlı elektronik posta yoluyla öğrenen hizmet alan şirketler, kendi belirleyecekleri diğer bir MTHS’den hizmet alabilirler.

(4) MTHS, Bakanlığın faaliyete son verme kararının tebliğinden veya faaliyetine son verme kararını Bakanlığa bildirdiği tarihten itibaren hizmet sağlayamaz.

(5) Faaliyetine son veren veya verilen MTHS’ler, oluşturdukları arşivi derhal hizmet verdiği şirketlere devreder.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Son Hükümler

İnternet sitesi yükümlülüğünün yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan şirketler

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulmuş şirketlerin, 1/7/2013 tarihinden itibaren üç ay içinde internet sitesi açmaları ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülemeleri gerekir. İnternet sitesi var olan şirketlerin ise, aynı süre içerisinde sitelerinin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemeleri gerekir.

Yürürlük

MADDE 17 – (1) Bu Yönetmelik 1/7/2013 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (2013/4763)

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 30 Mayıs 2013 - 8:51

30 Mayıs 2013 PERŞEMBE
Resmî Gazete
Sayı : 28662

BAKANLAR KURULU KARARI

Karar Sayısı : 2013/4763
Ekli “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar”ın yürürlüğe konulması; Ekonomi Bakanlığının 20/5/2013 tarihli ve 35376 sayılı yazısı üzerine, 14/5/1964 tarihli ve 474 sayılı Kanunun 2 nci, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Kanunun ek 3 üncü, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun ek 2 nci, 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Kanunun 13 üncü ve geçici 30 uncu, 3/6/2011 tarihli ve 637 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11 inci ve 26 ncı maddeleri ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 27/5/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Abdullah GÜL
CUMHURBAŞKANI

YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI HAKKINDA KARARDA

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KARAR

MADDE 1 – 15/6/2012 tarihli ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın EK-4 sayılı ve “TEŞVİK EDİLMEYECEK VEYA TEŞVİKİ BELİRLİ ŞARTLARA BAĞLI YATIRIM KONULARI” başlıklı ekinin l/B/6 sırası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 – Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Karar hükümlerini Ekonomi Bakanı yürütür.

 

Bakanlar Kurulu Kararının Yayımlandığı Resmî Gazetenin

Tarihi

Sayısı

19/6/2012

28328

Bakanlar Kurulu Kararında Değişiklik Yapan Düzenlemelerin Yayımlandığı Resmî Gazetelerin

Tarihi

Sayısı

13/10/2012

28440

15/2/2013

28560

Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 30 Mayıs 2013 - 8:49

29 Mayıs 2013 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 28661 (Mükerrer)

TEBLİĞ

Mesleki Yeterlilik Kurumundan:

ULUSAL MESLEK STANDARTLARINA DAİR TEBLİĞ

Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı; bu tebliğin eklerini oluşturan yirmi beş meslek standardının yürürlüğe konulmasını sağlamaktır.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 21/9/2006 tarihli ve 5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanununun 21 inci maddesi ile 5/10/2007 tarihli ve 26664 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ulusal Meslek Standartlarının Hazırlanması Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Yürürlük
MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 4 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanı yürütür.

 

EKLER:

1 – Sigorta Acentesi Teknik Personeli (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı

2 – Sigorta Brokeri Teknik Personeli (Seviye 5) Ulusal Meslek Standardı

3 – Sigorta Brokeri Teknik Personeli (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı

4 – Bireysel Emeklilik Aracısı (Seviye 5) Ulusal Meslek Standardı

5 – Sigorta Şirketi Teknik Personeli (Seviye 5)  Ulusal Meslek Standardı

6 – Sigorta Şirketi Teknik Personeli (Seviye 6)  Ulusal Meslek Standardı

7 – Sigorta Şirketi Hasar/Tazminat Personeli (Seviye 5)  Ulusal Meslek Standardı

8 – Sigorta Şirketi Hasar/Tazminat Personeli (Seviye 6)  Ulusal Meslek Standardı

9 – Bireysel Isıtma Tesisatçısı (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı

10 – Hava Kanalı Montaj ve İmalatçısı (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı

11 – Mekanik Tesisat Yalıtımcısı (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı

12 – Merkezi Isıtma Tesisatçısı (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı

13 – Sıhhi Tesisat Bakım ve Onarım Servis Elemanı (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı

14 – Sıhhi Tesisat Uzmanı (Seviye 5) Ulusal Meslek Standardı

15 – Sıhhi Tesisat ve Isıtma Sistemleri Ayar ve Test Uzmanı (Seviye 5) Ulusal Meslek Standardı

16 – Sıhhi Tesisatçı (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı

17 – Serigrafi Baskı Operatörü (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı

18 – Serigrafi Baskı Operatörü (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı

19 – Sürekli Form Ofset Baskı Operatörü (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı

20 – Sürekli Form Ofset Baskı Operatörü (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı

21 – P.V.C. Doğrama Montajcısı (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı

22 – Örtü Tipi Çatı Kaplamacısı (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı

23 – Anketör (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı

24 – Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı

25 – Çağrı Merkezi Takım Lideri (Seviye 5) Ulusal Meslek Standardı

 

50 bin emekliye 500 lira zam! – 29 Mayıs 2013

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 29 Mayıs 2013 - 12:51

Başlığı okuyunca ‘Acaba emekliler için yeni bir intibak çalışması mı var’ diye düşünebilirsiniz. Hayır, yeni bir intibak yok ama bazı memur ve memur emeklileri için aylıklarında 500 lira artış getiren bir düzenleme var. Yani SSK ve Bağ-Kur emeklileri yazının geri kalanını okumayabilirler.

Devlet Memurları Kanunu kapsamında Meclis’te kabul edilen değişikliğe göre, daire başkanlarının ek göstergeleri 3000’den 3600’e yükseltildi. Aslında bazı daire başkanları zaten yüksek ek göstergeye sahipti, başkanlık, genel müdürlük, üniversite daire başkanları ile bazı grup müdürleri de bunlara eklenmiş oldu. Bu düzenleme, kapsama giren daire başkanlarının bundan sonra yaklaşık 500 lira daha fazla emekli aylığı almaları anlamına geliyor.

Emekliler de yararlanacak

Yapılan değişiklik sadece şu an görevde bulunan daire başkanlarına değil daire başkanlığı yapmış emekli memurlara da yansıyacak. (5510/Geçici 4. Md. Gereği.) Geçmiş yıllarda özelleştirilen ve her biri genel müdürlük olan KİT’lerden emekli başkanlar da dikkate alındığında, zamdan yararlanacak emekli, dul ve yetim sayısının 50 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Emeklinin kendisine 500 liranın tamamı yansırken, dul ve yetimlere hisseleri oranında artış yapılacak.

Ayrıca Milli Güvenlik Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı grup müdürleri de bu düzenlemeden yararlanabilecek. Yapılan değişiklik emekli daire başkanlarının maaşını 500 lira artırırken, çalışmakta olanların maaşını 64 lira düşürecek. Zira düzenlemeyle birlikte maaştan yapılan emeklilik keseneğinde bir miktar artış yaşanacak. Başkanlık, genel müdürlük ve üniversite daire başkanları gösterge artışından yararlanırken, belediyelerde görevli daire başkanları kapsam dışında kaldı. Meclis’te kabul edilen değişiklik, cumhurbaşkanının onayıyla yürürlüğe girecek.

Halanız üç maaşı da alabilir

Soru: Sadettin Bey, halam 1941 doğumlu. Kendisi de eşi de Bağ-Kur emeklisi. Eşini bir hafta önce kaybetti. Acaba halam vefat eden eşinin maaşından faydalanabilecek mi? Ayrıca halamın babası da Emekli Sandığı’ndan emekliymiş. Onun maaşını da alabilir mi? Samet O.

Cevap: Değerli okurum, halanız hem kendi maaşını hem de evlenmediği sürece eşinden dul aylığı alabilir. Kendisi Emekli Sandığı emeklisi olmadığı için ayrıca babasından da yetim aylığı alabilir. Yani halanız tekrar evlenmediği takdirde üç aylığı da bir arada alabilir. Evlenirse dul ve yetim aylıkları kesilir sadece kendi emekli aylığını alabilir.

Kendiniz hesaplayabilirsiniz

Soru: Sadettin Bey, annem 1967 doğumlu, 1992’de SSK’lı olmuş ve bir sene çalışmış. 1995’te evlendi ve iki çocuğu var. Son iki senedir de tarım (Ek-5) sigortası ödüyor. Annem doğum borçlanması yapabilir mi? Emeklilik yaşı nedir? Enes T.

Cevap: Değerli okurum, anneniz doğumlardan önce SSK’lı olduğu için borçlanma yapabilir. İki doğum için toplam dört yıl borçlanarak 1440 gün ödemiş olur. Eğer sigorta başlangıcı 23 Mayıs 1992’den önce ise 48 yaşında 5525 günü doldurarak, bu tarihten sonraysa 49 yaşında 5600 günle emekli olur. EmekliMatik programını kullanarak (sadettinorhan.net/emeklimatik) hem emeklilik tarihini hem de kaç gün doğum borçlanması yapabileceğini kendiniz ücretsiz hesaplayabilirsiniz.

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/50-bin-emekliye-500-lira-zam-yazisi-643943

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6486 Sayılı Kanun)

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 29 Mayıs 2013 - 12:49

29 Mayıs 2013 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 28661

KANUN

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE

BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR KANUN

Kanun No. 6486 Kabul Tarihi: 21/5/2013

MADDE 1 – 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin; birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendine “üçte birinden az olan vatandaşlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile gelir tespiti yapılmaksızın genel sağlık sigortalılığı ya da bakmakla yükümlü olduğu kişi bulunmayan Türk vatandaşlarından 18 yaşını doldurmamış çocuklar” ibaresi, aynı bendin (7) numaralı alt bendine “ücretsiz faydalanan kişiler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile ana ve babası olmayan Türk vatandaşlarından 18 yaşını doldurmamış çocuklar” ibaresi eklenmiş, yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Ülkemizde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrenciler birinci fıkranın (d) bendindeki ve 52 nci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesindeki şartlar aranmaksızın ilk kayıt tarihinden itibaren üç ay içinde talepte bulunmaları hâlinde genel sağlık sigortalısı olurlar. Bu sürede talepte bulunmayanlar hakkında öğrenimleri süresince genel sağlık sigortası hükümleri uygulanmaz. Kendilerince 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının üçte birinin 30 günlük tutarı üzerinden genel sağlık sigortası primi ödenir.”
“8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hükümlerine göre hakkında koruyucu tedbir kararı verilen kişilerden genel sağlık sigortalısı olmayan ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına da girmeyen veya genel sağlık sigortası kapsamında olup sağlık yardımlarından yararlanamayanlar, bu hâllerin devamı süresince gelir tespiti yapılmaksızın birinci fıkranın (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılır.”
MADDE 2 – 5510 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.
“c) (d) bendinde sayılanlar Türkiye’deki yerleşim süresinin bir yılı geçtiği tarihten sonra talepte bulunmaları hâlinde talep tarihini takip eden günden itibaren genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu kişilerin genel sağlık sigortalılığı bu Kanunda belirtilen nedenlerle sona erer.”
“60 ıncı maddenin yedinci fıkrası kapsamında sayılanlardan dilekçeyle Kuruma müracaat edenlerin, talep tarihini takip eden günden itibaren genel sağlık sigortalılığı başlatılır ve öğrenimleri süresince genel sağlık sigortalılıkları devam eder. Bunların genel sağlık sigortalılıkları bu Kanunda belirtilen nedenlerle sona erer.”
MADDE 3 – 5510 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Komisyon; Bakanlık, Maliye, Sağlık ve Kalkınma bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı, üniversite sağlık hizmeti sunucuları ile özel sağlık hizmeti sunucularını temsilen Bakanlıkça belirlenecek birer üye ve Kurumu temsilen iki üye olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur. Komisyon kararlarını salt çoğunluk ile alır. Komisyon kararları Resmî Gazete’de yayımlanır. Komisyonca gerekli görülen hâllerde sağlık hizmetlerinin türlerine göre birden fazla alt komisyon kurulabilir. Komisyonun sekretarya işlemleri Kurumca yerine getirilir.”
MADDE 4 – 5510 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde geçen “bir” ibaresi “iki” şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
“Ancak yükseköğretim kurumlarına ait sağlık hizmeti sunucularında öğretim üyeleri tarafından mesai saatleri dışında bizzat verilen sağlık hizmetleri için Kurumca belirlenmiş sağlık hizmetleri bedelinin, poliklinik muayenelerinde bir katını, diğer hizmetlerde yüzde ellisini geçmemek üzere, üniversite yönetim kurulu kararıyla öğretim üyelerinin unvanları itibarıyla belirlenen miktarda ilave ücret alınabilir. Ancak alınacak ilave ücret bir defada asgari ücretin iki katını geçemez. Bu oranları bir katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Kurum bu fıkra kapsamında ilave ücret alınamayacak sağlık hizmetlerini belirlemeye yetkilidir.”
MADDE 5 – 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin yedinci cümlesi ile son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı fıkraya aşağıdaki bent, aynı maddeye birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“i) Özel sektör işverenlerinin yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak yurt içinden götürülen sigortalılar için, bu maddenin (f) bendine göre prime esas kazanç üzerinden ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. Bu bent hükümlerinden faydalanabilmek için; çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak işverenler tarafından bu Kanun uyarınca verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma verilmesi, bu sigortalılara ilişkin olarak yatırılması gereken sigorta primi tutarlarının Hazinece karşılanmayan kısmının yasal süresi içinde işverenlerce ödenmiş olması ve bu işverenlerin Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ettiren ve taksitlendiren işverenler ile taksitlendirme ve yapılandırma kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu bent hükmünden yararlandırılır. 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri; 2886 sayılı Kanun ve 4734 sayılı Kanun hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri, 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri; ek 2 nci madde kapsamında uygulanan teşvikten yararlanan işyerleri ile sosyal güvenlik destek primine tabi tutulmak suretiyle çalışanlar hakkında bu bent hükümleri uygulanmaz. Hazineden karşılanan prim tutarları, işverenler bakımından gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.”
“On ve üzerinde sigortalı çalıştıran işyerlerine uygulanmak üzere, birinci fıkranın (ı) bendinde belirtilen ve Hazinece karşılanan puana, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden altı puana kadar ilave puan eklemeye, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksini dikkate almak suretiyle ilave puan uygulanacak illeri ve uygulama süresini belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.”
“Yapılan kontrol ve denetimlerde, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığının tespit edilmesi hâlinde, işverenler bir yıl süreyle bu maddeyle sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz. Bu madde kapsamındaki teşvikten yersiz olarak faydalanıldığının tespiti hâlinde, yararlanılan teşvik tutarı işverenden gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir.”
MADDE 6 – 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 49 – 97 nci maddenin yedinci fıkrası gereğince, sağlık hizmet sunucularının sunmuş oldukları hizmetlere ilişkin olarak 16/1/2012 tarihinden önce Kuruma teslim ettikleri fatura ve eki belgelerden, teslim tarihinden itibaren üç ay içinde incelenemediği için avansı kapatılamayan fatura ve eki belgelerin, bu süreden sonraki dönemde yapılan incelemesi sonucunda sağlık hizmet sunucusuna yersiz ödeme yapıldığının tespit edilmesi hâlinde, tespit edilen yersiz ödeme tutarı için kanuni faiz tahakkuk ettirilmez.
Bu maddenin yürürlük tarihinden önce, sağlık hizmet sunucuları tarafından 16/1/2012 tarihinden önce Kuruma teslim edilen fatura ve eki belgelerden dolayı Kurumca tahakkuk ettirilen faizle ilgili dava konusu edilen faiz tutarları, davacının davasından feragat etmesi hâlinde terkin edilir.
Bu madde kapsamına giren fiiller için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce uygulanmış faize ilişkin tahsil edilen tutarlar iade ve mahsup edilmez.”
MADDE 7 – 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 50 – Bu maddenin yayımı tarihinde ilk kaydını yaptırmış olup öğrenimlerine devam eden yabancı uyruklu öğrencilerden, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde başvuru yapanlar genel sağlık sigortası kapsamına alınırlar.”
MADDE 8 – 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “bir ay” ibaresi “iki ay” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 9 – 19/9/2006 tarihli ve 5543 sayılı İskân Kanununun geçici 4 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Mülkiyeti Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait olan ve Şanlıurfa İli, Ceylanpınar İlçesi, Merkez ve Gümüşsu mevkiilerinde bulunan, ada ve parsel numaraları ile yüzölçümleri ekli (1) sayılı listede belirtilen toplam 141.793.751 metrekare yüzölçümlü taşınmazlardan hak sahipliği Şanlıurfa Valiliğince geçici 4 üncü maddenin birinci fıkrasına göre 2007 yılında tespit edilmiş göçer ailelerinin iskânı için gerekli olan kısımları ayrılarak bedelsiz olarak tapuda Hazine adına tescil edilir ve bu taşınmazlar bu madde kapsamında değerlendirilmek üzere Maliye Bakanlığınca, Bakanlığa tahsis edilir. Tescil işlemleri ve bunlara bağlı tamamlayıcı nitelikteki tüm işlemler her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır. Hak sahiplerinin iskânı için belirlenen arazide 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile getirilen sınırlamalara uymak şartıyla tüm ifraz, tevhid ve bunlara bağlı gerekli her türlü işlemler Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yerine getirilir. Ekli (1) sayılı listede ada ve parselleri belirtilen taşınmazlardan, arazi sınırını belirleyen DSİ Mardin Sulama Kanalının böldüğü parsellere ilişkin ada ve parsel numaraları ile alanlar, ifraz işleminden sonra kesinleşir.”
“(4) Hak sahibi ailelere iskânen verilecek taşınmazların teslimini takiben üç ay içinde, göçer ailelerin bulundukları eski arazilerin üzerinde bulunan ev, baraka, ahır ve benzeri yapı ve müştemilatı valilikçe yıktırılarak bu araziler Ceylanpınar Tarım İşletmeleri Müdürlüğü yetkililerine teslim edilir.”
MADDE 10 – 19/11/1992 tarihli ve 3843 sayılı Yükseköğretim Kurumlarında İkili Öğretim Yapılması, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanunun 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 12 – Yükseköğretim kurumlarının ikinci öğretim yapan birimlerinde görevli öğretim elemanları ile idari personele yasal çalışma saati bitiminden sonra fiilen yaptıkları fazla çalışma süreleri için saat ücreti ödenir. Yapılacak fazla çalışmanın aylık saati ile ödenecek ücretin miktarı, Yükseköğretim Kurulunun görüşü, Millî Eğitim Bakanlığının teklifi üzerine her yıl bütçe kanunu ile belirlenen saat başı fazla çalışma ücretinin üç katını aşmayacak şekilde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
Ancak, öğretim elemanlarına aynı süre için ek ders ücreti ile birlikte fazla çalışma ücreti ödenmez.
Öğretim elemanlarına ödenecek ek ders ve sınav ücretleri ile personele ödenecek fazla çalışma ücretlerinin toplamı, toplanan ikinci öğretim ücretlerinin %70’ini aşamaz.”
MADDE 11 – 20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa bağlı “K” işaretli cetvelin “III. FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ” başlıklı bölümünün “(A) Saat Başı Fazla Çalışma Ücreti” kısmının 1 inci maddesinde yer alan “hariç olmak üzere” ibaresi “dâhil olmak üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 12 – 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 3 – 23/6/1997 tarihinden önce kamu yatırım programına alınmış olup, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya üretim veya işletmeye başlamış olan projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesisler Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır.”
MADDE 13 – 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 85 – Gerçek veya tüzel kişilerce, 15/4/2013 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, 31/7/2013 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyette bulunan bankalara veya 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca faaliyette bulunan aracı kurumlara bildirilir ya da vergi dairelerine beyan edilir.
Birinci fıkrada sayılan kıymetler, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihini takip eden ay sonuna kadar kanuni defterlere kaydedilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunur, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi hâlinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz.
Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenir.
Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler. Bu fıkra ile üçüncü fıkraya göre ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez.
Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları uyarınca gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu madde kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi hâlinde mahsup edilecek matrah tutarı, %18 katma değer vergisi oranı dikkate alınarak hesaplanır.
Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi veya bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilememesi nedeniyle mahsup imkânından yararlanılamaması, vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez.
Bildirim ve beyana konu edilen varlıklarla ilgili olarak 213 sayılı Kanunun amortismanlara ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bu varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.
Bildirildiği veya beyan edildiği hâlde, 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğu kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar dolayısıyla beşinci fıkra hükmünden yararlanılamaz.
Bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi takip eden ay sonuna kadar Türkiye’ye getirilmeyen veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları dolayısıyla beşinci fıkra hükmünden yararlanılamaz.
Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların;
a) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları,
b) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları,
c) Yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançları,
31/10/2013 tarihine kadar elde edilenler de dâhil olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/12/2013 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi kaydıyla gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır.
Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazançları, 31/12/2013 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması kaydıyla gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.
Bildirim ve beyan süresi sona erdikten sonra bildirim veya beyanlara ilişkin düzeltme yapılamaz.
İlgili kurum ve kuruluşlar, gerçek veya tüzel kişilerin bu madde uyarınca yapılacak işlemlere ilişkin taleplerini yerine getirmeye mecburdurlar.
Bu maddede yer alan bildirim ve beyan sürelerini izleyen üçüncü ayın sonuna kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Bu madde uyarınca verilmesi gereken beyannamelerin şekil, içerik ve ekleri ile verileceği yeri ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Bu maddenin uygulamasında kanaat verici belge: Devlet tarafından veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri; banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar ile posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerini, 213 sayılı Kanunun İkinci Kitabının Üçüncü Kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa ilgili ülkenin Türk menfaatini koruyan aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeleri ifade eder.”
MADDE 14 – Bu Kanunun;
a) 5 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesine eklenen (i) bendi yayımını takip eden ayın başında,
b) 5 inci maddesinin diğer hükümleri ile 11 inci maddesi 1/1/2013 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
c) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
MADDE 15 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
28/5/2013

Liste için tıklayınız.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/35)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2013-32/43)

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 29 Mayıs 2013 - 12:48

29 Mayıs 2013 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 28661

TEBLİĞ

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı)’tan:

TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARA

İLİŞKİN TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2008-32/35)’DE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

(TEBLİĞ NO: 2013-32/43)

MADDE 1 – 29/5/2008 tarihli ve 26890 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/35)’in 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 3 – (1) Bankalar Türkiye’de ve yurt dışında yerleşik gerçek ve tüzel kişiler adına vadeli veya vadesiz olarak altın, gümüş ve platin depo hesabı açabilirler. Bu hesaplar, altın, gümüş ve platinin fiziken teslimi, yurtiçi ya da yurtdışı banka hesaplarından transferi veya bankalarca satış yapılmak suretiyle açılabilir.

(2) Altın, gümüş ve platinin yurt içindeki ve yurt dışındaki bankalar nezdinde bulunan depo hesapları arasında altın için 1000/1000, gümüş ve platin için 100/100 saflığa göre elektronik olarak transferi mümkündür.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 5 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Muhasebeleştirme, faiz ve kâr payına esas tutar

MADDE 5 – (1) Altın, gümüş ve platin depo hesapları açıldığı saflığa tekabül eden gram karşılığı ile muhasebeleştirilir. Müşteriye verilen hesap cüzdanında ve alım satım belgesinde, depo hesabındaki tutarın, altın için 995/1000 ve 1000/1000, gümüş ve platin için 100/100 saflığa göre dönüşüm yapılarak belirtilmesi gereklidir.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin 6 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Faiz veya kâr payı ödemeleri

MADDE 6 – (1) Depo hesapları için bankalarca tespit edilecek oranlar üzerinden tahakkuk ettirilecek faiz veya kâr payları, hesaplarda altın, gümüş veya platin olarak izlenir. Faiz veya kâr payı ödemeleri altın, gümüş, platin veya bunların ödeme günündeki karşılığı Türk Lirası veya döviz cinsinden yapılabilir.”

MADDE 4 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 27 Mayıs 2013 - 8:16

26 Mayıs 2013 PAZAR
Resmî Gazete
Sayı : 28658

TEBLİĞ

Başbakan Yardımcılığı (Hazine Müsteşarlığı)’ndan:

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI

A. SİGORTANIN KAPSAMI

A.1. Sigortanın Konusu

Bu sigorta sözleşmesi ile sigortalının poliçede belirtilen ve ilgili taraflarca konusu tarif edilerek sınırları çizilen mesleki faaliyeti ifa ederken;

a) Sözleşme süresi içinde meydana gelen olay sonucu doğan ve sorumluluk hükümleri uyarınca tazmini sözleşme süresi içinde ya da sonrasında talep edilen zararlara karşı veya

b) Sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı ileri sürülebilecek taleplere karşı,

sözleşmede belirtilen miktara kadar isteme ilişkin makul giderleri de içerecek şekilde teminat verilir. Taraflar, (a) ve (b) bentlerinden birini içerecek şekilde sözleşme yapabilecekleri gibi, her ikisini içerecek şekilde de sözleşme yapabilir.

Sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, sözleşmede aksine hüküm yoksa bu sigorta, sigortalının temsilcisi ile işletmenin veya işletmenin bir kısmının yönetiminde, denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da karşılar.

A.2. Sigortanın Coğrafi Sınırı

Bu sigorta, sigortalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ifa ettiği mesleki faaliyetler için geçerlidir; ancak, taraflar sigortalının yurtdışında yürüteceği mesleki faaliyetlerin de sigorta kapsamına alınmasını kararlaştırabilir.

A.3. Teminat Dışında Kalan Haller

Aşağıdaki hâller teminat kapsamı dışındadır:

a) Sigortalının, poliçede belirlenmiş ve sınırları hukuk kuralları veya etik kurallar ile tespit edilen mesleki faaliyeti dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri,

b) Mesleki faaliyetin ifası sırasında sigortalı tarafından kasten sebep olunan her tür olay ile davranışları,

c) Sigortalı veya çalıştırdığı kişilerin, poliçede belirtilen mesleki faaliyeti ifa ederken alkol, uyuşturucu ya da narkotik maddelerin tesiri altında bulunması sonucunda meydana gelen olaylar.

A.4. Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Haller, Tazminat Talepleri ve Ödemeler

A.4.1 Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Haller

a) Herhangi bir bilgisayar esaslı veya elektronik ortamda saklanabilir, yazılı, basılmış veya herhangi bir yöntem ile (veya benzer bir şekilde) tekrar çoğaltılmış olsun veya olmasın her tür belge kaybı veya sigortalının bakım, gözetim ve kontrolüne verilmiş bilgi ve malzemenin kaybı veya imha edilmesi;

b) Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri haricinde bir mahkemede açılan tazminat davaları ve tahkim;

c) Her türlü haksız rekabet.

A.4.2 Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Tazminat Talepleri

a) Her tür patent, telif hakkı ile ticaret unvanı, marka ve benzeri fikrî mülkiyet hak ihlallerinden kaynaklanan tazminat talepleri;

b) Sigortalının mesleki faaliyeti ifası sırasında anne, baba, kardeş, eş ve çocuklarına karşı sorumluluğundan doğan tazminat talepleri;

c) Her türlü çevre kirliliğinden doğrudan veya dolaylı olarak doğan sorumluluklar nedeniyle yapılan tazminat talepleri;

ç) Niteliği ne olursa olsun aşağıdaki hâllerden doğrudan veya dolaylı olarak kaynaklanacak tazminat talepleri:

aa) Herhangi bir nükleer yakıttan veya nükleer yakıtın yanması sonucu meydana gelen nükleer atıklardan kaynaklanan iyonize ışınımlar veya kirlilik,

bb) Radyoaktif, zehirli, patlayıcı veya herhangi bir patlayıcı nükleer bileşim veya bunun nükleer bir parçasının tehlikeli özellikleri,

cc) Diethylstilbesterol (DES), dioxin, urea formaldehyde, asbest, asbestli ürünler veya asbest içeren ürünlerin varlığından, üretiminden, elleçlenmesinden, işlenmesinden, satış, dağıtım, depolama, bırakılma veya kullanımından kaynaklanan her tür hastalık (kanser dahil) veya asbestten kaynaklanan bütün tazminat talepleri.

d) Bir sözleşmenin ifasına veya özel bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının yasal sorumluluk ölçüsünü aşan her tür talepleri;

e) Manevi tazminat talepleri.

A.4.3 Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Ödemeler

a) İdarî ve adlî para cezaları dahil her tür ceza ve cezai şartlar;

b) Sigortalının iflasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek her tür zarar;

c) Sigortalının aleyhine cezai takibata geçilmesi hâlinde, bu takibattan doğan diğer bilumum masraflar;

ç) İsteme ilişkin sigorta bedelini aşan giderler.

A.5. Sigortanın Başlangıcı ve Sonu

Sigorta, poliçede başlama ve sona erme tarihleri olarak yazılan günlerde, aksi kararlaştırılmadıkça, Türkiye saati ile öğlen saat 12.00’de başlar ve öğlen saat 12.00’de sona erer.

B. ZARAR VE TAZMİNAT

B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi

Sözleşmenin;

– A.1.’in (a) bendinde belirtilen şekilde yapılması hâlinde, sigortalının, sözleşme süresi içinde yürüttüğü mesleki faaliyeti dolayısıyla, gerek sözleşme dönemi gerekse sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl içinde başkalarının zarara uğraması sonucunda,

– A.1.’in (b) bendinde belirtilen şekilde yapılması hâlinde bir yıldan az olmamak kaydıyla sözleşme yapılmasından önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olaya bağlı olarak;

a) Sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakatı dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması veya,

b) Sigortacının, sigortalıya ayrıca hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiği mesleki sorumluluk sigortalarında, tebligat ile davanın veya hukuki takibin öğrenilmesiyle,

c) Zararın gerçekleştiğinin ve bu zararın sigortalının sorumluluğundan kaynaklandığının mahkeme tarafından karar altına alınması hallerinde

riziko gerçekleşmiş olur.

B.2. Rizikoya İlişkin Olarak Sigorta Ettirenin ve Sigortalının Yükümlülükleri

Sigortalı ve sigorta ettiren, aşağıdaki hususları yerine getirmekle yükümlüdür:

a) Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirmek,

b) Haberdar olduğu andan itibaren rizikonun gerçekleştiğini, derhal sigortacıya ihbar etmek,

c) Sigorta sözleşmesi yokmuş gibi, imkanları ölçüsünde zararın önlenmesi, azaltılması ve artmasının önlenmesi için gerekli her türlü önlemi almak ve bu amaçla sigortacı tarafından verilecek mesleki faaliyet dışındaki sigortacılıkla ilgili makul talimatlara uymak,

ç) Sigortacının talebi üzerine, olayın ve zararın nedeni ile hangi hâl ve şartlar altında gerçekleştiğinin ve sonuçlarının tespitine; tazminat yükümlülüğü ve miktarı ile rücu hakkının kullanılmasına yarayacak, elde edilmesi mümkün bilgi ve belgeleri makul sürede vermek,

d) Zarardan dolayı, dava yolu ile veya başka yollarla bir tazminat talebi karşısında kaldığı veya aleyhine cezai kovuşturmaya geçildiği hâllerde, durumdan sigortacıyı derhal haberdar etmek ve tazminat talebine ve cezai kovuşturmaya ilişkin olarak almış olduğu ihbarname, davetiye ve benzeri tüm belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermek,

e) Sigorta konusu ile ilgili başka sigorta sözleşmesi varsa bunları sigortacıya bildirmek.

B.3. Rizikoya İlişkin Olarak Sigortacının Hak, Borç ve Yükümlülükleri

B.3.1. Giderlerin Ödenmesi

Sigortacı, zararı önleme, azaltma, artmasına engel olma ve rücu haklarının korunmasına yönelik sigortalının yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından ayrı olarak tazmin eder. Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutarı avans olarak ödemek zorundadır.

B.3.2. Tazminata İlişkin Avans Verilmesi

Sigortacı, sigortalının talebi üzerine, tazminat talebine ilişkin giderler için avans vermek zorundadır.

B.3.3. Tazminatın Ödenmesi

Rizikonun gerçekleşmesi hâlinde, özel durumlar hariç olmak üzere, hangi belgelerin istenileceği poliçe ekinde açık ve anlaşılır şekilde yer almak zorundadır.

Sigorta tazminatı, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmasından kırkbeş gün sonra muaccel olur. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmişse süre işlemez.

Araştırmalar, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmasından ya da zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurmasından başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının en az yüzde ellisini avans olarak öder.

Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.

Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir.

Zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde sigortacının sorumluluğu sona erer.

B.3.4. Sigortalıya Yardım

Sigortacı, sigortalı tarafından usulüne uygun olarak bildirimde bulunulması ya da zarar gören tarafından kendisine doğrudan talepte bulunulmasından itibaren beş gün içinde, zarara uğrayanın istemleriyle ilgili olarak ve sigortalının adına, fakat sorumluluk ve tüm giderler kendisine ait olmak üzere, gerekli hukuki işlemlerin gerçekleştirilip, kararların alınmasını ve ayrıca savunmaya yardımda bulunmayı üstlenip üstlenmeyeceğini sigortalıya bildirir. Bu sürenin sonuna kadar yapılması zorunlu işlemleri sigortalı yürütür. Sigortacı yaptığı işlemlerde sigortalının hak ve menfaatlerini gözetir.

Sigortacı bildirimde bulunmamışsa, sigortalı aleyhine kesinleşen tazminatı öder. Ancak, sigortalının sigortacının onayını almadan yaptığı sulh sözleşmesi, bildirimden itibaren onbeş gün içinde onay verilmemişse, sigortacıya karşı geçersizdir; sigortacı haklı olmayan sebeplerle sulhe onay vermekten kaçınamaz.

B.3.5. Sigortacının Zarar Görenden Bilgi Alma Hakkı

Sigortacı, zarara sebep olan olayın ve zarar miktarının belirlenmesi amacıyla, zarar görenden bilgi isteyebilir. Zarar gören, sağlanması ihtimali bulunan ve istenilmesi haklı görülebilecek ilgili tüm belgeleri sigortacıya vermek zorundadır. Zarar görenin bu zorunluluğa uymaması hâlinde, durumun zarar görene yazılı bildirilmiş olması kaydıyla, sigortacının sorumluluğu, zorunluluk yerine getirilmiş olsaydı ödemek zorunda kalacağı miktarla sınırlıdır.

B.4. Halefiyet

Sigortacı, ödediği tazminat tutarınca, hukuken sigortalının yerine geçer.

B.5. Doğrudan Dava Hakkı

Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir.

C. ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER

C.1. Sigorta Priminin Ödenmesi ve Sigortacının Sorumluluğunun Başlaması

Sigortacının sorumluluğu, primin ödenmesi ile başlar. Aksi kararlaştırılmadıkça, primin ödenmemesi hâlinde, poliçe teslim edilmiş olsa dahi sigortacının sorumluluğu başlamaz ve bu şart poliçeye yazılır.

C.2. Sigortalı ve Sigorta Ettirenin Sözleşme Yapıldığı Sırada Beyan Yükümlülüğü

Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.

Sigortacı sigorta ettirene, soru listesi vermişse, listedeki sorular dışındaki hususlarda sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötü niyetle saklamış olsun.

Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı onbeş gün içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. Ancak, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir.

Sigortacı, cayma hakkının kullanılmasından açıkça veya zımnen vazgeçmişse veya caymaya yol açan ihlale kendisi sebebiyet vermişse ya da sorularından bazıları cevapsız bırakıldığı hâlde sözleşmeyi yapmışsa sözleşmeden cayamaz.

Cayma hâlinde, sigorta ettiren kasıtlı ise, sigortacı rizikoyu taşıdığı süreye ait primlere hak kazanır.

Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını öder.

C.3. Sözleşmenin Devamı Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü

Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat tutarının artmasını etkileyici davranış ve işlemlerde bulunamaz.

Sigorta ettiren veya onun izniyle başkası, rizikonun gerçekleşme ihtimalini artırıcı veya mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerde bulunursa yahut sözleşme yapılırken açıkça riziko ağırlaşması olarak kabul edilmiş bulunan hususlardan biri gerçekleşirse derhâl; bu işlemler bilgisi dışında yapılmışsa, bu hususu öğrendiği tarihten itibaren en geç on gün içinde durumu sigortacıya bildirir.

Sigortacı sözleşmenin süresi içinde, rizikonun gerçekleşmesi veya mevcut durumun ağırlaşması ihtimalini ya da sözleşmede riziko ağırlaşması olarak kabul edilebilecek olayların varlığını öğrendiği takdirde, bu tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeyi feshedebilir veya prim farkı isteyebilir. Farkın on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşme feshedilmiş sayılır. Meğer ki, rizikonun artmasına, sigortacının menfaatiyle ilişkili bir husus ya da sigortacının sorumlu olduğu bir olay veya insanî bir görevin yerine getirilmesi sebep olmasın.

Sigortacı, rizikonun gerçekleşmesinden önce, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğini öğrenince, birinci fıkraya göre sözleşmeyi feshetse bile, değişikliğin meydana geldiği sigorta dönemine ait prime hak kazanır.

Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre, tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı hâlinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını öder.

Sigortacı, rizikonun gerçekleşmesinden önce, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğini öğrenince, sözleşmeyi feshetse bile, değişikliğin meydana geldiği sigorta dönemine ait prime hak kazanır.

Sigortacıya tanınan feshin bildirim süresi veya feshin hüküm ifade etmesi için verilen süre içinde, yapılan değişiklikle bağlantılı olarak rizikonun gerçekleşmesi hâlinde, sigorta tazminatı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oran dikkate alınarak hesaplanır.

C.4. Sigorta Ettirenin ve Sigortalının Durumu

Sigorta ettirenin bilgisine ve davranışına hukuki sonuç bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması şartı ile sigortalının bilgisi ve davranışı da dikkate alınır.

C.5. Tebliğ ve İhbarlar

Sigortalının ve sigorta ettirenin bildirimleri, sigorta şirketinin merkezine veya sigorta sözleşmesi yapan ya da yapılmasına aracılık eden acenteye yapılır.

Sigortacının bildirimleri de sigortalıya karşı yapılacaksa sigortalının, sigorta ettirene karşı yapılacaksa sigorta ettirenin son bildirilen adresine noter eliyle veya taahhütlü mektupla yapılır.

Taraflara imza karşılığı elden verilen mektup veya telgrafla yapılan bildirimler de taahhütlü mektup hükmündedir.

Güvenli elektronik imza kullanılarak elektronik ortamda yapılan ve sigortacıya, sigortalıya ve sigorta ettirene ulaştığı kanıtlanabilen bildirimler de geçerli sayılır.

C.6. Sigorta Sözleşmesinin Son Bulması

Sigorta sözleşmesi; poliçede tanımlanan mesleki faaliyete son verilmesi, sigortacının iflası, sözleşmenin feshi ve sözleşmeden cayılma hâllerinde son bulur.

Mevzuattan kaynaklanan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin son bulması durumunda işlemeyen günlere ait prim sigorta ettirene iade olunur.

C.7. Özel Fesih Nedenleri

Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce, kararlaştırılmış primin yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabilir.

Sigortacının, konkordato ilan etmesi, ilgili sigorta dalına ilişkin ruhsatının iptal edilmesi veya sözleşme yapma yetkisinin kaldırılması gibi hâllerde; sigorta ettiren, bu olguları öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sigorta sözleşmesini feshedebilir.

Sigorta ettiren, aciz hâline düşen veya hakkında yapılan takip semeresiz kalan sigortacıdan, taahhüdünün yerine getirileceğine ilişkin teminat isteyebilir. Bu istemden itibaren bir hafta içinde teminat verilmemiş ise sigorta ettiren sözleşmeyi feshedebilir.

C.8. Ticari ve Mesleki Sırların Saklı Tutulması

Sigortacı ve sigortacı adına hareket edenler bu sözleşmenin yapılması dolayısıyla sigortalıya ve sigorta ettirene ilişkin öğreneceği sırların saklı tutulmamasından doğacak zararlardan sorumludur.

C.9. Zamanaşımı

Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve sigorta tazminatına ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

C.10. Klozlar ve Özel Şartlar

Bu genel şartların eki niteliğindeki klozlar genel şartlara göre özel düzenlemeler içerebilir. Taraflar, sigorta ettiren ve sigortalının aleyhine olmamak üzere özel şartlar kararlaştırabilir.

KLOZLAR
MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI HEKİM MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI KLOZU

I. Kapsam

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına bağlı olarak verilen bu kloz ile sigortacı, sözleşmedeki şartlara tabi olmak kaydı ile sigortalının poliçede konusu belirlenmiş mesleki faaliyeti ifa ederken neden olduğu zarar dolayısıyla ödemek zorunda kaldığı veya kalacağı tazminat tutarları ile kararlaştırılmışsa yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini poliçede yazılı limitler dahilinde temin eder.

Her tür manevi tazminat talepleri, poliçede belirlenen teminat limitlerinin içinde kalmak ve bu teminat limitinin en fazla yarısıyla sınırlı olmak kaydıyla teminat kapsamındadır. Sigortacının, teminat verdiği dönem içinde karşılaştığı tüm taleplerle ilgili sorumluluğu poliçede belirtilen tazminat limitini aşamaz.

II. Teminat Dışında Kalan Tazminat Talepleri

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.3. Teminat Dışında Kalan Haller” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla;

1. Ruhsatlı bir sağlık kurum veya kuruluşunda ve acil haller dışında yapılmadığı ve usulünce yetki verilmiş bir anestezi uzmanı gözetimi altında olmadığı sürece, diş hekimleri ve cerrahlar tarafından genel anestezi uygulanmasından kaynaklanan tazminat talepleri,

2. İlk yardım ve acil müdahale hariç olmak üzere, meslekten geçici yasaklanılan dönem içinde verilen her tür tedavi ve sağlık hizmetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri,

3. İlk yardım veya acil yardım hizmetlerinin sunulduğu yerlerde, yeterli ve gerekli ekipman ile teçhizatın sigortalının kişisel kusuru ile bulundurulmamasından kaynaklanan tazminat talepleri,

4. Tıbbi amaçlı kullanım dışında, radyoaktif, zehirli, patlayıcı veya herhangi bir patlayıcı nükleer bileşim veya bunun nükleer bir parçasının tehlikeli özellikleri sebebiyle talep edilen tazminat talepleri,

5. Tıbbi amaçlı kullanım dışında, diethylstibesterol (DES), dioxin, urea formaldehyde, asbest, asbestli ürünler veya asbest içeren ürünlerin kullanımından kaynaklanan her tür hastalık (kanser dahil) veya asbestten kaynaklanan bütün tazminat talepleri,

teminat dışındadır.

III. Ek Sözleşme ile Teminat Altına Alınabilecek Tazminat Talepleri ve Ödemeler

Manevi tazminata ilişkin düzenleme haricinde Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.4. Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Haller, Tazminat Talepleri ve Ödemeler” maddesi saklı kalmak kaydıyla;

1. Genetik mühendisliği uygulamalarından kaynaklanan tazminat talepleri,

2. Her türlü deney veya araştırmalardan doğan tazminat talepleri,

3. Her tür kan bankası faaliyeti neticesinde doğrudan veya dolaylı olarak meydana gelen tazminat talepleri,

4. Tanı veya tedavi amacı olmaksızın yapılan bütün tıbbi müdahaleler ile plastik cerrahların güzelleştirme amaçlı yaptıkları her tür estetik ameliyattan kaynaklanan tazminat talepleri,

5. Üremeye yardımcı (kısırlık tedavisi) ya da üremeyi önleyici (kısırlaştırıcı tedavi) her tür sağlık hizmetinden kaynaklanan tazminat talepleri,

6. Sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin kasıtlı hareketlerinden kaynaklanabilecek tazminat talepleri,

7. AIDS veya onun patojenleri ya da hepatit A, B veya C’ye bağlı olabilecek yahut onlardan kaynaklanan veya onların katkıları ile oluşan her türlü zarar ile bunların sonucu ortaya çıkan ruhsal rahatsızlıklara bağlı tazminat talepleri,

8. İnsan ve hayvan organları, kanları, hücreleri, her türlü ifrazatı, türevleri, genleri, biosentez ve ilgili mamüllerin denenmesi, değiştirilmesi, elde edilmesi, kazanılması, hazırlanması, işlenmesi, elden geçirilmesi, dağıtımı, depolanması, ikame edilmesi, kullanılmasından kaynaklanan tazminat talepleri,

9. Sigortalıya, bir sağlık kurumunda yönetici veya işletici olması nedeniyle yöneltilen tazminat talepleri,

aksine sözleşme yoksa teminat dışındadır.

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI SERBEST MUHASEBECİ, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİR VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI KLOZU

I. Kapsam

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına bağlı olarak verilen bu kloz ile sigortacı, sözleşmedeki şartlara tabi olmak kaydı ile sigortalının poliçede belirlenmiş mesleki faaliyeti ifa ederken neden olduğu zarar dolayısıyla ödeyeceği tazminat tutarları ile kararlaştırılmışsa;

a) Yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini,

b) Sigortalının müteselsil sorumluluk gereği ödeyeceği SSK primi, vergi, vergi cezası, gecikme zammı ve gecikme faizini,

poliçede yazılı limitler dahilinde temin eder. Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi” maddesinde iki yıl olarak belirlenen süre, bu kloz kapsamındaki mesleki faaliyet için beş yıl olarak uygulanır. Ancak, taraflar daha uzun bir süre kararlaştırabilir.

II. Teminat Dışında Kalan Haller

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.3. Teminat Dışında Kalan Haller” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, ticari veya endüstriyel sırların saklanmaması veya kötüye kullanılması sonucu meydana gelebilecek zararlar teminat dışındadır.

III. Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Tazminat Talepleri

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.4. Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Haller, Tazminat Talepleri ve Ödemeler” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla;

1. Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı dışındaki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek tazminat talepleri,

2. Sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin kasıtlı hareketlerinden kaynaklanabilecek tazminat talepleri,

3. Yasal belgelerin, mevcut yasa ve yönetmeliklerde öngörülen zamanlarda tamamlanmamasından kaynaklanan tazminat talepleri,

4. Yazılım veya donanımla ilgili her türlü görüş veya tavsiyeden kaynaklanan tazminat talepleri,

5. Sigortalının yedi emin veya benzeri sair bir sıfatla yürüttüğü faaliyetlerden kaynaklanan tazminat talepleri,

aksine sözleşme yoksa teminat dışındadır.

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI AVUKATLIK MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI KLOZU

I. Kapsam

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına bağlı olarak verilen bu kloz ile sigortacı, sözleşmedeki şartlara tabi olmak kaydı ile sigortalının poliçede konusu belirlenmiş mesleki faaliyeti ifa ederken görevini gereği gibi yapmamasından, müvekkiline karşı özen borcunu yerine getirmemesinden veya diğer kusurlu davranışlarından doğan zararlar nedeniyle ödemek zorunda kaldığı veya kalacağı tazminat tutarları ile kararlaştırılmışsa yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini poliçede yazılı limitler dahilinde temin eder.

II. Teminat Dışında Kalan Haller

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.3. Teminat Dışında Kalan Haller” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, müvekkille bağlantılı sırların saklanmaması veya kötüye kullanılması sonucu meydana gelebilecek zararlar teminat dışındadır.

III. Ek Sözleşme ile Teminat Altına Alınabilecek Tazminat Talepleri

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.4. Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Haller, Tazminat Talepleri ve Ödemeler” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla;

1. Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı dışındaki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek tazminat talepleri,

2. Sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin kasıtlı hareketlerinden kaynaklanabilecek tazminat talepleri,

3. Yabancı mevzuatın yanlış yorumlanması veya uygulanması ya da bunlara uyulmamasından kaynaklanan tazminat talepleri,

aksine sözleşme yoksa teminat dışındadır.

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI SİGORTA ACENTELERİ MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI KLOZU

I. Kapsam

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına bağlı olarak verilen bu kloz ile sigortacı, sözleşmedeki şartlara tabi olmak kaydı ile sigorta acentesinin mesleki faaliyeti sonucu neden olduğu zarar dolayısıyla ödeyeceği tazminat tutarları ile kararlaştırılmışsa yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini poliçede yazılı limitler dahilinde temin eder.

II. Teminat Dışında Kalan Tazminat Talepleri

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.3. Teminat Dışında Kalan Haller” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla;

1. Mesleki sırların saklanmaması veya kötüye kullanılması nedeniyle ortaya çıkabilecek zararlara ilişkin tazminat talepleri,

2. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde oluşturulan Levhaya kayıtlı olmaksızın veya 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 27 nci maddesi uyarınca meslekten geçici olarak çıkarıldığı süre içinde yürütülen acentelik faaliyetleri nedeniyle doğan zararlara ilişkin tazminat talepleri,

teminat dışındadır.

III. Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Tazminat Talepleri

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.4. Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Haller, Tazminat Talepleri ve Ödemeler” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, sigortalı tarafından, ortaklarına, bağlı şirketlere ve grup şirketlerine verilen acentelik hizmetlerinden doğan tazminat talepleri aksine sözleşme yoksa teminat dışındadır.

C.11. Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

16/3/2006 tarihli ve 26110 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve bu Genel Şartların eklerini oluşturan; 21/9/2006 tarihli ve 26296 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu, 3/5/2007 tarihli ve 26511 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu, 3/2/2009 tarihli ve 27130 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Avukatlık Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu, 1/6/2010 tarihli ve 27598 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Sigorta Acenteleri Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu; bu Genel Şart ve eki Klozların Resmî Gazete’de yayımı tarihinde yürürlükten kalkar.

Anayasa Mahkemesinin E: 2012/95, K: 2013/9 Sayılı Kararı

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 25 Mayıs 2013 - 8:14

25 Mayıs 2013 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28657

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2012/95
Karar Sayısı: 2013/9
Karar Günü: 10.1.2013
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Emine Ülker TARHAN ve Levent GÖK ile birlikte 117 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 7.6.2012 günlü, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nun;
1- 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…turist rehberleri odaları birliklerinin kuruluşuna,…” ibaresinin,
2- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (b) bendinde Birlik tanımında geçen, “Turist rehberleri odaları birliklerini,” ibaresinin,
b- (f) bendinde yer alan “…ve birliklerini…” ibaresinin,
3- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (c) bendinde yer alan “…birliklerin…” ve “…birlikler tarafından…” ibarelerinin,
b- (ç) bendinde yer alan “Birliklerin…” sözcüğünün,
c- (d) bendinde yer alan “Birlikler…” sözcüğünün,
4- 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ilgili birliğin…” ibaresinin,
5- 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…birlikler…” sözcüğünün,
6- 8. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının “Birden fazla meslek birliği kurulabilir.” biçimindeki ikinci cümlesinin,
b- (8) numaralı fıkrasında yer alan “Birlikler,…” sözcüğünün,
7- 10. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasında yer alan “…birliklerin organları…” ibaresinin,
b- (14) numaralı fıkrasında yer alan “…birliklerin ise…” ibaresinin,
8- 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…meslek kuruluşlarının görüşü alınarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan…” ibaresinin,
Anayasa’nın 10., 123., 124. ve 135. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“1) 6326 Sayılı Kanunun 12 nci Maddesindeki “…meslek kuruluşlarının görüşü alınarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan…” İbaresinin Anayasaya Aykırılığı
Anayasanın 135 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir”.
Hükümde sayılan görevlerin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, rehberlik mesleği bakımından ise rehber odaları ve birlikleri tarafından yerine getirileceği ve bu görevlere ilişkin yetkilerin de yine bunlar tarafından kullanılması gerektiği açıktır.
Anayasanın 124 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla da kamu tüzelkişilerine, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisi verilmiştir.
6326 sayılı kanunda aşağıdaki hususların yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür:
– Mesleğe kabulde kurs ve sınavlara ilişkin usul ve esaslar (Md. 3/1/c),
– Mesleğe kabulde sahip olunması gereken yabancı dil yeterlik belgeleri (Md. 3/1/ç),
– Meslek etik ilkeleri (Md. 4/5),
– Turist rehberleri reklam ve tanıtım usul ve esasları (Md. 4/6),
– Disiplin soruşturmasına ilişkin olarak kanunda düzenlenmemiş usul ve esaslar (Md.5/3),
– Taban ücret altında çalışılabilecek sosyal ve kamusal nitelikli turist rehberliği hizmetleri (Md. 6/2),
– Turist rehberliği hizmetleriyle ilgili her türlü denetime ilişkin usul ve esaslar (Md.7/7),
– Birlik kuruluşu kurulmasına ilişkin başvuru usul ve esasları (Md. 8/1),
– Meslek kuruluşlarının genel kurullarının çalışma usul ve esasları (Md. 10/5),
– Meslek kuruluşlarının yönetim kurullarının çalışma usul ve esasları (Md. 10/8),
– Meslek kuruluşlarının denetim kurullarının çalışma usul ve esasları (Md. 10/9/b),
– Birlik disiplin kurulunun görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları (Md. 10/10),
– Meslek kuruluşlarının organ seçimlerine ilişkin olarak kanunda düzenlenmemiş usul ve esaslar (Md. 10/12/e),
– Meslek kuruluşu organlarının üyelerine yapılacak ödemeler (Md. 10/13),
– Turist rehberliği niteliğindeki hizmet veya faaliyetler (Md. 12),
– Meslekte uzmanlık ve ilgili sertifika programlarının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar (Md. 12),
– Turist rehberliği hizmetine yönelik sözleşmelerde bulunması gerekli asgari hususlar (Md. 12),
– Sicil, ruhsatname ve çalışma kartlarına ilişkin hususlar (Md. 12),
– Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar (Md. 12).
20 özel konuda yönetmelikle düzenleme yapılması öngörülmüştür. Hem yönetmelikle düzenlenmeye bırakılmış olan bu özel konuların, hem de 1 inci maddesindeki “turist rehberliği mesleğine kabule, mesleğin icrasına ve turist rehberliği meslek kuruluşlarının kuruluş ve işleyişine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” amacı ile “turist rehberliği mesleğine kabule, meslek içi eğitime ve mesleğin icrasına, turist rehberleri odaları ile turist rehberleri odaları birliklerinin kuruluşuna, organlarının niteliklerine ve seçimlerine, organlık niteliğini yitirme hâl ve usullerine, görev ve yetkilerine, çalışma usullerine, üyeleri ile olan karşılıklı hak ve yükümlülüklerine, gelir ve giderleri ile bütçelerine, Kültür ve Turizm Bakanlığının mesleğe ilişkin görev ve yetkilerine, meslek kuruluşlarıyla iş birliğine ve turist rehberliği meslek kuruluşlarının Bakanlıkça denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar” şeklindeki kapsamı gözetildiğinde Kanunun tamamının, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ve üst kuruluşlarına Anayasayla verilmiş olan mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak görevleri kapsamında olduğu açıktır.
Anayasanın 135 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki “Bu meslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.” hükmü gözetildiğinde, merkezi idarenin meslek kuruluşları üzerindeki idari vesayet yetkisinin “idari ve mali denetim”le sınırlı olduğu ve bunu aşan bir yetkinin anılan Anayasa hükmüne aykırı olacağı açıktır.
Anayasanın 135 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılan yetki ve görevler gözetildiğinde, meslek kuruluşlarının yönetmelikle düzenleme yapma yetkisinin sınırlandırılmasının Anayasanın hem 135 inci maddesinin birinci fıkrasına hem de 124 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırı olacağı açıktır.
Anayasal düzenleme ve durum böyle olmasına rağmen, 6326 sayılı Kanunun “Turist rehberliği niteliğindeki hizmet veya faaliyetler, meslekte uzmanlık ve ilgili sertifika programlarının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, turist rehberliği hizmetine yönelik sözleşmelerde bulunması gerekli asgari hususlar, disiplin, sicil, ruhsatname ve çalışma kartlarına ilişkin hususlar ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar meslek kuruluşlarının görüşü alınarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelik ile düzenlenir.” şeklindeki 12 nci maddesiyle, yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi tümüyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bırakılmıştır.
Ayrıca, Anayasanın 123 üncü maddesinin ikinci fıkrasında “İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.” denmek suretiyle yerinden yönetim esası getirilmiş, 126 ncı maddesinde merkezi idarenin tanımlanması ve 127nci, 130 uncu, 131 inci, 133 üncü ve 135 inci maddelerinde kamu tüzel kişiliği olarak kurulmasının öngörülmesi suretiyle de yerinden yönetimler belirlenmiştir. Kanuna dayalı temel düzenlemelerin tek elden merkezi idare tarafından yapılması, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına 135 inci maddesinin birinci fıkrasında verilen görev ve yetkiler gözetildiğinde Anayasanın 123 üncü maddesinin ikinci fıkrasına da aykırıdır.
İptali istenen kanun hükmüyle, turist rehberleri birliğinin bir meslek birliği gibi değil de Bakanlığa bağlı bir kurum hâline getirilmek istendiği açıkça görülmektedir. Kurulacak olan meslek birliğinin tamamen Bakanlık tekelinde faaliyet göstermesinin hedeflendiği, dolayısıyla yetkisiz bir meslek birliğinin kurulmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Meslek odaları kamu tüzel kişiliğine sahip, merkezî otoritenin hiyerarşi anlayışı içinde olmadan, merkezî otoritenin idari vesayetinde olan kuruluşlardır. Bu kuruluşların merkezî otoritenin emir komuta zincirine sokulmaya çalışılması hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmadığı gibi doğru ve etik bir yaklaşım tarzı da değildir. Bununla birlikte, meslek kuruluşlarının işleyişi ve yönetim tarzı Anayasanın 135inci maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi birçok kararında genel olarak kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının da kamu hizmeti yaptığını, idarenin bir parçası olduğunu ve yerinden yönetim esaslarına göre oluşturulduğunu kabul etmiştir. Bu kapsamda meslek odalarının mahiyetine, ruhuna ve işleyişine ters olan, ileride birçok sorunlar getirecek maddeler içeren bu kanun Anayasaya da aykırılıklar taşımaktadır.
Kanun geneline baktığımızda göze çarpan en büyük sorun, Bakanlığa verilen yetkilerin çok fazla olmasıdır. Her konuda Bakanlık onayı aranmakta, her türlü belgenin Bakanlık tarafından verilmesi öngörülmektedir. Bu da tüzel kişiliğe sahip olmanın özüne ters olmakla birlikte kurulacak odaların da tamamen siyasallaşmasına neden olacaktır. Diğer kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kanun ve yönetmeliklerini incelediğinizde, örneğin Avukatlık Kanunu’nun 9uncu maddesi incelendiğinde avukatlık mesleğini kabul ruhsatının ilgili baro tarafından verildiği görülmektedir. Diğer mesleklerde de ilgili oda ya da birlik tarafından verilmekte olan meslek ruhsatının, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, mesleğe kabul koşullarını taşıyan turist rehberlerine verilen ruhsatnamenin ilgili meslek kuruluşu tarafından verilmesi, Anayasanın 135incimaddesinde yer alan “meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak” ibaresindeki amaçla bağdaşması açısından önemlidir.
Ayrıca mesleğe kabul başvurusunun da doğrudan meslek kuruluşlarına yapılması gerekirken, başvurunun Bakanlığa yapılması, Bakanlığın denetim yetkisinden çok karar alma yetkisine sahip olmasına neden olacaktır. Bu da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları yetki çerçevesinin ruhuna ters olup ayrıca bürokratik işlemleri de arttıracaktır. Diğer taraftan odaların yetki alanları da daraltılacaktır.
Sonuç olarak; 6326 sayılı Kanunun 12 nci maddesindeki “…meslek kuruluşlarının görüşü alınarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan…” ibaresi Anayasanın 124 üncü maddesinin birinci fıkrasına, 123 üncü maddesinin ikinci fıkrasına, 135 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkralarına aykırıdır.
2) 6326 Sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu ile Birden Çok Meslek Üst Kuruluşunun Kurulmasına İmkan Tanınmasının Anayasaya Aykırılığı
Anayasanın 135 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak” görevleri gözetildiğinde, meslek kuruluşlarının, mesleğin icra edildiği veya edilebildiği her yerde kurulması gerektiği açıktır. Ancak, özellikle mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak ve meslek disiplini ve ahlâkını korumak görevleri dikkate alındığında, meslek kuruluşlarının uygulamalarında yeknesaklığın sağlanması gereklidir. Aksine bir yaklaşım, hem anılan hükmün amacına, hem Anayasanın 10 uncu maddesinin “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” şeklindeki birinci fıkrasında dile getirilen kanun önünde eşitlik ilkesine, hem de Anayasanın 10 uncu maddesinin “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” şeklindeki üçüncü fıkrasında dile getirilen eşit davranma yükümlülüğüne aykırı düşecektir.
Eklemek gerekir ki, Anayasanın 123 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür” ve 123 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.”. Anayasanın 135 inci maddesinin birinci fıkrasıyla meslek kuruluşlarına verilen yetki ve görevler ile anılan hükmün amacı gözetildiğinde, bütünlüğün yerinden yönetim kuruluşları bakımından da sağlanması gerektiği açıktır. Anayasa bu bütünlüğün sağlanması bakımından, 130 uncu ve 131 inci maddeler ile 135 inci maddede “üst kuruluş” şeklinde özellikli yapılanmalar öngörmüştür.
Aynı mesleğe ilişkin olarak, aynı yetki ve görevlere sahip birden çok meslek üst kuruluşunun bulunması, farklı uygulamalara yol açacağından, Anayasanın 135 inci maddesinin birinci fıkrasıyla güdülen amaçlara, kanun önünde eşitlik ilkesine, idarenin eşit davranma yükümlülüğüne ve idarenin bütünlüğü ilkesine aykırıdır.
Nitekim, yasalarımızda ve öğretimizde benimsenen, meslek kuruluşlarının faaliyetlerin ülkesel yaygınlığını sağlayacak şekilde oluşturulması, yeknesaklık ile yukarıda zikredilen anayasa hükümleriyle gözetilen amaçlara ve getirilen ilkelere uygunluğun sağlanması için de “tek bir meslek üst kuruluşu”nun oluşturulmasıdır.
Ancak, 6326 sayılı Kanunun;
– 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında “…turist rehberleri odaları birliklerinin kuruluşuna…”,
– 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “b) Birlik: Turist rehberleri odaları birliklerini”,
– 2 nci maddesinin (f) bendinde “… ve birliklerini”,
– 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “…birliklerin…” ve “…birlikler tarafından…”,
– 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde “…birliklerin…”,
– 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde “Birlikler…”,
– 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “…ilgili birliğin…”,
– 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında “…birlikler…”,
– 8 inci maddesinin birinci fıkrasında “…kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu niteliğinde birlikler, Türkiye genelinde kayıtlı toplam meslek mensubu sayısının yüzde otuzüçüne sahip odaların Bakanlığa yapacakları başvuru üzerine kurulabilir. Birden fazla meslek birliği kurulabilir.”,
– 8 inci maddesinin sekizinci fıkrasında “Birlikler…”,
– 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında “…birliklerin organları…”,
– 10 uncu maddesinin ondördüncü fıkrasında “…birliklerin ise…”,
…denmek suretiyle üst kuruluş niteliğinde birden çok birlik öngörülerek kurulmasına olanak tanınmıştır. Bu durum da Anayasanın 10 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına, 123 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına, 135 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
07.06.2012 tarihli, 6326 No’lu Turist Rehberliği Meslek Kanununu ile,Kamu kurumu ve meslek kuruluşları niteliğinde birden fazla meslek birliğinin kurulabilmesine olanak sağlanmıştır. Kanunun uygulanması halinde, öncelikle, birliklerin uygulamalarda farklılıkların ortaya çıkması ve bunu takiben meslek ihtiyaç ve çözüm önerilerinde gerekli olan birlik olabilme yeteneğinin kaybedilmesi tehlikesi doğabilecektir. Tüm rehberleri temsil etmeyen, sadece bir kısım rehberlerin parça parça, farklı birliklerce temsil edildiği bir meslek birliğinin faaliyetini aktif ve verimli şekilde devam ettiremeyeceği ortadadır. Ülke genelinde birden fazla odalar birliğinin oluşması sürekli bir mutabakat arayışına neden olacağından kurumları hantallaştıracaktır.
Meslek odalarının kuruluş amacı, mesleği icra edenlerin bir araya gelerek mesleki sorunlara çözüm getirmek, mesleki faaliyetin meslek ehline sahip kişilerce en iyi biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Bir ilde birden fazla kamu kurumu niteliğinde meslek odasının kurulmasına müsaade etmek bu mesleği icra edenleri bir araya getirme amacına aykırı olacaktır. Birlik hâline gelemeyen rehberlerin de meslek sorunlarını sağlıklı bir şekilde tartışma ve çözüm bulabilme yetkisi de ortadan kalkacaktır.
Her ilde bir oda, Türkiye genelinde de bir meslek odasının olması gerekirken, farklı meslek odalarının ihdasının iptali istenen kanun hükümleriyle sağlanmış olmasının da meslek odalarının zamanla farklı uygulamalar içerisine girmesi üyeler arasında bilgi karmaşasına neden olacak ve bu durumun meslek odalarının tüm enerjisini mesleki sorunlar ve bunların çözümüne harcamasına engel olacaktır.
Öte yandan, Anayasal düzenin hukuka aykırı kural ve düzenlemelerden en kısa sürede arındırılması, hukuk devleti olmanın en önemli gerekleri arasında sayılmaktadır. Anayasaya aykırılıkların sürdürülmesi, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyecektir. Hukukun üstünlüğünün sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesi hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacaktır. Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla, Anayasaya açıkça aykırı olan ve iptali istenen hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıştır.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
7.6.2012 günlü, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nun iptali istenen sözcük ve ibarelerin yer aldığı;
1- 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bu Kanun; turist rehberliği mesleğine kabule, meslek içi eğitime ve mesleğin icrasına, turist rehberleri odaları ile turist rehberleri odaları birliklerinin kuruluşuna, organlarının niteliklerine ve seçimlerine, organlık niteliğini yitirme hâl ve usullerine, görev ve yetkilerine, çalışma usullerine, üyeleri ile olan karşılıklı hak ve yükümlülüklerine, gelir ve giderleri ile bütçelerine, Kültür ve Turizm Bakanlığının mesleğe ilişkin görev ve yetkilerine, meslek kuruluşlarıyla iş birliğine ve turist rehberliği meslek kuruluşlarının Bakanlıkça denetlenmesine ilişkin usul ve esasları kapsar.”
2- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını,
b) Birlik: Turist rehberleri odaları birliklerini,
c) Çalışma kartı: Eylemli turist rehberlerine, kayıtlı oldukları oda tarafından bir yıl süreyle geçerli olmak üzere mesleği fiilen icra edebileceklerine ilişkin olarak verilen izin belgesini,
ç) Eylemli turist rehberi: Çalışma kartı sahibi olup fiilen turist rehberliği hizmeti sunma hak ve yetkisine sahip turist rehberini,
d) Eylemsiz turist rehberi: Ruhsatname sahibi olup çalışma kartı olmayan turist rehberini,
e) Meslek: Turist rehberliği mesleğini,
f) Meslek kuruluşları: Turist rehberleri odaları ve birliklerini,
g) Oda: Turist rehberleri odalarını,
ğ) Ruhsatname: Mesleğe kabul koşullarını taşıyan turist rehberlerine Bakanlık tarafından verilen belgeyi,
h) Turist rehberi: Bu Kanun hükümleri uyarınca mesleğe kabul edilerek turist rehberliği hizmetini sunma hak ve yetkisine sahip olan gerçek kişiyi,
ı) Turist rehberliği hizmeti: Seyahat acentalığıfaaliyeti niteliğinde olmamak kaydıyla kişi veya grup hâlindeki yerli veya yabancı turistlerin gezi öncesinde seçmiş oldukları dil kullanılarak ülkenin kültür, turizm, tarih, çevre, doğa, sosyal veya benzeri değerleri ile varlıklarının kültür ve turizm politikaları doğrultusunda tanıtılarak gezdirilmesini veya seyahat acentaları tarafından düzenlenen turların gezi programının seyahat acentasının yazılı belgelerinde tanımladığı ve tüketiciye satıldığı şekilde yürütülüp acenta adına yönetilmesini,
ifade eder.”
3- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Turist rehberi unvanı mesleğe kabulle kazanılır ve mesleğe kabul için aşağıdaki koşullar aranır:
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.
b) Başvuru tarihi itibarıyla onsekiz yaşını doldurmuş olmak.
c) Üniversitelerin turist rehberliği bölümlerinin önlisans, lisans veya yüksek lisans programlarından mezun olmak veya üniversitelerin turist rehberliği bölümü dışındaki diğer bölümlerinden en az lisans düzeyinde mezun olduktan sonra, birliklerin ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin ortak önerileri ve Bakanlığın onayıyla turizm sektörünün ihtiyaçları da dikkate alınarak belirlenen dillerde, gerektiği hâllerde belirlenen bölgelerde, yönetmelikle kurs ve sınavlara ilişkin belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Bakanlığın gözetimi ve denetimi altında birlikler tarafından düzenlenen ülkesel veya bölgesel turist rehberliği sertifika programını başarıyla tamamlamak.
ç) Birliklerin ve Türkiye Seyahat AcentalarıBirliğinin ortak önerileri ve Bakanlığın onayı ile belirlenen yabancı dillerden birinde, Bakanlığın gözetim ve denetimi altında yapacağı veya konusunda uzmanlaşmış kamu kurum veya kuruluşlarına yaptıracağı yabancı dil sınavında başarılı olmak veya yönetmelikle belirlenen yabancı dil yeterlik belgelerinden birine sahip olmak.
d) Birlikler tarafından Bakanlığın gözetim ve denetimi altında düzenlenen uygulama gezisini tamamlamak ve gezi sonunda yapılan sınavda başarılı olmak.
e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından; bu Kanuna veya 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa muhalefetten mahkûm olmamak.
f) Daha önce meslekten çıkarılmamış olmak.”
4- 4. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Eylemli ve eylemsiz turist rehberlerinin ad, soyad ve sicil numaraları ilgili birliğin resmî internet sitesinde yayınlanır. Meslek sadece eylemli turist rehberleri tarafından icra edilebilir. Eylemli turist rehberi olabilmek için bir yıl süreyle geçerli olan çalışma kartının alınması zorunludur. Odaya üyelik koşullarını kaybetmiş veya odaya karşı yükümlülüklerini yerine getirmemiş olanlara çalışma kartı verilmez. Çalışma kartı almayan veya eylemsiz turist rehberi olarak kalmak üzere yazılı beyanda bulunan turist rehberleri eylemsiz turist rehberi olarak sicile işlenir. Eylemsiz turist rehberleri, meslek kuruluşları organlarının seçimlerinde oy kullanamaz ve bu organlarda görev alamazlar. Aralıksız sekiz yıl süreyle eylemsiz turist rehberi olarak kalanların eylemli turist rehberi olabilmeleri için, Bakanlık tarafından yapılan sınava katılarak başarılı olmaları gerekir.”
5- 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Taban ücret tarifesi, birlikler ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin görüşleri alınarak Bakanlık tarafından net ücret üzerinden belirlenir ve her yıl 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranından az olmamak kaydıyla artırılarak en geç aralık ayında, izleyen takvim yılının başından itibaren yürürlüğe girmek üzere Bakanlık tarafından ilan edilir.”
6- 8. maddesinin (1) ve (8) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak ve odaların üst kuruluşu olmak üzere tüzel kişiliğe sahip ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu niteliğinde birlikler, Türkiye genelinde kayıtlı toplam meslek mensubu sayısının yüzde otuzüçüne sahip odaların Bakanlığa yapacakları başvuru üzerine kurulabilir. Birden fazla meslek birliği kurulabilir. Başvuru ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
(8) Birlikler, faaliyet alanı ile ilgili ulusal ve uluslararası kuruluşlara üye olabilir.”
7- 10. maddesinin (1) ve (14) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Odaların organları genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu; birliklerin organları genel kurul, yönetim kurulu, denetim kurulu ve disiplin kuruludur.
(14) Turist rehberleri, odaların yönetim ve denetim, birliklerin ise yönetim, denetim ve disiplin kurullarından sadece birinde görev alabilirler.”
8- 12. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Turist rehberliği niteliğindeki hizmet veya faaliyetler, meslekte uzmanlık ve ilgili sertifika programlarının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, turist rehberliği hizmetine yönelik sözleşmelerde bulunması gerekli asgari hususlar, disiplin, sicil, ruhsatname ve çalışma kartlarına ilişkin hususlar ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar meslek kuruluşlarının görüşü alınarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelik ile düzenlenir. ”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 10., 123., 124. ve 135. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında;
1- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,
2- Yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına,
20.9.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…turist rehberleri odaları birliklerinin kuruluşuna,…” İbaresinin, 2. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b) Bendinde Birlik Tanımında Geçen “Turist rehberleri odaları birliklerini,” İbaresi ile (f) Bendinde Yer Alan “…ve birliklerini…” İbaresinin, 3. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (c) Bendinde Yer Alan “…birliklerin…” ve “…birlikler tarafından…” İbarelerinin, (ç) Bendinde Yer Alan “Birliklerin…” Sözcüğü ile (d) Bendinde Yer Alan “Birlikler…” Sözcüğünün, 4. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…ilgili birliğin…” İbaresinin, 6. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…birlikler…” Sözcüğünün, 8. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının “Birden fazla meslek birliği kurulabilir.” Biçimindeki İkinci Cümlesinin ve (8) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “Birlikler…” Sözcüğünün, 10. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…birliklerin organları…” İbaresi ile (14) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…birliklerin ise…” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak ve meslek disiplini ve ahlakını korumak amacıyla meslek kuruluşlarının uygulamalarında yeknesaklığın sağlanması gerektiği, ancak aynı mesleğe ilişkin olarak aynı yetki ve görevlere sahip birden çok meslek üst kuruluşunun bulunmasının farklı uygulamalara yol açacağı bu nedenle üst kuruluş niteliğinde birden çok birlik kurulmasını öngören kuralların, Anayasa’nın 10., 123. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kurallarla, turist rehberliği ile ilgili olarak birlik şeklinde birden çok meslek üst kuruluşunun kurulması öngörülmektedir.
Anayasanın 135. maddesinin birinci fıkrasında, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.” hükmü yer almaktadır.
Turist rehberliği meslek birlikleri, Anayasa’nın 135. maddesi anlamında kamu kurumu niteliğinde meslek üst kuruluşları olup, Anayasa’da meslek üst kuruluşlarının birden fazla olamayacağı yönünde getirilmiş anayasal bir sınırlama bulunmamaktadır. Ayrıca, turist rehberliği meslek birliklerinin birden fazla olmasının, Anayasa’da belirtilen, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak şeklindeki görevlerin yerine getirilmesi bakımından bir engel olduğu düşünülemez. Dolayısıyla, birden fazla turist rehberliği meslek birliği kurulmasını öngören iptal konusu kurallar kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa’nın 135. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralların, Anayasa’nın 10. ve 123. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
B- Kanun’un 12. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…meslek kuruluşlarının görüşü alınarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan…” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Kanun’da yer alan hususlarda yönetmelikle düzenleme yetkisini Kültür ve Turizm Bakanlığına veren kuralın, Anayasa’nın 123., 124. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, Kanun’da yer alan, turist rehberliği niteliğindeki hizmet veya faaliyetler, meslekte uzmanlık ve ilgili sertifika programlarının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, turist rehberliği hizmetine yönelik sözleşmelerde bulunması gerekli asgari hususlar, disiplin, sicil, ruhsatname ve çalışma kartlarına ilişkin hususlar ile bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin diğer hususların meslek kuruluşlarının görüşü alınmak suretiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceği öngörülmektedir.
Anayasanın 135. maddesinin beşinci fıkrasında, “Bu meslek kuruluşları üzerinde Devletin idarî ve malî denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Genel olarak kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları üzerindeki devlet denetiminin bir vesayet yetkisi olduğu kabul edilmektedir. Ancak, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında uygulanması gereken vesayet, Anayasa’nın 127. maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen vesayet yetkisinden farklıdır. Bu maddede vesayet yetkisinin hangi koşullarda kullanılabileceği açıklanmakta olup, bu koşullar, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması olarak sayılmaktadır. Buna karşın, Anayasa’nın 135. maddesinin beşinci fıkrasında, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları üzerinde devletin “idari ve mali denetiminden” söz edilmektedir. Dolayısıyla, merkezî idarenin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları üzerindeki denetimi idari ve mali denetimin ötesine geçmemelidir.
Turist rehberleri odaları birlikleri, Kanun’da belirtilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak ve odaların üst kuruluşu olmak üzere kurulan tüzel kişiliğe sahip ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olup, merkezî idarenin bu birlikler üzerindeki denetimi idari ve mali denetimle sınırlı olmalıdır. Dava konusu kural, idari ve mali denetim kapsamına girmeyen turist rehberliği niteliğindeki hizmet veya faaliyetler, meslekte uzmanlık ve ilgili sertifika programlarının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, turist rehberliği hizmetine yönelik sözleşmelerde bulunması gerekli asgari hususlar, disiplin, sicil, ruhsatname ve çalışma kartları ile Kanun’un uygulanmasına ilişkin diğer tüm hususlar hakkında yönetmelikle düzenleme yapma yetkisini Kültür ve Turizm Bakanlığına vermektedir. Bu durum, idari ve mali denetimin ötesinde, merkezî idarenin vesayet denetimi yetkisini aşacak biçimde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan turist rehberleri odaları birlikleri yerine geçerek faaliyet göstermesi anlamına gelmektedir. Bir başka ifadeyle, Kanun’un uygulanmasına ilişkin yönetmelikleri düzenleme yetkisinin idari ve mali denetim yetkisiyle bağdaşmayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, Kanun’un uygulanmasına ilişkin yönetmelikleri düzenleme yetkisini idari ve mali denetim yetkisini aşacak biçimde merkezî idare içerisinde yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığına veren dava konusu kural Anayasa’nın 135. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 123. ve 124. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
7.6.2012 günlü, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nun:
A) 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…meslek kuruluşlarının görüşü alınarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan…” ibaresinin yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,

B) 1- 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…turist rehberleri odaları birliklerinin kuruluşuna,…” ibaresine,
2- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (b) bendinde Birlik tanımında geçen, “Turist rehberleri odaları birliklerini,”
ibaresine,
b- (f) bendinde yer alan “…ve birliklerini…” ibaresine,
3- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (c) bendinde yer alan “…birliklerin …” ve “…birlikler tarafından…”
ibarelerine,
b- (ç) bendinde yer alan “Birliklerin…” sözcüğüne,
c- (d) bendinde yer alan “Birlikler…” sözcüğüne,
4- 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ilgili birliğin…” ibaresine,
5- 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…birlikler…” sözcüğüne,
6- 8. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının “Birden fazla meslek birliği kurulabilir.” biçimindeki ikinci cümlesine,
b- (8) numaralı fıkrasında yer alan “Birlikler, …” sözcüğüne,
7- 10. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasında yer alan “…birliklerin organları…” ibaresine,
b- (14) numaralı fıkrasında yer alan “…birliklerin ise…” ibaresine,
yönelik iptal istemleri, 10.1.2013 günlü, E. 2012/95, K. 2013/9 sayılı kararla reddedildiğinden, bu cümleye, ibarelere ve sözcüklere ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
10.1.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
7.6.2012 günlü, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nun:
A) 1- 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…turist rehberleri odaları birliklerinin kuruluşuna,…” ibaresinin,
2- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (b) bendinde Birlik tanımında geçen, “Turist rehberleri odaları birliklerini,” ibaresinin,
b- (f) bendinde yer alan “…ve birliklerini…” ibaresinin,
3- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (c) bendinde yer alan “…birliklerin …” ve “…birlikler tarafından…” ibarelerinin,
b- (ç) bendinde yer alan “Birliklerin…” sözcüğünün,
c- (d) bendinde yer alan “Birlikler…” sözcüğünün,
4- 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ilgili birliğin…” ibaresinin,
5- 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…birlikler…” sözcüğünün,
6- 8. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının “Birden fazla meslek birliği kurulabilir.” biçimindeki ikinci cümlesinin,
b- (8) numaralı fıkrasında yer alan “Birlikler, …” sözcüğünün,
7- 10. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasında yer alan “…birliklerin organları…” ibaresinin,
b- (14) numaralı fıkrasında yer alan “…birliklerin ise…” ibaresinin,
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
B) 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…meslek kuruluşlarının görüşü alınarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
10.1.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Başkan
Haşim KILIÇ

Kamu Personeli Genel Tebliği (Seri No: 4)

Ana Sayfa » Güncel Mevzuat (Page 20)
Paylaş
Tarih : 24 Mayıs 2013 - 8:21

24 Mayıs 2013 CUMA
Resmî Gazete
Sayı : 28656

TEBLİĞ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Devlet Personel Başkanlığı)’ndan:

KAMU PERSONELİ GENEL TEBLİĞİ

(SERİ NO: 4)

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun uygulanmasında ortaya çıkan bazı tereddütlerin giderilmesine ve uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.

I. DEVLET MEMURLUĞUNA ALINMA

1. İlk Defa Devlet Memurluğuna Alınma

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 50 nci maddesinde; “Devlet kamu hizmet ve görevlerine Devlet memuru olarak atanacakların açılacak Devlet memurluğu sınavlarına girmeleri ve sınavı kazanmaları şarttır.

Sınavların yapılmasına dair usul ve esaslar ile sınava tabi tutulmadan girilebilecek hizmet ve görevler ve bunların tabi olacağı esaslar Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir genel yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

18/3/2002 tarihli ve 2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek 3/5/2002 tarihli ve 24744 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin 7 nci maddesinde; “Kamu kurum ve kuruluşlarının personel ihtiyacı göz önünde bulundurularak KPSS’nin yapılacağı tarihler, DPB ve ÖSYM tarafından birlikte belirlenir. ÖSYM, KPSS tarihi, başvuru tarihi ve başvurunun ne şekilde ve nereye yapılacağını Resmî Gazete’de ve Türkiye genelinde yayınlanan en yüksek tirajlı ilk üç gazetede farklı tarihlerde ilan vermek suretiyle duyurur.” hükmü, 13 üncü maddesinde; “(A) grubu kadrolarına atama için seçme yapacak kamu kurum ve kuruluşları, yürürlükteki mevzuata uygun olarak açıktan atama izni alınmış kadro ve pozisyonların sayı, sınıf, unvan ve dereceleri ile genel ve kendi mevzuatındaki koşulları ve belirlenen KPSS taban puanını, Resmî Gazete’de ve Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek ilk beş gazetenin en az birinde ilan vermek suretiyle adaylara duyurur.” hükmü, 14 üncü maddesinde ise; “Adayların öncelikle bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılacak KPSS’ye girmeleri ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının belirleyeceği bir taban puanın üzerinde KPSS puanı almış olmaları şarttır.” hükmü yer almaktadır.

Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Kamu kurum ve kuruluşlarının usulüne uygun olarak açıktan atama izni alınmış ve koşulları belirlenmiş (B) grubu boş kadrolarının sınıf, unvan, derece ve sayısı ile bu kadrolar için aranacak nitelikleri kapsayan bilgiler, DPB adına ÖSYM tarafından ilan edilir.” hükmü, 23 üncü maddesinde ise; “Adaylar, ÖSYM tarafından (B) grubu kadrolara; KPSS puanları, tercihleri, kadro sayıları ve koşulları göz önünde tutulmak suretiyle yerleştirilir…” hükmü bulunmaktadır.

Yukarıdaki hükümler çerçevesinde, kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur olarak istihdam edilmek isteyenlerin, öncelikle Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS)’na katılmaları ve sınav sonucuna göre aldıkları puan doğrultusunda (A) grubu kadrolar için kamu kurum ve kuruluşlarının; (B) grubu kadrolar için ise Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığının ilanlarını takip ederek, bu kamu kurum ve kuruluşlarına veya ÖSYM Başkanlığına başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

2. Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları

Engellilerin Devlet memurluğuna alınmasına ilişkin sınavlar her kurum tarafından ayrı yapılmakta iken, 657 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ile engellilerin kura veya engelli memur alımına yönelik merkezi sınava (ÖMSS) tabi tutulmaları ve bunların sonuçlarına ve tercihlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına ait kadrolara yerleştirilmeleri öngörülmüştür.

Bu çerçevede;

A) Kamu kurum ve kuruluşlarının;

a) Engelli memur yerleştirilmesi taleplerini, Nitelik-Kod Kılavuzuna göre ÖMSS veya Kura Sonucuna Göre Yerleştirme Yapılması Talep Edilen Kadrolara İlişkin Bilgi Formundaki bilgi alanlarını eksiksiz bir şekilde doldurarak ilgili yılın Ekim ayı sonuna kadar,

b) Yerleştirme işlemlerinin sonuçlanmasını müteakiben, ataması yapılanlar ile herhangi bir sebeple ataması yapılamayanlara ilişkin bilgileri, Yerleştirme Sonrası Engelli Atamalarına İlişkin Bilgi Formundaki alanların eksiksiz bir şekilde doldurarak atamaya ilişkin işlemlerin sonuçlandığı tarihten itibaren 15 gün içinde,

c) İstihdam ettikleri ve işten ayrılan engelli personele ilişkin bilgileri, İstihdam Edilen Engelli Personele İlişkin Bilgi Formundaki bilgi alanlarını eksiksiz bir şekilde doldurarak her yılın Mayıs ayının son günü itibariyle, söz konusu bilgilerde meydana gelecek değişiklikleri de aynı usulle eş zamanlı olarak işlemek suretiyle güncelleştirerek,

Web Kullanıcıları aracılığıyla on-line olarak Devlet Personel Başkanlığı (DPB)’na ait resmi internet sitesindeki DPB e-Uygulama kısmının Engelli Personel İşlemleri bölümü üzerinden yapmaları, ayrıca yerleştirme sonuçlarına ilişkin bilgileri on-line ortamda ÖSYM Başkanlığına, söz konusu bilgilerin girişi yapıldıktan sonra alınacak çıktıları ise ilgisine göre DPB’ye ve ÖSYM Başkanlığına yazı ile göndermeleri gerekmektedir.

B) Engellilerden Devlet memuru olarak istihdam edileceklerin;

a) Engellilere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik hükümlerine uygun engelli sağlık kurulu raporu almış olmaları,

b) İlköğretim mezunu olanların ÖSYM tarafından ilan edilecek tarihte kura için başvuruda bulunmaları,

c) Ortaöğretim, önlisans ve lisans mezunu olanların ÖSYM tarafından ilan edilecek tarihte başvuruda bulunmaları ve yapılacak ÖMSS’ye girmeleri,

ç) Yerleştirme işlemlerine ilişkin ÖSYM tarafından yapılacak duyuruları takip etmeleri ve bu duyuru ve kılavuzlarda yer alan şartlara uymaları,

gerekmektedir.

3. Korunmaya Muhtaç Çocukların Devlet Memurluğuna Alınmaları

2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 1 inci maddesinde; “Kamu Kurum ve Kuruluşları, reşit olana kadar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından bakılan ve korunan çocuklar için, her yılbaşındaki, hangi statüde olursa olsun, serbest kadro mevcutlarının binde biri nispetindeki kısmını ayırarak bu çocuklar arasında yapılacak giriş sınavlarında başarılı olanlar arasından atama yaparlar.

Bu maddeden yararlanmak isteyenler, 18 yaşını tamamladıkları tarihten itibaren, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü vasıtasıyla başvurmak zorundadırlar.” hükmü yer almaktadır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmış ve aynı Kanun Hükmünde Kararnamede mevzuatta adı geçen Genel Müdürlüğe yapılan atıfların Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

10/2/1995 tarihli ve 95/6542 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek 2/3/1995 tarihli ve 22218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Korunmaya Muhtaç Çocukların İşe Yerleştirilmesine İlişkin Tüzüğün 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kamu kurum ve kuruluşları her yıl, hangi statüde olursa olsun serbest kadro sayılarıyla bunun binde biri oranında alacakları korunmaya muhtaç çocuk sayısını, adaylarda aranan nitelikleri, sınav tarihini ve yerini Kuruma bildirmek ve bu kadrolara Kurumca bildirilen korunmaya muhtaç çocuklar arasında yapılacak giriş sınavlarında başarılı olanlar arasından atama yapmak zorundadır.” hükmü bulunmaktadır.

Bu çerçevede, 2828 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamına girenlerden, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilmek isteyenlerin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il müdürlüklerine başvurmaları ve söz konusu Bakanlık tarafından bildirildikleri kamu kurum ve kuruluşlarınca bu kontenjan kapsamındaki kadrolar için yapılacak sınavlarda başarılı olmaları gerekmektedir.

4. Terör Eylemleri Nedeniyle Şehit ve Malul Olanların Yakınlarının ve Çalışabilecek Durumdaki Malullerin Devlet Memurluğuna Alınmaları

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda ve bu Kanuna istinaden çıkarılmış olan 11/12/2012 tarihli ve 28494 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Terör Eylemleri Nedeniyle Şehit ve Malul Olanların Yakınlarının ve Çalışabilecek Durumdaki Malullerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İstihdamı Hakkında Yönetmelikte, mezkur Kanun ve Yönetmelik kapsamına girenlerin istihdamına ilişkin hususlar düzenlenmiştir.

Bu düzenlemelerden yararlanabileceklerin kamu kurumlarına yerleştirme işlemleri İçişleri Bakanlığınca gerçekleştirilmekte olup, bu haktan yararlanmak isteyenlerin, ikamet ettikleri veya şehitlik ya da malullük olayının meydana geldiği yerin Valilik veya Kaymakamlığına başvurmaları gerekmektedir.

5. Memurluktan Çekilenlerin Yeniden Devlet Memurluğuna Alınmaları

Daha önce 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur olarak çalışmış olup da iki defadan fazla olmamak üzere kendi istekleriyle memuriyetten çekilen veya bu Kanun hükümlerine göre çekilmiş sayılanlardan, aynı Kanunun 92 nci maddesi uyarınca yeniden memurluğa dönmek isteyenlerin, 657 sayılı Kanunun 97 nci maddesinde belirtilen bekleme sürelerini doldurmuş olmaları halinde, atanmak istedikleri kamu kurum ve kuruluşlarına başvurmaları gerekmektedir.

Bu durumda olanların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur olarak istihdamları, durumlarına uygun boş kadro bulunması ve hizmetlerine ihtiyaç duyulması halinde, başvuracakları kamu kurum ve kuruluşlarının takdirinde bulunmaktadır.

6. Emeklilerin Yeniden Devlet Memurluğuna Alınmaları

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 93 üncü maddesinde; “T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli olanlardan (emeklilikle ilgili görevlere yeniden atanamayacaklar hariç) sınıfında yazılı nitelikleri taşımakta bulunanlar Kanunun 92 nci maddesi hükümlerine göre kurumlarda boş kadro bulunmak şartıyla yeniden memurluğa alınabilirler.” hükmü yer almaktadır.

5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile de herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamlarına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre adi malullük ve vazife malullüğü aylığı alanların, anılan Kanunun mülga 98 inci maddesine uygun olarak yeniden memur kadrolarına atanmaları mümkün bulunmaktadır.

Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, yeniden memurluğa dönmek isteyen emeklilerin, atanmak istedikleri kamu kurum ve kuruluşlarına başvurmaları gerekmektedir.

7. Ortak Açıklamalar

Bu Tebliğde belirtilen şekillerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur kadrolarına ataması yapılacak olanlar, bu Kanunun 48 inci maddesinde sayılan genel ve özel şartları taşımak zorundadırlar.

Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; Devlet memurluğuna alımla ilgili olarak Devlet Personel Başkanlığının, kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarına doğrudan atanmalarını sağlama şeklinde bir görevinin bulunmaması ve ayrıca açıktan atanılacak boş kadro için gerekli olan izin, onay gibi atama prosedürlerinin ilgili kurum veya kuruluşlarca yerine getirilecek olması sebebiyle bu Tebliğde belirtilen hallerde Devlet memurluğuna atanmak isteyen kişilerin, herhangi bir kamu kurum veya kuruluşuna ait memur kadrolarına açıktan atama izni alınması veya atanmaları amacıyla doğrudan Devlet Personel Başkanlığına yazılı veya sözlü başvuruda bulunmaları hiçbir hak ve sonuç doğurmayacağından, bu yöndeki başvurular dikkate alınmayacaktır.

II. DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI E-UYGULAMA VERİ GİRİŞLERİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ

217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2/11/2011 tarihli ve 28103 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 662 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 23 üncü maddesinde; “Başkanlık, görev alanına giren konularda gerekli gördüğü bilgi ve dokümanları kamu kurum ve kuruluşlarından istemeye yetkili, kurum ve kuruluşlar da bu bilgi ve dokümanları vermekle yükümlüdür. Kamu kurum ve kuruluşları, atama, yer değiştirme, görevde yükselme, unvan değişikliği gibi her türlü personel hareketlerini Başkanlığın belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde Başkanlığa bildirmek zorundadır.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm gereğince, Devlet Personel Başkanlığının internet adresinde (www.dpb.gov.tr) DPB e-Uygulama başlığı altında oluşturulan uygulamalara ilişkin veri giriş işlemlerinin gerçekleştirilmesi hususunda kamu kurum ve kuruluşlarınca gereken özen ve hassasiyet gösterilecek ve ihtiyaç duyulduğunda Devlet Personel Başkanlığı ile koordineli hareket edilecektir.

Yukarıdaki işlemleri yapmak üzere, bugüne kadar Devlet Personel Başkanlığı Web Uygulamaları Sorumlusu belirlememiş kurumlar bu sorumluyu en kısa sürede belirleyerek http://euygulama.dpb.gov.tr/DPB_yetki/DPB_ Kullanici_Basvuru.aspx internet adresindeki bilgi alanlarını doldurmak suretiyle Devlet Personel Başkanlığına bildirecektir.

III. HAKLARINDA BAZI SUÇLARDAN CEZA SORUŞTURMASI YAPILAN VE/VEYA BU SUÇLARDAN MAHKUM OLAN DEVLET MEMURLARI HAKKINDA DİSİPLİN HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde; “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak” hükmüne yer verilmiş, 98 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise Devlet memurlarının memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi halinde memuriyetlerinin sona ereceği ifade edilmiştir.

Aynı Kanunun 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunanlara Devlet memurluğundan çıkarma cezası verileceği hüküm altına alınmış, 131 inci maddesinde de, aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olmasının, disiplin kovuşturmasını geciktiremeyeceği, memurun Türk Ceza Kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Kamuda yolsuzlukla etkin bir şekilde mücadele edilmesi ve saydamlığın artırılması, Anayasada ifadesini bulan demokratik toplum düzenini sağlamanın ve hukuk devleti ilkesini hayata geçirmenin vazgeçilmez unsurlarındandır.

Bu çerçevede, 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, aynı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde sayılan suçlar sebebiyle haklarında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılan ve/veya bu suçlardan mahkum olan memurlar hakkında, aynı Kanunun 127 nci maddesinde öngörülen süreler dikkate alınarak disiplin hükümlerine göre de işlem yapılması ve söz konusu suçları işledikleri tespit edilenler hakkında mezkur Kanunun 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendine göre Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanması gerekmekte olup, bu doğrultuda uygulama yapmayan kurum amirlerinin disiplin hukuku yönünden sorumlulukları saklıdır.

IV. YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN MEVZUAT

28/7/2009 tarihli ve 27302 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Personeli Genel Tebliği (Devlet Memurluğuna Alınma) (Seri No: 1) yürürlükten kaldırılmıştır.

Tebliğ olunur.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 293)
Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 293)

2 Ekim 2016 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29845 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan: GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ

Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No: 296)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 368)
Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No: 296)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 368)

30 Nisan 2015 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 29342 TEBLİĞ Maliye Bakanlığından: MİLLİ EMLAK GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 296)’NDE DEĞİŞİKLİK

Vergi Usul Kanunu Sirküleri/76 (Kurumlar Vergisi Beyannamesi Süre Uzatımı)
Vergi Usul Kanunu Sirküleri/76 (Kurumlar Vergisi Beyannamesi Süre Uzatımı)

T.C. MALİYE BAKANLIĞI Gelir İdaresi Başkanlığı   VERGİ USUL KANUNU SİRKÜLERİ/76   Konusu: 2014 Hesap Dönemine Ait Kurumlar Vergisi



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI