Bakkal Çırağı Milletvekili Olayını Nasıl Okumalıyız?

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 10 Aralık 2014 - 11:58

AKP’li bir vekilin 20 ay erken emekli olmak için borçlanma yaptığı ve bu yolla 140 bin TL kâra geçtiği basına yansıdı.

Malûm ülkemizde haber olmak için bir yerlerin bir vesileyle yazması gerekiyor. Doğru ya da yanlış fark etmiyor, hangi cenahtan olursa olsun birileri yazarsa haber oluyor, yazmazsa da olmuyor.

Ama bizce bu olay önemli bir gerçeği milletin asillerine duyurma konusunda bize fırsat sundu. Çünkü bahse konu olayda dikkat çekici bulunan olgu asıl manzaranın  küçük bir parçası sadece.

Doğrudan meselenin hakikatine geçelim. Burada aslında genel konjonktürel anlayışa aykırı  bir unsur gözükmüyor. Zira Yasa Koyucu TBMM’nin çıkarttığı yasalara göre bir çok konuda milletvekillerinin asillere fark atan haklarından bir tanesinin tezahürü bu. Şöyle ki SGK’nın “Hizmet Borçlanma Tebliği’ne SGK’nın ustaca yerleştirdiği, kaynağını 2012 sayılı Kanunla 5434 sayılı Kanunda yapılan değişiklikten alan maddeye göre;

“5434 sayılı Kanunun yürürlükte bulunan ek 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince aylıklarını 22 Ocak 1962 tarihli ve 1 sayılı Kanun ile ek ve tadillerine göre alan ve almış olan 5510 sayılı Kanun gereğince 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) kapsamındaki sigortalıların 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde sözü edilen sandıkların kanunlarının kapsamındaki serbest meslekte geçmiş ve değerlendirilmemiş hizmet sürelerinin 15 yılı, bu hizmetlerin adı geçen kanun hükümleri uyarınca belgelenmeleri halinde, öğrenim durumları itibariyle memuriyete giriş derecesi esas alınarak yapılacak borçlanmalara önceki mevzuat gereğince devam edilecektir” deniyor.

Borçlanmada fark

Kabul ediyorum, bu maddeyi okuyan herkes için milletvekillerinin dayanılmaz borçlanma hakkı olduğu ilk bakışta kolay anlaşılmıyor. Ama bu maddenin mukayeseli tam açılımını aynen şöyle yapabiliriz;

Yani bir millet asili esnaf “Ben 1985’te vergi mükellefi idim, ama Bağ-Kur beni kaydetmemiş, şimdi bu sürelerimi borçlanıp ödeyebilir miyim” dese, alacağı cevap “Hayır”,

Yine bir millet asili SSK sigortalısı “1980’de bir işyerinde 1 ay çalıştım ama primlerimi yatırmamış, o zamanlar internet olmadığından bunu öğrenemedim, şimdi tespit edilip işletilmesini istiyorum” dese hatta dava açsa bile alacağı cevap “Hayır”

Bir millet asili “stajyerlik sigortamda uzun vadeli sigorta primi ödenmemiş, bu nedenle emeklilikte başlangıç sayılmıyor, borçlanma parası neyse verip başlangıcıma saydırmak istiyorum dese alacağı cevap “Hayır”

iken,

Bir milletvekili seçildikten hemen sonra dilerse 15 yıla kadar bu süreleri sadece “Çalıştım” şeklinde beyan ederse “Hay hay” denip borçlanma işlemi gerçekleştiriliyor.  Maddede geçen “Kanun hükümleri uyarınca belgelenmeleri” şartı pratikte geçerli bir şart niteliği taşımıyor.

İşte bahse konu milletvekilinin yaptığı da bu, milletvekilleri için tanınan “Yağma Hasan’ın böreği” biçimindeki borçlanma hakkını kullanmış olmasıdır.

Sadece borçlanmada değil

Milletvekili borçlanma hakkı bakımından değil, birçok sosyal güvenlik konusunda da asillerinden daha fazla haklara sahiptir. Bu ülkede “Bal tutan parmağını yalar” atasözü varsa boşuna değil, milletvekili yasama organının unsuru olmanın karşılığını tepe tepe almış bulunuyor.

En fazla yıpranan kim?

Bu ülkede bırakın borçlanmayı akla zarar ama milletvekili bu ülkede askerden, polisten hatta yer altı maden işçilerinden bile daha fazla yıpranan kişidir fiili hizmet zammına dair kanunlara bakarsanız.

Aylıklar bakımından fark

Bu ülkede eski Emekli Sandığı iştirakçileri hariç 3000 TL brüt maaştan daha düşük maaş alanların çalışmaya ve prim ödemeye devam etmeleri halinde bağlanacak emekli maaşı azalır, bağlanan emekli aylıkları gelişme hızından faydalanamadığı için giderek düşme eğilimindedir.  Buna karşı Cumhurbaşkanı emekli maaşı cumhurbaşkanı maaşının yüzde 40’ına, milletvekili maaşları Cumhurbaşkanı emekli maaşının yüzde 45’ine endekslenip Cumhurbaşkanı maaşına her yıl milletvekilleri karar verdiğinden milletvekili emekli maaşları diğer emekli maaşlarının uğrayabileceği düşüşlerden azade bulunuyor. Yani önlem alınmazsa asil emekli maaşları  giderek düşmeye devam ederken tabiri caizse kabak gibi açıkta ve her türlü olumsuz koşula açık iken vekillerin maaşı hisar gibi bir fanus içinde korunmaya devam edecek.

Bakış açısı

Yani bahse konu milletvekili borçlanma gerekçesi icat ederken biraz acemi davranarak üniversite öğrenimi gereği çok uzak bir ilde iken SSK’lı olarak başka bir ilde çalıştığını iddia ettiği ortaya çıkmış o kadar. Zaten kendisi de “Bir kanun çıkarılmış. Ben de buna göre milletvekili emekliliğinden yararlanmak için başvurdum. Önemli olan sigorta primlerini yatırmaktır. Yoksa bakkalın-çakkalın yanında sigortalı çalışmışsın çalışmamışsın önemli değil. Önemli olan primlerin yatırılmasıdır. Bir haksızlık varsa ortaya çıkar. Birçok milletvekili de, benim yaptığım gibi yapmıştır” diyor ki son cümlesine aynen katılıyoruz. Ama ilk kısmına katılmıyoruz çünkü bu milletin asilleri öyle kolay kolay borçlanma imkânı bulamıyor. Önemli olan sigorta primlerinin yatırılması olsa “Al sana 25 yıllık prim beni emekli et” diyecek binlerce insan bulunuyor bu ülkede.

Oysa sorun bu değil, takılması gereken husus, hiçbir asil zümrede olmayan 15 yıl geriye doğru borçlanma hakkının sadece vekiller için söz konusu olmasıdır.

Diğer bir takılması gereken husus da bu ülkede görevi esnasında en fazla yıpranan kitlenin “Habire ölmeye devam eden” yer altı madencileri, terörizme bulanmış ortamlarda görev yaparken ki bireylerinin akıl sağlıkları dahi zedelenen asker ve polisler dururken neden milletvekilleri olduğu sorusunun üzerinde kafa yorulmayışıdır.

Kaynak: http://www.alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=7256

Etiketler :

Sanatçılar Nasıl Sigortalı Olur?

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 05 Aralık 2014 - 10:39

Son dönemlerde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetim elemanları tarafından yapım şirketlerine yoğun bir şekilde sosyal güvenlik denetimleri gerçekleştirilmekte, yapılan bu denetimler sonucunda yapım şirketlerine yüksek miktarlara ulaşan idari para cezaları ve prim tahakkukları uygulanmaktadır. Yapım şirketlerine yersiz yere uygulanan bazı cezai yaptırımlar neticesinde ciddi mağduriyetler yaşanmakta ve konuyla ilgili SGK’ ya itirazlarda bulunulmaktadır.

Bir kimsenin 4/a (SSK) sigortalısı olabilmesi için, öncelikle, bir veya birden fazla işveren tarafından hizmet akdine tabi olarak çalışılması gerekmektedir. Aradaki ilişkinin gerçekten hizmet akdi olup olmadığını belirlemek için dört unsur bir arada yer almalıdır. Bu unsurlar; hizmet, bağımlılık, ücret ve süredir.

Sanatçıların sigortalılıkları ile ilgili temel düzenleme 5510 sayılı Kanun’da yapılmıştır. Buna göre bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünürler ve yazarlar, hakkında aynı kanunun 4/a (SSK) statüsündeki sigortalılık hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür.

6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’a Ek 6’ncı madde eklenmiş ve bazı sanatçıların sigortalılıkları ile ilgili bir takım düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca belirlenecek alanlarda kısmi süreli iş sözleşmesiyle bir veya birden fazla kişi tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünürler ve yazarların, ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlarına kendileri tarafından prim ödemeleri imkanı sağlanmıştır.

Bununla birlikte Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü’nün 24.07.2012 tarih, 13.218.530 sayılı ‘Sanatçıların Sigortalılığı’ konulu genel yazısında “Yapım şirketlerine oyuncu temin eden ajanslarda kanunun 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olanlar için yapım şirketlerince ajanslardan fatura mukabili hizmet satın alınması durumunda ayrıca sigortalı bildirilmeleri istenmeyeceği” belirtilmiştir.
Yine bu yazıda “Yapımcı şirket adına kendi hususiyetini vermek suretiyle bir eser (ürün) üreten, bir eserin meydana gelmesinde asli unsuru oluşturan (senarist, özgün müzik yapımcısı, dialog yazarı, başrol oyuncuları), bu şekilde üretmiş olduğu eser nedeniyle eser sözleşmesinin tarafı olabilen, bireysel olarak yaptıkları bu işlerden dolayı serbest meslek faaliyeti yürütmesi nedeniyle doğan serbest meslek kazancı olan ve bu kapsamda serbest meslek makbuzu veya fatura düzenleyerek çalışanların yapım şirketi ile arasındaki ilişkin istisna (eser) sözleşmesi kapsamında sayılarak 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalılık olarak değerlendirilecektir.” Hükmü de yer almaktadır.

2013/11 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Genelgesi’nin konuya dair hükmü şu şekildedir; Yapımcı şirket adına kendi hususiyetini vermek suretiyle bir eser (ürün) üreten, çalışma zamanı ve yeri yapımcı şirketin emir ve talimatı dışında bulunup mesleğini icra eden senarist, özgün müzik yapımcısı, diyalog yazarı ve başrol oyuncusu gibi kişiler, bireysel olarak yaptıkları bu işlerden dolayı serbest meslek faaliyeti yürütmesi nedeniyle doğan serbest meslek kazancı olan ve bu kapsamda serbest meslek makbuzu veya fatura düzenleyerek çalışanların yapım şirketi ile arasındaki ilişki istisna (eser) sözleşmesi kapsamında sayılarak 4/b (Bağ-Kur) sigortalılık olarak değerlendirilecektir.”

Denilmektedir. Bununla birlikte 2014/05 sayılı SGK genelgesi ile “Senaryo yazarlığı, özgün müzik yapımcılığı, yönetmenlik ve diyalog yazarlığı gibi işleri yapanların sırf vergi kaydının olmaması, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde vergiden muaf olmaları sebebiyle belirtilen işleri vergiden muaf olarak ortaya bir eser koymak suretiyle gider pusulası mukabilinde gerçekleştirenler ile yapımcı arasında hizmet akdinin bulunmaması sebebiyle Kanunun 4/a (SSK) kapsamında sigortalı sayılmayacaklardır.” ibaresini ekleyerek bu tartışmaya da son vermiştir.

Kaynak: http://www.dunya.com/sanatcilar-nasil-sigortali-olur-158044yy.htm

Malullük ve engellilik

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 04 Aralık 2014 - 9:37

Engelli olmanın, hele hele ülkemizde bir engelli olarak yaşamanın ne kadar zor olduğunu söylememizde beis yok.

Son 10 yılda AK Parti hükümetleri döneminde engelli haklarında çok ciddi iyileştirmeler yapılmakla birlikte, maalesef toplumsal bilinç düzeyinin henüz istenen noktaya gelmediğini görüyoruz.

‘3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ olarak kabul ediliyor. Bugün bizde engelli haklarına ilişkin önemli bir konuyu, malulen emekliliği yazalım istedik. Malulen emeklilik ve engelli emekliliği birbirinden farklı şartlara bağlı olup, bu nedenle her engelli malulen emekli olamamaktadır.

SGK’lıların çeşitli nedenlerle çalışma gücünü kaybetmeleri durumunda, gerekli şartları sağlamaları halinde emekli olabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

Sigortalının veya işverenin talebi üzerine SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, çalışma gücünün en az yüzde 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği SGK Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılmaktadır. Yine 5510 sayılı Kanuna göre sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının;

a) 5510/25 inci maddeye göre malûl sayılması,

b) En az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması,

c) Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması şartları aranmaktadır.

Sigortalı olarak ilk defa işe başladığında sağlıklı olan bireyin, çalışma yaşamı içerisinde (iş yeri koşullarına bağlı olmaksızın) herhangi bir hastalık veya kaza sonucu, çalışma gücünü en az yüzde 60 oranında kaybetmesi, belirli prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresine sahip olması halinde malül sayılmakta olup buna ilişkin değerlendirmeler ‘Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’ne göre yapılmaktadır.

Doğuştan ya da sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan birey engelli olarak tanımlanmakta olup değerlendirmeleri ‘Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe’ göre yapılmaktadır.

Malul sayılan ve malulen emekli olan sigortalılar artık bir başka işte çalışamaz. Çalışması halinde ise maluliyet aylığı kesilmektedir.

Ancak engelli olan bireyler, engel durumuna göre engelli olarak en az yüzde 40 oranında rapor almaları halinde çeşitli iş alanlarında görev yapabilmektedir. Hatta Türkiye İş Kurumu da iş yerlerinin engelli kontenjanlarını doldurup doldurmadıklarını değerlendirerek işverenlerin eksik kontenjanlarını tamamlamalarını sağlamaya çalışmaktadır. Yani bir kişi engelli olduğunda çalışmasında mahzur bulunmamaktadır.

Çoğu zaman engellilik oranı ile çalışma gücü kaybı oranlarının karıştırıldığı görülmektedir. Bilindiği üzere engelli vatandaşlarımızın topluma kazandırılması, sosyal ve ekonomik hayatta yer edinmeleri, istihdama katılmaları büyük önem taşımaktadır.

Kamu ve özel sektörde engelli vatandaşlarımızın istihdamı sağlanmaktadır. Bu da bize gösteriyor ki engelli vatandaşlarımız engel oranına uygun işlerde çalışmaktadırlar. Maluliyet ise kişinin çalışma gücü oranının tespiti sonucu bir işi yapamamasıdır (çalışamaması).

Bunlara örnek verecek olursak; toplum içerisinde rutin olarak çok sık görünen hastalıklardan diyabet (şeker hastalığı), tansiyon, görme kaybı, kolesterol yüksekliği, hafif ve orta derecede romatizmal ve bunlar gibi birçok hastalık çalışma gücü kaybına engel olmamasına rağmen birkaç tanesi bir araya geldiğinde yüzde 60’ın üzerinde engellilik oranı ortaya çıkmaktadır. Kanunda çalışma gücü kaybının yüzde  60’ın üzerinde olması halinde malulen emeklilik hakkı getirmesi sebebiyle sanki bu yüzde 60 ve üzeri engellilik oranı çalışma gücü kaybı gibi değerlendirilmesine neden olmaktadır.

Bunun sonucunda da sigortalıların ‘SGK emeklilik hakkımızı kabul etmiyor’ gibi şikayetlere başvurduklarını görüyoruz. Oysa ki konu tamamen yanlış bilgilenmeden kaynaklanıyor.

Görüldüğü üzere yukarıda saydığımız ve bunun dışında kalan birçok hastalığa sahip olan vatandaşlarımız çalışmakta olup, günlük hayatlarını idame ettirmektedirler. Hatta kalp krizi geçiren bir hastanın veya kalp damarları değişen bir hasta birkaç ay istirahat sonrası işine geri dönebilmektedir. Yine başka bir örnek verecek olursak Down sendromlu olan çocuklarımızın çalıştığı yine aynı isimle anılan kafeler bulunmaktadır.

Görüleceği üzere engellik kavramı ile maluliyet çok farklı anlamlar ifade etmektedir.

HER MALUL ENGELLİDİR. AMA HER ENGELLİ MALUL DEĞİLDİR

Kaynak: http://haber.stargazete.com/yazar/malulluk-ve-engellilik/yazi-975959

Anonim şirket yönetim kurulu üye seçimi ve değişiklikleri…

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 03 Aralık 2014 - 9:07

Anonim şirket yönetim kurulu üye seçimi ve değişiklikleri ile Ltd. Şti. ortak değişikliklerine ilişkin SGK bildirimi verilmesinde af

Bilindiği üzere, 5510 sayılı Kanun 01 Ekim 2008 tarihinden itibaren bütün hükümleriyle yürürlüğe girmiştir. Anılan kanunla; daha önce farklı kanunlara tabi olan sosyal güvenlik kurumları aynı kanun kapsamında düzenlenmiştir.
Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının;
– (a) bendinde, daha önce Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında olan sigortalılar,
– (b) bendinde, daha önce Bağ-Kur kapsamında olan sigortalılar,
– (c) bendinde ise, daha önce Emekli Sandığı’na tabi olan memurlar,
sigorta kapsamına alınmıştır.
Kanunun 4/b maddesi kapsamında olanlar ve bunların SGK’ya bildirilmesi
Kanunun 4’üncü maddesi birinci fıkrasının (b) bendine göre, köy veya mahalle muhtarı seçilenler ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;
a) Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar,
b) Gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar,
c) Kollektif şirketlerin ortakları,
ç) Limited şirketlerin ortakları,
d) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları,
e) Adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları,
f) Donatma iştirakleri ortakları,
g) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları (Anonim şirketlerde,
yönetim kurulu üyesi olmayan ortaklar sigortalı sayılmamaktadır.),
ğ) Tarımsal faaliyette bulunanlar,
sigortalı sayılmaktadırlar.
Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılan şirket ortaklarından;
1) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları, yönetim
kurulu üyeliğine seçildikleri tarihte başlar ve bu tarih “şirket yetkililerince”,
2) Limited şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının sigortalılıkları, şirketin ticaret siciline tescil edildiği tarihte başlar ve bu  tarih “ticaret sicil memurluklarınca”,
3) Limited şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarından hisse devri alan yeni ortaklarının sigortalılıkları, ortaklar kurulunca devrin yapılmasına karar verildiği tarihte başlar ve bu tarih ortaklar kurulu kararının, hisse devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin, devrin yapıldığının işlendiği pay defterinin birer sureti veya devir ticaret sicil memurluğunca tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıyla “şirket yetkililerince”,
15 gün içinde juruma bildirilmek zorundadır.
Keza, kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılan şirket ortaklarından;
1) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları bu görevlerinin bittiği tarihte sona erer ve bu tarih “şirket yetkililerince” ve “sigortalılarca”,
2) Limited şirket, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının sigortalılıkları hisse devrine ilişkin alınan ortaklar kurulu kararı ile hissenin devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin ve devrin pay defterine işlendiği sayfanın birer suretlerinin birlikte ibraz edilmesi veya hisse devri ticaret sicil memurluğuna tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıyla ortaklar kurulu karar tarihi itibarıyla sona erer ve bu tarih, “sigortalılar” ve “şirket yetkililerince”,
10 gün içinde kuruma bildirilir.
Bildirimlerin süresinde yapılmaması halinde uygulanacak ceza
İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından yayımlanan duyuruda da açıklandığı üzere; Anonim şirketin yönetim kuruluna seçilen ortaklar ve limitet şirkete dışarıdan ortak olanlar için 15 gün içinde kağıt formatlı işe giriş bildirgesinin verilmemesi veya anonim şirket yönetim kurulundan ayrılan ortaklar ile hissesinin tamamını bir başkasına devreden limited şirket ortakları için 10 gün içinde kağıt formatlı işten çıkış bildirgesinin verilmemesi halinde, verilmesi gerekli olan her bir bildirge için şirket tüzel kişiliğine bir asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanmaktadır.
Zamanında verilmemiş bildirimler için aftan yararlanma:
Öte yandan, bilindiği üzere; 11/09/2014 tarihli ve 29116 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6552 sayılı Kanun ile İş Kanunu’nun bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikler yapılmış ve bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına imkan sağlanmıştır. Söz konusu kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe giren 61’inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a geçici 57’inci madde eklenmiştir. Anılan maddesinin birinci fıkrası gereği, şirket tüzel kişilikleri tarafından ortaklar ve/veya yönetim kurulu üyesi ortaklar için verilmesi gereken kağıt formatlı işe giriş ve işten çıkış bildirgelerinin 11/12/2014 tarihine kadar verilmesi halinde ilgili bildirgeler kanuni süresinde verilmiş sayılacak ve idari para cezası uygulanmayacaktır. Bu yükümlülükler için daha önce uygulanan ve ödemesi yapılmayan idari para cezaları ise, kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın terkin edilecektir. İdari para cezaları tahsil edilmiş ise iade veya mahsup edilmeyecektir.
Buna göre, sigortalılıklarının başlangıcına ve sonlandırılmasına ilişkin;
1- Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları ile ilgili şirket yetkilileri,
2- Limited şirket ortakları ile ilgili şirket yetkilileri,
Sigortalılığın başlangıcı ve sonlandırılmasına ilişkin bildirim yükümlülüğünü, 5510 sayılı Kanun’un geçici 57’nci madde uyarınca 11/12/2014 (dahil) tarihine kadar yerine getirmeleri halinde bildirim yükümlülükleri kanuni süresinde yerine getirilmiş sayılarak sonucunda idari para cezası uygulanmayacaktır.
Limitet şirket ortağının/anonim şirketin yönetim kuruluna seçilen ortağının, emekli olması veya bir başka işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olması ya da aynı zamanda bir başka şirkete de ortak/ yönetim kurulu üyesi olması, bildirge verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Bu nedenle bu durumda olan tüm şirketlerin, kağıt formatındaki bildirge verme yükümlülüğünü 11/12/2014 tarihine kadar yerine getirmeleri, ilerleyen dönemlerde idari para cezalarıyla karşı karşıya kalmamaları açısından önem arz etmektedir.

Öte yandan, 30.11.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2014/7016 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile sosyal güvenlik kurumuna olan borçlar, vergi ile ilgili kesinleşmiş kamu borçları, gümrükle ilgili borçlar, elektrik borçları ve odalara olan borçlarla ilgili 1 Aralık 2014 tarihinde biten başvuru süreleri 1 ay uzatılmıştır. Keza anılan kararla, Trafik Kanunu kapsamında araçların muayeneleri ile ilgili olan ve 31.12.2014 tarihinde dolacak olan süre de 30. 06. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır. Ancak anılan kararla, yukarıda açıklanan işe giriş çıkış bildirgeleri ile ilgili süre uzatılmamış olup, anılan bildirgelerin 11/12/2014 tarihine kadar verilmesinde fayda vardır.

Kaynak: http://www.dunya.com/anonim-sirket-yonetim-kurulu-uye-secimi-ve-degisiklikleri-158010yy.htm

Yapılandırma başvurusunda süreler uzatıldı

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 03 Aralık 2014 - 9:06

01.12.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan, 6552 Sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun’da yer alan bazı başvuru ve ilk taksit ödeme süreleri uzatıldı.

Buna ilişkin değişikler aşağıdaki gibidir.
1- Sosyal güvenlik alacakları yönünden

Son başvuru tarihi olan 31. 12. 2014 tarihi, 02. 02. 2015 tarihine kadar, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme süresi ise 02. 03. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Genel Sağlık Sigortası prim alacakları için son başvuru tarihi olan 30. 04. 2015 ve peşin ödeme ile taksitli seçeneklerde ilk taksit ödeme tarihi olan 01. 06. 2105 tarihlerinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

2- Maliye Bakanlığı tarafından tahsil edilen alacaklar yönünden

Son başvuru tarihi olan 01. 11. 2014 tarihi, 31. 12. 2014 tarihine, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme tarihi ise 02. 02. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

3- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı arafından tahsil edilen alacaklar yönünden

Son başvuru tarihi olan 01. 11. 2014 tarihi, 31. 12. 2014 tarihine, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme tarihi ise 02. 02. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

4- 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca araç muayene süreleri

Karayolları Trafik Kanunu uyarınca araç muayenesi yaptırmaları gerektiği hâlde muayenelerini süresinde yaptırmamış olanların 31. 12. 2014 olan son başvuru tarihi, 30. 06. 2015 tarihine kadar (bu tarih dâhil) uzatılmıştır.

5- Tedaş alacakları yönünden

Son başvuru tarihi olan 01. 11. 2014 tarihi, 31. 12. 2014 tarihine, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme tarihi ise 02. 02. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

6- tüzel kişiliği sona ermiş mahalli idareler ile büyükşehir belediyesine dönüşen belediyeler ve bağlı kuruluşlarının borçları yönünden

Son başvuru tarihi olan 01. 11. 2014 tarihi, 31. 12. 2014 tarihine, peşin ödeme yolunu seçenler ile taksitli ödeme seçeneklerinde ilk taksit ödeme tarihi ise 02. 02. 2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

Kaynak: http://www.dunya.com/yapilandirma-basvurusunda-sureler-uzatildi-158012yy.htm

Kdv Tevkifat Uygulamasına Giriş

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 02 Aralık 2014 - 15:37

KDV TEVKİFAT UYGULAMASINA GİRİŞ

*NİTELİĞİ

KDV tevkifatı uygulaması, teslim veya hizmet bedeli üzerinden hesaplanan verginin, teslim veya hizmeti yapanlar tarafından değil bu işlemlere muhatap olanlar tarafından kısmen veya tamamen vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilip ödenmesidir.

*BEYANI

Tevkifat, genel bütçeli idareler hariç, tevkifata tabi işlemin yapıldığı dönemde vergi sorumlularına ait 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilecektir. Bu kapsamda, işleme ait fatura veya benzeri belge izleyen ay içinde düzenlense dahi sorumlu sıfatıyla beyan, işlemin vuku bulduğu dönemin beyan süresi içinde yapılacaktır. Kısmi tevkifat uygulamasında satıcının mükellef sıfatıyla 1 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edeceği kısım da aynı dönemde beyan edilecektir.

*İNDİRİMİ

2 No.lu KDV Beyannamesinde herhangi bir surette indirim yapılması mümkün olmadığından tevkif edilen KDV’nin tamamının beyan edilerek vergi dairesine ödenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, tevkifat uygulayan alıcının KDV mükellefiyetinin bulunması ve tevkifat uyguladığı teslim veya hizmeti indirim hakkı tanınan işlemlerde kullanacak olması halinde, sorumlu sıfatıyla beyan edilen tutar, beyanın yapıldığı ay içinde verilmesi gereken 1 No.lu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabilecektir. Bu indirimin dayanağı 2 No.lu KDV beyannamesi olacaktır.

Kısmi tevkifata tabi işlemlerde, işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin;

  • Satıcı tarafından beyan edilecek kısmı, takvim yılı aşılmamak şartıyla işleme ait fatura veya benzeri belgenin defterlere kaydedildiği döneme ilişkin olarak verilmesi gereken,
  • Sorumlu sıfatıyla beyan edilen kısmı ise 2 No.lu KDV Beyannamesinin verildiği ay içinde verilmesi gereken,

1 No.lu KDV Beyannamesinde indirim konusu yapılacaktır.

Kofi Annan ruh sağlığı için uyardı

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 02 Aralık 2014 - 9:20

The Economist dergisi ve Lundbeck tarafından Londra’da düzenlenen, Küresel Depresyon Krizi toplantısına katıldım. Politik liderler ve sağlık alanındaki en yetkin kişiler konuşmacıydı. Açılık konuşmasını Birleşmiş Milletler’in bir önceki Genel Sekreteri Kofi Annan yaptı. Annan Vakfı olarak, depresyonun, sağlık kadar ekonomik ve sosyal etkileri olduğunu anlattı. İşin ilginç olanı, Annan gibi, dünyanın her bölgesindeki siyasi sorunlarla mücadele etmiş bir kişinin, yeni mücadele alanının bir sağlık olmasıydı. Kendisine bu radikal değişikliği sorunca çok anlamlı bir cevap verdi:
“Toplumun ruh sağlığı bozuksa her şey bozuktur.”
Toplantıda depresyonun çok önemli ekonomik ve sosyal etkileri olduğunu gördük. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, çalışma yaşamında yer alanların en önemli ruhsal sağlık sorunu depresyon. Avrupa’da 30 milyon, dünyada 350 milyon insan bu hastalıkla mücadele ediyor.

Ekonomik maliyeti
Depresyonun ekonomik maliyeti de yüksek. İskandinav araştırmacılar, 2010 itibariyle depresyonun Avrupa Birliği ülkelerindeki ekonomik maliyetinin 92 milyar euro olduğunu, bunun 54 milyar euro’sunun ise hastalık sebebiyle işten ayrılmalar, erken emeklilik istenmesi gibi verimliliği azaltıcı etkilerden kaynaklandığını ifade ediyor.
Avrupa Depresyon Örgütü’ne göre, her 10 kişiden biri depresyon nedeniyle işinden ayrı kalıyor. İşinden uzaklaşma süresi 36 günü buluyor. London School Of Economics ve King’s College’a göre, Avrupa ticari hayatı sırf bu hastalığın etkisiiyle her yıl 77 milyar euro kayıp yaşıyor.
Kofi Annan konuşmasında, hastalığın aslında gelişmekte olan ülkelerde çok yaygın olduğunu ancak konunun önemi bilinmediği için büyük sosyal ve ekonomik kayıpların halen devam ettiğini ifade etti.

Erken teşhis ve tedavi
Avrupa Komisyonu’nun raporuna göre, Birleşik Krallık’ta erken teşhis ve öncü tedavi aşamasında harcanan her bir pound daha sonraki dönemde yaklaşık 5 pound tasarruf edilmesine neden oluyor. Erken teşhis ve tedavi, toplum sağlığı ve işin ekonomik maliyetleri bakımından oldukça önemli.
Depresyonun verimsizlik etkisi kadar ilaç harcamalarındaki payı da oldukça yüksek. Sağlık harcamalarının düşürülmesi, sosyal güvenlik sisteminde gelir  gider sağlanması bakımından bu harcamaların muhakkak kontrol altına alınması gerekiyor.
Ülkemizde en büyük ilaç alıcısı Sosyal Güvenlik Kurumu. İlaçta ‘geri ödeme sistemi’ çerçevesinde SGK’nın yaptığı harcamaların boyutu çok yüksek. Son 10 yılda ilaç harcamalarında çok ciddi bir artış yaşandı. Zorunlu sağlık sigortası, aile hekimliği sistemi, ilaca erişimin kolaylaşması, ilaç harcamalarını çığ gibi büyüttü. Artış karşısında, birtakım kısıtlayıcı tedbirler alınmaya başlandı. Fiyat politikasıyla ilaç firmaları dünyadaki belki de en düşük fiyatları vermek zorunda bırakıldı. Ayrıca ‘akılcı ilaç kullanımı’, orijinal olmayan ilaçlarda ‘taban fiyat uygulamasına geçilmesi’ gibi tedbirler ön plana çıkarıldı.
2009’da 15.8 milyar TL’ye çıkan ilaç harcamaları tedbirlerin etkisiyle hafif düştü. Ancak toplam içindeki payı on yıl öncesine göre çok yüksek.
Türkiye’de de ilaç harcamaları içerisinde en yüksek harcama depresyon tedavisine yönelik ilaçlara yapılıyor. SGK’nın en çok bu ilaçlara para ödediği yetkililerce söyleniyor. Avrupa’da tedbirler alınıyor ancak bizde mücadele olmadığı için depresyonun ilaç harcamaları içerisindeki payı katlanarak artıyor. Düşük verimlilik ve işten uzak kalma boyutu, veri olmadığı için bilinemiyor.
Başbakan Davutoğlu uyuşturucuyla mücadele kapsamında yakın gelecekte bir Ruh Sağlığı Yasası çıkaracaklarını ifade etti. Bu yasa, depresyonla mücadeleye de önemli katkılar sağlayabilir.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/kofi-annan-ruh-sagligi-icin-uyardi/ekonomi/ydetay/1977999/default.htm

‘Torba Yasa’ya göre yaşa yansıyan bir mevzuat mevcut mu?

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 02 Aralık 2014 - 9:19

>Nezihe T.
11.07.1970 doğumlu bayanım. 09.06.1989 tarihli Sigorta girişim ve 915 günüm var. 1993 ve 2002 doğumlu iki çocuğum var ve 1.440 gün borçlandım. Sigortalı olarak çalışmaktayım. Torba Yasa’ya göre yaşa yansıyan mevzuat mevcut mu,  3600 günü doldurmam durumunda emekli olabilir miyim, yoksa yaşı beklemem gerekiyor mu, 3600 günü doldurduktan sonra dondurabilir miyim?
CEVAP: 09.06.1989 tarihli Sigorta girişiniz ve 945 gününüz var. 20 yıl, 46 yaş ve 5.375 günle normal emekli, 58 yaşınızda 3.600 günle yaştan emekli olabilirsiniz. Torba Yasa’da erken emeklilikle ilgili bir şey yoktur. 3.600 gününüz dolunca ödemeyi durdurup, 58 yaşınızın dolduğu 11.07.2028 tarihini bekleyebilirsiniz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

>Zekai Ö.
03.11.1971 doğumluyum. 01.04.1995 tarihinde ilk defa sigortalı oldum ve 6.323 günüm var. Askerliğimi yedek subay olarak 01.11.1995-31.03.1997 tarihleri arasında (18 ay) yaptım. Ne zaman emekli olabilirim? Teşekkür ederim.
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre, 3 ay fiili hizmet zammı giriş tarihinizi geri çekiyor ve 01.01.1995 oluyor. Fakat emeklilik şartlarınız değişmiyor. 25 yıl, 55 yaş ve 5.750 günle emekli olabilirsiniz. Gününüz dolmuş. 55 yaşınızın dolduğu 03.11.2026 tarihinde emekli olursunuz.

>Alper A.
27.01.1967 doğumluyum. 24.06.1998 tarihli Bağ- Kur girişim ve 15 yıl 4/b hizmetim var. 01.08.2013 tarihinden itibaren sigortalı olarak çalışıyorum. 1988 yılında 90 gün bedelli askerlik yaptım.
Askerliğimi borçlanıp emeklilik şartlarını geriye alabilir miyim, ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 24.06.1998 tarihli BAĞ-KUR girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 5.826 gününüz var. 25 yıl, 57 yaş ve 5.900 günle emekli olabilirsiniz. BAĞ-KUR’dan sonra SSK’ya 390 gün prim ödemişsiniz. 870 gün daha öderseniz, 1.260 güne tamamlayarak, 57 yaşınızın dolduğu 27.01.2024 tarihinde emekli olursunuz. 90 gün askerlik borçlanması emeklilik şartlarınızı etkilemez.

>Safiye K.
01.07.1957 doğumlu bayanım. 1972-1976 yıllarında sigortalı çalıştım. 2012 yılından itibaren isteğe bağlı prim ödüyorum. 1977, 1982 ve 1986 doğumlu üç çocuğum var. Doğum borçlanması yaparak ne zaman emekli olabilirim, üç çocuk için ne kadar öderim?
CEVAP: 06.07.1972 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a ve 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 1.316 gününüz var. 15 yıl, 50 yaş ve 3.600 günle SSK’dan emekli olabilirsiniz. 15 yılınız ve yaşınız dolmuş. Üç çocuk için 2.160 gün doğum borçlanması yapıp, 124 gün de prim öderseniz 3.600 güne tamamlayarak emekli olursunuz. Doğum borçlanmasının Sigortaya sayılması için, borçlanmanızı SSK’ya yapmanız gerekir. Bunun için 120 gün isteğe bağlı ödeyip, sonra Sigorta’ya geçip 5-10 gün çalışarak borçlanmanızı da Sigorta’ya yapıp Sigorta’dan emekli olursunuz. 2160 günlük borçlanma tutarı: 26.136TL’dir.

>Huriye N.
01.05.1966 doğumlu bayanım. 1989 yılında SSK başlangıcım var. 2008-2012 yıllarında BAĞ-KUR ödedim. 1994 doğumlu bir çocuğumuz var. Sigortalı çalışmaktayım. Ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.07.1989 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4b mevzuatına göre ödenmiş toplam 4.780 gününüz var. 20 yıl, 46 yaş ve 5.375 günle emekli olabilirsiniz. 20 yılınız ve yaşınız dolmuş. Doğumdan sonra primleriniz devam ettiği için sadece 4 ay borçlanma yapabilirsiniz. 4 ay doğum borçlanması yapıp, 14 ay da prim öderseniz, 5.375 güne tamamlayarak emekli olursunuz.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/lutfi-koksal/583596.aspx

Emeklilik Yazı Dizisi – 16: Eski Tarım İşçilerinin Emekliliği

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 02 Aralık 2014 - 9:18

Eski Tarım İşçilerinin Emekliliği

Sosyal güvenlik kanunları kapsamı dışında olanlarla, bu kanunlara göre malûllük, emeklilik (yaşlılık) aylığı, sürekli tam işgöremezlik geliri almayanlardan; süreksiz olarak tarım işlerinde hizmet akdiyle çalışanlar istekte bulunmaları kaydıyla 2925 sayılı Kanuna tabi tarım sigortalısı olabiliyorlardı. Bu hak 01.10.2008 tarihinden itibaren kaldırıldı ve artık bu kapsamda yeni sigortalı kabul edilmiyor. 5510 sayılı Kanun bu sigortalılık yerine ek-5 inci madde ile yeni bir isteğe bağlı tarım sigortalılığı ihdas etmiş bulunuyor.

Bununla beraber 01.05.2008 tarihinden önce 2925 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı Tarım sigortalısı olanlar bu sigortalılıkları kesintisiz devam ettiği sürece 2925 sayılı Kanuna tabi Tarım sigortalısı olmaya devam edebiliyorlar.

01.05.2008-30.09.2008 tarihleri arasında  isteğe bağlı Tarım sigortalısı olanlar ise bu hallerinde değişiklik olmaması koşuluyla en fazla 28.02.2011 tarihine kadar 2925 sayılı Kanun kapsamında Tarım sigortalısı olmaya devam ettiriliyor, bu tarihten sonra ise 5510 sayılı Kanunda 2011 yılından itibaren öngörülen 5510/ek-5  Tarım sigortalısı sayılmaya başlanıyorlar.

Emeklilik koşulları

SSK’ya 2925 Sayılı Kanun gereğince, isteğe bağlı Tarım Sigortası kapsamında prim ödeyenlerin 08.09.1999 tarihinden sonra yaşlılık aylığından (emeklilik) faydalanması:

  • 15 yıldan beri sigortalı bulunması,
  • En az 3600 gün prim ödemiş olması,
  • Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması,
  • SGK’dan yazılı istekte bulunması

gibi dört koşula bağlı bulunuyor. Bilindiği gibi 08.09.1999 tarihinden önce yaş şartı bulunmuyordu.

2925 Sayılı Kanun kapsamındaki süreksiz tarım işçilerinin bu uygulamadan hemen etkilenmelerini önlemek amacıyla bu sigortalıların 23/05/2002 tarihindeki sigortalılık durumlarına göre de ayrı bir kademeli geçiş süreci öngörülmüş bulunuyor.

SSK Tarım sigortalılarının aylık ödemeleri yarım kabul edildiğinden aylar 15 gün ve yıllık prim ödemeleri de 180 gün olarak hesaba dahil ediliyor. Bu nedenle 3600 günü tamamlamak için en az 20 tam yıl prim ödemek gerekiyor.

Buna göre ise tarım sigortalıları 3600 günü ancak 20 yılda tamamlayabilmektedir ama bunlarında daha önce normal SSK, Bağ-Kur, T.C. Emekli Sandığı hizmetleri olabileceği gibi borçlanılmış askerlik süreleri da olabilir. O nedenle 3600 günü 20 yıldan daha kısa sürede tamamlama imkânları da bulunuyor.

4759 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 23/05/2002 tarihinde, 13 yıldan daha az sigortalılık süresine sahip sigortalılar, sigortalılık sürelerine göre aşağıda çizelgede belirtilen yaş hadleri ile 15 yıllık sigortalılık süresini doldurmak ve en az 3600 gün prim ödemiş olmak şartlarını yerine getirerek yaşlılık aylığına hak kazanabileceklerdir.

 

 

1. Şart 2. Şart 3. Şart
İşe Başlama Tarihi Sigortalılık Süresi YAŞ Prim Ödeme Günü
Kadın veya erkek Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın
08.09.1986 ve daha öncesi 15 15 YOK YOK 3600 3600
09.09.1986-23.05.1989 15 15 44 40 3600 3600
24.05.1989-23.02.1990 15 15 45 41 3600 3600
24.02.1990-23.11.1990 15 15 46 42 3600 3600
24.11.1990-23.08.1991 15 15 47 43 3600 3600
24.08.1991-23.05.1992 15 15 48 44 3600 3600
24.05.1992-23.02.1993 15 15 49 45 3600 3600
24.02.1993-23.11.1993 15 15 50 46 3600 3600
24.11.1993-23.08.1994 15 15 51 47 3600 3600
24.08.1994-23.05.1995 15 15 52 48 3600 3600
24.05.1995-23.02.1996 15 15 53 49 3600 3600
24.02.1996-23.11.1996 15 15 54 50 3600 3600
24.11.1996-23.08.1997 15 15 55 51 3600 3600
24.08.1997-23.05.1998 15 15 56 52 3600 3600
24.05.1998-23.02.1999 15 15 57 53 3600 3600
24.02.1999-08.09.1999 15 15 58 54 3600 3600
09.09.1999-30.04.2008 60 58 3600 3600

 

Örnek 1- 12.12.1972 doğumlu olan ve askere gidinceye kadar köyünde kalan Ramazan, askerden sonra askerliğini yaptığı ve çalışması için çok verimli bulduğu İstanbul’a geri dönmüş çeşitli işyerlerinde çalışmıştır, bu çalışmaları nedeniyle 08.03.1996 tarihi başlangıcı ile SSK’ya 330 gün prim ödemesi yapılmıştır. İki yıl sonra 1998 yılında memleketine dönen Ramazan, iş hayatını tarım işçisi olarak sürdürmeye karar vermiş ve bu nedenle 2002 yılında da sosyal güvencesi 2925 Sayılı Kanun ile düzenlenmiş olan SSK Tarım sigortalısı olmuştur.

Ramazan Bey’in emekliliğinin hesabında; “2829 Sayılı Hizmetlerin Birleştirilmesine Dair Kanun” gereğince, işe başlama tarihi 08.03.1996 olmakla birlikte bu tarihten önce yerine getirdiği vatan borcu askerlik süresini (18 ay) SSK’ya borçlanıp, öderse işe başlama tarihi hem askerlik süresi kadar öne gelip 08.09.1994’e çekilecek, hem de prim ödeme gün sayısına ilave edilecektir.

Hesaplama;

08.03.1996 işe başlama tarihine göre Ramazan bey, yukarıdaki tabloya göre 3600 gün sayısı ve 15 yıllık sigortalılık süresi (ki 2011 yılında tamamlanmış) olsa bile Tarım SSK’dan emekli olamayacaktır. Çünkü tabloya göre ilk sigortalılığının (08.03.1996) “24.02.1996-23.11.1996” arasında olması dolayısıyla 54 yaşa tabidir ve 54 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir. Oysa Ramazan Bey henüz 42 yaşındadır.

  • Ramazan bey, 2002 yılından bugüne kadar (30.11.2014 sonu itibariyle) tam 12 yıldır Tarım SSK’ya prim ödemektedir ve Tarım SSK’da her yıl 180 gün sayıldığına göre 12×180=2160 güne sahiptir. Daha önce inşaatlarda çalışırken normal SSK’ya da 330 gün prim ödendiğinden toplamda, 2160 + 330 + 540 = 3030 günü vardır. Mevcut 3030 gününü prim ödeyerek 3600 güne çıkarması gerekmektedir. gün emekli olacaktır. Aradaki fark ise 3600 – 3030 =570 gündür. Tarım SSK’da aylar 15 ve yıllar 180 gün sayıldığına göre, eksik kalan 570 gün için 38  ay daha prim ödemesi gerekmektedir.

 

Örnek 2- 05.06.1970 doğumlu olan Tuğba hanım, evine katkı amacıyla tarlalarda çalışmakta olup etrafından duydukları ile 18.03.1993 günü SSK’ya başvurup, o zamanki kanunlar gereğince takip eden yılbaşı olan 01.01.1994 günü Tarım SSK’lı olmuştur. 01.01.2002 – 31.12.2003 tarihleri arası hariç aralıksız olarak Tarım SSK’ya prim ödemiştir. Tuğba Hanım’ın Tarım SSK’dan emekliliği yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere 47 yaşından sonra olmak kaydıyla 3600 gün sayısını tamamlayınca  olacaktır. 30.11.2014 günü itibariyle 16 yıl 11 aydır prim ödediğinden 18×180+11×15= 3405 güne sahiptir. Tuğba Hanım’ın prim ödeme süresi 14 ay sonra sona erse bile emeklilik için dilekçe verebilmesi için 47 yaşını dolduracağı 05.06.2017 tarihini beklemesi gerekiyor.

Kaynak: http://www.alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=7236

BAĞ-KUR borcunu ödeyip, SSK’dan emekli olabilir miyim?

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 01 Aralık 2014 - 9:12

>Celal Ö.
01.01.1965 doğumluyum.  2004-2011 yıllarında BAĞ-KUR hizmetim var. ‘Torba Yasa’dan yararlanıp BAĞ-KUR borcunu ödeyip, SSK’dan emekli olabilir miyim ya da askerlik borçlanması yaparak emekli olabilir miyim? Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
CEVAP: 01.01.1984 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 7.065 gününüz var. Tüm şartlar tahakkuk etmiş. Ancak BAĞ-KUR’dan sonra SSK’ya 1.156 gün prim ödemişsiniz. 01.11.2014 tarihi itibariyle 104 gün daha prim öderseniz, 1.260 güne tamamlayarak emeklilik müracaatı yapabilirsiniz. Emeklilik müracaatı yapabilmeniz için BAĞ-KUR borcunun tamamını yapılandırıp ödemeniz gerekiyor. Askerlik borçlanmasına ihtiyacınız yoktur.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

>Melahat A.
20.02.1969 doğumlu bayanım. 2008 yılında Sigorta girişim var. Ek-5 tarım sigortası ödüyorum. 3.600 günle normal veya kısmi ne zaman ve kaç yaşımda emekli olabilirim?
CEVAP: 18. 04. 2008 tarihli Sigorta girişiniz ve 405 gününüz var. 08.09.1999 tarihinden sonra işe girdiğiniz için, 3.600 günle emekli olma şansınız bulunmuyor.
SSK’dan 58 yaş en az 7000 günle normal emekli veya 58 yaş, 25 yıl ve en az 4500 günle kısmi emekli olabilirsiniz.
BAĞ-KUR’dan 60 yaş ve 5400 günle kısmi emekli aylığı alabilirsiniz.
>Mehmet E.
03.05.1964 doğumluyum. 1996 yılında Sigorta girişim var. 1984-1985 yıllarında 18 ay askerlik yaptım. 2008-2013 tarihleri arasında BAĞ-KUR ödedim. 22.03.2013 tarihi itibariyle sigortalı çalışıyorum.
Askerliğimi borçlanırsam ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: 01.10.1996 tarihli Sigorta girişiniz ve 4/a, 4/b mevzuatına göre ödenmiş toplam 6.372 gününüz var. 25 yıl, 56 yaş ve 5.825 günle emekli olabilirsiniz. Askerliğiniz 01.10.1996 tarihinden önce olduğu için, 18 ayın tamamını borçlanırsanız, giriş tarihiniz 01.04.1995 olur ve 25 yılınızın dolduğu 01.04.2020 tarihinde emekli olursunuz. BAĞ-KUR’dan sonra Sigorta’ya 459 gün prim ödemişsiniz. 1.260 güne tamamlamak için 801 gün daha ödeyeceksiniz.
>Fatma C.
07.08.1965 doğumlu bayanım. 1983 yılında Sigorta girişim var. İki çocuk için 1.440 gün doğum borçlanması yaptım. Üçüncü çocuk için de borçlanacağım. 04.04.2014 tarihi itibariyle Ek 5 isteğe bağlı ödüyorum. Üçüncü çocuğu da ödersem, 3600 gün veya 5000 günle ne zaman emekli olabilirim? Teşekkür ederim.
CEVAP: 01.10.1983 tarihli Sigorta girişiniz ve 4 yıl doğum borçlanması ile birlikte toplam 2.402 gününüz var. 20 yıl, 40 yaş ve 5.000 günle emekli olabilirsiniz. Veya 58 yaşınızda, 3.600 günle yaştan emekli olursunuz.
> Şükrü A.
01.01.1967 doğumluyum. 01.09.1986 tarihinde ilk defa Sigortalı oldum. Şu anda 7300 günüm var. 18 ay askerliğimi Sigorta başlangıcımdan önce yaptım. Ne kadar askerlik borçlanması yapmam benim için faydalı olur ve ne zaman emekli olabilirim?
CEVAP: Verdiğiniz bilgilere ve 01.09.1986 tarihli Sigorta girişinize göre; 25 yıl, 49 yaş ve 5300 günle emekli olabilirsiniz. Askerliğiniz önce olduğu için 17 ayını borçlanırsanız giriş tarihiniz 01.05.1985 olur ve 48 yaşınızın dolduğu 01.01.2015 tarihinde emekli olursunuz.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/lutfi-koksal/583580.aspx

Yapılandırmada Süre Uzatımı Geldi

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 01 Aralık 2014 - 9:11

Yapılandırmada Süre Uzatımı Geldi

Bilindiği üzere halen uygulanmakta olan 6552 sayılı Kanun kapsamında gelen yapılandırma ile 30 Nisan 2014 tarihi öncesine ait SGK prim ve diğer borçlarının gecikme zammı ve gecikme cezaları siliniyor, borç asılları enflasyon oranında güncellenerek iki ayda bir ödenmek şartıyla 18 taksite kadar ödenme imkanı bulunuyor.

SGK kapsamındaki borç yapılandırmaları için 1 Ekim 2014 tarihinde başlayan başvuru süresi 6552 sayılı Yasaya göre 31.12.2014 tarihinde sona erecekti. Ancak 30 Kasım 2014 tarihli RG’de yayımlanan 2014/7016 sayılı BKK ile yapılandırma başvurusu için müracaat tarihi 31 Ocak 2015 tarihine ilk taksit ödeme süresi ise 28.02.2015 tarihine uzamış bulunuyor. 31 Ocak 2015 ve 28 Şubat 2014 tarihlerinin ikisinin de Cumartesi gününe rastlaması nedeniyle SGK tarafından son başvuru süresinin 2 Şubat 2015, ilk taksit ödemesi veya peşin ödeme tutarı en geç 2 Mart 2015 Pazartesi gününe kadar yapılabilecek.

Başvurular Bağ-Kur sigortalıları bakımından yapılandırma kapsamına giren borçları yönünden herhangi bir sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine yapılabiliyor.

 

Tescilli Bağ-Kur prim borçlarından 2008 yılı itibariyle durdurulmuş bulunan süreler için ihya talepleri de 2 Şubat 2015 tarihine kadar yapılıp 2 Mart 2015 tarihine kadar ödenebilecek, ancak başvuru yeri sigortalının durdurulan sigortalılık sürelerinin ihyasına ilişkin prim borçları yönünden olduğu bu durumda sigortalı dosyalarının bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine yapılması gerekiyor.

Yapılandırmada taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili fıkralara göre belirlenen tutar;

1) Altı eşit taksit için (1,05),

2) Dokuz eşit taksit için (1,07),

3) On iki eşit taksit için (1,10),

4) On sekiz eşit taksit için (1,15),

katsayısı ile çarpılıyor ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanıyor.

Bahse konu yapılandırmadan faydalanmak amacıyla müracaatta bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme plânı veriliyor.

GSS borçluları için ise başvuru tarihi 30 Nisan 2015, ilk taksit ödeme son tarihi ise 1 Haziran 2015’ti ve bu tarihlerde bir uzatma meydana gelmedi.

 

Soru: 01.05.1966 ilk işe giriş tarihim 22.09.1988 askerden önce sigortam yoktu. 18 ay askerlik yaptım. 1987 askere gittim, prim günüm 7 bin. 18 ay askerlik borçlanması yaparsam emeklilik tarihimi değiştirir mi? A.SÖZERİ

Cevap: Askerliğinizi sigorta başlangıcından önce yaptığınızdan ve SSK sigortalılığından emekli olacağınızdan elbette borçlanma emeklilik tarihini değiştirir. Askerliğinizi borçlanarak 01.05.2016’da emekli olabilirsiniz. Fakat önemle belirtmeliyim ki emekliliğin tarihi kadar aylığın miktarı da önemsenmelidir. Emeklilik tarihine kadar prim ödemeye devam ederseniz bu süredeki prime esas kazanç matrahına göre emekli aylığının yükselmesi de düşmesi de mümkündür.

 

Soru: 22.05.1966 doğumluyum. 02.01.1988 SSK girişliyim, askerliğimi 06.03.1986-06.08.1987 tarihleri arasında 18 ay  erbaş olarak yaptım. Kaç ay askerlik borçlanması ile ne zaman emekli olabilirim E.DİNÇEL

Cevap: Verdiğiniz bilgilere göre sigortalılık girişi bakımından 50 yaşına tabisiniz. Askerliğinizin en az 14 ayını borçlanarak 49 yaşını dolduracağınız 49 yaşında da emekli olabilirsiniz. İşin tarihi yanında gün sayısı da önemlidir ve gün sayısının etkisi matraha göre pozitif de negatif de olabilir. Bence matrahınızı da bir gözden geçirin ki emeklilikte aylık bakımından şoka uğramayın.

Teşvikten yersiz yararlananlar dikkat!

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 28 Kasım 2014 - 8:59

İstihdamın artması için zaman zaman çeşitli teşvikler çıkarılmaktadır. Bu teşviklerden birisi de ilave istihdam teşviki olarak bilinen 611 sayılı Kanun’la getirilen teşviktir. Buna göre 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan 6111 teşvikinden yararlanmaya hak kazanılabilmesi için hem sigortalı açısından hem de işveren açısından sağlanması gereken şartlar bulunmaktadır.

Sigortalı açısından şartlar

•1.3.2011 ila 31.12.2015 tarihleri arasında işe alınmış olması,
•Teşvikten yararlanılacak kişinin 18 yaşından büyük olması,
•Teşvikten yararlanılacak işyerinde fiilen çalışması,
• Sigortalı işe alındığı tarihten önceki 6 aylık sürede herhangi bir işyerinde SSK sigortalısı olarak çalışmamış olmalıdır. (SGK gün dökümüne göre son 6 ayda çalışması olmamalıdır)
•Sigortalı işe girmeden önce başka işyerinden bu teşvikten yararlanmamış olmalıdır. (6111 teşvikinden bir işçi sadece bir işyerinden yararlanabilir. Daha önce bir işyerinde bu teşvikten yararlanmış işçiyi işe almış olsanız dahi diğer şartlar sağlansa bile 6111 teşvikinden yararlanılamamaktadır)

İşyeri açısından şartlar

• Teşvikten yararlanacak işverenin özel sektör işvereni olması,
• Sigortalının, ortalama sigortalı sayısına ilave olarak çalıştırılması,
•Yasal ödeme süresi geçmiş prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması,
• Aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde SGK’ ya verilmesi,
• Tahakkuk eden sigorta primlerinin yasal süresi içinde ödenmesi gerekmektedir.

İşverenler bu teşvikten, teşvikin özellikle son altı ay ve her bir sigortalı için ayrı ayrı ortalama takibinin ve yararlanma şartlarının ağır olması gerekçesi ile çoğunlukla yararlanmamaktadır. Sigorta primi teşviklerinden yersiz yararlandığı için cari dönemde 6111 sayılı Kanun türü ile aylık prim ve hizmet belgesini gönderilmek istenildiğinde e-bildirge ekranında;

“…. sayılı kanun no’lu prim teşvikinden yersiz yararlanıldığı tespit edilmiştir. Belgenin …. sayılı kanun numarası seçilmeden düzenlenmesi gerekir. ….. sayılı kanun numarası ile belge seçilebilmesi için işyerinin bağlı bulunduğu sosyal güvenlik merkezine müracaat ediniz.” şeklinde bir hata mesajı ile karşılaşıldığı durumlarda, işyerinin bağlı bulunduğu sosyal güvenlik merkezine başvurarak, yersiz yararlanılan dönemde yersiz yararlanılan sigortalılarla ilgili hatalı yararlanılmış prim teşvikine ilişkin aylık prim ve hizmet belgesi için iptal nitelikte, kanun numarası seçilmeksizin asıl/ek nitelikte aylık prim ve hizmet belgesinin verilmesi ve fark primlerin gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte ödenmesi gerekmektedir.

İşyerlerinin yersiz yararlanılmış ise 2014/Nisan ve önceki aylara ilişkin olması halinde fark primlerin yapılandırılması mümkün olduğundan, sistemlerini kontrol etmelerini önermekteyiz.

Kaynak: http://www.dunya.com/tesvikten-yersiz-yararlananlar-dikkat-157960yy.htm

İş Güvenliği Uzmanlarının Rehberlik Ve Gözetim Görevi

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 27 Kasım 2014 - 8:59

Sürekli iş kazalarıyla gündeme gelen inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliğine Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) ayarı geliyor. 167 Sayılı İnşaat İşlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı TBMM’de kabul edildi.

167 Sayılı Sözleşme; Birinci bölümde Uygulama Alanı ve Tanımlar, İkinci bölümde Genel Hükümler, Üçüncü Bölümde Önleyici ve Koruyucu Tedbirler, Dördüncü Bölümde Uygulama ve Beşinci Bölümde de Son Hükümler başlığı altında toplam 44 maddeden oluşmaktadır.

Sözleşme hükümlerine göre, ulusal mevzuat, bir işçinin güvenliği ve sağlığı için yakın, ciddi bir tehlikenin olduğunu düşünmesi için haklı bir nedeni olduğunda, bu tehlikeden sakınma hakkını, bu durumu amirine derhal bildirme yükümlülüğünü öngörüyor.

İskele ve merdivenler, mevzuata uygun inşa edilecek

Sözleşmeye göre, yüksekte kurulmuş çalışma yerlerine, başka güvenli erişim araçlarının olmadığı durumlarda, uygun ve kaliteli merdivenler sağlanacak. Merdivenler, yanlışlıkla yapılan bütün hareketleri geçiştirecek şekilde güvenli olacak. İskele ve merdivenler, ulusal mevzuata uygun olarak inşa edilecek, kullanılacak, yetkili kişi tarafından denetlenecek.

●İşçilere olumsuz koşullara maruz kalma dahil, kaza riskine veya sağlığa zarar verecek risklere karşı yeterli koruma başka yollarla sağlanamadığı durumlarda, işin ve risklerin yapısı göz önüne alınarak uygun kişisel koruyucu donanım ve koruyucu kıyafetler, işverenler tarafından, ulusal mevzuatta öngörüldüğü şekilde, ücretsiz sağlanacak, bakımı yapılacak.

●Her inşaat alanında veya çevresinde işçilerin sayısına ve işin süresine bağlı olarak, işçiler için tuvalet ve yıkanma tesisleri, işçilerin kıyafetlerini değiştirmek, kurutmak ve dolaba yerleştirmek için tesisler, olumsuz hava koşullarından dolayı iş kesintiye uğradığı sürelerde yemek ve barınmak için yerler sağlanacak.

●İşçiler, işyerlerinde maruz kalabilecekleri olası kazalara ve yakalanabilecekleri hastalıklara karşı bilgilendirilecek.

●Sözleşmeyi imzalayan her üye, sözleşme hükümlerinin fiilen uygulanmasını sağlamak için özellikle caydırıcı ceza ve önlemler dahil, gerekli bütün önlemleri alacak.

Tasarının gerekçesinde, Türkiye’de sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan sosyo-ekonomik değişimler, altyapı ihtiyaçlarını tamamlama çalışmaları ve baraj, yol, köprü gibi yapıların inşasının hızla artmasının, inşaat sektörüne önemli bir boyut kazandırdığı belirtildi.

İnşaat işlerinin geçici ve branşlaşmanın çok fazla olması, birden fazla alt işverenin çalışması gibi kendine ait özellikleriyle iş güvenliği ve sağlığı açısından zor bir faaliyet alanını oluşturduğu ortadadır.

Umarız 167 Sayılı İnşaat İşlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi ile inşaatlarda yaşanan iş kazası ölümleri son bulur.

Kaynak: http://www.dunya.com/is-guvenligi-uzmanlarinin-rehberlik-ve-gozetim-gorevi-157926yy.htm

En güvenlisi kapalı, tabutlar açık!

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 27 Kasım 2014 - 8:58

Türkiye, madencilik sektörü açısından kara bir yılı geride bırakıyor. Yaşanan iş kazaları ve toplu işçi ölümleri şimdiden dünya literatürüne girmiş durumda. Özellikle kömür madenlerinde Soma ve Ermenek mantığıyla işletilen 400 madenin faal olduğu ve patlamaya hazır bomba düzeneğinde çalıştıkları biliniyor. Nitekim bunlardan bazılarına geçtiğimiz günlerde durdurma cezası verildi. Bu madalyonun bir yüzü.

Soma’da olmayan yaşam odaları

Madalyonun bir diğer yüzünde ise hiçbir işçinin burnunun kanamadığı, son sistem iş güvenliği tedbirleriyle çalışan ama buna rağmen faaliyeti durdurulan madenler var. Koza Altın’a ait Himmetdede Madeni bunlardan birisi.

– Madenin arama ruhsatının alındığı 2005 yılından bugüne kadar tek bir kaza olmamış, tek bir işçinin burnu bile kanamamış.

– İşletmede taşeronlaşma yok, işçilerin tamamı Koza Altın işçisi.

– Soma ve Ermenek facialarında gündeme gelen ve çoğu madende bulunmayan yaşam odaları mevcut.

– Türkiye’de henüz uygulamaya girmemiş ILO normları bu işletmede uygulanıyor.

– İş sağlığı ve güvenliği kriterleri açısından ödül verilmesi gereken bir işletme.

– 240 işçiye aylardır faaliyet olmamasına rağmen tıkır tıkır maaşı veriliyor.
Fakat Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Çevre İzin Lisansı verilmiyor. Yani adeta tabut gibi çalışan madenler bunca ölümlü kazaya rağmen işletilirken, iş sağlığı ve güvenliğinde parmakla gösterilecek Himmetdede Altın Madeni kapalı. Peki kim kaybediyor dersiniz?

İki yıl borçlanabilirsiniz

Soru: Sadettin Bey, doğum borçlanması yapmak istiyorum. Bir çocuğum için kaç yıl borçlanma hakkım var ve ne kadar ödeme yapmam gerekir? Nuriye K.

Cevap: Değerli okurum, doğum borçlanmasında her çocuk için iki yıl (720 gün) borçlanma hakkınız var. Doğumunuzdan sonraki iki yıllık sürede çalışmadığınız veya prim ödemediğiniz günlerin tamamını borçlanabilirsiniz. Borçlanma için günlük 12,85 TL ödersiniz. 720 günlük borçlanma için toplamda 9.253 lira ödemeniz gerekir.

Evde bakım için başvurabilirsiniz

Soru: Sadettin Bey, benim kardeşim 25 yaşında ve %61 oranında zihinsel özürlü raporu var. Annem yaşlı olduğundan kardeşim benim yanımda kalıyor. Ben de şu an işsizim. Acaba kardeşime bakım parası alabilir miyim? Durmuş O.

Cevap: Değerli okurum, kardeşiniz için 2022 Sayılı Kanun kapsamında engelli aylığına (kaymakamlık) başvurabileceğiniz gibi Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne evde bakım ücreti için de başvurabilirsiniz. Şartlar uyuyorsa her iki yardımı da bir arada alabilirsiniz.

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/en-guvenlisi-kapali-tabutlar-acik-yazisi-1365264

En Düşük SSK Emekli Aylığının 1047 TL Olmadığını Çalışma Bakanı Bilmiyor mu?

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 2)
Paylaş
Tarih : 25 Kasım 2014 - 11:39

Medyaya yansıyan habere göre Çalışma Bakanımız Faruk Çelik emekli aylıklarının taban rakamlarında 2002-2014 yılları arasında meydana gelen artışı belirttiği demecinde SSK taban aylıklarının şu an en düşük 1047 TL olduğu belirtmiş. Keza 2002 yılında 148 TL olan en düşük Bağ-Kur emekli aylığının da artık 848 TL olduğunu belirtmiş. Emekli Sandığı emekli aylıkları konusunda verdiği rakam ise tam doğru, zira Anayasa Mahkemesinin 2006 yılındaki iptal kararıyla 5510 sayılı Kanunun tam olarak nüfuz edemediği kesim Ekim 2008 öncesi Emekli Sandığı iştirakçiliğine girenler olmuştu.

Kibarca ifade edecek olursa bu rakamlardan SSK ve Bağ-Kur taban aylıkları gerçeğe uygun olmayan rakamlar. Halen milyonlarca emekli bu rakamın altında emekli aylığı alıyor ve bu demeci duyan “Bakandan daha iyi mi biliyorsunuz, en düşük SSK aylığı 1047 TL imiş benimki neden bundan düşük?” ya da “Bana bağlanan Bağ-Kur aylığı neden 848 TL’den düşük” diye SGK birimlerinde soluğu alırsa gazlarını almak SGK memurlarına düşecek. Yapılandırma yoğunluğu yaşayan SGK birimleri için bu hiç de kolay bir şey olmayacak.

Böyle bir olumsuzluğa yol açmamak amacıyla Sayın Bakana eskilerin deyimiyle bu “hilafı vaki beyan” içeren bahse konu demeci verdirenler doğru rakamla düzeltme yapmalarını sağlarsa fevkalâde yerinde olacak.

“Rakamlar yalan söylemez, rakamlara yalan söyletilir” zihniyetinin geçmişinin bayağı eski olduğu ülkemizde bu uygulamalara yabancı değiliz.

Evet, bu hesabı 2002 yılına kadar emeklilik gün sayısını tamamlayıp 2002’den sonra hiç prim ödemeyen biri için yaparsanız doğru çıkar, ama 2003-2014 yılları arasında fasılalı da olsa düşük maaşla çalışmaya devam edenler için kesinlikle yanlış bir rakam. Zaten 2002-2014 yılları arasında hiç çalışmayan ve 2014 yılında aylık bağlatan kişi var mıdır? Bu da ayrı bir soru.

Şimdi bu rakamı okuyan ve halen 700-1000 TL arasında SSK emekli aylığı alan yüzbinlerce emekli bu hesabın 2002’den sonra hiç çalışmayan ve prim ödemeyerek 2014 yılını bekleyen biri için yapıldığını nereden bilecek?

Evet şimdi başlıktaki sorunun cevabını verelim, şu anda en düşük SSK ve Bağ-Kur aylıklarının bu rakamlar olmadığını Çalışma Bakanına bilgi notu olarak verenler de biliyor ama zannederim vermek istedikleri mesaja aykırı olduğundan bu konuda bir düzeltme veya açıklama beklenmesi de ziyadesiyle iyimserlik olacaktır.

Ama şu da bir gerçek ki kamuoyuna yanlış bilgi verip düzeltmeseniz de, bu çelişkiye veya yanlışa birlileri parmak bassa da basmasa da şu an Bakan beyanatıyla deklare edilen rakamlardan düşük olarak bağlanmakta olan onbinlerce emekli aylığı canlı biçimde tekzip görevini yerine getiriyor haddizatında.

Darısı da SGK memurlarının işinin fuzuli olarak artırılması oluyor.

Soru: Özel bir şirkette çalışmaktayım. 01.10.1990 yılında işe başladım ve 28.02.2011 tarihinde emekliliğe hak kazandım, fakat işimi sevdiğimden ve ihtiyacım olduğundan iş verenim kıdem tazminatı almamak koşulu ile çalışmama devam edeceğini belirtti ve anlaşarak devam ettik. Şimdi istifa ederek ayrıldığım zaman kıdem tazminatımın hangi çalışma süreleri üzerinden hesaplanması gerekiyor? 01.10.1990 – 28.02.2011 arası mı yoksa 01.10.1990’dan bugüne kadar mı? Murat C.

Cevap: Emekli olurken bir günlüne dahi olsa işten çıktınız ve yeniden girmiş olmalısınız. İşte bu çıkış tarihine kadar olan kıdem tazminatınız emekliliği gerekçesiyle ayrılmaya dayandığı için müktesebinizdir. Üzerinden 10 yıl geçmediği için talep edebilirsiniz. 2011’den 2014 yılına kadar olan süre için kıdem tazminatı hakkınıza gelince bu şimdiki ayrılışınızın gerekçesine bağlıdır. Şayet istifa ederseniz bu 3 yılın tazminatını alamazsınız. Şayet işvereniniz sizi geçerli nedenle fesih yoluyla işten çıkarırsa bu defa son 3 yılın tazminatını da alabilirsiniz.

Soru: 01.01.1977 SSK girişli, 01.01.1962 doğumluyum. İki yıl askerlik borçlanmam, iki yıl da yurtdışı borçlanmam var. 3 bin 500 günüm var. 3 bin 600 günden kaç yaşında emekli olabilirim? Normalde ne zaman emekli olabilirim? Y.KÖMÜRCÜ

Cevap: Sigorta girişiniz itibariyle SSK’lılıktan yaştan emeklilik bakımından kademeye tabisiniz. Kademeli emeklilik bakımından ise 55 yaşını ve 3 bin 600 günü 23.05.2014 tarihinden sonra doldurduğunuzdan 60 yaşına tabisiniz. 5 bin günden ise hemen emekli olabileceğinizden aralıksız prim ödeyip 5 bin günü doldurduğunuzda emekli olabilirsiniz. Elbette eksik kalan sürenin çoğunluğunun bilfiil çalışılarak SSK kapsamında ödenmiş olması şart.

Kaynak: http://www.alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=7218

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI