Basından bir avantajım olur mu, ne kadar emekli maaşı alabilirim?

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 28 Ağustos 2014 - 9:27

>Ali C.
06.05.1968 doğumluyum. 14.06.1984 tarihli Sigorta girişim ve 8.828 günüm var. 1994-1997 tarihleri arasında toplam 1.014 gün 2A basın çalışmam var. Basından bir avantajım olur mu, ne zaman emekli olurum, ne kadar emekli maaşı alabilirim?
CEVAP: 14.06.1984 tarihli Sigorta girişiniz ve 8.678 gününüz var. 1995-1997 yılları arasında  8 ay 6 gün basın indiriminiz var. Bu süre kadar giriş tarihiniz geri gidiyor ve 08.10.1983 oluyor. 25 yıl, 47 yaş ve 5.150 günle emekli olabilirsiniz. Emeklilik şartlarınızın tespitinden bir sene kazandınız. Basın indirimi olmasaydı, 48 yaşınızda emekli olacaktınız. Basın indirimi aynı zamanda sigortalılığınıza ilave ediliyor ve emeklilik yaşınızdan düşülüyor. Böylece 47 yaşınızın dolduğu 06.05.2015 tarihi yerine, 30.08.2014 tarihinde emeklilik müracaatı yapabilirsiniz. 1.921 TL civarında emekli maaşı bağlanabilir.
NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?
>Fatih Ö.
15.03.1977 doğumluyum. 01.03.1999 tarihli SSK girişim var. 1997-1998 yıllarında 18 ay askerlik yaptım. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.03.1999 tarihli Sigorta girişiniz ve 4.565 gününüz var. 25 yıl, 58 yaş ve 5.975 günle emekli olabilirsiniz. Askerliğinizin 16 ayını borçlanırsanız; 57 yaşınızda, 5900 günle emekli olursunuz.
Fecri Y.
01.09.1966 doğumluyum. İlk işe giriş tarihim 01.12.1989’dur. 01.12.1990-31.03.1992 tarihleri arasında toplam 16 ay yedek subay olarak askerlik yaptım. 1992-1995 tarihlerinde sigortalı çalıştım. 1995 yılından beri Almanya’da çalışmaktayım. Emeklilik tarihime Yedek Subaylığımın etkisi ne olur, ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre; 25 yıl, 52 yaş ve 5.525 günle emekli olabilirsiniz. Yedek Subaylıktan 3 ay fiili hizmet zammınız var. Giriş tarihinizi 3 ay geri çekiyor ve girişiniz 01.09.1989 oluyor. Böylece 51 yaşınızda, 5.450 günle emekli olursunuz. FHZ size bir sene kazandırıyor. Eksik kalan günlerinizi yurt dışı çalışmalarınızdan borçlanarak tamamlayabilirsiniz.
>Hasan S.
15.08.1959 doğumluyum. 1980-1981 yıllarında 20 ay askerlik yaptım ve borçlanıp ödedim. 01.01.1990 tarihi itibariye Tarım Sigortası, Tarım Bağ-Kur’una prim ödedim. 2011-2014 yılları arası 4a/ek5 kapsamında isteğe bağlı sigorta ödüyorum 3.944 günüm var. Ne zaman ve hangi kurumdan emekli olabilirim?
CEVAP: 20 ay askerlik borçlanmanızla birlikte 4/a ve 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 3.944 gününüz var. 15 yıl, 60 yaş ve 3.600 günle SSK’dan emekli olabilirsiniz. 15 yılınız ve gününüz dolmuş. 60 yaşınızın dolduğu 15.08.2019 tarihinde emekli olursunuz.
>Ziya D.
23.06.1968 doğumluyum. 1988 yılında Sigorta girişim var. 1992-1995 yıllarında 1.157 gün BAĞ-KUR ödedim. 2000 yılından itibaren sigortalı çalışıyorum. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.04.1988 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 4.988 gününüz var. 25 yıl, 50 yaş ve 5.375 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız dolmuş. 13 ay daha prim öderseniz; 50 yaşınızın dolduğu 23.06.2018 tarihinde, 5.375 günle emeklilik müracaatı yapabilirsiniz.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/lutfi-koksal/582031.aspx

Tübitak-Teydeb Yeni Proje Önerisi Formatı Hakkında Ön Çalışmalarımız

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 04 Ağustos 2014 - 7:58

TÜBİTAK-TEYDEB YENİ PROJE ÖNERİSİ FORMATI HAKKINDA ÖN ÇALIŞMALARIMIZ

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ar-Ge ve İnovasyon Danışmanı, YMM
abdanmer@gmail.com
www.abdanmer.com

 

GİRİŞ

 

MEVCUT DURUM

Uzun bir bayram tatili geçerdik, umarım dinlenmişizdir, artık işimize tekrar odaklanma zamanı geldi. Buradaki bilimsel soru işimize nereden ve hangi öncelikle başlamalı sorusudur. Bizce problemli alandan başlamak yönündedir. Basından elde ettiğimiz bilgilere göre, son aylarda sanayiye yönelik iç ve dış talepte belirgin bir düşme var. Bize göre talebi artırmanın en garantili yolu yenilik ve buna bağlı olarak araştırma faaliyetlerimizi artırmamız gerekir.2009 krizinden en çok etkilenen AB ülkeleri arasından H2020 KOBİ ARACI destek programının Temmuz 2014 sonuçlarına göre kabul edilen proje sayısı itibariyle İspanya birinci, İngiltere ikinci, İtalya üçüncü, Almanya dördüncü sırada yer almaktadır. Türkiye ise sonlardadır.

Ar-Ge ve Yenilik projelerinde merkezi rolü TÜBİTAK oynamaktadır. Bu kurumun motivasyonu ile verilen proje sayısı arttırabilir. 2014 Mayıs sonu itibariyle TÜBİTAK-TEYDEB Proje öneri formatında önemli iyileştirmeler yapıldı. Bir bilim adamı olarak bu formatın özellikle bilimsel yönünü bayram süresince inceledim ve apriori (tahmini bilgi) olarak aşağıdaki bazı ara sonuçlara ulaştım. Elbette bu tahmini çıkarımların yanılgılarının ayıklanması ve doğruluk derecesi, bu kuruma verilecek projelerden aposteriori (deneyim bilgisi) olarak alınacak geri bildirimlerle ortaya çıkacaktır.

 

KRİTİK BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK UNSURLAR

1.Projenin başlangıç noktası, mevcut teknolojik durumdur. Mevcut durumda bilgi stoğumuzla çözemediğimiz bir teknolojik bir durumla karşı karşıyayız. Yeni ve özgün teorik/uygulamalı fikirler geliştirerek, bu fikirlerin tasarım sürecinden geçerek prototip imalat ve fiziki ortamda geçerlilik testlerine uzanması gerekiyor.

2.Çözüm süreci için ne gibi sistematik bilimsel ve teknolojik çalışmalar yapılabilir sorusunun cevabı için bence aşağıdaki Teknoloji Hazırlık Seviyeleri (Technology readiness levels (TRL)  tablosu büyük önem taşımaktadır:

– TRL 1 –  temel teorik prensiplerin gözlenmesi,

– TRL 2 –  teknoloji kavram geliştirme ve neden-sonuç ilişkilerinin formüle edilmesi,

– TRL 3 –  teknoloji kavram geliştirme ve ilişkilerinin analitik ve deneysel kanıtlanması,

– TRL 4 – Laboratuvar ortamında teknolojinin doğrulanması,

– TRL 5 –Prototipin çalışma ortamına benzetilmiş ortamda doğrulanması,

– TRL 6 – Prototip ürünün çalışma ortamına benzetilmiş ortamda denenmesi,

– TRL 7 –Prototip ürünün gerçek çalışma ortamında performans gösterimi,

– TRL 8 – Prototip ürünün tamamlanması ve fiziksel testlerle standartlara olan uygunluğunun kalifiye edilmesi,

– TRL 9 –Prototip ürünün gerçek ortamda geçerliliğinin kanıtlanması.
Farklı seviyelerdeki çalışmalar ile ilgili olarak TÜBİTAK formatının B.3 bölümünde sorgulama yapılmaktadır. Bize göre sistematik olması ve atlanılmaması için bu listenin doldurulmasında her bir TRL seviyesinde ilgili projede öngörülen literatür analizi, gözlem, deney ve testler yazılmalıdır.

Proje Faaliyetlerinin Kapsadığı Teknik ve Teknolojiler ile Özgün Katkılar

Projede özellikle tasarım/geliştirme süreçlerinde geliştirilecek ya da kullanılacak teknik ve teknolojileri aşağıdaki tabloda listeleyiniz. Projenin teknik/teknolojik içeriğine kuruluşunuzun özgün katkılarını ve kuruluşunuz dışından destek alınacak uzmanlık konularını da belirtiniz (Tablo T.1):

Teknik / teknolojinin adı/tanımı               Kullanılacak / Geliştirilecek Projede niçin ihtiyaç duyulduğu Projenin hangi aşamasını ilgilendirdiği (iş paketi no) Bu çalışmayı yürütecek –en az lisans derecesine sahip- proje personelleri Kuruluş dışından danışmanlık / hizmet alınacak kişi ya da kuruluşlar

“… analizi”

“Yeni …üretim tekniği”

“… testleri”
3.Yenilikçi unsurlar mukayeseli olarak B.2 bölümünde hem bileşenler bazında hem de bileşenler arasındaki etkileşim açısından ayrı ayrı ele alınır. Burada yenilikler deyince hem kendi mevcudumuza hem de yerli ve yabancı muadillere göre projemizin teknik yenilik ve iyileştirmeleri ile kullanıcıya sağlanacak kolaylıklar analiz edilir.

4.Yenilikçi unsurlara ve başarı ölçütlerine ulaşımında öngörülen faaliyetler, ar-ge sistematiği olarak tanımlanır ve formatın B.1 Bölümünde Ar-ge Sürecinde Kullanılacak Yöntemlerin bilimsel ve teknolojik yaklaşımlara göre açıklanması talep edilmektedir. Bence burada POPPER’in “The Logic of Scientific Discovery” ve diğer kitaplarında dile getirdiği aşağıdaki bilimsel yaklaşımın yol göstericiliği önem taşımaktadır:

A.-Çıkış noktamız problem olmalı(yukarıda tanımladığımız gibi).

B.-Birden fazla çözüm denemeleri ve yöntemleri ortaya atılarak, hedefe uygunluk bakımından denemeler eleştirel analize tabi tutulmalı. Problem çözümü için tek yöntem ya da stratejinin olduğu durumda, proje terminolojisiyle ifade edersek ortada bir ar-ge unsuru değil, yatırım unsuru olduğu belirtilir.

C.-Eleştirel analiz sonucu bize uygun bir yöntem dışında diğer seçenekler ya da denemeler elenir ya da ortadan kaldırılır. Elimizdeki seçtiğimiz tek seçenek ya da yöntem geçici olarak doğru olduğu varsayılarak, bu geçici doğruluğu için de gerçek ortamda olgularla test ve sınamalarla karşılaştırılıp, örtüşüp örtüşmediği ortaya konulmalıdır. Ege Cansen’in Hürriyet’te yayınlanan yazısının alt başlığında “Tersi savunulamayan şey strateji değildir” bölümünde; Vizyon, hedeftir. Strateji (ya da bize göre aynı anlamda yöntem, metot) ise, o hedefe ulaşmak için izlenmesi gereken anayoldur açıklamasından sonra, bizim ar-ge projelerinde proje hedefleri arasında sıkça kullandığımız “yüksek katma değerli ürünler üretip, bunları ihraç etmek “ ibaresinin aksi savunulamayacağı yani her durumda geçerli olduğu için strateji olmadığını, olması için de tercih içermesi ve risk taşıması gerektiğini belirtiyor. Bize göre çok doğru bir bakış açısı.

D.-Bir önceki paragrafla bağlantılı olarak seçtiğimiz strateji ya da yöntemin gözle görülebilir bir yeniliğe yol açacağı ve bu yöntemin de bu hedefe ulaşmada riskler taşıdığı(bilimde kesinlik yoktur)belirtilerek, riskleri önleme planları yapılır. Risk ya da belirsizlikler TÜBİTAK Formatının B.3 deki aşağıdaki alt bölümde sorgulanmaktadır:

“Teknik/Teknolojik Belirsizlikler ve Zorluklar”.

POPPER’İN bilimsel yaklaşımından ar-ge sistematiği için benim çıkardığım özet bilgi: Seçtiğimiz yönteme göre hedeflediğimiz yenilikçi ve özgün yönler, belli değer ve yapısal prensiplerde geçerlidir. Bu bakımdan geçerli olmayan diğer değer ve ilişkileri içeren yönleri potansiyel yanlışlayıcı (falsifier)olarak değerlendirmek gerekir(yanlışlanamayan hipotez, varsayım ya da iddia bilimsel değildir). Ürün ve süreç yenilikleri tasarımında; geçerlilik alanını daraltmak suretiyle yanlışlanabilirlik, sınanabilirlik ve doğru çıkması koşuluyla bilgi sağlayıcı içeriğin en yüksek olduğu değerlerin elde edilmesi amacıyla süresince optimizasyon çalışmaları mutlaka yapılmalıdır. Tercih ettiğimiz deneme çözümünün amaçlanan başarı kriterlerine yol açmasında daima bilimsel ve teknolojik belirsizlikler(riskler) olabileceğini dikkate almak gerekir. Çünkü deneme çözümü bir öngörü yada bir tahminden ibarettir. Bir bakıma “A’ya ulaşmak için B’yi yapmalıyız ya da B’yi yaparsak A olacaktır” şeklindeki ön deyidir. Bir öngörünün yanlış çıkması hiç de istisnai bir durum değildir. Bu bakımdan ar-ge projesi yapma sürecinde fiziksel boyutta prototip imalata geçmeden önce, tasarım aşamasında mühendislik hesaplarının ve optimizasyon koşullarını belirleyen bilgisayar ortamındaki doğrulama analizlerin yapılması zorunludur.

BÜTÇE MALİYET KALEMLERİ

5.Biraz da proje önerisinin bütçe maliyet kalemlerinden söz edersek, aşağıdaki hususlara dikkat edilmesinde fayda var.

A-     PERSONEL GİDERLERİ

–      Proje Önerisinde Personel Maliyeti Nasıl Hesaplanır?

TÜBİTAK projelerinde personel giderlerini doldurulurken proje başlangıç tarihinden önceki altı ay dikkate alınarak, brüt ücret, SGK işveren payı, SGK işveren işsizlik payı, varsa ikramiye tutarları yazılarak ortalama aylık maliyeti bulunmaktadır (ortaklarda bir aylık giriş yapılıyor).

–      Adam/Ay Oranı Nedir? Uygulamada adam/ay oranı ne olmalıdır?

Projede görev alan personel diğer üretim faaliyetlerinde de çalıştığından adam/ay oranlarını gerçek ile uyumlu olarak, abartılmadan yazılması gerekir. Bize göre proje yürütücüsü adam/ay oranı 0,40’ı geçmemeli, diğerleri ise 0,20 ila 0,30 arasında olmalı, her şekilde birden fazla proje gerçekleştiriyor ise personel başına adam/ay oranı (1) geçmemesine dikkat edilmelidir.

–      Mali Raporda personel giderleri nasıl hesaplanır?

TÜBİTAK mevzuatına göre personel giderleri hesaplanırken, aylık olarak G011-A formu dolduruluyor. Bu formda ilgili personelin Adı / Soyadı, SGK çalışılan gün sayısı, brüt ücreti, SGK İşveren Payı, SGK İşveren İşsizlik Payı varsa İkramiyesi yazılıyor. Daha sonra 5510 Sayılı Kanun kapsamında 5 puanlık düşüş yapılıyor, 5746 Sayılı Kanun kapsamında %50 SGK İşveren Payı düşülüp, gelir stopaj teşviki ve damga vergisi istisnası düşülerek maliyet hesabı yapılmaktadır. Daha sonra G011-B formuna ilgili aylara ait maliyetler aktarılarak ortalama aylık maliyet tutarları bulunmaktadır. G011-C formunda ise ilgili personelin işe giriş tarihi, öğrenim durumları, lisans mezunlarının mezuniyet tarihleri, proje başvuru tarihi ile mezuniyeti arasında geçen süre yazılıyor. İlgili dönem asgari brüt ücret ve öğrenim durumlarına göre brüt asgari ücret kat sayıları hesaplanarak G011-B formundaki ortalama aylık maliyet ile mukayesesi yapılarak hangisi düşük ise G011 formuna aktarılıyor. G011 formunda ise proje önerisinde yazılan ve TÜBİTAK’ın kabul etmiş olduğu adam/ay oranlarına göre ve çalışılan iş paketlerindeki çalışma sürelerine göre maliyetleri bulunmaktadır.

–     Personel Ödemelerinde Dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Personel ödemeleri mutlaka bankadan yapılması gerekiyor. Ücret ödemelerinin birebir bordroyla aynı olması söz konusu olup, bir lira bile eksik olmamalı. İlgili ayda/aylarda herhangi bir personelin net ücretinin kısmi olarak ödenmesi durumunda o personelin ilgili aya ait ücretinin tamamı desteklenmez. Ancak bu durum nedeniyle destek kapsamı dışında bırakılan söz konusu maliyetin tamamının banka kanalıyla ödenmesi durumunda daha sonraki dönemlerde kuruluş tarafından yeniden talep edilebilir (Tavsiye etmesek ise de mevzuatta Net ücretin bir kısmının kasadan bir kısmının da bankadan ödenmesi halinde sadece kasadan yapılan ödeme kapsam dışı bırakılacak, bankadan yapılan ödeme ilgili dönemde beyan edilecektir. Kasadan yapılan ücret ödemeleri gerek ilgili dönemde gerekse sonraki dönemlerde beyan edilmeyecek, beyan edilse dahi desteklenmeyecektir).

–     Proje Personelinde değişiklik söz konusu olduğunda yapılması gereken işlemler nelerdir?

Proje kapsamında görev alan personel ile ilgili herhangi bir değişiklik, işten ayrılma yerine başka bir personel istihdam edilmesi halinde raporun ekine yeni projeye dahil olanın CV’si, öğrenim durumunu gösteren diploma fotokopisi ile beraber AGY300-301 Dönem raporunda belirtilerek TÜBİTAK’a gönderilmelidir.

Proje başvuru tarihinden sonra projeye dâhil olan ve/veya eğitim durumu değişen personelin ortalama aylık maliyetinin hesaplanması; Personelin eğitim durumu değişikliğe uğrarsa G011-C formundaki ilgili dönemde uygulanacak sınırlar yeni eğitim durumuna göre aşağıda belirtildiği şekilde revize edilecektir:

• Proje başvuru tarihi veya projeye dâhil olduğu dönemin son günü itibariyle lise ve altı mezunu olup, bu tarihten sonra ve proje süresi içinde ön lisans mezunu olanlar için, ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin dört (4) katı,

• Proje başvuru tarihi veya projeye dâhil olduğu dönemin son günü itibariyle ön lisans veya altı mezunu olup, bu tarihten sonra ve proje süresi içinde lisans veya yüksek lisans mezunu olanlar için, ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin altı (6) katı,

• Proje başvuru tarihi veya projeye dâhil olduğu dönemin son günü itibariyle lisans veya yüksek lisans mezunu olup, bu tarihten sonra ve proje süresi içinde proje konusu uzmanlık alanlarından herhangi birisinde doktora derecesine sahip olan personel için ise ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin oniki (12) katı yazılmalıdır.

–    Şirket Ortakları projede görev alıyor mu?

Projelerde sigortalı veya Bağ-Kurlu çalışan ortakların projede görev alması için; projede görev aldığına dair Geçici proje numarası ve proje adı yazılarak Genel Kurul Toplantı Tutanağı gerekiyor. Projede gösterilen ortakların maliyetleri, Genel Kurul Toplantı tutanağının alınıp, noter tasdiki yapıldığı tarihten itibaren geçerlilik kazanmakta, geçmiş aylara ait ortakların maliyeti dikkate alınmamaktadır.

–     Ar-Ge projesinde görev alan bir personel başka desteklerden faydalanıyor mu?

Ar-Ge projesinde görev alan bir personel başka bir kamu kuruluşundan aynı anda destek alamaz. Örneğin TÜBİTAK Ar-Ge projesinde görev alan personel aynı anda KOSGEB’in nitelikli eleman desteğinden yararlanamaz. Bize göre, böyle bir durum söz konusu olduğunda projenin gerçekleşmesi açısında projede gösterilmeli, bununla birlikte TÜBİTAK projesindeki personel maliyeti kapsam dışına alınmalıdır.

ü      7500 TL Teşvik Primi Almanın Süreç Adımları Nelerdir?

1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı uygulama esaslarının 10/4 maddesi ile 1501 Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı uygulama esaslarının 10/2 maddesinde, proje ekibinde yer alan ancak şirket ortağı ya da yönetim kurulu üyesi olmayan ve proje süresince firmada çalışmış olması koşuluyla proje ekibinde yer alan fikir sahibi araştırmacıya teşvik ödülü verilebileceği, birden fazla fikir sahibi araştırmacı olması halinde bu ödülün paylaşılabileceği belirtilmektedir. Bu mevzuat hükmüne göre online ile proje önerilerini TÜBİTAK’a geçmeden önce personel bilgileri formu doldurulurken “bu personel proje fikir sahibidir” diye bir seçenek var, onun işaretlenmesi gerekiyor. Bu talep üzerine TÜBİTAK Komitesi karar verirse, fikir sahibi araştırmacının teşvik ödülü alabileceği destek karar yazısında belirtiliyor. Projenin dönem raporları verilip, proje başarı ile tamamlandıktan sonra yukarıdaki YMM onaylı yazılar ile araştırmacının banka hesap bilgileri TÜBİTAK’a bildirilerek, havale yapılıyor. Bu destek fikir sahibine verilmektedir.

B-     MALZEME GİDERLERİ

–     Malzeme alımlarında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

TUBİTAK’ın onaylanan Ar-Ge projelerindeki tahmini malzeme gider kalemleri ile faturalar arasında ilişki kurulmadığı, kurulsa bile malzeme cins ve miktarlarında farklılıklar olduğu, bu farklılığın gerekçeleriyle beraber anlatılmadığı, bu yüzden destek kapsamı dışına alınabildiğini gözlemlemekteyiz. İlgili kalemlerdeki farklılıkların gerekçeleriyle beraber Teknik Rapor hazırlanırken sapmalar bölümünde açıklanması gerekmektedir.

–  Proje Önerisinde yer almayıp daha sonra projeye dahil edilen malzeme kalemleri olabilir, bu bu durumda ne yapılması gerekiyor?

İlave malzeme kalemleri G016 Malzeme giderleri formunda ilgili sıra numarası yerine ilave olarak belirtilip yazılabilir. Bu ilave gider kalemleri ile ilgili olarak Teknik Rapor hazırlanırken sapmalar bölümünde bu giderlerin gerekçelendirmeleriyle birlikte yazıldığında gelen hakeme de ilgili açıklama yapıldığında bir sorun olmayacağı kanısındayız.

–     Proje Önerisindeki malzeme giderleri maliyet formunda yazılan bazı malzemeleri stokta yer almaktadır. Stokta bulunan malzemeler proje maliyetinde kullanabilir mi?

Proje başlangıç tarihinden önceki malzeme kalemleri G016 A formunda stoktan kullanılan malzeme olarak tanımlanıyor. Ancak buraya yazılan malzeme giderlerinin proje süresi içerisinde muhasebe hesap planında 150 stok hesabından 750 Ar-Ge gideri maliyet hesabına gittiğinin sarf fişleri ve muavin dökümlerini göstermek gerekmektedir, aksi halde reddediliyor.

–     Malzeme giderlerini ödemede kaç yöntem var? Hangisi firmalara uygun?

Malzeme alımlarına ilişkin ödemelerin YMM Raporu yazılıncaya kadar tercihli olarak fatura bazında açıklama kısmına fatura tarih/no yazılarak aynı tutarda yapılmış olması gerekir. Cari hesap yoluyla ödemelerde eski hesap bakiyesinin kapanma zorunluluğu vardır. Fatura bazlı ödemelerde bu zorunluluk yoktur. Ödemelerin çekle yapılmasında bizce mutlaka firmanın kendi çeki kullanılmalı (müşteri çeki kullanmak zorunda kalırsak, tam cirolu olmalı, kullandığımız çek ürünümüzü sattığımız müşteriye ait ise müşterinin bankasından banka teyidi alınması şart, aksi halde kapsam dışı).  Ayrıca, çek ile yapılan ödemelerde çeklerin vade tarihleri rapor tarihinden sonraya isabet ediyorsa ilgili harcama ve gider hibe kapsamı dışına alınıyor (Projenin son raporu ise telafisi yok, ara dönem raporu ise bir sonraki dönemde ödeme yapılırsa destek kapsamına girebiliyor).

–      Ödemesi kısmi yapılan giderler destek kapsamına alınıyor mu?

Malzeme giderlerinde eksik ödeme halinde ödenen tutardan önce KDV’nin tamamı düşülüyor, geri kalan tutar hibe matrahına tabi tutuluyor.

C-     ALET/TEÇHİZAT/YAZILIM/YAYIN GİDERLERİ

–      Alet/Teçhizat/Yazılım/Yayın Giderlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Yurt dışından alımı yapılan Alet / Teçhizat / Yazılım giderlerine ait harcama ve gider belgesinin proje destek başlangıç tarihinden en fazla üç ay önce düzenlenmiş olması ve projenin destek kapsamı içerisinde değerlendirilmesi durumunda, bu giderler desteklenebilmektedir. TÜBİTAK alet, teçhizat, yazılım ve program alımında bu alımların bedellerinin tamamını (oransal destek hariç) hibe matrahına dahil edilmesine imkan tanıdığından ve YMM tarafından onaylandığından ötürü, tamamı Ar-Ge gideri olarak firma tarafından geçici vergi ve kurumlar vergisi matrahından düşülürken, Ar-Ge kanunu sadece proje süresince kullanıldığı süreye isabet eden itfa ya da amortismanı kabul ettiğinden, arada fark çıkmakta, daha sonra cezalı düzeltme beyannamesi vermek zorunda kalmaktadır.

D- DANIŞMANLIK/HİZMET ALIMLARI GİDERLERİ

– Danışmanlık ve Hizmet Alımlarında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Hizmet alımlarında alınan hizmetin içeriğinin hem tahmini maliyet listesinde (M015) , hem de ilgili faturalarda açıklanması gerekmektedir. Çoğu firma alınan hizmeti malzeme olarak yorumlamakta ve bunu M016’ya dahil etmektedir. Oysa olması gereken malzeme kısmını M016’ya, hizmet kısmını M015’e, kesilen faturada da ayrı ayrı malzeme ve işçilik olarak belirtilmelidir. Örneğin elektrik panosu yapılırken malzeme ve işçilik aynı firmadan alınıyor, ilgili fatura “elektrik panosu ve işçiliği” olarak tek kalemde kesiliyor. Olması gereken malzeme ve işçiliğin ayrıştırılarak tanımlanmasıdır. Hizmet alımında sözleşme ve ilgili faturada alınan hizmetin detaylı açıklamasının yapılması gerekmektedir. Proje Önerisi hazırlanırken sözleşme yada proforma invoice pdf formatında ek olarak gönderilmelidir.

 

E- AR-GE VE TEST KURULUŞLARINA YAPTIRILAN İŞLERE AİT GİDERLER

Bu formda üniversitelerden, üniversitelerdeki hocalardan test/analiz yada danışmanlık hizmetleri döner sermaye kapsamında alınabilmektedir. Bu durumda sözleşme yapılması ve mali rapor hazırlama sırasında ilgili sözleşme, fatura, ödeme dekontlarının eklenmelidir.

Döner sermaye uygulamasına alternatif olarak üniversite hocalarının Teknokentte firmaları olması halinde yapılacak sözleşme yada proforma invoice proje önerisi ekinde gönderilmesi gerekmektedir.

Öte yandan özel test kuruluşlarından da bu hizmet alınabilir. Bu durumda da yine sözleşme yada proforma invoice proje önerisi ile gönderilmesi gerekmektedir. Ek bilgi olarak 1501 Sanayi Destek programında ilgili olarak Teknokentte ki firmalardan alınacak test/analiz yada danışmanlık hizmetleri %80 oranında hibeye tabiidir.

 

F- SEYAHAT GİDERLERİ

– Seyahat Giderlerinde kabul edilen gider kalemleri nelerdir?

Proje personeline ait seyahatlere ilişkin sadece ekonomi sınıfı ulaşım giderleri beyan edilir. Proje personeline ait proje kapsamındaki uçak, tren, otobüs, gemi ile yapılan şehirlerarası ve uluslararası ekonomi sınıfı ulaşım giderleri desteklenmektedir. Proje kapsamında yapılan seyahate ilişkin konaklama giderleri desteklenmemektedir.

 

SONUÇ

Ar-Ge projesi yazmak için bilimsel, teknolojik, mali ve ticari bilgi birikimimizi bir araya getirerek, bütünleştirmemiz gerekli. Yeni süreçte bilimsel yaklaşım açısından bizce (K. Popper, The logic of scientific discovery, Routledge, London and New York, 2000) kitabı iyice okunup, anlaşılmalı. Ayrıca Teknoloji düzeyi, TRL, Ar-Ge ile yenilik arasındaki farklar projenin etkisi ve ekonomiye dağılımı ortak proje oluşturma ve fikri mülkiyet hakları, mali raporlama vb. konular için referans olması amacıyla H2020’nin yaklaşık kritik bin sayfalık dokümanı okunmalıdır. “Bir şey elde etmek için bir bedel peşinen ödenmelidir.” Copy-paste yaparak bu işlerin yürümeyeceği görüşündeyiz.

Deneyimlerimize Göre Tübitak’a İlk Kez Ar-Ge Projesi Veren Firmalar İçin Haziran Ayı Kritik Ay

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 12 Haziran 2014 - 16:27

DENEYİMLERİMİZE GÖRE TÜBİTAK’A İLK KEZ AR-GE PROJESİ VEREN FİRMALAR İÇİN HAZİRAN AYI KRİTİK AY

 

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
Ulusal ve Uluslar arası Ar-Ge ve Yenilik Hibe
Fonları Uygulayıcısı, YMM

 

 

Geleneksek üretim yöntemlerine göre rutin ürün üreten firmalar için, yeni ya da iyileştirilmiş ürün  imalatı ve bunun için araştırma yapmak riskli bir girişimdir. Çünkü yeni ürün üretmek riskli bir iştir, birçok bilimsel,teknolojik ve piyasa belirsizlikleri içermektedir.Ancak küresel rekabette başka seçenek de yoktur.Bu firmaların yöneticilerin bir kısmı yenilik ve araştırma çalışmaları için proje yapma ve risk paylaşımının fonlanması için  TÜBİTAK ya da KOSGEB’e  proje verme konusundaki toplantılarımızda şöyle bir tutum içinde oluyorlar “Önce projenin kabulünü ve hibe havalesini görelim,sonra bu işe inanırız”.Oysa bize göre doğru yaklaşım “inanmak ve bu doğrultuda çaba göstererek inandığını görmek”.Kuşkusuz böyle bir bakış açısı pozitif duygu oluşturarak,süreci kolaylaştırıyor.

Bu bağlamda Haziran ayının TÜBİTAK ya da KOSGEB’e ar-ge ve yenilik projesi verildiğinde örneğin TÜBİTAK’ta ödemeler yılda 2 defa Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık dönemlerinde yapıldığından, projenin kabulü halinde Haziran ayına ait personel giderleri ile kavram geliştirme, ön prototip hazırlık çalışması masraflarının belli bir kısmını  en geç Eylül ayında verileceği ar-ge yardımı istek formu ile Kasım ayı sonuna kadar aldığından ve eline hibe geçtiği için bu işe inanmakta ve motive olmaktadır. Oysa Temmuz ayından itibaren proje verirse,eline ancak 2015 Mayıs sonlarına doğru hibe havalesi geçeceğinden motivasyonu azalarak,proje vermekten vazgeçebilmektedir.

 

BİZE GÖRE İZLENECEK YOL

Haziran ayının sonuna kadar ar-ge projesi vermeyi düşünen firmalar için uygulamadaki deneyimlerimize göre iki yol, yöntemi birbirinden ayırmakta yarar var:

 

1.PROJE ÇIKTISI 100.000 TL’NİN ÜZERİNDE PAZARLANABİLİR BİR ÜRÜN İSE

Bu koşulda  Firma , ihtiyacı varsa program ve bilgisayar talebi ile birlikte ürün yeniliği içeren örneğin bir makinenin tasarımı, prototip imalatı ve testi için ar-ge projesini  1507 destek programına KOBİ ise 500.000 TL’ye kadar üst limitli 2 proje(ya da ortaklı projelerde 2 ortaklı,3 tekli olmak üzere 5 proje)hakkının ilkini Haziran’da ,diğerini Temmuz ayında TÜBİTAK’a vererek proje maliyetinin % 75’ine kadar hibe alabilmekte,ayrıca proje onayından sonraki dönemde projede görev alan personeller için projedeki süresine yani adam /ay oranına göre % 80 stopaj desteği, SGK işveren payının yarısının istisna edilmesi ile kurum vergi matrahından indirilmek üzere % 100 ar-ge indirimi sağlamaktadır. KOBİ olmayan büyük firmalar 1501 sanayi destek programı  için hibe oranı % 40 ile 60 arasında seyretmektedir (KOBİ’ler 2.projeden yada ortaklıda 5.projeden sonra proje vermeyi sürdürdüklerinde bu programa girerler).

 

2.PROJE ÇIKTISININ FİYATI DÜŞÜK İSE

Ürün yeniliği  örneğin pvc kapı sisteminde bir parça,vida,otomotivde bir aparat,mobilyada bir yay gibi fiyatı sözgelimi 2-3 bin TL’nin altında bir çıktı ise ,bu durumda ürün yeniliği bütçesi çok düşük kalmakta olup,ürün yeniliği için proseste özel bir makine,otomasyon,ekipmana ihtiyacı olup, bu makinenin tasarımını yapacak mühendis kadrosu ve çekirdek teknolojik yeteneği mevcut ise , firma süreç yeniliği maliyetini projeye dahil edebilir. Bu durumda verilecek proje ürün+süreç yeniliği projesi olur. Firma mevcut mühendis kadrosu ve teknolojik alt yapısı ile özel makinenin tasarımını ve prototip imalatını kendi firma bünyesinde yapabileceği gibi alternatif bir seçenek olarak makinenin  araştırmasını ve tasarımını bizzat içselleştirerek  kendisi yaparak imalat çizimine göre malzeme imalatını firma dışındaki firma/firmalara yaptırabilir.

 

SONUÇ

Çok hızlı hareket edip,bugünü iyi kullanmak gerekliliği ortada.Uygun şartlar gelecek diye beklemektense,aklımızı kullanıp yenilikçi ve araştırma kültür ve alt yapımız mevcut ise,proje verip eksiklikler ortaya çıktığında revize edilmesi bizce daha uygun yoldur.

Ar‐Ge İndiriminin Nazım Hesaplarda İzlenmesi Şart

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 02 Nisan 2014 - 14:03

ARGE İNDİRİMİNİN NAZIM HESAPLARDA İZLENMESİ ŞART

 

                                                                                           Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK
lusal ve uluslararası Ar-Ge ve Yenilik
Hibe Fonları Uygulayıcısı, YMM

 

GİRİŞ
Gerek Kurumlar Vergisi Kanunu gerekse 5746 sayılı Ar-Ge Teşvik Kanununa göre bir YMM ile Yıllık Denetim ve Tasdik Sözleşmesi olmayan firmalar, 2014 Nisan ayında verecekleri Kurumlar Vergisi Beyannamesi ile beraber 2013 yılında Geçici Vergi / Kurumlar Vergisi Beyannamesinde indirim konusu yaptıkları Ar-Ge İndiriminin doğruluğu için Ar-Ge İndirimi Tasdik Raporunu Yeminli Mali Müşavire yazdırmak zorundalar. Ar-Ge İndirimi Tasdik Raporunu TÜBİTAK’a verilen AGY500 YMM Raporu ile karıştırmamak gerekir. Deneyimlerimize göre firmalar AGY500 YMM raporunu Vergi Dairesine verip, Ar-Ge indirimi yaptıklarında gecikme faizi ve 3 kat vergi cezası ödemeye maruz kalmaktadırlar.

 

PROBLEMATİK DURUM 

 

Ar-Ge indiriminin kayıtlarda takibinde, eskiden Yatırım İndiriminin takibinde olduğu gibi, Nazım Hesaplar kullanılır. Konunun açıklığa kavuşması için bir örnek vermek istiyoruz (bu örnekte 5746 sayılı Ar-Ge teşvik Kanununda öngörülen yol izlenmektedir).

 

Firmanın  2012 yılında 263 nolu Ar-Ge giderleri  hesabında Ar-Ge harcaması olarak 300.000 TL gözükmekte, TÜBİTAK’tan  gelen hibenin kaydedildiği hesap olan 549 özel fonlar hesabında ise  200.000 TL bulunmaktadır. Firma 300.000 – 200.000 = 100.000 TL’yi % 100 Ar-Ge indirimi olarak kurumlar vergisi matrahından indirebilecektir. 2012 yılında kar yetersizliği nedeniyle 100.000 TL’nin ancak 60.000 TL’sini indirerek % 20 Kurumlar vergisi oranıyla 12.000 TL kurumlar vergisini istisna nedeniyle ödememiştir. Artan 40.000 TL’lik Ar-Ge indiriminden 2013 yılında ve/veya  takip eden yıllarda faydalanacaktır.

 

Firma 2013 yılında kar yapmış ve indiremediği 40.000 TL’lik (endeksleme farkı ilave edilmiş olarak) Ar-Ge indirimini uygulamak istemektedir. Ancak, firmanın bu indirim hakkını kullanabilmesi için 40.000.- TL’nin ve 2012 yılına ait  yeniden değerleme oranı ile değerlenen endeksleme  farkı ile birlikte 2012 Nazım hesaplarında gösterilmiş olarak 2013 yılına taşınarak devredilmesi gerekir ve dolayısıyla Ar-Ge indiriminin 2013 yılı nazım hesaplarında da gösterilmediği takdirde firma bu hakkını kaybetmiş olur.

 

Ayrıca, ilgili yılda kar yetersizliği nedeniyle uygulanamayan Ar-Ge İndirimi o ilgili yıla ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinin ilgili satırında devreden Ar-Ge İndirimi olarak yer alması gerekir.

 

 

İNDİRİME ESAS ARGE HARCAMALARININ NAZIM HESAPLARDA İZLENMESİ

 

Ar‐Ge  indirimlerinin, bize göre  firmaların muhasebe sisteminde “akıl defteri” olarak da adlandırılan NAZIM HESAPLAR’da  izlenmesi gerekir. Örnek  Nazım Hesaplar (yukarıdaki tutarlara göre 2012 kayıtları) aşağıdaki ana ve  yardımcı hesaplarda gösterilebilir:

 

 

ANA                YARDIMCI

HESAP              HESAP      

________           __________

 

940                                                        AR-GE  İNDİRİMİ

100                     YARARLANILACAK AR-GE  İNDİRİMİ

200                     YARARLANILAN AR-GE  İNDİRİMİ

300                     DEVREDEN AR-GE  İNDİRİMİ

400                     2013’E DEVREDEN  ENDEKSLEME FARKI

941                                                          AR-GE  İNDİRİMİ KARŞILIĞI

100                     YARARLANILACAK AR-GE  İNDİRİMİ KARŞILIĞI

200                   YARARLANILAN AR-GE  İNDİRİMİ   KARŞILIĞI

300                     DEVREDEN AR-GE İNDİRİMİ KARŞILIĞI

400                     2013’E DEVREDEN ENDEKSLEME FARKI KARŞILIĞI

 

__________________    / 2012 _______________

940 100 Yararlanılacak  Ar‐Ge İndirimi   100.000.-

941 100 Yararlanılacak Ar‐Ge indirimi Karşılığı          100.000.-

(Ar‐Ge Giderleri Kaydı)

__________________    / 2012 _______________

940 200  2012 de  Yararlanılan Ar‐Ge İndirimi     60.000.-

941 200 Yararlanılan   Ar‐Ge İndirimi   karşılığı       60.000.-

(Yararlanılan Ar‐Ge indiriminin kaydı)

__________________    / 2012 _______________

940 300 2013 yılına  Devreden Ar-Ge indirimi   40.000.-

941 300  2013 yılına devreden Ar‐Ge İndirimi   karşılığı 40.000.-

(2012 de uygulanamayan Ar-Ge indiriminin kaydı)

____________________/______________________________

 

2012 döneminden devreden Ar-Ge indirim tutarının  yeniden değerlendirme oranı olan % 7,80  ile endekslenmesi kaydı (40.000 X 0.078 = 3.120 TL):

__________________    / 2012 _______________

940 400 2013’e devreden endeksleme farkı  3.120.-

941 400  Ar‐Ge indirimi Karşılığı                  3.120.-

(endeksleme farkı    Kaydı)

____________________/______________________________

 

2013  Kayıtları

 

__________________    / 2013 _______________

941.100 yararlanılacak Ar-Ge indirimi karşılığı       100.000.-

940. 100 yararlanılacak  Ar‐Ge indirimi                 100.000.-

 

__________________    / 2013 _______________

941 200  2012 Yararlanılan   Ar‐Ge İndirimi   karşılığı       60.000.-

940 200  2012 de  Yararlanılan Ar‐Ge İndirimi            60.000.-

____________________/______________________________

 

2013 YILINDA KAR’IMIZ OLDUĞUNDAN VE BAŞKA AR-GE HARCAMASI BULUNMADIĞINDAN, DEVREDEN ARGE İNDİRİMİ İLE ENDEKSLEME FARKIYLA BİRLİKTE KURUMLAR VERGİSİ MATRAHINDAN DÜŞÜLÜYOR.

 

 

2014 YILI BAŞINDA KAYITLAR

 

__________________    / 2014_______________

941 300  2013 yılına devreden Ar‐Ge İndirimi karşılığı 40.000.

940 300 2013 yılına  Devreden Ar-Ge indirimi          40.000.-

__________________    / 2014_______________

941 401  Ar‐Ge indirimi Karşılığı    3.120.-

940 400 2013 ‘e devreden endeksleme farkı  3.120.-

____________________/______________________________

 

 

SONUÇ

 

AYNI YIL İÇİNDE AR-GE İNDİRİMİNİN TAMAMI YETERLİ KAR NEDENİYLE KURUMLAR VERGİSİ MATRAHINDAN DÜŞÜLÜP BİR SONRAKİ YILA DEVRETMİYOR İSE, YAPTIĞIMIZ İŞLEMLER 263 VE 549 NOLU HESAPLARDA GÖRÜLDÜĞÜNDEN AYRICA NAZIM HESAPLARDA GÖSTERİLMEYEBİLİR. BİZCE DEVİR OLDUĞUNDA MUTLAKA NAZIM HESAPLARININ KULLANILMASI ŞART. 5746 SAYILI KANUNA GÖRE 549 NOLU HESAPTA TUTULAN HİBE TUTARLARI 5 YIL SÜRE İLE KAR DAĞITIMINA TABİ OLAMAZ. DAĞITILIRSA %15 STOPAJA TABİ, ANCAK SERMAYE ARTTIRIMINDA STOPAJ VERGİSİNE TABİ DEĞİL.

 

EĞER FİRMALAR 5520 SAYILI KURUMLAR VERGİSİ KANUNUNA GÖRE AR-GE İNDİRİMİNİ UYGULUYORLAR İSE; AR-GE HARCAMALARI 263 NOLU HESAPTA GÖZÜKMEKTE. TÜBİTAK’TAN GELEN HİBELER 602 NOLU DİĞER GELİRLER HESABINDA GÖSTERİLEREK VERGİYE TABİ TUTULUYORLAR. BU DURUMDA 263 TEKİ AR-GE HARCAMALARININ TAMAMI KURUMLAR VERGİSİ MATRAHINDAN DÜŞÜLÜR. KURUMLAR VERGİSİ MEVZUATINA GÖRE DEVREDİLEN AR-GE İNDİRİMİNE ENDEKSLEME FARKI UYGULANMAZ.

Muhasebe Eğitimleri Hakkında

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 01 Nisan 2014 - 4:44

Muhasebe eğitimleri kişilerin kendi kişisel gelişimlerini muhasebe alanında geliştirmeye karar verdiklerinde muhasebe eğitimleri vermekte olan firmaların bu alanda verdiği çeşitli eğitimleri ile gelişim kolaylaşmıştır. Bu doğrultuda verilenmuhasebe eğitimleri bir çok ana dal altında çeşitlenerek alanların hepsinde uzman kişiler tarafından verilen eğitimler ile belli dönemleri kapsayan eğitim içeriklerine göre kişilerin kendi alanlarını seçerek bu alanda muhasebe eğitimleri almasını sağlamaktadır.

Muhasebe eğitimleri aslı itibari ile anlaşılması bakımından pek sıkıntı olmayan belli bir dal değil, muhasebe alanında tüm konulara ait birden çok içeriğin bulunduğu eğitim programları olmaktadır. Bu sebeple muhasebe eğitimleri katılım süreleri de farklılık gösterebilir. Bazı muhasebe eğitimleri günlük sertifika programı olarak düzenlebilirken, bazı alanlarda ise uzun bir süreçten sonra düzenlenen sınavlar sonucunda tamamlanmaktadır. Muhasebe eğitimleri kişiler için gerekli tüm konuları kapsayacak şekilde düzenlenebilir, önemli olan bu eğitimlere katılırken yapılacak seçimde önemli kriter muhasebe alanında muhasebe eğitimleri veren eğitmenin kariyeri ve alanında uzman olmasıdır.

Ar-Ge ve Yenilik Projelerinin Tamamlanması Sonucu Oluşan Çıktılara Patent ya da Faydalı Model Alınması Halinde Önemli Teşvikler

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 19 Şubat 2014 - 15:29

AR-GE VE YENİLİK PROJELERİNİN TAMAMLANMASI SONUCU
OLUŞAN ÇIKTILARA PATENT YA DA
FAYDALI MODEL ALINMASI HALİNDE ÖNEMLİ TEŞVİKLER

 

                                                                                                        Mesut Ayata
Mali Teşvik Uzmanı

 

GİRİŞ

06.02.2014 tarihinde TBMM kabul edilen Torba Yasası kapsamında Ar-Ge ve yenilik projeleri sonucunda oluşan çıktılara patent ya da faydalı model alınması sonucunda aşağıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere elde edilen satış gelirlerine kurumlar vergisi ve KDV istisnası getirilmiş, ayrıca Ar-Ge merkezinde istihdam edilen personel sayısı aşağı çekilmiştir.

 

1. KURUMLAR VERGİSİ İSTİSNASI

 

6 Şubat 2014 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 6518 sayılı Kanun’un 32 ve 82. maddeleri çerçevesinde 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5/A maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenerek Türkiye’ de gerçekleştirilen araştırma geliştirme yenilik faaliyetleriyle yazılım faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan çıktılara ilişkin patent ya da faydalı model alınmasından sonra 01.01.2015 yılından itibaren seri üretime geçilmesi elde edilecek gelir, devredilmesine ait gelirlerin tatbik edilecek kurumlar vergisinden koruma süresi olan 10 yıl boyunca % 50 kurumlar vergisi istisnası getirilmiştir. Bunla ilgili kanun maddesi aşağıda yer almaktadır.

 

“Sınai mülkiyet haklarında istisna MADDE 5/B

(1) Türkiye’de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan buluşların;

a) Kiralanması neticesinde elde edilen kazanç ve iratların,

b) Devri veya satışı neticesinde elde edilen kazançların, c) Türkiye’de seri üretime tabi tutularak pazarlanmaları hâlinde elde edilen kazançların,

ç) Türkiye’de gerçekleştirilen üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmının, % 50’si kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisna, buluşa yönelik hakların ihlal edilmesi neticesinde elde edilen gelirler ile buluş nedeniyle alınan sigorta veya diğer tazminatlar için de uygulanır.

(2) İstisnanın Uygulanabilmesi için;

a) İstisna uygulamasına konu buluşun, 24/6/1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında patent veya faydalı model belgesi verilerek koruma altına alınan buluşlar arasında yer alması ve buluşa ilişkin incelemeli sistem ile patent veya araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi alınması,

b) İstisna uygulamasından yararlanabilecek kişilerin, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinde belirtilen (*)nitelikleri taşıması ve bu kişilerin patentli veya faydalı model belgeli buluşu geliştirme yetkisini haiz bulunması şartıyla, patent veya faydalı model belgesinin sahibi ya da patent veya faydalı model belgesi üzerinde tekel niteliğinde özel bir ruhsata sahip olması,

c) İstisnadan yararlanılacak ilk yıl, buluşun oluşturacağı katma değer dikkate alınarak devir veya satış hâlindeki değerinin tespitine yönelik Maliye Bakanlığı tarafından değerleme raporu düzenlenmesi, gerekmektedir.

(3) İstisna uygulamasına patent veya faydalı model belgesinin verildiği tarihten itibaren başlanır ve ilgili patent veya faydalı model belgesi için sağlanan koruma süresi aşılmamak kaydıyla bu istisnadan yararlanılabilir. Her bir mükellef tarafından yararlanılabilecek istisna tutarı; değerleme raporunda belirtilen bedelin % 50’sini, bu madde kapsamında yararlanılabilecek toplam istisna tutarı ise değerleme raporunda belirtilen bedelin % 100’ünü aşamaz. Buluşun üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların, patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmı, ayrıştırılmak suretiyle transfer fiyatlandırması esaslarına göre tespit edilir.

(4) Bu madde gelir vergisi mükellefleri hakkında da uygulanır.

(5) İstisna uygulamasının kesinti suretiyle alınan vergilere şümulü yoktur. Ancak, bu madde kapsamında istisnadan yararlanılan serbest meslek kazançları ile gayrimenkul sermaye iratları üzerinden yapılacak vergi kesintisi % 50 oranında indirimli uygulanır. Kazanç ve iradı kesinti yoluyla vergilenen ve beyanname vermesi gerekmeyen mükellefler için indirimli vergi kesintisi en fazla 5 yıl süre ile uygulanır.

(6) Bu madde kapsamında istisna uygulamasından yararlanan mükellefler, 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında yer alan istisna uygulamasından ayrıca yararlanamaz.

(7) Birinci, üçüncü ve beşinci fıkralarda yer alan % 50 oranını ayrı ayrı ya da birlikte sıfıra kadar indirmeye, % 100’e kadar artırmaya, bu oranları sektörler ile birinci fıkrada yer alan gelir, kazanç ve iratlar itibarıyla ya da patent veya faydalı model belgesine göre farklılaştırmaya, üçüncü fıkrada yer alan % 100 oranını % 200’e kadar artırmaya, tekrar kanuni seviyesine indirmeye, beşinci fıkrada yer alan süreyi 1 yıla kadar indirmeye, tekrar kanuni seviyesine kadar çıkarmaya Bakanlar Kurulu; ikinci fıkranın (c) bendinde yer alan değerleme raporunun şekil, içerik, hazırlanması ile üçüncü fıkrada yer alan transfer fiyatlandırması suretiyle ayrıştırma yöntemi yerine satış, hâsılat, gider, harcama veya benzeri unsurları dikkate alarak kazancın ayrıştırılmasında basitleştirilmiş yöntemler tespit etmeye ve bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

 

2. KATMA DEĞER VERGİSİ İSTİSNASI

 

Türkiye’ de gerçekleştirilen araştırma geliştirme yenilik faaliyetleriyle yazılım faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan çıktıların satışı halinde ihracat faturası gibi KDV’ siz düzenlenecek olup, bize göre söz konusu imal edilen mamul ile ilgili olarak 2015 yılından itibaren iade talebinde bulunabilinecektir.

 

6518 sayılı Kanun’un 32. maddesi ile Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin dördüncü fıkrasına (z) bendi eklenmiştir. Bu madde ile yukarıda ayrıntısına yer verilen şekilde gerçekleştirilen Ar-Ge, yenilik ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan patentli veya faydalı model belgeli buluşa ilişkin gayri maddi hakların kiralanması, devri veya satışının katma değer vergisinden istisna edilmesi sağlanmaktadır.

 

Maddede parantez içi hüküm ile belirtilen “Bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemler bakımından bu Kanun’un 30’uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanmaz.” ifadesi ile söz konusu istisnanın tam istisna kapsamında değerlendirileceği ve bahsi geçen teslimlere ilişkin yüklenilen KDV’lerin indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmaktadır.

6518 sayılı Kanun’un 32’nci maddesi aşağıda dikkatinize sunulmaktadır:

“3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17’nci maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

z) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/B maddesi kapsamındaki araştırma ve geliştirme, yenilik ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan patentli veya faydalı model belgeli buluşa ilişkin gayri maddi hakların kiralanması, devri veya satışı (Bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemler bakımından bu Kanunun 30’uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanmaz.)”

 

3.AR-GE MERKEZİ ÇALIŞAN SAYISINDA İNDİRİM

 

Bilindiği üzere 5746 sayılı Ar-Ge Teşvik yasasına göre şimdiye kadar Ar-Ge merkezlerinde en az mühendis ve teknik ve personelden oluşan 50 tam zamanlı personel istihdamı olup, bu merkezde oluşan harcama ve giderlere ilişkin % 100, Ar-Ge indirimi ve % 80, doktoralarda % 90 gelir vergisi stopaj teşviki ile, 5 yıl süre ile SGK işveren hissesinin yarısının desteği ve damga vergisi istisnası uygulanmaktadır. Tam zamanlı 50 personelli istihdam ancak büyük sınai kuruluşlarında gerçekleştiğinde özellikle orta ölçekli KOBİ’ler yararlanamamaktadır. 30 personele indirmek suretiyle diğer firmaların da yararlanması sağlanmış oldu.

 

6518 sayılı Kanun ile 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 4. maddesine “6. fıkra” hükmü eklenmektedir. Söz konusu fıkra ile Bakanlar Kuruluna Ar- Ge merkezi kurulma şartlarından olan 50 tam zaman eş değer Ar-Ge personel sayısını 30’a kadar indirmeye, kanuni seviyesine kadar artırmaya veya sektörler itibarıyla belirlenen sınırlar dahilinde farklılaştırmaya ilişkin yetki verilmektedir.

 

6518 sayılı Kanun’un 101’inci maddesi aşağıda dikkatinize sunulmaktadır:

“28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesinin beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş takip eden fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.

“(6) Bu Kanun’un 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan elli tam zaman eş değer Ar-Ge personeli sayısını otuza kadar indirmeye, kanuni seviyesine kadar artırmaya veya sektörler itibarıyla belirlenen sınırlar dahilinde farklılaştırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.”

 

SONUÇ

 

Firmalar TÜBİTAK, KOSGEB, EUROKA, AB (Avrupa Birliği) H2020 Araştırma ve Yenilik projeleri gerçekleştirirken proje harcama ve giderlerinin %40 – %125 arasında hibe desteğinin alması yanında projenin tamamlanması ile oluşan çıktı ürüne patent ve faydalı model alıp 10 yıl süre ile yukarıdaki teşviklerden yararlanması halinde Ar-Ge faaliyetlerinin önemli ölçüde arttıracağını ummaktayız. Bu yolla halen milli gelirin % 1’nin altında seyreden Ar-Ge harcamalarının oranını % 3’e doğru yükselmesine büyük katkı sağlayacaktır.

2013 yılının tahsil edilemeyen kiraların beyanı nasıl olacaktır? – 17 Şubat 2014

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 17 Şubat 2014 - 14:04

Değerli okurlarımız, 2013 yılı kapandı ve 2013 yılında elde edilen kira gelirlerinin beyan dönemine girdik. Fakat, 2013 hesap döneminin bazı aylarına ya da tamamına ait kiralar ödenememiş olabilir. 2013 yılına ilişkin ödenemeyen/tahsil edilemeyen kiraların bulunması halinde hem ödeyemeyen kiracı, hem de kirayı tahsil edememiş olan gayrimenkul sahiplerinin beyan durumunun nasıl olacağı meselesi bu yazımızın konusunu oluşturacaktır.

2013 hesap dönemine ait kirasını ödeyemeyen kiracı stopaj yapacak mıdır?

Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı olanlar bu maddenin beşinci fıkrasında yazılı olan mal ve hakların (gayrimenkullerin) kiralanması karşılığında yapacakları (avans olarak yapılan ödemeler dahil) NAKDEN veya HESABEN ödemelerden, istihkak (gayrimenkul) sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

GVK’nın 96’ncı maddesi uyarınca, hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.

Konuya ilişkin olarak İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı 27.04.2009 tarih ve 176200-ÖZ/1263-3851 sayılı Özelgesinde;

“İlgide kayıtlı e-postanızda, ………. Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ………. vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu Ocak, Şubat ve Mart ayları na ait kiranızı Nisan ayında banka aracılığı ile ödediğinizi, Nisan ayında ödemiş olduğunuz bu üç aylık kira tutarını 01-03/2009 dönemine ait muhtasar beyannamesi ile beyan edip edemeyeceğinizi, ödemiş olduğunuz kirayı gider yazıp yazamayacağınızı ve bundan sonra aylık dönemler halinde ödeyemediğiniz ve üç aylık muhtasar dönemi geçtikten sonra ödeyeceğiniz kiraların nasıl giderleştirileceği, kirayı ödemeden defterinize kaydederek stopajını beyan edip daha sonra kira ödemesi yapıp yapamayacağınız hususunda 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında bilgi verilmesi istenilmektedir…


Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre;

– Kiraladığınız işyerine ait herhangi bir kira ödemesi yapılmadığı halde, defterlerinize kira tutarının gider olarak kaydedilmesi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 96’ncı maddesine göre hesaben ödeme olarak kabul edildiğinden, söz konusu kira tutarları üzerinden 94’üncü madde gereğince gelir vergisi tevkifatı yapılarak bağlı olduğunuz vergi dairesine beyan edilmesi gerekmekte olup, kira borcunun sonradan ödenmesi mümkün bulunmaktadır.

– Öte yandan söz konusu kira bedellerinin nakden veya aynen ödenmemesi ve aynı zamanda defter kayıtlarında da gider olarak yer almaması halinde herhangi bir tevkifat yapılmayacaktır.

– Diğer taraftan gerek nakden veya aynen ve gerekse hesaben yapılan kira ödemelerinde 94’üncü madde gereğince yapılan tevkifatların 98’inci madde uyarınca bağlı olduğunuz vergi dairesine beyan edileceği tabidir.”

Muktezayı veren İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı henüz ödenmeyen kira bedelinin gider olarak defterlere kaydedilmesi durumunu hesaben ödeme olarak değerlendirmiş ve bu kapsamda henüz ödenmemiş olsa dahi gider olarak kayıtlara intikal ettirilmiş kira bedeli üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması ve bunun bağlı olunan vergi dairesine bildirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu kapsamda henüz ödenmeyen kira bedelinin daha sonra ödenip ödenmediğinin gelir vergisi stopajı açısından bir önemi bulunmamaktadır.

Bu halde;

–      Henüz nakden ya da aynen ödenmemiş olan kira bedelinin gider olarak yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmediği durumlarda tevkifat yapılmayacak,

–      Tevkifat söz konusu kira bedelinin NAKDEN veya HESABEN ödendiği dönemde yapılacaktır.

Örneğin, 2013 yılının son üç aylık kirası ödenmemiş ve 2014 yılında ödenecek olur ise, 2013 yılı kayıtlarına intikal ettirilmemek şartıyla bu son üç aylık kira 2014’te nakden ödendiğinde ya da kayıtlara intikal ettirildiğinde 2014 yılının gideri olacaktır. Yani, 2014’te nakden veya mahsuben ödemenin yapıldığı ayın Muhtasar Beyannamesi ile beyan edilecek ve stopaj tahakkuk ettirilecektir. 2013 yılında ödenmediği halde, 2013 yılının kayıtlarına intikal ettirilecek olur ise de, 2013 yılının gideri olarak dikkate alınacak ve 2013 yılının ilgili dönemleri için verilen Muhtasar Beyanname ile beyan edilecek ve stopajı da tahakkuk ettirilecektir.

Muktezada yapılan yorum GVK 96’ncı maddeye uygun bir yorumdur. Bu yorum dönemsellik ilkesine aykırı bir yorum olarak değerlendirilebilir. Ancak, bunu istisnai bir durum olarak algılamak gerekir.


Gayrimenkul sahibinin beyan durumu nasıl olacaktır?

GVK’nın 70-74’üncü maddelerinde gayrimenkul sermaye iradının vergilendirmesi düzenlenmiş olup, 70’inci madde uyarınca gayrimenkul sermaye iradında elde edilen kazançlar vergilendirilecektir. Gayrimenkul sermaye iradında tahsil esası geçerlidir.

Dolayısıyla yukarıdaki örnekte 2013 yılına ait olup tahsil edilemeyen gelirler örneğin 2014 yılında tahsil edilecek olur ise, bu gelir 2014 yılında tahsil edilmiş olacağından 2013 yılı beyannamesiyle bayan edilmeyecek, 2014 yılı beyannamesi ile 2015 yılında beyan edilecektir.

Kiracı ödemeyi 2013 yılında yapmadığı halde, 2013 yılı kayıtlarına intikal ettirip beyan etmiş ve stopajı da tahakkuk ettirmiş olacak olursa, bu kiracının tahsil etmediği kira gelirini beyan etmesi sonucunu doğurmayacaktır. Yani, bu halde de gayrimenkul sermaye iradını 2014 yılında elde edecek olan şahıs bakımından gelir 2014 yılının geliri olacak ve 2015 yılında 2014 yılına ilişkin olarak vereceği beyanname ile beyan edebilecektir.

Kaynak: http://www.thelira.com/yazar/31/ekrem-oncu/2714/2013-yilinin-tahsil-edilemeyen-kiralarin-beyani-nasil-olacaktir

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliği (Sıra No: 5)

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 06 Şubat 2014 - 15:11

5 Şubat 2014 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 28904

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığından:

2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE UYGULAMA TEBLİĞİ

(SIRA NO: 5)

Bilindiği üzere, 25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 43 üncü maddesinde;

“(1) Engelliler için sağlık kurulu raporu düzenlemeye yetkili sağlık kurum veya kuruluşlarınca verilen sağlık kurulu raporuyla asgarî % 20 oranında engelli olduğu tespit edilen ve özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından da eğitsel değerlendirme ve tanılamaları yapılarak 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında açılan özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen destek eğitimini almaları uygun görülen görme, işitme, dil-konuşma, spastik, zihinsel, ortopedik veya ruhsal engelli bireylerin eğitim giderlerinin her yıl Maliye Bakanlığınca belirlenen tutarı, Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten karşılanır. Bu engelli bireylerin engel grupları ve dereceleri ile engelinin niteliğine göre eğitim programlarının kapsamı ve eğitim süreleri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle yönetmelikle belirlenir.

(2) Birinci fıkrada belirtilen eğitim hizmetini sunan veya yararlananların gerçek dışı beyanda bulunmak suretiyle fazladan ödemeye sebebiyet vermeleri durumunda bu tutarlar, iki katı ve kanunî faiziyle birlikte ilgililerden müteselsilen tahsil edilir. Bu fiillerin özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri tarafından tekrarı hâlinde, ayrıca kurum açma izinleri iptal edilir.”

hükmü yer almaktadır.

Bu kapsamda, engelli bireylerin destek eğitim giderlerinin bütçeden karşılanacak kısmına ilişkin olarak aşağıdaki hususlara uyulacaktır.

1- 5580 sayılı Kanun kapsamında açılan özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde engelli bireylere verilen destek eğitiminin bütçeden karşılanacak kısmı; katma değer vergisi hariç olmak üzere bireysel eğitim için aylık 409 TL. grup eğitimi için 115 TL. olarak belirlenmiştir.

2- Belirlenen tutarlar, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten, bu tutarları aşan kısmı ise ilgililer tarafından karşılanır.

3- Bu Tebliğde yer almayan hususlarda Millî Eğitim Bakanlığınca yapılacak düzenlemeler esas alınır.

4- Bu Tebliğ, 1/1/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Tebliğ olunur.

2014 MTV, Motorlu Taşıtlar vergisi 2014

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 31 Aralık 2013 - 2:54

Maliye Bakanlığı  Motorlu taşıtlar vergisi kanunu ile ilgili olarak konuya ilşkin tebliği, Resmi Gazete’nin bugünkü mükerrer sayısında yayımlandı.

Buna göre, 2013’te uygulanan MTV miktarları, bu yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranı (yüzde 3,93) oranında artırıldı.

Söz konusu artırımdan sonra, 1-3 yaş grubunda yer alan ve motor silindir hacmi 1300 cm3’e kadar olan otomobillerin motorlu taşıtlar vergisi, yılbaşında 537 liraya çıkacak. Motor silindir hacmi 1301 cm3 ile 1600 cm3 arasındaki otomobillerin vergisi de 859 liraya yükselecek. Motor silindir hacmi 4001 cm3’ün üzerindekilerin vergisi ise 19 bin 541 lira olacak.

Aynı yaş grubundaki motosikletlerin vergisi de 102 lira ile bin 298 lira arasında olacak. 1-6 yaş arasındaki minibüslerin vergisi 644 lira, panelvan ve motorlu karavanların vergisi 859-bin 298 lira, otobüs ve benzerlerinin bin 623-2 bin 598 lira, kamyonet, kamyon, çekici ve benzerlerinin vergileri ise 579-2 bin 925 lira arasında uygulanacak.

Yeni tarifeye göre, 1-3 yaş arasındaki uçak ve helikopterlerin vergisi de 10 bin 853-43 bin 431 lira arasında değişecek.

Mobil telefon aboneliğinin ilk tesisindeki Özel İletişim Vergisi 40 lira olacak

Öte yandan Bakanlık, diğer bir tebliğle de Özel İletişim Vergisi uygulamasına ilişkin bir açıklama yaptı.

Söz konusu tebliğde, mobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde (iş ve hizmetlerin merkezi bir sunucu tarafından uzaktan izlenmesi ve yürütülmesine yönelik makineler arası veri aktarımına mahsus olan ve bunların yürütülmesi için zorunlu olanlar dışında sesli, görsel iletişim veya genel amaçlı internet erişimi için kullanılmayan mobil telefon aboneliğinin ilk tesisi ile operatör değişiklikleri hariç) maktu olarak alınması hükme bağlanan vergi tutarının 2013’te 39 lira olarak belirlendiği, 1 Ocak 2014’ten itibaren ise 40 lira olarak uygulanacağı belirtildi.

Belirlenen motorlu taşıtlar vergisi kanunu ile ilgili olarak 2014 MTV rakamlarının belli olmasıyla birlikte 2014 Motorlu taşıtlar vergisi de belirlenmiş oldu buna göre belirlenen rakamların yer aldığı tebliğ sizler için 7/24 aktif çalışan ekibimiz tarafından ilk olarak yayınlamanın gururu ile birlikte aşağıdaki linkte eklenmiştir.

2014 MTV, 2014 Motorlu Taşıtlar vergisi Tebliği‘ne ulaşmak için Tıklayınız.

2014’ten itibaren ticari belgelerde bulunması gereken bilgiler – 9 Aralık 2013

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 09 Aralık 2013 - 11:05

Bilindiği üzere 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu geneli itibariyle 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmişti. Ekonomik ve ticari yaşamın önemli unsurlarını düzenleyen söz konusu kanunun bazı maddelerinin yürürlüğe girmesi ise uyum sürecinin sancısız atlatılabilmesi için ertelenmişti.

1 Ocak 2014 tarihi itibariyle Yeni Ticaret Kanunu’nun önemli maddelerinden biri daha yürürlüğe giriyor. Yakın dönemde uygulamaya girecek olan, kanunun; tacirin işletmesiyle ilgili olarak düzenlediği ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde bulunması gereken asgari bilgileri düzenleyen 39. maddesi bugünkü yazımızın konusu.

TTK’ya göre tacir kimdir?

Ticaret kanunumuza göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme, ticari işletme olarak kabul ediliyor. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye de tacir deniyor.

Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılıyor.

Tacir-ticaret unvanı ilişkisi

TTK’ya göre her tacirin, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapması ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalaması zorunlu. Aynı şekilde, tescil edilen ticaret unvanının, ticari işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılması da gerekiyor.

Tacirin düzenlediği belgelerin durumu

Şüphesiz gerek gerçek kişi gerekse tüzel kişi tacirler günlük ekonomik yaşamda gerçekleştirdikleri iş ve işlemlerin doğal bir sonucu olarak birçok belge düzenliyorlar. Yeni Türk Ticaret Kanunu bu belgelerde bulunması gereken asgari bilgilere yönelik bazı düzenlemeler içeriyor. Ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde:

Avrupa Topluluğu’nun şirketler hukukuna ilişkin 68/151/AET Sayılı Birinci Yönergesi’nden esinlenerek kaleme alınan söz konusu düzenlemelerle şeffaflığın sağlanması amaçlanıyor.

Hangi bilgilere yer verilecek?

Türk Ticaret Kanunu’nun, 01/01/2014’te yürürlüğe girecek 39. maddesinin 2. fıkrasına göre; tacirin işletmesiyle ilgili olarak düzenlediği;

– Tacirin sicil numarası (varsa MERSİS numarası yoksa ticaret sicili numarası),

– Ticaret unvanı,

– İşletmesinin merkezi ile,

– Tacir internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tescil edilen internet sitesinin adresinin gösterilmesi zorunlu (internet sitesi oluşturma zorunluluğu sadece bağımsız denetime tabi şirketler için geçerli).

Tacir internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tüm bu bilgilerin ayrıca şirketin internet sitesinde de yayımlanması gerekiyor. Bu sitede ayrıca, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkan ve üyelerinin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarının, limited şirketlerde müdürlerin adları ve soyadlarıyla taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarının, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticilerin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarının yayımlanması da mecburi.

Sadece faturada değil!

Tacirin bir ticari işe yönelik olarak düzenlediği tüm yazılarında/belgelerinde söz konusu bilgileri göstermesi zorunlu. Ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerin belirlenmesinde esas alınacak ölçüt, belgenin tacirler tarafından düzenlenmesi ve bu belgenin tacirlerin ticari defterlerine yaptıkları kayıtların dayanağını oluşturması.

Bu tür belgelere; tacirler tarafından düzenlenen faturalar, perakende satış vesikaları (perakende satış fişleri, makineli kasaların kayıt ruloları, giriş ve yolcu taşıma biletleri), gider pusulaları, müstahsil makbuzları, ücret bordroları, tahsilât veya tediye makbuzları örnek olarak gösterilebilir.

Yaptırım ne?

Söz konusu bilgilerin belgelerde gösterilmemesi halinde yasanın 51. maddesine göre idari para cezası uygulanacak. Söz konusu idari para cezası 2014 yılı için 2.240 TL. Bu kapsamda bir ceza ile karşılaşmamak için gerekli adımları derhal atmakta büyük fayda var.

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/2014ten-itibaren-ticari-belgelerde-bulunmasi-gereken-bilgiler-yazisi-889992

En erken ne zaman emekli olabilirim? – 21 Ekim 2013

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 21 Ekim 2013 - 9:10

01.05.1965 doğumluyum. 20.07.1988 tarihli Sigorta girişim ve yaklaşık 8.000 günüm var. 1985/1987 yıllarında 18 ay askerlik yaptım. Ne kadarını borçlanırsam en erken emekli olabilirim? Teşekkür ederim.?>Kadir Y.

CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre; 25 yıl, 51 yaş ve 5.450 günle emekli olabilirsiniz. 75 gün askerlik borçlanması yaparsanız, giriş tarihiniz 05.05.1988 olur ve 50 yaşınızın dolduğu 01.05.2015 tarihinde emeklilik müracaatı yapabilirsiniz. 75 gün askerlik borçlanması yaparsanız bir sene önce emekli olursunuz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

12.12.1966 doğumluyum. 20.05.1985 tarihli Sigorta girişim var. 1986/1987 yıllarında 18 ay askerlik yaptım. 1988/ 2007 yıllarında BAĞ-KUR ödedim. 01.08.2000 tarihi itibariyle 4/a kapsamında prim ödüyorum. Ne zaman emekli olabilirim? >Zeki Y.

CEVAP: 20.05.1985 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 8.119 gününüz var. 25 yıl, 48 yaş ve 5.225 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve gününüz dolmuş. 48 yaşınız 12.12.2014 tarihinde doluyor. BAĞ-KUR’dan sonra Sigorta’ya 758 gün prim ödemişsiniz. 502 gün daha öderseniz, 1.260 güne tamamlayarak emeklilik müracaatı yapabilirsiniz.

15.10.1963 doğumluyum. 01.01.1990 tarihli sigorta girişim var. Askerliğimi 1984/1986 tarihleri arasında 18 ay yaptım. Askerliğimi ödersem ne zaman emekli olabilirim??>Ali K.

CEVAP:
 Verdiğiniz bilgilere göre; 25 yıl, 52 yaş ve 5.525 günle emekli olabilirsiniz. Askerliğiniz 01.01.1990 tarihinden önce olduğu için, sadece 3 ayını borçlanırsanız, giriş tarihiniz 01.10.1989 olur ve 51 yaşınızın dolduğu 15.10.2014 tarihinde, 5.450 günle emeklilik müracaatı yapabilirsiniz.

08.08.1966 doğumluyum. 20.05.1988 tarihli Sigorta girişim var. Askerliğimi 1986/1987 yılları arasında 18 ay yaptım. Askerliğimin ne kadarını yatırırsam daha erken emekli olabilirim? Sistemde toplam 6.255 günüm görünüyor. “18 ay askerliğin tamamını yatır, 1 sene geriye çeker” deniliyor. Bu doğru mu? Ne zaman emekli olabilirim, askerliğimin ne kadarını yatırırsam, daha erken emekli olabilirim? Teşekkürlerimi iletiyorum. >Bünyamin K.

CEVAP: 20.05.1988 tarihli Sigorta girişiniz ve 6.255 gününüz var. 25 yıl, 50 yaş ve 5.375 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve gününüz dolmuş. Askerliğiniz 20.05.1988 tarihinden önce olduğu için, 18 ayın tamamını borçlanırsanız, giriş tarihiniz 20.11.1986 olur ve 49 yaşınızın dolduğu 08.08.2015 tarihinde emeklilik müracaatı yapabilirsiniz. 18 ay askerlik borçlanması 5.883,84 TL’dir.

01.05.1972 doğumlu bayanım. %50 engelli raporum ve “Vergi İndiriminden Faydalanabilir Yazısı” var. Ne zaman emekli olabilirim? Teşekkür ederim. >Gülizar B.

CEVAP: 22.06.2000 tarihli Sigorta girişiniz ve 4.611 gününüz var. Vergi indiriminden faydalandığınız için, üçüncü dereceden engelli olarak, yaşa bağlı olmadan, 18 yıl ve 4.080 günle erken emekli olabilirsiniz. Gününüz dolmuş. 18 yılınızın dolduğu 22.06.2018 tarihinde emeklilik müracaatı yapabilirsiniz.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/lutfi-koksal/576343.aspx

‘Defter’ hapsi! – 5 Ağustos 2013

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 05 Ağustos 2013 - 9:53

Yevmiye defteri, envanter defteri, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defterinin, herhangi birine dahi olsa, hiç kayıt yapılmaması 73 bin liraya kadar ceza kesilmesini, bu ceza ödenmezse hâkim karşısına bile çıkmadan ‘730 güne kadar hapis cezasını’ gerektiriyor!

Bu konu, milyonun üzerinde işletmeyi ve milyonlarca şirket ortağı ile yöneticisini yakından ilgilendiriyor.
İlgilendiriyor ama milyonlarca kişi, olayın özellikle “hapis ve yüklü para cezası” boyutunun farkında bile değil!

HANGİ DEFTER?

Tahmin edin bakalım hangi defter?
Hangi birisi, o kadar çok ki!
Temel fıkrası gibi..
“Temel otobanda farkına varmadan, ters yola girmiş. Durumu fark eden hava trafik polisi, helikopterden anons yapmış:
– Dikkat.. dikkat.. adamın biri otobanda ters yola girmiş. Dikkat dikkat..
Ters yola girenin kendisi olduğunun farkında olmayan Temel, karşıdan gelen çok sayıda aracı görünce, kafasını kaldırıp helikoptere doğru seslenmiş:
-Hanci birisu.. hanci birisu.. bir sürü, bir sürü..”

HANGİ DEFTERLER VE HANGİ CEZALAR?

Fıkrada olduğu gibi, o kadar çok ki..
Örneğin;
– Yevmiye defteri,
– Defteri kebir,
– Envanter defteri,
– Pay defteri,
– Yönetim kurulu karar defteri,
– Genel kurul toplantı ve müzakere defterinin,
herhangi birine dahi olsa, hiç kayıt yapılmaması:
a) 73 bin liraya kadar “adli para cezası” kesilmesini,
b) Para cezası ödenmezse, “730 güne kadar hapis cezasını” gerektiriyor!
Ne dersiniz, başlıkta “deftere kayıt yapmayanlar çıra gibi yanacaklar” demekte haksız mıyız?
73 bin lira ya da 50 bin lira büyük para. Çoğu işletmenin sermayesi bu kadar değil.
Yasa, gözünün yaşına bakmıyor; para cezası ödenmezse, “erteleme vs. olmadan” hatta hakim karşısına bile çıkmadan, 730 güne kadar, doğru hapis!..

NEREDE YAZIYOR?

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun, 562/6. maddesine göre;
“Madde 562/6 -Ticari defterlerin mevcut olmaması veya HİÇ BİR KAYIT İÇERMEMESİ yahut bu Kanun’a uygun saklanmaması hallerinde, sorumlular 300 günden az olmamak üzere, ‘adli para cezasıyla’ cezalandırılırlar”
1) Parasal Ceza:
– Günlük 20-100 lira arasında hesaplanır (Türk Ceza K.Md.52/2)
– 300 günden başlayan ceza, 730 günden fazla olamıyor (TCK. Md.52/1).
Buna göre, en az 6 bin TL ila 30 bin TL, en çok 14.600 ila 73 bin lira arasında “adli para cezası” uygulanıyor.
2) Hapis Cezası:
Adli para cezası demek; “ödemeyeni o kadar gün sayısı hakim karşısına bile çıkarmadan doğrudan hapse göndermek” oluyor. Örneğin 73 bin TL, 730 gün hapis anlamına geliyor!
Şimdiye kadar Ticaret Kanunu’nda hiç kayıt yapılmayan deftere böyle bir para cezası ve hapis cezası yoktu. Yeni düzenlemenin de işletmelerin çoğu farkında bile değil..

KDV İNDİRİMİ DE KABUL EDİLMİYOR

Birçok işletme, defterini bilgisayar ortamında tutuyor.
Defterlere de bilgisayardan düzenli döküm almıyor. Başka bir anlatımla defterlere kayıt yapmıyor.
Bu durum tespit edilirse, “Kırk katır mı kırk satır mı?” sözünde olduğu gibi, defterlere hiç kayıt yapılmadığı için;
· 73 bin liraya kadar “adli para cezası” kesilebilir.
· Para cezası ödenmezse, “iki yıla kadar hapis cezası” uygulanabilir.
Bitmedi..
Defterlere kayıt yapılmadığı için KDV indirimleri de kabul edilmez.
Şu anda Ağustos ayındayız. Maliye’ce bu yönde bir tespit yapılsa Ocak-Haziran, altı aylık KDV indirimleri kabul edilmez. Bir kat da “vergi ziyaı cezası” istenir.

Cezadan ve hapisten kurtulmanın formulü

Çok basit.. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’ndan veya Maliye’den bir yetkili gelip, defterleri ibraz etmenizi istediğinde; “Şu anda ibraz edemiyoruz. Bize bir süre verin ibraz edelim” derseniz, “en az 15 gün” süre vermek zorundalar. Bu süre zarfında da defterlere deyim yerindeyse 15 kez kayıt yapacak süreniz olur. 1 TL para cezası ödemezsiniz, 1 gün dahi hapis cezası almazsınız.Olay bu kadar basit!..

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/24458210.asp

Mart 2014’de Emekli Olabilirsiniz – 19 Temmuz 2013

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 19 Temmuz 2013 - 9:41

Soru: 27 Mart 1964 doğumlum. 3 Şubat 1989 tarihinde sigortalı işe başladım. Askerlik borçlanması ile birlikte 7839 gün prim ödemem var. 1985-1987 yılları arasında askerlik yaptım. 1997 tarihinde askerlik borçlanmamı yatırdım. Ne zaman emekli olabilirim?

Ömer İZGİ

Cevap: Başlangıçtan önce yaptığınız askerliğinizi borçlanmanız, sigorta başlangıç tarihinizi 18 ay geri götürerek emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 5375 gün prim ödeme ve 50 yaş şartlarına tabi olmanızı sağlıyor. Prim ödemeniz yeterli olduğundan bundan sonra prim ödemseniz de, 50 yaşınızı dolduracağınız 27 Mart 2014 de emekli olabilirsiniz.

55 yaşınızı dolduruyorsanız istediğiniz zaman emekli olabilirsiniz

Soru: 1974’ten SSK’lıyım. SSK ya 115 gün prim ödemem var. 1998’de tarım Bağ-Kura geçtim. Bağ-Kura da 3100 gün prim ödedim. 2005 yılında SSK’lı olarak çalışmaya başladım ve 1400 gün prim ödedim. Emekli olmak için ne kadar pirim ödemem gerekiyor?

İzzet ŞENER

Cevap: 8 Eylül 1999 tarihi itibariyle 23 yıldan fazla süredir sigortalı olduğunuzdan, bu tarihte yürürlüğe konan ve emekli olmayı oldukça zorlaştırdığından toplumda “mezarda emeklilik” olarak adlandırılan yasaya tabi olmadan eski yasa şartlarıyla emekli olacaksınız. Doğum tarihiniz ve askerlik durumunuz hakkında bilgi vermemişsiniz. Bu nedenle emekli olacağınız tarihi hesaplayamıyoruz. Ama emekli olma seçeneklerinizi şu şekilde sıralayabiliriz. Eski yasaya göre iki şekilde emekli olabilirsiniz.

1)    15 yıl sigortalılık süresi, 3600 gün prim ödeme ve 55 yaş şartlarına tabi olarak. Bu seçenekte 55 yaşınızı dolduruyorsanız istediğiniz zaman emekli olabilirsiniz.

2)    25 yıl sigortalılık süresi, 5000 gün prim ödeme şartlarına tabi olarak. Bu seçenekte de 385 gün daha prim ödeyerek toplam priminizi 5000 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

Yersiz ödenmemiş olması şartıyla ödenen primi silemezler

Soru: Babam 1984 yılında Bağ-Kura kaydolmuş. Ödemeyi yapmadan SSK’lı olarak çalışmaya başlamış. 2011 de tüm primleri toplattığımızda 752 gün Bağ-Kur primi olduğu çıktı. Ödemeyi yapıp SSK primine eklettik. Toplam 5018 prim olunca emeklilik için dilekçe verdik.(Babam 1960 doğumlu) Ancak sistemde daha önce görünen Bağ-Kur primi dilekçeyi verdikten sonra silindi. Ve prim eksikliğiniz var diyerek dilekçemiz kabul edilmedi. Parayı yatırdığımıza dair dekont elimizde. Mahkemeye başvurduk 2001’in Mayıs ayından bu yana mahkeme devam etmekte ve hala sonuç yok. Sizce sonuç ne olacak? Şu an mahkeme Eylül ayına attı. Beklemeli miyiz?

Azime YAŞAR

Cevap: Dosyanın içeriğini görmeden, mahkemenin nasıl sonuçlanacağını bilmemiz mümkün değil. Kurumun hangi gerekçe ile priminizi sildiğini belirtmemişsiniz. Burada önemli olan ödediğiniz Bağ-Kur priminin yersiz olup olmadığı hususudur. Şayet ödememeniz gereken bir primi kurumun hatasından da olsa ödemişseniz, bu size o günleri sigortalılık süresi olarak kazanma hakkı vermez. Ödediğiniz prim iptal edilir. Yersiz tahsil edilen prim iade edilir. Ancak, ödenmesi gereken bir primi ödemişseniz, kimse sigortalılık sürenizi silemez. Davanızı iyi takip etmeniz halinde mahkemeyi kazanırsınız.

Primi 3600 güne yaşı 60’şa tamamlamanız gerek

Soru: Merhaba Haziran 1996’da SSK girişim var. 1150 gün prim ödemem bulunuyor. Emekli olacağım yaş ve tarihim nedir?

Beytullah GÜLEÇ

Cevap: Yaş haddinden emekli olmak için; 15 yıl sigortalılık süresi, 3600 gün prim ödeme ve 60 yaş şartlarına tabisiniz. 2450 gün daha prim ödeyerek toplam priminizi 3600 güne tamamlamanız şartıyla, 56 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

Başlangıçtan önceki doğumlar borçlanılamıyor

Soru: 1966 doğumluyum.  SSK girişim 1989 da olup toplam 3950 gün prim ödemem var. 1985 ve 1992 doğumlu, iki çocuğum var.  Ne zaman emekli olurum?

Remziye HATİSARU

Cevap: Emekli olmak için; 20 yıl sigortalılık süresi, 5375 gün prim ödeme ve 46 yaş şartlarına tabisiniz. 1425 gün daha prim ödeyerek toplam priminizi 5375 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

Başlangıç tarihinden önceki doğumlar borçlanılamadığından 1985 deki doğumunuz borçlanamazsınız. 1992 deki doğumunuzdan sonraki iki yıllık sürede prim ödemeniz yoksa, doğum borçlanması yaparak 720 gün kazanabilirsiniz. Bu takdirde borçlanmadan sonra 705 gün daha prim ödeyerek emekli olabilirsiniz.

Eşiniz 2012 gün daha prim ödemeli

Soru: Eşim 25 Temmuz 1963 doğumlu. İşe giriş tarihi 15 Nisan 1988  olup, 3363 gün prim ödemesi var. Eşim ne zaman emekli olabilir?

Güler AĞAN

Cevap: Eşiniz emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 5375 gün prim ödeme ve 50 yaş şartlarına tabi. 2012 gün daha prim ödeyerek toplam primini 5375 güne tamamlayacağı tarihte emekli olabilir.

Ayrıca, 237 gün daha prim ödeyerek toplam primini 3600 güne tamamlaması şartıyla, 60 yaşını dolduracağı 25 Temmuz 2023 de emekli olması da mümkün.

Kaynak: http://yaklasim.com/TodayWriters.aspx?wid=17&cid=14108

İşverenler Tarafından Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin İnternet Ortamında Sosyal Sigortalar Kurumuna Gönderilmesine (E-Bildirge Uygulaması) İlişkin Tebliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 10 Şubat 2013 - 9:56

10 Şubat 2013 PAZAR
Resmî Gazete
Sayı : 28555

TEBLİĞ

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından:

İŞVERENLER TARAFINDAN AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNİN

İNTERNET ORTAMINDA SOSYAL SİGORTALAR KURUMUNA

GÖNDERİLMESİNE (E-BİLDİRGE UYGULAMASI)

İLİŞKİN TEBLİĞİN YÜRÜRLÜKTEN

KALDIRILMASINA DAİR TEBLİĞ

MADDE 1 – 30/4/2004 tarihli ve 25448 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşverenler Tarafından Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin İnternet Ortamında Sosyal Sigortalar Kurumuna Gönderilmesine (E-Bildirge Uygulaması) İlişkin Tebliğ ile 19/10/2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşverenler Tarafından Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin İnternet Ortamında Sosyal Sigortalar Kurumuna Gönderilmesine (E-Bildirge Uygulaması) İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür.

Hiç Sigortam yok. Nasıl emekli olabilirim? – 3 Kasım 2012

Ana Sayfa » Genel
Paylaş
Tarih : 03 Kasım 2012 - 11:39

> B. Dilek/İzmir
07.10.1957 doğumlu bayanım. Üç çocuğum var. Sigorta tescilim ve hiçbir sosyal güvencem yoktur. Doğum borçlanması yapabilir miyim, nasıl emekli olabilirim?

CEVAP: 5510 sayılı Kanunun 41’inci maddesinin (a) bendine göre kadın sigortalıların doğum nedeniyle çalışamadıkları en fazla iki defa olmak üzere ikişer yıllık süreleri borçlanabiliyorlar. Yani en fazla iki çocuk için 2+2= 4 yıl (1.440 gün) borçlanma yapabiliyorlar.
Bunun için sigortalı kadının doğumdan önce çalışmaya başlayarak sigortalılık şartını yerine getirmesi, Kanun kapsamında tescil edilmiş olması yeterli oluyor. Bu nedenle stajyerlik emekliliğe sayılmadığı halde, adına prim ödenmemiş staj yapan bayanlar da doğum borçlanması yapabiliyorlar.
Borçlanma için, doğumdan sonra adına prim ödenmemesi ve borçlandığı sürede çocuğunun yaşıyor olması gerekiyor. Çocuğun vefat etmesi halinde ise, vefat tarihine kadar olan süreler borçlanılabiliyor.
Sizin sigorta başlangıcınız, tesciliniz olmadığı için doğum borçlanması yapma şansınız yoktur. Ancak Bağ-Kur’a isteğe bağlı prim ödeyebilirsiniz. Fakat emekli olabilmeniz için, en az 15 tam yıl (5.400 gün) prim ödemeniz gerekiyor.

>> NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?
> Meryem Öztürk/Denizli
10.10.1960 doğumlu bayanım. 1980 Sigorta başlangıcım var. 1984 doğumlu bir çocuğum var. Doğum borçlanması yaptım. 2008/2011 tarihleri arasında Bağ-Kur’a isteğe bağlı prim ödedim. Şu anda çalışmıyorum. Yurt dışında bulunuyorum. Ne zaman emekli olabilirim, bunun için nereye müracaat etmem gerekiyor?

CEVAP: 14.02.1980 tarihli Sigorta girişiniz ve 2 yıl doğum borçlanması ile birlikte 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 3.600 gününüz var. Giriş tarihiniz 01.04.1981’den önce olduğu için, kademeli yaşa girmiyorsunuz. 15 yıl, 50 yaş ve 3.600 günle Sigorta’dan yaştan emekli olabilirsiniz. Tüm şartlar tahakkuk etmiş. Sigorta’dan emekli olmanıza bir engel görünmüyor. Yurt dışından iadeli taahhütlü olarak SGK Denizli İl Müdürlüğü’ne emeklilik müracaatında bulunabilirsiniz. Veya Türkiye’de bir yakınınıza Noterden vekaletname verirseniz, sizin adınıza emeklilik işlerinizi takip eder. Bu işleri 25.04.2011’den önce yapabilirdiniz. Bir senelik emekli maaşınız boşa gitmiş.

> İsmail Hamza/Sakarya
02.06.1955 doğumluyum. 1976/1977 yıllarında 20 ay askerlik yaptım. 1984 yılında 34 gün sigortam var. 1985 tarihli Bağ-Kur girişim var, devam ediyorum. Askerliğimi ödersem emekli olabilir miyim?

CEVAP: 1984 yılına ait sigortanız internet ortamında görünmüyor. 4/a ve 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 13 yıl 8 ay hizmetiniz var. 16 ay askerlik borçlanırsanız, 58 yaşınızın dolduğu 02.06.2013 tarihinde, 15 tam yıl (5.400 gün) ile emeklilik müracaatı yapabilirsiniz.

> OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE!
Emekliliğini hesaplatacak değerli okuyucularımızın sırasıyla; T.C. ve Cilt Numaralarını, il, ilçe ve baba adlarını, doğum tarihi ay ve gün olarak bildirmeleri gerekiyor. Askerlik yaptığı yıl ve süresi, er veya yedek subaylık durumu. Doğum Borçlanması yapacak bayanlar için; çocukların doğum tarihleri?ay?ve?gün?olarak?bildirilecek.?Engelli?ise;?sakatlık?oranı?ile?Vergi?Dairesinden?“Vergi İndiriminden?Faydalanabilir?Yazısı”?olup?olmadığı?lazım.?SGK’nın?yeni?düzenlemesine göre, eksik bilgi verenlerin sorularına net cevap veremiyoruz! Cevaplarımızı gazetemizden takip edebilirsiniz.
e-mail:?calisandunyasi@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna-İST.

Kaynak: http://portal.tg.com.tr/makaledetay.aspx?id=554052#.UJTkjWey71U

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI