Yurtdışı borçlanmasında ayrıntılar – 21 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 21 Mart 2014 - 9:39

Bu haftada yurtdışı borçlanmasındaki diğer ayrıntıları ele almaya devam edeceğiz. Türkiye’de sigortalı çalışması bulunan Türk vatandaşlarının sosyal güvenlik sözleşmesi yapılan ülkelerde prim ödemesinin bulunması halinde her iki ülkede geçen prim ödemeleri üzerinden emekli maaşı talep etme hakkı bulunmakta olup bu durumda Türkiye’deki prim gün sayılarının tek başına maaş bağlanmaya yetmemesi halinde toplam prim gün sayısına oranlanan Türkiye’de geçen prim gün sayısı oranlanmış kısmi maaş alabilecektir.

Sigortalının Türkiye’deki prim gün sayılarının tek başına maaş bağlanmaya yetmemesi halinde dilerse yurt dışı borçlanması yapmak suretiyle SGK’dan kısmi emekli maaşı almak yerine tam emekli maaşı alabilecektir.

Sigortalı önce kısmi emekli maaşı bağlatmış olsa bile daha sonra borçlanma yapmak suretiyle kısmi emekli maaşını tam emekli maaşına çevirebileceği gibi tam emekli maaşı için prim günü yeterli ancak sigortalılık yılı veya yaşı yeterli gelmiyor ise bu şartların sağlanması koşuluyla kısmi emekli maaşı daha sonra tam emekli maaşına dönüşecektir.

Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi yapmamış olan ülkelerde çalışan sigortalı erkekler ile sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ya da yapılmamış olan ülkelerde sigortalı çalışması olmasa dahi bu ülkelerde ikamet etmiş olan kadınlar, yurt dışı borçlanması yapmak suretiyle emekli maaşı almaya hak kazanabilirler.

Yurt dışı borçlanmasının yapılması, çalışılan veya kadınlar için ikamet edilen sürelerde sanki Türkiye’de prim ödenmiş gibi bir sonuca yol açacaktır.

Örneğin; 1.1.1990 ila 31.12.2009 tarihleri arasında Rusya’da ikamet etmiş olan 1.1.1965 doğumlu ev kadını 1.5.2010 yılında Türkiye’de sigortalı işe girip 10 gün primi ödemiş ise 16 yıl 3 ay borçlanma yapması halinde sigorta başlangıcı 1.2.1994 olarak değerlendirilecek, 20 yıl sigorta, 50 yaş ve 5675 gün prim ödeme koşulu sağlanmış olduğundan emekli maaşı alma hakkını elde edecektir.

Almanya sigorta başlangıcı sayılmalıdır

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2010/10-472, K. 2010/440, T. 29.09.2010 sayılı kararında; sigortalının Almanya’da ilk defa sosyal sigorta giriş tarihinin Türk sosyal sigortalarına giriş tarihi olarak kabulünün isabetli olduğu karara bağlanmıştır. Ancak SGK bunu kabul etmediğinden dolayı ancak dava açılmasıyla mümkün olabilmektedir.

Yurtdışı borçlanma maliyeti

Ödenecek tutar borçlanma yapacak kişi tarafından belirlenmekte olup, asgari ücretle tavan tutar arasında belirlenen matrah üzerinden ödeme yapılabilmektedir. Bir aylık yurt dışı borçlanması için en az asgari ücretin (1071) yüzde 32’si olan 342,72 TL ödenmesi gerekmektedir. Borçlanma başvurularında tahakkuk ettirilen prim borcunun tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde ödenmesi gerekmektedir.

Başvuru tarihi, borçlanma talebine ilişkin dilekçenin kurum kayıtlarına geçtiği tarihtir. Ancak, taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta olarak gönderilen yurtdışı borçlanma taleplerinde, dilekçenin postaya verildiği tarih, başvuru tarihi olarak kabul edilir. Yapılan borçlanma başvurularında tahakkuk ettirilen prim borcunun tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde ödenmesi gerekmektedir.

Tahakkuk ettirilen borcun tamamını veya bir kısmını ödeyenlerden borçlanmalarının iptal edilmesi için başvuruda bulunanların ödedikleri borçlanma tutarının tamamı faiz uygulanmaksızın Türk Lirası olarak iade edilir.

Kaynak: http://www.dunya.com/yurtdisi-borclanmasinda-ayrintilar-155283yy.htm

Yaş büyütenler emekli olabilecek mi? – 20 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 20 Mart 2014 - 11:02

1999 yılında emeklilik şartlarının değiştirilerek yaş şartının da aranmasıyla birlikte birçok kişi mahkeme kararıyla yaşını büyüterek erken emeklilik arayışlarına girmişti.

Sosyal Güvenlik uygulamalarında bu durumda olanların erken emeklilik hakları zorlaştırılarak sigortalı olunan tarihteki yaşa bakılmaya başlanmıştır.

5510 sayılı Kanun gereğince uzun ve kısa vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortasından yararlanmada sigortaların yararlanmaya başlamadan önceki yaş düzeltmeleri kabul edilmekte, sigortalılıkları başlatılanların sigortalılık başlangıç tarihinden sonra yaptıkları yaş düzeltmeleri ise dikkate alınmamaktadır.

Bu durumda yaş düzeltmelerine ilişkin mahkeme kararlarına istinaden tescil kütüklerinin tashihli yaşla ilgili bölümleri düzeltilecek ancak, uzun ve kısa vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortasına tabi olunduktan sonra yapılan düzeltmelerde sigortalılık hak ve mükellefiyetinin düzeltilmeden önceki yaşa göre belirleneceği sigortalılara bildirilecektir.

İsteğe bağlı sigortada yeni uygulamalar

Herhangi bir işte çalışmayan veya part-time çalışanlarla ev hanımlarının emeklilik haklarını devam ettirebilmeleri için isteğe bağlı sigorta hakkı getirilmiştir. SGK 2014-5 sayılı genelgesi ile uygulamada bazı değişiklikler yapmıştır.

4/(b) bendi kapsamında ilk defa 1/10/2008 tarihinden sonra zorunlu sigortalı olarak tescilleri yapılan (4 numaralı alt bendi hariç) ve daha sonraki bir tarihte zorunlu sigortalılıkları sona erenlerin isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunmadan prim ödemeye devam etmeleri halinde primlerinin karşıladığı süre ile sınırlı kalmak kaydıyla ödemiş oldukları sürelerin 7isteğe bağlı sigortalılık süresi’ olarak değerlendirilecektir. Buna göre, kendilerine veya hak sahiplerine aylık bağlananlar ile prim iadesi alanlar hariç olmak üzere yeniden değerlendirme talebinde bulunanların 1/10/2008 tarihinden sonra yatırmış oldukları primler karşılığı süre ile sınırlı kalmak kaydıyla ‘isteğe bağlı sigortalılık süresi’ olarak değerlendirilecektir.

Yapılan değerlendirme neticesinde sigortalılığı sona erdirilenlerin, isteğe bağlı sigortalı olmak istemeleri halinde yazılı talepte bulunma şartı aranacaktır.

Ülkemizle imzalanmış ikili sosyal güvenlik sözleşmelerine göre Fransa, İngiltere, İsveç ve İsviçre’de bulunanlar ile bu ülkelerde sigortalı olanlardan Türkiye’de ikamet etme şartı aranmaksızın isteğe bağlı sigortalı olma şartlarını yerine getirenlerin ülkemizde isteğe bağlı sigortaya prim ödemeleri mümkündür.

1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılıkları sona erenlerin isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunmadan prim ödemeye devam etmeleri halinde primlerinin karşıladığı süre ile sınırlı kalmak kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi işlemlerine 1/10/2008 tarihinden sonra da devam edilecektir.

Bu değişiklikten önce 30/9/2008 tarihi itibariyle değerlendirme işlemleri sona erdirilen sigortalılardan kendilerine veya hak sahiplerine aylık bağlananlar ile taraflarına prim iadesi yapılanlar hariç olmak üzere yeniden değerlendirme talebinde bulunanların 1/10/2008 tarihinden sonra yatırmış oldukları primler karşıladığı süre ile sınırlı kalmak kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilecektir.

Vatandaş 17 Aralık’ı nasıl görüyor?

Geçen hafta Başakşehir Belediyesi’nin mali müşavir meslek mensuplarıyla yaptığı ve Eski Çalışma Bakanı Ömer Dinçer hocamın da bulunduğu bir toplantıya katıldım.

Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal mutat olduğu üzere bir konuşma yaptılar.

Mevlüt Başkan konuşmasında halkımızın paralel suç ve şantaj örgütüne bakışını gösteren çok önemli bir şey anlattı. Şahintepe Mahallesi’nde belediye hizmetlerinin çalışmalarını incelerken yaşlı bir amcaya selam vererek belediye hizmetleriyle ilgili bir talepleri olup olmadığını sorduğunda, yaşlı amca “Başkan bırak yolu, kaldırımı, parkı. Bunların hepsi yapılır. Siz gidin Devleti kurtarın” diyor.

Bunun da vatandaşın son günlerde yaşanan olaylara bakışını ve 17 Aralık paralel operasyonunu nasıl algıladığını gösteren güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum.

Başakşehir Şahintepe’de yaşanan bu olay milletimizin devletine bağlılığını ve paralel suç ve şantaj örgütüne itibar etmediğini açık bir şekilde gösteriyor.

Kaynak: http://haber.stargazete.com/yazar/yas-buyutenler-emekli-olabilecek-mi/yazi-858074

2013/11 Sayılı Genelge Yeniden Düzenlendi -5- 20 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 20 Mart 2014 - 11:00

Yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar 2008 yılı Ekim ayından önce 506 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken serbest avukat olarak çalışmalarını sürdürenlerin aynı zamanda hizmet akdine tabi olarak bir işverenin yanında çalışmaları halinde sosyal güvenlik destek primi bu çalışmalarından dolayı aldıkları ücretten kesilecek bunların almakta oldukları yaşlılık aylığından ayrıca sosyal güvenlik destek primi kesilmeyecektir. 2008 yılı Ekim ayından itibaren avukatlık mesleği Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına alındığından 01.10.2008 tarihinden itibaren önce başlayan sigortalılık, 01.03.2011 tarihinden itibaren ise (a) bendi
kapsamındaki sigortalılık esas alınarak işlem yapılacaktır. Genel sağlık sigortası hak sahipliği Kanunun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile isteğe bağlı sigortalılar 01.10.2008 tarihinden itibaren genel sağlık sigortalısı sayılmış olup, Kanunun 52’nci maddesi gereğince bakmakla yükümlü olunan kişi dahi olsalar genel sağlık sigortası primini ödemekle yükümlüdürler.
İsteğe bağlı sigortalılar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerin genel sağlık sigortası yardımlarından faydalanmaları için sağlık hizmeti sunucusuna başvurdukları tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemiş olmaları ayrıca 60 günden fazla prim ve prime ilişkin borçlarının bulunmaması gerekmektedir.
İsteğe bağlı sigortalı olanlar; bakmakla yükümlü olunan ya da hak sahibi olarak ölüm aylığı veya geliri veyahut kendi çalışmasından dolayı gelir alan kişi olsa dahi, Kanunun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayıldıklarından bunlar, genel sağlık sigortası primini de ödeyeceklerdir. Türkiye’de yerleşik olma hali bir yılı doldurmayan yabancı uyruklu sigortalılar genel sağlık sigortalısı sayılmadığından, bunlardan bir yıldan daha az bir süre oturan ve isteğe bağlı sigortalı olanlardan genel sağlık sigortası primi alınmayacaktır. Ancak, oturma süresi bir yıldan fazla
olanlardan oturma süresinin birinci yılının dolduğu tarihten itibaren sigortalının talepte bulunup bulunmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortası primi alınacaktır.

NE ZAMAN EMEKLİ OLABİLİRİM?

Tacettin Y.
13.03.1970 doğumluyum. 1987 yılında sigorta girişim var. Kaç günüm var, ne zaman emekli olabilirim, askerlik borçlanması yapabilir miyim?
CEVAP: 01.05.1987 tarihli Sigorta girişiniz ve 3.500 gününüz var. 25 yıl, 50 yaş ve 5.375 günle emekli olabilirsiniz. 1.875 gün daha prim öderseniz,
50 yaşınızın dolduğu 13.03.2020 tarihinde emeklilik müracaatı yapabilirsiniz. Askerlik borçlanmasının erken emekli olmanıza bir faydası olmaz. Sadece emeklilik gününüze eklenir.

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=15332

Bağımsız denetim kapsamına girecek şirketler artırılıyor – 20 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 20 Mart 2014 - 10:55

14 Şubat 2013 tarihli DÜNYA gazetesinde yayımlanan “Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketler” konulu yazımızda açıklandığı üzere; Yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında bağımsız denetime tabi olacak şirketlere ilişkin usul ve esasların belirlendiği 2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 23 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.

İlgili Bakanlar Kurulu kararında bağımsız denetime tabi olacak şirketler üç başlık altında ele alınmıştı:

A. Tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte aşağıdaki üç ölçütten en az ikisini sağlayan şirketler:
1. Aktif toplamı 150 milyon ve üstü Türk Lirası,
2. Yıllık net satış hasılatı 200 milyon ve üstü Türk Lirası,
3. Çalışan sayısı 500 ve üstü.

B. Karar’ın I nolu ekindeki listede yer alan şirketler.(Bu şirketler herhangi bir kritere tabi olmaksızın bağımsız denetime tabi tutulacaktır.)

C. Karar’ın II nolu ekindeki listede yer alan şirketler.(Bu listedeki şirketler listede belirtilen sınırlamalar dikkate alınarak bağımsız denetime tabi tutulacaktır.)
Yukarıda belirtilen bağımsız denetim kapsamına giren şirketler 1/1/2013 tarihinde veya özel hesap dönemi dolayısıyla daha sonraki bir tarihte başlayacak hesap dönemi için, münferit ve konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında Türkiye Muhasebe Standartları’nı (TMS) uygulamakla yükümlüydüler.

Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.01.2014 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 2014/5973 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair 2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı”nda değişiklikler yapılmıştır.
Yapılan değişikliklere göre; yukarıda “A” bölümünde sayılan şirketler için 01.01.2014 tarihinden itibaren uygulanacak ölçütler aşağıdaki şekilde olacaktır:

“A. Tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte aşağıdaki üç ölçütten en az ikisini sağlayan şirketler:
1. Aktif toplamı 75 milyon ve üstü Türk Lirası,
2. Yıllık net satış hasılatı 150 milyon ve üstü Türk Lirası,
3. Çalışan sayısı 250 ve üstü.”

Uygulamaya ilişkin esaslar

2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (Kurum) yetkili kılınmış olup, anılan kurum “Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı’na İlişkin Usul Ve Esaslar”ı belirlemiş ve bunlar 12 Mart 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. Kurumun bu belirlemeleri de dikkate alındığında uygulama aşağıdaki gibi olacaktır:

A grubunda belirtilen Şirketler bu kararda belirtilen üç ölçütten en az ikisinin sınırlarını art arda iki hesap döneminde aşmaları durumunda müteakip hesap döneminden itibaren bağımsız denetime tabi olacaklardır. Birbirini takip eden yıllarda sınırları aşılan iki ölçütün aynı ölçüt olması şart değildir. Örneğin birinci yılda aktif toplamı ve çalışan sayısı ölçütü aşılmış, ikinci yıl ise net satış hasılatı ve çalışan sayısı ölçütü aşılmışsa müteakip dönemden itibaren bağımsız denetime tabi olunacaktır.
Bağımsız denetime tabi olunup olunmadığının belirlenmesinde, şirketler ile bağlı ortaklıkları ve iştiraklerinin aktif toplamı ve net satış hasılatı hesaplanırken vergi mevzuatı çerçevesinde kamu idarelerine sunmak üzere hazırlanan (Kurumlar Vergisi Beyannamesi ekinde Vergi Dairesine verilen) son iki yıla ilişkin bilanço ve gelir tablosu dikkate alınacaktır. Bağlı ortaklık ve iştirak tanımları ise yürürlükteki mevzuata göre (Tek Düzen Hesap Planı’ndaki tanıma göre) belirlenecektir.
Hesap dönemi takvim yılı olan şirketler açısından 2014 hesap dönemi finansal tablolarının bağımsız denetime tabi olup olmadığının belirlenmesinde 31.12.2013 ve 31.12.2012 tarihli bilanço ve 2012 ve 2013 hesap dönemine ilişkin gelir tablosu kullanılacaktır. (Bu tablolarda yer alan aktif toplamının 75 milyon ve üstü Türk Lirası’nı net satış hasılatının ise 150 milyon ve üstü Türk Lirasını aşıp aşmadığına bakılacaktır.) Özel hesap dönemine tabi şirketler açısından ise; 2014 yılı içinde başlayıp 2015 yılı içinde sona erecek hesap dönemine ilişkin finansal tablolarının bağımsız denetime tabi olup olmadığının belirlenmesinde 2014 yılı ve 2013 yılı içinde biten hesap dönemlerine (örneğin, 01.07.2012- 30.06.2013 ve 01.07.2013-30.06.2014 hesap dönemine) ilişkin bilanço ve gelir tabloları kullanılacaktır.

Şirketlerin bağımsız denetime tabi olması belirlenirken, varsa şirketin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri de birlikte dikkate alınacaktır. Bu durumda olanlarda “aktif toplamı” bulunurken; şirket kendi aktif toplamından bilançosundaki bağlı ortaklıklarının ve iştiraklerinin kayıtlı değerini çıkarmak suretiyle ulaştığı tutara, bağlı ortaklıklarının aktif toplamının tamamını ve iştiraklerinin aktif toplamından kendi iştirak hissesi payına düşen kısmını ekleyecektir. İlgili yıllara ilişkin “net satış hasılatı”nın hesaplanmasında ise; şirket kendi satış hasılatına, bağlı ortaklıklarının net satış hasılatının tamamını ve iştiraklerinin net satış hasılatından kendi iştirak hissesi payına düşen kısmını ekleyecektir. Ayrıca bu belirlemeler yapılırken; grup içi işlemlerden doğan varlık, borç, gelir ve giderlerden, bağlı ortaklıklarla olanların tamamı, şirketin ve bağlı ortaklıkların doğrudan iştirakleriyle olanlarının ise hisselerine düşen payı elimine edilir. Grup içi işlemlerin kısmen veya tamamen elimine edilmesi ihtiyaridir.

Şirketin bağlı ortaklıkları aracılığıyla dolaylı olarak sahip oldukları bağlı ortaklıklar ve iştirakler de şirketin bağlı ortaklığı ve iştiraki olarak değerlendirilecektir. Şirketlerin veya bağlı ortaklıkların iştiraklerinin sahip olduğu bağlı ortaklıklar ve iştirakler, ilgili iştirakin finansal tablolarındaki değerleri üzerinden dikkate alınır. Bu sebeple, şirketin veya bağlı ortaklıkların iştiraklerinin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri eliminasyon işlemlerine dahil edilmeyecektir.
Şirket aktif toplamı ve net satış hasılatı hesaplanırken, yurt dışında kurulmuş olan bağlı ortaklıklarının ve iştiraklerinin aktif toplamları ve net satış hasılatları da yukarıda açıklanan çerçevede hesaplamalara dahil edilecektir.

Şirketin “ortalama çalışan sayısı”nın belirlenmesinde, şirketin ilgili dönemler için verdiği muhtasar beyannamelerinde bildirdiği aylık çalışan sayıları toplamının yıllık ortalaması dikkate alınacaktır. Çıraklık ve mesleki eğitim sözleşmesi kapsamında şirkette mesleki eğitim gören çıraklar ve staj yapan öğrenciler çalışan sayısının hesabında dikkate alınmayacaktır. Ortalama çalışan sayısı belirlenirken, ana ortaklığın ve bağlı ortaklığın çalışan sayılarının toplamı dikkate alınacaktır. İştiraklerde çalışanlar ise, şirketin iştirakteki hissesi oranında dikkate alınacaktır. Keza, yurt dışında kurulmuş olan bağlı ortaklıklar ve iştiraklerde çalışanlar da bu çerçevede dikkate alınacaktır.
Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca denetime tabi olma şartlarını taşımayan bir şirket, sadece ana ortaklığının, bağlı ortaklığının veya iştirakinin Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında denetime tabi olması nedeniyle denetime tabi olmaz. Ana şirketin bağımsız denetime tabi olması durumunda, bağlı ortaklıklarının ve/veya iştiraklerinin ayrıca bağımsız denetime tabi olup olmayacağı her bir bağlı ortaklık ya da iştirak şirketi için ayrı ayrı değerlendirilecektir. Bu durumdaki şirketlerin kendi bağlı ortaklıkları ve iştirakleri de dikkate alınarak yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde belirlenecek ölçütlerin aşılması halinde, bunlar için de münferiden bağımsız denetim yapılacaktır.

“Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri” yapan şirketlerde aktif toplamının hesabında, Tekdüzen Hesap Planı’nda yer alan “170-177 Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Maliyetleri” dikkate alınmayacaktır. Bu şirketlerin yıllık net hasılatının hesabında ise, Tekdüzen Hesap Planı’nda yer alan “350-358 Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Hakediş Bedelleri” hesaplarına, sadece, ilgili dönemde kaydedilen tutar kısmı yıllık net satış hasılatına eklenecektir. Bu kapsamda yapılan işin bitimindeki hesap döneminde ise, 350-358 nolu hesaplardan dönem gelir tablosuna aktarılan kısım yıllık net hasılatın hesabında dikkate alınmayacaktır.

Bağımsız denetime tabi olanların finansal tabloları

Bağımsız denetim kapsamına yeni girecek şirketler 1/1/2014 tarihinde veya özel hesap dönemi dolayısıyla daha sonraki bir tarihte başlayacak hesap dönemi için, münferit ve konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında Türkiye Muhasebe Standartları’nı (TMS) uygulayacaklardır. Bu şirketler daha sonraki yıllarda bağımsız denetim kapsamında olup olmadıklarını değerlendirirken, TMS’lere göre hazırladıkları finansal tabloları dikkate alacaklardır. Bu durumda, bağlı ortaklık ve iştirak kavramları da TMS’deki anlamlarıyla dikkate alınacak, ölçütlerin belirlenmesinde bağlı ortaklıkların tam konsolidasyon yöntemine, iştiraklerin ise özkaynak yöntemine göre konsolide edildikleri finansal tablolar kullanılacaktır.

Yukarıdaki kapsama dâhil olmayanlar, başka bir deyişle bağımsız denetime tabi olmayan şirketler için ise, Kurumca yeni bir belirleme yapılıncaya kadar yürürlükteki mevzuatın uygulanmasına devam edilecek ve finansal tablolar TMS’ye göre hazırlanmayacaktır.

Kaynak: http://www.dunya.com/bagimsiz-denetim-kapsamina-girecek-sirketler-artiriliyor-155262yy.htm

Eurobond geliri vergisinde son durum ne – 19 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 19 Mart 2014 - 8:26

Okurlarımızın en çok merak ettiği konulardan biri de eurobondların faiz ve alım-satım kazancının vergisinde, son durumun ne olduğuyla ilgili.

 

EUROBOND FAİZLERİ

1. Stopaj (Vergi Kesintisi) Yönünden:
Eurobondlardan elde edilen faiz gelirleri, “yüzde sıfır” oranında stopaja tabi (Bkz. Gelir Vergisi Kanunu, Md. 94/7-a). Yani faiz gelirinden vergi kesilmiyor.
2. Gelir Vergisi Yönünden:
a) Tam mükellef gerçek kişilerin, eurobondlardan elde ettikleri faiz gelirleri;
– 2013 yılında 26 bin lirayı,
– 2014 yılında da 27 bin lirayı,
aşmadığı sürece, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmeyecek. Dolayısıyla, gelir vergisi de ödenmeyecek. Beyan sınırı olan 26 ya da 27 bin TL’nin aşılıp aşılmadığında; kâr payı, temettü ve “işyeri kirası” gibi gelirler birlikte göz önüne alınacak. Aşması halinde, tamamı beyan edilip oranı yüzde 15-35 arasında değişen gelir vergisi ödenecek (GVK Md.75/5, 86/1-c, 94/7-a ve 103).
Eurobondların döviz cinsinden ihraç edilmesi nedeniyle, bu kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları, irat yani gelir sayılmaz. Sadece faiz gelirleri beyan edilir.
b) Dar Mükellef Gerçek Kişi: Örneğin Almanya’da yerleşik Ahmet Bey’in, İngiltere’de yerleşik Albert King’in eurobond faiz gelirleri stopaja ve tutarı ne olursa olsun beyana tabi değil.

ALIM-SATIM KAZANCI

1. Stopaj (Vergi Kesintisi) Yönünden:
Eurobondların alım-satım kazancı ya da değer artışı kazancı stopaja tabi değildir.
2. Gelir Vergisi Yönünden:
a) Tam mükellef gerçek kişilerin vergilendirmeye esas alınacak kazancı;
– Elden çıkarma karşılığında alınan paranın önce TL’ye çevrilmesi (GVK Mük. Md. 81 ve 258 No.lu GVK G.T.)
– Elden çıkarılan eurobondun yine TL cinsinden maliyet bedeli ile elden çıkarılma dolayısıyla yapılan giderlerin ve ödenen vergi ile harcın indirilmesi,
suretiyle bulunuyor.
aa) 1 Ocak 2006 tarihinden önce ihraç edilen Eurobondların satışından kazanç elde edilmiş olması halinde;
– Eurobondun alımında ödenen dövizin, alış tarihindeki TL karşılığı bulunacak.
– Maliyet bedeli endekslemesi yapılacak. Satıştan elde edilen dövizin TL karşılığı da bulunduktan sonra, ortaya çıkan kazançtan,
–  2013 yılı için 21.000 TL istisna düşüldükten sonra, kalan tutar ne olursa olsun beyan edilecek.
ab) 1 Ocak 2006’dan itibaren ihraç edilen eurobondların alım-satım kazancı,
– İstisnadan yararlandırılmayacak,
– Maliyet bedeli endeksleme suretiyle (endeksleme süresinde ÜFE artış oranı yüzde 10’un üzerinde ise) yükseltilecek.
Ortaya çıkan kazancın, tutarı ne olursa olsun beyan edilecek.
b) Dar Mükellef Gerçek Kişiler: Elde ettikleri kazanç, stopaja ve beyana tabi değil (GVK Md. 67/7).

KURUMLAR VERGİSİ

1.Tam Mükellefler: Faiz ve alım satım kazancı, stopaja tabi değil ama kurumlar vergisine tabi.
2.Dar Mükellefler: Faiz ve alım-satım kazancı, stopaja tabi değil. Ancak, Türkiye’de işyeri ve daimi temsilcisi bulunan dar mükellef kurumların, eurobond alım-satım kazancı beyana tabi.

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/26036628.asp

Çalışan internette oyun oynayabilir mi? – 19 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 19 Mart 2014 - 8:22

Soru: Çalışanın işyerinde internet oyunu oynaması cezai işlem getirir mi? Sümeyye Yalın
Cevap: Sayın Yalın, çalışan çalışma saatleri içerisinde internet oyunu oynarsa işveren iş sözleşmesinde olan çeşitli cezaları verebilir. Çalışan ara dinlenmesi sırasında internet oyunu oynarsa sorun oluşturmaz. Çalışanların iş saatlerinde internette oyun oynamamaları gerekiyor.
Soru: 08/02/1974 doğumluyum. 05/09/1997 tarihinde Bağ-Kur işe giriş kaydım var. 2005 yılı Nisan ayında Bağ-Kur kaydım sona erdi. 04/05/2011 tarihinde SSK işe girişim var. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile 899 gün SSK prim ödeme günüm var. 2012 yılı Temmuz ayında rahatsızlığım (epilepsi) nedeni ile %40 özürlü raporu aldım.1996-1998 ve2004 doğumlu 3 çocuğum var. Özürlü emekliliği için günüm ne zaman dolacak? Doğum borçlanması yapabilir miyim? Zuhal Doğan
Cevap: Sayın Doğan,18 yıl sigortalılık süreniz 4080 gün prim ödeme gününüz olursa emekli olabilirsiniz. Engelliler için yaş aranmıyor. Çocuklarınızın doğumundan önce SSK’lı olmadığınız için doğumdan dolayı borçlanma yapamazsınız.

FAZLA MESAİ

Soru: Gece çalışanlar ayrıca fazla mesai alabilir mi? Zabit Yelken
Cevap: Gece çalışanlara fazla çalışma ödeneceğine ilişkin bir mevzuat hükmü bulunmuyor. Ayrıca gece döneminde fazla çalışma yapmakta yasak.
Soru: Çalışan bir kişinin maaşı düşürülür mü? Volkan Sarıcı
Cevap: Sayın Sarıcı, Çalışan kendisi istemediği sürece maaşı düşürülemez.
Soru:Çalışan bir kişi aynı gün içinde ikinci bir işte çalışabilir mi? Muhittin Y.
Cevap: Çalışan iş sözleşmesinde yasaklayıcı hüküm yoksa ikinci bir işte çalışabilir.

ZAM NASIL OLUR?

Soru:Taşeron işçilerin maaşı her yıl asgari ücrete göre mi arttırılır? V.A.
Cevap:Taşeron işçinin maaşı iş sözleşmesinde yer alan düzenlemeye göre artırılır. Asgari ücretten maaş alan çalışanların maaş artışı uygulamada genellikle asgari ücret artışı kadar yapılıyor.
Soru: Kötü hava koşulları çalışmaya el vermiyorsa işveren zorla çalıştırabilir mi? Fehmi Geniş
Cevap: Kötü hava koşulları çalışanın iş sağlığını ve güvenliğini tehlikeye düşürme durumu var ise işverenin zorla çalıştırmaması gerekir. Bu durumda işçide isterse çalışmayabilir.

YILLIK İZİN NE KADAR?

Soru: 8 yıl çalışanın yıllık izni ne kadardır? Ferhat.C
Cevap: 8 yıl çalışanın 20 gün yıllık izin hakkı bulunuyor. Bu  süreye hafta tatilleri dahil değildir.
Soru: İşyerleri verdikleri maaşa enflasyon oranında zam yapmak zorunda değil mi? A.Karaca
Cevap: Enflasyon oranında maaşlara zam yapılacağına ilişkin bir mevzuat hükmü bulunmuyor. Ancak iş sözleşmesinde bu yönde düzenleme varsa maaşa enflasyon oranında zam yapılabilir.
Soru: Bir iş yerinde amir alt mevkiinde çalışan kişiye hakaret edebilir mi? A.Kurt
Cevap:Amirin alt bir görevde çalışana hakaret etme hakkı yok. Hakaret ederse çalışan tazminat alarak işten ayrılabilir.

http://www.gunes.com/2014/03/19/yazar/5802/arif_temir/calisan_internette_oyun_oynayabilir_mi_.html

Korumalı işyerlerinde başvuru – 19 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 19 Mart 2014 - 8:20

Korumalı işyerleri ile ilgili olarak yapılan son düzenlemelerle çok önemli avantajlar getirilmiştir. En az %40 oranında zihinsel veya ruhsal engelli olarak Türkiye İş Kurumu’na kayıtlı olan 15 yaşını bitirmiş olan engelli en az 8 bireyin çalıştığı işyerinin işvereni, korumalı işyeri statüsünün kazanılması için Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunur. Korumalı işyerlerinde çalışacak engelli bireylerin sayısının toplam işçi sayısına oranı %75’den az olamaz.

Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde, belirsiz süreli iş sözleşmesine ve belirli süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür.

1) Başvuruda işverenden istenecek belgeler
Gerçek veya tüzel kişiler, işyerinin üretim faaliyetini veya faaliyetlerini, işyerinde çalışan veya çalışacak toplam işçi sayısını, çalışan veya çalışacak engelli birey sayısını, engel durumlarını ve işyerinde yaptığı veya yapacağı işler ile işyerinin adresini belirten ve işyerine korumalı işyeri statüsü kazandırma talebini içeren dilekçe ile bu maddenin ikinci fıkrası ve 6’ncı maddede belirtilen belgelerle birlikte Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne başvururlar.

Korumalı işyeri açmak isteyen gerçek kişiden veya tüzel kişi temsilcisinden;
a) T.C. Kimlik numarası beyanı,
b) Adli sicil kaydına ilişkin yazılı beyanı,
c) Tüzel kişinin temsilcisinin yetki belgesi,
ç) Dernek ve vakıflar için, vakıf senedi veya dernek tüzüğünde amaçlar arasında eğitim ve üretim faaliyetlerinin yer aldığını gösteren belge,
d) Yıllık gelir ve yıllık kurumlar, katma değer, özel tüketim, özel iletişim ve banka ve sigorta muameleleri vergileri, gelir ve kurumlar vergisine ilişkin tevkifatlar ve geçici vergiye ilişkin vergi asılları ile bu vergi türlerine ait vergi ziyaı cezaları, gecikme zam ve faizleri bağlamında vergi borcu ile sosyal güvenlik kurumlarından alınacak prim borcu olmadığına dair belge,
e) İlgili mevzuatı uyarınca alınması gereken izin ve belgeler,
istenir.

2) Korumalı işyeri yöneticisinden istenecek belgeler

Korumalı işyeri yöneticisinden;
a) T.C. Kimlik numarası beyanı,
b) Adli sicil kaydına ilişkin yazılı beyanı,
c) Bulaşıcı bir hastalığı bulunmadığına ilişkin yazılı beyanı,
ç) Eğitim durumuna ilişkin yazılı beyan,
istenir.

3) Taleplerin komisyonca değerlendirilmesi ve korumalı işyeri statüsü belgesinin düzenlenmesi
Korumalı işyeri statüsü almak üzere Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne başvuran gerçek veya tüzel kişilerin talepleri işyerinde gerekli tespit ve incelemeleri yapmak suretiyle en geç otuz gün içinde komisyonca değerlendirilir. Başvurusu yapılanlardan komisyonca yapılacak değerlendirme sonucunda uygun görülen işyerlerine Valilikçe, Korumalı İşyeri Statüsü Belgesi düzenlenir.

Kaynak: http://www.dunya.com/korumali-isyerlerinde-basvuru-155244yy.htm

Finansal tabloların internet sitesine yüklenmesi – 19 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 19 Mart 2014 - 8:18

Bilindiği üzere, Yeni TTK’nın 1524’üncü maddesi uyarınca 397’nci madde kapsamında bağımsız denetime tabi olan şirketlerden internet sitesi olmayanlar 1 Ekim 2013 tarihine kadar internet sitesi açacaklar, internet sitesi olanlar ise sitenin bir bölümünü kanun ve yönetmelikle öngörülen içeriğe özgüleyeceklerdir. Gelen sorulardan gördüğümüz kadarıyla şirketlerin finansal tablolarını internet sitesine yükleyip yüklemeyecekleri konusunda tereddütleri bulunmaktadır. Bölünme ve birleşme durumlarında finansal tabloların internet sitesine konulacağı yönetmelikte açıkça belirtilmiş iken, bölünme ve birleşmenin olmadığı hallerde finansal tabloların internet sitesine konulup konulmayacağı yeterince açık değildir.

Bu nedenle de finansal tabloların internet sitesine yüklenip yüklenmeyeceği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Finansal tabloların internet sitesine konulmayacağını söyleyenlerin temel gerekçeleri, 6102 sayılı TTK’nın 524, 525 ve 526’ncı maddelerinin 6335 sayılı yasa ile yürürlüğe girmeden kaldırılmış olmasıdır.

6335 sayılı Kanunla kaldırılan 524’üncü madde düzenlemesi; “Anonim şirketin ve topluluğun finansal tablolarını düzenlemekle yükümlü ana şirketin yönetim kurulu, bilanço gününden itibaren altı ay içinde; finansal tabloları, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, kâr dağıtımına ilişkin genel kurul kararını, denetçinin 403 üncü madde uyarınca verdiği görüşü ve genel kurulun buna ilişkin kararını, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ettirir ve şirketin internet sitesine koyar. Bu belgelerin Sanayi ve Ticaret Bakanlığına verilmesine ilişkin hükümler saklıdır” şeklinde idi.

Yine yabancı şirketlerin Türkiye Şubelerine yönelik olup 6335 sayılı Kanunla kaldırılan 525’inci madde düzenlemesi de; “(1) Merkezleri Türkiye dışında bulunan şirketlerin Türkiye şubelerinin müdürleri, şubeye özgü finansal tablolarının ayrıntılı şekliyle, şubesi oldukları şirketin ve varsa bu şirketin dâhil bulunduğu topluluğun, yılsonu tablolarının özetlerini ve yıllık raporlarını merkezin tabi olduğu hukuka göre gerekli olan onaylanmalarından itibaren altı ay içinde 524 üncü madde hükmü uyarınca Türkiye’de yayımlarlar” şeklinde idi.

Hemen belirtelim ki, 524-526’ncı maddelerin kaldırılmış olması tüm şirketlerin denetiminden vazgeçilmesinin sonucudur. 6102 sayılı TTK’da 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası tüm şirketlerin denetime tabi olmasından geri adım atılması nedeniyle tüm şirketlerin denetime tabi tutulacağı düşüncesi ile kanunda yer verilen 524-526’ncı maddeler de Kanundan çıkartılmış oldu.

Vurgulamak gerekir ki, bağımsız denetime tabi olan şirketlerin finansal tablolarının internete yüklenmeyeceği iddia ediliyor ise, tüm şirketlerin denetime tabi tutulması halinde bunların finansal tablolarının internet sitesine yüklenmesi düzenlemesine neden kanunda yer verilmişti.

524’üncü madde düzenlemesi kaldırılır iken kanaatimce tüm şirketlerin bağımsız denetiminden vazgeçildiği düşünülmüş, ancak hadleri aşan şirketlerin bağımsız denetime tabi olacağı unutulmuştur. Halbu ki, 524’üncü madde kaldırılmamalı yeni duruma göre uyarlanmalı idi.

Kanunda yapılan bu değişikliğin (524-526’ncı maddelerin kaldırılması) bağımsız denetime tabi olan şirketler için de geçerli olduğunun neden iddia edilemeyeceğini aşağıda ele alacağız.

TTK’nın 1524’üncü maddesinde internet sitesinin özgüleme yapılacak kısmına hangi bilgilerin yükleneceğine açıkça yer verilmemiştir. İçeriğin ne olacağı, 31.05.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 6’ncı maddesi ile açıklanmıştır. İçeriğe neler konulacağı söz konusu yönetmelikten bakılabilir. Bizim burada üzerinde duracağımız husus şirketlerin finansal tablolarının özgüleme yapılan kısmın içeriğine yüklenip yüklenmeyeceği hususudur.

Yönetmeliğin 6’ncı maddesinin 3’üncü fıkrasında internet sitesinde en az 6 ay yayımlanması gereken içeriğe yer verilmiştir. Buna göre,

“…

a) Kanunun 149 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre, birleşme sözleşmesi, birleşme raporu, son üç yılın finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporları, gereğinde ara bilançoları ortakların incelemesine sunulmak üzere genel kurul kararından önceki otuz gün içinde internet sitesine konur.

ç) Bölünmeye katılan şirketlerden her biri tarafından, Kanunun 171 inci maddesi uyarınca bölünme sözleşmesi veya planı, bölünme raporu, son üç yılın finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporları ve varsa ara bilançoları üzerinde inceleme yapma hakkına işaret eden ve bu belgelerin nereye tevdi edildiklerine ve nerelerde incelemeye hazır tutulduklarına dair ilan, bölünme kararının alındığı tarihten iki ay önce internet sitesine konur…”

Bu iki bend düzenlemesi birleşme ve bölünme durumlarında son üç yılın finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporlarının internet sitesine konulacağını açıkça ortaya koymuştur. Ancak, 6’ncı madde ile bölünme ve birleşme dışındaki durumlarda finansal tabloların internet sitesine konulmasına gerektiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

1524’üncü maddenin gerekçesinde, “… Hükmün öngördüğü web sitesi düzeni şöyle açıklanabilir: (a) Her sermaye şirketi bir web sitesi alacaktır. (b) Web sitesine bilgi toplumu bağlamında “herşey” konulabilir. “Herşey” şeffaflık ile tanımlanır ve anlam kazanır. Hükümde ilk akla gelen bilgiler, belgeler, raporlar, tablolar, çağrılar vs. (kısaca: “İçerik”) yer almıştır.

Bunlar sınırlı sayı (numerus clausus) değildir. İçeriğin web sitesine konulması için web sitesinin bir bölümü 1524 üncü maddenin amaç ve işlevlerine özgülenmelidir. Özgüleme olgusu “özgülemenin yapılmış olduğu” ikinci fıkrada belirtildiği üzere web sitesinin tescili değildir. Sicile kaydın kurucu niteliği bulunmayıp, özgüleme açıklayıcıdır; kamuya özgülemenin bildirilmesidir. İstenen özgülemenin sicile kaydedilmesi, sicilde özel bir numara verilmesidir. Bu sicil numarası değildir. Ancak, kanun bunu bir hükme bağlamamıştır, idarî düzenlemelere bırakmıştır. Böylece web sitesi içinde bir bölüm ayrılması gerçekleşmiş, ilân edilmiş ve resmîleşmiş olacaktır.

Web sitesine konulması gereken bir içerik konulmamışsa, hukuka aykırılığın ve yönetim kurulunun görevini yerine getirmemesinin tüm sonuçları doğar. Meselâ: genel kurulun kararı iptal edilir, yönetim kurulu sorumlu tutulur, gereğinde işlem geçerlik kazanmayabilir…” açıklamasına yer verilmiştir.

1524’üncü madde gerekçesinde tablolar da içerik olarak sayılmıştır. Kanun metninde doğrudan içeriğe yer verilmemiş olmakla birlikte gerekçede buna yer verilmiştir.

Diğer yandan 397’nci madde uyarınca bağımsız denetime tabi tutulacak olan 398’inci maddede düzenlendiği üzere şirketlerin finansal tabloları ve yönetim kurulu yıllık faaliyet raporlarıdır.

Her ne kadar Kanun metninde ve yönetmelikte finansal tabloların internet sitesine konulacağına yönelik doğrudan bir açıklama bulunmasa da, internet sitesi açmak zorunda olan şirketler yukarıda ele aldığımız gerekçelerle finansal tablolarını da internet sitelerine yüklemelidir. İnternet sitesi zorunluluğunun getirilmesi ile yönetim dışındaki ortaklar ve şirketle iş yapan üçüncü kişilerin de şirketlerin finansal tablolarına ulaşması amaçlanmıştır. Finansal tabloların internet sitesine konulmayacak olması halinde internet sitesi zorunluluğu da anlamını yitirecektir. Şirket ortakları finansal tablolarının başkaları tarafından görülmesinden imtina etmek isteyebilirler, ancak bu zorunluluk şirketlerin şeffaf olması ve bağımsız denetimden geçmiş olan tabloların ilgili taraflarca da görülmesi için getirilmiştir. Yine de konu hakkında tereddütleri bulunanlar Gümrük ve Ticaret Bakanlığından görüş isteyebilirler.

Kaynak: http://www.thelira.com/yazar/31/ekrem-oncu/2755/finansal-tablolarin-internet-sitesine-yuklenmesi

İsteğe Bağlı Emekli Sandığı İştirakçiliğinde Faydalar-Zararlar (1) – 17 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 17 Mart 2014 - 13:31

İsteğe bağlı iştirakçilik nedir?

İsteğe bağlı iştirakçilik en az 10 yıl memuriyet hizmet yaptıktan sonra memuriyetten ayrılıp Emekli Sandığı kapsamında emeklilik hakkını kaybetmek istemeyenler için çalışmadan ay be ay para ödeyerek hizmet kazanmadan yöntemidir.

Kişilerin isteğe bağlı olarak prim ödemek suretiyle uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına tabi olmalarını sağlayan sigorta olan 5510 sayılı Kanuna göre normal isteğe bağlı sigortalılıktan farkı sigortalılık statüsünün 4/c sigortalılığı sayılması ve ödenen kesenek, karşılık ve GSS primi toplamının normal isteğe bağlı sigorta primi tabanına göre daha yüksek oluşudur.

İsteğe bağlı iştirakçiliğin şartları nelerdir?

1- İştirakçilerin görevinden ayrıldığı tarih itibariyle en az 10 yıl hizmetinin bulunması, ( fiilen çalışılarak geçen süre)

2- 5434 sayılı Kanuna tabi görevlerinden istifa veya müstafi sayılmak suretiyle ayrılmış olmaları,

3- Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce görevlerinden ayrılanlar yürürlük tarihinden itibaren 3 ay, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra görevlerinden ayrılanlar ile yürürlük tarihinde diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmakta iken daha sonra görevlerinden ayrılanlar, ayrıldıkları tarihten itibaren 6 ay içinde müracaat etmiş olmaları,

4- Sosyal güvenlik kuruluşlarından birinden emekli aylığı bağlanmamış olması,

5- Sosyal güvenlik kuruluşlarından birine tabi çalışıyor olmaması,

gerekiyor.

İsteğe bağlı iştirakçilik kimin işine yarar?

İsteğe bağlı iştirakçilik derece ve kademeye göre emekliliğin prime esas kazanç matrahına bağlı emeklilikten daha avantajlı olduğundan dolayı Emekli Sandığı’ndan emeklilik hakkını yitirmek istemeyenler için önemli bir haktır.

Hesabı iyi yapmak gerekiyor

Ödenen primlerin normal isteğe bağlı sigortalılığa göre daha yüksek oluşundan dolayı hesabı iyi yapmak gerekiyor. Zira astarı yüzünden pahalı gelebilecek masraflı çözümlerden kaçınmak gerekiyor. Örneğin 15 yıllık memuriyeti olan bir kadın iştirakçi için en az 1 yıl 7 ay isteğe bağlı iştirakçi olmak çok önemli. Tamamını bu kapsamda ödeyebilecek ise de aslında 3 yıl 5 aylık kısmı normal isteğe bağlı sigortalılıktan veya düşük ücretle bile olsa SSK’lı çalışarak ödemesi de aynı işi daha ekonomik olarak görebilir.

Örneğin 4/3’ündeyken memuriyetten ayrılan 10 yıllık bir memur isteğe bağlı iştirakçi olduğunda (985+800+200)x0,076998 + 1205,27 + 9500×0,076998x%40 = 1650,70 x %48 = 792,34 TL’yi her ay ödemek zorunda kalacaktır.

Yükseköğrenim mezunu 14 yıllık bir hemşire ise memuriyetten ayrıldığında isteğe bağlı iştirakçi olmak isterse (1155+2200+280)x0,076998 + 1205,27 + 9500×0,076998x%70= 1997,19 x %48 = 958,65 TL

Yine 1/1’i iken ayrılan 18 yıllık bir bir hekim veya mühendis ise (1320+3600+360) x0,076998 + 1205,27 + 9500×0,076998x%130 = 2562,74 x %48 = 1230,12 TL kesenek+karşılık+GSS primi ödemek zorunda kalacaktır.

Buradaki yüzde 48 oranının %16’sı şahıs keseneği, %20’si kurum karşılığı ve yüzde 12’si de GSS priminden oluşmaktadır.

Oysa bakıldığında bu rakamlar dönemin en düşük isteğe bağlı aylık prim rakamı olan 342,72 TL karşısında yüksek bir tutarı teşkil etmektedir. Dolayısıyla emeklilik süresi için gerekli olan asgari sürenin dolmasına 3,5 yıl ve daha az kaldığında isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödemek daha elverişli olacaktır. Derece ve kademeye göre emeklilik hesabı yapılan Emekli Sandığı aylık sisteminde son birkaç yılın düşük isteğe bağlı primiyle tamamlanmasının aylığa etkisi de sıfır olacaktır.

Soru: 1987 yılından bu yana vergi mükellefiyim. 2008 yılı öncesinde Bağ-Kur kaydımın olup olmadığını bilmiyorum. Acaba vergi mükellefiyetinden kaynaklı Bağ-Kurlu sayılır mıyım? SGK sisteminde 01.10.2008 tarihinden bu yana 4/b sigortalısı olarak görünüyorum ve sistemde 25000 TL civarında borcum görünüyor. Doğum tarihim 1965’tir. 2008 yılı öncesini araştırıp emekli olabilir miyim? Ahmet KESKİN

Cevap: 01.10.2008 öncesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmayı gerektirecek vergi mükellefiyeti gibi bir kaydı olanların 01.10.2008 tarihinden öncesi için bir sigortalılık süresi kazanmaları cari mevzuata göre geçerli değil. Bu konuda Hükümetin bir vaadi var ama henüz gerçekleşmedi. Çıkacak Torba Yasayı bekleyip ümitleri taze tutmak, her imkânı kullanarak milletvekillerine TBMM’ye bu isteği her fırsatta yansıtmak gerekiyor. Siyasilerin seçim gezileri bu hakkın dile getirilmesi için iyi bir fırsat. Böyle bir yasa çıkarsa o zaman 50 yaşında emekli olma hakkına kavuşabilirsiniz.

Kaynak: http://www.alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=6708

Beyanname verip üste para alacak olanlar – 17 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 17 Mart 2014 - 13:29

MART ayında gelir vergisi beyannamesi verecek olanlar, tahakkuk eden verginin birinci taksitini ay sonuna kadar ödemek zorundalar.
“Ancak herkes mutlaka vergi ödeyecek” diye bir olay yok.
Bazı mükellefler de üste para yani “vergi iadesi” alacaklar.

ŞİRKET ORTAKLARI

Anonim ya da limited şirket ortakları, şirket kâr dağıttığında belli bir gelir elde ediyorlar.
Kâr dağıtımı nedeniyle elde edilen gelir;
– Anonim şirket ortağı gerçek kişi yönünden “temettü”
– Limited şirket ortağı yönünden de “kâr payı”
geliri oluyor. Bu aşamada;
1. Şirketin, ortağı olan gerçek kişilere kâr dağıtımı “yüzde 15 oranında stopaja” yani vergi kesintisine tabi tutuluyor.
2. Gerçek kişi ortak, payına düşen kâr payı ya da temettünün gayrisafi tutarı (yani stopaj yapılmadan önceki tutarı), 52 bin lirayı aşmışsa, yarısını beyan ediyor (Gelir Vergisi Kanunu’nun 22/2. maddesine göre, kâr payı veya temettünün yarısı, gelir vergisinden müstesna tutuluyor).
3. Gelirin yarısı beyan ediliyor ama daha önce dağıtılan kârın tamamı üzerinden yüzde 15 vergi
kesilmişti. Hesaplanan gelir vergisinden, bu vergi (stopaj)
mahsup edilince, brüt gelir tutarı 286 bin 200 liraya (2014’te 289 bin
600 liraya) kadar olanlar, gelir
vergisi ödemedikleri gibi, üste vergi iadesi alıyorlar.
4. Buna göre, 2013 yılı brüt temettü ya da kâr payı geliri;
– 100 bin TL olan 3 bin 855 TL,
– 150 bin TL olan 3 bin 405 TL,
– 250 bin TL olan         905 TL,
“vergi iadesi” alacak.

İŞYERİ KİRASI

Gayrimenkulünü işyeri olarak kiraya verenler;
1. Bu gelirleri dışında beyana tabi başka
gelirleri yoksa (tek işverenden ücret, emekli aylığı, faiz, repo, fon ve benzeri gelirler beyana tabi değil), işyeri kirasının
2012’de yıllık gayrisafi tutarı 25 bin lirayı aştığında, bu gelirlerinin tamamını beyan ediyorlar.
2. İşyeri kirasının beyannamesi verildiğinde, hesaplanan gelir vergisinden yıl içinde kiracının kestiği yüzde 20 vergi (stopaj) mahsup ediliyor.
3. Böyle olunca, 2013’de yıllık işyeri kira geliri 114 bin 480 liraya (2014’te yıllık 115 bin 840 liraya) kadar olanlar, gelir vergisi ödemedikleri gibi üste “vergi iadesi” alıyorlar.
4. Buna göre, brüt yani gayrisafi işyeri kira geliri 2013’de yıllık;
– 36 bin TL olan
2.265 TL,
– 60 bin TL olan
2.205 TL,
– 108 bin TL olan    405 TL
“vergi iadesi” alacak.
İade için vergi dairesine dilekçe verip, vergi kesintisi (stopaj) ile ilgili belgeyi de eklemek suretiyle, vergi iadesini talep etmek
gerekiyor.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/26022467.asp

Değnekçilere piyango vurdu – 17 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 17 Mart 2014 - 13:27

Sosyal Güvenlik Kurumunun 2014/5 sayılı 28.02.2014 tarihli Genelgesi; değnekçiler, yabancı çalışanların bildirimi ve daha bir çok konuda yeni düzenlemeler getirdi. Genelgenin getirmiş olduğu bu düzenlemelerden değnekçiler ve yabancı uyruklu çalışanların bildirimlerini açıklamaya çalışalım. Bilindiği üzere şehir içi taksi, dolmuş, otobüs gibi toplu taşıma araçlarının geliş ve gidiş saatlerini kaydeden, bekleyen, yolcuların sıra düzenini sağlayan ve bu araçlara binme işini organize eden kişilere değnekçi, kahya, simsar, çığırtkan deniliyor. Değnekçilerin sigortalılık durumları genelgeye göre 5510 sayılı Kanunun Ek-6.maddesi kapsamında kabul edilecek. Kısmi süreli (part-time) olarak her ay 10 günden az çalışan değnekçiler sigorta girişlerini kendileri yapacak ve sigorta primlerini de yine kendileri ödeyecek.

PRİM AVANTAJI

Bu durumda olan değnekçiler 2014 yılında 21 gün olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na prim ödeyecekler. Değnekçinin 21 gün ödediği sigorta primi 30 gün sayılacak. Bu durumda olan değnekçiler her ay 9 gün eksik prim ödeyecekler. Bu 9 günlük prim Devlet tarafından karşılanacak. Dolayısıyla değnekçilerin 9 günlük prim avantajı olacak.
Değnekçilerin kısmi süreli (part-time) çalışanlara ait giriş bildirgesinde, ücret aldığı araç sürücüsü ile zabıtanın onayı yeterli olacaktır.
Değnekçiler duraklarda tam süreli olarak ayda 10 gün ve üzerinde çalışırlarsa sigorta girişleri ücret aldıkları araç sürücüsü/sahibi tarafından yapılacak.Yabancıların Türkiye’de çalışabilmeleri için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan çalışma izni almaları gerekiyor. Mevcut durumda bu izin için başvuru yurt içinden veya yurtdışından konsolosluklar aracılığı ile yapılıyor. 11.04.2014 tarihinden itibaren yabancıların yurt içi başvuruları kabul edilmeyecek.

YABANCI ÇALIŞANLAR

Yabancı uyruklu kişilerden çalışma izin belgelerini alanların belgeyi teslim aldıkları tarihten itibaren en geç 30 gün içinde çalışma meşruhatlı ikamet tezkeresi almak için il emniyet müdürlüklerine başvuruda bulunmaları gerekiyor. İl emniyet müdürlüklerince de ikamet izni 15 günlük süre içinde veriliyor. 11.04.2014 tarihinden itibaren çalışma izni çalışma meşruhatlı ikamet tezkeresi yerine de geçecek. İşverenlerin; çalışma izin belgesindeki izin başlangıç tarihinden itibaren 45 gün içinde veya çalışma izin belgesinin işverene tebliğ tarihi ile çalışma izin tarihinin farklı olması halinde çalışma izin belgesinin işverene tebliğ tarihinden itibaren 45 günlük süre içinde sigortalı işe giriş bildirgesinin düzenlenerek Sosyal Güvenlik Kurumu’na vermeleri halinde bildirge yasal süresinde verilmiş sayılacak. 45 günlük sürenin hesaplanmasında çalışma izin belgesi verilmesi gereken 30 günlük sürenin son gününün resmi tatile gelmesi halinde ikamet izni için 15 günlük müracaat süresi resmi tatilin sona erdiği tarihten itibaren başlatılacak.  İşverenlerin işe giriş bildirgesini 45 günlük süre içerisinde vermeleri halinde işe giriş tarihinin çalışma izin tarihi ile aynı tarih olması şartı aranmayacaktır.

Kaynak: http://www.gunes.com/2014/03/17/yazar/5794/arif_temir/degnekcilere_piyango_vurdu.html

Bağımsız denetime tabi olma kriterleri değiştirilmiştir! – 17 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 17 Mart 2014 - 13:26

Değerli okurlarımız, bilindiği üzere daha önce bağımsız denetime tabi olacak şirketleri belirleyecek olan 2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 23.01.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmışı. 14.03.2014 tarihli Resmi Gazete’de ise 2014/5973 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanarak bağımsız denetime tabi olacak şirketleri belirleyen hadler yeniden düzenlenmiştir.

Hadler ne idi, yeni kriterlere göre ne oldu?

Tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte aşağıdaki üç ölçütten ikisini sağlayan şirketler bağımsız denetime tabi olacaklardır.

a) Eski halde, aktif toplamı 150.000.000.-TL ve üstü Türk Lirası kriteri

75.000.000.-TL ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir.

b) Yıllık net satış hasılatı 200.000.000.-TL ve üstü Türk Lirası kriteri

150.000.000.-TL ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir.

c) Çalışan sayısı 500 ve üstü kriteri

250 ve üstü olarak değiştirilmiştir.

Ayrıca, nitelikli yatırımcılara satılmak üzere pay hariç sermaye piyasası aracı ihraç eden anonim şirketler de bağımsız denetime tabi tutulmuşlardır.

Yine 2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli (II) sayılı listenin altıncı sırasında sayılan şirketler için de hadler yukarıda sayıldığı şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Kararın yürürlük tarihi 01.01.2014 tarihidir.

Acaba Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu 150.000.000.-TL yıllık net satış hasılatı standartını sağlayabiliyor mu?

Bu sorunun cevabı 200.000.000.-TL ciro için hayır iken yeni düzenleme ile evet olmuştur. 2012 yılı verilerine baktığımızda 500 büyük sanayi kuruluşundan tamamı 150.000.000.-TL’den daha fazla ciro elde etmiştir. 2012 verileri ile ilk 500’deki firmalardan 500’üncü olan 166.219.759.-TL ciro elde etmiştir.

Ancak vurgulamak gerekir ki, bakılacak olan yalnızca ciro değildir. Aynı zamanda ciro ile birlikte diğer iki kriterden birinin daha aşılmış olması gerekmektedir. Yani, 75.000.000.-TL aktif büyüklük veya 250 ve üzeri çalışan sayısı kriterlerinden biri daha aşılmış olmalıdır.

Kanaatimizce 150 milyon net satış hasılatı da olağanüstü yüksek bir ölçüttür. Yaklaşık 100.000 anonim şirketten demek ki yalnızca 600 civarında firma denetime tabi olacaktır. Bunlardan halka açık olanlar zaten denetim yaptırmakta idiler. Bu durumda denetim zorunluluğu getirilen firma sayısı 600 firmadan halka açık olanları düştüğümüzde kalan firmalar olacaktır.

Anonim şirketlerin denetiminde son durum nedir?

Bilindiği üzere bağımsız denetim dışı kalan anonim şirketlerin denetçi ataması yönünde TTK’nın 397’nci maddesinde düzenleme yapılmıştı. Ancak, denetime ve denetçiye ilişkin belirlemeler yönetmelikle yapılacaktı. Yönetmeliğin taslağı yayımlandı ancak hala yönetmelik çıkarılmış değil. Taslak uyarınca bırakın 2014’ü 2013 dönemi için dahi denetçi atanacaktı. Mart 2014 sonuna kadar 2013 dönemi genel kurları yapılacaktır ve bu genel kurullarda 2013 dönemi için denetçi raporu düzenlenip düzenlenmeyeceği ve 2014 dönemi için denetçi seçilip seçilmeyeceği hala belirsizliğini korumaktadır. Yönetmelik acilen çıkarılmalıdır.

Kaynak: http://www.thelira.com/yazar/31/ekrem-oncu/2752/bagimsiz-denetime-tabi-olma-kriterleri-degistirilmistir_

İşe başlatılmayanın işten ayrılış bildirgesi – 17 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 17 Mart 2014 - 13:24

İş güvencesi sistemi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun çok önemli bir kurumudur. Yargı kararlarıyla uygulaması yerleşen bu sistemin SGK uygulaması içerisinde işten ayrılış bildirgesi uygulaması da oldukça önemlidir. İşe iade davasına evirilen sürece geçiş öncesinde, işveren tarafından iş sözleşmesi feshedilen işçinin işten çıkışı hakkında 10 günlük yasal süresinde verilen işten ayrılış bildirgesi, işe iade davası sonucunda iş mahkemesi ya da Yargıtay tarafından verilen işe iade kararı ile hükümsüz hale gelmektedir. Bu nedenle işe iade davası sonunda işe başlatılmayan sigortalıların işten ayrılış bildirgesinin de mevcut son duruma göre yeniden verilmesi gerekmektedir. Bu uygulama hakkında 2013/11 sayılı Genelgede yapılan değişiklikler, 2014/5 sayılı SGK Genelgesi’yle yapılmıştır. Bu genelgede yer alan açıklamalardan yararlanarak bu konudaki uygulamayı ele alacağım.

İş güvencesi uygulaması kapsamında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21’inci maddesinde, işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verilmesi halinde, işverenin, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorunda olduğu, işçinin başvurusu üzerine bir ay içinde işe başlatılmaması halinde işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olduğu, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödeneceği, işçinin kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorunda olduğu, bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise işverence yapılmış olan feshin geçerli bir fesih sayılacağı ve işverenin sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olacağı hükmü bulunmaktadır.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 25/7’nci maddesi (RG.21.08.2013/28742) ile açmış olduğu dava sonucunda işe iade davasını kazanan sigortalıların işverence işe başlatılmaması halinde işverenlerce işten ayrılış bildirgesinin verilme süresi düzenlenmiş olup, işverenlerin sigortalı personelin işe başlamak için işverene yaptığı başvurusuna ilişkin tebligatın alındığı tarihin içinde bulunduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar işten ayrılış bildirgelerini vermeleri halinde bildirge yasal süresi içinde verilmiş sayılacağından işverenlere işten ayrılış bildirgesinin geç verilmesi nedeniyle idari para cezası uygulanmayacaktır.

Örnek olarak bir çözümleme yapılırsa: 13.02.2013 tarihinde işverence geçerli sebep gösterilmeden işten çıkarılan ve aynı tarih itibariyle işverence işten ayrılış bildirgesi düzenlenerek kuruma verilen sigortalının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21’inci maddesine göre açtığı işe iade davası, 30.10.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Sigortalı, 31.10.2013 tarihinde işverene işe başlatılmak üzere müracaat etmiştir. Sigortalının tebligatının aynı tarihte işverene ulaşmış olduğu varsayıldığında sigortalıyı işe başlatmamaya karar veren işverenin dört aylık ücret ödeyeceği sürenin son günü olan 13.06.2013 tarihine göre düzenleyeceği işten ayrılış bildirgesini 2013 yılı Kasım ayı sonuna kadar kuruma vermesi gerekmektedir. Bu süre içinde verilen işten ayrılış bildirgesi nedeniyle idari para cezası uygulanmayacaktır. Ünitece mahkeme kararı gereğince işlem yapılacağından 13.02.2013 tarihinde verilen işten ayrılış bildirgesi de yersiz durumda verilmiş olduğundan ilgili programdan mahkeme kararı seçeneği seçilerek silinecektir. Sigortalının işe başlamaya ilişkin tebligatının 07.11.2013 tarihinde işverene ulaştığı varsayıldığında 14.06.2013 tarihine göre düzenlenecek işten ayrılış bildirgesinin 2013 yılı Aralık ayı sonuna kadar işverence verilmesi halinde işten ayrılış bildirgesine idari para cezası uygulanmayacaktır.

İşe iade davası sonrasında işe başlatılmayan işçi hakkında işten ayrılış bildirgesi belirtildiği şekilde verilmesi halinde cezaî işlem yapılmayacaktır.

SGK uygulamaları kapsamında işe iade işlemleri konusunda derli toplu düzenleme metni oluşturulması gereği henüz yerine getirilebilmiş değildir. Bu nedenle işveren uygulamalarında bazı tereddütler, yine e-bildirge yapısı içerisinde yaşanabilmektedir. Bu konuda bütün unsurların birlikte ele alındığı işlemler düzenlemesi, mümkünse öncelikle ayrı bir genelge ile gerçekleştirilmelidir. Bu düzenlemede oluşturulacak belge düzenine de yer verilmeli; hazırlanıp verilecek belgelerin tanzimi hususları da bu metinde detaylıca açıklanmalıdır. Bu takdirde uygulamada tereddütler de giderilmiş olacaktır.

Kaynak: http://yenisafak.com.tr/yazarlar/TahsinSinav/ise-baslatilmayanin-isten-ayrilis-bildirgesi/50830

Bakkalların işi gücü risk analizine kaldı! – 13 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 13 Mart 2014 - 12:59

Küçük işyerlerinde işverenler risk analizi formlarını hazırlamak zorunda. Bakanlık bunun için formlar hazırladı. Bunları kendiniz de doldurabilirsiniz. Bu iş için başkalarına para vermenize gerek yok
Soru: Semtimize küçük bir market açtım. Emeklilik sonrası olduğu için sigortam yatıyor. Ancak şimdi de başımıza risk analizi diye bir şey çıktı. Çok para istiyorlar ne yapacağız?
Hüsnü Polat

Cevap: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, işverenler tek bir sigortalı çalıştırsalar dahi, o işyeri için “risk değerlendirme formları” düzenleyecek. Bu yükümlülük tüm işyerleri için geçerli. Risk değerlendirmeleri form şeklinde düzenlenecek ve işyerlerinde saklanacak. Amaç, işvereni işyerindeki riskler konusunda tedbir almaya sevk etmek.
Bu risk değerlendirmelerinin nasıl yapılacağı konusunda vatandaşın kafası karışık. Tehlikeli ve çok tehlikeli büyük işyerlerinde iş güvenliği uzmanları bu formları düzenliyor. Ancak sizin örneğinizde olduğu gibi küçük işyerlerinde işverenler kime bu formları doldurtacakları konusunda endişe yaşıyorlar. Çalışma Bakanlığı bu karışıklığı gidermek için tedbir aldı. Bakkal, market ve manav sahipleri için risk değerlendirme formlarını hazırladı. Formları Bakanlığın www.csgb.gov.tr adresine girerek elde etmeniz mümkün. Formları kendiniz de doldurabilirsiniz. Bu iş için başkalarına para vermenize gerek yok.

Para cezası: 3.361 TL
Formlar doldurulduktan bir kuruma bildirim yapılmasına gerek yok. Formlar, işveren tarafından, denetimlerde gösterilmek üzere işyerinde saklanacak. 2014 yılı için risk değerlendirmesi yapmayan işverene ilk tespitte 3.361 TL ceza var. Risk değerlendirmesi yapılmaması durumunda, aykırılığın devam ettiği her ay için ayrıca 5.041 TL ceza kesilecek.

SGK’dan ‘kıdem tazminatı alabilir’ yazısını kesin alın!
Soru: Sigorta girişim 1997. Bu tarihte sadece sigorta başlangıcım yapıldı. Aralık 2003’te sigortalı bir işe başladım ve o tarihten beri aynı iş yerinde çalışıyorum. 10 yıl ve 3600 gün esasına göre kıdem tazminatımı alıp kendi isteğimle iş yerinden ayrılabilir miyim?
Ahmet B. Yeşilbaşlı

Cevap: 15 yıl sigortalılık ve 3600 gün prim ödeme koşulları ile kıdem tazminatı alabilmeniz için 8 Eylül 1999 öncesi sigorta girişiniz olmalı. Sizin durumunuzda bu koşul sağlanmış. 15 yıl sigortalılık şartını da sağlamış olduğunuzdan dolayı, eğer prim gününüz 3600 gün ve üzerinde ise en yakın SGK İl Müdürlüğü veya Merkezine giderek, “kıdem tazminatı alabilir” yazısını talep edin. Çalıştığınız işyerine bu belgeyi vererek kıdem tazminatınızı işvereninizden talep edebilirsiniz. Yani bu koşullar sağladıktan sonra, kendi isteğinizle de olsa, işten ayrılmanız durumunda kıdem tazminatınızı alabilirsiniz.
Ancak, kıdem tazminatınızı aldıktan hemen sonra işe girerseniz, eski işvereniniz dava açarak ödediği kıdem tazminatını geri isteyebilir. Böyle çok örnek var. Dolayısıyla işinizden ayrıldıktan makul bir süre sonra (23 ay) tekrar bir başka işe girmeniz halinde kıdem tazminatınızı korumuş olursunuz.

‘Emekli aylığı’nın bağlanmasında hangi tarih geçerli?
Soru: Sayın hocam, ben 2 Kasım itibariyle emekliliği doldurup başvurumu yapacağım. Ancak maaşın 1 Aralık’tan başlatılacağı söyleniyor böyle olursa 28 gün havaya mı gidiyor. SGK nasıl ki 1 gün önceki başvuruyu kabul etmiyorsa bizimde hak ettiğimiz günden itibaren maaşımı hesaplaması gerekmiyor mu?
Adnan Bey

Cevap: 2 Kasım 2014 de başvuru yapmanız halinde, takip eden aybaşı olan 1 Aralık 2014’den itibaren emekli aylığı bağlanır. Ben genellikle emeklilik başvurusu yapacak olanlara, başvurunuzu ay sonuna doğru yapın tavsiyesinde bulunuyorum. Ancak bu konuda oldukça haklısınız. Sizin durumunuzda olanların mağduriyeti hesap edilmeli, ona göre ödeme yapılmalıdır.

Kaynak: http://ekonomi.milliyet.com.tr/bakkallarin-isi-gucu-risk/ekonomi/ydetay/1850785/default.htm

Beyanname vermeyi gerektirmeyen gelirler hangisi – 13 Mart 2014

Ana Sayfa » Basından Haberler (Page 10)
Paylaş
Tarih : 13 Mart 2014 - 12:55

GELİR Vergisinde beyan dönemi başladı.
Bu arada değişik gelirleri olan çok sayıda okuyucumuz, bu gelirleri için beyanname vermeleri gerekip gerekmediğini öğrenmek istiyorlar.

ÜCRET GELİRLERİ
Vergisi, ödenirken peşin peşin kesilen ücret gelirleri, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmiyor. Örneğin, yıllık ücret geliri 120 bin hatta 600 bin TL dahi olsa, beyanname verilmiyor.
Ancak, birden fazla işverenden ücret geliri olması halinde,
durum değişiyor. Birden sonraki işverenden, 2013 yılında alınan ücretin toplamı 26 bin TL’den fazla ise, ücret gelirleri için beyanname verilmesi gerekiyor.

İŞYERİ KİRA GELİRLERİ
Yurt dışında oturma ya da çalışma izni olanlar, Türkiye’deki iş yeri kira gelirlerinin tutarı, ne olursa olsun, bu gelirlerini Türkiye’de beyan etmek zorunda değiller. Örneğin, yıllık 800 bin TL iş yeri kirası alsalar dahi, bu geliri beyan etmeyecekler.
Türkiye’de yerleşik olanlar ise, 2013 yılındaki iş yeri kira gelirleri ya da konut + iş yeri kira gelirleri veya eurobond faizi + iş yeri kirası toplamı 26 bin TL’yi aşmıyorsa, bu gelirleri için yıllık beyanname vermeyecekler.
Hemen belirtelim, her iki durumda da kiracı, kirayı öderken “yüzde 20 stopaj” yapmaktadır.

TELİF KAZANÇLARI
2013’de telif kazancı elde edenlerin (yazar, heykeltıraş, bestekâr, bilgisayar programcısı ve bunların mirasçılarının; şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve TV senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, TV ve videoda yayınlama ya da kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserlerini satmak, haklarını devir veya kiralamak şeklindeki) gelirleri, tutarı ne olursa olsun, yıllık beyanname ile beyan edilmez.

FAİZ, REPO VE FON 
Gerçek kişiler, 2013 yılında elde ettikleri, stopaja tabi tutulmuş banka mevduat faizi, repo ve fon gelirlerini, tutarı ne olursa olsun beyan etmeyecekler. Bankada, döviz tevdiat hesabı bulunanlar da bunlardan elde ettikleri, stopaja tabi tutulan faiz gelirlerini beyan etmeyecekler.

BONO VE TAHVİL
1 Ocak 2006 tarihinden itibaren ihraç edilen, Hazine Bonosu (HB) ve Devlet Tahvili (DT) faizleri ve alım satım kazançları yüzde 10 stopaja tabi tutuluyor. Bu gelirler, 2013 yılı da dahil 2015 yılına kadar, tutarı ne olursa olsun beyana tabi değil. Aynı şekilde, stopaja tabi diğer bono ve tahviller de beyana tabi değil.
Yabancıların, Türkiye’de elde ettikleri HB ve DT faiz ya da alım-satım geliri ise, hem stopaja hem de beyana tabi değil. Eurobond gelirlerini ayrıca açıklayacağız.

BORSA KAZANÇLARI
2013 yılında borsada elde edilen kazançlar, tutarı ne olursa olsun, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmeyecek. Borsa dışında, hisse senedi alım satımında ise, edinme tarihinden 2 yıl geçtikten sonra satılanların kazancı, beyana tabi değil.

KÂR PAYI VE TEMETTÜ
2013 yılında, limited şirket ortaklarının elde ettiği “kâr payı” geliri ile anonim şirket ortaklarının elde ettikleri “temettü” gelirinin, brüt tutarı 52 bin lirayı aşmamışsa, beyana tabi başka gelirleri de yoksa bu gelirler, yıllık beyanname ile beyan edilmeyecek. 52 bin TL’yi aşanların da yarısı beyan edilecek (GVK Md. 22/2).

GAYRİMENKUL SATIŞI
Gayrimenkuller, iktisap (edinme) tarihinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra, elden çıkarılmışsa, bundan doğan kazanç, beyana tabi değil. 5 yıl içinde satılanlar da 9.400 TL’yi aşmayan kazançlar, beyana tabi değil. Miras kalan gayrimenkuller ise, ne zaman satılırsa satılsın, elde edilen gelir, vergi dışı olup, beyana tabi değil.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25995323.asp

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne



GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI