Bağımsız Denetim Mesleğinin Geleceği

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 25 Kasım 2013 - 10:21

BAĞIMSIZ DENETİM MESLEĞİNİN GELECEĞİ

      Bugün bağımsız denetim üzerine tarafıma yöneltilen soruların artması üzerine sadece kendi görüşlerimi yansıtan kısa açıklamalar yapmak istemekteyim.

1.GİRİŞ

İnşallah bir gün bizim bağımsız denetim şirketlerimizde Dünya’nın her yerinde faaliyet gösterecek ve bağımsız denetim pazarının büyük çoğunluğunu ele geçirebileceklerdir. Bunun için sadece denetimi bir fırsat veya rant kapısı olarak görmemek yetecektir. Denetim bir meslektir, bir sevdadır, gönül işidir. Bağımsız denetimde kalite üzerine standartın yayınlanması da önemli bir aşamadır. Bağımsız denetimde önemli olan belge sahibi olmak değil, denetim işinin hakkını vererek, yabancı denetim şirketlerinin kalitelerinin çok üzerinde hizmet verebilmektir. İşte o zaman bağımsız denetim alanında muassır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmış olacağız.

2.BAĞIMSIZ DENETİM NEDİR?

Bağımsız denetim şirketlerin ilgililere sundukları mali tabloların işletmelerin gerçek durumunu doğru ve tam olarak yansıtıp yansıtmadığının modern denetim teknikleri ile araştırılması ve sonuçta yazılı olarak bu hususta ilgililere yazılı kolay anlaşılır ve standart bir rapor sunulmasıdır. Ülkemizde Kamu Gözetim Kurumu kurulmadan önce bağımsız denetim piyasası çeşitli kurumlarca düzenlenen piyasaya girişin çok zor şartlara bağlandığı bir oligopol piyasası niteliğindeydi. Belli sayıda bağımsız denetim şirketi bu piyasada faaliyet göstermekteydi. Her ne kadar piyasaya giriş zorda olsa yabancı denetim şirketleri bağımsız denetimi kendi ülkelerinde uzunca bir süredir uygulanması nedeniyle piyasanın büyük çoğunluğuna hakim durumdaydılar. Özellikle Sermaye Piyasası Kurumu bağımsız denetim ile ilgili alanlarda öncü bir rol üstlenmişti. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu gibi diğer kuruluşlar ise kendi alanlarına giren şirketlerle ilgili kendi düzenlemelerini yapmaktaydılar. Uzunca süre bu kısır döngü devam etti. Belli sayıda denetçi, belli sayıda denetim şirketi birkaç özerk kuruldan aldıkları yetkilerle piyasada faaliyet gösterirlerken piyasanın çoğunluğu yapancı kökenli denetim şirketlerinin eline geçmiş oldu. Üsteli bu şirketler Türkiye’de elde ettikleri gelirin önemli bir bölümünü kendi ülkelerine transfer etmekteydiler.

Avrupa birliği yönergelerine uygun olarak Kamu Gözetim Kurumu kanun hükmünde kararname ile kuruldu. Kurulan bu kurumun bağımsız denetim şirketlerini, bağımsız denetçileri yetkilendirmekte ve bağımsız denetime yönelik kurallarda tek yetkili olması amaçlanmaktaydı. Böylece, SPK, BDDK, EPDK gibi pek çok kurum tarafından düzenlenen bağımsız denetim sektörü çok başlılıktan kurtarılacaktı. Tüm bu süreçlerin yaşandığı zaman diliminde Muhasebe Meslek Mensupları ne yapacaklarını düşünmekteydiler. Çünkü denetim yetkisine ilişkin hükümler kendi meslek yasalarında bulunmaktaydı. Genel olarak Dünya uygulamalarında meslek yapısı zaten denetçi ve muhasebeci olarak ikiye ayrılmaktadır. Bizdekine benzer Yeminli Mali Müşavirlik uygulamalarına çok zor rastlanmaktadır. Denetçi ve muhasebeci arasındaki ayırım denetimin evrensel şu üç kuralından kaynaklanmaktadır.

a)      Denetçi kendi yaptığı işi denetleyemez. Denetim esasen başkasının yaptığı işin kontrolü, revizyonu içindir.

 

b)     Denetçi denetlediği firmayla bir çıkar ilişkisi içerisinde olamaz.

c)      Denetçi denetim tekniklerini kullanarak yaptığı denetim faaliyetini bir rapora bağlar.

Bütün bu şartlar açısından değerlendirildiğinde 3568 sayılı meslek yasamız ne yazık ki çok yetersiz kalmaktadır. Bizim meslek yasamızda muhasebeci aynı zamanda denetçidir. Oysa dünya standartlarında muhasebeci denetçilik yapamaz, denetçi muhasebecilik yapamaz. Ancak denetçi olabilmek için muhasebeci olmak şarttır. Denetçi denetlediği firmaya denetim hizmeti dışında hizmet sunamayacağı gibi, herhangi bir menfaat ilişkisi içerisinde de olamaz. 3568 sayılı yasada bunu düzenleyen hükümler de ne yazık ki yoktur. Denetim raporu hakkında da 3568 sayılı yasada bir hüküm yoktur.

3.DENETİM VE DİĞER HİZMETLER

Günümüzde meslek mensuplarında yaygın bir şekilde hem denetim yaparım hem muhasebe tutarım hem de tam tasdik hizmeti veririm gibi hatalı anlayışlar bulunmaktadır. Eninde sonunda bağımsız denetçi belgesi sahiplerine ya denetimi yada muhasebe veya tam tasdik işlerini seç denilecektir. Ülkemizde yaygın olan “kervan yolda düzelir” anlayışı ne yazık ki insanları yanlış yönlere sürükleyebilen, yanlış intibalar uyandıran mevzuatların çıkmasına neden olmaktadır. Denetim başlı başına bir meslektir. Hem bürom olsun hem de denetim yapayım anlayışı ne yazık ki doğru bir anlayış değildir.

Dünya denetim hizmeti yanında verilebilecek hizmetleri belirlemeye çalışmakta ve bu konuda çok katı kurallar koymaktadırlar. Ülkemizde ise bu konudaki hükümler oldukça yetersizdir. Üçü bir arada der gibi hem denetim hem tam tasdik hem de danışmanlık hizmeti vereyim şeklinde ki yaklaşımlar denetçi bağımsızlığını ciddi ölçüde zedelemektedir. Denetçi denetim hizmeti dışında denetlediği firmaya hiçbir hizmet veremez veya o firma ile ticari bir başka ilişki içerisinde bulunamaz.

4.DENETÇİ EĞİTİMLERİ

Gerekli eğitimlerin alınmadan sadece üniversitelerde düzenlenen farkındalık eğitimleriyle, yani birkaç günlük slayt-sunum ve özetleme sistemiyle denetçilerin yeterli bilgi sahibi olacaklarını iddia etmek mümkün değildir. Öncelikle denetçiye uygulamalı bir eğitim verilmeli, çalışma kağıtları doldurtulmalı, denetim teknikleri uygulamalı olarak gösterilmeli ve nihayetinde gerçek bir bir firmanın verileri üzerinden denetim raporu yazdırılmalıdır. Nasıl bir pilot önce uçuş similatöründe eğitim alıyorsa denetçi de bir denetim similatöründen geçirilmelidir. Aksi halde yabancı ülkelerde sık görülen denetim skandalları ne yazık ki bizim ülkemizde de görülmeye başlanacaktır. Denetim kaliteli yapılması gereken ciddi bir iştir. Bir kere denetçilere ve denetim raporlarına güven sarsıldı mı bir daha istenilen seviyeyi yakalamak mümkün olmamaktadır.

Eğitim özellikle de sürekli meslek içi eğitim denetim kalitesini yükselten unsurlar arasında birinci sırada sayılmaktadır. Ancak eğitimlerin ve eğitim sonu sınavların şeklen olması eğitimi sadece bir boşa vakit harcama çabası haline getirmektedir. Denetim eğitimine gelen bitse de kurtulsak, üniversite ise ücretimi alsam yaklaşımı içerisinde olunca denetimden beklenen faydaları sağlamak mümkün olmamaktadır. Uzaktan eğitim tekniklerinin kullanılmasında herhangi bir sakınca gözükmezken uygulamada yaşanan ciddiyetsizlikler eğitimlerin kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Bağımsız denetçi eğitimlerine gereken önem mutlaka verilmelidir. Denetim geçmişi olmayan daha önce hiçbir denetim sürecini başından sonuna kadar tamamlamayan kişilere denetçi belgesi vermek onları hiç eğitim vermeden otobüs kullandırtmaya benzer. Sonuç çok olumsuz olabilir.

5.SONUÇ VE ÖNERİLER

Denetim ile ilgili ülkemiz önemli bir sürece başlamıştır. Denetim kalitesini uluslar arası standartlara uygun düzeye çıkarmak ve ülkemizdeki mali tabloların uluslar arası muhasebe standartlarına uygun olmasını gerçekleştirmek nihai hedeftir. Ancak ülkemiz bu duruma ne kadar hazırlıklıdır veya süreç ne ölçüde planlı ve sistemli yürütülmektedir diye sorulursa olumlu cevaplar almak mümkün olmamaktadır. Daha sonra olumsuzlukları yaşamamak amacıyla denetim eğitimlerinin verilmesine uygulama örnekleriyle konuları pekiştirmeye ve bir düzenleme yapılmadan önce uygulama sonuçlarının değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu konuda denetim alanında uygulamalı kurslar açılabilir denilse de bu kursların bu alandaki boşluğu doldurabilmesi için epey bir zaman geçmesi gerekmektedir. Üstelik ücretli bir eğitimden geçmiş olan denetçinin ikinci bir eğitimi almakta ne kadar istekli olacağı da tartışmalıdır. Denetim ile ilgili çok önemli yılların heba olmaması için herkes şapkasını önüne koyarak düşünmelidir. Kamu Gözetim Kurumu denetim sürecini ne kadar planlı yürütmektedir? Üniversiteler denetim eğitimlerini ne derece kaliteli vermektedirler? Meslek mensupları ve ülkemiz denetime ne kadar hazır?

Azerbaycan Muhasebe Sistemi

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 05 Kasım 2013 - 12:13

AZERBAYCAN MUHASEBE SİSTEMİ

     Azerbaycan dili, dini, kültürel özellikleri bize en yakın ülke olması nedeniyle ülkemiz yatırımcılarının en çok tercih ettiği ülke olmaktadır. Bağımsız devletler topluluğu üyesi ülkeler içerisinde ekonomisi en çok büyüyen ülke olması da ülkeye yapılan Türk yatırımlarını arttırmaktadır.

1. GİRİŞ

Azerbaycan’da Türk şirketlerinin şube veya nümayendelik açması için öncelikle karar defterine karar alınması gerekir. Daha sonra kurulacak şube veya nümayendeliğin kuruluş işlemlerinin gerçekleştirilmesi için Azerice ismi ile itibarname, Türkçe ismi ile vekaletname şirketin şubesinin müdürü adına düzenlenmelidir. Ayrıca kurulacak şirketin Azerice hukuki ünvanı Türkçe yasal adresi belirlenmelidir. Bu işlemden sonra ise esasname yani anasözleşme düzenlenecek ve tek pencere sistemi esaslarına uygun olarak tüm şirket kuruluş işlemleri tek bir devlet ofisinde tek bir masada ve en geç 3 gün içerisinde gerçekleşecektir. Bu işlemler yapıldıktan sonra vergi numarası alınacak kaşe bastırmak ve bankada hesap açmak için vergi idaresinden izinler alınacaktır. Bütün bu işlemler bittikten sonra Azerbaycan muhasebe sistemine uygun olarak kayıtlar yapılacaktır.

Azerbaycan muhasebe sistemi Sovyetler birliğinin etkisi altında kalmıştır. Sovyetler birliği dağıldıktan sonra da Rusya Federasyonu’nun muhasebe sistemi üzerindeki etkisi azalmadan devam etmiştir.

2. AZERBAYCAN’DA HESAP SINIFLARI

Hesap sınıfları bir ülkenin muhasebe sisteminin esas yapısını gösteren temel bilgi kaynaklarıdır. Azerbaycan Ana Hesap Sınıfları aşağıda belirtildiği gibidir. Azerbaycan’da da Türkiye’deki gibi 9 adet hesap sınıfı vardır. Bunlar;

01-09 Duran Varlıklar ve Uzun Vadeli Yatırımlar

10-19 Üretim İhtiyatları

20-39 Üretim Giderleri

40-49 Ticari Mallar, Mamuller ve Satışı

50-59 Dönen Varlıklar

60-79 Ticari Borçlar ve Ticari Alacaklar

80-84 Maliyet Hesapları ve Karın Dağıtımı

85-89 Öz sermaye ve Yedekler

90-99 Yabancı Kaynaklar ve Muhasebeleştirilmesi

Ülkemizdeki hesap sınıfları ile karşılaştırıldığında duran varlıkların önce dönen varlıkların sonra olmasının hesapların likidite esasına göre dizildiğini göstermektedir. Ancak ülkemizde likidite esası en çok likit olandan en az likit olana doğru iken Azerbaycan’da bu sistem en az likit olandan en çok likit olana göre dizilmiştir. Azerbaycan’daki bu dizilim Avrupa Birliği standartlarına uygundur.

3.AZERBAYCAN’DA HESAP GRUPLARI

Hesap grupları mali tabloların iskeletini de veren hesap sınıflarına göre daha fazla detaylı bilgiler sağlayan bir tasnifleme düzeyidir. Azerbaycan hesap sınıflarından sonra hesap gruplarını ve hesapları inceleyelim.

Ana Hesap Grupları

01-09     Duran Varlıklar ve Uzun Vadeli Yatırımlar

1             Maddi Duran Varlıklar

2             Maddi Duran Varlıkların Amortismanı

3             Uzun Vadeli Kiralanan Maddi Duran Varlıklar

4             Maddi Olmayan Duran Varlıklar

5             Maddi Olmayan Duran Varlıkların Amortismanı

6             Menkul Kıymetler

7             Montaj Edilecek Tesis, Makine ve Cihazlar

8             Sermaye Yatırımları

9             Kira Gelirleri

10-19     Üretim İhtiyaçları

10           Stoklar

11           Beslenilen Hayvanlar

13           Değeri Az Olan ve Çabuk Eskiyen Varlıklar

14           Maddi Varlıkların Yeniden Değerlendirilmesi

15           Stokların Tedariki ve Satın Alınması

16           Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı

19           İndirilecek Katma Değer Vergisi

20-39     Üretim Giderleri

20           Olağan Faaliyet Giderleri

21           Ana İşletme Yarı Mamulleri

23           Yardımcı Üretim Giderleri

25           Genel Üretim Giderleri

26           Genel Yönetim Giderleri

28           Üretimde Hasarlı Mamuller

29           Hizmet Üretim Maliyeti

30           Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler

31           Gelecek Yıllara Ait Giderler

37           Tamamlanmış İşler

40-49     Ticari Mallar, Mamuller ve Satışı

40           Ticari Mallar

41           Mamuller

42           Satış İndirimleri

43           Satış Giderleri

44           Alış Maliyetleri

45           Gönderilecek Mallar (Yüklenmiş Mallar)

46           Mal ve Hizmet Satışı

47           Duran Varlıkların Satışı

48           Diğer Varlıkların Satışı

50-59 Dönen Varlıklar

50           Kasa

51           Bankalar

52           Döviz Kuru Hesabı

55           Bankalarda Özel Hesaplar

56           Para Değerli Belgeler

57           Yoldaki Ödemeler

58           Kısa Süreli Yatırımlar

60-79 Ticari Borçlar ve Ticari Alacaklar

60           Satıcılar

61           Verilen Sipariş Avansları

62           Ticari Alacaklar

63           Taleplerle İlgili Hesaplaşmalar

64           Alınan Sipariş Avansları

65           Sigorta İle İlgili Yükümlülükler

67           Bütçe Dışı Ödemeler

68           Ödenecek Vergi ve Yükümlülükler

69           Ödenecek Sosyal Güvenlik Kesintileri

70           İşletme Personeli Ücret ve Giderleri

71           İş Avansları

73           Diğer İşlemler ile İlgili Personelden Alacaklar

75           İşletme Ortaklarıyla Hesaplaşmalar

76           Diğer Alıcı ve Satıcılar Hesabı

78           Bağlı Ortaklıklarla Hesaplaşmalar

79           Merkez ve Şubeler Cari Hesabı

80-84     Maliyet Hesapları ve Karın Dağıtımı

80           Kar ve Zarar

81           Karın Dağıtımı

82           Karşılıklar Hesabı

83           Gelecek Dönemlere Ait Gelirler

84           Zarar ve Hasarlar

85-89     Öz sermaye ve Yedekler

85           Öz kaynaklar

86           Kar Yedekleri

87           Sermaye Yedekleri

88           Dağıtılmamış Kar ve Zarar

89           Gelecek Yıllara Ait Giderler ve Harcamalar İçin Ayrılan Karşılıklar

90-99     Yabancı Kaynaklar ve Muhasebeleştirilmesi

90           Kısa Vadeli Banka Kredileri

93           İşletme Personeli İçin Alınan Banka Kredileri

94           Kısa Vadeli Borçlar

96           Yedekler

97           Kira Gelir ve Giderleri

Ülkemiz hesap gruplarına göre Azerbaycan hesap grupları daha dağınık bir görünüm vermektedir. Azerbaycan uluslar arası muhasebe standartlarını ülkesinde uygulamak istediğinden bu konuda yapılanma içerisindedir. Azerbaycan’da muhasebe sisteminin piyasa ekonominsin koşullarına uygunlaştırılması için son yıllarda Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından bir çok ferman ve kanunlar imzalanmıştır.

4. SONUÇ

Dost ve kardeş ülke olarak nitelediğimiz Azerbaycan muhasebe sisteminin uluslar arası muhasebe standartlarına uygun ve modern bir hale getirilerek Rusya muhasebe sisteminin etkisinden kurtulması gerekmektedir. Azerbaycan gelişen ekonomik hacmi ile orta asya ülkeleri içerisinde ekonomik performansı en iyi olan ülkedir. Ülkenin istikrarlı siyasi yapısı, 9 milyon civarındaki eğitimli nüfusu bu başarının devam ettirileceğini göstermektedir.

Doğal kaynaklar açısından zengin kaynakları uluslar arası yatırımcıları Azerbaycan’a yönelttiği kadar ülkemiz yatırımcılarını da ülkeye çekmektedir. Ülkede dil problemi olmaksızın hareket edebilme imkanı Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası gibi uluslar arası finans kuruluşlarının ülkeye açtığı krediler alt yapı yatırımlarında kullanılmakta Türk inşaat firmaları bu ülkeyi hedef ülke olarak belirlemelerine yol açmıştır.

Başka ülkelerin muhasebe sistemleri üzerinde incelemeler yapmak ülkemiz muhasebe sistemine farklı açılardan yaklaşmayı ve yeni bakış açıları getirmesi nedeniyle önemlidir.

Çek Sahtecilikleri ve Adli Muhasebe

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 04 Kasım 2013 - 10:58

ÇEK SAHTECİLİKLERİ VE ADLİ MUHASEBE

 

Adli muhasebeciler görevleri gereği gerçekleştirdikleri şirket yolsuzluklarında sahteciliklerle çok sık karşılaşırlar. Bu sahtecilik türlerinin en yaygın olanlarından birisi de çek sahtecilikleridir.

 

1.GİRİŞ

 

Piyasa’da mal ve hizmet alışverişlerinde her zaman yeterli nakit bulunamaması ve diğer çeşitli nedenlerle çek kullanımı yaygındır. Çekin özelliklerini şu şekilde sayabiliriz.

 

A.        Çek kıymetli evrak kabul edilir.

B.        Çek para yerine geçerek ekonomik değerlerin naklini kolaylaştırır.

C.        Çek nakit hareketlerini azaltarak bir takım riskleri önler.

D.        Çek şahısların sürekli yanlarında yüksek para miktarı ile dolaşmasını engeller.

E.        Çek paranın kaybolmasını veya çalınması ihtimalini azaltır.

F.        Çek yapılacak ödemelerde vade meydana getirerek kolaylık sağlar.

G.        Çek kullanılması suretiyle eldeki nakit hemen kullanılmamış olur.

H.        Çek ile yapılan ödemelerde paranın kötü niyetli kişilerin eline geçmesi ihtimali azalır.

İ.         Çek bankaları sisteme dahil ödemelerin kayıt altına alınmasını sağlar.

 

Rusya ve bağımsız devletler topluluğu üyesi ülkelerde bizdekine benzer vadeli çek uygulaması yoktur. Çek bu ülkelerde sadece bankadan nakit para çekmek amacı ile kullanılır. Çekin yukarıda belirttiğimiz faydaları çek sahteciliklerinin artmasına neden olmaktadır.

 

2. ÇEKLE İLGİLİ YASAL ÇERÇEVE

 

Çeke ilişkin yasal düzenlemeler esas itibarıyla Türk Ticaret Kanunu’nun “Çek” isimli üçüncü bölümünde yapılmıştır. Bu bölümde düzenlemeler aşağıdaki başlıklar halinde gerçekleştirilmiştir.

 

a)                  Çeklerin Düzenlenmesi ve Şekli

b)                 Devir

c)                  Ödeme ve Ödememe

d)                 Çeşitli hükümler

 

Bütün bu hükümleri incelemek yerine kısaca şekli unsuları inceleyelim. Çeklerde bulunması gereken şekli unsular asli unsurlar ve münferit unsurlar olarak kanunda ikiye ayrılmıştır.

 

A)                Asli Unsurlar (TTK md 780)

 

a) Senet metninde “çek” kelimesini ve eğer senet Türkçe’den başka bir dille yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,

b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi,

c) Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanını,

d) Ödeme yerini,

e) Düzenlenme tarihini ve yerini,

f) Düzenleyenin imzasını,

g) Hesap Sahibinin Vergi Kimlik Numarası

 

Yukarıda belirttiğimiz asli unsurları taşımayan çek aşağıda belirteceğimiz iki husus istisna olmak üzere geçersizdir. Bunlar,

 

a) Çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödenir.

 

b) Düzenlenme yeri gösterilmemiş olan çek, düzenleyenin adı yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır.

 

B)                Münferit Unsurlar

 

a)                  Muhatabının mutlaka banka olma zorunluluğu

b)                 Karşılığının Bulunma Yükümlülüğü

c)                  Çekte ayrıca kabul gerekmemesi (Kabul yasağı)

d)                 Kimin lehine çekilebileceğinin belirtilebilmesi,

e)                  Faiz yasağı (Çekin üstüne faiz oranı yazılamaz)

f)                   Adres veya yerleşim yeri belirtilebilmesi

 

Kısaca çeklere ilişkin yasal bilgileri verdikten sonra çek sahtekarlıklarını inceleyelim.

 

3. ÇEK SAHTECİLİKLERİ

 

Hamiline yazılı çek uygulamasının ülkemizde yaygın olması çekin diğer kambiyo senetlerine göre daha güven veren bir evrak olması çek sahteciliklerinin yaygın olarak görünmesine yol açmaktadır. Sahte çek kavramı en geniş şekilde, kağıt olarak çek yaprağının muhatap banka tarafından bastırılmış şeklinin taklidi olması halini de kapsamak suretiyle, çek üzerindeki tüm imzaların, beyanların veya imzalarla beraber beyanların sahteliği biçiminde tanımlanabilir. Zarar ise genellikle, çek tutarının hak sahibi olmayan kimseye ödenmesi, gerçek hak sahibinin çek tutarını alamaması veya keşidecinin ödemek istediğinden daha fazla bir miktarı ödemesi şeklinde gerçekleşir. Keşidecinin imzasının sahte olması durumunda  bankanın sorumlu olduğu kabul edilir. Bankanın birinci görevi kendisine gelen çekin keşideci tarafından imzalanıp imzalanmadığının tespit edilmesidir.

 

Sahteciliğin önlenmesi amacıyla, Çek Kanunu’ na ilişkin Merkez Bankası Tebliği 2. maddesi çek karnelerinin baskı şekline ilişkin kurallar aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:

 

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası

Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna

İlişkin Tebliğ Çek defterlerinin baskı şekli

Madde 2- Çek defterleri bankalarca aşağıda belirtilen esaslara göre bastırılır.

a)                 Çek defterleri, yapraklarının boyutları, koçan hariç eni 76 mm., boyu 166 mm. olmak üzere ve çek tutar alanı sağ üst köşeye gelecek şekilde bastırılır.

b)                 Çek yapraklarının basımında CBS-1 standardında manyetik kodlamaya imkan veren kağıtlar kullanılmalı ve kullanılacak kağıtlar organik asitler, anorganik asitler, alkaliler, klor bileşikleri ve organik çözücüler ile tahrifata karşı duyarlı olmalıdır.

c)                  Çek defterlerinin her yaprağına, çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı, hesap numarası, çek numarası ve hesap sahibinin vergi kimlik numarası ile adının yazılmasına ve imzasının atılmasına imkan verecek ibareler konulur.

d)                 Çek defterleri MICR-Manyetik Mürekkepli Karakter Okuma (Magnetic Ink Character Recognition) yöntemi ile ve E-13B kodlama standardı kullanılarak manyetik mürekkep ile kodlanır. Çek yapraklarının alt kısmında kodlama alanı için 16 mm. ’lik boşluk bırakılır. Kodlama alanının sağ ve sol köşelerinden yatay olarak 7,937 mm., alt ve üst kısmından da dikey olarak 6,35 mm. ’lik boşluklar bırakılmak suretiyle bulunan kodlama satırı üzerine soldan itibaren çek numarası, banka ve şube isimlerini tanımlayan banka ve şube kodu, hesap numarası ve çek tutarına ilişkin bilgiler aşağıda gösterilen karakter ve sembol sayıları dikkate alınarak kodlanır.

  Karakter Sembol
Kodlanacak Bilgi Sayısı Sayısı
Çek numarası 7 2
Banka kodu 3 1
Şube Kodu 4 1
Hesap Numarası 12 1
Tutar 15 1

 

Semboller, çekin sağ kenarından başlayarak tutar, hesap numarası, şube ve banka kodunun başlangıcında, çek numarası kodunun başlangıç ve bitiminde kullanılır. Kodlama alanındaki her karakterin uzunluğu 3,175 mm.dir.

Bankalar bu Tebliğ esaslarına ve kodlamayı gösteren ekteki örneğe(Ek:1) göre bastırdıkları çek defterlerini, tutar kodu dışındaki kodlarını tamamladıktan sonra hesap sahiplerine verirler.

e)                  Çek yaprakları üzerine lehdar imzasının alınmasına imkan verecek şekilde bir ibare konulabileceği gibi, “yukarıda imzası bulunan” ibaresi de eklenebilir.

f)                   Bankalarca çek yaprakları istenilen renk ve desende bastırılabilir. Üzerine amblem, resim konulabilir.

g)                 Çek defterlerinin ihtiva edeceği çek yapraklarının adedi, 3167 sayılı Kanunun 2 nci maddesi çerçevesinde yapacakları değerlendirme sonucu üstlenecekleri riskler de dikkate alınarak bankalarca tespit edilir.

 

Yukarıda belirtilen kurallara ilişkin çek yaprağının veya defterinin sahte olarak basıldığı görülmektedir. Ancak genelde üzerinde belirtilen çek numaraları ya tamamen uydurulmakta yada zaten var olan bir numaranın aynen kopyalanması yoluna gidilmektedir. 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması gereken bir suç olarak çek sahteciliğinin yaptırımı oldukça ağırdır.

 

Çekte tahrifat, çek üzerindeki imza veya beyanların ya da bunların her ikisinin, çek ile hak kazanmış veya borç altına girmiş bulunan bütün ilgililerin rızasının bulunmadığı bir şekilde haksız menfaat elde edilmesi amacıyla değiştirilmesi, silinmesi veya kazınmasıdır. Bu tahrifatlar şöyledir;

 

a) Çek meblağında tahrifat

b) Çekteki isimlerde tahrifat

c) Çekteki imzalarda tahrifat

d) Çekin vadesinde tahrifat

e) Çekin keşide yerinde tahrifat

Keşidecinin kusuruna ilişkin olarak bazı hallerin şu şekilde örneklendirilmesi mümkündür.

 

  • Keşidecinin salt çek defterini kaybetmiş olması kusurlu bir davranış değildir. Keşideci defterini kaybedebilir ama bunu zamanında bankaya bildirmelidir.
  • Keşidecinin çek defterinin kaybolduğunu bankaya bildirmemesi kusurlu bir davranıştır. Bu bildirim yapılmazsa bankanın sorumluluğu ciddi oranda azalır.
  • Çekin gerekli dikkat ve ihtimamla doldurulmamış olması kusurlu bir davranıştır. Çek yazılırken belirli bir dikkat ve titizlik gösterilmesi gerekir.
  • Çek defterini saklaması için muhasebecisine vermek kusurlu bir davranıştır. Muhasebe sadece bir vekil konumundadır. Vekilin işlemleri asılın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
  • Keşidecinin çek defterinin koçanına, çekin kime verildiğini yazmamış olması kusurlu bir davranıştır. Bu genelde unutulan bir bölümdür.
  • Keşidecinin rakam ve yazının önüne ekleme yapılacak şekilde mesafe bırakması kusurlu bir davranıştır. Genel muhasebe ve hukuk kurallarına uygun şekilde rakam ve yazının önüne çizgiler çekilerek boşluğun kullanılması önlenmelidir.

 

Yukarıda belirtilen konularda gerekli özeni gösteren bir çek keşidecisinden çeki alan için muhatap banka zarar nedeniyle, çek hamiline, sadece kötü niyetli olması halinde rücu edebilir, hamilin iyi niyetli olması durumunda, yapılan ödeme nedeniyle banka rücu edemez.

 

4. SONUÇ

 

Genelde adli muhasebe uzmanları çek sahtecilikleri ile ilgili olarak çalışmalarına karşın günümüzde şirketlerde çalışan muhasebecilerde çok sık çek kullanımı ile karşı karşıya gelmektedirler. Bu kadar yaygın kullanılan çeklerdeki sahteciliklerin tespit edilebilmesi, araştırmacı muhasebecilik veya muhasebe dedektifliği denilen adli muhasebe uygulamalarının başlangıç düzeyinde de olsa muhasebeciler tarafından öğrenilmelidir.

 

Adli muhasebe konularında bilgilendirmelerin çok az olması muhasebe ve finans sektörü profesyonellerinin sahtecilik eylemleri karşısında bocalamalarına neden olmaktadır. Bu sahtecilik uygulamaları hakkında en azından temel düzey eğitimin verilmesi yerinde olacaktır. Muhasebe çok geniş bir alanı kapsayan bir meslek uğraşısı olduğundan meslek mensuplarımız bu konuda alacakları eğitimlerin öncelikle kendilerine ne katacağını hesap etmek zorunda kalmaktadırlar. Çek, senet v.b. sahteciliklere ilişkin eğitimlerin faydası küçümsenemez.

Vergi Denetiminde Özelleştirme Üzerine Fikirler

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 28 Ekim 2013 - 10:57

VERGİ DENETİMİNDE ÖZELLEŞTİRME ÜZERİNE FİKİRLER

     Vergi denetimleri beyan esasına dayalı vergilendirme sistemlerinin hepsinde önemli bir yer tutmaktadır. Verilen vergi beyanlarının ve ödenene vergilerin doğruluğunu tespit etmek, araştırmak vergi denetiminin temel bir parçasıdır. Maliye idareleri çeşitli unvanlar ve dereceler verdikleri belirli bir eğitime ve deneyime sahip memurları tarafından bu denetimleri gerçekleştirirler.

1. GİRİŞ

Topluma sunulması gereken mal ve hizmetlerin özel sektör tarafından mı kamu sektörü tarafından mı veya ikisi beraber üretecekler ise ne kadarı kamu ne kadarı özel sektör tarafından üretilecek sorusu uzun yıllar maliye ve iktisat bilimlerinin çalışma konularından olmuştur. Özel sektörü destekleyenler kamu başarısızlıklarını, kamu sektörünü destekleyenler ise piyasa başarısızlıklarını ileri sürmüşlerdir.

Vergi denetimi ise esas olarak kamu sektörü tarafından verilmesi gereken bir hizmet olarak görülmüştür. Kamusal bir gücün kullanımının özel sektöre devrinde bürokrat ve politikacılar genelde şüpheli yaklaşmışlardır. Osmanlı’da 16’ncı yüzyıldan sonra uygulanan iltizam uygulamalarında devletin vergi toplama yetkisi, genelde 3 yıllığına ihale yöntemi ile peşin bedel karşılığında mültezim adı verilen kişilere satılırdı. Mültezim verdiği parayı halktan çıkarabilmek için halka zulüm etme pahasına ağır vergiler toplamaya çalışmışlardır. Genelde mültezimler o bölgenin güçlü kişileri olduklarından vergi toplama yetkisi ile daha da güçlenen bu kişiler çeşitli isyanlar çıkarmışlardır. Olumlu sonuçlarından çok olumsuz sonuçları ile tanınan iltizam usulü Tanzimat ile kaldırılmıştır.

Bu çalışmamızda devletin “vergi toplama” değil “vergi denetimi” hizmetlerinin belli bir kısmının özelleştirmesinin ne gibi yöntemlerle nasıl sonuçlara ulaşabileceği varsayımı değerlendirilecektir.

2.GENEL DEĞERLENDİRMELER

Vergi denetimlerinin oranının caydırıcılık sağlayacak düzeyde olması gerekir. Aksi halde vergi mükelleflerinin vergi adaletine, vergi sistemine güveni azalacağından “vergi şans oyunu” ismini verebileceğimiz eğilimlere yönelmesi mümkündür. Vergi şans oyununda kendisine vergi zaman aşımı süresi içerisinde vergi denetimi gelmeyeceğine inanan mükellef vergi ödememek için pek çok kanunsuz yola başvurabilmektedir. Vergi denetim oranı ülkemizde %1’ler seviyesinde olup genelde iş veya işlemler gerçekleştikten 3 veya 4 yıl sonra denetimler gerçekleştirilmektedir. Bu kadar düşük oranda denetim olması ve denetim süresinin gecikmesi pek çok soruna neden olmaktadır. Vergi denetim personelinin azlığı açılan sınavlara çok fazla ve kaliteli adayların başvurmaması, vergi denetim elemanı kadrolarının büyük bir kısmının da boş kalması sonucunu doğurmaktadır. 2012 yılının eylül ayı itibarıyla Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına bağlı 4.704 kişi diğer birimlerle beraber 27.646 kişi bulunmaktadır. Yetmiş milyonluk bir ülke için bu sayı çok yetersizdir.

Benzer etmenleri dikkate alan Maliye idaresinde de denetim hizmetlerinin bir kısmını bu konuda yeterli eğitime ve deneyime sahip kimselere yaptırma fikri ortaya çıkmıştır. Nihayetinde ülkemizde modern Dünya uygulamalarında yer almayan bir meslek dalı ortaya çıkmıştır. Tam tasdik hizmeti denilen bir uygulama ile belirli büyüklüğü aşan mükelleflerin her yıl kendi vergi denetimlerinin Yeminli Mali Müşavir unvanı verilen esasen muhasebe ve denetim mesleği mensupları tarafından gerçekleştirilmesi istenmiştir. Kamu bir anlamda özel sektöre “benim yapmam gereken denetim hizmetini gerekli kadrolarım ve imkanlarımın olmaması nedeniyle sen yaptır” demektedir. Ancak modern Dünya uygulamaları dikkate alınmadan girişilen bu uygulama kendisinden beklenen başarıyı verememiştir. Tam tasdik sisteminin avantajları;

a) Yeminli Mali Müşavirlere tasdik ettirilen beyannameler ve bunlara ilişkin mali tablolar, kamu idaresinin yetkili memurlarınca (vergi inceleme elemanlarınca) incelenmiş belge sayılır.

b) Devlet inceleme elemanlarınca tam tasdik yaptıran firmalar incelenmiş firma sayıldıkları için, normal şartlarda (ihbar vb. özel bir neden olmadıkça) tekrar incelemeye tabi tutulmazlar.

c) İade taleplerinde prosedürlerin daha hızlı yürümesine yardımcı olur.

Sistemin dezavantajları ise şu şekilde sayılabilir.

a) Vergi denetiminin özelleştirmesi mantığı yeterince anlaşılamadığından sistem eksik işlemektedir.

b) YMM’ler ücretini denetlenen firmadan aldıkları için “denetçi bağımsızlığı” noktasında ciddi sıkıntılar bulunmaktadır. Usulsüz tasdikler ve denetim yetkisinin kötüye kullanımı bazı YMM’ler için söz konusu olabilmektedir.

c) YMM’ler denetledikleri firmaya tam tasdik dışında başka hizmetlerde verebildiklerinden bu konuda da ciddi sıkıntılar doğmaktadır.

d) Tüm dünya’da meslek mensupları denetçi-muhasebeci şeklinde ayrılırken bizde S.M. Mali Müşavir, Bağımsız Denetçi ve Yeminli Mali Müşavir şeklinde üçlü bir ayırım ortaya çıkmıştır. Bu meslek grupları arasındaki ayırımların net olarak ifade edilmesi gerekir.

e) YMM’lerin önemli bir kısmının mesleki belgelerini sınavsız almaları da yeterlilikleri konusunda bir takım sorunlara sebebiyet vermektedir. Meslek algılaması esasen maliye memurlarının emekliliklerinde ikinci bir emeklilik fırsatı olarak görülmesi de olumsuzluklara yol açmaktadır. Oysa denetim ciddi bir iştir.

Bu genel değerlendirmelerimiz ışığında eğer vergi denetim hizmetleri özelleştirilerek denetim oranı ciddi bir seviyeye çıkarılmak isteniyorsa gerçekten dikkatli bir model düzenlenmelidir. Düzenlenecek modelin hazırlanması aşamalarında muhasebe ve bağımsız denetim meslek mensuplarından, odalardan görüş ve bilgi istenilmelidir.

3. TÜRKİYE İÇİN MODEL ÖNERİSİ

Ülkemizde bağımsız denetçilere ve serbest muhasebeci mali müşavirlere sınırlı da olsa vergi inceleme raporu yazma yetkisi verilebilir. Böylece SMMM’ler ve Bağımsız Denetçiler düzenledikleri raporlarda şirketleri ve sektörleri daha iyi tanıyor olmaları nedeniyle daha sağlıklı tespitler yapabilirler. Bu raporların hazırlanması sırasında kötü niyetli uygulamaları önlemek amacıyla raporda tespit edilen vergi ve cezaların % 5’i raporu düzenleyene devlet tarafından verilebilir eğer rapordaki tespitler gerçek değilse bu yüzde beş raporu düzenleyenden tahsil edilebilir. Bu yüzde beşi ödemeyen kişi kesinlik başka rapor düzenleyemez hükmü de getirilebilir.

Ülkemizde ekim 2013 itibarıyla SM ve SMMM ünvanlı 87.860 meslek mensubu ve 2.310 bağımsız denetçi bulunmaktadır. YMM ünvanlı 4.174 meslek mensubu da dikkate alınırsa yaklaşık 95.000 meslek mensubu da vergi incelemesi gerçekleştirerek Maliye Bakanlığı’nın vergi inceleme oranını %1 den yüzde 20,05’e çıkarabilecektir. Burada vergi denetim maliyetleri kesilecek vergi cezası ve salınacak vergi aslının %5’ini geçmeyecektir. Esasen meslek mensupları zaten vergi idaresinin ücretsiz memuru niteliğinde gereksiz pek çok hizmeti sunmaktadırlar. Bu yapıda ücret ödenmemesi meslek mensuplarını gerekli bilgisayar ve yazılım yatırımlarını yapmakta olumsuz etkilemekte motivasyon eksikliği yaratmaktadır.

Maliye bakanlığı vergi inceleme rapor örneklerini tekdüze ederek veya meslek mensuplarına vergi inceleme raporu düzenleme eğitimleri vererek toplayacağı vergileri kolaylıkla arttırabilir.  Bu ve benzeri kamu özel sektör işbirlikleri günümüz dünyasında çeşitli stratejik avantajlar yaratmaktadır. Maliyeciler ile muhasebeciler arasında sık kullanılan bir tabir olan “masanın o tarafı ve bu tarafı” şeklindeki benzetme de böylece ortadan kalkmış ve esasen aynı iş benzer bakış açılarıyla gerçekleştirilmiş olur. Ülkemiz için devrim niteliğinde bir düzenlemede böylece uygulanabilir.

Bağımsızlığı etkileyici önlemlerin alınması gerekmektedir. Bunlardan birincisi rapor ödemelerinin mutlaka devlet tarafından yapılmasıdır. Ayrıca SMMM, YMM veya bağımsız denetçiler kendi müşterileri ile ilgili vergi inceleme raporu düzenleyememelidirler. Burada model oluşturulurken şu hususlara dikkat etmek yerinde olacaktır.

a) Vergi mükelleflerinin hakları kesinlikle zedelenmemeli sürekli bir denetim baskısı oluşturmak yerine düzenli bir denetim planı açıklanmalıdır.

b) Vergi denetimlerinin vergilerin harcanma denetimi kadar önemli olduğu kabul edilmelidir.

c) Denetim yapacakların en az üniversite mezunu olmalarına ve gerekli mesleki eğitimi almalarına dikkat edilmelidir.

d) Tüm vergi inceleme elemanları aynı işi yapmamakta olduklarından denetimin kalitesine ilişkin standartlar oluşturulmalı ve gerekli kontroller yapılmalıdır.

4. SONUÇ

Vergi denetim oranlarının düşüklüğünün önlenmesi amacıyla vergi denetimlerinin özel sektörce de yaptırılmasına ilişkin bir modeli bu çalışmamızda incelemiş bulunmaktayız. Vergi denetimlerinde SMMM, YMM ve bağımsız denetçilerinde belirli bir program ve ücret karşılığı görev almalarının sayısız yararları bulunmaktadır. Öncelikle meslek mensuplarının piyasada her türlü olayla karşılaşmış olmaları onları bu alanda daha dinamik yapmaktadır. Özellikle de meslek mensuplarının vergi incelemelerine ilişkin deneyimleri göz ardı edilmemelidir.   Vergi denetim tecrübesine sahip ve verginin toplanmasında mükellef ile devlet arasında aracılık görevini üstlenen meslek mensupları vergi inceleme raporlarının düzenlenmesinde çalışarak Devlet açısından olayın işleyiş aşamalarında da bulunabilirler.

Vergi sistemlerinin değişen iletişim ve ulaşım olanaklarından, ekonomik ve mali olaylardan etkilenmemesi mümkün değildir. Kamu idareleri genellikle bu dinamizmin gerisinde kalmaktadırlar. Mevzuatın o kadar kolay değişmemesi, devletçi yapı, bürokratik uygulamalar gibi pek çok önlem vergi denetimlerinde de bazı sınırlamalara yol açmaktadır. Bu çalışmadaki öneride olduğu gibi vergi denetimine dinamizm kazandırabilecek değişik modeller incelenerek tartışılabilir.

Geçmişten Günümüze Yol Vergisi

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 22 Ekim 2013 - 11:49

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE  YOL VERGİSİ

2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Yol Harcamalarına Katılma Paylarının belirlendiği 86. madde 12.11.2012 tarih ve 6360 sayılı kanunla yeniden düzenlenmiş ve aşağıdaki şekli almıştır;

Yol harcamalarına katılma payı:
Madde 86 – (Değişik birinci cümle: 12/11/2012-6360/28 md.) Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir.
a) Yeni yol açılması;

b) Mevcut yolların yüzde 40 nispetinde veya daha fazla genişletilmesi;

c) Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların, kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi;

d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi,

Yolların kaldırımlar da dâhil olmak üzere (15) metreden fazla genişliklerine düşen giderler, belediyelere ait olup harç payına konu teşkil etmez.

 

İki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller için asıl cepheyi teşkil eden yoldan düşen pay tam, diğer yollara ait pay ise yarım olarak hesaplanır.”
Daha önceki hali ile belediyelerin yaptıkları bu yol harcamalarına ilişkin katkı paylarının kanunda belirtilen usul ve esaslar dahilinde vatandaşlar tarafından ödenmesi zorunlu iken(….alınır ibaresi alınabilir olarak değişti), yapılan düzenleme ile bu paylara ilişkin hükümler belediye meclis kararına bağlanarak daha esnek bir hale getirildi.

Yine 6360 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin 27. fıkrasına göre; “Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş harcamalara katılma payları belediye meclisi kararıyla alınmayabilir hükmü getirilerek adeta “Geçmişi Sil” denilmiş ve önceki dönemlere ilişkin doğabilecek tarhiyatların ortadan kaldırılması için gerekli yasal zemin hazırlanmıştır.

Fakat Anayasa Mahkemesi 12.09.2013 tarih ve 2013/9 sayılı karar ile 6360 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin 27. fıkrasını anayasaya aykırı bulup reddetmiştir.

Bundan sonra ne mi olur?

 

Hiçbir şey olmaz…
İster adına “Kaldırım Payı” deyin isterse “Yol Vergisi”… Bu ve buna benzer katkı paylarının tarhı, önceki dönemlerde olduğu gibi -siyasi kaygılardan/çıkarlardan dolayı- mümkün değildi ve bundan böyle de mümkün olmayacağı ortadadır.

Peki uygulanmayacaksa bu yasalar niye var?

Aslında yoldan vergi alınması mevzusu bugün tartışılan bir konu değil. Bu tartışmanın geçmişi Cumhuriyet tarihinden bile eskidir.

Yol vergisi, ilk olarak 21 Şubat 1921 tarih ve 102 sayılı Tarik Bedeli Nakdisi Hakkında Kanun ile uygulanmaya konuldu. 10 maddeden oluşan bu kanun para esasına dayanıyor ve 18-60 yaş arasındaki erkekleri kapsıyordu.

Kurtuluş mücadelesinin en çetin geçtiği dönemlerdi bu dönemler. Onun için bu kanun pek de uygulama alanı bulamadı. Fakat sonraki yıllarda bazı değişikliklerle beraber daha etkin uygulanmaya başlandı.

Verginin mahiyeti kadar toplanması da büyük tartışmalar yarattı.

Yol vergisinin nakdi kısmı muhtar ve ihtiyar meclisleri veya il özel idaresi tahsildarları tarafından toplanıyordu. Vergi toplama işini yapan muhtar ve ihtiyar meclislerine eğer tahakkuk eden verginin yüzde ellisini tahsil ederse tahsilâtın yüzde ikisi, yetmiş beşini tahsil ederse yüzde üçü, yetmiş beşten yukarısı için de yüzde beşi ikramiye olarak verilecektir.
Yani “ne kadar ekmek o kadar köfte”…

Daha fazla “köfte” kapmak için neler yaptılar neler?

Yükümlülükten kaçanlar valiliğin izniyle jandarma nezareti altında istihdam edileceklerdi.

Bu nedenle vergi zamanı gelip de jandarma ile köylere giden tahsildarlar ve vergi toplamada görevli muhtarlar kırsal kesimde adeta bir korku imparatorluğu kurdular.

Tarihçi ve siyaset adamı Mahmut Goloğlu “Demokrasiye Geçiş” isimli eserinde o dönemi şöyle anlatır; “Yol parasını vermeyen köylüye gaz yağı dağıtımı yapılmıyordu. Yol parasını veremeyen köylüler habire çocuk yapıyorlardı. Çünkü 5 çocuklu ailelerden yol parası alınmıyordu. Üç çocuklu bir kadın yol parasını veremediği için, elleri kelepçeli götürülmüştü. Tahsildarlar, okur-yazar olmayanlara verdikleri makbuzlara eski tarihler atıp devamlı olarak yol parası istiyorlardı. Bir kadının tek horozunu da vergi borcuna karşılık haczetmişlerdi. Jandarmanın baskısı da dayanılamayacak dereceye varmıştı.”

Yine 29 Ocak 1931 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Vergi Yüzünden Bir İntihar” başlığı altındaki haberde şu ifadelere yer verilmiştir: “Mustafa Kemalpaşa kazasına tabi (Çatılıbüyük) nahiyesinden bir köylü, yol parası almaya gelen memurun önünde belindeki bıçağı göğsüne saplayarak bu parayı verememekten mütevellit bir yeisle intihar etmiştir.”

Ne feci bir hadise

Yol vergisini nakdi olarak ödeyemeyenlere ise bedenen çalışarak yükümlülüğünü yerine getirme kolaylığı(!) sağlandı. Böylelikle bir senelik bedeni mükellefiyet ortalama kuvvete sahip bir amelenin on günde yapabileceği iş miktarına eş değer kabul edildi.

Bir yıllık mükellefiyet = 10 günlük çalışma…

Bedenen yol vergisini ödeyen amelelere (belgenin üstünde mükellefler amele olarak isimlendiriyor) üstünde adı, sanı ve işini bitirdiğini gösteren  “Bedeni Yol Borcu Ödeme Belgesi” düzenlenip verilirdi. Ve böylelikle o yıl vergi ödevini yerine getirmiş olurdu.
Bedeni Yol Borcu Ödeme Belgesi
Yol vergisi zulmü, aynı zamanda dönemin en önemli siyasi propaganda malzemelerinin başında geliyordu. Sonraki yıllarda Gümrük ve Tekel Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı da yapacak olan Rıfkı Salim Burçak;“Tek partili diktatoryal bir iradenin jandarma vasıtası ile köylü üzerindeki baskısı tarif edilemez bir hürriyetsizlik ve dehşet derecesine çıkmıştı. Atatürk’ün, memleketin efendisi olarak gösterdiği köylü, jandarma ve tahsildardan, yol ve tarım ürünleri vergilerinden sızlanıyor, feryat ediyordu. Memleketin efendisi, altı liralık yol vergisini veremediği için kendisini günlerce yollarda veya madenlerde çalıştıran, yetiştirdiği ürünü vergi adı altında keyfi ölçülerle elinden alan bir terör rejimine artık kendi devleti gözüyle bakamaz olmuştu…” sözleri ile yol vergisi üzerinden iktidara çok sert bir mesaj yolluyordu.

Yol vergisi, fakirden ve zenginden, yolu kullanan ve kullanmayandan aynı oranda alınması sebebiyle adil değildi. Otuz yıldan fazla varlığını sürdüren ve toplumda derin izler bırakan bu çağdışı uygulama nihayet 25 Şubat 1952 yılında kabul edilen bir kanunla kaldırıldı.

 

Tarihin derinliklerinden kurtulup günümüze dönersek; devlet, vergi yükünü yani ekonomik yükümlülüğü toplum üzerine yüklerken vergide adalet ilkesinden sapmamalı, kişileri veya toplumun farklı gruplarını kayırmamalı, siyasi beklentilerden ve her türlü çıkar çatışmalarından uzak durmalı yani sosyal devlet bilinciyle hareket etmelidir. Bu her şeyden önce devletin topluma karşı anayasal bir görevidir.
Öyle yol vergisiymiş, bekârlık vergisiymiş, hava-civa vergisiymiş…

Geçin bunları!

Böylesi mantık dışı uygulamalar kısa vadede gelir kaynağı olarak görülse de millet ile devlet arasında kapanması mümkün olmayan mesafeler açar. Bugün vergi bilinci olgunlaşmamış bir toplum olmamızın altında geçmişte yaşanmış ve hala günümüze kadar devam eden bu katı anlayış yatmaktadır.

              Mustafa OLUR
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

İngiltere Muhasebe Sistemi

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 07 Ekim 2013 - 15:59

İNGİLTERE MUHASEBE SİSTEMİ

     İngiltere muhasebe sistemini tanıtmak amacıyla bu makale çalışmamız hazırlanmıştır. Esasen farklı ülkelerin vergi ve muhasebe sistemlerini incelemek kendi sistemimizin mükemmelleştirilmesine de yardımcı olacaktır. Resmi olarak 1990 yılında kurulmasına rağmen aslen geçmişi 1970 yılına uzanan İngiltere Muhasebe Standartları Kurulu, muhasebe standartlarının geliştirilmesi ve yayınlanması konusunda tam yetkili bir konumdadır. İngiltere muhasebe sistemi Dünya’ya örnek olması ile tanınır.

1.GİRİŞ

İngiltere, Birleşik Krallığın bir parçasıdır. Birleşik Krallık ise İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’dan oluşmaktadır. Büyük Britanya; İngiltere, İskoçya ve Galler’den oluşan ana kara parçasını ifade eder. Bu siyasal değil, esasen coğrafi bir tanımlamadır.“Britanya Adaları” ise; İngiltere, Galler, İskoçya ve bütün İrlanda ile bu ülkelerin çevrelerindeki küçük adalardan oluşmaktadır.

İngiltere’de muhasebe uygulamaları, kanun ve muhasebe standartları ile desteklenmiş çok güçlü ve geleneksel bir profesyonelliğe sahiptir (Clare, 2005:442). İngiltere, bugün profesyonel muhasebeciliğin gelişimine katkısı olan ilk ülkedir. Finansal durum ve sonuçların “doğru ve tarafsız” bir şekilde açıklanması bakış açısı yine İngiltere kaynaklıdır.  İngiltere dünyada özel sektör muhasebesini geliştiren ilk ülke olmuştur. Bu konuda uzmanlaşmış 4 adet enstitü vardır; bunlar

1-İngiltere/Galler Muhasebeciler Enstitüsü

2-İskoçya Muhasebeciler Enstitüsü

3-Mali Müşavirler Birliği

4-İrlanda Muhasebeciler Enstitüsü

1974 yılında meslek adına temsilcilik ve danışmanlık için bir ortak platform sağlamak için, Muhasebe Kuruluşları Danışma Komitesi kurulmuştur. Bu komitenin üyeleri yukarıda belirttiğimiz 4 İmtiyazlı Enstitü ve Yönetim Muhasebecileri ile Kamu Maliyeci Enstitüleridir (Zengin; 1995:3).İngiltere’de enflasyon muhasebesi zorunlu değildir. Zorunlu olmadığı için, enflasyonun kendi firması üzerinde olumsuz etkiler doğurduğuna inanan firmalar tarafından sadece uygulanmaktadır. İngiltere’de firmalar genellikle limited şirket şeklinde kurulmaktadır.

2. İNGİLTERE BİLANÇO FORMATI 

İngiltere’de kullanılan bilançoların formatı genel olarak aşağıdaki gibidir.

  1. Ödenmemiş        Sermaye
  2. Duran       Varlıklar
    1. Maddi olmayan duran varlık
      1. Geliştirme maliyetleri
      2. Bağışlar, Patentler, Lisanslar, Markalar, Benzer haklar, Varlıklar
      3. Şerefiye firma değeri
      4. Hesaba  ödemeler
    2. Maddi       Duran Varlıklar
      1. Arazi ve binalar
      2. Fabrika ve makineler
      3. Demirbaşlar,    Tesisatlar, Araçlar, Ekipmanlar
      4. Hesaba ödemeler ve inşaat varlıklar
      5. Yatırımlar
        1. Grup işletmelerindeki hisseler
        2. Grup işletmelerindeki krediler
        3. İştiraklerin faizleri
        4. İştirak faizleri olan işletme kredileri
        5. Kredi haricindeki diğer yatırımlar
        6. Diğer krediler
        7. Kişisel hisseler
        8. Cari   Aktifler
          1. Stoklar
            1. Hammaddeler ve tüketim maddeleri
            2. Üretim aşamasındaki işler
            3. Mamul mallar ve yeniden satılabilen ürünler
            4. Hesaba   ödemeler
            5. Alacaklar
              1. Ticari alacaklar
              2. Ortaklardan alacaklar
              3. İştiraklerden alacaklar
              4. Diğer alacaklar
              5. Ödenmemiş Sermaye
              6. Verilen depozito ve teminatlar
            6. Yatırımlar
              1. Grup işletmelerindeki hisseler
              2. Kişisel hisseler
              3. Diğer yatırımlar
            7. Kasa ve bankadaki nakit paralar
            8. Depozito ve Teminatlar
            9. Kısa Vadeli Borçlar
              1. Tahviller
              2. Banka   kredileri ve limit aşımları
              3. Hesaptan çıkacak ödemeler
              4. Ticari    borçlar
              5. Ödenecek poliçeler/senetler

6         Ortaklara borçlar

  1. İştiraklere borçlar
  2.      Diğer borçlar Vergi Dairesi ve Sosyal Güvenlik Birimlerine ödenecek borçlar gibi
  3. Alınan  depozito ve teminatlar
  4. Net      Dönen Varlıklar
  5. Kısa  Vadeli Borçların Dahil Olmadığı Toplam Varlıklar
  6. Uzun Vadeli Borçlar
    1. Tahvil kredileri
    2. Banka kredileri ve limit aşımları
    3.      Hesaba alınan ödemeler
    4. Ticari borçlar
    5. Ödenecek poliçeler/senetler
    6. Ortaklara borçlar
    7. İştiraklere     borçlar
    8.     Diğer borçlar
    9.      Alınan depozito ve teminatlar

İ.                 Borç ve Gider Karşılıkları

1. Kıdem Tazminatı ve benzer karşılıklar

2. Ertelenmiş vergilerinde içinde olduğu vergi karşılıkları

3. Diğer karşılıklar

J.  Depozito ve teminatlar

K. Sermaye ve Yedekler

  1. Ödenmiş Sermaye
  2. Hisse senedi ihraç primleri
  3. Yeniden Değerleme Artışları
  4. Diğer yedekler
    1. Sermaye Yedekleri
    2. Kar  Yedekleri
    3. Yasal ve Statü Yedekler
    4. Diğer yedekler
    5. Dönem karı

Bilanço formatı incelendiğinde hesaplar bizim sisteme benzemekle beraber dizilim özelliklerinin birkaç yerde değiştiği görülmektedir. Bilanço esas olarak işletmenin mali nitelikteki fotoğrafı olduğuna göre belli bir andaki mali durumu dürüst resim ilkesine uygun olarak yansıtması gerekmektedir. Onun dışında hesapların yerlerinin biraz değiştirilmesi fotoğrafçının kamera açısını ayarlaması gibidir.

3.Gelir Tablosu

 

İngiltere’de kullanılan gelir tablosu formatı iki tanedir. Firmalar dilediğini seçebilmektedir.

 

Gelir Tablosu- Format 1

Satış cirosu

Satışların maliyeti

Brüt kar/zarar

Dağıtım      maliyeti

Yönetim  Masrafları

Diğer Operasyon gelirleri

Hisse Gelirleri

İştirak gelirleri

Diğer sabit varlık yatırımlarından gelirler

Diğer faiz gelirleri ve diğer gelirler

Yatırımların defter değeri

Ödenebilir faizler ve diğer maliyetler

Cari işlemlerin kar/zarar vergisi

Cari işlemlerdeki vergiden sonraki kar/zarar

Azınlık Hisseleri

Olağandışı gelirler

Olağandışı maliyetler

Olağandışı kar/zarar

Olağandışı kar/zarar vergisi

Azınlık hisseleri

Diğer vergiler

Dönem net kar yada zararı

Gelir Tablosu – Format 2

Satış cirosu

Mamul       ürün stoklarındaki değişiklikler ve üretim aşamasındaki işler

Kullanılmış işletme sermayesi

Diğer operasyon gelirleri

(a)     Hammaddeler ve tüketim maddeleri

(b) Dışarıdan gelen diğer maliyetler

  1. Personel Maliyetleri

(a)             Ücretler ve maaşlar

(b)             Sosyal güvenlik maliyetleri

(c)              Diğer emeklilik maliyetleri

  1. (a)     Maddi ve Maddi olmayan sabit varlıkların yazılı amortisman ve diğer miktarları

(b)             Cari varlıklarda yazılı ayrıcalıklı miktarlar

  1. Diğer operasyon maliyetleri
  2. Grup şirketlerindeki hisselerden gelirler
  3. İştirakçilerden gelen gelirler

Diğer sabit varlık yatırımlarından gelirler

Diğer faiz gelirleri ve diğer gelirler

Yatınmlarda yazan miktarlar

Ödenebilir faizler ve diğer maliyetler

Cari işlemlerin kar ve zararlarındaki vergiler

Cari işlemlerdeki vergiden sonraki kar ve zararlar

Azınlık hisseleri

Olağandışı gelirler

Olağandışı maliyetler

Olağandışı kar ve zararlar

Azınlık hisseler

Olağandışı kar ve zararlardaki vergiler

Diğer vergiler

Finansal yılın kar ve zararları

 

Gelir tablosu formatları incelendiğinde ikinci formatta detaylandırmanın biraz daha fazla olduğu göze çarpmaktadır.

 

4.SONUÇ

 

    İngiltere muhasebe sistemi ile diğer ülkelere örnek olan bir ülkedir. Avrupa birliğine girene kadar muhasebe sistemi dışarıdan etkilenmemiş aksine o dışarıyı etkilemiştir. Ülkemiz muhasebe ilke ve standartlarının vergi muhasebesi etkisi altında kaldığı göze çarpmaktadır. Muhasebe sadece vergi için değil de bilgi üretmek amaçlı tutulduğunda çok daha çabuk gelişmektedir. Ülkemiz denetim ve muhasebe alanındaki gelişmişlik düzeyini daha da arttırarak Türki ülkelere örnek olabilir.

 

Ülkemiz muhasebe eğitimlerinin genelde mevcut sistemi öğretmek üzerine yoğunlaşması, farklı ülkelerin muhasebe sistemlerinin tanıtılarak analizinin yapılmaması muhasebe bakış açısının derinleşmesini de engellemektedir.

 

KAYNAKÇA

Clare Roberts, Pauline Weetman; Paul Gordon (2005); “International Financial Reporting”, Financial Times Proffessional Ltd, UK-Londra 1988 (3. Baskı ), S442-444

Zengin, Gülşen (1995); “Birleşik Krallık ve Türkiye Muhasebe Hukuk ve Uygulamalarının Karşılaştırılması”, İ.Ü.S.B.E . Yüksek Lisans Bitirme Tezi, İstanbul , S.3.

Japon Muhasebe Sisteminin Tanıtılması

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 18 Eylül 2013 - 11:01

JAPON MUHASEBE SİSTEMİNİN TANITILMASI

Farklı ülkelerin muhasebe sistemleri hakkında bilgi edinilmesi, ülkemiz muhasebe sisteminin değerlendirilmesinde ve geliştirilmesinde de önemli roller üstlenmektedir. Japonya olimpiyatların yapılacağı son yirmi yılda tahmin edilemeyen bir ekonomik gelişme gösteren ülkedir. Özellikle düşük işsizlik oranları, ihracat hacmindeki artış ve sıfır dış borç ile ön planda olan bir ülkedir.

1.GİRİŞ

Japon muhasebesi sistemini tam olarak anlamak için, öncelikle Japon kültürü, işletme uygulamaları ve tarihini iyi bilmek gerekmektedir.  Japonlar, örf, adet ve kültürlerine bağlı ve dini köklere sahip bir toplumdur. Hayatın her alanında grup bilinci ve birbirlerine bağlılık ön plandadır. Japon şirketleri birbirlerinin sermayelerine ortak olarak dev şirketler ve birliktelikler meydana getirmektedirler. Şirket yönetimleri devasa işletmelerin finansman ihtiyacını karşılamak için aldıkları krediler nedeniyle; hem hissedarlara hem de banka ve diğer finans kuruluşlarına bilgi ve hesap verirler. Japonya’da hissedarlar, şirket yönetiminde,  işçilerden, müşterilerden, finans kuruluşlarından ve tedarikçilerden daha az önemlidir. Hissedarlar yönetimde çok az bir etki sahibidir ve şirket politikasını şirket amaçlarına değil de hissedarların lehine yönetmek neredeyse dinsel dışlanmayı gerektirecek kadar Japon kültürüne terstir.  Japonya’da merkezi hükümet de birçok şirket faaliyetini sıkı kontrol altında tutar. Baka bir ifade ile muhasebe de dahil olmak üzere işletme faaliyetleri güçlü bir bürokratik, mali, finansal kontrol altındadır.

2. JAPON MUHASEBE SİSTEMİ

Japonya’da finansal muhasebe ve raporlamayı düzenleyen üç kanun vardır:

a)      Ticaret Kanunu,

b)      Menkul Kıymetler ve Borsa Kanunu,

c)       Kurumlar Vergisi Kanunu

Japon muhasebe sisteminin yasal alt yapısını bu kanunlar yanı sıra Japonya’da İşletme Muhasebesi Konseyi tarafından yayınlanan işletme muhasebesi ilkeleri, Japon Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayınlanan Muhasebe Standartları ve JICPA tarafından yayınlanan Uygulama Kılavuzu, Japon Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri (JGAAP) meydana getirir. Japon finansal muhasebesi vergi yasalarının aşırı etkisi altındadır ve genellikle bazı teknikler kullanılarak vergiler düşürülmeye çalışılır. Bu anlamda Japon muhasebe sistemi bir tekdüzeliğin etkisi altındadır. Japon muhasebe sisteminde yer alan hesap gruplarının başlıcalarını kısaca inceleyecek olursak;

Menkul kıymetler: Japon Muhasebe Standartlarına göre hisse senedi ve borçlanmayı temsil eden menkul kıymetler gibi finansal araçlar elde etme maliyeti ile veya piyasa değerinden düşük olanla değerlenir.  Bu hüküm uluslar arası muhasebe standartlarına da uygundur.

Ticari alacaklar: Japonya Muhasebe Standartlarına göre ticari alacaklar verilen iskontolar düşülmüş şekilde net değerleri ile muhasebeleştirilir. Bizdekine benzer şekilde tahsili şüpheli alacaklar için  bir karşılık ayrılmaktadır. Tüm şüpheli alacaklar için karşılık ayrılması zorunludur.

Stoklar: Japon muhasebe sisteminde stokların maliyetinin değerlendirilmesinde ortalama maliyet, FIFO, LIFO ve hareketli ortalama yöntemleri de kullanılabilir.  Stoklar maliyet değeri veya piyasa değerinden düşük olanla değerlenir. Hangi yöntemi seçeceğine ve piyasa değerini mi esas alacağına işletme yönetimi karar verir.

Duran Varlıklar: Japon muhasebe sistemi arsa gibi duran varlıkların yeniden değerlemesine izin vermez.  Japon muhasebe sisteminde arsa ve binalar gibi uzun vadeli varlıkların değerindeki eksilmelerin ne şekilde muhasebeleştirileceğine dair bir hüküm de yoktur.  Şerefiye defter değeri üzerinden hesaplanır ve doğrudan gider yazılabileceği gibi 5 yıl amortisman da ayrılabilir. Duran varlıklar için normal amortisman yönteminin seçilmesi zorunludur.

Japonya’da Amortisman: Japonya vergi mevzuatına göre normal amortisman ve azalan bakiyeler olmak üzere iki çeşittir. Vergi yükümlüleri bu iki yöntemden herhangi birini seçebilirler. Amortisman uygulamalarında hurda değer dikkate alınmaktadır. Duran varlıkların amortisman süreleri Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Maddi olmayan duran varlıklar: Patentler, diğer haklar gibi maddi olmayan duran varlıklar için ödemeler yapıldığı zaman aktifleştirilirler. Patentler ve benzer maddi olmayan duran varlıklar, kullanım ömürlerine göre amortismana tabi tutulabilirler.

Kısa vadeli borçlar: Bonolar, muhtelif borçlar, iştiraklere olan borçlar, avanslar, talep edilmemiş temettüler ve tahakkuk etmiş birikmiş faizler, kısa vadeli borçlar olarak değerlendirilir. Muhtelif borçlar, işletmenin ticari faaliyetlerinden kaynaklanan her türlü borcunu içeren bir torba hesap gibidir.

Uzun vadeli borçlar: Uzun vadeli borçlar bilançoda teminatlı ve teminatsız olarak ayrılır. Teminatlı borçlar, tahviller, bankalardan alınmış kredi ve avanslar, iştiraklerden alınmış kredi ve avanslar ve diğer kredi ve avanslar gibi tasniflenebilir. Teminatsız borçlar, faizi  sabit olan mevduat, iştiraklerden alınan borç ve avanslar, kısa vadeli krediler ve bankalardan alınan krediler şeklinde tasniflenebilir.

Sermaye-yedekler-karşılıklar: Ortakların koydukları fonlar, şirketin hisselere bölünmüş sermayesini gösterirken esas sermaye ve ödenmiş sermaye ayrımı da yapılır. Yedekler yönetim tarafından amortisman ya da aktiflerin değerinin azalmasına bağlı olarak ayrılanlar haricinde genel ya da özel sebeplerle kardan ayrılmış değerleri içerir ve sermaye ve kar yedekleri şeklinde ikiye ayrılır.

3. JAPON MALİ TABLOLARI

Japonya’da, ticari firmalar için muhasebe standartlarına göre hazırlanan bir tablonun doğru olarak hazırlandığı kabul edilir. Yani mali tablolar için ayrıca vergi kanunu düzenlemeleri yoktur. Ticari şirketler için muhasebe standartları üç bölümden oluşmaktadır;

–                     Genel değerlendirmeler

–                     Gelir tablosu

–                     Bilânço.

Japon muhasebe sisteminde genel kabul görmüş olan bir bilançonun örneği aşağıdaki şekilde gösterildiği gibidir.

 

AKTİF                                                                                          PASİF

I-Cari Varlıklar                                                                                III-Yükümlülükler

Çek, Nakit,                                                                                        Merkez Bankası ve Diğer Krediler

Posta Cirosu Bakiyeleri,                                                                              Bankalara yükümlülükler

Banka Bakiyeleri                                                                             Sipariş Hesaplarına Alınan Ödemeler

Alacaklar ve Diğer Varlıklar

Ticari Alacaklar                                                                                Ticari borçlar

Bağlı İşletmelerden Alacaklar                                                    Kabul Edilen ve Keşide

Ortak Olunan İşletmelerden Alacaklar                                  Edilen Senet Yükümlülükleri

Stoklar                                                                                               Bağlı Şirketlere Borçlar

Hammadde ve Malzeme                                                            Ortak Olunan Şirketlere Borçlar

Yarı Mamul

Mamul ve Ticari Mallar                                                                Diğer Yükümlülükler

Avanslar

Diğer Cari Varlıklar                                                                         Ertelenmiş Gelirler

Cari Varlık Toplamı                                                                       Toplam Yükümlülükler

II-Sabit Varlıklar                                                                             IV-Özsermaye

Finansal Varlıklar                                                                            Kayıtlı Sermaye

Bağlı İşletmelerdeki Hisse Senetleri                                       Sermaye Yedekleri

Bağlı İşletmelere Krediler

İştirakler

Ortak Olunan İşletmelere Krediler                                         Kar Yedekleri

Uzun Dönemli Yatırımlar                                                             Yasal Yedekler

Maddi Duran Varlıklar

Arsa ve Binalar                                                                                Geçmiş Yıl Karları

Tesis Makine ve Cihazlar

Diğer Ekipmanlar                                                                            Geçmiş Yıl Zararları

Maddi Olmayan Duran Varlıklar

İmtiyazlar ve Diğer Haklar

Lisanslar

Şerefiye

Diğer Sabit Varlıklar

Sabit Varlıklar Toplamı                                                                               Özkaynaklar Toplamı

Aktif Toplamı                                                                                                  Pasif Toplamı

Bilanço değerlendirildiğinde ülkemiz bilanço düzenlemesine ana hatları itibarıyla benzediği görülmektedir. Japonya gelir tablosu formatı ise aşağıdaki gibidir.

I.             Ana Faaliyetle İlgili Gelirler ve Giderler

Satışlar

– Satışların Maliyeti

= Brüt Satış Karı

– Faaliyet (Ticari) Giderleri

– Yönetim Giderleri

– Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri

– Araştırma – Geliştirme Giderleri

= Satış Karı veya Zararı

II.            Diğer Faaliyet Gelirleri ve Giderleri

+Faiz Gelirleri

– Faiz Giderleri

+ İştirak ve Bağlı Ortaklardan Gelirler

+ Diğer Faaliyet Gelirleri

– Diğer Faaliyet Giderleri

III.          Olağan Dışı Gelirler ve Giderler

+ Diğer Faaliyet Dışı Gelirler

– Diğer Faaliyet Dışı Giderler

= Vergi Öncesi Kar veya Zarar

– Vergi ve Diğer Yasal Kesintiler

= Olağan Kar veya Zarar

IV.          Olağandışı Gelirler ve Giderler

                + Olağandışı gelirler

—Olağandışı giderler

= Net Kar veya Zarar

Ek Bilgiler

Hisse başına temettü

Gelecek yılda beklenen hisse başına temettü

Gelir tablosu hesaplarının diziliş sırası farklı olsa da gelir tablosu hemen hemen ülkemizdeki hesaplardan oluşmaktadır. Japon Meclisi 1974’te Ticaret Kanunu’nda yaptığı değişiklikle sermayesi 500 milyon yen’in üzerinde veya yükümlülükleri 20 milyar Yen’in üzerinde olan şirketlerin finansal tablolarının denetlenmesini şart koşmuştur. Günümüzde Japonya’da bir şirket ithalat ya da ihracat yaptığında, fiyatlar genellikle Amerikan Doları üzerinden belirlenmektedir. Ödemeler de yine Amerikan Doları ile yapılmaktadır. Şirketlerin yabancı para birimiyle elde edilmiş varlıklarını ve borçlarını mali tablolarına aktarırken para biriminin Japon Yenine çevrilmesi gerekir.

4. SONUÇ

Japon muhasebe sisteminin temeli 1970’li yıllara dayanmaktadır ve o günden bugüne ufak tefek değişikliklerle gelmiştir.  40 yılı aşkın süregelen muhasebe uygulamaları artık yerleşik bir hal almıştır. Japon muhasebe sistemini düzenleyen pek çok hukuksal düzenleme de bulunmaktadır. Japon muhasebe sisteminin temelini de hemen hemen hayatın her noktasında kolayca gözlemlenebilen Japon kültürü ve disiplini yer almaktadır.

Japon şirketleri uygulanan muhasebe sistemi ve yönetim disiplini sayesinde büyüyüp gelişmişler ve birbirlerine ortak olarak dev şirketler haline gelmişlerdir. Dev şirketlerin mali hareketlerinin karmaşıklığı ve gerçekleştirilen işlemlerin çokluğu düşünüldüğünde Japon Muhasebe Sistemi’nin başarısını anlamak daha da kolaylaşmaktadır.

Kazakistan Muhasebe Uygulamaları ile Türkiye Muhasebe Uygulamalarının Karşılaştırılması

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 16 Eylül 2013 - 9:13

KAZAKİSTAN MUHASEBE UYGULAMALARI İLE TÜRKİYE MUHASEBE UYGULAMALARININ  KARŞILAŞTIRILMASI

 

1.Giriş

 

Türkiye bağımsız devletler topluğu ülkelerine yatırım yapan bu ülkelerde faaliyet gösteren önemli bir ülke haline gelmiş bulunmaktadır. Bu ülkelerle aramızda bulunan tarihsel, kültürel bağlar hem bizi bu ülkelere yatırım yapmaya itmekte hem de bu ülkelerle aramızda bir takım iktisadi, sosyal, siyasi yakınlaşmalar doğmasına neden olmaktadır. Ülkemizin şirketleri, iş adamları bu ülkelere gittiklerinde bir takım vergisel ve muhasebesel sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Her ne kadar bu ülkelere yakınız diyebilsek bile, bağımsız devletler topluluğu ülkelerinin sosyalist rejimden liberal ekonomiye geçiş süreçlerinin henüz tamamlayamamış olmaları, farklı hukuksal düzenlemelere sahip bulunmaları gibi nedenlerle muhasebesel ve vergisel rejimlerinin bizim ülkemizin uygulamalarından çok farklı olduğunu gözlemlemekteyiz. Üstelik bu ülkelerin vergisel ve muhasebesel düzenlemeleri hakkında ülkemizdeki yayınların yok denecek kadar az olması da ayrı bir sıkıntı daha ortaya çıkarmaktadır. Bu ülkelerde var olan yerel muhasebecilerin hizmetlerinden yararlanılması suretiyle geçici bir şekilde çözümlenmiş olan bu problemler bu çalışma sayesinde bir ölçüde de olsa aşılabilecektir.

 

Kazakistan muhasebe uygulamalarının Türkiye muhasebe uygulamaları ile karşılaştırmalı olarak verilmesi ile ülkemiz muhasebecilerinin kolayca Kazakistan sisteminin tanıma ve çözme olanağına sahip olacağını düşünmekteyim. Ayrıca Türkiye uygulamaları ile farklı ülkelerin muhasebe rejimlerinin karşılaştırılmasının ülkemiz uygulamalarında var olan eksiklikleri giderebileceği, en azından kendi sistemimiz üzerinde bizi düşünmeye iteceği kanaatindeyim. Muhasebe eğitimimizde sadece kendi ülkemizin muhasebe sistemini anlatma gibi tek taraflı bir yöntem belirlemenin yerine farklı ülkelerin muhasebe sistemlerini de anlatmanın öğrencilere, muhasebe ilke ve kurallarını yorumlamakta  daha geniş bakış açısı vereceğini inanmaktayım. Bu sebeplerle farklı ülkelerin muhasebe sistemlerini anlatan yapıtların Türkiye’de çoğalmasına gerek vardır. Burada da elbette önce yakın çevremizde yer alan veya yüksek etkileşim içerisinde bulunduğumuz ülkelerin tercih edilmesi anlaşılabilir olacaktır.

 

Ülkelerin sahip oldukları muhasebe rejimlerinin oluşumunda çok farklı etkenlerin olabileceğini unutmamak gerekir. Hiçbir ülkenin muhasebe sisteminin bir diğerine göre mutlak üstün olduğunu da iddia etmiyoruz. Her ülkenin muhasebe rejiminin bir diğerine göre üstünlüğü veya eksikliği bulunabilir. Karşılaştırmalar yapmaktaki amaç farklılıkları ortaya koyabilme çabasıdır.

 

Çalışmamızda öncelikle Kazakistan muhasebe uygulamaları üzerinde durulmuş önce Kazakistan muhasebe sistemi tanıtılmak istenmiştir.

 

S.S.C.B.’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan ülkelerden birisi olan Kazakistan serbest piyasa ekonomisine geçiş aşamasındadır. Hukuksal, siyasal, ekonomik yapılarını yeni sisteme entegre etmeye çalışan Kazakistan’ın muhasebe uygulamalarını değiştirmemesi düşünülemezdi. Bu çalışmanın temel konusunu Kazakistan’ın muhasebe sisteminin analiz edilmesi oluşturmaktadır. Bu tip çalışmaların azlığı muhasebe mesleğiyle ilgili olan kişilerin bağımsız devletler topluluğu ile ilgili işlemlerin takip edilmesinde bilgisel sıkıntılarla karşı karşıya olmaları sonucunu doğurmaktadır. Bu ülkelerle var olan yakın tarihsel ilişkiler ekonomik olarak da özellikle de inşaat sektörü yatırımlarıyla birlikte daha da gelişmektedir.

2.Kazakistan Hesap Planı

 

Kazakistan genel hesap planı aynen aşağıda verilmiş olup Türkiye’de uygulanan Tekdüzen genel hesap planı ile karşılaştırılması daha sonra yapılacaktır:

 

GENEL HESAP PLANI

 

I-DURAN VARLIKLAR      

10 Maddi Olmayan Duran Varlıklar

            101 Lisanslar

102 Paket Programlar

103 Patent

104 Kuruluş ve Örgütlenme Giderleri

105 Şerefiye

106 Diğer Maddi Olmayan Varlıklar

11 Maddi Olmayan Duran Varlıklar Amortismanı

            111 Lisanslar Amortismanı

112 Paket Programlar Amortismanı

113 Patentler Amortismanı

114 Kuruluş ve Örgütlenme Giderleri Amortismanı

115 Şerefiye Amortismanı

116 Diğer Maddi Olmayan Varlıklar Amortismanı

12 Maddi Duran Varlıklar

                        121 Arazi ve Arsalar

122 Binalar

123 Tesis Makine ve Cihazlar

124 Taşıtlar

125 Diğer Maddi Duran Varlıklar

126 Yapılmakta Olan Yatırımlar

13 Maddi Duran Varlıklar Amortismanı

                        131 Arazi ve Arsalar Amortismanı

132 Binalar Amortismanı

133 Tesis Makine ve Cihazlar Amortismanı

134 Taşıtlar Amortismanı

135 Diğer Maddi Duran Varlıklar Amortismanı

136 Yapılmakta Olan Yatırımlar Amortismanı

            14 Mali Duran Varlıklar

                        141 Bağlı Menkul Kıymetler

142 İştirakler

143 Bağlı Ortaklıklar

144 Diğer Mali Duran Varlıklar

II –STOKLAR

20 İlk Madde ve Malzeme

                        201 Hammadde ve Malzeme

202 Yarı Mamul Parçalar

203 Yakıt

204 Ambalaj Malzemesi

205 Yedek Parçalar

206 Diğer Malzemeler

207 Dönüşüme Giden Malzemeler

208 İnşaat Malzemeleri

21 Yarı Mamuller veya Üretim

                        211 Esas Üretim Gider Yeri

212 Üretilen Yarı Mamul

213 Yardımcı Üretim Yeri

214 Tamamlanmayan Diğer Mamuller
III- ALACAKLAR VE DİĞER AKTİFLER

            30 Ticari Alacaklar

                        301 Alıcılar

302 Alacak Senetleri

303 Diğer Ticari Alacaklar

31 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı

                        311 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı

32 Bağlı Kuruluşlardan Alacaklar

                        321 Bağlı Menkul Kıymetlerden Alacaklar

322 İştiraklerden Alacaklar

323 Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar

33 Diğer Alacaklar

                        331 İndirilecek KDV

332 Faiz Gelirleri Tahakkukları

333 Personelden Alacaklar

334 Diğer Çeşitli Alacaklar

34 Gelecek Dönemlere Ait Giderler

                        341 Gelecek Dönemlere Ait Sigorta Gideri

342 Gelecek Dönemlere Ait Kiralar

343 Gelecek Dönemlere Ait Diğer Giderler

35 Verilen Avanslar

                        351 Verilen Sipariş Avansları

352 Taşeronlara Verilen Avanslar

 

IV-PARASAL VARLIKLAR

            40 Menkul Kıymetler

                        401 Hisse Senetleri

402 Tahviller

403 Diğer Menkul Kıymetler

41 Yoldaki Paralar

                        411 Yoldaki Paralar

42 Banka Özel Hesapları

                        421 Akreditifler

422 Çekler

423 Banka Özel Hesapları

424 Diğer Hazır Değerler

43 Döviz Hesapları

                        431 Yurt İçi Bankalar

432 Yurt Dışı Bankalar

44 Bankalar

                        441 Bankalar

45 Kasa

                        451 Ulusal Para

452 Yabancı Para
V- ÖZKAYNAKLAR

            50 Sermaye

                        501 Adi Senetler

502 İmtiyazlı Senetler

503 Hisse ve Paylar

51 Ödenmemiş Sermaye

                        511 Ödenmemiş Sermaye

52 İptal Edilen Sermaye

                        521 İptal Edilen Sermaye

53 Hisse Senetleri İhraç Primleri

                        531 Hisse Senetleri İhraç Primleri

54 Sermaye Yedekleri

                        541 Maddi Duran Varlık Yeniden Değerleme Artışları

542 Mali Duran Varlık Yeniden Değerleme Artışları

543 Diğer Sermaye Yedekleri

55 Kar Yedekleri

                        551 Yasal Yedekler

552 Diğer Kar Yedekleri

56 Dağıtılmayan Karlar

                        561 Dağıtılmayan Faaliyet Yılı Kar veya Zararları

562 Dağıtılmayan Önceki Yıl Kar veya Zararları

57 Dönem Net Karı veya Zararı

                        571 Dönem Net Karı veya Zararı


VI- YABANCI KAYNAKLAR

            60 Krediler

                        601 Banka Kredileri

602 Banka Dışı Kuruluşlar Kredisi

603 Diğer Krediler

61 Gelecek Dönemlere Ait Gelirler

                        611 Gelecek Dönemlere Ait Gelirler

62 Temettü Borçları

                        621 Adi Senetler Borç ve Faizleri

622 İmtiyazlı Senetler Borç ve Faizleri

63 Ödenecek Vergi ve Diğer Yükümlülükler

                        631 Ödenecek Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülükler

632 Ertelenmiş Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülükler

633 Hesaplanan KDV

634 Ödenecek Diğer Yükümlülükler

64 Bağlı Kuruluşlara Borçlar

                        641 Bağlı Menkul Kıymetlere Borçlar

642 İştiraklere Borçlar

643 Bağlı Ortaklara Borçlar

65 Borç ve Gider Karşılıkları

                        651 Sigorta Karşılıkları

652 Kıdem Tazminatı Karşılıkları

653 Sosyal Sigorta ve Emeklilik Karşılıkları

654 Trafik Fonu Karşılıkları,

655 Diğer Borç ve Gider Karşılıkları

66 Alınan Avanslar

                        661 Alınan Sipariş Avansları

662 Alınan Diğer Avanslar

67 Satıcılara Borçlar

                        671 Satıcılara Borçlar

68 Diğer Borçlar

                        681 İşçilere Borçlar

682 Memurlara Borçlar

683 Kira Borçları

684 Faiz Gider Tahakkukları

685 Yıllık İzin Ücreti Tahakkukları

686 Diğer Gider Tahakkukları

687 Diğer Borçlar

 

VII- GELİRLER

            70 Faaliyet Gelirleri

                        701 Mamul ve Hizmet Satışları

702 Ticari Mal Satışı

703 İnşaat Montaj Jeoloji ve Araştırma Geliştirme Gelirleri

704 Nakliyat Gelirleri

705 Kira Gelirleri

706 Haberleşme Gelirleri

707 Sigorta Gelirleri

708 Yatırım Gelirleri

709 Diğer Faaliyet Gelirleri

71 İade ve İndirimler

                        711 Satıştan İadeler

712 Satış Iskontosu

713 Fiyat Iskontosu

72 Faaliyet Dışı Gelirler

                        721 Maddi Olmayan Duran Varlık Satış Karları

722 Duran Varlık Satış Karları

723 Menkul Kıymet Satış Karları

724 Faiz Gelirleri

            725 Kambiyo Karları

726 Kamu Para Yardımları

727 Diğer Faaliyet Dışı Gelirler

 

VIII-GİDERLER

            80 Satılan Mallar Maliyeti

                        801 Satılan Mamul ve Hizmet Maliyeti

802 Satılan Ticari Mallar Maliyeti

803 İnşaat, Montaj, Jeoloji ve Araştırma Geliştirme Giderleri

804 Nakliyat Giderleri

805 Kira Giderleri

806 Haberleşme Giderleri

807 Sigorta Giderleri

808 Diğer Giderler

81 Pazarlama Satış ve Dağıtım Giderleri

                        811 Pazarlama Satış ve Dağıtım Giderleri

82 Genel Yönetim Giderleri

                        821 Genel Yönetim Giderleri

83 Faiz Giderleri

                        831 Faiz Giderleri

84 Faaliyet Dışı Giderler

                        841 Maddi Olmayan Duran Varlıklar Satış Zararları

842 Duran Varlık Satış Zararları

843 Menkul Kıymet Satış Zararları

844 Kambiyo Zararları

845 Diğer Faaliyet Dışı Giderler

85 Dönem Karı Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülük Karşılıkları

                        851 Dönem Karı Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülük Karşılıkları

86 Olağan Dışı  Kar veya Zararları

                        861 Tazminatla Karşılanmayan Doğal Afet Zararları

862 Doğal Afet Kar veya Zararları

863 Devir İşlem Kar veya Zararları

864 Diğer Çeşitli Olağan Dışı  Gelir veya Zararları

87 Bağlı Kuruluşlardan Olağan Kar veya Zararlar

                        871 Bağlı Kuruluşlardan Olağan Kar veya Zararlar

 

IX-GENEL ÜRETİM GİDERLERİ

            90 Esas Üretim Giderleri

                        900 Esas Üretim Gider Yeri

901 Malzeme Giderleri

902 İşçilikle İlgili İşveren Giderleri

903 İşveren Kesintileri

904 Amortisman ve Tükenme Payları

905 Diğer Esas Üretim Giderleri

91 Kendi Üretim Yarı Mamulleri

                        910 Kendi Üretim Yarı Mamulleri

92 Yardımcı Üretim Giderleri

                        920 Yardımcı Üretim Gider Yeri

921 Malzeme Giderleri

922 İşçilikle İlgili İşveren Giderleri

923 İşveren Kesintileri

924 Amortisman ve Tükenme Payları

925 Diğer Yardımcı Üretim Giderleri

93 İdari Giderler

                        930 İdare Yeri

931 Malzeme Giderleri

932 İşçilikle İlgili İşveren Giderleri

933 İşveren Kesintileri

934 Amortisman ve Tükenme Payları

935 Diğer İdari Giderler

94 Hizmet Giderleri

                        940 Hizmet Giderleri

95 Kusurlu ve Bozuk Üretim Giderleri

                        950 Kusurlu ve Bozuk Üretim Giderleri

951 Malzeme Giderleri

952 İşçilikle İlgili İşveren Giderleri

953 İşveren Kesintileri

954 Amortisman ve Tükenme Payları

955 Diğer Kusurlu ve Bozuk Üretim Giderleri

 

X- NAZIM HESAPLAR

            001 Kiralanan Maddi Duran Varlıklar

002 Emanete Alınan Stoklar

003 İşlemek İçin Alınan Malzemeler

004 Konsinyasyon Edilmek İçin Alınan Malzemeler

005 Montaj Edilecek Teçhizatlar

006 Sıkı Hesap Verilen Formlar

007 Ödeme Kabiliyetlerini Yitiren Alacakları Zarar Kaydetmek

008 Alınan Taahhüt ve Ödemeler Teminatı

009 Verilen Taahhüt ve Ödemeler Teminatı

014 Konut Fonu Yıpranma Payı

015 Dış Konfor Nesneleri ve Benzer Nesnelerin Yıpranma Payı

 

3. Kazakistan Muhasebe Sisteminde Yer Alan Hesap Sınıfları İle Türkiye Muhasebe Uygulamalarındaki Hesap Sınıflarının Karşılaştırılması

 

Türkiye’de uygulanan hesap sınıfları ile Kazakistan’da uygulanan hesap sınıfları aşağıda karşılaştırılmak amacıyla birlikte verilmiştir. Kazakistan’da;

 

I-         Duran Varlıklar

II-        Stoklar

III-      Alacaklar ve Diğer Aktifler

IV-      Parasal Varlıklar

V-        Özkaynaklar

VI-      Yabancı Kaynaklar

VII-     Gelirler

VIII-   Giderler

IX-             Genel Üretim Giderleri

X-                Nazım Hesaplar

 

Türkiye’de;

 

I-         Dönen Varlıklar

II-        Duran Varlıklar

III-      Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

IV-      Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar

V-        Özkaynaklar

VI-      Gelir Tablosu (Sonuç) Hesapları

VII-     Maliyet Hesapları

VIII-   Boş

IX-      Nazım Hesaplar

 

Hesap sınıflarının incelenmesinden hemen anlaşılabilecek olan bir husus, Türkiye’deki sistemin vade, likidite, ekzibilite gibi kriterler baz alınarak oluşturulmuş olmasına karşın Kazakistan’daki sistemde böyle bir kriter mevcut değildir. Kazakistan hesap sınıflarının oluşumunda önem dereceleri dikkate alınmıştır. Türk muhasebe sisteminde dokuz adet hesap sınıfı yer alırken Kazakistan uygulamalarında on adet hesap sınıfı kullanılmıştır. Türkiye uygulamalarından farklı olarak stoklar, alacaklar, parasal varlıklar tek bir hesap sınıfında gösterilmek yerine ayrı ayrı hesap sınıfları oluşturularak raporlanması seçeneği tercih edilmiştir. Bir diğer fark ise yabancı kaynakların sınıflandırılmasında Kazakistan muhasebe sistemi kısa ve uzun vadeli ayrım yapmamış olmasıdır. Önemli bir eksiklik olarak görülen bu husus Kazakistan’da yaygın olan “Borç borçtur eninde sonunda geri ödenmek zorundadır.” anlayışından kaynaklanmaktadır. Kazakistan’da ayrıca gelir ve giderler ayrı hesap sınıflarında gösterilmiş olup giderler arasından üretimle ilgili olan genel üretim giderleri de ayrı bir hesap sınıfı olarak dizayn edilmiştir. Böylece Kazakistan hem gelirler hem de giderler açısından ticaret, hizmet ve üretim işletmeleri muhasebe uygulamalarının tamamen birbirlerinden ayrılmasını sağlamıştır.  Türkiye uygulamasında birinci sırada yer alan Dönen Varlıklar işletmenin normal şartlar altında bir yıl içerisinde satması, tüketmesi, kullanması veya paraya çevirmesi gereken varlıklardan oluşur. Kazakistan uygulamalarında dönen varlıklar bilançoda tek başlık altında gösterilmesine rağmen hesap sınıflarının oluşturulması esnasında II-Stoklar, III-    Alacaklar ve Diğer Aktifler ve IV-    Parasal Varlıklar olmak üzere üçlü bir ayrıma gidilmiştir. Türkiye uygulamasında ikinci sırada yer alan Duran Varlıklar işletmenin normal şartlar altında bir yıl içerisinde satması, tüketmesi, kullanması veya paraya çevirmesi düşünülmeyen varlıklardan oluşur. Kazakistan muhasebe uygulamalarında ilk sırada yer alan Duran varlıklar hemen hemen Türkiye’deki uygulamanın aynısı olup aralarında tek fark her maddi duran varlık unsur için ayrı bir amortisman hesabının açılmış olmasıdır. Örneğin Türkiye uygulamalarında bütün maddi duran varlıklar için 257 Birikmiş Amortismanlar hesabı kullanılırken Kazakistan’da 131 Arazi ve Arsalar Amortismanı, 132 Binalar Amortismanı,             133 Tesis Makine ve Cihazlar Amortismanı,             134 Taşıtlar Amortismanı, 135 Diğer Maddi Duran Varlıklar Amortismanı, 136 Yapılmakta Olan Yatırımlar Amortismanı gibi pek çok amortisman hesabı açılmıştır. Türkiye uygulamasında üçüncü ve dördüncü  sıralarda yer alan Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar ile Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar arasındaki fark pasif hesapların ekzibilite (yani borçların talep edilme derecesi) esasına göre sıralanmasına neden olan  bir yıl içerisinde geri ödenecek olan borç ayırımıdır. Bu ayırım Kazakistan muhasebe uygulamalarında hiç yer almamıştır. Nazım hesaplar uygulamasıyla ilgili olarak da  Türkiye’den farklılık gösteren bir yön  vardır. Kazakistan’da nazım hesapların   tek tek gösterilmiş olmasıdır. Türkiye uygulamalarında nazım hesaplarda serbestlik esastır. Yani Türk muhasebe uygulamalarında nazım hesaplara dilenen isim verilebilir. Böylece ortaya çıkabilecek iktisadi, soysal gelişmeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda nazım hesapların esnek olarak kullanılabilmesi hedeflenmiştir. Nazım hesaplar Türkiye uygulamalarında istatistiksel bilgiler sağlamak ve/veya vergisel bir takım yükümlülüklerimizi yerine getirmek, vergiye tabi olmayan gelirleri belirlemek, ileride bizi riske sokabilecek unsurları hatırlatmak için kullanılan bizim muhasebe sistemimiz içerisinde ajanda (hatırlatma) görevi gören hesaplardır. Hesap sınıflarının değerlendirilmesi yapıldığında Kazakistan sisteminin veya Türkiye sisteminin üstün olduğunu söyleyebilmek pek mümkün değildir. Çünkü hesap sınıfları ülkelerin muhasebe uygulamalarına temel oluşturan en genel çerçeveyi oluşturan düzenlemelerdir. Bu sebeple ülkelerin muhasebe  geleneklerinden ulaşılan muhasebe bilgi düzeyinden etkilenmektedir.

4. Kazakistan Muhasebe Sisteminde Yer Alan Hesap Grupları İle Türkiye Muhasebe Uygulamalarındaki Hesap Gruplarının Karşılaştırılması

 

Türkiye’de uygulanan hesap grupları ile Kazakistan’da uygulanan hesap grupları aşağıda karşılaştırılmak amacıyla birlikte verilmiştir. Böylece aynı anda değerlendirilme yapmak mümkün kılınmıştır. Türkiye’de;

 

10 Hazır Değerler

11 Menkul Kıymetler

12 Ticari Alacaklar

13 Diğer Alacaklar

14-

15-Stoklar

16-

17-Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Maliyetleri

18- Gelecek Aylara Ait Gideler ve Gelir Tahakkukları

19-Diğer Dönen Varlıklar

20-

21-

22-Ticari Alacaklar

23-Diğer Alacaklar

24-Mali Duran Varlıklar

25-Maddi Duran Varlıklar

26-Maddi Olmayan Duran Varlıklar

27-Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar

28-Gelecek Yıllara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları

29-Diğer Duran Varlıklar

30-Mali Borçlar

31-

32-Ticari Borçlar

33-Diğer Borçlar

34-Alınan Avanslar

35-Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Hakediş Bedelleri

36-Ödenecek Vergi ve Diğer  Yükümlülükler

37-Borç ve Gider Karşılıkları

38-Gelecek Aylara Ait Gelirler ve Gider Tahakkukları

39-Diğer Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

40-Mali Borçlar

41-

42-Ticari Borçlar

43-Diğer Borçlar

44-Alınan Avanslar

45-

46-

47-Borç ve Gider Karşılıkları

48-Gelecek Yıllara Ait Gelirler ve Gider Tahakkukları

49-Diğer Uzun Vadeli Giderler

50-Ödenmiş Sermaye

51-

52-Sermaye Yedekleri

53-

54-Kar Yedekleri

55-

56-

57-Geçmiş Yıllar Karları

58-Geçmiş Yıllar Zararları

59-Dönem Net Karı veya Zararı

60-Brüt Satışlar

61-Satış İndirimleri

62-Satışların Maliyeti

63-Faaliyet Giderleri

64-Diğer Olağan Gelir Ve Karlar

65-Diğer Olağan Gider Ve Zararlar

66-Finansman Giderleri

67-Diğer Olağan Dışı Gelir ve Karlar

68- Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar

69-Dönem Karı veya Zararı

70-Maliyet Muhasebesi Bağlantı Hesapları

71-Direkt İlk Madde ve Malzeme Giderleri

72-Direkt İşçilik Giderleri

73-Genel Üretim Giderleri

74-Hizmet Üretim Maliyeti

75-Araştırma ve Geliştirme Giderleri

76-Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri

77-Genel Yönetim Giderleri

78-Finansman Giderleri

79-Gider Çeşitleri

 

Kazakistan muhasebe sisteminde yer alan hesap grupları ise şunlardır:

                       

10 Maddi Olmayan Duran Varlıklar

11 Maddi Olmayan Duran Varlıklar Amortismanı

12 Maddi Duran Varlıklar

13 Maddi Duran Varlıklar Amortismanı

14 Mali Duran Varlıklar

20 İlk Madde ve Malzeme

21 Yarı Mamuller veya Üretim

30 Ticari Alacaklar

31 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı

32 Bağlı Kuruluşlardan Alacaklar

33 Diğer Alacaklar

34 Gelecek Dönemlere Ait Giderler

35 Verilen Avanslar

40 Menkul Kıymetler

41 Yoldaki Paralar

42 Banka Özel Hesapları

43 Döviz Hesapları

44 Bankalar

45 Kasa

50 Sermaye

51 Ödenmemiş Sermaye

52 İptal Edilen Sermaye

53 Hisse Senetleri İhraç Primleri

54 Sermaye Yedekleri

55 Kar Yedekleri

56 Dağıtılmayan Karlar

57 Dönem Net Karı veya Zararı

60 Krediler

61 Gelecek Dönemlere Ait Gelirler

62 Temettü Borçları

63 Ödenecek Vergi ve Diğer Yükümlülükler

64 Bağlı Kuruluşlara Borçlar

65 Borç ve Gider Karşılıkları

66 Alınan Avanslar

67 Satıcılara Borçlar

68 Diğer Borçlar

70 Faaliyet Gelirleri

71 İade ve İndirimler

72 Faaliyet Dışı Gelirler

80 Satılan Mallar Maliyeti

81 Pazarlama Satış ve Dağıtım Giderleri

82 Genel Yönetim Giderleri

83 Faiz Giderleri

84 Faaliyet Dışı Giderler

85 Dönem Karı Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülük Karşılıkları

86 Olağan Dışı  Kar veya Zararları

87 Bağlı Kuruluşlardan Olağan Kar veya Zararlar

90 Esas Üretim Giderleri

91 Kendi Üretim Yarı Mamulleri

92 Yardımcı Üretim Giderleri

93 İdari Giderler

94 Hizmet Giderleri

95 Kusurlu ve Bozuk Üretim Giderleri

 

Kazakistan muhasebe sisteminde yer alan hesap grupları her ne kadar 95 ile bitse de sayısal olarak karşılaştırıldığında Türkiye muhasebe sisteminde yer alan gruplar ile aynı sayıda olduğu gözükür. Türkiye muhasebe sistemi ile  Kazakistan muhasebe sisteminde yer alan bazı hesap grupları tamamen aynı isimleri taşır. Bunlar aşağıda gösterilmiştir.

 

Kazakistan Muhasebe Hesap Grupları          Türkiye Muhasebe Hesap Grupları

 

Kodu Adı Kodu Adı
10 Maddi Olmayan Duran Varlıklar 26 Maddi Olmayan Duran Varlıklar
12 Maddi Duran Varlıklar 25 Maddi Duran Varlıklar
14 Mali Duran Varlıklar 24 Mali Duran Varlıklar
30 Ticari Alacaklar 12 Ticari Alacaklar
33 Diğer Alacaklar 33 Diğer Alacaklar
54 Sermaye Yedekleri 52 Sermaye Yedekleri
55 Kar Yedekleri 54 Kar Yedekleri
57 Dönem Net Karı veya Zararı 59 Dönem Net Karı veya Zararı
63 Öden.Vergi ve Diğer Yükümlülükler 36 Öden. Vergi ve Diğer Yükümlülükler
65 Borç ve Gider Karşılıkları 37 Borç ve Gider Karşılıkları
66 Alınan Avanslar 34 Alınan Avanslar
68 Diğer Borçlar 33 Diğer Borçlar
81 Pazarlama Satış ve Dağıtım Giderleri 76 Pazarlama Satış ve Dağıtım Giderleri
82 Genel Yönetim Giderleri 77 Genel Yönetim Giderleri

 

Hemen belirtmek gerekir ki aynı isimleri taşıması iki hesap grubunun tamamen aynı hesapları taşıdığı anlamına gelmemektedir. Yaklaşık ¼ oranında hesap grupları tamamen aynı isimleri taşımaktadır. Diğer farklı ismi taşıyan hesap grupları da incelendiğinde bazılarının sadece birkaç kelimenin farklı yazılmasından yada aynı hususun farklı şekilde adlandırılması dolayısıyla yukarıdaki tabloda yer almadığı görülür. Bazılarında ise Türkiye Muhasebe sisteminde hesap grubu değil de sadece hesap düzeyinde düşünüldüğü gözüken hesapların Kazakistan’da önem derecesinin biraz daha yüksek değerlendirilmesi nedeniyle hesap grubu olarak tanımlandığı gözükür.

4.1. Maddi Olmayan Duran Varlıklar Hesap Grubunun İncelenmesi

 

Kazakistan muhasebe sisteminde yer alan bu hesap grubu Türkiye muhasebe sisteminde yer alan 26-Maddi Olmayan Duran Varlıklar hesap grubu ile karşılaştırıldığında öncelikle bazı hesapların harklı olduğu gözükür. Aynı amaçla kullanılan bu hesap grubunun karşılaştırılmasında Kazakistan sisteminin daha iyi ve teknik olduğu kolayca söylenebilir. Türkiye muhasebe sisteminde paket programlar, patent ve lisanslar ayrı gösterilmemiş sadece 260 Haklar hesabı içerisinde hepsinin topluca gösterimi tercih edilmiştir. Buna karşılık Türkiye Muhasebe sisteminde yer alan 264-Özel Maliyet Bedeli benzeri bir hesapta Kazakistan muhasebe sisteminde yer almamıştır.

 

101 Lisanslar                                                 260 Haklar

102 Paket Programlar                                    261 Şerefiye

103 Patent                                                     262 Kuruluş ve Örgütlenme Giderleri

104 Kuruluş ve Örgütlenme Giderleri           263 Araştırma ve Geliştirme Giderleri

105 Şerefiye                                                  264 Özel Maliyet Bedeli

106 Diğer Maddi Olmayan Varlıklar            268 Birikmiş Amortismanlar(-)

 

4.2. Maddi Olmayan Duran Varlıklar Amortismanı

   

     Kazakistan hesap planında yer alan bu hesap grubu Maddi Olmayan Duran Varlıklar hesap grubunda yer alan bütün hesapların ayrı ayrı amortismanlarının izlenebilmesi amacıyla oluşturulmuş bir hesap grubudur. Temel ayırma mantığı oldukça yerinde olmakla beraber Türkiye muhasebe sisteminin özünde birikmiş amortismanların aynı hesap grubu içerisinde yer alması kuralı esastır. Böylece hesap grubunda net değerler esas alınmaktadır. Kazakistan sisteminde ise net değer doğrudan doğruya değil basit bir matematiksel işlem yapılarak bulunmaktadır. Kazakistan hesap planında amortismanların ayrı bir hesap grubu olarak tanımlanması hem amortismanlara verilen önemden hem de bir hesap grubunda bu kadar çok amortisman hesabını gösterecek kadar hesap yer almamasından kaynaklanmaktadır.

 

111 Lisanslar Amortismanı                           268 Birikmiş Amortismanlar(-)

112 Paket Programlar Amortismanı

113 Patentler Amortismanı

114 Kuruluş ve Örgütlenme Giderleri Amortismanı

115 Şerefiye Amortismanı

116 Diğer Maddi Olmayan Varlıklar Amortismanı

 

4.3. Maddi Duran Varlıklar

 

Maddi olmayan duran varlıklar ile ilgili hesapların karşılaştırılması sırasında Kazakistan sisteminin üstünlük taşıdığına inandığımızı belirtmiştik. Maddi duran varlıklar söz konusu olduğunda Türkiye muhasebe sisteminin daha detaylı olduğunu kolayca görmek mümkündür. Demirbaşların ayrı bir hesap olarak izlenmemesi Kazakistan muhasebe uygulamaları için önemli  bir eksiklik olarak değerlendirilebilir.Yer Altı ve Yer Üstü Düzenleri hesabı da Kazakistan muhasebe uygulamalarında yer almamaktadır.

 

121 Arazi ve Arsalar                                      250 Arazi ve Arsalar

122 Binalar                                                    251 Yer Altı ve Yer Üstü Düzenleri

123 Tesis Makine ve Cihazlar                        252 Binalar

124 Taşıtlar                                                    253 Tesis Makine ve Cihazlar

125 Diğer Maddi Duran Varlıklar                 254 Taşıtlar

126 Yapılmakta Olan Yatırımlar                   255 Demirbaşlar

256 Diğer Maddi Duran Varlıklar

257 Birikmiş Amortismanlar (-)

258 Yapılmakta Olan Yatırımlar

 

4.4. Maddi Duran Varlıklar Amortismanı

 

Kazakistan hesap planında yer alan bu hesap grubu Maddi Duran Varlıklar hesap grubunda yer alan bütün hesapların ayrı ayrı amortismanlarının izlenebilmesi amacıyla oluşturulmuş bir hesap grubudur. Maddi duran varlıkların amortismanlarının önemli rakamlara kolayca ulaşabilmesi böyle bir ayrım yapılmasını zorunlu kılmıştır. Buna karşılık Türkiye muhasebe sisteminde yer alan duran varlık hesapları kadar çok hesabın Kazakistan sisteminde yer almaması amortisman hesaplarını da sınırlı sayıda tutmuştur. 

 

131 Arazi ve Arsalar Amortismanı                257 Birikmiş Amortismanlar (-)

132 Binalar Amortismanı

133 Tesis Makine ve Cihazlar Amortismanı

134 Taşıtlar Amortismanı

135 Diğer Maddi Duran Varlıklar Amortismanı

136 Yapılmakta Olan Yatırımlar Amortismanı

 

4.5. Mali Duran Varlıklar

 

     Kazakistan mali duran varlıklar hesap sınıfı ile  Türkiye’de yer alan mali duran varlıklar hesap grubu karşılaştırıldığında Türkiye sisteminin çok daha kapsamlı olduğu gözlemlenmektedir. Sermaye taahhütlerinin ve değer düşüklüğü karşılıklarının Kazakistan muhasebe sisteminde hiç yer almaması bir büyük eksikliktir.

 

141 Bağlı Menkul Kıymetler                         240 Bağlı Menkul Kıymetler

142 İştirakler                                                 241 Bağlı Menkul Kıy.Değ.Düş.Krş (-)

143 Bağlı Ortaklıklar                                     242 İştirakler

144 Diğer Mali Duran Varlıklar                    243 İştiraklere Sermaye Taahhütleri (-)

244 İştirakler Ser.Pay.Değ.Düş.Krş (-)

245 Bağlı Ortaklıklar

246 Bağlı Ortaklıklara Ser.Taahhütleri (-)

247 Bağlı Ort. Ser.Pay.Değ.Düş.Krş. (-)

248 Diğer Mali Duran Varlıklar

249 Diğer Mali Duran Varlıklar Krş. (-)

 

4.6. İlk Madde ve Malzeme

 

     Kazakistan sisteminde ayrı bir hesap grubu olarak gösterilen bu hesap grubu yerine Türkiye muhasebe uygulamalarında sadece  150 İlk Madde ve Malzeme hesabı yer almaktadır.   Kazakistan hesap grubu olarak değerlendirmekte ve detaylandırmakta haklı gözükmektedir. Çünkü üretim işletmeleri için ilk madde ve malzemelerin önemi tartışılamaz. Ambalaj malzemelerinin ayrı bir hesap olarak gösterilmesi de yerinde bir uygulamadır.

 

201 Hammadde ve Malzeme                        150 İlk Madde ve Malzeme

202 Yarı Mamul Parçalar

203 Yakıt

204 Ambalaj Malzemesi

205 Yedek Parçalar

206 Diğer Malzemeler

207 Dönüşüme Giden Malzemeler

208 İnşaat Malzemeleri

 

4.7.Yarı Mamuller veya Üretim

 

     Kazakistan sisteminde ayrı bir hesap grubu olarak gösterilen bu hesap grubu yerine Türkiye muhasebe uygulamalarında sadece  151 Yarı Mamul-Üretim hesabı yer almaktadır.   Kazakistan hesap grubu olarak değerlendirmekte ve detaylandırmakta haklı gözükmektedir. Çünkü üretim işletmeleri için yarı mamullerin önemi de tartışılamaz. Gider yerlerinin ayrı bir hesap olarak gösterilmesi de bu hesap grubunda dikkati çeken bir diğer husustur. Gider yerleri Türkiye muhasebe uygulamalarında maliyet hesaplarının bir alt hesabı olarak kullanılmaktadır.

 

211 Esas Üretim Gider Yeri                          151 Yarı Mamul-Üretim

212 Üretilen Yarı Mamul

213 Yardımcı Üretim Yeri

214 Tamamlanmayan Diğer Mamuller

 

4.8. Ticari Alacaklar

 

      Kazakistan muhasebe uygulamalarında alacaklar ile ilgili kısa vadeli uzun vadeli ayrımının yapılmaması  bu hesap grubunun toplamının değerlendirilmesinin güçleştirmektedir. Ticari alacakların her işletme türü için büyük önem arz etmesi her iki ülkenin sisteminde de ayrı bir hesap grubu olarak gösterilmesinin zorunlu kılmıştır. Ticari alacakların senede bağlı veya veresiye açık hesap şeklinde olması da her iki ülke uygulamalarında da ayrı ayrı gösterilmesine neden olmuştur. Türkiye uygulamalarında Kazakistan uygulamalarından farklı olarak reeskont hesapları da bu grupta yer almıştır. Reeskont kavramının Kazakistan muhasebe sisteminde yer almamış olması da önemli bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Böylece paranın zaman değeri Kazakistan muhasebe uygulamalarında gösterilmemiş olmaktadır.

 

301 Alıcılar                                                    120 Alıcılar

302 Alacak Senetleri                                     121 Alacak Senetleri

303 Diğer Ticari Alacaklar                            122 Alacak Senetleri Reeskontu (-)

126 Verilen Depozito ve Teminatlar

127 Diğer Ticari Alacaklar

128 Şüpheli Ticari Alacaklar

129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-)

 

4.9. Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı

 

     Kazakistan muhasebe uygulamalarında yer alan Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı hesap grubu Türkiye uygulamasında özünde benzemekle beraber bir takım farklılıklar da gösterir. Bu farklılıklardan birincisi Şüpheli Ticari alacaklar için ayrı bir hesabın olmayışıdır. Yani ister şüpheli olsun ister olmasın bütün alacaklar Ticari Alacaklar grubunda gösterilmektedir.  Bu durum alacakların değerlendirilmesi sırasında mali tablolardan yararlanacak olan kişi veya kuruluşlara yanıltıcı bilgi verilmesine neden olacaktır. Şüpheli Ticari Alacaklar ile ilgili olarak kısa uzun vade ayrımı Türkiye muhasebe uygulamalarında yer almaktadır. Bu hesap grubunun Türkiye muhasebe sistemi ile karşılaştırılması esnasında Kazakistan uygulamalarına göre çok gelişmiş bir bilgi üretme sürecine sahip olduğumuzu söyleyebiliriz.

 

311 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı           128 Şüpheli Ticari Alacaklar

129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-)

 

4.10. Bağlı Kuruluşlardan Alacaklar

 

      Kazakistan  muhasebe uygulamalarında mali duran varlıklardan alacaklar da kısa uzun vadeli diye ayrılmamaktadır. Ancak yine Türkiye muhasebe sisteminden farklı olarak Bağlı Menkul Kıymetlerden Alacaklar hesabı Kazakistan muhasebe sisteminde yer almaktadır. Türkiye muhasebe uygulamalarında Bağlı Kuruluşlardan Alacaklar hesap grubu gibi bir grup kullanılmamakta buna karşılık çok daha genel Diğer Alacaklar grubu kullanılmaktadır. Kazakistan hesap planı daha doğru bir yaklaşım belirleyerek Bağlı Kuruluşlardan Alacakları ayrı bir hesap grubu olarak belirlemiştir.

 

321 Bağlı Menkul Kıymetlerden Alacaklar   132 İştiraklerden Alacaklar

322 İştiraklerden Alacaklar                           133 Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar

323 Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar

 

4.11. Diğer Alacaklar

 

     Kazakistan uygulamalarında yer alan Diğer Alacaklar hesap grubu yine Türkiye uygulamalarından farklı olarak  torba hesap grubu gibi kullanılmıştır. Yani diğer hesap gruplarına konulmamış olan hesaplar burada gösterilmiştir. Burada dikkati çeken tek fark Kazakistan muhasebe sisteminde Gelir Tahakkukları yerine Faiz Gelirleri Tahakkukları ismi kullanılmıştır. Sadece faiz gelirleri için kullanılması düşünülmüştür. Türkiye muhasebe sisteminde yer alan hesapların ve diğer alacaklar grubunun yine Kazakistan sistemine göre üstün olduğu anlaşılmaktadır.

 

331 İndirilecek KDV                                    191 İndirilecek KDV

332 Faiz Gelirleri Tahakkukları                     181 Gelir Tahakkukları

333 Personelden Alacaklar                            135 Personelden Alacaklar

334 Diğer Çeşitli Alacaklar                           136 Diğer Çeşitli Alacaklar

 

4.12. Gelecek Dönemlere Ait Giderler

 

     Kazakistan sisteminin incelenmesinde dönem ayırıcı hesapların kullanımı esnasında gelecek yılların dikkate alınmadığı gözlemlenmektedir. Buna karşılık Türkiye sisteminde yer aldığı gibi bütün dönem ayırımı gerektiren giderlerin  de aynı hesapta torba şeklinde toplanması uygulamasına gidilmediği de anlaşılmaktadır. Yani önemine istinaden dönem ayırıcı hesaplarda en çok yer alan kira ve sigorta giderleri diğerlerinden ayrılmış ve bunları gösterir özel hesaplar açılmıştır. Burada karşılaştırma yapılacak olursa sigorta ve kira giderleri gibi ayrım yapılmış olması Kazakistan uygulamasını ön plana çıkarırken gelecek ay ve gelecek yıl şeklindeki ayrımında Türkiye uygulamalarını üstün kılmaktadır.

 

341 Gelecek Dönemlere Ait Sigorta Gideri   180 Gelecek Aylara Ait Giderler

342 Gelecek Dönemlere Ait Kiralar              280 Gelecek Yıllara Ait Giderler

343 Gelecek Dönemlere Ait Diğer Giderler

 

4.13. Verilen Avanslar

 

     Kazakistan uygulamalarında alacaklar hesap sınıfında gösterilen Verilen Sipariş Avansları Türkiye muhasebe sisteminde Stoklar grubunda gösterilmektedir. Bu şekilde düşünüldüğünde henüz işletmeye giren bir stok kaleminden söz edilemeyeceğine göre ticari hayatta her siparişin mutlaka teslim edileceğine dair de bir kural olmadığına göre Kazakistan uygulamalarının daha mantıklı olduğunu kabul etmek gerekir. Türkiye muhasebe uygulamaları Alınan Avansları ayrı bir hesap grubu olarak değerlendirmiş olmasına karşın Verilen Sipariş Avansları ayrı bir grup olarak değerlendirilmemektedir. Ayrı bir hesap grubu olarak Verilen Avansları da göstermek gerektiği kanaatindeyim.

 

351 Verilen Sipariş Avansları                        159 Verilen Sipariş Avansları

352 Taşeronlara Verilen Avanslar                 179 Taşeronlara Verilen Avanslar

 

4.14. Menkul Kıymetler

 

Kazakistan uygulamalarında parasal kıymetler içerisinde yer alan Menkul kıymetler hesap grubu Türkiye uygulamalarına genel olarak benzer. Türkiye uygulamalarında Kazakistan sisteminden farklı olarak genel bir Tahviller hesabı kullanılması yerine kamu kesimi ve özel kesim tahvil senet ve bonoları ayrımı yer almaktadır. Türkiye Menkul Kıymetler hesap grubunun bir diğer üstünlüğü de Kazakistan’a göre menkul kıymetlerde ekonomideki dalgalanmalara ve diğer faktörlere bağımlı olarak ortaya çıkabilecek olan değer düşüklüklerinin muhasebeleştirilmesi için özel bir hesap kullanılmasıdır. Kullanılan değer düşüklüğü karşılığı hesabı ile menkul kıymetlerin net değerinin mali tablolarda yer alması sağlanmakta ve mali tablolardan yararlanan kişi ve kuruluşlara daha doğru bilgi aktarılması mümkün kılınmaktadır.

 

401 Hisse Senetleri                                        110 Hisse Senetleri

402 Tahviller                                                  111 Özel Kesim Tahvil Senet ve Bonoları

403 Diğer Menkul Kıymetler                        112 Kamu Kesimi Tahvil Senet ve Bonoları

118 Diğer Menkul Kıymetler

119 Menkul Kıymetler Değer Düş. Krş. (-)

4.15. Yoldaki Paralar

 

     Kazakistan hesap planında Yoldaki Paralar ayrı bir hesap grubu olarak değerlendirilmiştir. Buna karşılık Türkiye hesap planında bu tip bir ayrı hesap grubu bulunmadığı gibi bu ismi taşıyan ayrı bir hesapta yoktur. Türkiye muhasebe sisteminde hazır değerlerin içerisinde yer alan 108 Diğer Hazır Değerler hesap grubu yoldaki paraları banka ve posta havalelerini göstermek için kullanılmaktadır. Ayrı bir hesap grubu açılmasa bile Türkiye uygulamalarında da en azından ayrı bir hesabın açılması yerinde olacaktır.

 

411 Yoldaki Paralar                                       108 Diğer Hazır Değerler

 

4.16. Banka Özel Hesapları

 

Kazakistan muhasebe sisteminde yer alan parasal kıymetler ayrımı dönen varlıkların oluşumunda Türkiye sistemine göre daha detaylı bir yapı göstermektedir. Türkiye uygulamalarında ayrı bir Akreditif hesabı yer almazken ithalat-ihracat potansiyeli Türkiye’nin çok altında olan Kazakistan ayrı bir Akreditif hesabı bulunmaktadır.

 

421 Akreditifler                                             102 Bankalar

422 Çekler                                                     101 Alınan Çekler

423 Banka Özel Hesapları                             108 Diğer Hazır Değerler

424 Diğer Hazır Değerler

 

4.17. Döviz Hesapları

 

     Kazakistan uygulamalarında yurt içi yurt dışı banka ayrımı yapılmış olmasına karşın Türkiye sisteminde tek bir hesap kullanılarak sorun çözümlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca Türkiye uygulamalarında banklarda yer alan döviz hesapları ayrı bir şekilde raporlanmamakta yine tek bir hesap kullanılarak sorun geçiştirilmiştir. Döviz hesaplarının gösteriminde Türkiye uygulamalarında nazım hesapların kullanıldığı gözlemlenmektedir.

 

431 Yurt İçi Bankalar                                               102 Bankalar

432 Yurt Dışı Bankalar

 

4.18. Bankalar

 

     Kazakistan hesap planında bankaların önemine istinaden çok detaylı olarak gösterilmesi sistemi benimsenmiştir. Türkiye uygulamalarında ise yukarıda da belirttiğimiz gibi tek bir bankalar hesabı kullanılarak işlem yapılmaktadır.

 

441 Bankalar                                                 102 Bankalar

 

4.19. Kasa

 

     Kazakistan’da ayrı bir hesap grubu olarak belirlenmiş bulunan kasa hesap grubu Türkiye’de Hazır Değerler hesap grubu içerisinde yer alan bir hesap olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca Kazakistan’da ulusal para, yabancı para ayırımı ana hesap düzeyinde yapılmışken Türkiye’de alt hesaplar düzeyinde zorunlu olmamakla beraber böyle bir ayrım yapıldığı ancak ana hesap düzeyinde banka uygulamaları dışında kesinlikle yabancı para, ulusal para ayrımının yapılmadığı gözlemlenmektedir.

451 Ulusal Para                                             100 Kasa

452 Yabancı Para

 

4.20. Sermaye

 

Kazakistan muhasebe rejiminde yer alan sermaye hesap grubu dizayn edilirken sermayeyi oluşturan hisse senetlerinin adi senet mi yoksa imtiyazlı hisse senetleri mi olduğu ön planda tutulmuştur. Bu tip bir ayrım Türkiye sisteminde yapılmamıştır. Bunun nedeni bu tip uygulamaların Türkiye’de Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kayda alınması ve düzenlenmesidir.Ayrıca mali tabloların dipnotlarında da adi ve imtiyazlı hisse senetleri belirtilmek  zorundadır.

 

501 Adi Senetler                                           500 Sermaye

502 İmtiyazlı Senetler

503 Hisse ve Paylar

 

4.21 Ödenmemiş Sermaye

 

     Kazakistan hesap planı hazırlanırken ayrı bir hesap grubu olarak düşünülmüş olan muhasebesel kavramı Türkiye muhasebe uygulamalarında tek bir hesap karşılamaktadır. Tek bir hesabın karşılamış olması bir eksiklik ortaya çıkarmamakta  aksine birden çok hesap grubu yerine tek bir hesap grubunda ödenmiş sermayenin gösterilmesini sağlamaktadır. Oysaki Kazakistan muhasebe sisteminde   50 Sermaye hesap grubundan 51 Ödenememiş Sermaye hesap grubu toplamının çıkarılması suretiyle ödenmiş sermayenin tespit edilmesi mümkün olmaktadır.

           

511 Ödenmemiş Sermaye                              501 Ödenmemiş Sermaye

 

4.22 İptal Edilen Sermaye

 

     Kazakistan uygulamalarında iptal edilen sermaye şeklinde bir hesap bulunmasına rağmen Türkiye muhasebe uygulamalarında böyle bir hesap bulunmamaktadır. Bunun sebebi Türk hukuk sisteminin taahhüt edilen sermayenin iptaline izin vermemesidir. Bunun yerine sermaye azaltılması işlemine izin vermiştir. Halka açık Anonim Şirketlerde hisse senetlerinin iptal edilmesine yönelik bir hesap düşünülmüştür.

 

521 İptal Edilen Sermaye                              521 Hisse Senedi İptal Karları

 

4.23 Hisse Senetleri İhraç Primleri

 

     Kazakistan ve Türkiye muhasebe sistemlerinde aynı şekilde kullanılan hesaplardan birisidir. Türkiye uygulamalarında “Emisyon Primi” şeklinde de adlandırıldığı sıklıkla görülen bu hesap; hisse senetlerinin ilk halka ihraçlarında yani birincil piyasaya sunulması sırasında, nominal değerlerinin üzerinde bir fiyatla satılması durumunda ortaya çıkan pozitif farkı göstermektedir. Emisyon primlerinin kurumlar vergisine tabi olmadığı hususu Türk Vergi Hukuku’nda açıkça belirtilmiştir. Benzer bir sistem Kazakistan uygulamalarında mevcut olmayıp, bu hesapta ortaya çıkan kar da dönem matrahına ilave edilmektedir.

 

531 Hisse Senetleri İhraç Primleri                 520 Hisse Senedi İhraç Primleri

 

4.24 Sermaye Yedekleri

 

Kazakistan muhasebe uygulamalarında düzenlenen sermaye yedekleri hesap grubu aynen Türkiye muhasebe düzeninde de yer almaktadır. İnceleme dikkatle yapıldığında temel bir takım farklılıklar hemen görülebilir. Mali Duran Varlık Yeniden Değerleme Artışları hesabı Türk sisteminde çok daha dar kapsamlı olan 523 İştirakler Yen. Değ.Artışları şeklinde düzenlenmiştir. Burada Kazakistan sisteminin üstünlüğü kolayca gözlemlenmektedir. Buna karşılık Türkiye uygulamalarında 524 Maddi Olmayan Duran Varlıklar Yeniden Değerleme Artışları hesabı yer almasına karşılık bu hesapta Kazakistan uygulamalarında yer almamaktadır. Daha önce de belirttiğimiz üzere Özel Maliyet Bedeli hesabı Kazakistan uygulamalarında yer almamaktadır. Kazakistan uygulamalarında Özel Maliyet Bedeli hesabı olmadığı için Türkiye’deki 524 Maddi Olmayan Duran Varlık Yeniden Değerleme Artışları benzeri bir hesabın olmaması da normaldir. Türk muhasebe uygulamalarının Kazakistan’a bu durumla ilgili üstünlüğü bulunduğunu da söylemek mümkündür.

 

541 Maddi Dur.Varlık Yen.Değ. Artışları    522 MDV Yen.Değ.Artışları

542 Mali Duran Varlık Yen. Değ. Artışları   523 İştirakler Yen.Değ. Artışları

543 Diğer Sermaye Yedekleri                       524 Maddi Olmayan Dur.Varl.Yen.Değ.Artışları

529 Diğer Sermaye Yedekleri

 

4.25 Kar Yedekleri

 

     Kazakistan muhasebe sisteminde çok dar kapsamda değerlendirilen Türkiye muhasebe sisteminde ise çok geniş bir şekilde ele alınmıştır. Kazakistan yedek akçeleri sadece kanunla sınırlandırırken Türkiye muhasebe düzeninde hem ana sözleşme gereği  ayrılması zorunlu olabilen statü yedekleri hem de olağanüstü yedekler söz konusudur. Ayrıca Özel Fonlar içerisinde yer alan yenileme fonu gibi vergisel düzenlemeler Kazakistan’da mevcut olmadığı için benzeri bir hesapta yoktur.

 

551 Yasal Yedekler                                       540 Kar Yedekleri

552 Diğer Kar Yedekleri                               541 Statü Yedekleri

542 Olağanüstü Yedekler

548 Diğer Kar Yedekleri

549 Özel Fonlar

 

4.26 Dağıtılmayan Karlar

 

     Kazakistan muhasebe düzenlemeleri dikkate alındığında dağıtılmayan karlar için özel bir hesap grubu düşünülmüştür. Ayrıca dağıtılmayan karlar bir de faaliyet yılı ve Önceki yıl şeklinde ikiye de ayrılmıştır. Türkiye muhasebe düzenlemelerinde dağıtılmayan ve yedek akçe olarak ayrılmayan karlar da sadece ismi farklı olarak geçmiş yıllar karları hesabında izlenmesi gerekmektedir. Buna karşılık Türkiye muhasebe uygulamalarında önceki yıl- faaliyet yılı ayrımı yerine geçmiş yıllar karları ve geçmiş yıllar zararları diye bir ayırıma gidilmesi tercih edilmiştir. Böylece karlar ile zararların ayrı ayrı raporlanması esas alınmıştır. Kazakistan uygulamalarına göre Türkiye uygulamalarının daha üstün olduğunu söylemek mümkün gözükmektedir.

 

561 Dağıtıl. Faaliyet Yılı Kar veya Zarar.     570 Geçmiş Yıllar Karları

562 Dağıtıl. Önceki Yıl Kar veya Zarar.       580 Geçmiş Yıllar Zararları

 

4.27 Dönem Net Karı veya Zararı

 

     Kazakistan ve Türkiye muhasebe düzenlemelerinde tıpatıp aynı olduğu söylenebilecek hesap gruplarından birisi de Dönem Net Karı veya Zararı hesap grubudur. Her iki muhasebe sisteminde de vergi sonrası şirket karının muhasebeleştirilmesinde tek bir dönem karı veya zararı hesabının kullanılması benimsenmiştir. Türkiye uygulamalarında devam eden bir gelenek olarak özkaynaklar hesap sınıfında kar veya zarar ayrı hesaplarda muhasebeleştirilmektedir. 692 Dönem Net Karı veya Zararı ismini taşıyan sonuç hesabı Kazakistan uygulamalarına paralel olarak  hem kar hem de zarar için kullanılmaktadır.

 

571 Dönem Net Karı veya Zararı                  590 Dönem Net Karı

591 Dönem Net Zararı

4.28 Krediler

 

     Kazakistan muhasebe sisteminde ismi krediler olarak tanımlanmış olan bu hesap grubu Türkiye muhasebe sisteminde 30 Mali Borçlar ismi ile düzenlenmiştir. Türkiye muhasebe düzeni içerisinde bu hesap grubunda pek çok hesap yer almış olsa bile Kazakistan uygulamalarında yer alan ayırımın çok sade ve kullanışlı olduğunu da kabul etmek gerekir. Türkiye uygulamalarında Banka Dışı Kuruluşların Kredileri de 300 Banka Kredileri hesabında izlenmektedir.

 

601 Banka Kredileri                                      300 Banka Kredileri

602 Banka Dışı Kuruluşlar Kredisi               303 Uzun Vad.Kredilerin Anapara Taks.ve Faiz.

603 Diğer Krediler                                        304 Tahvil Anapara Borç Taksit ve Faizleri

305 Çıkarılmış Bonolar ve Senetler

306 Çıkarılmış Diğer Menkul Kıymetler

308 Menkul Kıymetler İhraç Farkları

309 Diğer Mali Borçlar

 

4.29 Gelecek Dönemlere Ait Gelirler

 

  Kazakistan sisteminin incelenmesinde dönem ayırıcı hesapların kullanımı esnasında gelecek yılların dikkate alınmadığı gözlemlenmektedir. Buna karşılık Türkiye sisteminde yer aldığı gibi bütün dönem ayırımı gerektiren gelirlerin de aynı hesapta torba şeklinde toplanması uygulamasına gidildiği de anlaşılmaktadır. Yani önemine istinaden dönem ayırıcı gider  hesaplarında en çok yer alan kira ve sigorta giderlerini diğerlerinden ayırmış bulunan Kazakistan sisteminde gelirler için böyle bir ayırım benimsenmemiştir.  Gelecek yıl ve gelecek ay ayırımını yapılmamış olması Kazakistan muhasebe uygulamaları için önemli bir eksiklik olarak değerlendirilebilir.

 

611 Gelecek Dönemlere Ait Gelirler             380 Gelecek Aylara Ait Gelirler

480 Gelecek Yıllara Ait Gelirler

4.30 Temettü Borçları

 

     Sermaye hesap grubunda yapılan ayırıma paralel olarak Kazakistan muhasebe sisteminde kar payları da adi ve imtiyazlı senet kar payları olarak ikiye ayrılmıştır. Ortaklara verilecek olan kar payları için Türkiye muhasebe sisteminde özel bir hesap bulunmaması da temel bir hatadır. Temettü olarak ortaklara verilecek olan paraların Türkiye sisteminde bir torba hesap olan 331 Ortaklara Borçlar hesabında muhasebeleştirilmesi bir ilkelliktir. Şirketlerin amaçlarının şirketin değer ve kar maksimizasyonu olduğu ve bu karın ortaklara dağıtılmasının da doğal olduğu düşünüldüğünde özel bir hesabın kar payı ödemeleri için kullanılmasının gerektiği sonucuna ulaşılabilir.

 

621 Adi Senetler Borç ve Faizleri                 331 Ortaklara Borçlar

622 İmtiyazlı Senetler Borç ve Faizleri

 

4.31 Ödenecek Vergi ve Diğer Yükümlülükler

 

Ödenecek vergilerin düzenlendiği bu hesap grubu Türkiye uygulamalarına oldukça benzer bir yapı göstermektedir.

 

631 Ödenecek Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülükler

632 Ertelenmiş Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülükler

633 Hesaplanan KDV

634 Ödenecek Diğer Yükümlülükler

 

5. Sonuç

 

      Türkiye ile benzer muhasebe sistemlerine sahip olan ülkelerin muhasebe sistemlerinin araştırılmasının ve muhasebe mesleğini icra edenlere öğretilmesinin, karşılaştırmalar yapılmasına olanak vereceğine ve şu anda var olan sistemi geliştireceğine olan inancım bu makalenin oluşumuna yol açmıştır. Ülkemizde var olan muhasebe öğretisinin sadece mevcut sistemi anlatmaktan ibaret olması bugünkü sistem üzerinde fazla eleştiri yapılmasına engel olmaktadır. Yıllardır tekdüzen hesap planında herhangi bir önemli ekleme veya değişim yapılmaması da bunun bir sonucudur. Ayrıca gelişen ekonomik koşullar Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi ülkelerle olan ticaretimizi geliştirmiş hatta stratejik ortaklıklar kurma noktasına getirmiştir. Bunların sonucunda o ülkelerde yerleşik şirketler kurma yoluna giden Türk yatırımcıları birtakım sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Yerel muhasebeciler aracılığı ile iş ve işlemlerini takip etmeye çalışmaktadırlar. Oysa ki bu ülkelerin vergi ve muhasebe sistemlerini bilmeleri halinde çok daha etkin ve verimli bir şekilde çalışacakları bir gerçektir. Buna karşın bu ülkelerin mevzuatları ile ilgili yayınların azlığı da bir diğer sorundur.

Vergi Karşısında Mükelleflerin Tutum ve Davranışlarını Etkileyen İçsel Faktörler Nelerdir?

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 12 Eylül 2013 - 11:48

VERGİ KARŞISINDA MÜKELLEFLERİN TUTUM VE DAVRANIŞLARINI

ETKİLEYEN İÇSEL FAKTÖRLER NELERDİR?

Selçuk Gülten

I. GİRİŞ

Vergi mükelleflerinin vergi karşısında takındıkları tutum ve davranışlar maliye biliminde her zaman araştırılan konulardan birisi olmuştur. Jean Baptiste Colbert (1613-1683) yılları arasında yaşamış ve Fransa’da Kral XIV Lois’in Maliye bakanlığını yaparak “Maliye kazı bağırtmadan tüylerini yolma sanatıdır” demiştir. Kazın bağırması, gagalaması, kaçması gibi tepkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Vergi psikolojisi mükelleflerin vergiye karşı bireysel tepki, tutum ve davranışlarını incelerken, mali sosyoloji mükelleflerin birlikte toplumsal tepki, tutum ve davranışlarını inceler. Vergi mükelleflerinin ister bireysel olsun ister toplulaştırılmış hareketleri, tepki ve tutumları pek çok faktörün etkisi altındadır. Bu faktörlerin bazıları içsel faktörler şeklinde tanımlanırken bazıları ise dışsal faktörler olarak görülür. İçsel faktörler, vergi ödeme gücü, aile yapısı, vergi ahlakı, eğitim durumu, yönetimi benimseme durumu, genel olarak diğer mükellefler hakkındaki görüşleri, kamu hizmetlerine olan ihtiyaç, vergi yargısına güven, muhasebe meslek mensuplarının yönlendirmeleri,  meslek ve diğer şahsi özellikleri olarak sıralanabilir. Dışsal faktörler ise vergi idaresinin tutumu, vergi mevzuatı, vergi adaleti, ekonomik konjonktür, siyasal konjonktür gibi yükümlünün değiştirmesinin elinde olmadığı unsurlardan oluşmaktadır. Bu makale çalışmasının temelini “mükelleflerin vergiye karşı gösterdikleri tutum ve davranışları etkileyen içsel faktörler nelerdir” sorusuna cevap aramak oluşturmaktadır.

Vergi yükümlülerinin salınan vergiye karşı takındıkları tutum ve davranışlar; toplumsal, ekonomik, sosyal ve siyasal yapısının da etkisiyle; vergiyi benimseme ve buna karşı uyum gösterme, vergiden sakınma, vergi kaçırma veya vergiyi reddetme veya vergi vermeye yönelik direniş gerçekleştirme şeklinde ortaya çıkabilir(Çataloluk, 2008:214).  Vergi mükelleflerini bu tip davranışa iten faktörlerin neler olduğunu anlamak, her ne kadar verginin alınmasında cebrilik unsuru olsa da mükelleflerin tepkilerini azaltmaya yardımcı olacaktır. Vergilendirmenin psikolojik bir boyutunun bulunduğu ve insanların bu psikolojik boyut içerisinde hareket ettikleri bilinmektedir. Bazen psikolojik boyut o kadar önemli bir hale gelebilmektedir ki ekonomik olarak vergi ödeme gücüne sahip bir birey bile vergi ödemekten imtina edebilmektedir.

Vergi mükellefleri toplumsal hayatın gerektirdiği kamusal mal ve hizmetlerin üretimi, ülkede düzen ve asayişin sağlanması gibi nedenlerle vergi öderler. Vergi ödeme bazı mükellefler için vicdani bir sorumluluk kabul edilir ve devlete, içinde yaşanılan topluma karşılık verilmesi zorunlu en temel borç olarak görülebilmektedir. Diğer bir taraftan, bazı bireyler ise vergiyi devlet tarafından zorla alınan bir yük, bir ceza gibi görmektedirler. Bu durumda kişilerin vergi ödeme isteği azalmakta ve kayıt dışı ekonominin boyutu artmaktadır (Sağbaş, 2003:171).

Vergi sisteminin sağlıklı işleyebilmesi, bu ödevlerin öncelikle gönüllü olarak yerine getirilmesine bağlıdır. Bu nedenle yükümlüler bu ödevleri yerine getirirken onları isteksiz davranmaya yöneltecek nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir. Çünkü vergi kayıp ve kaçaklarının en önemli nedenlerinden biri, yükümlülerin vergi ödeme konusundaki isteksiz davranışlarıdır. Vergilendirme konusunda yükümlülerin gönüllü uyumu sağlanamazsa, alınacak yasal ve idari tedbirlerle  amaçlanan başarıya ulaşılamayacaktır. Bu nedenle, yükümlü psikolojisini olumsuz yönde etkileyerek vergi ödeme bakımından isteksiz davranmaya yöneltecek nedenlerin tespit edilerek ortadan kaldırılması gerekir(Yeniçeri,2004:1). Bu nedenleri iki grupta inceleyecek olursak;

II. İçsel Faktörler

Yükümlünün kendi şahsi bünyesinden, içinde bulunduğu toplumun yapısından kaynaklanan ve genel olarak mükellefin değiştirebilmesinin mümkün olduğu faktörlerden oluşmaktadır. Bazı kaynaklarda bu faktörler kişisel faktörler olarak da adlandırılmaktadır. İçsel veya kişisel faktörler olarak nitelendirilebilecek olan faktörleri sırasıyla inceleyecek olursak;

a) Vergi Ödeme Gücü

Mükellefin vergi ödemeye yetecek kadar geliri varsa ve ödenen vergi gelirinde ciddi bir azalmaya yol açmayacaksa vergi ödemesini sorun çıkarmadan gerçekleştirecekleri kabul edilir. Ancak mükellefin geliri vergilendirildiğinde, kendisine kalan gelir çok ciddi oranda azalıyorsa ve hatta zorunlu geçim ihtiyaçlarını sağlamasını engelleyecek seviyenin de altına iniyorsa mükelleflerin vergi ödememek için pek çok yasal veya yasadışı yola başvurmaları olasıdır. Vergi ödeme gücü arttıkça, mükellefin vergiye olan direncinin azalması gerekir. Bentham, Mill ve Ricardo mükelleflerin koşullarının farklılığı nedeniyle, farklı vergi ödeme kapasitesine sahip olduklarından vergi konusunun bir bölümünün korunması ve bunun için de vergi dışı bırakılması gerektiğini savunmuşlardır.

b) Aile Yapısı

Yükümlünün vergiye karşı tutumunu etkileyen faktörler arasında aile yapısı önemli bir yer tutar. İnsanları doğuştan sahip oldukları aile ile sonradan evlenme yoluyla kurdukları aile yapısı vergilendirmede çok önemlidir. Doğuştan sahip olunan aile de anne ve babanın vergi karşısında takındıkları tavır ve davranışlar çocukta bir ilk izlenim vergi algısını oluşturmaktadır. Bu algının daha sonra değişmesi mümkün olmakla beraber değişim oldukça yavaş ve güç olacaktır. Anne ve babası vergi kaçıran bir bireyin ileride vergi kaçırması ihtimali oldukça yüksektir. Daha sonra kazanılan ailenin vergi algılanmasındaki yeri ise ailede kişi başına düşen gelir veya gider ile çok yakından ilişkilidir. Eğer vergi ödenmesi sonucunda ailede kişi başına düşen gelir ciddi oranda azalıyorsa kişini vergiye karşı direncinin yüksek olacağı tabidir. Ayrıca burada sadece gelir değil giderde önemlidir. Örneğin aile fertlerinden birinin eğitimi veya sağlığı için ciddi oranda bir gelire ihtiyaç varsa kişi elindeki parayı vergiye yöneltmek yerine bu ihtiyacın giderilmesine yöneltmeyi tercih edecektir.

c)Vergi Ahlakı

Vergi ahlakı, bireylerin vergiye uyumunu anlatan ve yaradılışından beri insanda var olan içsel bir motivasyon olarak düşünülmektedir. Vergi ahlakı kişilerin vergilerini ödemeye iten içsel bir etken olarak düşünülebilir. Vergi ahlakı vergilerini ödemek için bireylerin razılığı ya da ahlaki yükümlülüğüdür. Ya da ödemelerinin topluma bağış olduğu inancıdır. Vergi ahlakı ayrıca ahlaki pişmanlığı ya da vergilerdeki dolandırıcılığı kapsayan suçluluğu da içerir. Eğer bir vergi mükellefinin pişmanlığı ya da suçluluk duygusu güçlü ise, kadın ve erkek vergileri ödemeye daha fazla istekli olacaktır (Torgler, 2005:525). Vergi ahlakı içinde bulunulan toplumun vergi algılaması ile de yakından ilgilidir. Bir toplumda vergi ödemeyenlerin toplum içinde ayıplanması, diğer bireyler tarafından kınanması ve belli ölçüde toplumdan dışlanması gibi yaptırımların fazla olması durumunda vergi ahlakının daha yüksek olduğu görülmektedir. Buna karşılık herkes vergi kaçırıyor, ödenen vergiler yolsuzluğa gidiyor, nasıl olsa sürekli af çıkıyor gibi düşüncelerin yaygın olduğu toplumlarda vergi ahlakı da düşük olmaktadır.

d)Eğitim Durumu

Vergi bilincinin eğitimle artığı pek çok ampirik ve deneysel araştırmaların sonucu olarak tespit edilmiştir. Burada eğitimle kastedilen vergi veya ekonomi ağırlıklı bir eğitim değildir. Aksine dini eğitim alanların vergiye dair meselelerde daha çok çekindiklerini gösterir araştırmalarda vardır. Eğitimli insanın sorumluluklarının bilincinde olacağı, risk almaktan kaçınacağı genel bir gözlemdir. Etkenlerden bir diğeri olan eğitim, vergi mükelleflerinin vergi kanunları hakkındaki bilgisi ile ilişkilidir. Torgler’a göre, daha iyi eğitimli mükellefler vergi kanunları ve mali bağlantılar konusunda daha bilgilidirler böylece vergi uyum dereceleri daha yüksektir (Lewis, 1982:12). Bu mükellefler devletin israfları ve sağladığı faydalar konusunda daha bilinçlidirler. Vogel’in (Vogel, 1974: 499-513) araştırma bulguları; daha az eğitimli mükelleflerin vergiye daha az uyumlu olduklarını, vergi düzenlemeleri hakkında daha az bilgiye sahip olduklarını ve daha sık yardıma ihtiyaç duyduklarını göstermektedir.

e)Devlete Bağlılık

Devlete bağlılığın fazla olduğu, insanların o devletin vatandaşı olmaktan gurur duyduğu, devletin sosyal uygulamalarının yüksek olduğu durumlarda vergiye tepkinin az olduğu görülmektedir. Devlete bağımlılığın diğer bir açıklaması, milliyetçilik anlayışı içinde ele alınabilir. Ancak, gerçek milliyetçilik anlayışının ve sağlam bir toplum yaratma çabalarının gelir dağılımındaki adalet ve devlet hizmetlerinden yararlanmadaki eşitliğe dayanması gerekir (Şenyüz, 1984:48). Vatandaşlık görevleri hakkında bilgi sahibi olan bireylerin vergiye uyum sağlama konusunda daha yüksek bir bilinçle hareket ettikleri gözlemlenmektedir.

Yükümlülerin devlet hakkındaki sahip oldukları olumlu-olumsuz tüm düşünceler, onların devlete olan yükümlülüklerini yerine getirdikleri davranışlarında da doğaldır ki etkili olmaktadır(Çiçek, 2006:60). Yükümlülerin, kamu otoritesini her durumda ve her zaman yanında görebileceğine inanması, alacağı kararlarla kendileri açısından güven tesis etmesi, vergi ödemelerine de sıcak bakmalarına, diğer bir deyişle vergiye karsı aşırı bir tepkiye başvurmamalarına olanak sağlar. Ödeyecekleri vergiyi devlete bağlılık anlayışı içerisinde değerlendirirler. Oysa, devleti kabul etmeyen ve devlete güvenmeyen bir yükümlünün vergisini tam olarak ve istekli bir şekilde ödemesi beklenemez (Tanzi &Parthasarathi, 1993:818).

f)Siyasal İktidarı Benimseme Durumu

Siyasal iktidarların alacağı kararların belli bir kısmı vergilendirme ile doğrudan ilişkilidir. Vergi oranlarının arttırılması gibi düzenlemelerde genelde parlamentolara başvurulmamakta, siyasal iktidar doğrudan karar alabilmektedir. Bu tip durumlarda mükellefin oy verdiği parti iktidarda ise vergiye karşı olan direncin azalacağı görülmektedir. Bunun nedeni bireyin kendisini siyasal iktidarın veya partinin bir parçası olarak görmesidir. Seçmenlerin parti liderlerine olan sempatilerine ve parti imajına bağlı olarak oy verdikleri görülmektedir.

Yükümlülerin destekledikleri hükümetin politikalarına yanlış da olsa “doğrudur”, ya da tam tersine oy vermedikleri bir hükümetin vergi politikalarına doğruda olsa “yanlıştır” diyebildikleri görülmektedir. Yükümlülerin siyasi iktidara duydukları güven vergi kaçakçılığı açısından önemli sonuçlar doğurabilmektedir. Bu davranış Kelley Eğilimi olarak açıklanmaktadır. Buna göre, siyasi eğilimimize uygun bir iktidar yönetimde ise, bu siyasi eğilim ile vergi adaletinin mutlaka birlikte sağlanacağına inanırız (Ünsal, 1987:36).

g)Yükümlünün Diğer Yükümlüler Hakkındaki Görüşleri

Sürü psikolojisi olarak da adlandırılan bir davranış tipi olan kendisi ile aynı durumda olan kişilerle birlikte veya aynı yönde hareket etme eğilimi vergilendirme içinde geçerlidir. Yükümlü bu durumda  kendi ödeyeceği  vergi ile yine kendisi gibi aynı şartlarda olan diğer mükelleflerin ödeyeceği vergiyi mukayese ederek, kendisinin haksızlığa uğrayıp uğramadığına dair subjektif bir düşünce oluşturacaktır.

Yükümlüler vergiye karsı davranışlarını belirlerken, diğer yükümlülerin davranışlarını dikkate almalarının yanında toplumun değer yargılarını da dikkate alırlar. Eğer içinde yaşadıkları toplumda, vergiye karsı bir olumsuz tavır mevcutsa, eksik vergi ödeme veya hiç ödememe alışkanlığı fazla ise bu durum dürüst yükümlüleri de olumsuz etkileyerek olumsuz tavır takınmalarına neden olmaktadır. Bu tavır ilk başta vergi ödeme şevkinin kırılması şeklinde olmaktadır (Gerçek ve Yüce, 1998:24). Yükümlü zamanında vergisini verdiği halde, diğerinin ödemediği ve daha sonra da afedilen vergiler karşısında kendilerini aldatılmış hissedeceklerdir. Bu durum ise yükümlülerin tepkilerinin artmasına neden olacaktır (Demircan, 2003:105-106).

h)Kamu Hizmetlerinin Gerekliliğine Olan İnanışlar

Kamu hizmetleri şeklinde kendisine bir diğer deyişle “yol, su, elektrik” olarak kendisine döneceğini inandığı durumlarda mükelleflerin vergi ödemeye direnç göstermedikleri görülür. Yani mükellefler birebir karşılığı olmasa da kamu hizmeti olarak topluma döneceğine inandıkları vergi ödemelerini yapmaktan imtina etmemektedirler. Aksine vergilerin har vurulup harman savurulduğuna, yolsuzluklara, batak bankalara, bürokratların lüks harcamalarına gittiğini düşündükleri durumlarda vergi ödemekten kaçınmaktadırlar.

Ödenen vergileriyle partizanlık yapıldığına, kamu hizmetlerinin belirli bölgelere ve yandaşlarının zengin edildiğine inanan bir mükellefin vergi ödemeyi istemeyeceği aşikardır. Bu tip durumlarda mükelleflere kamu hizmetlerinin etkin bir şekilde tanıtılması, şeffaf, hesap verilebilir bir sistemin kurulması yerinde olacaktır.

ı) Yükümlünün Mesleği

Yükümlülerin meslekleri de vergi ödeme istekleri üzerinde etkili olmaktadır. Doktor, avukat, savcı gibi iyi eğitimli kimselerin vergiye karşı dirençlerinin daha az olduğu görülürken, daha az eğitim gerektiren mesleklerde vergi kaçırma oranının yüksek olduğu görülmektedir. Riski fazla olan meslekle iştigal edenlerin, daha riski ve sabit geliri olan meslekleri icra edenlere göre daha fazla vergi kaçırdıkları da bilinmektedir. Gelir elde edilirken mesleklerin içerisinde bulundukları koşulların farklılığı da vergiye karsı davranışları etkilemektedir. Yani, farklı mesleklerdeki kişiler aynı geliri elde etseler bile, gelirin elde edildiği koşulların farklı olması nedeniyle katlanılan zahmetler de farklı olmaktadır. Fazla zahmetle aynı geliri elde eden yükümlü, diğer yükümlülere oranla kendisini daha fazla sübjektif vergi yükü altında hissedecektir. Kırsal kesimde vergiye karsı direncin fazla olusunun temelinde bu yatmaktadır(Korkmaz, 1982:42).

III. SONUÇ

Vergi mükelleflerini vergi ödemeye iten içsel faktörlerin kısaca anlatıldığı bu çalışmamızda vergi mükelleflerinin psikolojisinin vergiye uyumu arttırdığını görmekteyiz. Vergi mükelleflerini vergi ödemeye iten içsel faktörler eğitim düzeyi, devlete olan bağlılık, vergi ahlakı gibi faktörler mükelleflerin vergiye karşı olan ruh hallerini etkilemektedir. Vergilemenin bir psikolojik sınırı olduğu da maliye biliminde kabul edilen bir gerçektir. Kişileri vergi ödemeye sevk eden nedenlerin anlaşılarak buna uygun propaganda, reklam ve tanıtımların yapılması vergi idaresinin tahsilat başarısını da arttıracaktır.

Vergi mükelleflerini vergi ödemeye iten içsel faktörlerin subjektif olduğu kabul edilse bile, bu durum değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Bir mükellef için çabuk değişen bir içsel faktörün bir diğer mükellef için daha zor değişeceği iyi anlaşılmalıdır. Vergi yükümlülerinin vergiye olan tepkilerini azaltmak veya vergiye gönüllü uyumu arttırmak isteyen bir vergi idaresinin bu faktörleri dikkate almadan başarıya ulaşması mümkün olmayacaktır.

 

KAYNAKLAR

ÇATALOLUK, Cuma (2008); “Vergi Karşısında Mükelleflerin Tutum ve Davranışları”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:20, Sayfa:213-228

ÇİÇEK, Halit (2006); “Psikolojik ve Sosyal Yönden Yükümlülerin Vergiye Karşı Tutum ve Tepkileri”, İstanbul Üniversitesi, Yayınlanmamış Doktora Tezi

DEMİRCAN, Esra Siverekli,(2003); “Vergilendirmenin Ekonomik Büyüme Ve Kalkınmaya Etkisi”, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı:21, Temmuz-Aralık.

GERÇEK, Adnan ve Mehmet YÜCE (1998); “Türk Vergi Sisteminin Değerlendirilmesi”, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yayınları, Bursa

KORKMAZ, Esfender (1982); “Vergi Yapısı ve Gelişimi”, 2. baskı, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Yayın, No:489, İstanbul

LEWIS, A. (1982); “The Psychology of Taxation”, Martin Robertson, Oxford

SAĞBAŞ, İsa (2003); “Kamu Tercihi Teorisi ve Türkiye’de Yerel Vergilerin Algılanması”, Amme İdaresi Dergisi, Sayı: 36, Sayfa:169-178

ŞENYÜZ, Doğan (1984); Etkin Bir Vergileme İçin Yükümlü Psikolojisi, Uludağ Üniversitesi SBE Basılmamış Doktora Tezi.

TANZI, Vito and Shome PARTHASARATHI (1993); “Primer on Tax Evasion”, IMF Staff Papers, Vol:40, No:4  (December 1993), p.807–828.

TORGLER, Benno (2005); “Tax Morale and Direct Democracy”, European Journal of Political Economy, Vol:21(2), 525-531

ÜNSAL, Samil (1987); “Vergi Kaçakçılığında Sosyal Etkenler, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,

VOGEL, J. (1974), “Taxation and Public Opinion in Sweden: An İnterpretation of Recent Survey Data”, National Tax Journal, 27.

YENİÇERİ, Harun (2004); “Beyan Esasına Dayanan Vergilerde Vergi Kayıp ve Kaçaklarının Psikolojik Nedenlerinin Tespitine Yönelik Bir Araştırma”, E-yaklaşım, Haziran, 2004, Sayı:11

Turizm İşletmelerinde Belge Düzeni

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 11 Eylül 2013 - 10:59

TURİZM  İŞLETMELERİNDE BELGE DÜZENİ 

 

1.GİRİŞ

        Turizm işletmelerinin genelde gelirleri fazla ve çeşitli olduğu gibi giderlerinin ve maliyet yapılarının da karışık olduğu açıktır. Bu kadar çeşitli gelir veya giderin işletme yöneticilerince değerlendirilmesi için yöneticilere raporlar halinde sunulması gerekmiştir. İşletme yöneticilerin talep ettikleri muhasebe içi veya muhasebe dışı bilgilerin karşılanması için  turizm işletmeleri kendilerine has bir belge düzeni kurmuşlar ve uygulamışlardır. Otel işletmelerinin kendine has belgeleri, folyo, voucher belgesi, konaklama belgesi, adisyonlar, rezervasyon belgeleri, paid out fişleri gibi sayılabilir. İşletmelerde belge düzeni gerçekten önemlidir. Vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmesinde belgeler önemli bir delil olmaktadır.

 

2. TURİZM İŞLETMELERİNDE BELGELER

 

     Muhasebenin temel kavramlarından birisi olan tarafsızlık ve belgelendirme kavramına göre, muhasebe kayıtlarının gerçek durumu yansıtan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayandırılması gerekir. Muhasebe kayıtlarına yansıtılacak olan mali olayları gösteren basılı, yazılı veya elle düzenlenmiş olan kağıtlara belge denir. Belgelere dayanılarak yapılacak muhasebe kayıtlarında şunlara dikkat edilmesi gerekir:

  • Her belge gerçeğe uygun düzenlenmiş olmalıdır.
  • Her belge usulüne uygun gerekli şekil şartlarına bağlı olarak düzenlenmiş olmalıdır.
  • Belgelerde yapılan esası bozmayan hatalar (yapılan hata okunacak şekilde)üzeri çizilerek altına/üstüne veya yanına doğrusu yazılarak paraflanmalıdır.
  • Belgelerde yapılan esası bozan hatalar ise düzeltilmemeli belge iptal edilip yenisi düzenlenmelidir.
  • Belgelerde yer alması gereken imza ve kaşeler tam olmalıdır.
  • Bazen aynı mali olay için birden fazla belge olabilir. Bu gibi durumlarda mükerrer kayıt yapmamak için dikkatli olunmalıdır.
  • Muhasebe kayıtlarına intikal eden belgelerin üzerlerine “kayıtlandı” kaşesi atılmalıdır.

 

     Muhasebenin temel kavramları yanı sıra Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu da belgelere ilişkin düzenlemeler getirmiştir. Türk Ticaret Kanunu belgeleri ticari ilişkiler kapsamında ispat aracı olması ve bu belgelere dayalı olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini tespit edici bir şekilde düzenlemiştir. Vergi Usul Kanunu ise belgeleri vergiyi doğuran olayı tespit etmek veya vergi alacağının tayinine yardımcı olması maksadıyla düzenlemiştir. Her iki kanunda belgelere şekli şartlar getirmiş olup, bu şekil şartlarına uyulmamasının bir takım hukuki sonuçlara bağlamışlardır. Türk Ticaret Kanunu’nun belgelerle ilgili şartlarına uymayan kişiler (ortaklar, üçüncü kişiler, alacaklılar vb.)   hak ve menfaatlerinin kanun tarafından korumaması veya daha az korunması sonucu ile karşı karşıya kalırlar. Buna karşın Vergi Usul Kanunu hükümlerine uymayanlar ise öncelikle usulsüzlük cezalarıyla, belgelerin hiç düzenlenmemiş sayılması ve de kar veya zararın tespiti aşamasında bunların delil niteliği taşımaması sonucuyla karşılaşırlar.

 

      Otel işletmelerinin belge düzenlemek konusunda oldukça iyi bir düzeyde olduğu şeklinde yaygın bir inanış vardır. Oysa belgeleri usul açısından düzenlemenin kolay olmasına karşın esas açısından düzenlemek o kadar da kolay değildir. Bunun nedeni sürekli değişen kanunlar ve karmaşık vergi mevzuatıdır. Otel işletmeleri yaygın olarak otele gelen bir kişiye folyo (hesap kartı) açmakta ve bu kişi otelden ayrılırken de kendisine fatura kesmektedirler. Oysa ki 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 10 ‘uncu maddesinde vergiyi doğuran olayın malın teslimi ve hizmetin ifası halinde kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Bu sebeple de otele gelen bir müşteriye otelden ayrılırken değil her ay fatura kesilmek zorundadır. Aksi halde üç ay kalan bir yolcunun faturasını üç ay sonra düzenlemek, katma değer vergisinin de üç ay sonra ödenmesi sonucuna yol açar. Bu durum 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre de vergi ziyaı cezası ile cezalandırılır. Üstelik bu durumun örneğin kasım aralık ocak aylarında olması halinde, yani yıl sarkması söz konusu ise bir de gelir veya kurumlar vergisi yönünden vergi ziyaı cezasını da kesilecektir. Eğer aynı yıl içerisinde fatura aylık değil de müşterinin otelden ayrılış tarihine göre kesilmişse sadece KDV yönünden vergi ziyaı cezası kesilir.

 

      Gelir vergisi kanunu da tahsilatı değil tahakkuku esas almıştır. Bu sebeple otel işletmelerinin otele gelen müşterilere kaldıkları her ayın sonunda açık fatura kesmelerinin zorunlu olduğu hususunu hatırlatmakta yarar görüyorum. Müşterinin ayrıldığı gün kesilecek olan fatura ile beraber önceki ayların faturaları için tahsilat makbuzu kesmeleri böylelikle de gereksiz yere şekil şartlarının yerine getirmedikleri için ceza yeme riski ile karşı karşıya bulunmamalarını tavsiye ederiz.

 

3. TURİZM İŞLETMELERİNDE FATURAYA İTİRAZ

 

     Fatura, bir malın satıldığı veya bir hizmetin yapıldığı anda, hem bu işin yapıldığını gösteren hem de alıcının ne kadar TL borçlandığını gösteren belgedir. Esas olan malın satıldığı veya hizmetin yapıldığı anda fatura kesmektir. Buna karşılık 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 231’nci maddesi önce irsaliyenin kesilebileceğini hükme bağlamıştır. İrsaliyenin kesilmesi ile beraber bu irsaliyenin faturaya dönüştürülme süresi 7 (yedi) gün olarak düzenlenmiştir. Örneğin 01//09/2013 tarihinde kesilen irsaliyenin faturaya bağlanma süresi 08/09/2013 tarihidir. Burada unutulmaması gereken bir hususta ay sonlarında kesilen irsaliyelerde mutlaka aynı ay içerisinde fatura kesilmesi zorunluluğudur. Yani 25/09/2013 tarihinde kesilen bir irsaliye mutlaka 30/09/2013 tarihine kadar faturaya bağlanmak zorundadır. 02/10/2013 tarihinde fatura kesilmesi halinde katma değer vergisi yönünden ceza kesileceği bilinmelidir.

 

     Faturaya yapılan itirazlar genelde satılan malın yada yapılan hizmetin miktar veya tutarına, birim fiyatına yada malın cinsine istinaden yapılmaktadır. Türk ticaret yaşamında yaygın olan sözlü, güvene dayalı iş yapma anlayışı bu tip sıkıntıları beraberinde getirmektedir. Türk ticaret kanunu faturayı teslim alan kimsenin teslim aldığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde faturaya itiraz etmemesi halinde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağının hükme bağlamıştır. Faturayı kabullenmiş sayılmamak istiyorsak mutlaka sekiz gün içerisinde itiraz etmemiz gerekmektedir.

 

     Faturayı teslim alan kimse alıcının yetkili vekili veya sigortalı elemanı değilse itiraz etmesi gerekmez. Çünkü bu durumda tebligat hiç yapılmamış sayılacaktır. Tebligat usulüne uygun yapılmış ise alıcının satıcıya hitaben noter kanalı ile ihtarname çekmesi veya iadeli taahhütlü mektupla itirazını bildirmesi gerekmektedir.

 

     V.U.K. ‘ nda yer alan ve ticari örf ve adetlere göre fatura düzenleme esasları şunlardır;

 

  • Faturalar mutlaka sıra numarası ve tarih takip ederler. Özellikle tarih hatalarında dikkatli olunmalıdır. Yanlış yazılan tarihler için ya yeni fatura düzenleyip eskisi iptal edilmeli yada hatalı tarihin üstü bütün fatura suretlerinde çizilip üzerine paraflı doğrusu yazılmalıdır. Hatalı tarihler şüphe yaratırlar.
  • İptal edilen faturaların bütün suretleri birbirlerine zımbalanıp üzerine büyükçe İPTAL  yazılmalı daima muhafaza edilmelidir. Eksik suretler iptalde şüphe yaratır.
  • Faturalarda müşterinin vergi dairesi ve vergi numarası, adresi ve unvanı doğru yazılmalıdır. Unvan ve adres hataları şüphe yaratır.
  • Faturalarda ticari örf adet kaşe alt tarafa basılırsa kapalı (yani bedeli peşin, tahsil edilmiş), üst tarafa basılırsa açık (yani vadeli) anlamına gelir.  Oysa Vergi Usul Kanunu kaşe ve imzanın üst tarafa atılmasını zorunlu kılmaktadır. Zaman sıkıntısı olmayan durumlarda bütün faturaların açık kesilmesi ve tahsilat makbuzu düzenlenerek kapatılması daha sağlıklı bir yol olacaktır.
  • Faturalarda miktar ve fiyat ve KDV hesaplamalarına ilişkin hesaplamalar yapılırken titiz davranılmalıdır. Özellikle KDV hesabına dikkat edilmelidir.
  • İrsaliyeli fatura uygulamasında fiili sevk tarihi yazılması unutulmamalı teslim alan kısmı imzalatılmaya çalışılmalıdır. İki sureti malı alan kişiye verilmelidir.
  • Yazı ile ve rakamla belirtilen tutarlar arasındaki farklarda yazı ile yazılan tutar esas alınacağından bu hususta da dikkatli olunmalıdır.
  • İade faturalarında iade edilen malların alış irsaliye ve faturalarının tarih ve seri numaraları mutlaka belirtilmeli ve “iade” ibaresi yer almalıdır.

 

4.TURİZM SEKTÖRÜNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR

     Turizm dünyanın en eski ve en köklü sektörlerinden birisidir.Ülkemizin tarihi kültürel ve doğal güzellikleri onu bir turizm merkezi yapmaktadır. Turizm gelişmekte olan ülkelerde az bulunan döviz rezervlerini arttırdığı için de önem taşıyan bir sektördür. Ayrıca işsizliğin azaltılması hususunda turizmin katkılarını da unutmamak gerekir. Buna karşılık uygulamada turizmi teşvik etmeye yönelik vergisel düzenlemeler oldukça azdır. Turizm işletmeleri sıradan esnaf işletmeleri gibi değerlendirilmekte ve bu şekilde sıradan işletmelerin tabi oldukları vergi rejimlerine göre idare edilmeye çalışılmaktadırlar. Oysa ki bu tip işletmelerin önemlerine istinaden ayrıcalıklı vergi düzenlemelerine muhatap tutulmaları gerekmektedir. Turizm sektörü ile ilgili olarak karşılaşılan vergi sorunları şöyle özetlenebilir:

  1. Turizm İşletmelerinde Belge Düzen: Sezonluk faaliyet gösteren bir sektör olması nedeniyle turistlerin, müşterilerin yoğun olduğu dönemlerde, fatura, adisyon, yazar kasa fişi, günlük müşteri listesi gibi belgeleri düzenleyebilmek çok kolay olmamaktadır. Bu sebeple turizm işletmeleri bazen beş- on milyon TL’lik bir işlemin belgesini vermedikleri için ağır cezalar yemekte ve hatta işyeri kapatma cezası uygulamasına muhatap olmaktadırlar. Turistlere özel bir fatura kesilmek zorunda olması, bu faturanın suret sayısının çokluğu, gümrükten onaylı suretlerin geç gelmesi gibi sorunlarda buna ilave olarak sayılabilir.
  1. Turizm İşletmelerinde Giderlerin Belgelendirilmesi: Görünmeyen giderler adını verdiğimiz giderlerin çokluğu, turizm işletmelerinin belgelendiremediği giderlerinin artmasına dolayısıyla da daha çok vergi ödemesi yapmasına yol açmaktadır.
  1. Muhasebe Hata ve Hileleri: Turizm sektörünün özellikli bir sektör olması konaklama işletmelerinin, seyahat acentalarının, yiyecek –içecek ve eğlence işletmelerinin diğer işletme türlerine benzememesi gibi nedenlerle muhasebe alanında turizm muhasebesi uzmanı nitelikli personelin çok kolay bulunamamasına yol açmaktadır. Yapılan muhasebe hataları da vergi incelemeleri sırasında turizm şirketlerine vergi cezası olarak geri dönmektedir. Üniversitelerin turizm muhasebesi konusunda dersler vermesi veya bu konuda kurs veya seminerlerin düzenlenmesi tavsiye edilebilir.
  1. Kayıt dışılığın Fazla Olması: Sezonluk faaliyet gösterilen bir sektör olması birtakım işletmelerin hiç vergi kaydı olmaksızın 5-6 ay faaliyet göstermesine daha sonra sezon bitince de işyerlerini kapatmalarına yol açmaktadır. Durum böyle olunca da Maliye kaydı bulunan işletmeler rekabetten olumsuz etkilenmektedirler. Özellikle sigortasız işçi çalıştıran işletmelerin çokluğu işlerini yasalara uygun olarak yapan mükelleflere ağır rekabet yükleri getirmektedir. Kaçak turist rehberleri, evlerinin bir kısmını pansiyon olarak kullananlar, kaçak tur düzenleyen otobüs işletmeleri gibi örnekler vermekte mümkündür.
  1. Turizm İşletmelerinde Bürokrasinin Çokluğu: Turizm işletmelerinde bürokrasinin çok olması, sadece turizm işlerine bakan vergi dairelerinin bulunmaması da bir diğer sıkıntıdır. Sadece bu işlere bakan vergi daireleri veya en azından vergi dairesi içerisinde turizm ile ilgili birimler oluşturulması en azından vergi dairelerinde sıra bekleme gereksiz bürokrasi gibi sorunları ortadan kaldırabilecektir.
  1.  Turizm İşletmelerinde Belediyeler: İlan reklam vergisi, işyeri açma ve izin belgesi, hafta sonu çalışma belgesi, işgaliye harcı gibi belgeleri veren belediyeler de bu hususlarda turizm işletmelerine güçlükler çıkartmaktadır. Özellikle ruhsat almanın zor olması olumsuzlukların başında gelmektedir.

 

5. SONUÇ

     Turizm sektöründe görülen bu aksaklıkların giderilmesi, belge düzeninde köklü değişikliklerin yapılması ülkemiz için önemli bir sektör olan turizm sektörünün rahatlatılması bir gerekliliktir. İnşaat sektöründen sonra en çok personel istihdam eden sektör olması nedeniyle turizm sektörüne yapılacak yatırım ve teşvikler işsizliğin azalması yönünde etkiler de yapacaktır.

    Turizm sektöründe Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda KDV uygulanmamakta veya çok düşük oranlar tercih edilmektedir. Örneğin komşumuz Yunanistan ege adalarında KDV’yi %2 gibi çok düşük bir seviyede tutmakta ve vergi yoluyla kendi turizm işletmelerine ciddi avantajlar sağlamaktadır.

     Turizm işletmelerinin ülkemize ciddi döviz kazandırması, ülkemizin tanıtımını yapması, sosyal ve kültürel ilişkileri de geliştirmesi gibi çok yönlü boyutları bulunmaktadır. Turizm işletmelerini sadece vergi alınacak unsurlar olarak algılamak çok yanlış olacaktır.

İndirimli Orana Tabi İşlemlerde İade Uygulaması

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 22 Temmuz 2013 - 11:25

KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca vergi oranları indirilen teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarlarının, Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen sınırı aşan kısmı, bu Tebliğin (4.2.) bölümünde belirtilen borçlara yılı içinde vergilendirme dönemleri itibariyle mahsuben, izleyen yıl içerisinde talep edilmesi kaydıyla nakden ya da söz konusu borçlara mahsuben iade edilebilecektir.

İndirimli oran kapsamında yer almakla birlikte verginin konusuna girmeyen veya KDV den istisna edilen işlemler dolayısıyla yüklenilen vergiler bu Tebliğ kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Buna göre indirimli oran kapsamındaki işlemlerden;

– KDV’nin konusuna girmeyenler KDV beyannamesine dâhil edilmeyecek,

– Kısmi istisna kapsamına girenler dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirim ve iadesi söz konusu olmadığından, yüklenilen bu vergiler işin mahiyetine göre gider, maliyet veya kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacak,

– Tam istisna kapsamına girenler (ihraç kaydıyla teslimler hariç) dolayısıyla yüklenilen vergilerden indirim yoluyla telafi edilemeyenler ise, ilgili işleme ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde iade edilecektir.

Asgari Geçim İndirimi Muhasebe Kaydı

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 10 Ekim 2012 - 14:17

Asgari geçim indirimi nedir?

Asgari geçim indirimi, bireyin veya ailenin asgari geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır.

Kimler asgari geçim indirimi alabilir?

Ücretleri gerçek usulde vergilendirilen gerçek kişiler alabilecektir. Ancak,

    • – Ücretleri diğer ücret kapsamında vergilendirilen hizmet erbabı,
    • – Ücret geliri elde etmeyen diğer gerçek kişiler,
    • – Başka bir kanun hükmü (3218 Serbest bölgeler Kanunu, 4490 Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu, 4691 Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu v.b.) uyarınca ücretlerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayanlar,
    • – Dar mükellefiyet kapsamında ücret geliri elde edenler ise;
    • asgari geçim indiriminden yararlanamayacaklardır.

 

Asgari geçim indirimi nasıl hesaplanır?

Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarına;

      • – Mükellefin kendisi için % 50’si,
      • – Çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u,
      • – Çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5’i
      • – Diğer çocuklar için % 5’i

      olmak üzere ücretlinin şahsi ve medeni durumu dikkate alınarak hesaplanan indirim oranlarının uygulanması sonucu bulunacak matrahın, gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine karşılık gelen %15’lik oranla çarpımı suretiyle bulunan tutarın 12’ye bölünmesi sonucu her aya isabet eden tutar hesaplanır. Hesaplanan bu tutar ise ödenecek vergiden mahsup edilir.

 

Alınabilecek en yüksek asgari indirim oranı nedir?

En yüksek asgari geçim indirim oranı %85`tir.

18 yaşından büyük, çalışmayan ve öğrenim görmeyen çocuklardan dolayı asgari geçim indiriminden yararlanılabilinir mi?

Asgari geçim indirimi uygulamasında “çocuk” tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları ifade etmekte olup, kız veya erkek çocuk ayrımı yapılmamıştır. Dolayısıyla, 18 yaşından büyük, çalışmayan ve öğrenim görmeyen çocuklardan dolayı asgari geçim indiriminden yararlanılamaz.

 

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ MUHASEBE KAYDI.

————————/–/—————————————————–

770.01 İşçi Giderleri 739,21

770.01.001 Brüt Ücret 608,40

770.01.002 SSK İşveren Payı 118,64

770.01.003 SSK İşveren İşsizlik Payı 12,17

136 DİGER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR HS 45,63

136.01 Asgari Geçim İndirimi 45,63

360.01 Gelir Vergisi 81,22

360.01.001 İşçi G.V. 77,57

360.02 Damga Vergisi 3,65

361 ÖDENECEK SOSYAL GÜV. KES. 222,07

361.01 SSK İşçi Payı 85,18

361.02 SSK İşçi İşsizlik Payı 6,08

361.03 SSK İşveren Payı 118,64

361.04 SSK İşveren İşsizlik Payı 12,17

335 PERSONELE BORÇLAR 481,55

KDV TEVKİFAT KAPSAMI VE ORANLARI DEĞİŞTİ

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 28 Haziran 2012 - 13:19

KDV TEVKİFAT KAPSAMI VE ORANLARI DEĞİŞTİ.

01.05.2012 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİREN YENİ UYGULAMADA CEZALI DURUMA DÜŞMEMEK İÇİN SMMM İLE GÖRÜŞMEDEN FATURA DÜZENLEMEYİN.

3065 sayılı KDV kanunun 117 sayılı genel tebliği resmi gazete 14.04.2012 tarihinde yayınlanarak 01.Mayıs.2012 tarihinden itibaren uygulamaya girdi.Maliye Bakanlığının kdv alacağını garantiye almak için yetkisini kullanarak kdv tevfkifat kapsamını genişletti ve oranları arttırdı.
 
Oldukça geniş alanı kapsayan tebiğle gelen yenilikler hakkında kısa bir bilgi vereceğiz,ancak hata yapmamak için fatura düzenlemeden mutlaka SMMM ile görüşün.Yapacağınız yanlışlık vergi cezasına sebep olabilir ve işletmeniz güc duruma düşebilir.
 
KDV tevkifat uygulaması kısaca mal ve hizmet teslim edenin faturasında hesapladığı kdv nin tebliğde belirtilen orandaki tutarının,bu hizmetten yararlanan alıcı tarafından vergi dairesine 2 nolu kdv beyannamesi ile beyan edilip ödenmesidir.Bununla maliye mükellefe şöyle diyor;benim belirlediğim alanlardaki mal ve hizmet teslimlerinde faturalarınızda hesaplayıp müşteriden tahsil ettiğiniz kdv’ni düzgün ödemiyorsunuz.Ben sizden bunu keyfinize bırakmadan peşinen alırım.
 
117 Nolu KDV genel tebliği ile 01.Mayıs.2012 de uygulamaya giren tevkifat konuları ve oranları ile maliye daha fazla kdv tahsil etmeyi düşünüyor.Dolayısıla kayıp kdv ni bu yolla azaltacağını planlıyor.Her yıl artan kapsam ve oranlarla tevkifat uygulamasının sınırları genişleyecek,oranları artacak gibi görünüyor.Tabi burada iyi niyetli ve işlemlerini düzgün yapan dürüst mükellefler için tevkif edilen verginin YMM raporu ile iade alınması da mümkün.
 
Bu acıklamalarımız sonrası 117 Nolu KDV genel tebliğ ile genişletilen kapsam ve yükeseltilen oranlar şöyle olmaktadır;
 
2-TAM TEVKİFAT UYGULAMASI:
Bu bölüm kapsamındaki işlemlerde, işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin tamamı, mal veya hizmetin alıcıları tarafından tevkifata tabi tutulacaktır.
 
2.1.İKAMETGAHI, İŞYERİ, KANUNİ MERKEZİ VE İŞ MERKEZİ TÜRKİYEDE BULUNMAYANLAR TARAFINDAN YAPILAN İŞLEMLER
Buna göre, ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanların Türkiye’de yaptığı hizmetler ile bunların yurt dışında yaptığı ancak Türkiye’de faydalanılan hizmetler KDV’ye tabi olacaktır.KDV’nin sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi için hizmetten Türkiye’de faydalanan muhatabın KDV mükellefi olması şart değildir. KDV mükellefiyeti bulunmayanlar da söz konusu hizmetler nedeniyle KDV tevkifatı yaparak 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan etmek ve ödemek zorundadır.
 
2.2. SERBEST MESLEK FAALİYETİ ÇERÇEVESİNDE YAPILAN TESLİM VE HİZMETLER
Bu uygulamaya göre, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlar, aynı Kanunun 18 inci maddesi kapsamına giren kişilere yapacakları ödemeler ile ilgili olarak gelir vergisi (GV) stopaj tutarı dahil işlem bedeli üzerinden KDV hesaplayıp sorumlu sıfatıyla beyan edip ödeyeceklerdir. Hesaplanan KDV tutarı gelir vergisi stopaj matrahına dahil edilmeyecektir.
 
2.3. KİRALAMA İŞLEMLERİ
 KDV Kanununun (1/3-f) maddesine göre, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi işlemleri KDV’nin konusuna girmektedir.
Buna göre, söz konusu mal ve hakların kiraya verilmesi işlemi, ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde verilen bir hizmet olmasa dahi KDV’ye tabi olacaktır.
 
2.4. REKLAM VERME İŞLEMLERİ
Bu şekilde reklam verme işlemleri ile ilgili KDV, reklam hizmeti verenlerin KDV mükellefi olmaması halinde, reklam hizmeti alanlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
 
3.KISMİ TEVKFAT UYGULAMASI
.1.1. Tebliğin (3.2.) ve (3.3.) bölümleri kapsamındaki işlemlerde, işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin tamamı değil, bu işlemler için izleyen bölümlerde belirlenen orandaki kısmı alıcılar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecek; tevkifata tabi tutulmayan kısım ise satıcılar tarafından mükellef sıfatıyla beyan edilip (beyannamede ödenmesi gereken KDV çıkması halinde) ödenecektir.
 
3.2. KISMİ TEVKİFAT UYGULANACAK HİZMETLER
 
3.2.1. YAPIM İŞLERİ İLE BU İŞLERLE BİRLİKTE İFA EDİLEN MÜHENDİSLİK-MİMARLIK VE ETÜT-PROJE HİZMETLERİ
Tebliğin (3.1.2/b) ayırımında sayılanlara karşı ifa edilen yapım işleri ile bu işlerle birlikte ifa edilen mühendislik-mimarlık ve etüt-proje hizmetlerinde alıcılar tarafından (2/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.2.4. YEMEK SERVİS VE ORGANİZASYON HİZMETLERİ
Tebliğin (3.1.2/b) ayırımında sayılanlara karşı ifa edilen her türlü yemek servis ve organizasyon hizmetlerinde alıcılar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.2.5. İŞGÜCÜ TEMİN HİZMETLERİ
Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanlara, faaliyetlerinin yürütülmesi ile ilgili işlemlerde kullanacakları işgücünün sağlanması şeklinde verilen hizmetlerde (işgücü temin hizmeti alımlarında) alıcılar tarafından (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.2.6. YAPI DENETİM HİZMETLERİ
Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanlara verilen yapı denetim hizmetlerinde alıcılar tarafından (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.2.7. FASON OLARAK YAPTIRILAN TEKSTİL VE KONFEKSİYON İŞLERİ, ÇANTA VE AYAKKABI DİKİM İŞLERİ VE BU İŞLERE ARACILIK HİZMETLERİ
Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanlara yapılan fason tekstil ve konfeksiyon işleri, fason çanta ve ayakkabı dikim işleri ile Tebliğin (3.2.7.2.6) bölümünde belirtilen aracılık hizmetlerinde, alıcılar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.2.8. TURİSTİK MAĞAZALARA VERİLEN MÜŞTERİ BULMA/GÖTÜRME HİZMETLERİ
Tebliğin (3.1.2./a) ayrımı kapsamındakilere turizm acentesi, rehber ve benzerlerince verilen müşteri bulma hizmetlerinde, alıcılar tarafından (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.2.9. SPOR KULÜPLERİNİN YAYIN, REKLAM VE İSİM HAKKI GELİRLERİNE KONU İŞLEMLERİ
Profesyonel spor kulüplerince (şirketleşenler dahil) yapılan, bu Tebliğin (3.2.9.2.) bölümü kapsamındaki işlemlerde, Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanlar tarafından (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.2.10. TEMİZLİK, ÇEVRE VE BAHÇE BAKIM HİZMETLERİ
Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanların Tebliğin (3.2.10.2.) bölümünde belirtilen temizlik, çevre ve bahçe bakım hizmeti alımlarında, alıcılar tarafından (7/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.2.11. SERVİS TAŞIMACILIĞI HİZMETİ
Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanların, Tebliğin (3.2.11.2.) bölümü kapsamındaki taşımacılık hizmeti alımlarında (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
 3.2.12. HER TÜRLÜ BASKI VE BASIM HİZMETLERİ
Tebliğin (3.1.2/b) ayırımında sayılanlara karşı ifa edilen baskı ve basım hizmetlerinde alıcılar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.2.13. YUKARIDA BELİRLENENLER DIŞINDAKİ HİZMETLER
KDV mükellefleri tarafından, 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruşlara ifa edilen ve yukarıda belirtilmeyen diğer bütün hizmet ifalarında söz konusu idare, kurum ve kuruşlar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
 
3.3. KISMİ TEVKİFAT UYGULANACAK TESLİMLER
3.3.1. KÜLÇE METAL TESLİMLERİ
Tebliğin (3.3.1.2.) bölümünde belirtilen külçe metallerin Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanlara tesliminde, (7/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.3.2. BAKIR, ÇİNKO VE ALÜMİNYUM ÜRÜNLERİNİN TESLİMİ
Bakır ve alaşımlarından, çinko ve alaşımlarından, alüminyum ve alaşımlarından mamul, Tebliğin (3.3.2.2.) bölümünde belirtilen ürünlerin Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanlara tesliminde, (7/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.3.3. HURDA VE ATIK TESLİMİ
Metal, plastik, lastik, kauçuk, kağıt, cam hurda ve atıklarının teslimi KDV Kanununun (17/4-g) maddesigereğince KDV’den müstesnadır. Ancak, bu malların teslimi ile ilgili olarak aynı Kanunun (18/1) maddesine göre istisnadan vazgeçilmesi mümkündür.
 
3.3.4. METAL, PLASTİK, LASTİK, KAUÇUK, KAĞIT VE CAM HURDA VE ATIKLARDAN ELDE EDİLEN HAMMADDE TESLİMİ
KDV mükellefleri tarafından Tebliğin (3.3.4.2.) bölümünde belirtilen ürünlerin, Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanlara tesliminde, (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.3.5. PAMUK, TİFTİK, YÜN VE YAPAĞI İLE HAM POST VE DERİ TESLİMLERİ
KDV mükellefleri tarafından Tebliğin (3.3.5.2.) bölümünde belirtilen malların, Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanlara tesliminde, (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
3.3.6. AĞAÇ VE ORMAN ÜRÜNLERİ TESLİMİ
Tebliğin (3.1.2.) bölümünde sayılanların, Tebliğin (3.3.6.2) bölümünde belirtilen ürün, artık, talaş ve kırpıntı alımlarında (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
 
Görüldüğü gibi KDV Tevkifat kapsamı ve oranları büyük oranda değişmiştir.3065 sayılı KDV kanunun 117 seri nolu  KDV genel Tebliğinde  konu tümüyle acıklanmıştır.01.Mayıs.2012 tarihinde uygulamaya giren bu tebliğ kapsamındaki işlemler için,mükelleflerin  fatura düzenlemeden mutlaka SMMM ile görüşmesi gerekir.

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR NASIL OLUNUR

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 25 Şubat 2012 - 9:48

Yeminli Mali Müşavir ( YMM ) Nedir ?

TANIMI : Kişi ve şirketlere ait işletmelerin muhasebe sistemlerini kuran, geliştiren; muhasebe, finans ve mali (para ile ilgili) konularda belgelere dayanarak inceleme ve denetim yapan, mali tabloların ve beyannamelerin yasa ve yönetmelik hükümleri, muhasebe prensipleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelendiğini onaylayan kişidir. (Yeminli Mali Müşavirler defter tutamazlar.)

GÖREVLERİ :  Meslek elemanlarının Serbest Muhasebeci – Mali Müşavirlerin yaptığı görevlerin dışında asıl işlevleri tasdik işlemlerini yapmaktır. (Yeminli mali müşavirlerin tasdik edecekleri belgeler, tasdik konuları ile tasdike ilişkin usul ve esaslar; gerçek ve tüzel kişilerin mükellefiyet şekilleri, işkolları ve ciroları, döviz kazandırıcı işlemleri, ithalat ve ihracatları, yatırım miktarları ve nevileri ile belgelerin ibraz edileceği merciler esas alınmak suretiyle Maliye ve Gümrük Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.) -Yeminli Mali Müşavirler yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumludurlar. Yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, kayba uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan yükümlülerle birlikte ve zincirleme sorumlu olurlar. Yeminli Mali Müşavirler yaptıkları tasdikin kapsamını düzenleyecekleri raporda açıkça belirtirler.

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

Yeminli Mali Müşavir olmak isteyenlerin; -Sayısal düşünme yeteneğine, -Ayrıntılara dikkat edebilme gücüne sahip, -Büro işlerinde çalışmaktan ve verilerle (sayılarla) uğraşmaktan hoşlanan, -Düzenli, sorumlu, sabırlı ve dikkatli kimseler olmaları gereklidir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI

Yeminli Mali Müşavirler, büro ortamında ve oturarak görev yaparlar. Görev sırasında birinci derecede verilerle ilgilidirler. Çalışma koşulları düzenlidir. Kişi çalışırken, zaman zaman işletme sahipleriyle, Maliye Bakanlığı personeliyle, bağlı olduğu meslek kuruluşlarıyla ve meslektaşlarıyla etkileşim halindedir.

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI

-Yeminli Mali Müşavirler yasa gereği olarak muhasebe bürosu açamamakta ve muhasebe bürolarına ortak olamamaktadır. Kendilerine özel Yeminli Mali Müşavirlik bürosu açabilirler. -Özel işletmelerde çalışabilirler. -Vergi ilişkileri, ticaret, hukuk, finans ve endüstri sektöründe meydana gelen gelişmelerin yarattığı mali ve ekonomik sorunların her geçen gün giderek daha karmaşık hale gelmesi meslek elemanlarına duyulan ihtiyacı artırmaktadır.

MESLEĞE EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER

3568 sayılı Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci – Mali Müşavirlik, Yeminli Mali Müşavirlik kanunu gereğince; -Hukuk, İktisat, Maliye, İşletme, Muhasebe, Bankacılık, Kamu yönetimi, İktisadi ve İdari Bilimler ve Siyasal bilimler dallarında eğitim veren fakülteler, -Yukarıda yazılı bölümlerle denkliği yüksek öğretim kurumunca tasdik edilmiş yabancı yüksek öğretim kurumları, -Yukarıdaki yazılı bölümlerde yüksek lisans eğitimi veren fakülteler.

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ

Yeminli Mali Müşavir olabilmek için; En az 10 yıl Serbest Muhasebeci – Mali Müşavir olarak çalışmış olmak. (Bu süre bir anlamda Yeminli Mali Müşavirlik için staj alarak düşünülebilir.) Ayrıca, 13 Haziran 1989’da çıkarılan 3568 sayılı Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlik Meslek kanunu uyarınca vergi inceleme yetkisi almış olanların, bu yetkiyi aldıkları tarihten itibaren kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi ve siyasal bilimler dallarında öğretim üyeliği veya görevliliği yapmış olanların bu hizmetlerinde geçen süreleri serbest muhasebeci mali müşavirlikte geçmiş süre olarak kabul edilir. Yapılan Yeminli Mali Müşavirlik sınavında başarılı olmak. (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlik Meslek kanunu uyarınca vergi inceleme yetkisi almış ve mesleki yeterlilik sınavını vermiş olanlar ile yukarıda sayılan bölümlerde profesörlük unvanı almış bulunanlar için sınav şartı aranmaz.) Yeminli Mali Müşavirlik sınavı konuları: 1.İleri düzeyde Finansal Muhasebe 2.Finansal Yönetim 3.Yönetim Muhasebesi 4.Denetim ,Raporlama ve meslek hukuku 5.Revizyon 6.Vergi tekniği 7.Gelir üzerinden alınan vergiler 8.Harcama ve Servet üzerinden alınan vergiler, 9.Dış Ticaret ve Kambiyo Mevzuatı 10.Sermaye Piyasası Mevzuatı

MESLEKTE İLERLEME

Yeminli Mali Müşavirlik genel adı muhasebecilik olan mesleğin ilerleme açısından son basamağı olup Yeminli Mali Müşavirlerin ilerleyebilecekleri bir aşama bulunmamaktadır.

BENZER MESLEKLER

Noter, Vergi kontrolörü, Hesap uzmanı, Maliye ve sigorta müfettişi, Bankacı.

ÜCRET DURUMU

Yeminli Mali Müşavir adayları Serbest Muhasebeci-Mali Müşavir olarak çalışırken değişiklik gösterebilen oranlarda gelir elde etmektedirler. Her Yeminli Mali Müşavirin kazanç durumu ise denetimini yaptığı işyerine, işteki tecrübesine, başarısına ve iş kapasitesine göre değişebilmektedir.

2013 Yılında Muhasebe Defterleri

Ana Sayfa » Genel Muhasebe (Page 3)
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 23:33

Ticari Defterler TMS’ye Uygun Tutulacak

Bu yazımda yeni Türk Ticaret Kanunu’nun ticari defterler konusundaki maddelerini yorumlamak istiyorum.

Bazı maddeleri hariç genel olarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda defter tutma yükümlülüğü 64.madde ile düzenlenmiş bulunmakta.

Bu maddeye göre her tacir, ticari defterleri tutmak ve tuttuğu bu defterlerde, ticari işlemleriyle mal varlığı durumunu Türkiye Muhasebe Standartları (TMS)’ na  göre ortaya koymak zorunda.

Burada şunu unutmamak gerekiyor, 64.maddeye göre tutulacak defterler sadece (muhasebe defterleri )  yevmiye, defteri kebir ve envanter defteri değil.

Ticari defterlerin içinde pay defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi muhasebe dışındaki defterler de bulunmakta.

Ayrıca 64.maddenin 5.fıkrasında da belirtildiği üzere Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu yevmiye, defteri kebir ve envanter defteri dışında tutulacak defterleri bir tebliğ ile belirleyebilir.

64.maddenin 2.fıkrasına baktığımızda, defter tutma yükümlülüğü sadece yukarıda bahsedilen defterlerle sınırlı olmadığı anlaşılıyor.

İşletmeyle ilgili gönderilmiş olan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer bir şekilde kopyası, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklanmak zorunda.

Burada bir şey dikkat çekiyor, 64.maddenin 2. fıkrasında her türlü belgenin aslının saklanması gerektiğine dair açık bir ifade yok.

Söz konusu fıkrada “……her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını…” yazmakta.

Yani belgenin aslı yerine fotokopisini de yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamanın yeterli olacağı anlaşılıyor.

Defterlerin Açılış ve Kapanış Tasdikleri

Yeni 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 64.maddenin 3.fıkrasında defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri düzenlenmekte.

3.fıkradan şunlar anlaşılıyor ;

a) Ticari defterlerin açılış ve kapanışı noterler tarafından onaylanır.

b) Kapanış onayları, izleyen dönemin altıncı ayı sonuna kadar yapılır.

c) Şirketlerin kuruluşunda defterlerin açılışı noter ya da ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir.

d) Defterlerin açılış onayı noter tarafından yapılması halinde, noter ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorunda.

e) Türkiye Muhasebe Standartları’na göre elektronik ortamda veya dosyalama suretiyle tutulan defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca bir tebliğ ile belirlenir.

Mevcut duruma göre önemli farklılıklar ;

a)      Tüm ticari defterler açılış ve kapanış onayına tabi olacak.

b)      Kapanış onayları noterler tarafından izleyen faaliyet döneminin altıncı ayı sonuna kadar yapılabilecek.

Eski 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre yevmiye (Ocak ayı sonuna kadar) ve envanter defteri (yeni yılın Mart ayı sonuna kadar) kapanış tasdikleri yapılması gerekiyor.

Yeni TTK 64.madde 4.fıkrada, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı müzakere defterini de ticari defter olarak gösterilmekte. Dolayısıyla bu defterlerde açılış ve kapanış tasdikine tabi olacaklar.

Vergi mevzuatı yönünden ise, Vergi Usul Kanunu (VUK)’na göre onaylanacak defterler ve tasdik zamanları farklılık göstermekte.

VUK 220.maddesine göre tasdik ettirilecek defterler şunlar ;

  1. Yevmiye ve envanter defterleri,
  2. İşletme defteri,
  3. Çiftçi işletme defteri,
  4. İmalat ve istihsal vergisi defterleri,
  5. Nakliyat vergisi defteri,
  6. Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri,
  7. Serbest meslek kazanç defteri.

VUK 220.maddesinde dikkat edileceği gibi birinci sınıf tacirlerin tuttuğu defteri kebir bulunmamaktadır.

Yine VUK’na göre defterlerin tasdik zamanları, öteden beri işe devam edenler, özel hesap dönemine tabi olanlar, yeni işe başlayanlar, sınıf değiştirenler veya yeni bir mükellefiyete girenler, vergi muafiyeti kalkanlar, mevcut defterlerini gelecek yıl da kullanacaklar açısından farklılık göstermekte.

Vergi Usul Kanunu 221 ve 222.maddelerinde defterlerin tasdik zamanları verilmektedir.

Yeni TTK’nda Defterlerin Tutulma Kuralları

Ticari defterlerin tutulmasında uyulacak şekle ilişkin kurallar 65.maddede verilmekte.

Bu kuralları şöyle sıralamak istiyorum ;

1)      Ticari defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulmak zorunda. Defter ve kayıtlarda kısaltmaların, rakamların, harflerin ve sembollerin kullanılması halinde anlamları açıkça belirtilmek zorunda.

2)      Defterlere yapılan yazımların ve diğer gerekli kayıtların zamanında, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli yapılması gerekmekte.

3)      Bir yazımın ve kaydın önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.

Şunu anlamak mümkün herhalde,  bir eski kayıt karalanmamalı, kapatılmamalı, herhangi bir şekilde silinmemeli, görülecek ve okunacak şekilde olmalı. Eski kayıt ne yazılmış olduğu görülecek şekilde temiz bir şekilde çizilmelidir.

Burada Vergi Usul Kanunu 217.maddesinden bahsetmek istiyorum.

VUK 217.maddeye göre yevmiye defteri haricindeki defter ve kayıtların yanlış yazılması halinde yanlış rakam ve yazı okunacak şekilde çizilerek, üst veya yan tarafına veyahut ilgili bulunduğu hesaba doğrusu yazılarak düzeltilebilir.

Yevmiye defterinde yapılacak hatalar ise ancak muhasebe kaidelerine göre düzeltilebilir.

4)      Ticari defterler ve gerekli diğer kayıtlar, olgu ve işlemleri saptayan belgelerin dosyalanması şeklinde ya da veri taşıyıcıları aracılığıyla tutulabilir.

Ancak muhasebenin bu tutuluş biçimi ile uygulanan yöntemlerin Türkiye Muhasebe Standartları’na uygun olması gerekmekte.

Ayrıca, defter ve kayıtların elektronik ortamda tutulması halinde, bilgilerin saklanma süresi boyunca ulaşılması ve kolaylıkla okunmasının temin edilmesi şarttır.

Evet, muhasebeci olarak yeni Türk Ticaret Kanunu’nu çok iyi okumamız, şimdiki duruma göre farklılıkları ve yenilikleri iyice hazmetmemiz gerekiyor.

Türkiye Muhasebe Standartları uygulamasına ve diğer yeniliklere hazırlanmak açısından önümüzdeki aylar ve 2012 yılı, muhasebe yönetim ve çalışanları için kaybedilmemesi gereken zaman dilimi olacak.

Zaman çabuk geçiyor, yazının başında da bahsettiğim gibi bazı maddeleri hariç kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek.

Kanun sadece muhasebecileri değil, şirket sahiplerini, yönetim kurullarını da yakından ilgilendiriyor.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI