Abi ne iş olsa yaparım’ devri son bulur mu?

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 17 Kasım 2014 - 9:59

Son 10 yılda 900 bini aşkın kişi İŞKUR aracılığıyla iş buldu. Kurum bu iş için 1.5 milyar TL’ye yakın kaynak ayırdı. İŞKUR’un işverene avantajlı istihdam yarattığı bu sistem son dönemdeki değişikliklerle daha da kolay bir hal aldı

Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR), yetiştirdiği personel istihdam edildiğinde 6 aydan 54 aya kadar işveren sigorta desteği avantajı sunduğu sistemde yapılan yönetmelik değişikliği teşvik almayı kolay hale getirdi.
İşverenlerin programdan yararlanma aşamasındaki en önemli yükümlülüğü, programın başladığı tarihteki çalışan sayısının programın bitiş tarihindeki çalışan sayısından düşük olmamasını sağlamaları. Bu koşul yeni çıkan yönetmelikle geldi. Daha önceki durumda işverenlerin bu teşvikten yararlanabilmeleri için son üç aydaki çalışan sayısı dikkate alınmakta ve bu üç ayın ortalamasının üzerinde istihdam sağlanması halinde işverene prim teşviki verilmekteydi. Şimdi bu üç aylık süre dikkate alınmayacak. Bu sayede bütün işyerlerinin bu teşvikten yararlanması planlanıyor.

Uçak teknisyeni olacaklar
İşbaşı eğitim programının kolay uygulanabilen esnek bir yapıya sahip olması, işverenlerin işe almayı planladığı kişilerin belirli bir süre zarfında (en fazla yüz altmış gün) mesleki gelişimini gözlemlemelerine olanak sağlaması ve maliyet avantajı sunması nedeniyle tercih sebebi olmakta.
2014 yılında en çok kurs açılan meslekler ise makineci, çağrı merkezi görevlisi, konfeksiyon işçisi, satış elamanı, aşçı yardımcısı ve kasiyer alanları. Ancak İŞKUR özellikle beyaz yakalı olarak tabir edilen mesleklerde de kurs açmaya başladı. Örneğin Kocaeli ve İzmir’de Uçak teknisyeni mesleğinde kursları başlattı. İstanbul’da ise bilişim sektörü için gerekli olan nitelikli personel temini için 2015 yılında 5 bin kişi yetiştirilecek. İstanbul’da yaşayan ve bilişim sektörüne ilgi duyan gençlerin vakit geçirmeden İŞKUR İl Müdürlüğü’ne başvurmalarında yarar var.

İşverene ücretsiz eleman
İŞKUR tarafından 2002 yılından günümüze kadar düzenlenen kurslarda yaklaşık 985 bin kişi katılmış ve bunun için Kurum 1,5 milyar TL kaynak ayırmış. İşsizlik sigortasında şu an için yaklaşık 79 milyar TL var, bu nedenle önümüzdeki yıllarda bu kursların çok daha yoğun bir şekilde açılacağını söyleyebiliriz. Nitekim Hükümet de yıllık programa bu konuda maddeler koydu.
İşbaşı Eğitim Programı, İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin, programdan yararlanan işyerlerinde; teorik bilgilerini uygulama yaparak pekiştirmelerini ve mesleki deneyim kazanmalarını amaçlıyor. Diğer yandan, işbaşı eğitim programı, işverenlerin de hiçbir maliyete katlanmadan, istihdam etmeyi planladıkları kişiyi kendilerinin yetiştirmesine olanak sağlıyor.
En az iki çalışanı bulunan işverenlerin yararlanabildiği program kapsamında iki ile on arasında çalışanı bulunan işverenler bir, on bir ve üzerinde çalışanı bulunan işverenler ise çalışan sayısının onda biri oranında katılımcı (işsizi) talep edebilmekte.

Okurken iş deneyimi kazan
On beş yaşını tamamlayan ve İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin yararlanabildiği programa özellikle yükseköğretim öğrencilerinin de  katılabiliyor olması, bu kişilerin mezun olduktan sonra karşılaşılan iş deneyimi eksikliğini gidermede kendilerine önemli katkı sağlamakta.
İşbaşı eğitim programı süresince katılımcılara İŞKUR tarafından günlük 25 TL cep harçlığı ödenmekte, ayrıca iş kazası ve meslek hastalığı ile genel sağlık sigortası primleri de yine İŞKUR tarafından yatırılıyor. İşverenlerin, program süresince katılımcılara veya İŞKUR’a herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğü de bulunmuyor. İverilerine göre, 2009 yılından itibaren bu programdan 227 bin kişi yararlandı.

Engelliye hibe desteği
2009 yılından itibaren yaklaşık 110 bin girişimci adayına temel girişimcilik eğitimleri veren İŞKUR artık bu kişilere mentorluk ve finansal kaynaklara erişim konusunda da danışmanlık yapmaya başlıyor. Bunun somut örneği ise engellilere verilen hibe desteği.
İŞKUR, 2014 yılından itibaren kendi işini kurmak isteyen ve en az yüzde 40 engelli olan kişilerden gelen projeleri sosyal taraflardan oluşturulan Komisyon aracılığı ile değerlendiriyor ve uygun görülenlere 36 bin TL hibe desteği veriyor.
Uygun görülen projelerin kuruluş masrafları için 2 bin TL, bir yıllık işletme giderleri (elektrik, su iletişim, tanıtım, ısınma gibi) için toplam 4 bin TL ve kuruluş gideri olarak (makine, donanım, sarf malzeme gibi) toplam 30 bin TL veriyor.
Bu desteklerden yararlanmak için tek şart engelli kişinin işletmede bulunması ve çalışması. 2014 yılında kabul edilen projeler sonucunda birçok engelli kendi işini kurdu hatta başkalarını da çalıştırarak işinin patronu oldu.
Yılda iki kez proje sunulması mümkün. 81 ilde bulunan Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerine proje sunmak için en son tarihler 28 Aralık 2014 ve 28 Haziran 2015. Proje çağrısının ayrıntılarına www.iskur.gov.tr adresinden de ulaşılabilir.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/-abi-ne-is-olsa-yaparim-devri-son/ekonomi/ydetay/1970224/default.htm

Genel sağlıkta ücretsiz izne dikkat!

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 15 Kasım 2014 - 10:35

4/a (SSK) sigortalıları 5510 sayılı Kanun’un 60/a hükmü gereğince genel sağlık sigortalısı sayılmıştır. Aynı kanunun 61. maddesine göre 4/a (SSK) sigortalılar, sigortalı olarak tescil edildikleri tarihten itibaren genel sağlık sigortalısı sayılmaktadır ve ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın tescil edilmiş sayılmaktadır.

Genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak, SGK için ise bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamak bir yükümlülüktür.

Genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu’nca çoğu sağlık hizmetinin finansmanı sağlanmaktadır.

4/a (SSK) sigortalıların, sigortalılık halleri hizmet akdinin sona erdiği tarihten itibaren sona erer. Ancak, hastalık ve analık hükümlerinin uygulanmasında sigortalılık, hizmet akdinin sona erdiği tarihi takip eden onuncu günden başlanarak yitirilmiş sayılır. Ancak, sigortalı ilgili kanunlar gereği ücretsiz izinli ise ya da greve iştirak etmiş ise veya işverenin lokavt yapması hallerinde, bu hallerin sona ermesini takip eden onuncu günden başlanarak yitirilmiş sayılır. Eğer genel sağlık sigortalılığının sona erdiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde 90 günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, 10 güne ilaveten 90 gün süreyle daha genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişiler dâhil sağlık hizmetlerinden yararlandırılırlar. Genel sağlık sigortalısı sayılma şartlarının yitirilmesi hâlinde, devam etmekte olan tedavi nedeniyle sağlanacak sağlık hizmetleri kişinin iyileşmesine kadar sürer.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesine göre; yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. Yine söz konusu kanunun 74. maddesine göre; İsteği halinde kadın işçiye, 16 haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde 18 haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir.

Hizmet akdi sona ermeden sigortalıların yukarıda belirtilen ücretsiz izin süreleri ve diğer iş kanunlarında ücretsiz izinli sayılan süreler haricinde ayrıca bir takvim yılı içerisinde toplam bir ayı aşmayan ve işverenlerince belgelendirilen ücretsiz izin sürelerinde genel sağlık sigortası devam eder. 4857 sayılı İş Kanunu’nun yukarıda belirtilen 56. ve 74. maddeleri ile diğer iş kanunlarında ücretsiz izin sayılan süreler haricinde ayrıca bir takvim yılı içerisinde toplam bir ayı aşanların genel sağlık sigortaları bir ayın sonunda sona erer. Bu sebeple 1 ayı aşan ve kanunda yer almayan hallerden kaynaklı ücretsiz izinlerde genel sağlık sigortasından faydalanılamayacağına dikkat edilmelidir.

Kaynak: http://www.dunya.com/genel-saglikta-ucretsiz-izne-dikkat-157798yy.htm

BDDK Başkanı Görevinden Ayrıldı !

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 14 Kasım 2014 - 19:37
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu(BDDK) Başkanı Mukim Öztekin, 12 Kasım itibariyle sağlık sorunları dolayısıyla görevinden ayrıldı.
Öztekin’in yerine BDDK Başkanlığına 2. Başkan Mutalip Ünal vekalet edecek. (AA)

İş güvenliğinde tedbir var devrim yok

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 14 Kasım 2014 - 10:33

2014 yılı iş kazaları yönünden şimdiden tarihe geçmiş durumda. Soma’da es geçtiğimiz yapısal sorunlar, 10 işçimizi kaybettiğimiz asansör kazası ve son olarak Ermenek faciasıyla yüzümüze çarpıldı. Haliyle Davutoğlu Hükümeti’nin ilk gündem maddesi, iş sağlığı ve güvenliğinde alınması gereken önlemlerdi. İki aylık çalışma sonucu belirlenen yol haritası nihayet dün kamuoyuyla paylaşıldı. Önlemler paketini genel olarak değerlendirdiğimizde “Yetmez ama evet” diyebiliriz.

Mesleki eğitim geliyor: Yol haritasının esasını 2.7 milyon işçi için mesleki yeterlilik şartı getirilmesi oluşturuyor. Ayrıca meslek okullarında iş güvenliği eğitimlerinin konulması da olumlu bir adım.

Yapı denetimin kendisi sorunlu: Pakette yer alan bir diğer önlem, yapı denetim firmalarına iş güvenliği sorumluluğu da yüklenmesi. Böylece inşaat sektöründeki kazaların önüne geçilmeye çalışılacak. Fakat yapı denetim sektörü zaten kendisi problemliyken, bir başka problemin ortağı olması ne kadar sağlıklı sonuç verir, bilemiyoruz.

Ödül-ceza dengesi: Şimdiye kadar sadece işvereni cezalandırma odaklı sistemde, bundan sonra ödül de olacak. Kazasız işyerlerine prim indirimi yapılacak. Cezaların işyeri büyüklüğüne göre artırılıyor olması da olumlu bir adım. Ayrıca ölümlü kazalarda 2 yıl kamu ihalelerinden mahrumiyet verilebilecek.

Taşerona devam: Özellikle madenlerdeki kazaların başlıca nedeni olan rödevans ve taşeron sistemi aynen devam edecek. Fakat rödevans süresi 15 yıldan az olamazken, üretim ve kapasite zorlaması engellenecek.

Özel sigorta denetimi: Kömür madenlerinde işçiler için hayat sigortası şartı getirilecek. Böylece sigorta şirketlerinin de madenlerde denetim yapması sağlanacak. Bu düzenlemeyle bir anlamda devlet sigorta şirketlerine, “Biz bu denetimi yapamıyoruz, gelin siz yapın” demiş oluyor.

Maden sektörü merkezde: Açıklanan paketin büyük kısmını madenlere yönelik düzenlemeler oluşturuyor. Ruhsatlardan denetime, işletmeden personel kapasitesine kadar mevzuat tamamen elden geçirilmiş olacak.

Genel olarak değerlendirildiğinde, açıklanan iş sağlığı ve güvenliği paketinin çalışma hayatının genelini kapsamaktan çok maden sektörüne yoğunlaştığı görülüyor. Evet, Türkiye olarak son zamanlarda toplu ölümleri maden sektöründe yaşadık fakat diğer pek çok sektörde de her gün birer ikişer işçimizi kaybediyoruz. En önemli başlık olan denetim konusunda da maalesef açıklanan paket radikal tedbirler içermiyor. Yapı denetimi ve sigorta şirketlerine denetimin havale edilmesi, devletin sorumluluğunu kaldırmıyor. Madenlerde taşeronlaşma, sendikasızlık, iş güvenliği personelinin işverenin emrinde olması ve kamu denetim elemanlarının bağımsızlık/özlük sorunları aynen devam edecek. Dolayısıyla açıklanan yol haritası soruna köklü çözüm üretmekten çok sorunu farklı paydaşlara dağıtma anlayışını yansıtıyor.

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/is-guvenliginde-tedbir-var-devrim-yok-yazisi-1345982

Askerlik Borçlanmasının Bir Faydası Olur mu?

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 14 Kasım 2014 - 10:31

>Aydın B.
15.02.1966 doğumluyum. 01-11-1984 tarihli SSK girişim ve 1.561 günüm var. 27-01-1995 tarihinden itibaren BAĞ-KUR’a devam etmekteyim ve 7.144 gün 4/b hizmetim var. 1986-1987 yıllarında 18 ay askerlik yaptım. Askerlik borçlanmasının bir faydası olur mu? Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.11.1984 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 23 yıl ve 11 ay hizmetiniz var. 13 ay daha prim öderseniz, 52 yaş ve 25 tam yıl ile emekli olabilirsiniz. Askerliğinizi borçlanırsanız 51 yaşınızın dolduğu 15.02.2017 tarihinde emekli olursunuz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

>F. Yalçın
27.07.1966 doğumluyum. Sigorta başlangıcım 01.12.1989. Askerliğimi yedek subay olarak yaptım. 4 ay öğrencilik süremi borçlanarak ödedim. Emekli Sandığı hizmetimi henüz birleştirmedim. Ne zaman emekli olabilirim? Teşekkür ederim.
CEVAP: 3 ay Fiili Hizmet Zammınız giriş tarihinizi geri çekiyor ve 01.09.1989 oluyor. 25 yıl, 51 yaş ve 5.450 günle emekli olabilirsiniz. FHZ size bir sene kazandırıyor. 4 ay askerlik borçlanması ve 90 gün FHZ ile birlikte 4/a, 4/c mevzuatına göre ödenmiş toplam 7.328 gününüz var. Gününüz dolmuş. 51 yaşınızın dolduğu 27.07.2017 tarihinde emekli olursunuz. Hizmet birleştirmesi için müracaat edebilirsiniz.

>Mustafa K.
01.04.1968 doğumluyum. 06.10.1986 tarihli SSK girişim ve 5.730 günüm var.1988-1989 tarihleri arasında 18 ay askerlik hizmetim var. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre; 25 yıl, 49 yaş ve 5.300 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve gününüz dolmuş. 49 yaşınızın dolduğu 01.04.2017 tarihinde emekli olursunuz.

>Adnan B.
01.10.1970 doğumluyum. 02.07.1992 tarihli Sigorta girişim ve 6.695 günüm var. 01.07.1998 tarihi itibariyle basın kadrosunda çalışmaktayım. 2008-2013 dönemine ait FHZ ödemesini yaptım. Askerlikten muafım. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.07.1992 tarihli Sigorta girişiniz ve basın indirimiyle birlikte toplam 7.214 gününüz var. 01.07.1998-23.05.2002 yıllarında 10 ay 21 gün basın indiriminiz var. Bu süre kadar giriş tarihiniz geri gidiyor ve 10.08.1991 oluyor. Buna göre; 25 yıl, 53 yaş ve 5.600 günle emekli olabilirsiniz.
30.09.2008 tarihine kadar 2 yıl 5 ay 8 gün basın indiriminiz var.
01.10.2008-31.07.2014 tarihleri arasında toplam 2074 gününüz var. Bunun 1/4 kadar 2074/4=519 gün emeklilik gününüze ilave ediliyor ve bunun yarısı 519/2=260 gün kadar da emeklilik yaşınızdan düşülüyor. Böylece 53 yaşınızın dolduğu 01.10.2023 tarihi yerine, 18.07.2020 tarihinde emekli olursunuz. Basın indirimi nedeniyle 3 yıl 2 ay 13 gün erken emekli oluyorsunuz.
Ayrıca 01.08.2014 tarihi itibariyle Sarı Basın Kartıyla çalıştığınız her 360 gün için 90 gün emeklilik gününüze ilave edilecek ve 45 gün emeklilik yaşınızdan düşülecek.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/lutfi-koksal/583266.aspx

6.Yılında Sosyal Güvenlik Reformu

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 01 Ekim 2014 - 10:10

Sosyal güvenlik reformu 6 yıl önce bugün yani 1 Ekim 2008’de yürürlüğe girdi. Türkiye nüfusunun tamamını kapsayan reform, kurumsal yapıdan uygulamaya kadar pek çok şeyi değiştirdi.
Sosyal güvenlik sistemindeki kapsamlı düzenlemeler uzun vadede sonuç verdiğinden, reformun sonuçlarını tam olarak görebilmek için 6 yıl kısa bir süre sayılabilir. Fakat gidişatın yönünü tespit etmek için az bir süre de değil. Geçen zaman içerisinde bazı meyvelerini veren reformu artısıyla eksisiyle değerlendirebiliriz.

Reformun artı ve eksileri

Reformun sokaktaki vatandaşa yansıyan en somut artısı Genel Sağlık Sigortası (GSS) oldu. 18 yaş altındaki çocukların otomatikman GSS kapsamına alınması, sağlık kurumlarına başvuruda statü farkının kaldırılması ve SGK’nın ödeme listesinin genişletilmesi bunların başında geliyor. Fakat 1 Ocak 2012’de başlayan ve gelir testine dayanan zorunlu GSS uygulaması büyük ölçüde başarısız oldu. Nitekim son torba kanunda bu kapsamdaki kişilere af/yapılandırma getirilmesi, devletin de bu başarısızlığı kabul ettiğini gösteriyor.

Tek çatı

Reformun bir diğer artısı kurumsal tek çatının sağlanmış olması. 2006 yılında gerçekleşen tek çatı, eski kurumların yönetim ve hizmet farklılıklarının standarda kavuşması anlamında yerinde bir adım oldu. Bu anlamda SGK’nın pek çok AB üyesi ülkedeki kurumlara göre oldukça iyi bir altyapıya kavuştuğunu söyleyebiliriz. Ancak eskiden gelen yetişmiş insan kaynağı, yeni sisteme adapte edilemedi. Özellikle orta kademe yönetici (şef, şube müdürü, müdür yardımcısı) pozisyonlarındaki personel büyük ölçüde kuruma küstürüldü. Son yıllarda yönetici atamalarındaki siyasi/sendikal tercihler de çalışma barışını önemli ölçüde bozmuş durumda. Ayrıca 2011 yılında SGK yönetim kurulu yetkilerinin birçoğunun bakana aktarılması, sosyal tarafların SGK’daki temsilini sınırlandırmış oldu.

Kayıt dışı düşüyor

Reformun artısı olarak gördüğümüz bir diğer husus kayıt dışı istihdamda azalma eğiliminin devam etmesi. Reform öncesinde %48 civarında olan kayıt dışı istihdam, bu sene %36’ya kadar gerilemiş durumda. Bunda diğer faktörlerin yanında sosyal güvenlikte saha denetimleri ile elektronik kontrollerin de etkili olduğu muhakkak. Fakat tarım kesimindeki kayıt dışı istihdamın halen %80’in üzerinde seyretmesi, bu alanda reformun istenen sonucu vermediğini gösteriyor.

Norm ve standart birliği yara aldı

Reformun en temel hedeflerinden birisi sosyal statüler arasında bulunan norm ve standart farklılıklarını gidermekti. Aslında 2006 yılındaki reformun ilk halinde bu hedef büyük ölçüde sağlanıyordu. Fakat Anayasa Mahkemesi’nin memurlar lehine verdiği iptal kararı, reformun bu hedefinin büyük ölçüde yara almasına yol açtı. Bu sayede memurlara prim karşılığı olmaksızın verilen ödemeler devam ettirildi. Daha sonra 2012 ve 2013 yıllarında milletvekilleri lehine reformun delinmesi ve kamu çalışanları için prim tavanının kaldırılması gibi adımlar, hakların ve statülerin eşitliğine büyük darbe indirdi.

Restorasyon gerekli

Reformun belki de en önemli saiklerinden biri sosyal güvenlik açıklarının azaltılmasıydı. Kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından yapılan yardımların azaltılması ve yararlanma koşullarının ağırlaştırılması bu amaca yönelikti. Kayıt dışı istihdamdaki azalma eğilimi kurumun gelirini artırıcı etkide bulunsa da tarım kesiminin primli rejime dahil edilememesi, bu konudaki başarıyı sınırlandırıyor. Ayrıca 2008 yılında ‘son defa’ yapıldığı ifade edilen prim affının 2011 yılında ve bu sene tekrarlanması, tahsilat yönünden işlerin pek iyi gitmediğini gösteriyor. Söz konusu aflar gönüllü prim ödeme oranını düşürüyor. Primli sistemle primsiz yardımlar arasında bağlantının kurulamamış olması da toplamda sosyal güvenlik harcamalarını yükseltiyor.
6 yıllık uygulama sonucunda gelinen noktada reform kimi yönlerden sistemi iyileştirirken kimi noktalarda ‘restorasyona’ ihtiyaç duyulduğu görülüyor.

Kayıtlı Elektronik Posta (Kep) Almayanlar Dikkat, 10.000-250.000.-tl Arası Ceza İle Karşılaşabilirsiniz!

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 01 Ekim 2014 - 10:06

Değerli okurlarımız bilindiği üzere tacirler arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/3’üncü maddesi uyarınca kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemi kullanılacaktır. Yalnızca tacirler arasında değil kamu kurumları tarafından yapılacak tebliğler de KEP sistemi kullanılacaktır. Bugünkü yazımızla KEP sistemi ele alınacaktır. Peşinen belirtelim ki, konu biraz karmaşıktır ve konunun bütün olarak anlaşılabilmesi için önemli mevzuat düzenlemelerine de yer verilmiştir. Yazı sabırla okunduğunda KEP’e ilişkin düzenlemelerin neler olduğu daha kolay anlaşılabilecektir.

TTK’DA YER ALAN DÜZENLEME

Yeni TTK’nın 18/3 maddesi uyarınca, tacirler arsında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgraf veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.

TEBLİGAT KANUNUNDA YAPILAN DÜZENLEME

19 Ocak 2011 tarih ve 27820 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6099 sayılı Kanunun 2’nci maddesine göre, 7201 sayılı Kanuna 7’nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat:

MADDE 7/a – Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.

Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.

Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.

Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”

ELEKTRONİK TEBLİGAT YÖNETMELİĞİ DÜZENLEMESİ

19 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazetede “Elektronik Tebligat Yönetmeliği” yayımlanmıştır. Yönetmeliğin 6’ncı maddesine göre;

“(3) Elektronik tebligat hizmetinden yararlanacak muhatap, elektronik tebligata elverişli kayıtlı elektronik posta adresi edinir.

(4) Gerçek kişi muhataplar, güvenli elektronik imza vasıtasıyla elektronik tebligat adresi almak için hizmet sağlayıcılara başvuru yapabilir.”

Yönetmeliğin 7’nci maddesine göre de;

“(1) Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere, elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur. Gerçek kişiler ve diğer tüzel kişiler elektronik tebligattan isteğe bağlı olarak yararlanır.

(2) Kendilerine yalnızca elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu olan muhatapların, tebligat çıkarmaya yetkili merciler nezdindeki işlemlerinde elektronik tebligat adreslerini bildirmeleri zorunludur.

(3) Kendilerine zorunlu olarak elektronik yolla tebligat yapılması gereken muhataplara, elektronik tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde, Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Bu tebligatta ayrıca, müteakip tebligatların elektronik ortamda yapılacağı bildirilir.

(4) Kendilerine elektronik yolla tebligat yapılması isteğe bağlı olan muhatapların, elektronik yolla tebligat almak istemeleri halinde, tebligat çıkarmaya yetkili merciler nezdindeki işlemlerinde elektronik tebligat adresini bildirmeleri gerekir. Bu muhatapların, tebliğ çıkaran merciye bildirdiği adresin elektronik tebligata elverişli olmaması halinde, bunlara, Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Bu durumda gönderilecek tebligata, muhatabın bildirmiş olduğu adresin, elektronik tebligata elverişli olmadığına ilişkin şerh düşülür.”

Yönetmeliğin 14’üncü maddesinin 10’uncu fıkrasına göre de, kendisine zorunlu olarak elektronik yolla tebligat yapılması gereken ancak elektronik tebligat adresi edinmeyen muhatapların MERSİS’te kayıtlı olan tebligat adreslerine, elektronik tebligat adresi edinmeleri için başvuruda bulunmaları konusunda MERSİS’ten sorumlu kurum tarafından bildirim yapılır.

YÖNETMELİĞE GÖRE YÜRÜRLÜK TARİHİ

Yönetmeliğin 17’nci maddesine göre, Bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, ikinci ve üçüncü fıkrası ile 13 üncü maddesinin yedinci fıkrası ve 14 üncü maddesinin onuncu fıkrası 19/1/2013 tarihinde, diğer hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Dolaysıyla KEP edinme tarihi olarak 19.01.2013 tarihi öngörülmüştür.

6545 SAYILI KANUN DÜZENLEMESİ

28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6545 sayılı “Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna aşağıdaki maddeler ilave edilmiştir.

MADDE 87 – 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna 9 uncu maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat

MADDE 9/A- (1) Bu Kanun ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/A maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin usullere bağlı olmaksızın, elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve tebligata elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilir. Bu şekilde yapılan tebligatlar karşı tarafa ulaştığında tebliğ edilmiş sayılır.

(2) Başkanlık, elektronik ortamda yapılacak tebligatla ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma ve cevapların elektronik ortamda verilmesi zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ yapılacaklar ile elektronik ortamdaki tebligata ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

MADDE 88 – 5549 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve mevcut beşinci fıkrası yedinci fıkra olarak teselsül ettirilmiştir.

“(4) Bu Kanunun 9/A maddesi gereğince getirilen elektronik tebligata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için 10.000 (onbin) Türk lirası idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı 250.000 (iki yüz elli bin) Türk lirasını geçemez.”

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun Yönetmeliğinin 4‘üncü maddesi uyarınca; “a) Bankalar. b) Bankalar dışında banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz kuruluşlar. c) Kambiyo mevzuatında belirtilen yetkili müesseseler. ç) Ödünç para verme işleri hakkındaki mevzuat kapsamındaki ikrazatçılar, finansman ve faktoring şirketleri. d) Sermaye piyasası aracı kurumları, vadeli işlemler aracılık şirketleri ve portföy yönetim şirketleri. e) Yatırım fonu yöneticileri. f) Yatırım ortaklıkları. g) Sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri ile sigorta ve reasürans brokerleri. ğ) Finansal kiralama şirketleri. h) Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde takas ve saklama hizmeti veren kuruluşlar. ı) Saklama hizmeti ile sınırlı olmak üzere İstanbul Altın Borsası Başkanlığı. i) Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü ile kargo şirketleri. j) Varlık yönetim şirketleri. k) Kıymetli maden, taş veya mücevher alım satımı yapanlar. l) Cumhuriyet altın sikkeleri ile Cumhuriyet ziynet altınlarını basma faaliyeti ile sınırlı olmak üzere Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü. m) Kıymetli madenler borsası aracı kuruluşları. n) Ticaret amacıyla taşınmaz alım satımıyla uğraşanlar ile bu işlemlere aracılık edenler. o) İş makineleri dâhil her türlü deniz, hava ve kara nakil vasıtalarının alım satımı ile uğraşanlar. ö) Tarihi eser, antika ve sanat eseri alım satımı ile uğraşanlar veya bunların müzayedeciliğini yapanlar. p) Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye Jokey Kulübü ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığı dâhil talih ve bahis oyunları alanında faaliyet gösterenler. r) Spor kulüpleri. s) Noterler.

ş) Savunma hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki işlerden taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması, idaresi ve devredilmesi gibi işlerle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar. (Bu bentte yer alan “Savunma hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki işlerden taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması, idaresi ve devredilmesi gibi işlerle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar” ibaresi  Danıştay Onuncu Dairesinin 23/1/2013 tarihli ve E.: 2008/1675, K.: 2013/508 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. )

t) Bir işverene bağlı olmaksızın çalışan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler.

u) Finansal piyasalarda denetim yapmakla yetkili Bağımsız Denetim Kuruluşları.

Yönetmeliğin 4. Maddesinin (1) (t) ve (u) bentleri Danıştay 10. Dairesinin , 21/04/2014 Tarih ve E:2010/1636, K: 2014/1040 sayılı Kararı ile iptal etmiştir.

Dolayısıyla Danıştayın iptali ile avukatlar ve serbest çalışan meslek mensupları (Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler)  için KEP zorunluluğu da ortadan kalkmıştır.

Ancak Yönetmeliğin Bağımsız Denetim Kuruluşlarına ilişkin kısmı iptal edilmiş olmakla birlikte Bağımsız Denetim Kuruluşları Anonim Şirket olarak kurulacaklarından KEP Yönetmeliğine göre KEP zorunluluğu devam etmektedir.

Sonuç olarak, anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun Yönetmeliğinin 4‘üncü maddesinde sayılanların KEP edinmesi gerekmektedir.

5549 sayılı Kanun kapsamında yükümlü olanlar KEP edinmeyecek olurlar ise her bir tespit için 10.000 (onbin) Türk lirası idari para cezası uygulanacak ve bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı 250.000 (iki yüz elli bin) Türk lirasını geçemeyecektir.

Uygulamadan gördüğümüz kadarıyla firmalar KEP konusunda ihmalkar davranmaktadır ve birçok firma da henüz farkında değildir. Tebligat hukuksal bakımdan çok önemlidir ve firmalar biran önce KEP edinmelidir. KEP’in nasıl edinileceği ve usulleri ise Yönetmelikle belirlenmiştir.

Neriman Teyze’nin beyan etmeyi unuttuğu miras

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 28 Ağustos 2014 - 9:29

NERİMAN Teyze, annemin Datça’dan yazlık komşusu.

Haftalardır anneme “Oğlun gelirse bana haber ver. Önemli bir konum var, onu soracağım” diyormuş.
Datça’ya gittiğimde annem “Oğlum, zamanın varsa bizim komşu Neriman Hanım, 5 dakika gelip bir şey sormak istiyor” dedi.

NERİMAN TEYZE’NİN SORUNU

Neriman Teyze geldi ve doğrudan konuya girdi;
“- 10 yıl önce vefat eden babamdan, bir arsa ve bir de ev kaldı. Babamın tek mirasçısı benim. Yıllar sonra duydum ki bu evi ve arsayı beyan edip, vergi ödeyecekmişim. Arsayı kat karşılığı verecektim, müteahhit uyardı ve ‘Bu arsa senin üzerine gözükmüyor’ dedi. Şaşırdım kaldım. Bana bir yol göster evladım, ne yapayım? Bunları üzerime almam için çok ceza gelir mi?”
“- Rahat ol Neriman Teyze. Senin durumunda olan yüzbinlerce kişi var. Ceza falan ödemeden, bu olayın çözüm yolu var. Hatta Hürriyet’te yazayım, senin durumunda olanlar da okusunlar” dedim.

BEYAN EDİLMEYEN MİRAS

Neriman Teyze gibi birçok mirasçı, miras kalan arsa, arazi ya da evi “veraset ve intikal vergisi beyannamesi” ile beyan etmiyor ancak araziyi ekip biçmeye, evde de oturmaya devam ediyorlar. Daha sonra onlar ölüyor, yine değişen bir şey olmuyor. Gayrimenkul tapuda dedenin adına kayıtlı, araziyi ya da evi kullananlar ise torunlar…
Neriman Teyze gibi çok kişi, beyan etmediği ya da beyanname verirken unuttuğu bir gayrimenkulü veya menkul malı, yıllar sonra beyan ettiğinde, “yüklü bir vergi ve ağır bir ceza ile ödeyeceğini” düşünür. Oysa bu doğru değil.
Ceza ödemeden de bu sorunlarını çözebilirler. Üstelik daha az da vergi ödeyerek…

CEZASIZ ÇÖZÜM

Maliye Bakanlığı’nın konuyla ilgili 2000/1 Seri No.lu “Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu (VİVK) İç Genelgesi” var. Buna göre;
– Verilen veraset ve intikal vergisi beyannamesinde gösterilmeyen mallar ile beyanname verilmeyen hallerde, mükellefiyet; intikal eden malların idarece tespit olunduğu tarihte başlamaktadır.
– İntikale konu malların, mükellefler tarafından, idarece beyana davet edilmeden kendi rızalarıyla veya beyana çağrı ile tanınan ek süre içinde beyanı halinde, yapılan tarhiyat, bu mallar için ilk tarhiyat olacak.
– Bu gibi durumlarda, ikmalen, re’sen veya idarece tarhiyattan söz edilemeyeceğinden, tahakkuk eden vergiler için “vergi ziyaı cezası” ve “gecikme faizi” de uygulanmayacak.
Gecikme nedeniyle, sembolik tutarda ikinci derece usulsüzlük cezası uygulanacak.

ŞİMDİ BEYAN EDİN

Yukarıda yapılan açıklamalardan da fark edileceği gibi, miras kaldığı halde beyan edilmesi unutulan mal, şimdi de beyan edilebilir. Beyan edilecek değer ise, intikal eden malların, mirasın açıldığı gündeki değeri olacak (VİVK. Md. 11). “Mirasın açıldığı gün” ise, ölümün meydana geldiği gündür (MK. Md. 517).
Varisler; kısmen ya da tamamen beyan etmeyi unuttukları mirası, aradan beş yıl veya 10 yıl geçmiş olsa da beyan edebilirler. Beyan edilecek değer ise, ölüm tarihindeki değerdir. Beyanname verildiğinde, vergi dairesince, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası da uygulanmaz.

Kaynak: http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/78/sukru-Kizilot/50642/Neriman-Teyze-nin-beyan-etmeyi-unuttugu-miras

Basından bir avantajım olur mu, ne kadar emekli maaşı alabilirim?

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 28 Ağustos 2014 - 9:27

>Ali C.
06.05.1968 doğumluyum. 14.06.1984 tarihli Sigorta girişim ve 8.828 günüm var. 1994-1997 tarihleri arasında toplam 1.014 gün 2A basın çalışmam var. Basından bir avantajım olur mu, ne zaman emekli olurum, ne kadar emekli maaşı alabilirim?
CEVAP: 14.06.1984 tarihli Sigorta girişiniz ve 8.678 gününüz var. 1995-1997 yılları arasında  8 ay 6 gün basın indiriminiz var. Bu süre kadar giriş tarihiniz geri gidiyor ve 08.10.1983 oluyor. 25 yıl, 47 yaş ve 5.150 günle emekli olabilirsiniz. Emeklilik şartlarınızın tespitinden bir sene kazandınız. Basın indirimi olmasaydı, 48 yaşınızda emekli olacaktınız. Basın indirimi aynı zamanda sigortalılığınıza ilave ediliyor ve emeklilik yaşınızdan düşülüyor. Böylece 47 yaşınızın dolduğu 06.05.2015 tarihi yerine, 30.08.2014 tarihinde emeklilik müracaatı yapabilirsiniz. 1.921 TL civarında emekli maaşı bağlanabilir.
NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?
>Fatih Ö.
15.03.1977 doğumluyum. 01.03.1999 tarihli SSK girişim var. 1997-1998 yıllarında 18 ay askerlik yaptım. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.03.1999 tarihli Sigorta girişiniz ve 4.565 gününüz var. 25 yıl, 58 yaş ve 5.975 günle emekli olabilirsiniz. Askerliğinizin 16 ayını borçlanırsanız; 57 yaşınızda, 5900 günle emekli olursunuz.
Fecri Y.
01.09.1966 doğumluyum. İlk işe giriş tarihim 01.12.1989’dur. 01.12.1990-31.03.1992 tarihleri arasında toplam 16 ay yedek subay olarak askerlik yaptım. 1992-1995 tarihlerinde sigortalı çalıştım. 1995 yılından beri Almanya’da çalışmaktayım. Emeklilik tarihime Yedek Subaylığımın etkisi ne olur, ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre; 25 yıl, 52 yaş ve 5.525 günle emekli olabilirsiniz. Yedek Subaylıktan 3 ay fiili hizmet zammınız var. Giriş tarihinizi 3 ay geri çekiyor ve girişiniz 01.09.1989 oluyor. Böylece 51 yaşınızda, 5.450 günle emekli olursunuz. FHZ size bir sene kazandırıyor. Eksik kalan günlerinizi yurt dışı çalışmalarınızdan borçlanarak tamamlayabilirsiniz.
>Hasan S.
15.08.1959 doğumluyum. 1980-1981 yıllarında 20 ay askerlik yaptım ve borçlanıp ödedim. 01.01.1990 tarihi itibariye Tarım Sigortası, Tarım Bağ-Kur’una prim ödedim. 2011-2014 yılları arası 4a/ek5 kapsamında isteğe bağlı sigorta ödüyorum 3.944 günüm var. Ne zaman ve hangi kurumdan emekli olabilirim?
CEVAP: 20 ay askerlik borçlanmanızla birlikte 4/a ve 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 3.944 gününüz var. 15 yıl, 60 yaş ve 3.600 günle SSK’dan emekli olabilirsiniz. 15 yılınız ve gününüz dolmuş. 60 yaşınızın dolduğu 15.08.2019 tarihinde emekli olursunuz.
>Ziya D.
23.06.1968 doğumluyum. 1988 yılında Sigorta girişim var. 1992-1995 yıllarında 1.157 gün BAĞ-KUR ödedim. 2000 yılından itibaren sigortalı çalışıyorum. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.04.1988 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 4.988 gününüz var. 25 yıl, 50 yaş ve 5.375 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız dolmuş. 13 ay daha prim öderseniz; 50 yaşınızın dolduğu 23.06.2018 tarihinde, 5.375 günle emeklilik müracaatı yapabilirsiniz.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/lutfi-koksal/582031.aspx

Yıllık izinde 50 yaş avantajı

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 28 Ağustos 2014 - 9:26

Elli ve daha yukarı yaştaki taksi şoförlerine verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamıyor.

Taksi şoförlerinin mevzuattan doğan haklarının tam ve eksiksiz olarak zamanında yerine getirilmesi taksi sahiplerinin/ işverenlerin mevzuata uygun olarak hareket etmesine bağlı olduğu kadar taksi şoförlerinin de haklarının neler olduğu konusunda bilgi sahibi olmalarına bağlıdır. Bir hakkın var olması ne kadar önemli ise bu hakkın ne olduğunu  ve nasıl kullanılacağını bilmek de o kadar önemlidir.  Bu yazı dizimizde; ticari taksi şoförlerinin sigortalılığı, çalışma koşulları, ücret, fazla çalışma, yıllık izin hakları ile ticari taksilerde şoför olarak çalışanların   haklı  bir sebep olmadan işten çıkarılmaları durumunda hangi tazminatlara hak kazandıklarını, ödenmeyen ücret, yıllık izin ve diğer haklarını almak için hangi kurumlara ne kadar süre içerisinde başvurmaları gerektiğini açıklamaya çalışacağız. Yazı dizimizde taksi şoförlerini Borçlar Kanununa tabi olanlar ve İş Kanununa tabi olanlar şeklinde iki kategoride inceleyeceğiz. İş Kanununa tabi taksi şoförleri, Borçlar Kanununa tabi taksi şoförlerine göre biraz daha avantajlı. Örneğin; ihbar  tazminatı ile yıllık izin süreleri yönünden farklılıkların olması, kıdem tazminatı gibi değişik konularda İş Kanununa tabi şoförlerin avantajları var.

İş Kanunu’na tabi olarak çalışan ticari taksi şoförlerinin hakları

Bir taksi şoförünün 4857 sayılı İş kanununa tabi olabilmesi için aynı takside çalışan taksi sahibi de çalışıyorsa en az üç şoför daha olmak üzere 4 kişinin çalışması gerekiyor.
Örnek: A taksi sahibi ile birlikte aynı  takside Ahmet Bey, Mehmet Bey ve Ali Bey şoför olarak postalar halinde çalışıyorlarsa çalışanlar İş Kanunu kapsamındadır. Bu çalışanlarla ilgili İş Kanunu hükümleri uygulanır. Bir şoförün İş Kanunu kapsamında olabilmesi için takside 3’ten fazla kişinin çalışması gerekiyor.
İş Kanunu kapsamında yer alan şoförlerin yıllık izin, ücret, hafta tatili, çalışma süresi, bayram çalışması haklarını açıklayalım.

5 yıla 2 hafta izin

Diğer çalışanlar gibi taksi şoförlerinin de yıllık izin hakları var. İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan taksi şoförlerine yıllık ücretli izin verilir. Taksi şoförlerine verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;
■ Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14 gün,
■ Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara 20 gün,
■ On beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 gün,  yıllık ücretli izin verilir. Bu izin süreleri iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.  İzne rastlayan hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ayrıca izin sürelerine, eklenir. Örneğin bir yıldan beri çalışan ve haftada bir gün hafta tatili kullanan taksi şoförünün izni 16 gündür. Elli ve daha yukarı yaştaki taksi şoförlerine verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamıyor. Örneğin takside bir yıl şoförlük yapan Ahmet Bey 51 yaşında ise yirmi gün yıllık izin kullanacak.

İzin ücretinin peşin ödenmesi

İşveren/taksi sahibi yıllık ücretli iznini kullanan taksi şoförüne, yıllık ücretli izin süresine ilişkin ücretini, ilgili taksi şoförünün izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermekle yükümlüdür. Taksi şoförü yıllık izin hakkından vazgeçemez.  İşveren/taksi sahibi yıllık ücretli iznini kullanan taksi şoförüne, yıllık ücretli izin süresine ilişkin ücretini, ilgili taksi şoförünün izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermekle yükümlüdür. Taksi şoförü yıllık izin hakkından vazgeçemez.

Bayramda mesai

Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışanların ücretleri bir kat fazlasıyla ödeniyor. 1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim(1.5 gün), Ramazan Bayramı 3.5 gün, Kurban Bayramı 4.5 gün olmak üzere bu günler ulusal bayram ve genel tatil günleri olarak belirlenmiştir. Örneğin günlük 50 TL ücretle çalışan bir taksi şoförü ramazan bayramında bir gün çalışmışsa günlük ücretine ilaveten 50 TL ücret daha olmak üzere toplam 100 TL ücret almsı gerekiyor.

Hafta tatili

Taksi şoförlerinin haftada en az bir gün hafta tatili hakkı bulunuyor. Hafta tatilinde çalışan taksi şoförüne  ücreti bir kat fazlasıyla ödenir. Örneğin; günlük ücreti 50 TL olan bir taksi şoförü hafta tatilinde çalışırsa. ilave  50 TL ücret daha alacak. Bir baş ka deyimle çalıştığı normal ücretle  birlikte 100 TL alacak.

Yasal çalışma süresi

Çalışma süresi haftada 45 saattir. Günlük çalışma süresi ise en fazla 11 saattir. Taksi şoförleri, iş sözleşmeleri ile bu saatlerden daha az çalıştırılabilir. Haftalık 45 saatten fazla çalışan taksi şoförlerine fazla çalışma ücreti ödenmesi gerekiyor. Fazla çalışma ücreti saat başına en az %50 zamlı olarak ödeniyor. Örneğin; saat ücreti 10 TL olan taksi şoförü bir saat fazla çalışma yaparsa bu taksi şoförüne 15 TL ücret ödenecek.

Part-time’da 9 günlük primi devlet karşılıyor

Kısmi süreli(part-time) iş sözleşmesi ile çalıştıkları takside  ay içinde 10 günden az çalışmaları bulunan şoförler 01.03.2011 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında (eski SSK’lı olarak) sigortalı sayılacaklar.  Bu durumdaki taksi şoförleri  30 gün süre ile primlerini kendileri ödeyecekler. Ancak primlerini 2014 yılında prime esas günlük kazancın 21 katı olarak %32.5 oranında ödeyecekler. 21 kat her yıl için bir puan artırılarak 30 kata çıkacak.
01.07.2014-31.12.2014 tarihleri arasında ay içerisinde 10 günden az çalışıp primlerini aylık kazanç alt sınırı(asgari ücret) üzerinden kendileri ödeyecek olan şoförler (işsizlik sigortası ödemek istemezlerse) 37,80x21x%32,5= 257,98 TL prim ödeyeceklerdir. Şoförler işsizlik sigortasını da  ödemek isterlerse bu durumda 37,80x21x%35,5=281,79 TL prim ödeyeceklerdir.  Şoförlerin 10 günden az çalıştıkları sürelere ilişkin  2014 yılı için her ay 21 gün ödeyecekleri primleri 30 gün sayılacak. Bu uygulamaya göre part-time çalışan şoförün her ay 9 günlük prim avantajı var. 9 günlük prim devlet tarafından karşılanacak.

Tam süreli çalışanlar

Taksi şoförü tam süreli(10 gün ve üzerinde) çalışıyorsa sigortasını işvereni/taksi sahibi yapacaktır. Taksi sahipleri  işe aldıkları taksi şoförlerinin sigorta girişlerini şoförleri işe başlatmadan bir gün önce sosyal güvenlik kurumuna yapmaları gerekiyor. Sigortasız çalışan taksi şoförleri Sosyal Güvenlik Kurumu’nun il veya merkez müdürlüklerine başvurabilirler ya da, ALO 170’i arayarak  sigortasızlıklarını bildirebilirler.

Ücret alacaklarında haciz yapılabilir mi?

Taksi şoförlerinin ücretlerinin en geç ayda bir ödenmesi gerekiyor. Ücret ödemeleri bir aydan kısa sürelerde de yapılabilir. Taksiciye yapılan prim vb. gibi ödemelerde ücret bordrolarında gösterilerek sigorta primi ve diğer kesintilerin yapılması gerekiyor. Taksi şoförlerinin ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemiyor ve başkasına devredilemiyor. Ancak, taksi şoförünün bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu orana dahil değil. Ücret alacağının haczi  Taksi şoförlerinin ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemiyor ve başkasına devredilemiyor.

Hakları verilmeyen taksici ne yapacak?

Hakları ödenmeyen taksi şoförleri işyerinin bağlı olduğu yerin Çalışma ve İş Kurumu İl mMüdürlüğü’ne dilekçe ile başvurabilir yada doğrudan ALO 170’i arayarak durumunu bildirir. İdari makamlardan talebi doğrultusunda sonuç alamayan taksi şoförü  iş mahkemesinde dava açabilir.

Kaynak: http://www.gunes.com/2014/08/28/yazar/6453/arif_temir/yillik_izinde_50_yas_avantaji.html

‘Soyulması En Kolay Şey!’

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 28 Ağustos 2014 - 9:25

Vergi bilinciyle ilgili kamu idaresinin tanıtımlarda kullandığı özlü sözlerinden biri “Vergi halkın sermayesidir” şeklindeydi. Biraz daha kafiyeli diğer söz ise şöyleydi: “Hizmet istiyorsan devletten, vermelisin vergini yürekten!”
Bu sözleri hatırlattım çünkü, bu haftaki konumuz tam da bu gündeme teğet bir biçimde, “sermaye/ hizmet/devlet” üzerinden vergi ve incelemeleri.
Önceki hafta, sayın Maliye Bakanımız, mesleğe yeni başlayan vergi müfettiş yardımcılarına seslendi ve şöyle dedi:
“Denetim kararı, yani incelemeye alınacak mükellefler, esas itibarıyla nesnel bir çerçevede, risk analizlerine tabi olarak yapılıyor.”
“Nesnel” kelimesinin anlamı, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde şöyle çıkıyor. “Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif.”
Yani bu tanıma göre anlıyoruz ki, incelenecek mükellefler, objektif olarak belirleniyormuş.
Ancak, ne yazık ki uygulamanın bu şekilde yürümediğine üzülerek şahit oluyoruz. Geçmişte olduğu gibi bugün de inceleme kriterleri objektif olarak seçilmiyor. Aksine “siyasi kriterler” göz önünde tutuluyor.
Biz geçmişte siyasi gerekçelerle yapılan incelemelere ne ölçüde karşı durduysak, bugün de aynı ölçüde tepkiliyiz.
Siyasi analiz olmasın!
Sayın bakan da ifade etti. İncelenecek mükelleflerin seçiminde risk analizleri kullanılıyor. Yani çeşitli kurumlardan temin edilen bilgiler, mükellefler tarafından gönderilen bilgiler ve vergi beyannameleri ile mali tablolar, sistem tarafından harmanlanıyor ve belli konularda riskli mükellefler tespit ediliyor. Bu çerçevede de incelemeler şekillendiriliyor.
Ancak, ilginçtir ki son dönemde bazı gayrifaal mükelleflerin incelemeye alındığına şahit oluyoruz. Bunların da inceleme gerekçeleri risk analizi olarak sunuluyor. Mükellefin herhangi bir faaliyeti yok, mali tabloları, beyannameleri, diğer kurumlardan alınan bilgiler bu faaliyetsizliği gösteriyor. Buna rağmen bu mükellef, risk analizinde incelenecek mükellefler arasında çıkıyor. Nasıl bir analizmiş bu anlamak mümkün değil…
Sonra işin aslını görüyoruz, aslında, risk analizi değil de siyasi analiz yapılıyormuş ve bazı mükellefler incelemeye alınıyormuş.
Demokratik olmayan uygulamaların sonucu üzerine kullanılan ünlü bir ifadedir “Hukuk, bir gün herkese lazım olacak” cümlesi.
Eleştiri zamanı
Yakın geçmişimizde, bazı siyasi gerekçelerle bazı siyasi incelemeler yapıldı. Onları bu köşede hep sert eleştirdik. Bugün ise farklı siyasi gerekçelerle farklı incelemeler yapılıyor. İncelenen mükellef grubunun bir anlamı yok. Buradaki asıl ve büyük sorun incelemeye alınma gerekçesinin siyasi olması. Ve bu döngünün geçmişten geldiği gibi bugün de aynen devam etmesi.
Oysa ki hukuk ve adalet herkes için gerekli. Bugün itibarıyla siyasi incelemeleri planlayanlar, yarın siyasi incelemelerin kurbanı olabilirler. Önemli olan bu döngüye son vermek. Bu nedenle, en büyük kamu güçlerinden biri olan vergi incelemesini adil planlamakta fayda var.
Özlü sözlerle başlamıştık, şimdi de Maliye kökenli Taner Akgül’ün “Vergi Ödüyorsanız Gülmek Hakkınız” kitabındaki mizahi bir cümleyle bitirelim: “Soyulması muzdan daha kolay olan tek şey vergi mükellefleridir.”

SOSYAL GÜVENLİK
Sigortasız işçi, SGK teşvikini yakar
Yasalara göre sigortasız işçi çalıştırmanın birçok cezası mevcut. Ancak işin çalışma süresi “deneme” şeklindeyse durum biraz daha farklı bir hal alıyor. Çünkü deneme süresi işçinin işyerini ve çalışma koşullarını, aynı şekilde işverenin de işçiyi ve işçinin tecrübe-yetkinliğini gözlemlediği bir dönem olarak tanımlanır. İş Kanunu’na göre ise işçi ve işveren tarafından iş sözleşmesine istenirse bir deneme süresi konulabilir ve bu süre en çok iki ay olabilir. Ancak toplu iş sözleşmeleriyle bu sürenin dört aya kadar uzatılabilmesi mümkün. Tazminatsız fesih hakkı Deneme süresi içinde taraflar iş sözleşmesini bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir. Ancak bu sürede işçinin çalıştığı günler için sigortalı yapılması ve ücret ödenmesi gerekir. Dolayısıyla deneme süresinde işçinin sigortalı yapılması zorunludur. Eğer deneme süresinde işçi sigortalı yapılmaz ve bu durum SGK müfettiş, denetmenleri ya da mahkeme kararıyla tespit edilirse, işveren, sigortasız işçi çalıştırmış olmasından dolayı bir yıl boyunca SGK prim teşviklerinden yasaklanır.

SORU-CEVAP
Dul maaşı nikâhsız eşe geçer mi?
SSK emeklisi babam annemle imam nikâhı evliliği yapmış. Resmi nikâhlı ilk eşi ile babam yakın geçmişte vefat etti. Babamın maaşını annemin alması mümkün mü? Servet Kaya
Sosyal güvenlik mevzuatına göre ancak medeni kanuna göre evli sayılan eşler için bu şekilde SGK ölüm aylığı hakkı doğar. Resmi nikâhı olmayan ikinci eşe SGK tarafından ölüm aylığı (dul maaşı) bağlanmaz.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/111391/_Soyulmasi_En_Kolay_Sey__.html

Bavul ticaretinde uygulama kolaylığı

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 28 Ağustos 2014 - 9:24

24 Haziran 2010 tarihinde DÜNYA Gazetesi’nde yayımlanan “Özel Fatura (Bavul Ticaret)” başlıklı makalemizde Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “İstisnalar” başlığını taşıyan ikinci kısmındaki 11. maddede; ihracat istisnası kapsamında “Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri mallara ilişkin katma değer vergisi istisnası” uygulamaları hakkındaki açıklamalarımız yer almıştı. Anılan makalemizde açıklandığı üzere; Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 61 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile mükellefl erin bu tür satışlarını KDV tahsil etmeksizin “Özel Fatura” ile yapabilmesine imkan tanınmıştı. Söz konusu Tebliğ düzenlemeleri uyarınca; vergi dairesine başvurarak “Türkiye’de İkamet Etmeyenlere Döviz Karşılığı Satışlarda Katma Değer Vergisi İhracat İstisnası İzin Belgesi” alan mükellefl er Tebliğde öngörülen diğer koşullara da uymak kaydıyla bu tür satışlarını katma değer vergisi tahsil etmeden yapabilmekteydiler. Anılan mükellefl erin bu kapsamda satış yapabilmeleri için aranan diğer koşullardan biri satış bedeline ait dövizin, bankalara veya Özel Finans Kurumlarına satılarak, buna ilişkin olarak düzenlenecek döviz alım belgesinin aslı veya noter onaylı örneğinin, ilgili döneme ait katma değer vergisi beyannamesine eklenmesiydi.

26 Nisan 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve önceki tüm tebliğleri ortadan kaldıran ve daha önceki düzenlemeleri tek bir Tebliğ şeklinde toplayan “KDV Genel Uygulama Tebliği” ile “Türkiye’de İkamet Etmeyenlere Özel Fatura ile Yapılan Satışlar (Bavul Ticareti)” konusunda da bazı değişiklikler yapılmış ve bu kapsamdaki istisnanın tevsikinde “döviz alım belgesi ibraz zorunluluğu” kaldırılmıştır.

Keza, anılan Tebliğle;
– İstisna uygulamasındaki beyan sistemi değiştirilmiş, onaylı özel faturanın satıcı mükellefe intikal ettiği dönem beyannamesinde tam istisnalar tablosunda beyan edilmesi usulü benimsenmiştir.
– Bavul ticareti kapsamındaki satışlarda daha önce uygulanan 600 TL’lik alt limit 2 bin TL’ye yükseltilmiştir.
– Özel fatura içeriği malların yurtdışına çıkarılması için daha önce fatura tarihinden itibaren başlayan üç aylık sürenin, fatura tarihini izleyen aybaşından başlaması öngörülmüştür. – Bu kapsamda satış yapılabilecek mallara sınırlama getirilmiş ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (I) sayılı listede yer alan mallar (akaryakıt ve benzeri mallar) için bu kapsamda işlem yapılmaması öngörülmüştür.

Yeni uygulama

Yukarıda açıklanan değişiklikler çerçevesinde uygulama şöyle olacaktır:
– İstisna izin belgesine sahip mükellefl er, Türkiye’de ikamet etmeyen yabancı uyruklu alıcılara veya yurtdışında ikamet eden ve buna dair ilgili ülke resmi makamlarından alınmış ikamet tezkeresi veya bu mahiyette bir belgeye sahip olan Türk uyruklu alıcılara satılan ve bedelleri toplamı 2 bin TL’nin üzerinde olan satışlarında KDV hesaplamadan işlem yapacaklardır.
– Bu kapsamdaki satışlarda, şekil ve muhtevası Gelir İdaresi Başkanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen Tebliğ ekinde yer alan “Özel Fatura” kullanılacak ve özel fatura beş nüsha olarak düzenlenecektir.. Birinci nüshası alıcıya verilecek, iki, üç ve dördüncü nüshalar malın gümrükten çıkışı sırasında onaylatılacak ve beşinci nüsha ise satıcıda kalacaktır.
– Satın alınan mallar, özel fatura tarihini izleyen aybaşından itibaren üç ay içinde gümrük kapılarından yurtdışına çıkarılacak ve bu malların gümrük bölgesinden çıktığını gösteren bu gümrük kapılarında onaylatılmış özel faturanın bir nüshası çıkış tarihinden itibaren en geç bir ay içinde satıcıya intikal etmiş olacaktır. (Özel faturanın gümrükte satıcılar tarafından onaylatılması mümkün olduğu gibi, alıcılar tarafından veya kargo ile yapılan ihracatta taşıyıcı firma tarafından onaylatılması da mümkündür. Dolayısıyla Türkiye’de ikamet etmeyenlere özel fatura ile yapılan satışlar nedeniyle ihraç edilen malların bizzat alıcı beraberinde Türkiye’den çıkış zorunluluğu bulunmamaktadır.)
– Bu kapsamda yapılan satışlar, onaylı özel faturanın satıcı firmaya intikal ettiği tarihi kapsayan vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesi ile tam istisna kapsamında beyan edilecektir. Söz konusu beyannameye onaylı özel faturanın bir nüshası veya firma yetkililerince onaylı örneği ya da onaylı özel faturaların muhtevasını içerecek şekilde hazırlanan liste eklenecektir. (Beyan, ilgili dönem beyannamesinin “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığında “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda 322 kod numaralı işlem türü satırı kullanılmak suretiyle yapılacaktır. “Yüklenilen KDV” sütununa ise istisna kapsamındaki teslimin bünyesine giren KDV tutarı yazılacaktır. İade talep edilmemesi halinde “Yüklenilen KDV” alanına “0” yazılacaktır.)
– Türkiye’de ikamet etmeyenlere özel fatura ile yapılan satışlardan doğan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranacaktır:
a- Standart iade talep dilekçesi,
b- Onaylı özel faturanın aslı veya firma yetkililerince onaylı örneği ya da onaylı özel faturaların muhtevasını içerecek şekilde hazırlanan liste,
c- İhracatın beyan edildiği döneme ait indirilecek KDV listesi,
d- Yüklenilen KDV listesi,
e- İadesi Talep Edilen KDV Hesaplama Tablosu.
– Özel fatura ile yapılan satışlardan kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilecektir.
– Özel fatura ile yapılan satışlardan kaynaklanan ve 5 bin TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilecektir. İade talebinin 5 bin TL’yi aşması halinde ise aşan kısmın iadesi vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilecektir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilecek ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülecektir.

Kaynak: http://www.dunya.com/bavul-ticaretinde-uygulama-kolayligi-156973yy.htm

Çifte maaş bağlanabilir mi?

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 22 Ağustos 2014 - 7:54

Soru: Eşim sigortalıyken vefat etti. Babam da geçen yıl Bağ-Kur’a tabi bir iş yaparken yaşamını yitirdi. Bana her ikisinden de aylık bağlanır mı?
Cevap: Sosyal güvenlik sistemimizde en çok merak edilen konulardan biri, sigortalının ölümü halinde geride kalanlara aylık bağlanıp bağlanmayacağıdır. Sorular da genelde “hem anne-baba hem de eşten maaş alınabilir mi?” noktasında yoğunlaşıyor. Ölenin eşine dul aylığı, çocuklarına ise “yetim aylığı” bağlanmakta.
Ölüm aylığı konusunda 1 Ekim 2008, önemli bir tarih ve dönüm noktası. Hem anne-baba hem de eşten ölüm aylığı bağlanabilmesi için 1 Ekim 2008 öncesi şart, ölen sigortalılardan birinin farklı sigorta türünde olmasıydı. Eşi Emekli Sandığı’na bağlı yani devlet memuruyken ölen, babası veya annesi de Bağ-Kur’luyken vefat eden bir kadın, hem eşinden hem de anne veya babasından ölüm aylığı alabilir.
Ancak eş ve baba, ikisi de Emekli Sandığı veya her ikisi de SSK ya da Bağ – Kur’luyken ölmüşlerse, o zaman geride kalan eşe iki ölüm aylığı birden bağlanamaz. Sadece biri bağlanır ve iki aylıktan yüksek olanını tercih etme hakkı tanınır.

2008 sonrası kapsam daraldı
1 Ekim 2008 sonrası bağlanan dul ve yetim aylıklarında koşullar değişti. Artık geride kalan eş veya çocuk, dul ve yetim aylığını birarada alamıyor. Eşten ölüm aylığı alınırken, dul eşin çalışmıyor olması ve kendi sigortalılığı nedeniyle geliri bulunmaması da gerekiyor. Bu konuda bir koşul daha var: Eğer dul eş yeniden evlenirse, aylığı kesilir.
Geride kalan çocukların yetim aylığı alabilmesi için de koşullar var. Çalışmamak, emekli olmamak veya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmamış olması gibi. Geride kalan kız-erkek çocuklar konusunda pozitif ayrımcılık uygulanıyor. Erkekler yetim aylığını 18 yaşını, lise ve dengi eğitim görüyorsa 20 yaşını, yükseköğrenim görüyorsa 25 yaşını geçinceye kadar alabiliyor. Kız çocuklarsa evlenmedikleri sürece, yaş sınırı olmadan ölüm aylığından yararlanabiliyor.

Fazla mesainin sınırı var
Soru: Belediyeye ait bir işyerinde çalışıyoruz. Sürekli fazla mesai yapıyoruz. Ne mesai ödüyorlar, ne de mesailer bitiyor. Ne yapmamız gerekiyor?
Cevap: Yasaya göre bir çalışan, haftada en fazla 45 saat çalışabilir. İşçi, fazla çalıştırıldığı her 1 saat için normal saat ücretinin en az yüzde 50’sini hak eder. İşveren iyi niyetliyse veya çalışanlar sendikalıysa, bu yüzde 50, daha yukarı çekilebilir. Ne var ki kesinlikle yüzde 50’nin altına inilemez.
Bu nedenle sizin de en az bu kadar fazla ücret hakkınızın doğmuş olması gerekir. İşveren bu hakkınızı vermiyorsa, en hızlı ve çözüm alabileceğiniz yöntem “Alo 170” hattını kullanmak. Buraya şikayette bulunurken işinizden olma korkusu yaşamanıza gerek yok. Çünkü isim vermeden de, sadece işyerinin unvan ve adresini bildirerek derdinizi anlatabilirsiniz. Çalışma Bakanlığı, şikayetleri en kısa sürede ilgili denetim birimlerine yönlendirip, işyerine müfettiş yolluyor. Ayrıca Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerine de şikayette bulunulabilir.

En çok 270 saat mesai
Bununla birlikte, bir işçiye yıl içinde en çok 270 saat fazla mesai yaptırılabilir. Bunun üzerinde mesai yaptırılması yasak. Süre aşılırsa, çalışan, iş sözleşmesini kıdem ve ihbar tazminatlarının yanında, hak ettiği izin paralarını da alarak, işinden kendi isteğiyle ayrılabilir. Çünkü bu durum çalışana haklı sebeple iş sözleşmesini sona erdirmesi hakkı verir. Öte yandan fazla mesai ücretleri ödenmezse, iş mahkemesinde dava açılır ve yapılan fazla mesai eldeki belge, yazılı kanıt, şahitlerle ispat edilirse geçmişe ait mesailer çalışana faiziyle ödenir.
Ayrıca işçi, fazla mesai karşılığı işvereninden para yerine serbest zaman da isteyebilir. Böyle bir durumda işveren, işçiye fazladan çalıştırdığı her 1 saat için 1 saat 30 dakika vermek zorunda. Son bir kaç husus daha:
–  30 dakikadan az yapılan fazla mesailer 30 dakika, 1 saatten az fazla mesailer de 1 saat olarak değerlendirilir. Çalışanlar bordrolarını kontrol etmeli.
–  İşverenler, fazla mesai ve fazla sürelerle çalışma için işçilerinden her yılbaşı yazılı onay almak zorunda. Aksi halde ağır idari para cezalarıyla karşılaşabilirler.
–  Çalışanlar fazla mesai için 5 yıl içinde dava açabilir. Ücret alacaklarında zamanaşımı 5 yıl olduğundan, fazla mesailer konusunda dava açabilmek için bu süreyi geçirmemeli.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/cifte-maas-baglanabilir-mi-/ekonomi/ydetay/1928664/default.htm

Yurtdışı borçlanmaya kolaylık

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 22 Ağustos 2014 - 7:51

Türk vatandaşlığından izinle çıkan ve mavi kart alan gurbetçilerimiz, yeni Torba Kanun’la artık dava açmaya gerek kalmadan yurtdışı hizmet borçlanması yapabilecek

Tür­ki­ye 1950’li yıl­lar­dan be­ri yurt­dı­şı­na iş­çi gön­de­ri­yor. Pek çok ül­ke­de dört mil­yon­dan faz­la va­tan­da­şı­mız bu­lu­nu­yor. Yıl­lar­ca yurt­dı­şın­da ça­lı­şan ve­ya ya­şa­yan gur­bet­çi­le­ri­miz, emek­li­lik yö­nün­den ki­mi mağ­du­ri­yet­ler­le kar­şı kar­şı­ya ka­la­bi­li­yor. Bun­la­rın bir kıs­mı geç­miş yıl­lar­da çö­zül­dü, bir kıs­mı da şim­di Tor­ba Ka­nun’la çö­zü­lü­yor.

Va­tan­daş­lı­ğı teş­vik et­tik

Tür­ki­ye yurt­dı­şın­da­ki va­tan­daş­la­rı­nın, bu­lun­duk­la­rı ül­ke­le­rin va­tan­daş­lı­ğı­na geç­me­si­ni teş­vik et­ti. Hat­ta ya­ban­cı ül­ke va­tan­daş­lı­ğı­na geç­me­le­ri ha­lin­de, Türk va­tan­daş­lı­ğı hak­la­rı­nın ço­ğu­nun ko­run­du­ğu­nu gös­te­ren ‘ma­vi kar­t’ ver­dik. Bu kart sa­ye­sin­de gur­bet­çi­le­ri­miz, Tür­ki­ye­’de­ki pek çok hak­tan ya­rar­la­na­bi­le­cek­ti.

An­cak en te­mel hak­lar­dan olan sos­yal gü­ven­lik hak­kı kap­sam dı­şın­da kal­dı. Ör­ne­ğin bir gur­bet­çi­miz ma­vi kart­la Al­man va­tan­daş­lı­ğı­na geç­ti­ği tak­tir­de, Tür­ki­ye­’ye ke­sin dö­nüş yap­sa bi­le borç­lan­ma ya­pa­mı­yor ve do­la­yı­sıy­la emek­li ola­mı­yor­du. SGK’­yı da­va eden­ler ka­za­nı­yor ve mah­ke­me ka­ra­rıy­la borç­la­nıp emek­li olu­yor­lar­dı. Fa­kat yok ye­re za­man ve emek kay­bı ya­şa­nı­yor­du.

Ma­vi kart ezi­ye­ti bi­ti­yor

Ni­ha­yet Tor­ba Ka­nu’­na ko­nu­lan bir mad­de ile Türk va­tan­daş­lı­ğın­dan izin­le çı­kan ya­ni ma­vi kart­lı gur­bet­çi­le­ri­miz, da­va aç­ma­ya ge­rek kal­ma­dan yurt­dı­şı hiz­met borç­lan­ma­sı ya­pa­bi­le­cek­ler. Da­va açan­lar da­va­la­rın­dan vaz­ge­çer­ler­se, mah­ke­me mas­ra­fı öde­mek zo­run­da da kal­ma­ya­cak­lar.

İşe girişte tarih sorunu bitecek

Gur­bet­çi­le­ri­mi­zin so­run ya­şa­dı­ğı ve SGK ile kar­şı kar­şı­ya gel­di­ği ko­nu­lar­dan bi­ri de yurt­dı­şın­da­ki si­gor­ta gi­riş­le­riy­di. Nor­mal­de gur­bet­çi­le­rin, Tür­ki­ye ile söz­leş­me im­za­la­mış ül­ke­ler­de­ki ilk işe gi­riş ta­ri­hi­nin, ül­ke­miz­de de baş­lan­gıç ola­rak ka­bul edil­me­si ge­re­ki­yor­du.

SGK kay­be­di­yor­du

Fa­kat SGK, yurt­dı­şı borç­lan­ma­lar­da bu ta­rih­le­ri ka­bul et­mi­yor­du. Bu du­rum ba­zı hal­ler­de ki­şi­le­rin 10-15 yıl da­ha geç emek­li ol­ma­sı­na se­bep olu­yor­du. Hal böy­le olun­ca va­tan­daş da­va açı­yor, ge­nel­de de da­va­yı ka­za­nı­yor ve yurt­dı­şı işe gi­riş ta­ri­hi­ne gö­re emek­li ola­bi­li­yor­du. Bu ko­nu da Tor­ba Ka­nun’a gir­di. Bun­dan son­ra iki­li söz­leş­me im­za­lan­mış ül­ke­ler­de ça­lı­şan­la­rın yurt­dı­şı işe gi­riş ta­rih­le­ri baş­lan­gıç ka­bul edi­le­cek.

‘Tarih seçmek’ için acele edin!

Tor­ba Ka­nun’dan gur­bet­çi­le­ri­mi­ze iyi ha­ber­le­rin ya­nın­da bir de kö­tü ha­be­ri­miz var; Bun­dan son­ra yurt­dı­şı borç­lan­ma ya­pan gur­bet­çi­ler, borç­la­na­cak­la­rı ta­rih ara­lı­ğı­nı ken­di­le­ri se­çe­me­ye­cek. Gur­bet­çi­nin ta­rih seç­me­si, ki­mi du­rum­lar­da emek­li ay­lı­ğı­nı iki kat ar­tı­ra­bi­li­yor. Fa­kat Tor­ba yü­rür­lü­ğe gir­dik­ten son­ra gur­bet­çi­le­rin ta­rih se­çe­rek borç­lan­ma im­ka­nı da so­na er­miş ola­cak. Bu yüz­den şu­an borç­lan­ma ni­ye­ti ve im­ka­nı olan gur­bet­çi­le­ri­mi­zin ace­le ede­rek SGK’­ya baş­vur­ma­la­rı­nı ve ta­rih seç­me hak­kı­nı kul­lan­ma­la­rı­nı tav­si­ye edi­yo­ruz.

1300 li­ra ye­ri­ne 600 li­ra

Ta­rih seç­me­nin ne an­la­ma gel­di­ği­ni bir ör­nek­le açık­la­ya­lım. Di­ye­lim ki 1985’Ten be­ri Fran­sa­’da ça­lı­şı­yor­su­nuz ve bu sü­re­nin 15 yı­lı­nı Tür­ki­ye­’de borç­lan­mak is­ti­yor­su­nuz. Borç­lan­ma­yı da as­ga­ri tu­tar­dan öde­ye­ce­ği­ni­zi var­sa­ya­lım. Şu­an SGK’­ya baş­vu­rur da 1985-2000 ara­sı­nı se­çe­rek borç­lan­ma ya­par­sa­nız yak­la­şık 1300 li­ra ay­lık alır­sı­nız. Ya­sa çıktık­tan son­ra borç­la­nır­sa­nız ta­rih se­çe­me­ye­ce­ği­niz için SGK oto­ma­tik ola­rak 1999-2014 dö­ne­min­de­ki 15 yı­lı borç­lan­dı­ra­cak. Bu du­rum­da yi­ne as­ga­ri öde­me ha­lin­de 600 li­ra ay­lık ala­cak­sı­nız. SGK’­ya öde­ye­ce­ği­ni borç­lan­ma tu­ta­rı ay­nı ol­du­ğu hal­de, sırf ta­rih ara­lı­ğın­dan do­la­yı ay­lı­ğı­nız ya­rı ya­rı­ya düş­müş ola­cak.

Yeni yasayı bekleyin

So­ru: Sa­det­tin Bey, Al­man­ya­’da 1989’da ça­lış­ma­ya baş­la­dım. Tür­ki­ye­’de hiç ça­lış­mam bu­lun­mu­yor. SGK’­ya yurt­dı­şı borç­lan­ma­sı için baş­vur­du­ğu­muz­da Al­man­ya­’da­ki işe gi­ri­şi­mi ka­bul et­me­ye­ce­ği­ni, şim­di­ki baş­vu­ru ta­ri­hi­mi esas ala­ca­ğı­nı öğ­ren­dim. Ya­ni 15 yıl­lık borç­lan­ma ya­par­sam 2014 yı­lın­dan ge­ri­ye doğ­ru 15 yıl gi­de­cek ve 1999 yı­lın­da işe gir­mi­şim gi­bi sa­yı­la­cak­mı­şım. 1989 ye­ri­ne 1999 yı­lı baş­lan­gıç sa­yıl­dı­ğım­da yaş açı­sın­dan 10 yıl­lık kay­bım olu­yor. Bu ko­nu­da da­va açan­la­rın ka­zan­dı­ğı­nı duy­dum. Ba­na da­va aç­ma­mı tav­si­ye eder mi­si­niz? Se­mih K.

Ce­vap: De­ğer­li oku­rum da­va açan­lar ka­za­nı­yor ve da­ha er­ken emek­li ola­bi­li­yor. An­cak Mec­li­s’­te­ki Tor­ba ile bu so­run tü­müy­le çö­zü­lü­yor. Bun­dan son­ra yurt­dı­şı işe gi­riş ta­ri­hi­niz Tür­ki­ye­’de­ki gi­riş ta­ri­hi­niz gi­bi de­ğer­len­di­ri­le­cek. Ekim ayın­da ya­sa­nın çık­ma­sı bek­len­di­ğin­den da­va aç­ma­nı­zı pek tav­si­ye et­mem.

Dava etmeye son

So­ru: Sa­det­tin Bey, 02.02.1972 do­ğum­lu ba­ya­nım. 18.10.1990’da Al­man­ya­’da ça­lış­ma­ya baş­la­dım. 21.02.2003’te ma­vi kart al­dım. Bu dö­ne­mi borç­la­na­bi­lir mi­yim? Se­rap T.

Ce­vap: De­ğer­li oku­rum, nor­mal­de ma­vi kart ala­rak va­tan­daş­lık­tan çık­tık­tan son­ra­ki sü­re­le­ri borç­la­na­mı­yor­su­nuz. SGK’­yı da­va edip, mah­ke­me ka­ra­rı al­ma­nız ge­re­ki­yor. Fa­kat Mec­li­s’­te­ki Tor­ba Ka­nun’a siz­ler için hü­küm ko­nul­du ve ma­vi kart­la ça­lış­tı­ğı­nız sü­re­le­ri da­va aç­ma­dan SGK’­ya borç­la­na­bi­le­cek­si­niz. Tor­ba Ka­nun’un ya­sa­laş­ma­sı son­ra­sı SGK’­ya baş­vu­run.

Not: Yazı dizimiz, TBMM’de kabul edilen Torba Kanun maddeleriyle ilgilidir. Çalışma hayatıyla ilgisi olmayan maddelerin görülmesi Meclis açılınca devam edecektir.

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/yurtdisi-borclanmaya-kolaylik-yazisi-1230214

Evde çalışanlar ekimi bekliyor

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 4)
Paylaş
Tarih : 22 Ağustos 2014 - 7:49

Seçim sonrası yasalaşmasını beklediğimiz torba kanun görüşmeleri ekim ayına kaldı. Esasen birkaç günlük çalışmayla yasalaşabilecek olan torba kanunda toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren önemli düzenlemeler olmakla birlikte, hem ev hizmetlerinde çalışanları ve hem de bunları çalıştıran ev sahiplerini yakından ilgilendiren düzenlemeler de vardı. Biz de 4 Temmuz tarihli “Evinde çalışanı olan ne yapsın?” başlıklı köşe yazımızda konuyu gündeme getirmiştik. Ancak okurlarımızdan gelen soruların sayısı fazla olunca yeniden gündeme alalım istedik.

Birçok kişi yasal bürokrasinin zorluğundan dolayı evinde çalıştırdığı kişileri sigortalı yapmaktan imtina ediyor. Oysa torba kanunla bu yönde bürokrasiyi azaltacak önemli bir düzenleme yapılıyor. Dolayısıyla sosyal güvenceden mahrum olan ev çalışanları için torba yasa ayrı bir önem taşıyor. Buna göre ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan sigortalılar hakkında 4/(a) bendi kapsamındaki (SSK) sigortalılara ilişkin hükümler uygulanacak. Bunların bildirimi, işverenler tarafından örneği SGK tarafından hazırlanan belgeyle en geç çalışmanın geçtiği ayın sonuna kadar yapılacak. Süresinde yapılmayan bildirim için işverene idari para cezası uygulanacak.

Ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlar için ise, çalıştırıldıkları süreyle orantılı olarak çalıştıranlarca prime esas günlük kazanç alt sınırının yüzde 2’si oranında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ödenecek. Bu şekilde çalışanların sigortalılık tescili, çalışan ve çalıştıran imzalarını da ihtiva eden ve en geç çalışmanın geçtiği ayın sonuna kadar SGK’na verilmesi gereken örneği SGK tarafından hazırlanacak belgenin verilmesi ile sağlanacak. Sigortalılık başlangıcında bu belge üzerinde çalışma başlangıcına dair kayıtlı en eski tarih esas alınacaktır. Bunlar hakkında hastalık sigortası hükümleri uygulanmayacak. Bu fıkra kapsamına girenler, adlarına ödenen priminin ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar aynı kazancın otuz katının yüzde 32,5 oranında prim ödeyebilecek. Bunun yüzde 20’si malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, yüzde 12,5’i genel sağlık sigortası primidir. Bu süre içinde ödenmeyen primin ödenme hakkı düşer. Ödenen primler 4/(a) bendi kapsamında sigortalılık sayılacak.

Son şekliyle tüm vergi kanunları

Vergi mevzuatı ülkemizde çok sık değişikliğe uğramakta olan bir alandır. Konu ile ilgilenen herkesin güncel mevzuatı takip etmesi gerekmektedir. Neredeyse her yıl onlarca vergi kanununda değişiklik yapılması da güncel kanunların takibini zorlaştırmaktadır. Son dönemde vergi mevzuatında 6274, 6288, 6303, 6322, 6327, 6495 ve 6525 sayılı kanunlarla önemli değişiklikler yapıldı. Çıkarılan bu yasalar sonucunda, neredeyse uygulamacıların bile vergi mevzuatındaki değişiklikleri takip etmesi oldukça zorlaştı. Vergi uygulamaları konusundaki çalışmalarından dolayı birçok okurun yakından tanıdığı Eski Baş Hesap Uzmanı (Yeminli Mali Müşavir) Musa Örmeci; 6525 Sayılı Yasaya Göre Son Şekliyle “Tüm Vergi Kanunları” isimli kitabının 11. baskısını yayınladı. Her yönüyle doğru, kapsamlı, güvenilir, pratik ve kullanışlı bir el altı kitabı olan bu eserde, geçerli bulunan hadler, oranlar, tutarlar ve vergi tarifeleri, ilgili maddelerde yerlerine işlenmiş ve son beş yılda uygulananlar da toplu olarak ayrıca gösterilmiştir. Kitapta, vergi kanunlarında değişiklik yapan kanunlar aynen verilmek yerine değişiklik yapan kanunun her maddesinden, değiştirdiği kanun maddelerine yollamada bulunularak bir yandan değiştirilen ya da getirilen hükümlerin takibi sağlanmış, diğer yandan hükümlerin kitapta mükerrer olarak yer alması önlenmiştir. Böylece kitabın pratikliği sağlanmıştır. Özellikle Yeminli Mali Müşavirler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler, Serbest Muhasebeciler, Muhasebe Müdürleri, Personel Müdürleri, Öğretim Üyeleri, Öğrenciler, Avukatlar ve konuya ilgi duyan diğer tüm kullanıcılara tavsiye ettiğimiz bu kitapta, 100’den fazla vergi kanununun en son şeklini bulabileceksiniz. Kitapta ayrıca, Kanun maddeleriyle ilgili tüm Genel Tebliğler, Bakanlar Kurulu Kararları, Tüzük ve Yönetmelikler, değişiklikler ile değişiklilerin tek tek yürürlük ve geçerlilik tarihleri, yürürlükteki vergi ve stopaj oranları, Kanun maddelerinin zaman aşımı süresi içindeki değişmeden önceki şekli gibi son derece güncel ve önemli bilgilere kolayca ulaşabileceksiniz. Eski Baş Hesap Uzmanı YMM Musa Örmeci tarafından “Tüm Vergi Kanunları” kitabından edinmek isteyenler “Göztepe Mah. Hisar Evleri Çamlı Sok. G2 Blok No:7/B (D.4) Beykoz/İstanbul” adresine bizzat başvurabilecekleri gibi 0216-4658718 nolu telefondan bilgi alabilir veya istemde de bulunabilirler.

Kaynak: http://www.dunya.com/evde-calisanlar-ekimi-bekliyor-156916yy.htm

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI