Anonim ve limitet şirketlerin tasfiyesi ve vergileme – 21 Şubat 2013

Ana Sayfa » Basından Haberler » Anonim ve limitet şirketlerin tasfiyesi ve vergileme – 21 Şubat 2013
Paylaş
Tarih : 21 Şubat 2013 - 10:06

Kurulan anonim ve limitet şirketlerin sona ermesi muhtelif nedenlerle olur. Sona ermenin tamamlanması ise ancak tasfiye ve iflas işlemleri ile olur. Tasfiye işlemleri hukukumuzda özel düzenlemelere bağlanmış, vergilemeyle ilgili işlemlerde şirketlerin normal işleyişine göre bazı farklılıklar söz konusudur Bu gün yazımızda 6102 Sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu hükümlerini göz önünde tutarak, tasfiye ve vergileme konusu üzerinde kısaca duracağız.

Sona erme
Anonim şirketlerin sona ermesi ya da erdirilmesi yasal, doğal ve sözleşmesinde yer alan hükümler dolayısıyla sona erebilir. Başlıcaları aşağıda olduğu gibidir;
a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle,
b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,
c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle,
d) TTK’nın 421’inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alman genel kurul kararıyla,
e) İflasına karar verilmesiyle,
f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde, sona erer.

Tasfiye
Yukarıda belirtilen nedenlerle sona eren şirket tasfiye haline girer. Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unva-nını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu hâlde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır. Tasfiyeyi esas itibariyle şirketçe seçilmiş tasfiye memurları eliyle yapılır.
İflas hâlinde tasfiye, iflas idaresi tarafından İcra ve iflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları temsil yetkilerini, ancak şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için korurlar.
İflas hali dışında şirket tasfiye hâline girince, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir.
Genel kurul, Tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere tasfiye memurları tarafından toplantıya çağrılır.

Tasfiye işlemleri

Tasfiye memurları
Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmadığı takdirde, tasfiye, yönetim kurulu tarafından yapılır. Tasfiye memurları pay sahiplerinden veya üçüncü kişilerden olabilir. Tasfiye ile görevlendirilenler esas sözleşmede veya atama kararında aksi öngörülmemişse olağan ücrete hak kazanırlar.
Yönetim kurulu, tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Tasfiye işlerinin yönetim kurulunca yapılması hâlinde de bu hüküm uygulanır.
Şirketin feshine mahkemenin karar verdiği hâllerde tasfiye memuru mahkemece atanır.
Temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması şarttır.

Aktifleri satma yetkisi
Genel kurul aksini kararlaştırmamışsa, tasfiye memurları şirketin aktiflerini pazarlık yoluyla da satabilirler. Ancak önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir. Bu konudaki kararlar için sermayenin yüzde yetmiş beşini temsil eden oyların olumlu olması gerekir.

İlk envanter ve bilanço
Tasfiye memurları görevlerine başlar başlamaz, şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelerler; gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurarak, şirketin malvarlığına ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenler ve genel kurulun onayına sunarlar.
Envanter ve bilançonun onaylanmasından sonra, tasfiye memurları şirketin envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine el koyarlar.

Alacaklıların çağrılması ve korunması
Alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ve şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar. Alacaklı oldukları bilinenler, bildirimde bulunmazlarsa alacaklarının tutan Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir bankaya depo edilir.
Şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir; meğerki bu gibi borçlar yeterli bir şekilde teminat altına alınmış veya şirket varlığının pay sahipleri arasında paylaşımı bu borçların ödenmesi şartına bağlanmış olsun.

Tasfiye sonucu dağıtma
Tasfîye hâlinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığı, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında, ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır. Tasfiye payında imtiyazın varlığı hâlinde esas sözleşmedeki düzenleme uygulanır.
Alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kalan varlık dağıtılamaz. Şu kadar ki, hâl ve duruma göre alacaklılar için bir tehlike mevcut olmadığı takdirde mahkeme bir yıl geçmeden de dağıtmaya izin verebilir.
Esas sözleşme ve genel kurul kararında aksine hüküm bulunmadıkça, dağıtma para olarak yapılır.

Şirket unvanının silinmesi ve defterlerin saklanması
Tasfiyenin sonunda defterler ve tasfiyeye ilişkin,  olanlar da dâhil, belgeler TTK 82’nci madde uyarınca saklanır. Bu maddeye göre defter ve belgelerin 10 yıl süreyle saklanması sulh mahkemesi tarafından gerçekleştirilecektir.
Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanın sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden istenir, istem üzerine silinme tescil ve ilan edilir.

Tasfiye halinde vergileme
Her ne sebeple olursa olsun, tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olacaktır.
Tasfiye, kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlar ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer.
Başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin sona erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönem bağımsız bir tasfiye dönemi sayılır.

Tasfiye beyannameleri
Tasfiye beyannamesi, tasfiyenin aynı takvim yılı içinde başlayıp sonuçlanması halinde, tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilecektir.
Tasfiyeye giriş tarihi ile tasfiyenin sonuçlanma tarihinin farklı takvim yıllarında gerçekleşmesi durumunda, her bir tasfiye dönemine ilişkin tasfiye beyannamesi, tasfiye memuru tarafından tasfiye döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilecektir. Tasfiyenin sonra erdiği döneme ilişkin tasfiye beyannamesi ise tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilecektir.
Tasfiye döneminde geçici vergi beyannameleri verilmez. Muhtasar beyannameler ve Katma Değer Vergisi beyannameleri verilmeye devam edilir.

Tasfiyenin zararla kapanması halinde düzeltme
Bilindiği gibi normal vergilendirme dönemlerinde sonraki yılda ortaya çıkan zararlar önceki yılların karlarından mahsup edilip düzeltme yapılamaz. Tasfiye halinde ise tasfiyenin zararla kapanması halinde tasfiye sonucu, önceki tasfiye dönemlerine doğru düzeltilir ve önceki dönemlerde fazla ödenen vergiler mükellefe iade edilir. Nihai tasfiye sonucunda matrah beyan edilmesi halinde önceki tasfiye dönemlerinin düzeltilmesi söz konusu olmaz.

Tasfiyede zamanaşımı
Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde tarh zamanaşımı, tasfiyenin sona erdiği dönemi izleyen yıldan başlar.

Tasfiye işlemlerinin incelenmesi
Tasfiye işlemlerinin incelenmesi talebini içeren dilekçenin vergi dairesine verilmesinden itibaren en geç üç ay içinde vergi incelemelerine başlanacak, vergi incelemesinin bitmesini takip eden otuz gün içinde de vergi dairesi, söz konusu vergi incelemesinin sonucunu tasfiye memurlarına bildireceklerdir. Buna göre, kurumdan aranan vergilerin sonucu alınıncaya kadar tasfiye memurlarının Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17’nci maddesine göre var olan sorumlulukları devam edecektir.
Maliye Bakanlığı; mükelleflerin hukuki statülerini, faaliyet gösterdikleri alanları ve tasfiyeye giriş tarihindeki aktif büyüklüklerini dikkate almak suretiyle tasfiye işlemlerine yönelik inceleme yaptırmamaya yetkilidir.

Tasfiye ve devreden katma değer vergisi
Katma değer vergisinin en önemli özelliklerinin başında vergi indirimi mekanizması gelmektedir. Buna göre satılan mal ve ifa edilen hizmetler dolayısıyla tahsil edilen KDV tutarından mal ve hizmet alımları nedeniyle ödenen KDV toplamı indirilerek aradaki fark fazla ise mükellefçe vergi dairesine ödenir. Alımların KDV’si daha yüksekse gelecek aylara devredilir. Ancak, işi bırakan mükellefler, mükellefiyetlerini terkin etmeleri nedeniyle, yüklendikleri vergileri tasfiyenin son ayı için verdikleri KDV beyannamesinde indirim yoluyla giderememişlerse bir daha indirememe durumuyla karşı karşıya kalmaktadırlar.
Vergi uygulamasında, son döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen KDV’nin gider olarak kaydedilmesi kabul edilmektedir. Ancak, KDV indirim sistemi konusunda birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, ülkemizde gider yazılabilen bu KDV’nin tasfiyenin son aşamasında mükellefe iadesi daha uygun bir yoldur.

Kaynak: http://www.dunya.com/anonim-ve-limitet-sirketlerin-tasfiyesi-ve-vergileme-151174yy.htm

Bir önceki yazımız olan Hangi Sigortalı Sigortalılık Başlangıcı Öncesindeki Doğumunu Borçlanabilir?-21 Şubat 2013 başlıklı makalemizde doğum borçlanması, doğum borçlanması sigortalılık dönemi ve hangi dönem doğum borçlanması hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo