Yurt dışı hizmeti ve çocuklar için doğum borçlanması

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 29 Aralık 2014 - 9:55

C. Bayrak
22.01.1955 doğumlu bayanım. 15.10.1973-08.06.1979 yılları arasında 2.063 gün Almanya’da çalışmam var. Türkiye’de ilk sigortaya giriş tarihim 01.04.2009 ve 585 günüm bulunmakta. Aynı zamanda 1979 ve 1983 doğumlu 2 çocuğum var. Yurt dışı hizmetim ve çocuklarım için doğum borçlanması yapabilir miyim, ne zaman emekli olabilirim?

CEVAP: Almanya’daki çalışmalarınızı borçlanırsanız, Türkiye’de giriş tarihiniz 15.10.1973 olur. 15 yıl, 50 yaş ve 3.600 günle emekli olabilirsiniz. 2063 gün yurt dışı hizmeti ve 952 gün doğum borçlanması yaparsanız, 3.600 güne tamamlayarak emekli olursunuz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

Hülya Ş.
13.03.1969 doğumlu bayanım. 1989 yılında sigortalı olarak işe başladım. 2001 ve 2004 doğumlu iki çocuğum var. 2003 ve 2004 yıllarında isteğe bağlı prim ödedim. 03.05.2014 tarihi itibariyle BAĞ-KUR’lu oldum. Ne kadar doğum borçlanması yapmalıyım, Bağ-Kur’lu olarak doğum borçlanması yapabilir miyim, ne zaman ve hangi kuruma müracaat etmeliyim, nasıl emekli olabilirim?

CEVAP: 15.12.1989 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 4.413 gününüz var. 20 yıl, 46 yaş ve 5.375 günle SSK’dan emekli olabilirsiniz. Bunun için en geç 28.02.2015 tarihi itibariyle BAĞ-KUR’dan ayrılıp, 01.03.2015’ten itibaren bir başka iş yerinde sigortalı olarak çalışabilirsiniz ve bu arada SSK’ya 812 gün doğum borçlanması yaparsınız. 46 yaşınızın dolduğu 13.03.2015 tarihinden sonra emeklilik müracaatı yapabilirsiniz. Başka iş yerinde prim ödeyince, BAĞ-KUR’a prim ödemeniz gerekmez. Kendi iş yeriniz devam ederse, emekli maaşınızın %15’i Sosyal Güvenlik Destek Primi olarak kesilir. BAĞ-KUR’a prim demeye devam ederseniz, 7200 günle BAĞ-KUR’dan emekli olursunuz.

Yalçın G.
22.02.1971 doğumluyum. 10.12.1986 tarihlinde Sigorta girişim ve 2.818 günüm var. 1993-1994 yıllarında 19 ay askerlik yaptım. 1996-2011 yıllarında BAĞ-KUR ödedim. 12.07.2011 tarihi itibariyle sigortalı olarak çalışmaktayım. Ne zaman emekli olabilirim?

CEVAP: 10.12.1986 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplan 5.636 gününüz var. 25 yıl, 50 yaş ve 5.375 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve gününüz dolmuş. 12.07.2011 tarihi itibariyle 4/a kapsamında 1.130 gün prim ödemişsiniz. 130 gün daha öderseniz, 1.260 güne tamamlayarak, 50 yaşınızın dolduğu 22.02.2021 tarihinde emekli olursunuz.

Zeynep P.
1966 doğumlu bayanım. Türkiye’de 1984 yılında 90 gün sigortalı çalışmam var. 1969 yılından beri Almanya’da yaşıyorum. Türkiye’den kaç yılında ve kaç günden emekli olabilirim; ne kadar toplam para yatırmam gerekir? Teşekkür ederim.

CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre; Türkiye’de 1984 tarihli Sigorta girişiniz ve 90 gününüz var. 20 yıl, 41 yaş ve 5.000 günle emekli olabilirsiniz. 20 yılınız ve yaşınız dolmuş. 4.910 gün borçlanırsanız, Türkiye’den emekli olursunuz. 4.910 gün borçlanma x 12,10 TL=59.411 TL’dir.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/lutfi-koksal/584065.aspx

Kaçak işçi sorunu ciddi alarm veriyor

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 29 Aralık 2014 - 9:53

Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin 1.5 milyon kişiyi aştığı bir dönemde, kayıtdışı istihdamda tehlikeli tırmanış yaşanıyor. Hükümetin kayıtdışı ekonominin azaltılmasına ilişkin yeni eylem planını devreye alması gündemde

Türkiye işgücü piyasasında temel mücadele alanlarından biri de kayıtdışı istihdam. Türkiye’de çalışan her üç kişiden biri kayıtdışı çalışıyor ve bu durum çoğunlukla bir seçimden çok kayıtlı istihdam imkânlarındaki daralmaya bağlı olarak adeta bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor.
2005 itibariyle yüzde 48.2 olan kayıt dışı istihdam oranı 2013’te yüzde 36.8’e kadar geriledi. Bu durumun arka planında, istihdamın ortalama eğitim düzeyinin artması, istihdam artışının kayıt dışılığın göreli olarak daha düşük olduğu hizmet ve sanayi kesimlerinde yoğunlaşması, ücret dışı işgücü maliyetlerini aşağıya çeken çeşitli sigorta prim teşvikleri ve denetimlerin sıkılaştırılması var.

2014’te çıkışa geçti
2014’ün şubat ayından itibaren bu oran ne yazık ki yeniden yükselmeye başladı. Şubatta 8 milyon 452 bin olan kayıtdışı çalışan sayısı, eylüle gelindiğinde 9 milyon 345 bine yükseldi. 7 aylık dönemde 892 binlik bir artış yaşandı.
Türkiye’de erkeklere oranla kadınlar daha fazla kayıtdışı çalışıyor. Eylül itibariyle 3.8 milyon kadın kayıtdışı istihdamda. Bu rakam çalışan kadınların yarısına denk geliyor. Bununla birlikte, SGK verileri kayıt dışı çalışmanın gençlerde (yüzde 70) ve yaşlılarda (60-64 yaş gurubunda yüzde 74.4; 65 yaş üzerinde yüzde 83.2) daha yaygın bir eğilim olduğunu ortaya koyuyor.
İş piyasasında kayıtdışı istihdam eğiliminde temel belirleyicilerin başında ekonomik büyüme geliyor. Yüksek büyümenin yüksek istihdam artışı yarattığı dönemlerde yeni işler daha çok kayıtlı sektörlerde yaratıldığından kayıtdışı istihdamdaki gerileme hızlanıyor. Büyüme yavaşladıkça ve düşük istihdam artışı yarattıkça, kayıtdışılıktaki olumlu tablo ortadan kaybolabiliyor.

Nasıl ölçülüyor?

Kayıtdışı istihdam, çalışanların çalışmalarının vergi dairesi, SGK gibi ilgili kamu kurumlarına hiç bildirilmemesi ya da gün veya ücret olarak eksik bildirilmesi anlamına geliyor. Bu durumda, söz konusu çalışanların gelir getirici faaliyetleri GSMH kayıtlarının dışında kalıyor.
TÜİK, referans haftasında çalıştıkları esas işlerinden dolayı herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna (mevcut durumda Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında birleştirilmiş olan SSK, Bağ- Kur ve Emekli Sandığı) kayıtlı olmayanları, kayıt dışı istihdam kapsamında değerlendiriyor.

Sigortasız işçi çalıştıran yanar

SGK tarafından gerçekleştirilen bir denetimde sigortasız işçi çalıştırdığı tespit edilen işverene SGK’ya zamanında bildirim yapmadığı için kayıtdışı istihdam edilen her bir çalışan için 2 asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. Yani 2014’ün ikinci altı ayı itibarıyla çalıştırdığı her bir sigortasız işçi için işveren 2.268 TL idari para cezası öder. İşçiyi 1 yıldır kayıtdışı istihdam eden işverenin ödeyeceği idari para cezası 27 bin TL’yi geçer.
Bunun yanında işçiyi bir yıl boyunca sigortasız çalıştırdığı tespit edilen işverenden bu bir yıl içinde sigortalı adına ödenmesi gereken primlerin tamamı tahsil edilir. Asgari ücretle çalışan bir işçi için sigorta primi işveren ve işçi payı toplam 425.25 TL’dir. Bir yıl boyunca işçiyi sigortasız çalıştıran işveren 5.103 TL sigorta primi ödemek zorunda kalacaktır.

Teşvik hakkı iptal olur

Diğer yandan sigortasız işçi çalıştırdığı tespit edilen işveren yüzde 5’lik prim indirimi teşvikinden yararlanma hakkını da kaybeder. Bu şekilde asgari ücretle işçi çalıştıran bir işveren sigortasız işçi çalıştırmak dolayısıyla her bir işçi için aylık 56,7 TL’lik teşvikten de mahrum kalmış olur.
Ayrıca bir kez sigortasız işçi çalıştırdığı tespit edilen işveren ilerleyen dönemde bir kez daha sigortasız işçi çalıştırmak dolayısıyla idari para cezasına maruz kaldığında idari para cezasının rakamı 5 asgari ücrete yükselir. Bütün bu nedenlerle kayıtdışı işçi çalıştırmak işverenler için kayıtlı işçi çalıştırmaktan çok daha maliyetlidir.


Bölgesel uçurum dikkat çekiyor!

Kayıtdışı istihdamda bölgesel düzeyde önemli farklılıklar var. SGK verilerine göre, kayıtdışı istihdamın en yoğun olduğu bölgeler; Kuzey ve Orta Anadolu Bölgeleri. Bu bölgelerde yaratılan istihdamdaki kayıtdışılık yüzde 60’ın üzerinde.
Söz konusu bölgeleri, her iki çalışandan birinin kayıt dışı olduğu Doğu Karadeniz ve Güney Doğu Anadolu izliyor.
TÜİK’in sonuçları da kayıt dışı istihdamda en üst sıralarda Ağrı, Van ve Şanlıurfa’nın olduğunu gösteriyor.

Tarımın ağırlığı…
İstihdamda kayıt dışılığın bölgeler arasında büyük ölçüde farklılaşması açısından ise birkaç yapısal faktörün etkisi var. Öncelikle, istihdamın sektörel kompozisyonunun, ortalama firma büyüklüklerinin ve çalışanların eğitim düzeylerinin her bölge için farklılaşan yapısı, kayıt dışılık düzeyini doğrudan etkiliyor. Bu bağlamda, kayıt dışılığın yüksek olduğu yerler, daha çok tarım sektörünün ağırlıkta olduğu ve niteliksiz işgücünün istihdamda yer aldığı bölgeler olarak karşımıza çıkıyor.
Yukarıdaki tabloda tarım dışında kayıt dışı istihdamın en yüksek olduğu sektörlerin bölgesel dağılımı yer alıyor. TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi mikro veri setini kullanarak hazırladığımız tabloya göre; bina inşaatında kayıtdışılığın en çok olduğu bölgeler, Diyarbakır – Şanlıurfa, Van- Muş- Bitlis-Hakkari ile Adana-Mersin.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/kacak-isci-sorunu-ciddi-alarm/ekonomi/ydetay/1990861/default.htm

İşsizlik Sigortasında Bu Adaletsizlik Daha Ne Kadar Devam Edecek?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 29 Aralık 2014 - 9:51

İşsizlik Sigortasında Bu Adaletsizlik Daha Ne Kadar Devam Edecek?

Soru: 1994 Temmuz ayında SSK girişim var, 5750 günüm 2014 Kasım ayı içinde doldu ve halen SSK’lı olarak çalışıyorum. 2013 yılında da tek ortaklı bir limitet şirket kurdum, eşim bu şirkette SSK’lı olarak görünüyor. Halen çalıştığım şirketten yıl sonu itibariyle ayrılarak (bordrodan çıkarak) kendi şirketim üzerinden fatura kesmeye başlayacağım. Bu durumda Bağ-Kur’lu olmak zorunda kalıyorum. Kendi şirketim beni işten çıkarmış gözükürse işsizlik maaşı alabilir miyim? Sen Bağ-Kurlusun, alamazsın derler mi? V.V.

Cevap: İşsizlik sigortası ülkemizde işçinin sırtından dolan ama asıl yararını işçiye göstermeyen bir fona dönüşmüş durumda. Sözgelimi brüt ücretiniz 7000 TL ve bu rakamın tamamından işsizlik sigortası fonuna prim kesiliyor. Buna karşın bu işçi işsiz kaldığında işsizlik ödeneğinde tavan var ve tavanın üzerinde ödenek vermeyiz deniyor. Bu tavan da brüt asgari ücretin yüzde 80’i tutarında olduğundan 900 TL’den fazla ödenek vermeyiz deniyor. Yani 7000 TL brütle çalışan bir işçi işsiz kaldığında al bu 900 TL ile geçin deniyor. İşsizlik Fonunun ilk oluştuğu 2001-2003 yılları için bu uygulama bir ölçüde normal karşılanabilir ama işçiler dışında hemen her yere destek yapılmasına karşın her geçen gün büyüyen ve 30.11.2014 tarihi rakamlarına göre 80.316.909.000 TL’ye ulaşan işsizlik fonunda işçiye gelince cimrilik devam ediyor.

Hizmet akdine dayalı çalışan işçiye son 120 günü sürekli olmak üzere son 3 yılda en az 600 günlük primi var iken bu işini kendi istek ve iradesi dışında kaybetmesi halinde işsizlik ödeneği verilmesi gerekirken sözgelimi devam eden bir ortaklığı var diye Bağ-Kur sigortalısı olduğundan bahisle İş-Kur’ca işsizlik ödeneği ödenmiyor. Bu durumda size de İş-Kur işsizlik ödeneği vermeyecektir. Evet Bağ-Kur sigortalılığınız SSK sigortalılığınız gibi işsizlik ödeneğine tabi bir çalışma türü değil, hizmet akdine tabi bir çalışma da değil. Mamafih İş-Kur bu durumda bile “Sen çalışıyorsun, işsizlik ödeneği vermem” diyebiliyor.

Aslında güya işçiler için kurulan İşsizlik Sigortası Fonu bu kadar devasa boyutlara ulaşmış iken en azından hakkaniyete uygun olarak ödenekteki üst sınırı sigorta primine esas tavana eşitlemek gerekirken, yahut işsizlik sigortası primi matrahına ödenekteki gibi “Brüt asgari ücretin yüzde 80’i tutarı” kadar bir üst sınır getirilmemesindeki engel nedir? Toplanan işçi+işveren primi ödenen işsizlik ödeneği tutarının dört katını aşmaya devam ettiği bu mevcut durumda Fonun kimin için kurulduğu kimin üzerinden beslendiği  göz ardı edilerek uygulamanın aynı şekilde sürdürülmesi vatandaşın Devlete güvenini zedeleyecek boyutlara gelmiştir. Çıkarılması düşünülen Kıdem Tazminatı Fonu, Bireysel Emeklik fonu gibi yeni fonlara olan güveni ise haklı olarak baştan erozyona uğratmaktadır.

Bu haliyle İşsizlik Sigortası emekçiyi sömürmenin daniskası değil midir?

Soru: Ben 01.01.2012 tarihi itibari ile ek-5 yatırıyorum. Şimdi bir işyeri açıyorum. Bağ-Kur primi yatırmak zorunda mıyım? H.GÖKMEN

Cevap: Ek-5 Tarım sigortası Yasa Koyucunun 2925 sayılı Yasa kapsamında Tarım SSK sigortalılığının yerine öngördüğü bir sigortalılıktır. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde tanımlanan  zorunlu sigortalılık kolları ile isteğe bağlı sigortalılık hükümleri ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi (Özel banka borsa sandıkları) kapsamında sigortalı olmayan, kendi sigortalılıklarından dolayı bu kanunlara göre gelir veya aylık almayan ve 18 yaşını doldurmuş olanlardan; tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanlar için düzenlenmiştir. Yani ek-5’li kişi “İş bulduğumda onun bunun tarlasında ziraat işinde çalışıyorum” diyen kişidir ve en önemlisi isteğe bağlı bir sigortalılık türüdür. Bu nedenle tüm isteğe bağlı sigortalılıklarda olduğu gibi zorunlu sigortalılık başlayınca sona ermesi gerekir.

Nitekim 5510/ek-5 maddesi kapsamındaki sigortalılık; Tarım Bağ-Kur sigortalılığı da dahil olmak  üzere 5510/4  üncü  maddeye  istinaden sigortalı  olarak çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihten, sigortalılıklarını sona erdirme talebinde bulunanların talep tarihinden, prim borcu bulunanlardan talepte bulunanların primi ödenmiş son günden, gelir ya da aylık talebinde bulunanların aylığa hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden başlayarak sona erer.

Kaynak: http://www.alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=7302

Bakkal Çırağı Milletvekili Olayını Nasıl Okumalıyız?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 10 Aralık 2014 - 11:58

AKP’li bir vekilin 20 ay erken emekli olmak için borçlanma yaptığı ve bu yolla 140 bin TL kâra geçtiği basına yansıdı.

Malûm ülkemizde haber olmak için bir yerlerin bir vesileyle yazması gerekiyor. Doğru ya da yanlış fark etmiyor, hangi cenahtan olursa olsun birileri yazarsa haber oluyor, yazmazsa da olmuyor.

Ama bizce bu olay önemli bir gerçeği milletin asillerine duyurma konusunda bize fırsat sundu. Çünkü bahse konu olayda dikkat çekici bulunan olgu asıl manzaranın  küçük bir parçası sadece.

Doğrudan meselenin hakikatine geçelim. Burada aslında genel konjonktürel anlayışa aykırı  bir unsur gözükmüyor. Zira Yasa Koyucu TBMM’nin çıkarttığı yasalara göre bir çok konuda milletvekillerinin asillere fark atan haklarından bir tanesinin tezahürü bu. Şöyle ki SGK’nın “Hizmet Borçlanma Tebliği’ne SGK’nın ustaca yerleştirdiği, kaynağını 2012 sayılı Kanunla 5434 sayılı Kanunda yapılan değişiklikten alan maddeye göre;

“5434 sayılı Kanunun yürürlükte bulunan ek 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince aylıklarını 22 Ocak 1962 tarihli ve 1 sayılı Kanun ile ek ve tadillerine göre alan ve almış olan 5510 sayılı Kanun gereğince 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) kapsamındaki sigortalıların 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde sözü edilen sandıkların kanunlarının kapsamındaki serbest meslekte geçmiş ve değerlendirilmemiş hizmet sürelerinin 15 yılı, bu hizmetlerin adı geçen kanun hükümleri uyarınca belgelenmeleri halinde, öğrenim durumları itibariyle memuriyete giriş derecesi esas alınarak yapılacak borçlanmalara önceki mevzuat gereğince devam edilecektir” deniyor.

Borçlanmada fark

Kabul ediyorum, bu maddeyi okuyan herkes için milletvekillerinin dayanılmaz borçlanma hakkı olduğu ilk bakışta kolay anlaşılmıyor. Ama bu maddenin mukayeseli tam açılımını aynen şöyle yapabiliriz;

Yani bir millet asili esnaf “Ben 1985’te vergi mükellefi idim, ama Bağ-Kur beni kaydetmemiş, şimdi bu sürelerimi borçlanıp ödeyebilir miyim” dese, alacağı cevap “Hayır”,

Yine bir millet asili SSK sigortalısı “1980’de bir işyerinde 1 ay çalıştım ama primlerimi yatırmamış, o zamanlar internet olmadığından bunu öğrenemedim, şimdi tespit edilip işletilmesini istiyorum” dese hatta dava açsa bile alacağı cevap “Hayır”

Bir millet asili “stajyerlik sigortamda uzun vadeli sigorta primi ödenmemiş, bu nedenle emeklilikte başlangıç sayılmıyor, borçlanma parası neyse verip başlangıcıma saydırmak istiyorum dese alacağı cevap “Hayır”

iken,

Bir milletvekili seçildikten hemen sonra dilerse 15 yıla kadar bu süreleri sadece “Çalıştım” şeklinde beyan ederse “Hay hay” denip borçlanma işlemi gerçekleştiriliyor.  Maddede geçen “Kanun hükümleri uyarınca belgelenmeleri” şartı pratikte geçerli bir şart niteliği taşımıyor.

İşte bahse konu milletvekilinin yaptığı da bu, milletvekilleri için tanınan “Yağma Hasan’ın böreği” biçimindeki borçlanma hakkını kullanmış olmasıdır.

Sadece borçlanmada değil

Milletvekili borçlanma hakkı bakımından değil, birçok sosyal güvenlik konusunda da asillerinden daha fazla haklara sahiptir. Bu ülkede “Bal tutan parmağını yalar” atasözü varsa boşuna değil, milletvekili yasama organının unsuru olmanın karşılığını tepe tepe almış bulunuyor.

En fazla yıpranan kim?

Bu ülkede bırakın borçlanmayı akla zarar ama milletvekili bu ülkede askerden, polisten hatta yer altı maden işçilerinden bile daha fazla yıpranan kişidir fiili hizmet zammına dair kanunlara bakarsanız.

Aylıklar bakımından fark

Bu ülkede eski Emekli Sandığı iştirakçileri hariç 3000 TL brüt maaştan daha düşük maaş alanların çalışmaya ve prim ödemeye devam etmeleri halinde bağlanacak emekli maaşı azalır, bağlanan emekli aylıkları gelişme hızından faydalanamadığı için giderek düşme eğilimindedir.  Buna karşı Cumhurbaşkanı emekli maaşı cumhurbaşkanı maaşının yüzde 40’ına, milletvekili maaşları Cumhurbaşkanı emekli maaşının yüzde 45’ine endekslenip Cumhurbaşkanı maaşına her yıl milletvekilleri karar verdiğinden milletvekili emekli maaşları diğer emekli maaşlarının uğrayabileceği düşüşlerden azade bulunuyor. Yani önlem alınmazsa asil emekli maaşları  giderek düşmeye devam ederken tabiri caizse kabak gibi açıkta ve her türlü olumsuz koşula açık iken vekillerin maaşı hisar gibi bir fanus içinde korunmaya devam edecek.

Bakış açısı

Yani bahse konu milletvekili borçlanma gerekçesi icat ederken biraz acemi davranarak üniversite öğrenimi gereği çok uzak bir ilde iken SSK’lı olarak başka bir ilde çalıştığını iddia ettiği ortaya çıkmış o kadar. Zaten kendisi de “Bir kanun çıkarılmış. Ben de buna göre milletvekili emekliliğinden yararlanmak için başvurdum. Önemli olan sigorta primlerini yatırmaktır. Yoksa bakkalın-çakkalın yanında sigortalı çalışmışsın çalışmamışsın önemli değil. Önemli olan primlerin yatırılmasıdır. Bir haksızlık varsa ortaya çıkar. Birçok milletvekili de, benim yaptığım gibi yapmıştır” diyor ki son cümlesine aynen katılıyoruz. Ama ilk kısmına katılmıyoruz çünkü bu milletin asilleri öyle kolay kolay borçlanma imkânı bulamıyor. Önemli olan sigorta primlerinin yatırılması olsa “Al sana 25 yıllık prim beni emekli et” diyecek binlerce insan bulunuyor bu ülkede.

Oysa sorun bu değil, takılması gereken husus, hiçbir asil zümrede olmayan 15 yıl geriye doğru borçlanma hakkının sadece vekiller için söz konusu olmasıdır.

Diğer bir takılması gereken husus da bu ülkede görevi esnasında en fazla yıpranan kitlenin “Habire ölmeye devam eden” yer altı madencileri, terörizme bulanmış ortamlarda görev yaparken ki bireylerinin akıl sağlıkları dahi zedelenen asker ve polisler dururken neden milletvekilleri olduğu sorusunun üzerinde kafa yorulmayışıdır.

Kaynak: http://www.alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=7256

Etiketler :

Tübitak İle KOSGEB Ar-Ge ve Yenilik Destek Programlarının Mukayeseli Analizi ve Ortaya Çıkan Fırsatlar

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 05 Aralık 2014 - 11:22

TÜBİTAK İLE KOSGEB AR-GE VE YENİLİK DESTEK PROGRAMLARININ MUKAYESELİ ANALİZİ VE ORTAYA ÇIKAN FIRSATLAR

 

 Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ar-Ge ve İnovasyon Danışmanı, YMM
abdanmer@gmail.com
www.abdanmer.com

 

 

GİRİŞ

Bilimde tek  yöntem yaklaşımı olmayıp, birden fazla yöntem arayışı söz konusu olup, kriterlerimize ya da parametrelerimize göre yöntemlerimize  eleştirel analiz uygulayarak, en uygun olanını seçeriz. Son zamanlardaki Ar-Ge ve İnovasyon danışmanlığımızda piyasadan sadece TÜBİTAK Ar-Ge proje talebi değil, ek olarak KOSGEB Ar-Ge ve İnovasyon  projelerine  de ilgi duyulduğu gözlemlemekteyiz.

KOSGEB Ar-Ge ve İnovasyon projeleri ile ilgili TÜBİTAK Ar-Ge ve yenilik projelerin mukayesesi için firmalar tarafından  aşağıdaki sorular sorulmakta ve biz de cevaplarını aşağıdaki şekilde vermeyi düşündük. Düşüncelerimiz yoğunlaştıkça, ek fırsatların da ortaya çıktığını gördük.

 

MUKAYESELİ ANALİZ

1) SORU/CEVAP: TÜBİTAK AR-GE projelerine sadece Limited ve Anonim Şirketler başvururken, şahıs firmaları ile Kolektif Şirketler başvuramamaktadır. KOSGEB’de durum nasıldır? KOSGEB’de KOBİ niteliğindeki tüm firmalar başvurabilmektedir.

2) SORU/CEVAP: TÜBİTAK projelerinde aynı anda firmaların birden fazla projeleri bulunurken, KOSGEB’de aynı anda tek bir Ar-Ge projesi söz konusu olmaktadır.

3) SORU/CEVAP: TÜBİTAK’a ürün ve süreç yeniliği için Ar-Ge projeleri verilirken, KOSGEB’e hangi tür projeler verilebilir? Gerek TÜBİTAK gerekse KOSGEB projelerinin uluslar arası temel alt yapısı Frascati ve Oslo kılavuzları olduğundan, KOSGEB projelerinde de ürün ve süreç yenilikleri geçerlidir. Nitekim KOSGEB’in Ar-Ge ve İnovasyon destek programı uygulama esaslarının 4/1-a) maddesinde Ar-Ge’nin tanımı şu şekilde yapılmaktadır:

“Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge): Kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının arttırılması ve bunun yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için, sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmaları, çevre uyumlu ürün tasarımı veya yazılım faaliyetleri ile alanında bilimsel ve teknolojik gelişme sağlayan, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan, çıktıları özgün, deneysel, bilimsel ve teknik içerik taşıyan faaliyetleridir” denilerek hem ürün yeniliği hem de süreç yeniliğinden söz edilmektedir.

 Ürün yeniliği var, ürünü gerçekleştirecek süreç yeniliği olarak prototip makine tasarımı ve imalatı firmaya ait ise bizim önerimiz  KOSGEB AR-GE ve İnovasyon programına ya da TÜBİTAK kurumuna 1507 ve 1501 destek programına ürün ve süreç yeniliği olarak başvuru yapmaktır. Eğer firma çıktı olarak örneğin cıvata yerine maliyeti yüksek prototip makine imali yapıyorsa, proje kapsamı sadece ürün yeniliğini içerebilir.

 Ürün yeniliği var, prototip makine tasarımı firmaya ait, imalatı tasarım çıktısına göre firma dışında malzeme tedariki şeklinde olduğunda bizce  KOSGEB  AR-GE ya da TÜBİTAK PROJESİ uygundur.

– Ürün yeniliği  prototipi TÜBİTAK ya da KOSGEB Ar-Ge destek programından çıktı olarak  sağlanmış ancak seri üretimi için  yurtiçi ve yurtdışı makine alımı, kalıplar, test cihazı, yazılım, donanım vb. gibi ihtiyaçları söz konusu olursa, Ar-Ge projesinin tamamlanma tarihinden itibaren bir yıl içinde KOSGEB ENDÜSTRİYEL UYGULAMA programına başvurulmasını öneririz.

4) SORU/CEVAP: TÜBİTAK Ar-Ge projeleri online olarak ilkin proje ön bilgileri ile girilip, doldurulan form ve istenen belgeler kaşelenip imzalanarak bu kuruma gönderilerek onaylandıktan sonra proje girişi yapılır. KOSGEB’de başvuru nasıl oluyor? KOSGEB’de başvuru iki aşamalı olmayıp, doğrudan internet ortamında başvuru formu doldurularak, form çıktısı ile istenen belgelere kaşe ve imza tatbik edilip KOSGEB’e sunmak ile yapılmaktadır. KOBİ projelerinde maksimum süre TÜBİTAK’ta alt süre limiti olmaksızın en fazla 18 ay iken, KOSGEB’de en az 12 ay, en fazla 24 aydır.

5) SORU/CEVAP: TÜBİTAK Ar-Ge projelerinde proje ön bilgilerinin değerlendirmesi, proje meblağına göre iki ya da daha fazla üniversite hocasının firmaya gelip, proje ön bilgilerini sorgulayıp, ulaştığı sonuçları bir raporla Komite’ye sunması ve Komite kararı ile oluşmakta olup, yaklaşık 2-3 aylık bir süreyi kapsamaktadır. KOSGEB’de ise ön değerlendirmeye göre uygun bulunan projeler, başvuru sahibinin de sunumu yapacağı Kurul toplantısında görüşülerek, karara bağlanır, yani hakemlerin firmaya ziyaretleri söz konusu değildir. Kurul toplantı tarihine göre burada da süreç  geçmişte 2 ayı geçebilmekte iken,Aralık 2014’de bu sürenin oldukça kısaldığını gözlemlemekteyiz.

6) SORU/CEVAPTÜBİTAK’ta KOBİ’ler ilk bireysel 3 Ar-Ge projeleri için (ortaklı projelerde 5 adet KOBİ Ar-Ge  projesi söz konusudur)  500.000 TL harcama ve gider limitli % 75 hibe oranı ile daha sonraki 1501 sanayi Ar-Ge  projelerinde üst limit sınırı olmaksızın %40-60 hibe oranı desteklenirken, KOSGEB Ar-Ge projelerinde durum nasıldır? KOSGEB Ar-Ge projelerinde hibeli ve geri ödemeli destek oranı her zaman % 75 olup, bu oranın uygulanması ile çoklukla aşağıdaki üst limit destekler talep edilmektedir (harcama tutarına uygulanacak destek oranı ile bulunacak rakam yüksek de olsa, bu üst limitler geçerlidir):

– Makine-Teçhizat, donanım, malzeme, yazılım ve hizmet alımı –geri ödemesiz destek üst limiti 100.000 TL.

– Makine-Teçhizat, donanım, malzeme, yazılım ve hizmet alımı –geri ödemeli (faizsiz, proje bittikten 2,5 yıl içinde taksitle ödemeli,%100 banka teminat mektuplu)  KOSGEB kaynağından destek üst limiti 200.000 TL(geri ödemesiz ve geri ödemeli destekler tek bir makine alımı için birleştirilmeyip, ayrı ayrı alımlar için kullanılabilir).Makineler yeni ya da ilk kullanıcı için düzenlenen satış faturası tarihi itibariyle en fazla üç yaşında olabilir. KOSGEB mevzuatına göre tedarik edilen makineler 3 yıl içinde başkasına satışı ve devri mümkün değil iken, TÜBİTAK’ta böyle bir kısıtlayıcı hüküm yoktur.

– Projede görev alan mevcut ve yeni personele gider desteği 100.000 TL.

– Test, analiz, belgelendirme desteği 25.000 TL.

– Eğitim desteği 5.000 TL.

– Üniversiteden döner sermaye kapsamında hocalardan danışmanlık desteği  25.000 TL.

– Patent, sınai ve fikri mülkiyet hakları desteği 25.000 TL.

– Yurt dışı bireysel fuar, sergi, müşteri ve tedarikçi ziyaretleri destekleri 15.000 TL.

– CD, katalog, web sayfası gibi tanıtım desteği  5.000 TL.

7) SORU/CEVAP: TÜBİTAK’ta hibe ödemeleri Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık aylarını kapsayan iki ayrı dönemi takiben hazırlanacak teknik, mali ve YMM tasdik raporunun sunulması, izleyicinin denetimi ile olmaktadır. KOSGEB’de ise, projenin onayı ile firmanın taahhütname vermesi sonucu harcama ve gider yapabilme imkanının kavuşması ile birlikte Kurul’dan çıkan destekleri elektronik ortamda başvuru formunda doldurarak ve çıktılarını kaşe ve imzalayarak KOSGEB’e sunarak, alımlarını yapar ve 3 ayda bir KOSGEB izleyicisinin gelmesini beklemeden (TÜBİTAK’da olduğu gibi 6 ay beklemeksizin) faturaları ve ödeme dekontlarını Destek Ödeme Talep formu ile sunarak, YMM raporu olmaksızın, KOSGEB’de fon varsa, desteğini alabilmektedir. Uygulamada gördüğümüz kadarıyla fon yetersizliği nedeniyle 2-3 ay beklenebilmektedir.

8) SORU/CEVAP: TÜBİTAK’ta harcama ve giderlere ait ödemelerin YMM raporu tanzim edilinceye kadar banka havalesi ve çekle ödeme yapılması gerekmekte olup, KOSGEB’de de aynı koşul geçerlidir. Aradaki fark, TÜBİTAK’ta ödeme yöntemi olarak cari hesap ya da dekont açıklamalı fatura bazında ödeme yöntemi uygulanırken, gördüğümüz kadarıyla KOSGEB uygulamasında uzmanlar sadece dekont açıklamalı fatura bazlı ödemeyi kabul etmektedirler.

 

ORTAK NOKTALARA İLİŞKİN ÖZET  NOTLAR

N0T 1:

Yukarıdaki açıklamalarda, firmanın piyasaya çıkabilen, teknik özelliklerinde ve/veya kullanım kolaylıklarında kendi mevcut ve yerli üreticilere karşı mukayeseli ürün üstünlüğü (yeniliği- inovasyon) olmalıdır. Ürün yeniliği varsa, bu ürünü üretmek üzere makine prototip imalatı için araştırma yani Ar-Ge yapılmalıdır. Yeni destek programlarının bu bakımdan adı “Araştırma ve Yenilik” destek programlarıdır.

Eğer firmanın verilecek olan projesinde Ürün yeniliği yok, ancak makine yapma tecrübesi ve tasarım gücü var ise; süreç yeniliği ile prototip makine imalatı hedeflenerek, bu makineden çıkan üründe maliyet düşüşü, kalite artışı, enerji tasarrufu, çevre dostu vb. gibi mukayeseli üstünlük sağlanabiliyorsa, süreç yeniliği projeleri TÜBİTAK VE KOSGEB’e verilebilinir.

NOT 2: TÜBİTAK ya da KOSGEB  ürün yenilik projeleri başarı ile tamamlanır ise, tamamlandığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl içinde  KOBİ Firması, KOSGEB’in ENDÜSTRİYEL UYGULAMA DESTEK PROGRAMINA başvurarak prototip ürünün seri üretimi için gerekli olan ve Ar-Ge unsuru taşımayan standart makineler, kalıplar ve ekipmanlar yurtiçinden ve yurtdışından temin edilerek 500 bin TL.’ye kadar aşağıdaki  destek unsurlarından  yararlanabilir. Son zamanlarda çok talep edilen bu program firmaya bir defaya mahsus olarak verilir.

– Destek oranı %75,Süre: 18 aydır. Mevzuatta en az süre belirtilmediği için firma alımlarını gerçekleştirebilirse proje süresi 4 aya kadar inebilir.

 Destek Unsurları:

   MAKİNETEÇHİZAT, DONANIM, SARF MALZEMESİ, YAZILIM VE TASARIM GİDERLERİ DESTEĞİ

– İşletmeye; test, analiz ve laboratuar ekipmanı ile bunlara yönelik sarf malzemesi giderleri, üretim hattı tasarım giderleri, üretime yönelik makine, teçhizat, donanım, kalıp ve yazılım giderleri için destek sağlanır.

– Destek ödemesi yapılmadan önce, KOSGEB uzmanı işletmeyi ziyaret ederek, Ar‐Ge, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Programı Tespit Tutanağını düzenler.

– Destek kapsamında satın alınacak makine‐teçhizat yeni veya en fazla 3 (üç) yaşında olabilir.

– Bu desteğin üst limiti; geri ödemesiz 150.000 (yüz elli bin) TL, geri ödemeli 200.000 (iki yüz bin) TL olmak üzere toplam 350.000 (üç yüz elli bin) TL’dir.

– Geri ödemeli desteklerde, destek ödemesinin yapılabilmesi için; destek ödemesinden önce işletmeden, destek tutarı kadar, son geri ödeme tarihinden asgari 2 (iki) ay sonrasını kapsayacak şekilde Banka Teminat Mektubu alınır. Ancak işletmenin uzun süreli teminat mektubu temin edememesi halinde asgari 1 (bir) yıl süreli teminat mektubu kabul edilebilir.

– Geri ödemeli destekler kapsamında yapılacak geri ödemeler, proje bitiminden itibaren 6 (altı) ayı ödemesiz olmak üzere, 3 (üç)’er aylık dönemler halinde 8 (sekiz) eşit taksitte yapılır. İlk taksitin geri ödeme tarihi, 6. (altıncı) ayın bitimini takip eden ilk iş günüdür.

       PERSONEL GİDERİ DESTEĞİ

– Personel Gideri Desteği, projede çalışması şartı ile yeni istihdam edilecek personel için sağlanır. Bu destek, işletmenin son 4 (dört) aylık SGK Sigortalı Hizmet Listesinde bulunmayan yeni istihdam edilecek personel veya Taahhütnamenin Hizmet Merkezinde kayda alındığı tarih itibarı ile son 30 (otuz) gün içinde istihdam edilmiş olan personel için verilir.

– Desteklenecek personelin sayısına, niteliğine ve destek süresine Kurul karar verir.

– İşletmeye, personel giderleri için net ücret üzerinden aylık; meslek lisesi mezunlarına 500 (beş yüz) TL, ön lisans mezunlarına 1.000 (bin) TL, lisans mezunlarına 1.500 (bin beş yüz) TL, yüksek lisans mezunlarına 2.000 (iki bin) TL. ve doktora programı mezunlarına 2.500 (iki bin beş yüz) TL olmak üzere toplam üst limiti 100.000 (yüz bin) TL geri ödemesiz destek sağlanır. Asgari Geçim İndirimi net ücrete dahil edilmez.

NOT 3:

TÜBİTAK VE KOSGEB’den ürün Ar-Ge’si tamamlanıp seri üretime geçmek için yerli ve ithal standart makinelerden oluşan bir yatırım faaliyetine ve yatırım teşvik belgesine ihtiyaç var ise 3 (üç) yıl içinde Ekonomi Bakanlığına başvurarak Erzurum’a fabrika yapar gibi 5. Bölge Teşvikleri sağlanabilmektedir. Bu durumda her yer 5. Bölgedir. Alternatif seri üretim  yatırım teşvik modeli için Sanayi Bakanlığının yılda 2 kez çağrısı yapılan  Teknoyatırım programına Ar-Ge projesinin tamamlanma tarihinden itibaren 5 yıl içinde başvurabilmektedir. Ayrıca Ar-Ge proje çıktısı ürünün tanıtımı için aynı Bakanlığın tekno tanıtım ve pazarlama programına başvurabilmektedir.

NOT 4: Gerek TÜBİTAK gerekse KOSGEB Ar-Ge projesi çıktısı ürün  için incelemeli patent/faydalı model alınırsa, koruma süresi boyunca yurt içine KDV’siz satış ile ödenecek  geçici vergi ve gelir ya da kurumlar vergisinin yarısını ödeme imkânı 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren uygulamaya geçilecektir.

 

SONUÇ

Çağımız bireysel bilgi çağı değil, bireysel bilgilerin sentezi ve entegrasyonu çağı. Bu  şekilde düşününce, kullanabileceğimiz birçok fırsat olduğunu ben şahsen deneyimliyorum. Doğruluğunu Siz de eyleme geçerek sınayabilirsiniz.

 

Sanatçılar Nasıl Sigortalı Olur?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 05 Aralık 2014 - 10:39

Son dönemlerde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetim elemanları tarafından yapım şirketlerine yoğun bir şekilde sosyal güvenlik denetimleri gerçekleştirilmekte, yapılan bu denetimler sonucunda yapım şirketlerine yüksek miktarlara ulaşan idari para cezaları ve prim tahakkukları uygulanmaktadır. Yapım şirketlerine yersiz yere uygulanan bazı cezai yaptırımlar neticesinde ciddi mağduriyetler yaşanmakta ve konuyla ilgili SGK’ ya itirazlarda bulunulmaktadır.

Bir kimsenin 4/a (SSK) sigortalısı olabilmesi için, öncelikle, bir veya birden fazla işveren tarafından hizmet akdine tabi olarak çalışılması gerekmektedir. Aradaki ilişkinin gerçekten hizmet akdi olup olmadığını belirlemek için dört unsur bir arada yer almalıdır. Bu unsurlar; hizmet, bağımlılık, ücret ve süredir.

Sanatçıların sigortalılıkları ile ilgili temel düzenleme 5510 sayılı Kanun’da yapılmıştır. Buna göre bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünürler ve yazarlar, hakkında aynı kanunun 4/a (SSK) statüsündeki sigortalılık hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür.

6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’a Ek 6’ncı madde eklenmiş ve bazı sanatçıların sigortalılıkları ile ilgili bir takım düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca belirlenecek alanlarda kısmi süreli iş sözleşmesiyle bir veya birden fazla kişi tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünürler ve yazarların, ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlarına kendileri tarafından prim ödemeleri imkanı sağlanmıştır.

Bununla birlikte Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü’nün 24.07.2012 tarih, 13.218.530 sayılı ‘Sanatçıların Sigortalılığı’ konulu genel yazısında “Yapım şirketlerine oyuncu temin eden ajanslarda kanunun 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olanlar için yapım şirketlerince ajanslardan fatura mukabili hizmet satın alınması durumunda ayrıca sigortalı bildirilmeleri istenmeyeceği” belirtilmiştir.
Yine bu yazıda “Yapımcı şirket adına kendi hususiyetini vermek suretiyle bir eser (ürün) üreten, bir eserin meydana gelmesinde asli unsuru oluşturan (senarist, özgün müzik yapımcısı, dialog yazarı, başrol oyuncuları), bu şekilde üretmiş olduğu eser nedeniyle eser sözleşmesinin tarafı olabilen, bireysel olarak yaptıkları bu işlerden dolayı serbest meslek faaliyeti yürütmesi nedeniyle doğan serbest meslek kazancı olan ve bu kapsamda serbest meslek makbuzu veya fatura düzenleyerek çalışanların yapım şirketi ile arasındaki ilişkin istisna (eser) sözleşmesi kapsamında sayılarak 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalılık olarak değerlendirilecektir.” Hükmü de yer almaktadır.

2013/11 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Genelgesi’nin konuya dair hükmü şu şekildedir; Yapımcı şirket adına kendi hususiyetini vermek suretiyle bir eser (ürün) üreten, çalışma zamanı ve yeri yapımcı şirketin emir ve talimatı dışında bulunup mesleğini icra eden senarist, özgün müzik yapımcısı, diyalog yazarı ve başrol oyuncusu gibi kişiler, bireysel olarak yaptıkları bu işlerden dolayı serbest meslek faaliyeti yürütmesi nedeniyle doğan serbest meslek kazancı olan ve bu kapsamda serbest meslek makbuzu veya fatura düzenleyerek çalışanların yapım şirketi ile arasındaki ilişki istisna (eser) sözleşmesi kapsamında sayılarak 4/b (Bağ-Kur) sigortalılık olarak değerlendirilecektir.”

Denilmektedir. Bununla birlikte 2014/05 sayılı SGK genelgesi ile “Senaryo yazarlığı, özgün müzik yapımcılığı, yönetmenlik ve diyalog yazarlığı gibi işleri yapanların sırf vergi kaydının olmaması, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde vergiden muaf olmaları sebebiyle belirtilen işleri vergiden muaf olarak ortaya bir eser koymak suretiyle gider pusulası mukabilinde gerçekleştirenler ile yapımcı arasında hizmet akdinin bulunmaması sebebiyle Kanunun 4/a (SSK) kapsamında sigortalı sayılmayacaklardır.” ibaresini ekleyerek bu tartışmaya da son vermiştir.

Kaynak: http://www.dunya.com/sanatcilar-nasil-sigortali-olur-158044yy.htm

Kobi’ler İçin Tek Başına Başvurabilecekleri H2020 Yeni Kobi Aracı Çağrısı 17 Aralık 2014 Tarihinde Kapanıyor

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 04 Aralık 2014 - 9:43

KOBİ’LER İÇİN TEK BAŞINA BAŞVURABİLECEKLERİ H2020
YENİ KOBİ ARACI ÇAĞRISI 17 ARALIK 2014 TARİHİNDE KAPANIYOR

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ar-Ge ve İnovasyon Danışmanı, YMM
abdanmer@gmail.com
www.abdanmer.com

 

GİRİŞ                                                                                                                                                                                

TÜBİTAK 1507 ve 1501’den projesi olan, patent alan KOBİ’ler ile Teknokent firmaları için Avrupa’da katma değer yaratacak bir ürün ya da yazılım programınız varsa, KOBi’nin H2020 Çerçeve Programı’na  bireysel olarak başvurmasının mümkün olduğu yeni KOBİ aracı (new smes instrument)’nin faz 1 ve faz 2  proje başvurusu 17.12.2014 tarihinde kapanıyor.

 

AB’DE KOBİ TANIMI

Avrupa Birliği’nde KOBİ tanımı:

Çalışan sayısı: <250,

Yıllık net satış hasılatı: ≤ 50 milyon €

Yıllık bilanço toplamı : ≤ 43 milyon €

Bağımsızlık (başka firma hissesi): < % 25

 

YENİ KOBİ ARACI

 

H2020 linkinde” http://ec.europa.eu/easme/en/horizons-2020-sme-instrument”Bilgiler verilmektedir.

Ayrıca yeni KOBİ aracı konusunda TÜBİTAK’IN videosu: http://www.dailymotion.com/video/x1zc7ri_horizon-2020-webineri-29-05-2014_tech” linkinde yer alıp, çok faydalı bilgiler yer almaktadır.

Tek başına KOBİ’nin ilgili H2020 çerçeve programına başvurmasının mümkün olduğu bu araç, üç ana fazdan oluşmaktadır.

Faz 1: Kavram ve Fizibilite analizlerinden oluşmakta olup, çıktısı “İş Planı 2”dir. Konunun önemi nedeniyle General Anexes ‘deki İngilizce açıklaması şöyledir:

“Description: Feasibility study verifying the technological/practical as well as economic viability of an innovation idea/concept with considerable novelty to the industry sector in which it is presented (new products, processes, design, services and technologies or new market applications of existing technologies). The activities could, for example, comprise risk assessment, market study, user involvement, Intellectual Property management, innovation strategy development, partner search, feasibility of concept and the like to establish a solid high-potential innovation project aligned to the enterprise strategy and with a European dimension.

 

“Bütçesi sabit olarak 50.000 € olup, süresi 6 ay, yaklaşık 10 sayfalık proje önerisi.

 

Faz 2: İnovasyon ve Ar-Ge faaliyetleri olup; dizayn, prototip, test, klinik deneyler gibi faaliyetleri içermekte olup, çıktısı “İş Planı 3”dür. İngilizce metinden tanımı:

“Description: innovation projects that address a specific challenge and demonstrate high potential in terms of company competitiveness and growth underpinned by a strategic business plan. Activities should focus on innovation activities such as demonstration, testing, prototyping, piloting, scaling-up, miniaturisation, design, market replication and the like aiming to bring an innovation idea (product, process, service etc) to industrial readiness and maturity for market introduction, but may also include some research.

 

Bütçesi: 1-2,5 Milyon €, süre 12-24 ay, hibe oranı % 70(üzerine % 25 dolaylı vergi ilave edilir), yaklaşık 30 sayfalık proje önerisi.

Faz 3: Doğrudan hibe desteğinin söz konusu olmadığı bu fazda, finansman araçlarına ve kredilere erişim, eğitim, network oluşturma gibi faaliyetler için dolaylı destek sağlanmaktadır.

 

KOBİ ARACINDAN İLK SONUÇLAR

H2020 Linkinde

http://ec.europa.eu/easme/SME-instrument-statistics-for-the-first-cut-off-date-of-phase-1-released.htm” şu bilgiler verilmektedir:

 

SME instrument statistics for the first cut-off date of phase 1 released

The evaluation of proposals submitted before the first cut-off date for Phase 1 (18 June) is over. 155 projects from 21 countries have been pre-selected for funding. They will receive €50,000 to finance a feasibility study and up to 3 days of mentoring.

Out of the 2 666 proposals submitted, 2602 were eligible and 317 got a score above the threshold. 49% of these are pre-selected for funding.

Spain had the most projects selected (39) followed by the United Kingdom (26), Italy (20), Germany (11), Ireland (10) and France (9).

Ireland had the greatest success rate (20%) followed by Austria (14,81% – 4 projects pre-selected), the United Kingdom (11,21%), Israel (10,26% – 4 projects selected) and (Spain (9,29%).

The SMEs pre-selected for funding will be informed by mail in August 2014. The next cut-off date for Phase 1 is on 24 September.

 

Türkiye yine proje kabulünde sonlarda. H2020 kapsamında 50.000 Euro’luk KOBI ARACI Hibe programının 1.faz sonuçları açıklandı. 2666 adet proje önerisi verildi,2602’si on elemeyi geçti, 317’si esik değeri geçti, bunlardan 21 ülkeye ait 155 proje fonlamaya layık görüldü. İspanya 39 proje ile birinci, İngiltere 26, İtalya 20, Türkiye kabul edilen 2 proje ile yine sonlarda. Benim hipotezim, birçok firmanın her an TUBİTAK’da yürüyen ortalama 3 adet proje başarı ölçütüne ulaşılırsa, AB H2020 de mutlaka sayımız artar, TUBİTAK’da süreç adımlarının hızlanması da pozitif etki yapar.

 

 YENİ KOBİ ARACI PROJE ÖNERİ FORMATININ YAZILMASI (TÜBİTAK TEYDEB Projesi ile mukayeseli)

FAZ 1 için bu senenin son çağrısı 17 Aralık’ta kapanıyor. Proje öneri formatı Faz 1 için başvuru formu linki; “http://ec.europa.eu/research/participants/data/ref/h2020/call_ptef/pt/h2020-call-pt-sme-1_en.pdf” yer almaktadır.

 

Faz 2 proje öneri formatı başvuru formu linki:

http://ec.europa.eu/research/participants/data/ref/h2020/call_ptef/pt/h2020-call-pt-sme-2_en.pdf.

 

Avrupa Birliği Komisyonuna TÜBİTAK’taki elektronik geçiş sistemi olan PRODİS gibi EPSS (Electronic Proposal Submission System) ile proje öneri bilgileri (Proposal)  geçilmektedir.

Proje öneri bilgileri A ve B kısımlarından oluşur. A kısmı idari bilgilerden -Administrative forms (Part A) – B kısmı teknik bölümden -Research proposal (Part B) oluşur.

TÜBİTAK’daki proje öneri bilgi formunun Bölüm A – Kuruluş Bilgileri ve Proje Özeti kısmında olduğu gibi H2020 A bölümünde;

 

-1.Genel Bilgi (General Information)

-2.Partner detayları ve iletişim(Participants & contacts)

‐3.Proje maliyetinin özeti(Budget)

-4.Etik Kurallar(Ethics) ve

-5.Çağrı özel sorular (Call-specific questions) yer alır.

 

Tablo.1‘e ulaşmak için tıklayın.

 

TEKNİK BÖLÜM ya da EK -(technical annex)/Proposal template, çağrıyla ilişkili olarak ilkin 1. Bölümünde MÜKEMMELİYET (1. Excellence) projenin bilimsel ve teknik kalitesi, yönü analiz edilir.

TÜBİTAK projelerinde bu analiz Bölüm B – Projenin Endüstriyel Ar-Ge İçeriği, Teknoloji Düzeyi ve Yenilikçi Yönü kısmında yapılır. H2020 ‘de Ar‐Ge ve yenilik projeleri için örneğin 2014-2015 yılları için ARALIK 2013’de Komisyonun mevcut sorunlara göre belirlediği konular çağrılar (calls) halinde ilan edilerek, bu çağrılarla ilişkili olarak ortak projeler verilmesi talep edilir. TÜBİTAK’da sadece 1511 kodlu öncelikli alanlar Ar‐Ge projeleri için çağrı programı vardır.

 

  1. bölümünün ilk alt kırılımı olan 1.1.’de çağrıyla ilişkili Proje hedefleri (1.1 Objectives) belirtilir. Hedeflerin SMART metoduna uymasında yarar var. SMART’ın açılımı: Specific: Hedefimizin belirli olması, Measurable:Ölçülebilirlik, Attainable: Ulaşılabilir hedefler, Realistic: Gerçekçi hedefler, Time: Hedeflere zaman koyma. Kuşkusuz konsept ya da bakış açısı geliştirmek çağrıda vurgulanan ana soruna göre olmaktadır. Bu konuda konsorsiyum partnerlerin hem bireysel hem de birlikte yaptıkları literatür tarama, proje ön çalışmaları, ön prototipler yapma, eleştirel analiz ve hata elemeye dayanan fiziksel ve tele konferans şeklindeki toplantı çıktıları büyük girdi oluşturmaktadır.

 

 1.2 kısmında proje önerisinin İş programı ile olan ilişkisi ele alınır (1.2 Relation to the work programme- • Indicate the work programme topic to which your proposal relates, and explain how your proposal addresses the specific challenge and scope of that topic, as set out in the work programme.

 

1.3 kısmında Konsept ve yaklaşım (1.3 Concept and approach yer alır. Kuşkusuz konsept ya da bakış açısı geliştirmek çağrıda vurgulanan ana soruna göre olmaktadır. Bu konuda konsorsiyum partnerlerin hem bireysel hem de birlikte yaptıkları literatür tarama, proje ön çalışmaları, ön prototipler yapma, eleştirel analiz ve hata elemeye dayanan fiziksel ve tele konferans şeklindeki toplantı çıktıları büyük girdi oluşturmaktadır. TÜBİTAK projelerinde bu bölüm “B.1- Projenin Somut / Ölçülebilir Hedeflerle Tanıtımı ve Çözüm Yaklaşımları (Ar-Ge Sistematiği) kısmında ele alınır.

 

1.4 Ambisyon-Arzu (1.4 Ambition) bölümünde projenin çıkış noktası olan mevcut duruma ilişkin problem ile giderilmesine yönelik özgün ve yenilikçi yönler analiz edilir (progress beyond the stateofthe art) (TÜBİTAK projelerinde bu bölüm B.2- Projenin Yenilikçi Yönler B.3- Projenin Teknoloji Düzeyi) ele alınır. Yenilikçi yönlerin açıklanmasında ise ürün ve/ya da sürece ilişkin yeniliklerin mevcut durumla olan mukayesesi yapılır. Yenilikçi yönlerin hangi araç, girdi, usul, metodla yapılacağı da ayrıca projenin özgün yönleri olarak açıklanır.

 

2.Kısım etki (2. Impact) ile ilgili olup,2.1’de Beklenen Etkiler (2.1 Expected impacts) 2.2’de Etkinin maksimize edilmesi için önlemler (2.2 Measures to maximise impact) Alt bölümünün ilk kırılımı  Sonuçların Tanıtımı ve Ticarileşmesi (a) Dissemination and exploitation of results Faaliyetlerin iletişimi (b) Communication activities yer alır.

 

TÜBİTAK projelerinde Bölüm D – Projenin Ekonomik Yarara ve Ulusal Kazanıma Dönüşebilirliği

D.1- Ekonomik Öngörüler

D.2- Ulusal Kazanımlar kısmında yer alır.

Fikri mülkiyet hakların yönetimi (Management of intellectial property) konusu da bu bölümde yer alır. Özellikle proje çıktısının kullanımının hangi partner(ler)e ait olacağına ilişkin bir sözleşmeyi tüm partnerlerin imzalayarak Komisyona sunmaları gerekmektedir. TÜBİTAK kapsamında yapılan ortak projelerde de aynı ilkeler geçerlidir.

 

 

3.Bölüm Uygulama (3. Implementation) ile ilgili olup ilk 3.1 alt bölümünde İş Paketi,Çıktılar ve Kilometre Taşları ( 3.1 Work plan — Work packages, deliverables and milestones ) yer alır.

 

TÜBİTAK’ın C.1. kısmındaki anlatılan C.1- İş Planı’nda yer alır.İşplanında en önemli kısım iş paketleridir (Work Package). TÜBİTAK’ın iş paketleri formatına ve içeriğine hakim olunursa H2020 iş paketleri rahatlıkla yazılabilir. Buradaki temel farklılık; AB projeleri konsorsiyum yani ortak projeler olduğu için proje koordinatörünün yönettiği “Management‐Yönetim” iş paketinin birinci iş paketi olması, hangi iş paketlerinin hangi partner tarafından diğer partnerlerin katkısıyla yürütüleceğinin iş paketlerinde tanımlanması, Etki(impact) iş paketi olarak da projenin çarpan etkisinin ele alındığı “Dissemination, Exploitation” iş paketidir. TÜBİTAK projelerinde gördüğümüz kadarıyla sözü edilen iki iş paketi pek kullanılmamaktadır.

 

3.2’de Yönetim yapısı ve Prosedürler (3.2 Management structure and procedures) 3.3’de Bir Bütün Olarak Konsorsiyum (Consortium as a whole) anlatılır. Bu kısımda konsorsiyum bir bütün olarak tanımlanması talep edilerek aşağıdaki açıklamalar istenmektedir:

 

  • Describe the consortium. How will it match the project’s objectives? How do the members complement one another (and cover the value chain, where appropriate)? In what way does each of them contribute to the project? How will they be able to work effectively together?
  • If applicable, describe the industrial/commercial involvement in the project to ensure exploitation of the results and explain why this is consistent with and will help to achieve the specific measures which are proposed for exploitation of the results of the Project.

 

3.4’de Taahhüt Edilen Kaynaklar (3.4 Resources to be committed),

 

Buraya her bir partnerin personel adam/ay oranı ile diğer doğrudan maliyetleri gösterilir.

 

ÖRNEKLER;

Örneklere ulaşmak için tıklayınız;

Tablo.2

Tablo.3

 

3.4.’ün ilk kırılımı iş paketi tanımı (Table 3.1a: Work package description), İş paketlerinin Listesi (Table 3.1b: List of work packages) Çıktıların Listesi (Table 3.1c: List of Deliverables), Risk Analizi (Table 3.2b: Critical risks for implementation), Personel adam/ay oranların özeti (Table 3.4a: Summary of staff effort), Diğer Maliyet Unsurları(Table 3.4b: ‘Other direct cost’ items (travel, equipment, other goods and services, large research infrastructure)yer alır.

 

Bu bölüm TÜBİTAK projelerinde “Bölüm E – Proje Bütçesi” kısmında personel, seyahat, alet/teçhizat/yazılım/yayın, Hizmet alımları, Malzeme alımları ve “E.7- Dönemsel Tahmini Maliyet Formu (M030-TL) kısmında yer alır.

 

4.Bölümde Konsorsiyum Üyeleri (Section 4: Members of the consortium) yer alır. (4.1. Participants (applicants)

Her bir partnerin kuruluş bilgileri, ana görevleri, profilinin önerideki işle uyuşması, CV’ler, personel görev tanımları, 5 tane çağrı içeriği ile örtüşen yayın, ürün, hizmet döküm listesi, çağrıyla örtüşen daha önceki 5 proje ye da faaliyet döküm listesi, teknik alt yapı dökümü yer alır.

 

Firma dışından hizmet alımı 4.2’de (4.2. Third parties involved in the project (including use of third party resources) açıklanır.

 

5.Bölümde Etik VE Güven sorgusu yer alır(Section 5: Ethics and Security)

 

SONUÇ

Avrupa Birliği H2020 Araştırma ve Yenilik projelerine katılmak milli bir görevdir. TÜBİTAK –TEYDEB Ar-Ge projelerinde kazandığımız deneyimle H2020 projelerini yazmak oldukça kolay. Bize göre her iki Ar-Ge proje türünün mantığı ve içeriği birbiriyle  % 95 örtüşmektedir.17 Aralık 2014 tarihi KOBİ’ler için kaçırılmamalı.

Malullük ve engellilik

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 04 Aralık 2014 - 9:37

Engelli olmanın, hele hele ülkemizde bir engelli olarak yaşamanın ne kadar zor olduğunu söylememizde beis yok.

Son 10 yılda AK Parti hükümetleri döneminde engelli haklarında çok ciddi iyileştirmeler yapılmakla birlikte, maalesef toplumsal bilinç düzeyinin henüz istenen noktaya gelmediğini görüyoruz.

‘3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ olarak kabul ediliyor. Bugün bizde engelli haklarına ilişkin önemli bir konuyu, malulen emekliliği yazalım istedik. Malulen emeklilik ve engelli emekliliği birbirinden farklı şartlara bağlı olup, bu nedenle her engelli malulen emekli olamamaktadır.

SGK’lıların çeşitli nedenlerle çalışma gücünü kaybetmeleri durumunda, gerekli şartları sağlamaları halinde emekli olabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

Sigortalının veya işverenin talebi üzerine SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, çalışma gücünün en az yüzde 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği SGK Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılmaktadır. Yine 5510 sayılı Kanuna göre sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının;

a) 5510/25 inci maddeye göre malûl sayılması,

b) En az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması,

c) Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması şartları aranmaktadır.

Sigortalı olarak ilk defa işe başladığında sağlıklı olan bireyin, çalışma yaşamı içerisinde (iş yeri koşullarına bağlı olmaksızın) herhangi bir hastalık veya kaza sonucu, çalışma gücünü en az yüzde 60 oranında kaybetmesi, belirli prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresine sahip olması halinde malül sayılmakta olup buna ilişkin değerlendirmeler ‘Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’ne göre yapılmaktadır.

Doğuştan ya da sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan birey engelli olarak tanımlanmakta olup değerlendirmeleri ‘Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe’ göre yapılmaktadır.

Malul sayılan ve malulen emekli olan sigortalılar artık bir başka işte çalışamaz. Çalışması halinde ise maluliyet aylığı kesilmektedir.

Ancak engelli olan bireyler, engel durumuna göre engelli olarak en az yüzde 40 oranında rapor almaları halinde çeşitli iş alanlarında görev yapabilmektedir. Hatta Türkiye İş Kurumu da iş yerlerinin engelli kontenjanlarını doldurup doldurmadıklarını değerlendirerek işverenlerin eksik kontenjanlarını tamamlamalarını sağlamaya çalışmaktadır. Yani bir kişi engelli olduğunda çalışmasında mahzur bulunmamaktadır.

Çoğu zaman engellilik oranı ile çalışma gücü kaybı oranlarının karıştırıldığı görülmektedir. Bilindiği üzere engelli vatandaşlarımızın topluma kazandırılması, sosyal ve ekonomik hayatta yer edinmeleri, istihdama katılmaları büyük önem taşımaktadır.

Kamu ve özel sektörde engelli vatandaşlarımızın istihdamı sağlanmaktadır. Bu da bize gösteriyor ki engelli vatandaşlarımız engel oranına uygun işlerde çalışmaktadırlar. Maluliyet ise kişinin çalışma gücü oranının tespiti sonucu bir işi yapamamasıdır (çalışamaması).

Bunlara örnek verecek olursak; toplum içerisinde rutin olarak çok sık görünen hastalıklardan diyabet (şeker hastalığı), tansiyon, görme kaybı, kolesterol yüksekliği, hafif ve orta derecede romatizmal ve bunlar gibi birçok hastalık çalışma gücü kaybına engel olmamasına rağmen birkaç tanesi bir araya geldiğinde yüzde 60’ın üzerinde engellilik oranı ortaya çıkmaktadır. Kanunda çalışma gücü kaybının yüzde  60’ın üzerinde olması halinde malulen emeklilik hakkı getirmesi sebebiyle sanki bu yüzde 60 ve üzeri engellilik oranı çalışma gücü kaybı gibi değerlendirilmesine neden olmaktadır.

Bunun sonucunda da sigortalıların ‘SGK emeklilik hakkımızı kabul etmiyor’ gibi şikayetlere başvurduklarını görüyoruz. Oysa ki konu tamamen yanlış bilgilenmeden kaynaklanıyor.

Görüldüğü üzere yukarıda saydığımız ve bunun dışında kalan birçok hastalığa sahip olan vatandaşlarımız çalışmakta olup, günlük hayatlarını idame ettirmektedirler. Hatta kalp krizi geçiren bir hastanın veya kalp damarları değişen bir hasta birkaç ay istirahat sonrası işine geri dönebilmektedir. Yine başka bir örnek verecek olursak Down sendromlu olan çocuklarımızın çalıştığı yine aynı isimle anılan kafeler bulunmaktadır.

Görüleceği üzere engellik kavramı ile maluliyet çok farklı anlamlar ifade etmektedir.

HER MALUL ENGELLİDİR. AMA HER ENGELLİ MALUL DEĞİLDİR

Kaynak: http://haber.stargazete.com/yazar/malulluk-ve-engellilik/yazi-975959

Tübitak-Teydeb’den Ar-Ge Projesi Onaylanan Firmaların Tübitak Mevzuatına ve 5746 Ar-Ge Teşvik Kanununa Göre Yapacakları İşlemlerin Yol Haritası

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 03 Aralık 2014 - 9:12

TÜBİTAK-TEYDEB’DEN AR-GE PROJESİ ONAYLANAN FİRMALARIN TÜBİTAK MEVZUATINA VE 5746 AR-GE TEŞVİK KANUNUNA GÖRE YAPACAKLARI İŞLEMLERİN YOL HARİTASI


Gülçin GÖKÇEYREK & Buse ARSLAN
Ar-Ge ve Yenilik Mali Rapor Uzmanları

GİRİŞ

 

Firmalardan aldığımız bilgiler arasında TÜBİTAK-TEYDEB projelerinin onaylandığını TÜBİTAK sitesinde “DESTEK SÜRECİ BAŞLADI” koduyla gördüklerini ve bundan sonra ne gibi işlemleri hangi sırayla yapmaları gerektiklerini bize soruyorlar. İşin başında hata yapmak istemediklerini belirtiyorlar. Çünkü onlara göre “SÖZKONUSU PROJE OLUNCA YAVAŞ GİTMEK HIZLIDIR, HIZLI GİTMEK YAVAŞTIR”.

Deneyimlerimize göre yapılması gereken çalışmaları aşağıdaki şekilde sırayabiliriz:

1.Destek Karar yazısını bekleyerek, ekindeki sözleşmeyi kaşe ve imzalayarak en geç 15 gün içinde TÜBİTAK’a gönderip, imzalanmasını sağlamak.

Projenin başlama tarihi PRODİS üzerinden gönderildiği başvuru tarihinin bulunduğu ayın birinci günü yada takip eden herhangi bir ayın birinci günüdür.  Bu şekilde öngörülen projenin başlama tarihi çeşitli nedenlerle onaylanması gecikir ise, sözleşmenin firma tarafından imzalanmasından önce, proje faaliyetleri, iş paketleri, bütçesi, gider kalemleri ve süresi değişmeksizin, sadece projenin başlangıç tarihinin en fazla destek karar yazısı tarihinin bulunduğu ayı takip eden ayın ilk gününe kadar firmanın talebi halinde TÜBİTAK tarafından değiştirilerek uzatılabilinir. Buna göre tekrar TÜBİTAK tarafından tekrar düzenlenen sözleşme firma tarafından kaşe ve imzalanıp TÜBİTAK’a imzalanması için gönderilir.

MALİ RAPOR HARCAMA VE GİDERLERİ

 

1.PERSONEL MALİYETLERİ

 

Proje kapsamında, destek karar yazısının düzenlendiği tarihten veya proje sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5746 sayılı Kanunda belirtilen destek, teşvik ve istisnalardan yararlanılmadığı için bu destek, teşvik ve istisnalar düşürülmeden personel maliyetleri hesaplanmaktadır.

-Destek karar yazısının düzenlendiği tarihten veya proje sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 5746 sayılı Kanunda belirtilen destek, teşvik ve istisnalardan yararlansın yada yararlanmasın personel maliyetlerinden düşürülerek beyan edilir.

-Proje onaylanıp destek karar yazısı geldiğinde bizce ilkin 5746 Sayılı Ar-Ge Teşvik Yasasına göre SGK İşveren desteğinden ve Gelir Vergisi Stopaj Teşvikinden yararlanılması aşamasına geçilmelidir.

-5746 sayılı Kanundan faydalanılmak üzere proje destek karar yazısı ile beraber bir dilekçe ile SGK’ya başvurularak sistemin açılması sağlanmalıdır.

-Sistem açıldıktan sonra aylık bildirgeler verilirken çalışan Ar-Ge personeli projedeki adam/ay oranına göre gün sayıları belirlenip örneğin 0,30 adam/ay oranı ile Ar-Ge projesinde görev alıyor ise 9 gün 5746 sayılı Kanun’dan faydalandırılıp, 21 günü 5510 sayılı Kanun kapsamında bildirgeyi veriyor. Bu şekilde SGK Hizmet Listesi iki ayrı bildirim şeklinde veriliyor.

-Muhtasar Beyannamesinde yine aynı şekilde dilekçe ile vergi dairesine destek karar yazısı ile beraber başvurulup, 5746 sayılı Kanun Kapsamında Gelir Vergisi Stopaj teşvikinden yararlanılmak istenildiği talep ediliyor. Bilgi vererek işlem tamamlanmış oluyor.

Muhtasar Beyannamesi doldurulurken 5746 Sayılı Kanun’a göre Ar-Ge Kapsamında Gelir Vergisi Stopajı Teşvikine İlişkin Bildirim bölümü doldurulmaktadır.

-Ar-Ge Çalışan personelin TC Kimlik numarası, işe başlama tarihi, adam/ay oranına isabet eden çalışmaya ilişkin brüt ücret tutarı toplamı yazılarak %14 SGK İşçi payı ve %1 SGK İşçi İşsizlik payı düşüldükten sonra kalan tutar Ar-Ge ve Yenilik Faaliyeti kapsamında Çalışmaya İlişkin Ücret Matrahı bulunmaktadır. Gelir Vergisi tablosu kümülatif vergi oranına göre minimum %15’ten başlamak üzere Gelir Vergisi hesaplanarak, bundan Asgari Geçim indirimi düşülüp bulunan tutardan öğrenim durumlarına göre doktora derecesine sahip personel için %90, diğerleri için %80 istisna oranı ile çarpılarak terkin edilecek tutar yani Vergi dairesine ödenmeyecek tutar bulunmaktadır.

-Personel ödemeleri mutlaka bankadan yapılması gerekiyor. Ücret ödemelerinin birebir bordroyla aynı olması söz konusu olup, bir lira bile eksik olmamalı. SGK Ödemeleri ve Muhtasar Ödemeleri mutlaka yapılmalı. Projenin ilgili dönemlerine ait Vergi Dairesine ve Sigortaya borcunun olmaması gerekiyor. Eğer bu dönemde ilgili kurumlara ve personele borcu varsa personel maliyeti destek kapsamı dışına alınıyor. Ayrıca, hibeyi alabilmek için TÜBİTAK, internet üzerinden SGK ve Vergi Dairesinden borcu olup olmadığını sorguluyor, borcu var ise nakdi ödeme yapmıyor. Ancak firma talep ederse SGK ve Vergi Dairesi borcuna bu alacağını mahsup edebiliyor.

-Örneğin TÜBİTAK’a dönem raporları altışar aylık dönemlerde verilirken personel giderleri de mali raporda gösteriliyor. TÜBİTAK mevzuatına göre personel giderleri hesaplanırken, aylık olarak G011-A formu dolduruluyor. Bu formda ilgili personelin Adı / Soyadı, SGK çalışılan gün sayısı, brüt ücreti, SGK İşveren Payı, SGK İşveren İşsizlik Payı varsa İkramiyesi yazılıyor. Daha sonra 5510 Sayılı Kanun kapsamında 5 puanlık düşüş yapılıyor, 5746 Sayılı Kanun kapsamında %50 SGK İşveren Payı düşülüp, yukarıda anlattığımız şekilde gelir stopaj teşviki ve damga vergisi istisnası düşülerek maliyet hesabı yapılmaktadır. Daha sonra G011-B formuna ilgili aylara ait maliyetler aktarılarak ortalama aylık maliyet tutarları bulunmaktadır. G011-C formunda ise ilgili personelin işe giriş tarihi, öğrenim durumları, lisans mezunlarının mezuniyet tarihleri, proje başvuru tarihi ile mezuniyeti arasında geçen süre yazılıyor. İlgili dönem asgari brüt ücret ve öğrenim durumlarına göre brüt asgari ücret kat sayıları hesaplanarak G011-B formundaki ortalama aylık maliyet ile mukayesesi yapılarak hangisi düşük ise G011 formuna aktarılıyor. G011 formunda ise proje önerisinde yazılan ve TÜBİTAK’ın kabul etmiş olduğu adam/ay oranlarına göre ve çalışılan iş paketlerindeki çalışma sürelerine göre maliyetleri bulunmaktadır.

-Hesaplanan personel maliyetlerinin muhasebe kayıtları,720 Direkt işçilik giderlerinin alt kırılımında Ar-Ge Personel Giderleri gösterilerek esas üretim faaliyetine değil 750 Ar-Ge Giderleri hesabına ve oradan da aktif bilanço hesabı olan 263 Ar-Ge Giderleri hesabına taşınmaktadır.

-Proje kapsamında görev alan personel ile ilgili herhangi bir değişiklik, işten ayrılma yerine başka bir personel istihdam edilmesi halinde raporun ekine yeni projeye dahil olanın CV’si, öğrenim durumunu gösteren diploma fotokopisi ile beraber AGY300-301 Dönem raporunda belirtilerek TÜBİTAK’a gönderilmelidir.

-Mali raporda yer alan personel giderlerini denetim ve tasdiki için YMM raporu hazırlanırken aşağıdaki evraklar gerekli olmaktadır;

-Proje başlangıç tarihinden itibaren SGK hizmet dökümleri(prim hizmet belgeleri), tahakkuk fişleri, ödeme makbuzları, ücret bordroları, maaş ödemelerine ait banka dekontları yada banka ekstresi (banka tarafından kaşeli imzalı teyidi, personellerin ad ve soyadları mutlaka gözükmeli).

-Projede çalışan personele ait öğrenim durumlarını gösteren diploma fotokopileri, işe giriş bildirgeleri,

-AR-GE işçiliklerine ait 335, 360, 361, 720 hesapların muavin dökümleri,

– İlgili aylara ait (Proje süresince) Muhtasar Beyannameleri, tahakkuk fişleri ve vergi alındıları,

2.MALZEME MALİYETLERİ

-Prototip ürün ve/ ya da süreç Ar-Ge projelerinin genelde çıktısı bir makine olup, makinenin de tasarıma göre malzemeden imalatı söz konusudur. Projenin yenilikçi unsurlarını projede anlatırken, genelde mevcut durumla mukayesesinde makineyi bir bütün olarak değil de makineyi 5-7 arası ana bölüm ya da gruba ayırarak, mukayesesi yapılmaktadır. Bizce bu bölümlendirmeyi örneğin TÜBİTAK’ın <M016> formuna taşıyarak, malzemeleri listelemek gerekir. Bu şekilde formu inceleyen uzman ve hakem daha iyi bilgilendirilmiş olmakta, hatta projenin ekine makinenin katı model çizimini koyarak, üzerinde hem ana bölümleri hem de fiyatı yüksek malzemelerin yerlerini göstermek daha uygun olmaktadır.

-TÜBİTAK’ın TEYDEB Mali Rapor Hazırlama Kılavuzunda bu konu şu şekilde vurgulanmaktadır:

Malzeme Giderlerinin Gruplandırılması

 

Proje çıktısı ürün çok sayıda modülden/üniteden oluşuyorsa, modül/üniteyi oluşturan malzemelerden her biri ilgili modül/ünite başlığı altında M016 formunda malzemenin adı/birimi/miktarı/tutarı belirtilerek listelenmelidir.”

-Proje maliyetini forma listelerken Maliyet Sistemlerinden “Tahmini Maliyet sistemi” esas alınabilir. Sadece geçmiş dönemlerin neticelerine ve gelecekteki muhtemel gelişmelere göre istatistiki bazı hesaplarla önceden tespit edilen maliyetlere, tahmini maliyetler demekteyiz. Bunlar olması beklenen bir çeşit ortalama maliyettir ki, kesinlik dereceleri ve firma içi kontrol değerleri oldukça zayıftır. Haliyle fiilen gerçekleşen malzeme miktar ve maliyetleri esas alınarak maliyetlerin hesaplanması yöntemi olan <Fiili Maliyet Sistemi> de yaygın olarak kullanılmaktadır. Ekonomideki fiyat ve miktar hareketlerindeki değişkenlikler esas alınarak, bu sistemlerden hangisi ya da birlikte kullanımına firma karar vermektedir.

-Civata, somun, pul, vida gibi bağlantı elemanlarını tahmini maliyet listesine tek tek işlemektense toplu halde ebatları belirtilmeden adet yada kg. olarak gösterilmesi, listenin gereksiz yere uzatılmasını önlemektedir.

-Malzeme miktarları yazılırken küsüratlı miktarlar yazılmamalı, tam miktarlar yazılmalıdır.

-Projenin yapımında kullanılması öngörülen kalıplar daha sonra üretimde de kullanılacak ise TÜBİTAK mevzuatına göre %40 oransal desteklenmektedir. Kalıplar malzemeler olarak alınıp, firma bünyesinde işleniyor ise malzeme listesine kaydedilmeli, yine malzeme olarak alınıp firma dışında şekillendirme faaliyetine tabi tutulduğunda ayrıca M015 Hizmet alımları listesine fason işçilik bedeli kaydedilmelidir. Bununla birlikte kalıp bitmiş yarı mamul olarak firma dışından temin edildiğinde doğrudan M013 Alet/Teçhizat formuna işlenerek proje girişi için proformaları alınarak sisteme girilmelidir.

-Proje onaylanıp öngörülen maliyetler projede kullanılarak gidere dönüştüğünde, hibe talebi için de malzeme giderlerini listelemek gerekmektedir. TÜBİTAK’ın TEYDEB Mali Rapor Hazırlama Kılavuzunda malzeme gider listelemesi ile ilgili şöyle denilmektedir:

Malzeme alımları iki türlü belgelendirilebilir;

a) Malzemenin satın alınması,

b) Malzemenin firma stokundan kullanılması.

 

a) Malzemenin Satın Alınması

Proje destek süresi içerisinde proje faaliyetleri dikkate alınarak alınan malzeme giderleri G016 formunda gösterilmelidir.

 

b) Malzemenin Stoktan Kullanılması

Stoktan kullanılan malzemelerin fatura tarihi dikkate alınmaz. Ancak, stoktan kullanılan malzemelerin stok çıkış tarihi proje destek süresi içerisinde olmalıdır.

Buradan anlaşılacağı üzere proje süresi içerisinde malzeme alınırsa G016 formunda, daha önceden malzeme alınmış stoklarında bulunuyorsa malzemenin G016-A formunda gösterilmelidir (İthal malzemelerde proje başlangıç tarihinden geriye doğru en geç 3 ay içinde fiili ithalatı yapılmalıdır). Malzemenin stoktan kullanılması halinde muhasebe fişindeki stok çıkış tarihinin proje süresi içerisinde olmasına dikkat edilmelidir.

Yukarıdaki ifadelerden anlaşılacağı üzere proje süresi içerisinde alınan malzeme kalemlerine ait muhasebe kayıtları, ayrı bir Ar-Ge muhasebesinin oluşturulması halinde sarfın yapıldığı tarihte kayıtların yapılmasını önerirken, uygulamada aralıklı envanter yöntemini kullanan firmaların geçici vergi dönemlerinde bu malzeme kayıtlarını esas üretim maliyetleri ile beraber kayıtlarını yaptıkları gözlenmektedir. Ama unutmamak gerekir ki stoktan kullanılan malzemeler olması halinde, stoktan malzeme kullanımına ilişkin ayrı bir muhasebe fişi düzenlenmelidir.

-Kuşkusuz öngörülen maliyet ile gerçekleşen maliyet mukayesesinde çoğu kez farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Eksik maliyetlerin olabileceği proje süresince ortaya çıkabileceği gibi süreç içinde projenin Ar-Ge niteliği yada yönü değişerek bazı malzemeler yerine yeni malzemelerin kullanılması da söz konusu olabilmektedir. Bu tür değişiklikleri, gerekçeleri ile birlikte teknik raporda belirtmek gerekir. Malzeme maliyetini TÜBİTAK mevzuatına göre onaydan sonraki aşamada %25 arttırmak mümkündür.

-Öngörülen ile gerçekleşen malzemelerin fiyat ve miktarlarında sapmaların olması doğaldır. Bize göre aynı olması halinde; ürün, süreç veya yaklaşım büyük ölçüde oluşturulmuş kabul edilerek, Ar-Ge’si bitmiş olarak algılanabilmektedir.

-Proje malzeme maliyeti faturaları kesilirken proje öneri formundaki malzeme tanımı ile faturadaki malzeme tanımı ve ölçü birimleri birebir örtüşmeli, eğer değişiklik var ise teknik raporda gerekçeleriyle beraber açıklanmalıdır.

-Malzeme kalemlerinin proje başlangıç tarihinden önce ödeneceği gibi YMM Raporu yazılıncaya kadar mümkünse cari hesap usulü değil havale yada çek ile fatura tarih/numarası belirtilerek yapılmalı. Kısmi ödeme yapılması halinde ödenen kısım kadar hibeye tabi olmaktadır. Ödenmeyen kısım için daha sonraki dönemde ödemesi yapıldığı takdirde hibeye dahil edilebilmektedir.


3.SEYAHAT GİDERLERİ

-TÜBİTAK mevzuatına göre yalnızca ekonomik gidiş/geliş uçak biletinin giderinden hibe alınabilir. Eğer İhracatçılar Birliğinin pazarlama desteğine başvurulursa, o destekte otel giderleri de hibeye dahildir. Ancak iki ayrı kurumdan aynı konuda iki defa destek alınamayacağın unutmamak gereklidir.

 

4.ALET-TEÇHİZAT GİDERLERİ

-Projede kullanılması öngörülen Alet/Teçhizat (örneğin kalıp gibi) aynı zamanda üretimde de kullanılacak ise, bu maliyet unsurunun Ar-Ge unsuru ve sistematiği (bilimsel ve teknolojik belirsizliği ve giderilmesi önlemleri)  olmadığı için ya reddedilir yada %40 oransal desteğe tabi tutulur. Örnek verir isek bir kalıp setinin KDV hariç bedeli 2.000,00.-TL önce bunun %40 alınır. 800,00.-TL.’nin  %75’i 600,00.-TL’sı KOBİ projelerinde hibe olarak verilir (Sanayi projelerinde bu oran %40-60 arasıdır). Sadece Ar-Ge ‘de kullanılacak bir alet olursa, örneğin hızlı (rapid) prototipler, yazıcı, yazılım programı gibi, bu durumda fatura bedelinin %75’i hibeye konu olur. Diğer yandan sadece Ar-Ge faaliyetinde kullanılacak olan bir test cihazı ise, doğrusal destek oranı uygulanır.

5.TASARIM DOĞRUMA FAALİYET GİDERİ

-Yurtiçi Ar-Ge kuruluşlarına yaptırılan tasarım doğrulama analizleri örneğin Sonlu Elemanlar Yöntemi ile Tasarım Doğrulama faaliyeti için firma dışından destek alınırsa hibeye tabi olur. Eğer bu analizi firma kendisi yapabiliyor ve gelen hakeme ispat edilebiliyor ise, firma dışından hizmet almaya gerek olmadan proje faaliyeti yürütülür.

-TÜBİTAK sanayi projelerinde destek oranı %40-60 arası olmasına karşın, tasarım doğrulama hizmetinin Üniversitelerden yada Teknokent’teki analiz firmasından alınması halinde, destek oranı %80 olmaktadır.


6.DANIŞMANLIK VE FİRMADIŞI FASON ŞEKİLLENDİRME GİDERLERİ

– Burada bilinmesi gereken bir husus da yurt içi (ve özellikle yurt dışı) Danışmanlık ve fason işçilik toplam bedelin proje bütçesinin %20’sini geçmemesine dikkat etmek gerekiyor. Aksi halde Tasarımı da dışarıdan alınıyor olarak yorumlanarak proje ret edilebilir. Böyle durumlarda ortak proje yapmak gerekiyor.

– Ayrıca fason işçilikler, Ar-Ge projesi verilen firmada yapılması söz konusu ise, dışarıdan alınacak fason işçilikler ret olur. YMM tasdik ücretleri de TÜBİTAK KOBİ ve sanayi projelerinde (AB Projelerinde de) desteklenmektedir. KOSGEB projelerinde YMM tasdik ve denetim raporu istenmemektedir.

 

7.MUHASEBE KAYDI

– Ar-Ge projesinin sonunda  “gayri maddi bir hak” oluşacağı için, proje maliyetlerini oluşturan ilk madde ve malzeme, işçilik ve genel üretim giderleri firmanın normal üretim sürecinden ayrıştırılarak, 750-751 hesaplar aracılığıyla bilanço aktif kalemi olan 263 hesaba taşınmalıdır. Bu hesap yoluyla Ar-Ge giderlerinin maliyet yönetimi daha kolaydır. Ayrıca Ar-Ge giderlerinin 263 nolu hesapta görülmesi 1501 Sanayi Ar-Ge projelerinde %5 ila 10 arası ek destek ilavesine tabi olmaktadır.

 

  1. TEKNİK RAPOR

Yılsonuna yaklaştığımız şu günlerde firmalardan TÜBİTAK tarafından onaylanan projelerinde değişiklik talepleri bize gelerek, TÜBİTAK mevzuatına göre ne yapabileceklerini sormaktadırlar. Aşağıda hem TÜBİTAK mevzuatına göre değişiklik türleri hem de uygulamada karşılaştığımız konular analiz edilmektedir. Böylece firmalara değişikliklerin yönetimi konusunda yardımcı olunması amaçlanmaktadır.

AGY 300  

TÜBİTAK Ar-Ge ve Yenilik projesi kabul edilen firmalar hibe desteği için; mali rapor, dönem raporu ve Yeminli Mali Müşavirlik Proje Harcamaları Değerlendirme ve Tasdik Raporu’ndan oluşan Ar‐Ge Yardımı İstek Formu (AGY 300 )ile TÜBİTAK’a;

I.Dönem : ( 1 Ocak – 30 Haziran ) – 30 Eylül’ e kadar

II.Dönem: ( 1 Temmuz – 31 Aralık ) – 31 Mart’a kadar başvururlar.

Dönem raporu, projenin dönemsel teknik gelişmelerini sunmak için hazırlanır. Çoğu kez önerilen projede, proje süreci içinde aşağıdaki değişikliklerin yapılması gerekli olabilir. Değişiklik talepleri, AGY300’ün Dönem Raporu içinde Proje Değişiklik Bildirimi bölümünde sunulur.

TÜBİTAK mevzuatına göre önerilen projedeki değişiklikler 3 ana gruba ayrılmaktadır:

 

PROJELERDEKİ DEĞİŞİKLİKLERİN YÖNETİMİ

 

TÜBİTAK mevzuatına göre önerilen projedeki değişiklikler 3 ana gruba ayrılmaktadır:

 

Kapsam değişikliği

 

İş paketleri faaliyetleri, hedefleri, çıktıları veya yöntemlerinde bir değişiklik varsa ya da projeye yeni bir iş paketi ilave ediliyorsa değişiklik gerekçesi ve proje zaman/maliyet planına etkisi ayrıntılı olarak açıklanmalıdır. Böyle bir değişiklik söz konusu olduğunda, revize AGY100 ya da AGY101’in hazırlanmasının gerekliliği konusunda TEYDEB’in görüşü alınarak, gerektiğinde revizyon hazırlanmalı ve Ar‐Ge Yardımı İstek Formu (AGY300) ile birlikte gönderilmelidir. Proje süresinin değişmesine yol açan değişikliklerde iş zaman grafiği ve M030 formları revize edilerek gönderilmelidir.

Uygulamada özellikle yenilikçi ve özgün yönlere ulaşmada izlenecek anayol olan teknik yöntem değişiklikleri (örneğin hidrolik sistemden pnömatik sisteme geçiş gibi) ve buna bağlı olarak iş paketi faaliyetleri ile malzeme değişiklikleri ve süre uzatımı değişiklikleri söz konusu olabilmektedir.

 

Süre değişikliği

 

Süre değişikliği: İş paketleri sürelerinde değişiklik olduysa açıklaması/gerekçesi belirtilmeli, iş‐zaman planına etkisi gösterilmelidir.

Proje sözleşmesinde belirtilen proje destek süresinin uzatılması talebi ilk dönem raporunda ya da ikiden fazla dönemin olduğu durumlarda en geç 2.dönem raporunda yer almalıdır. Bu talep, firmaya gelen izleyicinin de görüşü alınarak TÜBİTAK tarafından proje destek süresinin en fazla % 25 oranında bir defaya mahsus olarak artırılabilinir. Proje destek süresinin örneğin 10 ay olması durumunda 2,5 ay süresi bir üst ay olan 3 aya çıkarılır.

Bazen süre uzatımı, ilgili dönemi takip eden 3 ay sonuna kadar otomatik olarak uzamaktadır. Örneğin projenin bitiş tarihi 2013 Kasım ya da Aralık ayında bitiyor ise, AGY 300 raporu dönemi takip eden 3. Ayın sonu olan 2014 Mart ayının sonuna kadar verebilmektedirler. Burada rapor verme süresi her ne kadar otomatik olarak uzasa da, proje harcama ve gider belge ve faturalarının proje süresi içinde düzenlenmesi gerektiğini unutmamak gerekir. Bu bakımdan bazı firmalar fatura tanzim tarihlerini daha ileri bir tarihe taşımak için proje süresinde uzatma talebinde bulunmaktadırlar. Aradaki bu farka dikkat etmek gerekir.

Bütçe değişikliği

 

Kaynak/bütçe değişikliği: Personel, danışmanlık, hizmet alımı, malzeme alet/teçhizat/yazılım gibi proje kaynaklarındaki değişiklikler belirtilmeli, yeni personelin özgeçmişi ve yeni danışmanlık/hizmet alımı sözleşmesi eklenmelidir. Bütçe değişikliğinin hangi maliyet kalemlerinde olduğu ve gerekçesi açıklanmalı, ek bütçe talebi belirtilmelidir. TÜBİTAK mevzuatına göre bütçe değişikliği 2 alt grupta analiz edilebilir:

– Projede görev alan personelin projeye harcayacağı zamanı ifade eden toplam adam-ay değerinde %30’a kadar değişiklik izleyici değerlendirmesi ile sonuçlandırılır. %30’u geçerse izleyici ve komite değerlendirmesi söz konusudur.

Adam-ay oranları dışındaki personel değişikliklerinin uygunluğuna izleyici görüşü ile karar verilir. Örneğin projede görev alan personelin eğitim durumu proje süresince değişikliğe uğrarsa, G011-C formundaki ilgili dönemde uygulanacak sınırlar yeni eğitim durumuna göre; lise ve altı mezunu olarak başlayıp proje süresince ön lisans mezunu olursa brüt asgari ücretin 4 katı, ön lisans veya altı mezunu olup lisans ve yüksek lisans mezunu olursa 6 katı, lisans veya yüksek lisans mezunundan doktora derecesini alırsa 12 kat olacak şekilde revize edilmelidir.

– İlave bir teçhizat veya teçhizatın yeni bir modelinin alımı, malzeme miktarındaki artış, yeni bir hizmet alımı gibi personel giderleri dışındaki giderlere ilişkin nicelik veya nitelik değişiklik taleplerinden kaynaklanan toplam bütçe artışı, personel giderleri hariç bütçenin %30’unu geçmiyorsa izleyici görüşü alınarak karar verilir. %30’u aşıyorsa izleyici görüşü alınarak komite tarafından sonuçlandırılır.

– Bütçe değişikliğine yol açmayan, proje süresinin uzatılması ve diğer değişiklik talepleri izleyici görüşü çerçevesinde sonuçlandırılır.

 

 

PRATİKTE YAŞAYIP DA BİZE GÖRE DERS ALABİLECEĞİMİZ HUSUSLAR

– Proje revizyonunun AGY300 de belirtilip TÜBİTAK’a sunulmasından sonra, bize göre proje yürütücüsü bu değişikliğin takipçisi olmalı, gerektiğinde projenin TÜBİTAK’taki uzmanı ile temasa geçerek, sonucu almalıdır. Bu konuda uygulamada çok tecrübeler yaşadık. Kabul edilen değişiklikler Proje Öneri Bilgileri’ne (AGY100) ilave edilmiş kabul edilerek firmanın TÜBİTAK sayfasında görülmelidir.

 

– Uygulamada karşılaştığımız bir sorun; bazen projenin kabulünün geç çıkması ya da sözleşmenin geç imzalanmasından dolayı projenin 2 dönem raporunun aynı tarihte verilmekte oluşu, bu yolla hem projelerdeki gelişmeleri TÜBİTAK uzmanının ve izleyicinin izlemesi zorlaşmakta hem de revizyon talepleri geç yapıldığı için kabulü ve buna bağlı olarak gerçekleşmesi mümkün olamamaktadır. Bu bakımdan her bir dönem raporunu zamanında ve ayrı ayrı tarihlerde TÜBİTAK’a verilmesini öneririz.

 Her üç dönem, mali ve YMM raporu bir bütün olarak, birbiriyle bütünleşik ve aralarında çelişkiler içermeyecek şekilde düzenlenmelidir. Uygulamada şöyle bir yapılanma ile sıkça karşılaşıyoruz:

Proje yürütücüsü dönem raporunu ve gerektiğinde projede revizyon yaparken, mali raporu muhasebe sorumlusu proje ön bilgilerine göre hazırlamakta, sonuçta 3 rapor arasında farklılıklar oluştuğundan, izleyici geldiğinde negatif enerji verilmekte ve bazen uygulamada gördüğümüz gibi proje askıya alınabilmektedir.

 

Özetle, projeler kapsam, süre ve maliyetlere ilişkin öngörüde bulunmayı gerektirir. Bu öngörülerin gerçekleşenle sapmalar göstermesi, sıkça karşılaşılan durumdur (karşılaşılmaz ise her şey belli olduğu için yatırım faaliyeti olarak da değerlendirilebilir). Aslında bilimsel alt yapı çalışmasını da içeren proje faaliyetinde kesinlik değil, doğruluk aranmalıdır. Öngörülerimizin daima teknik ve mali hatalar içerebileceğini, proje süresince bu hataların eleştirel analizlerle ayıklanması gerektiğini dikkate alırsak, projelerde kesinlik aramak, bilimsel değil dogmatik bir yaklaşımdır. Projelerde doğruluk demek “projelerde öngörülen çıktıların gerçekleşenle örtüşmesi” anlamındadır. Bu doğruluk da her zaman geçicidir. Bilimde ve proje faaliyetlerinde geleceğe ilişkin bilinmezlik söz konusudur. Proje süresince gerçekleştirdiğimiz faaliyet ve çalışmalarımızın, daima amaçlananın dışında istenmeyen ve beklenmedik sonuçlar verebileceğini gözden uzak tutmamak gerekir. Bunun anlamı proje süresince sebep ve sonuçlar konusunda sürekli eleştirel uyanıklık içinde olunmalıdır.

9.AGY 500 YMM RAPORU

YMM raporunu oluştururken “doğru işi, doğru şekilde“  ilk ve bir  defada yapabilmemiz  için deneyimlerimize göre aşağıdaki bilgi ve belgeleri firmalar  bize  zamanında ulaştırılması halinde, sorun çıkmamaktadır:

  BİLGİ VE BELGELER

A) TÜBİTAK tarafından onaylanan AGY101 yada AGY100 formu, varsa değişikliklerle beraber (revize edilmiş haliyle) e-mail olarak,

B)Ar-Ge Konusu makine ya da ürün satıldı ise kesilen Satış faturası,(satış faturası  proje bitiş tarihinden önce kesilmemeli, özellikle Kamu’ya proje konusu makine ya da ürün satıldı ise destek reddedilir).

C)Projede kullanılacak tüm gider faturalarında“Bu faturada belirtilen toplam tutarın ………..TL’si ……….. numaralı TÜBİTAK – TEYDEB projesi için kullanılmıştır.”ibaresi yer alması gerekmektedir. Bu ibare için kaşe yaptırılmalıdır. 

D) Harcama ve gider belgeleri, fatura, irsaliye, muavin dökümleri ve aşağıdaki diğer belgelerin üzerine ASLI GİBİDİR kaşesi vurulduktan sonra şirket unvanı veya unvanı içeren şirket kaşesi üzerine şirket yetkilisi tarafından imzalanması gerekmektedir.

E) Banka ve çek ödemelerine ait banka dekontlarının ya da banka ekstrelerinin ilgili banka tarafından kaşeli imzalı teyidi.

F) TRANSFER ÖDEMESİ olanlar için ilgili özel TÜBİTAK banka hesabına transfer ödemesi geldiği tarihten YMM raporu yazılıncaya kadarki hesap hareketlerini gösteren banka hesap ekstresi banka onaylı teyidi,

G) Personel Giderleri (G011);

– Proje başlangıç tarihinden itibaren SGK hizmet dökümleri(prim hizmet belgeleri), tahakkuk fişleri, ödeme makbuzları, ücret bordroları, maaş ödemelerine ait banka dekontları yada banka ekstresi (banka tarafından kaşeli imzalı teyidi)

– Projede çalışan personele ait öğrenim durumlarını gösteren diploma fotokopileri (bazılarında mezuniyet tarihleri diplomanın arka sayfasında olduğundan diplomaların önlü arkalı fotokopisi),  işe giriş bildirgeleri,

– AR-GE işçiliklerine ait 335, 360, 361, 720 hesapların muavin dökümleri, bunların 750 ve 263 hesaplara taşınma kayıtları

– İlgili aylara ait (Proje süresince) Muhtasar Beyannameleri, tahakkuk fişleri ve vergi alındıları,

– Projede çalışan personel işten ayrılırsa yada projeye yeni dahil olan personel var ise işe giriş bildirgeleri, öğrenim durumlarını gösteren diploma fotokopileri ayrıca cv’leri, projedeki görev ve unvanları, adam/ay oranları

– Projede çalışan personellerden KOSGEB Nitelikli Eleman desteğinden yararlananlar var ise bunların kapsam dışına alınması için tarafımıza bildirilmesi,

– Projede firma ortakları, Yönetim Kurulu Üyeleri (Anonim Şirketler) ve Müdürlerinin (Limited Şirketler)görev alması durumunda, bunlara ilişkin personel giderlerinin belgelenmesi (tüm belgeler firma onaylı olarak) aşağıdaki şekilde gerçekleştirilmelidir;

–  Anonim şirketlerde; Projede görev alan Yönetim Kurulu Üyelerine tutarı esas sözleşme ile veya genel kurul kararı alınması şartıyla ücret ödenebilir. Yapılan ücret ödemeleri ile ilgili:

–  ücret ödemesinin başladığı tarihi,

–   ücret tutarının tespiti (ücret tutarı açıkça belirtilmedir) ve tayinini gösteren Genel Kurul Toplantı Tutanağı’nın (ücretler Genel Kurul Toplantı Tutanağı’nın düzenlendiği tarihten itibaren destek kapsamına alınır ve geçmiş tarihlere yönelik alınan kararlar dikkate alınmaz) noter tarafından onaylanmış kopyası veya esas sözleşmenin firma onaylı bir nüshası,

 –  Limited şirketlerde: Projede görev alan şirket Müdürlerine yapılan ücret ödemeleri ile ilgili:

–   ücret ödemesinin başladığı tarihi,

–   ücret tutarının tespiti (ücret tutarı açıkça belirtilmedir) ve tayinini gösteren Genel Kurul Kararı’nın noter tarafından onaylanmış kopyası,

 

H)Seyahet Giderleri (G012);

1-      Proje ile ilgili seyahat giderlerine ait faturalar, ilgili faturalara ait irsaliye fotokopisi ve ödeme evrakı ile bu faturaların kaydedildiği hesabın muavin dökümü,

2-      İlgili seyahate ait Elektronik Yolcu Bileti

 

İ)  Alet/Teçhizat/Yazılım/Yayın Giderleri (G013);

1-      Proje ile ilgili Alet/Teçhizat/Yazılım/Yayın giderlerine ait faturalar, ilgili faturalara ait irsaliye fotokopileri ve ödeme evrakı ile bu faturaların kaydedildiği mahsup fişleri ve ilgili hesapların muavin dökümleri

2-      İthal alımlarda, Gümrük Giriş Beyannamesi, ithalat faturası, Gümrük Vezne Alındısı ve faturada belirtilen döviz tutarının transferine ait banka dekontu

3-      Finansal Kiralama Leasingle alınan alımlarda Aylık Kira taksitlerine ait faturalar ve ödeme belgeleri, ayrıca finansal kiralama sözleşmesi ve ödeme planı

4-      İlgili hesapların 750 ve 263 nolu hesaplara amortisman kayıtlarının aktarılması

 

J)  Yurtiçi AR-GE Kuruluşlarına Yaptırılan İşler (G014);

1- Proje ile ilgili Yurtiçi AR-GE Kuruluşlarında Yaptırılan İşlere ait fatura ve ödeme evrakı ile bu faturaların kaydedildiği hesabın muavin dökümü,

2- Yurtiçi AR-GE Kuruluşu ile yapılan sözleşme yada protokol söz konusu sözleşmede, alınan hizmete ilişkin ayrıntılı açıklama yer alması gerekmektedir.

3- 730 yada 750’den 263 nolu hesaplara aktarılmasının kayıtları

 

K)  Danışmanlık Hizmeti ve Diğer Hizmet Giderleri (G015);

1- Proje ile ilgili hizmet alımlarına ait faturalar, ilgili faturalara ait irsaliye fotokopileri ve ödeme evrakı ile bu faturaların kaydedildiği hesabın muavin dökümü,

2- Danışmanlık sözleşmelerinin fotokopileri, söz konusu sözleşmede, alınan hizmete ilişkin ayrıntılı açıklama yer alması gerekmektedir.

3- 730 yada 750’den 263 nolu hesaplara aktarılmasının kayıtları

 

L)  Malzeme Giderleri (G016);

1- Proje ile ilgili olarak alınan malzemelere ait satıcı faturaları, ilgili faturalara ait irsaliye fotokopileri,  320 satıcı hesaplarının ve ilgili 150 hesaplarının muavin dökümleri, firmalara yapılan ödemelerle ilgili banka dekontları, çek fotokopileri ve çeklerin ödendiğine dair banka dekontları,

2- Ar-Ge kapsamındaki proje için malzeme sarflarına ait tutarlandırılmış stoktan çıkış sarf listeleri, ilgili 150 hesapların muavin dökümleri

3- İthal alımlarda, Gümrük Giriş Beyannamesi, ithalat faturası, Gümrük Vezne Alındısı ve faturada belirtilen döviz tutarının transferine ait banka dekontu

4- Proje önerisi tahmini maliyet listesinde yer alan malzeme kalemlerini fatura üzerinde sıra numaralarını belirtilerek eşleştirmenin yapılması. Ayrıca bazı kalemler proje ile ilişkilendirilemediğinden kapsam dışına alınıyor. Fatura üzerinde ilgili sıra numaralarını yazarlarsa, hem denetim zamanı kısalır hem de kapsam dışına alınmaz.  İlave malzeme kalemleri var ise faturaların üzerlerine kurşun kalemle gerekçelendirilmesi mutlaka yazılmalıdır.

5-      150’den 750 ve 263 nolu hesaplara aktarılmasının kayıtları

 

M ) Bilanço ve Gelir Tablosu ile Firma Bilgileri;

1- Son yılın Bilanço ve Gelir Tablosu (Vergi Dairesi veya YMM tarafından tasdikli)

2- Proje süresi içinde verilen geçici vergi beyannameleri ve eki gelir tablolarının düzenlenmesine esas olan yansıtmalar kapatılmadan önceki mizanlar,

3- Cari yılın Defter bilgileri, onay makamı, onay tarihi, yevmiye numaraları ve defterlerin noter tasdiklerinin olduğu sayfaların fotokopileri,

4- Firma ortaklarının TC kimlik numaraları, görev/unvanları,  hisse oranları, hisse miktarları ve ortaklar pay defterinin ilgili sayfalarının fotokopileri,

5- İmza Sirküleri,

6- Ticaret Sicil Gazeteleri (kuruluştan itibaren değişikliklerle beraber)fotokopileri,

7- KOBİ Beyannamesi,

8- TÜBİTAK hibesinin yatırılacağı banka hesap nosu,

SONUÇ

 

Yukarıdaki analizlerden anlaşılacağı gibi,  Ar-Ge ve Yenilik projesi verme işi, yalnızca teknik bir olay olmayıp aynı zamanda bilimsel, mali, muhasebe, vergisel pazarlama gibi yönlerin de dikkate alınmasını gerektiren sistematik bir çalışmadır. ÇAĞIMIZ BİLGİ ÇAĞI DEĞİL, SENTEZ VE ENTEGRASYON ÇAĞIDIR.

Anonim şirket yönetim kurulu üye seçimi ve değişiklikleri…

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 03 Aralık 2014 - 9:07

Anonim şirket yönetim kurulu üye seçimi ve değişiklikleri ile Ltd. Şti. ortak değişikliklerine ilişkin SGK bildirimi verilmesinde af

Bilindiği üzere, 5510 sayılı Kanun 01 Ekim 2008 tarihinden itibaren bütün hükümleriyle yürürlüğe girmiştir. Anılan kanunla; daha önce farklı kanunlara tabi olan sosyal güvenlik kurumları aynı kanun kapsamında düzenlenmiştir.
Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının;
– (a) bendinde, daha önce Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında olan sigortalılar,
– (b) bendinde, daha önce Bağ-Kur kapsamında olan sigortalılar,
– (c) bendinde ise, daha önce Emekli Sandığı’na tabi olan memurlar,
sigorta kapsamına alınmıştır.
Kanunun 4/b maddesi kapsamında olanlar ve bunların SGK’ya bildirilmesi
Kanunun 4’üncü maddesi birinci fıkrasının (b) bendine göre, köy veya mahalle muhtarı seçilenler ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;
a) Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar,
b) Gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar,
c) Kollektif şirketlerin ortakları,
ç) Limited şirketlerin ortakları,
d) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları,
e) Adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları,
f) Donatma iştirakleri ortakları,
g) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları (Anonim şirketlerde,
yönetim kurulu üyesi olmayan ortaklar sigortalı sayılmamaktadır.),
ğ) Tarımsal faaliyette bulunanlar,
sigortalı sayılmaktadırlar.
Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılan şirket ortaklarından;
1) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları, yönetim
kurulu üyeliğine seçildikleri tarihte başlar ve bu tarih “şirket yetkililerince”,
2) Limited şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının sigortalılıkları, şirketin ticaret siciline tescil edildiği tarihte başlar ve bu  tarih “ticaret sicil memurluklarınca”,
3) Limited şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarından hisse devri alan yeni ortaklarının sigortalılıkları, ortaklar kurulunca devrin yapılmasına karar verildiği tarihte başlar ve bu tarih ortaklar kurulu kararının, hisse devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin, devrin yapıldığının işlendiği pay defterinin birer sureti veya devir ticaret sicil memurluğunca tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıyla “şirket yetkililerince”,
15 gün içinde juruma bildirilmek zorundadır.
Keza, kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılan şirket ortaklarından;
1) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları bu görevlerinin bittiği tarihte sona erer ve bu tarih “şirket yetkililerince” ve “sigortalılarca”,
2) Limited şirket, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının sigortalılıkları hisse devrine ilişkin alınan ortaklar kurulu kararı ile hissenin devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin ve devrin pay defterine işlendiği sayfanın birer suretlerinin birlikte ibraz edilmesi veya hisse devri ticaret sicil memurluğuna tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıyla ortaklar kurulu karar tarihi itibarıyla sona erer ve bu tarih, “sigortalılar” ve “şirket yetkililerince”,
10 gün içinde kuruma bildirilir.
Bildirimlerin süresinde yapılmaması halinde uygulanacak ceza
İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından yayımlanan duyuruda da açıklandığı üzere; Anonim şirketin yönetim kuruluna seçilen ortaklar ve limitet şirkete dışarıdan ortak olanlar için 15 gün içinde kağıt formatlı işe giriş bildirgesinin verilmemesi veya anonim şirket yönetim kurulundan ayrılan ortaklar ile hissesinin tamamını bir başkasına devreden limited şirket ortakları için 10 gün içinde kağıt formatlı işten çıkış bildirgesinin verilmemesi halinde, verilmesi gerekli olan her bir bildirge için şirket tüzel kişiliğine bir asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanmaktadır.
Zamanında verilmemiş bildirimler için aftan yararlanma:
Öte yandan, bilindiği üzere; 11/09/2014 tarihli ve 29116 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6552 sayılı Kanun ile İş Kanunu’nun bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikler yapılmış ve bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına imkan sağlanmıştır. Söz konusu kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe giren 61’inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a geçici 57’inci madde eklenmiştir. Anılan maddesinin birinci fıkrası gereği, şirket tüzel kişilikleri tarafından ortaklar ve/veya yönetim kurulu üyesi ortaklar için verilmesi gereken kağıt formatlı işe giriş ve işten çıkış bildirgelerinin 11/12/2014 tarihine kadar verilmesi halinde ilgili bildirgeler kanuni süresinde verilmiş sayılacak ve idari para cezası uygulanmayacaktır. Bu yükümlülükler için daha önce uygulanan ve ödemesi yapılmayan idari para cezaları ise, kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın terkin edilecektir. İdari para cezaları tahsil edilmiş ise iade veya mahsup edilmeyecektir.
Buna göre, sigortalılıklarının başlangıcına ve sonlandırılmasına ilişkin;
1- Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları ile ilgili şirket yetkilileri,
2- Limited şirket ortakları ile ilgili şirket yetkilileri,
Sigortalılığın başlangıcı ve sonlandırılmasına ilişkin bildirim yükümlülüğünü, 5510 sayılı Kanun’un geçici 57’nci madde uyarınca 11/12/2014 (dahil) tarihine kadar yerine getirmeleri halinde bildirim yükümlülükleri kanuni süresinde yerine getirilmiş sayılarak sonucunda idari para cezası uygulanmayacaktır.
Limitet şirket ortağının/anonim şirketin yönetim kuruluna seçilen ortağının, emekli olması veya bir başka işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olması ya da aynı zamanda bir başka şirkete de ortak/ yönetim kurulu üyesi olması, bildirge verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Bu nedenle bu durumda olan tüm şirketlerin, kağıt formatındaki bildirge verme yükümlülüğünü 11/12/2014 tarihine kadar yerine getirmeleri, ilerleyen dönemlerde idari para cezalarıyla karşı karşıya kalmamaları açısından önem arz etmektedir.

Öte yandan, 30.11.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2014/7016 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile sosyal güvenlik kurumuna olan borçlar, vergi ile ilgili kesinleşmiş kamu borçları, gümrükle ilgili borçlar, elektrik borçları ve odalara olan borçlarla ilgili 1 Aralık 2014 tarihinde biten başvuru süreleri 1 ay uzatılmıştır. Keza anılan kararla, Trafik Kanunu kapsamında araçların muayeneleri ile ilgili olan ve 31.12.2014 tarihinde dolacak olan süre de 30. 06. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır. Ancak anılan kararla, yukarıda açıklanan işe giriş çıkış bildirgeleri ile ilgili süre uzatılmamış olup, anılan bildirgelerin 11/12/2014 tarihine kadar verilmesinde fayda vardır.

Kaynak: http://www.dunya.com/anonim-sirket-yonetim-kurulu-uye-secimi-ve-degisiklikleri-158010yy.htm

Yapılandırma başvurusunda süreler uzatıldı

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 03 Aralık 2014 - 9:06

01.12.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan, 6552 Sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun’da yer alan bazı başvuru ve ilk taksit ödeme süreleri uzatıldı.

Buna ilişkin değişikler aşağıdaki gibidir.
1- Sosyal güvenlik alacakları yönünden

Son başvuru tarihi olan 31. 12. 2014 tarihi, 02. 02. 2015 tarihine kadar, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme süresi ise 02. 03. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Genel Sağlık Sigortası prim alacakları için son başvuru tarihi olan 30. 04. 2015 ve peşin ödeme ile taksitli seçeneklerde ilk taksit ödeme tarihi olan 01. 06. 2105 tarihlerinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

2- Maliye Bakanlığı tarafından tahsil edilen alacaklar yönünden

Son başvuru tarihi olan 01. 11. 2014 tarihi, 31. 12. 2014 tarihine, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme tarihi ise 02. 02. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

3- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı arafından tahsil edilen alacaklar yönünden

Son başvuru tarihi olan 01. 11. 2014 tarihi, 31. 12. 2014 tarihine, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme tarihi ise 02. 02. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

4- 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca araç muayene süreleri

Karayolları Trafik Kanunu uyarınca araç muayenesi yaptırmaları gerektiği hâlde muayenelerini süresinde yaptırmamış olanların 31. 12. 2014 olan son başvuru tarihi, 30. 06. 2015 tarihine kadar (bu tarih dâhil) uzatılmıştır.

5- Tedaş alacakları yönünden

Son başvuru tarihi olan 01. 11. 2014 tarihi, 31. 12. 2014 tarihine, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme tarihi ise 02. 02. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

6- tüzel kişiliği sona ermiş mahalli idareler ile büyükşehir belediyesine dönüşen belediyeler ve bağlı kuruluşlarının borçları yönünden

Son başvuru tarihi olan 01. 11. 2014 tarihi, 31. 12. 2014 tarihine, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme tarihi ise 02. 02. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

Kaynak: http://www.dunya.com/yapilandirma-basvurusunda-sureler-uzatildi-158012yy.htm

Kdv Tevkifat Uygulamasına Giriş

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 02 Aralık 2014 - 15:37

KDV TEVKİFAT UYGULAMASINA GİRİŞ

*NİTELİĞİ

KDV tevkifatı uygulaması, teslim veya hizmet bedeli üzerinden hesaplanan verginin, teslim veya hizmeti yapanlar tarafından değil bu işlemlere muhatap olanlar tarafından kısmen veya tamamen vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilip ödenmesidir.

*BEYANI

Tevkifat, genel bütçeli idareler hariç, tevkifata tabi işlemin yapıldığı dönemde vergi sorumlularına ait 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilecektir. Bu kapsamda, işleme ait fatura veya benzeri belge izleyen ay içinde düzenlense dahi sorumlu sıfatıyla beyan, işlemin vuku bulduğu dönemin beyan süresi içinde yapılacaktır. Kısmi tevkifat uygulamasında satıcının mükellef sıfatıyla 1 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edeceği kısım da aynı dönemde beyan edilecektir.

*İNDİRİMİ

2 No.lu KDV Beyannamesinde herhangi bir surette indirim yapılması mümkün olmadığından tevkif edilen KDV’nin tamamının beyan edilerek vergi dairesine ödenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, tevkifat uygulayan alıcının KDV mükellefiyetinin bulunması ve tevkifat uyguladığı teslim veya hizmeti indirim hakkı tanınan işlemlerde kullanacak olması halinde, sorumlu sıfatıyla beyan edilen tutar, beyanın yapıldığı ay içinde verilmesi gereken 1 No.lu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabilecektir. Bu indirimin dayanağı 2 No.lu KDV beyannamesi olacaktır.

Kısmi tevkifata tabi işlemlerde, işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin;

  • Satıcı tarafından beyan edilecek kısmı, takvim yılı aşılmamak şartıyla işleme ait fatura veya benzeri belgenin defterlere kaydedildiği döneme ilişkin olarak verilmesi gereken,
  • Sorumlu sıfatıyla beyan edilen kısmı ise 2 No.lu KDV Beyannamesinin verildiği ay içinde verilmesi gereken,

1 No.lu KDV Beyannamesinde indirim konusu yapılacaktır.

Kofi Annan ruh sağlığı için uyardı

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 02 Aralık 2014 - 9:20

The Economist dergisi ve Lundbeck tarafından Londra’da düzenlenen, Küresel Depresyon Krizi toplantısına katıldım. Politik liderler ve sağlık alanındaki en yetkin kişiler konuşmacıydı. Açılık konuşmasını Birleşmiş Milletler’in bir önceki Genel Sekreteri Kofi Annan yaptı. Annan Vakfı olarak, depresyonun, sağlık kadar ekonomik ve sosyal etkileri olduğunu anlattı. İşin ilginç olanı, Annan gibi, dünyanın her bölgesindeki siyasi sorunlarla mücadele etmiş bir kişinin, yeni mücadele alanının bir sağlık olmasıydı. Kendisine bu radikal değişikliği sorunca çok anlamlı bir cevap verdi:
“Toplumun ruh sağlığı bozuksa her şey bozuktur.”
Toplantıda depresyonun çok önemli ekonomik ve sosyal etkileri olduğunu gördük. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, çalışma yaşamında yer alanların en önemli ruhsal sağlık sorunu depresyon. Avrupa’da 30 milyon, dünyada 350 milyon insan bu hastalıkla mücadele ediyor.

Ekonomik maliyeti
Depresyonun ekonomik maliyeti de yüksek. İskandinav araştırmacılar, 2010 itibariyle depresyonun Avrupa Birliği ülkelerindeki ekonomik maliyetinin 92 milyar euro olduğunu, bunun 54 milyar euro’sunun ise hastalık sebebiyle işten ayrılmalar, erken emeklilik istenmesi gibi verimliliği azaltıcı etkilerden kaynaklandığını ifade ediyor.
Avrupa Depresyon Örgütü’ne göre, her 10 kişiden biri depresyon nedeniyle işinden ayrı kalıyor. İşinden uzaklaşma süresi 36 günü buluyor. London School Of Economics ve King’s College’a göre, Avrupa ticari hayatı sırf bu hastalığın etkisiiyle her yıl 77 milyar euro kayıp yaşıyor.
Kofi Annan konuşmasında, hastalığın aslında gelişmekte olan ülkelerde çok yaygın olduğunu ancak konunun önemi bilinmediği için büyük sosyal ve ekonomik kayıpların halen devam ettiğini ifade etti.

Erken teşhis ve tedavi
Avrupa Komisyonu’nun raporuna göre, Birleşik Krallık’ta erken teşhis ve öncü tedavi aşamasında harcanan her bir pound daha sonraki dönemde yaklaşık 5 pound tasarruf edilmesine neden oluyor. Erken teşhis ve tedavi, toplum sağlığı ve işin ekonomik maliyetleri bakımından oldukça önemli.
Depresyonun verimsizlik etkisi kadar ilaç harcamalarındaki payı da oldukça yüksek. Sağlık harcamalarının düşürülmesi, sosyal güvenlik sisteminde gelir  gider sağlanması bakımından bu harcamaların muhakkak kontrol altına alınması gerekiyor.
Ülkemizde en büyük ilaç alıcısı Sosyal Güvenlik Kurumu. İlaçta ‘geri ödeme sistemi’ çerçevesinde SGK’nın yaptığı harcamaların boyutu çok yüksek. Son 10 yılda ilaç harcamalarında çok ciddi bir artış yaşandı. Zorunlu sağlık sigortası, aile hekimliği sistemi, ilaca erişimin kolaylaşması, ilaç harcamalarını çığ gibi büyüttü. Artış karşısında, birtakım kısıtlayıcı tedbirler alınmaya başlandı. Fiyat politikasıyla ilaç firmaları dünyadaki belki de en düşük fiyatları vermek zorunda bırakıldı. Ayrıca ‘akılcı ilaç kullanımı’, orijinal olmayan ilaçlarda ‘taban fiyat uygulamasına geçilmesi’ gibi tedbirler ön plana çıkarıldı.
2009’da 15.8 milyar TL’ye çıkan ilaç harcamaları tedbirlerin etkisiyle hafif düştü. Ancak toplam içindeki payı on yıl öncesine göre çok yüksek.
Türkiye’de de ilaç harcamaları içerisinde en yüksek harcama depresyon tedavisine yönelik ilaçlara yapılıyor. SGK’nın en çok bu ilaçlara para ödediği yetkililerce söyleniyor. Avrupa’da tedbirler alınıyor ancak bizde mücadele olmadığı için depresyonun ilaç harcamaları içerisindeki payı katlanarak artıyor. Düşük verimlilik ve işten uzak kalma boyutu, veri olmadığı için bilinemiyor.
Başbakan Davutoğlu uyuşturucuyla mücadele kapsamında yakın gelecekte bir Ruh Sağlığı Yasası çıkaracaklarını ifade etti. Bu yasa, depresyonla mücadeleye de önemli katkılar sağlayabilir.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/kofi-annan-ruh-sagligi-icin-uyardi/ekonomi/ydetay/1977999/default.htm

‘Torba Yasa’ya göre yaşa yansıyan bir mevzuat mevcut mu?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 02 Aralık 2014 - 9:19

>Nezihe T.
11.07.1970 doğumlu bayanım. 09.06.1989 tarihli Sigorta girişim ve 915 günüm var. 1993 ve 2002 doğumlu iki çocuğum var ve 1.440 gün borçlandım. Sigortalı olarak çalışmaktayım. Torba Yasa’ya göre yaşa yansıyan mevzuat mevcut mu,  3600 günü doldurmam durumunda emekli olabilir miyim, yoksa yaşı beklemem gerekiyor mu, 3600 günü doldurduktan sonra dondurabilir miyim?
CEVAP: 09.06.1989 tarihli Sigorta girişiniz ve 945 gününüz var. 20 yıl, 46 yaş ve 5.375 günle normal emekli, 58 yaşınızda 3.600 günle yaştan emekli olabilirsiniz. Torba Yasa’da erken emeklilikle ilgili bir şey yoktur. 3.600 gününüz dolunca ödemeyi durdurup, 58 yaşınızın dolduğu 11.07.2028 tarihini bekleyebilirsiniz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

>Zekai Ö.
03.11.1971 doğumluyum. 01.04.1995 tarihinde ilk defa sigortalı oldum ve 6.323 günüm var. Askerliğimi yedek subay olarak 01.11.1995-31.03.1997 tarihleri arasında (18 ay) yaptım. Ne zaman emekli olabilirim? Teşekkür ederim.
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre, 3 ay fiili hizmet zammı giriş tarihinizi geri çekiyor ve 01.01.1995 oluyor. Fakat emeklilik şartlarınız değişmiyor. 25 yıl, 55 yaş ve 5.750 günle emekli olabilirsiniz. Gününüz dolmuş. 55 yaşınızın dolduğu 03.11.2026 tarihinde emekli olursunuz.

>Alper A.
27.01.1967 doğumluyum. 24.06.1998 tarihli Bağ- Kur girişim ve 15 yıl 4/b hizmetim var. 01.08.2013 tarihinden itibaren sigortalı olarak çalışıyorum. 1988 yılında 90 gün bedelli askerlik yaptım.
Askerliğimi borçlanıp emeklilik şartlarını geriye alabilir miyim, ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 24.06.1998 tarihli BAĞ-KUR girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 5.826 gününüz var. 25 yıl, 57 yaş ve 5.900 günle emekli olabilirsiniz. BAĞ-KUR’dan sonra SSK’ya 390 gün prim ödemişsiniz. 870 gün daha öderseniz, 1.260 güne tamamlayarak, 57 yaşınızın dolduğu 27.01.2024 tarihinde emekli olursunuz. 90 gün askerlik borçlanması emeklilik şartlarınızı etkilemez.

>Safiye K.
01.07.1957 doğumlu bayanım. 1972-1976 yıllarında sigortalı çalıştım. 2012 yılından itibaren isteğe bağlı prim ödüyorum. 1977, 1982 ve 1986 doğumlu üç çocuğum var. Doğum borçlanması yaparak ne zaman emekli olabilirim, üç çocuk için ne kadar öderim?
CEVAP: 06.07.1972 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a ve 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 1.316 gününüz var. 15 yıl, 50 yaş ve 3.600 günle SSK’dan emekli olabilirsiniz. 15 yılınız ve yaşınız dolmuş. Üç çocuk için 2.160 gün doğum borçlanması yapıp, 124 gün de prim öderseniz 3.600 güne tamamlayarak emekli olursunuz. Doğum borçlanmasının Sigortaya sayılması için, borçlanmanızı SSK’ya yapmanız gerekir. Bunun için 120 gün isteğe bağlı ödeyip, sonra Sigorta’ya geçip 5-10 gün çalışarak borçlanmanızı da Sigorta’ya yapıp Sigorta’dan emekli olursunuz. 2160 günlük borçlanma tutarı: 26.136TL’dir.

>Huriye N.
01.05.1966 doğumlu bayanım. 1989 yılında SSK başlangıcım var. 2008-2012 yıllarında BAĞ-KUR ödedim. 1994 doğumlu bir çocuğumuz var. Sigortalı çalışmaktayım. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.07.1989 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4b mevzuatına göre ödenmiş toplam 4.780 gününüz var. 20 yıl, 46 yaş ve 5.375 günle emekli olabilirsiniz. 20 yılınız ve yaşınız dolmuş. Doğumdan sonra primleriniz devam ettiği için sadece 4 ay borçlanma yapabilirsiniz. 4 ay doğum borçlanması yapıp, 14 ay da prim öderseniz, 5.375 güne tamamlayarak emekli olursunuz.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/lutfi-koksal/583596.aspx

Emeklilik Yazı Dizisi – 16: Eski Tarım İşçilerinin Emekliliği

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 02 Aralık 2014 - 9:18

Eski Tarım İşçilerinin Emekliliği

Sosyal güvenlik kanunları kapsamı dışında olanlarla, bu kanunlara göre malûllük, emeklilik (yaşlılık) aylığı, sürekli tam işgöremezlik geliri almayanlardan; süreksiz olarak tarım işlerinde hizmet akdiyle çalışanlar istekte bulunmaları kaydıyla 2925 sayılı Kanuna tabi tarım sigortalısı olabiliyorlardı. Bu hak 01.10.2008 tarihinden itibaren kaldırıldı ve artık bu kapsamda yeni sigortalı kabul edilmiyor. 5510 sayılı Kanun bu sigortalılık yerine ek-5 inci madde ile yeni bir isteğe bağlı tarım sigortalılığı ihdas etmiş bulunuyor.

Bununla beraber 01.05.2008 tarihinden önce 2925 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı Tarım sigortalısı olanlar bu sigortalılıkları kesintisiz devam ettiği sürece 2925 sayılı Kanuna tabi Tarım sigortalısı olmaya devam edebiliyorlar.

01.05.2008-30.09.2008 tarihleri arasında  isteğe bağlı Tarım sigortalısı olanlar ise bu hallerinde değişiklik olmaması koşuluyla en fazla 28.02.2011 tarihine kadar 2925 sayılı Kanun kapsamında Tarım sigortalısı olmaya devam ettiriliyor, bu tarihten sonra ise 5510 sayılı Kanunda 2011 yılından itibaren öngörülen 5510/ek-5  Tarım sigortalısı sayılmaya başlanıyorlar.

Emeklilik koşulları

SSK’ya 2925 Sayılı Kanun gereğince, isteğe bağlı Tarım Sigortası kapsamında prim ödeyenlerin 08.09.1999 tarihinden sonra yaşlılık aylığından (emeklilik) faydalanması:

  • 15 yıldan beri sigortalı bulunması,
  • En az 3600 gün prim ödemiş olması,
  • Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması,
  • SGK’dan yazılı istekte bulunması

gibi dört koşula bağlı bulunuyor. Bilindiği gibi 08.09.1999 tarihinden önce yaş şartı bulunmuyordu.

2925 Sayılı Kanun kapsamındaki süreksiz tarım işçilerinin bu uygulamadan hemen etkilenmelerini önlemek amacıyla bu sigortalıların 23/05/2002 tarihindeki sigortalılık durumlarına göre de ayrı bir kademeli geçiş süreci öngörülmüş bulunuyor.

SSK Tarım sigortalılarının aylık ödemeleri yarım kabul edildiğinden aylar 15 gün ve yıllık prim ödemeleri de 180 gün olarak hesaba dahil ediliyor. Bu nedenle 3600 günü tamamlamak için en az 20 tam yıl prim ödemek gerekiyor.

Buna göre ise tarım sigortalıları 3600 günü ancak 20 yılda tamamlayabilmektedir ama bunlarında daha önce normal SSK, Bağ-Kur, T.C. Emekli Sandığı hizmetleri olabileceği gibi borçlanılmış askerlik süreleri da olabilir. O nedenle 3600 günü 20 yıldan daha kısa sürede tamamlama imkânları da bulunuyor.

4759 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 23/05/2002 tarihinde, 13 yıldan daha az sigortalılık süresine sahip sigortalılar, sigortalılık sürelerine göre aşağıda çizelgede belirtilen yaş hadleri ile 15 yıllık sigortalılık süresini doldurmak ve en az 3600 gün prim ödemiş olmak şartlarını yerine getirerek yaşlılık aylığına hak kazanabileceklerdir.

 

 

1. Şart 2. Şart 3. Şart
İşe Başlama Tarihi Sigortalılık Süresi YAŞ Prim Ödeme Günü
Kadın veya erkek Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın
08.09.1986 ve daha öncesi 15 15 YOK YOK 3600 3600
09.09.1986-23.05.1989 15 15 44 40 3600 3600
24.05.1989-23.02.1990 15 15 45 41 3600 3600
24.02.1990-23.11.1990 15 15 46 42 3600 3600
24.11.1990-23.08.1991 15 15 47 43 3600 3600
24.08.1991-23.05.1992 15 15 48 44 3600 3600
24.05.1992-23.02.1993 15 15 49 45 3600 3600
24.02.1993-23.11.1993 15 15 50 46 3600 3600
24.11.1993-23.08.1994 15 15 51 47 3600 3600
24.08.1994-23.05.1995 15 15 52 48 3600 3600
24.05.1995-23.02.1996 15 15 53 49 3600 3600
24.02.1996-23.11.1996 15 15 54 50 3600 3600
24.11.1996-23.08.1997 15 15 55 51 3600 3600
24.08.1997-23.05.1998 15 15 56 52 3600 3600
24.05.1998-23.02.1999 15 15 57 53 3600 3600
24.02.1999-08.09.1999 15 15 58 54 3600 3600
09.09.1999-30.04.2008 60 58 3600 3600

 

Örnek 1- 12.12.1972 doğumlu olan ve askere gidinceye kadar köyünde kalan Ramazan, askerden sonra askerliğini yaptığı ve çalışması için çok verimli bulduğu İstanbul’a geri dönmüş çeşitli işyerlerinde çalışmıştır, bu çalışmaları nedeniyle 08.03.1996 tarihi başlangıcı ile SSK’ya 330 gün prim ödemesi yapılmıştır. İki yıl sonra 1998 yılında memleketine dönen Ramazan, iş hayatını tarım işçisi olarak sürdürmeye karar vermiş ve bu nedenle 2002 yılında da sosyal güvencesi 2925 Sayılı Kanun ile düzenlenmiş olan SSK Tarım sigortalısı olmuştur.

Ramazan Bey’in emekliliğinin hesabında; “2829 Sayılı Hizmetlerin Birleştirilmesine Dair Kanun” gereğince, işe başlama tarihi 08.03.1996 olmakla birlikte bu tarihten önce yerine getirdiği vatan borcu askerlik süresini (18 ay) SSK’ya borçlanıp, öderse işe başlama tarihi hem askerlik süresi kadar öne gelip 08.09.1994’e çekilecek, hem de prim ödeme gün sayısına ilave edilecektir.

Hesaplama;

08.03.1996 işe başlama tarihine göre Ramazan bey, yukarıdaki tabloya göre 3600 gün sayısı ve 15 yıllık sigortalılık süresi (ki 2011 yılında tamamlanmış) olsa bile Tarım SSK’dan emekli olamayacaktır. Çünkü tabloya göre ilk sigortalılığının (08.03.1996) “24.02.1996-23.11.1996” arasında olması dolayısıyla 54 yaşa tabidir ve 54 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir. Oysa Ramazan Bey henüz 42 yaşındadır.

  • Ramazan bey, 2002 yılından bugüne kadar (30.11.2014 sonu itibariyle) tam 12 yıldır Tarım SSK’ya prim ödemektedir ve Tarım SSK’da her yıl 180 gün sayıldığına göre 12×180=2160 güne sahiptir. Daha önce inşaatlarda çalışırken normal SSK’ya da 330 gün prim ödendiğinden toplamda, 2160 + 330 + 540 = 3030 günü vardır. Mevcut 3030 gününü prim ödeyerek 3600 güne çıkarması gerekmektedir. gün emekli olacaktır. Aradaki fark ise 3600 – 3030 =570 gündür. Tarım SSK’da aylar 15 ve yıllar 180 gün sayıldığına göre, eksik kalan 570 gün için 38  ay daha prim ödemesi gerekmektedir.

 

Örnek 2- 05.06.1970 doğumlu olan Tuğba hanım, evine katkı amacıyla tarlalarda çalışmakta olup etrafından duydukları ile 18.03.1993 günü SSK’ya başvurup, o zamanki kanunlar gereğince takip eden yılbaşı olan 01.01.1994 günü Tarım SSK’lı olmuştur. 01.01.2002 – 31.12.2003 tarihleri arası hariç aralıksız olarak Tarım SSK’ya prim ödemiştir. Tuğba Hanım’ın Tarım SSK’dan emekliliği yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere 47 yaşından sonra olmak kaydıyla 3600 gün sayısını tamamlayınca  olacaktır. 30.11.2014 günü itibariyle 16 yıl 11 aydır prim ödediğinden 18×180+11×15= 3405 güne sahiptir. Tuğba Hanım’ın prim ödeme süresi 14 ay sonra sona erse bile emeklilik için dilekçe verebilmesi için 47 yaşını dolduracağı 05.06.2017 tarihini beklemesi gerekiyor.

Kaynak: http://www.alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=7236

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI