Tübitak–Teydeb Ar-Ge Projelerinin Reddedilip Yeniden Verilmesi Halinde Bize Göre Dikkat Edilecek Kavramsal Faktörler

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 01 Aralık 2014 - 9:43

TÜBİTAK –TEYDEB AR-GE PROJELERİNİN REDDEDİLİP YENİDEN VERİLMESİ HALİNDE BİZE GÖRE
DİKKAT EDİLECEK KAVRAMSAL FAKTÖRLER

 

Atila Bağrıaçık

 

GİRİŞ

TÜBİTAK tarafından daha önce değerlendirilerek reddedilen ya da geri çekilen bir projenin yeniden sunulması halinde, Firma tarafından “Proje Önerisi Değişiklik Bildirimi Formu”  hazırlanır. Bu formda revize edilip yeniden verilecek proje önerisi ile reddedilen projenin genelde Ar-Ge sistematiği ve ar-ge unsurları ile Ar-Ge altyapısındaki yetersizlik nedeniyle aşağıdaki hususlarda artılarını gösteren mukayesesi yapılmaktadır:

-Hedeflenen çıktıların özeliklerinde artışlar,

-Yenilikçi yönlerinde iyileştirmeler,

-Uygulanacak yöntemlerde değişiklikler,

-Proje planı, bütçesinde değişiklikler vb.

Bu değişiklikler PDF formatında sisteme yüklenerek, TÜBİTAK tarafından diğer projeler için gerçekleştirilen yetkilendirme (proje önerisini online ortamda sisteme girişi ve sonrasında proje önerisi verilerinin kayıt edilmesi)  gerçekleştirilmektedir. Yani, normal proje önerisi tanımlama ile ilgili tüm işlemleri yaptıktan sonra, ret edilen proje ile ilgili yukarıda tanımlanmış mukayeseli çıktıların detaylı bir şekilde ortaya konulması ile başvuru yapılmaktadır. TUBİTAK kurumu, ilgili proje önerisi değişiklik bildirim formunu inceleyerek, yeterli görmesi durumunda yetkilendirmektedir.

Öneri olarak, Özellikle ret edilen projenin, ret gerekçeleri, karar yazısından alınarak madde madde ret edilen proje ile yeni proje önerisi arasındaki farklılıkları ortaya konulması faydalı olacağı düşünülmektedir.

DEĞİŞİKLİKLERDEKİ BAZI AR-GE KAVRAMLARININ AÇIKLANMASI

Yenilik: Proje çıktısının kendi mevcut durumumuz ile Yerli ve Yabancı Muadillerine Nazaran Mukayeseli Üstünlüğü ve farklılıkları.

 

Özgünlük: Yenilikleri yaratmada malzeme, yazılım, alet‐teçhizat, yöntem ve tekniklerde, başka bir deyişle amaca ulaştıracak araç, yöntem ve izlenecek yollarda uygulayacağımız  tüm farklılıkların tamamını içerir.

 

Ar-Ge Sistematiği: Proje önerisinde öngörülen yenilikçi ve özgün yönlere ulaşmada birden fazla yöntemin belirlenmesi, tanımlanan parametrelere göre bu yöntemlerden biri dışındakilerin elenmesi ve projede kullanılacak önseçimin ortaya çıkarılması ve gerekçelendirilmesi sürecidir.

ArGe Unsuru: Önseçimini yaptığımız yöntemin hedef çıktılara ulaşmadaki olası öngörülen riskleri ile istenmeyen sonuçlarının tasarlanması ve giderilmesine yönelik eylem palanlarıdır.

 

PROJE DEĞİŞİKLİĞİNDE BİLİMSEL ŞEMA AŞAMALARI

 

Proje yazma her şeyden önce bilimsel bir faaliyettir, sonra teknik,mali, ticari, finansal, muhasebesel ve vergisel bir mükemmeliyet sistem faaliyetidir. Şu anda geçerli olan bilimsel yöntem büyük oranda K.R.POPPER’in bilimsel mantık ve bilimsel yöntemine dayanmaktadır. Buna göre bilimsel yöntem aşamaları “S1‐>DÇ‐>HE ‐>S2 şeklinde sıralanabilir. Bu bilimsel yöntem tüm çalışma alanları için uygulanabilir. Proje yazma faaliyeti olarak  spesifik alanımızı tanımlarsak, burada;

Rekabetçi piyasada firma olarak karşılaştığımız, bizi sıkan ve negatif etkileyen sorunlar bizim projemizin çıkış noktasıdır. POPPER’e göre yaşam ve dolayısıyla proje faaliyeti her şeyden önce bir sorun çözme faaliyetidir. Süreç, sorunun kendisiyle ve bunun bir sorun olmasının nedenleriyle başlamaktadır. Sorun faydalı bir durumsal faktördür.

 

Bizim sorun (S1) için önerdiğimiz teknolojik yöntem ve deneme çözümleridir. Firmanın mevcut durumuna ve yerli/ yabancı muadillere(rakiplerine) göre farklı yeni özgün önerilerdir. Bu çözüm önerileri, konusunda uzman olmayan kişilerin göremediği türden sorun çözme durumlarıdır. Deneme çözümleri çok sayıda yani çoklu olmalı, tek çözüm varsa bir araştırmadan söz etmek mümkün değil, bu çözüm olsa olsa bir yatırım faaliyetidir. Çözümler (amaçlar, hedefler, başarı ölçütleri) ne denli açıklıkla formülleştirilmiş olursa olsun, onlara eriştirmeyi sağlayacak araçlar da olmalıdır. Bu gibi araçlar yoksa yaratmak gerekir. Aksi takdirde ne denli iyi olsalar da amaçlar gerçekleştirilemez. Burada amaç‐araç(yöntem)  uyumu olmalıdır,aracın içinde amaç önceden görülebilmelidir.

 

Üçüncü aşamayı proje terminolojisi ile ifade edersek, bizim deneme çözümlerine karşı; kavram geliştirme, tasarım aşaması ve uygulama düzeyinde yaptığımız eleştiril analiz, mühendislik çalışmaları, laboratuvar ve bilgisayar ortamındaki doğrulama çalışmaları ve imalat sürecindeki geçerlilik testleri yoluyla, geçerli olabilecek çözümler dışında uygun olmayan teknolojik çözüm ve yöntemlerini ortadan kaldırmadır. Ön seçimini yaptığımız teknolojik çözümlerin öngörülen ve öngörülmeyen belirsizliklerini,risklerini eylem  planları aracılığıyla eleme sürecidir(ar-ge sistematiği ve unsurları). Deneysel ön çalışmaların ve devamındaki çalışmaların yanlış çıkması sık rastlanan bir durumdur. Uygulamalar ilerledikçe teknolojik çözümlerin, gerçekliğin önünde sınanması ve deneyin ışığında da düzeltilmesi gerekir. Üstelik bazı istenmeyen ve beklenmeyen yanlışlar, ancak uygulamadaki sonuçların eleştirel bir biçimde incelenmesiyle tanınabilir. Çünkü bu bağlamda girişeceğimiz her eylemin amaçlanmamış ve istenmeyen sonuçlar vermesinin de olası olduğunu göz önünde tutmamız gerekir. Örneğin rekabetçi bir konum elde etmek için ürünümü farklılaştırırsam, piyasada başka firmaların taklitleri ile ürün fiyatım daha sonra düşer. Oysa bu durum, benim hedefim değildir. Bu bakımdan projelerin yönetiminde eleştirel bir uyanıklık gösterilmesi ve projelerin Hata‐Eleme yoluyla sürekli düzeltilmesi gerekir.

 

Bilimsel faaliyet veya proje çalışmaları sonucunda varılan ve içinden yeni sorunların ve iyileştirilmelerin çıktığı durumdur. Başlangıç koşullarından farklı çözüm çıktılarıdır. Bilimsel faaliyet ya da proje çalışmaları sonucu istediğimiz sonuca ulaşamayarak başarısız olsak bile, (S2) her zaman (S1) den farklıdır. Döngüsel değildir. Çünkü öğretici olarak bize bir sonraki Ar‐Ge çalışmasında neleri yapmamamız gerektiğini ortaya çıkarır.

 

Not: Bu açıklamalarda <Bryan Magee’nin Karl POPPER’in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı, Remzi

Kitabevi, İstanbul,1982 kitabından yararlanılmış olup,ayrıca POPPER’n “the logic of scientific discovery,YKY yayınlarından “daha iyi bir dünya arayışı” ile “ hayat problem çözmektir” eserlerinden yararlanılmıştır.

 

 

SONUÇ

 

Ar-Ge projesi yazarken, bilimsel yöntem aşamaları, Frascati ve Oslo Kılavuzları ile proje verilecek kurumun mevzuatı iyice içselleştirilmelidir. Bu hazırlık çalışmaları olmadan, projenin onayı bize göre tesadüfîdir, sürdürülebilir değildir.

 

Ayrıca, her firmanın hazırladığı proje önerisinin ret edilme riskini taşımaktadır. Zira, her proje zaten bir risktir. Proje faaliyeti, söz konusu risklerin, planlanabilir, ölçeklenebilir ve öngörülebilir bir şekilde yönetmektir.

 

Bu durumda, firmaların verdiği projelerin RET edilmesi, firma bazında bir motivasyon bozukluğuna neden olmamalıdır. Projesine inanan firmalar için bunu bir fırsat görüp, üzerine gidilmesini tavsiye ederiz. TUBİTAK kurumu, zaten karar yazısında proje önerisinin RET gerekçelerini tanımlamaktadır. Buradan hareket ile, mevcut projenin ret gerekçelerini ortadan kaldırarak, yukarıda tanımlanmış olan süreci izleyerek yeniden proje önerilerini revize edilerek sunabilirler.

BAĞ-KUR borcunu ödeyip, SSK’dan emekli olabilir miyim?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 01 Aralık 2014 - 9:12

>Celal Ö.
01.01.1965 doğumluyum.  2004-2011 yıllarında BAĞ-KUR hizmetim var. ‘Torba Yasa’dan yararlanıp BAĞ-KUR borcunu ödeyip, SSK’dan emekli olabilir miyim ya da askerlik borçlanması yaparak emekli olabilir miyim? Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
CEVAP: 01.01.1984 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 7.065 gününüz var. Tüm şartlar tahakkuk etmiş. Ancak BAĞ-KUR’dan sonra SSK’ya 1.156 gün prim ödemişsiniz. 01.11.2014 tarihi itibariyle 104 gün daha prim öderseniz, 1.260 güne tamamlayarak emeklilik müracaatı yapabilirsiniz. Emeklilik müracaatı yapabilmeniz için BAĞ-KUR borcunun tamamını yapılandırıp ödemeniz gerekiyor. Askerlik borçlanmasına ihtiyacınız yoktur.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

>Melahat A.
20.02.1969 doğumlu bayanım. 2008 yılında Sigorta girişim var. Ek-5 tarım sigortası ödüyorum. 3.600 günle normal veya kısmi ne zaman ve kaç yaşımda emekli olabilirim?
CEVAP: 18. 04. 2008 tarihli Sigorta girişiniz ve 405 gününüz var. 08.09.1999 tarihinden sonra işe girdiğiniz için, 3.600 günle emekli olma şansınız bulunmuyor.
SSK’dan 58 yaş en az 7000 günle normal emekli veya 58 yaş, 25 yıl ve en az 4500 günle kısmi emekli olabilirsiniz.
BAĞ-KUR’dan 60 yaş ve 5400 günle kısmi emekli aylığı alabilirsiniz.
>Mehmet E.
03.05.1964 doğumluyum. 1996 yılında Sigorta girişim var. 1984-1985 yıllarında 18 ay askerlik yaptım. 2008-2013 tarihleri arasında BAĞ-KUR ödedim. 22.03.2013 tarihi itibariyle sigortalı çalışıyorum.
Askerliğimi borçlanırsam ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.10.1996 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 6.372 gününüz var. 25 yıl, 56 yaş ve 5.825 günle emekli olabilirsiniz. Askerliğiniz 01.10.1996 tarihinden önce olduğu için, 18 ayın tamamını borçlanırsanız, giriş tarihiniz 01.04.1995 olur ve 25 yılınızın dolduğu 01.04.2020 tarihinde emekli olursunuz. BAĞ-KUR’dan sonra Sigorta’ya 459 gün prim ödemişsiniz. 1.260 güne tamamlamak için 801 gün daha ödeyeceksiniz.
>Fatma C.
07.08.1965 doğumlu bayanım. 1983 yılında Sigorta girişim var. İki çocuk için 1.440 gün doğum borçlanması yaptım. Üçüncü çocuk için de borçlanacağım. 04.04.2014 tarihi itibariyle Ek 5 isteğe bağlı ödüyorum. Üçüncü çocuğu da ödersem, 3600 gün veya 5000 günle ne zaman emekli olabilirim? Teşekkür ederim.
CEVAP: 01.10.1983 tarihli Sigorta girişiniz ve 4 yıl doğum borçlanması ile birlikte toplam 2.402 gününüz var. 20 yıl, 40 yaş ve 5.000 günle emekli olabilirsiniz. Veya 58 yaşınızda, 3.600 günle yaştan emekli olursunuz.
> Şükrü A.
01.01.1967 doğumluyum. 01.09.1986 tarihinde ilk defa Sigortalı oldum. Şu anda 7300 günüm var. 18 ay askerliğimi Sigorta başlangıcımdan önce yaptım. Ne kadar askerlik borçlanması yapmam benim için faydalı olur ve ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere ve 01.09.1986 tarihli Sigorta girişinize göre; 25 yıl, 49 yaş ve 5300 günle emekli olabilirsiniz. Askerliğiniz önce olduğu için 17 ayını borçlanırsanız giriş tarihiniz 01.05.1985 olur ve 48 yaşınızın dolduğu 01.01.2015 tarihinde emekli olursunuz.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/lutfi-koksal/583580.aspx

Yapılandırmada Süre Uzatımı Geldi

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 01 Aralık 2014 - 9:11

Yapılandırmada Süre Uzatımı Geldi

Bilindiği üzere halen uygulanmakta olan 6552 sayılı Kanun kapsamında gelen yapılandırma ile 30 Nisan 2014 tarihi öncesine ait SGK prim ve diğer borçlarının gecikme zammı ve gecikme cezaları siliniyor, borç asılları enflasyon oranında güncellenerek iki ayda bir ödenmek şartıyla 18 taksite kadar ödenme imkanı bulunuyor.

SGK kapsamındaki borç yapılandırmaları için 1 Ekim 2014 tarihinde başlayan başvuru süresi 6552 sayılı Yasaya göre 31.12.2014 tarihinde sona erecekti. Ancak 30 Kasım 2014 tarihli RG’de yayımlanan 2014/7016 sayılı BKK ile yapılandırma başvurusu için müracaat tarihi 31 Ocak 2015 tarihine ilk taksit ödeme süresi ise 28.02.2015 tarihine uzamış bulunuyor. 31 Ocak 2015 ve 28 Şubat 2014 tarihlerinin ikisinin de Cumartesi gününe rastlaması nedeniyle SGK tarafından son başvuru süresinin 2 Şubat 2015, ilk taksit ödemesi veya peşin ödeme tutarı en geç 2 Mart 2015 Pazartesi gününe kadar yapılabilecek.

Başvurular Bağ-Kur sigortalıları bakımından yapılandırma kapsamına giren borçları yönünden herhangi bir sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine yapılabiliyor.

 

Tescilli Bağ-Kur prim borçlarından 2008 yılı itibariyle durdurulmuş bulunan süreler için ihya talepleri de 2 Şubat 2015 tarihine kadar yapılıp 2 Mart 2015 tarihine kadar ödenebilecek, ancak başvuru yeri sigortalının durdurulan sigortalılık sürelerinin ihyasına ilişkin prim borçları yönünden olduğu bu durumda sigortalı dosyalarının bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine yapılması gerekiyor.

Yapılandırmada taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili fıkralara göre belirlenen tutar;

1) Altı eşit taksit için (1,05),

2) Dokuz eşit taksit için (1,07),

3) On iki eşit taksit için (1,10),

4) On sekiz eşit taksit için (1,15),

katsayısı ile çarpılıyor ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanıyor.

Bahse konu yapılandırmadan faydalanmak amacıyla müracaatta bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme plânı veriliyor.

GSS borçluları için ise başvuru tarihi 30 Nisan 2015, ilk taksit ödeme son tarihi ise 1 Haziran 2015’ti ve bu tarihlerde bir uzatma meydana gelmedi.

 

Soru: 01.05.1966 ilk işe giriş tarihim 22.09.1988 askerden önce sigortam yoktu. 18 ay askerlik yaptım. 1987 askere gittim, prim günüm 7 bin. 18 ay askerlik borçlanması yaparsam emeklilik tarihimi değiştirir mi? A.SÖZERİ

Cevap: Askerliğinizi sigorta başlangıcından önce yaptığınızdan ve SSK sigortalılığından emekli olacağınızdan elbette borçlanma emeklilik tarihini değiştirir. Askerliğinizi borçlanarak 01.05.2016’da emekli olabilirsiniz. Fakat önemle belirtmeliyim ki emekliliğin tarihi kadar aylığın miktarı da önemsenmelidir. Emeklilik tarihine kadar prim ödemeye devam ederseniz bu süredeki prime esas kazanç matrahına göre emekli aylığının yükselmesi de düşmesi de mümkündür.

 

Soru: 22.05.1966 doğumluyum. 02.01.1988 SSK girişliyim, askerliğimi 06.03.1986-06.08.1987 tarihleri arasında 18 ay  erbaş olarak yaptım. Kaç ay askerlik borçlanması ile ne zaman emekli olabilirim E.DİNÇEL

Cevap: Verdiğiniz bilgilere göre sigortalılık girişi bakımından 50 yaşına tabisiniz. Askerliğinizin en az 14 ayını borçlanarak 49 yaşını dolduracağınız 49 yaşında da emekli olabilirsiniz. İşin tarihi yanında gün sayısı da önemlidir ve gün sayısının etkisi matraha göre pozitif de negatif de olabilir. Bence matrahınızı da bir gözden geçirin ki emeklilikte aylık bakımından şoka uğramayın.

2014 Yılı Gelirlerine Uygulanmak Üzere Belirlenen İndirim ve İstisna Tutarları

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 01 Aralık 2014 - 9:07

285 Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği  30.12.2013 Tarihli ve  28867 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır.

2014 yılı gelirlerine uygulanmak üzere belirlenen indirim ve istisna tutarları şu şekilde değişmiştir;

1. Gayrimenkul Sermaye İratlarında Uygulanan İstisna Tutarı:

Gelir Vergisi Kanununun 21 inci maddesinde yer alan mesken kira gelirleri için uygulanan istisna tutarı, 2014 takvim yılında elde edilen kira gelirleri için 3.300 TL olarak tespit edilmiştir.

2. Hizmet Erbabına İşyeri veya İşyerinin Müştemilatı Dışında Kalan Yerlerde Yemek Verilmek Suretiyle Sağlanan Menfaatlere İlişkin İstisna Tutarı:

Gelir Vergisi Kanununun 23/8 numaralı bendinde yer alan bu istisna tutarı 2014 takvim yılında uygulanmak üzere 12.00 TL olarak tespit edilmiştir.

3. Sakatlık İndirimi Tutarları:

Gelir Vergisi Kanununun 31.maddesinde yer alan sakatlık indirimi tutarları, 2014 takvim yılında uygulanmak üzere; birinci derece sakatlar için 800 TL, ikinci derece sakatlar için 400 TL, üçüncü derece sakatlar için 190 TL olarak tespit edilmiştir.

4. Değer Artışı Kazançlarına İlişkin İstisna Tutarı:

Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80.maddesinde yer alan değer artışı kazançlarına ilişkin istisna tutarı, 2014 takvim yılı gelirlerine uygulanmak üzere 9.700 TL olarak tespit edilmiştir.

5. Arızi Kazançlara İlişkin İstisna Tutarı:

Gelir Vergisi Kanununun 82. maddesinde yer alan arızi kazançlara ilişkin istisna tutarı, 2014 takvim yılı gelirlerine uygulanmak üzere 21.000 TL olarak tespit edilmiştir.

6. Tevkifata ve İstisnaya Konu Olmayan Menkul ve Gayrimenkul Sermaye İratlarına İlişkin Beyanname Verme Sınırı:

Gelir Vergisi Kanununun 86.maddesinde yer alan tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin beyanname verme sınırı, 2014 takvim yılı gelirlerine uygulanmak üzere 1.400 TL olarak tespit edilmiştir.

7. 2013 Takvim Yılında Elde Edilen Bir Kısım Menkul Sermaye İradının Beyanında Dikkate Alınacak İndirim Oranı:

2013 takvim yılında elde edilen menkul sermaye iratlarından, 1/1/2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan ve Gelir Vergisi Kanununun 75/- (5) numaralı bendinde sayılan her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler indirim oranı uygulanmak suretiyle beyan edilecektir. 2013 yılında elde edilen bu nitelikteki menkul sermaye iradının beyanında uygulanacak indirim oranı % 53,11 olarak belirlenmiştir.

Gözde UYGUR

SGK Danışmanı

Kur Farkları

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 01 Aralık 2014 - 9:05

23 Ocak 2014 tarihli ve 28891 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 434 Sıra No.lu VUK.  Genel Tebliği’nde; borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralara ilişkin senetli / senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde ve  31.12.2013 tarihine ilişkin yabancı para cinsiden hesapların değerlemelerinde esas alınacak döviz kurlarına dair tutarlara yer verilmişti.

130 Sıra No.lu VUK. Genel Tebliği ile 217 Seri No.lu GV. Genel Tebliği’nde; değerleme günü itibariyle Maliye Bakanlığınca kur ilanı gerçekleşmemesi durumlarında T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurların esas alınması konusu; ayrıca 283 Sıra No.lu VUK. Genel Tebliği’nde bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kurunun (bulunmaması halinde döviz alış kurunun), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kurunun gösterge olarak işleme konulacağı açıklanmıştır.

Başka bir ifadeyle, Vergi Usul Kanunu’nun 280 inci maddesi ve bu maddeye dayalı çıkarılmış olan Tebliğ açıklamaları gereği, bankaların söz konusu Tebliğde belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerektiği belirtilmiştir. Bankalar, dönem sonlarında yabancı para cinsinden borç ve alacaklarını, Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Tebliğde belirlenen kurlar yerine T.C. Merkez Bankası’nca belirlenen esaslara uygun olarak tespit edilen ve fiilen uygulanan alış kurlarını esas alacaklardır.

Kur farkları ile ilgili olarak fatura düzenlenmesi konusunda VUK da açık bir düzenleme yoktur. Ancak;  105 Numaralı KDV Genel Tebliğinde, 60 seri nolu KDV sirkülerinde  ve özelgelerle açıklamalara dayanılarak, kur farkları için fatura düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Bazı Temel Tespitler;

-Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya fatura düzenlenmeli, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki KDV oranı üzerinden KDV hesaplanmalıdır.

Burada mal satışı veya hizmet ifası nedeniyle kesilen fatura ile borçlanılan ve ileri bir tarihte ödenmesi kararlaştırılan toplam borç, KDV dahil borçtur. Dolayısıyla, tahsil zamanında oluşan kur farkı KDV’yi de içermektedir. Bu nedenle iç yüzde yöntemi ile katma değer vergisi hesaplanmalıdır.

– Alıcının erken ödeme yapması nedeniyle matrahta bir değişiklik meydana gelirse, bu değişiklik KDV Kanunu’nun 35. maddesine göre düzeltilecektir.

– Dövizli satışta verilen vadeli senet, vadesinden önce ciro edilir / kırdırılırsa, tahsil edilen bedelin o tarihteki cari kurdan toplam değeri ile mal veya hizmet satışının yapıldığı dönemdeki kur üzerinden hesaplanan değeri arasındaki fark matraha dahil edilir. Bu tutar üzerinden iç yüzdeyle KDV hesaplanıp beyan edilmesi gerekmektedir.

(1) 10.01.1997 tarih ve B.07.0. GEL. 0.53/5324-186/01906 sayılı Özelge

(2) 03.02.1988 tarih ve 1277 sayılı Özelge

(3) 30.06.1993 tarih ve 31304 sayılı Özelge

(4) 04.08.1997 tarih ve B.07. GEL. 0.53/5324-191/32761 sayılı Özelge

Teşvikten yersiz yararlananlar dikkat!

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 28 Kasım 2014 - 8:59

İstihdamın artması için zaman zaman çeşitli teşvikler çıkarılmaktadır. Bu teşviklerden birisi de ilave istihdam teşviki olarak bilinen 611 sayılı Kanun’la getirilen teşviktir. Buna göre 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan 6111 teşvikinden yararlanmaya hak kazanılabilmesi için hem sigortalı açısından hem de işveren açısından sağlanması gereken şartlar bulunmaktadır.

Sigortalı açısından şartlar

•1.3.2011 ila 31.12.2015 tarihleri arasında işe alınmış olması,
•Teşvikten yararlanılacak kişinin 18 yaşından büyük olması,
•Teşvikten yararlanılacak işyerinde fiilen çalışması,
• Sigortalı işe alındığı tarihten önceki 6 aylık sürede herhangi bir işyerinde SSK sigortalısı olarak çalışmamış olmalıdır. (SGK gün dökümüne göre son 6 ayda çalışması olmamalıdır)
•Sigortalı işe girmeden önce başka işyerinden bu teşvikten yararlanmamış olmalıdır. (6111 teşvikinden bir işçi sadece bir işyerinden yararlanabilir. Daha önce bir işyerinde bu teşvikten yararlanmış işçiyi işe almış olsanız dahi diğer şartlar sağlansa bile 6111 teşvikinden yararlanılamamaktadır)

İşyeri açısından şartlar

• Teşvikten yararlanacak işverenin özel sektör işvereni olması,
• Sigortalının, ortalama sigortalı sayısına ilave olarak çalıştırılması,
•Yasal ödeme süresi geçmiş prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması,
• Aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde SGK’ ya verilmesi,
• Tahakkuk eden sigorta primlerinin yasal süresi içinde ödenmesi gerekmektedir.

İşverenler bu teşvikten, teşvikin özellikle son altı ay ve her bir sigortalı için ayrı ayrı ortalama takibinin ve yararlanma şartlarının ağır olması gerekçesi ile çoğunlukla yararlanmamaktadır. Sigorta primi teşviklerinden yersiz yararlandığı için cari dönemde 6111 sayılı Kanun türü ile aylık prim ve hizmet belgesini gönderilmek istenildiğinde e-bildirge ekranında;

“…. sayılı kanun no’lu prim teşvikinden yersiz yararlanıldığı tespit edilmiştir. Belgenin …. sayılı kanun numarası seçilmeden düzenlenmesi gerekir. ….. sayılı kanun numarası ile belge seçilebilmesi için işyerinin bağlı bulunduğu sosyal güvenlik merkezine müracaat ediniz.” şeklinde bir hata mesajı ile karşılaşıldığı durumlarda, işyerinin bağlı bulunduğu sosyal güvenlik merkezine başvurarak, yersiz yararlanılan dönemde yersiz yararlanılan sigortalılarla ilgili hatalı yararlanılmış prim teşvikine ilişkin aylık prim ve hizmet belgesi için iptal nitelikte, kanun numarası seçilmeksizin asıl/ek nitelikte aylık prim ve hizmet belgesinin verilmesi ve fark primlerin gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte ödenmesi gerekmektedir.

İşyerlerinin yersiz yararlanılmış ise 2014/Nisan ve önceki aylara ilişkin olması halinde fark primlerin yapılandırılması mümkün olduğundan, sistemlerini kontrol etmelerini önermekteyiz.

Kaynak: http://www.dunya.com/tesvikten-yersiz-yararlananlar-dikkat-157960yy.htm

İş Güvenliği Uzmanlarının Rehberlik Ve Gözetim Görevi

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 27 Kasım 2014 - 8:59

Sürekli iş kazalarıyla gündeme gelen inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliğine Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) ayarı geliyor. 167 Sayılı İnşaat İşlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı TBMM’de kabul edildi.

167 Sayılı Sözleşme; Birinci bölümde Uygulama Alanı ve Tanımlar, İkinci bölümde Genel Hükümler, Üçüncü Bölümde Önleyici ve Koruyucu Tedbirler, Dördüncü Bölümde Uygulama ve Beşinci Bölümde de Son Hükümler başlığı altında toplam 44 maddeden oluşmaktadır.

Sözleşme hükümlerine göre, ulusal mevzuat, bir işçinin güvenliği ve sağlığı için yakın, ciddi bir tehlikenin olduğunu düşünmesi için haklı bir nedeni olduğunda, bu tehlikeden sakınma hakkını, bu durumu amirine derhal bildirme yükümlülüğünü öngörüyor.

İskele ve merdivenler, mevzuata uygun inşa edilecek

Sözleşmeye göre, yüksekte kurulmuş çalışma yerlerine, başka güvenli erişim araçlarının olmadığı durumlarda, uygun ve kaliteli merdivenler sağlanacak. Merdivenler, yanlışlıkla yapılan bütün hareketleri geçiştirecek şekilde güvenli olacak. İskele ve merdivenler, ulusal mevzuata uygun olarak inşa edilecek, kullanılacak, yetkili kişi tarafından denetlenecek.

●İşçilere olumsuz koşullara maruz kalma dahil, kaza riskine veya sağlığa zarar verecek risklere karşı yeterli koruma başka yollarla sağlanamadığı durumlarda, işin ve risklerin yapısı göz önüne alınarak uygun kişisel koruyucu donanım ve koruyucu kıyafetler, işverenler tarafından, ulusal mevzuatta öngörüldüğü şekilde, ücretsiz sağlanacak, bakımı yapılacak.

●Her inşaat alanında veya çevresinde işçilerin sayısına ve işin süresine bağlı olarak, işçiler için tuvalet ve yıkanma tesisleri, işçilerin kıyafetlerini değiştirmek, kurutmak ve dolaba yerleştirmek için tesisler, olumsuz hava koşullarından dolayı iş kesintiye uğradığı sürelerde yemek ve barınmak için yerler sağlanacak.

●İşçiler, işyerlerinde maruz kalabilecekleri olası kazalara ve yakalanabilecekleri hastalıklara karşı bilgilendirilecek.

●Sözleşmeyi imzalayan her üye, sözleşme hükümlerinin fiilen uygulanmasını sağlamak için özellikle caydırıcı ceza ve önlemler dahil, gerekli bütün önlemleri alacak.

Tasarının gerekçesinde, Türkiye’de sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan sosyo-ekonomik değişimler, altyapı ihtiyaçlarını tamamlama çalışmaları ve baraj, yol, köprü gibi yapıların inşasının hızla artmasının, inşaat sektörüne önemli bir boyut kazandırdığı belirtildi.

İnşaat işlerinin geçici ve branşlaşmanın çok fazla olması, birden fazla alt işverenin çalışması gibi kendine ait özellikleriyle iş güvenliği ve sağlığı açısından zor bir faaliyet alanını oluşturduğu ortadadır.

Umarız 167 Sayılı İnşaat İşlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi ile inşaatlarda yaşanan iş kazası ölümleri son bulur.

Kaynak: http://www.dunya.com/is-guvenligi-uzmanlarinin-rehberlik-ve-gozetim-gorevi-157926yy.htm

En güvenlisi kapalı, tabutlar açık!

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 27 Kasım 2014 - 8:58

Türkiye, madencilik sektörü açısından kara bir yılı geride bırakıyor. Yaşanan iş kazaları ve toplu işçi ölümleri şimdiden dünya literatürüne girmiş durumda. Özellikle kömür madenlerinde Soma ve Ermenek mantığıyla işletilen 400 madenin faal olduğu ve patlamaya hazır bomba düzeneğinde çalıştıkları biliniyor. Nitekim bunlardan bazılarına geçtiğimiz günlerde durdurma cezası verildi. Bu madalyonun bir yüzü.

Soma’da olmayan yaşam odaları

Madalyonun bir diğer yüzünde ise hiçbir işçinin burnunun kanamadığı, son sistem iş güvenliği tedbirleriyle çalışan ama buna rağmen faaliyeti durdurulan madenler var. Koza Altın’a ait Himmetdede Madeni bunlardan birisi.

– Madenin arama ruhsatının alındığı 2005 yılından bugüne kadar tek bir kaza olmamış, tek bir işçinin burnu bile kanamamış.

– İşletmede taşeronlaşma yok, işçilerin tamamı Koza Altın işçisi.

– Soma ve Ermenek facialarında gündeme gelen ve çoğu madende bulunmayan yaşam odaları mevcut.

– Türkiye’de henüz uygulamaya girmemiş ILO normları bu işletmede uygulanıyor.

– İş sağlığı ve güvenliği kriterleri açısından ödül verilmesi gereken bir işletme.

– 240 işçiye aylardır faaliyet olmamasına rağmen tıkır tıkır maaşı veriliyor.
Fakat Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Çevre İzin Lisansı verilmiyor. Yani adeta tabut gibi çalışan madenler bunca ölümlü kazaya rağmen işletilirken, iş sağlığı ve güvenliğinde parmakla gösterilecek Himmetdede Altın Madeni kapalı. Peki kim kaybediyor dersiniz?

İki yıl borçlanabilirsiniz

Soru: Sadettin Bey, doğum borçlanması yapmak istiyorum. Bir çocuğum için kaç yıl borçlanma hakkım var ve ne kadar ödeme yapmam gerekir? Nuriye K.

Cevap: Değerli okurum, doğum borçlanmasında her çocuk için iki yıl (720 gün) borçlanma hakkınız var. Doğumunuzdan sonraki iki yıllık sürede çalışmadığınız veya prim ödemediğiniz günlerin tamamını borçlanabilirsiniz. Borçlanma için günlük 12,85 TL ödersiniz. 720 günlük borçlanma için toplamda 9.253 lira ödemeniz gerekir.

Evde bakım için başvurabilirsiniz

Soru: Sadettin Bey, benim kardeşim 25 yaşında ve %61 oranında zihinsel özürlü raporu var. Annem yaşlı olduğundan kardeşim benim yanımda kalıyor. Ben de şu an işsizim. Acaba kardeşime bakım parası alabilir miyim? Durmuş O.

Cevap: Değerli okurum, kardeşiniz için 2022 Sayılı Kanun kapsamında engelli aylığına (kaymakamlık) başvurabileceğiniz gibi Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne evde bakım ücreti için de başvurabilirsiniz. Şartlar uyuyorsa her iki yardımı da bir arada alabilirsiniz.

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/en-guvenlisi-kapali-tabutlar-acik-yazisi-1365264

4/B Sigortalı Giriş-Çıkışı Duyurusu

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 25 Kasım 2014 - 14:06

DUYURU

İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdüründen yapılan açıklamaya göre; 4/b sigortalı giriş-çıkışı Duyurusuna ait açıklama;

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 11 inci maddesine göre “Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları, yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri tarihte başlar ve bu tarih şirket yetkililerince…, limitet şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarından hisse devri alan yeni ortaklarının sigortalılıkları, ortaklar kurulunca devrin yapılmasına karar verildiği tarihte başlar ve bu tarih ortaklar kurulu kararının, hisse devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin, devrin yapıldığının işlendiği pay defterinin birer sureti veya devir ticaret sicil memurluğunca tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıylaşirket yetkililerince” 15 gün içinde SGK’ya bildirilir (SSİY, m.11/(4).c-2 ve c-4)

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 14 üncü maddesine göre, “Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları bu görevlerinin bittiği tarihte sona erer ve bu tarih şirket yetkililerince”…10 gün içindeSGK’ya bildirilir (SSİY, m.14/(2).ç-2). “Limited şirket, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının sigortalılıkları hisse devrine ilişkin alınan ortaklar kurulu kararı ile hissenin devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin ve devrin pay defterine işlendiği sayfanın birer suretlerinin birlikte ibraz edilmesi veya hisse devri ticaret sicil memurluğuna tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıyla ortaklar kurulu karar tarihi itibarıyla sona erer ve bu tarih, sigortalılar ve şirket yetkililerince” 10 gün içinde SGK’ya bildirilir(SSİY, m.14/(2).ç-3)

Anonim şirketin yönetim kuruluna seçilen ortaklar ve limitet şirkete dışarıdan ortak olanlar için 15 gün içinde kağıt formatlı işe giriş bildirgesinin verilmemesi veya anonim şirket yönetim kurulundan ayrılan ortaklar ile hissesinin tamamını bir başkasına devreden limitet şirket ortakları için 10 gün içinde kağıt formatlı işten çıkış bildirgesinin verilmemesi halinde, verilmesi gerekli olan her bir bildirge için şirket tüzel kişiliğine bir asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanmaktadır.

Örneğin; A Ltd Şti ortağı olan Ahmet Bey, 15/9/2014 tarihinde hissesinin tamamını şirket dışından Mehmet Bey’e devretmiş ve devir 15/9/2014 tarihinde ortaklar kurulu kararıyla onaylanmıştır. Bu durumda A Ltd Şti tarafından ortaklıktan ayrılan Ahmet Bey adına 10 gün içinde, kağıt formatlı işten çıkış bildirgesi ile yeni ortak Mehmet Bey adına 15 gün içinde kağıt formatlı işe giriş bildirgesinin, şirketin merkezini içine alan Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğüne verilmesi gerekmektedir. Bu süreler içinde işe giriş ve işten çıkış bildirgesinin verilmemesi halinde A Ltd Şti tüzel kişiliğine her bir bildirge için bir asgari ücret tutarında olmak üzere toplam iki asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacaktır.

Bilindiği üzere; 11/09/2014 tarihli ve 29116 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6552 sayılı Kanun ile İş Kanununun bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikler yapılmış ve bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına imkan sağlanmıştır. Söz konusu Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe giren 61 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna Geçici 57 inci madde eklenmiştir.

5510 sayılı Kanunun geçici 57 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, şirket tüzel kişilikleri tarafından ortaklar ve/veya yönetim kurulu üyesi ortaklar için verilmesi gereken kağıt formatlı işe giriş ve işten çıkış bildirgelerinin 11/12/2014 tarihine kadar verilmesi halinde ilgili bildirgeler kanuni süresinde verilmiş sayılacak ve idari para cezası uygulanmayacaktır. Bu yükümlülükler için daha önce uygulanan ve ödemesi yapılmayan idari para cezaları, kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın terkin edilecektir. İdari para cezaları tahsil edilmiş ise iade veya mahsup edilmeyecektir.

Buna göre, sigortalılıklarının başlangıcına ve sonlandırılmasına ilişkin;

1-Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları ile ilgili şirket yetkilileri,

2-Limited şirket ortakları ile ilgili şirket yetkilileri,

Sigortalılığın başlangıcı ve sonlandırılmasına ilişkin bildirim yükümlülüğünü, 5510 sayılı Kanunun geçici 57 nci madde uyarınca 11/12/2014 (dahil) tarihine kadar yerine getirmeleri halinde bildirim yükümlülükleri kanuni süresinde yerine getirilmiş sayılarak sonucunda idari para cezası uygulanmayacaktır.

5510 sayılı Kanunun geçici 57 nci madde uyarınca, örnekteki şirket tüzel kişiliği, ortakları adına daha önce vermesi gereken işe giriş ve işten çıkış bildirgesini 11/12/2014 tarihine kadar vermesi koşuluyla bildirgeyi süresinde vermiş sayılacak ve şirkete idari para cezası uygulanmayacaktır.

Limitet şirket ortağının/anonim şirketin yönetim kuruluna seçilen ortağının, emekli olması veya bir başka işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olması ya da aynı zamanda bir başka şirkete de ortak/ yönetim kurulu üyesi olması, bildirge verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Bu nedenle tüm meslek mensuplarının, kağıt formatındaki bildirge verme yükümlülüğünü 11/12/2014 tarihine kadar yerine getirmeleri, işverenlerinin ilerleyen dönemlerde idari para cezalarıyla karşı karşıya kalmamaları açısından önem arz etmektedir.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

En Düşük SSK Emekli Aylığının 1047 TL Olmadığını Çalışma Bakanı Bilmiyor mu?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 25 Kasım 2014 - 11:39

Medyaya yansıyan habere göre Çalışma Bakanımız Faruk Çelik emekli aylıklarının taban rakamlarında 2002-2014 yılları arasında meydana gelen artışı belirttiği demecinde SSK taban aylıklarının şu an en düşük 1047 TL olduğu belirtmiş. Keza 2002 yılında 148 TL olan en düşük Bağ-Kur emekli aylığının da artık 848 TL olduğunu belirtmiş. Emekli Sandığı emekli aylıkları konusunda verdiği rakam ise tam doğru, zira Anayasa Mahkemesinin 2006 yılındaki iptal kararıyla 5510 sayılı Kanunun tam olarak nüfuz edemediği kesim Ekim 2008 öncesi Emekli Sandığı iştirakçiliğine girenler olmuştu.

Kibarca ifade edecek olursa bu rakamlardan SSK ve Bağ-Kur taban aylıkları gerçeğe uygun olmayan rakamlar. Halen milyonlarca emekli bu rakamın altında emekli aylığı alıyor ve bu demeci duyan “Bakandan daha iyi mi biliyorsunuz, en düşük SSK aylığı 1047 TL imiş benimki neden bundan düşük?” ya da “Bana bağlanan Bağ-Kur aylığı neden 848 TL’den düşük” diye SGK birimlerinde soluğu alırsa gazlarını almak SGK memurlarına düşecek. Yapılandırma yoğunluğu yaşayan SGK birimleri için bu hiç de kolay bir şey olmayacak.

Böyle bir olumsuzluğa yol açmamak amacıyla Sayın Bakana eskilerin deyimiyle bu “hilafı vaki beyan” içeren bahse konu demeci verdirenler doğru rakamla düzeltme yapmalarını sağlarsa fevkalâde yerinde olacak.

“Rakamlar yalan söylemez, rakamlara yalan söyletilir” zihniyetinin geçmişinin bayağı eski olduğu ülkemizde bu uygulamalara yabancı değiliz.

Evet, bu hesabı 2002 yılına kadar emeklilik gün sayısını tamamlayıp 2002’den sonra hiç prim ödemeyen biri için yaparsanız doğru çıkar, ama 2003-2014 yılları arasında fasılalı da olsa düşük maaşla çalışmaya devam edenler için kesinlikle yanlış bir rakam. Zaten 2002-2014 yılları arasında hiç çalışmayan ve 2014 yılında aylık bağlatan kişi var mıdır? Bu da ayrı bir soru.

Şimdi bu rakamı okuyan ve halen 700-1000 TL arasında SSK emekli aylığı alan yüzbinlerce emekli bu hesabın 2002’den sonra hiç çalışmayan ve prim ödemeyerek 2014 yılını bekleyen biri için yapıldığını nereden bilecek?

Evet şimdi başlıktaki sorunun cevabını verelim, şu anda en düşük SSK ve Bağ-Kur aylıklarının bu rakamlar olmadığını Çalışma Bakanına bilgi notu olarak verenler de biliyor ama zannederim vermek istedikleri mesaja aykırı olduğundan bu konuda bir düzeltme veya açıklama beklenmesi de ziyadesiyle iyimserlik olacaktır.

Ama şu da bir gerçek ki kamuoyuna yanlış bilgi verip düzeltmeseniz de, bu çelişkiye veya yanlışa birlileri parmak bassa da basmasa da şu an Bakan beyanatıyla deklare edilen rakamlardan düşük olarak bağlanmakta olan onbinlerce emekli aylığı canlı biçimde tekzip görevini yerine getiriyor haddizatında.

Darısı da SGK memurlarının işinin fuzuli olarak artırılması oluyor.

Soru: Özel bir şirkette çalışmaktayım. 01.10.1990 yılında işe başladım ve 28.02.2011 tarihinde emekliliğe hak kazandım, fakat işimi sevdiğimden ve ihtiyacım olduğundan iş verenim kıdem tazminatı almamak koşulu ile çalışmama devam edeceğini belirtti ve anlaşarak devam ettik. Şimdi istifa ederek ayrıldığım zaman kıdem tazminatımın hangi çalışma süreleri üzerinden hesaplanması gerekiyor? 01.10.1990 – 28.02.2011 arası mı yoksa 01.10.1990’dan bugüne kadar mı? Murat C.

Cevap: Emekli olurken bir günlüne dahi olsa işten çıktınız ve yeniden girmiş olmalısınız. İşte bu çıkış tarihine kadar olan kıdem tazminatınız emekliliği gerekçesiyle ayrılmaya dayandığı için müktesebinizdir. Üzerinden 10 yıl geçmediği için talep edebilirsiniz. 2011’den 2014 yılına kadar olan süre için kıdem tazminatı hakkınıza gelince bu şimdiki ayrılışınızın gerekçesine bağlıdır. Şayet istifa ederseniz bu 3 yılın tazminatını alamazsınız. Şayet işvereniniz sizi geçerli nedenle fesih yoluyla işten çıkarırsa bu defa son 3 yılın tazminatını da alabilirsiniz.

Soru: 01.01.1977 SSK girişli, 01.01.1962 doğumluyum. İki yıl askerlik borçlanmam, iki yıl da yurtdışı borçlanmam var. 3 bin 500 günüm var. 3 bin 600 günden kaç yaşında emekli olabilirim? Normalde ne zaman emekli olabilirim? Y.KÖMÜRCÜ

Cevap: Sigorta girişiniz itibariyle SSK’lılıktan yaştan emeklilik bakımından kademeye tabisiniz. Kademeli emeklilik bakımından ise 55 yaşını ve 3 bin 600 günü 23.05.2014 tarihinden sonra doldurduğunuzdan 60 yaşına tabisiniz. 5 bin günden ise hemen emekli olabileceğinizden aralıksız prim ödeyip 5 bin günü doldurduğunuzda emekli olabilirsiniz. Elbette eksik kalan sürenin çoğunluğunun bilfiil çalışılarak SSK kapsamında ödenmiş olması şart.

Kaynak: http://www.alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=7218

Askerlik borçlanması 3.5 yıla dahil olur mu?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 25 Kasım 2014 - 11:38

Hasan T.
25.12.1955 doğumluyum. 1975-1977 yılları arasında 20 ay askerlik yaptım. 1980 yılından sigortam ve 180 günüm var. 1994-2010 yılları arasında zorunlu Tarım BAĞ-KUR’u ödedim. Sigortalı olarak çalışmaktayım. Emekli olabilmek için askerliğimi borçlanıp ödesem ne kadar çalışmam gerekir? SSK’dan emekli olabilmem için nasıl bir yol izlemem gerekir?
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere ve 01.12.1980 tarihli Sigorta girişinize göre; 15 yıl, 55 yaş ve 3600 günle Sigorta’dan yaştan emekli olabilirsiniz. BAĞ-KUR’dan Sigorta’ya geçtiğiniz için Sigorta’ya en az 3.5 yıl kesintisiz prim öderseniz, 59 yaşınızın dolduğu 25.12.2014 tarihinde, 3600 günle emekli olursunuz. Kademeli yaşa girdiğiniz için 55 yaş yerine 59 yaş gerekiyor. Askerlik borçlanmasının erken emekli olmanıza bir faydası olmaz, çünkü 3.5 yıla dâhil olmuyor.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

Sibel Y.
25.06.1982 doğumlu bayanım. 01.10.1996 tarihli Sigorta girişim ve toplam 5.988 günüm var. Kendi isteğimle işten ayrılırsam tazminatımı alabilir miyim, 18 yaşından küçük işe girdiğim için bir kaybım olur mu? Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre; 20 yıl, 53 yaş ve 5.900 günle emekli olabilirsiz. Gününüz dolmuş. 53 yaşınızın dolduğu 25.06.2035 tarihinde emekli olursunuz. 18 yaşınızdan küçük işe girmenizin emekliliğinize olumsuz yansıması olmaz.
1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesine göre, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi çalışanların 15 yıllık sigortalılık süresi ve en az 3.600 günü tamamlamaları şartıyla, son çalıştıkları iş yerinde en az bir tam yıl çalışmış olmak şartıyla işlerinden kendileri ayrılarak kıdem tazminatı alma hakları var. Bunun için bağlı olduğunu Sosyal Güvenlik Merkezinden “Kıdem Tazminatı Alabilir” yazısı alıp işverene vermeniz gerekir. 15 yılınız ve 3.600 gününüz mevcut olduğu için, istediğiniz zaman bu yazıyı alıp işvereninize vererek ayrılabilirsiniz.
Muhterem A.
01.01.1970 doğumlu bayanım. 1996 yılında işe girişim vardır. 2004 doğumlu bir çocuğum var. Sigortalı çalışmaya devam etmekteyim. Kaç yaşımda ve kaç günle emekli olabilirim?
CEVAP: 16.09.1996 tarihli Sigorta girişiniz ve 3.503 gününüz var. 20 yıl, 53 yaş ve 5.900 günle emekli olabilirsiniz. Doğumdan sonra çalışmanız devam ettiği için doğum borçlanması yapma şansınız bulunmuyor.
Kazım G.
15.10.1961 doğumluyum. 15.12.1979 tarihli Sigorta girişim var. 1981 yılında 6 ay askerlik yaptım. Ne zaman emekli olabilirim? Teşekkür ederim.
CEVAP: 15.12.1979 tarihli Sigorta girişiniz ve 3.450 gününüz var. 25 yıl, 45 yaş ve 5.000 emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve yaşınız dolmuş. 1.550 gün daha prim öderseniz, 5.000 güne tamamlayarak emekli olursunuz. Veya 60 yaşınızda, 3.600 günle yaştan emekli olursunuz.
Okan Ü.
Babam 25.11.1956 doğumlu. İlk işe giriş tarihi 1975 Mart ayı ve 12 günü var. Daha sonraki yıllarda askerlik ve yurt dışı borçlanmayla 3.600 günü geçti, dilekçesini verecek ama 60 yaşa takılıyor mu, dilekçesini verebilir miyiz?
CEVAP: Babanızın girişi 08.09.1976 tarihinden önce olduğu için, 15 yıl, 55 yaş ve 3.600 gün şartına tabi. 60 yaşla ilgisi yoktur. 3.600 günü varsa, hemen emeklilik dilekçesini verebilirsiniz.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/lutfi-koksal/583462.aspx

Kobi’ler İçin Patent ve Faydalı Modelin Önemi ve Süreç Adımları

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 24 Kasım 2014 - 9:58

KOBİ’LER İÇİN PATENT VE FAYDALI MODELİN ÖNEMİ VE SÜREÇ ADIMLARI

 

Fatih AL
Emak Geri Dönüşüm Sistemleri
Ar-Ge Koordinatörü

 

Emak, geri dönüşüm sektöründe değerli metallerin (Au,Ag,Pt,Pd ve Rh)’un çeşitli yollardan (katalitik dönüştürücüler,elektronik atıklar vs) geri kazanımı sağlayan eco-friendly makinalar yapan, tesisler kuran ve tüm bu konular hakkında mühendislik danışmanlıkları yapan bir Ar-Ge şirketidir. Ürettiği makinalar şuan 54 ülkede çalışmaktadır. Emak, ihracat yoğun bir firma olup 2014 verileri ışığında ülkemizde 6 $/kg olan ihracat değeri firmamızda 32,13 $/kg ‘dır. Bu parametreler ışığında firmamız, ürettiği makinaların hepsinin patentli olması ve eco-friendly olması, ihracat yoğun bir firma olması, yaptığı üniversite-sanayi iş birlikleri ile teknoloji transferi ve inovasyona verdiği önem ile tam anlamıyla AB normlarına uyan bir kobidir (SME).

Patent, ürün veya buluş sahibine, icat ettiği ürünün satışı, pazarlanması , çoğaltılması, bir benzerinin üretilmesi gibi alanlarda ayrıcalıklar getiren resmi bir belge ve unvandır. Ülkemizde Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından verilmektedir. Patent sayısı ülkeler için artık bir “gelişmişlik göstergesidir”.

Ülkemizdeki Kobilerin en büyük sıkıntısı son derece önemli olan fikirlerini kamuoyuna fikir hırsızlığı olmasından korktuğu için sunmamasıdır. Fakat Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu konuda çıkarmış olduğu kanunlar ve yönetmelikler bu sorunları çözmeyi hedeflemektedir. Torba yasa ile çıkan ve bizim son derece önem verdiğimiz “Teknolojik ürün” yatırım desteği bunun en tipik örneğidir. Aynı zamanda gene torba yasa ile yürürlüğe giren ve Ocak 2015 itibari ile uygulanacak olan satılan ürünler “incelemeli patent veya faydalı modele” sahip ise firmalar bu ürünler üzerinden oluşan kurumlar vergisinin %50’sinden muaf tutulacaktır,ayrıca yurt içi satışlar KDV’siz teslim edilecektir.. Firmalarımızın bu politika doğrultusunda göstereceği ivme ile bu oranın Bakanlar Kurulu tarafından tam muafiyet (%100 muafiyetin) sağlanacağını umuyoruz.

YOL HARİTASI

Emak olarak bizim de uyguladığımız ve önem arz eden bir formülü, ülkemizdeki Kobilerin gücünü arttırmak ve katma değer yaratmak adına paylaşmaktayım;

Firmalarımız öncelikle KOSGEB’e başvurarak kendilerine bir Kobi Uzmanı atamalarını sağlamalıdır. Firmanın kobi beyannamesi ve gerekli diğer belgeler (imza sirküleri,faaliyet belgesi,vergi levhası vb.) o yıl için Kobi uzmanına iletilir ve firma Kosgeb desteklerinden faydalanmaya hak kazanır. Mevzuata uygun bir şekilde Genel Destek Programına” başvurulur. Genel Destek Programında bizce bir kobi için en önemli üç destek mevcuttur. Önem sırasına göre sınıflandırdığımızda: 1) Nitelikli eleman Desteği, 2) Sınai Mulki Hakları Desteği, 3) Fuar Desteği.

Kobi, herhangi bir tarifname yazmadan evvel, öncelikle Kobi Uzmanına Genel Destek Programı üzerinden başvuru yapar ve bir “uygunluk belgesi” alır. Uygunluk belgesini aldığı günden itibaren patent veya faydalı model dosyası hazırlanabilir. Kobinin bulunduğu bölgeye bağlı olarak (1.Bölge veya 2.Bölge) yapılan tüm harcamaların %50-%55’i Kosgeb tarafından firmaya geri ödenir.

 

PATENTE TÜBİTAK DESTEĞİ

Patent süreci zorlu ve sabır gösterilmesi gereken bir süreçtir. Başvuru tarihinden itibaren yaklaşık 2 senelik bir zorlu süreçten sonra firmalar belgelerine kavuşur( patent için 3 şart: Buluş, yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik).Bu noktada firma TPE’ye patent başvurusunu yaptıktan sonra, şekli uygunluğu TPE tarafından incelenir. Sonrasında araştırma raporu hazırlanması için sizden Avrupa’daki patent ofislerinden birisini tercih etmeniz beklenmektedir. Biz firma olarak bu noktada İsveç Patent Ofisini maliyet ve sürat parametreleri ışığında tercih ettik.  Tübitak, gerek araştırma raporunda gerekse de incelemeli patent sürecinde her başvuru da 400 € ‘luk destek vermektedir. Bunun yanında 1602 programı kapsamında gerek kobilere gerekse de patent vekillerine yapılan katma değerli patent müraacatı için ödüller vermektedir. Bu yaklaşım firmaları ve patent vekillerini daha çok motive ederek, çağın ötesinde yıkıcı çalışmaları patent koruması altına almak için yoğunlaştırmaktadır.

FAYDALI MODEL

Faydalı model ise patente nazaran sadece TPE’de değerlendirilmektedir(faydalı modelde buluş unsuru ihmal edilerek , yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik şartı aranır). 1 senelik bir süreçten sonra firmalar belgelerine kavuşmaktadır. Patent sürecine nazaran daha kolay bir süreçtir. Firmalar fikirlerinin patentlik ya da faydalı modellik mi olduğunu öncelikle kendi içlerinde karar vermeli, ona göre süreçlerini belirlemelidir. Bizim gözlemlediğimiz, firmaların faydalı modele yöneldiği, patent sürecinin gözünü korkuttuğudur. Fakat firmaların patent sayısının çok olması entelektüel sermayeye” ne kadar önem verdiğinin göstergesi olup, bir firma değeridir.  Şirket birleşmeleri ve satın almalarında bilanço ve net kar kadar firmanın ne kadar patenti olduğu önem arz etmektedir.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının “Teknolojik Ürün” tanımı şu şekildedir:  Patent veya faydalı modeli alınmış ve bir Ar-Ge projesi yapılmış çalışmalar sonucunda elde edilen prototip teknolojik ürün adını almaktadır. Bununla birlikte Bakanlıktan seri üretimi için gerekli tüm teşvikler alınabilir. Bunun için Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı usul ve esasları dikkatlice incelenmelidir.

ÖNERİLERİMİZ

  1. Firmalar TPE tarafından hazırlanan Patent Vekillik sınavını başarıyla geçmiş ve vekil belgesine sahip bir vekil istihdam etmek veya bu sistemi oturtana kadar dışarıdan patent danışmanlık şirketleri ile bir yol haritası belirlemek,
  2. Patent ve faydalı model aynı zamanda firmanın hukuki gücüyle de orantılıdır. Güçlü bir patent departmanı güçlü bir hukuki altyapı ile ilişkilendirilir. Dolayısıyla firmanın tüm hukuki süreçlerinin sağlama alınması önceliklidir. Sonrasında ise patent ve faydalı model çalışmalarını arkasında güçlü avukatların olduğu patent danışmanlık şirketleri ile gerçekleştirmeleri önerilmektedir. Patent veya faydalı model işgallerinde ülkemizdeki tüm mahkemelerde Sınai Mülki Haklar davaları açılmakta ve kobilerin hakları sonuna kadar savunulmaktadır. Dolayısıyla Kobiler korkmadan tüm altyapıları oluşturduktan sonra patent ve Ar-Ge projeleri sayılarını arttırmaya yoğunlaşmalıdır.

Sonuç olarak; Firmamız, “İnovasyonun, Ar-Ge’nin ve patentin” gücüne ve ülkemizin büyüyen ivmesinin en önemli katalizörü olduğu gerçeğinin farkında olup, Ar-Ge’den kazandıklarını yine Ar-Ge’ye yatırmaya devam ederek fütüristik çalışmalarına hız kesmeden devam edecektir.  Her yıl bir önceki yıla nazaran daha çok patent başvurusunda bulunarak, ülkemizin toplam patent sayısındaki artışta önemli bir rol oynamayı kendisine hedef görmektedir.

 

 

1 gün sabret, daha yüksek tazminat al

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 24 Kasım 2014 - 9:46

31 Aralık 2014 ila 1 Ocak 2015 arasında belki sadece bir gün var gibi gelebilir fakat tazminat hesabı yapılırken bu 1 günün değeri çok daha fazla oluyor.

Bazı okuyucularım 31.12.2014 tarihi itibarıyla işverenin talimatı doğrultusunda emekli olacaklarını belirtiyorlar. Okuyucularımın 31.12.2014 tarihi itibarıyla emekli olmaları alacakları kıdem tazminatı miktarını etkiliyor. Okuyucularımın daha fazla kıdem tazminatı alabilmeleri için bir gün daha çalışıp 1 Ocak 2015 tarihinde emekli olmaları gerekiyor.

KANUNDA YAZIYOR

Bilindiği üzere kıdem tazminatı ödemelerinde tavan uygulaması bulunuyor. 1475 sayılı  İş Kanununun 14.maddesinde ‘toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet Memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu Hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” hükmü yer almaktadır.
Buna göre Devlet Memurları Kanunu’na tabi en yüksek devlet memuru olan ‘başbakanlık müsteşarı’nın bir hizmet yılı için alabileceği azami emeklilik ikramiyesini, kıdem tazminatının bir yıllık tutarı geçememektedir.

ZAMLAR ETKİLİYOR

Devlet memurlarına yapılan zamlar kıdem tazminatının tavanını etkiliyor. Buna göre memur maaşlarında yapılacak çeşitli artışlar işçilerin alacakları tazminat miktarını da belirleyebiliyor. Kıdem tazminatı tavanı  01.07.2014-31.12.2014  tarihleri itibarıyla 3.438,22 TL. 2015 yılında uygulanacak olan kıdem tazminatı tavanı henüz belli değil. Ancak bu tavan memur maaşlarındaki artışa göre belirlenecek ve belirli bir oranda artacak. Örnek: 4 yıllık kıdemi olan ve 4.500 TL ücret alan işçi Ali Bey, 31.12.2014 tarihinde emekli olursa alacağı kıdem tazminatı  13.752,88 TL olacak. 01.01.2015 tarihinde ise tavan büyük olasılıkla yüzde 3 artışla 3.541 liraya yükselecek ve 13.753 lira yerine 14.164 lira tazminat alacak.

NE YAPMALI?

Asgari ücret alan çalışanlar ile 3.438,22 TL’den fazla ücret alanların 31 Aralık 2014 tarihinden önce emekli olmamaları ya da işten ayrılmamaları daha fazla tazminat alabilmeleri için şart.

FARK ETMEYEBiLiR

BUGÜN itibarıyla (2015 yılının ilk yarısında uygulanacak asgari ücretin yüzde 5 artacağı varsayımıyla) yaklaşık 1.191 TL ile 3.438,22 TL arasında ücret alanların işten ayrılmaları veya emekli olmaları durumunda alacakları kıdem tazminatı miktarlarında değişiklik  olmuyor. Dolayısıyla bu durumda olanlar 2015 yılını beklemeden emekli olabilirler. İşçilerin almış oldukları ikramiye, prim vb ödemelerde ücrete ilave edilerek ödenecek kıdem tazminatı miktarında dikkate alınıyor. Ek ödemeler sonrasında ücretin tavanı geçip geçmediği belirleniyor.

Kaynak:http://www.gunes.com/2014/11/24/yazar/6754/arif_temir/1_gun_sabret__daha_yuksek_tazminat_al.html

Hastanın onayı olmadan ‘ilave ücret’ alınmaz

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 24 Kasım 2014 - 9:45

Vakıf üniversite hastaneleri ve özel hastaneler, SGK’nın karşıladığı tutara ek olarak ilave ücret alabiliyor. Ancak, bunun koşullarını bilmek gerekiyor

İlave ücret, vakıf üniversitelerinin ve özel hastanelerin sağlık uygulama tebliği uyarınca hastalardan talep ettikleri bir bedel. SGK’lılar özel hastanelere ve vakıf üniversiteleri hastanelerine başvurduklarında SGK’nın karşıladığı tutara ek olarak ilave ücret ödemek durumunda kalıyorlar. Özel hastaneler ve vakıf üniversiteleri hastaneleri, sigortalılara verdikleri sağlık hizmeti için, SGK’ya fatura çıkarttıkları gibi hastalardan da bu hizmet için belirli oranda ilave ücret alabiliyorlar. Fakat ilave ücretin alınması için bazı koşullar var. Bu koşulların bilinmesi SGK’lılar açısından çok önemli. Hastaneler kafasına göre ilave ücret belirleyemedikleri gibi, ilave ücret alırken de hastaları bilgilendirmek zorundalar.

İlave ücret ne demek?
SGK ile sözleşme imzalamış vakıf üniversiteleri ile özel sağlık kurum ve kuruluşlarının Sağlık Uygulama Tebliği ve eklerinde yer alan sağlık hizmetleri işlem bedellerinin tamamı üzerinden Kurumca belirlenen oranı geçmemek kaydıyla SGK’ya fatura edilebilen tutarlar esas alınarak kişilerden aldığı ücrete ilave ücret deniyor.
Yani özel hastaneler SGK’lı hastalara hizmet vermeleri karşılığında SGK’nın belirlediği miktarı doğrudan SGK’ya fatura ederek kurumdan alıyorlar. Hastaneler SGK’dan aldıkları bedele ek olarak SGK’ya fatura ettikleri bedelin en fazla iki katına kadar hastalardan ilave ücret alabiliyorlar. İlave ücretin ne kadar olabileceği hastanenin ve verilen hizmetin niteliğine göre değişiyor.

Katılım payı ne demek?
İlave ücret ile karıştırılan katılım payı ise sadece özel hastanelere veya vakıf üniversitesi hastanelerine başvurulduğunda değil bütün hastanelere başvurulduğunda sigortalıların cebinden çıkan bir bedel. İlave ücret, sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için sigortalının veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ödedikleri tutar. Yani SGK’nın sağlık hizmeti için karşıladığına ek olarak hastaların ödediği bir tutar.
Katılım payı muayene ve ilaç katılım payı olarak ikiye ayrılıyor. Aile hekiminin yaptığı muayenelerden katılım payı alınmıyor. İlaç katılım payında ise ilacı kimin yazdığının bir önemi yok. Bütün reçetelerden belirli bir oranda katılım payı alınıyor.
SGK’nın ödediği ilaçlar için sigortalılar ve emekliler ile bu kişilerin bakmakla yükümlü oldukları kişilerden yüzde 10, diğer kişilerden yüzde 20 oranında katılım payı alınıyor. Ayrıca her bir reçete için;
a) 3 kutuya kadar (üç kutu dâhil) temin edilen ilaçlar için 3 (üç) TL,
b) 3 kutuya ilave temin edilen her bir kutu ilaç için 1 (bir) TL olmak üzere katılım payı alınıyor.

100 TL’yi aşan hizmet
Özel hastaneler ve vakıf üniversitesi hastaneleri hastalara sağlık hizmeti sunmadan önce hastalardan alacağı ilave ücrete ilişkin hastayı veya hasta yakınını bilgilendirmek ve yazılı onay almak zorunda. Eğer bu onay alınmamış ise hastaneler hastalardan ilave ücret talep edemezler. Dolayısıyla hastalara bildirilen ilave ücretin üzerinde bir ilave ücret alınması veya yazılı onay alınmadan ilave ücret talep edilmesi söz konusu değil.
Ayrıca 100 TL’yi aşan sağlık hizmet bedellerinde hastaya bu bedele konu hizmetlerin neler olduğuna ve varsa bu hizmetlerden alınan ilave ücretleri gösteren fatura verilmek durumunda. Hasta bu fatura üzerinden cebinden hangi hizmet için ne kadar ilave ücret çıktığını açıkça görebilecek. Faturanın ayaktan tedavilerde tedavinin verildiği gün, yatarak tedavilerde ise en geç hastanın taburcu olduğu gün hastalara verilmesi zorunluluğu bulunuyor. Diğer yandan hasta isterse 100 TL’yi geçmeyen tedavilerde de hastaneden fatura talep edebilir. Hastanın talep etmesi durumunda hastanenin fatura vermesi zorunluluğu bulunuyor.

İlave ücret alınamayacak sağlık hizmetleri hangileri?
Vakıf üniversitesi hastaneleri ve özel hastaneler sigortalılara verdikleri bütün hizmetler için hastalardan ilave ücret talep edemiyorlar. Aşağıdaki hizmetler için hastalar ilave ücret ödemiyorlar. Acil servislerde verilen ve “Yeşil Alan Muayenesi” adı altında SGK’ya fatura edilebilen sağlık hizmetleri hariç olmak üzere, acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri ile;
a) Yoğun bakım hizmetleri,
b) Yanık tedavisi hizmetleri,
c) Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),
d) Yenidoğana verilen sağlık hizmetleri,
e) Organ, doku ve kök hücre nakillerine ilişkin sağlık hizmetleri,
f) Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,
g) Hemodiyaliz tedavileri,
h) Kardiyovasküler cerrahi işlemleri.
(İstisnai sağlık hizmetlerinde belirtilen işlemler hariç)
ı) “Koklear implant yerleştirilmesi” işlemlerinden ilave ücret alınamıyor.
Yani yeni doğan bebekten, organ nakillerinden, kanser hastalarından ve böbrek yetmezliğinden dolayı ilave ücret ödenmesi söz konusu değil. Diğer yandan “yeşil alan” olarak ifade edilen hizmetler dışında kalan acil hallerde de hastalar ilave ücret ödemiyorlar.

Acil durum bitince hasta bilgilendirilmeli
Acil durumlarda özel hastanelere başvuran kişilerin ilave ücret sürprizi ile karşılaşmalarının engellenmesi için hangi hallerde “yeşil alan” kapsamında sağlık hizmeti sunulduğunun hastalara bildirilmesi gerekiyor. Hastanın acil haller nedeniyle hastaneye başvurması ve acil halin sona ermesi halinde, acil halin sona erdiğine ve müteakip işlemlerin ilave ücrete tabi olduğuna ilişkin hastaya/hasta yakınına Sağlık Uygulama Tebliği eki “Acil Halin Sona Ermesine İlişkin Bilgilendirme Formu” kullanılarak, yazılı bilginin imza karşılığı verilmesi zorunlu.
Yani acil hallerde hizmet alan fakat daha sonra acil durum ortadan kalktığı için ilave ücrete tabi sağlık hizmeti almaya başlayacak kişiye bu durumun yazılı olarak bildirilmesi zorunluluğu var. Bu bildirim yapılmadığı takdirde hastadan ilave ücret alınamıyor.

Evden ilave ücret hesaplanabilir
Hastalar özel hastaneler ve vakıf üniversitesi hastanelerinden hizmet almadan önce ne kadar ilave ücret ödeyeceklerini SGK’nın internet sitesi üzerinden öğrenebilir. Sigortalı, http://gss.sgk.gov.tr/OzelSHSBilgi/pages/ilaveUcretHesaplama.faces adresi üzerinden hiç hastaneye gitmeden hangi sağlık hizmeti için ne kadar ilave ücret ödeneceğini bulabilirler. Dolayısıyla hastalar sürpriz yaşamadan ilave ücret konusunda bilgilenebilirler.
Örneğin, SGK’nın belirlediği hizmet bedelinin iki katına kadar ilave ücret almaya yetkili bir özel hastane, kardiyoloji muayenesi için sigortalıdan en fazla 73,44 TL ilave ücret talep edebilir. Bu rakamın üzerinde ilave ücret alınamaz.
Bahsettiğimiz gibi bu rakamın alınması da, ancak sigortalıya veya yakınına sağlık hizmeti verilmesi öncesinde bilgi verilmesi ve imza alınması halinde mümkündür. Aksi halde sigortalı ilave ücret ödemek durumunda değildir.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/hastanin-onayi-olmadan-ilave/ekonomi/ydetay/1973574/default.htm

Hızlandırılmış İade Sistemi (HİS) Konusunda Yeni KDV Genel Uygulama Tebliği ile Değişenler

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 3)
Paylaş
Tarih : 21 Kasım 2014 - 11:57

HIZLANDIRILMIŞ İADE SİSTEMİ (HİS) KONUSUNDA YENİ KDV GENEL UYGULAMA TEBLİĞİ İLE DEĞİŞENLER

İade hakkı doğuran işlemlere ait katma değer vergisi (KDV) alacaklarının iadesi genel esaslar ve özel esaslar olmak üzere iki ayrı usul çerçevesinde yerine getirilmektedir. Maliye Bakanlığınca çıkarılan Tebliğlerde belirtilen koşulları sağlayan mükelleflerin katma değer vergisi iade talepleri genel uygulamanın dışında, özel esaslar çerçevesinde Hızlandırılmış KDV İade Sistemi (HİS)  kapsamında yerine getirilmektedir.

Hızlandırılmış İade Sistemi (HİS)  uygulaması kapsamına girecek mükelleflere ilişkin düzenlemeler esas itibariyle 109 seri No’lu KDV Genel Tebliğinde yer almış daha sonra 120 seri No’lu KDV Genel Tebliği ile bazı değişiklikler yapılmıştı.

26 Nisan 2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve bütün KDV tebliğlerini tek bir tebliğ haline getiren Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği  ile hızlandırılmış iade sisteminde bazı değişiklikler yapılmıştır.

Bu değişiklikler aşağıda belirtilmiştir.

1.     Başvuru Koşullarındaki Değişiklikler

Eski uygulamada başvuru tarihinden önce vergi dairesine verilmiş son yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde yer alan bilânçoda yer alan;

1.  Aktif toplamının 200.000.000 TL,

2.  Maddi duran varlıkları toplamının 50.000.000 TL,

3.  Öz sermaye tutarının 100.000.000 TL,

4.  Net satışlarının 250.000.000 TL’den az olmaması,

koşullarının tamamı aranırken yeni uygulamada bu koşullardan üç tanesinin gerçekleşmesi yeterli olmaktadır.

Öte yandan eski uygulamada başvurudan önceki takvim yılında vergi dairesine vermiş olduğu muhtasar beyannamelere göre aylık ortalama çalıştırılan kişi sayısının 350 ve daha fazla olması koşulu 250 kişiye düşürülmüştür.

1.     Haksız/Yersiz Yere Alınan Vergilerin Oranıyla İlgili Değişiklik

Eski uygulamada haksız/yersiz iade aldığı anlaşılan mükelleflerden; haksız/yersiz aldığı vergilerin, ilgili dönemde yapılan vergi iadelerine oranı % 1‘i geçen mükelleflerin sertifikaları iptal edilmekteyken KDV Genel Uygulama Tebliğinde bu oran % 5‘e çıkarılmıştır.

1.     Eksik Belgelerin Tamamlanma Süresiyle İlgili Değişiklik

Tamamı ibraz edilen belgelerde şekil veya muhteviyat yönünden vergi dairesince eksiklik veya yanlışlık tespit edilmesi halinde iade talepleri yerine getirilmekle birlikte, bu hususlar belgelerin ibraz edildiği tarihi izleyen 15 gün içinde mükellefe tebliğ edilmektedir. Yeni Tebliğ düzenlemesinde mükelleflerin tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde eksiklikleri tamamlamamaları halinde, durum ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına/Defterdarlığa bildirilecektir. Bu süre daha önce 30 gün olarak uygulanmaktaydı.

Vergi Dairesi Başkanlığı/Defterdarlık tarafından gerekçeleri göz önünde tutularak eksikliklerin tamamlanması için mükellefe üç aylık ek süreverilebilecektir. Bu süre sonunda da eksikliklerin tamamlanmaması halinde belge eksikliğine rağmen iade edilen KDV’nin ilgili bulunduğu vergilendirme dönemleri incelemeye sevk edilir. Belge eksikliğine rağmen iade edilen KDV tutarı kadar nakdi teminat veya banka teminat mektubu verilmemesi halinde HİS Sertifikası da iptal edilecektir.

1.     Borcun Olmaması Konusunda Vergi Türleri İtibariyle Değişiklik

Sisteme dahil olmak için daha önceki düzenlemede farklı vergilerin her birine ait beyanname verme ödevinin birden fazla dönem için aksatılmamış olması (süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler hariç) gerekirken, yeni düzenlemede, gelir veya kurumlar vergisi, ÖTV ve KDV uygulamalarından her birine ait beyanname verme ödevinin her bir vergi türü itibarıyla birden fazla aksatılmamış olması koşulu getirilmiştir. Örneğin, bu durumda damga vergisi bu ile geç ödeme bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.

5 –  İade Talebinin Yerine Getirilmesi Sürecindeki Değişiklik

HİS sertifikası sahibi mükelleflerin nakden iade talepleri eski uygulamada belgelerin tamamlandığı tarihi izleyen 5 iş günü içerisinde yerine getirilirken yeni uygulamada ibraz edilen belgelere ilişkin olarak KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde olumsuzluk tespit edilmeyen tutarlar raporun tamamlanma sürecini izleyen beş iş günü içinde iade edilecektir. Olumsuzluk tespit edilen alımlara ilişkin KDV tutarlarının iadesi ise olumsuzlukların giderilmesi veya aranan şartların sağlanması kaydıyla yerine getirilecektir. Mahsuben iade talepleri ise belgelerin tamamlandığı tarih itibarıyla hüküm ifade edecektir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI