Adli Muhasebe ve Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesi

Ana Sayfa » Adli Muhasebe » Adli Muhasebe ve Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesi
Paylaş
Tarih : 21 Ekim 2013 - 9:47

ADLİ MUHASEBE VE KARA PARANIN AKLANMASININ ÖNLENMESİ

 

Bu makalemizde adli muhasebecilerin suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesinde oynayabilecekleri roller açıklanmak istenmiştir.

 

ÖZET

 

Suç ve suçtan elde edilen gelirlerin normal ekonomik sisteme uygun bir şekilde aktarılmasına ilişkin gelişen ekonomik, ticari, teknolojik yapılar her gün yeni yöntemler kullanılmasına izin vermektedir.  Çoğu zaman kara para aklama suçu ile mücadele, uluslar arası alanda ortak hareket etmeyi ve bu konuda uzman kişilerden destek almayı gerektirmektedir. Sadece devletlerin kendi çabalarıyla, sadece devlet memurlarıyla bu işte olumlu bir sonuç elde edilmesi zor görülmektedir. Bunun çeşitli nedenleri de vardır. Devlet memurları ellerinden gelen çaba ve özveriyi gösterse de çoğu zaman gelişen ve değişen teknolojiyi takip etmekte zorlanmaktadırlar. Ayrıca bazı bürokratik ve yapısal engellerde devlet memurlarının bu alanda yetersiz kalmasına yol açmaktadır. Kara parasını aklamak isteyenlerin genellikle kaybetmeyi göze alamayacakları tutarlardaki paraları için her türlü ayrıntıyı düşünerek profesyonel çalıştıkları görülmektedir.  Kara para aklama suçuyla mücadelede profesyonel destek sağlayabilecek yeni bir bakış açısına sahip muhasebe ve denetim meslek mensuplarına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu konuda meslek mensuplarımıza gerekli eğitimlerin verilmesi üzerine çok başarılı olacakları da açıktır. Adli muhasebeciler; dava destek danışmanlığı,  uzman şahitlik hizmetleri hile, yolsuzluk ve suistimal denetçiliği veya araştırmacı muhasebecilik ile aklama suçunun önlenmesi ve ortaya çıkarılmasında çok önemli destekler sağlayabilirler.

 

1.GİRİŞ

 

Ulaşım, iletişim olanaklarının gelişmesi, her gün yeni teknolojilerin ortaya çıkması, iktisadi, sosyal, siyasi ve finansal dönüşüm ve değişiklikler suç çeşit ve yöntemlerinin arttırırken suç gelirlerinin aklanmasına yönelik olanakları da çoğaltmaktadır. Ceza kanunları anlamında suç sayılan faaliyetlerden elde edilen gelirleri normal ekonomik yaşamdan kazanılan gelirlermiş gibi gösterme çabaları kara para aklama olgusunu gündeme getirmektedir.  Suç gelirlerinin kaynakları ne olursa olsun ülke ekonomileri ve sosyal yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri değişmemektedir. Normal iktisadi, vergisel olayları aşındırmakta pek çok hileli muhasebe ve bankacılık işleminin gerçekleştirilmesine yol açmaktadırlar. “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” sözünden anlaşılabileceği gibi kara para aklama yöntemlerinin tespiti çok zordur. Tespit zor olduğu içinde Türkiye ekonomisi içerisinde kara paranın büyüklüğü şu kadardır demek mümkün değildir. Ancak yapılan tahminler en az Gayrı Safi Milli Hasıla’nın %7’si kadar ekonomide bu tip olumsuz bir kara para aklama eyleminin olduğunu belirtmektedir. Ülkemizde kayıtdışı ekonominin büyüklüğü, belge düzeninin yeterince yerleşmemiş olması, vergi denetimlerinin azlığı, ülkemizde faaliyet gösteren şirketlerin yok denecek kadar az bir kısmının bağımsız denetime tabi olması kara para aklama eyleminin boyutlarının artmasına yardımcı olmaktadır.

 

Kara para aklama eylemi ile mücadele elbette uluslar arası işbirliğini gerektirse de öncelikle ülkelerin kendi egemenlik sahaları içerisinde uygun hukuki düzenlemeler yapmalarını ve denetim çalışmalarını etkin bir düzeye getirmeleri gerekir. Suç gelirlerinin ekonomik sisteme aktarılmasında birden çok aşama ve birden çok işlem kullanılabilir. Hatta bazen birden çok şirketin aralarında pek çok ticari işlem gerçekleştirdikleri de görülmektedir. Yapılan işlemleri yakalayabilmek için sadece normal muhasebe, denetim veya bankacılık bilgileri yeterli olmamaktadır. Ayrıca devletler sadece devlet memurları aracılığıyla da yüzde yüz bir başarı sağlayamamaktadırlar. Devlet memurları ellerinden gelen çaba ve özveriyi gösterse de çoğu zaman gelişen ve değişen teknolojiyi takip etmekte zorlanmaktadırlar. Ayrıca bazı bürokratik ve yapısal engellerde devlet memurlarının bu alanda yetersiz kalmasına yol açmaktadır. Artık suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi kamu ve özel sektör işbirliği ile çeşitli alanlarda uzman kişilerin birlikte çalıştığı profesyonel ekiplerle mümkün olmaktadır.

 

 

Adli muhasebe; hukuk, muhasebe, denetim, kriminoloji gibi çeşitli bilim dallarının kesişim noktasında yer almaktadır. Adli muhasebeciler; dava destek danışmanlığı, uzman şahitlik, hile, yolsuzluk denetçiliği veya araştırmacı muhasebecilik çalışma alanlarında profesyonel hizmet vermektedirler. Esasen muhasebe yönü ağırlıklı olan hukuksal ihtilafların çözümlenmesi konusunda çalışan adli muhasebeciler suç gelirlerinin aklanması konusunda da gerekli bilgi ve tecrübeye sahiptirler. Adli muhasebeciler şirket yolsuzluklarının aydınlatılması konusunda bilgi birikimleri ile genelde tanınmaktadırlar. Adli süreçlere olan yakınlıkları, delilleriyle, belgeleriyle sanık veya zanlıları tespit etme yetenekleri bu alanda çalışmaları için onları eşsiz birer uzman yapmaktadır. 5549 sayılı Kanununda, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesinde yükümlüler arasında Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler sayılmıştır. Meslek elemanlarının yükümlü grupları arasına alınması ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlerde mali kurumlar gibi müşterileri ile ilgili kimlik tespiti yapabilecek ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına (MASAK) müşteri ile ilgili şüpheli işlem bildiriminde bulunabilecektir

 

  1. 2.    SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASI

 

Suç gelirlerinin normal ekonomik sisteme aktarılması elbette ki bilinçli bir çabayı gerektirmektedir. Suç gelirlerinin normal ekonomik sisteme aktarılmasında suçlular çok dikkatli davranmakta planlı hareket etmektedirler. Bu sebeple bu tip suçların tespiti de zor olmaktadır. Suç gelirlerini elde edenler bu gelirlerin aklanmasında, normal ekonomik faaliyetler sonucu elde edilmiş gelirler gibi gösterilmesinde oldukça organize hareket etmektedirler. Suç gelirlerinin aklanması da suç olduğu gibi normal ekonomik, finansal sistemde de bir takım problemlere yol açar. Aklama suçunun neden olduğu mikro ve makro bazda problemleri genel olarak aşağıda yer aldığı gibi sayabiliriz (Hussain ve diğerleri; 2006:1123):

 

  • Ekonomik dengeyi bozma
  • Finansal krizlere neden olabilme,
  • Suç faaliyetlerine örnek olması bir anlamda  teşvik etmesi
  • Küresel mali sistemin işleyişine zarar vermek,
  • Finansal kurumların ve piyasaların işleyişini zayıflatmak ve itibarını zedelemek
  • Finansal piyasaların bütünleşmesini engellenmek,
  • Finansal şeffaflıkta bozulma,
  • Yabancı sermayenin yatırım isteğini kırmak,
  • Vergi gelirlerinde azalma,
  • Gelir dağılımında adaletsizlik meydana getirmesi,
  • Ülke risk priminin artması
  • Kayıtdışı faaliyetlerde artmaya yol açması,
  • Haksız rekabet koşullarını oluşturma,
  • Gelişmekte olan ülkelerde demokratikleşme sürecine zarar vermek,
  • Sosyal yapıya zarar vermek

 

Yukarıda belirtilen olumsuzluklara yapanın yanına kar kalıyor, zaten bu ülkede adalet yok gibi sosyal, psikolojik anlayışları eklemekte mümkündür. Aklama suçu son yıllarda özellikle de son on yıllık dönemde daha da fazla artmıştır. Bu artışın nedenleri arasında sayabileceğimiz başlıca hususlar aşağıda yer aldığı gibidir (Kidd ve Richter; 2002:49).

 

  • Piyasaların birbirleriyle bütünleşmesi, böylelikle finansal veri ve bilgi akışının hızlanması,
  • İnternetin yaygınlaşması ve internette veri iletim hızının artması,
  • Dünyada aklama suçu ile mücadelede yerleşmiş ortak bir hareket planının olmaması ve ülkelerin bu suç ile mücadelede hala önemli eksikliliklerinin olması,
  • Kayıt dışı ekonominin mevcudiyeti ve kayıtlı ekonominin de rekabet edebilirlik noktasında suça yönelmesi,
  • Teknolojik gelişmelere paralel gerekli mevzuat düzenlemelerinin yapılamayışı ve bunun sonucu suçluların yeni teknolojik gelişmelerden faydalanarak kanunun henüz düzenleme altına almadığı alanlardan faydalanmaları.

 

Aklama suçu ile mücadele için hazırlanan Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Yasa, Resmî Gazete’de yayımlandığı 19.11.1996 tarihinden beri yürürlüktedir. Bu Kanuna ilişkin ise Suç Gelirlerinin ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik yayınlanmıştır. Söz konusu yasa ve yönetmelik önemli olmakla beraber çok yetersiz kalmıştır. Mücadele yöntemlerinde özel sektör kamu işbirliğini öngörmemesi, dışarıdan uzman destek hizmetleri alınmasına yönelik eksiklikleri hemen göze çarpmaktadır. Kurulan bir kurumun tek başına mücadele etmesini beklemek günümüzün dünyası için gerçekçi bir yaklaşım değildir.

 

  1. 3.    ADLİ MUHASEBE VE AKLAMA SUÇUYLA MÜCADELE

 

Adli muhasebe, geleneksel muhasebe ve denetim tekniklerinin dışında e-mail analizleri, soruşturma, telefon kayıtları gibi pek çok yeni veya modern teknikleri kullanmaktadır. Suç ve suçluların tespiti gerçekleştirdikleri işlemlerin muhasebesel analizleri işiyle uğraşmaktadırlar. Şirketlerde gerçekleşen yolsuzluk, hile suistimal gibi olumsuz davranışların aydınlatılmasında çalışmaktadırlar. Özellikle şirket yolsuzluklarında şirkette yolsuzluğu gerçekleştiren kişi veya kişiler yolsuzluğun gizlenmesi için bir takım işlemlere girişmektedirler. Adli muhasebeciler olayın gerçek mahiyetini gizlemek için yapılan işlemlerin detaylarına girerek olayı ortaya çıkartmaktadırlar.  Böylece hangi işlemlerin veya belgelerin gerçek olduğunu hangilerinin suni veya sahte olduğu tespit etmektedirler.

 

Suç gelirlerinin aklanması esnasında bir takım aşamaların olduğu herkesçe kabul edilir. Bunlar;

a)      Yerleştirme (ayrıştırma)

b)      Aklama

c)      Bütünleştirme

 

Yerleştirme aşamasında genellikle nakit şeklinde olan suç geliri, kredi kartlarının, bankacılık işlemlerinin bu kadar yaygın kullanıldığı günümüzde dikkat çekmemesi için finansal sisteme aktarılır. Adli muhasebecilerin bu aşamadaki tespitleri daha yoğun olabilmektedir. Çünkü bu aşamada henüz suç geliri ile kaynağı arasındaki bağ belirgin durumdadır. Dolayısıyla bu aşamadan sonra suçun ortaya çıkarılması zorlaşacaktır (Çelik vd. , 2000:55). Devlet yetkilileri, memurlar bu kısımda tespitlerin genelde şüpheli işlem bildirimleri ile tespit edebilmektedirler. Ancak artık günümüzde nakit para taşınması, saklanması nispeten daha kolay olduğu için yurtdışına çıkarılabilmekte ve denetimin daha az olduğu ülkelerde sisteme kolayca aktarılabilmekte daha Türkiye ile ithalat ilişkisi kurularak para bankalar aracılığıyla transfer edilebilmektedir. Nakit para küçük tutarlara bölünerek pek çok kişi tarafından nakit sisteme aktarılabilmektedir. Lüks sayılmayacak mallar nakit para vasıtası ile alınabilmekte daha sonra yasal bir işletme üzerinden bu mallar satılabilmektedir. Kısaca bu aşamada adli muhasebeciler suç gelirinin tespitinde önemli avantajlara sahiptirler.

 

Aklama aşamasında suç geliri normal ekonomik faaliyetlerden elde edilmiş gibi gösterilmeye çalışılır. Suç geliri kaynağından uzaklaştırılarak, paranın kaynağının izinin sürülmesi imkansız hale getirilmeye çalışılır. Normal ekonomik faaliyetlerin taşıdığı hacim, sıklık ve karmaşıklık düzeyinde işlemler gerçekleştirilmeye çalışılır. Burada yapılan karmaşık ve kesintisiz işlemler bir ticaret veya ekonomik işlem varmış gibi bir imaj yarattığından tespit için işlemlerin tüm detaylarının dikkatli bir biçimde analiz edilmesini gerektirir. Aklayıcılar sahte isimler üzerinden gerçek kimliklerini gizleyerek internet üzerinden yaptığı işlemleri herhangi bir kanıt bırakmaksızın çok sayıda işlem ve fonları hesaptan hesaba aktarabilecektir (Yazıcı, 2008:165). Adli muhasebeciler yerleştirme aşamasına göre daha zor ve zaman alan tespitleri bu aşamada da yapmakta ve suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin maliyetleri azaltabilmektedirler. Özellikle bu işlemlerde kullanılan şirketlerin bilanço ve gelir tabloları normal iktisadi faaliyet gösteren işletmelerin mali tablolarına benzemezler. Mali tablo analizleri, veri, madenciliği yöntemleri, Benford yasası uygulamaları, yapay zeka analizleri gibi pek çok yöntem bu aşmada adli muhasebecilere yardımcı olmaktadır.

 

Son aşama olan bütünleştirme aşamasında, suç geliri aklandıktan sonra ilk sahiplerine geri dönmektedir. Genelde bu aşamada paranın kaynağı sorulduğunda belgeler üzerinde yasal bir açıklama kolayca yapılabilir. Bu aşamada adli muhasebeciler sayıların ve belgelerin arkasındaki gerçek durumu tespit etmeye odaklanırlar. Yapılan işlemler ve açıklamalar normal ticari veya sınai faaliyetlerin sonucu olmadığından mutlaka bir takım noktalarda belirli izler kalmış olmaktadır. Hiçbir eğitimi olmayan, faaliyet konusu sektörde hiçbir tecrübesi bulunmayan birisi fabrikatör olduğunu veya yatırım yaptığını iddia etmesi gibi ortada bir takım boşluklar, tutarsızlıklar mutlaka bulunabilmektedir. Adli muhasebeciler bu alanda deneyimli olduklarından tespitleri daha kolay yapabilmektedirler. Araştırmanın boyutlarını belli aşamalara yoğunlaştırarak suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine yönelik işlemleri yakalayabilmektedirler.

 

  1. 4.                  ADLİ MUHASEBE ÇALIŞMA ALANLARI VE AKLAMA SUÇU

 

Adli muhasebeciler esas olarak dava destekleri, uzman şahitlik ve araştırmacı muhasebecilik alanlarında hizmet vermektedirler. Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi hususunda bu adli muhasebe çalışma alanlarının önemi büyüktür. Bunları sırasıyla bu bakış açısıyla inceleyelim.

 

Adli muhasebeciler dava destek hizmetleri kapsamında avukatlara, mağdurlara, mağdur olduğunu düşünen kişilere ya kendi savunmalarını hazırlamak ya da karşı tarafın savunmasını çökertmek amacıyla muhasebesel analiz hizmetleri vermektedirler. Adli muhasebeci bu aşamada dava dosyası ile ilgili bilgileri toplar, değerlendirir, konunun muhasebesel boyutunu adli muhasebe tekniklerini uygulayarak tespit eder. Adli muhasebeciler, muhasebe kayıtlarını,  vergi beyannamelerini banka hareketlerini ve diğer finansal olayları inceleyerek aklama suçu ile ilgili belgeleri ve işlemleri aydınlatmaya çalışırlar. Adli muhasebecinin finansal bilgisi ve uzmanlığı avukatların bu konudaki eksikliliklerinin giderilmesine ve aklama suçuyla ilgili iddianamenin güvenilir veriler ile güçlü bir şekilde oluşturulmasına imkan sağlayabilecektir (Rezaee ve Wells; 2002:303). Adli muhasebeciler dava destek danışmanlığı hizmeti ile mahkeme tarafından avukata sağlanan bir yardımcı meslek elemanı olabileceği gibi avukatlarda davadan önce veya dava aşamasında müşterisini bir adli muhasebeci kiralama ve ondan yardım alma noktasında ikna edebilirler(Telpner ve Mostek 2002:3).

 

Adli muhasebeciler uzman tanıklık hizmeti kapsamında mahkemelerde savcı, hakim ve avukatların sorularını sözlü olarak cevaplamakta mesleki açıklamalarda bulunmaktadırlar. Bilirkişi sisteminden kaynaklanan pek çok sıkıntı örneğin bilirkişinin yazılı olarak kendisini eksik ifade etmesi veya hakimin sormak istediği sorunun net bir şekilde anlaşılamaması gibi problemler ortadan kalkmaktadır. Uzman tanıkların suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesinde de önemli rolleri bulunmaktadır. Bazen kolluk kuvvetleri yakaladıkları olayların mahiyetini muhasebe bilgileri yetersiz olması nedeniyle eksik belgelendirmekte veya savcı iddianamesinde önemli eksiklikler bırakmaktadır. Bu tip durumlarda Hakim olayla ilgili karar vermekte zorlanmakta ve muhasebe konularında uzman bir profesyonelin yardımına ihtiyaç duymaktadır. Daha önce belirttiğimiz gibi mali işlemlerin sayısı, hacmi ve türü çok karmaşık olabileceğinden sadece yazılı açıklamalar olayı tam ifade edemeyebilmektedir. İşte bu tip durumlarda adli muhasebeciler çok önemli görevler üstlenmektedirler.

 

Hile, yolsuzluk ve suistimal denetçiliği uygulamalarında adli muhasebeciler şirketlerde yaşanan çalışan, yönetici, ortaklar veya diğer kişiler tarafından gerçekleştirilen olayları delil ve belgeleriyle tespit ederler.  Adli muhasebecilerin suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesinde en çok hizmet verdikleri alandır. Özellikle düzenleyici kurumlar, emniyet güçleri ve avukatlar bir adli muhasebeci ile anlaşarak menkul kıymet hilelerinin, vergi kaçırmaya yönelik işlemlerin, rüşvet suçunun, sigorta hilelerinin aklama suçunun tespitine yönelik araştırılmasını ve analiz edilmesini isteyebilmektedirler (Shim, Siegel ve Dauber;2008:31). Adli muhasebeci hile denetçiliği veya araştırmacı muhasebecilik hizmeti ile aklama suçunun yerleştirme, ayrıştırma ve bütünleştirme aşamalarında suç gelirlerinin aklanması ile ilgili olarak hileli işlemlerin araştırılması faaliyetlerine yoğunlaşmaktadır. Adli muhasebeciler meslek mensupları olarak aklama suçunun araştırılmasına ve tespitine ilişkin bilgi ve belgeler eşliğinde raporlar sunmaktadırlar. Sunulan raporlarda adli muhasebeciler kendilerini hakim savcı veya avukat yerine koyarak görüş bildiremezler. Tam bir tarafsızlık içerisinde objektif olarak raporun düzenlenmesi esastır.  Adli muhasebeciler işletmelerde finansal işlemleri ve iç faaliyetleri tasarlayan, devamlılığını sağlayan ve kontrolünde görev alan muhasebeci, mali müşavir ve denetçilere aklama suçunun önlenmesi ve ortaya çıkarılmasına yönelik olarak gerek danışmanlık boyutunda ve gerekse fiilen yardımcı olabilmektedirler (Truman ve Reuter; 2004:62).

 

  1. 5.    FUTBOL SEKTÖRÜ VE KARAPARA    

 

OECD’nin karapara aklamayla mücadeleyi yürüten Mali Eylem Görev Gücü “Futbol Sektörü Aracılığıyla Karapara Aklama” konulu raporunu yayınladı. Raporda Türkiye yer almamasına rağmen oldukça aydınlatıcı tespitlerin yer alması nedeniyle raporu önemsiyoruz. Rapora göre, son 20 yılda futbol, eğlence aracı olma boyutunu aşarak küresel bir endüstri haline dönüştü. Futbolun artan ekonomik önemi de, sektöre yapılan yatırımları arttırarak sektörün hızlı büyümesine yol açtı. Ancak bu durum, suç ekonomisi aktörlerinin ilgisini de futbola yönlendirdi.

 

Dünyada yaklaşık 265 milyon kişinin futbol oynadığını belirten rapora göre, bunların sadece  yüzde 8’ini kadınlar oluşturmaktadır. Dünyada resmi kayıtlı futbolcu sayısı 38 milyon, hakem ve diğer yetkililerin sayısı 5 milyon, kulüp sayısı da 301 bin civarındadır. Futbolda sadece Avrupa pazarının büyüklüğü 13,8 milyar liraya ulaşıyor. Bu büyüklük futbol endüstrisinin önemli bir para akışını oluşturarak hile, yolsuzluk, vergi kaçakçılığı ve suç gelirlerinin aklanması gibi olumsuz işlemlerin kolayca gerçekleştirilmesine yol açmaktadır. Raporda, futbolun yasa dışı faaliyetlerde kullanımına olanak veren zayıf yönleri şu şekilde tanımlanmıştır.

 

– Sektöre giriş kolaylığı,

 

– Futbola ilginin büyüklüğü,

 

– Futbolda aracıların çokluğu,

 

-Futbol kulüplerinin yasal yapısının, sınırlı sorumlu özel şirketlerden vakıflara çeşitlilik göstermesi,

 

-Futbol sektörüyle ilgili yasal düzenlemelerin ya da denetimlerin yeterli olmaması veya hiç olmaması,

 

-Futbol sektöründe büyük rakamların dönmesi,

 

-Mali denetim, mali standartlaşma veya mali raporlama konularındaki büyük eksiklikler,

 

-İşlemlerin belgelendirilmesine tekdüzelik eksiklikleri,

 

-Transfer bedellerinde kontrolsüz artışlar,

 

-Futbolcu transfer ücretlerini değerlendiren değerlendirme kuruluşları olmaması,

 

-Futbol kulüplerinin bazılarının mali sıkıntı içerisinde olması,

 

-Oyuncuların suç gelirlerinin aklanması konularındaki bilgisizlikleri,

 

-Futbol kulüplerinin yöneticilerinin çoğunun bu alanda yetersiz olması veya ilgisiz alanlardan örneğin inşaat sektöründen gelmeleri,

 

Rapor Türkiye’yi içermemekle birlikte, sadece konu teorik yönleriyle kalmasın diye futbol sektörünü örnek göstermek istedim.

 

  1. 6.                  SONUÇ

 

Adli muhasebe biliminin veya adli muhasebe uzmanlarının ülkemizde henüz yeterince tanınmaması, bu alanın ne kadar faydalı olabileceğinin de yeterince anlaşılmamasına yol açmaktadır. Ülkemizde muhasebe meslek mensuplarının yeni çalışma ve uzmanlık alanlarına yönelmesi bu konunun önemini daha da arttırmıştır. Bu makalemizde adli muhasebecilerin suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesinde üstlenebilecekleri roller anlatılmak istenmiştir. Konunun sadece teorik boyutta kalmaması için ilgi çeken bir sektör olan futbol sektörü uygulamalarına kısaca değinmiş bulunmaktayız.

 

Adli muhasebe uygulamalarının daha çok tanıtılması için bu tip makale, kitap, tez ve benzeri çalışmaların arttırılmasına ve bu konudaki eğitimlerin yaygınlaşmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Ülkemizde birkaç adli muhasebe şirketi kurulmuş olmasına rağmen bunların yeterli büyüklüğe ulaştığından söz edebilmek mümkün değildir.

 

 

KAYNAKÇA

ÇELİK K. , S.I. KOÇAĞRA ve K., GÜLER(2000); “Karapara Aklama: Tanımı, Aşamaları, Yöntemleri ve İlgili Uluslararası Çalışmalar”, Masak Yayınları, No:1, Ankara

HUSSAIN, S.A., A. HUSSAIN ve K. SAJAWAL (2006); “Governance Of Money Laundering: An Application Of The Principal-Agent Model”, The Pakistan Development Review, 45: 4 Part II (Winter), s. 1121-1122.

KIDD, John ve Frank-Jurgen RICHTER (2002); “Fighting Corruption in Asia: Causes, Effects and Remedies”, World Scientific Publishing Company, Incorporated, London

REZAEE, Zabihollah ve Joseph T. WELLS (2002);  “Financial Statement Fraud: Prevention and Detection”, John Wiley & Sons, Incorporated,  NewYork.

SHIM, Jae, Joel SIEGEL ve Nick, DAUBER (2008); “Corporate Controller’s Handbook of Financial Management”, CCH Incorporated, Chicago.

TRUMAN, Edwin M ve REUTER, Peter(2004); “Chasing Dirty Money: The Fight Against Money Laundering”, Peterson Institute for International Economics,  Washington.

YAZICI, A. (2008); ”Yeni Karapara Aklama Yöntemleri Olarak Akıllı Kartlar ve İnternet”, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (8/2): 153-168.

TELPNER, Zeph ve Michael MOSTEK(2002); “Expert Witnessing in Forensic Accounting: A Handbook for Lawyers and Accountants”, Expert Witnessing Series, Taylor & Francis, Inc., United States.

Bir önceki yazımız olan 2014 Asgari Ücret Net, Asgari Ücret 2014, Asgari Ücret 2014 Ne Kadar başlıklı makalemizde 2014 asgari ücret, 2014 asgari ücret ne kadar ve 2014 yılı asgari ücret tutarları hakkında bilgiler verilmektedir.

SPONSOR REKLAMLAR

Mali Müşavirlere Özel Web Sitesi

BENZER HABERLER

Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!
Evdeki yabancı bakıcı başınıza iş açmasın!

Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe

Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları
Borçlanmalarla Emeklilikte Püf Noktaları

Doğum borçlanması 5510 sayılı Kanunla 2008 yılından itibaren getirilen bir hak. Sadece sigortalılık başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması

10 işçiden 1’i sendikaya üye
10 işçiden 1’i sendikaya üye

1 Mayıs İşçi Bayramı geride kaldı fakat görüldü ki sendikalaşma oranları ülkemizde halen çok düşük. Türkiye örgütlülük konusunda ne

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz


GENEL MUHASEBE

E-BÜLTEN ÜYELİK

E-posta Adresiniz:

NOT: E-postanıza gelen onay linkine tıklayınız. Onay linki gelen kutunuzda bulunmuyorsa, Gereksiz ya da Önemsiz klasörünü kontrol ediniz.

KÖŞE YAZARLARI

escort pendik kartal escort Jigolo Arayan Bayanlar pendik escort porno hikayeleri jigolo