Boşanma Davalarında Adli Muhasebe Uygulamaları

Ana Sayfa » Adli Muhasebe » Boşanma Davalarında Adli Muhasebe Uygulamaları
Paylaş
Tarih : 24 Ekim 2013 - 11:44

BOŞANMA DAVALARINDA ADLİ MUHASEBE UYGULAMALARI

Yurtdışı adli muhasebe uygulamalarında boşanma davalarına sıklıkla rastlanılmasına rağmen ülkemizde bu konudaki çalışmalar çok sınırlıdır. Üstelik bu konuda hiçbir makalenin olmaması da üzerinde durulması gereken ayrı bir konudur. Bu makalemizde bu konudaki eksikliği bir nebze de olsa gidermeye çalışacağız.

  1. 1.                  GİRİŞ

    Boşanma sürecinde eşler arasında mal paylaşımı gibi mali sorunlar genellikle en tartışmalı kısmı oluşturmaktadır. Boşanma sürecinde hakim, bu tip sıkıntıları giderecek bazı geçici önlemleri almaktadır. Zaten boşanma davaları kamuyu da ilgilendirdiğinden hakimin çok geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Eşlerin barınması ile ilgili tedbirler, eşlerin bakım ve geçimine yönelik tedbirler, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin tedbirler, eşlerin mallarının yönetimi ile ilgili tedbirler genel olarak bu tedbirlere örnek verilebilir. Evlilik anlaşmazlıklarının mali yönlerinin çözülmesine ilişkin süreçler genellikle çok karmaşık ve zaman alıcı bir süreci ifade eder. Adli muhasebeciler bu konularda eşlere veya avukatlarına eşsiz bilgiler sağlayabilmektedir. Yabancı ülke uygulamaların mal paylaşımı, nafaka gibi konularda avukatlar adli muhasebecilere güvenmekte ve hukuki süreçleri bu destek sayesinde daha sağlıklı yürütebilmektedirler.

Genelde evliliklerde eşlerden birisi mali ilişkileri yönetmekte diğer eşin bu konularda bilgisi olmamaktadır. Boşanma ile ilgili süreçte mali ilişkileri kontrol eden eş avantajlı konumda olurken diğeri mağdur olabilmektedir. Boşanma sürecinde eşlerden birisi duygularının esiri olarak diğer tarafın hiçbir şey almaması veya daha düşük nafaka almasını sağlamak için çeşitli hilelere başvurabilmektedir. Varlıkların gizlenmesi veya çeşitli yollarla transfer edilmesi gibi haksız uygulamalar evlilik birliğinden ayrılmak isteyen eşe ciddi zararlar verebilmektedir. Bu sebeple adli muhasebeciler mağdur olan eşe destek hizmetleri vermektedirler. Ailenin yaşam tarzı, hayat standartları analiz edilmekte, banka mevduatı, sahip olunan varlıklar net değer v.b. yöntemlerle  değerlendirilmektedir. Ayrıca boşanmada bir ticari işletme söz konusu ise konunun boyutları çok daha büyüyebilmektedir.

  1. 2.                  Boşanmanın Mali Sonuçları

 

     Evlenme sonucunda eşlerin ekonomik, sosyal, kişisel ve hukuksal statülerinde önemli bazı değişiklikler ve yenilikler meydana geldiği gibi boşanma sonucunda da, aynı şekilde boşanan eşlerin sosyal, ekonomik, kişisel ve hukuksal statülerinde önemli değişiklikler ve yenilikler ortaya çıkmaktadır. Boşanmanın tüm hukuksal sonuçlarının değerlendirmek hukukçuların çalışma alanına girmekte, buna karşılık boşanmanın mali sonuçları ise adli muhasebecilerin çalışma sahaları içerisinde yer almaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen boşanmanın mali sonuçlarından kusura bağlı olanlar maddi ve manevi tazminat, kusura bağlı olmayan ise yoksulluk nafakası olarak sayılabilir. Bunları sırasıyla inceleyecek olursak,

A)     Maddi Tazminat: Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesinde ” Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir” şeklinde maddi tazminat düzenlenmiştir. Yalnız mahkemenin maddi tazminata hükmedebilmesi için taraflardan birisinin talebinin olması gerekir. Yani hakim takdir yetkisini kullanarak kendi kendisine maddi tazminata hükmedemez.  Kanun metninden de anlaşılacağı üzere eşin maddi tazminat talep edebilmek için kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekmektedir. Maddi Tazminat için;

A1) Boşanma kararı verilmiş olmalı,

A2) Boşanma yüzünden maddi zarar oluşmalı,

A3) Maddi zararın boşanma ile illiyetinin (bağlantısının) olması

A4) Maddi tazminat isteyen az kusurlu veya kusursuz olmalıdır

A5) Maddi tazminat miktarı tespit edilmelidir.

 

B)      Manevi Tazminat: Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesinde ” Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. ” şeklinde manevi tazminat düzenlenmiştir. Yine mahkemenin maddi tazminata hükmedebilmesi için taraflardan birisinin talebinin olması gerekir. Manevi tazminatı boşanmada kusuru bulunmayan taraf talep edebilir. Az kusurlu olan taraf ifadesi bu madde de yer almamaktadır. Manevi tazminat için;

 

B1) Boşanma kararı verilmiş olmalı,

B2) Boşanma yüzünden manevi zarar oluşmalı,

B3) Manevi zararın boşanma ile illiyetinin (bağlantısının) olması

B4) Manevi tazminat isteyen kusursuz olmalıdır

B5) Manevi tazminat miktarı tespit edilmelidir.

 

C)      Yoksulluk Nafakası: Türk Medeni Kanununun 175’nci maddesinde ” boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz ” şeklinde yoksulluk nafakası düzenlenmiştir. Böylece boşanma yüzünden yoksulluğu düşecek taraf, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka talep edebilir. Yine talebe bağlı olarak yoksulluk nafakasına hakim hükmedebilir. Bu talep boşanma kararının kesinleşmesinden sonra en fazla 1 yıl içerisinde yapılmalıdır. Yoksulluk nafakası için,

 

C1) Taraflardan birisinin talebi

C2) Talep eden eşin az kusurlu veya kusursuz olması

C3) Talep eden tarafın yoksulluğa düşecek olması

C4) Nafaka miktarının ödemeye yapacak eşin mali gücüyle orantılı olması

C5) Yoksulluk Nafakasının Uygun Miktarının Tespiti,

C6) Yoksulluk nafakasının başlangıç ve bitiş sürelerinin tespiti

C7) Yoksulluk nafakasının Ödenme şeklinin ve faizin belirlenmesi

C8) Gelecek Yıllara İlişkin Uyarlanması, Artırılması ve Azaltılması Esaslarının tespiti

     Tüm bu nafakaların belirlenmesinde eşlerden birisi, genellikle evlilik birliğinin mali ilişkilerini yöneten taraf diğerine zarar verebilmek veya kendisinde kalacak mal miktarını arttırmak gibi gerekçelerle mal varlığını gizleme veya çeşitli yollarla transfer etme gibi uygulamalara girişebilmektedir. Bu tip konularda adli muhasebeciler ilgili taraflara veya avukatlarına değişik bir hizmet vermektedirler. Bu konuda adli muhasebe uygulamalarını içeren bir materyal Türkiye sisteminde bulunmadığı için bu makaleyi yazma ihtiyacı hissettim.

  1. 3.       Adli Muhasebecilerin Boşanma Davalarında Üstlenebilecekleri Roller

 

Adli muhasebe ülkemizde yeterince tanınmadığından kapsamı, getireceği yenilikler ve faydaları da iyi bir şekilde değerlendirilememektedir. Esas olarak adli muhasebe üç çalışma alanı üzerinde odaklanmaktadır. Bunlardan birincisi dava destekleri ikincisi bilirkişi tanıklığı ve sonuncusu hile, yolsuzluk ve suistimal denetçiliği kapsamında araştırmacı muhasebeciliktir. Yeni bir meslek olması dolayısıyla serbest adli müşavirliğin çalışma konuları çok iyi bilinmemektedir. Dava destekleri ile adli müşavirler avukatlara karşı tarafın avukatının veya savcının oluşturduğu iddialara karşı ileri sürülebilecek destekleri sağlamakta hukuksal itilafı oluşturan olayın muhasebesel boyutunun tam ve açık bir şekilde yazılı ve sözlü açıklanması yapılmaktadır. Dava destekleri davanın hazırlık aşamasından tüm hukuk yollarının tükendiği ana kadar geçen bütün dönemlerde olabilir. Boşanma davalarında, ceza davalarında, iş hukuku davalarında, sermaye piyasası ile ilgili davalarda, icra iflas davalarında, ticaret hukuk ile ilgili davalarda, kara para davaları, vergi davaları, zimmet ile ilgili davalarda daha pek çok muhasebeyi ilgilendiren dava türünde destek hizmeti sunulabilmektedir.

 

Boşanma davalarında nafaka miktarının tespit edilebilmesi için mevcut menfaatlerin (evlilik hukukun eşlere getirdiği faydalar) ile beklenen menfaatlerin (evlilik birliği devam etseydi elde edilecek faydalar) ve zarar kapsamına girmeyen menfaatler tespit edilir.

 

Mevcut menfaatler; eşlerin karşılıklı nafaka hakları, yasal mal rejiminden doğan haklar, diğer eşin bir malını kullanarak sağladığı yararlar, diğer eşin işyerinde çalışarak elde ettiği kazançlar,  boşanma nedeniyle tarafların yaptığı giderler,

– yol gideri,

-ayrı ev açmanın getirdiği harcamalar,

-sağlık durumu pek kötü davranışlar nedeniyle bozulan tarafın tedavi giderleri,  gibi hususlar sayılabilir.

Beklenen menfaatlere örnek olarak, eşler arasındaki ölüme bağlı tasarruflardan veya sigortadan doğan alacak, diğer eşin işyerinde çalışmasından elde ettiği gelir, emekli aylığı, evlenmeye güvenerek mevcut işinden ayrılmak, üniversiteyi yarıda bırakmak, gibi hususlar sayılabilir.

 

Adli muhasebe yeni bir kavram olmakla beraber bu bilim dalına ilgi duyanların sayısının çok hızlı artması nedeniyle de muhasebe meslek mensupları arasında ilgi uyandırmaktadır. Teknolojik değişimler, ekonomik, siyasi ve toplumsal hayatın gelişmesi hızlı gelişmesi sürekli kendisini yenileyen meslek gruplarının oluşmasını gerektirmektedir. Çünkü suç işleyen kişi veya kişiler bu değişen sistemlere uygun yeni hatta çoğu zaman akla hayale gelmeyecek yöntemler, organizasyonlar veya işlemler gerçekleştirmektedirler. Bu sebeple klasik muhasebe uygulayıcıları veya klasik denetçiler yetersiz kalmakta adli müşavirlere daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Benzer şekilde nafaka vermek istemeyen veya çok az vermek isteyen taraf pek çok yönteme başvurabilmektedir. Bunlar,

 

A)     Ev, Araba gibi varlıkların ilişkili kişilere değerinin çok altına satılması (Hileli devir)

B)      Bu varlıkların harcanmış gösterilmesi (şişirilmiş veya sahte faturalar alınması)

C)      Bu varlıkların bir vakfa veya şirkete verilmiş gösterilmesi,

D)     Bu varlıkların yardım ve benzeri amaçlarla kullanıldığına ilişkin belgeler sunulması

Bu listeyi daha da çoğaltmak mümkündür. Ancak burada amaç sadece örnek vermek olduğu için çok sık rastladığımız örnekleri vermekte yarar bulunmaktadır. Adli muhasebeciler aile gelir durumu analizi yaparken şu ölçütleri kullanmakta ve tazminat miktarını hesaplarken şu unsurları dikkate almaktadırlar:

–                     Tazminat isteyen tarafın zedelenen menfaatlerinin maddi boyutu,

–                     Tarafların eğitim düzeyi,

–                     Tarafların boşanmada kusur dereceleri,

–                     Evliliğin süresi,

–                     Ekonomik ve sosyal  durumları,

–                     Aile bireylerinin barınma, beslenme alışkanlıkları, yaşadıkları çevre ve koşulları,

–                     Ortak malların idare ediliş şekli,

–                     Eşine güvenerek öğreniminden ve işinden ayrılmış olma durumu,

–                     Sosyal güvenliklerinin bulunup bulunmadığı,

–                     Meslekleri ve çalışma koşulları,

–                     İş bulma olanak ve olasılıkları

–                     Fiziksel ve bedensel sağlık durumları,

–                     Olası yaşam süreleri,

–                     Yeniden evlenebilme şansları,

–                     Varsa sigorta poliçeleri,

–                     Kişisel birikim ve yetenekleri,

–                     Yatırım güç ve olanakları,

–                     Vergi kayıtları,

–                     İş sözleşmelerinin kapsamı ve süresi,

Hileli devir gibi işlemlerin tespit edilmesinde tapu kayıtları, emlağın veya aracın ekspertiz veya piyasa değerleri alıcının satıcı ile ilişkileri ve benzeri unsurlar dikkate alınmaktadır. Ayrıca yapılan işleme ilişkin belgeler, vekaletnameler, noter kayıtları, ödeme makbuzları gibi evraklarda incelemeye tabi tutulmaktadır. Bazı resmi belgelerin (kimlik cüzdanı, pasaport gibi) fotokopilerinin, sahtelerinin, suçun işlenmesinde araç olarak kullanıldığı görülmektedir. Nafaka suçlarında evraklar, masraf listeleri, faturalar, tahsilat ve tediye makbuzları sahte olarak üretilmekte ve hileli işlemin gizlenmesi aşamasında eşlerden biri bu belgeler kullanmaktadır. Mal kaçırma ile ilgili hileli işlemlerde kullanılan  belgelerde sahtecilik fiilleri çeşitli yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. En çok kullanılan yöntemler sürşarj, ilave, yakma/yırtma/lekeleme ve silme/kazıma olarak sıralanabilir. Bunlar,

a)                   Külli Sahtecilik

 

Külli sahtecilikle gerçeği, orjinali veya benzeri alınmamış bir belge sahte tarih ve sayılı olarak tamamen sıfırdan oluşturulur. Elbette tip belgeleri meydana getirmek oldukça zordur. Genelde bir diploma, ehliyet, pasaport veya evlenme cüzdanı vb. doldurulması da bu tip sahtecilik türlerine örnektir. Başka birisinin kimliği, pasaportu veya ehliyeti kullanılmak yetine boş bir kimlik, pasaport veya ehliyet hayali olarak doldurulabilir.

 

b)                  Kısmi Sahtecilik

 

Gerçekte var olan bir belge üzerinde fotoğraf veya içerik değiştirilerek sahtecilik gerçekleştirilir.  Başka birisinin kimliği, pasaportu veya ehliyeti kullanılarak gerçekleştirilen sahtecilik türüdür. Bu gerçek belge üzerinde silinti, kazıntı, ilave ve çıkartmalar yapılarak istenilen sonuca ulaşılmaya çalışılır. Bir senet, bir tahsilat veya tediye makbuzu üzerindeki rakamın, tarihin veya imzanın değiştirilmesi de bu tip sahteciliklere örnektir.

 

c)                   Sürşarj

 

Herhangi bir harf, rakam veya işaret üzerinde değişiklik yaparak, belgeyi manipüle etme işlemidir. Örneğin (1) bir rakamı dörde (4), (3) üç rakamı sekize(8) dönüştürülebilir. Benzer şekilde harflerde de (S) se harfi şe harfine(Ş), (C) ce harfi o harfine (O) anlaşılmayacak şekilde değiştirilebilir.

 

d)                  İlave

 

Bu yöntemde de harf ve rakamların başına veya sonuna yeni harf veya rakamlar eklenir. Örneğin (100) yüz rakamına bir nokta ve üç sıfır ilave edilerek (100.000) yüz bin rakamı elde edilebilir. Benzer şekilde harflerde de Beş Milyon yazısı On Beş Milyon şeklinde yazının başına On ibaresi eklenebilir. Kriminal inceleme laboratuarında özel bir makine aracılığıyla bu tip eklemeler siyah diğer bilgiler ise beyaz olacak şekilde birkaç dakika içerisinde ayrılabilmektedir. Yani teknoloji bu tip çıplak gözle ayırt edilemeyecek ilaveleri hemen tespit edebilmektedirler.

 

e) Yakma, Yırtma, Lekeleme

Bu teknikte belgenin üzerinde yakma, yırtma veya lekeleme gibi işlemler gerçekleştirilerek belgenin bir kısmının gizlenmesi veya okunmaz hale getirilmesi esastır. Böylece belgenin geriye kalan kısmı kullanılarak istenilen amaca ulaşılmaya çalışılır. Örneğin kimlikte yapılan tahrifat “kimlik pantolonla beraber yıkanmış ama TC kimlik numarası okunuyor” gibi söylemlerle kullanılmaya çalışılır.

 

f)  Silme /Kazıma

 

Bu yöntemde de harf ve rakamların başında veya sonunda yer alan harf veya rakamlar silinerek veya kazınarak yok edilir. İlave yönteminin tam tersidir. Örneğin (3.500.000) üç milyon beş yüz bin rakamının başındaki 3 rakamı silinerek (500.000) beş yüz bin rakamı elde edilebilir. Benzer şekilde harflerde de On Beş Milyon yazısı Beş Milyon şekline getirilerek yazının başındaki On ibaresi silinebilir.

 

Dava destekleri kapsamında verilebilecek hizmetler yukarıdaki gibi özetlenebilir. Ayrıca uzman tanık olarak adli muhasebecinin ulaştığı sonuçları görsel sunum öğeleri ile birlikte mahkemelerde sözlü anlatması ve hakimin veya avukatların sorularını yanıtlaması da mümkündür.

 

  1. 4.                  SONUÇ

Boşanma davalarında adli muhasebe uygulamalarının kullanılmasına ilişkin yöntemlerden bazılarını incelediğimiz bu makalemizde benzeri bir çalışma Türkiye’de hiç olmadığı için çok fazla detaya girmeden konunun ana hatlarını açıklamaya çalıştık. Ayrıca bu tip çalışmaların arttırılabilmesi için konuya dikkat çekmeyi hedeflemiş bulunmaktayız. Ülkemizde adli muhasebe farkındalığı oluşturabilecek çalışmaların arttırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Adli muhasebe üzerine hizmet veren firmaların sayısının hızla artması, bağımsız denetim ve yeni çalışma alanlarının ve uzmanlaşma dallarının önem taşıdığı muhasebe mesleğinde yeni bir trendin başlangıcı olabilir.

Bir önceki yazımız olan 2014 Asgari Ücret Net, Asgari Ücret 2014, Asgari Ücret 2014 Ne Kadar başlıklı makalemizde 2014 asgari ücret, 2014 asgari ücret ne kadar ve 2014 yılı asgari ücret tutarları hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo