DIŞ TİCARETTE ÜRÜN TANITIMI

Ana Sayfa » Dış Ticaret Muhasebesi (Page 3)
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 22:30

1. Reklam: Reklam, işletmenin ve üretilen mal ve hizmetlerin geniş kitlelere duyurulması, tanıtılması ve benimsetilmesi amacı ile girişilen satış çabalarıdır. Satışları ve kârlılığı artırıcı çabalar içinde günümüzde en önemli araç reklamdır. Reklamlar çok değişik biçimlerde ifade edilebilmektedir.

– Bir işin, bir fikrin, bir ürün veya hizmetin para karşılığında, kitle iletişim araçlarının denetiminin kullanılmasıyla, önceden belirlenen hedef kitlede istenen yönde tutum ve davranış sağlama faaliyetleridir.

– Bir ürünün veya hizmetin, bir kurumun, bir kişinin veya fikrin kimliği belli sorumlusunca tarifesi önceden belirlenmiş bir bedel ödenerek kitle iletişim araçları ile kamuoyuna olumlu bir biçimde tanıtıp benimsetilmesidir.

– Bir malın, bir hizmetin veya bir fikrin bedeli verilerek ve bedelinin kimin tarafından ödendiği anlaşılacak biçimde yapılan ve yüz yüze satış (kişisel satış) dışında kalan tanıtım etkinlikleridir.

– Tüketicileri veya alıcıları bir mal veya markanın varlığı hakkında bilgilendirmek ve tüketici veya alıcıların ilgili malı, markayı, hizmeti veya kurumu tercih etmesini sağlamak amacıyla göze veya kulağa hitap eden mesajların hazırlanması ve bu mesajların ücretli olarak reklam araçları aracılığıyla iletilmesidir.

2. Fuarlar ve Sergiler: Fuar, ticaretle ilgili ürün ya da hizmetlerin, teknolojik gelişmelerin, bilgi ve yeniliklerin tanıtımı, pazar bulunabilmesi ve satın alınabilmesi, teknik iş birliği, geleceğe yönelik ticari ilişki kurulması ve geliştirilmesi için belirli bir takvime bağlı olarak düzenli aralıklarla genellikle de aynı yerlerde gerçekleştirilen bir tanıtım etkinliğidir. Fuarlarda alıcı ve satıcılar, çeşitli iş anlaşmaları gerçekleştirmek üzere bir araya gelmektedir.

Zaman açısından sınırlandırılmış aktiviteler olup çok sayıda katılımcı, bir veya birden fazla ekonomik dalın önemli ürünlerini sergilemekte ve ağırlıklı olarak sanayi toptancılarına, sanayi tüketicilerine ve büyük miktarlarda satın alanlara örnek ürünler tanıtmaktadır. Ticaret fuarları ve sergileri belirli ve önceden tespit edilmiş bir zaman zarfında mal ve hizmetlerin ticari amaçla sergilendiği, satıcılarla potansiyel alıcıların karşı karşıya geldiği ve yeni iş bağlantılarının kurulduğu fiziksel mekânlardır. Fuar ve sergiler; bir araya getirme, ürün sunumu, alıcının tepkisinin ölçülmesi, potansiyel müşterilerin tespiti, rekabeti izleme, yeni dağıtım kanalları bulma gibi fonksiyonları ile çok önemli promosyon araçlarıdır.

Dünyada düzenlenen fuarlar (hem sektör hem de ülke bazında), Türkiye’de düzenlenen fuarlar ve Türkiye’nin yurt dışında millî düzeyde iştirak edeceği fuarlar/sergiler ve solo sergiler ile ilgili bilgiler aşağıdaki kaynaklardan temin edilebilir. Ticaret fuarları pazarlama planının vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak fuarların oldukça yaygın ve fazla olduğu düşünüldüğünde seçici olmak gerekmektedir. Bu, özellikle küçük bütçeli firmalar için çok önemlidir.

3. Halkla İlişkiler: Bir kurumun toplumla bütünleşme yönünde harcadığı çabaların tümüne halkla ilişkiler denir. Ancak her işletmenin ilişki içinde bulunduğu halk kesimi farklıdır. Bu nedenle halkla ilişkiler ve pazarlama arasında sıkı bir iş birliği bulunmaktadır. Bu iş birliğinin en büyük nedeni hem pazarlamanın hem de halkla ilişkilerin dışa dönük olmasından kaynaklanmaktadır. Halkla ilişkilerin temel amaçları aşağıdaki gibi sıralanabilir:
– Tüketicilere ürün ve hizmetler ve kullanımları hakkında bilgi vermek
– Müşteri dilek ve şikâyetlerini benimsemek
– Müşterileri ve personeli eğitmek
– Aracılar ile ilişkileri geliştirmek (bayiler toplantısı gibi)
– Piyasada süreklilik göstermek, varlığını duyurmak, topluma yararlı hizmet verildiği imajını sürdürmek
– Kamuoyunda firma ve/veya marka ile ilgili olumsuz bir görüş var ise bunu düzeltmek

4. Elektronik Ortamlar: Firmalar, ürünlerinin yurt dışına pazarlanmasında internetin ne kadar etkili olabileceğini yeni yeni keşfetmeye başlamışlardır. İnternet, ürün ve hizmetleri dünya genelinde pazarlamak için göreceli olarak ucuz bir yoldur. Ürünleri yurt dışına tanıtmak için hazırlanacak iyi bir Web sayfasının unsurları aşağıda verilmektedir:
– En önemlisi, az sayıda grafik ve fotoğraf kullanarak siteye giriş kolaylaştırılmalıdır.
– Site, ziyaretçilerin Web sayfalarında neler istediği dikkate alınarak hazırlanmalıdır.
– Geri bildirim alabilecek yöntemlere yer verilmelidir.
– Endüstriyel eğilimleri tartışmak, soruları cevaplandırmak vs. için tartışma grupları oluşturulmalıdır.
– İş bulma ilanlarına yer verilmelidir.
– Firmanın iş felsefesi belirtilmelidir.
– İş ortaklığına ilişkin fırsatlar ilan edilmelidir.
– İlgilenenlerin düzenlenen bilgi edinebilmeleri için isimlerini kaydedebilecekleri bir adres listesi oluşturulmalıdır.
– Buton isimlendirmelerinde iş dünyası için anlamlı kelimeler kullanılmalıdır.
– İş ilişkilerinden memnun kalmış olan müşterilerin yorumları için bir bölüm ayrılmalıdır.
– En çok sorulan sorular için bir bölüm ayrılmalıdır.
– E-posta mesajlarının üç gün içinde cevaplandırılması konusunda taahhüt verilmeli ve bu taahhüt yerine getirilmelidir.
– Firmanın sahip olduğu her türlü kalite ve standartlara ilişkin bilgi verilmelidir.
– Ziyaretçilerin daha fazla bilgi bulabilmesi için benzer firma ve kuruluşlar ile bağlantı kurulmalıdır.
– Ürün ya da hizmet hakkında eğitici bilgi verilmelidir.
– Sitede, bir sipariş formuna yer verilmelidir.
– İlgili sanayi dalındaki gelişmeler hakkında son haberler verilmelidir.
– Ziyaretçinin bilgiye ulaşma süresini kısaltmak için, tercihen şematize edilmiş resimler veya küçük resimler kullanılmalıdır.

İnternet, aynı zamanda iş fırsatlarından haberdar olmak için mükemmel bir buluşma yeridir. Günümüzde Web üzerinden ticaret fırsatlarını yayınlayan sayısız site bulunmaktadır. Firmalar, bu sitelerdeki bilgiyi izleyerek ürünlerini satma ya da aradıkları ürünleri satın alma olanağını bulabilir.

5. Basılı Materyaller: Markayı pazarda tanıtmak ve hedef kitle zihninde görsel olarak konumlandırmak için basılı materyaller kullanılmaktadır. Ürün ve marka tanıtım broşürleri, kataloglar, firma çalışanlarının kartvizitleri, yazışmalarda kullanılan antetli kâğıtlar, marka amblemi ya da isminin yer aldığı zarflar, kullanım kılavuzlar, sipariş formları, teknik dokümanlar firma ve marka tanıtımında kullanılabilecek basılı materyaller olarak sayılmaktadır. Firma, basılı materyaller konusunda yapacağı çalışmayı sahip olduğu örgütlenmeye göre kendi bünyesinde yürüteceği gibi profesyonel bir ajans ya da matbaa aracılığı ile de yapabilir.

6. İnsan Kaynakları: Markanın tanıtılması ve pazardaki hedef kitle tarafından benimsenmesi için firmanın sahip olduğu insan kaynaklarının çok önemli rolü bulunmaktadır. Firmanın en üst yönetiminden en alt çalışanına kadar marka ruhu taşınmalıdır. Firmanın en dinamik ve en değişken varlığı olan insan iyi bir yönetim ve personel politikası ile sağlanır. Gerekli olan hâller dışında sık sık personel değişimi hem nihai tüketicileri hem aracıları hem de diğer çalışanları olumsuz etkileyecektir.

7. Reklam Ajansları: Reklam ajansları, reklam verenin duyduğu ihtiyaç doğrultusunda ve onun onaylayacağı biçimde hazırlayan ve reklam veren adına yayımlanmasına aracılık eden ticari iletişim uzmanı gerçek ya da tüzel kişilerdir. Bir diğer tanıma göre reklam ajansı; reklam verenlerle, reklam etkinliklerini planlamak, geliştirmek ve yönetmek için ve bunun karşılığında bir ücret ya da komisyon almak üzere anlaşma yapan ticari hizmet kuruluşudur. Reklam ajansları birer hizmet örgütüdür ve temel işlevleri reklam verenin ürünüyle ilgili olarak kitle iletişim ve satış çabalarını planlamak ve işletme adına bu faaliyetleri yürütmektir. Günümüzde ajans kavramı kapsamında sadece ürünün iletişimi ile ilgili faaliyetler yer almakta, diğer satış çabaları hatta pazarlamanın diğer elemanlarıyla ilgili faaliyetler de yer almaktadır

DIŞ TİCARET FİYAT POLİTİKALARI

Ana Sayfa » Dış Ticaret Muhasebesi (Page 3)
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 22:29

1.10.2. Fiyat Politikaları: Bir işletmenin her şeyden önce, piyasaya sunmak istediği ürünle neyi gerçekleştirmek istediğine karar vermesi gerekir. Bu da politika ve strateji saptanması anlamına gelir. Politika işletmenin yönetilmesinde genel bir rehber ve hareket planıdır.

Eğer işletme, hedef pazarını ve pazar konumlamasını dikkatli bir şekilde seçmişse bu takdirde fiyat da dahil olmak üzere, pazarlama karışımı stratejisi oldukça açık olacaktır. Dolayısıyla fiyatlandırma stratejisi, daha önceden pazar konumlaması’na ilişkin olarak alınan karara bağlıdır. Bunun yanında, işletmelerde fiyat kararları, genel amaçlar doğrultusunda saptanan belirli bazı yönetsel politikalara dayanır. Kısaca, fiyatların ne kadar esnek olacağını, ürünün hayat devresi boyunca hangi düzeylerde saptanacağını, taşıma giderlerinin ne şekilde hesaba katılacağını, iskonto ve tavizlerin kimlere ve ne zamanlar, nasıl verileceğini ortaya koymalıdır.

1.10.3. Fiyat Politikası Amaçları: Kârlılıkla ilgili amaçlar, maksimum, minimum,doyurucu-tatmin edici ve hedefkârlılık yatırım üstünden beklenen gelir. Satış hacmiyle ilgili amaçlar, maksimum satış, pazarın kaymağını alma, yüksek fiyat, pazar payı liderliği, pazara nüfuz, penetrasyon, sürüm için düşük fiyat. Rekabete karşı koyma, denge fiyatları, rekabetten kaçınma, fiyat dışı rekabet. Kâr marjı amaçları, ürün dizisinin tümünün satışını kolaylaştırma. Öteki amaçlar, fiyatlarda istikrar sağlama.imaj yaratma, örneğin, ürün kalitesi liderliği.

Fiyat istikrarını koruma ve rekabeti karşılama amaçlarına, statüko yönlü fiyatlandırma amaçları da denilmektedir. Ancak işletmelerin, bu genel rehber dışında daha spesifik fiyat politikaları seti oluşturmaları gerekir. Çoğu kez firmalar,günlük piyasa koşullarının fiyatı belirlemesinden çok kendi fiyatlarını kendileri belirler. Örgütsel pazarlarda uygulanan fiyat politikaları şunlardır:
– İndirimli fiyat
– Coğrafi yörelere göre fiyatlama
– Farklı fiyatlama
– Garantili fiyat

1.10.4. Promosyon: Bir ürün veya hizmetin, daha doğrusu o ürün ve hizmeti sarmalayan pazarlama karmasının satışının artırılması başta gelmek üzere, çeşitli pazarlama amaçlarının gerçekleştirilmesi için doğrudan kişisel veya kişisel olmayan dolaylı yöntemler, teknikler, araçlar, süreçler ve personel kullanılarak alıcılara ve diğer muhataplara iletişimler geliştirme, yayma ve bu muhataplardan tüm pazarlama çabalarını geliştirici bilgi toplama etkinliklerine promosyon denir.

Promosyonun Amaçları: Promosyon çabalarının temel amacı kuruluşun kendisi veya pazarlama karması hakkında fiili veya potansiyel alıcılara,
– Bilgi vermektir.
– Hatırlatma yapmaktır.
– İkna etmektir.

1.10.5. Dağıtım Kanalları: Dağıtım kanalı, kısaca bir malın üreticiden tüketiciye veya endüstriyel alıcıya akışında izlendiği yoldur. Malların sahipliklerinin elden ele geçmesi ve malların fiziksel olarak çıkışı. Malların sahipliliğinin değişmesi sonucunda, malların fiziksel hareketi sağlanır.

Dağıtım Kanalının Seçimiyle İlgili Bazı Genel İlkeler:
– Dağıtım kanalları, nihai tüketiciden başlayarak geriye doğru üreticiye gelecek şekilde düşünülerek düzenlenmelidir.
– Seçilen kanallar, işletmenin pazarlama programının amaçlarına uygun olmalıdır.
– Dağıtım kanalları önceden belirlenmiş bir pazar payını sağlayacak şekilde olmalıdır.
– Bir mamulle ilgili dağıtım kanallarındaki bütün işletmeler arasında ileri düzeyde bir karşılıklı bağımlılık mevcut olduğundan her işletme diğerini destekleme durumundadır.

Dağıtım Kanalının Seçimini Etkileyen Faktörler: Dağıtım kanalının seçimini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Ürün özellikleri ve
pazar koşullarına göre en uygun dağıtım kanalını seçebilmesi için firmaların pazar, maliyet ve firmayla ilgili özellikleri analiz etmesi gerekir. Dağıtım kanalının seçimini etkileyen faktörleri başlıca beş grup altında toplamak mümkündür.

Tüketici özellikleri: Dağıtım kanalları üretici ve tüketici arasında bir köprü oluşturduğundan tüketici özellikleri, dağıtımla ilgili kararlarda ilk önce dikkate alınması gereken bir faktördür. Tüketicilerin sayısı, satın alma sıklığı ve siparişlerin büyüklüğü de dağıtım kanalının seçimini etkiler. Örneğin, tüketicilerin sayısı az olduğunda işletme kendi satış gücünü kullanarak doğrudan alıcılara ulaşabilir. Fakat alıcı sayısı fazla ise aracıların kullanılması zorunlu olur.

Mamul özelikleri: Malın dayanıklı, dayanıksız, tüketici ve endüstriyel mal olmasına göre ihtiyaç duyulan dağıtım kanalı farklıdır. Ayrıca mamulün birim değeri, ağırlığı ve hacmi, bozulabilirliği, kolay bulunabilirliği, teknik özelikleri ve standardize edilip edilmediği ile ilgili özellikleri de alternatiflerin seçiminde etkilidir.

Kontrol ihtiyacı: Dağıtım kanalları politikasında başlangıç noktası imalatçıdır. O hâlde, imalatçının dağıtım kanalları üzerindeki kontrol isteğini de normal karşılamalıyız.

Maliyet: Çok kimse, dağıtım kanalının kısa olması durumunda dağıtım maliyetinin de daha düşük olacağını düşünür. Ancak çoğu zaman tam tersidir. Dağıtım işlevini gerçekleştirme konusunda uzman olan aracılar, imalatçıdan daha etkin şekilde dağıtımı gerçekleştirir. Böylece daha uzun dağıtım kanalları kullanıldığında dağıtımın üreticiye olan maliyeti de daha az olur.

Finansal ve insan kaynakları: İşletmenin finansal bakımdan güçlü olmaması durumunda, finansal gereksinmesini azaltmak için stoklarının bir kısmını toptancı ve perakendecilere aktarmak isteyecektir. Böylece dağıtım probleminden kurtulmuş olur

DIŞ TİCARETTE MARKA – AMBALAJ – FİYAT

Ana Sayfa » Dış Ticaret Muhasebesi (Page 3)
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 22:27

1.7. Endüstriyel Talebin Özellikleri: Endüstriyel talepler, tamamen son tüketicinin talebinde oluşan dalgalanmalara bağlıdır. Piyasada talep fazla dalgalanır. Dalgalanmalar çeşitli akımların sonucu oluşur. Bu pazarlarda ürün bilgi düzeyleri tüketici piyasalarına göre yüksektir. Bu pazarlarda tamamen profesyoneller alım yapar. Birçok şirkette alımlardan sorumlu bir satın alma departmanı kurulmuştur. Reklamlardan çok kişisel satış teknikleri avantajlıdır. Satış masrafları daha azdır, satın alma işlemi uzun bir süreçtir. Alıcılar bu pazarlarda alımlarını yaparken çeşitli alım metotları kullanır.

– Muayene yaparak satın almalar (Standart olmayan mallara uygulanır)
– Örnek üzerine satın almalar (Standart olan mallarda uygulanır)
-Tarif üzerine satın almalar (çok belirli spesifikasyonlara sahip ürünlerde)
– Pazarlık yoluyla satın almalar (teklifler alınarak pazarlık yoluna gidildiği durum)

Endüstriyel alımlarda satın alma kararlarını, üretim bölümlerinin verdiği kararlar ve spesifikasyonlara uygun olarak satın alma departmanı görevlileri verir. Endüstriyel satın alma kararlarını çevresel faktörler adı altında yasa tüzük ve yönetmelikler, ekonomik şartlar, rekabet ve teknolojik değişmeler; örgütsel faktörler adı altında amaçlar, satın alma politikası, kaynaklar ve alım departmanı yapısı; kişiler arası faktörler adı altında iş birliği, anlaşmazlık, güç ve çıkar ilişkileri; bireysel faktörler adı altında ise yaş, eğitim düzeyi, mesleki pozisyon, kişilik, gelir gibi unsurlar etkiler.

1.8. Marka: Marka, ürünü niteleyen, tanımlayan, diğerlerinden ayırt edici bir karakter olarak tanımlanabilir. Marka ürünün diğer ürünlerden ayırt edilmesini sağlar. Markalamak kelimesi İngilizce “branding”, (markalamak) kelimesinden gelir.

Üreticilerin ticaret ve tüketiciler üzerinde bir denetim ve etkinlik sağlamak istemesi nedeniyle marka gereksinimi ortaya çıkmıştır. Sanayi devrimi öncesi üreticilerin markasız mallarını toptancılara ucuz satmak zorunda kalmışlardır. Bunun nedeni üretici ile tüketici arasında çok az iletişim sürecinin olmasıdır.

Üreticilerin kendilerini ön plana çıkarmalarını kolaylaştıran en büyük gelişme, gelişen teknoloji ve talebin artması olarak değerlendirilebilir. Bu etkenlerle güçlenen üreticiler yatırım ve reklam ile toptancıların gücünü kırma fırsatını elde etmeye başladılar. Talebi sürekli kılma ve pazar dinamiklerini toptancıların elinden alma yolunda reklamın çok önemli bir görevi yerine getirdiği söylenebilir. Bu süreç içinde üreticiler, toptancılara ürünlerinin dağıtımı için en iyi olanakları sunmaya uğraşmışlar, ama bu da kârda bir sıkışmaya neden olmuştur. Bu durumu aşmak için ürünlerini farklılaştıran üreticiler, ürünlerine adlar vererek, koruma için patentler alarak, ürünleriyle tüketiciler arasında toptancılar ve perakendeciler üstünde bir ilişki kurmaya başlamışlardır. Marka, bu süreclerden sonra ortaya çıkan bir simgedir.

1.9. Ambalaj: Malların korunabilmesi, tanınabilmesi, sürüklenebilmesi ve kullanımlarının kolaylaştırılabilmesi için kaplanan, eklentiler, süsleme veya etiketlerden oluşan bir araç. Ambalaj iyi bir reklam aracıdır.

Bir malın başarılı olup olmaması paketin ürünü satıp satamayacağına bağlıdır. Paketin şekli, kullanım uygunluğu, grafik, seçilen baskı rengi, baskı kalitesi, boya kalitesi, kullanılan malzemenin kalitesi, reklam işlevi ve başarıyı doğrudan etkiler.

Ambalaj Özellikleri:
– Ambalaj materyali albeniyi arttırıcı biçimde, ürünü en iyi şekilde temsil edecek şekilde tasarlanmalı ve kullanımı kolay olmalıdır.
– Rahat taşınmalıdır.
– Geri dönüşümü olmalıdır.
– Ürünü ve kalitesini yansıtmalıdır.
– Besin kayıplarını en alt seviyede tutmalıdır.
– Ambalajın dizaynı; taşıma, dağıtım ve rafta tutulması sırasında koruyucu olmalı ve elle rahatlıkla tutulabilir şekilde olmalıdır. Ambalajın şekli, büyüklüğü ve ağırlığı önemlidir.Gıdanın orijinal şeklini, büyüklüğünü ve ağırlığını muhafaza etmelidir.
– Ambalaj materyali gıdayı kimyasal ve fiziksel tehlikelere karşı korumalıdır.
– Ürünü temiz tutmalı, kirlilik ve diğer kontaminantların gıdaya bulaşmasına engel olmalıdır.
– Ambalaj materyalinin üzerinde gıdanın içeriği, en uygun kullanım ve saklama koşullarını belirten bir etiket bulunmalıdır.

1.10. Fiyat: Fiyat, bir mal ya da hizmetin elde edilmesi için bunlar karşılığında verilen bir miktar para, malların değişim oranıdır.Fiyat, herhangi bir mal ve hizmetin değerinin parasal ifadesidir. Mal veya hizmetin değeri o ekonomide geçerli olan ortak değer ölçüsü ile parasallaştırılarak fiyata dönüştürülür. Bu ortak değer ölçüsünün mutlaka kağıt veya madeni para olması şart değildir. Fiyatların ortak değer ölçüsü ile değere dönüştürülmesinden sonra oluşan fiyatlar topluluğuna fiyatlar genel düzeyi denir.

Fiyat istem ve sunuya bağlı olarak değişir. Öte yandan, fiyat da istem ve sunuyu belirleyebilir. Bu bakımdan fiyat denilince her zaman değişimin yapıldığı piyasa fiyatı akla gelmemelidir. Bir satıcının elindeki mala koyduğu fiyat (sunu fiyatı), her zaman piyasa fiyatıyla özdeş olmayabilir. Alıcıların akıllarından geçirdikleri fiyat da (istem fiyatı) aynı kurala tabidir.

Fiyatlandırmada güdülen amaç veya hedefler genel olarak işletme ve pazarlama amaçlarıdır; zira, yönetim sadece fiyatla değil, tüm diğer karar değişkenleriyle de belirli pazarlama hedeflerine ulaşmaya çaba göstermektedir. Bir işletmenin belirli bir mamulü için fiyat belirlerken ulaşmak istediği genel işletme ve pazarlama hedeflerinin başlıcalar şunlardır:
– Kârın maksimizasyonu
– Hedef kâr (yatırım kârlılık oranı)
– Pazar payı (pazara derinliğine girme)
– Satış gelirlerinin maksimizasyonu
– Pazarın kaymağını alma

1.10.1. Fiyatlandırma faktörleri: 
– Mamulün üretim veya alım maliyeti: Uygulamada en sık olarak kullanılan yöntemdir. İşletmenin en belirgin olarak denetleyebileceği bir faktör olup birim sabit maliyet, birim değişken maliyet, ortalama birim maliyet, birim satış fiyatını belirlemede yaygın olarak kullanılır.
– Mamule olan talep: Talebin elastikiyetine göre belirlenir. Talep konusundaki bilgiler maliyettekilerden daha az; belirsizlik ve tahmin güçlüğü daha fazladır. Bazı mallar için talebe göre fiyatlandırma da yapıldığı görülmektedir.
– Rekabet durumu: Her mal için bir rekabet söz konusudur. Rekabetin yoğunluğu fiyatların düşük tutulmasına neden olurken daha az rekabetin olduğu alanlarda fiyatlar yüksek tutulmaktadır.
– Hedef alınan pazar payı: Eğer işletmeler bulundukları sektörde yüksek bir pazar payı elde etmek isterlerse genelde fiyatlarını düşük tutmaktadır. Dolayısıyla işletmenin gelmek istediği yere göre fiyatlama yapılmaktadır.
– Pazarın kaymağını alma veya pazara derinliğine girme stratejisi: Bir mal, pazara girerken kısa sürede yüksek gelir elde etmek amaçlandığında fiyat yüksek tutulmaktadır. Bunun yanında pazarda iyi bir yer edinerek diğer firmalara karşı bir avantaj elde edilmek isteniyorsa bu durumda daha makul bir fiyat belirlenir.
– Mamulün önceden beri piyasada bulunması: Bir malın yeni veya eski olması fiyatını etkilediği gibi, aynı zamanda nihai kullanım yeri ve amacı da fiyatı etkilemektedir. Bazı endüstriyel malların bulunduğu pazarlarda rekabet pek olmaz.
– Dağıtım kanallarının tipi ve kullanılan aracılar: Hem toptancıya hem de perakendeciye mal verilmesi, toptancıya daha düşük fiyatla verilmesini gerekli kılar.
– Kullanılan tutundurma yöntemleri fiyatlandırma hedeflerini etkilemektedir: Bir malın piyasada önemli bir yere gelmesi için yapılan masraflara perakendeci ve aracılar da katılıyorlarsa, bu durumda fiyatta makul bir indirim yapılabilir. Aksi durumlarda fiyat daha yüksek olacaktır

DIŞ TİCARET POLİTİKALARI 2

Ana Sayfa » Dış Ticaret Muhasebesi (Page 3)
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 22:26

1.2.5. İhracat Konsorsiyumları: Sektörel Dış Ticaret Şirketleri Modeli: KOBİ’lerin birleşerek ihracat amacıyla bir konsorsiyum kurması ve ihracatın bu konsorsiyum tarafından gerçekleştirilmesi pazara girişte yararlı bir yöntem olarak görülmektedir. Bu nedenle hükümetler bu modeli teşvik etmektedir. SDŞ Sektörel Dış Ticaret Şirketleri, Türkiye’deki KOBİ’lerin ihracata yönelik faaliyetlerinde gönüllü olarak sermayelerini, bilgilerini, üretimlerini ve tecrübelerini bir araya getirerek ölçek ekonomisinin sağladığı avantajlara sahip olunmasını destekleyici bir modeldir. Söz konusu modelin ihracatçılara (üyelerine) sağladığı faydalar şunlardır:

– Yeni pazarlara girme ve yeni alıcılara ulaşma
– Pazarın çeşitlenmesi ve riskin azaltılması
– Büyük miktardaki siparişlerin birlikte hareket yolu ile kolaylıkla karşılanması
– Uzun dönemli yatırım ve üretim planlaması yapılabilmesi
– Birim üretim, dağıtım giderlerinde azalma
– Pazarlık gücü elde ederek daha karlı satış yapabilme
– İhracatta bilgi birikimi ve deneyim elde etme
– Döviz girdisi elde etme
– Endüstri alanında sesini duyurabilme
– İhracat giderlerinin paylaşımı nedeniyle daha az finans ile kaynak tahsisi
– Diğer aracı kurumlara alternatif olabilme
– Birlikte başarı elde etme duygusu ve bunun moral üzerine olumlu etkisi

1.2.6. Dış Ticaret Şirketleri: İhracata yönelik pazarlamada bir örgütleme biçimi olarak Türkiye’de ilk olarak “Dış Ticaret Sermaye Şirketleri” bir model olarak benimsenmiş ve 1980 yılında resmî olarak uygulamaya konularak devletçe de desteklenmiştir. Söz konusu karar hükümleri, imalatçı olmayan, ancak dış pazarlamada ihtisaslaşmış ihracatçı sermaye şirketleri eliyle ihracatın geliştirilmesi ve artırılması esaslarını düzenlemektedir. Dış Ticaretin büyük ölçekli şirketler eliyle büyütülmesini öngörerek yeni bir yapılanmaya yol açan bu model ile ihracatta belirli mal ve pazarlar konusunda ihtisaslaşmış ekipler oluşturulması amaçlanmıştır.

1.3. Hedef Pazar: Hedef pazarı, firmanın hitap etmek istediği ve çekmek istediği müşteri grup ya da gruplar şeklinde tanımlanabilir. Hedef ğazar seçiminde, pazar bölümlendirme çalışmasından sonra işletmeler, hangi pazar ya da pazar bölümlerine girmeye çalışacaklarına karar verir, yani hedef pazar ya da pazarlarını seçer.

İşletme, önce pazarı bölümlemeli ve kendi kaynaklarını, ürettiği malın veya hizmetin özelliklerini, pazar bölümlerinin yapısını, bölümdeki rekabet durumunu dikkate alarak belirlemeli ve sonra seçtiği pazarlama bölümlerine uygun pazarlama karmasını geliştirmelidir. Hedef pazarın belirlenmesi hem rakipleri görmeyi hem de pazardaki kârlılığı yüksek ve tatmin edilmemiş ihtiyaçların keşfini sağlayacaktır. İşletme, bunu yaparken ihtiyaçları karşılayabileceği ve zaman içinde bunu devam ettirebileceği pazarı veya pazarları hedef almalıdır. Hedef pazarı seçerken aşağıdaki faktörler dikkate alınmalıdır.
– İşletmenin kaynakları
– Ürünün özellikleri
– Ürünün hayat eğrisindeki yeri
– Pazarın yapısı
– Rekabet durumu

Hedef pazarlar: Ürün hedef pazarda sadece istikrarlı değil, aynı zamanda yükselen bir talebe de sahip olmalıdır. Bu talep, demografik araştırmalar ve pazar araştırması yolu ile belirlenmelidir. Pazar araştırması, firmaların ürünleri için hangi yabancı pazarların en fazla potansiyele sahip olduklarını belirlemesine olanak tanır. Yeni ihracata başlayan firmalar demografik ve fiziki çevreye, politik ortama, ekonomik faktörlere, sosyal ve kültürel çevreye, pazara girilebilirliğe ve ürün potansiyeline dayalı birkaç hedef pazar araştırmalıdır.

İyi bir pazar araştırması, firmanın ürünleri veya hizmetleri için talebi ve hedef pazarda ürünlerinin ne kadar iyi bir performans göstereceğini tahmin etmesine yardım eder. İki ya da üç hedef pazar belirlemek üzere, potansiyel en fazla on ülke için aşağıdaki konular teker teker incelenmelidir:
– Büyüme ve yoğunluk eğilimlerini göz önüne alarak her ülkenin toplam nüfusu belirlenmelidir.
– Hedef alınan yaş grubunun, nüfusun içinde yeterli payı olup olmadığı saptanmalıdır.
– Nüfusun ne kadarının kent, banliyö ya da kırsal kesimde yaşadığı belirlenmelidir.
– Pazara girecek olan ürün ya da hizmeti etkileyebilecek olan iklim ve hava değişiklikleri olup olmadığı tespit edilmelidir.
– İhracat noktasından çeşitli hedef ülkelere taşıma mesafeleri öğrenilmelidir.
– Pazarda ulaşım ve haberleşme altyapılarının düzeyi ve kalitesi göz önüne alınmalıdır.
– Pazarda yeterli nakliye, ambalajlama, boşaltma ve diğer yerel dağıtım ağlarının olup olmadığı kontrol edilmelidir.
– Devlet sisteminin özel sektöre destek olup olmadığı araştırmalıdır.
– Devlet, özel sektör iş bağlantılarına ne derecede karışmaktadır?
– Yabancı ürünlerin ithalatına karşı devletin tutumu nedir?
– Politik sistem istikrarlı mı yoksa sık sık değişiyor mu?
– Devlet; kotaları, gümrük vergilerini ve diğer ticaret engellerini kaldırmaya çalışıyor mu ?
– Dünya Ticaret Örgütüne – (DTÖ-WTO) üye mi ? Gümrük duvarlarını istediği zaman yükseltebilir veya ithalatına yasaklama koyabilir mi ?
– İthalatın ve ihracatın daha yüksek seviyelere çıkarılmasını teşvik etmek konusunda ülkenin tavrı nedir ?
– Pazarda ithal ürünler ne ölçüde kabul görmektedir ?
– Serbest ve açık görünmesine rağmen pazar, yabancılara kapalı mı ?
– Hedef ülke için tahmin edilen ekonomik büyüme nedir ?
– Hedef pazarın gayrisafi millî hasılası ve ödemeler dengesi nedir ?
– Genel ekonomi içinde ithalat ve ihracatın yüzdeleri nelerdir ?
– Hedef ülkenin ithalat ihracat oranı nedir?
– Hedef ülkede enflasyon oranı nedir? Pazar ve kambiyo mevzuatı nasıl çalışmaktadır ?
– Hedef ülkenin kişi başına millî geliri nedir? Gelir düzeyleri artıyor mu ?
– Gelirin yüzde kaçı tüketim maddelerine harcanıyor ?
– Nüfusun yüzde kaçı okuma yazma bilmiyor? Ulaşılan ortalama eğitim seviyesi nedir ?
– Nüfusun yüzde kaçı orta sınıf olarak belirlenmiştir ?
– Hedef pazar ne derecede iç pazara benziyor ?
– Ürün ya da hizmete ilişkin tercüme ya da adaptasyona ihtiyaç var mı?
– Hedef ülkede dağıtımcı sözleşmelerinin yasal yönleri nelerdir ?
– Ticaret için gerekli dokümanlar, teknik ve çevreye ilişkin ithalat düzenlemeleri nelerdir ?
– Ürün ya da hizmeti etkileyen fikrî mülkiyet koruma yasaları nelerdir ?
– Eğer ticari bir anlaşmazlık çıkarsa hukuki sistem adil ve tarafsız bir inceleme olanağı sağlıyor mu?
– Vergi yasaları yabancılar için adil mi ? Yurt dışına çıkacak olan ihracat gelirleri için vergi oranı nedir ?
– Hedef pazarda ürün için belli bir talep var mı ?
– Hedef pazarda ürünün yüzde kaçı üretiliyor, yüzde kaçı ithal ediliyor ?
– Ürün ya da hizmet hedef pazarda anlaşılmış ve kabul edilmiş midir ?
– Pazarda şu anda kaç yabancı rakip var ? Hangi ülkelerden ?

Hedef Pazar Seçimi Stratejileri: Hedef pazar seçiminde başlıca dört strateji uygulanır:
– Farklılaştırılmamış pazarlama (tüm pazar) stratejisi
– Farklılaştırılmış pazarlama (çok pazar) stratejisi
– Yoğunlaştırılmış pazarlama (tek pazar) stratejisi
– Dar dilimli pazarlama (niş pazar) stratejisi

1.4. Tüketim Mallarının Pazarlanması: Pazarların yapısı, özellikleri, tüketici pazarları ve çeşitleri pazarda bizim için önemli olan tüketici grubu; belirli bir ihtiyacı olan ve bu ihtiyacı karşılayacak istek ve arzusu olan, alım gücüne sahip veya potansiyeli olan, ayrıca bu potansiyeli harcama yönünde eğilimi olan özel ya da tüzel kişilerden oluşan tüketici gruptur. Hedef pazar ise üretici ve satıcıların malları ve hizmetleri satmak için seçtiği asıl tüketici grubudur.

Tüketicilerin almış olduğu mallar, kullanma biçimi ve kullanma yerlerine göre ikiye ayrılabilir. Kendi veya ailesinin ihtiyacını karşılamak için mal alanlar nihai tüketici, üretime katmak yeni değerler yaratmak, tekrar satmak, ekonomik amaçlarla kullanmak için alanlara ise endüstriyel tüketici denir. Pazarlar ise tüketiciler açısından üçe ayrılır:

Tüketiciler pazarı: Ailesel ya da kendi ihtiyaçlarını gidermek amacıyla alım yapan tüketici grubu

Örgütsel pazarlar: Amacı mal ve hizmet üretmek ve bunu satarak kâr elde etmek olan kurum ve kuruluşların yaptığı alımlardır. Alım, tamamen tüketici pazarındaki arz talep dengesine bağlıdır. Bu pazarlarda yapılan alımlar büyük miktarlardadır. Ayrıca alıcı sayısı kısıtlı olduğu için birebir (yüz yüze) satış tekniklerinin kullanılması daha uygun olabilir.

Uluslararası pazarlar: Ülkenin kendi sınırları dışındaki bütün pazarlar uluslar arası pazarlar adını alır. Bu pazarlar, birbirinden çok farklı kurallara ve satın alma davranışlarına sahiptir.

1.5. Pazarların Yapısı ve Özellikleri: Pazarları üreticiler, tüketiciler, ürünler ve aracılar oluşturur. Pazarların yapısını pek çok açıdan ele almak mümkündür. Üreticilerin durumuna göre araştırmacılar pazarları dört ana başlık altında inceler.

Tam rekabet piyasası: Bu pazarda firma sayısı fazladır. Firma sayısının fazla olması Pazar fiyatının oluşmasında dengeli fiyat oluşmasına neden olur. Bu pazarlarda fiyat artışı fazla olmaz. Üretici ve tüketici oluşan fiyat hakkında bilgi sahibidir. Bunun sonucu olarak da firmalar, üretim masraflarım mümkün olan en düşük seviyeye çekmek için çalışırlar.

Teknolojik gelişmeler ile malın maliyeti aşağı çekilmekle birlikte kalitesi de artırılır. Tam rekabet piyasasında giriş ve çıkış sınırlandırılmaz. Farklı işletmelerde üretilen aynı ürünün özellikleri arasında büyük farklılıklar yoktur, ürün homojendir. Tam rekabet piyasasına en yakın sektör, tarım sektörüdür. Bu sektördeki işletmelerin sayısı çok fazladır, hiç biri piyasayı etkileyecek büyüklükte değildir. Üretilen ürünler nispeten homojendir. Örneğin buğday fiyatları hemen hemen her yerde aynıdır.

Monopol (Tekel) piyasası: 
Tek işletmenin belirli bir yapıdaki (homojen) ürünü üretmesidir. Tekelin yer aldığı piyasaya diğer işletmelerin girmesi mümkün değildir, rekabet yoktur. İşletme fiyat ve üretim seviyesini kân en fazla olacak şekilde belirler.

Monopollü rekabet piyasası: 
Aynı ürünü üreten işletmeler arasında kalite veya marka farkının olmasıdır, ürün heterojendir. İşletme sayısı fazladır, piyasaya girmek kolaydır. Ürün farklılığından dolayı, aynı ürün piyasada bu farklılığı yansıtacak farklı fiyatlarla satılmaktadır. Firmalar arasındaki rekabet, her firmanın koyduğu fiyatın, ortalama masraflarını ancak karşılayacak seviyeye yakın olmasına sebep olur, aşırı kâr yoktur. Üretim seviyesi, ortalama minimum masraflardan biraz daha fazla olan bir seviyededir. Bunun sonucunda piyasada kullanılan kaynak miktarı, tam rekabet piyasasına oranla daha fazladır.

Oligopol: 
Oligopal piyasalar kendi arasında gruplara ayrılmıştır. Firma sayısı az ya da rekabete yol açacak kadar fazla olabilir. Firma sayısının az olduğu piyasalarda firmalar, ortak hareket etme veya birleşme eğilimi gösterirler. Bu açıdan bazen bu piyasalara girmek zor olabilir. Ürün faklılığı ise değişen boyutlardadır; ürün farklılığı olmayan piyasalara (tam oligopol), bazen de ürün farklılığı olan piyasalara (noksan oligopol) rastlanabilir.

1.6. Endüstriyel Pazarlar: Mal ve hizmet üreticileri, tekrar satmak üzere satın alanlar, hükümet birimleri, kar amacı gütmeyen kurum ve kuruluşlardan oluşmaktadır. Örgütsel pazarda imalat sanayi, madencilik, inşaat, ulaştırma, finans, hizmet endustrisi gibi sektörler bulunur. Bu pazarlarda yapılan alımlar çok daha büyük olduğu için kâr oranları düşük ama toplam kâr, miktar yüksek olduğu için genelde perakende pazarlardan daha yüksek rakamlardadır. Buradaki kuruluşların illaki kâr amacı güden kuruluşlar olması gibi bir şey tabi ki söz konusu değildir. Endüstriyel pazarlar,
– Üreticiler pazarı
– Aracılar pazarı
– Kurumlar pazarı
– Devlet pazarı olmak üzere 4 grupta toplanabilir.

1.6.1. Üreticiler Pazarı: Satın aldığı ürünleri başka ürünler üretmekte yarı mamul olarak kullanmak ve satın aldığı mamule bir değer katarak katma değerini artırmak sonucu kâr bekleyen kuruluşlardan oluşan pazara üreticiler pazarı adı verilir. Bu pazarlardaki talep miktarı, tamamen tüketiciler pazarındaki hareketlerden etkilenir. Alım miktarları yüksek az, sayıda alıcıdan oluşan bir pazar yapısı arz ettiği için bu pazarlarda yüz yüze birebir satış tekniklerini uygulamak ve pazarlamacılar yardımıyla satış artırma yoluna gitmek en çok tercih edilen yöntemdir. Talepler fiyat değişimlerine tüketiciler pazarından daha az duyarlıdır; çünkü sonuçta bu pazarda mübadeleye uğrayan mallar ara mallardır.

1.6.2. Aracılar (Satıcı İşletmeler) Pazarı: Bu pazardaki alıcıların, aldıkları mallar üzerinde hiçbir değişiklik ya da yenilik yapmadığı ya da mallara katma değer katacak eylemlerden uzak durduğu genel olarak malları aldıkları gibi satarak ya da kiraya vererek gelir elde ettikleri gözlenmiştir. Bu kurumlar genelde toptancılar, perakendeciler, distribütörler ve mümessillerden oluşur.

1.6.3. Kurumlar (Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlar) Pazarı: Kurumların işletmelerden en önemli farkları, kâr amacı gütmemeleridir. Kurumlar, yaptıkları faaliyetlerin devamlılığını sağlayabilmek amacıyla ürün ve hizmet satın alıp satarr. Kızılay, çeşitli vakıflar ve bunun gibi kuruluşlar bu pazarda yer alan kurumlardır.

1.6.4. Devlet (Hükümet) Pazarı: Devlet adına hükümetler, halka ve topluma hizmet amacıyla mal ve hizmetler satın alır. Devletin bu pazarlarda satın aldığı ürünler çok çeşitlilik gösterir. Aldıkları ürün sayıları büyük miktarlarda olduğu için kitlesel üretim yoluyla üretilir. Bu büyük ihtiyacın karşılanması için genellikle ihale yöntemine gidilir.

DIŞ TİCARET POLİTİKALARI

Ana Sayfa » Dış Ticaret Muhasebesi (Page 3)
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 22:24

1. Dış Ticaret Politikaları: Dış ticaret politikası, ülkenin dış ticaretini, belirlenen hedefler doğrultusunda düzenlemek amacıyla alınan önlemler bütünüdür. Dış ticaret politikası, serbest dış ticaret politikası ve koruyucu dış ticaret politikası olmak üzere iki dala ayrılır. Günümüzde daha çok, koruyucu dış ticaret politikaları önemsenmektedir.

Dış ticareti kısıtlayıcı hükümet politikaları, tüketicilerin ithal mallarına daha yüksek bir fiyat ödemelerine sebep olurken liberal bir dış ticaret politikası uluslararası ihtisaslaşmasının sağlamış olduğu avantajlardan daha fazla yararlanılmasını mümkün kılmaktadır. Dış ticarete müdahale için kullanılan geleneksel araç gümrük tarifeleridir. Ancak zamanla gümrük tarifelerinin etkisi azalmış, bunun yerine çok sayıda yeni araç ve düzenlemeler ortaya çıkmıştır.

Gümrük tarifeleri: Devletin, belirli amaçları elde etmek için dış ticarete müdahale etmeden en çok kullandığı araçlardan en başta geleni gümrük tarifeleridir. Malların, ülke sınırlarından geçişi sırasında alınan vergilerdir. Tarifelerin ekonomi üzerindeki etkileri, fiyat mekanizmasının işleyişine dayanır.

Tarife dışı araçlar: Gümrük tarifelerinin dışında genellikle döviz çıkışına yol açan işlemleri kısıtlamak için hükümetin tek taraflı kararı ile konulan müdahale önlemleridir. Dış ticaret araçlarının bazıları aşağıdaki gibidir:
-Miktar kısıtlamaları: Devletin ithalatı doğrudan doğruya belirli miktarla sınırlandırmasına dayanan uygulamaları kapsar. Bunlar, ithalat kotaları, yasaklamalar ve döviz kontrolü gibi önlemlerdir. Fiyat mekanizmasını kaldırıp yerine hükümet yetkililerinin kararlarını geçirdikleri için, kaynak dağılımı açısından oldukça sakıncalı sonuçlar doğurabilirler.
– Tarife benzeri faktörler: Bunlar da gümrük tarifeleri gibi ithalatı pahalılaştırıp yerli üretimin karlılığını artıran, yani fiyat mekanizması yoluyla serbest ticarete müdahale niteliğinde olan önlemlerdir.
– Görünmez engeller: Bu önlemler devletin halk sağlığı veya kamu güvenliği gibi nedenlerle çıkartmış olduğu idari, teknik düzenleme veya standartları kapsar. Her ne kadar konuluş amaçları farklı olsa da dış ticareti sınırlandırdıkla ölçüde bir tür dış ticaret engeli niteliği taşırlar. Günümüzde bu tür engellerin sayısında hızlı bir artış ortaya çıkmıştır.
-“Gönüllü” ihracat kısıtlamaları: Bunlar ithalatçı ülkenin piyasasını bozduğu gerekçesi ile üretici ülkelerin mal ihracını sınırlandırmaya yönelik kotalardır. İthalat kotalarından farkları, ithalatçı ve ihracatçı ülkeler arasında anlaşmaya dayanması ve karşı tarafın ihracatı üzerine konulmuş olmalarıdır. Bunlara aynı zamanda ihracat kotaları da denir.

İhracatın özendirilmesi: Dış ticaret politikası araçları, her zaman ithalatın sınırlandırılmasına yönelik olmaz. Amaç, bazen ihracatın ya da genel olarak döviz kazandırıcı işlemlerin özendirilmesi olabilir.

Bağlı ticaret: 
Döviz tasarrufu sağlamak, serbest dövizle satılamayan düşük kaliteli yerli üretimin ihracını gerçekleştirebilmek, yabancı sermaye yoluyla büyük sanayi tesisleri kurmak gibi nedenlerle “bağlı ticaret”e başvurulabilir. Bu tür ticaret çoğunlukla ülkeler arası anlaşmalara dayanır ve taraflardan birisi devlet kuruluşu niteliğindedir. Eskiden sadece takas ve kliringden oluşan bağlı ticaret, günümüzde karşı –satın alım, geri-satın alım, dengeleme (ofset) gibi değişik yöntemleri de kapsayacak biçimde genişletilmiştir.

1.1. Uluslararası Pazar Fırsatlarının Analizi: Yoğun bir rekabetin var olduğu günümüz global pazarlarında başarılı olabilmek için bu pazarlara açılmak isteyen tüm kişi veya kuruluşların her şeyden önce rekabet ortamını iyi tanımaları ve çağdaş bir pazarlama anlayışını benimsemeleri gerekir. Küreselleşen pazarlarda, alışılmış ulusal ve bölgesel farklılıklar ortadan kalkmaktadır. Bir işletmenin, modası geçmiş ve geçen yılın modellerini az gelişmiş ülkelere sattığı günler tarihe karışmaktadır. İşletmeler, yüzeysel, bölgesel ve uluslararası farklılıkları görmezlikten gelerek dünyayı tek büyük bir pazar olarak kabul edip öyle faaliyet göstermeyi öğrenmelidir.

Türkiye’de ve diğer ülkelerde özellikle 1980’lerin başından berihayli yoğun biçimde işletmelerin uluslararası pazarlara açılması, yani globalleşme eğilimi görülmektedir. Bu gelişmelerin başlıca nedenleri arasında iç pazarların durgunluğu, ülke içinde hükümet sınırlamaları veya dış pazarlara açılmaya verilen teşvikler, dış ülkelerde yabancılara konulan ticari engellerin gitgide azalması ve pazarların globalleşme eğilimi sayılabilir.

Uluslararası pazarlara girişte firma tarafından verilmesi gereken kararların başında, üretimin yeni girilecek pazarda mı yapılacağı yoksa ihracat yolu ile mi pazara girileceği gelir. Karar verilirken firma yöneticileri maliyet, kalite, teslimat ve müşteri değeri konuları üzerine detaylı analizler yaparak en uygun pazara giriş yöntemi üzerinde karar kılmalıdır. Firmaların uluslararası pazarlara girerken hangi yöntemin kullanılacağını belirleyen faktör, aslında firmanın arzu ettiği mülkiyet ve kontrol derecesidir. Mülkiyet ve kontrolün tamamen firmanın kendisinde bulunmasının istendiği durumlarda doğrudan yatırım veya stratejik birleşme, en düşük oranda mülkiyet ve kontrol bulunmasının istendiği durumlarda lisans verme, ikisinin arasında bir derecede mülkiyet ve kontrol bulunmasının istendiği durumlarda ise franchising, yönetim sözleşmesi veya ortak girişim yöntemleri arasından seçim yapılır.

1.2. Uluslararası Pazara Giriş Şekilleri: Herhangi bir pazara nasıl girileceğinin belirlenmesi, alınması gereken en önemli kararlar arasındadır. Giriş şekli seçilirken ihracatçı, ihraç pazarında talep edilen hizmet düzeyinin, tarifeler ve nakliyenin, marka bilincinin ve rekabet avantajının iç pazardakiler benzeyip benzemediğini göz önünde bulundurmalıdır. Pazara giriş esas itibarıyla iki şekilde mümkün olmaktadır: Doğrudan (direkt) ihracat ve dolaylı (endirekt) ihracat.

1.2.1. Doğrudan İhracat: Doğrudan ihracatta ihracatçı, hiçbir aracı kullanmayarak tüm ihracat işlemlerini kendisi yapar. Doğal olarak, doğrudan ihracatta ithalatçının bulunmasından ödemenin alınmasına kadarki tüm sorumluluk da ihracatçıya aittir. Doğrudan ihracat yapmak için, şirketin yurt içi satış kısmından bağımsız bir ihracat departmanı oluşturması gerekir. Doğrudan ihracatın çeşitli faydaları bulunmaktadır. Bunlar aşağıda sıralanmıştır:
– Şirket tüm ihracat aşamalarını kontrol edebilmektedir.
– Aracıları bertaraf ederek kâr marjını artırmaktadır.
– Şirket alıcısıyla daha yakın ilişkiler kurabilmektedir.

1.2.2. Dolaylı İhracat: İhracat yapmak isteyen, ancak gerekli personel ve kaynağı olmayan şirketler, komisyoncular, acenteler, SDŞ (Sektörel Dış Ticaret Şirketleri), DTŞ (Dış Ticaret Şirketleri), lokal alım ofisleri vasıtasıyla ihracat yapabilir. Bunların değişik ülkelere ihracat konusunda gerekli deneyimleri ve altyapıları mevcuttur.
Dolaylı ihracatın çeşitli avantajları vardır. Bunlar:
– Bir firma ihracatın teknik ve hukuki yönlerini öğrenme yerine üretim konusunda yoğunlaşabilmektedir.
– Firma, aracının bu alandaki deneyimlerinden faydalanmaktadır.
Dolaylı ihracatın dezavantajları ise:
– Hırslı bir temsilciniz varsa mal üzerindeki kontrolünüzü kaybetme riski vardır
– Bazı aracıların ihracatçılarla ilgili farklı emelleri olabilir.

1.2.3. Ortak Yatırım (Joint Venture): İhracatçı firma ile ithalatçı firma arasındaki hisse, teknoloji transferi, yatırım, üretim ve pazarlama alanlarından biri veya birkaçının söz konusu olduğu bir ortaklık anlaşmasıdır. Bu ortaklık anlaşması, performans, yükümlülüklerin sınırları, kârın paylaşımı ile birlikte pazarlama anlaşmalarındaki sorumlulukları belirlemektedir. Bu tip anlaşmalar maliyeti yaymakta, riski azaltmakta, pazar hakkındaki bilgi ve detayları öğrenmeye olanak sağlamakta ve böylece pazara girişi kolaylaştırmaktadır.

1.2.4. Lisans Anlaşmaları (Licensing): Bir firma sahip olduğu teknolojik know-how, tasarım ve fikrî mülkiyet hakkını, bir sözleşmeye bağlı olarak yabancı bir firmaya, bir ödeme şekli veya telif karşılığında devredebilir. Lisans anlaşmaları yabancı pazarlara hızlı bir girişe imkân sağlamaktadır. Sermaye yatırımına izin verilmekte ve bunun karşılığı genellikle hızla geri alınmaktadır. Ancak, lisans anlaşmaları üretim ve pazarlamadaki kontrolün kaybolmasını ve eğer anlaşma da yasaklanmamışsa istemeyerek de olsa teknolojik know-how’ın lisans kullanıcısı tarafından paylaşılmasını beraberinde getirmektedir.

Yerinde (off-shore) üretim: Bir firmanın, taşıma maliyetlerini azaltarak yasaklayıcı tarifelerden kaçınmak, düşük işçilik ve girdi maliyetlerinden yararlanmak ve devlet teşviklerinden faydalanmak için hedef pazarda bir yer tesis ederek imalat yapmasıdır.

DIŞ TİCARET KAVRAMLARI

Ana Sayfa » Dış Ticaret Muhasebesi (Page 3)
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 22:22

1.4. Marka: Marka bir veya bir grup üretici ve satıcının mal ve hizmetlerini belirlemeye, tanıtmaya ve rakiplerininkinden ayırıp farklılaştırmaya yarayan isim, terim, sözcük, simge (sembol), tasarım (dizayn), işaret, şekil, renk veya bunların çeşitli bileşenleridir.

1.5. Serbest Bölge: Serbest bölgeler, bulundukları ülkenin siyasi sınırları içinde yer alan, fakat Dış Ticaret, Vergi ve Gümrük Mevzuatı açısından gümrük hattı dışında sayılan bölgelerdir. Serbest bölgelerde sınai ve ticari faaliyetler için ülkede sağlanandan daha geniş muafiyet ve teşvikler tanınır. Türkiye’de serbest bölgeler, Türkiye Gümrük Bölgesi’nin parçası olmakla beraber serbest bölgeler;

– Serbest dolaşımda olmayan herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmadığı; gümrük vergisi, ticaret ve kambiyo uygulamaları bakımından Türkiye gümrük bölgesi dışında kabul edildiği
– Serbest dolaşımdaki eşyanın ise çıkış rejimi hükümlerine tabi yerlerdir.

Serbest bölgeler; yabancı sermaye yatırımlarını ve dış ticareti artırmak, yerli üreticilerin dünya piyasalarındaki fiyattan girdi temin etmelerini sağlayarak uluslararası rekabet güçlerine katkıda bulunmak, ihracata dönük sanayilerin gelişmesini teşvik ederek ihracatı artırmak, döviz girişini artırmak, yeni iş imkânları yaratarak istihdam sorununun çözümüne yardımcı olmak, gelişmiş üretim ve yönetim tekniklerinin yurt dışından ülkeye getirilmesiyle ekonomik standartları yükseltmek amacıyla kurulur.

Türkiye’nin yakın çevresinde yer alan serbest bölge sayısı 25 civarında olup bunlar İran, Suriye, Lübnan, Ürdün, Mısır, Libya, Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Romanya’da bulunmaktadır. Bu gelişmelerin dinamiğini sağlayan unsur ise şu şekilde özetlenebilir. Gelişmiş ülkelerdeki işçi ve özellikle vasıfsız işçi ücretleri, gelişmekte olan ülkelerdeki işçilik ücretlerinin birkaç katıdır.

1.6. Sigorta: Dış ticarete konu olan mallar ihracatçı tarafından ithalatçıya teslim edilene kadar geçen süre için sigorta yaptırılır. Bu durum iki tarafın yapacağı teslim sözleşmesinde açıkça ifade edilmelidir. Malların bir yerden bir yere bir veya çok sayı ve türdeki nakil aracıyla taşınması sırasında uğrayabileceği ziyan ve hasarları güvence altına alan sigorta türüdür. Diğer bir deyişle, bu sigorta türüyle, sevkiyat sırasında gerçekleşme ihtimali olan risklere karşı sigortalının mal üzerindeki menfaati korunmaktadır. Sigortalanabilir menfaatin neler olabileceğini ve bu menfaatini sigortasının ne denli genişliklerde sağlanabileceğini açıklamadan önce, emtia sigorta poliçesine gereksinim duyulan alanları sıralamak gerekmektedir. Bu alanlar şunlardır:
– Dahili taşımacılık
– İhracatta taşımacılık
– İthalatta taşımacılık

Sigortalatanın isteği doğrultusunda, dar veya geniş olarak sağlanan teminatlar, her sevkiyat türü için ve kapsamlarının genişliği ile doğru orantılı fiyat uygulamalarına tabidirler. Ayrıca bu fiyat uygulamaları kendi içlerinde sefere ve emtianın cinsine göre değişiklikler arz etmektedir.

2. Dış Ticaret Türleri:

2.1. İthalat: Yabancı bir ülkeden mel ve hizmet alınması işlemine ithalat denir. Dış alım. Başka ülkelerde üretilmiş malların, ülkedeki alıcılar tarafından satın alınmasıdır. Dış alım da denilmektedir. İhracatın karşıtıdır ve onunla birlikte bir ülkenin dış ticaret dengesini oluşturur. İthalat, özel ya da tüzel kişilerce kamu iktisadi kuruluşları ya da devlet tarafından doğrudan yapılabilir. İthalat çeşitleri aşağıdaki gibi sıralanabilir.

– Akreditifli ithalat: Alıcının, malın sevkinden önce bir banka aracılığıyla satıcının bulunduğu yerdeki bankası nezdinde malın sevk belgesinin teslimi karşılığında ödenmek üzere kredi açtırmasıdır.

– Mal karşılığı ithalat: Malın gümrüklenmesi işleminden sonra bedelini ödeyerek belgenin çekilmesi ile gerçekleşen ithalattır.

– Bedelsiz ithalat: Vergisi olmaksızın ülkeye sokulan mallar (özel eşyalar, hediyeler vb)dır.

– Belge karşılığı ithalat: Malın gelmiş olma şartı aranmaksızın ithalat yapılan ülkeden yola çıkarılmış olduğunu gösteren belgenin bedelini ödeyerek bankadan belge alınması ile gerçekleştirilen ithalattır.

– Kredili İthalat: Bedeli daha sonra ödenmek üzere yapılan vadeli ithalattır.

– Geçici Kabullü İthalat: İhraç etme amacıyla yapılan ithalattır.

– Ankonsinyasyon İthalat: Satışın yapılması ve belirli bir vade sonunda mal bedelinin transfer edilmesi şartıyla yapılan ithalattır.

2.2. İhracat: Kişi ve kuruluşlarca üretilen mal ve hizmetlerin yurtdışına satılmasına ihracar denir. Dışsatım. Bir malın yabancı ülkelere döviz karşılığı yapılan satışına ihracattır. Ürünün ihracata yönelik biçimde kaliteli ve uluslararası standartlara ve piyasa şartlarına uygun biçimde üretilmesinden, yurt dışında pazarlanması, reklam ve tanıtımının yapılması, dış satımının gerçekleştirilmesi, en uygun ambalaj ve nakliye biçiminin seçilmesi, ihracatçının ülkesindeki dış ticaret mevzuatını bilerek zamanında gerekli işlemleri tamamlaması ve ürünün istenilen yere zamanında teslimine kadar uzanan çeşitli aşamalardan geçerek gerçekleşir.

İhracatçı gerçek usulde vergi mükellefi olup bulunduğu ildeki Ticaret ve Sanayi Odalarına kayıtlı ve diğer kanunlara göre ihracat yapmasına bir engel bulunmayan gerçek veya tüzel kişi, tacirdir. İhracat yapan firma, ihracat yapacağı ülke için hazırlamış olduğu formu Odalardan temin ederek doldurur. Yurt dışına gidecek malzemenin faturasını da ekleyerek bir dilekçe ile ilgili Odaya başvurur ve gerekli incelemeden sonra belgeler tasdik edilir. İhracatçı Birliklerinin kapsamına giren malları ihraç edecek olan firmaların, Birliklere üye olmaları gerekmektedir. Birlik üyelik belgesine sahip olmadan bu malların ihracı yapılamaz.

2.3. Transit Ticaret: Transit ticaret, yurt dışında veya serbest bölgede yerleşik bir firmadan ya da antrepodan satın alınan malın, ülkemiz üzerinden transit olarak veya doğrudan doğruya yurt dışında veya serbest bölgede yerleşik bir firmaya ya da antrepoda satılmasıdır. Transit ticaret talepleri, “Transit Ticaret Formu” düzenlenmek suretiyle bankalara yapılır. Transit ticarete konu olan mallarla ilgili olarak, ithalata ve ihracata ilişkin vergi, resim, harç ve fon tahsil edilmez. Gümrük İdarelerince verilebilecek izne istinaden malların Türk gümrük hattını aşarak işçilik görmek üzere fiktif depo veya antrepolara alınması “fiili ithal” hükmünde değildir. Uluslararası anlaşmalarla ticareti yasaklanmış mallar ile Müsteşarlığın madde politikası itibariyle transit ticaretinin yapılmasını uygun görmediği mallar transit ticarete konu olamaz. İthalat ve ihracat yapılması yasaklanmış ülkelerle transit ticaret yapılamaz.

DIŞ TİCARET NEDİR ? DIŞ TİCARET TANIMI ?

Ana Sayfa » Dış Ticaret Muhasebesi (Page 3)
Paylaş
Tarih : 15 Şubat 2012 - 22:20

1. Dış Ticaret: Ticaret, üretilen mal ve hizmetlerin belirli bir ücret karşılığı son kullanıcılara ulaştırılmasını sağlayan alım-satım faaliyetlerinin tümüdür. Ticaret genel olarak, iç ve dış ticaret olmak üzere ikiye ayrılır.

Dış Ticaret, malların ve sermayenin ulusal sınırların dışına akışıyla ilgilidir. Dış ticaret alım satım işlemlerinin teslimi açısından ithalat ve ihracat olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. Ülke ekonomisinin kalkınmasında ihracat önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle ülkelerde ihracatın artırılması, ithalatın azaltılması önemli hedefler arasındadır. Ülekelerin bu hedeflere ulaşmak için aldıkları kararlar ve tedbirler dış dış ticaret politikasını oluşturur.

Dış ticaret politikası açısından bir devletin dış ticaretini etkileyebilecek unsurların başlıcaları yasaklar, gümrük resmi, ticaret antlaşmaları, primler, sübvansiyonlar ve idari korumacılık olarak sınıflandırılabilir. Bunlardan yasaklar, ithalat ve ihracat yasaklarıyla transit geçiş yasakları şeklinde bir ayırıma tabi tutulurken; gümrük resmi de aynı şekilde ithalat, ihracat ve transit ticarette uygulananlar olarak üçe ayrılmaktadır.

Dış ticaretle ilgili kavramlar aşağıda belirtilmiştir.

1.1. Döviz: Uluslararası ödemelerde geçerli olan, yabancı paralar, para işlevi gören her türlü bono, çek, poliçe, kredi mektubu, havale ve benzeri varlıkların tümü. Nakit şeklinde olan eldeki paraya “efektif”, nakde dönüştürülebilir herhangi bir araç şeklinde olanlara(banka havalesi, ödeme emri, döviz poliçeleri, mevduat sertifikaları, seyahat çekleri vb.) da “döviz” adı verilmektedir.

Döviz, çeşitli şekillerde ifade edilebilen bir kelimedir. Türk Parasını Koruma Kanunu, dövizi efektif dahil, yabancı parayla ödemeyi sağlayan her türlü hesap, belge ve araç olarak ifade etmektedir.

1.2. Kambiyo: Kambiyo, para ya da para yerine geçen belgelerin değiştirilmesi işlemidir. Kambiyo senetleri ise, karşılığı yabancı para ile ödenmek üzere düzenlenen ve uluslararası ticarette kullanılan senetlerdir. Para alım ve satımı ile ilgili işlemleri kapsar. Kambiyo senedi ise kıymetli evrakın tüm özelliklerini taşıyan ve uygulamada en yaygın olarak kullanılan kıymetli evrak çeşididir. Kanunen emre yazılı olarak düzenlenen, içerdikleri hak bakımından mutlaka bir para alacağını konu edinen, ekonomik alanda çok işlem ve etki gören önemlerinden dolayı Türk Ticaret Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiştir.

Kambiyo, nakit para veya para yerine geçen her türlü araç ve senetlerin alım ve satımı iken millî para ve yabancı paraların dolaşımına ilişkin olarak kambiyo ise; para yerine geçen ve ödeme aracı olarak kullanılabilen her türlü bono, çek, poliçe ve diğer menkul kıymetler anlamında da tanımlanabilir.

Kambiyo Mevzuatı: Para ve diğer menkul kıymetler ile maden ve taşların iç piyasada tedavülü ve ülkeden ihraç veya ülkeye ithaline ilişkin usul ve esasları düzenleyen hukuki metinler bütününe kambiyo Mevzuatı denilir.

FOB (Free On Board): Malların belirtilen yükleme limanında gemi bordasına aktarılmasıyla satıcının teslim yükümlülüğünün yerine getirildiği anlamına gelir.

CIF (Cost, Insurance, Freight): Satıcının, mal bedeli ve navlunun yanı sıra taşıma sırasında malların kayıp ve hasar riskine karşı deniz sigortası sağlama yükümlülüğü olduğu anlamına gelir.

CFR (Cost And Freight): İşleme konu olan malların, belirlenen varış yerine kadar taşınması için gerekli olan masrafları ve navlun bedelini satıcının ödemesi anlamına gelir.

Konvertibl Dövizler: Uluslararası para piyasalarında bütün ülkelerce kabul gören ve bu sebeple bir diğer ülke parasına serbestçe çevrilebilme imkânına sahip dövizlerdir.

Döviz Alım Belgesi (DAB): İhracat bedellerinin ve ihracatçının bankası tarafından talep edilen banka komisyonlarının alışı yapılırken düzenlenen belgeye denir.

Döviz Satım Belgesi (DSB): Dışarıya ödenen ithalat bedelleri, aracı komisyoncunun komisyonları, yurt içindeki bankanın yurt dışındaki muhabir şubelerinin talep ettiği komisyonlar vb. için düzenlenen belgeye denir.

Döviz Tevdiat Hesabı (DTH): Gerek yurt dışında gerek yurt içinde yerleşik gerçek veya tüzel kişilerin serbest tasarruflarında bulunan döviz veya efektifler banka veya özel finans kurumlarında açtırdıkları tevdiat hesaplarıdır. Bu hesaplardaki dövizlerin kullanımı serbesttir.

1.3. Gümrük: Bir ülkenin giriş ve çıkışında ticari hareketlerin denetim ve gözetiminin yapıldığı yer olarak tanımlanır. Diğer bir tanımla da yurt dışına gidiş veya yurt dışından dönüş sırasında gümrük işlemlerinin yapıldığı yerdir. Gümrük işlemlerinin en önemli bölümünü dış ticaret işlemlerini yapan işletmeleri ilgilendiren aşağıdaki bölümleri önem kazanmaktadır.

Gümrük tarifesi: Dış ekonomi politikasının en eski ve en çok kullanılan araçlarından biridir. Tanımda gümrük, belli bir malın gümrük sınırını geçişinde ödenen vergi ve harçlardır. Tarife ise, uluslararası ticarete konu olan bütün mallara uygulanan vergileri belirleyen listelerdir. Gümrük vergileri, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihte yürürlükte olan gümrük tarifesine göre hesaplanır.

Eşyanın gümrük kıymet: Eşyanın gümrük kıymeti, gümrük tarifesinin ve eşya ticaretine ilişkin belirli konularda getirilen tarife dışı düzenlemelerin uygulanması amacıyla Gümrük Kanunu ile Gümrük Yönetmeliği’nde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymettir. İthal eşyasının gümrük kıymeti deyimi, ithal eşyası üzerinden advalorem sisteme göre gümrük vergisinin hesaplanmasına esas teşkil edecek eşya kıymetini belirtir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Döviz Kurlarının Arttığı Bu Dönemde İhracat Hesaplarının DAB İle Kapatılmamasının Olası Riski
Döviz Kurlarının Arttığı Bu Dönemde İhracat Hesaplarının DAB İle Kapatılmamasının Olası Riski

DÖVİZ KURLARININ ARTTIĞI BU DÖNEMDE İHRACAT HESAPLARININ DAB İLE KAPATILMAMASININ  OLASI  RİSKİ                                                                                             

İhracat Yaparken Dikkat Edilmesine İnandığımız Kritik Değişkenler
İhracat Yaparken Dikkat Edilmesine İnandığımız Kritik Değişkenler

İHRACAT YAPARKEN DİKKAT EDİLMESİNE İNANDIĞIMIZ KRİTİK DEĞİŞKENLER   Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK Dış Ticaret Uzmanı, YMM    GİRİŞ İhracat

Dış Ticarette Nakliyeci Aracılığıyla Teslimatta Ödeme Şeklinin Avantajları
Dış Ticarette Nakliyeci Aracılığıyla Teslimatta Ödeme Şeklinin Avantajları

DIŞ TİCARETTE NAKLİYECİ ARACILIĞIYLA TESLİMATTA ÖDEME ŞEKLİNİN AVANTAJLARI GİRİŞ Rekabet, Pazar Payı Kapma mücadelesi içinde Lojistik



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI