BDDK Başkanı Görevinden Ayrıldı !

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 14 Kasım 2014 - 19:37
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu(BDDK) Başkanı Mukim Öztekin, 12 Kasım itibariyle sağlık sorunları dolayısıyla görevinden ayrıldı.
Öztekin’in yerine BDDK Başkanlığına 2. Başkan Mutalip Ünal vekalet edecek. (AA)

İş güvenliğinde tedbir var devrim yok

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 14 Kasım 2014 - 10:33

2014 yılı iş kazaları yönünden şimdiden tarihe geçmiş durumda. Soma’da es geçtiğimiz yapısal sorunlar, 10 işçimizi kaybettiğimiz asansör kazası ve son olarak Ermenek faciasıyla yüzümüze çarpıldı. Haliyle Davutoğlu Hükümeti’nin ilk gündem maddesi, iş sağlığı ve güvenliğinde alınması gereken önlemlerdi. İki aylık çalışma sonucu belirlenen yol haritası nihayet dün kamuoyuyla paylaşıldı. Önlemler paketini genel olarak değerlendirdiğimizde “Yetmez ama evet” diyebiliriz.

Mesleki eğitim geliyor: Yol haritasının esasını 2.7 milyon işçi için mesleki yeterlilik şartı getirilmesi oluşturuyor. Ayrıca meslek okullarında iş güvenliği eğitimlerinin konulması da olumlu bir adım.

Yapı denetimin kendisi sorunlu: Pakette yer alan bir diğer önlem, yapı denetim firmalarına iş güvenliği sorumluluğu da yüklenmesi. Böylece inşaat sektöründeki kazaların önüne geçilmeye çalışılacak. Fakat yapı denetim sektörü zaten kendisi problemliyken, bir başka problemin ortağı olması ne kadar sağlıklı sonuç verir, bilemiyoruz.

Ödül-ceza dengesi: Şimdiye kadar sadece işvereni cezalandırma odaklı sistemde, bundan sonra ödül de olacak. Kazasız işyerlerine prim indirimi yapılacak. Cezaların işyeri büyüklüğüne göre artırılıyor olması da olumlu bir adım. Ayrıca ölümlü kazalarda 2 yıl kamu ihalelerinden mahrumiyet verilebilecek.

Taşerona devam: Özellikle madenlerdeki kazaların başlıca nedeni olan rödevans ve taşeron sistemi aynen devam edecek. Fakat rödevans süresi 15 yıldan az olamazken, üretim ve kapasite zorlaması engellenecek.

Özel sigorta denetimi: Kömür madenlerinde işçiler için hayat sigortası şartı getirilecek. Böylece sigorta şirketlerinin de madenlerde denetim yapması sağlanacak. Bu düzenlemeyle bir anlamda devlet sigorta şirketlerine, “Biz bu denetimi yapamıyoruz, gelin siz yapın” demiş oluyor.

Maden sektörü merkezde: Açıklanan paketin büyük kısmını madenlere yönelik düzenlemeler oluşturuyor. Ruhsatlardan denetime, işletmeden personel kapasitesine kadar mevzuat tamamen elden geçirilmiş olacak.

Genel olarak değerlendirildiğinde, açıklanan iş sağlığı ve güvenliği paketinin çalışma hayatının genelini kapsamaktan çok maden sektörüne yoğunlaştığı görülüyor. Evet, Türkiye olarak son zamanlarda toplu ölümleri maden sektöründe yaşadık fakat diğer pek çok sektörde de her gün birer ikişer işçimizi kaybediyoruz. En önemli başlık olan denetim konusunda da maalesef açıklanan paket radikal tedbirler içermiyor. Yapı denetimi ve sigorta şirketlerine denetimin havale edilmesi, devletin sorumluluğunu kaldırmıyor. Madenlerde taşeronlaşma, sendikasızlık, iş güvenliği personelinin işverenin emrinde olması ve kamu denetim elemanlarının bağımsızlık/özlük sorunları aynen devam edecek. Dolayısıyla açıklanan yol haritası soruna köklü çözüm üretmekten çok sorunu farklı paydaşlara dağıtma anlayışını yansıtıyor.

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/is-guvenliginde-tedbir-var-devrim-yok-yazisi-1345982

Askerlik Borçlanmasının Bir Faydası Olur mu?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 14 Kasım 2014 - 10:31

>Aydın B.
15.02.1966 doğumluyum. 01-11-1984 tarihli SSK girişim ve 1.561 günüm var. 27-01-1995 tarihinden itibaren BAĞ-KUR’a devam etmekteyim ve 7.144 gün 4/b hizmetim var. 1986-1987 yıllarında 18 ay askerlik yaptım. Askerlik borçlanmasının bir faydası olur mu? Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.11.1984 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 23 yıl ve 11 ay hizmetiniz var. 13 ay daha prim öderseniz, 52 yaş ve 25 tam yıl ile emekli olabilirsiniz. Askerliğinizi borçlanırsanız 51 yaşınızın dolduğu 15.02.2017 tarihinde emekli olursunuz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

>F. Yalçın
27.07.1966 doğumluyum. Sigorta başlangıcım 01.12.1989. Askerliğimi yedek subay olarak yaptım. 4 ay öğrencilik süremi borçlanarak ödedim. Emekli Sandığı hizmetimi henüz birleştirmedim. Ne zaman emekli olabilirim? Teşekkür ederim.
CEVAP: 3 ay Fiili Hizmet Zammınız giriş tarihinizi geri çekiyor ve 01.09.1989 oluyor. 25 yıl, 51 yaş ve 5.450 günle emekli olabilirsiniz. FHZ size bir sene kazandırıyor. 4 ay askerlik borçlanması ve 90 gün FHZ ile birlikte 4/a, 4/c mevzuatına göre ödenmiş toplam 7.328 gününüz var. Gününüz dolmuş. 51 yaşınızın dolduğu 27.07.2017 tarihinde emekli olursunuz. Hizmet birleştirmesi için müracaat edebilirsiniz.

>Mustafa K.
01.04.1968 doğumluyum. 06.10.1986 tarihli SSK girişim ve 5.730 günüm var.1988-1989 tarihleri arasında 18 ay askerlik hizmetim var. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre; 25 yıl, 49 yaş ve 5.300 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve gününüz dolmuş. 49 yaşınızın dolduğu 01.04.2017 tarihinde emekli olursunuz.

>Adnan B.
01.10.1970 doğumluyum. 02.07.1992 tarihli Sigorta girişim ve 6.695 günüm var. 01.07.1998 tarihi itibariyle basın kadrosunda çalışmaktayım. 2008-2013 dönemine ait FHZ ödemesini yaptım. Askerlikten muafım. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.07.1992 tarihli Sigorta girişiniz ve basın indirimiyle birlikte toplam 7.214 gününüz var. 01.07.1998-23.05.2002 yıllarında 10 ay 21 gün basın indiriminiz var. Bu süre kadar giriş tarihiniz geri gidiyor ve 10.08.1991 oluyor. Buna göre; 25 yıl, 53 yaş ve 5.600 günle emekli olabilirsiniz.
30.09.2008 tarihine kadar 2 yıl 5 ay 8 gün basın indiriminiz var.
01.10.2008-31.07.2014 tarihleri arasında toplam 2074 gününüz var. Bunun 1/4 kadar 2074/4=519 gün emeklilik gününüze ilave ediliyor ve bunun yarısı 519/2=260 gün kadar da emeklilik yaşınızdan düşülüyor. Böylece 53 yaşınızın dolduğu 01.10.2023 tarihi yerine, 18.07.2020 tarihinde emekli olursunuz. Basın indirimi nedeniyle 3 yıl 2 ay 13 gün erken emekli oluyorsunuz.
Ayrıca 01.08.2014 tarihi itibariyle Sarı Basın Kartıyla çalıştığınız her 360 gün için 90 gün emeklilik gününüze ilave edilecek ve 45 gün emeklilik yaşınızdan düşülecek.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/lutfi-koksal/583266.aspx

6.Yılında Sosyal Güvenlik Reformu

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 01 Ekim 2014 - 10:10

Sosyal güvenlik reformu 6 yıl önce bugün yani 1 Ekim 2008’de yürürlüğe girdi. Türkiye nüfusunun tamamını kapsayan reform, kurumsal yapıdan uygulamaya kadar pek çok şeyi değiştirdi.
Sosyal güvenlik sistemindeki kapsamlı düzenlemeler uzun vadede sonuç verdiğinden, reformun sonuçlarını tam olarak görebilmek için 6 yıl kısa bir süre sayılabilir. Fakat gidişatın yönünü tespit etmek için az bir süre de değil. Geçen zaman içerisinde bazı meyvelerini veren reformu artısıyla eksisiyle değerlendirebiliriz.

Reformun artı ve eksileri

Reformun sokaktaki vatandaşa yansıyan en somut artısı Genel Sağlık Sigortası (GSS) oldu. 18 yaş altındaki çocukların otomatikman GSS kapsamına alınması, sağlık kurumlarına başvuruda statü farkının kaldırılması ve SGK’nın ödeme listesinin genişletilmesi bunların başında geliyor. Fakat 1 Ocak 2012’de başlayan ve gelir testine dayanan zorunlu GSS uygulaması büyük ölçüde başarısız oldu. Nitekim son torba kanunda bu kapsamdaki kişilere af/yapılandırma getirilmesi, devletin de bu başarısızlığı kabul ettiğini gösteriyor.

Tek çatı

Reformun bir diğer artısı kurumsal tek çatının sağlanmış olması. 2006 yılında gerçekleşen tek çatı, eski kurumların yönetim ve hizmet farklılıklarının standarda kavuşması anlamında yerinde bir adım oldu. Bu anlamda SGK’nın pek çok AB üyesi ülkedeki kurumlara göre oldukça iyi bir altyapıya kavuştuğunu söyleyebiliriz. Ancak eskiden gelen yetişmiş insan kaynağı, yeni sisteme adapte edilemedi. Özellikle orta kademe yönetici (şef, şube müdürü, müdür yardımcısı) pozisyonlarındaki personel büyük ölçüde kuruma küstürüldü. Son yıllarda yönetici atamalarındaki siyasi/sendikal tercihler de çalışma barışını önemli ölçüde bozmuş durumda. Ayrıca 2011 yılında SGK yönetim kurulu yetkilerinin birçoğunun bakana aktarılması, sosyal tarafların SGK’daki temsilini sınırlandırmış oldu.

Kayıt dışı düşüyor

Reformun artısı olarak gördüğümüz bir diğer husus kayıt dışı istihdamda azalma eğiliminin devam etmesi. Reform öncesinde %48 civarında olan kayıt dışı istihdam, bu sene %36’ya kadar gerilemiş durumda. Bunda diğer faktörlerin yanında sosyal güvenlikte saha denetimleri ile elektronik kontrollerin de etkili olduğu muhakkak. Fakat tarım kesimindeki kayıt dışı istihdamın halen %80’in üzerinde seyretmesi, bu alanda reformun istenen sonucu vermediğini gösteriyor.

Norm ve standart birliği yara aldı

Reformun en temel hedeflerinden birisi sosyal statüler arasında bulunan norm ve standart farklılıklarını gidermekti. Aslında 2006 yılındaki reformun ilk halinde bu hedef büyük ölçüde sağlanıyordu. Fakat Anayasa Mahkemesi’nin memurlar lehine verdiği iptal kararı, reformun bu hedefinin büyük ölçüde yara almasına yol açtı. Bu sayede memurlara prim karşılığı olmaksızın verilen ödemeler devam ettirildi. Daha sonra 2012 ve 2013 yıllarında milletvekilleri lehine reformun delinmesi ve kamu çalışanları için prim tavanının kaldırılması gibi adımlar, hakların ve statülerin eşitliğine büyük darbe indirdi.

Restorasyon gerekli

Reformun belki de en önemli saiklerinden biri sosyal güvenlik açıklarının azaltılmasıydı. Kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından yapılan yardımların azaltılması ve yararlanma koşullarının ağırlaştırılması bu amaca yönelikti. Kayıt dışı istihdamdaki azalma eğilimi kurumun gelirini artırıcı etkide bulunsa da tarım kesiminin primli rejime dahil edilememesi, bu konudaki başarıyı sınırlandırıyor. Ayrıca 2008 yılında ‘son defa’ yapıldığı ifade edilen prim affının 2011 yılında ve bu sene tekrarlanması, tahsilat yönünden işlerin pek iyi gitmediğini gösteriyor. Söz konusu aflar gönüllü prim ödeme oranını düşürüyor. Primli sistemle primsiz yardımlar arasında bağlantının kurulamamış olması da toplamda sosyal güvenlik harcamalarını yükseltiyor.
6 yıllık uygulama sonucunda gelinen noktada reform kimi yönlerden sistemi iyileştirirken kimi noktalarda ‘restorasyona’ ihtiyaç duyulduğu görülüyor.

Kayıtlı Elektronik Posta (Kep) Almayanlar Dikkat, 10.000-250.000.-tl Arası Ceza İle Karşılaşabilirsiniz!

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 01 Ekim 2014 - 10:06

Değerli okurlarımız bilindiği üzere tacirler arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/3’üncü maddesi uyarınca kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemi kullanılacaktır. Yalnızca tacirler arasında değil kamu kurumları tarafından yapılacak tebliğler de KEP sistemi kullanılacaktır. Bugünkü yazımızla KEP sistemi ele alınacaktır. Peşinen belirtelim ki, konu biraz karmaşıktır ve konunun bütün olarak anlaşılabilmesi için önemli mevzuat düzenlemelerine de yer verilmiştir. Yazı sabırla okunduğunda KEP’e ilişkin düzenlemelerin neler olduğu daha kolay anlaşılabilecektir.

TTK’DA YER ALAN DÜZENLEME

Yeni TTK’nın 18/3 maddesi uyarınca, tacirler arsında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgraf veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.

TEBLİGAT KANUNUNDA YAPILAN DÜZENLEME

19 Ocak 2011 tarih ve 27820 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6099 sayılı Kanunun 2’nci maddesine göre, 7201 sayılı Kanuna 7’nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat:

MADDE 7/a – Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.

Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.

Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.

Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”

ELEKTRONİK TEBLİGAT YÖNETMELİĞİ DÜZENLEMESİ

19 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazetede “Elektronik Tebligat Yönetmeliği” yayımlanmıştır. Yönetmeliğin 6’ncı maddesine göre;

“(3) Elektronik tebligat hizmetinden yararlanacak muhatap, elektronik tebligata elverişli kayıtlı elektronik posta adresi edinir.

(4) Gerçek kişi muhataplar, güvenli elektronik imza vasıtasıyla elektronik tebligat adresi almak için hizmet sağlayıcılara başvuru yapabilir.”

Yönetmeliğin 7’nci maddesine göre de;

“(1) Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere, elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur. Gerçek kişiler ve diğer tüzel kişiler elektronik tebligattan isteğe bağlı olarak yararlanır.

(2) Kendilerine yalnızca elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu olan muhatapların, tebligat çıkarmaya yetkili merciler nezdindeki işlemlerinde elektronik tebligat adreslerini bildirmeleri zorunludur.

(3) Kendilerine zorunlu olarak elektronik yolla tebligat yapılması gereken muhataplara, elektronik tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde, Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Bu tebligatta ayrıca, müteakip tebligatların elektronik ortamda yapılacağı bildirilir.

(4) Kendilerine elektronik yolla tebligat yapılması isteğe bağlı olan muhatapların, elektronik yolla tebligat almak istemeleri halinde, tebligat çıkarmaya yetkili merciler nezdindeki işlemlerinde elektronik tebligat adresini bildirmeleri gerekir. Bu muhatapların, tebliğ çıkaran merciye bildirdiği adresin elektronik tebligata elverişli olmaması halinde, bunlara, Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Bu durumda gönderilecek tebligata, muhatabın bildirmiş olduğu adresin, elektronik tebligata elverişli olmadığına ilişkin şerh düşülür.”

Yönetmeliğin 14’üncü maddesinin 10’uncu fıkrasına göre de, kendisine zorunlu olarak elektronik yolla tebligat yapılması gereken ancak elektronik tebligat adresi edinmeyen muhatapların MERSİS’te kayıtlı olan tebligat adreslerine, elektronik tebligat adresi edinmeleri için başvuruda bulunmaları konusunda MERSİS’ten sorumlu kurum tarafından bildirim yapılır.

YÖNETMELİĞE GÖRE YÜRÜRLÜK TARİHİ

Yönetmeliğin 17’nci maddesine göre, Bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, ikinci ve üçüncü fıkrası ile 13 üncü maddesinin yedinci fıkrası ve 14 üncü maddesinin onuncu fıkrası 19/1/2013 tarihinde, diğer hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Dolaysıyla KEP edinme tarihi olarak 19.01.2013 tarihi öngörülmüştür.

6545 SAYILI KANUN DÜZENLEMESİ

28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6545 sayılı “Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna aşağıdaki maddeler ilave edilmiştir.

MADDE 87 – 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna 9 uncu maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat

MADDE 9/A- (1) Bu Kanun ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/A maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin usullere bağlı olmaksızın, elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve tebligata elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilir. Bu şekilde yapılan tebligatlar karşı tarafa ulaştığında tebliğ edilmiş sayılır.

(2) Başkanlık, elektronik ortamda yapılacak tebligatla ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma ve cevapların elektronik ortamda verilmesi zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ yapılacaklar ile elektronik ortamdaki tebligata ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

MADDE 88 – 5549 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve mevcut beşinci fıkrası yedinci fıkra olarak teselsül ettirilmiştir.

“(4) Bu Kanunun 9/A maddesi gereğince getirilen elektronik tebligata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için 10.000 (onbin) Türk lirası idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı 250.000 (iki yüz elli bin) Türk lirasını geçemez.”

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun Yönetmeliğinin 4‘üncü maddesi uyarınca; “a) Bankalar. b) Bankalar dışında banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz kuruluşlar. c) Kambiyo mevzuatında belirtilen yetkili müesseseler. ç) Ödünç para verme işleri hakkındaki mevzuat kapsamındaki ikrazatçılar, finansman ve faktoring şirketleri. d) Sermaye piyasası aracı kurumları, vadeli işlemler aracılık şirketleri ve portföy yönetim şirketleri. e) Yatırım fonu yöneticileri. f) Yatırım ortaklıkları. g) Sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri ile sigorta ve reasürans brokerleri. ğ) Finansal kiralama şirketleri. h) Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde takas ve saklama hizmeti veren kuruluşlar. ı) Saklama hizmeti ile sınırlı olmak üzere İstanbul Altın Borsası Başkanlığı. i) Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü ile kargo şirketleri. j) Varlık yönetim şirketleri. k) Kıymetli maden, taş veya mücevher alım satımı yapanlar. l) Cumhuriyet altın sikkeleri ile Cumhuriyet ziynet altınlarını basma faaliyeti ile sınırlı olmak üzere Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü. m) Kıymetli madenler borsası aracı kuruluşları. n) Ticaret amacıyla taşınmaz alım satımıyla uğraşanlar ile bu işlemlere aracılık edenler. o) İş makineleri dâhil her türlü deniz, hava ve kara nakil vasıtalarının alım satımı ile uğraşanlar. ö) Tarihi eser, antika ve sanat eseri alım satımı ile uğraşanlar veya bunların müzayedeciliğini yapanlar. p) Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye Jokey Kulübü ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığı dâhil talih ve bahis oyunları alanında faaliyet gösterenler. r) Spor kulüpleri. s) Noterler.

ş) Savunma hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki işlerden taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması, idaresi ve devredilmesi gibi işlerle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar. (Bu bentte yer alan “Savunma hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki işlerden taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması, idaresi ve devredilmesi gibi işlerle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar” ibaresi  Danıştay Onuncu Dairesinin 23/1/2013 tarihli ve E.: 2008/1675, K.: 2013/508 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. )

t) Bir işverene bağlı olmaksızın çalışan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler.

u) Finansal piyasalarda denetim yapmakla yetkili Bağımsız Denetim Kuruluşları.

Yönetmeliğin 4. Maddesinin (1) (t) ve (u) bentleri Danıştay 10. Dairesinin , 21/04/2014 Tarih ve E:2010/1636, K: 2014/1040 sayılı Kararı ile iptal etmiştir.

Dolayısıyla Danıştayın iptali ile avukatlar ve serbest çalışan meslek mensupları (Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler)  için KEP zorunluluğu da ortadan kalkmıştır.

Ancak Yönetmeliğin Bağımsız Denetim Kuruluşlarına ilişkin kısmı iptal edilmiş olmakla birlikte Bağımsız Denetim Kuruluşları Anonim Şirket olarak kurulacaklarından KEP Yönetmeliğine göre KEP zorunluluğu devam etmektedir.

Sonuç olarak, anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun Yönetmeliğinin 4‘üncü maddesinde sayılanların KEP edinmesi gerekmektedir.

5549 sayılı Kanun kapsamında yükümlü olanlar KEP edinmeyecek olurlar ise her bir tespit için 10.000 (onbin) Türk lirası idari para cezası uygulanacak ve bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı 250.000 (iki yüz elli bin) Türk lirasını geçemeyecektir.

Uygulamadan gördüğümüz kadarıyla firmalar KEP konusunda ihmalkar davranmaktadır ve birçok firma da henüz farkında değildir. Tebligat hukuksal bakımdan çok önemlidir ve firmalar biran önce KEP edinmelidir. KEP’in nasıl edinileceği ve usulleri ise Yönetmelikle belirlenmiştir.

Firmaların Sağlıklı Büyümesi İçin Zamana Yayılmış 13 Adımlı Yol Haritası

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 08 Eylül 2014 - 9:19

FİRMALARIN SAĞLIKLI BÜYÜMESİ İÇİN ZAMANA YAYILMIŞ 13 ADIMLI YOL HARİTASI

 Güncellendi.

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ulusal ve Uluslar arası Ar-Ge ve Yenilik Hibe
Fonları Uygulayıcısı, YMM

www.abdanmer.com

                                                                                                                                             abdanmer@gmail.com

 

GİRİŞ

 

Firmaların piyasaya çıkabilen, teknik özelliklerinde ve/veya kullanım kolaylıklarında kendi mevcut ve yerli üreticilere karşı mukayeseli ürün üstünlüğü (yıkıcı-disruptive-inovasyon  ) olması halinde Ar-Ge projesi oluşturabilme potansiyeli mevcuttur.

 

Eğer  firmaların verecekleri Ar-Ge projelerinde ürün yeniliği yok, ancak makine yapma tecrübesi ve tasarım gücü var ise; süreç yeniliği ile prototip makine imalatı hedeflenerek, bu makineden çıkan üründe maliyet düşüşü, kalite artışı, enerji tasarrufu, çevre dostu vb. gibi mukayeseli üstünlük sağlayabilmesi halinde, süreç yeniliği projelerini  TÜBİTAK’a, KOSGEB’e ve AVRUPA BİRLİĞİ’ne sunabilir. Ancak  bize göre ,ürün +süreç  yeniliği projeleri vermek daha faydalıdır.

28-30 Nisan 2014 tarihleri arasında İnovasyon Buluşmaları toplantısında konuşan Neil Jacobson’a göre “ Yeni dönemde İnovasyonun temel işlevi,bugünü değiştirerek aynı zamanda yarını dönüştürmek olduğudur”. Bu bağlamda aşağıda imalatçı ve yazılım firmalarının önce TÜBİTAK veya KOSGEB ya da AVRUPA BİRLİĞİ H2020 Araştırma ve Yenilik Destek Programlarına  AR-GE projesi  vererek bugünkü koşullarını değiştirmeleri , sonrasında yarını dönüştürmek için  tamamlanan ar-ge projesinin ardından seri üretim ile vergi teşvikleri  için açık olan ve aşağıda açıklanan destek programlarına başvurarak,rekabet güçlerini geliştirmeleridir.

Aşağıdaki açıklamalarda ar-ge ve yenilik faaliyetleri  ile sadece yenilik faaliyetlerini birbirinden ayırmada  9 SEVİYELİ TEKNOLOJİ OLGUNLUK SEVİYELERİNİ (TECHNOLOGY READİNESS LEVELS (TRL) iyi anlamak gerekiyor. TRL 1 -Temel prensiplerin gözlenmesi TRL 2 -Teknoloji konseptinin formüle edilmesi TRL 3 – Konseptin deneysel kanıtlanması TRL 4 – Laboratuvar seviyesinde teknolojinin geçerliliğinin onaylanması TRL 5 – Bütün ya da bileşenler itibariyle prototipin bilgisayar ortamında tasarımının onaylanması TRL 6 – Prototipin çalışma ortamına benzetilmiş ortamda denenmesi, TRL 7 – Prototipin gerçek çalışma ortamında denenmesi, TRL 8 – Prototipin test edilmesi, TRL 9 – Prototipin gerçek imalat şartlarında geçerliliğinin kanıtlanması.

TRL 1-5 arası genelde Araştırma faaliyetleri,TRL 6-9 arası Yenilik faaliyetleri olarak kabul edilir.Burada örneğin TÜBİTAK’a verilen ar-ge projelerinde 1’den 9’a kadarki tüm seviyelerin yerine getirilmesi gerekiyor.Buna karşın sadece  yenilik faaliyetlerinin desteklendiği ve prototipin hazır olduğu,ticarileşmenin öne çıktığı   KOSGEB Endüstriyel Uygulama programı ile H2020 Yeni KOBİ Aracı faz 2’ de 6.seviden itibaren başlanıyor.

 ZAMANA YAYILMIŞ  13 ADIM

 

 

BİRİNCİ ADIM: Ürün yeniliği var, ürünü gerçekleştirecek prototip makine(ya da makine grubu veya hattı) tasarımı ve imalatı firmaya ait ise bizim önerimiz TÜBİTAK kurumuna önce 500.000 TL  bütçe üst  limitli 1507 KOBİ destek programından % 75 hibe destek oranlı  3 adet bireysel (ya da alternatif olarak  2 ortak proje ,3 bireysel proje içeren toplam  5 adet )KOBİ  ar-ge projesi sunmaktır.Daha sonraki süreçte destek oranının % 40-60 arasında seyrettiği  bütçe üst limiti olmayan TÜBİTAK  1501 Sanayi ar-ge  destek programına  başvuru yapmaktır.Büyük işletmeler doğrudan 1501 destek programına başvurabilirler. TÜBİTAK‘da bir firmanın birden fazla ar-ge projesi  aynı anda olabilir, herhangi bir kısıt yoktur. Bize göre firmaların aynı anda TÜBİTAK’ta yürüyen 3 ar-ge projesinin olması en idealidir.Ar-ge projeleri ile projede görev alanların projedeki adam/ay  oranları ile bağlantılı olarak   SGK işveren payının yarısı ile stopajlarının % 80’i 2023 yılına kadar ödenmemekte ve ayrıca vergi  matrahına uygulanmak üzere % 100 ar-ge indirimi tatbik edilmektedir.

 

 

İKİNCİ ADIM : Aslında ikinci adım birinci adımın devamı olmayıp,firmanın tercihi ile ilgilidir. Ürün yeniliği var, ürünü gerçekleştirecek prototip makine tasarımı firmaya ait, ancak firma ürün yeniliğine odaklanıp makine imalatı ile uğraşmak istemiyor ise makine  imalatını kendi  tasarım çıktısına göre firma dışında, tercihli olarak yurt içinde ,yurt içinde olmuyor ise yurt dışında  malzeme,ünite  tedariki şeklindeki ar-ge projesini birinci adımda tanımlanan destek programları ile   TÜBİTAK’a başvurabilir.

 

ÜÇÜNCÜ ADIM:  Ortak proje vermek.

 

TÜBİTAK’a verilen Ar‐Ge projelerinin verilme şekline göre 2012 yılı verilerine baktığımızda, firma bazında verilen bireysel Ar‐Ge proje sayısı 1501 ve 1507 için toplam 2050 iken iki veya daha fazla firmanın (genelde iki firmalı) ortak proje sayısı yaklaşık 60 adet gibi çok düşük düzeyde gerçekleşmiştir. Ortak projelerlefirmalar arasında ileriye ve geriye doğru ortak sinerji yaratılır (matematiksel deyişle 2×2= 4′ün üzeri). Örneğin otomotiv sektörü için özel lazer makinesine

ihtiyaç duyan bir otomotiv yan sanayi üreticisi, ürün iyileştirme için makineimalatçısını ortak projeye alarak, muhatap firma olarak Ar‐Ge projesini verir. İki firma da desteklerden ve mali teşviklerden yararlanarak rekabetçi güçlerini artırırlar.

 

Ülke içinde ortak Ar‐Ge projelerinin verilmeyip bu yönde bir kültürün gelişmemesine bağlı olarak  yeni KOBİ aracı programı hariç hepsi ortak proje olan AB H2020 programı, Eureka ve Eurostars programına Türk firmalarının katılımı çok düşük düzeyde kalmaktadır. AB Ar‐Ge proje havuzuna yaptığımız katkının ancak üçte birinden yararlanacak kadar proje sunarak batılı firmaları finanse ediyoruz.

 

ORTAK PROJE VERMENİN AVANTAJLARI

 

-1507 KOBİ başlangıç Ar‐Ge proje destek programında %75 hibe destek oranı tekil projelerde 2 projeye uygulanırken, 2 bireysel + 2 ortak proje ve 1 bireysel proje olmak üzere 5 projeye uygulanabilecektir.

 

-1501 Sanayi Ar‐Ge proje destek programlarında hibe destek oranının alt limiti bireysel projelerde %40 iken, ortak projelerde bu orana %10 ilave edilmektedir.

 

-1501 TEYDEB uygulama esaslarının 15/7) maddesinde “…şirketlerinin, programa başvurabileceği veya destek alabileceği proje sayısında sınırlama yoktur. Ancak, TÜBİTAK Başkanlığının belirleyeceği bir sayının üzerinde bu destek programı kapsamında projesi desteklenmiş olan kuruluşların, yeni bir proje önerisinin bu program kapsamında desteklenmesi için uluslararası destekli en az bir Ar‐Ge projesi yürütmüş olmak veya bu destek programı kapsamında ortaklı en az bir TÜBİTAK projesi yürütmüş olmak şartını sağlaması istenebilir.”

 

Demek ki yurt içinde ortak proje vermeden ve AB projelerine katılmadan daha ilerisi için Ar‐Ge projelerinden hibe almanın çok zor olacağının farkında olmak gerekiyor.

 

 

DÖRDÜNCÜ  ADIM: KOBİ’nin  Ürün yeniliği var, firmanın prototip makine tasarım ve imal etme alt yapısı ve tecrübesi de var ,  bu durumda TÜBİTAK’a arge projesi verme yanında başka bir yenilik fikri bulup 500.000 TL üst limitli  KOSGEB’in  AR-GE VE İNOVASYON destek programına başvurulmasını öneririz. KOSGEB mevzuatına göre proje çıktıları ile tedarik edilen makineler 3 yıl içinde başkasına satışı ve devri mümkün değil, TÜBİTAK’ta böyle bir kısıtlayıcı hüküm yoktur. Ayrıca KOSGEB’de aynı anda bir Ar-Ge projesi desteklenir iken, TÜBİTAK’ta böyle bir kısıtlama yoktur.

 

PROJE SÜRESİ

Ar-Ge ve İnovasyon Programı için en az 12 (on iki), en çok 24 (yirmi dört) ay,

Program için de Kurul kararı ile 12 (on iki) aya kadar ek süre verilebilir.

 AR-GE, İNOVASYON DESTEK PROGRAMI Destek Üst Limiti (TL) DESTEK ORANI (%)
% 75
Makine-Teçhizat, Donanım, Hammadde, Yazılım ve Hizmet Alımı Giderleri Desteği 100.000
Makine-Teçhizat, Donanım, Hammadde, Yazılım ve Hizmet Alımı Giderleri Desteği (Geri Ödemeli,2.5 yıl vadeli,8 taksitte,faizsiz kredi) 200.000
Personel Gideri Desteği 100.000
Proje Geliştirme  Desteği Proje Danışmanlık Desteği 25.000 % 75
Eğitim Desteği 5.000
Sınai ve Fikri Mülkiyet Hakları Desteği 25.000
Proje Tanıtım Desteği 5.000
Yurtdışı Kongre/Konferans/Fuar Ziyareti/Teknolojik İşbirliği Ziyareti Desteği 15.000
Test, Analiz, Belgelendirme Desteği 25.000

 

Not:   Hibeli ve kredili destekleri  Makine-teçhizat,donanım ve yazılımın tek kalemi için birleştirerek birlikte  kullanılması söz konusu olmayıp,hibeli ve kredili desteği ayrı ayrı kalemlerde kullanmak gerekiyor.

 

BEŞİNCİ  ADIM :

TÜBİTAK ya da KOSGEB  ürün yenilik projeleri başarı ile tamamlanır ise, tamamlandığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl içinde  KOBİ Firması,KOSGEB’in ENDÜSTRİYEL UYGULAMA DESTEK PROGRAMINA başvurarak prototip ürünün seri üretimi için gerekli olan ve Ar-Ge unsuru taşımayan standart makineler ve ekipmanlar yurtiçinden ve yurtdışından temin edilerek 500 bin TL.’ye kadar aşağıdaki  destek unsurlarından  yararlanabilir. Bu program firmaya bir defaya mahsus olarak verilir.

 

– Destek oranı %75,Süre: 18 aydır. Mevzuatta en az süre belirtilmediği için firma alımlarını gerçekleştirebilirse proje süresi 4 aya kadar inebilir.

 

 Destek Unsurları:

 

  1. MAKİNETEÇHİZAT, DONANIM, SARF MALZEMESİ, YAZILIM VE TASARIM GİDERLERİ DESTEĞİ

 

– İşletmeye; test, analiz ve laboratuar ekipmanı ile bunlara yönelik sarf malzemesi giderleri, üretim hattı tasarım giderleri, üretime yönelik makine, teçhizat, donanım, kalıp ve yazılım giderleri için destek sağlanır.

 

– Destek ödemesi yapılmadan önce, KOSGEB uzmanı işletmeyi ziyaret ederek, Ar‐Ge, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Programı Tespit Tutanağını düzenler.

 

– Destek kapsamında satın alınacak makine‐teçhizat yeni veya en fazla 3 (üç) yaşında olabilir.

 

– Bu desteğin üst limiti; geri ödemesiz 150.000 (yüz elli bin) TL, geri ödemeli 200.000 (iki yüz bin) TL olmak üzere toplam 350.000 (üç yüz elli bin) TL’dir.

 

– Geri ödemeli desteklerde, destek ödemesinin yapılabilmesi için; destek ödemesinden önce işletmeden, destek tutarı kadar, son geri ödeme tarihinden asgari 2 (iki) ay sonrasını kapsayacak şekilde Banka Teminat Mektubu alınır. Ancak işletmenin uzun süreli teminat mektubu temin edememesi halinde asgari 1 (bir) yıl süreli teminat mektubu kabul edilebilir.

 

– Geri ödemeli destekler kapsamında yapılacak geri ödemeler, proje bitiminden itibaren 6 (altı) ayı ödemesiz olmak üzere, 3 (üç)’er aylık dönemler halinde 8 (sekiz) eşit taksitte yapılır. İlk taksitin geri ödeme tarihi, 6. (altıncı) ayın bitimini takip eden ilk iş günüdür.

 

  1. PERSONEL GİDERİ DESTEĞİ

 

– Personel Gideri Desteği, projede çalışması şartı ile yeni istihdam edilecek personel için sağlanır. Bu destek, işletmenin son 4 (dört) aylık SGK Sigortalı Hizmet Listesinde bulunmayan yeni istihdam edilecek personel veya Taahhütnamenin Hizmet Merkezinde kayda alındığı tarih itibarı ile son 30 (otuz) gün içinde istihdam edilmiş olan personel için verilir.

 

– Desteklenecek personelin sayısına, niteliğine ve destek süresine Kurul karar verir.

 

– İşletmeye, personel giderleri için net ücret üzerinden aylık; meslek lisesi mezunlarına 500 (beş yüz) TL, ön lisans mezunlarına 1.000 (bin) TL, lisans mezunlarına 1.500 (bin beş yüz) TL, yüksek lisans mezunlarına 2.000 (iki bin) TL. ve doktora programı mezunlarına 2.500 (iki bin beş yüz) TL olmak üzere toplam üst limiti 100.000 (yüz bin) TL geri ödemesiz destek sağlanır. Asgari Geçim İndirimi

net ücrete dahil edilmez.

 

ALTINCI ADIM: Türk firmasının Ürün yeniliği var, ancak ürün yeniliği için gerekli makine tasarım ve imalatı Türkiye’de yapılmayıp yurtdışında yapılıyor, bu durumda yurtdışındaki genellikle Avrupalı  makine imalatçısı firmayla EUREKA destek programı kapsamında Ar-Ge ortak proje verilmesini öneriyoruz. Burada önemli olan bir bütün olarak bakıldığında bu ortak projenin hem Türkiye için hem de AB firması ülkesi için mevcut duruma göre yıkıcı bir yenilik içermesidir. 1509 TÜBİTAK uluslararası destekleme programından EUREKA projesi önce bir formatla Brüksel’deki EUREKA ofisine genel nitelikli form verilir ve sonra TÜBİTAK’a 1507 ya da 1501 gibi proje sunulur.

 

-Burada makine imal edip Türk firmasına satabilecek yabancı ortağın payı %30’dan aşağı olmayıp %30’larda olması uygun oluyor. Proje kapsamında sadece bir makine prototip imalatı söz konusu ise makinenin bir kısım Ar-Ge’si ile  Yeniliği   yerli firma  yapar. Eğer mümkünse proje kapsamında bir makine grubu verilir, bir kısım makine ve tasarımı yerli firma yaparak payı %70’lerde tutulur.

 

-Türkiye’deki makinelerin üretimi için 2 yerli ortak da olabilir, yabancı ortak makine grubunda lazım olan bir makineyi yapar  ve toplam bütçe içindeki payı %30 civarında tutulur. Burada yabancı ortak ülkesinin TÜBİTAK muadili kurumu o ortağın projesini kabul edip fon yok dese ya da o ülke için Ar-Ge unsuru yok deyip reddetse bile, yabancı ortak proje makinesini kendi öz kaynağıyla yapıp Türk ortağına tedarik edeceğini beyan ederse, Türk ortağının %70’lik proje maliyeti KOBİ olması durumunda %75 oranında ve 500 bin TL sınırlaması olmaksızın kabul edilir. Karşı ülke projesi reddedilse bile tüm proje için destek oranı 70 x 75 = %52,50 olmaktadır. KOBİ dışındaki büyük firmalarda destek oranı Türk tarafı için hep %60 olup, 60 x 75 = %45 tüm proje maliyeti için genel destek oranıdır.Niye AB  firmasının payının % 30’da tutulması uygundur varsayımımızın gerekçesi budur.  EUREKA projesinin teknik, mali raporlaması ve YMM’si 6 aylık dönemler halinde 1507 – 1501 ile aynıdır.

 

EUREKA ÜYESİ ÜLKELER:

 

ALMANYA HOLLANDA LİTVANYA SAN MARİNO
AVUSTURYA İNGİLTERE LÜKSEMBURG SIRBİSTAN   
BELÇİKA İRLANDA MACARİSTAN SLOVAKYA
BULGARİSTAN İSPANYA   MAKEDONYA   SLOVENYA   
ÇEK CUMHURİYETİ İSRAİL                 MALTA      TÜRKİYE     
DANİMARKA İSVEÇ MONAKO UKRAYNA
ESTONYA İSVİÇRE NORVEÇ YUNANİSTAN
FİNLANDİYA İTALYA POLONYA AVRUPA BİRLİĞİ
FRANSA İZLANDA PORTEKİZ
  1. KIBRIS RUM YÖNETİMİ
KARADAĞ ROMANYA
HIRVATİSTAN LETONYA RUSYA

 

 

YEDİNCİ  ADIM: AVRUPA BİRLİĞİ H2020 ARAŞTIRMA VE YENİLİK ÇERÇEVE PROGRAMI

Avrupa Birliği Komisyonunun 1 Ocak 2014 tarihinde başlatıp 2020 sonuna kadar sürecek HORIZON 2020 araştırma ve yenilik programları ile Türk firmalarının  Avrupalı KOBİ ve büyük ölçekli firmalarla birlikte oluşturulacakları konsorsiyumlarda hem teknoloji transferi yapma imkanına kavuşmakta hem de ar-ge harcamasının araştırma ve yenilik projelerine yönelik olması  durumunda hibe oranı %100+  % 25 işletme giderleri ile beraber % 125 olmaktadır.Yapılan ortak faaliyet sadece yenilik faaliyeti ise bu oran % 70+ %25  işletme giderleri ile beraber % 87.5’a kadar ulaşabilmektedir.Ayrıca  ortak konsorsiyum  projenin kabulü halinde sözleşmenin imzalanması sonrası  öngörülen proje maliyetinin % 50’sinin teminat mektubu istenmeden peşin  olarak verilebilmektedir. Burada kritik unsur,H2020 proje çıktılarının yıkıcı yenilik etkisinin Avrupa düzeyinde olması gerekiyor, Türkiye’de yenilik gerçekleştirmek yeterli değil.

H2020 Programı genel olarak konsorsiyum projeleri olsa da, YENİ KOBİ ARACI (new smes instrument) programında Türk KOBİ firması bireysel olarak genelde yılda 3 defa açılan çağrılara yenilik projeleri  olarak katılabilir(Avrupa düzeyinde yenilik öngörülüp, gerçekleştirmek şart). Faz 1 için Bütçesi 50.000 € sabit olup, proje süresi 6 ay, yaklaşık 10 sayfalık proje önerisi veriliyor. Genelde Faz 1’den başarılı olunduktan sonra ya da doğrudan Faz 2’ye de başvurabilinir .Faz 2 ,dizayn, prototip, test, klinik deneyler gibi yenilik faaliyetleri içermektedir.Bütçesi:0,5-2,5 Milyon €, süre 12-24 ay, hibe oranı % 70(üzerine % 25 dolaylı vergi ilave edilir),yaklaşık 30 sayfalık proje önerisi. Proje kabul edilirse,bütçenin % 50’si teminat istenmeden peşin veriliyor. TÜBİTAK VİDEOSU:http://www.dailymotion.com/video/x1zc7ri_horizon-2020-webineri-29-05-2014_tech21 .

 

SEKİZİNCİ  ADIM: BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ   BAKANLIĞININ TEKNOLOJİK ÜRÜNLERİN YATIRIM DESTEK PROGRAMI

 

29 Nisan 2014 tarihinde ilgili Bakanlığı’n yayınlanan yönetmeliğinde ,  TÜBİTAK yada KOSGEB’e Ar-Ge ve Yenilik projeleri verilip onaylanarak tamamlanırsa , prototipi yapılan ürün yada yazılımın seri üretimine geçişinde aşağıdaki desteklerden yararlanılmaktadır.

 

 DESTEKLER

  1. A) Makine, Teçhizat desteği 

– Mikro, Küçük ölçekli KOBİ’lere seri üretim için gerekli olan yatırım tutarının %40′lık bölümünü 5 milyon TL.’ye kadar hibe olarak veriliyor.

– Orta ölçekli KOBİ’lerde ilgili oran %30 ve  en fazla 4 milyon TL.

– Büyük ölçekli firmalarda ilgili oran %10 ve  en fazla 2 milyon TL.

Not 1 :Yatırım projesine konu satın alınacak makine ve teçhizatın, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 63 üncü maddesi kapsamında Bakanlıkça hazırlanan usul ve esaslara uygun olarak alınmış yerli malı belgesi ile tefrik edilmesi durumunda,  belirtilen oranlara 10 puan daha ilave edilir.Başka bir deyişle yukarıdaki oranlar ithal  ve yerli malı belgesiz yerli makine ve teçhizat alımlarında geçeri olup, Yerli Malı Belgesi”ne sahip Türkiye’deki makine ve teçhizat üreticilerinden veya tedarikçilerinden satın alınması halinde % 10’ar puan ilave edilir.

Not 2 : 4 Kasım 2012 tarihinde  KOBİ Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe  göre; 10 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosundan herhangi  biri   bir milyon TL´yi aşmayan çok küçük işletmeler mikro işletme, 50 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosundan herhangi biri  beş milyon TL´yi aşmayan işletmeler küçük işletme, 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosundan herhangi biri  40 milyon TL´yi aşmayan işletmeler de orta büyüklükteki işletme olarak belirlendi.Bu programın uygulanması açısından  Küçük işletme: KOBİ tanımında yer alan “Mikro İşletme”yi de  kapsamaktadır.

  1. B) Kredi faiz desteği

– Küçük ve Orta Ölçekli KOBİ’ler için en az 1 yıl vadeli 10 milyon TL.’ye kadar faizsiz yatırım kredisi imkanı, 10 milyon TL.’den sonrası için %50 indirimli kredi faiz desteği sağlanmaktadır.

 

  1. C) İşletme gideri desteği

 – Küçük işletmelere Yatırım tamamlandıktan sonraki 1 yıl için üretim için gerekli olan enerji, personel ve kira giderinin %75′i hibe olarak ödeniyor.

Hibeli ve kredili desteklerin toplamı 10 milyon TL’yi geçemez.

Öte yandan Ar-ge süreçleri yurt dışında gerçekleşmiş ve o ülkedeki kurum, kuruluş veya fonlar tarafından desteklenmiş olan ar-ge ve yenilik projeleri sonucunda ortaya çıkan veya öz kaynaklar kullanılarak yapılan ar-ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ve patenti alınan teknolojik ürünün üretimine yönelik yatırımı, Türkiye’de yapılması halinde destek kapsamında değerlendirilir. Ayrıca Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde başlatılıp sonuçlandırılan, Ar-Ge ve yenilik projeleri sonucunda ortaya çıkan teknolojik ürünlerin üretimine yönelik bölge içi ve dışı yatırımlar için de aynı desteklerden yararlanmak söz konusudur.

 

PROGRAMA BAŞVURU ŞEKLİ, İŞLEYİŞİ VE SONUÇLANDIRILMASI

Bu programdan yararlanmak isteyen firmalar uygulama esaslarına, öncelikli teknolojik alanlar listesine, başvuru ile ilgili detaylı bilgiye ve başvuru formuna https://teknoyatirim.sanayi.gov.tr/ internet adresinden ulaşabilmektedirler.

Bizce işleyiş TÜBİTAK-TEYDEB ar-ge proje işleyişine benzemektedir, şöyle ki;

-TÜBİTAK veya KOSGEB’den ar-ge projesinin tamamlandığına dair yazı alınır ve bu yazı ile Bakanlığın ilgili Genel Müdürlüğü’ne internet üzerinden TEKNOLOJİK ÜRÜN YATIRIM DESTEK PROGRAMI BAŞVURU FORMU

doldurulup online gönderilir, daha sonra kaşe ve imzalı basılı evrak halinde Genel Müdürlüğe gönderilir. Başvurular,  yılda bir veya birden fazla dönemde Genel Müdürlükçe belirlenen tarihlerde alınır. Başvuru tarihleri Bakanlık web sitesinden ilan edilir.

-Başvuru üzerine “Ön Değerlendirme Formu” hazırlanır. Uygun bulunan başvurular için en 2 öğretim üyesi görevlendirerek, firmayı ziyaret ederler ve denetim sonrası  “Teknik ve Mali İnceleme Rapor”u hazırlarlar. Ayrıca Genel Müdürlükten en az 2 proje sorumlusu, yapılacak yatırımı yerinde inceler.

-Tüm raporlar tamamlandıktan sonra, Değerlendirme Komisyon üyeleri toplanarak kararını verir. Başvuru sahibi firma, karar toplantısının yapılacağı yer ve tarihte, yatırım projesini sunmak üzere Komisyon toplantısına katılır.

-Desteklenmesine karar verilmesi halinde 30 gün içinde sözleşme imzalanır. Sözleşmenin imzalandığı tarih, yatırımın başlangıç tarihi olup, destekleme süresi 36 aydır.

– Komisyonca destekleme kararı alınan yatırım projesinin yatırım sürecinin 6 ay ve üstü olması halinde Genel Müdürlükçe en az 2 öğretim üyesi görevlendirilebilir ve dönemsel “Yatırım İzleme Raporu” hazırlatılarak yatırım 6 aylık dönemlerde izlenir. Ayrıca yatırımını tamamlayan işletme, “Sonuç Raporunu” hazırlayarak Genel Müdürlüğe yazılı olarak bildirmesi durumunda en az iki proje sorumlusu personel ve/veya öğretim üyesi, işletmeyi yerinde ziyaret ederek harcama belgelerini inceler, denetler ve Genel Müdürlük onayına sunmak üzere “Tamamlama Belgesi” düzenleyerek imzalar.

-Tamamlama belgesi alındıktan sonra makine ve teçhizat desteği hibe ödemesi yapılır.  Kredi faiz desteği,  Bakanlık ile aracı kurumlar arasında yapılacak protokollerle belirlenir ve uygulanır. İşletme gideri desteği için mikro ve küçük işletmenin “Tamamlama Belgesi”nin verildiği tarihten itibaren 1 (bir) yıl içerisinde Genel Müdürlüğe yazılı olarak başvuruda bulunması gerekmektedir.

 

NOT: Firmalar makine teçhizat desteği için ya aşağıda açıklanan  Ekonomi Bakanlığının 5. Bölge destek Programına ya  da Bilim,Sanayi ve Teknoloji  Bakanlığının bu programına başvurabilir. Aynı makine/teçhizat yatırımı için iki programa aynı anda başvuramaz.

 

  1. ADIM : PATENT YA DA FAYDALI MODEL UYGULAMASI İLE GETİRİLEN VERGİ İSTİSNALARI

 

06.02.2014 tarihinde TBMM kabul edilen Torba Yasası kapsamında Ar-Ge ve yenilik projeleri sonucunda oluşan çıktılara patent ya da faydalı model alınması sonucunda elde edilen satış gelirlerine kurumlar vergisi ve KDV istisnası getirilmesi ile bizce Türkiye Ekonomisi için yenilikçi ürünlerin yeterince ticarileşmesini engelleyen yapısal sorununa mikro ve makro ağırlıklı önemli bir çözüm getirilmiştir.

İSTİSNALARIN ÖZÜ

KURUMLAR VERGİSİ İSTİSNASI 

6 Şubat 2014 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 6518 sayılı Kanun’un 32 ve 82. maddeleri çerçevesinde 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5/A maddesinden sonra gelmek üzere bir  madde eklenerek Türkiye’ de gerçekleştirilen araştırma ve yenilik faaliyetleriyle yazılım faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan çıktılara ilişkin patent ya da faydalı model alınmasından sonra 01.01.2015 yılından itibaren seri üretime geçilmesi elde edilecek gelirler,  koruma süresi olan 10 yıl boyunca % 50 kurumlar vergisi istisnası yararlanacaklardır.

KATMA DEĞER VERGİSİ İSTİSNASI

Türkiye’ de gerçekleştirilen Araştırma – Geliştirme ve Yenilik faaliyetleriyle yazılım faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan çıktıların satışı halinde ihracat faturası gibi KDV’siz  fatura düzenlenecek olup, bize göre söz konusu imal edilen mamul ile ilgili olarak 2015 Ocak başından  itibaren iade talebinde bulunabilinecektir. Bu yolla söz konusu satış gelirlerine tanınan KDV istisnası yanında  % 50 Kurumlar vergisi istisnası getirilmesi, mal alan ve satan firmalar için büyük bir avantajdır.

 

AR-GE MERKEZİ ÇALIŞAN SAYISINDA İNDİRİM

Söz konusu patent ya da faydalı model teşvikleri ile yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş ürünlerin üretimi artacağından, genişleyen üretim için de mühendis ve teknisyenlere gereksinim artacağından sayılarında artış olacak, bu da torba yasayla çalışan sayısı 50’den 30’a indirilen Ar-Ge merkezlerinin artışına yol açacaktır.

Bilindiği üzere 5746 sayılı Ar-Ge Teşvik yasasına göre şimdiye kadar Ar-Ge merkezlerinde mühendis ve teknisyenden oluşan minimum 50 tam zamanlı personel istihdamı ile bu merkezlere harcama ve giderlere ilişkin % 100 Ar-Ge indirimi, personele %80, doktoralıya  %90 gelir vergisi stopaj desteği ile 5 yıl süre ile SGK işveren hissesinin yarısının alınmaması desteği ve damga vergisi istisnası uygulanmaktadır.  30 personele indirmek suretiyle özellikle orta ölçekli KOBİ’lerin de bu teşviklerden yararlanması olanağı doğmuş oldu.

 

10.ADIM : TÜBİTAK  ya da KOSGEB’den ürün yeniliği ar-ge projesini gerçekleştirdikten sonra 3 yıl içinde EKONOMİ BAKANLIĞI’NA  5.BÖLGE  YATIRIM TEŞVİK BELGESİ DESTEKLERİ için başvuruda bulunmaktır.

 

13 Ekim 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, Bölgesel Teşvik Uygulamaları çerçevesinde desteklenen yatırım projeleri kapsamında ilave olarak istihdam edilecek personel için ödenmesi gereken sigorta primi işveren hissesinin asgari ücrete tekabül eden kısmı için Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır ve Mardin’in de aralarında bulunduğu 6. Bölgede “sabit yatırım tutarı oranı” kaldırılarak, tamamı 10-12 yıl süreyle Ekonomi Bakanlığı tarafından karşılanması söz konusudur.

 

Ayrıca aynı kararın 2. Maddesi ile;

 

-“h) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından desteklenen AR-GE projeleri neticesinde geliştirilen ürünlerin veya parçaların üretimine yönelik yatırımlar” ifadesi ile TÜBİTAK ve KOSGEB AR-GE projelerinin net ve açık bir şekilde Yatırım Teşvik sistemi ile bütünleştirilebileceği belirtilmektedir. Bu şekilde 19/06/2012 tarihindeki Yatırım Teşvik kararının 17.maddesinin 1.fıkrasının h)bendindeki “Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklenen AR-GE projeleri neticesinde geliştirilen ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar” ibaresine açıklık getirilmektedir.

 

Ar-Ge projeleri sonucunda oluşan çıktının patent ve faydalı belgesine sahip olması yanında bundan böyle bu belgeler düzenlenmemiş olduğu durumlarda da söz konusu çıktıların üretime yönelik yatırımların TÜBİTAK’ın görüşü alınmak suretiyle Hazine Müsteşarlığı yatırım teşvik belgesine bağlanarak firmaya 5.Bölge destekleri sağlanabilecektir. Buradaki temel şart, projenin destek sürecinin Ekonomi Bakanlığı müracaat tarihinden geriye dönük olarak 3 yıl içinde başarı ile tamamlanmış olması gerekmektedir.

 

Bilindiği gibi TÜBİTAK VE KOSGEB AR-GE projelerinin tamamlanmasından sonra bu kurumlardan alınacak yatırımın tamamlandığına dair bir yazı ile, ilgili sanayi odasına ya da Ekonomi Bakanlığına başvurularak örneğin İstanbul ya da Bursa’da asgari 1 milyon TL meblağlı arazi-arsa, bina-inşaat, makine ve teçhizat ile diğer yatırım harcaması kalemlerinin toplamından oluşan sabit yatırım tutarı için yatırım teşvik belgesi alınarak, HER YER 5. BÖLGE SLOGANI ile aşağıdaki  desteklerden yararlanılmaktadır:

 

5.BÖLGE DESTEKLERİ

 

1.İstanbul’da yada Bursa’da  sabit yatırım tutarı en az 1 milyon TL oluyor.  Sabit yatırım tutarı: Arazi-arsa, bina-inşaat, makine ve teçhizat ile diğer yatırım harcaması kalemlerinin toplamıdır. Ar-Ge projelerinde arsa, bina inşaat giderleri desteklenmez.

 

  1. Gümrük vergisi muafiyeti:Üçüncü ülkelerden makine ithalatlarında.

 

  1. KDV istisnası.

 

  1. Faiz desteği:Bankalardan kullanılacak en az bir yıl vadeli yatırım kredilerinin teşvik belgesinde kayıtlı sabit yatırım tutarının yüzde yetmişine kadar olan kısmı için ödenecek faizin, Türk Lirası cinsi kredilerde beş puanı, döviz kredileri ve dövize endeksli kredilerde iki puanı Ekonomi Bakanlığınca toplam tutarı yedi yüzbin Türk Lirasını geçmemek üzere karşılanır.

 

  1. Sigorta primi işveren hissesi desteği:Yatırımın tamamlanmasını müteakip, yatırıma başlama tarihinden önceki son altı aylık dönemde (mevsimsel özellik taşıyan yatırımlarda bir önceki yıla ait mevsimsel istihdam ortalamaları dikkate alınır) Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgesinde bildirilen ortalama işçi sayısına teşvik belgesi kapsamında gerçekleşen yatırımla ilave edilen, istihdam için ödenmesi gereken sigorta primi işveren hissesinin asgari ücrete tekabül eden kısmı Bakanlık bütçesinden 6-7 yıl süre ile toplam sigorta desteğinin sabit yatırım tutarına oranı % 35’e ulaşıncaya kadar karşılanır.

 

  1. Yatırım yeri tahsisi:Desteklerden yararlanacak yatırımlar için, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Kanunun ek 3 üncü maddesi çerçevesinde Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara göre yatırım yeri tahsis edilebilir.

 

  1. Vergi indirimi:Gerçekleştirilecek yatırımlarda, 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi çerçevesinde gelir veya kurumlar vergisi, %30 yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar % 70 indirimli olarak uygulanır. Konunun anlaşılması için aşağıda İstanbul ili için bir örnek yer almaktadır.

 

İl: XXXXX

Yatırım Tutarı: 1.000.000TL

Yatırıma Başlama/Yatırımı Bitirme Tarihi: 01.10.2013 /30.09.2015

Yatırıma Katkı Oranı: %30

Kurumlar vergisi indirim oranı: %70

2014 yılındaki kurum kazancı: 100.000 TL

Hesaplamalar:

Yatırıma Katkı Tutarı: 300.000 (1.000.000X0,30) TL

2014 yılı için Hesaplanan Kurumlar Vergisi:100.000×0.20=20.000 TL

Hesaplanan indirimli Kurumlar Vergisi:100.000X0.20X0.30=6.000 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Kurumlar Vergisi: 20.000- 6.000 =14.000 TL

Bu durumda indirimli oran nedeniyle tahsilinden vazgeçilen yukarıdaki 14.000 TL’lik vergi, 300.000 TL’ye ulaşıncaya kadar firma indirimli kurumlar vergisinden yararlanır.

 

Not: Görüldüğü gibi yatırım teşvikinde örneğin 1. Bölge desteği  sadece KDV istisnası ve 3. Ülkelerden makine ve teçhizat ithalatında gümrük vergisi muafiyeti sağlarken yani yatırım teşvik proje maliyetinin %20 si kadar teşvik sağlarken, yukarıdaki 5. Bölge destekleri ile bizim hesaplamalarımıza göre bu oran %50’nin üzerine çıkabilmektedir.

 

11.ADIM : BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ   BAKANLIĞININ TEKNOTANITIM VE PAZARLAMA DESTEK PROGRAMI
TÜBİTAK ya da KOSGEB’den Ar-Ge ve yenilik projesi tamamlanarak prototipi oluşan yeni ürünün yurt içi tanıtımı ve pazarlama faaliyetinin 25.000 TL’ye kadar, yurt dışı tanıtımı ve pazarlama faaliyeti için 50.000 TL.’ye kadar faaliyet sayısına bakılmaksızın bir yıllık süre içinde fuara katılım, seyahat, reklam, ürün kataloğu vb. giderler için  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı hibe destekleri vermektedir (20.06.2013 R.G). Prototip ürün projesinin tamamlandığı tarihten itibaren 5 yıl içinde Bakanlığa her zaman için başvuruda bulunabiliniyor. Bu konudaki detaylı bilgileri şu linkten elde edebilirsiniz: “http://sagm.sanayi.gov.tr/DocumentList.aspx?catID=4352&lng=tr”.

Aşağıda okuyucuya ilk incelemede önemli olacağını düşündüğümüz bazı hususlara yer verilmiştir.

 

 

DESTEKLENECEK FAALİYETLER ŞÖYLEDİR:

 

Destek Kalemleri Üst Limitleri 

1

 

Yurt dışı fuar giderleri

 

50.000 TL

2 Yurt içi fuar giderleri 25.000 TL
6 Broşür 4.000 TL
7 Katalog 6.000 TL
8 Flaş bellek 5.000 TL
9 e-ticaret sitesi üyeliği 5.000 TL
10 Yazılı medya gideri 5.000 TL 
Desteklenecek Üst Limit 75.000 TL
   

 

 

BAŞVURU

 

Prototip ürün projesinin tamamlandığı tarihten itibaren 5 yıl içinde Bakanlığa her zaman için başvuruda bulunabiliniyor.  Tanıtım ve pazarlama başvuru dosyası ile başvuru dosyasının CD ortamında kaydedilmiş bir kopyası, elden Bakanlığa teslim edilir.

 

Ayrıca, Bakanlık internet sitesi üzerinden oluşturulacak uygulama üzerinden de elektronik ortamda başvuru yapılabiliniyor. Başvurular Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilip, karara bağlanıyor. Daha sonra Bakanlık ile firma arasında yapılan sözleşmenin imza tarihinden başlayarak süresi bir yıldır.

 

DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ

 

Başvurular, değerlendirme kriterleri ve alt değerlendirme kriterlere göre değerlendirme komisyonu üyelerince ayrı ayrı puanlanır, puanların ortalaması alınarak değerlendirmeye esas teşkil edecek puan belirlenir ve elli (50) ve üzeri puan alan başvurular destek listesine alınır,

 

Değerlendirmede belirleyici ana kriterler şöyledir:

 

  • Katma Değer Yaratma Potansiyeli,
  • Teknoloji Düzeyi,
  • Arge projesi tamamlandıktan sonra başvurunun hemen yapılıp yapılmadığı,
  • Ürünün Türkiye ve Dünya çapında bir yenilik içermesi,
  • Mikro ve Küçük işletmelere daha çok puan,
  • Söz konusu prototip ürün için patent alınmış ya da alınmak için başvuru yapılmış ise, bu programa kabul edilmek için yapılan değerlendirmede daha yüksek puan alıyor,

 

 

ÖDEMELER

 

– Ödemeler, sözleşmede belirtilen ödeme planı çerçevesinde Türk Lirası cinsinden yapılır.  Harcama ve gider faturalarının ödemeleri yapıldıktan ve faaliyet tamamlandıktan en geç 15 gün içinde Bakanlığa gönderilir. Firma ön ödeme şeklinde avans isterse, bankadan sözleşme tutarı kadar teminat mektubu vermesi gerekiyor.

 

Ödemeler, aynen TÜBİTAK –TEYDEB avans ya da transfer ödemesinde olduğu gibi bankada birinde Bakanlık adına açılan hesaba yapılıyor.

 

  1. ADIM :EKONOMİ BAKANLIĞININ TERCİHLİ OLARAK İHRACATÇI FİRMALARA SAĞLADIĞI DEVLET DESTEKLERİ

EKONOMİ BAKANLIĞI ‘nın özellikle ihracatçı firmaların pazarlama  ve organizasyonel yenilikleri için öngördüğü aşağıdaki  destekleri de firmaların sağlıklı büyümeleri için önemli etkiye sahiptir.

 

YURT DIŞINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FUAR KATILIMLARININ DESTEKLENMESİ:

Yurt dışı fuarın genel nitelikli Milli Katılım veya Türk İhraç Ürünleri Fuarı olması halinde katılım bedelinin % 50’si, 10.000 ABD Dolarına kadar, Sektörel nitelikli Milli Katılım, Yabancı Katılımlı Sektörel Fuar veya Sektörel Türk İhraç Ürünleri Fuarı olması halinde ise 15.000 ABD Dolarına kadar desteklenmektedir.

 

PAZAR ARAŞTIRMASI VE PAZARA GİRİŞ DESTEĞİ:

Sınaî ve/veya ticari şirketler ile yazılım sektöründe faaliyet gösteren şirketlerce gerçekleştirilen yılda maksimum 10 yurt dışı pazar araştırması 2 kişilik gezilerine ilişkin giderler %70 oranında ve yurt dışı pazar araştırması gezisi başına en fazla 7.500 ABD Doları tutarında hibe alınabilmektedir.

 

YURT DIŞI BİRİM, MARKA VE TANITIM FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ:

Sınaî Kuruluşların en fazla 4 yıl,15 birimi geçmemek üzere,

‐Mağazaların kira giderleri, %60 oranında ve yıllık en fazla 120.000$.

‐Ofis, showroom ve reyonların Kira giderleri, %60 oranında ve yıllık en fazla 100.000$.

‐Depoların Kira ve/veya hizmet giderleri, %60 oranında ve yıllık en fazla 100.000$.

‐Yurt dışı birimi bulunan sınaî şirketlerin Türk ürünleri ve birimleri ile ilgili olarak yurt dışında gerçekleştireceği reklâm, tanıtım ve pazarlama giderleri, %60 oranında ve yıllık en fazla 150.000$.

‐Yurt dışı birimi bulunmayan ancak yurt içi ve tanıtım yapacağı ülkede marka tescil belgesine sahip sınai şirketlerin ürünleriyle ilgili olarak yurt dışında gerçekleştireceği reklâm, tanıtım ve pazarlama giderleri % 60 oranında ve yıllık en fazla 250.000 $ hibe alabilmektedir.

 

TÜRK ÜRÜNLERİNİN YURTDIŞINDA MARKALAŞMASI, TÜRK MALI İMAJININ YERLEŞTİRİLMESİ VE TURQUALITY®’NİN DESTEKLENMESİ:

Sınaî şirketler 10 yıl süre ile %50 oranlı olarak yılda neredeyse 2,5 milyon dolara kadar reklam, fuar, yurt dışı birim, mağaza açma, kira, franchising sistemi vb için hibe alabilmektedirler.

 

ÇEVRE MALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ:

İmalat firmaların ISO, CE, Çevre ve gıda güvenliği, analiz raporların alınması için belge ve analiz raporu başına %50 oranında ve en fazla 25.000 ABD Doları’na kadar desteklenmektedir.

 

ULUSLARARASI REKABETÇİLİĞİN GELİŞTİRİLMESİNİN DESTEKLENMESİ:

Bu destek kapsamında sınaî şirketlerin eğitim hizmeti alımları % 70 oranında yıllık 20.000 $’a kadar hibe desteği alabilmektedir. Bizce bu destek kapsamında URGE faaliyeti adı altında özellikle ihracatçılar birlikleri bünyesinde aynı sektörde faaliyet gösteren firmalar arasında sinerji yaratmak için şu an itibariyle 40’ın üzerinde kümelenme (cluster) grupları oluşturularak, AB’nin en çok önem verdiği bu yapılanmaya geçilmesi bizce firmaların Ar‐Ge ve yenilik proje çalışmalarını teşvik etmektedir.

 

Yukarıdaki analizlerden çıkar sanabileceği gibi, ülkemizin ihracatı arttıkça oluşacak yeni sorunlarla birlikte firmaların Ar‐Ge ve Yenilik proje yapma potansiyelinin de artabileceği ortaya çıkabilmektedir.

 

13.ADIM KOBİLER İÇİN KOSGEB’İN GENEL DESTEK PROGRAMI

 

KOSGEB’in aşağıdaki Genel Destek Programı da pazarlama ve organizasyonel yeniliklere yöneliktir:

 

PROGRAMIN AMACI VE GEREKÇESİ

 

* Proje hazırlama kapasitesi düşük KOBİ’ler ile KOSGEB hedef kitlesine yeni dahil olmuş sektörlerdeki KOBİ’lerin de mevcut KOSGEB desteklerinden faydalanması,

* KOBİ’lerin kaliteli ve verimli mal/hizmet üretmelerinin sağlanması,

* Mevcut KOSGEB desteklerinin revize edilerek daha fazla KOBİ’nin bu desteklerden yaygın şekilde faydalanması,

* KOBİ’lerin rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek amacıyla genel işletme geliştirme faaliyetlerinin teşvik edilmesi,

* KOBİ’lerin yurt içi ve yurt dışı pazar paylarını artırmak amacıyla tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin geliştirilmesi.

PROGRAM BAŞVURUSU VE SÜRESİ KOBİ Beyannamesi onaylanmış işletmeler, KBS-KOSGEB Bilgi Sistemi(www.destek.kosgeb.gov.tr) üzerinden online olarak Genel Destek Programı Başvuru Formunu doldurabilirler. Akabinde Genel Destek Programı Başvuru Formu ve Genel Destek Programı Taahhütnamesini kaşeli-imzalı olarak bağlı bulunulan KOSGEB Hizmet Merkezi Müdürlüğüne teslim edilmesi gerekmektedir. Başvurunun uygun bulunmasıyla birlikte ve Taahhütnamenin evrak kayda alındığı tarihten itibaren 3 yıllık program süresi başlamakta olup, onaya müteakip programın içerisinde yer alan desteklere başvuru yapılabilmektedir. Program süresinde destek üst limitleri ve destek oranı aşağıdaki gibi uygulanmaktadır. Desteklere ait detaylı bilgiye sol menüden ulaşabilirsiniz. 3 yıllık süre sonunda program tamamlanmaktadır. İşletmelerin talep etmeleri halinde yeniden Genel Destek Programına başvuru yapabilirler.

 

Sağ taraftaki menüden veya destek adına tıklayarak destek hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

GENEL DESTEK PROGRAMI DESTEKLERİ DESTEK ÜST LİMİTİ (TL) DESTEK ORANI

Yurt İçi Fuar Desteği 30.000 1.Bölge (İstanbul) %50

Yurt Dışı İş Gezisi Desteği 10.000

Tanıtım Desteği 10.000

Eşleştirme Desteği 15.000

Nitelikli Eleman İstihdam Desteği 20.000

Danışmanlık Desteği 15.000

Eğitim Desteği 10.000

Enerji Verimliliği Desteği 30.000

Tasarım Desteği 15.000

Sınai Mülkiyet Hakları Desteği 20.000

Belgelendirme Desteği 10.000

Test, Analiz ve Kalibrasyon Desteği 20.000

Bağımsız Denetim Desteği 10.000

 

SONUÇ

Firmaların sağlıklı büyümeleri için sadece öz kaynaklarını kullanmaları yeterli olmayıp,yenilik ve ar-ge faaliyetlerinin hareket noktası oluşturduğu yukarıdaki büyüme modeli ile hem prototip imalatının hem de seri üretim yatırımlarının neredeyse yarısı hibe fonları ile karşılanabilmekte, geri kalanı için ise faizsiz yatırım kredisi temin edebilmektedir.Ayrıca SGK ve Stopaj istisnası destekleri ile ar-ge indirimi destekleriyle de teşvikler artabilmektedir.Burada dikkat edilmesi gereken husus bizce,bu modelin işlemesine bir ar-ge projesi ile hatta aynı anda yürüyen 3 ar-ge projesiyle  başlamaktır.Aksi halde işlemesi mümkün değil.

Gözden kaçan sorun: Enerji Sektöründeki Tüketici Mağduriyetleri

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 05 Eylül 2014 - 14:48

Gözden kaçan sorun: Enerji Sektöründeki Tüketici Mağduriyetleri

Türkiye enerji sektörü, ülkedeki devasa potansiyelden yararlanma amacıyla özelleştirildi. Enerji sektörünün özelleşmesinde piyasanın şeffaflaşması ve hizmet kalitesinin artması amaçlanmıştır. Özelleştirmeler sonucunda tüketicinin daha kaliteli ve daha düşük maliyetli hizmet alacağı düşünülmüştür

Diğer yandan özelleştirme yıllarca hiç modernize edilmemiş dağıtım hatlarının yenilenmesine yönelik yatırımlar ile dağıtım şirketleri maliyetlerinin artmasına da sebep olmuştur. Bu maliyetler enerji şirketlerinin özelleştirmede devlete ödedikleri parayı tüketiciden çıkarmaya yönlendirmektedir. Dolayısıyla tüketicilerinin bilinçlendirilmesi ve çoğu zaman da korunması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Elektrik kullanıcıları açısından devlet teşviklerinin kesilmesi, üretimde doğal gaza bağımlılık ve elektrik faturaları üzerinden alınan vergi ve fonlar, düşürülmesi hedeflenmiş maliyetlerin artmasına sebep olmuştur. Özellikle tarifelere yapılan zamlar ve perakende hizmet bedeli gibi tüketime endeksli hizmet bedellerinin faturalar üzerinden tahsil edilmesi, enerji maliyetlerindeki artışa hassas olan sektörleri zorlamaktadır. Hükümet politikalarının yetersiz kalması ve sektör vergileri gibi uygulamalar son kullanıcı olan tüketici maliyetlerini giderek artırmıştır.

Enerji sektörü liberalleşirken, enerji maliyetlerindeki artışa hassas olan sektörleri ve tüketiciyi korumak gerekecektir. Enerji sektöründeki şikâyetler bize sektördeki sıkıntıları çözmek için basit, uygulanması kolay ve en uygun maliyetli önlemleri almamız gerektiğini hatırlatıyor. Diğer yandan, dağıtım ve iletim sistemlerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar tedarik sürekliliği kalitesini arttıracaktır. Böylelikle ülkemizde kesintisiz elektrik hizmeti hayal olmaktan çıkacaktır.

Şunu herkes bilir ki yasama ve yürütme önemli bir iştir. Ancak devlet enerji piyasasını ve çıkarılmış kanun ve yönetmeliklerin yürütülmesini elektrik dağıtım şirketlerinin yöneticilerine bırakmamalıdır. Bu olduğu takdirde kanun ve yönetmeliklerden tüketicilerin en üst seviyede yararlanmasına engel olunup hizmet kalitesinin düşmesine sebep olacaklardır. Temel sorun enerji mevzuatının toplumun gereksinimlerine karşılık gelen bir mevzuat bütününü nasıl oluşturabileceği ve uygulayabileceğidir.

Gücü ve bilgiyi elinde tutan kendi himayesinde olanları korumalıdır. Enerji Bakanlığı ve EPDK da kendi kontrolünde olan enerji piyasasındaki tüketicileri korumak zorundadır. Nasıl ki bir avukat müvekkilini savunur nasıl ki ebeveynler çocuklarını korur ve bu işi yaparken ticari bir amaç gütmez, Enerji Bakanlığı ve EPDK’daki bürokratlar da bu şekilde davranmalı ve sektördeki tüketicileri korumalıdır. Her yaptığını tüketiciye yönelik yapmalıdır. Tüketici sektörün, millet ülkenin efendisidir.

Doğruluk güçlünün işine geldiği gibi olmamalı, kurumlar enerji mevzuatını belirlerken sadece sermaye şirketlerinin menfaatlerini göz önüne almamalıdır. Bu mevzuat sermaye şirketleri için değil devletin ve milletin menfaatleri için çıkartılmıştır. Piyasanın yönetimini ellerinde tutanlar asla işlerine geldiği gibi davranamaz. Bu bir vatani görevdir. Enerji piyasasını yönetenler bulundukları mevkiden kaynaklı saygı ve güç kazanırlar. Ancak unutulmamalıdır ki bu saygı ve güç kendi şahsından kaynaklı değil atandıkları mevkidendir.  Mevkiler kişiler için değil kişiler mevkiler içindir.

Devletin ve milletin kaynaklarını kişilerin ya da kuruluşların menfaatlerine göre belirlemek vatandaşımızın devlete olan inancını yitirmesine sebep olacaktır. Milletimizin inancı ve beklentisi bu kurumdaki yöneticilerin işini en doğru şekilde yaptığı olmalıdır.

Bir görüşe göre doğruluk, güçlünün işine gelendir. Devlet kademesinde çalışan insanların şunu çok iyi anlaması gerekir. Onların görevi egemenlik sahibi olan milletimize ( tüketiciye ) zorbalık yapmak değil hizmet etmektir.

Bugün hükümet ve enerji şirketleri tarafından verilen kararlar önümüzdeki onlarca yılın enerji arzını belirleyecek. Ancak tüketicinin mağdur edilmesi, sektördeki haksızlıkların vatandaşlardan gizlenmesi Anayasa’ya aykırıdır. Dolayısıyla şikâyetleri aşağıya doğru çeken bir enerji politikası ancak siyasi karar alıcıların bugün ortaya koyacağı yapıcı eylemlerle mümkün hale gelebilir.

 

Başa filozoflar geçmez ya da baştakiler felsefe yapmazsa insanların acıları sona ermeyecektir. Platon

Teknoloji Olgunluk Seviyeleri (Technology Readiness Levels -TRL)’nin Ar-Ge / Yenilik İle Patent/Faydalı Model Çalışmaları İçin Sistematik Bir Temel Oluşturuyor

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 03 Eylül 2014 - 8:16

TEKNOLOJİ OLGUNLUK SEVİYELERİ
(TECHNOLOGY READİNESS LEVELS -TRL)’NİN
AR-GE/YENİLİK İLE PATENT/FAYDALI MODEL ÇALIŞMALARI İÇİN SİSTEMATİK BİR TEMEL OLUŞTURUYOR

Güncellendi.

 

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ulusal ve Uluslar arası Ar-Ge ve Yenilik Hibe
Fonları Uygulayıcısı, YMM

İ. Hakan Dedeoğlu
Ar-Ge Mühendisi

www.abdanmer.com
abdanmer@gmail.com

 

Tübitak-Teydeb ve H2020 projeleri yazdıkça teknoloji olgunluk seviyeleri( )nin 1-9 arası sınıflandırılmasının önemini daha iyi anlamaya başladık. Ar-ge ve yenilik faaliyetlerinde bize sistematik bir bakış açısı veriyor.Örneğin ar-ge faaliyetlerinin bu seviyelerin 1-5 arası olduğunu,yenilik faaliyetlerinin minimum 6’ıncı seviyeden başladığını ,1-5 arası seviyelerin alt kırılımında ;TRL 1-literatür tarama,TRL 2-3 uygulamalı araştırma,TRL 4-5 deneysel geliştirme(teknoloji geliştirme ya da tasarım ve doğrulama).Yenilik TRL  6-9 arası,TRL  6 prototipin çalışma ortamına benzetilmiş ortamda denenmesi,TRL 7 prototipin gerçek çalışma ortamında denenmesi,TRL 8 gerçek ürünün testi,TRL 9 gerçek ürünün kullanım yerinde imalat koşullarında geçerliliğinin kanıtlanması.Bu işlemler tamamlandıktan sonra ,seri üretim şartlarında ekonomik ölçekli üretime sıra geliyor.

Yeni bir ürün yada sürecin fikir-düşünce aşamasından ürünün ya da sürecin görevini başarı ile yerine getirmesine kadarki tüm teknolojik çalışmalar, Teknoloji Olgunluğu kavramı ile ifade edilmektedir. Bu olgunluk genellikle aşağıdaki gibi 9 seviyede açılımı yapılmaktadır.

 

 

TEKNOLOJİ OLGUNLUK SEVİYELERİNİ (TECHNOLOGY READİNESS LEVELS (TRL)

 

TRL 1 -Temel prensiplerin gözlenmesi

TRL 2 -Teknoloji konseptinin formüle edilmesi

TRL 3 – Konseptin  deneysel kanıtlanması

TRL 4 – Laboratuvar seviyesinde teknolojinin geçerliliğinin onaylanması

TRL 5 – Bütün ya da bileşenler itibariyle prototipin bilgisayar ortamında tasarımının onaylanması

TRL 6 – Prototipin çalışma ortamına benzetilmiş ortamda denenmesi,

TRL 7 – Prototipin  gerçek çalışma ortamında denenmesi,

TRL 8 – Prototipin test edilmesi,

TRL 9 – Prototipin gerçek imalat şartlarında geçerliliğinin kanıtlanması.

 

 

AR-GE VE PATENT/FAYDALI MODEL ÇALIŞMALARININ ANALİZİ

 

TÜBİTAK 1501-1507-1509 ve 1511 destek programlarında bize göre TRL 1 den 9 a kadar ki bütün teknojik çalışmaların yapılması ve araştırma sonuçlarının gösterilmesi gerekmektedir.  Proje önerisi hazırlarken TRL in gerektirdiği temel araştırmadan itibaren, makale, patent, Avrupa Birliği’nde çıkan projelerin incelemesi, proje ön çalışması ile mevcut teknolojik durumun ortaya konması, tasarım aşamaları, katı modelden mühendislik hesapları, bilgisayar ortamında bileşenler bazında ve sistemin tümünde tasarım doğrulama, laboratuvar ortamında prototip ön doğrulama, prototip imalat, test ve uygulama koşullarında tasarımın geçerli kılınması aşamalarında yapılması ön görülen faaliyetler sistematik olarak ortaya konulması gerekmektedir.

 

Aynı şekilde KOSGEB’in Ar-Ge ve İnovasyon destek programı formatının doldurulmasında da TRL in 9 seviyesine karşılık gelen faaliyetlerin gösterilmesi gerekmektedir.

 

Oysa gerek TÜBİTAK gerekse KOSGEB’in Ar-Ge projesi ile prototip tamamlanan ürünün piyasada ticarileşmesi ve seri üretime geçmesi için gerekli olan Teknoyatırım ve Teknopazarlama faaliyetlerini yerine getirilmesi için minimum TRL in 6. Seviyesinden başlamak gerekmektedir.

 

Patent çalışmalarında bizce TRL 1 ile 5 arası çalışmaların yapılması yeterlidir. Eldeki dokümanlara göre bir uzman kişi, bu ürünün prototipinin yapılabileceğine kanaat getirmesi yeterlidir, prototipi imal etmesi gerekmez. Uygulamada patent başvuru çalışmalarını gözlemlediğimiz de genelde ürün ile mevcut patent araştırması yapılıp, literatür taramanın ihmal edildiğini gözlemlenmektedir. Bizce bu uygulama eksik ve risklidir. Çünkü patent alınan bir ürün için daha önceden literatürde çalışma yapılıp kamuya mal edilmiş ise ispatlanması halinde alınan patent iptal edilebilir. Ek risk olarak alınan patente dayalı olarak vergisel teşviklerden yararlanmış isek patent iptali ile bunun cezalı olarak geri ödenmesi gerekmektedir. Bu bakımdan patent alınacak yeni ürünün literatür taraması yapılmalıdır.

 

Faydalı model bence buluşu dışarıda tutarak yine TRL 1 ile 5 arası çalışmaların yapılması gerekmektedir. Patent için üç önemli bileşen olan buluş, yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerinden buluş unsuru dikkate alınmamaktadır.

 

H2020 DE TRL İN UYGULANMASI

 

Yukarıda ki analizlerde TRL 1 den 9 a kadarki araştırma ve yenilik faaliyetleri ile minimum TRL 6 dan başlayan prototipi  tamamlanan bir ürünün ticarileşmesi için yapılan sadece yenilik faaliyetlerinin açıklanması H2020 de net bir şekilde karşılığını bulmuştur. İlan edilen çağrılarda proje çalışmaları ile hangi seviyeden hangi seviye hedef alınacağı tanımlanmaktadır.

 

Araştırma ve Yenilik Faaliyetlerin Tanımı: Faaliyet öncelikle yeni bilginin oluşturulmasına ve/veya yeni ya da iyileştirilmiş teknoloji, ürün, süreç, hizmet ve çözümüne dair yapılabilirliğin araştırılmasına(keşfedilmesine) yardım eden faaliyetlerden meydana gelir. Bu amaçla, temel ve uygulamalı araştırmayı, teknoloji geliştirme ve entegrasyonu, laboratuar ya da simüle edilmiş (çalışma ortamına benzetilmiş) ortamdaki küçük çaplı prototipler için test ve doğrulamayı içerebilir. Projeler, gerçek çalışma ortamına yakınlık içinde teknik yapılabilirliğini göstermeye yardımcı olmak amacıyla sınırlı ölçüde demonstrasyon (performans gösterimi) ya da pilot faaliyetleri kapsayabilir.

 

Yorum; TRL in 1 den 9 a kadarki tüm seviyelerini kapsadığını görmekteyiz. Buradaki Ar-ge çalışmaları daha yoğun olduğundan Avrupa Komisyonu direkt maliyetin %100 ile üzerine % 25 genel giderlerin-ovearhead- ilavesiyle bu oran % 125’e kadar hibe oranı çıkabilmektedir.

 

Yenilik Faaliyetlerin Tanımı: Faaliyet ağırlıklı olarak yeni, değiştirilmiş ya da iyileştirilmiş ürün, süreç ya da hizmetlerin üretim plan ve düzenleme ya da tasarımının oluşturulmasına doğrudan yardım eden faaliyetleri kapsar. Bu amaçla, prototip, test, demonstrasyon, pilot tesis, büyük ölçekli ürün doğrulama ve piyasa kopyasını içerir.

 

“Demonstrasyon ya da pilot tesis” yeni ya da iyileştirilmiş teknoloji, ürün, süreç, hizmet ya da çözümünün teknik ve ekonomik uygunluğunun gerçek (ya da gerçeğe yakın) sınai ya da başka çalışma ortamında büyük ölçekli prototip ya da demostrasyonu olarak kanıtlanmasına yardım eder.

 

“Pazar kopyası” daha önceden performans gösterimi yapılmış, ancak pazar engelleri yada hataları kaldırma nedeniyle piyasaya uygulaması/dağıtımı yapılmamış yeniliklerin ilk piyasaya sunumu/ dağıtımını desteklemeye yardım eder. Daha önce piyasaya başarı ile sunulmuş yeniliklerin yeniden çoklu olarak piyasaya sunulması, yenilik faaliyeti değildir. Bu anlamda “ilk”in anlamı Avrupa piyasasına ya da ilgili sektöre ilk sürülmesi demektir. Çoğu kez projeler piyasadaki gerçek çalışma şartlarında sistem seviyesinde teknik ve ekonomik performanslarının kanıtlanmasını  içerir. Projeler sınırlı ölçüde araştırma ve geliştirme faaliyetleri içerebilir.

 

Yorum; yenilik çalışmalarında prototip ürün elde edilmiş (örneğin prototip kalıp kullanılmış tek gözlü kalıp) fakat seri imalat kalıpları (40 gözlü kalıp) ile üretilmesi esnasında olabilecek problemler giderilmesi gibi veya prototip ürünün ölçek olarak 1/10 u oranında elde edilmiş iken 1/1 oranında gerçek boyutlarda üretilmesi problemlerinin çözülmesi, veya tam tersi içinde geçerlidir. Ar-Ge çlışması olmadığı veya çok sınırlı kaldığı için hibe oranı direkt maliyetin %70 ile %25 genel giderlerin-ovearhead- ilavesiyle bu oran %87,5’a çıkabilmektedir.

 

SONUÇ;

 

TRL in önce ruhunu mantığını algılayarak hazırlayacağımız TÜBİTAK, KOSGEB, Patent/faydalı model, Eureka, Eurostars veya H2020 destek programları için proje veya fikri mülkiyet haklarının korunması için hazırlanacak dosyaların oluşmasında kullanılmalıdır. Bu şekilde hazırlanacak dosyaların kabul oranı yüksek olacaktır veya daha sonra alınacak patent/faydalı model başvurularının iptal edilme riski ortadan kalkacaktır.

Alt İşverenlik Yönetmeliği

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 03 Eylül 2014 - 8:04

BİRİNCİ BÖLÜM

 Amaç ve Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulma şartlarını, alt işverene ait işyerinin bildirimini, tescilini, alt işverenlik sözleşmesinde bulunması gereken hususları düzenlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 3 üncü maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Alt işveren: Bir işverenden, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan, bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları,

b) Alt işverenlik sözleşmesi: Asıl işveren ile alt işveren arasında yazılı olarak yapılan ve 10 uncu maddede belirtilen hususları ihtiva eden sözleşmeyi,

c) Asıl iş: Mal veya hizmet üretiminin esasını oluşturan işi,

ç) Asıl işveren: İşyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işleri veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işleri diğer işverene veren, asıl işte kendisi de işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları,

d) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını,

e) Bölge Müdürlüğü: İşyerinin kayıtlı olduğu Bakanlık Bölge Müdürlüğünü,

f) Kanun: 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununu,

g) Muvazaa:

1) İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesini,

2) Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisini,

3) Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini,

4) Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri,

ihtiva eden sözleşmeyi,

ğ) Yardımcı iş: İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olmakla beraber doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan işi,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

 Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinin Kurulması, Bildirimi ve İşyerinin Tescili

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulma şartları

MADDE 4 – (1) Asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için;

a) Asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri de bulunmalıdır.

b) Alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır.

c) Alt işveren, üstlendiği iş için görevlendirdiği işçilerini sadece o işyerinde aldığı işte çalıştırmalıdır.

ç) Alt işverene verilen iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olmalı, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam eden bir iş olmalıdır.

d) Alt işveren, daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmamalıdır. Ancak daha önce o işyerinde çalıştırılan işçinin bilahare tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olması, alt işveren ilişkisi kurmasına engel teşkil etmez.

İşyerini bildirme

MADDE 5 – (1) Alt işveren, kendi işyeri için Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür.

(2) Alt işveren, işyerinin tescili için şekli Bakanlıkça belirlenen işyeri bildirgesi ile birlikte 6 ncı maddede belirtilen belgeleri bölge müdürlüğüne verir.

(3) Bir işyerinde her ne suretle olursa olsun asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması yeni bir işyeri kurulması olarak değerlendirilir.

İşyeri bildirgesi ile birlikte verilecek belgeler

MADDE 6 – (1) İşyeri bildirgesi ile birlikte;

a) Tüzel kişiler için Ticaret Sicil Gazetesi sureti,

b) İmza sirküleri,

c) Alt işverenlik sözleşmesi ve ekleri,

bölge müdürlüğüne verilir.

İşyeri tescili

MADDE 7 – (1) Bölge müdürlüğünce, 5 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirimde bulunan alt işverenin işyeri tescil edilerek işyeri için bir sicil numarası verilir.

(2) İşyeri bildirgesinde beyan edilen bilgilerin ve eklenmesi gereken belgelerin eksik veya gerçeğe aykırı olması hâlinde işyerinin tescili yapılmaz.

Kayıt dışı alt işveren işyerlerinin tescil işlemleri

MADDE 8 – (1) Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişleri veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarının denetim elemanlarınca işyerlerinde yapılan denetimlerde ya da ihale makamları, ruhsata tabi işlerde (maden arama ve işletme, inşaat, taş ocağı ve benzeri) ruhsatı veren merciler (valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler), sosyal güvenlik il müdürlükleri, vergi daireleri de kendi mevzuatları açısından yaptıkları işlemler sırasında, işyerlerinin Kanunun 3 üncü maddesine göre ilgili bölge müdürlüğüne bildirimde bulunup bulunmadığını kontrol ederler. Bildirim yapmamış olan işyerlerinin unvan ve adreslerini ilgili bölge müdürlüğüne bir yazı ile en geç 15 gün içinde bildirirler.

(2) Denetim elemanlarınca veya kamu kurumlarınca yapılan bildirimler dikkate alınarak bölge müdürlüğünce Kanunun 3 üncü maddesine göre gerekli işlemler yapılır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

 Alt İşverenlik Sözleşmesi, Asıl İşin Bölünmesi ve Muvazaanın İncelenmesi

Alt işverenlik sözleşmesi

MADDE 9 – (1) Alt işverenlik sözleşmesi asıl işveren ile alt işveren arasında yazılı şekilde yapılır.

(2) Asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan ve işin üstlenilmesine esas teşkil eden sözleşmede, 10 uncu maddede yer alan hususların bulunması hâlinde söz konusu sözleşme alt işverenlik sözleşmesi olarak kabul edilebilir.

Alt işverenlik sözleşmesinde yer alması gereken hususlar

MADDE 10 – (1) Alt işverenlik sözleşmesinde;

a) Asıl işveren ile alt işverenin işyeri unvanı ve adresi,

b) Asıl işveren ile alt işverenin tüzel kişiliği ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluş olması hâlinde işveren vekillerinin adı soyadı ve adresi,

c) İşyerinde yürütülen asıl işin ne olduğu,

ç) Alt işverene verilen işin ne olduğu,

d) Alt işverene asıl işin bir bölümü veriliyor ise; verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme koşuluna ilişkin teknik açıklama,

e) Taraflarca öngörülmüş ise işin başlama ve bitiş tarihleri,

f) Alt işverenin faaliyetlerini işyerinin hangi bölümünde gerçekleştireceği,

g) Kanunun 2 nci maddesinde yer alan; asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden, alt işveren ile birlikte sorumlu olacağı,

ğ) Alt işverenlik sözleşmesinin yapılmasından önce asıl işveren tarafından çalıştırılan işçilerin alt işveren tarafından işe alınması hâlinde, bu işçilerin haklarının kısıtlanamayacağı,

h) Alt işverene verilen işin taraflar açısından yürütülme esasları,

ı) Asıl işveren veya vekili ile alt işveren veya vekilinin imzası,

hususlarına yer verilir.

(2) Bir işyerinde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir işin alt işverene verilmesi hâlinde, alt işverenin uzmanlığını belgelendirmesi amacıyla sözleşme kapsamındaki işe uygun; iş ekipmanı listesi, iş bitirme belgesi, operatör ve teknik eleman sertifikaları sözleşmeye eklenir.

İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren iş

MADDE 11 – (1) İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren iş, mal veya hizmet üretiminin zorunlu unsurlarından olan, işin niteliği gereği işletmenin kendi uzmanlığı dışında ayrı bir uzmanlık gerektiren iştir.

(2) İşverenin kendi işçileri ve yönetim organizasyonu ile mal veya hizmet üretimi yapması esastır.

(3) Ancak asıl iş;

a) İşletmenin ve işin gereği,

b) Teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi,

şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde bölünerek alt işverene verilebilir.

(4) Asıl işin bir bölümünde iş alan alt işveren, üstlendiği işi bölerek bir başka işverene veremez.

Muvazaanın incelenmesi

MADDE 12 – (1) 7 nci madde uyarınca tescili yapılan işyeri için 6 ncı maddede belirtilen belgelerde Kanuna aykırılık veya muvazaa kanaatini oluşturan delillerin bulunması hâlinde, söz konusu belgeler gerekçesi ile birlikte incelenmek üzere bölge müdürlüğünce iş teftiş grup başkanlığına intikal ettirilir.

(2) Muvazaanın incelenmesinde özellikle;

a) Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığı,

b) Alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı,

c) Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığı,

ç) Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı,

d) İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı,

e) Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı,

f) Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı,

g) Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığı,

hususları göz önünde bulundurulur.

İnceleme sonucu yapılacak işlemler

MADDE 13 – (1) Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin iş müfettişlerince incelenmesi sonucunda muvazaanın tespitine ilişkin gerekçeli müfettiş raporu bölge müdürlüğünce işverenlere tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren 6 işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

(2) Rapora 6 işgünü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaanın tespitini onamış ise tescil işlemi bölge müdürlüğünce iptal edilir ve alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.

(3) İş müfettişinin muvazaalı işlemi tespit etmesi durumunda; itiraz süresinin geçmesi ya da mahkeme kararı ile muvazaanın onanması hâlinde asıl işveren ve alt işveren veya vekillerine idari para cezası uygulanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

 Çeşitli ve Son Hükümler

Geçiş hükmü

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan ve hâlen devam eden asıl işveren-alt işveren ilişkisinde 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen belgeler aranmaz.

Yürürlük

MADDE 14 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 15 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

Standart İade Talep Dilekçeleri

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 03 Eylül 2014 - 8:02

Tebliğ ile iade talep dilekçeleri, aşağıda belirtilen adlarla, standart formlar halinde düzenlenmiştir.

Buna göre;

a. Kesinti yoluyla ödenen vergilerden doğan gelir veya kurumlar vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Gelir/Kurumlar Vergisi İade Talep Dilekçesi (1A),

b. Geçici vergiden doğan gelir veya kurumlar vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Gelir/Kurumlar Vergisi İade Talep Dilekçesi (1B),

c. Fazla veya yersiz olarak ödenen gelir/kurumlar vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Gelir/Kurumlar Vergisi İade Talep Dilekçesi (1C),

ç. İhracat istisnası nedeniyle doğan katma değer vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Katma Değer Vergisi İade Talep Dilekçesi (2A),

d. İhracat istisnası dışındaki tam istisnalar nedeniyle doğan katma değer vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Katma Değer Vergisi İade Talep Dilekçesi (2B),

e. Kısmi tevkifat uygulamasına ilişkin katma değer vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Katma Değer Vergisi İade Talep Dilekçesi (2C),

f. İndirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan katma değer vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Katma Değer Vergisi İade Talep Dilekçesi (2D),

g. Katma değer vergisi beyannamesinden bağımsız olarak yapılacak katma değer vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Katma Değer Vergisi İade Talep Dilekçesi (2E),

ğ. Fazla veya yersiz ödenen katma değer vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Katma Değer Vergisi İade Talep Dilekçesi (2F),

h. İhracat istisnasından ve indirimli ÖTV uygulamalarından doğan özel tüketim vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Özel Tüketim Vergisi İade Talep Dilekçesi (3A),

ı. Fazla veya yersiz ödenen özel tüketim vergisi ile bazı uluslararası anlaşmalar kapsamındaki alımlara ilişkin özel tüketim vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Özel Tüketim Vergisi İade Talep Dilekçesi (3B),

i. Özel iletişim vergisi beyannamesine bağlı olarak yapılacak özel iletişim vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Özel İletişim Vergisi İade Talep Dilekçesi (4A),

j. Özel iletişim vergisi beyannamesinden bağımsız olarak yapılacak özel iletişim vergisinin nakden veya mahsuben iadesine ilişkin talepler için Özel İletişim Vergisi İade Talep Dilekçesi (4B),

k. Avrupa Birliği mali yardımları kapsamındaki vergilerle ilgili nakden veya mahsuben iadeye ilişkin talepler için Avrupa Birliği Mali Yardımları Kapsamındaki Vergilerle İlgili İade Talep Dilekçesi (5),

l. Diğer iade talepleri için Diğer İadelere İlişkin Talep Dilekçesi (6)

kullanılacaktır.

Araştırma ve Yenilik Kavramı Bakış Açısındaki Son Gelişmeler Işığında Tübitak-Teydeb 1501 ve 1507 Proje Öneri Bilgileri Formunun Bilimsel Yönteme Göre Doldurma Denemesi

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 02 Eylül 2014 - 8:59

ARAŞTIRMA VE YENİLİK KAVRAMI BAKIŞ AÇISINDAKİ SON GELİŞMELER IŞIĞINDA TÜBİTAK-TEYDEB 1501 VE 1507 PROJE ÖNERİ BİLGİLERİ FORMUNUN BİLİMSEL YÖNTEME GÖRE DOLDURMA DENEMESİ

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ulusal ve Uluslar arası Ar-Ge ve Yenilik Hibe
Fonları Uygulayıcısı, YMM

www.abdanmer.com
abdanmer@gmail.com

 

GİRİŞ

Uluslararası Ar‐Ge kılavuzu olan FRASCATİ’ye göre, Proje faaliyeti bilimsel ve teknik belirsizliklerin giderilmesi ve bu yolla teknik ve kullanıcı dostu yeniliklerin gözle görülür ölçüde ortaya çıkarılmasıdır. Yenilikçi unsurların tanımlanması ise uluslararası kılavuz olan OSLO kılavuzuna göre yapılmaktadır (FRASCATİ kılavuzu, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD ülkelerinin İtalya’daki Frascati şehrinde toplanarak, Ar‐Ge projelerinin geçerlilik kriterlerini belirlediği bir dokümandır. Avrupa Birliğinde ve Türkiye’de Ar‐Ge projeleri yazarken, bu kılavuzdaki parametrelere dikkat edilir).

 

BİLİMSEL YÖNTEM MANTIĞININ PROJE YAZMA İŞİ İLE İLİŞKİLENDİRİLMESİ

 

Proje yazma her şeyden önce bilimsel bir faaliyettir, sonra teknik,mali, ticari, finansal, muhasebesel ve vergisel bir mükemmeliyet sistem faaliyetidir. Şu anda geçerli olan bilimsel yöntem büyük oranda K.R.POPPER’in bilimsel mantık ve bilimsel yöntemine dayanmaktadır. Buna göre bilimsel yöntem aşamaları “S1‐>DÇ‐>HE ‐>S2 şeklinde sıralanabilir. Bu bilimsel yöntem tüm çalışma alanları için uygulanabilir. Proje yazma faaliyeti olarak  spesifik alanımızı tanımlarsak, burada;

 

s1Rekabetçi piyasada firma olarak karşılaştığımız, bizi sıkan ve negatif etkileyen sorunlar bizim projemizin çıkış noktasıdır. POPPER’e göre yaşam ve dolayısıyla proje faaliyeti her şeyden önce bir sorun çözme faaliyetidir. Süreç, sorunun kendisiyle ve bunun bir sorun olmasının nedenleriyle başlamaktadır. Sorun faydalı bir durumsal faktördür.

 

 

 

dcBizim sorun (S1) için önerdiğimiz teknolojik yöntem ve deneme çözümleridir. Firmanın mevcut durumuna ve yerli/ yabancı muadillere(rakiplerine) göre farklı yeni özgün önerilerdir. Bu çözüm önerileri, konusunda uzman olmayan kişilerin göremediği türden sorun çözme durumlarıdır. Deneme çözümleri çok sayıda yani çoklu olmalı, tek çözüm varsa bir araştırmadan söz etmek mümkün değil, bu çözüm olsa olsa bir yatırım faaliyetidir. Çözümler (amaçlar, hedefler, başarı ölçütleri) ne denli açıklıkla formülleştirilmiş olursa olsun, onlara eriştirmeyi sağlayacak araçlar da olmalıdır. Bu gibi araçlar yoksa yaratmak gerekir. Aksi takdirde ne denli iyi olsalar da amaçlar gerçekleştirilemez. Burada amaç‐araç(yöntem)  uyumu olmalıdır.

.

 

heBizim deneme çözümlerine karşı; kavram geliştirme, tasarım aşaması ve uygulama düzeyinde yaptığımız eleştiril analiz, mühendislik çalışmaları, laboratuvar ve bilgisayar ortamındaki doğrulama çalışmaları ve imalat sürecindeki geçerlilik testleri yoluyla, geçerli olabilecek çözümler dışında uygun olmayan teknolojik çözüm ve yöntemlerini ortadan kaldırma ve ön seçimini yaptığımız teknolojik çözümlerin öngörülen ve öngörülmeyen hatalarını, risklerini hareket planları aracılığıyla eleme sürecidir. Deneysel ön çalışmaların ve devamındaki çalışmaların yanlış çıkması sık rastlanan bir durumdur. Uygulamalar ilerledikçe teknolojik çözümlerin, gerçekliğin önünde sınanması ve deneyin ışığında da düzeltilmesi gerekir. Üstelik bazı istenmeyen ve beklenmeyen yanlışlar, ancak uygulamadaki sonuçların eleştirel bir biçimde incelenmesiyle tanınabilir. Çünkü bu bağlamda girişeceğimiz her eylemin amaçlanmamış ve istenmeyen sonuçlar vermesinin de olası olduğunu göz önünde tutmamız gerekir. Örneğin rekabetçi bir konum elde etmek için ürünümü farklılaştırırsam, piyasada başka firmaların taklitleri ile ürün fiyatım daha sonra düşer. Oysa bu durum, benim hedefim değildir. Bu bakımdan projelerin yönetiminde eleştirel bir uyanıklık gösterilmesi ve projelerin Hata‐Eleme yoluyla sürekli düzeltilmesi gerekir.

 

s2Bilimsel faaliyet veya proje çalışmaları sonucunda varılan ve içinden yeni sorunların ve iyileştirilmelerin çıktığı durumdur. Başlangıç koşullarından farklı çözüm çıktılarıdır. Bilimsel faaliyet ya da proje çalışmaları sonucu istediğimiz sonuca ulaşamayarak başarısız olsak bile, (S2) her zaman (S1) den farklıdır. Döngüsel değildir. Çünkü öğretici olarak bize bir sonraki Ar‐Ge çalışmasında neleri yapmamamız gerektiğini ortaya çıkarır.

 

 

 

Not: Bu açıklamalarda <Bryan Magee’nin Karl POPPER’in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı, Remzi

Kitabevi, İstanbul,1982 kitabından yararlanılmış olup,ayrıca POPPER’n “the logic of scientific discovery,YKY yayınlarından “daha iyi bir dünya arayışı” ile “ hayat problem çözmektir” eserlerinden yararlanılmıştır.

 

 

BİLİMSEL YÖNTEMİN TÜBİTAK’IN 2014 MAYIS SONU İTİBARİYLE İYİLEŞTİRDİĞİ YENİ ARGE PROJE ÖNERİSİ FORMATINA UYARLANMASI

 

TÜBİTAK-TEYDEB ArGe proje önerisinin ana bölümleri, aşağıdaki gibi sıralanmıştır:

 

Bölüm A – Kuruluş Bilgileri ve Proje Özeti

A.0- İlgili Proje ile Karşılaştırma……………………………………………………………………………………………………

A.1- Proje Ön Bilgileri

A.2- Kuruluş Bilgileri

A.3- Proje Özeti……………………………………………………………………………………………………………………….

A.4- Proje Kısa Tanıtımı……………………………………………………………………………………………………………..

Bölüm B – Projenin Endüstriyel Ar-Ge İçeriği, Teknoloji Düzeyi ve Yenilikçi Yönü.

B.1-Projenin Somut / Ölçülebilir Hedeflerle Tanıtımı ve Çözüm Yaklaşımları (Ar-Ge Sistematiği).

B.2-Projenin Yenilikçi Yönleri

B.3-Projenin Teknoloji Düzeyi

Bölüm C – Proje Planı ve Kuruluş Altyapısı

C.1- İş Planı

C.2- Proje Yönetimi ve Organizasyonu.

C.3- Kuruluş Altyapısı

C.4- Risk ve Finansman Yönetimi…………………………………………………………………………………………………

Bölüm D – Projenin Ekonomik Yarara ve Ulusal Kazanıma Dönüşebilirliği

D.1- Ekonomik Öngörüler.

D.2- Ulusal Kazanımlar.

Bölüm E – Proje Bütçesi

E.1- Personel Giderleri Tahmini Maliyet Formu (M011).

E.2- Seyahat Giderleri Tahmini Maliyet Formu (M012).

E.3- Alet/Teçhizat/Yazılım/Yayın Alımları Tahmini  Maliyet Formu (M013).

E.4- Ar-Ge ve Test Kuruluşlarına Yaptırılan İşler Tahmini Maliyet Formu (M014).

E.5- Hizmet Alımları Tahmini Maliyet Formu (M015).

E.6- Malzeme Alımları Tahmini Maliyet Formu (M016).

E.7- Dönemsel Tahmini Maliyet Formu (M030-TL)

 

 

SORUN (S1) Adımı

 

Yukarıdaki bilimsel Yöntem şemasına  göre proje yazmaya önce TÜBİTAK’ın proje öneri

Formatındaki     A.4.’deki “Kuruluş Kısa Tanıtımı ve Projenin Başlatılma Gerekçesi

Kuruluşunuzun ana faaliyet alanı, başlıca ürün ve hizmetleri, kuruluşunuza rekabette avantaj sağlayan ana / öz yetkinlikleriniz (en iyi olduğunuz alanlar) ve kuruluşunuzun gelecek vizyonu ile ilgili özet bir bilgi vererek, önerilen projenin tüm bunlarla ne şekilde ilişkilendiğini (projenin kuruluşunuz için stratejik önemini) açıklayınız” bölümü (yani şemamızdaki S1 adımı) ile başlarız ve aşağıdaki bölüm detaylandırılır:

B.3. Projenin Teknoloji Düzeyi

Tekniğin/Teknolojinin Bilinen Güncel Durumu (“State-of-the-Art”)

Proje konusu ile ilgili ulusal/uluslararası mevcut düzeyi açıklayınız.

 

Sözgelimi tüketici tercihlerinin değişmesinden pazar payımızın düşmesi, reklamasyonların çokluğu, küresel rekabetle teknolojinin ve sektörel rekabetin gerisinde kalınması, yeni müşteri talepleri, maliyetlerin düşürülmesi, kalitenin arttırılmasının sağlanması, yeni yada önemli derecede iyileştirilmiş bir ürünün üretilmesi için yeni bir süreç hattı, makine ve otomasyon ihtiyacı gibi. Ar‐Ge Projemizin başlangıç noktası olan mevcut sorunumuzun iyi tanımlanması için; Japon yazar Masaaki İmai’ın sürekli iyileştirme anlamına gelen “KAIZEN” modeline göre, neden sorusunun 5 kez arka arkaya tekrarlayıp sorulmasıyla ancak gerçek kök sebebin bulunabileceği yaklaşımını, bir yöntem olarak benimseyebiliriz.

 

Örnek;

Soru 1: Makine neden durdu?

Cevap 1: Çünkü aşırı yüklemeden dolayı sigorta attı

Soru 2 : Neden aşırı yükleme oldu?

Cevap 2 : Çünkü yağlama yetersizdi.

Soru 3 : Neden yetersiz?

Cevap 3 : Çünkü yağlama pompası düzgün çalışmıyordu.

Soru 4 : Neden düzgün çalışmıyordu?

Cevap 4 : Çünkü pompanın mili aşınmıştı

Soru 5 : Neden aşınmıştı?

Cevap 5 : Çünkü içine pis su girmişti.

 

Bu soru‐cevaplardan sonra yağlama pompasına bir süzgeç ekleyerek kök sorun halledilmiş oluyor. Böyle düşünmeseydik çoklukla gözlendiği gibi sadece sigortayı değiştirmekle yetinseydik problemin tekrarı söz konusu olacaktı.

 

Aslında projenin başlangıç noktası, sorunu iyi tanımlamaktır. Brüksel’deki Ar‐Ge toplantılarında şu sözleri sık sık duyduğumu hatırlıyorum: ”hibe almak için proje yapıp Brüksel’e gelmeyin, Avrupa’nın sorunlarını çözmek ve buna bağlı teknolojik çözüm  riskinizi paylaşmak için bizden destek isteyin”. Başka bir deyişle:” no problem =no Project= no Money”.

 

Bizim AB projeleri yazarken öğrendiğimiz bir husus; projenin başlatılma gerekçesi bölümünde (state of the art) aşağıdaki 5 soruyu cevaplayarak en fazla iki paragraflık bir açıklama ile değerlendiriciyi 15 saniye içinde devamını okuma konusunda olumlu ya da olumsuz etkileyerek, projenin tümünün etki altına alınmasıdır:

 

‐ Sıkıntı nedir? Hangi problemi çözmeyi deniyoruz?

‐ Problem sektörel, lokal, ulusal ya da uluslar arası boyutta mı?

‐Problem halihazırda yerli ve/veya yabancı muadiller (rakipler) tarafından

çözümlendi mi? Yetersiz kalınan hususlar nelerdir?

‐Niye şimdi proje veriyoruz? Projeyi şu anda tamamlamayıp geciktirirsek

nelerle karşılaşırız?

‐Niye biz sorunun çözümüne talibiz? Yeterli personel ve ekipman alt yapısı ve

tecrübemiz projeyi gerçekleştirmeye müsait mi?

Kaynak: Sean McCarthy,how to write a competitive proposal for framework 7,

watermans printers ltd,cork, Ireland,2007.

 

DENEME ÇÖZÜMLERİ (DÇ) Adımı

 

Daha sonraki proje adımı;

Projenin Amacı,B.1’de Proje Hedefleri

Projenin hedeflenen çıktılarını tanımlayan, en önemli (en fazla 5 adet) somut ve ölçülebilir başarı ölçütlerini (kapasite, fiziksel boyut, çalışma koşulları, hız, çeşitli performans değerleri, vb.) aşağıdaki tabloda belirtiniz.”

Bu bölümde;

1‐ Projenin kısa tanımı,

2‐ Alt bileşenleri ve fonksiyonel işleyişi,

3‐Projede öngörülen belli başlı Ar‐Ge çalışmaları belirtilir. Amacın tanımlanmasından sonra, projemizin yenilikçi unsurunu belirleme çalışması yapılır.

 

Daha sonra proje yazmanın esas kalbi olarak gördüğümüz “B.2. Projenin Yenilikçi Yönleri

Yenilikler

Projede hedeflenen çıktının yenilikçi yönlerini, pazar ve sektördeki (firma içinde, yurt içinde veya dışında) benzerlerine göre öngörülen farklılıklarını, avantajlarını, üstünlüklerini kısaca özetledikten sonra, aşağıdaki iki tabloda mümkün olduğunca somut/sayısal, ölçülebilir değerlerle kıyaslayarak belirtiniz.

geliriz. Projenin yenilikçi unsurları kendi mevcudumuza ve yerli/yabancı muadillerine göre kıyaslama yapılır.

 

Burada önemli olan mevcut durumumuza ve yerli ve yabancı muadillere göre, hem alt teknolojik bileşenler bazında hem de sistem bütünlüğü bazında bileşenler arasındaki ilişkilerin dinamik analizi yapılmalıdır.

Einstein’ın izafiyet teorisine göre: Dünyadaki her şey, ancak başka bir şey ile olan mukayesesine göre gerçektir. Mukayese veya referans yoksa ileri sürdüğümüz yenilik boş bir ifadedir.

 

İncelemeyi yapacak olan TÜBİTAK uzmanı ile denetlemeyi yapacak hakemlere daha iyi mukayese imkânı verebilmek için eklerde bölümler bazında eskilerin resimleri ve yenilerin katı modelleri görsel olarak  verilir. Her projede ürün ve bu ürünü üretecek süreci birlikte ele almak daha rasyoneldir.

 

Bir bütünü diğer bir bütüne göre bütün halinde kıyaslama yapmak zor olduğu için, makineleri yada proses hattını yenilikçi yönleri itibariyle 5‐7 arası alt gruba, bileşene ya da bölüme ayırırız. Her bir proje alt bölümünü mevcudumuz ya da yerli/yabancı muadil alt bölümü ile kıyaslayarak, özgün yönleri ortaya çıkarırız. Eğer proje konusu, PROSES HATTI gibi bir sistem ise bu kez projenin bütünü, sistem alt elemanlarına ve aşamalarına bölünür.

 

Daha sonra,

Proje Faaliyetlerinin Kapsadığı Teknik ve Teknolojiler ile Özgün Katkılar

Projede özellikle tasarım/geliştirme süreçlerinde geliştirilecek ya da kullanılacak teknik ve teknolojileri aşağıdaki tabloda listeleyiniz. Projenin teknik/teknolojik içeriğine kuruluşunuzun özgün katkılarını ve kuruluşunuz dışından destek alınacak uzmanlık konularını da belirtiniz (Tablo T.1):

 

Teknik / teknolojinin adı/tanımı Kullanılacak / Geliştirilecek Projede niçin ihtiyaç duyulduğu Projenin hangi aşamasını ilgilendirdiği (iş paketi no) Bu çalışmayı yürütecek –en az lisans derecesine sahip- proje personelleri Kuruluş dışından danışmanlık / hizmet alınacak kişi ya da kuruluşlar
“… analizi”          
“Yeni …üretim tekniği”          
“… testleri”          
           
           

Geçilir.

Bize göre bu tablonun doldurulmasında Teknoloji Olgunluk (ya da Hazırlık )Seviyeleri (TRL-Technology Readiness Levels) tablosu baz alınmalıdır.

 

– TRL 1 –  temel teorik prensiplerin gözlenmesi,

– TRL 2 –  teknoloji kavram geliştirme ve neden-sonuç ilişkilerinin formüle edilmesi,

– TRL 3 –  teknoloji kavram geliştirme ve ilişkilerinin analitik ve deneysel kanıtlanması,

– TRL 4 – Laboratuvar ortamında teknolojinin doğrulanması,

– TRL 5 –Prototipin çalışma ortamına benzetilmiş ortamda doğrulanması,

– TRL 6 – Prototip ürünün çalışma ortamına benzetilmiş ortamda denenmesi,

– TRL 7 –Prototip ürünün gerçek çalışma ortamında performans gösterimi,

– TRL 8 – Prototip ürünün tamamlanması ve fiziksel testlerle standartlara olan uygunluğunun kalifiye edilmesi,

– TRL 9 –Prototip ürünün gerçek ortamda geçerliliğinin kanıtlanması.

 

Bir örnek:

 

Proje Faaliyetlerinin Kapsadığı Teknik ve Teknolojiler ile Özgün Katkılar

Projede özellikle tasarım/geliştirme süreçlerinde geliştirilecek ya da kullanılacak teknik ve teknolojileri aşağıdaki tabloda listeleyiniz. Projenin teknik/teknolojik içeriğine kuruluşunuzun özgün katkılarını ve kuruluşunuz dışından destek alınacak uzmanlık konularını da belirtiniz (Tablo T.1):

 

Teknik / teknolojinin adı/tanımı Kullanılacak / Geliştirilecek Projede niçin ihtiyaç duyulduğu Projenin hangi aşamasını ilgilendirdiği (iş paketi no) Bu çalışmayı yürütecek –en az lisans derecesine sahip- proje personelleri Kuruluş dışından danışmanlık / hizmet alınacak kişi ya da kuruluşlar
PAZAR-TALEP ANALİZİ KULLANILACAK PROJE BAŞABAŞ ANALİZİ İÇİN KAVRAM GELİŞTİRME    
TEKNİK YAPILABİLİRLİK ANALİZİ-LİTERATÜR TARAMA KULLANILACAK        
TEKNİK YAPILABİLİRLİK ANALİZİ-PATENT TARAMA KULLANILACAK        
SWOT ANALİZİ KULLANILACAK        
MALİ ETÜD KULLANILACAK        
RİSK ANALİZİ KULLANILACAK        
ULTRASONİK DEBİ ÖLÇÜM SİSTEMİNİN TASARIMI GELİŞTİRİLECEK        
VALF TASARIMI GELİŞTİRİLECEK        
HABERLEŞME ÜNİTESİ TASARIMI GELİŞTİRİLECEK        
ULTRASONİK ÖLÇÜM VERİLERİNİN KULLANILABİLMESİ İÇİN MATEMATİKSEL MODEL OLUŞTURULMASI GELİŞTİRİLECEK        
ELEKTRONİK KART TASARIMI GELİŞTİRİLECEK        
Mühendislik ANALİZLERİ GELİŞTİRİLECEK        
TEST PLATFORMU TASARIMI GELİŞTİRİLECEK        
DENEY PLANINI TASARLANMASI GELİŞTİRİLECEK        
SONLU ELEMANLAR YÖNTEMİ          
———-          
———          
YAZILIMIN TESTLERİ GELİŞTİRİLECEK        
TEST PLATFORMUNUN İMALATI          
————–          
TEST PLATFORMUNUN TESTLERİ          
ULTRASONİK VANA İMALATI          
HİDROLİK VANA          
CE TESTLERİ KAPSAMINDA ELEKTRİKSEL TESTLER          
TEST PLATFORMINDA YAPILAN TESTLER          
SAHA TESTLERİ          

 

 

 

 

 

 

HATA ELEME (HE) Adımı

 

Hata Eleme (HE) süreç adımına karşılık gelen TÜBİTAK proje alt bölümlerini yazmaya sıra gelir. Tasarım/proses FMEA (Failure Mode Effect Analysis) risk analizleri, sonlu elemanlar yöntemi ile statik, dinamik, termal, yorulma, akış analizleri, test ve mühendislik analizleri, laboratuvar çalışmaları ile ÜRETİME GEÇMEDEN TASARIM aşamasında birden çok üretim yönteminin yanlışlanması (falsify) ve bizim parametrelere göre uygun bulup seçtiğimiz bir yöntemin doğrulama faaliyeti yapılır (verify). İmalat aşamasında ise uygun bulduğumuz yöntemin tüm şartları karşıladığını göstermek için uygunluk testleri yapılarak tasarım geçerli kılınır (validity).

 

Hata eleme adımları;

Hata eleme adımları iki aşamada gerçekleştirilir. Birincisi birden fazla deneme çözümü içinden bir tanesi hariç diğerlerinin ortadan kaldırılması süreci ile ortaya çıkan ve bize göre uygun bulunan bir yöntemin her bir tasarım girdisinin tasarım çıktısını doğrulaması(verify)dır. Bu adım genelde tasarım aşamasında gerçekleşir ve Analizleri, Mühendislik hesaplamalarını vs. kapsar. İkincisi proje çıktısının kullanım şartlarında tüm girdilerin tüm çıktıları karşıladığının doğrulanmasıdır. Diğer bir ifade ile uygunluk testleridir.

 

Hata Eleme ya da Ortadan Kaldırma süreci ,

 

“B.1 Projenin Somut / Ölçülebilir Hedeflerle Tanıtımı ve Çözüm Yaklaşımları (Ar-Ge Sistematiği)”ile

“C.1. İş Planı- İş Paketi Tanımlama Formu”

Bölümlerinde hata‐eleme süreci tanımlanır.

 

Asıl Ar‐Ge faaliyetleri bu çalışmalardır. “Ar-Ge Sürecinde Kullanılacak Yöntemler –Yukarıda tanımlanan proje hedeflerine ulaşmak için uygulanacak analitik / deneysel çözüm yöntemlerini belirtiniz.” Projenin Ar‐Ge Unsuru ve sistematiği bu bölümde belirtilir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi ArGe; uygun teknolojik yöntemlerin bulununcaya kadar diğer çözümlerin elenmesi ve ön seçim bu bölümde açıklanır.

 

Seçtiğimiz teknolojik yöntemlerin bilimsel ve teknik belirsizliklerin ( risklerin )belirlenmesi ve giderilmesi  çalışması ise formatın B.3’deki

 

Teknik/Teknolojik Belirsizlik ve Zorluklar

Kuruluşunuzun mevcut bilgi birikimini ve geçmiş projelerden elde ettiği yeteneklerini dikkate alarak, önerilen projenin geliştirilmesi sırasında deneyim sahibi olmadığınız, ilk kez karşılaşacağınız, üstesinden gelmeniz gereken teknik/teknolojik belirsizlikleri ve zorlukları açıklayınız.  (En fazla 3000 karakter)

Bölümünde açıklanır. Ayrıca proje süreci dışındaki dışsal ve çevresel faktörlerin riskleri, giderilmesi ve hatta B planları aşağıdaki bölümde açıklanır:

 

C.4. Risk ve Finansman Yönetimi

Projenin Yürütülmesi Sırasında Karşılaşılabilecek Riskler ve Alınacak Önlemler

Projenin yürütülmesi sırasında karşılaşılması olası teknik, mali, idari ve hukuki riskler ile, bunların en aza indirilmesi için ne tür önlemler almayı planladığınızı (“B plan(lar)ınızı”) belirtiniz.

 

 

Risk

Riskin Gerçekleşmemesi İçin Alınan Önlemler Alınan önlemlere rağmen riskin gerçekleşme olasılığı nedir ve gerçekleşme durumunda etkisi ne düzeyde olabilir? Alınan önleme rağmen riskin gerçekleşmesi durumunda yapılacaklar

(“B Planı”)

Olasılık

(Yüksek / Orta / Düşük)

Etki

(Yüksek / Orta / Düşük)

         
         
         

 

Proje Çıktısının Ticarileşmesi Aşamasında Karşılaşılabilecek Riskler ve Alınacak Önlemler

Ticarileştirme aşamasında kuruluşunuzun karşılaşılabileceği olası engelleri (teknik, mali, hukuki, fikri mülkiyet hakları vb.) ve bu engellerin aşılmasına ilişkin planlarınızı belirtiniz. Ayrıca proje faaliyetlerinin ve proje çıktısının çevreye ve canlılara olumsuz etkileri varsa, bunlara karşı almayı planladığınız önlemleri belirtiniz.

 

 

Risk

Riskin Gerçekleşmemesi İçin Alınan Önlemler Alınan önlemlere rağmen riskin gerçekleşme olasılığı nedir ve gerçekleşme durumunda etkisi ne düzeyde olabilir? Alınan önleme rağmen riskin gerçekleşmesi durumunda yapılacaklar

(“B Planı”)

Olasılık

(Yüksek / Orta / Düşük)

Etki

(Yüksek / Orta / Düşük)

         
         
         

 

Finansman Yönetimi

Başvuru yapmakta olduğunuz destek programında desteklenen projelerde, proje harcamaları kuruluş tarafından yapıldıktan sonra TÜBİTAK’a sunulur ve yapılan değerlendirme sonunda projeye ilişkin harcamaların belirli bir yüzdesi TÜBİTAK tarafından kuruluşa ödenir. Projeyi yürütmek için özkaynaklarınızın ve diğer finansman kaynaklarının yeterliliği ve almayı planladığınız tedbirlerle ilgili bilgi veriniz

 

ArGe Sistematiği: Risk ve problemleri çözme, olası fırsatları yakalama yolunda Bilimsel Yöntemleri kullanarak (örneğin literatür tarama, risk analizi, Sonlu Elemanlar Yöntemi – SEY (İngilizcesi: The finite element method (FEM) kullanılarak yapılan çeşitli tasarım doğrulama ve optimizasyon çalışmaları, benzeşim çalışmaları ve/veya deneysel çalışmalar, TESTLER) deneme yanılma sürecini kısaltan, çözüme ulaşma olasılığının artıran, belirli bir sistematiğe sahip çalışmalardır.

 

 

                SONUÇ (S2)

 

Sıra bilimsel yöntem analizindeki SONUCA Yani (S2) ‘e geldiğinde, S2 PROJE ÇIKTILARI;

 B.1 Projenin Somut / Ölçülebilir Hedeflerle Tanıtımı”

bölümünde ve

iş paketlerinde “

Bu iş paketi faaliyetlerinin izlenmesini sağlayan ve tamamlandığını gösteren ölçülebilir/somut teknik ara çıktıları (kilometre taşlarını) belirtiniz:
Ara Çıktının Tanımı Beklenen Gerçekleşme Tarihi: Çıktının Kullanılacağı İş Paketi
Ara çıktı-1 …/…/……  
Ara çıktı-2 …/…/……  

bölümünde gösterilir.

 

 

Daha sonra projenin yazma düzenini bozmamak için Deneme Çözümü içinde yer alması gereken Firma alt yapısı, projenin etkileri, proje çıktısının ticarileşmesi ve proje maliyetleri konusundaki standart bölümlere geçilir.

 

 

SONUÇ

 

Yukarıdaki çalışmamız ile Ar‐Ge proje önerisi yazarken POPPER’in geliştirdiği halen geçerli bilimsel yöntemin sorun çözme kalıbından hareket ederek, hızlı, doğruya daha yakın ve akılcı (rational) Ar‐Ge proje önerisi yazmaya katkıda bulunmak istedik, çünkü çoğu firmalarda Ar‐Ge projesi yazmaya karşı bir çekingenliğin, bir tepkinin var olduğunu gözlemliyoruz. Ar-Ge prototip çalışmasından sonraki seri üretim yatırımlarında birçok desteklerin olduğu ve bu desteklerin patent/faydalı model çalışması ile bütünleşmesi halinde büyük oranda işlerlik kazanacağı dikkate alınırsa, yukarıdaki analizlerimiz bize göre patent/faydalı model çalışmalarında da faydalı olabilecektir.

 

Bizim burada ortaya koyduğumuz bu çalışma, bir denemedir, varsayımdır, tahmindir, hipotezdir, proje yürütücüsü deneme yaparak yani proje yazarak, kalıbın kavramlarını test edebilir, hataları eleyebilir, daha iyi açıklayıcı yaklaşımlara ulaşabilir. Bu şekilde hepimiz proje yazma seferberliğine katkıda bulunabiliriz, eyleme geçmeliyiz, bol bol proje yazıp, reddedilirse bundan ders alıp, yolumuza devam etmeliyiz. İrlandalı yazar Bernard Show şöyle demektedir : “Gençken yaptığım on şeyden dokuzunun başarısızlıkla sonuçlandığını gördüm. Başarısız olmak istemiyordum onun için ben de on kat daha fazla çalıştım”.

15 Yıl ve 3600 Günle Kıdem Tazminatı Alanlar Çalışabilir Mi?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 29 Ağustos 2014 - 8:22

15 YIL VE 3600 GÜNLE KIDEM TAZMİNATI ALANLAR ÇALIŞABİLİR Mİ?

I. GİRİŞ

Kıdem tazminatı konusu, 1475 sayılı eski İş Kanununun 14. maddesinde düzenlenmiştir. 1475 sayılı İş Kanununun kıdem tazminatına ilişkin 14. maddesi dışındaki tüm maddeleri de yürürlükten kaldırılmıştır.

Çalışma hayatında en çok sorun yaşanan konuların başında kıdem tazminatının geldiğini söylesek yanlış olmaz.

1475 sayılı İş Kanununa göre, yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları halinde kıdem tazminatı verilebilmektedir.

Bu makalede, 15 yıl ve 3600 gün prim gününü doldurup kıdem tazminatını alarak işten ayrılan işçinin, daha sonra aynı veya başka bir işyerinde çalışıp çalışamayacağı ele alınmıştır.

 

II. KIDEM TAZMİNATI ÖDENMESİNİN KOŞULLARI

1475 sayılı kanunda gösterilen fesih hallerinde, en az bir yıllık çalışması olan işçiye veya işçinin vefat etmesi halinde de bu işçinin hak sahiplerine işveren tarafından kıdem tazminatı ödenmesi gerekmektedir.

Kıdem tazminatına hak kazanabilmenin koşulları 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde aşağıdaki gibi sıralanmıştır.

a)   İşveren tarafından 4857 sayılı İş kanunun 25. Maddesinin II numaralı bendinde gösterilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri nedenler dışında iş sözleşmesinin feshedilmesi,

b)  İşçi tarafından 4857 sayılı İş Kanunun 24. Maddesinde sayılan nedenlerden dolayı iş sözleşmesinin feshedilmesi,

c)   Muvazzaf askerlik dolayısıyla iş sözleşmesinin feshedilmesi,

d)  İşçinin bağlı bulunduğu kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik, veya malullük aylığı yahut toptan ödeme alması amacıyla iş sözleşmesinin feshedilmesi,

e)   Kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi rızası ile iş sözleşmesini sona erdirmesi,

f)   İşçinin ölümü sebebiyle iş sözleşmesinin son bulması,

g) Sosyal Sigorta Yasalarında değişiklik yapan 4447 sayılı yasa ile getirilen bir hükümle,  506 sayılı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı kanunun geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları,

halinde bir yıldan fazla kıdemi olan iş kanunu kapsamındaki işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekmektedir.

Normal şartlarda istifa edene kıdem tazminatı verilmemektedir. Ancak kademeli emeklilikle ilgili 4447 Sayılı Kanun’la 1999 yılında yapılan yasa değişikliğiyle emeklilik için gereken sigortalılık süresi ile prim gün sayısını doldurup yaşını doldurmayı bekleyen sigortalılara kıdem tazminatı verilmesi gerekmektedir.

Buna ilişkin düzenlemede “506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle feshedilmesi halinde işçilere kıdem tazminatı ödenir” hükmü getirilmişti.

1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinin 1 inci fıkrasına 5 numaralı bend eklenerek, yaşlılık aylığına hak kazanmak için 506 sayılı Kanunun 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde öngörülen prim ödeme gün sayısı i1e sigortalılık süresini tamamlayan sigortalıya Kendi isteğiyle işten ayrılması halinde yaşını doldurmasını beklemeden kıdem tazminatı alma imkanı sağlanmıştı.

Düzenlemenin amacı, pirim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkını kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamaktır.

08/09/1999 tarihinden önce çalışmaya başlayanlar için aylığa hak kazanma koşullarından yaş dışında en az 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün sayısı koşullarını, 08/09/1999 tarihinden sonra çalışmaya başlayanlar için ise 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaş koşulu dışında kalan sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısı koşullarını en erken yerine getirdikleri tarihte, kıdem tazminatına ilişkin yazının verilmesi yönünde uygulamanın değiştirilmesi uygun görülmüştür.

Diğer bir deyişle 08 / 09 / 1999 tarihinden önce çalışmaya başlayan sigortalılar için aylığa hak kazanma koşullarından yaş dışında en az 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün sayısı koşullarını tamamlayıp, emeklilik yaşını bekleyen sigortalılara 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesine göre “Kıdem Tazminatı Alabilir” yazısı verilmektedir. Bu yazının alınması durumunda da kıdem tazminatının ödenmesi gerekmektedir.

Burada işçinin başka bir işe girmek için bu gerekçeyle işten ayrılması halinde kıdem tazminatı ödenip ödenmeyeceği sorun olmaktadır. Şüphesiz işçinin bu ayrılmasından sonra yeniden çalışması gündeme gelebilir ve Anayasal temeli olan çalışma hakkının ortadan kaldırılması beklenmemelidir. Bu itibarla işçinin ilk ayrıldığı anda iradesinin tespiti önem kazanmaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2006/2716, K. 2006/8549, T. 4.4.2006 sayılı kararına göre en az 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün sayısı koşullarını tamamlayıp, emeklilik yaşını bekleyen işçinin başka bir işyerinde çalışmak için işyerinden ayrıldığı anlaşıldığı takdirde kıdem tazminatına hak kazanılması söz konusu olmaz. Yani, sırf başka bir işe girmek için bu gerekçeyle kıdem tazminatı istendiğinde işveren tarafından ödenen kıdem tazminatının iadesi talep edilebilecektir.

Şüphesiz işçinin bu ayrılmasından sonra yeniden çalışması gündeme gelebilir ve Anayasal temeli olan çalışma hakkının ortadan kaldırılması beklenmemelidir. Çünkü Anayasa’nın 48’inci maddesindeki “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir” ve 49’uncu maddesindeki, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir” hükümleri de bireyin çalışma hürriyeti, hakkı ve ödevini açıkça düzenlemiş bulunmaktadır. Bireyin dilediği bir işte, dilediği zaman çalışması, anayasal bir hak ve hürriyettir. Diğer hak ve hürriyetlerde olduğu gibi, çalışma hak ve hürriyetlerine iş sağlığı ve güvenliği ile ulusal güvenlik dışında, herhangi bir şart ve sınır konulması mümkün değildir. Ancak burada işçinin başka bir işe girmek için bu gerekçeyle işten ayrılması halinde kıdem tazminatı ödenip ödenmeyeceği sorun olmaktadır.

Bu itibarla işçinin ilk ayrıldığı anda iradesinin tespiti önem kazanmaktadır. En az 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün sayısı koşullarını tamamlayıp, emeklilik yaşını bekleyen işçinin başka bir işyerinde çalışmak için işyerinden ayrıldığı anlaşıldığı takdirde kıdem tazminatına hak kazanılması söz konusu olmayabilecektir (T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2006/2716, K. 2006/8549, T. 4.4.2006 sayılı kararında). Yani, sırf başka bir işe girmek için bu gerekçeyle kıdem tazminatı istendiğinde, işveren tarafından ödenen kıdem tazminatının iadesi talep edilebilecektir.

Ancak işçinin bu şekilde bir başka işyerinde işe girmek için irade beyanı olmadan kıdem tazminatı alarak ayrılması ve daha sonra aynı veya bir başka işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde kıdem tazminatının iadesinin istenmesi mümkün olmayacaktır.

T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2006/2716, K. 2006/8549, T. 4.4.2006 sayılı kararında;  “DAVA : Taraflar arasındaki ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma parası ile bayram, hafta, genel tatil gündelikleri ve ikramiye alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 4.4.2006 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat B. O. ile karşı taraf adına Avukat N. Y. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı işçi açmış olduğu bu davada, 1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bent hükmü uyarınca kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğinden söz ederek bu yönde istekte bulunmuştur. Davalı işveren, davacının başka bir işyerinde çalışmak için istifa etmek suretiyle işyerinden ayrıldığını savunmuştur. Mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir.

1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bentte, “506 Sayılı Kanunun 60 inci maddesinin birinci fıkrasının ( A )bendinin ( a )ve ( b )alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle” işçilerin kıdem tazminatına hak kazanabileceği hükme bağlanmıştır. Düzenlemenin amacı, pirim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkını kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamaktır. Şüphesiz işçinin bu ayrılmasından sonra yeniden çalışması gündeme gelebilir ve Anayasal temeli olan çalışma hakkının ortadan kaldırılması beklenmemelidir. Bu itibarla işçinin ilk ayrıldığı anda iradesinin tespiti önem kazanmaktadır. İşçinin başka bir işyerinde çalışmak için işyerinden ayrıldığı anlaşıldığı taktirde 1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bent hükmü uyarınca kıdem tazminatına hak kazanılması söz konusu olmaz.

Davacı işçi, 24.1.2003 tarihinde işverene vermiş olduğu yazılı dilekçesinde özel nedenlerle aynı tarihte işyerinden ayrılmak istediğini bildirmiştir. Davalı işveren yetkilisi dilekçe altına, davacının 21.2.2003 tarihinde ayrılabileceğine dair bir açıklama eklemiş ve tarafların bu yönde anlaşmaları üzerine davacı işçi bir süre daha çalışmıştır. Davacı 23.2.2003 tarihine kadar çalışmasını sürdürmüş, bu tarihte işyerinden ayrılmış ve bir gün sonra başka bir işverene ait işyerinde çalışmak üzere işe başlamıştır. Somut olayda davacı işçi iş sözleşmesini 1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bent hükmü uyarınca feshetmiş değildir. Başka bir işyerinde çalışmaya başladıktan çok sonra Sosyal Sigortalar Kurumuna bu yönde bir yazı almak için başvuruda bulunmuştur. Bu durumda yasa ile korunan hukuki menfaatin teminine yönelik bir davranış içine girilmemiş ve davacı işçi olayların gelişimine göre başka bir işyerinde çalışmak için işyerinden ayrılmıştır. Davacı tanıkları da davacının 1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bent hükmü uyarınca iş sözleşmesini feshettiğinden söz etmemişlerdir.

Daha sonra davacı işçi, işverence kıdem tazminatı ödemesine esas olmak üzere Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından yazı verilmediğinden bahisle bir dava açmış ve bu davada davacının pirim ödeme süresi ile sigorta pirimi yönünden emeklilik hakkını kazandığını tespit olunmuştur. Aynı kararda davacı işçiye 1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bent hükmü uyarınca kıdem tazminatı yazısı verilmesi gerektiğinin tespitine dair hüküm kurulmuştur. Belirtmek gerekir ki bu dava, işçiye Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından yazı verilmesi ile ilgilidir. Davacı işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı noktasında bir sonucu içermemektedir.

Yapılan bu açıklamalara göre davacı işçi, 1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bent hükmü uyarınca iş sözleşmesini feshettiği kanıtlayamadığından kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece anılan isteğin reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 450 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 4.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.” Hükmü verilmiştir.

 

III. SONUÇ

08/09/1999 tarihinden önce çalışmaya başlayanlar için yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle işten ayrılarak kıdem tazminatı alan işçi daha sonra tekrar işe girmesi halinde kıdem tazminatı ödeyen eski işvereniyle çeşitli sorunlar yaşanmaktadır.

Düzenlemenin amacı, pirim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkını kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamaktır.

Bireyin dilediği bir işte, dilediği zaman çalışması, anayasal bir hak ve hürriyettir. Diğer hak ve hürriyetlerde olduğu gibi, çalışma hak ve hürriyetlerine iş sağlığı ve güvenliği ile ulusal güvenlik dışında, herhangi bir şart ve sınır konulması mümkün değildir.

Burada sorun çalışma yaşamını noktaladığını belirtip diğer koşulları da yerine getirmiş olan işçinin çalışmaya devam etme iradesini ortaya koyduğunda kıdem tazminatı hakkının ortadan kalkıp kalkmayacağı veya ödenmiş olan kıdem tazminatının iadesinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

En az 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün sayısı koşullarını tamamlayıp, emeklilik yaşını bekleyen işçinin başka bir işyerinde çalışmak için işyerinden ayrıldığı anlaşıldığı takdirde kıdem tazminatına hak kazanılması söz konusu olmayabilecektir Yani, sırf başka bir işe girmek için bu gerekçeyle kıdem tazminatı istendiğinde, işveren tarafından ödenen kıdem tazminatının iadesi talep edilebilecektir.

Ancak işçinin bu şekilde bir başka işyerinde işe girmek için irade beyanı olmadan kıdem tazminatı alarak ayrılması ve daha sonra aynı veya bir başka işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde kıdem tazminatının iadesinin istenmesi mümkün olmayacaktır.

30 Ağustos Zafer Bayramında Soyadımın Tasarım ve Yenilik Olmasını Düşünüyorum

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 29 Ağustos 2014 - 8:04

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMINDA SOYADIMIN TASARIM VE YENİLİK OLMASINI DÜŞÜNÜYORUM

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ulusal ve Uluslar arası Ar-Ge ve Yenilik Hibe
Fonları Uygulayıcısı, YMM

 

A)GİRİŞ

 

30 Ağustos Zafer  Bayramımızın 92. Yıldönümünü Cumartesi günü kutluyoruz. Hepimizin Zafer  Bayramı   kutlu olsun. Ben şahsen bu hayırlı günde kendimle yüzleşerek bu ülkeye bilim adamı olarak  kendi alanımda ne gibi katkım olur diye düşünmeye başladım ve şu anda tüm dünyanın odaklandığı  tasarım  ve yenilik (inovasyon)konusunda ne tür uygulamaya yönelik önerilerde bulunabilirim diye etraflı düşünerek, aşağı satırları oluşturdum. Bana göre her alanda yeniliğe ve değişime, buna bağlı olarak da kendi özgün tasarımlara ulus,firma ve birey olarak  çok ihtiyacımız var.

 

B)DEĞİŞİMİN BİLİMSEL YOL HARİTASI

 

Değişimin yol haritası ya da yöntemi konusunda   Karl Popper, başlangıç noktası olarak  mevcut durum ve geleneklerimiz olduğunu  belirtip (hiçbir şeye sıfırdan başlayamayız), mevcut durum ve geleneklerde yeniliğe ve iyileştirmeye yönelik ne gibi değişiklikler yapabiliriz diye düşünmemizi önermektedir . Sarsıntı geçirmemek için buradaki değişiklikler adımsaldır. Yenilik ve iyileştirme için temel yöntem , yaşadığımız  sorun ve çelişkilere karşı eleştirel tartışma olup,bu yolla mevcut durumu düzeltecek birçok yöntem bularak ya da keşfederek (tek yöntem değil)eleştiri yoluyla bu yöntemler içinden bize göre en uygun olanı seçip(diğer yöntemleri ortadan kaldırarak) uygulamaya geçerek,gerçeklerin öngördüğümüz beklenti ile örtüşüp örtüşmeğine bakmak gerekir.Örtüşüyorsa,bilgimiz doğrudur,ancak geçici doğru olduğunu, her zaman daha iyi bir doğruya yerini  bırakacağına inanarak.

 

C) YENİLİK VE TASARIM TÜRLERİ

 

Bu bakış açısıyla iş hayatında ne gibi iyileştirmeler yapabiliriz diye sorduğumda önce uluslar arası kılavuz olan Oslo’ya göre yenilik, mevcut duruma oranla  yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş bir ürün(mal veya hizmet),veya süreç, yeni bir pazarlama yöntemi ya da yeni bir organizasyonel yöntemin gerçekleştirilmesidir.

Kılavuz 4 çeşit yenilik türünden söz etmektedir:

1)Ürün yeniliği,mevcut teknik özelliklerde ve   kullanıcıya kolaylığında ek  teknik ve performans  iyileştirmeleri gerçekleştirmektir.

2)Süreç yeniliği, yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş bir  yönteminin gerçekleştirilmesidir.

3)Pazarlama yeniliği, ürün tasarımı ve ambalajlanması(product),ürün konumlandırması(place),ürün tanıtımı(promotion) veya fiyatlandırmasında (price) önemli değişiklikleri kapsayan yeni bir pazarlama yöntemidir.

4)Organizasyonel yenilik, firmanın ticari uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerinde yeni bir organizasyonel yöntem uygulanmasıdır.

Elbette piyasaya yönelik bu yeniliklerin elde edilmesi için yeniliğin zihinsel sürecine eğilmek ya da uygulamaya geçmeden önce bilgisayarın da yardımıyla tasarım faaliyetinde bulunmak gereklidir. Oslo Kılavuzu’na göre, tasarım ürün yeniliklerinin geliştirilmesi ve uygulanmasının tamamlayıcı bir parçasıdır. Ancak, bir ürünün işlevsel özelliklerinde ya da öngörülen kullanımlarında önemli bir değişiklik getirmeyen tasarım değişiklikleri ürün yeniliği değildir. Bununla birlikte bunlar pazarlama yenilikleri olabilir. Rutin sistem yükseltmeleri veya düzenli mevsimsel değişiklikler de ürün yenilikleri değildir.

 

Bu açıklamalardan görüleceği üzere, ArGe projelerinin kalbi tasarım faaliyetidir. Nitekim çoğu ArGe hibe programlarında eğer bir firma pazara sunduğu üründe yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş bir yenilik öngörüyor ve bunun üretimi için gerekli olan makine ve ekipmanın tasarımını bizzat kendisi yapıp içselleştirebiliyorsa, bu süreç donanımının firma dışında yaptırılması halinde dahi hibe kapsamına alınabilmektedir.

 

D) YENİLİK VE TASARIM FAALİYETLERİ İÇİN GERİ ÖDEMESİZ VE GERİ ÖDEMELİ FON KAYNAKLARI

Şimdi şu soruyu sorabiliriz: Yenilik yapmak için zaman ve kaynak kullanımına yani yenilik faaliyetleri için fona ihtiyaç vardır. Bu fon en basit şekilde firmanın öz kaynağından karşılanabilir. Ancak uygulamaya baktığımızda firmaların kaynaklarının yetersiz kaldığı görülmekte olup, yenilikler konusunda geri ödemesiz ve geri ödemeli destek arayışlarına girmektedirler.

Aslında ihracat ağırlıklı çalışan imalatçı firmalara devletimizin sunduğu birçok destek bulunmaktadır. Bize göre diğer destekleri tetikleyen ana destek unsuru; özellikle 5746 sayılı Ar‐Ge Teşvik Kanunu ile Ar‐Ge ve yenilik projelerine sağlanan hibe ve mali teşviklerdir. Bu olanaklarla TÜBİTAK-TEYDEB tarafından örneğin KOBİ’lerin ilk 5 proje maliyetinin neredeyse % 100’ü finanse edilebilmektedir. KOSGEB de Ar-Ge ve Yenilik Programları ile KOBİ’lere 500.000 TL ‘ye kadar geri ödemesiz ve ödemeli destek sağlamaktadır. Avrupa Birliği’nin HORIZON 2020 araştırma ve yenilik programları ürün ve süreç yeniliklerini % 70-125 hibe oranı ile desteklemektedir.

 

Ar‐Ge ve yenilik faaliyetlerinin bizce aşağıda kısaca tanımlanan Ekonomi Bakanlığı’nın devlet destekleri ile bütünleşmesi özellikle firmaların Ar‐Ge ve yenilik düşünce ve kültürünü geliştirmesi açısından çok faydalı ve önemli olmaktadır. Bu devlet destekleri özellikle ihracat ağırlıklı pazarlama ve organizasyonel yenilikleri desteklemektedir.(TÜBİTAK destekleri, KOSGEB’in Ar-Ge ve inovasyon programı, AB’nin HORIZON 2020 Programları ürün ve süreç yeniliklerini desteklemektedir)

 

1)DEVLET DESTEKLERİ

 

YURT DIŞINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FUAR KATILIMLARININ DESTEKLENMESİ:

Yurt dışı fuarın genel nitelikli Milli Katılım veya Türk İhraç Ürünleri Fuarı olması halinde katılım bedelinin % 50’si, 10.000 ABD Dolarına kadar, Sektörel nitelikli Milli Katılım, Yabancı Katılımlı Sektörel Fuar veya Sektörel Türk İhraç Ürünleri Fuarı olması halinde ise 15.000 ABD Dolarına kadar desteklenmektedir.

 

PAZAR ARAŞTIRMASI VE PAZARA GİRİŞ DESTEĞİ:

Sınaî ve/veya ticari şirketler ile yazılım sektöründe faaliyet gösteren şirketlerce gerçekleştirilen yılda maksimum 10 yurt dışı pazar araştırması 2 kişilik gezilerine ilişkin giderler %70 oranında ve yurt dışı pazar araştırması gezisi başına en fazla 7.500 ABD Doları tutarında hibe alınabilmektedir.

 

YURT DIŞI BİRİM, MARKA VE TANITIM FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ:

Sınaî Kuruluşların en fazla 4 yıl,15 birimi geçmemek üzere,

‐Mağazaların kira giderleri, %60 oranında ve yıllık en fazla 120.000$.

‐Ofis, showroom ve reyonların Kira giderleri, %60 oranında ve yıllık en fazla 100.000$.

‐Depoların Kira ve/veya hizmet giderleri, %60 oranında ve yıllık en fazla 100.000$.

‐Yurt dışı birimi bulunan sınaî şirketlerin Türk ürünleri ve birimleri ile ilgili olarak yurt dışında gerçekleştireceği reklâm, tanıtım ve pazarlama giderleri, %60 oranında ve yıllık en fazla 150.000$.

‐Yurt dışı birimi bulunmayan ancak yurt içi ve tanıtım yapacağı ülkede marka tescil belgesine sahip sınai şirketlerin ürünleriyle ilgili olarak yurt dışında gerçekleştireceği reklâm, tanıtım ve pazarlama giderleri % 60 oranında ve yıllık en fazla 250.000 $ hibe alabilmektedir.

 

TÜRK ÜRÜNLERİNİN YURTDIŞINDA MARKALAŞMASI, TÜRK MALI İMAJININ YERLEŞTİRİLMESİ VE TURQUALITY®’NİN DESTEKLENMESİ:

Sınaî şirketler 10 yıl süre ile %50 oranlı olarak yılda neredeyse 2,5 milyon dolara kadar reklam, fuar, yurt dışı birim, mağaza açma, kira, franchising sistemi vb için hibe alabilmektedirler.

 

ÇEVRE MALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ:

İmalat firmaların ISO, CE, Çevre ve gıda güvenliği, analiz raporların alınması için belge ve analiz raporu başına %50 oranında ve en fazla 25.000 ABD Doları’na kadar desteklenmektedir.

 

ULUSLARARASI REKABETÇİLİĞİN GELİŞTİRİLMESİNİN DESTEKLENMESİ:

Bu destek kapsamında sınaî şirketlerin eğitim hizmeti alımları % 70 oranında yıllık 20.000 $’a kadar hibe desteği alabilmektedir. Bizce bu destek kapsamında URGE faaliyeti adı altında özellikle ihracatçılar birlikleri bünyesinde aynı sektörde faaliyet gösteren firmalar arasında sinerji yaratmak için şu an itibariyle 40’ın üzerinde kümelenme (cluster) grupları oluşturularak, AB’nin en çok önem verdiği bu yapılanmaya geçilmesi bizce firmaların Ar‐Ge ve yenilik proje çalışmalarını teşvik etmektedir.

 

Yukarıdaki analizlerden çıkar sanabileceği gibi, ülkemizin ihracatı arttıkça oluşacak yeni sorunlarla birlikte firmaların Ar‐Ge ve Yenilik proje yapma potansiyelinin de artabileceği ortaya çıkabilmektedir.

 

 

2) KOSGEB’İN GENEL DESTEK PROGRAMI

 

KOSGEB’in aşağıdaki Genel Destek Programı da pazarlama ve organizasyonel yeniliklere yöneliktir:

 

PROGRAMIN AMACI VE GEREKÇESİ

 

* Proje hazırlama kapasitesi düşük KOBİ’ler ile KOSGEB hedef kitlesine yeni dahil olmuş sektörlerdeki KOBİ’lerin de mevcut KOSGEB desteklerinden faydalanması,

* KOBİ’lerin kaliteli ve verimli mal/hizmet üretmelerinin sağlanması,

* Mevcut KOSGEB desteklerinin revize edilerek daha fazla KOBİ’nin bu desteklerden yaygın şekilde faydalanması,

* KOBİ’lerin rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek amacıyla genel işletme geliştirme faaliyetlerinin teşvik edilmesi,

* KOBİ’lerin yurt içi ve yurt dışı pazar paylarını artırmak amacıyla tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin geliştirilmesi.

PROGRAM BAŞVURUSU VE SÜRESİ KOBİ Beyannamesi onaylanmış işletmeler, KBS-KOSGEB Bilgi Sistemi(www.destek.kosgeb.gov.tr) üzerinden online olarak Genel Destek Programı Başvuru Formunu doldurabilirler. Akabinde Genel Destek Programı Başvuru Formu ve Genel Destek Programı Taahhütnamesini kaşeli-imzalı olarak bağlı bulunulan KOSGEB Hizmet Merkezi Müdürlüğüne teslim edilmesi gerekmektedir. Başvurunun uygun bulunmasıyla birlikte ve Taahhütnamenin evrak kayda alındığı tarihten itibaren 3 yıllık program süresi başlamakta olup, onaya müteakip programın içerisinde yer alan desteklere başvuru yapılabilmektedir. Program süresinde destek üst limitleri ve destek oranı aşağıdaki gibi uygulanmaktadır. Desteklere ait detaylı bilgiye sol menüden ulaşabilirsiniz. 3 yıllık süre sonunda program tamamlanmaktadır. İşletmelerin talep etmeleri halinde yeniden Genel Destek Programına başvuru yapabilirler.

 

Sağ taraftaki menüden veya destek adına tıklayarak destek hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

GENEL DESTEK PROGRAMI DESTEKLERİ DESTEK ÜST LİMİTİ (TL) DESTEK ORANI

Yurt İçi Fuar Desteği 30.000 1.Bölge (İstanbul) %50

Yurt Dışı İş Gezisi Desteği 10.000

Tanıtım Desteği 10.000

Eşleştirme Desteği 15.000

Nitelikli Eleman İstihdam Desteği 20.000

Danışmanlık Desteği 15.000

Eğitim Desteği 10.000

Enerji Verimliliği Desteği 30.000

Tasarım Desteği 15.000

Sınai Mülkiyet Hakları Desteği 20.000

Belgelendirme Desteği 10.000

Test, Analiz ve Kalibrasyon Desteği 20.000

Bağımsız Denetim Desteği 10.000

 

Kaynak: KOSGEB

 

 

3) KOSGEB’İN ENDÜSTRİYEL UYGULAMA DESTEK PROGRAMININ ANA HATLARI VE TÜBİTAK İLE MUKAYESESİ

 

Özellikle uygulamada TÜBİTAK ya da KOSGEB’İN Ar-Ge ve yenilik projeleri tamamlandıktan sonra firmaların KOSGEB’in Endüstriyel Uygulama Programı ile bütünleşmesine pek yönelmediklerini gözlemlediğimiz için aşağıda bu konu ile ilgili biraz ayrıntı verilmektedir.

 

Aşağıda KOSGEB’in ilgili mevzuatının bize göre kritik unsurları ele alınıp, analiz edilmektedir:

 

Firmalar, Endüstriyel Uygulama Programı Proje Başvuru Formu ile KOSGEB’e başvururlar. Bu formda özellikle TÜBİTAK’ın Ar‐Ge projesinin içeriği ile Endüstriyel Uygulamanın içeriği arasındaki bağlantı ve karşılıklı ilişki iyi anlatılmalıdır.

 

Ön değerleme sonucu uygun bulunan projeler, KURUL’ da görüşülür. Proje başvuru sahibi, projesini sunmak üzere Kurul’a davet edilir. TÜBİTAK’ da ise proje yürütücüsü ve/veya projede görev alan personelin, kuruluş yetkilisinin proje maliyetinin 18 milyon TL’yi aşması halinde ilgili komitede projeye ilişkin sunuş yapması istenebilir.

 

Kurul tarafından projenin desteklenmesinin uygun bulunması halinde, başvuru sahibinden Taahhütname vermesi istenir. Taahhütname verme süresi, başvuru sahibinin işletme olması halinde 30 (otuz) gün, girişimci olması halinde ise 60 (altmış) gündür.

 

Taahhütnamenin Hizmet Merkezi tarafından evrak kaydına alındığı tarih, proje başlangıç tarihidir.

Destek oranı %75

Süre: 18 ay + 12 ay daha uzayabilir

 

MAKİNE‐TEÇHİZAT, DONANIM, SARF MALZEMESİ, YAZILIM VE TASARIM

GİDERLERİ DESTEĞİ

(1)İşletmeye; test, analiz ve laboratuar ekipmanı ile bunlara yönelik sarf malzemesi giderleri, üretim hattı tasarım giderleri, üretime yönelik makine, teçhizat, donanım, kalıp ve yazılım giderleri için destek sağlanır.

(2)Proje başvurusunu girişimci olarak yapan işletmenin, işletme kuruluşu ve ofis donanımı giderleri azami 15.000 (onbeşbin) TL olmak üzere, geri ödemesiz desteğin limitleri dahilinde desteklenir.

(3)Destek ödemesi yapılmadan önce, işletmeden sorumlu personel işletmeyi ziyaret ederek ekte yer alan Ar‐Ge, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Programı Tespit Tutanağını düzenler. Ancak, Serbest Bölge ve/veya yurtdışı satın alımlarda bu tutanak; makine, teçhizat ve donanımın İşletmeye gelmesinden sonra düzenlenir. Düzenlenen tespit tutanağı evrak kaydına alınır.

(4)Destek kapsamında satın alınacak makine‐teçhizat yeni veya en fazla 3 (üç)yaşında olabilir.

(5)Bu desteğin üst limiti; geri ödemesiz 150.000 (yüz elli bin) TL, geri ödemeli 200.000 (iki yüz bin) TL olmak üzere toplam 350.000 (üç yüz elli bin) TL’dir.

(6)Geri ödemeli desteklerde, destek ödemesinin yapılabilmesi için; destek ödemesinden önce işletmeden, destek tutarı kadar, son geri ödeme tarihinden asgari 2 (iki) ay sonrasını kapsayacak şekilde Banka Teminat Mektubu alınır. Ancak işletmenin uzun süreli teminat mektubu temin edememesi halinde asgari 1 (bir) yıl süreli teminat mektubu kabul edilebilir.

(7)Geri ödemeli destekler kapsamında yapılacak geri ödemeler, proje bitiminden itibaren 6 (altı) ayı ödemesiz olmak üzere, 3 (üç)’er aylık dönemler halinde 8 (sekiz) eşit taksitte yapılır. İlk taksitin geri ödeme tarihi, 6. (altıncı) ayın bitimini takip eden ilk iş günüdür.

 

PERSONEL GİDERİ DESTEĞİ

(1)Personel Gideri Desteği, projede çalışması şartı ile yeni istihdam edilecek personel için sağlanır. Bu destek, işletmenin son 4 (dört) aylık SGK Sigortalı Hizmet Listesinde bulunmayan yeni istihdam edilecek personel veya Taahhütnamenin Hizmet Merkezinde kayda alındığı tarih itibarı ile son 30 (otuz) gün içinde istihdam edilmiş olan personel için verilir.

(2)Desteklenecek personelin sayısına, niteliğine ve destek süresine Kurul karar verir.

(3)İşletmeye, personel giderleri için net ücret üzerinden aylık; meslek lisesi mezunlarına 500 (beş yüz) TL, ön lisans mezunlarına 1.000 (bin) TL, lisans mezunlarına 1.500 (bin beş yüz) TL, yüksek lisans mezunlarına 2.000 (iki bin) TL ve doktora programı mezunlarına 2.500 (iki bin beş yüz) TL olmak üzere toplam üst limiti 100.000 (yüz bin) TL geri ödemesiz destek sağlanır. Asgari Geçim İndirimi net ücrete dâhil edilmez.

 

İZLEME

Destek kapsamına alınan her bir projenin faaliyet aşamaları ile proje sonucunun izlenmesi ve değerlendirilmesi, proje süresince ve sonrasında olmak üzere iki aşamalı yapılır.

 

Proje Süresince İzleme: Kurul’da destekleme kararı alınan her bir proje, işletmeden sorumlu personel tarafından Endüstriyel Uygulama Programı Dönemsel İzleme Raporu düzenlenerek 6 (altı) aylık dönemlerde izlenir. Raporda projenin ilerleyişini önemli şekilde etkileyen olumsuz görüşlerin yer alması halinde bu durum Kurul’da görüşülür.

 

Proje Sonrasında İzleme: Projenin başarı ile tamamlanmasından 1 (bir) yıl sonra, sonuçlarının değerlendirilmesi amacıyla işletmeden sorumlu personel tarafından ve/veya hizmet alımı yolu ile Ar‐Ge, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Programı Proje Sonrası İzleme Raporu Formunda belirtilen bilgilere göre bir kez izleme yapılır. İzleme sonunda Ar‐Ge, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Programı Proje Sonrası İzleme Raporu düzenlenir.

 

Not: Burada görüldüğü gibi, dönem raporları için TEYDEB’ de olduğu gibi YMM değerlendirme ve tasdik raporu istenmemektedir. Süreç daha basittir.

 

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Firma; sahip ve ortakları ile bunların eşinden, annesinden, babasından, kardeşinden, çocuğundan ve bunların sahibi/ortağı olduğu işletmelerden destek kapsamında mal/hizmet satın alamaz. Böyle bir durumun tespit edilmesi halinde destek ödemesi yapılmaz.

Not 1:TÜBİTAK projelerinde böyle bir şart yoktur.

Proje kapsamında desteklenerek satın alınan makine, teçhizat, donanım, yazılım ve benzeri taşınırların mülkiyeti, İşletme tüzel kişiliğine ait olup, taahhütnamenin evrak kaydına alındığı tarihten itibaren 3 (üç) yıl süresince; satılamaz, başka şahıs, kurum/kuruluşlara hiçbir şekilde kiralanamaz, kullanım hakkı her ne ad ve suretle olursa olsun devredilemez, rehin gösterilemez, ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, tedbiri haciz konulması halinde durum 7 (yedi) gün içinde tüm belgeleriyle birlikte KOSGEB’e yazılı olarak bildirilir.

Not 2: TÜBİTAK projelerinde böyle bir şart olmadığı için, firmalar pazarlanabilir çıktıyı proje bitiş tarihinden sonra yurt içi ya da dışına satabilmektedirler. Yurtdışından satın alınan mal ve hizmetlerde bedelin faturada döviz cinsinden belirtilmesi durumunda, T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden ve faturanın düzenlendiği tarih esas alınarak Türk Lirası olarak ödeme yapılır.

Banka dekontu ile kastedilen, bankacılık enstrümanları ile yapılan her türlü (hesap ekstreleriyle belgelendirilmek şartı ile kredi kartı, çek, senet v.b.) ödemedir. İşletmenin ciro ettiği çek ile yapılan ödemelerde hizmet sağlayıcılardan işletmenin borcunun ödendiğini gösteren bir yazı alınır.

Not 3: TÜBİTAK desteklerinde olduğu gibi, KOSGEB desteklerinde de hibe ya da ödeme yapılmadan önce, harcama ve gider belgelerinin ödenmesi şartı bulunmaktadır. Ülkemizdeki destek mekanizmaları hiçbir sermaye olmadan projenin gerçekleştirebilmesini mümkün kılmamaktadır, yani sadece mucit olmak yetmemektedir. Söz konusu destekler sonradan ödeme şeklinde gerçekleşmektedir. Örneğin belli dönemlerde (TEYDEB destekleri için bu dönemler Ocak‐Haziran, Temmuz‐Aralık arasıdır) yaptığınız harcamaları beyan edip, daha sonrasında geri alabilirsiniz. Harcamanın size geri dönmesi beyan edildikten sonra yaklaşık 3‐4 ay olabilmektedir. Harcamaları da ortalama 3 ay dersek, bu projeniz için en az 6‐7 aylık işletme ya da çalışma sermayesine ihtiyacınız olacağı anlamına gelmektedir.

 

Oysa Avrupa Birliği 7.Çerçeve Programı kapsamında yapılan Ar‐Ge projelerinde, AB komisyonu ile sözleşme imzalanması aşamasında proje bedelinin yaklaşık %80’ni teminat vermeksizin peşin olarak alınabilmektedir.

 

Piyasadaki gözlemlerimize göre KOBİ’ler giderek artan oranda TÜBİTAK Ar‐Ge projesini tamamladıktan sonra, KOSGEB’in Endüstriyel Uygulama Programına başvurarak, rekabet güçlerini artırmaktadırlar. Bu programda; firmaların genelde proje sürelerini 8‐10 ay arası tuttukları, 6‐7 yeni personel için(sadece teknik değil, pazarlama, satın alma, dış ticaret elemanı gibi) nitelikli eleman desteğinden yararlanmakta

olduklarını ve iç ve dış piyasadan TÜBİTAK tarafından desteklenmeyen standart kesim, torna, freze, borverk, pres özellikle kalıp vb. ihtiyaçlarını karşıladıklarını görmekteyiz.

 

4) TEKNOPAZARLAMA  DESTEKLERİ

 

TÜBİTAK ya da KOSGEB’den Ar-Ge ve yenilik projesi tamamlanarak prototipi oluşan yeni ürünün yurt içi tanıtımı ve pazarlama faaliyetinin 25.000 TL’ye kadar, yurt dışı tanıtımı ve pazarlama faaliyeti için 50.000 TL.’ye kadar faaliyet sayısına bakılmaksızın bir yıllık süre içinde fuara katılım, seyahat, reklam, ürün kataloğu vb. giderler için  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı hibe destekleri vermektedir (20.06.2013 R.G). Prototip ürün projesinin tamamlandığı tarihten itibaren 5 yıl içinde Bakanlığa her zaman için başvuruda bulunabiliniyor. Bu konudaki detaylı bilgileri şu linkten elde edebilirsiniz: “http://sagm.sanayi.gov.tr/DocumentList.aspx?catID=4352&lng=tr”.

 

Aşağıda okuyucuya ilk incelemede önemli olacağını düşündüğümüz bazı hususlara yer verilmiştir.

 

 

DESTEKLENECEK FAALİYETLER ŞÖYLEDİR:

 

Destek Kalemleri Üst Limitleri

 

1

 

 

Yurt dışı fuar giderleri

 

 

50.000 TL

2 Yurt içi fuar giderleri 25.000 TL
6 Broşür 4.000 TL
7 Katalog 6.000 TL
8 Flaş bellek 5.000 TL
9 e-ticaret sitesi üyeliği 5.000 TL
10 Yazılı medya gideri 5.000 TL

 

Desteklenecek Üst Limit 75.000 TL
   

 

 

BAŞVURU

 

Prototip ürün projesinin tamamlandığı tarihten itibaren 5 yıl içinde Bakanlığa her zaman için başvuruda bulunabiliniyor.  Tanıtım ve pazarlama başvuru dosyası ile başvuru dosyasının CD ortamında kaydedilmiş bir kopyası, elden Bakanlığa teslim edilir.

 

Ayrıca, Bakanlık internet sitesi üzerinden oluşturulacak uygulama üzerinden de elektronik ortamda başvuru yapılabiliniyor. Başvurular Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilip, karara bağlanıyor. Daha sonra Bakanlık ile firma arasında yapılan sözleşmenin imza tarihinden başlayarak süresi bir yıldır.

 

5) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞININ TEKNOLOJİK TEKNOYATIRIM  DESTEK PROGRAMI

 

29 Nisan 2014 tarihinde ilgili Bakanlığı’n yayınlanan yönetmeliğinde, TÜBİTAK yada KOSGEB’e Ar-Ge ve Yenilik projeleri verilip onaylanarak tamamlanırsa, prototipi yapılan ürün yada yazılımın seri üretimine geçişinde aşağıdaki desteklerden yararlanılmaktadır.

 

A) Makine, Teçhizat desteği 

– Mikro, Küçük ölçekli KOBİ’lere seri üretim için gerekli olan yatırım tutarının %40′lık bölümünü 5 milyon TL.’ye kadar hibe olarak veriliyor.

– Orta ölçekli KOBİ’lerde ilgili oran %30 ve  en fazla 4 milyon TL.

– Büyük ölçekli firmalarda ilgili oran %10 ve  en fazla 2 milyon TL.

 

Not:  Yatırım projesine konu satın alınacak makine ve teçhizatın, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 63 üncü maddesi kapsamında Bakanlıkça hazırlanan usul ve esaslara uygun olarak alınmış yerli malı belgesi ile tefrik edilmesi durumunda,  belirtilen oranlara 10 puan daha ilave edilir.

 

B) Kredi faiz desteği

– Küçük ve Orta Ölçekli KOBİ’ler için 10 milyon TL.’ye kadar faizsiz yatırım kredisi imkanı, 10 milyon TL.’den sonrası için %50 indirimli kredi faiz desteği,

 

C) İşletme gideri desteği

 

– Küçük işletmelere Yatırım tamamlandıktan sonraki 1 yıl için üretim için gerekli olan enerji, personel ve kira giderinin %75′i hibe olarak ödeniyor.

 

Öte yandan Ar-ge süreçleri yurt dışında gerçekleşmiş ve o ülkedeki kurum, kuruluş veya fonlar tarafından desteklenmiş olan ar-ge ve yenilik projeleri sonucunda ortaya çıkan veya özkaynaklar kullanılarak yapılan ar-ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ve patenti alınan teknolojik ürünün üretimine yönelik yatırımı, Türkiye’de yapılması halinde destek kapsamında değerlendirilir.

 
6) EKONOMİ BAKANLIĞI’NIN  5.BÖLGE YATIRIM TEŞVİK  DESTEKLERİ

 

Analizimize son bir destek olarak firma TÜBİTAK ya da KOSGEB’den Ar‐Ge’sini yaptığı örneğin yeni tip motor takozunun seri üretimi için Bursa’da fabrikasyon imalata geçmek istediğinde Ekonomi Bakanlığına, TÜBİTAK ya da KOSGEB Ar-Ge projesinin tamamlandığına dair bir referans yazı ile 3 yıl içinde başvurup ve TÜBİTAK’ın olumlu görüş vermesi halinde aşağıdaki 5. Bölge yatırım teşvik desteklerinden yararlanabilmektedir:

 

‐ Bursa’da sabit yatırım tutarı en az 1 milyon TL oluyor(bazı yatırım türlerinde bu tutar değişebilmektedir, bu konuda ilgili mevzuata bakılmalıdır). Sabit yatırım tutarı: Arazi‐arsa, bina‐inşaat, makine ve teçhizat ile diğer yatırım harcaması kalemlerinin toplamıdır.

‐Gümrük vergisi muafiyeti: Üçüncü ülkelerden makine ithalatlarında.

‐KDV istisnası.

‐Faiz desteği: Bankalardan kullanılacak en az bir yıl vadeli yatırım kredilerinin teşvik belgesinde kayıtlı sabit yatırım tutarının yüzde yetmişine kadar olan kısmı için ödenecek faizin, Türk Lirası cinsi kredilerde beş puanı, döviz kredileri ve dövize endeksli kredilerde iki puanı Ekonomi Bakanlığınca toplam tutarı yedi yüz bin Türk Lirasını geçmemek üzere karşılanır.

‐Sigorta primi işveren hissesi desteği: Yatırımın tamamlanmasını müteakip, yatırıma başlama tarihinden önceki son altı aylık dönemde (mevsimsel özellik taşıyan yatırımlarda bir önceki yıla ait mevsimsel istihdam ortalamaları dikkate alınır) Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgesinde bildirilen ortalama işçi sayısına teşvik belgesi kapsamında gerçekleşen yatırımla ilave edilen, istihdam için ödenmesi gereken sigorta primi işveren hissesinin asgari ücrete tekabül eden kısmı Bakanlık bütçesinden 6‐7 yıl süre ile toplam sigorta desteğinin sabit yatırım tutarına oranı % 35’e ulaşıncaya kadar karşılanır.

‐Yatırım yeri tahsisi: Desteklerden yararlanacak yatırımlar için, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Kanunun ek 3 üncü maddesi çerçevesinde Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara göre yatırım yeri tahsis edilebilir.

Vergi indirimi: Gerçekleştirilecek yatırımlarda, 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi çerçevesinde gelir veya kurumlar vergisi, % 30 yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar % 70 indirimli olarak uygulanır. Konunun anlaşılması için aşağıda

 

İstanbul ili için bir örnek yer almaktadır:

İl: Bursa

Yatırım Tutarı: 1.000.000TL

Yatırıma Başlama/Yatırımı Bitirme Tarihi: 01.10.2012 /30.09.2014

Yatırıma Katkı Oranı: %30

Kurumlar vergisi indirim oranı: %70

2014 yılındaki kurum kazancı: 100.000 TL

Hesaplamalar:

Yatırıma Katkı Tutarı: 300.000 (1.000.000X0,30) TL

2014 yılı için Hesaplanan Kurumlar Vergisi:100.000×0.20=20.000 TL

Hesaplanan indirimli Kurumlar Vergisi:100.000X0.20X0.30=6.000 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Kurumlar Vergisi: 20.000‐ 6.000 =14.000 TL

Bu durumda indirimli oran nedeniyle tahsilinden vazgeçilen yukarıdaki 14.000

TL’lik vergi, 300.000 TL’ye ulaşıncaya kadar firma indirimli kurumlar vergisinden yararlanır.

 

7) PATENT YA DA FAYDALI MODEL UYGULAMASI İLE GETİRİLEN VERGİ İSTİSNALARI

 

06.02.2014 tarihinde TBMM kabul edilen Torba Yasası kapsamında Ar-Ge ve yenilik projeleri sonucunda oluşan çıktılara patent ya da faydalı model alınması sonucunda elde edilen satış gelirlerine kurumlar vergisi ve KDV istisnası getirilmesi ile bizce Türkiye Ekonomisi için yenilikçi ürünlerin yeterince ticarileşmesini engelleyen yapısal sorununa mikro ve makro ağırlıklı önemli bir çözüm getirilmiştir.

 

İSTİSNALARIN ÖZÜ

 

KURUMLAR VERGİSİ İSTİSNASI 

6 Şubat 2014 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 6518 sayılı Kanun’un 32 ve 82. maddeleri çerçevesinde 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5/A maddesinden sonra gelmek üzere bir madde eklenerek Türkiye’ de gerçekleştirilen araştırma ve yenilik faaliyetleriyle yazılım faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan çıktılara ilişkin patent ya da faydalı model alınmasından sonra 01.01.2015 yılından itibaren seri üretime geçilmesi elde edilecek gelirler,  koruma süresi olan 10 yıl boyunca % 50 kurumlar vergisi istisnası yararlanacaklardır.

 

KATMA DEĞER VERGİSİ İSTİSNASI

Türkiye’ de gerçekleştirilen Araştırma – Geliştirme ve Yenilik faaliyetleriyle yazılım faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan çıktıların satışı halinde ihracat faturası gibi KDV’siz  fatura düzenlenecek olup, bize göre söz konusu imal edilen mamul ile ilgili olarak 2015 Ocak başından  itibaren iade talebinde bulunabilinecektir. Bu yolla söz konusu satış gelirlerine tanınan KDV istisnası yanında  % 50 Kurumlar vergisi istisnası getirilmesi, mal alan ve satan firmalar için büyük bir avantajdır.

 

D) SONUÇ

Bana göre gelişmemiz, büyümemiz hepimiz için yaptığımız işle ilgili araştırma ve tasarım faaliyeti ile piyasaya ve ticarileşmeye yönelik yenilik faaliyetleri ille mümkün olabilecektir. Bu faaliyetlerin gerektirdiği harcama ve giderlerin finansmanı için ulusal ve uluslar arası geri ödemesiz ve ödemeli birçok destek programı bulunmaktadır. Bu destek programları yukarıda anlattıklarımızla sınırlı değildir, ararsak daha birçok destek programı bulunur.

 

 

Bir televizyon programında şu sözleri duymuş idim: Avrupalı önce düşünür, sonra yapar; Afrikalı önce yapar, sonra düşünür; bir Türk yaparken düşünür. Bizce, yaparken düşündüğümüzde giderilmesi zor hatalar oluşabilir. Bu bakımdan ürün ve süreç araştırma ve yenilik faaliyetlerinde bulunurken önce mevcut teşvikleri çok iyi analiz edip, bunlardan eleştirel yöntemle en uygun bileşimi tasarlayarak, daha sonra pratiğe geçmek daha akılcıdır.

 

Bence burada sorun ve çözüm İrlandalı yazar Bernard Shaw’ın şu sözlerinde yer almaktadır:

1. Sorun çaresizlik değil, isteksizlik. İsteksiziz, çünkü çocuklukta bize uygulanan ilk şey, içimizdeki isteği öldürmektir.

2. İnsanlar kendi durumlarıyla ilgili olarak her zaman koşulları suçlar. Ben koşullara inanmam. Bu dünyada yol alan kişiler, ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan ve bulamadıklarında yaratan insanlardır.

3. Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır.

4. Benim en iyi dostum terzimdir. Çünkü ne zaman beni görse, derhal o andaki ölçülerimi alır. Oysa bütün öteki tanıdıklarım, benim hala eskisi gibi olduğumu düşünürler.

Ayrıca Bu konuda Popper’in “Daha iyi bir dünya yaratmak” adlı kitabındaki Goethe’nin şeytana söylettiği şu dizeler bence çok anlamlıdır:

“Bırakırsan artık, akıl ve bilimi, İnsanoğlunun sahip olduğu en yüce gücü.

Mutlak benim olursun!”

Ek olarak ülkemizin geleceği için soyadımın tasarım ve yenilik olmasını düşünüyorum.

Serbest Tüketiciler Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 28 Ağustos 2014 - 9:43

Serbest Tüketiciler Dikkat EtmesiGereken Hususlar

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından (2014 yılı için Serbest Tüketici Limiti: 4.500 kWh/yıl) daha fazla tüketimi olan veya iletim sistemine doğrudan bağlı olması nedeniyle tedarikçisini seçme serbestisine sahip gerçek veya tüzel kişiler Serbest Tüketici olup kendi tedarikçilerini seçme hakkına sahiptir.

Yıllardır bir sonraki yıl için aynı şeyi söyleyen devlet büyüklerimiz ben pek inanmasam da 2015’te ise AB uyum yasaları çerçevesinde tamamen sıfırlanacak. Böylece herkes serbest tüketici hakkı kazanacak ve istediği şirketten elektrik alabilecek. Tedarikçisini seçme hakkı kazanan tüketiciler, daha kaliteli ve daha iyi hizmet almanın yanında(!) indirimli elektrik de kullanma fırsatı yakalayacak “

Yakında bu tarz haberleri sık olarak duyacaksınız. Evet, herkes elektrik alabileceği şirketi seçebilecek; ancak daha kaliteli ve daha iyi hizmet almak kısmı bana pek inandırıcı gelmiyor. Bu şekilde yapılan popüler haberler zamlardan bunalan ve en fakirinden en zenginine kadar herkesi rahatsız eden elektrik konusunda dikkat çekmekten başka bir şey değildir.

Toplum olarak genel sıkıntımız olan anı değerlendirmekten vaz geçmediğimiz sürece başımızın ağrımasına engel olamayız. Medya da çıkan haberlerin birçoğu yanıltıcı ya da yanlıştır. Bir kere pazarlama esnasında dile getirilen % 10, % 20 , % 30 indirimlerin gerçek indirimler olmadığının bilinmesi gerekiyor. Tüketicinin dikkat etmesi gereken noktalardan en önemlisi budur.

 

Yapılması Gerekenler

Elektrikte telaffuz edilen indirimler Aktif Enerji’ye yapılan indirimlerdir. İlk önce faturanızın ne şekilde meydana geldiğini bilmeniz gerekiyor.

Aktif Enerji ne demektir? Tükettiğiniz asıl enerji demektir.

Bunun dışında kalan bedeller Nakil Bileşenleri (Kayıp Kaçak, Perakende hizmet Bedeli, Sayaç okuma, Dağıtım Bedeli, İletim Bedellerine nakil bileşenleri denir.) Fonlar ( Enerji Fonu % 1, TRT Payı % 2, ETV %1 ya da % 5) ve son olarak da KDV eklenerek faturanız meydana gelir.

Size sunulan indirimler faturanızın altına net yapılan indirimler değildir. Tekrar etmek gerekirse % 10 indirimli bir anlaşma yaptığınızda 100 TL ödeyen bir elektrik abonesinin faturası 90 TL’ye düşmez. Yapılan indirim EPDK tarafından belirlenen elektrik birim fiyatına ( Perakende Satış Fiyatı ) yapılan indirimdir.

Evet, sanıyor musunuz ki “İndirimli Elektrik” konusunu öğrendiniz. Sizin adınıza üzgünüm. Daha yolun çok başındasınız. Gelelim ikinci derse:

 

Kayıplı İndirim ve Kayıpsız İndirim

Bunu tam olarak anlayabilmeniz için ilk önce sizlere Kayıplı ve Kayıpsız Birim Fiyatları anlatmam gerekiyor.

EPDK ( Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu ) 1 Ocak; 1 Nisan; 1 Temmuz ve 1 Ekim de olmak üzere senede dört kez elektrik tarifelerini belirler. Bu tarifeleri EPDK’nın internet sitesine girdiğinizde önce elektrik piyasası sonra tarifeler sonrada ulusal tarifelere gelerek yayınlanmış tarifeleri görebilirsiniz. Bir Exel tablosu halinde en başta bulunur. İndirip açarsanız ve ağzınızdan çıkan ilk kelime “ Bu nasıl bir tablo” olur. O kadar karışıktır ki büyük bir ihtimalle hiçbir şey anlamazsınız. Bu tarifeler genelde 3 sekmeden oluşur. Sekme isimleri de genelde “Ayrıştırılmış Tarife 1”;”Ayrıştırılmış Tarife 2 “ ve “Fonsuz Tarifeler” şeklinde olur. Sizin anlayabileceğiniz şekilde söylemek gerekirse Birinde Kayıp Kaçak Bedeli görünmez. Aktif Enerji Birim Fiyatının içine Kayıp Kaçak Bedeli birim fiyatı yerleştirilmiştir. İşte bu birim fiyatlara Kayıplı Birim fiyat denilir.

Kayıp Kaçak bedellerine vatandaşın tepkisi üst seviyeye çıkınca bir talimat ile faturalardan kaldırılıp Aktif Enerji’nin içine yerleştirildi. Ellerinizden öper üç yaşında bir oğlum var. Hasta olup da ilaçlarını içmek istemediğinde annesi ilacı pekmez ile verir. İlacı görmeyince tek seferde pekmezi içer bizim oğlan. Aslında içmek istemediği ilaçta pekmezin içindeyken görmediği için sorun çıkarmaz. İşte Kayıplı Birim Fiyat böyle bir şeydir. Görmezseniz sorun da çıkaramazsınız. Çünkü faturaları okuyabilen tüketici sayısı çok azdır. Zaten eskiden beridir elektrik faturaları sorgulanmadan ödenir. Geçmişten gelen bu alışkanlık ile faturayı incelemeden altında yazan tutara ve son ödeme tarihine bakılır. Sonra da gider ödemenizi yaparsınız. (!) Ülkemizde bazı bölgelerde faturasını ödemeyen sayısı % 70’i aşmaktadır. Onların Kayıp Kaçak derdi yoktur.

Tablonun diğer sekmesinde ise Kaçak Bedeli ayrı Aktif Enerji Birim Fiyatı ayrı yazılır. Aslında kullanılması gereken tarife tablosu budur. Bu tabloda faturanızdaki tüm bedellerin birim fiyatlarını görebilirsiniz. ( Sayaç Okuma hariç ) Son olarak da Fonsuz Tarifeleri görebilirsiniz. Burası diğer ikisinden çok farklıdır. Aktif Enerji, Kayıp Kaçak, Perakende hizmet Bedeli, Sayaç okuma, Dağıtım Bedeli, İletim Bedellerinin birim fiyatlarının hepsi toplanır. Bu birim fiyatlarda Fonlar ( Enerji Fonu, TRT Payı, Elektrik Tüketim Vergisi ve KDV ) hariç tutulur. Sayaç okuma Bedeli de bu kısımda yazar.

Şimdi gelelim Kayıplı Bedel üzerinden size teklif edilen indirimlere, artık Kayıplı Bedelin ve Kayıpsız Bedelin ne olduğunu bildiğinizi düşünüyorum. Artık yapılması gereken karşınızdaki şirket temsilcisine size teklif edilen oranın Kayıplı Bedel üzerinden mi yoksa Kayıpsız Bedel üzerinden mi teklif edildiğini sormanız gerekiyor. Ancak karşınızdaki kişinin sizi yanıltmadığından emin olmalısınız. Eğer size bir teklif mektubu verildiyse bu teklifle faturanızı karşılaştırmak bir yöntemdir. Aslında en kolayını en sona bıraktım. Baktınız her şey size çok karışık geldi ve pes etmek üzeresiniz o zaman fatura tutarınızı tükettiğiniz KW’a bölüp KDV dâhil birim fiyatını bulursunuz. Böylelikle satır aralarına gizlenmiş gizli maliyetlerden de kendinizi korumuş olursunuz. Kendi faturanıza bu hesabı yaptıktan sonra size teklif edilen Teklif Mektubundaki tutarı yine teklif mektubundaki toplam KW’a bölün. Faturanızda çıkan birim fiyatın (0,360..  gibi bir rakam çıkması gerek, ancak her tarife grubunda bu rakam farklı çıkar. Burada yazan Ticarethane tarifesine göre yapılmıştır.) Teklif mektubundaki KDV dâhil birim fiyatın sizin birim fiyatınızdan düşük olması gerekiyor.

 

Faturanızda Dikkat Etmeniz Gereken Noktalar

Evet, sonunda cesaretinizi toplayıp özel bir enerji şirketinden elektrik almaya başladınız. Artık faturalarınızda çalıştığınız özel şirketten gelecek ve ödemelerinizi de özel şirketin banka hesaplarına yapacaksınız. Peki, nelere dikkat etmeniz gerekiyor?

Olması gereken sizden tahsil edilen tüm tutarların Nakil Bileşenleri (Kayıp Kaçak, Perakende hizmet Bedeli, Sayaç okuma, Dağıtım Bedeli, İletim Bedellerine nakil bileşenleri denir.) Fonlar ( Enerji Fonu % 1, TRT Payı % 2, ETV %1 ya da % 5) ve son olarak da KDV’nin fatura üzerinde gösterilmesi gerekir. Ayrıca aldığınız indirim oranının ve Tedaş’a göre sağladığınız avantajında gösterilmesi bu işten zarar görme riskinizi en aza indirir. Bir şirket fatura üzerinde bu bedelleri ayrı olarak göstermiyorsa ve faturayı olduğundan karmaşık gösteriyorsa bilin ki başınızın ağrıma riski çok yüksektir.

 

Sözleşme Konusu

Bütün iyi şirketler tahsilat riskini ortadan kaldırma için otomatik ödeme tahsilat işlevi gören OTS (Otomatik Tahsilat Sistemi ) ya da DBS ( Doğrudan Tahsilat Sistemi ) gibi kendilerini güvenceye alan yöntemler talep edebilirler. Bunlardan yana çekinceniz olmasın. Ticaretin en tabi kuralı olan verdiğiniz hizmetin karşılığını almak, bunu da güvene almak istemeleri çok doğaldır. Ancak eskilerin söylediği gibi “İtimat kontrole, kontrol itimata engel değildir.” lafını unutmayın. Bundan sonra sözleşmenizi iyi inceleyin. Otomatik süre uzamaları sizin avantajınıza olan maddeler değildir. Ayrıca tedarikçinin istediği gibi indirim oranını değiştirmesine imkân veren maddeler varsa kesinlikle o sözleşmeyi imzalamayın. Ayrıca hiçbir şekilde elektrik birim fiyatının Tedaş birim fiyatını geçmeyeceğine emin olun. Aldığınız indirimin sözleşmede yazan bir cümle ile elinizden uçup gitmesine hatta zarar etmenize yol açmasını istemezsiniz.

 

Evet, artık elektrikteki avantajlar dünyasına hoş geldiniz. Sizde artık tamamen aynı koşullarda aynı hat üzerinden ve hiçbir ek maliyete katlanmadan elektriğinizi indirimli kullanmaya başlayabilirsiniz. 

Tübitak-Teydeb Mali Raporda Malzeme Giderleri ile İlgili Bilmemiz Gerekenler ve Eşleştirmenin Önemi

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 5)
Paylaş
Tarih : 28 Ağustos 2014 - 9:35

TÜBİTAK-TEYDEB MALİ RAPORDA MALZEME GİDERLERİ İLE İLGİLİ
BİLMEMİZ GEREKENLER VE EŞLEŞTİRMENİN ÖNEMİ

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ulusal ve uluslararası Ar-Ge ve Yenilik
Hibe Fonları Uygulayıcısı, YMM

Gülçin GÖKÇEYREK & Buse ARSLAN
Ar-Ge ve Yenilik Mali Rapor Uzmanı

 

GİRİŞ

 

TÜBİTAK-TEYDEB mali rapor denetiminde ağırlıklı olarak malzeme giderlerine önem veriyoruz. Çünkü malzeme giderleri çoğu Ar-Ge projelerinde gerçekleşen bütçenin ortalama % 70’ini buluyor. Buradaki hatanın sonuca etkisi büyük. Aşağıda mevzuata ve edindiğimiz deneyimlere göre malzeme konusunda kritik unsurlara yer verilmiştir.

 

MALZEMELERDE KRİTİK UNSURLAR

 

– TÜBİTAK-TEYDEB uygulamasında malzeme giderlerinin mali rapora kaydı iki şekilde yapılıyor;

 

1) Proje destek süresi içinde proje için alınan alımlar için G016 formu dolduruluyor,

 

2) Sac, profil, demir, elektrik malzemeleri, pnömatik malzemeleri, motorlar, bağlantı elemanları gibi normal üretim faaliyetleri için alınıp proje için de kullanılabilecek malzemeler, proje başlangıç tarihi öncesi ya da proje süresi içinde alınıyorsa G016A formu fatura tarihi esas alınmadan doldurulur, ancak stoktan kullanılan malzemelerin stok çıkış tarihleri, muhasebe fişlerinde proje destek süresi içinde olmalıdır.

 

– Fatura tarihinden önce malzemeler için banka ve çek ile yapılan (nakit yapılmamalı) avans ödemeleri fatura ödemesine sayılıyor (bu uygulama diğer tüm Ar-Ge proje faturaları için de geçerlidir).

 

– Malzemeye (ve diğer harcama ve gider kalemlerine ait)  fatura ödemelerinde cari ödeme (açık hesap) yöntemi tercih edilirse, Ar-Ge faturası kesildikten sonra gözüken cari borcun tamamının ödemesinin yapılmış olması gerekiyor. Cari hesap bazı yerine fatura bazlı ödeme yöntemini tercih ediyorsak, EFT ve ÇEK BORDROLARINDA Ar-Ge fatura numara ve tarihini mutlaka yazarak tam ödeme yapmaya özellikle dikkat edelim. Müşteri çeklerini malzeme alımlarında kullanıyorsak, cironun mutlaka tam ciro olması gerekiyor, hamiline niteliğindeki sadece imza ile yapılan beyaz cirolarda sorunlar yaşanmaktadır.

 

Ar-Ge ve yenilik projelerinde ithal malzeme kullanılması halinde TÜBİTAK mevzuatına göre proje başlangıç tarihinden önceki en geç 3 aylık sürede ithal edilmiş malzemeleri kullanabileceğimize dikkat edelim, bu süreden önceki stoklar kabul edilmemektedir. Dövizli faturaların TL karşılıkları ödeme tarihindeki Merkez Bankası döviz alış kuru ile belirleniyor.

 

– Malzeme (ve diğer harcama ve giderlerin) faturalarının ödemesi YMM raporunun yazıldığı tarihe kadar yapılarak, bankadan teyitleri alınmalı, bir dönemde faturası kesilip de ödemesi  tam ya da kısmi yapılmayan malzemelerin ödemesi mutlaka takip eden dönemdeki YMM rapor tarihine kadar ödenmelidir (son dönem raporunda bu imkanın ortadan kalktığını hatırlayıp, kısmi ödemelerde KDV’nin tamamı düşülerek kalan kısım kadar hibe kapsamına girdiğini unutmamamız gerekmektedir).

 

– Firmalarda Ar-Ge malzeme faturalarının normal üretim faturalarından daha başlangıçta ayrı tutulması ve işlem görmesi sağlanarak, bu faturaların muhasebe fişleri, ödeme makbuzları bir set halinde tutularak, mali rapor hazırlanırken bu faturanın proje önerisindeki malzeme formunda yer alan sıra numarası ile tüm süreç boyunca ilişkilendirilmesi proje yürütücüsü ile muhasebe sorumlusu tarafından sağlanmalıdır. Bu yapılmadığında sonradan bulamama, eşleştirememe, mükerrer kullanma gibi sorunların yaşandığını gözlemliyoruz. Fatura üzerindeki malzemelerin tamamı proje döneminde kullanılmıyor ise, kullanılan miktar ve tutar fatura üzerine şerh düşülerek tanımlanmalıdır.

 
– TÜBİTAK-TEYDEB Mali Rapor denetimlerinde sıkça karşılaştığımız sorun, tahmini maliyet formunda aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi, profil ihtiyacı 4 sıra numarası ile ayrı ayrı belirtilmiş iken, profil alımı tek bir firmadan topla halde yapılmış ise Mali Rapor G016 Malzeme Giderleri Formunda tek satıra sıra numaraları yazılarak toplam kg belirtiliyor. Hangi sıranın ne kadar kullanıldığı ve hatta faturanın tamamının kullanılıp kullanılmadığı bilinemediği için, mali rapor revizyon için geri gönderiliyor, en az 10 gün alıyor. Biz YMM olarak faturanın ödemesinden sorumluyuz, ödemesi yapılmışsa onay veririz. Ancak TÜBİTAK-TEYDEB teknik ve mali denetim sıra numarasının karışıklığı nedeniyle bu kalemleri reddediyor. Bir dönem daha varsa düzeltme yapılabiliyor son dönem ise kapsam dışında kalıyor.

 

 

                      M016

Tahmini Gider Sıra No Malzeme Adı Miktarı ve Birimi
1 Profil 155 kg.
2 Profil 200 kg.
3 Profil 250 kg.
4 Profil 275 kg.
     

 

 

 

 

 

 

G016

Sıra No Proje Başvurusu M016 Formundaki Sıra No Malzeme Adı ve Açıklama Miktar/Birim
1 1-2-3-4 Profil 2500 kg.
2      
3      
4      

 

– Projeyi yazarken malzeme tanımı, miktar, birim fiyat, tutar gibi bilgiler tahmini proforma bilgiler olduğundan gerçekleşen verilerle mukayesesinde sapmalar olduğunda dönem raporundaki teknik raporda bu sapmalar iyi şekilde gerekçelendirilmelidir. Özellikle malzeme kalemlerinin pareto ilkesine göre; malzemelerin tutar olarak %80’i miktar olarak toplam miktar ya da sayının %20’sini oluşturduğundan tahmini malzeme formunu doldururken bağlantı elemanları, cıvata, somun vb gibi kalemleri ayrı ayrı dökmek yerine topluca yazmakta yarar görmekteyiz. Bu şekilde formun uzun olmasını ve takip zorluğunu önlemiş oluyoruz.

 

– Projede ilave malzeme kullanımı sonradan ortaya çıktığında ya da bazı malzemeler yerine tasarım değişikliğinden dolayı başka malzemelerin kullanılması söz konusu ise, mevzuatın izin verdiği en kısa süre içinde dönem raporu yazılarak, izleyiciden ve dolayısıyla TÜBİTAK’tan acil onay alınmalıdır. Bu ve benzeri konularda TÜBİTAK’taki uzmanla iletişime geçilerek, bilgilendirme yapılmalıdır.

 

 

ÖZET SÖZ

 

Bernard Shaw’a göre,”İnsanlar kendi durumlarıyla ilgili olarak her zaman koşulları suçlar. Ben koşullara inanmam. Bu dünyada yol alan kişiler, ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan ve bulamadıklarında yaratan insanlardır”.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI