SGK Emeklinin Yurtdışında Çalışmasında Artık Hukuka Uyacakmış

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 05 Ağustos 2014 - 8:16

Torbaya Benziyor

Halen TBMM’de görüşülmekte olan Torba Kanuna benzer bir değişikliği de doğrudan SGK yaparak yargı önünde sürekli dava kaybetmesine neden olan bir hukuksuzluktan vazgeçiyor. Türk vatandaşlarının kimi sözleşmeli ülkelerdeki sigortalılık başlangıçlarının Türkiye’den emeklilik hesaplarında dikkate alınması ve vatandaşlıktan izinle çıkanlara uygulanan yurtdışı borçlanma yasağının kaldırılıyor olması gibi vatandaşın lehinde çıkartılmak üzere Torbada bekleyen hükümler gibi bu da yargı zoruyla, haklarını hukuk nezdinde aramaktan çekinmeyen yurttaşların sayesinde kazanılan haklara benziyor.

1 Mayıs 2008 tarihinden önce Türkiye’de çalışmaya başlayan ve yurtiçi hizmet borçlanmaları dahil olmak üzere sadece bu çalışmalarına istinaden sosyal güvenlik kurumlarından gerek malûllük, gerekse yaşlılık aylığı bağlanan kişilerin, yabancı ülkelerde çalışmaya başlamaları halinde aylıkları kesiliyordu.

Oysa 3201 sayılı Kanundan yararlanarak borçlanma yapmış ve o şekilde emekli olmuş emekliler dışında bu aylık kesme uygulamasının yasal bir dayanağı da bulunmamaktaydı.  İlk defa 5510 sayılı Kanun kapsamında olanların ise zaten emekli iken ne yurtdışında ne de yurt içinde çalışma imkânları bulunmadığını da özellikle belirtelim.

SGK bu konuda rasyonel ve adil bir düzleme geldiğini gösteren 2014/22 sayılı Genelgesini yayınlamış bulunuyor.

Yeni Genelge Ne diyor?

SGK’nın söz konusu 2014/22 sayılı Genelgesine göre;

1- 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce aylık bağlananlar için;

“5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önceki sosyal güvenlik kanunlarının mülga hükümlerine göre aylık bağlandıktan sonra ülkemizle sosyal güvenlik sözleşmesi bulunan ülkelerde çalışılmaya başlanması halinde, bağlanan aylıkların doğrudan kesileceğine ilişkin anılan kanunlarda açık hüküm bulunmadığından; 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önceki sosyal güvenlik kanunlarının mülga hükümlerine göre malullük veya yaşlılık aylığı bağlananların sözleşmeli bir ülkede çalışılmaya başlamaları halinde aylıklarının kesilmeyeceği” (O halde sormak gerekmiyor mu? Madem dayanağının olmadığını biliyordunuz da bugüne kadar aylıkları neden kestiniz? Ş.T.)

2- 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra aylık bağlananlar için;

“5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olup, 2008/Ekim ayından sonra tarafına 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine göre malullük veya yaşlılık aylığı bağlananların ülkemizle sosyal güvenlik sözleşmesi olan ülkelerde çalışmaya başlamaları halinde aylıklarının ödenmeye devam edileceği”,

3- Sözleşmesiz ülkelerde çalışmaya başlayanlar için;

“5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önceki sosyal güvenlik kanunlarının mülga hükümlerine ya da 2008/Ekim ayından sonra 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine göre malullük veya yaşlılık aylığı bağlananların ülkemizle sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış olan ülkelerde çalışmaya başlamaları halinde eskiden olduğu gibi aylıkları kesilmeyeceği”,

belirtiliyor.

Değişikliğin Amacı ne?

2014/22 sayılı Genelgenin çıkarılışının başka bir amacı var. SGK tabiri caizse daha esaslı hamle için bu konuda mütemadiyen kaybettiği davaların da etkisiyle şimdilik geri çekiliyor. Zira Genelgenin geri kalanı bu amacı açık ediyor.

Yani bahse konu Genelgedeki;

“Sözleşmelerde aylık bağlandıktan sonra diğer ülkelerde çalışmaya başlanılması halinde aylıkların kesileceğine ilişkin hüküm bulunması” başlıklı bir bölüm dercedilerek eski ve mesnetsiz uygulamaya hukuki bir taban hazırlandığı intibaını doğruluyor.

Buna göre sözleşmeli ülkede çalışılmaya başlanması halinde aylıkların kesileceğine ilişkin mevcut sosyal güvenlik sözleşmelerinde hüküm bulunmamakla birlikte, bu konuda bir hüküm konulması halinde değiştirilmiş sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra, yeni imzalanacak sosyal güvenlik sözleşmelerinde bu hükmün bulunması halinde ise sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra o yabancı ülkelerde çalışmaya başlayanların aylıklarının kesileceğini belirtmeyi de ihmal etmiyor.

Bundan sonra ne olacak?

Son tahlilde Genelgeden ortaya çıkan sonuç şudur ki SGK yurtdışı borçlanması yapmadan sadece Türkiye’deki hizmetleriyle emekli olanların yurtdışında sözleşmeli çalışmaya başlaması halinde kestiği aylıklarını artık kesmeyeceğini, kesilmişse de müracaat halinde bağlayacağını deklâre ediyor, ancak sözleşmelere madde eklenmesi veya yeni bir ülke ile sözleşme imzalanması halinde sözleşmede emeklilerin sözleşme imzalanan ülkede çalışmaya başlaması halinde aylığın kesileceğine yönelik madde konulabileceğini ve bu yolla aylığın bu defa mesnetli olarak kesileceğini belirtiyor.

Bu aynı zamanda bundan sonraki süreçte Türkiye ile sözleşme imzalamış yabancı ülkelerle olan sözleşmelerin değiştirilme girişimlerinin de işareti oluyor.

Kaynak: http://www.alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=6989

Hizmet birleştirmek mecburiyeti var mı?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 05 Ağustos 2014 - 8:15

>Naci B.
28.05.1972 doğumluyum. 20.12.1989 tarihli Sigorta girişim ve 6.387 günüm mevcut. 06.05.2013 tarihinde Bağ-Kur’lu oldum, hiç prim ödemedim. Çıkacak olan “Torba Yasa”da isteyen Bağ-Kur’u tamamen iptal ettirebilir ve primleri ödemeyebilir deniyor. İptal olduğunda Bağ-Kur’u terk ettiğimde yine 4A sigorta ya 3.5 yıl prim ödemek zorunda mıyım veya nasıl bir yol izlemem gerekir?
CEVAP: 20.12.1989 tarihli SSK girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 8.568 gününüz var. 25 yıl, 52 yaş ve 5.525 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve gününüz dolmuş. 52 yaşınızın dolduğu 28.05.2024 tarihinde emekli olursunuz. 3.5 yıla ihtiyacınız yoktur. 31.12.2013 tarihli BAĞ-KUR çıkışınız var. Torba Yasa çıkmadan yorum yapmak uygun değil. Çalışanlar 2829 sayılı kanuna göre hizmet birleştirmeye zorlanamazlar. SSK’dan emekli olmak için yeterli gününüz var. İleride BAĞ-KUR’u hesaba katmadan SSK’dan emekli olmayı talep edebilirsiniz. Ret olursa dava açabilirsiniz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

>Sabri E.
01.01.1965 doğumluyum. 1983-1986 yıllarında 620 gün sigortam var. 1994 yılından itibaren BAĞ-KUR ödemekteyim. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.06.1983 tarihli SSK girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 24 yıl 11 ay hizmetiniz var. 51 yaş ve 25 tam yıl ile emekli olabilirsiniz. Bir ay daha prim öderseniz, 51 yaşınızın dolduğu 01.01.2016 tarihinde emekli olursunuz.

>Ali Ö.
01.01.1971 doğumluyum. İlk 1986 yılında SSK girişim oldu ve 1.622 günüm var. 1988 yılında yaşımı büyüttüm ve doğum tarihim 01.01.1969 oldu. 1993-2011 yıllarında 6.685 gün BAĞ-KUR hizmetim var. Şu anda 4/a olarak çalışıyorum. Ne zaman emekli olabilirim? Yaş büyütmenin zararı var mı? Şimdiden teşekkür ederim.
CEVAP: 01.06.1986 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 8.337 gününüz var. 25 yıl, 49 yaş ve 5.300 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve gününüz dolmuş. BAĞ-KUR’dan sonra Sigorta’ya 851 gün prim ödemişsiniz. 409 gün daha öderseniz, 1260 güne tamamlayarak, 49 yaşınızın dolduğu 01.01.2020 tarihinde emekli olursunuz. İşe girdikten sonra yaş tashihi yaptırdığınızdan emekliliğiniz için geçerli olan doğum tarihiniz 01.01.1971’dir.

>Necati G.
21.06.1965 doğumluyum. 18.01.1990 tarihinde işe başladım. Askerliğimi 1988-1989 yılları arasında yapmış olup, yedek subay öğrenciliğime ait 18.04.1988 ile 31.07.1988 yılları arasını borçlandım. 01.08.1988 ile 31.07.1989 yılları arasında yedek subay olarak vatani görevimi tamamladım. Hizmetime memur olarak devam ediyorum. Ne zaman emekli olabilirim? Yedek subaylık yaptığımdan yıpranma payı veriliyor mu? Yıpranma payı ne kadar süre kazandırır?
CEVAP: 15.02.1990 tarihli Emekli Sandığı girişiniz ve 3 ay FHZ, 3 ay 13 gün askerlik borçlanması ve yedek subaylıkla birlikte toplam 25 yıl 9 ay hizmetiniz var. 51 yaş ve 25 tam yıl ile emekli olabilirsiniz. Hizmet süreniz dolmuş. 51 yaşınızın dolduğu 21.06.2016 tarihinde emekli olursunuz.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/lutfi-koksal/581691.aspx

Belediyelerin vergi işkencesi

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 05 Ağustos 2014 - 8:14

O kadar çok ki..
Özellikle, gayrimenkul sahipleri belediyelerin keyfi uygulamalarından çok dertliler..
İsterseniz bunlardan belli başlı olanları, sıralayalım.

1. VERGİ İADESİ İŞKENCESİ

Brüt alanı 200 m2’yi aşmayan konutu için indirimli (sıfır oranlı) emlak vergisinden yararlanabileceklerini bilmeden vergi ödeyen; emekliler, ev hanımları, işsizler ve engelliler, ilgili belediyeden daha önce ödedikleri emlak vergisinin “Düzeltme yoluyla” iadesini talep ediyorlar.
a) Vergi Usul Kanunu’nun 120. maddesi, geriye dönük düzeltme ve iadeye olanak sağlıyor.
b) Maliye, koşulları taşıyanların, geriye dönük olarak indirimli (sıfır oranlı) emlak vergisinden yararlanabileceklerini belirtiyor (GİB Kayseri VD Bşk.04.04.2011 Tarih ve 2024-25 sayılı özelge).
c) Maliye, bilmeden emlak vergisi ödeyenlere 2009-2014 döneminde ödedikleri emlak vergilerinin iade edileceğini açıkladı (GİB, 14 Mayıs 2014 Tarih ve 82673428-175.01.01-52964 sayılı özelge).
Yasa ve özelgeler çok açık ve net olmasına rağmen, bazı belediyeler, geriye dönük emlak vergisi iadesine yanaşmayarak, vatandaşa adeta işkence ediyorlar.


2. ASTRONOMİK ARTIŞ İŞKENCESİ

Bazı belediyelerin, 2014 yılı arsa m2 değerlerini yüzde 100-200, bazılarını da yüzde 300-500 hatta 1.000-2.000 yükselttiği görüldü. Böyle olunca; daire, dükkan ve mağazaların emlak vergisi değerlerinde de (arsa payından dolayı)    astronomik artışlar oldu.
Çoğu belediye, takdir edilen değerleri zamanında ilan etmediği için vatandaşlar dava da açamadı.

3. GERÇEĞİN ÜZERİNDE KİRA İŞKENCESİ

Emlak Vergisi değerleri, beyan edilecek asgari kira tutarı için de baz alınıyor.Konutun emlak vergisi değeri gerçeğin çok üzerinde belirlenince, beyan edilmesi gereken “Emsal kira bedeli” de çok yüksek çıkıyor.
Somut bir örnek verme gerekirse; Adil Bey’in Şişli Dr. İsmet Öztürk Sokak’ta, 2013 yılında 320 bin liraya aldığı, 1.500 x12=18 bin lira kira geliri olan evi için  (2014 arsa m2 değerinin 26 bin lira takdir edilmesi nedeniyle), 2 milyon 400 bin TL olan emlak vergisi değerinin yüzde 5 ‘i oranında yani 120 bin lira yıllık  “asgari kira geliri” beyan etmek zorunda!


4. TAPU HARCI VE KAZANÇ İŞKENCESİ

Gayrimenkul kaç TL’ye satılırsa satılsın, emlak vergisi değeri üzerinden “Tapu harcı” ödenecek.
Gayrimenkul, emlak vergisi değeri üzerinden satış gösterilince, gerçeğin üzerinde “Satış kazancı” gözükecek ve 5 yıl içinde satılan gayrimenkul için ciddi bir vergi ödenebilecek.
Yukarıdaki örneği ele alırsak;2013’de 320 bin liraya alınan ve 2014’de 350 bin liraya satılan evin, emlak vergisi asgari değeri 2 milyon 400 bin TL olduğu için;
-Tapu harcı 350 bin TL yerine, 2.4 milyon TL üzerinden 48 ‘ bin TL olarak ödenecek.
-320 bin TL’ye alınan ev tapuda 2.4 milyon TL’ ye satılmış gösterileceği için yaklaşık 2 milyon TL satış kazancı ve 700 bin TL ‘ye yakın gelir vergisi çıkabilecek!

5 BRÜT ALAN İŞKENCESİ

Bazı belediyeler, özellikle dairelerin brüt alanını hesaplarken; giriş holü, garaj, kat holü, merdiven ve asansör boşluğu vs.’den pay vererek brüt alanı hesaplamaktadır. Bu yönteme göre örneğin net 140 m2 olan daire brüt 220 m2 hesaplanınca, daire sahiplerinden ya “geriye dönük cezalı ek vergi” emekli, ev hanımı işsiz ve engellilerin de “sıfır oranlı emlak vergisinin iptali” gibi yaptırımlar uyguluyorlar.Oysa Maliye Bakanlığı’nın 14 No.lu Emlak Vergisi Tebliği, “Net alanın yüzde 25 fazlasının brüt alan olduğu” şeklinde. Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı 9 Temmuz 2014 tarih ve 82673428-185.01.01.03.76255 sayılı özelgesi ile de 14 No.lu Tebliğin uygulanacağını açıkladı.
Belediyelerin vergi uygulamasının, daha fazla işkenceye dönüşmeden müdahale edilmesinde yarar var..

Kaynak: http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/78/sukru-Kizilot/41723/Belediyelerin-vergi-iskencesi

Torba Yasa neler getiriyor?

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 05 Ağustos 2014 - 8:12

Meclis’te yeniden görüşmelerine başlananan torba yasada SSK ve Bağ-Kur prim borçlarının yeniden yapılandırılması imkanı da getiriliyor. Bu kapsamda faiz ve gecikme zammı silinecek.

İşyerine ait borcun ödeme süresi 31.12.2013 veya önceki bir tarihe ilişkin olduğu halde ödenmemiş sigorta primi, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ve idari para cezası ile özel kanunlardaki hükme istinaden Kurumca 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilen eğitime katkı payı, özel işlem vergisi ve damga vergisi borçlarından borç türü bazında borç asılları toplamı yüz Türk Lirasını aşmayan asli alacakların ve tutarına bakılmaksızın bu asıllara bağlı gecikme cezası, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilecek.

Bağ-Kurluya Avantaj

Prim borçları nedeniyle daha önce ilgili kanunları uyarınca sigortalılık süreleri durdurulmuş olanlar için daha önceki sürelerin torba kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içerisinde Kuruma müracaat ederek, durdurulan sigortalılık süreleri için ödeyecekleri prim tutarının, sigortalılık süreleri durdurulmamış gibi değerlendirilerek sosyal güvenlik mevzuatının ilgili hükümlerine göre hesaplanmasını talep edebilecekler. Bunun için hesaplanan borç aslının tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir ve sosyal güvenlik mevzuatına göre ödeme tarihine kadar hesaplanan gecikme cezası ve gecikme zammı tahsil edilmez.

Borçlar yeniden yapılandırılacak

Kesinleşmiş SSK ve Bağ-Kur prim borçlarına yapılandırma öngörülüyor. Ancak ana paraya af söz konusu değil. Faiz ve gecikme zammı silinecek. Bunun yerine Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi oranına göre yeniden hesap edilecek. İlgililer isterlerse borçlarını yapılandırarak 18 eşit taksitte 36 aylık sürede borçlarını ödeyebilecekler.

ERKEN EMEKLiLiK iÇiN YENi iMKAN

Mevcut durumda 4/A olarak bilinen eski SSK’lılar iki doğumu borçlanabiliyorlardı. Memurlar ise doğum sebebiyle ücretsiz izin sürelerini borçlanabiliyorlardı. Getirilen düzenleme ile 4/a-b-c’liler (memur, işçi ve bağ-kurlular) üç doğum için borçlanabilecekler. Bu düzenlemeye göre doğumdan sonra çalışmamak koşulu ile her doğum için iki yıl olmak üzere en fazla altı yıllık süre borçlanılabilecek. Bu durumda borçlanma ile bir kadın 6 yıl hizmet kazanmış olacak. Bu da diğer koşullar sağlanıyorsa 6 yıl erken emeklilik demek.

Ödenmeyen GSS primine gecikme faizi uygulanmayacak

Genel sağlık sigortası tescili yapılmış olup gelir testine başvurmayanların genel sağlık sigortası primleri kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içerisinde başvurmaları halinde tescil tarihinden itibaren primleri tahakkuk ettirilecek. Kanunun yayım tarihinden itibaren 4 ay içerisinde başvuru yapılıp 12 ay içerisinde peşin veya taksitle genel sağlık sigortası priminin ödenmesi halinde prim aslına gecikme faizi uygulanmayacak.

Tüp bebekte yeni uygulama

Tüp bebek deneme sayısı mevcut durumda iki ile sınırlı. Düzenlemeye göre tüp bebek deneme sayısı üçe çıkarılıyor. Ayrıca 3713 ve 2330 sayılı Kanunlar kapsamında aylık bağlananlar ile vazife ve harp malulleri ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler için tüp bebek uygulamasının şartları kolaylaştırılıyor.

VATANDAŞLIKTAN ÇIKANA DA FIRSAT

Doğumla Türk vatandaşı olup vatandaşlıktan izin almak suretiyle çıkanların 18 yaşından sonra yurtdışında geçen  sigortalılık süreleri ve bu süreler arasında geçen bir yıllık işsizlik süreleri ile yurt dışında ev hanımı olarak geçen süreler ilgililerin istekleri halinde borçlanılabilecek. Ayrıca ikili sosyal güvenlik sözleşmesi olan ülkelerdeki çalışmalar sözleşmede açık hüküm bulunması halinde tahsis aşamasında Türkiye’de  ilk işe giriş olarak kabul edilecek. Bu konuda davası devam edenlerin davalarını geri çekmeleri halinde bunlarda düzenlemeden yararlanabilecekler. Böylece geçmiş dönemlerde yaşanan mağduriyetler son bulacak. Bu konularda dava açmış olanlar davalarından vazgeçerlerse haklarında yargılama giderleri uygulanmayacak.

Aday memura ceza

Adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilecek.

Yurtdışında çalıştırılanların prim tavanı

İŞVERENLERCE yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen sigortalıların sigorta primine esas günlük kazanç üst sınırı 16 yaşından büyük sigortalılara ait günlük kazanç alt sınırının üç katı olarak uygulanacak. Bu oran(tavan) yurt içinde çalışanlar için 11.907 TL, yurtdışında da 3.402 TL olacak. İşverenler işçilerine en fazla bu oranlar üzerinden prim ödeyecekler. Yurtdışında iş yapan işverenler için bu düzenleme bir avantaj oluşturuyor.

Kaynak: http://www.gunes.com/2014/08/04/yazar/6351/arif_temir/torba_yasa_neler_getiriyor_.html

Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Hususu

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 05 Ağustos 2014 - 8:10
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDER HUSUSU
 
Kazancın elde edilmesiyle ilişkili olmayan, işletme sahibinin ve ortaklarının veya yöneticilerinin şahsi ve ailevi harcamaları, işletme yöneticilerinin kusurlarından kaynaklı ödenen tazminatlar, cezalar, gecikme zamları ve faizler kanunen kabul edilmeyen gider olup safi kazanç tespitinde gider olarak indirim konusu yapılamamaktadır.
 
Ticari veya kurum kazancının tespitinde indirimi kabul edilmeyen ödemeler, Gelir Vergisi Kanununun 41. Maddesinde ve Kurumlar Vergisi Kanununun 11. Maddesinde açıklanmıştır. Çeşitli kanunlarda yer alan hükümlerden doğan kanunen kabul edilmeyen giderler de mevcuttur.  
 
Türk Vergi Kanunlarına göre Safi kazanç tespit edilirken gider olarak indirim konusuna giren ve girmeyen işlemler aşağıdaki belirtilmiştir
 
SAFİ KAZANCIN TESPİTİNDE İNDİRİLMESİ KABUL EDİLMEYEN GİDERLER
 
1-) Gelir Vergisi Kanununun 41. Maddesine Göre İndirilemeyecek Giderler
 
.1.  Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları sair değerler (Aynen alınan değerler emsal bedeli ile değerlenerek teşebbüs sahibinin çektiklerine ilave olunur.),
2.  Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar,
 
3.  Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler,
 
4.  Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler,
 
5.   Bu fıkranın 1 ila 4 numaralı bentlerinde yazılı olan işlemler hariç olmak üzere, teşebbüs sahibinin, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen bedel veya fiyatlar üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde, emsallere uygun bedel veya fiyatlar ile teşebbüs sahibince uygulanmış bedel veya fiyat arasındaki işletme aleyhine oluşan farklar işletmeden çekilmiş sayılır.
 
Teşebbüs sahibinin eşi, üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dâhil yansoy ve kayın hısımları ile doğrudan veya dolaylı ortağı bulunduğu şirketler, bu şirketlerin ortakları, bu şirketlerin idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından kontrolü altında bulunan diğer şirketler ilişkili kişi sayılır.
Bu bent uygulamasında, imalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması veya verilmesi, ücret, ikramiye ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler, her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.
 
İşletmeden çekilmiş sayılan farklar, ilişkili kişi tarafından beyan edilmiş gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınmış ise ilişkili kişinin vergilendirme işlemleri buna göre düzeltilir. İlişkili kişiler ve bu kişilerle yapılan işlemler hakkında bu maddede yer almayan hususlar bakımından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesi hükmü uygulanır.
 
6. Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar (Akitlerde ceza şartlı olarak derpiş edilen tazminatlar, cezai mahiyette tazminat sayılmaz.)
 
7. Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin % 50’si (Bakanlar Kurulu, bu oranı % 100’e kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.)
 
8.  Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan, yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları,
 
9.  Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddi ve manevi zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.
 
2-) Gelir Vergisi Kanununun 90. Maddesine Göre İndirilemeyecek Giderler
 
Gelir Vergisi Kanunu’nun “Matrahtan ve Gelir Unsurlarından İndirilemeyecek Giderler” başlıklı 90’ıncı maddesi hükmüne göre de; gelir vergisi ile diğer şahsi vergiler ve her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları ve para cezaları, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler gelir vergisi matrahından ve gelir unsurlarından indirilemez.
 
3-)  Kurumlar Vergisi Kanununun 11. Maddesine Göre Kabul edilmeyen indirimler
 
Kurum kazancının tespitinde aşağıdaki indirimlerin yapılması kabul edilmez:
 
a. Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler.
 
b. Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler.
 
c. Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar.
 
ç. Her ne şekilde ve ne isimle olursa olsun ayrılan yedek akçeler (Türk Ticaret Kanununa, kurumların kuruluş kanunlarına, tüzüklerine, ana statülerine veya sözleşmelerine göre safi kazançlardan ayırdıkları tüm yedek akçeler ile Bankacılık Kanununa göre bankaların ayırdıkları genel karşılıklar dahil).
 
d. Bu Kanuna göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri.
 
e. Kanunlarla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak tespit edilen hadler saklı kalmak kaydıyla, menkul kıymetlerin itibari değerlerinin altında ihracından doğan zararlar ile bu menkul kıymetlere ilişkin olarak ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü giderler.
 
f. Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ve amortismanları.
g. Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderleri.
 
h. Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddi ve manevi zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.
ı. Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin % 50’si (1). Bakanlar Kurulu bu oranı % 100’e kadar artırmaya veya sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.
 
4-) Özel İletişim Vergileri
 
6802 Sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 39 uncu maddesinde düzenlenen ve 5228 Sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle kimi değişikliklere uğrayan “Özel İletişim Vergisi“, aynı maddenin son fıkrası hükmünde yer alan “Bu vergi, katma değer vergisi matrahına dahil edilmez, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider kaydedilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez” hükmü çerçevesinde gelir vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir.
 
Maliye Bakanlığı’nca 14.10.2005 tarihinde yayınlanan 19 no’lu Kurumlar Vergisi Sirkülerinin 4. bölümünde de aynı hususa yer verilmiş bulunmaktadır. Örneğin; Bir işyerine ait sabit hatlı bir telefona ilişkin faturada haberleşme giderinin 200,00 TL, özel iletişim vergisi tutarının 30,00 TL ve KDV tutarının ise 36,00 TL olduğu bir durumda vergi matrahının tespitinde gider olarak yazılabilecek tutar 200 TL olup 30,00 TL özel iletişim vergisi tutarı KKEG olacaktır. 
 
5-) Diğer Kanunlarda Yer Alan Hükümler
 
a.   Mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesapladıkları Katma Değer Vergisi ile indirilecek Katma Değer Vergisi’ni gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak indiremeyecekleri, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 58. maddesinde hüküm altına alınmıştır.
 
b. Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 14. maddesinde, ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopter ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlar hariç olmak üzere, bu kanunun I, III ve IV sayılı tarifelerinde yer alan taşıtlardan alınan ( örneğin; otomobil, motosiklet, uçak, helikopter vb. ) motorlu taşıtlar vergisi ve cezalar ile gecikme zamları, gelir ve kurumlar vergileri matrahının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. ( II sayılı tarifede yer alan minibüs, panelvan, otobüs, kamyon, kamyonet vb. ait motorlu taşıtlar vergileri ise gider olarak kabul edilir. )
 
c.  Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80. maddesinin üçüncü fıkrasına göre “SSK.’na ödenmeyen primler gelir ve kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider yazılamaz.” Bu nedenle SGK. Primlerinin gider yazılabilmesi için bu primlerin tahakkuku yeterli olmayıp mutlak suretle fiilen ödenmiş olması gerekmektedir. Ancak, Aralık ayına ait primlerin kanuni süresi olan izleyen yılın ocak ayı içinde ödenmesi durumunda gelir ve kurumlar vergisi uygulaması açısından gider olarak kabul edilecektir.
 
d.  Kıdem tazminatları için ayrılan karşılıklar gider yazılamayacaktır. Kıdem tazminatı için karşılık ayrılması durumunda da bu tutar dönem matrahına ilave edilecek, sadece dönem içinde fiilen ödenen kıdem tazminatları gider yazılabilecektir.
 
6-) Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Niteliğinde Olan Diğer Giderler 
 
Gelir Vergisi Kanunu’nun 41. maddesinde sayılmamasına karşın, aşağıda sayılan bazı giderlerin ticari kazancın tespitinde hâsılattan indirilmesi mümkün değildir.
1. Çalınma, kaybolma ve dolandırıcılık nedenleriyle doğan zararlar,
2. Vadeli çekler için hesaplanan reeskontlar ile mevcut borç senetlerini reeskonta tabi tutmayıp, buna karşın alacak senetlerinin reeskonta tabi tutan kurumların hesapladıkları reeskontlar,
3. İşletmede çalışan personelin ölümü durumunda ailesi ve çocuklarına kanuni zorunluluk olmaksızın verilen yardımlar,
4. Vefat ilanları karşılığında verilen meblağlar ve çelenk masrafları,
5. Faaliyet konusuyla ilgili olsa da, kurulması veya kayıt olunmasında yasal bir zorunluluk bulunmayan, tamamen gönüllülük esasına dayanan dernek veya birliklere ödenen masrafa katılma payları,
6. Bir başka kişi veya kurum adına düzenlenmiş belgelere istinaden yapılan giderler,
7. Yasal olarak azami had belirlenmiş giderlerde belirlenen hadleri aşan kısım (azami oranının üzerindeki herhangi bir oranda ayrılan amortismanlar, Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/8. maddesinde hüküm altına alınan haddin üstünde ödenen sendika aidatları vb.),
8. Kanunen yasaklanmış faaliyetlerin yapılmasından kaynaklanan giderler (Rüşvet, yasa dışı örgütlere yapılan bağış ve yardımlar vb.),
9.  Maliyet olarak dikkate alınması gereken harcamaların doğrudan gider yazılması,
10. Dönemsellik ilkesi gereği cari yıl haricindeki geçmiş veya gelecek yıllara ait giderler,
11. Siyasi partilere ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14/6. maddesi kapsamına girmeyen diğer gerçek ve tüzel kişilere yapılan bağışlar,
12.Kanunlarda düzenlenen özel haller hariç olmak üzere belgelendirilemeyen giderler,
13.Nedeni bulunamayan sayım ve tesellüm noksanları,
14.Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmemiş bulunan karşılıklar,
 
 
Genel olarak toparlamak gerekirse, ticari kazançtan indirimi kanunlarca uygun görülen veya görülmeyen giderlerin doğru tespit edilmesine bağlı olarak vergi matrahı oluşmaktadır.  
 
Ticari kazancın elde edilmesiyle ilgisiz, gider özelliklerine haiz olmayan, kazanç sağlamak amacıyla yapılmayan, kazancın elde edildiği dönemle alakalı olmayan,  işletmenin iş hacmi ile tutarsızlığı bulunan, işletme sahibi ve ortakları veya yöneticilerinin kusurlarından oluşan ödemeler, gider olarak indirim konusu yapılmamaktadır. Vergi Usul Kanunu açısından geçerli bir vesika ile tevsik edilemeyen ödemeler de kanunen kabul edilmeyen gider olup, Mali kar tespitinde ilave edilerek dikkate alınmalıdır.
 
Vergi hukukunda, tarh zamanaşımı süresi, vergiyi doğuran olayın doğumundan itibaren 5 yıldır. Bu süre içinde vergi incelemesi yapılabilmektedir. KKEG’lerin doğru tespit edilmesi ve Mali karın doğru hesaplanması vergi mevzuatı açısından çok önemlidir, çünkü ileride oluşacak denetim işlemlerinde cezai yaptırımla karşı karşıya kalınılabilecek ve bu durum işletme açısından mali açıdan ve kurumlar nezdinde olumsuz etki gösterecektir.

Sosyal Güvenlik Destek Prim (SGDP) Borçlarında Yapılandırma Hususu

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 04 Ağustos 2014 - 8:02

Sosyal Güvenlik Destek Prim (SGDP) Borçlarında Yapılandırma Hususu

 

Emekli olduktan sonra 4/b kapsamında çalışma yapılmaya devam edilmesi durumunda ödenmesi gerekli olan SGDP tutarının ödenmemesi sonrasında Sosyal Güvenlik Destek Prim borcu olanların, borçlarının yapılandırılması konusunda 6385 sayılı kanun yürürlüğe konulmuştur. Bu konuyla ilgili uygulama genelgesi (08-2013) mevcuttur. Genelgede yer alan açıklamalardaki önemli hususlar aşağıda açıklanmıştır.

Genelgeye göre;

 

1 –   Emeklilik sonrasında 4/b kapsamında çalışmaya başlayanların 01/Ekim/2008’den önceki ve sonraki sürelerine ilişkin (28/02/2013 tarih itibariyle tahakkuk etmiş olan ancak ödenmemiş) SGDP borçları yapılandırmaya konu olabilecektir.

2 –    SGDP borçları için 31/Mayıs/2013 tarihine (31/Mayıs/2013 dahil olmak üzere) kadar müracaat edilmesi şartı aranmaktadır.

3 –   Müracaat yapılacak yere ilişkin;

      I) 01/Ekim/2008 öncesi sürelerin SGDP borçları için (Genelgede yer alan EK-1 talep formu doldurulmak suretiyle) elden veya posta yoluyla herhangi bir Sosyal Güvenlik İl-Merkez Müdürlüğüne,

II) (4/a veya 4/b kapsamında emekli olanların) 01/Ekim/2008 sonrası sürelerin SGDP borçları için (EK-1 formu doldurulmak suretiyle) elden veya                     posta yoluyla borç dosyasının oluşturulduğuSosyal Güvenlik İl-Merkez Müdürlüğüne,

III) 4/c kapsamında emekli olduktan sonra 4/b kapsamında çalışanların 01/Ekim/2008 sonrası SGDP borçları için (Genelgede yer alan EK-2 formunu doldurarak) elden müracaat yapılabileceği gibi veya posta yoluyla “Mithatpaşa cad.No:7 Sıhhiye/ANKARA adresindeki Emeklilik Hizmetleri Genel Md’lüğü,Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı adresine başvuru yapılmalıdır.

4 –   Borçlara ilişkin işlemiş, gecikme zammı ve faizleri yerine, 2013 ayı dahil TEFE/ÜFE oranlarına göre tahsil edilecek tutarlar yeniden hesaplanacaktır.

5 –   Borçların ödemesi Peşin veya Taksit (2’şer aylık ve azami 18 Ay) şeklinde olabilecektir.

6 –   Peşin ödemede, 31/Mayıs/2013 tarihine kadar ödenmesi halinde yapılandırılmış olan tutarlar ödenecektir.

7 –   Taksitlendirme hakkı kullanılmış ise, 2’şer aylık süreler itibariyle olmak üzere 6,9,12 ve 18 eşit taksitte ödenmesi mümkündür. Taksitlendirmeye ilişkin olarak hesaplama şu şekilde ve oranlar dahilinde yapılmaktadır;

–          6 taksit için; Yapılandırılan tutar (1,05) katsayı ile,

–          9 taksit için; Yapılandırılan tutar  (1,07) katsayı ile,

–          12 taksit için; Yapılandırılan tutar (1,10) katsayı ile,

–          18 taksit için; Yapılandırılan tutar (1,15) katsayı ile,

çarpılarak, elde edilen tutar seçilmiş olan taksit sayısına bölünecektir.

Tübitak-Teydeb Yeni Proje Önerisi Formatı Hakkında Ön Çalışmalarımız

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 04 Ağustos 2014 - 7:58

TÜBİTAK-TEYDEB YENİ PROJE ÖNERİSİ FORMATI HAKKINDA ÖN ÇALIŞMALARIMIZ

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ar-Ge ve İnovasyon Danışmanı, YMM
abdanmer@gmail.com
www.abdanmer.com

 

GİRİŞ

 

MEVCUT DURUM

Uzun bir bayram tatili geçerdik, umarım dinlenmişizdir, artık işimize tekrar odaklanma zamanı geldi. Buradaki bilimsel soru işimize nereden ve hangi öncelikle başlamalı sorusudur. Bizce problemli alandan başlamak yönündedir. Basından elde ettiğimiz bilgilere göre, son aylarda sanayiye yönelik iç ve dış talepte belirgin bir düşme var. Bize göre talebi artırmanın en garantili yolu yenilik ve buna bağlı olarak araştırma faaliyetlerimizi artırmamız gerekir.2009 krizinden en çok etkilenen AB ülkeleri arasından H2020 KOBİ ARACI destek programının Temmuz 2014 sonuçlarına göre kabul edilen proje sayısı itibariyle İspanya birinci, İngiltere ikinci, İtalya üçüncü, Almanya dördüncü sırada yer almaktadır. Türkiye ise sonlardadır.

Ar-Ge ve Yenilik projelerinde merkezi rolü TÜBİTAK oynamaktadır. Bu kurumun motivasyonu ile verilen proje sayısı arttırabilir. 2014 Mayıs sonu itibariyle TÜBİTAK-TEYDEB Proje öneri formatında önemli iyileştirmeler yapıldı. Bir bilim adamı olarak bu formatın özellikle bilimsel yönünü bayram süresince inceledim ve apriori (tahmini bilgi) olarak aşağıdaki bazı ara sonuçlara ulaştım. Elbette bu tahmini çıkarımların yanılgılarının ayıklanması ve doğruluk derecesi, bu kuruma verilecek projelerden aposteriori (deneyim bilgisi) olarak alınacak geri bildirimlerle ortaya çıkacaktır.

 

KRİTİK BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK UNSURLAR

1.Projenin başlangıç noktası, mevcut teknolojik durumdur. Mevcut durumda bilgi stoğumuzla çözemediğimiz bir teknolojik bir durumla karşı karşıyayız. Yeni ve özgün teorik/uygulamalı fikirler geliştirerek, bu fikirlerin tasarım sürecinden geçerek prototip imalat ve fiziki ortamda geçerlilik testlerine uzanması gerekiyor.

2.Çözüm süreci için ne gibi sistematik bilimsel ve teknolojik çalışmalar yapılabilir sorusunun cevabı için bence aşağıdaki Teknoloji Hazırlık Seviyeleri (Technology readiness levels (TRL)  tablosu büyük önem taşımaktadır:

– TRL 1 –  temel teorik prensiplerin gözlenmesi,

– TRL 2 –  teknoloji kavram geliştirme ve neden-sonuç ilişkilerinin formüle edilmesi,

– TRL 3 –  teknoloji kavram geliştirme ve ilişkilerinin analitik ve deneysel kanıtlanması,

– TRL 4 – Laboratuvar ortamında teknolojinin doğrulanması,

– TRL 5 –Prototipin çalışma ortamına benzetilmiş ortamda doğrulanması,

– TRL 6 – Prototip ürünün çalışma ortamına benzetilmiş ortamda denenmesi,

– TRL 7 –Prototip ürünün gerçek çalışma ortamında performans gösterimi,

– TRL 8 – Prototip ürünün tamamlanması ve fiziksel testlerle standartlara olan uygunluğunun kalifiye edilmesi,

– TRL 9 –Prototip ürünün gerçek ortamda geçerliliğinin kanıtlanması.
Farklı seviyelerdeki çalışmalar ile ilgili olarak TÜBİTAK formatının B.3 bölümünde sorgulama yapılmaktadır. Bize göre sistematik olması ve atlanılmaması için bu listenin doldurulmasında her bir TRL seviyesinde ilgili projede öngörülen literatür analizi, gözlem, deney ve testler yazılmalıdır.

Proje Faaliyetlerinin Kapsadığı Teknik ve Teknolojiler ile Özgün Katkılar

Projede özellikle tasarım/geliştirme süreçlerinde geliştirilecek ya da kullanılacak teknik ve teknolojileri aşağıdaki tabloda listeleyiniz. Projenin teknik/teknolojik içeriğine kuruluşunuzun özgün katkılarını ve kuruluşunuz dışından destek alınacak uzmanlık konularını da belirtiniz (Tablo T.1):

Teknik / teknolojinin adı/tanımı               Kullanılacak / Geliştirilecek Projede niçin ihtiyaç duyulduğu Projenin hangi aşamasını ilgilendirdiği (iş paketi no) Bu çalışmayı yürütecek –en az lisans derecesine sahip- proje personelleri Kuruluş dışından danışmanlık / hizmet alınacak kişi ya da kuruluşlar

“… analizi”

“Yeni …üretim tekniği”

“… testleri”
3.Yenilikçi unsurlar mukayeseli olarak B.2 bölümünde hem bileşenler bazında hem de bileşenler arasındaki etkileşim açısından ayrı ayrı ele alınır. Burada yenilikler deyince hem kendi mevcudumuza hem de yerli ve yabancı muadillere göre projemizin teknik yenilik ve iyileştirmeleri ile kullanıcıya sağlanacak kolaylıklar analiz edilir.

4.Yenilikçi unsurlara ve başarı ölçütlerine ulaşımında öngörülen faaliyetler, ar-ge sistematiği olarak tanımlanır ve formatın B.1 Bölümünde Ar-ge Sürecinde Kullanılacak Yöntemlerin bilimsel ve teknolojik yaklaşımlara göre açıklanması talep edilmektedir. Bence burada POPPER’in “The Logic of Scientific Discovery” ve diğer kitaplarında dile getirdiği aşağıdaki bilimsel yaklaşımın yol göstericiliği önem taşımaktadır:

A.-Çıkış noktamız problem olmalı(yukarıda tanımladığımız gibi).

B.-Birden fazla çözüm denemeleri ve yöntemleri ortaya atılarak, hedefe uygunluk bakımından denemeler eleştirel analize tabi tutulmalı. Problem çözümü için tek yöntem ya da stratejinin olduğu durumda, proje terminolojisiyle ifade edersek ortada bir ar-ge unsuru değil, yatırım unsuru olduğu belirtilir.

C.-Eleştirel analiz sonucu bize uygun bir yöntem dışında diğer seçenekler ya da denemeler elenir ya da ortadan kaldırılır. Elimizdeki seçtiğimiz tek seçenek ya da yöntem geçici olarak doğru olduğu varsayılarak, bu geçici doğruluğu için de gerçek ortamda olgularla test ve sınamalarla karşılaştırılıp, örtüşüp örtüşmediği ortaya konulmalıdır. Ege Cansen’in Hürriyet’te yayınlanan yazısının alt başlığında “Tersi savunulamayan şey strateji değildir” bölümünde; Vizyon, hedeftir. Strateji (ya da bize göre aynı anlamda yöntem, metot) ise, o hedefe ulaşmak için izlenmesi gereken anayoldur açıklamasından sonra, bizim ar-ge projelerinde proje hedefleri arasında sıkça kullandığımız “yüksek katma değerli ürünler üretip, bunları ihraç etmek “ ibaresinin aksi savunulamayacağı yani her durumda geçerli olduğu için strateji olmadığını, olması için de tercih içermesi ve risk taşıması gerektiğini belirtiyor. Bize göre çok doğru bir bakış açısı.

D.-Bir önceki paragrafla bağlantılı olarak seçtiğimiz strateji ya da yöntemin gözle görülebilir bir yeniliğe yol açacağı ve bu yöntemin de bu hedefe ulaşmada riskler taşıdığı(bilimde kesinlik yoktur)belirtilerek, riskleri önleme planları yapılır. Risk ya da belirsizlikler TÜBİTAK Formatının B.3 deki aşağıdaki alt bölümde sorgulanmaktadır:

“Teknik/Teknolojik Belirsizlikler ve Zorluklar”.

POPPER’İN bilimsel yaklaşımından ar-ge sistematiği için benim çıkardığım özet bilgi: Seçtiğimiz yönteme göre hedeflediğimiz yenilikçi ve özgün yönler, belli değer ve yapısal prensiplerde geçerlidir. Bu bakımdan geçerli olmayan diğer değer ve ilişkileri içeren yönleri potansiyel yanlışlayıcı (falsifier)olarak değerlendirmek gerekir(yanlışlanamayan hipotez, varsayım ya da iddia bilimsel değildir). Ürün ve süreç yenilikleri tasarımında; geçerlilik alanını daraltmak suretiyle yanlışlanabilirlik, sınanabilirlik ve doğru çıkması koşuluyla bilgi sağlayıcı içeriğin en yüksek olduğu değerlerin elde edilmesi amacıyla süresince optimizasyon çalışmaları mutlaka yapılmalıdır. Tercih ettiğimiz deneme çözümünün amaçlanan başarı kriterlerine yol açmasında daima bilimsel ve teknolojik belirsizlikler(riskler) olabileceğini dikkate almak gerekir. Çünkü deneme çözümü bir öngörü yada bir tahminden ibarettir. Bir bakıma “A’ya ulaşmak için B’yi yapmalıyız ya da B’yi yaparsak A olacaktır” şeklindeki ön deyidir. Bir öngörünün yanlış çıkması hiç de istisnai bir durum değildir. Bu bakımdan ar-ge projesi yapma sürecinde fiziksel boyutta prototip imalata geçmeden önce, tasarım aşamasında mühendislik hesaplarının ve optimizasyon koşullarını belirleyen bilgisayar ortamındaki doğrulama analizlerin yapılması zorunludur.

BÜTÇE MALİYET KALEMLERİ

5.Biraz da proje önerisinin bütçe maliyet kalemlerinden söz edersek, aşağıdaki hususlara dikkat edilmesinde fayda var.

A-     PERSONEL GİDERLERİ

–      Proje Önerisinde Personel Maliyeti Nasıl Hesaplanır?

TÜBİTAK projelerinde personel giderlerini doldurulurken proje başlangıç tarihinden önceki altı ay dikkate alınarak, brüt ücret, SGK işveren payı, SGK işveren işsizlik payı, varsa ikramiye tutarları yazılarak ortalama aylık maliyeti bulunmaktadır (ortaklarda bir aylık giriş yapılıyor).

–      Adam/Ay Oranı Nedir? Uygulamada adam/ay oranı ne olmalıdır?

Projede görev alan personel diğer üretim faaliyetlerinde de çalıştığından adam/ay oranlarını gerçek ile uyumlu olarak, abartılmadan yazılması gerekir. Bize göre proje yürütücüsü adam/ay oranı 0,40’ı geçmemeli, diğerleri ise 0,20 ila 0,30 arasında olmalı, her şekilde birden fazla proje gerçekleştiriyor ise personel başına adam/ay oranı (1) geçmemesine dikkat edilmelidir.

–      Mali Raporda personel giderleri nasıl hesaplanır?

TÜBİTAK mevzuatına göre personel giderleri hesaplanırken, aylık olarak G011-A formu dolduruluyor. Bu formda ilgili personelin Adı / Soyadı, SGK çalışılan gün sayısı, brüt ücreti, SGK İşveren Payı, SGK İşveren İşsizlik Payı varsa İkramiyesi yazılıyor. Daha sonra 5510 Sayılı Kanun kapsamında 5 puanlık düşüş yapılıyor, 5746 Sayılı Kanun kapsamında %50 SGK İşveren Payı düşülüp, gelir stopaj teşviki ve damga vergisi istisnası düşülerek maliyet hesabı yapılmaktadır. Daha sonra G011-B formuna ilgili aylara ait maliyetler aktarılarak ortalama aylık maliyet tutarları bulunmaktadır. G011-C formunda ise ilgili personelin işe giriş tarihi, öğrenim durumları, lisans mezunlarının mezuniyet tarihleri, proje başvuru tarihi ile mezuniyeti arasında geçen süre yazılıyor. İlgili dönem asgari brüt ücret ve öğrenim durumlarına göre brüt asgari ücret kat sayıları hesaplanarak G011-B formundaki ortalama aylık maliyet ile mukayesesi yapılarak hangisi düşük ise G011 formuna aktarılıyor. G011 formunda ise proje önerisinde yazılan ve TÜBİTAK’ın kabul etmiş olduğu adam/ay oranlarına göre ve çalışılan iş paketlerindeki çalışma sürelerine göre maliyetleri bulunmaktadır.

–     Personel Ödemelerinde Dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Personel ödemeleri mutlaka bankadan yapılması gerekiyor. Ücret ödemelerinin birebir bordroyla aynı olması söz konusu olup, bir lira bile eksik olmamalı. İlgili ayda/aylarda herhangi bir personelin net ücretinin kısmi olarak ödenmesi durumunda o personelin ilgili aya ait ücretinin tamamı desteklenmez. Ancak bu durum nedeniyle destek kapsamı dışında bırakılan söz konusu maliyetin tamamının banka kanalıyla ödenmesi durumunda daha sonraki dönemlerde kuruluş tarafından yeniden talep edilebilir (Tavsiye etmesek ise de mevzuatta Net ücretin bir kısmının kasadan bir kısmının da bankadan ödenmesi halinde sadece kasadan yapılan ödeme kapsam dışı bırakılacak, bankadan yapılan ödeme ilgili dönemde beyan edilecektir. Kasadan yapılan ücret ödemeleri gerek ilgili dönemde gerekse sonraki dönemlerde beyan edilmeyecek, beyan edilse dahi desteklenmeyecektir).

–     Proje Personelinde değişiklik söz konusu olduğunda yapılması gereken işlemler nelerdir?

Proje kapsamında görev alan personel ile ilgili herhangi bir değişiklik, işten ayrılma yerine başka bir personel istihdam edilmesi halinde raporun ekine yeni projeye dahil olanın CV’si, öğrenim durumunu gösteren diploma fotokopisi ile beraber AGY300-301 Dönem raporunda belirtilerek TÜBİTAK’a gönderilmelidir.

Proje başvuru tarihinden sonra projeye dâhil olan ve/veya eğitim durumu değişen personelin ortalama aylık maliyetinin hesaplanması; Personelin eğitim durumu değişikliğe uğrarsa G011-C formundaki ilgili dönemde uygulanacak sınırlar yeni eğitim durumuna göre aşağıda belirtildiği şekilde revize edilecektir:

• Proje başvuru tarihi veya projeye dâhil olduğu dönemin son günü itibariyle lise ve altı mezunu olup, bu tarihten sonra ve proje süresi içinde ön lisans mezunu olanlar için, ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin dört (4) katı,

• Proje başvuru tarihi veya projeye dâhil olduğu dönemin son günü itibariyle ön lisans veya altı mezunu olup, bu tarihten sonra ve proje süresi içinde lisans veya yüksek lisans mezunu olanlar için, ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin altı (6) katı,

• Proje başvuru tarihi veya projeye dâhil olduğu dönemin son günü itibariyle lisans veya yüksek lisans mezunu olup, bu tarihten sonra ve proje süresi içinde proje konusu uzmanlık alanlarından herhangi birisinde doktora derecesine sahip olan personel için ise ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin oniki (12) katı yazılmalıdır.

–    Şirket Ortakları projede görev alıyor mu?

Projelerde sigortalı veya Bağ-Kurlu çalışan ortakların projede görev alması için; projede görev aldığına dair Geçici proje numarası ve proje adı yazılarak Genel Kurul Toplantı Tutanağı gerekiyor. Projede gösterilen ortakların maliyetleri, Genel Kurul Toplantı tutanağının alınıp, noter tasdiki yapıldığı tarihten itibaren geçerlilik kazanmakta, geçmiş aylara ait ortakların maliyeti dikkate alınmamaktadır.

–     Ar-Ge projesinde görev alan bir personel başka desteklerden faydalanıyor mu?

Ar-Ge projesinde görev alan bir personel başka bir kamu kuruluşundan aynı anda destek alamaz. Örneğin TÜBİTAK Ar-Ge projesinde görev alan personel aynı anda KOSGEB’in nitelikli eleman desteğinden yararlanamaz. Bize göre, böyle bir durum söz konusu olduğunda projenin gerçekleşmesi açısında projede gösterilmeli, bununla birlikte TÜBİTAK projesindeki personel maliyeti kapsam dışına alınmalıdır.

ü      7500 TL Teşvik Primi Almanın Süreç Adımları Nelerdir?

1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı uygulama esaslarının 10/4 maddesi ile 1501 Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı uygulama esaslarının 10/2 maddesinde, proje ekibinde yer alan ancak şirket ortağı ya da yönetim kurulu üyesi olmayan ve proje süresince firmada çalışmış olması koşuluyla proje ekibinde yer alan fikir sahibi araştırmacıya teşvik ödülü verilebileceği, birden fazla fikir sahibi araştırmacı olması halinde bu ödülün paylaşılabileceği belirtilmektedir. Bu mevzuat hükmüne göre online ile proje önerilerini TÜBİTAK’a geçmeden önce personel bilgileri formu doldurulurken “bu personel proje fikir sahibidir” diye bir seçenek var, onun işaretlenmesi gerekiyor. Bu talep üzerine TÜBİTAK Komitesi karar verirse, fikir sahibi araştırmacının teşvik ödülü alabileceği destek karar yazısında belirtiliyor. Projenin dönem raporları verilip, proje başarı ile tamamlandıktan sonra yukarıdaki YMM onaylı yazılar ile araştırmacının banka hesap bilgileri TÜBİTAK’a bildirilerek, havale yapılıyor. Bu destek fikir sahibine verilmektedir.

B-     MALZEME GİDERLERİ

–     Malzeme alımlarında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

TUBİTAK’ın onaylanan Ar-Ge projelerindeki tahmini malzeme gider kalemleri ile faturalar arasında ilişki kurulmadığı, kurulsa bile malzeme cins ve miktarlarında farklılıklar olduğu, bu farklılığın gerekçeleriyle beraber anlatılmadığı, bu yüzden destek kapsamı dışına alınabildiğini gözlemlemekteyiz. İlgili kalemlerdeki farklılıkların gerekçeleriyle beraber Teknik Rapor hazırlanırken sapmalar bölümünde açıklanması gerekmektedir.

–  Proje Önerisinde yer almayıp daha sonra projeye dahil edilen malzeme kalemleri olabilir, bu bu durumda ne yapılması gerekiyor?

İlave malzeme kalemleri G016 Malzeme giderleri formunda ilgili sıra numarası yerine ilave olarak belirtilip yazılabilir. Bu ilave gider kalemleri ile ilgili olarak Teknik Rapor hazırlanırken sapmalar bölümünde bu giderlerin gerekçelendirmeleriyle birlikte yazıldığında gelen hakeme de ilgili açıklama yapıldığında bir sorun olmayacağı kanısındayız.

–     Proje Önerisindeki malzeme giderleri maliyet formunda yazılan bazı malzemeleri stokta yer almaktadır. Stokta bulunan malzemeler proje maliyetinde kullanabilir mi?

Proje başlangıç tarihinden önceki malzeme kalemleri G016 A formunda stoktan kullanılan malzeme olarak tanımlanıyor. Ancak buraya yazılan malzeme giderlerinin proje süresi içerisinde muhasebe hesap planında 150 stok hesabından 750 Ar-Ge gideri maliyet hesabına gittiğinin sarf fişleri ve muavin dökümlerini göstermek gerekmektedir, aksi halde reddediliyor.

–     Malzeme giderlerini ödemede kaç yöntem var? Hangisi firmalara uygun?

Malzeme alımlarına ilişkin ödemelerin YMM Raporu yazılıncaya kadar tercihli olarak fatura bazında açıklama kısmına fatura tarih/no yazılarak aynı tutarda yapılmış olması gerekir. Cari hesap yoluyla ödemelerde eski hesap bakiyesinin kapanma zorunluluğu vardır. Fatura bazlı ödemelerde bu zorunluluk yoktur. Ödemelerin çekle yapılmasında bizce mutlaka firmanın kendi çeki kullanılmalı (müşteri çeki kullanmak zorunda kalırsak, tam cirolu olmalı, kullandığımız çek ürünümüzü sattığımız müşteriye ait ise müşterinin bankasından banka teyidi alınması şart, aksi halde kapsam dışı).  Ayrıca, çek ile yapılan ödemelerde çeklerin vade tarihleri rapor tarihinden sonraya isabet ediyorsa ilgili harcama ve gider hibe kapsamı dışına alınıyor (Projenin son raporu ise telafisi yok, ara dönem raporu ise bir sonraki dönemde ödeme yapılırsa destek kapsamına girebiliyor).

–      Ödemesi kısmi yapılan giderler destek kapsamına alınıyor mu?

Malzeme giderlerinde eksik ödeme halinde ödenen tutardan önce KDV’nin tamamı düşülüyor, geri kalan tutar hibe matrahına tabi tutuluyor.

C-     ALET/TEÇHİZAT/YAZILIM/YAYIN GİDERLERİ

–      Alet/Teçhizat/Yazılım/Yayın Giderlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Yurt dışından alımı yapılan Alet / Teçhizat / Yazılım giderlerine ait harcama ve gider belgesinin proje destek başlangıç tarihinden en fazla üç ay önce düzenlenmiş olması ve projenin destek kapsamı içerisinde değerlendirilmesi durumunda, bu giderler desteklenebilmektedir. TÜBİTAK alet, teçhizat, yazılım ve program alımında bu alımların bedellerinin tamamını (oransal destek hariç) hibe matrahına dahil edilmesine imkan tanıdığından ve YMM tarafından onaylandığından ötürü, tamamı Ar-Ge gideri olarak firma tarafından geçici vergi ve kurumlar vergisi matrahından düşülürken, Ar-Ge kanunu sadece proje süresince kullanıldığı süreye isabet eden itfa ya da amortismanı kabul ettiğinden, arada fark çıkmakta, daha sonra cezalı düzeltme beyannamesi vermek zorunda kalmaktadır.

D- DANIŞMANLIK/HİZMET ALIMLARI GİDERLERİ

– Danışmanlık ve Hizmet Alımlarında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Hizmet alımlarında alınan hizmetin içeriğinin hem tahmini maliyet listesinde (M015) , hem de ilgili faturalarda açıklanması gerekmektedir. Çoğu firma alınan hizmeti malzeme olarak yorumlamakta ve bunu M016’ya dahil etmektedir. Oysa olması gereken malzeme kısmını M016’ya, hizmet kısmını M015’e, kesilen faturada da ayrı ayrı malzeme ve işçilik olarak belirtilmelidir. Örneğin elektrik panosu yapılırken malzeme ve işçilik aynı firmadan alınıyor, ilgili fatura “elektrik panosu ve işçiliği” olarak tek kalemde kesiliyor. Olması gereken malzeme ve işçiliğin ayrıştırılarak tanımlanmasıdır. Hizmet alımında sözleşme ve ilgili faturada alınan hizmetin detaylı açıklamasının yapılması gerekmektedir. Proje Önerisi hazırlanırken sözleşme yada proforma invoice pdf formatında ek olarak gönderilmelidir.

 

E- AR-GE VE TEST KURULUŞLARINA YAPTIRILAN İŞLERE AİT GİDERLER

Bu formda üniversitelerden, üniversitelerdeki hocalardan test/analiz yada danışmanlık hizmetleri döner sermaye kapsamında alınabilmektedir. Bu durumda sözleşme yapılması ve mali rapor hazırlama sırasında ilgili sözleşme, fatura, ödeme dekontlarının eklenmelidir.

Döner sermaye uygulamasına alternatif olarak üniversite hocalarının Teknokentte firmaları olması halinde yapılacak sözleşme yada proforma invoice proje önerisi ekinde gönderilmesi gerekmektedir.

Öte yandan özel test kuruluşlarından da bu hizmet alınabilir. Bu durumda da yine sözleşme yada proforma invoice proje önerisi ile gönderilmesi gerekmektedir. Ek bilgi olarak 1501 Sanayi Destek programında ilgili olarak Teknokentte ki firmalardan alınacak test/analiz yada danışmanlık hizmetleri %80 oranında hibeye tabiidir.

 

F- SEYAHAT GİDERLERİ

– Seyahat Giderlerinde kabul edilen gider kalemleri nelerdir?

Proje personeline ait seyahatlere ilişkin sadece ekonomi sınıfı ulaşım giderleri beyan edilir. Proje personeline ait proje kapsamındaki uçak, tren, otobüs, gemi ile yapılan şehirlerarası ve uluslararası ekonomi sınıfı ulaşım giderleri desteklenmektedir. Proje kapsamında yapılan seyahate ilişkin konaklama giderleri desteklenmemektedir.

 

SONUÇ

Ar-Ge projesi yazmak için bilimsel, teknolojik, mali ve ticari bilgi birikimimizi bir araya getirerek, bütünleştirmemiz gerekli. Yeni süreçte bilimsel yaklaşım açısından bizce (K. Popper, The logic of scientific discovery, Routledge, London and New York, 2000) kitabı iyice okunup, anlaşılmalı. Ayrıca Teknoloji düzeyi, TRL, Ar-Ge ile yenilik arasındaki farklar projenin etkisi ve ekonomiye dağılımı ortak proje oluşturma ve fikri mülkiyet hakları, mali raporlama vb. konular için referans olması amacıyla H2020’nin yaklaşık kritik bin sayfalık dokümanı okunmalıdır. “Bir şey elde etmek için bir bedel peşinen ödenmelidir.” Copy-paste yaparak bu işlerin yürümeyeceği görüşündeyiz.

Atıl Durumda Bulunan ve Ekonomik Olmayan Çatlak Blok Mermerlerinin Tamiri İçin Sürece Ar-Ge Projesi İle Başlamalı

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 01 Ağustos 2014 - 8:27

ATIL DURUMDA BULUNAN VE EKONOMİK OLMAYAN ÇATLAK
BLOK MERMERLERİNİN TAMİRİ İÇİN SÜRECE AR-GE PROJESİ İLE BAŞLAMALI

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ulusal ve Uluslar arası Ar-Ge ve Yenilik Hibe
Fonları Uygulayıcısı, YMM
abdanmer@gmail.com
www.abdanmer.com

 

PROBLEMATİK DURUM

Basından elde ettiğimiz bilgilere göre ,İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı sayın Ali Kahyaoğlu mermer ocağı işleten firmaların blok mermer ihracatı yanında işlenmiş mermer ihracatı yapmaları gerektiğini ifade ederek, özellikle madenlerde atıl durumda bulunan ve  ekonomik olmayan çatlak blok mermeleri tamiri için Bilecik Osmaneli Organize Sanayi bölgesinde 5 milyon dolarlık yatırımla  bir hastane kuracaklarını,bu yolla her ay ekonomiye 1 milyon dolarlık katma değer yaratılacağını ifade etmiştir.

 

FARKLI BAKIŞ AÇISI

 

Biz de Başkanın bu görüşüne katılıyoruz.Ancak bizim öngördüğümüz yöntem,böyle bir hastane işine yatırım ile değil  ar-ge ve yenilik projeleri ile başlamak yönündedir.Bu konuda mermer atıklarından plaka üretimine yönelik Yatağan’da bir firmanınTÜBİTAK  ar-ge projesine danışmanlığını yapıyoruz,proje onaylandı ve şu anda böyle bir pilot tesisin yapımı devam ediyor.Firma sahibinden aldığımz bilgilere göre,ürün için patent/faydalı model başvurusunda bulunulduğu,proje bitince KOSGEB’in endüstriyel uygulama programına başvurarak,ticarileşme için gerekli olacak bazı makine alımı ve yeni personel istihdamı için 500.000 TL’lik desteğe başvuracaklarını,daha sonra Sanayi Bakanlığının seri üretime yönelik makine,otomasyon,teçhizat alımı için   % 50 hibeli teknolojik ürünler yatırım destek programına başvuracaklarını belirtmiştir. Ayrıca 2015 Ocak ayından itibaren uygulanacak protototipi ar-ge projesi ile tamamlanmış ve patenti/faydalı modeli alınmış ürünün seri üretimi sonucu  satışında KDV’siz teslim ile koruma süreci boyunca geçici vergi ve kurumlar vergisi ödemelerinde % 50 indirim için  ilgili teşvik proramına başvuracağını ifade etmiştir.

Bize göre sayın Başkanın ifade ettiği madenlerde atıl durumdaki çatlak blok mermerleri için de ar-ge projesi verilerek,belirttiğimiz desteklerden yararlanılması yönündedir.

 

MERMER ATIKLARINDAN PLAKA ÜRETİMİ İÇİN YAPTIĞIMIZ PROJE NEDENİYLE ELDE ETTİĞİMİZ BAZI BİLGİLER

 

Yurdumuzun zengin doğal kaynakları arasında yer alan mermer sektöründe Araştırma ve Yenilik faaliyetleri kapsamında neler yapabiliriz sorusuna cevap aramak için yerinde inceleme yapmak üzere 2014 Mart’ın son haftasında Mühendis arkadaşlarımızla birlikte Muğla/Yatağan’a gittik. Mermer ocaklarını ve mermer işleme tesislerini gezdik, birçok firma yetkilisi ile görüşmede bulunduk.

Bazı veriler:

Mermer doğal olarak yer altından çıkartılmakta ve işlenerek gerek yurt içi gerek yurt dışına satışı yapılmaktadır. Ülkemiz dünya mermer rezervlerinin yaklaşık % 45’ine sahiptir.

2012 yılı rakamları ile Dünya mermer ihracatı 1.390.850.000 USD olup, Türkiye ihracatı ise 649.991.000 USD’dir (Kaynak: İstanbul Sanayi Odası Haziran-2013 raporu. Hazırlayan Özge Sarıçay (osaricay@iso.org.tr)

2012 rakamları ile dünya ihracatının %47’si Türkiye tarafından yapılmaktadır.

Buna karşı ihracat birim ton fiyatı 175USD iken, Dünya ihracatının %12,4’ünü karşılayan İtalya’nın birim ton ihracat fiyatı 351USD, %10’nu karşılayan İspanya 438 USD

Yine 2012 rakamları ile, Türkiye 3.726.000 ton ihracat yapmışken, İtalya 495.000 ton, İspanya 247.000 ton ihracat yapmıştır.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Türkiye doğal mermer kaynaklarını işleyerek katma değerli üretim haline getirmekte zorlanmaktadır. Gözlemlediğimiz kadarıyla Türkiye; Çin, Hindistan, İtalya vb. ülkelere mermer blokları ihraç edip, yurtdışından işlenmiş mermer ithal etmektedir. Mermer malzemesini işleme teknolojisinde ülkemiz belli düzeyde çekirdek yetkinliklere ulaşmasına rağmen, makine ve ekipman alanında büyük oranda yurt dışına bağımlı durumdadır. Başka bir deyişle, teknoloji ediniminde; Ar-Ge – işbirliği – satın alma seçeneklerinden ağırlıklı olarak satın alma alternatifinin kullanılarak, öz sermayelerinin sonuna geldikleri gözlenmiştir.

Mermerin işlenmesi esnasında Türkiye’de ciddi anlamda mermer atıkları oluşmaktadır. Mermer doğası gereği tarım alanlarına yakın yerlerde çıkmakta ve yine yakın yerlerde işlenerek ihracat yapılmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, sadece Yatağan bölgesinde mevcut 200 mermer fabrikasının günlük 400 ton mermer atığı oluşmaktadır. Bu atık fabrikanın stok sahasını doldurmaktadır. Daha sonra bertaraf edilmesi için belediyenin belirlediği sahalara ücret karşılığında taşınmaktadır. Taşıma esnasında kamyonların aşırı yükünden dolayı çevreye, trafiğe, yola olumsuz etkileri olmaktadır. Yatağan bölgesi aynı zamanda zeytin bölgesidir. Etrafta bulunan bazı mermer imalatçıları söz konusu atıkları kontrolsüz olarak boş/tarım arazilerine dökerek zarar vermektedir.

Mermerin kesilmesi, işlenmesi ve şekillendirilmesi esnasında oluşan atıklar çevreye ve özellikle tarım alanlarına ciddi anlamda zararlar vermektedir.

Mermer ocaklarına yakın yerlerine kurulan imalat atölyelerindeki, mermer imalatında oluşan atıklar çevreye rastgele atılmakta hatta su kaynaklarını da ciddi anlamda tehdit etmektedir.

 

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 

Mermeri daha fazla işleyerek katma değerini arttırmak yanında, mermer atıklarını değerlendirip ekonomik değer haline getirilmesi ve çevreye olan zararlarını en aza indirmek için ulusal ve uluslararası Ar-Ge ve Yenilik Destek Programları büyük önem taşımaktadır. Aşağıda Mermer sektörünün ihtiyaçları göz önüne alınarak gereksinim duydukları teknoloji edinimi için Ar-Ge ile İşbirliği seçenekleri dikkate alınarak hibeli fon kaynakları için öneriler sunulmaktadır.

 

1.Mevcut mermer işleyicisi firmalarından bazıları ürün yeniliği ve bunun uygulanması için gerekli olan makine ve ekipman konusunda da belli bir teknolojik yetkinliğe ulaştıklarından bu firmalara TÜBİTAK’ın 1507 ve 1501 Ar-Ge ve Yenilik programlarına başvurmalarını önerdik. Ayrıca KOSGEB’in Ar-Ge ve yenilik destek programına da müracaat etmelerini belirttik. Bu programlarla proje bütçesinin % 40-75’i oranında hibe desteği sağlamaları yanında, 5746 sayılı Ar-Ge Teşvik Yasası’yla da SGK işveren, çalışanların gelir vergisi stopaj desteği ile %100 Ar-Ge indirimi ile Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşme gibi mali teşvikler sağlanmaktadır.

2.Mermer malzemesi işleyicisi arasında bazı firmaların ürün yeniliği konusunda çekirdek teknolojik yetkinliğe sahip olmalarına karşın makine ve ekipman tasarımı konusunda alt yapılarının olmaması nedeniyle yerli makine imalatçıları ile yine TÜBİTAK’ın 1507 ve 1501 destek programları kapsamında ortak proje vermelerini önerdik. Yabancı makine imalatçısı ile ortak proje konusunda ise TÜBİTAK’ın 1509 destek programı ile EUREKA projeleri uygun bulunmaktadır.

3.Bölgedeki KOBİ’ler TÜBİTAK ya da KOSGEB’den Ar-Ge ve Yenilik projesini tamamladıktan seri üretime geçiş için gereksinim duyacakları standart makine ve donanım ve yeni personel istihdamı için KOSGEB’in Endüstriyel Uygulama programına başvurarak geri ödemesiz/ödemeli 500.000 TL kaynak sağlayabilmektedirler.

4.Bölgedeki firmalar arasında özellikle büyük ölçekli firmaların Ar-Ge ve Yenilik projesi ile prototip imalatını gerçekleştirdikleri ürünlerin seri üretimine geçişi için gerekli olan yerli ve ithal makine ve ekipman ihtiyaçlarını karşılamak için Ekonomi Bakanlığı’na başvurarak 5. Bölge desteği sağlayan yatırım teşvik belgesi almak uygun olmaktadır. Ya da Sanayi Bakanlığının Teknolojik Ürünler yatırımı destek programına başvurarak  seri üretim için gerekli olan makine ve ekipmanı % 50’ye varan oranda hibe ile fonlayabilecektir.

5.Mermer malzemesi işleyicilerinin Ar-Ge projeleri kapsamında geliştirdikleri ürün yeniliği için patent ve faydalı model belgesi başvurusunda bulunarak, 2015 Ocak başında yürürlüğe girecek uygulama ile koruma süresi boyunca bu ürüne ait yurt içine KDV’siz mal satışı ile gelir ve kurumlar vergisi ödemelerinde % 50 indirim imkânına kavuşmaktadır.

6.Mermerlerin işlenmesi sırasında fire ve mermer tozu oluşmaktadır. Firelerden özel pres ve kumlama makineleri ile kaplama malzemesi imali yanında mermer tozlarından sanayi hammaddesi elde edilmesine yönelik pilot uygulama programları için TÜBİTAK ve Avrupa Birliği’nin H2020 Araştırma ve Yenilik Çerçeve programına hem firma düzeyinde hem de Mermerciler Derneği olarak başvurmak yurdumuza büyük fayda sağlayacaktır.

 

SONUÇ

 

Yurdumuzun birçok problemi yanında bizce ekonomik konulara bundan sonra daha fazla ağırlık vermeliyiz. Üretim ve ihracat yaparsak, ancak diğer problemlerimizi çözebiliriz. Yukarıdaki Mermer Sektörü için ortaya koyduğumuz  hibe ve teşviklerin portföy bileşimini bir dominant tasarım olarak değerlendirebiliriz. Bu ana tasarımının kıyaslamalı olarak yurdumuzun sahip olduğu birçok doğal kaynaklarda uygulamaya geçirerek, katma değeri daha yüksek ürünler üreterek daha çok döviz geliri elde edebiliriz.

AR-GE PROJELERİNDE ULUSLARARASI BAŞARIMIZ İYİ DEĞİL

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 31 Temmuz 2014 - 13:24

AR-GE PROJELERİNDE ULUSLARARASI BAŞARIMIZ İYİ DEĞİL

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ar-Ge ve İnovasyon Danışmanı, YMM
abdanmer@gmail.com
www.abdanmer.com

 

GİRİŞ

 

Bizim ofis için TÜBİTAK-TEYDEB dönem mali raporların kontrolü ve AGY500 YMM raporunun oluşturulması çalışmaları nedeniyle yoğun geçer. Biz, temelde TÜBİTAK-TEYDEB 1507 ve 1501 destek programları ile ilgili YMM raporu yazdığımız için, bu raporun son verilme tarihi Eylül ayı sonudur.

 

Bu kez Ağustos ayının sonuna kadar düzenlenmesi gereken bir rapor teklifi aldık, önce dedik bu, Eylül sonu olmalı, sonra anladık ki bu destek programının ismi “1512 – Girişimcilik Aşamalı Destek Programı”. Bu program için TÜBİTAK tarafından çağrı yapılıp, proje önerileri alınarak değerlendiriliyor. Örneğin 2013 yılı çağrısına bağlı olarak;

 

ü1220 iş fikri başvurusu

ü447 başarılı iş fikri

ü378 iş planı başvurusu

ü140 başarılı iş planı

ü127 yeni kurulan firma söz konusudur. Başvuruların yarıya yakını Bilişim Teknolojileri grubu olan “BİLTEG”e yapılmıştır.

 

1512 DESTEK PROGRAMININ AÇIKLAMASI

 

TÜBİTAK Linkinde program ile ilgili şu açıklama yapılmaktadır: http://www.tubitak.gov.tr/sites/default/files/tubitak_1512_2013_ozet.pdf

“Programla girişimcilerin, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmeleri için, fikir aşamasından pazara kadar olan faaliyetlerin desteklenmesi, böylece nitelikli girişimciliğin özendirilmesi ve uluslararası rekabet gücü olan, yenilikçi, teknoloji düzeyi yüksek ürün ve hizmetleri geliştirebilen başlangıç firmalarının oluşturulması amaçlanmıştır.

Program kapsamında girişimcilere girişimcilik eğitimi verilmekte, ayrıca sanayi deneyimi olan rehberler ile girişimciye teknik, ticari ve idari konularda destek sağlanmaktadır.

Program, yenilikçi iş fikirlerinin aşamalı olarak ticari ürün/hizmete dönüştürülmesine yönelik olarak aşağıda belirtilen 4 aşamadan oluşmaktadır:

a) Aşama 1; girişimcinin iş fikri başvurusunu sunduğu ve bu fikrin olumlu değerlendirilmesi durumunda girişimciye bu fikri bir iş planı ile projelendirmesi için isteğe bağlı olarak girişimcilik eğitimi ve TÜBİTAK’ın uygun gördüğü durumlarda rehber desteği sağlanan aşamadır. Aşama 1, girişimcinin iş planını hazırlaması ile sona erer.

b) Aşama 2; iş planı başvurusunun değerlendirilmesi sonucu başarılı bulunanlar için girişimcinin sermaye şirketine teminat alınmaksızın hibe olarak sermaye desteği sağlanarak iş planı çerçevesinde kavramsal tasarım, teknik ve ekonomik fizibilite, teknolojik doğrulama (ön prototip, demo, benzetim, yazılım algoritması vb) çalışmalarının gerçekleştirildiği aşamadır. Aşama 2 boyunca kuruluşun isteğine bağlı olarak TÜBİTAK’ın uygun gördüğü durumlarda rehber desteği sağlanabilir. Aşama 2’de gerçekleştirdikleri çalışmaların çıktıları ticarileşme potansiyeli taşıyan firmalara, hazırlayacakları “ticarileşme iş planı”, izleyici ve varsa rehber raporları değerlendirilerek doğrudan Aşama 4’e geçiş onayı verilebilir.

c) Aşama 3; bu aşamanın amacı kuruluşun bir önceki aşamada gerçekleştirdiği çalışmaların ve elde ettiği çıktıların, Ar–Ge çalışmalarıyla daha da geliştirilerek ticarileşmeye konu olabilecek veya uygulamaya aktarılabilecek bir ürün/sürecin ortaya konmasıdır. Firmanın proje önerisi hazırlayarak TÜBİTAK KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı’na başvurması sonucu teknolojik doğrulaması kabul edilmiş projenin bu programa özel kriterler doğrultusunda değerlendirilmesi ile başlar. Bu aşamada detay tasarım, ticari prototipin geliştirilmesi, denemeler ve saha testleri gibi faaliyetler gerçekleştirilir. Aşama 3’te desteklenerek bu aşamayı başarı ile tamamlamış ve çıktıları ticarileşme potansiyeli taşıyan projeler için Aşama 4’e geçiş onayı, kuruluşun hazırlayacağı “ticarileştirme iş planı” ve izleyici raporları değerlendirilerek verilir.

d) Aşama 4; kuruluşun talebi üzerine TÜBİTAK’ın girişim sermayesi firmalarına mektup göndererek, kuruluşa veya proje çıktısına ortak olmaya davet ettiği ve/veya çıktıların satışını kolaylaştırmak üzere belirli aralıklarla proje pazarları düzenlediği/desteklediği aşamadır. ”

YMM RAPORU

Bize gelen dosyada aşama 2 için mali raporun denetlenmesi ve YMM raporu talep edilmektedir.1501 ve 1507 YMM raporları yazımı ile aynı kurallara tabi. Evrak kontrolü, Ar-Ge giderleri, ödeme koşulları, Ar-Ge muhasebesi, 5746 Ar-Ge Teşvik Kanunun uygulanması gibi konular aynı. Ayrıca bu programda sözleşme imzalanması ile birlikte 100.000 TL’lik sermaye desteğinin %60’ı 60.000 TL. açılan özel TÜBİTAK hesabına aktarılarak, gider ödemeleri KDV hariç buradan ödeniyor. Bu bakımdan 1507 ve 1501 transfer ödemelerinin işleyişi ile aynı.

1512 DESTEK PROGRAMI H2020 KOBİ ARACI PROGRAMI İLE BENZEŞMEKTEDİR

KOBİ ARACI (SME INSTRUMENT) (Small and Medium Sized Enterprise).

Avrupa Birliği’nde KOBİ tanımı:

Çalışan sayısı: <250,

Yıllık net satış hasılatı: ≤ 50 milyon €

Yıllık bilanço toplamı : ≤ 43 milyon €

Bağımsızlık (başka firma hissesi): < % 25

Tek başına KOBİ’nin ilgili H2020 çerçeve programına başvurmasının mümkün olduğu bu araç, üç ana fazdan oluşmaktadır.

Faz 1: Kavram ve Fizibilite analizlerinden oluşmakta olup, çıktısı “İş Planı 2”dir. Konunun önemi nedeniyle General Anexes ‘deki İngilizce açıklaması şöyledir:

“Description: Feasibility study verifying the technological/practical as well as economic viability of an innovation idea/concept with considerable novelty to the industry sector in which it is presented (new products, processes, design, services and technologies or new market applications of existing technologies). The activities could, for example, comprise risk assessment, market study, user involvement, Intellectual Property management, innovation strategy development, partner search, feasibility of concept and the like to establish a solid high-potential innovation project aligned to the enterprise strategy and with a European dimension.

 

“Bütçesi sabit olarak 50.000 € olup, süresi 6 ay, yaklaşık 10 sayfalık proje önerisi.

 

Faz 2: İnovasyon ve Ar-Ge faaliyetleri olup; dizayn, prototip, test, klinik deneyler gibi faaliyetleri içermekte olup, çıktısı “İş Planı 3”dür. İngilizce metinden tanımı:

 

“Description: innovation projects that address a specific challenge and demonstrate high potential in terms of company competitiveness and growth underpinned by a strategic business plan. Activities should focus on innovation activities such as demonstration, testing, prototyping, piloting, scaling-up, miniaturisation, design, market replication and the like aiming to bring an innovation idea (product, process, service etc) to industrial readiness and maturity for market introduction, but may also include some research.

 

Bütçesi: 1-2,5 Milyon €, süre 12-24 ay, hibe oranı % 70(üzerine % 25 dolaylı vergi ilave edilir), yaklaşık 30 sayfalık proje önerisi.

 

Faz 3: Doğrudan hibe desteğinin söz konusu olmadığı bu fazda, finansman araçlarına ve kredilere erişim, eğitim, network oluşturma gibi faaliyetler için dolaylı destek sağlanmaktadır.

KOBİ ARACINDAN İLK SONUÇLAR

 

H2020 Linkinde

http://ec.europa.eu/easme/SME-instrument-statistics-for-the-first-cut-off-date-of-phase-1-released.htm” şu bilgiler verilmektedir:

 

SME instrument statistics for the first cut-off date of phase 1 released

The evaluation of proposals submitted before the first cut-off date for Phase 1 (18 June) is over. 155 projects from 21 countries have been pre-selected for funding. They will receive €50,000 to finance a feasibility study and up to 3 days of mentoring.

Out of the 2 666 proposals submitted, 2602 were eligible and 317 got a score above the threshold. 49% of these are pre-selected for funding.

Spain had the most projects selected (39) followed by the United Kingdom (26), Italy (20), Germany (11), Ireland (10) and France (9).

Ireland had the greatest success rate (20%) followed by Austria (14,81% – 4 projects pre-selected), the United Kingdom (11,21%), Israel (10,26% – 4 projects selected) and (Spain (9,29%).

The SMEs pre-selected for funding will be informed by mail in August 2014. The next cut-off date for Phase 1 is on 24 September.

 

ÖZET SONUÇ

 

Türkiye yine proje kabulünde sonlarda. H2020 kapsamında 50.000 Euro’luk KOBI ARACI Hibe programının 1.faz sonuçları açıklandı. 2666 adet proje önerisi verildi,2602’si on elemeyi geçti, 317’si esik değeri geçti, bunlardan 21 ülkeye ait 155 proje fonlamaya layık görüldü. İspanya 39 proje ile birinci, İngiltere 26, İtalya 20, Türkiye kabul edilen 2 proje ile yine sonlarda. Benim hipotezim, birçok firmanın her an TUBİTAK’da yürüyen ortalama 3 adet proje başarı ölçütüne ulaşılırsa, AB H2020 de mutlaka sayımız artar, TUBİTAK’da süreç adımlarının hızlanması da pozitif etki yapar.

 

Türkiye şimdiye kadar AB proje havuzuna yaptığı parasal katkının ancak üçte biri kadarını proje kabulü ile geri alabildi. H2020 araştırma ve yenilik programı 2014 Ocak başında başladı. Beklentimiz, durumumuzun iyileşeceği yönünde idi, ancak ilk sonuçlar iyi değil.

 

Bence “gerçeklik”ten daha gerçek bir şey yoktur. Durumumuz ya da Ar-Ge terminolojisiyle “state of the art”imiz bu.

Yeni Dönemde Ar-Ge Projelerinin Kabulünde TRL (Teknoloji Hazırlık Seviyeleri) Tablosundan Mutlaka Yararlanılmalı

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 25 Temmuz 2014 - 0:30

YENİ DÖNEMDE AR-GE PROJELERİNİN KABULÜNDE TRL (TEKNOLOJİ HAZIRLIK SEVİYELERİ) TABLOSUNDAN MUTLAKA YARARLANILMALI

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ulusal ve Uluslar arası Ar-Ge ve Yenilik Hibe
Fonları Uygulayıcısı, YMM

 

GİRİŞ

Avrupa Birliği’nin H2020 Araştırma ve yenilik projelerinin uygulanmaya başlandığı Ocak 2014’den itibaren ve TÜBİTAK’ın 2014 Mayıs sonu itibariyle oluşturduğu yeni proje önerisi formatında ar-ge kavramı yanında prototipin ticarileşmesi ile ilgili bilgiler de sorgulanmaya başlanmıştır. Bu geçiş döneminde bazen kavram ve yaklaşım sorunu yaşanmakta, hatta bu sebeple bazı projeler reddedilebilmektedir.

Bu bağlamda bu konuya katkıda bulunmak amacıyla, önce H2020’deki “araştırma ve yenilik faaliyeti “ile “sadece yenilik faaliyetinin” ne olduğunu orijinalinden anlatmanın faydalı olacağını düşündük.

 

1.Araştırma ve Yenilik Faaliyetleri

 

Research and innovation actions :

Description: Action primarily consisting of activities aiming to establish new knowledge and/or to explore the feasibility of a new or improved technology, product, process, service or solution. For this purpose they may include basic and applied research, technology development and integration, testing and validation on a small-scale prototype in a laboratory or simulated environment.

Projects may contain closely connected but limited demonstration or pilot activities aiming to show technical feasibility in a near to operational environment.

(Kaynak:Horizon 2020  Work Programme 2014-2015 ,18.General Annexes sayfa 8).

 

Araştırma ve Yenilik Faaliyetlerin Tanımı: Faaliyet öncelikle yeni bilginin oluşturulmasına ve/veya yeni ya da iyileştirilmiş teknoloji, ürün, süreç, hizmet ve çözümüne dair yapılabilirliğin araştırılmasına(keşfedilmesine) yardım eden faaliyetlerden meydana gelir. Bu amaçla, temel ve uygulamalı araştırmayı, teknoloji geliştirme ve entegrasyonu, laboratuar ya da simüle edilmiş (çalışma ortamına benzetilmiş) ortamdaki küçük çaplı prototipler için test ve doğrulamayı içerebilir. Projeler, gerçek çalışma ortamına yakınlık içinde teknik yapılabilirliğini göstermeye yardımcı olmak amacıyla sınırlı ölçüde demonstrasyon (performans gösterimi) ya da pilot faaliyetleri kapsayabilir.

 

2.Yenilik Faaliyetleri

Innovation actions :

 

Description: Action primarily consisting of activities directly aiming at producing plans and arrangements or designs for new, altered or improved products, processes or services. For this purpose they may include prototyping, testing, demonstrating, piloting, large-scale product validation and market replication.

A ‘demonstration or pilot’ aims to validate the technical and economic viability of a new or improved technology, product, process, service or solution in an operational (or near to operational) environment, whether industrial or otherwise, involving where appropriate a larger scale prototype or demonstrator.

A ‘market replication’ aims to support the first application/deployment in the market of an innovation that has already been demonstrated but not yet applied/deployed in the market due to market failures/barriers to uptake. ‘Market replication’ does not cover multiple applications in the market of an innovation that has already been applied successfully once in the market. ‘First’ means new at least to Europe or new at least to the application sector in question. Often such projects involve a validation of technical and economic performance at system level in real life operating conditions provided by the market.

Projects may include limited research and development activities.

 

(Kaynak:Horizon 2020  Work Programme 2014-2015 ,18.General Annexes sayfa 8).

 

Yenilik Faaliyetlerin Tanımı: Faaliyet ağırlıklı olarak yeni, değiştirilmiş ya da iyileştirilmiş ürün, süreç ya da hizmetlerin plan ve düzenleme ya da tasarımının oluşturulmasına doğrudan yardım eden faaliyetleri kapsar. Bu amaçla, prototip, test, demonstrasyon, pilot tesis, büyük ölçekli ürün doğrulama ve piyasa kopyasını içerir.

 

“Demonstrasyon ya da pilot tesis” yeni ya da iyileştirilmiş teknoloji, ürün, süreç, hizmet ya da çözümünün teknik ve ekonomik uygunluğunun gerçek ( ya da gerçeğe yakın )sınai ya da başka çalışma ortamında büyük ölçekli prototip ya da demo olarak kanıtlanmasına yardım eder.

 

“Pazar kopyası” daha önceden performans gösterimi yapılmış, ancak pazar engelleri yada hataları kaldırma nedeniyle piyasaya uygulaması/dağıtımı yapılmamış yeniliklerin ilk piyasaya sunumu/ dağıtımını desteklemeye yardım eder. Daha önce piyasaya başarı ile sunulmuş yeniliklerin yeniden çoklu olarak piyasaya sunulması, yenilik faaliyeti değildir. Bu anlamda “ilk”in anlamı Avrupa piyasasına ya da ilgili sektöre ilk sürülmesi demektir. Çoğu kez projeler piyasadaki gerçek çalışma şartlarında sistem seviyesinde teknik ve ekonomik performanslarının kanıtlanmasını  içerir. Projeler sınırlı ölçüde araştırma ve geliştirme faaliyetleri içerebilir.

 

          TRL TABLOSU

Aslında ana faaliyet türlerinin ayrımında aşağıdaki H2020’nin  Teknoloji Hazırlık  Seviyeleri (Technology readiness levels (TRL)  tablosu büyük önem taşımaktadır:

 

– TRL 1 – basic principles observed ( temel prensiplerin gözlenmesi)

– TRL 2 – technology concept formulated ( teknoloji konseptinin formüle edilmesi)

– TRL 3 – experimental proof of concept ( konseptin deneysel kanıtlanması)

-TRL 4 – technology validated in lab (Laboratuvar ortamında teknolojinin doğrulanması)

– TRL 5 – technology validated in relevant environment (industrially relevant environment in the case of key enabling technologies) (ilgili ortamda teknolojinin doğrulanması-Anahtar kolaylaştırıcı teknolojilerde ilgili sınai ortamda )

– TRL 6 – technology demonstrated in relevant environment (industrially relevant environment in the case of key enabling technologies) (ilgili ortamda teknolojinin denenmesi- Anahtar kolaylaştırıcı teknolojilerde ilgili sınai ortamda)

– TRL 7 – system prototype demonstration in operational environment (gerçek çalışma ortamında  sistem prototipin performans gösterimi)

– TRL 8 – system complete and qualified (sistemin tamamlanması ve kalifiye edilmesi)

– TRL 9 – actual system proven in operational environment (competitive manufacturing in the case of key enabling technologies; or in space)( çalışma ortamında gerçek sistemin kanıtlanması-Anahtar kolaylaştırıcı teknolojilerde rekabetçi imalat ya da uzayda).

 

Yukarıdaki  seviyeleri   aşağıdaki şekilde  gruplandırabiliriz:

-TRL 1-TRL 3 arası Temel ve Uygulamalı araştırma,

-TRL 4- TRL 5 arası Teknoloji geliştirme,

-TRL 6- Bileşenin Deneysel geliştirilmesi, Ürün geliştirme,

-TRL 7-TRL 9 arası Üretim çalışmalarının başlaması için gereken düzeydir.

(Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz;Tekim,Teknoloji yönetimi,2014,İstanbul Sanayi Odası Seminer notları).

 

TÜBİTAK’TAKİ UYGULAMA

Yeni TÜBİTAK formatında yenilikçi unsur aşağıdaki B.2 bölümünde belirtilmiştir:

B.2. Projenin Yenilikçi Yönleri

Yenilikler

Projede hedeflenen çıktının yenilikçi yönlerini, pazar ve sektördeki (firma içinde, yurt içinde veya dışında) benzerlerine göre öngörülen farklılıklarını, avantajlarını, üstünlüklerini kısaca özetledikten sonra, aşağıdaki iki tabloda mümkün olduğunca somut/sayısal, ölçülebilir değerlerle kıyaslayarak belirtiniz.

 

 

 

 

a)      Önerilen proje çıktısının kuruluşunuzun mevcut ürünleri/süreçleri ve daha önce tamamladığı Ar-Ge projelerinin çıktılarıyla kıyaslanması (Tablo Y.1):
o       Kuruluşumuzda önerilen proje çıktısı ile kıyaslama yapılabilecek benzer bir ürün/süreç yoktur.

Teknik Özellikler Proje Çıktısı  Kuruluşta Mevcut Diğer Ürün/Süreç (1) (Varsa) Kuruluşta Mevcut Diğer Ürün/Süreç (2) …….
Özellik-1        
Özellik-2        
Özellik-3        

o       Kuruluşumuzun benzer ürün/süreçlerle kıyaslama aşağıdaki tabloda yapılmıştır.

b)     Önerilen proje çıktısının yurtiçi/yurtdışı pazardaki mevcut veya potansiyel benzerleri ile kıyaslanması (Tablo Y.2):
o       Projede piyasada kıyaslanabilecek bir benzeri olmayan yeni bir ürün/süreç geliştirilecektir.

o       Proje çıktısının yurtiçi/yurtdışı pazardaki mevcut veya potansiyel benzerleri ile kıyaslaması aşağıdaki tabloda yapılmıştır.

Teknik Özellikler Proje Çıktısı  Benzer Ürün/Süreç (1) (Varsa) Benzer Ürün/Süreç (2) …….
Özellik-1        
Özellik-2        
Özellik-3        

Yukarıdaki analizlerde hem ürün ve/veya süreç bileşenlerindeki teknolojik gelişmeler hem de sistem bütünlüğü içinde  bileşenler arasındaki etkileşim değişimi/ gelişimi mukayeseli olarak  ayrı ayrı anlatılmalı.

 

Projenin ar-ge unsuru ise özellikle ar-ge sistematiği olarak B.1’in aşağıdaki alt bölümünde sorgulanmaktadır:

“Ar-Ge Sürecinde Kullanılacak Yöntemler Yukarıda tanımlanan proje hedeflerine ulaşmak için uygulanacak analitik / deneysel çözüm yöntemlerini belirtiniz”.

Bizim görüşümüz,bu bölümün doldurulmasında mutlaka yukarıdaki TRL’den yararlanarak, 1’den 9’a kadarki her seviyede teorik,masaüstü prototip,laboratuar ortamı,benzetilmiş simüle ortam,gerçek çalışma ortamındaki  analitik ve deneysel çalışmaları ile mühendislik çalışmalarının detaylı    anlatılması yönündedir.B.1 bölümünde  sözel(verbal) olarak anlatılan analitik ve deneysel çalışmalar ayrıca “B.3. Projenin Teknoloji Düzeyi” bölümünün aşağıdaki tablosunda TRL’ye göre listelenmelidir:

 

Proje Faaliyetlerinin Kapsadığı Teknik ve Teknolojiler ile Özgün Katkılar

Projede özellikle tasarım/geliştirme süreçlerinde geliştirilecek ya da kullanılacak teknik ve teknolojileri aşağıdaki tabloda listeleyiniz. Projenin teknik/teknolojik içeriğine kuruluşunuzun özgün katkılarını ve kuruluşunuz dışından destek alınacak uzmanlık konularını da belirtiniz (Tablo T.1):

 

Teknik / teknolojinin adı/tanımı Kullanılacak / Geliştirilecek Projede niçin ihtiyaç duyulduğu Projenin hangi aşamasını ilgilendirdiği (iş paketi no) Bu çalışmayı yürütecek –en az lisans derecesine sahip- proje personelleri Kuruluş dışından danışmanlık / hizmet alınacak kişi ya da kuruluşlar
“… analizi”          
“Yeni …üretim tekniği”          
“… testleri”          
           
           

 

 

Öte yandan bu yaklaşım bizce KOSGEB’in Ar-Ge ve Yenilik projeleri için de geçerlidir.

SONUÇ

Ar-ge çalışmalarının analitik ve deneysel yönden açıklandığı ar-ge sistematiği konusuna akılcı yaklaşmak için bizce TRL tablosundan yararlanarak, her seviyedeki çalışmalar etraflıca anlatılmalı, bu konuya eskiye göre daha çok önem verilmelidir. Aksi halde bizce reddedilme  olasılığı  yüksektir. Son zamanlardaki reddedilme korkusundan  Immanuel Kant’ın dediği gibi,”BİLGİ İLE KENDİNİ BAĞIMLILIKTAN KURTARMAK” ilkesi ile kurtulacağımıza inanmaktayız.

Ar-Ge Projesi Tamamlanan Prototip Ürünün Tanıtımı ve Pazarlanması İçin Bir Yılda 75.000 TL’ye Kadar Hibe Desteği Veriliyor

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 23 Temmuz 2014 - 12:04

AR-GE PROJESİ TAMAMLANAN PROTOTİP ÜRÜNÜN TANITIMI VE PAZARLANMASI İÇİN BİR YILDA
75.000 TL’YE KADAR HİBE DESTEĞİ VERİLİYOR

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ar-Ge ve İnovasyon Danışmanı, YMM 

abdanmer@gmail.com
www.abdanmer.com

 

 

GİRİŞ
TÜBİTAK ya da KOSGEB’den Ar-Ge ve yenilik projesi tamamlanarak prototipi oluşan yeni ürünün yurt içi tanıtımı ve pazarlama faaliyetinin 25.000 TL’ye kadar, yurt dışı tanıtımı ve pazarlama faaliyeti için 50.000 TL.’ye kadar faaliyet sayısına bakılmaksızın bir yıllık süre içinde fuara katılım, seyahat, reklam, ürün kataloğu vb. giderler için  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı hibe destekleri vermektedir (20.06.2013 R.G). Prototip ürün projesinin tamamlandığı tarihten itibaren 5 yıl içinde Bakanlığa her zaman için başvuruda bulunabiliniyor. Bu konudaki detaylı bilgileri şu linkten elde edebilirsiniz:  “http://sagm.sanayi.gov.tr/DocumentList.aspx?catID=4352&lng=tr”.

 

Aşağıda okuyucuya ilk incelemede önemli olacağını düşündüğümüz bazı hususlara yer verilmiştir.

 

 

DESTEKLENECEK FAALİYETLER ŞÖYLEDİR:

 

Destek Kalemleri Üst Limitleri

 

1

 

 

Yurt dışı fuar giderleri

 

 

50.000 TL

2 Yurt içi fuar giderleri 25.000 TL
6 Broşür 4.000 TL
7 Katalog 6.000 TL
8 Flaş bellek 5.000 TL
9 e-ticaret sitesi üyeliği 5.000 TL
10 Yazılı medya gideri 5.000 TL

 

Desteklenecek Üst Limit 75.000 TL
   

 

 

BAŞVURU

 

Prototip ürün projesinin tamamlandığı tarihten itibaren 5 yıl içinde Bakanlığa her zaman için başvuruda bulunabiliniyor.  Tanıtım ve pazarlama başvuru dosyası ile başvuru dosyasının CD ortamında kaydedilmiş bir kopyası, elden Bakanlığa teslim edilir.

 

Ayrıca, Bakanlık internet sitesi üzerinden oluşturulacak uygulama üzerinden de elektronik ortamda başvuru yapılabiliniyor. Başvurular Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilip, karara bağlanıyor. Daha sonra Bakanlık ile firma arasında yapılan sözleşmenin imza tarihinden başlayarak süresi bir yıldır.

 

DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ

 

Başvurular, değerlendirme kriterleri ve alt değerlendirme kriterlere göre değerlendirme komisyonu üyelerince ayrı ayrı puanlanır, puanların ortalaması alınarak değerlendirmeye esas teşkil edecek puan belirlenir ve elli (50) ve üzeri puan alan başvurular destek listesine alınır,

 

Değerlendirmede belirleyici ana kriterler şöyledir:

 

  • Katma Değer Yaratma Potansiyeli,
  • Teknoloji Düzeyi,
  • Arge projesi tamamlandıktan sonra başvurunun hemen yapılıp yapılmadığı,
  • Ürünün Türkiye ve Dünya çapında bir yenilik içermesi,
  • Mikro ve Küçük işletmelere daha çok puan,
  • Söz konusu prototip ürün için patent alınmış ya da alınmak için başvuru yapılmış ise, bu programa kabul edilmek için yapılan değerlendirmede daha yüksek puan alıyor,

 

 

ÖDEMELER

 

– Ödemeler, sözleşmede belirtilen ödeme planı çerçevesinde Türk Lirası cinsinden yapılır.  Harcama ve gider faturalarının ödemeleri yapıldıktan ve faaliyet tamamlandıktan en geç 15 gün içinde Bakanlığa gönderilir. Firma ön ödeme şeklinde avans isterse, bankadan sözleşme tutarı kadar teminat mektubu vermesi gerekiyor.

 

Ödemeler, aynen TÜBİTAK –TEYDEB avans ya da transfer ödemesinde olduğu gibi bankada birinde Bakanlık adına açılan hesaba yapılıyor.

 

SONUÇ

 

Söz konusu prototip ürün için mikro ve küçük işletme patent almış ya da alınmak için başvuru yapmış ise, bu programa kabul edilmek için yapılan değerlendirmede daha yüksek puan alıyor. Bu ve benzeri birleşik teşvikler için Ar-Ge projesini patent ile birlikte düşünmekte çok büyük avantajlar var. Biz yazılarımızda bu konulara değiniyoruz. Önemli olan her saniye mevcut bilgimizi pozitif yönde güncelleyerek, daha fazla katma değer yaratmak. Gerisi titreşim yasasına göre önümüze otomatik olarak geliyor.

Ar-Ge Projesini Tamamlayan Mikro ve Küçük İşletmelerin Seri Üretime Geçiş İçin Yatırımlarının %50’sine Kadar Hibe Verilmesi Esasları Belli Oldu

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 22 Temmuz 2014 - 8:53

 AR-GE PROJESİNİ TAMAMLAYAN MİKRO VE KÜÇÜK İŞLETMELERİN SERİ ÜRETİME GEÇİŞ İÇİN YATIRIMLARININ
%50’SİNE KADAR HİBE VERİLMESİ ESASLARI BELLİ OLDU

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ulusal ve Uluslar arası Ar-Ge ve Yenilik Hibe
Fonları Uygulayıcısı, YMM

 

 

GİRİŞ

29 Nisan 2014 tarihinde BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞININ TEKNOLOJİK ÜRÜN YATIRIM DESTEK PROGRAMI HAKKINDA YÖNETMELİĞİN yayınlanmasına müteakip 21 Temmuz 2014 tarihinde yayınlan TEKNOLOJİK ÜRÜN YATIRIM DESTEK PROGRAMI UYGULAMA USUL VE ESASLARI’na göre, TÜBİTAK yada KOSGEB’e Ar-Ge ve Yenilik projeleri verilip onaylanarak tamamlanır ve prototipi yapılan ürün ya da yazılımın Bakanlıkça ilan edilen yüksek ve orta-yüksek teknoloji alanlarında bulunması halinde seri üretime geçiş yatırımı için 5 yıl içinde Bakanlığa başvurulduğunda aşağıdaki desteklerden yararlanılmaktadır:

 

 DESTEKLER

A) Makine, Teçhizat desteği 

– Mikro, Küçük ölçekli KOBİ’lere seri üretim için gerekli olan yatırım tutarının %40′lık bölümünü 5 milyon TL.’ye kadar hibe olarak veriliyor.

– Orta ölçekli KOBİ’lerde ilgili oran %30 ve  en fazla 4 milyon TL.

– Büyük ölçekli firmalarda ilgili oran %10 ve  en fazla 2 milyon TL.

Not 1 :Yatırım projesine konu satın alınacak makine ve teçhizatın, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 63 üncü maddesi kapsamında Bakanlıkça hazırlanan usul ve esaslara uygun olarak alınmış yerli malı belgesi ile tefrik edilmesi durumunda,  belirtilen oranlara 10 puan daha ilave edilir.Başka bir deyişle yukarıdaki oranlar ithal  ve yerli malı belgesiz yerli makine ve teçhizat alımlarında geçeri olup, Yerli Malı Belgesi”ne sahip Türkiye’deki makine ve teçhizat üreticilerinden veya tedarikçilerinden satın alınması halinde % 10’ar puan ilave edilir.

Not 2 : 4 Kasım 2012 tarihinde  KOBİ Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe  göre; 10 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosundan herhangi  biri   bir milyon TL´yi aşmayan çok küçük işletmeler mikro işletme, 50 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosundan herhangi biri  beş milyon TL´yi aşmayan işletmeler küçük işletme, 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosundan herhangi biri  40 milyon TL´yi aşmayan işletmeler de orta büyüklükteki işletme olarak belirlendi.Bu programın uygulanması açısından  Küçük işletme: KOBİ tanımında yer alan “Mikro İşletme”yi de  kapsamaktadır.

B) Kredi faiz desteği

– Küçük ve Orta Ölçekli KOBİ’ler için en az 1 yıl vadeli 10 milyon TL.’ye kadar faizsiz yatırım kredisi imkanı, 10 milyon TL.’den sonrası için %50 indirimli kredi faiz desteği sağlanmaktadır.

 

C) İşletme gideri desteği

 – Küçük işletmelere Yatırım tamamlandıktan sonraki 1 yıl için üretim için gerekli olan enerji, personel ve kira giderinin %75′i hibe olarak ödeniyor.

Öte yandan Ar-ge süreçleri yurt dışında gerçekleşmiş ve o ülkedeki kurum, kuruluş veya fonlar tarafından desteklenmiş olan ar-ge ve yenilik projeleri sonucunda ortaya çıkan veya öz kaynaklar kullanılarak yapılan ar-ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ve patenti alınan teknolojik ürünün üretimine yönelik yatırımı, Türkiye’de yapılması halinde destek kapsamında değerlendirilir. Ayrıca Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde başlatılıp sonuçlandırılan, Ar-Ge ve yenilik projeleri sonucunda ortaya çıkan teknolojik ürünlerin üretimine yönelik bölge içi ve dışı yatırımlar için de aynı desteklerden yararlanmak söz konusudur.

 

PROGRAMA BAŞVURU ŞEKLİ, İŞLEYİŞİ VE SONUÇLANDIRILMASI

Bu programdan yararlanmak isteyen firmalar uygulama esaslarına, öncelikli teknolojik alanlar listesine, başvuru ile ilgili detaylı bilgiye ve başvuru formuna https://teknoyatirim.sanayi.gov.tr/ internet adresinden ulaşabilmektedirler.

Bizce işleyiş TÜBİTAK-TEYDEB ar-ge proje işleyişine benzemektedir, şöyle ki;

-TÜBİTAK veya KOSGEB’den ar-ge projesinin tamamlandığına dair yazı alınır ve bu yazı ile Bakanlığın ilgili Genel Müdürlüğü’ne internet üzerinden TEKNOLOJİK ÜRÜN YATIRIM DESTEK PROGRAMI BAŞVURU FORMU

doldurulup online gönderilir, daha sonra kaşe ve imzalı basılı evrak halinde Genel Müdürlüğe gönderilir. Başvurular,  yılda bir veya birden fazla dönemde Genel Müdürlükçe belirlenen tarihlerde alınır. Başvuru tarihleri Bakanlık web sitesinden ilan edilir.

-Başvuru üzerine “Ön Değerlendirme Formu” hazırlanır. Uygun bulunan başvurular için en 2 öğretim üyesi görevlendirerek, firmayı ziyaret ederler ve denetim sonrası  “Teknik ve Mali İnceleme Rapor”u hazırlarlar. Ayrıca Genel Müdürlükten en az 2 proje sorumlusu, yapılacak yatırımı yerinde inceler.

-Tüm raporlar tamamlandıktan sonra, Değerlendirme Komisyon üyeleri toplanarak kararını verir. Başvuru sahibi firma, karar toplantısının yapılacağı yer ve tarihte, yatırım projesini sunmak üzere Komisyon toplantısına katılır.

-Desteklenmesine karar verilmesi halinde 30 gün içinde sözleşme imzalanır. Sözleşmenin imzalandığı tarih, yatırımın başlangıç tarihi olup, destekleme süresi 36 aydır.

– Komisyonca destekleme kararı alınan yatırım projesinin yatırım sürecinin 6 ay ve üstü olması halinde Genel Müdürlükçe en az 2 öğretim üyesi görevlendirilebilir ve dönemsel “Yatırım İzleme Raporu” hazırlatılarak yatırım 6 aylık dönemlerde izlenir. Ayrıca yatırımını tamamlayan işletme, “Sonuç Raporunu” hazırlayarak Genel Müdürlüğe yazılı olarak bildirmesi durumunda en az iki proje sorumlusu personel ve/veya öğretim üyesi, işletmeyi yerinde ziyaret ederek harcama belgelerini inceler, denetler ve Genel Müdürlük onayına sunmak üzere “Tamamlama Belgesi” düzenleyerek imzalar.

-Tamamlama belgesi alındıktan sonra makine ve teçhizat desteği hibe ödemesi yapılır.  Kredi faiz desteği,  Bakanlık ile aracı kurumlar arasında yapılacak protokollerle belirlenir ve uygulanır. İşletme gideri desteği için mikro ve küçük işletmenin “Tamamlama Belgesi”nin verildiği tarihten itibaren 1 (bir) yıl içerisinde Genel Müdürlüğe yazılı olarak başvuruda bulunması gerekmektedir.

 

SONUÇ

Yukarıdaki destekler, TÜBİTAK ya da KOSGEB’den ar-ge projesini tamamlayan özellikle mikro ve küçük işletmelerin seri üretimine geçiş yatırımlarını % 50’ye varan geri ödemesiz hibe destekleri ile büyük ölçüde finanse etmektedir. Bizim uygulamada edindiğimiz tecrübeye göre de, mikro ve küçük işletmeler her yıl ortalama 3 adet ar-ge projesi vermeleri halinde de, destekler açısından en uygun konuma gelmektedir.

Tübitak-Teydeb Mali Rapor Harcama ve Gider Faturalarının Ödemelerinde Zorluklar Yaşıyoruz

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 18 Temmuz 2014 - 8:11

TÜBİTAK-TEYDEB MALİ RAPOR HARCAMA VE GİDER FATURALARININ ÖDEMELERİNDE ZORLUKLAR YAŞIYORUZ

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ar-Ge ve İnovasyon Danışmanı, YMM

Gülçin GÖKÇEYREK & Buse ARSLAN
Ar-Ge ve Yenilik Mali Rapor Uzmanları
www.abdanmer.com
abdanmer@gmail.com

 

Mali Rapor harcama ve gider kalemlerinden başta malzeme olmak üzere alet-teçhizat, hizmet alımlarına ait faturaların AGY500 YMM raporu yazılıncaya kadar bankadan havale ya da çek şeklinde ödenmesi şart. YMM raporu yazarken banka dekontunun ve banka ekstresinin de bankadan teyidini istiyoruz. Aslında baştan iyi kurgulanırsa ödeme şartını yerine getirmek oldukça kolay. Bunu açıklamak için ödeme yöntemlerini aşağıdaki gibi analiz edebiliriz.

 

ÖDEME YÖNTEMLERİ

Faturaların ödemesi ya fatura bazında ya da cari hesap usulü yapılır.

 

Fatura bazında ödemede, dekontun açıklama bölümüne faturanın numarası yazılır (yer varsa tarihi de yazılabilir). Birden fazla fatura numarası da yazılabilinir, bu durumda fatura tutarlarının toplamı havale (aynı bankanın farklı şubeler arası) ya da EFT (farklı bankalar olursa) toplamına eşit olmalı. Açıklama bölümü birden fazla fatura numarası yazımı için yeterli olmazsa, bize göre birden fazla dekont düzenlenebilir. Önemli olan fatura numaralarının net olarak tespit edilebilmesidir.

 

Fatura bazında ödemede yaşadığımız sorun, açıklama bölümüne fatura numarasından farklı bilgilerin örneğin proje numarasının yazılmasıdır. Böyle durumda biz emin olmadığımız için, çok daha zor yöntem olan cari hesap usulüne göre ödeme yöntemini kullanıyoruz.

 

Diğer bir karşılaştığımız husus, açıklama bölümüne fatura numarası yazıldığı halde, fatura bedelinin tamamının havale edilmemesidir. Bu durumda fatura bedelinin tamamı üzerinden KDV’yi düşerek, geri kalan meblağ hibe kapsamına alınmakta, aynı dönemin müteakip aylarında ya da sonraki dönemde yine fatura numarası açıklama kısmına yazılarak ödeme yapılmışsa, kapsama alınabilmektedir.

 

Çekle ödemelerde de çek bordrosunun ya da tahsilat/tediye makbuzunun açıklama kısmına yine fatura numarasını yazmak gerekiyor.

Biz ödeme analizinde bankadan kaşe ve imzalı banka dekontunu istiyoruz. Bazen firmalar bankalarından kaşe ve imzalı dekont alamadıklarını beyan ettiklerinde, dekontun firma kaşe ve imzalanması ile bankadan kaşeli imzalı banka ekstresini istiyoruz, bu durumda dekonttaki tutarın ekstrede görülmesinin kontrolünü yapıyoruz.

 

Cari hesap usulü ödeme, açıkça söylemek gerekirse bizi ve firmayı gereksiz yere yoruyor. Fatura bazında ödeme yapılmadığında, firmanın tedarikçiyle olan tüm alım ile havale/çek ödemelerinin yer aldığı 320 satıcılar muavin dökümünü isteyerek, ilk Ar-Ge faturasının kesildiği tarihe bakıp, aşağıdaki olasılıkları irdeliyoruz:

  1. 320 satıcılar muavin dökümünde tek Ar-Ge faturası kesilmiş ise fatura tutarı dahil o tarihteki bakiyeye bakıyoruz. Fatura tarihinden itibaren YMM raporu yazılıncaya kadar bu tutarın ödenmesini arıyoruz. Ödeme yalnız eski borçları kapamış, Ar-Ge faturasına sıra gelmemişse, Ar-Ge faturası ödenmemiştir diye kapsam dışına alıyoruz. Mal ve hizmet iadeleri ya da çek iadeleri varsa onlara da dikkat ediyoruz.
  2. Birden fazla Ar-Ge faturası dönem içinde kesilmiş ise, son Ar-Ge faturasının kesildiği tarihteki bakiyenin ödenmesinin YMM raporu yazılıncaya kadarki kontrolü yanında, ilk Ar-Ge faturasının kesildiği tarihten son kesilen tarihe kadarki ara dönemdeki ödemelerin de banka teyitlerini talep ediyoruz.
  3.  Ar-Ge firması malzeme ya da hizmet aldığı firma ile avanslı çalışıyorsa, ilk Ar-Ge faturasının kesildiği tarihte karşı taraftan alacaklı olmakta, bu durumda ilk avans ödemelerinin yapıldığı tarihteki banka dekontlarının teyitlerini istemekte ve sonrasını da ödeme çıkarsa kontrol etmekteyiz.
  4. Ar-Ge firması tedarikçiden karşılıklı mal alım satımında da bulunuyorsa (yani takas),bu durumda tedarikçiden de kaşeli imzalı karşı virman hesap dökümünü de alarak, karşılıklı olarak örtüşüp örtüşmediğini kontrol etmek gerekir.

 

Personel ödemelerinde çalışan sayısı ne olursa olsun, mutlaka banka üzerinden yapılmalı,net ücret tam olarak( ne eksik ne fazla ) bankadan ödenmelidir. Bankadan dekont ve ekstreler kuşkusuz banka kaşe ve imzalı olması gerekiyor. 1 lira bile eksik ödenen personel maliyeti, tamamı üzerinden hibe kapsamı dışına alınırken, yukarıda açıkladığımız diğer ar-ge harcama ve gider faturalarında kısmi ödeme yapılmışsa, KDV’nin tamamı düşülerek geri kalan kısım, onaylanan harcama tutarına dahil edilebilmektedir.

 

SONUÇ

Mali Rapor ile AGY500 YMM Raporunun hem doğru şekilde oluşturulabilmesi için Ar-Ge firmalarının mümkün olduğu kadar fatura bazında banka yoluyla ödeme yapmasını önermekteyiz. Cari hesap usulü ödemede hata yapma olasılığı yüksek olup,  yanlışlık ya da eksiklik TÜBİTAK tarafından 10 yıl içinde yapılan denetimlerde tespit edildiğinde firma ile YMM birlikte müteselsilen fazla yapılan ödemeyi gecikme faiziyle birlikte geri ödemesi yanında 3 defa hatanın tekrarı halinde 3 yıl için firma için proje vermeme, YMM için yine 3 yıl için rapor yazmama cezası verilmektedir.

Jeneratör Kullanımında Güvenlik Önlemleri

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 17 Temmuz 2014 - 9:26

JENERATÖR KULLANIMINDA GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

Jeneratör kullanımında diğer tüm makine ve cihazlarda olduğu gibi güvenlik oldukça önemlidir. Örneğin jeneratörün kullanılacağı oda mutlaka yangına 1.5 saat dayanıklı olmak zorundadır. Yangın felaketi durumunda kaçış yolunu engelleyecek biçimde konulmamalıdır. Yangın ihtimali özellikle detaylı biçimde düşünülmesi gereken bir durumdur. Dikkatli olmanızı öneririz.

Jeneratörün regülasyon giriş gerilimindeki değişimler mutlaka sıklıkla kontrol edilmelidir. Çıkış geriliminin değişen şartlara bağlı sabit kalabilme özelliği yani bir nevi gerilim kararlılığı ölçülmelidir.

Jeneratör de gerilimin sabit kalması önemlidir. Çıkıştaki yüklerin değişmesine bağlı gerilimin sabit kalması çok önemlidir. Bu değişimin sabit kalması önemlidir. Ani yüklemeye karşı regülasyon sağlayarak frekans kararlılığı sağlanmalıdır.

Kısa devre ve aşırı yüklemeye karşı korunma önlemleri alınmış olmalıdır. Mümkün olduğunda arızalanmamalıdır. Sık arızalanan jeneratör risklidir. Yüksek verimde çalışmalı ve enerji kaybı mümkün olduğu kadar arızalanmamalıdır. Jeneratörünüz darbelere dayanıklı olmalıdır. Kesinti ve yükseltmelere, gerilim düşüklüğüne karşı emniyetli olmalıdır.

 

UCUZ JENERATÖRLER

Jeneratörlerde en çok tercih edilen özelliklerden biri de sesiz çalışmasıdır. Ucuz jeneratör almayı planlıyorsanız eğer sessiz çalışıp çalışmamasına özen göstermelisiniz. Öncelikle ne kadar sessiz bir jeneratör almayı planlıyorsanız bütçenizi ona göre ayarlamalısınız. Örneğin Honda jeneratörler en ucuz modeller değildir ama özellikleri bakımından oldukça avantajlıdır.

Ucuz jeneratör alacaksanız eğer özelliklerini mutlaka emsallerine göre kıyaslamalısınız. Daha sessiz olanları muadillerine göre daha fiyatlıdır. Sadece sesli çalışan ya da sessiz çalışan olarak ayrılmazlar. Ucuz jeneratörler farklı ses seviyelerine sahiptir. İhtiyacınız doğrultusunda aradığınız özellikleri belirleyin ve ihtiyacınız kadar enerji üretecek bir jeneratör alın.

Örneğin kamp amaçlı kullanacaksanız jeneratörünüz mutlaka sessiz olmalıdır. Bildiğimiz kadarıyla dünyanın en sessiz jeneratörleri EU serisi modelleridir. Yalnız inşaat veya açık hava organizasyonları gibi gürültülü yerler için H serisini incelemenizi öneririz. Apartmanların, sitelerin bodrum katlarına yerleştirilecek bir jeneratör için de çok sessiz ya da sesli olmamak kaydıyla standart bir ucuz jeneratör doğru seçim olabilir.

Jeneratörler hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmak için http://www.hirdavatmarketim.com/Jenerator–Kaynak-,LA_161-2.html adresini ziyaret edebilirsiniz.

Çamurdan Cilt Bakım Ürünleri Yapımı

Ana Sayfa » Güncel Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 14 Temmuz 2014 - 8:08

ÇAMURDAN CİLT BAKIM ÜRÜNLERİ YAPIMI

 

Selim  KÜRTÜNLÜ
MAKİNE VE AR-GE MÜHENDİSİ
KILAVUZ AR-GE GRUBU

 

 HAREKET NOKTASI

–  Romatizmal ağrılar nedeniyle, Denizli’nin Sarayköy ilçesinde termal kaplıcada dinlenirken, kaplıcanın kaynağından, dozerler vasıtasıyla kaplıcadaki çamurların kamyonlara yüklenmekte olduğunu gördüm.

-Bu durum ilgimi çekti, işletme sahibinin yanına giderek durum hakkında bilgi almak istedim. İşletme sahibi bana çok enteresan bilgiler verdi. “Denizli, Sarayköy bölgesinde çıkan çamurun diğer termal bölgelerde çıkan çamurdan farklı olduğunu, Dünyanın kükürt oranı en yüksek çamuru olduğunu” ifade etti ve devamında “bu çamurun kamyon kamyon  Fransa’ya  tonu 100 Avroya  gönderildiğini ve işlendikten sonra, meşhur bir markanın ismi altında Türkiye’ye 200 ml’si  100 – 150 AVRO arasında güzellik kremi ve sivilceleri bertaraf edecek krem altında ithal edildiğini ekledi.

-Şu katma değere bakarmısınız? Tonu 100 Avrodan ihracat et ve 200 ml (yaklaşık 140 gr)  100 Avro’dan ithal et. Bu katma değeri yaratan fark, kaynaktan elde edilen ürünün bilimsel ve teknik yöntemlerle işlenerek, faydalı bir ürün haline gelmesinden dolayıdır.

 

TÜBİTAK-TEYDEB’E PİLOT TESİS AR-GE PROJESİ

-Ben, işletme sahibine bu konuda,  bu tür projeleri destekleyen TUBİTAK kurumuna başvurarak bunun projelendirilmesini önerdim. İşletme sahibi, kaynakları sınırlı olmasına rağmen ileri görüşlü birisi olduğundan bu fikir aklına yattı. Bu konuda işletme sahibiyle beraber TUBİTAK kurumuna bir proje hazırlandı.Bu projenin hazırlanmasında Yenilik konusunda uluslar arası yenilik Kılavuzu olan OSLO Kılavuzunun 116.Paragrafına göre ;hipotez değerlendirilmesi, yeni ürün formüllerinin ve özelliklerinin oluşturulması, yeni bir süreç için özel makine ve otomasyonun tasarlanması için mühendislik verilerinin elde edilmesi  ve test edilmesi amacıyla makinelerden oluşan minimum ölçekteki tesisler, pilot tesis olarak dikkate alınır mantığından hareket ettik.

-TUBİTAK Kurumu, bu proje ile yakından ilgilenerek, konusunda uzman iki Prof. Hocayı projeyi yerinde incelemek için gönderdi. Her iki hoca projenin bilimsel ve teknik alt yapılarını inceleyerek, TUBİTAK kurumuna verdikleri rapor sonucu, TUBİTAK kurumundan üniversitelerden destek alınması ve bu konuda giderlerin kurum tarafından karşılanacağını belirten kabul yazısı ile işletme sahibi söz konusu projeyi hayata geçirmeye başladı.

 

PİLOT TESİSİN KURULUMU

-Şu anda, işletme sahibi dünyada en yüksek kükürt oranına sahip olan peloid çamur’u kaynağından alarak, sivilceleri yok eden krem haline getirecek pilot tesisin kurulumunu gerçekleştirdi. TUBİTAK kurumundan aldığı bilimsel destek ile gerek Ar-Ge faaliyetleri ile ilgili araştırmaların %75’ini hibe alması, gerekse diğer vergi destek ve avantajları ile birlikte nerdeyse %100’ü devlet kaynakları ile karşılanmış bir proje hayata geçirerek katma değerin ülkemizde kalmasını sağladı.

 

İSTİHDAMA KATKISI VE SONUÇ

Şimdi işletme sahibi,  istihdam edilmek üzere, 10 kişi daha yanında çalıştırmaya başlarken aynı zamanda peloid çamurun türevlerinden yeni ürünler elde edebilmek için (selülit giderici, çatlak giderici vb.) Ar-Ge çalışmalarını başlatmıştır. İşletme sahibinden aldığımız özel izinle bu çalışmanın  proje önerisi,teknik,mali ve YMM raporu  set olarak Atila Bağrıaçık’ın Ar-ge Kitabında yer almaktadır.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI