Kiracıyı 48 Saat İçinde Çıkarabilirsiniz – 08 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 08 Mart 2014 - 12:08

SORU: Dükkâ-nımı kiraya verdiğim şirket, kira sözleşmesinde devir yasağı olmasına rağmen, dükkânı başka bir şirkete kiraya vermiş. Gittim, çalışanlar aynı ama şirketin adı farklı. Alacaklılar geldiğinde, “O şirket buradan ayrıldı. Biz kiraladık” diyorlarmış.
Benim kirayı da iki aydır ödemiyorlar. “İcra, mahkeme, temyiz derken bir yıl geçer” diye konuşuyorlarmış. Bu kiracıyı, iki ay içinde nasıl çıkartabilirim?
İbrahim YILMAZ – Ankara

YANIT: Bırakın iki ayı, iki gün yani 48 saat içerisinde bile çıkartabilirsiniz. Bunun için; dükkân bulunduğunuz yerin merkez ilçesindeyse valiliğe, diğer ilçelerde ise kaymakamlığa başvurulması gerekiyor. 3091 sayılı Kanuna göre, yeni şirket “fuzuli işgal eden” oluyor. Başvuru dilekçenize; kira sözleşmesini, tapu bilgilerini ve işgal eden şirketin bilgilerini yazmanız gerekiyor. Durumun tespitinden itibaren, işgal eden şirkete dükkanı boşaltması için 48 saat süre verilir.

Kira nedeniyle kötü rüyalar görüyorum

SORU: Üç yıldır konut kira geliri elde ediyorum ama Maliye’ye bildirmedim. Son zamanlarda rüyalarımda maliyecileri görüyorum. Evime, banka hesabıma, arabama hacizler, hapis vs. ter içinde uyanıyorum. Beni bu kötü rüya görmekten olsa olsa siz kurtarırsınız. Ne yapayım?
Ş. BERHAN – İstanbul

YANIT: Sizin olayın çözümü basit. Geçmiş iki yılın beyannamesini, “Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesine göre veriyorum” diye dilekçe ile birlikte verin. 15 gün içinde vergisi ile düşük tutardaki pişmanlık zammını ödeyin. 25 Mart 2014’e kadar da 2013 yılı beyannamesini verin. Sorun bütünüyle
çözümlenir. Kötü rüyalar, renkli rüyalara dönüşür.

Kiradan yüzde 5’lik indirim

SORU: Son 5 yıl içinde edinilmiş olan konut için yararlanacağımız konut edinme bedelinin yüzde 5’i oranındaki indirimi bir sefere mahsus olarak mı kullanıyoruz?
Nuri ÖZTÜRK – Antalya

YANIT: Gerçek gider yöntemini seçmeniz halinde, konutu edindiğiniz yıldan itibaren 5 yıl süre ile her yıl konutu edinme bedelinin yüzde 5’ini indirebiliyorsunuz. Örneğin 400 bin TL’ye alınan evin her yıl 20 bin TL’sini, beş yıl dolana kadar indirebiliyorsunuz.

Gayrimenkul satışı

SORU: 2013 yılı içinde bir gayrimenkulü 200 bin TL’ye aldım. 2013 senesi içinde 205 bin TL’ye sattım. Ne yapmam lazım?
Reşat DALAR – İzmir

YANIT: Bir şey yapmanıza gerek yok. Çünkü 9.400 TL kazanç istisnası nedeniyle, vergi çıkmıyor.

Yurtdışında yaşayanın kira geliri

SORU: Türkiye’deki konutunu kiraya veren kişi, yurt dışında yaşıyorsa, kira beyannamesi verecek mi? Kira gelirinin vergisini ödeyecek mi?
Saim EVİZİ – Almanya

YANIT: Evet verecek ve yıllık kira geliri 3.200 TL’yi aşıyorsa vergi ödeyecek.

Kira vergisi ödemek zorunda mıyım?

SORU:  Ben ev hanımıyım ve sadece 1 adet evim var aylık 700 lira kira geliri var. Bu kira gelirinden vergi ödemek zorundan zorunda mıyım?
Serap ERDEN – Kayseri

YANIT: Yıllık kira geliriniz 3.200 TL’yi aşıyor. Vergi ödemek zorundasınız.

Dedenin kirası ve torunu

SORU: Dede torununun okul ücretini ödüyorsa, kendi gelir vergisinden düşebilir mi?
Yaprak YILBAR

YANIT: Hayır, düşemez.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25963788.asp

Basında matbaa işçisi erken emekli olur -2- 7 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 07 Mart 2014 - 10:00

23.05.2002 tarihine kadar 1432 gün basın çalışmasının 1/4 indirilir.
1432/4=358 gün karşılığı =11 ay 28 gündür.
10.12.1984-28-11-0000=12.12.1983 tarihine geriye gidecektir.
25 yıl, 48 yaş ve 5225 gün değişiklik olmayacaktır.
23.05.2002 göre 11 ay ve 28 gün sigortalılık süresine eklenir.
23.05.2002 tarihinde sigortalılık süresi;
13 gün+05ay+17 yıl+28gün+11ay+0000=41ay+16ay+17yıl=11gün+5ay+18 yıl sigortalılık süresi
Sağlama yaptığınızda;
23.05.2002-11gün-5ay-18 yıl=12.12.1983 olacaktır.
Ayrıca yaştan indirim;
30.11.47-28-11=02.00.47 yaş iken emekli olacak.
Bitmedi;
30.09.2008 tarihine kadar 3720 gün var.
3720-1432=2288 gün
2288/4=572 gün=1 yıl+7ay+2 gün
Sigortalılık süresine ilave edilecektir.
30.09.2008-12.12.1983=18gün+09ay+24yıl+2gün+7ay+1yıl=20gün+4ay+26 yıl olur.
02 gün.00 ay.47 yaş-02 gün-07 ay-1yıl=00 gün+05 ay+45 yaş ile emekli olursunuz.
***
PRATİK ÇÖZÜM

23.05.2002 GÖRE;
10.12.1984-28GÜN-11AY=12.12.1983=TABLO DA 25 YIL 48 YAŞ 5225 GÜN
30.09.2008 GÖRE TOPLAM (23.05.2002 KADAR KAZANILAN İTİBARİ SÜRE DAHİL) =3720 GÜN/4=930 GÜN=2 YIL+7AY
48 YAŞINDAN=30.11.47-00-07AY-2YIL=30.04AY.45 YAŞ=5AY+45 YAŞINDA
ÖRNEK:2
07.07.1974 doğumluyum. 01.06.1989 tarihli Sigorta girişim var. 01.06.1990 tarihinden itibaren bir matbaada çalışıyorum. Primlerim 2/A ve 3/A olarak ödendi. 23.05.2002 arasında 3304 gün var.30.09.2008 tarihine kadar 5528 günüm var. Ne zaman emekli olabilirim?

PRATİK ÇÖZÜM

1.) TABLOYA BAKILIR
01.06.1989 GİRİŞE;
24.05.1988-23.11.1989 ARASINDA İLK DEFA SİGORTALI OLANLAR 25 YIL 51 YAŞ 5450 GÜN
2.) 23.05.2002 GÖRE SÜRE TESPİTİ
3304 GÜN/4=826 GÜN=2YIL+3AY+16 GÜN
01.06.1989-16 GÜN-3AY-2YIL=15.02.1987 TABLOYA BAKILIR=25 YIL+50 YAŞ+5375 GÜN
3.) 30.09.2008 GÖRE TESPİT
BURADA TOPLAM SİGORTALILIK SÜRESİNDEKİ İTİBARİ SÜRE 5528 GÜN/4=1382=3YIL+10AY+2 GÜN
50 YAŞ DÜŞÜLÜR;
30.11.49-2-10-3=28.07.46 YAŞ EMEKLİ OLUR.
05.09.2020’de emeklilik müracaatı yapabilirsiniz. Basın indirimi nedeniyle 4 yıl 10 ay 2 gün önce emekli olacaksınız
ÖRENEK: 3
12.07.1971 doğumluyum. 01.08.1988 tarihinden itibaren basına bağlı matbaada çalışıyorum. 23.05.2002 arasında 4104 günüm var. 30.09.2008 olarak toplamda 5012 gün basın çalışmam 2/A ve 3/A bildirildi. Matbaada-basın indirimi sona erdiği için, basın indiriminden faydalanabiliyor muyum? Ne zaman emekli olabilirim?
PRATİK ÇÖZÜM:
1.) TABLOYA BAKILIR
24.05.1988-23.11.1989 ARASI 25 YIL 51 YAŞ 5450 GÜN
2.) 23.05.2002 GÖRE İTİBARİ SÜRE 4.104/4=1026=2YIL+10AY+6 GÜN
01.08.1988-6-10-2=25.09.1985=25 YIL+49 YAŞ+5300 GÜN
3.) 30.09.2008 GÖRE 5012/4=1253 GÜN=3 YIL+5AY+23 GÜN
BUNUN KARŞILIĞINDA
30.11.48-23-5-3=07.06.45 YAŞ
SONUÇ:
MATBAADA BASIM İŞÇİSİ OLAN 30.09.2008’e KADAR 3600 GÜNÜ OLMASA DA HEM SİGORTALILIK SÜRESİ HEM DE YAŞ İNDİRİMİNDEN YARARLANACAKTIR.
…..
Bu yazı dizisini hazırlayan SG Uzmanı Sayın Vedat İlki Bey’e çok teşekkür ediyoruz…

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/lutfi-koksal/578543.aspx

Kadın çalışanlar %30 az kazanıyor – 7 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 07 Mart 2014 - 9:58

8 Mart 1857’de New York’ta bir tekstil fabrikasında yaklaşık 40 bin dokuma işçisi tarafından daha iyi çalışma koşulları talebiyle bir grev başlatıldı. Ancak polis ve işçiler arasında yaşanan olaylar sonrasında çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Bu olaydan yıllar sonra, 1910’da, hayatını kaybeden işçi kadınların anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması kabul edildi.
1921’de Moskova’daki Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda ise 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılmasına karar verildi. Dünya Kadınlar Günü’nün 60’lı yılların sonunda ABD’de de kutlanmaya başlanmasıyla etki alanı genişledi. 16 Aralık 1977’de BM Genel Kurulu, 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul etti. Türkiye’de ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921’de “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı.

Çarpıcı tespitler var
8 Mart’ta tüm dünyada “Dünya Kadınlar Günü” kutlanacak. Dünya Bankası da 8 Mart’ın birkaç gün öncesi Dünya Bankası “İşte Cinsiyet 2013” raporunu yayınladı. Rapor, kadınların küresel düzeyde halen temel hak ve özgürlüklerden tam olarak yararlanamadığı ve toplumsal alanda ve iş dünyasında büyük eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığı gerçeğini ortaya koyuyor.
Raporun tüm ülkeleri ilgilendiren tespitleri oldukça çarpıcı…

– Son yirmi yılda küresel düzeyde 15 – 64 yaş grubundaki kadınların işgücüne katılımları azalmış durumda (yüzde 57’den yüzde 55’e gerilemiş). Dahası, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde yüzde 25 gibi oldukça düşük. Ayrıca, dünya genelinde kadınların yarısından daha azı bir işe sahip. Buna karşılık, her beş erkekten dördünün işi var.

– Genel olarak tam zamanlı işlere sahip olan erkekler, aynı kategorideki kadınların neredeyse iki katı.

– Kadın girişimciler genellikle küçük firmalarda ve az karlı sektörlerde faaliyet gösteriyorlar. Ücretli çalışan kadınlar ise daha çok geçici ve yarı zamanlı işlerde, daha düşük katma değer yaratan sektörlerde istihdam ediliyorlar. Dolayısıyla, kariyer ve ilerleme imkânları daha az.

-Raporun en son tespiti de kazanç düşüklüğüne ilişkin. ILO’nun 83 ülkenin verilerini kullandığı bir analizinde, ücretli çalışan kadınların aynı vasıf seviyesindeki erkeklerden ortalama olarak yüzde 10-30 düzeyinde daha az kazandıkları görülüyor.

Türkiye iç açıcı değil
Dünya Bankası’na göre, Türkiye’de kadınların işgücüne katılımlarının düşük olmasının iki temel sebebi var; ücretsiz aile işçisi olarak istihdam edilen kadınların kırdan kente göç nedeniyle işgücünün dışında kalmaları ve kadınların ev işleri ve çocuk bakımıyla meşgul olmak suretiyle aile bütçesine daha fazla katkı yapabilecekleri düşüncesi.
Dünya Bankası, Türkiye’de yarı zamanlı çalışan erkeklerin yüzde 10’un altında kaldığına; aynı kategorideki kadınların oranının ise yüzde 25’lerde olduğuna işaret ediyor.

Sihirli formüller!
İşgücü piyasasında ya da toplumsal yaşamda cinsiyet eşitsizliğini önlemek için aslında sihirli formüllere ihtiyacımız yok. Yerel özellikleri anlamak ve eşitsizlikle mücadele konusunda cesur olmak gerekiyor.
İşte Dünya Bankası’nın başlıca önerileri:

– Çocukluk ve gençlik dönemlerinde eğitim öğretim yoluyla eşitsizliklerin önlenmesine yönelik politikalar uygulanabilir. Örneğin; Türkiye’de olduğu gibi, kız çocuk-larının okula gitmesinde nakit transferlerin önemli sonuçlar yarattığı görülmekte.

– Uygun çocuk bakımı ve erken çocuk gelişimi programları ile kadınların ev içindeki yükleri azaltılabilir. Dünya Bankası, Türkiye üzerinde yaptığı bir çalışmada okul öncesi eğitime bir yıl eklenerek kadınların işgücüne katılımlarının yüzde 9 artırılabileceğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde, İngiltere ve İskandinav ülkelerinde uygulanan baba dostu izin politikaları, erkeklerle kadınların ev içindeki sorumlulukları paylaşmalarını sağlıyor.

– Cinsiyet eşitliği konusunda özel sektör liderliği önemli katkılar yapabilir. Erkek egemen sektörlerin, uyumlu istihdam ve aile dostu çalışma düzenlemeleri aracılığıyla kadınlara açılması, cinsiyet eşitsizliğinin önüne geçilmesini sağlayabilir. Raporda, örneğin; Güney Kore’de çok uluslu firmaların yerel yönetim pozisyonları için kadınları işe alarak karlılıklarını artırdıkları belirtiliyor.

Son söz: Kadınlarımızın hatırlandığı tek günün 8 Mart olmadığı, kadınların toplumsal yaşamın hiçbir alanında ayrımcılığa uğramadığı, şiddet görmediği bir gelecek umarım çok uzak değildir. Dünya Kadınlar Günü şimdiden kutlu olsun…

Kaynak: http://ekonomi.milliyet.com.tr/kadin-calisanlar-30-az-kazaniyor/ekonomi/ydetay/1847094/default.htm

Yurt dışı borçlanmasında merak edilenler – 7 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 07 Mart 2014 - 9:57

Emeklilikte geçmişe dönük SGK gün boşluklarının tamamlanması çok mümkün olmuyor. Ancak bazı özel durumlarda geçmiş yıllardaki SGK gün boşlukları ödenebiliyor. Bunlardan birisi de yurtdışı borçlanmasıdır. Okurlarımızdan gelen çok sayıda soru olunca biz de bu hafta gündeme yurtdışı borçlanmasını alalım istedik.

XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türk iş gününün Avrupa’ya ve özellikle de Almanya’ya açılmasıyla birlikte Türk iş gücü göçü başlamış, iş gücü göçü 1970’li yıllarda tavan yapmıştır. 1980’li yıllar küreselleşmenin sadece sermaye akışkanlığını değil aynı zamanda yoğun iş gücü akışkanlığını berabere getirmiş artık ülkeler arası çalışma hayatın olağan akışı içinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Gerçekten de iş gücünün Avrupa ülkeleri arasında serbest dolaşımı AB ile birlikte zirve yapmıştır. İş gücünün ülkeler arası serbest dolaşımıyla birlikte Türk iş gücünün hem Avrupa ülkelerine hem de dünyadaki diğer ülkelere geçişi yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının sosyal güvenliği ile ilgili yasal düzenleme yapmayı zorunlu hale getirmiştir.

Anayasamızın 62’nci maddesinde yer alan devletin, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alacağı hükmü gereği, Türkiye bir taraftan Türk vatandaşlarının yoğun olarak çalıştığı/yaşadığı ülkelerle sosyal güvenlik sözleşmeleri imzalamaya başlamış, diğer taraftan da Türkiye ile sözleşme yapmamış olan ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarının sosyal güvencelerinin sağlanması adına “Yurt dışı borçlanması” müessesesi getirilmiştir.

Türkiye’nin 23 ülke ile yürürlüğe konulmuş sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmaktadır. Bu ülkeler, İngiltere, F. Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, İsviçre, Fransa, Danimarka, İsveç, Norveç, Libya, KKTC, Makedonya, Azerbaycan, Romanya, Gürcistan, Bosna-Hersek, Kanada, Kebek, Çek Cumhuriyeti, Arnavutluk, Lüksemburg, Hırvatistan’dır.

Türkiye’nin imzalamış olduğu sosyal güvenlik sözleşmelerinde; her iki ülke vatandaşlarının, hak ve yükümlülük bakımından eşit işlem görmesi, bir sosyal sigorta veya sosyal yardım hakkının doğup doğmadığının belirlenmesinde her iki ülkede geçen sigortalılık sürelerinin birleştirilmesi, hastalık halinde sigortalı ve hak sahiplerinin sözleşme yapılan ülkede bulundukları sırada sağlık yardımlarından yararlanmaları, sigortalının hak sahibi olan aile bireylerinin, diğer ülkede ikamet ediyor olsa bile aile yardımlarından (çocuk yetiştirme paraları gibi) yararlanmaları, emekli aylığı almak için gerekli yaşı, Türkiye’ye döndükten sonra tamamlayan sigortalılara emekli aylığı bağlanması, sosyal güvenlik sözleşmesi yapılan ülkedeki sigortalı çalışmaları nedeniyle emekli aylığına hak kazanan sigortalının, Türkiye’ye döndükten sonra da emekli aylığını almaya devam etmesi, sigortalının ölmesi halinde, hak sahibi sıfatıyla Türkiye’de ikamet eden ailesine dul ve yetim aylığı bağlanması ve toptan ödeme yapılması gibi haklar sağlanmaktadır.

Sosyal güvenlik sözleşmelerinin en belirgin özelliği, sözleşme hükümlerinden yararlanacak vatandaşların sözleşme yapılan ilgili ülkenin vatandaşları ile hak ve menfaatler bakımından eşit sayılmasıdır. Örneğin; Almanya’da çalışan bir Türk vatandaşı ile Alman vatandaşı aynı sosyal güvenlik haklarına sahip olmaktadır. Bunun sonucunda Türkiye’nin sosyal güvenlik sözleşmesi yaptığı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri, sosyal güvenlik hakları bakımından çalışmanın geçtiği ülke vatandaşı gibi yararlanmaktadır.

Haftaya Türk vatandaşlarının sözleşme yapılan ülke ve Türkiye’de çalışması var ise her iki ülkede geçen sigortalılık sürelerinin birleştirilmesinde şu kuralları açıklayacağız.

Kaynak: http://www.dunya.com/yurt-disi-borclanmasinda-merak-edilenler-155121yy.htm

Patente dayalı ekonomik kalkınma stratejisi

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 06 Mart 2014 - 23:49

Ulusal Fikri Mülkiyet Stratejisi; patent, faydalı model ve tasarım gibi sınai mülkiyet haklarını en üst düzeyde korumak ve teşvik etmekle başlar.

Bu hakların korunması ve teşvik edilmesi ekonomik kalkınmanın en önemli unsurlarından birisidir.

Patent sistemi, fikri mülkiyet sisteminin önemli parçasıdır. 21.Yüzyılda bilgi ekonomisinin hızla geliştiği bir dönemde, yenilikleri korumak, patent sistemini teşvik etmek, patentli teknolojilerle rekabet etmek, ekonomik ve sosyal gelişmelerin giderek önem kazandığını göstermektedir. İnternet kullanımının hızla yaygınlaştığı günümüzde, patent artık teknolojik bir istihbarat aracı olarak kullanılmaktadır. Patentin bir rekabet silahı olarak kullanıldığı gerçeği artık herkes tarafından kabul görmektedir.

Kamu kurumlarının, sanayicilerin ve ticari işletmelerin, teknokentlerin,  üniversitelerin patentin avantajlarından daha fazla yararlanmasının temini için stratejiler geliştirmemiz gerekmektedir.

En öncelikli yapılması gereken patent konusunun ülke gündemine alınmasıdır. Türkiye genelinde başta Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Türk Patent Enstitüsü olmak üzere tüm, patent vekilleri, üniversite, teknokent, organize sanayi siteleri, sanayici ve işadamı dernekleri ve yazılı ve görsel ve internet medyasının da katılımıyla patentin önemine dikkat çekilmeli ve Türkiye Patent Hareketi başlamalıdır.

Organize sanayi siteleri patentin önemine dikkat çeken afişlerle donatılmalıdır. Türk Patent Enstitüsü bilinçlendirme çalışmalarında medyayı gerek doğrudan tanıtıcı reklamlarla gerekse, spot reklamlarla patentin önemine dikkat çekmeli ve bunları gece geç saatlerde değil de en çok izlenen saatlerde yapmalıdır.

Patent vekillerinin reklam ve tanıtım faaliyetleri hükümetçe desteklenmelidir. Patent vekillerinin yapmış olduğu işlemlerde alınan KDV düşürülmelidir.  Patent vekili firmalarda çalışan mühendisler ve teknik personeli de ar-ge personeli kapsamında değerlendirilmeli ve ar-ge destekleri kapsamına alınmalıdır.

Üniversitelerin teknik bölümlerinde patent zorunlu ders olarak okutulmalı, teknik bölümlerden mezun olan mühendisler patent araştırma ve patent dosyası inceleme yöntemlerini bilerek mezun olmalı, hatta bitirme tezlerini en azından faydalı modele konu bir ürünle yapmaları sağlanmalıdır.

Patent tescil işlemlerine TÜBİTAK tarafından sağlanan teşviklerin kapsamı genişletilmeli ve bu konudaki prosedürler azaltılmalı hatta patent başvurusu yapıldığı anda ödenmelidir.

Hatta Çin’de yapıldığı gibi patent ve faydalı model başvurusu yapanlar devlet tarafından para verilerek ödüllendirilmelidir. Bu uygulama en az 5 yıl devam etmelidir. 5 yılsonunda görülecektir ki patent ve faydalı model sayısında gözle görülür artışlar meydana gelecektir. Patent sayısındaki artış da sonuçta istihdam da artışa yol açacaktır. Patent sayısındaki artış aynı zamanda katma değerli ürünlerin sayısında da artışı tetikleyecektir. Patent sayısı arttıkça ülkemizin ihracatı da artacaktır. Bütün bunlar aynı zamanda yatırımların da armasına vesile olacaktır. Dolayısıyla devletimizin aldığı vergi miktarı da artacak ve ülkemiz daha da zenginleşecektir.

Bütün bunların olması için sanayimizin patent konusunda çok agresif davranması gerekmektedir. Yıllık patent hedefi belirleyip, patenti bir rekabet unsuru olarak kullanmaları gerekmektedir.

Sanayicilerimiz patent konusunu ajandalarının en önemli maddeleri arasına almalı ve firmalarında patent kültürü oluşturmalıdır. Yabancı ülkelerdeki patentleri inceleyerek, yeni teknoloji trendlerini takip etmelidir.

Son söz;

Bir buluş yap ülken kazansın!

Bir buluş yap firman kazansın!

Bir buluş yap sen de kazan!

10 yıl sonra patentte Dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmiş bir Türkiye dileklerimle, bütün okuyuculara saygılar sunarım.

Kaynak : http://www.ufuklar.com/haber/2014-03-06/patente-dayali-ekonomik-kalkinma-stratejisi

Prim borcunu ödemeyen esnafın hizmetleri silinecek – 6 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 06 Mart 2014 - 10:07

30 MART seçimlerinden sonra, esnaf ve sanatkârları ilginç bir sürpriz bekliyor.
Bu sürpriz sadece, onları değil, prim borcunu ödemeyen tüccarları, serbest meslek erbabını ve şirket ortağı Bağ-Kur’luları da kapsıyor.
Nisan ayında çıkartılması beklenen “Torba Yasa” ile Bağ-Kur prim borcu olanlara “üç ay süre” tanınacak. Bu süre zarfında prim borçlarını ödemeyen esnafın, hizmetleri de prim borcu da silinecek.

HİZMET SİLİNMESİ NE ANLAMA GELİYOR?

Bağ-Kur (4/b) kapsamında sigortalı olan ve prim borcu bulunan esnaflar ve diğerlerinin, birikmiş borçları 12 ay ve daha fazla süreyi kapsıyorsa;
1. Kendilerine “üç aylık bir ödeme süresi” tanınacak. Örneğin 3.5 yıllık prim borcu olarak, 12 bin lira prim borcu biriken bakkal Nuri Dayı’nın, bu borcunu üç ay içinde kapatması gerekiyor.
2. Nuri Dayı bu borcunun tamamını üç ay içinde ödeyerek kapatmazsa, hem prim borcu hem de sigortalılık süresi yani 3.5 yıllık hizmeti silinecek.
3. Primi 9.000 günden eksik olup emekliliğe esas hizmetleri silindiği için de bir türlü emekli olamayacak!
İşte, “Torba Yasa” ile esnafa gelen sürpriz(!) bu..
4. Nuri Dayı’yı bekleyen bir “sevimsiz haber” daha var; kendisi ve ailesi, hasta olmayacak. Nedenine gelince, borcu olan esnafa “sağlık hizmeti” de yok!
Borcunu taksitlendirir ve öderse sorun yok. Aksi takdirde, hastane de yok doktor da..

NURİ DAYI SSK’LI OLSAYDI

Nuri Dayı, kendi adına bağımsız çalışmasaydı da SSK’lı (4/a’lı) olsaydı, durum farklı olacaktı.
SSK’lıların, primleri işverence ödenmese dahi, “belli bir yaşı ve hizmeti doldurmaları” koşuluyla emekli olabiliyorlar.
Bu gün itibariyle, ilk defa 23 Kasım 1986’dan önce işe başlayan ve 5.300 gün prim ödeyen bir SSK’lı, 49 yaşında “emekli” olabiliyor. SSK’lıdaki 5.300 günlük süre, aynı tarihte işe başlayan Bağ-Kur’lu esnaf ve sanatkâr için 9.000 günden aşağı olamıyor.
SSK’lılar, Bağ-Kur’lulardan farklı olarak, primleri ödenmese dahi, sağlık hizmetlerinden ailece yararlanabiliyorlar.

NURİ DAYI’YA BİR FORMÜL

Sosyal Güvenlik Kurumu, Nuri Dayı’ya;
“Sildiğim prim süresinin karşılığını, paran olduğunda, o günkü şartlarda ödersen, sigortalı hizmetlerine eklerim” diyor.
Nuri Dayı’nın emeklilik süresi geldiyse, “parayı ödemezsen emekli etmem” diyor.
Nuri Dayı; “Beni emekli edin, prim alacağınızı da emekli aylığımdan kesin” derse, o da kabul edilmiyor!
Peki.. formül ne?
Nuri Dayı, SSK’lı olarak tanıdığı bir işyerinde sigortalı çalışacak. İsterse, işini de devam ettirecek. Bu durumda SSK, Bağ-Kur’un önüne geçecek. Yani SSK primi ödendiğinden Bağ-Kur’a prim ödemeyecek.
9.000 gün prim ödemesine de gerek kalmadan, SSK’ya en az 1.260 gün daha prim ödemesi şartıyla, daha önce emekli olabilecek ve daha fazla aylık alabilecek. (Primi ödenen son 7 yılda, fazla prim ödenen kurum şartlarıyla emekli olunuyor. Bağ-Kur’dan sonra SSK’ya 1.260 gün prim ödeyen SSK şartlarıyla emekli olur.)
Sosyal güvenlik kurumları, “tek çatı” altında birleşti ama teoride öyle..
Pratikte, genellikle SSK’lılar, Bağ-Kur’lulardan, Emekli Sandığı (4/c) mensubu memurlar da SSK’lılardan ve Bağ-Kur’lulardan daha avantajlılar..

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25947915.asp

Kira Alan Mükellef Dikkat! – 6 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 06 Mart 2014 - 10:05

Geçen hafta “paradan para kazananların” ödeyeceği gelir vergisini yazmıştık. Şimdi de 1.5 milyonu aşkın kişiyi ilgilendiren “kira gelirlerinin beyanını” detaylandıracağız.
Son yıllarda Gelir İdaresi, kira gelirlerini daha kolay takip ediyor. İdare; banka, tapu dairesi, elektrik, su, doğalgaz şirketleri, TOKİ kayıtları ve inşaat firmalarından aldığı bilgileri işliyor ve “önceden hazırlanmış kira beyannamesi sistemi”ni mükellefin önüne getiriyor.
Özellikle bankadan tahsil edilen kira gelirleri doğrudan Gelir İdaresi tarafından mükellefler adına beyannameye intikal ettiriliyor. İşte bu nedenle mükellefler bu satırları daha dikkatli okumalı.

Konutta ‘istisna’ 3 bin 200 lira
2013 yılında elde edilen konut kira gelirlerinin 3 bin 200 lirası gelir vergisinden istisna. Kira geliri bu rakamın altında olanlar beyanname vermeyecek, diğer gelirler nedeniyle verilecek beyannameye bu gelir eklenmeyecek. Ancak gelir istisna tutarını aşıyorsa, aşan kısım için mutlaka yıllık gelir vergisi beyannamesi verilecek.
Söz konusu istisna tutarı sadece konut için geçerli olup, ticari kazancı, gerçek usulde vergilendirilen zirai kazancı ve serbest meslek kazancı olan mükelleflerin de bu istisnadan faydalanması mümkün değil. Konut kira geliri elde etmesine rağmen beyanname vermeyenler ya da gelirlerini eksik bildirenler de bu istisnadan yararlanamayacak.
Bu yıl konut kira gelirleri için yeni bir kısıtlama da var. Beyan edilsin veya edilmesin, kira gelirleri, ücretleri, menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratları toplamı 94 bin lirayı aşan mükellefler istisnadan yararlanamayacak.

Götürü ya da gerçek gider
Kira gelirlerinin tespitinde iki tür gider yönteminden birinin seçilmesi gerekiyor. Birincisi götürü gider yöntemi. Kiraya verilen mallarla ilgili herhangi bir belgeli gideri olmayanlar götürü gider yöntemini seçmeli.
Bunda, hasılatın yüzde 25’i gider kabul ediliyor. 2012 yılı kira gelirlerinin tespitinde bu yöntemi seçenler 2013 yılında da devam ettirmek zorunda.
İkincisi ise gerçek gider yöntemi. Özellikle, konut kira geliri elde etmesine rağmen, kendileri kirada oturanların, yeni aldıkları konutları kiraya verenlerin veya kredi kullanarak aldıkları taşınmazları kiraya verenlerin gerçek gider yöntemini seçmeleri daha avantajlı olabilir. Bu yöntemini seçenler Gelir Vergisi Kanunu’nun 74. maddesinde sayılan giderleri elde ettikleri kazançtan indirebilir.

İşyerinde 114 bin liraya vergi yok
İşyeri kiralarını ödeyenler her bir ödeme sırasında yüzde 20 oranında gelir vergisi kesintisi yapar. Stopaj yapılmış işyeri kira gelirleri 26 bin liranın altındaysa beyan edilmez. Bu rakamı aşarsa tamamı beyan edilir. Ayrıca bu rakamın aşılıp aşılmadığının tespitinde vergiye tabi diğer gelirler de toplama dahil edilir.

26 bin lirayı aşan işyeri kira gelirleri ise beyan edilir. Beyannamede hesaplanan gelir vergisinden yıl içinde yapılan vergi kesintisi mahsup olur. Mahsup ve giderlerin düşülmesi sebebiyle belli bir rakama kadar da ödenecek vergi çıkmaz.

SOSYAL GÜVENLİK

İşçiye ‘Baraj’ın Kodları
2014 yılı Ocak ayı resmi verilerine göre Türkiye’de sendikalaşabilecek kayıtlı işçi sayısı yaklaşık 11 milyon 600 bin. Oysa bunların yalnızca 1 milyon 97 bini sendikalı. Bir başka ifadeyle sendikalaşma oranı yüzde 10’u bile bulmuyor.
Hal böyleyken, demokratik ülkelerde örneği görülmeyen bir şekilde, sendikalara işkolu ve işyeri barajı konulmasıyla işçi açısından durum daha da zorlaşıyor. Bu tabloya karşın, ağır aksak da olsa yürüyen bir yasa var, işkolu ve işyeri barajı sistemi buna göre işliyor. Sendikalar kuruldukları işkolunda faaliyette bulunur. Bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler yine aynı işkolundan sayılır. Bir sendikanın işyerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için ise iki şartın gerçekleşmesi gerekir.
Sistem nasıl işliyor?
Birinci şart, sendikanın kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde 3’ünün işçi sendikasına üye olması. İkincisi ise işyeri barajını aşmak. İşyeri barajı, toplu iş sözleşmesi yapmak için bakanlığa başvurulduğu tarihte işyerinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasıdır.
Ancak işletme toplu iş sözleşmesinde farklı oran söz konusu. Bu; bir gerçek veya tüzel kişiye ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait aynı işkolundaki birden çok işyerini kapsayan sözleşmeyi ifade eder. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde 3’ünün üyeliğiyle, işçi sendikası, işyerinde başvuru tarihinde çalışanların yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde 40’ının üyesi olmasıyla sözleşme yapabilir. İşletmede birden çok sendika yüzde 40 veya fazla üyeye sahipse, başvuru tarihinde en çok üyesi olan sendika yetkili olur.


SORU- CEVAP

 
Emekli maaşım artar mı?
1963 doğumluyum, 2004 yılında emekli oldum. Emekli maaşım 930 lira. SGK’ye toplu yüksek bir prim ödeyerek maaşımı artırma imkânım var mı? Dilek Ener
Ülkemizde emeklilik maaşı hesaplanırken, çalışma döneminde ödenen primlerle çalışma gün sayıları önem taşır. Düşük prim ödenmişse emekli olunca maaş da düşük olur. Emekli olduktan sonra SGK’ye toplu para yatırmayla maaş yükseltme olanağı yok.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/47743/Kira_Alan_Mukellef_Dikkat_.html

Kira gelirleri ve kiradan indirimler – 6 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 06 Mart 2014 - 10:03

Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde sayılan mal ve hakları kiraya verenler ile kiraladığı mal ve hakları yeniden kiraya verenler 2013 yılı içinde elde ettikleri kira gelirlerini (Gayrimenkul sermaye iradı) GVK’nın ilgili hükümleri çerçevesinde,1-25 Mart 2014 tarihlerinde beyan edeceklerdir. Bu gün yazımızda beyan edilecek kira geliri(brüt) ve bunlardan yapılabilecek indirimler üzerinde duracağız.

2013 yılı geliri olarak beyan edilecek kiralar

Gelir vergisi matrahının tespiti için öncelikle indirimlerden önceki gelirin nakden tahsil esasına göre belirlenmesi gerekir. Kira bedelinin nakden tahsil edilmesi, kiranın Türk Lirası veya yabancı para ile ödenmesini ifade eder. Tahsilatın çekle yapılması da nakdi tahsilat sayılır. Şunu da belirtelim ki, 2013 yılı içinde geçen yıllara ve bu yıla ilişkin tahsilatlar 2013 yılı kirası olarak bildirilecek; 2013 yılı içinde 2013 ve sonraki yıllara ilişkin olarak tahsil edilen kiralardan sadece 2013 yılına ait olanlar beyannameye dahil edilecektir.

Kiralar yabancı parası olarak tahsil edilmişse, tahsilatın yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınarak Türk Lirası’na çevrilmesi gerekecektir. Kira bedelinin ayni olarak (kira karşılığı alınan mal ya da hizmet) alınması halinde bunların emsal bedeli esas olacaktır.
Kira tahsilat ve ödemelerinin banka ve benzeri finans kurumları veya posta idareleri aracılığı ile yapmaları gereği unutulmamalıdır (500 TL’yi aşmayan konut kira gelirleri hariç).

Kiradan İndirimler

Konut kirasında istisna

Konut kira gelirleri elde edenlerden, yıllık istisna tutarının (2013 yılı için 3 bin 200 TL)altında kira geliri elde edenlerin vergi dairesinde mükellefiyet kaydı açtırmasına ve beyanname vermesine gerek bulunmamaktadır. Bu tutarın üzerinde yıllık kira geliri elde edilmişse kira gelirinin tamamı beyannamede gösterilecek ve istisna tutarı düşülecektir.

Ancak, kira gelirinin yanında ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar ile istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103’üncü maddesinde yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı (2013 yılı için 94 bin TL) aşanlar, 3 bin 200 TL’lik istisnadan yararlanamazlar.

Bir konuta birden fazla kişinin ortak olması durumunda her bir ortak 3 bin 200 TL konut istisnasından ayrı ayrı yararlanabilirler.

Gider indirimleri

Kira gelirinin vergilendirilmesinde, öncelikle elde edilen gelirin safi tutarına ulaşılması gerekir.

Beyanname üzerinden indirimlere esas olacak gelirin safi tutarına bu kiraların elde edilmesi için yapılan giderlerin indirilmesi suretiyle ulaşılır. İndirilecek giderler iki farklı şekilde tespit edilebilmektedir.

• Götürü gider yöntemi (Hakları kiraya verenler hariç)

• Gerçek gider yöntemi

Götürü veya gerçek gider yönteminin seçimi, kiraya verilmiş olan taşınmaz malların tümü için yapılır. Bunlardan bir kısmı için gerçek gider, diğer kısmı için götürü gider yöntemi seçilemez.
Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, iki yıl geçmedikçe gerçek gider yöntemine dönemezler.

Götürü gider yönteminde gider indirimi

Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, kira gelirlerinden istisna tutarını düştükten sonra kalan tutarın %25’î oranındaki götürü gideri gerçek giderlere karşılık olmak üzere indirebilirler. Haklar kiraya verenler götürü gider yöntemini uygulayamazlar. Örneğin işyeri kira geliri ile birlikte hak kira geliri de elde eden mükellefler, verecekleri gelir vergisi beyannamelerinde hak kira geliri yer
aldığından dolayı gerçek gider yöntemini seçmek zorundadırlar.

Gerçek gider yönteminde indirilecek giderler

Gerçek gider yönteminin seçilmesi durumunda, brüt kira geliri tutarından aşağıdaki giderlerin gerçek tutarları indirilebilir.

• Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri,

• Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile orantılı olan idare giderleri,

• Kiraya verilen mal ve haklara ait sigorta giderleri,

• Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara harcanan borçların faiz giderleri,

• Konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren 5 yıl süre ile iktisap bedelinin %5’i (İktisap bedelinin %5’i tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanacak, indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır. 2009 yılından önce iktisap edilen konutlar için indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.)

• Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen vergi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya veren tarafından belediyelere ödenen harcamalara katılma payları,

• Amortismanlar,

• Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için yapılan onarım giderleri ile bakım ve idame giderleri,

• Kiraladıkları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve diğer gerçek giderler

• Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut veya lojmanların kira bedeli,(kira indirimi gayri safi kiradan yukarıda belirtilen giderler düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden yapılabilir, indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır.)

Türkiye’de yerleşik olmayan mükelleflerin {Çalışma veya oturma İzni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları dahil),yabancı ülkelerde ödedikleri kira bedelleri Türkiye’de elde edilen kira gelirinden gider olarak indirim konusu yapılamaz.

• Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak kanuna, sözleşmeye veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.

• Ödenen para ve vergi cezaları indirilemez.

Belgelerin saklanması gereği

Gerçek gider yöntemini seçen mükelleflerin, yaptıkları giderlerle ilgili belgeleri ilgili bulundukları yılı takip eden yıldan başlayarak 5 yıl süresince saklamaları ve vergi dairesince veya vergi incelemesine yetkili olanlarca istendiğinde ibraz etmeleri gerekmektedir.

Gerçek gider yönteminde istisnadan yararlanılması halinde indirilecek giderin hesaplanması

Gerçek gider yönteminin seçilmesi ve konut kira gelirlerine uygulanan istisnadan yararlanılması durumunda, gerçek gider tutarının istisnaya isabet eden kısmı, gayri safi hasılattan indirilemeyecektir.

Vergiye tabi hasılata isabet eden indirilebilecek gider kısmı aşağıdaki formül kullanılarak hesaplanabilir.

İndirilebilecek gider = Toplam gider x Vergiye tabi hasılat / Toplam Hasılat

Gider fazlalığı dolayısıyla zarar doğması durumu

Gayrimenkul sermaye iradına konu olan sermayenin kendisinde meydana gelen eksilmeler zarar sayılmaz ve iradın gayri safi miktarının tespitinde gider olarak kabul edilmezler.
Ancak, gayrimenkul sermaye iradının safi tutarının hesabında giderlerin fazlalığı dolayısıyla doğan zararlar, beş yılı geçmemek üzere gelecek yıllarda elde edilen kira gelirlerinden aşağıdaki iki istisna dışında, gider olarak düşülebilir.

• Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut veya lojmanların kira bedellerini indirim konusu yapmaları durumunda bir zarar doğması halinde, bu zararın gelecek yıllarda elde edilen gayrimenkul sermaye iradından indirim konusu yapılması söz konusu değildir.

•  Konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkule ait hasılattan indirim konusu yapılan iktisap bedelinin %5’i oranındaki tutarın indirilemeyen kısmı gider fazlalığı olarak dikkate alınamaz.

Kaynak: http://www.dunya.com/kira-gelirleri-ve-kiradan-indirimler-155109yy.htm

Kira gelirlerinin beyanı (2) – 6 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 06 Mart 2014 - 10:01

Dün ilk bölümünü yayınladığımız “Kira gelirlerinin beyanı” başlıklı yazımıza bugün ikinci bölümü ile devam ediyoruz.

Kimler kira gelirlerini beyan edecekler?

-2013 yılı içerisinde elde ettiği konut kira geliri istisna tutarı olan 3.200 TL’yi aşanlar,

-Sahip olduğu gayrimenkulü işyeri olarak kiraya vermiş olanlardan elde ettiği kira gelirinin brüt toplamı (stopaj öncesi) 26.000 TL’yi aşanlar,

(Bu kişilerin aynı zamanda konut kira gelirleri de varsa bu tutarın karşılaştırmasında; toplam kira geliri dikkate alınır)

-Tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan ve toplamı 1.390 TL’yi aşan gayrimenkul sermaye iradı elde edenler, bu gelirleri için yıllık beyanname vermeleri gerekiyor.
3.200 TL’lik istisnanın uygulanması:

-Bu istisna sadece konut olarak kiraya verilen gayrimenkuller için uygulanabilir.

-Bir konuta birden fazla kişinin ortak olması halinde her ortak istisnadan ayrı ayrı yararlanır.

-Mirasın paylaşılmamış olması halinde de her bir mirasçı istisnadan ayrı ayrı yararlanır.

-Birden fazla konuttan kira geliri elde edilmiş olsa bile istisna bir kere uygulanabilir.

Kira gelirinden indirilecek giderler:

Kira geliri elde eden mükellefler “Gerçek gider yöntemi” ya da “Götürü gider yöntemi”nden birisini seçmek zorundadır.

Götürü gider yönteminde istisna tutar (3.200 TL) düşüldükten sonra kalan tutarın yüzde 25’i oranındaki götürü gider olarak dikkate alınır. Bu yöntem seçildiğinde iki yıl geçmedikçe bu yöntemden vazgeçmek mümkün değildir.

Gerçek gider yöntemi:

Bu yöntemde aşağıdaki giderler kira gelirinden indirilebilir:

1-Kiraya veren tarafından, kiraya verilen gayrimenkul için ödenen;

aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri,

2-Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile mütenasip olan idare giderleri,

3-Kiraya verilen mal ve haklara ait sigorta giderleri,

4-Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara sarf olunan borçların faizleri ile konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren 5 yıl süre ile iktisap bedelinin yüzde 5’i (iktisap bedelinin yüzde 5’i tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanacak, indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır. 2009 yılından önce iktisap edilen konutlar için indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.)

5-Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen, emlak vergisi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya veren tarafından belediyelere ödenen harcamalara katılma payları,

6-Amortismanlar,

7-Kiraya veren tarafından, kiraya verilen gayrimenkul için yapılan onarım giderleri ile bakım ve idame giderleri,

8-Kira ile tuttukları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve diğer gerçek giderler,

9-Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kirayla oturdukları konut veya lojmanların kira bedeli [Dar mükelleflerin (yurt dışında isçi olarak çalışan Türk vatandaşlarımız da, dar mükellef kapsamındadır) yabancı ülkelerde ödedikleri kira bedelleri hariç],

10-Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak sözleşmeye, kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar, brüt kira tutarından indirilir.

Ancak, bu giderlerin vergiden istisna edilen tutara isabet eden kısmı indirilemez. Vergiye tabi hasılata isabet eden yani indirilebilecek gider kısmı aşağıdaki formül kullanılarak bulunacaktır.

Vergiye Tabi Hasılat x Toplam Gider/Toplam Hasılat

Gerçek gider yöntemini seçen mükelleflerin, yaptıkları giderlerle ilgili belgeleri 5 yıl süresince saklamaları ve vergi dairesince istendiğinde ibraz etmeleri gerekmektedir.

Kaynak: http://www.gazeteyenigun.com.tr/koseyazilari/28639/kira-gelirlerinin-beyani-%282%29

Araçlarla ilgili vergisel bulmacalar – 5 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 05 Mart 2014 - 9:43

Aşağıda, üç ayrı örnek araç var.

Örnek 1 ve 2’dekiler birbirine çok benziyor. Ancak aralarında, “bazı küçük farklar” var.
İşte bu farklar, bilmecelerimizin konusu.

BİRİNCİ ÖRNEK

Aşağıdaki iki resim arasındaki fark nedir?

Buldunuz mu?
Evet, soldakinin arka camları kapalı, sağdakinin ise arkada açık bir camı var. Bu nedenle, soldaki araç kapalı kasalı kamyonet, ÖTV oranı % 4. KDV’si indirim konusu yapılabiliyor. İkinci el satışta KDV oranı % 18. Uzun yolda hız sınırı 85 km. Gündüz saatlerinde Boğaziçi Köprüsü’nden ve Kızılay Meydanı’ndan geçemiyor.
Sağdaki araç ise binek otomobili. ÖTV oranı % 15. KDV’si indirim konusu yapılamıyor. İkinci el satışta KDV oranı % 1.  Uzun yolda hız sınırı 110 km. Gündüz saatlerinde Boğaziçi Köprüsü’nden de Kızılay Meydanı’ndan da geçebiliyor.

İKİNCİ ÖRNEK

Bakalım aşağıdaki iki resim arasındaki farkı bulabilecek misiniz?

Bulamadınız mı?
Biz söyleyelim. Soldaki araç kamyonet, sağdaki ise binek otomobilidir.
Nasıl mı olur? Çünkü soldaki aracın iki aks arasındaki uzunluğun yarısı kasa uzunluğundan 1 cm kısa. Bu nedenle 2 Seri No.lu Gümrük Genel Tebliği uyarınca 87.04 tarife pozisyonunda sınıflandırılmakta. Böyle olunca ÖTV oranı % 4. Aracın alımında ödenen KDV indirim konusu yapılabiliyor. İkinci el satışta KDV oranı % 18.
Sağdaki aracın ise, iki aks arasındaki uzunluğun yarısı kasa uzunluğundan 1 cm fazla. Bu nedenle araç 87.03 tarife pozisyonunda sınıflandırılmakta. Böyle olunca otomobil sınıfına giren bu aracın ÖTV oranı % 84. Aracın alımında ödenen KDV indirim konusu yapılamıyor. İkinci el satışta KDV oranı % 1.

ÜÇÜNCÜ ÖRNEK
Şimdi sıra üçüncü örnekte.
Dikkatle bakın, iki resim arasındaki benzerlikleri bulabilir misiniz?

Ne alaka mı dediniz? İkisi de 87.03 tarife pozisyonunda binek otomobili olarak vergilendiriliyor. İkisinin de ÖTV oranı motor silindir hacmine göre % 45, 90, 145 olarak değişiyor. İkisinin de KDV’si indirim konusu yapılamıyor. İkisinin de KDV oranı sıfırlarında % 18, kullanılmışlarında % 1. Daha ne olsun!
Gördüğünüz gibi vergi yasalarında “bazı ince ayrıntılar” var. Bu nedenle mükelleflere önerimiz; alacağınız aracın teknik özelliklerinin yanında vergisel özelliklerini de iyi araştırın. Yıllar önce kapalı kasalı kamyonet diye aldığınız çift sıra koltuklu aracınız binek otomobili çıkarsa hiç şaşırmayın. “Olsun, daha iyi, şehirlerarası yolda daha hızlı kullanabilirim” demeyin. İşletmede kullanmak üzere satın aldığınız araca ödediğiniz ve indirim konusu yaptığınız KDV için cezalı ve gecikme faizli KDV ödeyebilirsiniz.
“Aman kimse farkına varmadan satayım da
kurtulayım” derseniz, unutmayın bunların ikinci el satışında KDV oranı % 18 değil, % 1 olacak!

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25941492.asp

Şubat’ta enflasyon – 5 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 05 Mart 2014 - 9:40

Geçen ay enflasyon verilerine giremedim. Daha doğrusu girmek istemedim. Kurdaki ani ve sert yükselişin fiyatlara yansıyacağı çok açıktı. En azından elimde iki aylık veri oluşsun diye beklemeyi tercih ettim.

Üretici fiyatları endeksinin yerini alan üç yeni endeks (yurtiçi, yurtdışı ve tarım ÜFE) tamamlandı. Fakat ayrıntılarını hazmetmeye zaman bulamadım. Dolayısı ile onları şimdilik ihmal ediyorum. Sadece tüketici fiyatlarına (TÜFE) odaklanıyorum.

Enflasyonda artış sürüyor

TÜFE şubatta yüzde 0.4 arttı. CNBC-e anketine çok yakındır. Ben daha yüksek öngörüyordum. Bu kez karamsar kaldım. Böylece yıllık enflasyon yüzde 7.9’a tırmandı. Geçen aya göre 0.1 puan, geçen yıla göre 0.9 puan yükseldi.

Ocakta gıda enflasyonu yüzde 5.5’la tarihi rekor kırmıştı. Şubatta artış yüzde 0.1’e geriledi. Dikkat: Düzeltme diyemeyiz, çünkü az da olsa artıyor. Gıda fiyatlarının önümüzdeki aylarda seyri manşet enflasyon açısından önemini koruyor.

Çekirdek enflasyonda bariz bir kıpırdama var. En yakından izlenen ÖKTG-I şubatta aylık yüzde 0.7’ye yıllık yüzde 8.4’e tırmandı. Mevsim etkisi arındırılınca aylık yüzde 1.1’e geliyor. Küresel kriz sonrasının en yüksek çekirdek enflasyonudur.

Talep baskısını kira kalemi ile izliyoruz. Şubatta TÜFE ile aynı oranda artıyor. Yıllığı ise yüzde 6.7 ile TÜFE’nin altında kalıyor. Ancak kiralarda yavaş da olsa yükseliş eğiliminin sürdüğü görülüyor.

Sarmal riski

Hatırlatalım. Döviz sepetinin yıllık değer kaybı şubatta yüzde 26’dır. İthal tüketim malları doğrudan, ithal girdiler dolaylı maliyet enflasyonu yaratıyor. Nispi fiyatlar değişiyor. Yaşam maliyetinin yükselmesi tüketicinin reel gelirini düşürüyor.

Vatandaş ücretine (ürettiği ürüne) zam yaparak kaybını telafi edebilir mi? Oluşabilecek kısır döngüye kur-fiyat-gelir sarmalı denir. Sonucu iç talebin gücü yani büyüme hızı belirler. Yavaş büyüme sarmalı engeller. Gidişat bu yöne işaret ediyor.

Kaynak: http://haber.gazetevatan.com/subatta-enflasyon/614850/4/yazarlar

Limited şirketlerde genel kurullar – 5 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 05 Mart 2014 - 9:39

Değerli okurlarımız bilindiği üzere genel kurullar Mart ayı sonuna kadar yapılacaktır. Takip eden okurlarımızın bileceği gibi son üç yazımızda “25 soruda anonim şirketlerde genel kurullar” ele alınmıştır. Bu yazı da ise limited şirketlerde genel kurulları ele alınacaktır. Limited şirketlerin genel kurulları Yeni TTK’nın 616-622 maddelerinde düzenlenmiştir.

Ancak vurgulamak isterim ki, TTK’nın 617’nci maddesinin 3’üncü fıkrasına göre; toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, limited şirketlere de kıyas yoluyla uygulanır.Bu nedenle anonim şirketlerde genel kurullar rehberi yazımız limited şirketler bakımından da önem arz etmektedir.

Aşağıda limited şirketlerde genel kurullar ele alınacaktır, ancak yukarıda vurguladığımız üzere, toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, limited şirketlere de kıyas yoluyla uygulanacaktır.

Limited şirketlerde genel kurulun yetkileri nelerdir?

Limited şirketlerde genel kurulun devredilemez yetkileri Yeni TTK’nın 616’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu görevler, “şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, Müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları, topluluk denetçisi ile denetçilerin atanmaları ve görevden alınmaları, topluluk yılsonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması, yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi, müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi ve ibraları, esas sermaye paylarının devirlerinin onaylanması, bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması, müdürün, şirketin kendi paylarını iktisabı konusunda yetkilendirilmesi veya böyle bir iktisabın onaylanması, şirketin feshi, genel kurulun kanun veya şirket sözleşmesi ile yetkilendirildiği ya da müdürlerin genel kurula sunduğu konularda karar verilmesi” şeklindedir.

Ayrıca, şirket sözleşmesinde öngörülmesi halinde genel kurulun devredilemez yetkileri arasına, “şirket sözleşmesi uyarınca genel kurulun onayının arandığı hâller ile müdürlerin faaliyetlerinin onaylanması, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım haklarının kullanılması hakkında karar verilmesi, esas sermaye payları üzerinde rehin hakkı kurulmasına ilişkin onayın verilmesi, yan edim yükümlülükleri hakkında iç yönerge çıkarılması. şirket sözleşmesinin 613 üncü maddenin dördüncü fıkrası uyarınca ortakların onayını yeterli görmemesi hâlinde, müdürlerin ve ortakların şirkete karşı bağlılık yükümü veya rekabet yasağı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunabilmelerinin onayı için gereken iznin verilmesi, bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerden dolayı şirketten çıkarılması” yetkileri de ilave edilebilir.

Tek ortaklı limited şirketlerde genel kurulun yetkisi nasıl olacaktır?

Tek ortaklı limited şirketlerde, tek olan bu ortak genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir. Tek ortağın genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerlilik kazanabilmeleri için yazılı olmaları şarttır.

Genel kurulu toplantıya kimler, hangi süre içerisinde çağıracaktır, genel kurul hangi süre içerisinde yapılacaktır ve ortaklar genel kurula temsilen istedikleri kişileri gönderebilecekler midir?

Genel kurul müdürler tarafından toplantı gününden en az 15 gün önce toplantıya çağrılacaktır (15 günlük süre şirket sözleşmesi ile uzatılabilecektir ya da istenmesi halinde 10 güne kadar kısaltılabilecektir) ve olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay (Ocak-Mart) içinde yapılacaktır. Şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılabilecektir. Her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir.

Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ise 28.11.2012 tarih ve 28481 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Dolayısıyla bu Yönetmelik hükümleri, toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında limited şirketler için de uygulanacaktır.

Limited şirketlerde çağrısız genel kurul mümkün müdür?

Limited şirketlerde çağrısız genelkurul mümkündür. Çağrısız genel kurula ilişkin olarak anonim şirketler için yapılan düzenleme limited şirketler için de geçerlidir. Bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, çağrı usulüne uyulmaksızın genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilirler.


Genel kurulda oy hakkının hesaplanması nasıl olacaktır?

Ortakların oy hakkı esas sermaye paylarının itibarî değerine göre hesaplanacaktır. Şirket sözleşmesinde daha yüksek bir tutar öngörülmemişse her 25 (yirmibeş) Türk Lirası bir oy hakkı verir. Ancak, şirket sözleşmesi ile birden fazla paya sahip ortakların oy hakları sınırlandırılabilir. Ortak, en az bir oy hakkını haizdir. Şirket sözleşmesinde açıkça düzenlenmişse yazılı oy da verilebilir.

Şirket sözleşmesi ile oy hakkı, itibarî değerden bağımsız olarak her esas sermaye payına bir oy hakkı düşecek şekilde de belirlenebilir. Bu hâlde en küçük esas sermaye payının itibarî değeri, diğer esas sermaye paylarının itibarî değerleri toplamının onda birinden az olamayacaktır.

Ancak, oy hakkının esas sermaye paylarının sayısına göre belirlenmesine ilişkin şirket sözleşmesi hükmü, denetçilerin seçimi, şirket yönetimi ya da onun bazı bölümlerinin denetimi için özel denetçi seçimi, sorumluluk davası açılması hakkında karar verilmesi hallerinde uygulanamayacaktır.


Ortakların oy haklarını kullanamayacakları durumlar var mıdır?


Herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar. Yine, şirketin kendi esas sermaye payını iktisabına ilişkin kararlarda, esas sermaye payını devreden ortak oy kullanamayacaktır. Ortağın bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulunmasını onaylayan kararlarda da ilgili ortak oy kullanamayacaktır.

Genel kurulda kararlar hangi oy çoğunluğu ile alınacaktır?

Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacaktır.


Genel kurulun bütün kararlarında toplantıda temsil edilenlerin salt çoğunluğu ile karar alınabilecek midir?

Önemli kararlar için özel düzenleme yapılmıştır. Yeni TTK’nın 621’inci maddesi hükmü uyarınca; aşağıdaki genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilecektir.

–              Şirket işletme konusunun değiştirilmesi.
–              Oyda imtiyazlı esas sermaye paylarının öngörülmesi.
–              Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılması, yasaklanması ya da kolaylaştırılması.
–              Esas sermayenin artırılması.
–              Rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılması.
–              Şirket merkezinin değiştirilmesi.
–              Müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmalarına genel kurul tarafından onay verilmesi.
–              Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması.
–              Şirketin feshi.

Ayrıca, Kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış nisap (üye sayısı) aranıyorsa, bu nisabı daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümleri, ancak şirket sözleşmesinde öngörülecek çoğunlukla kabul edilebilecektir.


Limited şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptali mümkün müdür?

Bu konu daha önceki yazılarımızda ele alınmıştır. Vurgulayalım ki, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümler, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacaktır.

Limited şirketlerin genel kurllarında bakanlık temsilcisi bulunacak mıdır?

Yeni TTK’nın 617’nci maddesine göre, anonim şirketlerde genel kurula ilişkin hükümler limited şirketler için de uygulanacaktır. Ancak, bakanlık temsilcisine ilişkin anonim şirketlerle ilgili düzenlemenin limited şirketler için uygulanmayacağına madde hükmünde yer verilmiştir.
Dolayısıyla limited şirketlerin genel kurullarında bakanlık temsilcisi bulunmayacaktır.


Limited şirketlerin genel kurulları elektronik ortamda yapılabilecek midir?

Limited şirket genel kurullarının elektronik ortamda yapılması mümkündür. Ancak, elektronik ortamda genel kurul yapabilmek için, limited şirketlerin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanıp yürürlüğe giren Ticaret Şirketlerinde Anonim Şirket Genel Kurulları Dışında Elektronik Ortamda Yapılacak Kurullar Hakkında Tebliğ’deki genel kurula elektronik ortamda katılmaya ve oy vermeye ilişkin sözleşme hükmü örneğini aynen şirket sözleşmelerine almaları gerekmektedir.

Gelecek yazılarımızda ise tek kişilik şirketlerde genel kurullar ile genel kurulların tescili için gerekli evraklar ele alınacaktır.

Kaynak: http://www.thelira.com/yazar/31/ekrem-oncu/2739/limited-sirketlerde-genel-kurullar

Kira gelirlerinin beyanı (1) – 5 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 05 Mart 2014 - 9:37

Geliri gerçek usulde tespit edilen vergi mükelleflerinin beyan dönemi 1 Mart 2014 tarihi itibariyle başladı. Başka bir anlatımla, Mart ayı, mükelleflerin bir yıllık; ticari, zirai, ücret, serbest meslek, kira, faiz, repo vb. kazançlarının beyan edilip birinci taksitlerinin ödeneceği ay.

Her yıl olduğu gibi siz değerli Yenigün Gazetesi okuyucularına konu hakkında bilgi aktarmayı görev kabul ettik. Bu nedenle Mart ayında beyan edilmesi gereken kazançların beyannamelerini tek tek ele alacağız.

Bugün ilk olarak gayrimenkul sermaye iradının ya da halk diliyle kira gelirlerinin beyanını sizlerle paylaşacağız.

Kira gelirini, Gelir Vergisi Kanunu; mal ve hakların kiraya verilmesi karşılığında elde edilen gelirleri “Gayrimenkul Sermaye İradı” olarak açıklamaktadır.

Kira gelirinin elde edilmesi:

Kira gelirinde gelirin elde edilmesi, tahsil esasına bağlanmıştır. Tahsil esasına göre kira gelirinin vergilendirilmesi için, nakden veya ayni olarak tahsil edilmiş olması gerekmektedir.

Kira bedelinin nakden tahsil edilmesi:

Kira bedelinin nakden tahsil edilmesi, kiranın Türk parası veya yabancı para ile ödenmesini ifade eder. Hatırlatmadan geçmeyelim, alınan çek bedelleri de nakden tahsilat sayılır. Mükellefler tarafından o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak tahsil edilen kira bedelleri, tahsil edildiği yılın hasılatı sayılır. Örneğin; 2011, 2012, 2013 yılları kira gelirleri topluca 2013 yılında tahsil edilirse, 2013 yılının geliri olarak dikkate alınacaktır. Gelecek yıllara ait olup, peşin tahsil edilen kira bedelleri, ödemenin yapıldığı yılın değil, gelirin ilgili olduğu yılın hasılatı olarak kabul edilir. Örneğin; 2013, 2014 ve 2015 yılları kira gelirleri topluca 2013 yılında tahsil edilirse, her yıla ait kira bedeli ilgili yılda beyan edilecektir.

Döviz cinsinden kiraya verme işlemlerinde tahsilatın yapıldığı tarihteki TC. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınarak gayri safi hasılat belirlenir. Borsada rayici yoksa Maliye Bakanlığı tarafından saptanan kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilir. Kira bedelinin ayni olarak tahsil edilmesi yani kiranın ayni olarak alınması halinde, tahsil edilen kiralar Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre emsal bedeli ile paraya çevrilir.

Kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerin belgelendirilmesi:

Maliye Bakanlığı’na verilen yetkiye istinaden, konutlarda her bir konut için 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenler ile işyerini kiraya verenlerde miktar sınırlaması olmaksızın kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerin 1 Kasım 2008 tarihinden itibaren banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınmak suretiyle, para yatırma veya havale, çek veya kredi kartı gibi araçlar kullanılmak suretiyle yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinde, bu belgeler tevsik edici belge kabul edilecektir. Bankaların internet şubeleri üzerinden yapılan ödeme ve tahsilatlar da aynı kapsamdadır. Söz konusu zorunluluklara uymayanlara kesilecek ceza, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355’inci maddesinin o yıl için belirlenen özel usulsüzlük cezası miktarından az olmamak üzere her bir işlem için bu işleme konu tutarın yüzde 5’idir. Devam edecek.

Kaynak: http://www.gazeteyenigun.com.tr/koseyazilari/28631/kira-gelirlerinin-beyani-%281%29

Dikkat! ‘İşsizlik’ artıyor, sigorta teşviki kullanalım – 4 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 04 Mart 2014 - 9:49

İşverenleri istihdam yaratmaya yönlendirmek için devletin de elini taşın altına koyması çoğu zaman gerekiyor. Aksi takdirde işverenler yüksek sigorta prim yükleri karşısında yeni bir iş imkânı doğsa bile eleman almıyorlar ve mevcut elemanlarını daha çok çalıştırmayı tercih ediyorlar. Yani fazla mesai yaptırmayı tercih etmekteler. OECD ülkeleri arasında en fazla haftalık çalışma süresine sahip olmamız da bu nedenle tesadüfî değil. İşsizlik sorununun önlenmesinde en önemli yöntemlerden birisi sigorta prim teşvikleri.
Son yıllarda pek çok teşvik hazırlandı. İşverenleri hem yeni yatırımlara yönlendirmek, hem de mevcut işyerlerinde çalışanlara yönelik prim teşviklerinden yararlandırmak için pek çok teşvik sistemi devreye girdi. Bunlar içerisinde yeni yatırımlara yönelik olanlar olduğu gibi, mevcut çalışanlar ve mevcut işyerlerine yeni alınacak kişiler için hazırlanan teşvikler de var. Özellikle, işgücü piyasasının dezavantajlı grupları olarak nitelendirdiğimiz, kadınlar, engelliler ve uzun süreli işsizler için hazırlanan teşvikler halen kullanımda.

En çok ilgi gören teşvik
Sigorta prim teşvikleri içerisinde en çok kullanılan 5 puanlık sigorta prim indirimi. Bu teşvikten yararlanmak için işverenlerin aylık prim ve hizmet belgesini SGK’ya yasal süre içerisinde vermeleri, primlerini eksiksiz ödemeleri, geriye dönük prim borçlarının bulunmaması ve o işyerinde sigortasız bir işçi çalıştırıldığına dair bir tespitin olmaması gerekiyor. Yani primlerini zamanında ve tam yatıran bütün işyerleri bu destekten yararlanabiliyor. 1 Ekim 2008’den bu yana uygulanan teşvikten 2013 Ekim ayı itibariyle 1 milyon 154 bini aşkın işyeri yararlanmış. Bu kapsamda 8 milyon 641 bin çalışanın sigorta priminden 5 puan indirim yapılmış ve 670 milyon TLEkonomi Bakanlığı’nın kaynaklarından özel sektör işverenlerine aktarılmış.
SGK’ya kayıtlı işyerlerinin yüzde 65’inin bu teşvikten yararlandığı görülüyor. Dolayısıyla sigorta prim teşviki uygulamasının kayıtdışılığı önlemek konusunda da işe yaradığını söylemek mümkün.
Engelli, genç ve kadınlar
İşgücü piyasasının dezavantajlı kesimleri olarak nitelendirdiğimiz engelliler, gençler ve kadınlar için istihdam teşvikleri işverenleri bu kesimleri işe alma konusunda motive ediyor. İşverenler yeni işler için teşviklerden yararlanması mümkün olan engelli, kadın ve gençleri tercih ederek maliyet avantajı sağlamak istiyorlar.
Engelliler için sağlanan teşvik engelli zorunluluğu kapsamında istihdam edilen engellilerin sigorta primlerinin işveren hissesinin tamamının, kontenjan fazlası ve zorunluluk olmadığı halde engelli istihdam edilen engelliler için ise sigorta primi işveren hissesinin yarısının Hazine tarafından ödenmesini öngörüyor.
Kadın ve genç işsizlere yönelik hazırlanan ve 5 yıl süreyle “yeni işe alınan” genç ve kadınların sigorta primlerinin belirli bir oranının kamu kaynaklarından ödendiği teşvik de önemli düzenlemelerden birisi.

1.7 milyonda 6 bin!
Ancak 2013 yılı Ekim ayı itibariyle bu teşvikten sadece 6 bin 117 işyeri yararlanmış. Bu sayı yaklaşık 1.7 milyon işyerinin olduğu ülkemizde oldukça düşük. Sayının düşük kalmasının en önemli nedeni teşvikten yararlanacak işverenlerin mevcut istihdam rakamına ilave ve aynı zamanda ilk kez çalışma yaşamına girecek olanları alma zorunluluğu.
Bu teşvik kapsamında işe alınan kişilerin sigorta primlerinin işveren payının ilk yıl tamamı, ikinci yıl yüzde 80’i, üçüncü yıl yüzde 60’ı, dördüncü yıl yüzde 40’ı ve beşinci yıl ise yüzde 20’si işsizlik sigortası fonundan karşılanıyor.
18-29 Yaş arası erkekler ve 18 yaş üstü kadınlar için sağlanan bu teşvik 30 Haziran 2010’da sona erdi. Ancak o dönemde işe yeni alınan teşvik kapsamındaki kişiler için uygulama 5 yıl süreyle devam ettiği için teşvikten yararlanma halen devam ediyor.

9 milyar TL aktarıldı

Tüm teşvikler çerçevesinde 2013 sonu itibarıyla 9.1 milyar TL özel sektöre aktarılmış durumda.
1 milyon 528 bin işyeri bu teşviklerden yararlandı ve toplamda 10.5 milyon sigortalı için teşvikler işledi.
Teşvikler bir ekonomide istihdam yaratılması için çok önemli. Devletin istihdam yaratmak için ön ayak olması ve hem bölgesel gelişmişlik farklarını ortadan kaldıracak yeni yatırımlara imkân sağlaması hem de işgücü piyasasının dezavantajlı kesimleri için teşvikler sağlaması bir zorunluluk.
Bu doğrultuda teşviklerden yararlanma düzeyinin daha da yükseltilmesi ve faydalı olduğu görülen teşviklerin uzatılması son derece yerinde olacaktır.

Kaynak : http://ekonomi.milliyet.com.tr/dikkat-issizlik-artiyor-/ekonomi/ydetay/1845790/default.htm

3.600 günle ne zaman emekli olabilirim? – 4 Mart 2014

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 20)
Paylaş
Tarih : 04 Mart 2014 - 9:44

>Abbas Ü.
05.05.1963 doğumluyum. 1985 yılında Sigorta girişim ve 3.451 günüm var. 3.600 günle ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.05.1985
tarihli Sigorta girişiniz ve 3.451 gününüz var. 25 yıl, 48 yaş ve 5.225
günle emekli olabilirsiniz. Bunun için 18 ay askerlik borçlanıp, 3.5
yıl da prim ödeyeceksiniz.
Veya 60 yaşınızda, 3.600 günle yaştan emekli olursunuz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

>Mustafa K.
15.03.1970
doğumluyum. İlk Sigorta giriş tarihim 1989. 1990-1991 tarihleri
arasında askerlik yaptım. Askerlik borçlanması yapabilir miyim? Bir
şirkette 19 yıl çalıştım. Kendi iş yerimi açmak için ayrılmak zorunda
kaldım. 2011 yılı başı itibariyle işten ayrıldım. Ayrılmadan önce
SGK’dan kıdem tazminatı alabilir yazısını aldım. İş yeri kabul etmedi.
Ben de iş yeri açacağım diye uğraşmadım: Bu durumda halen tazminat alma
hakkım var mıdır, ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 11.06.1989
tarihli Sigorta girişiniz ve 6.873 gününüz var. 25 yıl, 51 yaş ve 5.450
günle emekli olabilirsiniz. Gününüz dolmuş. Askerliğiniz 11.06.1989
tarihinden sonra olduğu için, borçlanmanızın erken emekli olmanıza bir
faydası olmaz.
Tazminat alabilir yazısına rağmen işvereniniz tazminatınızı ödemediği için, dava açabilirsiniz.

>Naim S.
25.03.1973
doğumluyum. 15.01.1995 tarihinde Sigorta girişim var. 6 seneye yakın
basında hizmetim ve 6.448 günüm var. Günün fazla olmasının emekliliğe
katkısı var mı? 1993-1994 yıllarında 18 ay askerlik yaptım. Askerlik
borçlanması ne kadar; yatırırsam ne zaman emekli olabilirim? İlginize
şimdiden teşekkür ederim.
CEVAP:
15.01.1995 tarihli Sigorta girişiniz ve 6.448 gününüz var. 23.05.2002
tarihine kadar 2 ay 6 gün basın indiriminiz var. 6 ay da askerlik
borçlanması yaparsanız, giriş tarihiniz 09.05.1994 olur. 25 yıl 54 yaş
ve 5.675 günle emekli olabilirsiniz. 30.08.2008 tarihine kadar toplam 1
yıl 5 ay 22 gün basın indiriminiz var. Bu süre kadar sigortalılığınıza
ilave ediliyor ve emeklilik yaşınızdan düşülüyor. Böylece 54 yaşınızın
dolduğu 25.03.2027 tarihi yerine, 03.10.2025 tarihinde emeklilik
müracaatı yapabilirsiniz. 6 ay askerlik borçlanması ve basın indirimi
sayesinde 2 yıl 5 ay 22 gün önce emekli olacaksınız. 6 ay askerlik
borçlanması 2.056,32 TL’dir.

>Hüseyin K.
13.05.1968
doğumluyum. 01.10.1986 tarihli Sigorta girişim ve 4.498
günüm; Bağ-Kur’da da 1.650 günüm var. Ne zaman emekli olabilirim?
Teşekkür ederim.
Cevap: Verdiğiniz
bilgilere göre; 4/a ve 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 6.148 gününüz
var. 25 yıl, 49 yaş ve 5300 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve
gününüz dolmuş. BAĞ-KUR’dan sonra Sigorta’ya 1.260 gün prim ödemeniz
şartıyla, 49 yaşınızın dolduğu 13.05.2017 tarihinde emeklilik müracaatı
yapabilirsiniz.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/lutfi-koksal/578497.aspx

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI