Adli Muhasebe’de Uzman Tanıklık Uygulamaları

Ana Sayfa » Adli Muhasebe » Adli Muhasebe’de Uzman Tanıklık Uygulamaları
Paylaş
Tarih : 10 Eylül 2013 - 10:17

ADLİ MUHASEBE’DE UZMAN TANIKLIK UYGULAMALARI

Adli muhasebe uygulamalarının en bilinen alanı olan uzman tanıklık, genelde bilirkişilik ile de karıştırılmaktadır. Bu konuda muhasebe meslek mensuplarımıza bilgi verebilmek amacıyla bu makale hazırlanmıştır.

 

1.GİRİŞ

 

Uzman Tanıklık,  mahkemelerde muhasebe yönü ağır basan herhangi bir dava konusu ile ilgili yazılı olarak bildi­rilen görüşün, aynı zamanda sözlü sunumunu yapmak ve hakim, savcı veya avukatların sorularını yanıtlamaktan ibarettir. Adli muhasebenin bu alt çalışma alanına bilir­kişi tanıklığı, uzman tanıklık, uzman görüşü gibi isimlerde verilmektedir. Adli muhasebe uygula­maları içerisinde dil bilimi uygulamalarının,  sözel sunum tekniklerinin ve iletişim konularının ağırlıkta olduğu bir bölümdür.

 

Uzman tanıklık süreci, muhasebesel görüş istenen konunun ne olduğunun anlaşılması ile başlar.  Uzman tanık, avukatla veya muha­sebe ağırlıklı hukuki itilafta mağdur olduğunu düşünen kişiyle görüşmekle işe başlar. Görüşmede önemli olan müşterinin taleplerinin iyi anlaşılması ve muhasebesel problemin ne olduğunun tam bir şekilde tespit edilmesidir. Muhasebesel problem incelenmeden hemen hızlıca veya ilk mütalaa denilebilecek bir görüşün müşteriye bildirilme­si uzman tanıklıkta yapılabilecek en önemli hatalardan biridir. Uzman tanık yapacağı muhasebesel incelemelerden analizlerden sonra konu ile ilgili bir profesyonel görüş bildirebilir. Her ne kadar uzman tanıklık ile ilgili ücret müşteriden (avukat veya mağdur) alınacak olsa bile burada amaç adaletin sağlanmasına yardımcı olacak gerçeği yansıtan, sağlıklı bir muhasebe analizinin yazılı ve sözlü olarak sunulmasından ibarettir.

 

Uzman tanıklık uygulamaları Amerika Birleşik Devletleri’nde çok yaygın olduğu için filmlere bile konu olmaktadır. Filmde hakimin, savcının ve avukatın çapraz sorularını taşıyan uzman kendi kanaatini serbestçe ifade ettiğin davanı çözümlendiği vurgusu sıklıkla görülür.

 

2. Uzman Tanıklık Kavramı

 

Bilirkişi raporlarının eksik ve yetersiz olması çoğu zaman gereksiz yere yargı süreçlerinin uza­masına yol açmaktadır. Bu durumda tekrar aynı konuda bilirkişi atanmakta ve yeni bir rapor daha alınmaktadır. Mahkemelerde aynı konuda gelen bilirkişi raporlarının birbiriyle çeliştiği de görülmektedir. Yazılı ifadelerde imla ve dil bilgisi kurallarına yeterince uyulmaması da ayrı bir sorun teşkil etmektedir. Bilirkişilik müessesesinin bu eksiklikleri nedeniyle uzman tanıklık uygula­malarının daha sık bir şekilde tercih edilmesine neden olacaktır. Elbette ki uzman tanıklık alanı ile ilgili literatürün oluşması, bu konuda belirle­necek eğitim standartları, staj ve sertifikasyon süreci bu gelişmeyi hızlandıracaktır.

 

Taraflar dava dilekçelerini hazırlayabilmek, iddia veya savunmalarını güçlendirebilmek veya şekillen­dirmek için, muhasebe ağırlıklı bir olayda, bir uzmana başvurma ihtiyacı duyabilirler. Hukuken bu durum Hukuk Muhakemeleri Kanunu hazırlanırken görüşül­müş ve söz konusu Kanunun 293. maddesinde “Uzman Görüşü” başlığı altında tarafların uzmanından bilim­sel görüş alabilecekleri hükme bağlanmıştır. Davanın her iki tarafı da bir uzman tanığa başvurmuş ve her iki raporda birbirinin aksi görüş bildiriyor olabilir.

 

Taraflar dava dilekçelerini hazırlayabilmek, iddia veya savunmalarını güçlendirebilmek veya şekillen­dirmek için, muhasebe ağırlıklı bir olayda, bir uzmana başvurma ihtiyacı duyabilirler. Hukuken bu durum Hukuk Muhakemeleri Kanunu hazırlanırken görüşül­müş ve söz konusu Kanunun 293. maddesinde “Uzman Görüşü” başlığı altında tarafların uzmanından bilim­sel görüş alabilecekleri hükme bağlanmıştır. Davanın her iki tarafı da bir uzman tanığa başvurmuş ve her iki raporda birbirinin aksi görüş bildiriyor olabilir.

 

Uzman tanık raporlarının hukuki niteliği, delil mi yoksa taraflardan birisinin yazılı beyanı niteli­ğinde olup olmadığı tartışmalıdır. Alman hukuk sisteminde her iki tarafında uzman tanık raporu getirmesi ve bu raporların birbiriyle çelişmesi durumunda bilirkişiye başvurulmasını zorunlu tutmaktadır. Türk Hukuk sisteminde bu husus düzenlenmemiştir. Bilirkişiler, yargı çevresinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonları tarafından, her yıl düzenle­necek olan listelerde yer alan kişiler arasından seçilirken, uzman tanığı taraflar serbestçe seçebilmektedirler. Mahkemeler uzman tanık seçilmesinde hiç bir rol oynamamaktadır. Türk uygulamalarında nadiren de olsa her iki tarafın tek bir kişiyi müştereken uzman tanık olarak seçtikleri de görülür. Muhasebe ve finansla ilgili çok fazla bilgiye sahip olmayan avukat veya ha­kimlere uzman tanıklık kapsamında şu hizmet­ler sunulmaktadır.(Zysman, 2011: 1):

 

  • Suçları ortaya çıkarmak veya bir iddiayı çürüt­mek için gerekli verilerin elde edilmesi
  • Davanın bir ön değerlendirmesinin yapılarak ilgili verilerin gözden geçirilmesi
  • Muhasebe ve finans konularıyla ilgili yasal dü­zenlemelerin incelenmesi ve dava süresince gerektiğinde ilgili taraflara bu konularla ilgili danışmanlık hizmetinin verilmesi
  • Tazminat taleplerine ilişkin raporlar incelene­rek ve gerçekleşen ekonomik zararların tespit edilmesi
  • Davanın sonuçlanmasına yönelik olarak ger­çekleştirilen görüşme ve soruşturmalara yardımcı olunması

 

Günümüzde ticari işlemlerin sonuçları, iflaslar, kazançların düşmesi, varlıkların değerlemesi, finansal tablo hileleri, ticari marka ihlalleri ve sözleşmelere aykırı davranışlar gibi pek çok konunun çözümünde adli muhasebecilerden faydalanılmaktadır (Telpner—Mostek, 2003:8). Adli muhasebecilerin mahkeme sürecinde, uzman tanıklık yaparken uymaları gereken bazı temel kurallar bulunmaktadır. Bunlar (Gülten ve Kocaer, 2011: 129-131):

a)   Tarafsız Bir şekilde Uzman Görüşü Bildirmek

b)   Gerçekleri Olduğu Gibi Göstermek,

c)   Kesin İfadeler Kullanmak,

d)   Varsayımlar Yapmamak,

e)   Açıklayarak Anlatmak,

f)   Belirli Bir Anlatım Düzenine Uymak,

g)  Açıklamalar           Arasında Tutarlılık Sağlamak,

h)  Konudan   Konuya Geçmemek,

ı) Soruları Tam Anlayarak Cevap Vermek,

i)    Açıklamaların        Bilimsel Dayanağını Gerekti­ğinde Sunabilmek,

j) Mahkemede Sözlü Açıklamaları Şekil, Tablo ve Görsel Öğelerle Desteklemek,

3. Uzman Tanıklık Süreci

 

Uzman tanıklık süreci denildiğinde müşteriyle görüşme ile başlayıp, raporun tamamlanıp mahkemelerde sözlü sunumunun yapılmasına kadar geçen aşamalar ifade edilmektedir. Avukat veya hukuki ihtilafın mağduru oldu­ğunu düşünen kişi dava konusu olay ile ilgili alacakları uzman tanıklık hizmetinin kimden alınması gerektiği hakkında karar vermekte güçlüklerle karşılaşabilirler. Elbette ülkemizde bu konuda Amerika Birleşik Devletleri’nde olduğu gibi uzman tanık ayrıntılı özgeçmişleri, reklamları, referansları veya bunlara ilişkin mesleki birlikler bulunmamaktadır. Bu nedenle uzman seçilirken aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasında yarar vardır.

*   Uzman yeterli mesleki bilgi ve deneyim sa­hibi olmalıdır.

*   Uzman iyi bir eğitim almış olmalıdır.

*   Bu alanda yeterli referansları olmalıdır.

*  Konunun gerektirdiği muhasebe alanında, örneğin inşaat muhasebesinde çok deneyimli olmalıdır.

*   Sözel iletişim yetenekleri üst düzeyde olmalı, kendisini iyi bir şekilde ifade edebilmelidir.

*   Mesleki ahlak ve etik ilkelerine uymalıdır.

Uzman tanıklık sürecinin uzman tanık yönünden aşamaları ise şu şekildedir:

a)                 Uzman Tanıklık İlk Görüşme:  Görüşme aşamasında uzman tanık müşteri olarak kabul edilebilecek avukat veya mağdur olduğunu düşünen kişi veya kuruluş işle görüşür. Varsa avukat mesleki bilgisi ile ulaştığı görüşü, hukuki açıdan adli muhasebeciye aktarır ve taleplerini kendi beklentilerini iletir. Avukat yoksa mağdur olduğunu düşünen kişi veya kuruluş olayla ilgili kendi düşüncelerini, uzman tanıktan beklentilerini ifade eder. Bu görüşme sırasında elbette adli muhasebeci de müşterisine yapılması gereken çalışmaların neler olduğunu, analizin sonucunun istenilen biçimde çıkamayabileceğini, olumsuz veya alehte bir görüşe ulaşılabileceğini de belirtir. Böylece uzman tanıklık hizmetinin kapsamı, görüş bildirilecek hukuksal ihtilafa konu olan muhasebe probleminin boyutları da tespit edilmiş olmaktadır. Adli müşavir uzman tanıklık ile ilgili avukat veya mağdur olduğunu düşünen kişi ile kısaca müşteri ile yaptığı görüşmeden sonra ilk olarak muhasebe probleminin detaylarını araştırmalıdır. Avukattan dava dosyasının bir örneğini alarak, ifadeleri, iddianameyi, belgeleri, muhasebe defter belge ve kayıtlarını, varsa stok sayımlarını, envanter kayıtlarını, beyannameleri, mali tabloları ve bildirgeleri almalıdır. Böylece çalışmalarına esas olacak temel bilgi alanlarını elde etmelidir. Konunun muhasebesel boyutunu, gerekli mali analiz tekniklerini, muhasebe hesaplama ve kayıtlama yöntemlerini, genel kabul görmüş muhasebe ilke ve standartları doğrultusunda bilimsel olarak incelemelidir. Kayıt ve belgelerin doğruyu yansıttığını varsaymadan şüpheci bir yaklaşımla her konuyu dikkatli bir şekilde ele alarak incelemelidir. Çoğu zaman belge, bilgi, bulgu ve diğer muhasebe evrakları, kayıtları, hesap ve muhasebe hileleri içeriyor veya gerçeği olduğundan farklı şekilde yansıtıyor olabilirler.

 

b)      İşin Kabulü: Adli muhasebecinin uzman tanıklık kapsamında alacağı ücretin veya paranın, para benzeri maddi menfaatlerin belirlenmesi aşamasıdır. Uzman tanıklıkta bilirkişilik ücretleri gibi belli bir tarife olmadığından ücret veya para taraflarca serbestçe belirlenebilir.

 

c)        Sözleşme Aşaması: Ücretin belirlenmesinden hemen sonra yapılması gereken ise görüşme sürecinde sözlü olarak tarafların ifade ettikleri hususların yazıya dökülmesi aşamasıdır. Görüşme tutanağı hazır­lanarak taraflarca imza altına alınır ve mesleki hizmete ilişkin ücret ve diğer konuları içeren yazılı anlaşmanın daha sonra hazırlanacağı belirtilir. Avukat veya hukuki ihtilafta mağdur olduğunu düşünen kişi ile uzman tanık arasın­daki mesleki ilişki daima yazılı bir anlaşma ile başlamalıdır. Muhasebe sözleşmelerinde olduğu standart veya tip bir sözleşmesi yoktur.

 

Raporun Hazırlanması Aşması: Uzman tanıklık kapsamında kabul edilen işe ilişkin analizler muhasebesel bilgiler, elde edilen sonuçlar, açık ve anlaşılır bir şekilde delil ve dayanakları ile açıklanır. Yazılan rapor bilirkişi raporu formatına yakın bile olsa, görsel öğeler, şekil ve tablolarla desteklenir. Raporda imla hataları olmaması, dilbilgisi kurallarına uyulmasına, sade bir anlatım tarzı benimsenmesine özen gösterilir. Raporu okuyan kişinin raporda anlatılanlarla ilgili aklında bir soru işareti kalmamasına, raporun bölümleri arasında çelişkili ifadeler bulunmamasına da dikkat edilir. Yazım aşamasından önce yazılacak rapor plan­lanmalı, içeriği ve bölümleri belirlenmelidir. Sonra yazıma geçilmesi, görüşlerin elde edilmesinde kullanılan tekniklerde açıklanması ve sonuç kısmı açık olarak yazılmalıdır. Yazılan rapor son şekli verilmeden önce tekrar gözden geçirilmesi, yazım yanlışları, dilbilgisi hataları düzeltilmelidir. Eğer varsa raporda yer alan aşırı iddialı ifadeler metinden çıkarılmalıdır. Mahkemeye rapor son hali verildikten sonra ekleriyle beraber sunulma­lıdır. Raporun hakime sözlü sunumunun yapıla­bilmesi için gereken görsel öğeler hazırlanmalıdır.

d)      Raporun Mahkemede Sunulması: Raporun mahkemede sözlü olarak anlatılması aşamasıdır. Bu aşamada rapor satır satır okunmaz. Bunun yerine adli muhasebeci rapor unsurlarını ana hatlarıyla açık bir şekilde özetler. Böylece raporun sunumu yapılmış olur. Rapor görsel öğelerle, şekil, grafik ve tablolarla desteklenerek açıklanır. Raporun sonuç bölümünde ulaşılan bilimsel kanaate nasıl ulaşıldığı da delil ve dayanakları ile ifade edilir.

 

e)       Hakim, Savcı ve Avukatın Sorularının Yanıtlanması: Uzman tanıklık kapsamındaki son aşamadır. Bu aşamada hakim, savcı veya avukat rapor konusu ile ilgili uzman tanığa çeşitli sorular yöneltirler. Savcı ve avukat bir olayın tarafları olduğu için uzman tanığı yönlendirmeye, verdiği ifadeyi çarpıtmaya veya ifadesindeki çelişkili hususları ortaya koymaya çalışırlar. Bu sebeple uzman tanıklık kapsamında adli muhasebe hizmeti sunulurken kesinlikle sorular iyi dinlenmeli, cevaplarda kendinden emin bir şekilde ve bilimsel olarak verilmelidir.

 

Adli muhasebe çalışma alt dalları arasında Türkiye’de yasal alt yapısı tamamlanmış tek alan olan uzman tanıklık, ülkemizde yeterince tanınmamaktadır. Bilirkişi uygulamaları ülkemizde çok fazla bilinmesine karşın uzman tanıklık henüz bu düzeyde bilinmemektedir. Uzman tanıklık alanını tanıtan, kitap, makale, dergi, tez gibi bilimsel çalışmaların nitelik ve niceliklerinin artması gerekmektedir. Uzman tanık, bilirkişiden farklı bir şekilde yazılı olarak bildirdiği görüşü, sözlü olarak da açıklar.

 

Adli muhasebeciler adaletin tecelli etmesine yardımcı olmak temel amacı ile verdikleri diğer hizmetlerde olduğu gibi uzman tanıklıkta da kimseyi suçlar gibi konuşmamalı, hakim, savcı veya avukat yerine kendisini koyarak bir hüküm verir havası yaratmamalıdır. Amerika Birleşik Devletlerinde uzman tanıklar için çok sık kulla­nılan “kiralık silahlar” benzetmesi bu durumu ifade etmektedir. Uzman tanık olarak adli muhasebeci, dürüst, samimi ve sadece bir bilimsel görüş bildiren bir akil adam olarak raporunun sözlü sunumunu yapmalıdır. Yoksa herhangi bir tarafın lehine görüş bildiren, bazı gerçekleri sak­layan veya değiştiren bir açıklama yapısı ile uzmandan çok yukarıdaki benzetmeye uygun olarak bir “tetikçi” gibi duracaktır. Uzman tanık sadece kendisine intikal eden hukuki olayda taraflara konunun muhasebesel kısmını, herkesin anlayabileceği bir şekilde sade, net ve tarafsız bir dille anlatmalıdır. Uzman tanık raporları şekil şartlarına uymalı ve mahkemenin taleplerini, net olarak karşılayacak bir şekilde yazılmalıdır.

4. Sonuç

Uzman tanıklık kapsamında adli muhasebe hizmetlerinin verilmesi meslek mensupları için yeni bir çalışma alanı olacaktır. Adli muhasebe uzman tanıklık hizmetlerinin yasal alt yapısı tamamlandığından ülkemizde bu mesleğin ifa edilebilmesi için hukuksal hiçbir sorun bulunmamaktadır. Ancak bu konudaki makale, kitap, tez gibi çalışmaların arttırılması gerekmektedir. Konuyla ilgili bilimsel literatür ne yazık ki çok sığdır. Amerika birleşik devletleri kaynaklı kitaplarda sadece uzman tanıklığı anlatan pek çok eser bulunmaktadır. Ülkemizde bu alanda bir kitap bulunmaması da üzücüdür.

Bilirkişilik hizmetlerinde ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesinde uzman tanıklık yeni ve önemli bir aşama olacaktır. Yargı hizmetlerinin hızlanmasında adaletin erken tecelli etmesinde de uzman tanıklığın faydaları çok fazla olacaktır.

 

KAYNAKÇA

Gülten Selçuk – İlyas Kocaer, (2011). Adli Muha­sebe Uygulamaları, Ankara Ofset, Ankara

Telpner, Zeph – Michael Mostek. (2003), Expert Witnessing in Forensic Accounting:A Handbook for Lawyers and Accountants, CRC Press, USA

Zysman, Alan “Forensic Accounting Demystified”, http://www.forensicaccounting.com/three(5) .htm# start, (04.09.2012)

Bir önceki yazımız olan İsteğe bağlı ödemede doğum borçlanması hangi Kurum’a sayılır? - 10 Eylül 2013 başlıklı makalemizde bağ-kur prim, bağkur ve doğum borçlanması hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo